SAĞLIK
08 Nisan 2026 Çarşamba - 16:32 İran’daki savaş mağdurları için Van’dan 3 yardım tırı gönderildi Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun talimatlarıyla hazırlanan ilaç, tıbbi sarf malzemesi ve tıbbi cihaz taşıyan 3 yardım tırı, Van’dan İran’a gitmek üzere yola çıktı. Bölgede devam eden savaş nedeniyle yaşanan insani drama sessiz kalmayan Türkiye, sınır komşusu İran’daki tıbbi ihtiyaçların karşılanması amacıyla yardım seferberliği başlattı. Son iki gündür Türkiye’nin çeşitli illerindeki hastane ve sağlık tesislerinden gönderilen tıbbi malzemeler Van’da toplandı. Gerekli kontrolleri ve yükleme işlemleri tamamlanan 3 tır, bugün öğleden sonra Van’dan uğurlandı. Tırların, Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde bulunan Gürbulak Sınır Kapısı üzerinden İran’daki ihtiyaç sahibi bölgelere ulaştırılması hedefleniyor. "Hummalı bir çalışma yürütüldü" Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Van İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Muhammed Tosun, tırların yola çıkışı öncesinde tüm sağlık personelinin gece boyunca seferber olduğunu belirtti. Yardım malzemelerinin eksiksiz ve sağlıklı bir şekilde teslim edilmesi için tüm hazırlıkların tamamlandığını ifade eden İl Müdürü Tosun, "Maalesef hepinizin de bildiği gibi bir aydır bölgemizde bir savaş devam etmekte. Dün gece itibarıyla kısmi bir ateşkes başlamış durumda. Dün geceden itibaren gerek Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan gerek ülkemizin dışişleri bürokratları ve Sağlık Bakanımız Kemal Memişoğlu’nun talimatlarıyla ilimizden 3 tane ilaç, tıbbi sarf ve tıbbi cihaz yardım tırı toplandı. Bunlar da bugün itibarıyla İran sınırından, İran’daki ihtiyacı olan tıbbi bölgelere götürülmek üzere yola çıkacak" dedi. Çeşitli sağlık tesislerinden Van’da toplanan cihazların tamamen kontrollerinin yapıldığını dile getiren Tosun, "Dün gece saatlerinde gelen talimatla da bugün tırların karşı tarafa geçirilmesi bizlere iletildi. İl Sağlık Müdürlüğümüzün çalışanları, hastanelerimizin çalışanları ve yöneticilerimiz hummalı bir çalışmayla bu 3 tırı, tüm imkanlarımızı seferber ederek hazırladı. Bakanımızın talimatıyla inşallah bugün Van’dan yola çıkarak Doğubayazıt’taki sınır kapısından İran’daki kardeşlerimize yardım amaçlı teslim edilmek üzere gidecek. Bizim temennimiz bu savaşın tamamen sona ermesidir. Bu savaşın tamamen sona ermesi için de Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın büyük bir öncülük ettiğini biliyoruz. Bu yardımlar büyük ihtimalle devam edecek. Biz de Van İl Sağlık Müdürlüğü olarak bakanımızın öncülüğünde bunları eksiksiz bir şekilde karşıdaki hem meslektaşlarımıza hem de ihtiyacı olan İranlı kardeşlerimize ulaştırmak için elimizden gelen her şeyi yapacağız" diye konuştu.
Dr. Erşan’dan akciğer kanseri uyarısı; "Sigara sadece içeni değil, çevresindekileri de zehirler"
01 Kasım 2025 Cumartesi - 13:58 Dr. Erşan’dan akciğer kanseri uyarısı; "Sigara sadece içeni değil, çevresindekileri de zehirler" ’Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı’ dolayısıyla açıklamalarda bulunan Kayseri İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan; akciğer sağlığının korunmasının toplum sağlığı açısından hayati öneme sahip olduğunu belirterek önemli uyarılarda bulundu. Dr. Erşan; akciğer kanserinin hem dünyada hem de ülkemizde en sık görülen kanser türlerinden biri olduğunu hatırlatarak erken tanının önemine dikkat çekerek. "Akciğer kanseri çoğu zaman sessiz ilerleyen bir hastalıktır. Uzun süren öksürük, nefes darlığı, göğüs ağrısı, balgamda kan ya da açıklanamayan kilo kaybı gibi belirtiler ortaya çıktığında zaman kaybetmeden bir hekime başvurmak gerekir" dedi. Akciğer kanserinin büyük ölçüde önlenebilir bir hastalık olduğunu vurgulayan Dr. Erşan; en önemli risk faktörünün sigara olduğuna dikkat çekerek; "Akciğer kanserlerinin yaklaşık yüzde 90’ı sigara kullanımına bağlı gelişiyor. Her bir sigara, akciğer dokusuna mikroskobik düzeyde zarar verir ve bu hasar zamanla geri dönülmez hale gelir. Üstelik yalnızca içen kişi değil, pasif içiciler de aynı riski taşır. Bu nedenle hem kendi sağlığımız hem de sevdiklerimizin sağlığı için tütünden uzak durmak zorundayız" ifadelerini kullandı. Sigara bırakmak isteyen vatandaşlara da çağrıda bulunan Erşan, şunları kaydetti; "Bırakmak isteyen hiç kimse yalnız değil. Aile hekimlerimiz, Sağlıklı Hayat Merkezleri bünyesinde hizmet sunan sigara bırakma polikliniklerimiz ve ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı vatandaşlarımıza ücretsiz destek sunuyor. Karar vermek ilk adım, biz her zaman vatandaşımızın yanında olmaya devam edeceğiz." "Akciğer sağlığı yaşam tarzı ile yakından ilgilidir" Dr. Erşan, akciğer kanserinin yalnızca tütünle değil, çevresel ve yaşam tarzı faktörleriyle de ilişkili olduğunu belirterek; ""Temiz hava, akciğerin en doğal ilacıdır. Özellikle kış aylarında evlerin iyi havalandırılması, soba ve bacaların düzenli kontrol edilmesi gerekir. Hava kirliliği yüksek günlerde dışarıda uzun süre kalmaktan kaçınmak, düzenli yürüyüş yapmak ve sağlıklı beslenmek akciğerleri güçlendirir. Ayrıca grip ve zatürre aşıları, akciğerleri enfeksiyonlara karşı korumada önemli rol oynar" ifadelerini kullandı. Dr. Erşan açıklamasını şu sözlerle tamamladı; "Akciğer kanseri, geç fark edildiğinde ölümcül olabilir; ancak erken yakalandığında tedavi edilebilir bir hastalıktır. Her birey kendi bedeninin ilk gözlemcisidir. Uzun süren öksürük, göğüs ağrısı veya nefes darlığı gibi belirtiler ‘geçer’ denilerek ertelenmemelidir. Unutulmamalıdır ki kanserde erken tanı hayat kurtarır."
Sağlık Bakanlığı’ndan Gaziantep’e 16 yeni ambulans
01 Kasım 2025 Cumartesi - 13:09 Sağlık Bakanlığı’ndan Gaziantep’e 16 yeni ambulans Sağlık Bakanlığı tarafından Gaziantep’e 16 adet tam donanımlı acil yardım ambulansı tahsis edildi. Sağlık Bakanlığı, Gaziantep’in acil sağlık hizmetleri filosu güçlendirerek 16 adet tam donanımlı acil yardım ambulansı tahsis etti. Yeni ambulanslar, kent genelinde acil sağlık hizmetlerinin kalitesini yükseltmeyi ve vatandaşlara daha hızlı ulaşmayı hedefliyor. Yeni ambulanslar sayesinde şehir merkezi ve ilçelerdeki acil sağlık hizmetlerinin etkinliğinin artması beklenirken vakalara müdahale sürelerinin de kısalması amaçlanıyor. Araçlar, ileri teknoloji tıbbi donanımlarla hasta taşıma ve müdahale ekipmanları tam donanımlı şekilde hizmet verecek. "Gaziantep’in sağlık kapasitesini sürekli artırıyoruz" İl Sağlık Müdürü Dr. Beytullah Şahin, ambulansların Gaziantep’e kazandırılmasının kentte sunulan acil sağlık hizmetlerini önemli ölçüde güçlendireceğini belirterek, "Gaziantep’in sağlık kapasitesini her alanda artırmak için yoğun şekilde çalışıyoruz. Sağlık Bakanlığımızın hedefi ve desteğiyle yürüttüğümüz girişimler sonucunda, 16 yeni tam donanımlı ambulansı ilimize kazandırmanın gururunu yaşıyoruz. Bu araçlar, vatandaşlarımızın sağlık hizmetine daha hızlı ve güvenli şekilde ulaşmasına katkı sağlayacaktır" dedi. "Hedefimiz her vatandaşa en hızlı şekilde ulaşmak" Dr. Şahin, Gaziantep’in güçlü bir sağlık altyapısına sahip olması için çalışmaların kararlılıkla sürdüğünü vurgulayarak, "Sağlık hizmetlerimizin kalitesini yükseltmek, her vatandaşımıza en kısa sürede ulaşmak temel hedefimizdir. Bu yatırımlar, ekiplerimizin özverili çalışmalarıyla birlikte büyük bir sinerji oluşturacaktır" diye konuştu. İl genelinde hizmet verecek olan 16 yeni ambulansın kısa süre içinde göreve başlamasıyla, acil vakalara müdahale hızının artması ve vatandaşların sağlık hizmetine erişiminin kolaylaşması bekleniyor.
Tıp literatüründeki 6. tümör vakası
01 Kasım 2025 Cumartesi - 12:06 Tıp literatüründeki 6. tümör vakası Nadir görülen tükürük bezi tümörlerinden biri olan ve nefes borusunda literatürde yalnızca 6’ncı kez rastlanan tümöral kitle, Samsun’da bronkoskopik kriyoterapi yöntemiyle tedavi edildi. Vaka, tüm organlarda yerleşen tümörler arasında ise dünyadaki 120’nci örnek olarak dikkat çekiyor. Öksürük ve nefes darlığı şikayetiyle farklı illerdeki birçok hastaneye başvuran 50 yaşındaki Vural Türkmen, kendisine önerilen tedavi yöntemlerinden tatmin olmadı. Araştırmalarının ardından Medicana International Samsun Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hüseyin Ulaş Çınar’a başvuran Türkmen’e yapılan tetkiklerde çok nadir görülen bir tümöral kitle tespit edildi. Bunun üzerine Doç. Dr. Çınar, tıp literatürüne girecek kadar ender rastlanan bu vakada tümörü "dondurarak yok etme" yöntemiyle tedavi ederek hastayı sağlığına kavuşturdu. "Nefes borusunda tespit edilen 6‘ncı, tükürük bezi dahil diğer organlarda tespit edilen literatürdeki 120. hasta" Tedavi ettikleri Türkmen’in hastalığının tıpta çok nadir bir hastalık olduğuna dikkat çeken Göğüs Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hüseyin Ulaş Çınar, "Hastamız, kronik öksürük ve nefes darlığı nedeniyle araştırılan bir hastaydı. Akciğer tomografisinde nefes borusunun iç yüzeyinde ve nefes borusunun yaklaşık yarıya kadar tıkayan tümöral kitle lezyonu tespit edildi. Buradan yapılan biyopsi sonucunda da çok nadir görülen bir tümör cinsi olan düşük dereceli epitelyal-myoepitelyal karsinom tanısı kondu. Bu tümör özellikle tükürük bezlerinde yerleşen ve literatürde toplam sayısı 120 vakayla sınırlandırılmış bir tümör cinsidir. Nefes borusunda görülen toplam vaka sayısı da bildiğimiz kadarıyla bugüne kadar literatürde 5’tir. Bizim hastamızda 6’ncı hasta olmaktadır. Bu tümörün düşük dereceli bir karsinom olması ve literatürde sınırlı sayıda görülmesinden dolayı tedavisi konusunda henüz net bir fikir birliği yoktur. Tümör, cerrahi olarak tedavi edilebildiği gibi bizim yaptığımız şekilde bronkoskopik kapalı non-invazif yöntemlerle de tedavi etmek mümkündür. Hastamızın ameliyat konusunda ciddi anksiyetelerinin olması ve bizden önceki yapılan 5 vakanın 3’ünün bronkoskopik yöntemlerle tedavi edilmiş olması ve bronkoskopik yöntemlerle tedavi edilen bu tümörlerin uzun süre olumlu sağ kalım sonuçlarının mevcut olmasından dolayı biz de hastamıza bu bronkoskopik tedavi yöntemini önerdik" dedi. "Dondurarak tümörü yok ettik, bundan önceki 5 hastanın 3’ünde de bu yöntem kullanılmıştı" Tıp literatürüne giren hastaya uyguladıkları tedavinin de daha önce 3 hastaya uygulandığını dile getiren Doç. Dr. Çınar, "Bronkoskopik tedavi yöntemlerinden ‘kriyoterapi’ dediğimiz dondurarak tedavi etme, tümörleri dondurarak öldürme, yok etme yöntemini tercih ettik. Bu tedavi yönteminde kameralı bir bronkoskop aracılığıyla ‘kriyoprob’ dediğimiz uzun ince bir telin, tümörlü hücreye temas ettirilip dakikada yaklaşık -100 santigrat derecede, soğuk gaz uygulanması yoluyla uygulanan bir tedavi yöntemidir. Tümörleri hızlı bir şekilde dondurup, öldürüp, parçalanmasını ve bu şekilde de ilgili alandan koparılıp çıkarılmasını sağlar. Bu vaka da bizim bölgemizde bronkoskopik kriyoterapi dediğimiz ‘dondurarak tümör yok etme işlemi’ de Karadeniz bölgesinde bildiğimiz kadarıyla ilk vaka. Hastamızın dün akşam saatlerinde işlemini yaptık. Bugün gayet sağlıklı, herhangi bir komplikasyon veya şikayeti olmadığı için de bugün öğlen saatlerinde taburculuğunu planlıyoruz. Bundan sonraki süreçte yaklaşık 3’er aylık takiplerle yakın takibini yapacağız. Gerekirse veya herhangi bir şikayet olduğunda aralıklı bronkoskopilerle işlem yaptığımız bölgenin kontrolünü yapacağız. Bu şekilde de uzun, sağlıklı bir sağ kalım sürecini hedefleyeceğiz" şeklinde konuştu. Tedavinin ardından öksürük sorununun gittiğini ve rahat nefes aldığını ifade eden Vural Türkmen ise "Amasya Suluova’dan tedavi olmak için Samsun’a geldim. Öncesinde öksürük şikayeti ile başka hastanelere başvurdum. İstanbul’a da gittim. Farklı tedavi yöntemleri söyleyerek ileri bir tarihe gün verdiler. Araştırmalar sonucunda Ulaş hocamızı buldum. En büyük şikayetim öksürüktü. Genelde sabahları oluyordu. Yürüyüş yaptığımda da öksürüyordum. Gerçekleştirilen operasyonun ardından gayet sağlıklıyım. Nefes almada zorluk ve öksürük problemlerim gitti. Nefes borum açıldığı için bir sorun yaşamıyorum. İnşallah ilerleyen süreçten tamamen kurtulurum" ifadelerini kullandı.
Sağlıklı hayat merkezlerine tek tıkla ulaşım mümkün!
01 Kasım 2025 Cumartesi - 11:05 Sağlıklı hayat merkezlerine tek tıkla ulaşım mümkün! Sağlık Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen yeni düzenleme ile kronik hastalıkların düzenli takibinin yapıldığı ve vatandaşlara yönelik koruyucu sağlık hizmetlerinin sunulduğu sağlıklı hayat merkezlerine vatandaşların ulaşımı daha kolay olacak. Sağlık Bakanlığı, ülke genelinde sağlıklı hayat merkezleri için MHRS üzerinden randevu almayı sağlayan yeni düzenlemeyi hayata geçirdi. Düzenleme ile tütün bağımlılığından kurtulmak, psikolojik destek almak, gebelik süreci hakkında bilgi sahibi olmak, diyetisyen ya da çocuk gelişimi danışmanlığı hizmeti almak isteyen vatandaşlar, MHRS ile istediği sağlıklı hayat merkezinden randevu alabilecek. Konuyla ilgili açıklamalarda Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin, uygulamanın Bursa’daki 14 sağlıklı hayat merkezini de kapsadığını dile getirdi. Sağlıklı hayat merkezlerinin aile hekimliği sistemini güçlendirerek, birçok koruyucu sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırdığını belirten Uzm. Dr. Çetin, böylece hastanelerin yükünü hafiflettiğine dikkat çekti. Hedef yaşam kalitesini yükseltmek Bu merkezlerin toplumun yaşam kalitesini yükseltecek alışkanlıkları kazandırmayı amaçladığını ifade eden Çetin, "Sağlıklı hayat merkezlerinde; diyetisyen rehberliğinde sağlıklı beslenme danışmanlığı, fizyoterapist eşliğinde fiziksel aktivite alışkanlığı kazandırılması, sağlıklı gebelik için eğitim programları, bireyin tütün ve benzeri zararlı alışkanlıklardan kurtulması için poliklinik hizmetleri, psikolojik danışmanlık hizmeti ve çocuk gelişim hizmetleri gibi koruyucu sağlık hizmetleri profesyonel sağlık ekipleri tarafından verilmektedir." şeklinde konuştu. Sağlıklı hayat merkezlerinin MHRS’ye entegre edilmesi ile birlikte vatandaşların ulaşımının daha da kolaylaştığını vurgulayan Çetin, "Bu hizmetlerden yararlanmak isteyen vatandaşlarımız MHRS üzerinden randevu oluşturabilecek. Bu vesile ile tüm vatandaşlarımızı sağlıklarını korumak ve geliştirmek için sağlıklı hayat merkezlerine davet ediyorum." ifadelerini kullandı.
Açık kalp ameliyatına gerek kalmadı: 51 yaşındaki hastaya yeni kapak kasıktan takıldı
01 Kasım 2025 Cumartesi - 10:51 Açık kalp ameliyatına gerek kalmadı: 51 yaşındaki hastaya yeni kapak kasıktan takıldı Daha önce 3 kez açık kalp ameliyatı olan 51 yaşındaki hastaya, bu kez Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde kasıktan girilerek yeni kapak takıldı. Daha önce 3 kez açık kalp ameliyatı geçiren 51 yaşındaki hasta Kiraz Ay, şikayetleri üzerine Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’ne başvurdu. Kardiyoloji bölümünde muayene olan Ay’ın triküspit kapağında ciddi darlık ve triküspit yetersizlik saptandı. Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Çağrı Yayla, hasta Ay’ın açık kalp ameliyatını kaldıramayacağından dolayı nadir yapılan bir tedavi yöntemi uyguladı. Bu kez kasıktan girilerek yeni kalp kapağı takılan Ay, 1 hafta içinde normal hayatına döndü. Prof. Dr. Yayla hastanın şikayetleri üzerine hastaneye geldiğini belirterek, "Hem aortuna, hem mitral kapağına, hem triküspit kapağına ayrı ayrı operasyonlar yapılmış. En son yaklaşık 2 yıl önce yine 2 kapağına ve triküspit kapağına da onarım yapılmış ve biyoprotez kapak yerleştirilmiş. Hasta bize kontrole geldiğinde şikayetleri vardı. Baktığımızda ekosunda, triküspit kapağında hem ciddi darlık, hem de ciddi triküspit yetersizliği saptadık" diye konuştu. Hastanın bir ameliyatı daha kaldıramayacağını dile getiren Yayla, "Hastaya endikasyon olarak tekrar ameliyatı kaldıramayacağı için biz burada femoral arterden yani kasıktan girerek, biyoprotez kapağının içine balon ekspandör bir kapak yerleştirdik" ifadelerini kullandı. "Bu uygulama nadir yapılan bir uygulama" Bu işlemin nadiren yapıldığını ve hastaların işlem sonrasında hızlı bir şekilde normal hayatlarına döndüklerini aktaran Yayla, sözlerini şöyle sürdürdü: "Hastanın işlem süresinde de aslında genel bir baygınlığı da olmadı. Anestezi eşliğinde bu kapağı birkaç yerde takıyoruz biz. İşlemden sonra da hasta çok rahat mobilize oldu. Hiçbir problem de olmadı. İşlemden sonra da genel durumu iyiydi. Bu uygulama nadir yapılan bir uygulama. Bizim merkezimizde de yeni yeni yapılmaya başlandı. Son yıllarda giderek artmakta. Çünkü perkütan yöntemle kapatmak ameliyat riskini daha da azalttığı için son dönemlerde yaygınlaşıyor. Bizim merkez de bunu nadir yapan üçüncü basamak merkezlerden biri." "Zamanında ve uygun dönemde müdahale edersek hastaları kalp yetmezliğinden koruyoruz" Erken müdahalenin önemini vurgulayan Yayla, "Şimdi bu hastalar eğer bu kapaklara müdahale etmezsek zamanla kulakçık ve karıncık dediğimiz genişlemeler, kalp yetersizliği, akciğer basıncının artması sonrası akciğer yetmezliği ve akciğer basıncının artması sonrası kalp yetmezliği, vücutta ödem ve şişliklerle sık sık hastane yatışları oluyor. Eski günlük yapabildiği işleri, ev işlerini ya da günlük yaşantısını idame ettiremiyor. Daha çabuk yoruluyor. Bir iki kat merdiven çıkarken daha çok zorlanıyor. En sonunda da kalp fail edip belki de kalp yetmezliğine hastalar vefat ediyor. Biz buraya zamanında ve uygun dönemde müdahale edersek hastaları kalp yetmezliğinden koruyoruz. Günlük yaşamlarında yine aynı şekilde hastanın yaşam kalitesinde düzelme sağlanıyor. Yine bu ölüm veya hastaneye yatışları da azaltan bir işlem olarak günümüzde yer alıyor" şeklinde konuştu. "Önceki ameliyatlar çok zordu" Hasta Kiraz Ay, geçirdiği işlemin önceki ameliyatlara göre daha kolay ve rahat olduğunu belirterek, "Şu an iyiyim. Ameliyat kararı alındığında üzüldüm, çok stres yaptım yoğun bakıma yatacaksın deyince şok oldum. 1 yıl anca olmuştu ameliyat olalı. Önceki ameliyatlar çok zordu. 2 kişi kaldırıp yatırıyor. Tek başına kalkamıyorsun, oturamıyorsun hiçbir ihtiyacını karşılayamıyorsun. Bu daha rahat. 1 hafta içinde toparlıyorsun ama diğer ameliyatlarda 2 -3 ay yatıyorsun sırt üstü hiç kalkmadan" dedi.
TVHB Başkanı Eroğlu: "Kesinleşmemiş vakaların "deli dana" olarak sunulması etiği açısından doğru değildir"
01 Kasım 2025 Cumartesi - 10:47 TVHB Başkanı Eroğlu: "Kesinleşmemiş vakaların "deli dana" olarak sunulması etiği açısından doğru değildir" Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Başkanı Ali Eroğlu, "Kesinleşmemiş vakaların ‘deli dana’ olarak sunulması etiği açısından doğru değildir. Bu tür paylaşımlar halkta gereksiz paniğe yol açabilmektedir" dedi. Son günlerde Ankara’da ve Bolu’da ‘deli dana hastalığı’ olarak ifade edilen Creutzfeldt-Jakob Hastalığı (CJD) veya varyantı olan vCJD vakalarının görüldüğüne dair iddialar Türkiye gündemini meşgul etmişti. TVHB Başkanı Ali Eroğlu yaptığı yazılı açıklamada, konuyu bilimsel veriler doğrultusunda halk sağlığı boyutuyla yakından izlediğini ve süreci takip edeceklerini belirtti. Eroğlu ayrıca, kesinleşmemiş vakaların ‘deli dana’ hastalığı olarak lanse edilmemesi gerektiğini de vurguladı. "Sağlık Bakanlığı’ndan resmi bir açıklama yapılmamıştır" Konuyla ilişkin yazılı açıklamalarda bulunan TVHB Başkanı Ali Eroğlu, hastalanan vatandaşların tanısının kesinleşmediğini belirterek, "Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde halk arasında ‘deli dana’ olarak bilinen merkezi sinir sistemini etkileyen hastalık şüphesiyle tedavi gören bir kişiyle ilgili tanının kesinleşmediği, laboratuvar bulgularında net bir CJD tablosu olmadığı açıklanmıştır. Ayrıyeten Bolu’da ‘beyin-omurilik sıvısında testi pozitif çıktı’ iddiaları da doğrulanmamış, Sağlık Bakanlığı’ndan resmi bir açıklama yapılmamıştır. Süngerimsi beyin hastalıklarının tanısı ancak örneklerin ileri tekniklerle analizi ile mümkün olup kesinleşmemiş vakaların ‘deli dana’ olarak sunulması etiği açısından doğru değildir. Bu tür paylaşımlar halkta gereksiz paniğe yol açabilmektedir. Halk arasında ‘deli dana hastalığı’ olarak bilinen asıl adı ‘Bovine Spongiform Encephalopathy’ yani Sığırların Süngerimsi Beyin Hastalığı olan BSE, sığırların merkezi sinir sistemini etkileyen, prion adı verilen anormal proteinlerin yol açtığı ölümcül bir nörolojik, kronik dejeneratif hastalıktır. Bu hayvanlara ait dokuların tüketilmesi neticesinde insanlarda bu hastalık, Variant Creutzfeldt-Jakob Hastalığı (vCJD)’na neden olmaktadır" açıklamalarında bulundu. "Dünya genelinde yalnızca 232 insan vakası bildirilmiştir" Türkiye’deki sığırlarda da BSE hastalığının gözlemlenmediğini, hastalığın Avrupa’dan dünya geneline yayıldığını belirten Eroğlu, "Hastalık özellikle 1990’lı yıllarda Avrupa’da koyun ve sığırlarla ilişkilendirilmiş olup dünya genelinde yalnızca 232 insan vakası bildirilmiştir. Vakaların çoğu 1998-2003 yılları arasında Avrupa’da görülmüştür. Ancak İngiltere başta olmak üzere sığır varlığında önemli kayıpların oluşmasına neden olmuştur. Türkiye’de ise bugüne kadar Sağlık Bakanlığı tarafından doğrulanmış bir vCJD vakası bildirilmemiştir. Benzer şekilde Türkiye’de sığırlarda da BSE hastalığı tespit edilmemiştir. Gerek sığırlarda görülen BSE gerekse de insanlarda neden olduğu vCJD kuluçka süresi çok uzundur. Bu süre sığırlarda 3-7 yıl olarak bilinmektedir. Bu nedenle veteriner ve beşeri sağlık otoritelerinin sürveyans ve kayıt sistemlerini koordineli biçimde yürütmesi gereklidir. Hastalık erken dönemde davranış değişiklikleri, depresyon, anksiyete, hafıza kaybı, konuşma bozuklukları, konsantrasyon güçlüğü ve yorgunluk gibi psikiyatrik belirtiler görülebilir. İlerleyen evrelerde koordinasyon bozukluğu, kaslarda istemsiz kasılmalar, denge kaybı, görme bozuklukları, konuşma güçlüğü ve ağır nörolojik kayıplar ortaya çıkar. Hastalık ilerleyici ve ölümcüldür; tanı çoğu zaman ölüm sonrası özellikle beyin dokusunun analizlerle kesinleşir ve günümüzde etkili bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır. Bu nedenle esas olan hastalıktan korunmaktır. Hastalığa neden olan prion proteinler klasik pişirme ve sterilizasyon yöntemlerine de dirençlidir. Bu bağlamda sığırlarda veya sığır etlerinde hastalığın veteriner hekimler tarafından teşhis edilerek şüpheli olanların gıda zincirinden çıkarılması en etkili korunma yöntemidir" ifadelerini kullandı. "Doğrulanmamış haberlerle paniğe neden olunmaması gerektiğini vurguluyoruz" TVHB Başkanı Eroğlu, halkın kesinleşmemiş iddialarla paniğe kapılmaması gerektiğini belirterek şu ifadelere yer verdi: "Kamuoyunu bilgilendirmekle birlikte, doğrulanmamış haberlerle paniğe neden olunmaması gerektiğini vurguluyoruz. Halk sağlığı açısından öncelikli husus, riskli materyallerin gıda ve yem zincirinden uzak tutulması, et ve et ürünlerinin denetimlerinin kesintisiz sürdürülmesidir. Bu kapsamda, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı’nın ulusal prion hastalıkları izleme ağını etkinleştirmesi, laboratuvar kapasitesini güçlendirmesi büyük önem taşımaktadır. Veteriner hekimler, hayvan sağlığı ve gıda güvenliği zincirinin ilk halkasında yer almakta; zoonotik hastalıkların önlenmesi ve kontrolünde kritik rol üstlenmektedir. Tek sağlık yaklaşımı çerçevesinde insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte ele alan politikalar geliştirilmelidir. Basın organlarının da doğrulanmamış bilgileri ‘vaka’ olarak sunmaktan kaçınması, halk sağlığı konularında bilimsel doğrulama ilkesine bağlı kalması etik sorumluluktur. Ayrıca, basında hastalığın deli dana olarak isimlendirilmesi bilimsel olarak da yanlıştır. Creutzfeldt-Jakob Hastalığı ve insanlardaki diğer Prion hastalıkları genetik temelli de olabilmektedir. Diğer bir deyişle insanlarda doğal olarak bulunan PrP geninin mutasyonuyla şekillenebilmektedir. Bu nedenle, milyonda bir de olsa insanlarda sporadik Prion hastalığının görülmesi bilimsel olarak mümkündür. Ancak, iş bu bildiriye konu olan şüpheli vakaların neden henüz bilinmeden ‘deli dana’ olarak isimlendirilmesi ile toplum nezdinde hastalığın kaynağının sığırlar veya hayvansal gıdalar olduğu kanaatini oluşturulmakta, yanlış bilgilendirilme yapılmaktadır. Temelsiz olan bu yönlendirme ise ülke hayvancılığına ve toplumun iyi beslenmesi için elzem olan hayvansal gıda algısına ciddi zarar verebilmektedir. Türk Veteriner Hekimler Birliği, halk sağlığıyla doğrudan ilişkili konularda bilime, şeffaflığa ve ulusal denetim mekanizmalarının güçlendirilmesine dayalı tutumunu sürdürecektir."