SAĞLIK
08 Nisan 2026 Çarşamba - 16:32 İran’daki savaş mağdurları için Van’dan 3 yardım tırı gönderildi Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun talimatlarıyla hazırlanan ilaç, tıbbi sarf malzemesi ve tıbbi cihaz taşıyan 3 yardım tırı, Van’dan İran’a gitmek üzere yola çıktı. Bölgede devam eden savaş nedeniyle yaşanan insani drama sessiz kalmayan Türkiye, sınır komşusu İran’daki tıbbi ihtiyaçların karşılanması amacıyla yardım seferberliği başlattı. Son iki gündür Türkiye’nin çeşitli illerindeki hastane ve sağlık tesislerinden gönderilen tıbbi malzemeler Van’da toplandı. Gerekli kontrolleri ve yükleme işlemleri tamamlanan 3 tır, bugün öğleden sonra Van’dan uğurlandı. Tırların, Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde bulunan Gürbulak Sınır Kapısı üzerinden İran’daki ihtiyaç sahibi bölgelere ulaştırılması hedefleniyor. "Hummalı bir çalışma yürütüldü" Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Van İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Muhammed Tosun, tırların yola çıkışı öncesinde tüm sağlık personelinin gece boyunca seferber olduğunu belirtti. Yardım malzemelerinin eksiksiz ve sağlıklı bir şekilde teslim edilmesi için tüm hazırlıkların tamamlandığını ifade eden İl Müdürü Tosun, "Maalesef hepinizin de bildiği gibi bir aydır bölgemizde bir savaş devam etmekte. Dün gece itibarıyla kısmi bir ateşkes başlamış durumda. Dün geceden itibaren gerek Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan gerek ülkemizin dışişleri bürokratları ve Sağlık Bakanımız Kemal Memişoğlu’nun talimatlarıyla ilimizden 3 tane ilaç, tıbbi sarf ve tıbbi cihaz yardım tırı toplandı. Bunlar da bugün itibarıyla İran sınırından, İran’daki ihtiyacı olan tıbbi bölgelere götürülmek üzere yola çıkacak" dedi. Çeşitli sağlık tesislerinden Van’da toplanan cihazların tamamen kontrollerinin yapıldığını dile getiren Tosun, "Dün gece saatlerinde gelen talimatla da bugün tırların karşı tarafa geçirilmesi bizlere iletildi. İl Sağlık Müdürlüğümüzün çalışanları, hastanelerimizin çalışanları ve yöneticilerimiz hummalı bir çalışmayla bu 3 tırı, tüm imkanlarımızı seferber ederek hazırladı. Bakanımızın talimatıyla inşallah bugün Van’dan yola çıkarak Doğubayazıt’taki sınır kapısından İran’daki kardeşlerimize yardım amaçlı teslim edilmek üzere gidecek. Bizim temennimiz bu savaşın tamamen sona ermesidir. Bu savaşın tamamen sona ermesi için de Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın büyük bir öncülük ettiğini biliyoruz. Bu yardımlar büyük ihtimalle devam edecek. Biz de Van İl Sağlık Müdürlüğü olarak bakanımızın öncülüğünde bunları eksiksiz bir şekilde karşıdaki hem meslektaşlarımıza hem de ihtiyacı olan İranlı kardeşlerimize ulaştırmak için elimizden gelen her şeyi yapacağız" diye konuştu.
Uzm. Dr. Ahmet Köse: "Kalbinde üfürüm duyulan her çocuğun değerlendirilmesi gerekir"
02 Kasım 2025 Pazar - 10:07 Uzm. Dr. Ahmet Köse: "Kalbinde üfürüm duyulan her çocuğun değerlendirilmesi gerekir" SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı / Çocuk Kardiyolojisi Bilim Dalı’nda görev yapan Uzm. Dr. Ahmet Köse, kalbinde üfürüm duyulan her çocuğun, Çocuk Kardiyolojisi uzmanı tarafından muayene edilip, elektrokardiyografi (EKG) ve ekokardiyografi (EKO) ile üfürümün nedeni açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Normal kalp seslerinin, kalp döngüsü boyunca kalpteki kan akımı ve basınç değişikliklerine yanıt olarak dört ana kapağın kapanmasından kaynaklandığını hatırlatan Uzm. Dr. Köse, "İlk kalp sesi S1 "lup", ikinci kalp sesi S2 "dup" şeklinde duyulur. Üfürüm; bu seslerden farklı olarak stetoskop ile duyulan adeta üflemeye benzeyen sese verilen isimdir. Kanın kalp ve damarlar içerinde basınçlı bir şekilde pompalanması sırasında kan akımında meydana gelen değişiklikler nedeni ile oluşur ve duyulur. Üfürümler masum ve patolojik olarak ikiye ayrılır. Çocukların yüzde 50-80’inde hayatlarının bir döneminde duyulan ve genellikle çocuk büyüyüp göğüs kafesi kalınlaşınca duyulmaz olan üfürümlere masum üfürüm denir" dedi. Kalbinde üfürüm sesi duyulan çocukların çoğu zaman şikayetinin olmadığını ve ailelerin bu durumu fark edemediklerini kaydeden Uzm. Dr. Köse, "Doktor tarafından üfürüm duyulunca haklı olarak aileler panik ve endişeye kapılırlar. Üfürüm nedeni ile mutlaka Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı tarafından değerlendirme yapılmalıdır. Yapılan muayene, EKO ve EKG incelemesi sonucu üfürümün masum veya patolojik olduğu tespit edilir" ifadelerini kullandı. Uzm. Dr. Köse, en sık duyulan üç masum üfürüm tipini özetleyerek, "1. Klasik vibratuar üfürüm (Still üfürümü): İman tahtası kemiğinin sol orta kenarında veya sol alt kenarı ve apeks arasında en şiddetli, 2-3/6 derecede, düşük frekanslı ve kasılma fazının ortasında. 3-6 yaş arası, bazen bebeklikte duyulabilir. 2. Pulmoner ejeksiyon üfürümü: İman tahtası kemiğinin sol üst kenarında en şiddetli, erken-kasılma evresinde, 1-3/6 derece şiddetinde, üfler tarzda ve 8-14 yaş arasında en sık adölesanlarda duyulur. (Atrial Septal Defekt, kalp kulakçıkları arasında delik) ve akciğer damar kapak darlığı ile ayrımının iyi yapılması gerekir. 3. Yenidoğanın pulmoner akım üfürümü: İman tahtası kemiğinin sol üst kenarında en şiddetli, en iyi sol ve sağ göğüs duvarına, koltukaltına ve sırta yayılır, kasılma fazında ve 1-2/6 şiddetinde duyulur. Yenidoğanlarda duyulur, bebekte anormal yüz görünümü yok ise genellikle 3-6 aya kadar kaybolur" ifadelerine yer verdi. "Masum üfürümleri olan çocuklarda ailevi bir kalp hastalığı yoksa, kalple ilgili şikayeti olmadıkça ve herhangi bir muayenesinde üfürümde anormal değişiklik yoksa takibi, tedavisi ve efor kısıtlaması gerekmez" diyen Uzm. Dr. Köse, çocuğu takip eden hekimin üfürümün şiddeti ve karakterinde değişiklik tespit ederse, beraberinde çocuğun daha sonradan çabuk yorulma, bayılma, eforla göğüs ağrısı gibi şikâyeti de varsa tekrar değerlendirilmesini isteyebileceğini söyledi. Uzm. Dr. Köse, aşağıdaki durumlardan birinin veya daha fazlasının olması durumunda üfürümün patolojik olmasının daha ihtimal olduğunu ve Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı tarafından mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini bildirerek, "1. Çocukta çok terleme, kilo alamama, hızlı nefes alıp verme, morarma, göğüs ağrısı, bayılma gibi şikayetler varsa 2. Akciğer filminde anormal kalp bulguları tepsit edilirse 3. Anormal EKG eşliği 4. Kalbin gevşeme fazında duyulan üfürümler 5. Şiddetli (3/6 şiddetinde veya trilin (Kedi mırlaması gibi) eşlik ettiği) üfürümler 6. Deri ve dil-dudaklarda mavi-mor renk değişikliği fark edilirse 7. Anormal derecede kuvvetli veya zayıf nabızlar mevcutsa 8. Anormal kalp sesleri (Kalp sesleri çok sert, fazladan duyulan sesler" diye konuştu. Uzm. Dr. Köse, kalpteki delik, damar darlığı ve kapak problemleri nedeni ile duyulan üfürümlerin patolojik üfürümler olduğunu, çocuk kardiyolojisi uzmanınca yapılan muayenede kesin tanı konulup nedene yönelik tedavi ve takip, gerekirse efor kısıtlaması gerekebileceğini kaydetti.
Uzmanlardan grip uyarısı
02 Kasım 2025 Pazar - 10:06 Uzmanlardan grip uyarısı Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Azize Yetişgen kış aylarıyla birlikte grip vakalarında artış yaşanabileceğini belirterek vatandaşları önlem almaları konusunda uyardı. Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Azize Yetişgen influenza virüsünün özellikle A ve B tiplerinin insanlarda hastalık oluşturduğunu belirtti. A tipinin sık mutasyon geçirdiğini ve bu nedenle her yıl tekrar ortaya çıkabildiğini kaydeden Yetişken, havaların soğumasıyla birlikte solunum yoluyla bulaşan hastalıkların arttığını söyledi. Grip aşısı ile ilgili de bilgi veren Yetişgen, "Dünya Sağlık Örgütü her yıl dolaşımda olan virüs tiplerini takip edip bir sonraki yıl için aşı hazırlıyor. Türkiye’de ise Eylül ayından itibaren grip aşısı sezonu başlıyor ve amacımız insanları korumak" dedi. Grip belirtilerine de değinen Yetişgen boğaz ağrısı, baş ağrısı, kas ağrıları, öksürük ve balgamın sık görülen semptomlar olduğunu ifade etti. Yetişgen korunma yollarıyla ilgili olarak da, "Ellerimizi sık sık yıkamalı kalabalık ortamlardan mümkün olduğunca uzak durmalı düzenli uyumalı ve dengeli beslenmeliyiz. Grip olduğumuzda ise diğer insanlardan uzak durmalı izolasyon kurallarına uymalı ve maske kullanmalıyız. Maske, solunum yoluyla bulaşan enfeksiyonlara karşı yaklaşık yüzde 70 koruyuculuk sağlıyor" diye konuştu. Dr. Yetişgen son olarak vatandaşların hem kişisel hijyene dikkat etmeleri hem de grip aşısı ile korunma sağlamalarının önemine dikkat çekti.
Yenilikçi ve etkin tedavi
02 Kasım 2025 Pazar - 10:05 Yenilikçi ve etkin tedavi Üroloji alanında uluslararası deneyimiyle tanınan Prof. Dr. Burak Turna, Acıbadem Kent Hastanesi’nde Robotik Cerrahi Direktörü olarak görevine başladı. Prof. Dr. Turna, güncel robotik cerrahi yöntemleri uyguladıklarını belirterek "Üroloji alanında multidisipliner bir anlayışla hastalara yenilikçi ve etkin tedavi seçenekleri sunmayı hedefliyoruz." dedi. Uzun yıllar Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı’nda akademik çalışmalar, cerrahi uygulamalar ve eğitim faaliyetleri yürüten, ayrıca Edinburgh Üniversitesi (Birleşik Krallık) ve Cleveland Clinic (ABD)’ta ileri laparoskopik cerrahi ve robotik cerrahi alanlarında çalışarak ve araştırmalar yaparak uluslararası düzeyde deneyim kazanan Prof. Dr. Burak Turna, Acıbadem Kent Hastanesi’nde hizmet vermeye başladı. Robotik cerrahi ve minimal invaziv yöntemlerle ürolojik tedavilerdeki uzmanlığıyla tanınan Prof. Dr. Turna, hastalara sundukları başlıca modern tedavi yaklaşımları ve uygulamaları konusunda bilgi verdi. Hastanedeki meslektaşlarına robotik cerrahi konusunda bir sunum da yapan Prof. Dr. Turna üroloji bölümünde modern yöntemlerle prostat, böbrek ve mesane hastalıklarının tedavi edildiğini söyledi. Turna, robotik cerrahi ile prostat, böbrek ve mesane kanserleri, iyi huylu prostat büyümesi, böbrek kanalı darlığı ameliyatı, böbrek nakli ve böbreküstü bezi tümörü cerrahilerinin yapılabildiğini belirterek sözlerine şöyle devam etti: Yenilikçi ve etkin tedavi "Bölümümüzde ameliyat olamayacak kadar büyük prostatı olan ayrıca başka sağlık sorunları bulunan ve yaşlı hastalar için devrim niteliğinde olan ileri tıbbi yöntemler kullanıyoruz. Bunların arasında: sıcak su buharı tedavisi, kısa adı HOLEP olan lazer ile prostat ameliyatı, prostat kanserinin yüksek enerjili ses dalgaları kullanılarak yok edilmesini sağlayan en modern ve gelişmiş tedavi yöntemi olan HIFU tedavisi, kısa adı RIRS olan, böbrek içindeki taşların idrar kanalından girilerek, herhangi bir kesi yapılmadan tedavi edilmesini sağlayan minimal invaziv cerrahi yöntemler de sunduğumuz hizmetlerden. Hastanemizde ayrıca bu tedavi yöntemlerinin yanı sıra prostat kanserinin erken teşhisine imkan sağlayan ve doğruluk oranı en yüksek ve yan etki oranı en düşük yöntem olan transperineal Prostat MR füzyon (akıllı) biyopsi yöntemi de aktif olarak uygulanmaya başladı." Öte yandan multidisipliner bir anlayışla hastalara yenilikçi ve etkin tedavi seçenekleri sunmayı hedeflediklerini vurgulayan Prof. Dr. Turna, "Acıbadem Kent Hastanesi’nin güçlü altyapısı, bilimsel yaklaşımı ve hasta odaklı hizmet anlayışı ile birlikte çalışarak robotik cerrahi ve modern ürolojik tedavi yöntemlerini daha geniş kitlelere buluşturmayı amaçlıyoruz" dedi.
Uzmanlardan grip uyarısı:  "Maske, solunum yoluyla bulaşan enfeksiyonlara karşı yaklaşık yüzde 70 koruyuculuk sağlıyor"
02 Kasım 2025 Pazar - 10:04 Uzmanlardan grip uyarısı: "Maske, solunum yoluyla bulaşan enfeksiyonlara karşı yaklaşık yüzde 70 koruyuculuk sağlıyor" Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Azize Yetişgen kış aylarıyla birlikte grip vakalarında artış yaşanabileceğini belirterek vatandaşları önlem almaları konusunda uyardı. Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Azize Yetişgen influenza virüsünün özellikle A ve B tiplerinin insanlarda hastalık oluşturduğunu belirtti. A tipinin sık mutasyon geçirdiğini ve bu nedenle her yıl tekrar ortaya çıkabildiğini kaydeden Yetişken, havaların soğumasıyla birlikte solunum yoluyla bulaşan hastalıkların arttığını söyledi. Grip aşısı ile ilgili de bilgi veren Yetişgen, "Dünya Sağlık Örgütü her yıl dolaşımda olan virüs tiplerini takip edip bir sonraki yıl için aşı hazırlıyor. Türkiye’de ise Eylül ayından itibaren grip aşısı sezonu başlıyor ve amacımız insanları korumak" dedi. Grip belirtilerine de değinen Yetişgen boğaz ağrısı, baş ağrısı, kas ağrıları, öksürük ve balgamın sık görülen semptomlar olduğunu ifade etti. Yetişgen korunma yollarıyla ilgili olarak da, "Ellerimizi sık sık yıkamalı kalabalık ortamlardan mümkün olduğunca uzak durmalı düzenli uyumalı ve dengeli beslenmeliyiz. Grip olduğumuzda ise diğer insanlardan uzak durmalı izolasyon kurallarına uymalı ve maske kullanmalıyız. Maske, solunum yoluyla bulaşan enfeksiyonlara karşı yaklaşık yüzde 70 koruyuculuk sağlıyor" diye konuştu. Dr. Yetişgen son olarak vatandaşların hem kişisel hijyene dikkat etmeleri hem de grip aşısı ile korunma sağlamalarının önemine dikkat çekti.
Enfeksiyon vakalarında hareketlilik yaşanırken uzmanlar uyardı: "Lütfen hastane dışında damardan takviye kullanmayalım"
02 Kasım 2025 Pazar - 09:46 Enfeksiyon vakalarında hareketlilik yaşanırken uzmanlar uyardı: "Lütfen hastane dışında damardan takviye kullanmayalım" Son zamanlarda üst solunum yolu enfeksiyonlarındaki hareketlilik yaşandığı belirtilirken uzmanlar, ölüm iddialarıyla gündeme gelen halk arasında "atom" veya "sarı serum" olarak ifade edilen serumlara karşı uyarılarını yineledi. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Hülya Kuşoğlu, "Solunum yolları enfeksiyonlarında artış gözlemliyoruz, beklenen bir artış. Vitaminlerin gıdalarla alınmasını tercih ediyoruz. ‘Damardan vitamin takviyesi yapınca hemen ayağa kalkacağız’ gibi yanlış bir inanış var, aklım almış değil, böyle bir durum yok. Bilinçsiz uygulamalarda insanlar hastanelik olabiliyor hatta hayatını kaybedebiliyor. Lütfen, hekim kontrolü olmadan, evde, hastane ortamı dışında damardan vitamin takviyeleri yapmayalım" dedi. Son zamanlarda üst solunum yolu enfeksiyonlarında hareketlilik olduğunu söyleyen uzmanlar uyarıyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Hülya Kuşoğlu da bu sürece ilişkin bilgi verdi. Kuşoğlu, ölüm iddialarıyla gündeme gelen doktor kontrolü ve hastane ortamı olmadan takılan halk arasında "atom" veya "sarı serum" olarak ifade edilen serumlara karşı uyarılarını da yineledi. "İnfluenza muhtemelen birkaç hafta sonra daha da artış halinde olacak" "Mevsimin de gelmesiyle beraber solunum yolları enfeksiyonlarında artış gözlemliyoruz, beklenen bir artış" diyerek sözlerine başlayan Uzm. Dr. Hülya Kuşoğlu, "Salgın olarak değil ama beklenen düzeyde bir hastalık artışı gerçekten görüyoruz. Okulların açılması, havaların soğuması ve insanların kapalı ortamda; daha kalabalık bir yerde, daha sıkışık zaman geçirmesi sebebiyle yayılım da daha kolay oluyor. O nedenle bu mevsimde beklediğimiz artışı görüyoruz, hem çocuklarda hem erişkinlerde beklediğimiz bir solunum yolu enfeksiyonu dönemi. Acile de başvurular oluyor, hastalarımızın ateşi de yükselince, solunum sıkıntısı olunca ilk aklına acil servisler geliyor. Enfeksiyon, iç hastalıkları, göğüs, kulak burun boğaz hastalıkları polikliniklerinde de hastalarımızın sayısında artış var. Pek çok solunum yolu virüsü gündemde, nezle virüsleri de dahil bunlar; Rinovirüsler olabilir, Covid; son 5 yılda her zaman listenin içinde, bu aralar da covid sayısında da artış var. İnfluenza virüsü de yavaş yavaş görünmeye başlandı, muhtemelen birkaç hafta sonra daha da artış halinde olacak. En fazla nezle virüsleri, Rinovirüs başta geliyor, covid ardından influenza virüslerini görüyoruz. Bazı virüsler daha ağır seyirli bir klinik tabloda oluyor. İnfluenza mesela çok yüksek ateş, kas ağrısı, belirgin bir şekilde hastayı perişan edecek, ‘Hiç halim yok’ diyecek şekilde hastaneye başvurmasına sebep olabiliyor. Covid’de de ciddi bir boğaz ağrısı, burun tıkanıklığı, bu aralar bazen nefes darlığı da olabiliyor, ağırlıklı bunlar. Genel olarak solunum yolları virüsleri benzer yakınmalarla seyrediyor. Ayrımını yapmak sadece muayene ve hastanın şikayetiyle çok kolay olmayabiliyor. Mikrobiyoloji testlerinden destek alırsak doğru tanıya da ulaşmış oluyoruz" dedi. "65 yaş üzeri ve yeni doğmuş bebekler biraz daha riskli" Risk gruplarından bahsederek uyarılarını sıralayan Kuşoğlu, "İki enfeksiyonu aynı anda geçirmek tam bir talihsizlik olabilir, olmaz diye bir şey yok, genellikle tek olanı görüyoruz. Bağışıklık sistemi o dönemde biraz daha yavaşladığı veya yorulduğu için etrafındaki diğer virüsü de kolaylıkla alabiliyor. Solunum yolu enfeksiyonları 7 ila 10 gün süreli bir seyirde gözlemleriz, bağışıklık sistemi biraz daha zayıf olan kişilerde 2 haftaya kadar yayılabilir. Bünyeden bünyeye değişebilir; bazı kişilerin önceden de faranjiti vardır, öksürük daha fazla sürebilir. Bağışıklık sistemi daha yavaş çalışan insanlar, kronik hastalığı olanlar; kalp hastalığı, akciğer, karaciğer, böbrek, diyabet hastalığı olanlar, belki onkolojik tedavi gören veya immün sistemi baskılayıcı ilaç tedavisi gören kişiler, biraz daha yatkın olacaklardır. 65 yaş üzeri ve yeni doğmuş bebekler biraz daha maruziyet anlamında daha riskli. İnfluenza aşısı özellikle risk grubundakilerin, hasta olmak istemeyen tüm toplumdaki kişilerin olabileceği, kolay da ulaşabileceği bir aşı, olmalarını tavsiye ediyorum. Üst solunum yolu enfeksiyonu olarak başlayıp kendimize iyi bakamazsak, dinlenmezsek uygun tedaviyi almazsak ve de kronik hastalığımız olup yatkınlığımız varsa alt solunum yollarına da inebilir. Bu biraz daha kritik bir durum oluyor. Hastaneye yatışlar ve daha ciddi tedaviler de gerekebilir. Kronik hastalığı olmayan sağlıklı bir kişide istirahat, kendini izole ederek belki ateşi çıkınca alması gereken ilaçları alarak, iyi beslenmesine, uykusuna dikkat ederek çok ağır klinik tablolara geçmesini beklemeyiz. İnsanlar hasta olduğunda kendini izole ederse, okula, işe gitmezse, çevresindeki arkadaşlarını enfekte etmezse bu sayı daha az olacaktır. Gitmek durumunda kalırsa da maske takarak, mesafeye, el hijyenine dikkat ederek etrafındaki kişileri de korumuş olur. Özellikle maske takılması konusunda tavsiyelerim olacak, kalabalık ortamlarda örneğin; toplu taşımada ya da asansör gibi sıkışık bir ortam varsa, kalabalık bir yere gideceksek maske takarak kendimizi korumuş oluruz. El hijyeni oldukça önemli bir de mesafeye dikkat etmek gerekiyor" şeklinde konuştu. "Damardan bilinçsiz uygulamalarla kişiler hayatını kaybedebiliyor" Beslenme süreçlerine yönelik bilgi veren Kuşoğlu, "Sıvı, ılık çay, ılık şeyler içmek iyi gelecektir, sağlıklı beslenme, günlük almamız gereken sebze ve meyve porsiyonlarını tamamlamak. Mümkünse biz vitaminlerin gıdalarla alınmasını tercih ediyoruz. Vitaminleri de sonuçta uygun kullanmak gerekiyor. Kişinin eksikliği varsa onunla ilgili bir tedavi planı zaten yapılacaktır ama bir kişi ‘Solunum yolu enfeksiyonu geçiriyorum’ diye kendisine ekstradan takviye alacaksa B, C veya diğer multivitaminler çok da faydasını görmeyecektir. Bir şekilde böyle bir yanlış inanış var; ‘Damardan vitamin takviyesi yapınca hemen ayağa kalkacağız, hastalık çabuk iyileşecek’ gibi aslında böyle bir durum yok. Hatta damardan yapılan vitamin uygulamaları alerjen olduğu için kişi farkında olmadan alerjiktir. Bunu evde yapınca, kontrollü bir ortamda yapmayınca da hayatını riske atacak şekilde bir alerjik reaksiyon verebilir. Bazen haberlerde de çıkıyor, böyle evde yapılan bilinçsiz uygulamalarda insanlar hastanelik olabiliyor hatta daha ileri aşamalarda hayatını da kaybedebiliyor. Lütfen, hekim kontrolü olmadan, hastane ortamı dışında, bu şekilde damardan vitamin takviyeleri de yapmayalım. Sonuçta hastane ortamında bir problem yaşanacaksa hızlı müdahale edilip gerekli önlemler alınacaktır ama hastane dışındaki bir ortamda yapılamayacağı için kişinin hayatını riske atacaktır. Getireceği fayda da olmayacağı için böyle bir yaklaşım niye var, çok da aklım almış değil. Hastane dışında evde bu tarz damardan uygulamalar lütfen yapmayalım" dedi.
Prof. Dr. Özkan’dan uyarı: "Yanlış masseter botoksu, yüzünüzü tanınmaz hale getirebilir"
02 Kasım 2025 Pazar - 09:27 Prof. Dr. Özkan’dan uyarı: "Yanlış masseter botoksu, yüzünüzü tanınmaz hale getirebilir" Uzman Diş Hekimi ve Ağız Diş Çene cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, "Bu masum görünen estetik uygulama, dişlerinizin sallanmasına, çene kemiğinizin erimesine ve yüzünüzün tanınmaz hale gelmesine neden olabilir. Ciddi riskler taşıyor" dedi Son yılların popüler estetik trendi ’masseter botoksu’, beklenmedik sağlık riskleriyle gündemde. Özkan, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, masseter kasının sadece estetik değil, çiğneme ve diş sağlığı için de hayati öneme sahip olduğunu söyleyerek, "Masseter botoksu, kasın aşırı çalışmasını engellemek amacıyla yapılıyor. Ancak, yanlış ellerde bu uygulama, çiğneme fonksiyonunuzu tamamen kaybetmenize ve dişlerinizin sağlığını tehlikeye atmanıza neden olabilir!" uyarısında bulundu. Bilimsel çalışmalar, masseter kasına yapılan botulinum toksini uygulamalarının, çiğneme kuvvetinde yüzde 20’ye varan azalmalara yol açabileceğini ve bu durumun uzun vadede diş problemlerine zemin hazırlayabileceğini gösteriyor" diye konuştu. "Çene kemiğinizdeki denge bozulabilir, dişleriniz sallanmaya başlayabilir" Yanlış uygulamaların çene kemiği ve diş sağlığı üzerindeki potansiyel tehlikelerine dikkat çeken Özkan, şu ifadelere yer verdi: "Masseter botoksu, çene kemiğinizdeki kas dengesini bozarak dişlerinize binen dengeli yükün değişmesine neden olabilir. Bu durum, çene eklemlerinde hasara, ağzınızı açamamaya, dişlerde sallanmaya, diş eti problemlerine ve hatta diş kaybına kadar gidebilir. Çene kemiğinizdeki dengenin bozulmasıyla birlikte, dişlerinizin sağlığı da tehlikeye girer." "Yüzünüzde yumru gibi şişlik, çene hattınız kaybolabilir" Yanlış masseter botoksu uygulamalarının sadece fonksiyonel değil, estetik açıdan da korkunç sonuçlara yol açabileceğini belirten Özkan, "Yanlış enjeksiyonlar, yüzünüzde yumru gibi şişliklere, ’yüz çökmesi’ olarak bilinen deformasyonlara ve çene hattınızın kaybolmasına neden olabilir. Kasın tamamen etkisiz hale gelmesi, çenede şiddetli ağrılara ve yüzünüzde tanınmaz bir görünüme yol açabilir. Aynaya baktığınızda kendinizi bambaşka biri olarak görebilirsiniz" dedi. "Çene cerrahları ve diş hekimleri neden güvenli?" Özkan, çene cerrahları ve diş hekimlerinin bu konuda neden yetkin olduğunu şu sözlerle açıkladı: "Çene cerrahları ve diş hekimleri, yüz anatomisi, çene kemiği, çene kasları, yüz sinirleri ve diş sağlığı konusunda uzmanlaşmış hekimlerdir. Masseter kasının nereden geçtiğini, hangi sinir ve damarlarla komşu olduğunu, dişlerle ve çene kemiğiyle olan ilişkisini en iyi onlar bilir. Bu sayede, enjeksiyonu doğru noktalara yaparak komplikasyon riskini en aza indirirler." "Araştırmalar tehlikeye işaret ediyor" Özkan, 2024-2025 yıllarında yapılan son araştırmalarda, masseter botoks uygulamalarının riskler içerdiğinin ortaya konduğunu belirterek, "Masseter botoksu uygulamalarından sonra çiğneme kuvvetinde yüzde 20’ye varan azalmalar görülebilir. Yanlış enjeksiyonlar sonucu yüzde yumru şeklinde şişlikler ve çökme gibi deformasyonlar meydana gelebilir. Tekrarlayan uygulamalar, çene kemiği kalınlığında azalmaya neden olabilir" şeklinde konuştu. "Güzellik uğruna dişlerinizi ve çene kemiğinizi tehlikeye atmayın" Özkan, masseter botoksu yaptırmak isteyenlere şu hayati uyarıları yaptı: "Bu işlemi sadece estetik bir heves olarak görmeyin. Diş ve çene sağlığınızla birlikte tüm sağlığınızla oynadığınızı unutmayın. Ucuz ve merdiven altı uygulamalardan kaçının. Güzellik uğruna dişlerinizi ve çene kemiğinizi tehlikeye atmayın. Sağlığınız her şeyden önemli." Özkan, masseter botoksu uygulamalarının mutlaka bilinçli ve uzman ellerde yapılması gerektiğini vurgulayarak, aksi takdirde geri dönüşü olmayan ciddi hasarlara yol açabileceği sözlerine ekledi.
Mardin’de Kızılay Haftasında farkındalık etkinliği düzenlendi
01 Kasım 2025 Cumartesi - 16:41 Mardin’de Kızılay Haftasında farkındalık etkinliği düzenlendi Mardin’de Kızılay Haftası kapsamında Türk Kızılay Artuklu Şubesi ve Mardin Gençlik Merkezi iş birliğiyle "İyilik Haftası" etkinliği düzenlendi. Mardian Mall’da gerçekleştirilen etkinlik, vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Vali Yardımcısı İbrahim Engin Şenay burada yaptığı konuşmada, "Öncelikle Valimiz Tuncay Akkoyun Beyefendinin tüm hemşehrilerimize selamları var. Kızılay Haftası tüm Mardinli hemşehrilerimize hayırlı olsun. Ülkemizde ciddi kan ihtiyacı bulunuyor. Bu konuda insanlara katkı sunabilirsek ne mutlu bizlere. Organizasyonda emeği geçen tüm Kızılay paydaşlarına, gönüllülerine ve çalışanlarına teşekkür ediyorum" dedi. Kızılay Mardin İl Başkanı Abdülmelik Şahin ise etkinlikle farkındalık oluşturmayı hedeflediklerini belirterek, "Tüm vatandaşlarımızın duyarlı olmasını istiyoruz. Kızılay Haftası münasebetiyle böyle bir etkinlik düzenledik, inşallah faydalı olur" ifadelerini kullandı. Kızılay Artuklu Şube Başkanı Şehmus Arı, iyiliğin nesilden nesle aktarıldığını vurgulayarak, "Bu iyiliği büyütmek için sahada olmak lazım. Nesiller değişse de Hilal’e adanmış kişiler değişmiyor. 157 yıldır bu iyilik devam ediyor. Bugün de Mardin’de ilk kez düzenlediğimiz bu etkinliklerle Kızılay Haftası’na dikkat çekeceğiz. Afet, sağlıklı beslenme ve kan bağışı Kızılay’ın vazgeçilmezidir. Bizler de burada hem okullara hem ana sınıflarına hem de herkese ulaşmaya çalışıp yeni nesilleri yetiştirmeye ve herkesi bu farkındalığı oluşturmaya çalışacağız" dedi. Etkinlik kapsamında gönüllülere Kızılay’ın çalışmaları hakkında bilgi verildi. Programa, Mardin Vali Yardımcısı İbrahim Engin Şenay, Türk Kızılay Artuklu Şube Başkanı Şehmus Arı, Türk Kızılay Mardin İl Başkanı Abdülmelik Şahin, Mardin Gençlik Merkezi Müdürü Yusuf Dağ ve kurum temsilcileri katıldı.
Kızılay Haftası Mardian Mall’da kutlandı
01 Kasım 2025 Cumartesi - 16:29 Kızılay Haftası Mardian Mall’da kutlandı Mardin’de Kızılay Haftası kapsamında Türk Kızılay Artuklu Şubesi ve Mardin Gençlik Merkezi iş birliğiyle düzenlenen "İyilik Haftası" etkinlikleri, Mardian Mall ev sahipliğinde geniş bir katılımla gerçekleştirildi. Etkinliğe Mardin Vali Yardımcısı İbrahim Zengin Şenay, Artuklu Kaymakamı Muhammed Öztabak, Türk Kızılay Artuklu Şube Başkanı Şehmus Ar, Mardin Gençlik Merkezi Müdürü Yusuf Dağ ve çeşitli kurum yetkilileri de katılım sağladı. Toplumsal dayanışma, yardımlaşma ve gönüllülük bilincini artırmak amacıyla düzenlenen etkinliklerde ziyaretçiler, kan bağışı yaparak hayat kurtarmanın gururunu yaşarken; matrak, mini golf ve çeşitli sosyal aktivitelerle keyifli vakit geçirdi. Program sonunda, Mardian Mall tarafından hazırlanan Kızılay temalı yaş pasta, Türk Kızılay Artuklu Şube Başkanı, Mardin Gençlik Merkezi temsilcileri, protokol üyeleri ve gönüllülerle birlikte kesilerek Kızılay Haftası coşkuyla kutlandı. Mardian Mall AVM Müdürü Mahmut Yıldızhan, etkinlik sonrası yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Kızılay, iyiliğin ve insanlık değerlerinin en güçlü sembollerinden biridir. Biz de Mardian Mall olarak bu anlamlı haftada Türk Kızılay Artuklu Şubesi ve Mardin Gençlik Merkezi ile bir araya gelmekten büyük mutluluk duyduk. Toplum yararına yapılan her çalışma, dayanışma ruhunu güçlendiriyor. Kan bağışı kampanyamıza destek veren tüm gönüllülere, gençlik merkezi ekibine ve Kızılay ailesine teşekkür ediyorum." Etkinlik, gönüllülere teşekkür belgelerinin takdim edilmesiyle sona erdi. Gün boyunca Mardian Mall ziyaretçileri, iyiliğin birleştirici gücünü bir kez daha hissetti.
Bir ayağınızın numarası diğerinden büyükse dikkat
01 Kasım 2025 Cumartesi - 15:17 Bir ayağınızın numarası diğerinden büyükse dikkat Özellikle yaz aylarında dikkat çeken tek ayak ya da tek eldeki şişlikler lenfödem habercisi olabilir. Tedavi edilmezse yoğun bakım gerektirecek hastalıklara yol açan lenfödem, fil bacak olarak da biliniyor. Genelde tek bacak ya da tek kolda yavaş yavaş artan bir şişlikle kendini ifade eden lenfödem hastanın geçirdiği bir ameliyat, burkulma, ayak parmaklarına mantar ya da enfeksiyon sonrasında ortaya çıkabilir. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Cafer Abbasoğlu, "Ayakkabı-çizme bir ayağa dar geliyorsa, pantolon bir bacağı sıkıyorsa, aynı yüzük bir ele olurken diğerine olmuyorsa hastalar mutlaka bir kalp damar uzmanına başvurmalıdır" dedi. Vücut direncinin düşmesinin önemli bir etken olduğunu belirten Abbasoğlu, "Enfeksiyon ya da travma sonucu lenf düğümlerinin zedelenmesi ve doku içinde lenf sıvısının birikmesiyle ortaya çıkan şişlik aynı zamanda bu bölgeyi enfeksiyonlara hassas hale de getirir. Doppler ultrason ile yaptığımız muayenelerde lenf yollarındaki genişlemeyi kolaylıkla görüyoruz. Özellikle vücut direnci düşük hastalarda, ayak parmaklarının terlemesi, kaşınması sonrası bölgeye enfeksiyon ya da mantar yerleşebilir. Lenf yollarını daraltan bu enfeksiyon hastaların 40 derece ateş ve hayati tehlikeyle hastaneye yatmalarına da yol açabilir" dedi. Belirtilere dikkat Özellikle kalp hastalarının ayak bileklerini çalıştıracak hareket ya da yürüyüşleri ihmal etmemesi gerektiğinin altını çizen Cafer Abbasoğlu, "Meme kanseri ameliyatları sonrasında koltuk altındaki lenf bezleri de alındığı için kollarda şişme ortaya çıkabilir. Bu da lenfödemdir ve tedavi edilmelidir. Yaz mevsiminde şişlikler daha da artabilir. Bu hastalar, parmak aralarının terlemesi ya da ıslak kalması, ayakkabı vurması, sinek-böcek ısırıkları, ayakta kesiklerin oluşması gibi durumlara karşı dikkatli olmalıdır. Bu durum lenf yollarında enfeksiyona yol açabilir. Kızarıklık ve şişlik daha artar. Piknik ya da tatilde ayaklarınızı vurulma, çizilme ya da ıslak kalmaya karşı koruyun" dedi. Lenfödemde yeni umut Hastaların konforunu bozmadan düşük enerjili laser- oksijen tedavisi ile sonuç aldıklarını belirten Abbasoğlu, "Bu tedavi, hücrelerin enerji üretim merkezleri olan mitokondrilerde oksijen kullanımını artırarak doku onarımını ve iyileşmeyi destekler. Böylece ödemli bölgelerde hücre yenilenmesi ve iyileşme süreçleri hızlanır. 6 farklı renkteki düşük enerjili laser uygulaması ile hastanın düzgün çalışmayan lenf düğümleri ve tıkanmış lenf yolları genişletilirken buradaki lenf akışı normale döndürülüyor. Mikrosirkülasyonu iyileştirerek dokulara daha fazla oksijen ulaşmasını sağlar ve ağrıyı hafifletir. Bu sayede hastalar hem fiziksel rahatlama yaşar hem de günlük aktivitelerinde daha aktif hale gelir. Hasta arka arkaya gerçekleşen 10 günlük tedavide daha seanslar devam ederken bile şişliğin indiğini görüyor. Son zamanlarda dünyada hızla yaygınlaşan bu tedavinin herhangi bir yan etkisi yok. Her yaştan herkese uygulanabilir. Her mevsimde yapılabilir. Tedavisi olmadığı söylenmiş, sadece çorap verilip gönderilmiş ancak çözüm bulamamış hastalar da bu yöntemle ayaklarını, kollarını rahatlıkla eskisi gibi kullanabilir. Hemen tedavi sonrasında şiş bacakta 2 cm’e varan incelme görüyoruz. Sonrasında hareketli olur, çoraplarını giymeye devam ederse incelme de devam eder. Tedavinin çalışma prensibinde Laser ışınları kana emdirilerek kan hücrelerini etkilemesi sağlanıyor. Yani seanslar bitse de aslında iyileşme ve koruma süreci sürüyor. Bu arada hasta tansiyon ya da şeker hastası ise tedavi sonrasında bu hastalıkların oluşturabileceği olumsuzluklardan da korunması gerekir. Yani tansiyonunu ve şekerini kontrol altında tutmalıdır. Eğer sürece dikkat ederlerse hastalık tekrar etmeyecektir" dedi.