SAĞLIK
07 Nisan 2026 Salı - 12:16 Bedir; "Erken teşhis hayat kurtarır; tarama ise buna açılan en güçlü kapıdır" Erzurum İl Sağlık Müdürü Dr. Gürsel Bedir, 2025 yılında meme kanseri taramaları kapsamında 8 bin 886 kişiye ulaştıklarını ve tarama sonucunda 333 kişiyi BI-RADS 0, 4 ve 5 tespiti nedeniyle genel cerrahi polikliniğine yönlendirdiklerini vurgulayarak, "Yönlendirdiğimiz kişilerden 14’üne kanser tanısı koyuldu" dedi. Bedir, sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımına "Mesai Arkadaşlarım, Size söyleyeceklerim var: Bir adım, bir hayatı değiştirebilir" diyerek başladı ve "2025 yılında rahim ağzı kanseri taramaları kapsamında 9 bin 590 kişiyi taradık. HPV-DNA pozitifliği olarak belirlenen 210 kişiyi jinekolojik onkoloji cerrahisi polikliniğine yönlendirdik. Yönlendirdiğimiz kişilerden 11’ine kanser tanısı koyuldu. 2025 yılında kalın bağırsak kanseri taramaları kapsamında 18 bin 927 kişiye ulaştık. Bu kişilerden 1.028’inde GGK testinde pozitiflik şeklinde tespit ettik ve ileri değerlendirme için genel cerrahi polikliniğine yönlendirdik. Yapılan incelemeler sonucunda 6 kişiye kanser tanısı koyuldu. "Sağlık Tarama Zinciriyle Sağlıklı Yarınlara" Erken aşamada tespit edilen bu hastaların tedavilerinin zamanında başladığını ve hastalarn yaşam kaliteleri bozulmadan günlük hayatlarına devam ettiğini vurgulayan Bedir, "Tabi ki bir de onlarca tespit edilen kanser öncülü lezyonlarla kanseri önledik. Bu süreçte bir kez daha gördük ki erken teşhis hayat kurtarır; tarama ise buna açılan en güçlü kapıdır. Sizler olmasaydınız, bu kişilere ulaşmamız mümkün olmazdı. Emekleriniz, duyarlılığınız ve katkınız sayesinde birçok insan hastalığını erken evrede öğrendi, tedavisine zamanında başladı ve sağlığına umutla tutundu. Elde ettiğimiz bu sonuçlar bize, verdiğiniz emeğin çok değerli olduğunu gösterdi. 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası’ndan başlayarak, "Sağlık Tarama Zinciriyle Sağlıklı Yarınlara" adında bir kampanya başlattık. Bu yolda sizlerin desteği, daha fazla insana ulaşmamız için çok kıymetli. İyi ki varsınız. Biz tarama zincirini başlattık. Desteğinizle bu zincir büyüsün, daha fazla hayata umut olsun. Unutmayalım, erken teşhis hayat kurtarır" dedi.
07 Nisan 2026 Salı - 11:21 Hitit Üniversitesi Bilim Kafe’de otizm ve beslenme konuşuldu Hitit Üniversitesi tarafından düzenlenen Bilim Kafe etkinliğinde ailelere, "otizm ve beslenme" konusunda ailelere önemli bilgiler verildi. Hitit Üniversitesi, 2 Nisan Otizm Farkındalık Günü dolayısıyla Engelsiz Üniversite Koordinatörlüğü ve Beslenme Diyetetik Kulübü iş birliğinde düzenlediği Bilim Kafe etkinliğinde otizmli bireylerin aileleri ile bir araya geldi. Çorum Rehberlik ve Araştırma Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinlikte "otizm ve beslenme" konusu ele alındı. Programda Engelsiz Üniversite Koordinatörü Doktor Öğretim Üyesi Naime Güneş Özler ile Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Doktor Öğretim Üyesi Şehriban Duyar Özer konuşmacı olarak yer aldı. Etkinlikte söz alan Doktor Öğretim Üyesi Naime Güneş Özler, otizmin günümüzde giderek daha fazla görülmeye başlandığını belirterek, 2023 yılı verilerine göre her 36 çocuktan birinin otizm tanısı aldığını ifade etti. Otizmin yalnızca tek bir nedene bağlı olmadığını, davranışsal ve biyolojik birçok unsurun etkileşimi sonucunda ortaya çıktığını vurgulayan Özler, otizmli bireylerin yaşadığı sosyal iletişim güçlükleri, sınırlı ve tekrarlayıcı davranış örüntüleri ile yüksek duyusal hassasiyet ve kaygı düzeylerinin beslenme alışkanlıklarını doğrudan etkilediğini belirtti. Çevresel faktörlerin ve biyolojik farklılıkların, otizmli bireylerde yemek yemeye karşı direnç gelişmesine ya da tam tersine aşırı yeme davranışına yol açabileceğini ifade eden Özler, ailelerin bu süreçte sabırlı, bilinçli ve destekleyici bir yaklaşım sergilemelerinin önemine dikkat çekti. Özler, doğru yönlendirme ve uygun stratejilerle beslenme süreçlerinin daha sağlıklı hale gelebileceğini belirterek ailelere çeşitli öneriler sundu. Doktor Öğretim Üyesi Şehriban Duyar Özer ise konuşmasında otizmin bir spektrum bozukluğu olduğunu ve her bireyde farklı özellikler gösterebildiğini ifade etti. Otizmli bireylerin geçmiş yaşantılarında karşılaştıkları olumsuz deneyimlerin ve travmaların beslenme davranışlarını etkileyebileceğine değinen Özer, bu nedenle her birey için standart bir diyet yaklaşımının doğru olmayacağını vurguladı. Özer, çocukların bireysel ihtiyaçlarının detaylı şekilde değerlendirilmesi gerektiğini, bu değerlendirmeler sonucunda kişiye özel beslenme planlarının oluşturulmasının önem taşıdığını belirtti. Ayrıca toplumda sıkça karşılaşılan "her duyulan diyetin uygulanması" veya "bilinçsiz takviye kullanımı" gibi yanlış uygulamaların risklerine dikkat çekerek, beslenme süreçlerinde mutlaka uzman görüşüne başvurulması gerektiğini ifade etti. Eğitim süresince ailelerin aktif katılımı dikkat çekerken, katılımcılar merak ettikleri soruları doğrudan uzmanlara yöneltme fırsatı buldu.
İzmir Can Hastanesi’den ’Evde Sağlık’ta yeni dönem
05 Kasım 2025 Çarşamba - 11:43 İzmir Can Hastanesi’den ’Evde Sağlık’ta yeni dönem İzmir’in köklü sağlık kuruluşlarından İzmir Can Hastanesi, hastaların hastaneye gelmeden profesyonel sağlık hizmeti alabilmesini sağlayan Evde Sağlık Hizmetleri Birimi ile dikkat çekiyor. Evde Sağlık Hizmeti; muayene, tetkik, tedavi, pansuman, enjeksiyon, serum takılması, laboratuvar örneklerinin alınması ve kronik hastalık takibi gibi birçok hizmeti kapsıyor. Böylece, özellikle yaşlı, yatağa bağımlı veya kronik hastalığı bulunan bireyler, hastaneye gitmek zorunda kalmadan kendi evlerinde güvenle sağlık hizmeti alabiliyor. İzmir Can Hastanesi Evde Sağlık Birimi Sorumlusu Dr. Onur Duygu, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Evde Sağlık hizmetimizle, hastalarımızın konforunu ve güvenliğini ön planda tutuyoruz. Amacımız, sağlık hizmetini ev ortamına taşıyarak iyileşme sürecine katkı sağlamak. 7 gün 24 saat ulaşılabilir yapımızla İzmir’in her noktasına hizmet veriyoruz." Evde Sağlık ekibi, hastaların ihtiyaçlarına göre kişiselleştirilmiş bakım planları oluşturuyor ve süreç boyunca hekim kontrolünde takip sağlıyor. Hastaneye gelemeyen hastalar, "Evde Sağlık Hattı" üzerinden randevu alarak bu hizmetten kolayca faydalanabiliyor. 7/24 Ulaşılabilirlik Evde Sağlık Birimi, haftanın her günü ve günün her saati hizmet sunuyor. Hastalar detaylı bilgi ve randevu için 0232 715 40 00 ya da 0532 064 15 57 üzerinden iletişime geçebiliyor.
SEAH’ta Suda Doğum uygulaması yeniden başladı
05 Kasım 2025 Çarşamba - 10:46 SEAH’ta Suda Doğum uygulaması yeniden başladı Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi (SEAH) Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Kampüsünde bir süredir ara verilen "Suda Doğum" yöntemi yeniden uygulanmaya başladı. Anne ve bebek sağlığı açısından normal doğumun önemine dikkat çekmek amacıyla düzenlenen gebe sınıfları ve okullarındaki eğitimler tüm hızıyla sürerken, normal doğumun daha konforlu ve sancısız gerçekleşmesini sağlayan suda doğum uygulaması anne adaylarından yoğun ilgi görüyor. Anne adaylarının yakından takip ettiği uygulamaya bir süre önce yeniden başlayan SEAH Kadın Doğum Kliniğinde, bu yöntemle bir kız bebek dünyaya getiren Pınar Gevrek, normal doğum planlarken ebelerin yönlendirmesiyle hastanede suda doğum imkanı olduğunu öğrendiğini belirtti. Gevrek, "Suda doğumu daha önce sosyal medyada görmüştüm ve konuyla ilgili az çok bilgi sahibiydim. Burada böyle bir hizmet olduğundan haberim yoktu. Ebe hanımın söylemesi üzerine kabul ettim ve doğumumu bu şekilde yaptım. Bu yöntem bana doğum sürecinde çok yardımcı oldu, herkese tavsiye ediyorum; imkanı olan suda doğum yapsın" diye konuştu. Suda doğumun yararlarına ilişkin bilgi veren Doç. Dr. Hilal Uslu Yuvacı, uygulamanın hem anne hem de bebek açısından birçok avantaj sunduğunu belirtti. Doç. Dr. Yuvacı, "Suda doğum, annenin gevşemesine yardımcı olarak doğum ağrısını azaltan, kasların daha etkin çalışmasını sağlayan ve doğum süresini kısaltabilen doğal bir yöntemdir. Ilık suyun rahatlatıcı etkisi sayesinde anne daha az stres yaşar, bu da doğumun daha fizyolojik ve kontrollü ilerlemesini sağlar. Hastanemizde bunun için hazırladığımız güzel bir odamız var. Odanın içinde doğum sürecinde anne adayımızın kendini evinde hissedeceği bir ortam oluşturmaya çalıştık. Bu odada yine doğum eyleminin takip edildiği bir su küvetimiz var. Stresi mümkün mertebe ne kadar azaltırsak doğum o kadar kolaylaşıyor. Uygun anne adaylarında, gerekli hijyen ve güvenlik şartları sağlandığında bu yöntem oldukça güvenlidir" ifadelerini kullandı.
Organ bağışı bir kişinin başka bir kişiye yaşam umudu olmasının en anlamlı yoludur
05 Kasım 2025 Çarşamba - 10:32 Organ bağışı bir kişinin başka bir kişiye yaşam umudu olmasının en anlamlı yoludur SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Nefroloji Bilim Dalı’nda görev yapan Uzm. Dr. Orhan Özdemir, "Organ bağışı, bir kişinin başka bir kişiye yaşam umudu olmasının en anlamlı yoludur" dedi. SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakil Merkezi (TransplANTEPSANKO) hekimlerinden de olan Uzm. Dr. Özdemir, 3-9 Kasım Organ Bağış Haftası’nın, organ bağışı ve naklinin hayati önemine dikkat çekmek için önemli bir fırsat olduğunu söyledi. Ülkemizde her yıl binlerce hastanın, özellikle kronik böbrek yetmezliği nedeniyle organ nakli beklediğine dikkat çeken Uzm. Dr. Özdemir, böbrek naklinin, son dönem böbrek yetmezliği tedavisinde yaşam süresini uzatan ve yaşam kalitesini belirgin biçimde artıran en etkin tedavi seçeneği olduğunu kaydetti. Günümüzde böbrek nakillerinin hem canlı vericilerden hem de kadavra donörlerden başarıyla gerçekleştirilebildiğini ifade eden Uzm. Dr. Özdemir, "Canlı vericili nakillerde donör ve alıcı arasındaki doku uyumu, tıbbi değerlendirme ve etik ilkeler doğrultusunda titizlikle incelenmektedir. Kadavra donör sayısının artması ise toplumun organ bağışı bilincinin yükselmesiyle mümkündür. Bu nedenle organ bağışı konusunda farkındalık oluşturmak, sağlık profesyonelleri kadar toplumun her bireyinin sorumluluğudur. Böbrek nakli yapılan hastalarda uygun immünsüpresif (Bağışıklık sistemini baskılayan) tedaviler sayesinde uzun dönem greft ve hasta sağkalımı her geçen yıl daha da iyileşmektedir. Cerrahi tekniklerdeki ilerlemeler, deneyimli transplantasyon ekipleri ve düzenli takip programları nakil başarısını artıran temel unsurlardır" dedi. Uzm. Dr. Özdemir, "Her bir bağış, bekleme listesinde yer alan bir hastaya yeniden hayat verebilir. Unutmayalım ki, her organ bağışı, filizlenen yeni bir yaşamdır" diyerek sözlerini tamamladı.
Dr. Demirçubuk, "İnek sütü masum değil"
05 Kasım 2025 Çarşamba - 10:30 Dr. Demirçubuk, "İnek sütü masum değil" Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Gümüş Demirçubuk, inek sütünün erken yaşta tüketilmesinin çocuk sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. Dr. Ayşe Gümüş Demirçubuk, bebeklerin ilk 12 ay boyunca yalnızca anne sütü veya uygun formül mamalarla beslenmesi gerektiğini vurgulayarak, "İnek sütü, bebeklerin sindirim sistemine uygun değildir. İçeriğindeki yüksek protein ve mineral oranı, böbrekleri zorlayabilir ve bağırsaklarda mikroskobik kanamalara neden olabilir. Bu durum, demir eksikliği anemisine yol açabilir" dedi. "Alerji ve laktoz duyarlılığına dikkat" Dr. Demirçubuk, bazı çocuklarda inek sütü proteinine karşı alerjik reaksiyonlar gelişebileceğini belirterek, "İnek sütü alerjisi, özellikle yaşamın ilk aylarında sık görülür. Bu durum cilt döküntüleri, kusma, ishal, karın ağrısı veya solunum problemleriyle kendini gösterebilir. Aileler, bu belirtileri fark ettiklerinde mutlaka bir uzmana başvurmalıdır. Bir yaşını dolduran çocuklarda, günlük süt alımı 200 ml’yi sınırılı kalmasını tercih ediyoruz. Aşırı süt tüketimi iştahsızlığa, demir eksikliğine ve dengesiz beslenmeye yol açabilir. Çocuğun yaşına uygun dengeli bir beslenme programı çok önemlidir" şeklinde konuştu. Anne Sütü Her Zaman İlk Tercih Dr. Ayşe Gümüş Demirçubuk, anne sütünün bebekler için en değerli besin olduğunu hatırlatarak, "Anne sütü, bebeğin ihtiyacı olan tüm besin öğelerini ve bağışıklık destekleyici maddeleri içerir. Her anne, ilk 6 ay sadece anne sütü vermeye gayret etmeli; 6. aydan sonra uygun ek gıdalarla birlikte emzirmeye devam etmelidir. 1 yaşından önce inek sütü verilmemeli. Süt alerjisi belirtileri gözlemlenirse doktora başvurulmalı. 1 yaşından sonra süt, ölçülü ve dengeli biçimde verilmelidir. Alternatif kalsiyum kaynakları (yoğurt, peynir, yeşil sebzeler) dengeli şekilde tüketilmelidir" diye konuştu.
Dr. Öcük: "Yanlış dolgu uygulamaları kalıcı hasar ve ölüme neden olabilir"
05 Kasım 2025 Çarşamba - 09:58 Dr. Öcük: "Yanlış dolgu uygulamaları kalıcı hasar ve ölüme neden olabilir" Gaziantep Özel Hatem Hastanesi Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Özcan Öcük, burun, dudak ve yüz hatlarına yapılan dolgu işlemleri hakkında önemli uyarılarda bulundu. Dr. Öcük, son yıllarda artan merdiven altı estetik uygulamalara dikkat çekerek, bu tür işlemlerin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti. "Dolgu ve benzeri medikal estetik uygulamaları mutlaka uzman hekimler tarafından, uygun şartlarda ve Sağlık Bakanlığı onaylı ürünlerle yapılmalıdır" diyen Öcük, yanlış uygulamaların doku kaybı, kalıcı hasar hatta ölüm gibi ciddi sonuçlara neden olabileceğini vurguladı. "Merdiven altı yapılan işlemlerde sakatlık, doku kaybı, kalıcı hasarlar hatta ölümle sonuçlanabilecek ciddi komplikasyonlar ortaya çıkabilir" Dolgu botoks gibi işlemlerin uzmanlar tarafından yapılmasının önemine dikkat çeken Dr. Öcük, "Dolgu, botoks ve mezoterapi gibi işlemler mutlaka uzman hekimler tarafından yapılmalıdır. Bu tür uygulamaların sertifikalı ve yetkin kişilerce gerçekleştirilmesi son derece önemlidir. Aksi takdirde, sakatlık, doku kaybı, kalıcı hasarlar hatta ölümle sonuçlanabilecek ciddi komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle, işlemlerin uygun şartlarda, uzman kişiler tarafından ve Sağlık Bakanlığı onaylı ürünlerle yapılması büyük önem taşır. Ayrıca danışanlarımızın sosyal yaşamda görünüm ve yaşam kalitesi beklentileri de bizim için çok değerlidir. Bu sebeple, medikal estetik uygulamaların tamamı hijyenik şartlarda, güvenilir ve onaylı ürünlerle gerçekleştirilmelidir" şeklinde konuştu. "Hastane ortamında, son derece hijyenik şartlarda gerçekleştirilmesinden emin olabilirler" Dr. Öcük, "Hatem Hastanesi bünyesindeki Estetik Merkezi’mizde; dolgu, botoks, lazer, fraksiyonel lazer, altın iğne ve mezoterapi gibi birçok medikal estetik işlem bizzat uzman doktorlarımız tarafından yapılmaktadır. Bu sayede hastalarımız, hem kullanılan ürünlerin Sağlık Bakanlığı onaylı olmasından hem de işlemlerin hastane ortamında, son derece hijyenik şartlarda gerçekleştirilmesinden emin olabilirler. Komplikasyon riskimiz oldukça düşüktür ve hastalarımızın güvenliği bizim için her zaman en öncelikli konudur" diye konuştu.
Ablasından karaciğer nakli alan vatandaş tüm organlarını bağışladı
05 Kasım 2025 Çarşamba - 09:58 Ablasından karaciğer nakli alan vatandaş tüm organlarını bağışladı Siirt’te daha önce ablasından karaciğer nakli alan bir vatandaş, Organ Bağış Haftasında uğradığı stantta tüm organlarını bağışladı. Siirt İl Sağlık Müdürlüğü organ bağış birimi ekipleri, Güres Caddesi’nde 3-9 Organ Bağış Haftası kapsamında stant açtı. Ekipler, vatandaşları organ bağışı konusunda bilgilendirdi. Bir dönem organ bekleyen 37 yaşındaki Ömer Özüm, stantta uğrayarak tüm organlarını bağışladı. Evli ve 2 kız çocuk babası Ömer Özüm 2015 yılında karaciğer nakli olduğunu söyledi. Ablasından karaciğer nakli aldığını söyleyen Özüm şimdi de bağışçı olduğunu belirterek, "Hepatit B’den dolayı karaciğerim hasar gördü. Buradan geçerken organ bağışçısı olmak istedim ve tüm organlarımı bağışlamak istedim. Benim gibi organ bekleyenlere rabbimden şifa diliyorum. Tez zamanda inşallah sağlıklarına kavuşurlar" dedi. Özüm, organ beklemenin çok zor bir süreç olduğunu ifade ederek, "Gerçekten herkes için aile için hasta için çok zor bir süreç ama umutlarını kaybetmesinler. En kısa zamanda organlar bulunur inşallah, sağlıklarına kavuştular. Ben de empati yaparak organ bağışçısı olmak istedim" ifadelerinde bulundu. İl Sağlık Müdürlüğü organ bağış biriminden Paramedik Çağla Çüvgün, arkadaşıyla beraber bu sene 40 olan organ bağış sayısını 374’e çıkardıklarını kaydetti. Organ bağış farkındalığını arttırmak için 161 tane kurum ziyareti gerçekleştirdiklerini aktaran Çüvgün, "Binlerce insana ulaştık, binlerce kalplere dokunduk. Siz de organ bağışçı olursanız bir kişinin hayatını kurtarabilirsiniz. Standımıza bekliyoruz. İl Sağlık Müdürlüğü ve hastanenin organ bağış birimine başvurarak organ bağışçısı olabilirsiniz. E-nabız ve e-devletten kolayca organ bağışçısı olabilirsiniz" diye konuştu.
Doğuştan 200 binde bir görülen hastalıkla 2 yıl boyunca yaşayan çocuk sağlığına kavuştu
05 Kasım 2025 Çarşamba - 09:51 Doğuştan 200 binde bir görülen hastalıkla 2 yıl boyunca yaşayan çocuk sağlığına kavuştu Diyarbakır’da yaşayan 2 yaşındaki Tevab Aram Zengin, doğuştan bağırsaklarının göğüs boşluğuna çıkmasıyla akciğerini sıkıştırdı. 200 binde bir görülen diyafram fıtığının en nadir tipiyle 2 yıl boyunca yaşayan Aram, 1 saatlik ameliyatla sağlığına kavuştu. 2 yaşındaki Tevab Aram Zengin, sık sık akciğer enfeksiyonu geçirip ve zatürre nedeniyle tedavi görmeye başladı. Birçok hastaneye götürülen Aram, daha sonra öneri üzerine Memorial Dicle Hastanesi Çocuk Cerrahı Op. Dr. Taner Kamacı’ya yönlendirildi. Kamacı, 200 binde bir görülen diyafram fıtığının en nadir tipini tespit ederek ameliyat kararı aldı. 2 yaşındaki Aram, 1 saatlik ameliyatın ardından göğüs boşluğuna çıkan bağırsaklarının yerine yerleştirilmesiyle sağlığına kavuştu. Op. Dr. Taner Kamacı, hastanın diyafram hernesi dedikleri bir rahatsızlıkla kendilerine başvurulduğu söyledi. Hastanın sık sık akciğer enfeksiyonu geçirip ve zatürre nedeniyle tedavi gören bir hasta olduğunu belirten Kamacı, bunları araştırırken çocuğun diyaframında doğuştan gelen bir yırtık olduğu ve bu yırtıktan bağırsaklarının karın içinde olması gerekirken göğüs boşluğuna doğru çıktığı ve akciğeri sıkıştırdığını tespit ettiklerini ifade etti. Kamacı, doğuştan itibaren böyle diyafram yırtıkları olduğuna değinerek, "Bu hastamızın özelliği diyafram fıtıklarının en nadir görülen tipi. Morgagni hernisi dediğimiz özel bir tip. Yaklaşık 200 bin doğumda bir görünen nadir vaka. Türkiye’de geçen sene 937 bin bebek doğmuş. Düşünün bu şekilde Türkiye’de sadece 5 hasta doğuyor bir yıl içinde. Akciğer filmleri ve tomografisiyle teşhisini koyduk" dedi. "Bundan sonra akciğer enfeksiyonu geçirmeden tamamen normal hayatına dönecek" Kapalı laparoskopik yöntemle ameliyatı yaptıklarını kaydeden Kamacı, "Ameliyatta göğüs boşluğuna çıkan bağırsakları karnın içine geri indirdik. Diyaframda olan yırtığı ya da fıtık kısmını dikerek kapalı yöntemle kapatıyoruz. Yaklaşık 1 saat süren bir ameliyatla hastamızı tedavi ettik. Bir sonraki gün de hastamızı taburcu ederek evine gönderdik. Bugün hastamızın kontrolünü yapıyoruz. Kontrolünde de her şey yolunda görünüyor. Fıtığında her hangi bir sıkıntı yok. Bundan sonra akciğer enfeksiyonu geçirmeden tamamen normal hayatına dönecek" şeklinde konuştu. Anne Ruhcan Zengin ise Tevab Aram Zengin’in 2 yaşında olduğunu, 2 yıldır hep rahatsızlığı olduğunu söyledi. Karaciğer enzimlerinin yükseldiğini dile getiren Zengin, "Onunla uğraşıyorduk, bu hastalıktan bir bilgimiz yoktu. Hastane hastane gezdiriyorduk. Tabii karaciğer üstünde durmuştuk. Başka bir hastanede hocamız onu görünce bizi Tamer hocaya yönlendirdi. Taner hoca da çok ilgilendi. Çok teşekkür ediyoruz. Şu an çok şükür, çok iyi" ifadelerinde bulundu.
Dr. Öcük: "Yanlış dolgu uygulamaları kalıcı hasar ve ölüme neden olabilir"
05 Kasım 2025 Çarşamba - 09:51 Dr. Öcük: "Yanlış dolgu uygulamaları kalıcı hasar ve ölüme neden olabilir" Gaziantep Özel Hatem Hastanesi Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Özcan Öcük, burun, dudak ve yüz hatlarına yapılan dolgu işlemleri hakkında önemli uyarılarda bulundu. Dr. Öcük, son yıllarda artan merdiven altı estetik uygulamalara dikkat çekerek, bu tür işlemlerin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti. "Dolgu ve benzeri medikal estetik uygulamaları mutlaka uzman hekimler tarafından, uygun şartlarda ve Sağlık Bakanlığı onaylı ürünlerle yapılmalıdır" diyen Öcük, yanlış uygulamaların doku kaybı, kalıcı hasar hatta ölüm gibi ciddi sonuçlara neden olabileceğini vurguladı. "Merdiven altı yapılan işlemlerde sakatlık, doku kaybı, kalıcı hasarlar hatta ölümle sonuçlanabilecek ciddi komplikasyonlar ortaya çıkabilir" Dolgu botoks gibi işlemlerin uzmanlar tarafından yapılmasının önemine dikkat çeken Dr. Öcük, "Bugün sizlere medikal estetik uygulamalardan bahsetmek istiyorum. Dolgu, botoks ve mezoterapi gibi işlemler mutlaka uzman hekimler tarafından yapılmalıdır. Bu tür uygulamaların sertifikalı ve yetkin kişilerce gerçekleştirilmesi son derece önemlidir. Aksi takdirde, sakatlık, doku kaybı, kalıcı hasarlar hatta ölümle sonuçlanabilecek ciddi komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle, işlemlerin uygun şartlarda, uzman kişiler tarafından ve Sağlık Bakanlığı onaylı ürünlerle yapılması büyük önem taşır. Ayrıca danışanlarımızın sosyal yaşamda görünüm ve yaşam kalitesi beklentileri de bizim için çok değerlidir. Bu sebeple, medikal estetik uygulamaların tamamı hijyenik şartlarda, güvenilir ve onaylı ürünlerle gerçekleştirilmelidir" şeklinde konuştu. "Hastane ortamında, son derece hijyenik şartlarda gerçekleştirilmesinden emin olabilirler" Dr. Öcük, "Hatem Hastanesi bünyesindeki Estetik Merkezimizde; dolgu, botoks, lazer, fraksiyonel lazer, altın iğne ve mezoterapi gibi birçok medikal estetik işlem bizzat uzman doktorlarımız tarafından yapılmaktadır. Bu sayede hastalarımız, hem kullanılan ürünlerin Sağlık Bakanlığı onaylı olmasından hem de işlemlerin hastane ortamında, son derece hijyenik şartlarda gerçekleştirilmesinden emin olabilirler. Komplikasyon riskimiz oldukça düşüktür ve hastalarımızın güvenliği bizim için her zaman en öncelikli konudur" diye konuştu. (FA-LO-Y
Kış geldi, virüsler geri döndü
05 Kasım 2025 Çarşamba - 09:36 Kış geldi, virüsler geri döndü Kış mevsiminin gelmesiyle birlikte, kapalı ortamlarda geçirilen sürenin artması ve temasın yoğunlaşması, solunum yolu hastalıklarında artışa sebep oldu. Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reşit Mıstık, özellikle grip, nezle, Covid-19 ve RSV vakalarında yükseliş görüldüğünü belirterek vatandaşları dikkatli olmaya çağırdı. Kış aylarında sık görülen virüslerin benzer belirtilerle başladığını ancak hastalıkların seyir ve risk düzeylerinin farklı olduğunu vurgulayan Medicana Bursa Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mıstık, "Grip, nezle, Covid-19 ve RSV hastalıkları çoğu zaman benzer şekilde başlar. Ancak hastalıkların ciddiyeti, bulaşma süresi ve risk grupları farklıdır. Özellikle yaşlılar, kronik kalp-akciğer hastaları ve diyabeti olanlar daha dikkatli olmalıdır. Gribin kuluçka süresi 1-4 gündür. Hastalık ani başlayan ateş, baş ve kas ağrısı, halsizlik, kuru öksürük gibi belirtilerle kendini gösterir. Gribin ölüm oranı sağlıklı bireylerde düşük olsa da, kalp veya akciğer hastalığı olanlarda risk 100 kat artıyor" dedi. Soğuk algınlığı ve nezle genellikle hafif seyirli enfeksiyonlar olduğunu belirten Mıstık, "Ateş nadir görülür, burun akıntısı ve halsizlik ön plandadır. Bu hastalıkların genellikle kısa sürede iyileşmektedir. Zatürre veya ağır komplikasyon beklenmez. Aşısı yoktur" diye konuştu. Covid-19’un kuluçka süresi 3-10 gün olduğunu belirten Mıstık, "Ateş, boğaz ağrısı, kas ağrısı, tat ve koku kaybı, kırgınlık ve bazen ishal gibi belirtilerle seyreder. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre Eylül 2025’te 75 ülkeden 53 bin 670 örneğin yüzde 6,8’i pozitif bulunmuştur. Avrupa, dünya genelinde en yüksek vaka oranına sahip bölge konumundadır (yüzde 23). En yaygın varyant XFG (yüzde 61-68) olup, halk sağlığı açısından ek risk taşımadığı bildirilmiştir" dedi. RSV (respiratuvar sinsityal virüs) kuluçka süresi 2-8 gün olarak görüldüğünü belirten Mıstık, "Özellikle bebeklerde bronşit ve zatürreye sebep olabilirken, erişkinlerde genellikle hafif seyreder. RSV enfeksiyonları kış ve ilkbahar aylarında artış gösterir. Bu virüslerin ayırt edilmesinde laboratuvar testlerinin önemine dikkat edilmesi gerekiyor. Artık nezle, grip, COVID-19 ve RSV’yi birbirinden ayıran hızlı testler mevcut. Özellikle risk grubundaki kişilerin test yaptırması ve erken teşhisi alması çok önemli" şeklinde konuştu. Kışa girerken yapılması gereken önlemleri ise Mıstık şu şekilde sıraladı; "Kapalı alanlarda uzun süre kalmaktan kaçının. El hijyenine özen gösterin. Öksürürken ve hapşırırken ağız ve burnunuzu kapatın. Kalabalık ortamlarda maske kullanımı koruyucu olabilir. Aşı zamanı gelmişse grip ve Covid-19 aşılarını mutlaka yaptırın. Kış aylarında gribi hafife almamak, hem kendimizi hem çevremizdekileri korumak açısından çok önemli."
Alman turistler medikal termale hayran kaldı
05 Kasım 2025 Çarşamba - 09:36 Alman turistler medikal termale hayran kaldı Dünyada sağlık turizminin önemi giderek artarken, yeşili ve termalin medikal sağlıkla buluştuğu Bursa, turistlerin ilgi odağı oldu. Sağlık turizminin önemli dallarından biri olan kaplıcalar da sıkça ziyaret edilen yerlerin başında geliyor. Türkiye, coğrafi yapısı ve iklimi dolayısıyla çok sayıda kaplıca bulundururken, dünyada ise ilk 7 ülke arasında yer alıyor. Sağlık yatırımlarının termal suyla buluşması birlikte Bursa, turistlerin en çok tedavi için geldiği bölgelerden biri oldu. Bursa’da çok sayıda kaplıca yer alırken, sağlık yatırımlarıyla bir araya getirilen hastanelerdeki termal su tedavileri yurt dışından gelen vatandaşların takdirini kazandı. Bursa, Roma, Bizans ve Osmanlı medeniyetlerine ev sahipliği yapan termal potansiyeli, termal ve medikal sağlığın birleşmesiyle Avrupa ve Orta Doğu başta olmak üzere dünya ülkelerinde yeniden ses getirmeye devam ediyor. Bursa’ya bir dizi ziyaret için gelen Alman turistler, termalin sağlıkla buluştuğu merkez olan Doruk Nilüfer Hastanesi’ndeki termal tesislerde uygulanan tedavi yöntemlerini gördüklerinde hayranlıklarını gizleyemedi. Bursa’nın kültür varlığı kadar, sağlık yatırımlarının da çok güzel olduğunu dile getiren Alman turistler, "Bursa’ya daha çok zaman ayrılmalı ve daha çok yer gezilmeli. Termal su, her yerde bulunmaması, Bursa’yı bu konuda ön plana çıkarıyor. Burada böyle bir imkan olmasından dolayı Bursa çok şanslısıdır. Bu hastanede değerlendirilip kullanılması hastalar için, iyileştirici yanının fazla olmasından dolayı çok önemli. Bu zamana kadar böyle bir hastane görmedim, öncelikle dikkatimi çeken şey hasta burada odak noktası ve önemseniyor. Bunun ön plana çıkartılması çok güzel bir durum. Her şey çok mükemmel kurgulanmış ve yapılıyor. Burada sağlık ve tedavi çok güzel bir şekilde bir araya getiriliyor, bu yapı çok güzel" dedi. Bursa’nın Nilüfer ilçesinde 370 yatak kapasitesine çıkabilen yatak dizaynı, 13 ameliyathane, 100 uzman hekim, 400 araçlık kapalı, 300 araçlık açık otoparkı ve Güney Marmara’da tek tescilli heliport pisti gibi birçok donanım ile Doruk Hastanesi ön plana çıkıyor. 2 yarı olimpik termal havuz, 2 refleksoloji havuzu, 4 hidroterapi havuzu, 4 çamur banyosu, 2 doktor balık havuzu, 3 medikal masaj salonu, 3 aile tedavi havuzu ve 6 ambiyans duşu yer alan hidroterapi bölümü ile farkını ortaya koyuyor.