Son Dakika
|
Bakan Gürlek’ten İsrail Konsolosluğu önündeki çatışmayla ilgili açıklama
MUBRAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Levent Arkan tutuklandı
İsrail Konsolosluğu yakınındaki çatışmada 3 saldırgan etkisiz hale getirildi
Aralarında Mustafa Ceceli, Melek Mosso, Simge Sağın’ın da bulunduğu ünlü isimlere uyuşturucu operasyonu
Ekrem İmamoğlu hakkında yargı mensuplarını hedef aldığı gerekçesiyle soruşturma başlatıldı
İran'dan ateşkes çıkışı: "Ateşkes, yeni suçlar için moladır"
Narkotik polisinden ’Cono’lara operasyon: 55 gözaltı
Dağıstan'daki selde 6 kişi hayatını kaybetti
MHP İstanbul İl ve 39 İlçe teşkilatı feshedildi
Tokat merkezli 12 ilde yasa dışı bahis operasyonu: 64 gözaltı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Khartoum’s Marina Park Reopens After Years of War
Beşiktaş’tan Wilfred Ndidi açıklaması
Sağlık Bakanı Memişoğlu'ndan yaralanan polislerle ilgili açıklama!
Göztepe ile Galatasaray 64. randevuda
İsrail ordusu, İran’a yönelik yeni bir saldırı dalgasının tamamlandığını açıkladı
12 saatlik aranın ardından İran’dan İsrail’e yeni füze saldırısı
Suudi Arabistan, Bahreyn ve BAE yeni saldırılara hedef oldu
Türk Polis Teşkilatı’ndan 181. kuruluş yıl dönümünde duygulandıran film
SAĞLIK
Diyarbakır’da öğrencilere ağız ve diş sağlığı taraması: 3 ayda 4 bin 456 öğrenciye ulaşıldı
07 Nisan 2026 Salı - 13:53:26
Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında il genelinde ağız ve diş sağlığı hizmetleri etkin şekilde sürdürülüyor. 2026 yılının ilk üç ayında gerçekleştirilen saha faaliyetleriyle binlerce öğrenciye ulaşılarak hem erken teşhis sağlandı hem de farkındalık artırıldı. Eğil, Kocaköy ve Kayapınar ilçelerinde bulunan okullarda ilkokul öğrencilerine yönelik yapılan taramalarda, ağız ve diş sağlığı kontrolleri gerçekleştirildi. Taramalar sonucunda tedavi ihtiyacı bulunan öğrenciler ilgili sağlık kuruluşlarına yönlendirilirken, öğrencilere ağız ve diş sağlığı konusunda eğitimler verildi. Ocak, şubat ve mart aylarını kapsayan dönemde toplam bin 573 öğrenciye tarama, 326 öğrenciye yönlendirme yapılırken, 4 bin 456 öğrenciye eğitim verildi. Yapılan çalışmalarla çocuklarda ağız ve diş sağlığı bilincinin artırılması, hastalıkların erken dönemde tespit edilmesi ve koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi hedeflendi. "Erken yaşta bilinç kazandırıyoruz" Diyarbakır İl Sağlık Müdürümüz Uzm. Dr. Emre Asiltürk, "Sağlık Hizmetleri Başkanlığımızın koordinasyonunda yürütülen bu çalışmalarla çocuklarımızın ağız ve diş sağlığı konusunda bilinçlenmesini sağlıyoruz. Erken yaşta kazanılan doğru alışkanlıklar, ilerleyen yıllarda daha sağlıklı bireylerin yetişmesine katkı sunmaktadır. Taramalar sayesinde ihtiyaç duyan öğrencilerimizi erken dönemde tespit ederek tedaviye yönlendiriyoruz’’ dedi. Asiltürk, koruyucu sağlık hizmetlerinin önemine dikkat çekerek, ağız ve diş sağlığına yönelik eğitim ve tarama faaliyetlerinin il genelinde planlı şekilde devam edeceğini belirtti.
07 Nisan 2026 Salı - 13:49
Köşk’te ’Sağlıklı Yaşam Yürüyüşü’ etkinliği yapıldı
Köşk Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü, 7 Nisan Dünya Sağlık Günü kapsamında farkındalık yürüyüşü düzenledi. Sağlıklı yaşamın önemine dikkat çekmek amacıyla Türkiye genelinde 81 ilde eş zamanlı gerçekleştirilen etkinlik kapsamında, Köşk’te de vatandaşlar ve öğrenciler yürüyüşte buluştu. Köşk Kaymakamı Hasan Taş’ın himayesinde Köşk Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü tarafınca düzenlenen etkinliğe ilçe müdür ve amirleri, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı. Yürüyüş programı bugün Köşk Ayla Vural Anadolu Lisesi önünde başlayarak, çevre yollarında devam ederek uzun bir yürüyüş sonrası sona erdi. Köşk Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü etkinlik sonrası; "7 Nisan Dünya Sağlık Günü’nde gençlerimizle birlikte sağlıklı yaşam için adım attık Köşk Ayla Vural Anadolu Lisesinde öğrenim gören gönüllü gençlerimizin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz yürüyüşte hem farkındalık oluşturduk hem de hareketli yaşamın önemine dikkat çektik" açıklamasında bulundu.
07 Nisan 2026 Salı - 13:35
Prof. Dr. Akdağ: ’’Sağlıklı bir vücut için en önemli kriterlerden biri kalp sağlığıdır’’
Memorial Dicle Hastanesinde görevli kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Serkan Akdağ, ‘’Kalp sağlığının korunması, beyin, böbrek ve akciğer başta olmak üzere birçok organın sağlıklı ve dengeli çalışmasına aracılık eder’’ dedi. Memorial Dicle Hastanesinde görevli kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Serkan Akdağ, kalp sağlığına ilişkin bilgilendirmelerde bulundu. Kalbin, vücudun tüm organlarına, besin ve oksijen ihtiva eden kanın taşınmasını sağlayan hayati bir organ olduğunu belirten Prof. Dr. Akdağ, dolaşım sisteminin temel yapıtaşı olan kalbin, sağlıklı ve dengeli çalışmasının, genel sağlığın korunmasında hayati öneme sahip olduğunu söyledi. Prof. Dr. Akdağ, ‘’ Kalp sağlığının korunması, beyin, böbrek ve akciğer başta olmak üzere birçok organın sağlıklı ve dengeli çalışmasına aracılık eder. Dolayısıyla sağlıklı bir vücut için en önemli kriterlerden biri kalp sağlığıdır. Kalp hastalıklar; damar tıkanıklıkları, kalp yetmezliği, kapak hastalıkları, ritim bozuklukları, doğumsal kalp anomalileri ve kalp zarının hastalıkları olarak gruplandırılabilir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada en sık ölüm nedenleri arasında kalp ve damar hastalıkları ilk sırada yer almaktadır. Ülkemizde de bu durum dünya ortalamasıyla benzer olup, Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre her üç ölümden biri kalp ve damar hastalıklarından kaynaklanmaktadır. Kalp ve damar hastalıklarının oluşumunda en önemli risk faktörleri, genetik öykü, hipertansiyon, diyabet, yüksek kolesterol, tütün ve alkol tüketimi, dengesiz beslenme, obezite, hareketsiz yaşam ve strestir. Sigara ve tütün kullanımı, damarların yapısını bozarak kalp krizi ve inme riskini ciddi oranda arttırır. Özellikle genç bireylerde sigara ve her türlü zararlı madde kullanımı, kalp damar hastalıkları gelişiminde en önemli risk faktörlerindendir. Sağlıklı beslenme için kalp damarlarını koruyan, tansiyon, kolesterol ve şekeri dengeleyen besinler tercih edilmelidir. Özellikle zeytinyağı, sebze ve meyveler, tahıl ve çiğ kuruyemişler kalp sağlığı için faydalı gıdalardır. İşlenmiş gıdalardan, aşırı tuz, karbonhidrat ve yağ oranı yüksek besinlerden ve fast-fooddan kaçınmak gerekmektedir. Hareketsiz yaşam ve stres bir diğer risk faktörü olup, kalp yapısına zarar verdiği gibi tansiyon ve yüksek kolesterol gibi ek risk faktörlerinin de oluşumuna katkıda bulunur. Düzenli aralıklarla kardiyak muayeneler kalp hastalıklarının erken teşhisine olanak sağlar. Kardiyak muayene esnasında EKG, kalbin elektriksel aktivitesini ölçerek ritim bozuklukları ve kalp krizi ile ilgili önemli bilgiler verir. EKO, kalbin kasılma gücünü, yapısal hastalıklarını, kapaklar ve duvarlar ile ilgili detaylı değerlendirme yapmamızı sağlar. EFOR testi, Holter, koroner BT anjiografi ve daha birçok test ise hekimin gerekli görmesi halinde tanıda yardımcı olan tetkik ve işlemlerdir. Kalp ve damar hastalıklarından korunmanın en etkili yolu koruyucu önlemler almaktan geçer. Düzenli egzersiz, tansiyon, şeker ve kolesterol seviyelerini dengeler ve kalp damar hastalığı oluşma riskini azaltır. Haftada 4 gün yarım saat tempolu yürüyüş, kalp damar hastalıklarından korunmada son derece etkili bir yöntemdir. Ayrıca haftada 3 gün yarım saat yüzme, kalp krizi ve inme riskini önemli oranda azaltır. Sigara ve her türlü tütün ürünlerinden, alkol ve uyuşturucu maddelerden uzak durarak, beslenme ve uyku düzenimize dikkat ederek, düzenli egzersiz yapmayı bir yaşam şekli haline getirerek ve stres faktörlerini en aza indirgeyerek kalp sağlığımızı en iyi şekilde koruyabilir, sağlıklı bir yaşama kavuşabiliriz’’ diye konuştu.
07 Nisan 2026 Salı - 13:29
Van’da erken teşhis hayat kurtardı: Bir yılda 67 vatandaşa kanser tanısı konuldu
Van İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Uzman Dr. Emine Gülçin Ay, Van’da 2025 yılı içerisinde yürütülen tarama çalışmaları sonucunda 67 vatandaşa kanser tanısı konularak hızlıca tedavi süreçlerine başlandığını belirterek, erken teşhisin hayati önem taşıdığını söyledi. 1-7 Nisan Kanser Haftası çerçevesinde dünya genelinde ve Türkiye’de önemli bir halk sağlığı sorunu olan kansere karşı farkındalık oluşturmak amacıyla çeşitli bilgilendirme faaliyetleri yürütülüyor. Uzmanlar, Türkiye’de en sık görülen kanser türlerine karşı tarama programlarının önemine dikkat çekerken, Van’da ulaşılan rakamlar erken tanının önemini bir kez daha ortaya koydu. "Türkiye’deki ilk beş kanser türü, dünya geneliyle benzerlik taşımaktadır" İHA muhabirine konuşan Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Uzman Dr. Emine Gülçin Ay, kanserin hem dünyada hem de Türkiye’de ciddi bir sağlık problemi olduğunu belirtti. Uzman Dr. Ay, "Kanserin başlıca nedenleri arasında; tütün ve alkol kullanımı, sağlıksız beslenme ve sedanter yaşam tarzı gibi bireysel faktörlerin yanı sıra hava kirliliği, elektromanyetik alanlar, radyasyon, kimyasallara maruziyet gibi çevresel etkenler ve genetik faktörler rol oynamaktadır. Ülkemizde kanser insidansı, yani yeni vaka oluşumu yıllar içinde artış göstermektedir. Özellikle Türkiye’deki ilk beş kanser türü, dünya geneliyle benzerlik taşımaktadır. Erkeklerde ilk sırada trakea, bronş ve akciğer kanserleri; kadınlarda ise meme kanseri en sık görülen türlerdir. Kolorektal kanserler ise hem kadınlarda hem de erkeklerde en sık görülen üçüncü kanser türü olarak yer almaktadır" dedi. Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Ulusal Kanser Kontrol Programı kapsamında tarama takviminin hassasiyetle uygulandığını dile getiren Ay, "Bu programın ilk basamağını, primer koruma dediğimiz kanserin önlenmesine yönelik çalışmalar oluşturmaktadır. Özellikle ülkemizde sık görülen, yüksek ölüm oranına sahip ancak erken teşhis edildiğinde tedavisi mümkün olan meme kanseri, rahim ağzı kanseri ve kolorektal kanserlere karşı yürüttüğümüz tarama programlarımız bulunmaktadır. Meme kanseri tarama programımız kapsamında; kadınların 20 yaşından itibaren her ay kendi kendine meme muayenesi yapması, yılda bir kez hekim tarafından klinik muayene edilmesi ve 40-69 yaş aralığındaki kadınların iki yılda bir mamografi çektirmesi önerilmektedir. Rahim ağzı kanseri için 30-65 yaş aralığındaki kadınlara beş yılda bir HPV DNA testi uygulanırken; kolorektal kanserler için 50-70 yaş aralığındaki tüm vatandaşlarımıza iki yılda bir gaitada gizli kan testi ve 50 yaşından sonra her 10 yılda bir kolonoskopi taraması yapılmaktadır" diye konuştu. "Van’da bir yılda 67 kişiye tanı konuldu" İl genelinde yürütülen tarama çalışmalarının meyvelerini verdiğini ifade eden Ay, sözlerini şöyle sürdürdü: "İlimizde özellikle 2025 yılında yaptığımız taramalar neticesinde; 47 vatandaşımıza meme kanseri, bir vatandaşımıza rahim ağzı kanseri ve 19 vatandaşımıza kolorektal kanser tanısı koyarak hızlıca tedavilerine başladık. Aynı şekilde, henüz kanser aşamasına gelmemiş ancak riskli durumda olan kişiler de tarama programlarımızla tespit edilerek tedavi süreçlerine dahil edilmiştir. Taramalar sonucu tespit edilen pozitif veya şüpheli vakalar, ilimizde bulunan Kanser Teşhis Merkezine yönlendirilmektedir. Uzman hekim kadrosu ve günümüz teknolojisine uygun cihazlarla donatılan merkezimizde, gerekli tanılar konulduktan sonra tedavi ve yönlendirme işlemleri yapılmaktadır. Şüpheli bir sonuç çıktığında vatandaşlarımızla iletişime geçerek randevularını oluşturuyor ve merkezimize yönlendirilmelerini sağlıyoruz. Buradaki amacımız, erken tanı ile mümkün olduğunca çok kişiye ulaşarak hem hayatta kalma sürelerini uzatmak hem de kanser kaynaklı ölümlerin önüne geçmektir. Bu nedenle tüm vatandaşlarımızı aile sağlığı merkezleri, ilçe sağlık müdürlükleri, toplum sağlığı merkezleri, sağlıklı hayat merkezleri, hastanelerdeki KETEM noktaları ve mobil tarama araçlarımızda kanser taramalarını yaptırmaya bekliyoruz. Herkese sağlıklı günler diliyorum."
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
06 Nisan 2026 Pazartesi- 11:29
’Kırlangıç otu kullanımı’na dikkat, uzmanlar uyarıyor: "Gözlerine suyunu damlattı, göremez hale geldi"
2
04 Nisan 2026 Cumartesi- 16:31
Yalova’da "Emzirme Danışmanlığı ve Ulusal Değerlendirici Sağlık Personeli Eğitimi"
3
06 Nisan 2026 Pazartesi- 09:30
Malatya vertigo tedavisinde bölgenin referans noktası
4
06 Nisan 2026 Pazartesi- 09:42
Dünyanın ilk enfeksiyonlu bölgeye uygulanabilen yapay kemiği Eskişehir’de geliştirildi
5
06 Nisan 2026 Pazartesi- 10:08
Uzman doktordan 35 yaşın üzerindeki vatandaşlara uyarı: "Kalp krizleri ölüm nedeni oluyor"
05 Kasım 2025 Çarşamba - 10:32
Organ bağışı bir kişinin başka bir kişiye yaşam umudu olmasının en anlamlı yoludur
SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Nefroloji Bilim Dalı’nda görev yapan Uzm. Dr. Orhan Özdemir, "Organ bağışı, bir kişinin başka bir kişiye yaşam umudu olmasının en anlamlı yoludur" dedi. SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakil Merkezi (TransplANTEPSANKO) hekimlerinden de olan Uzm. Dr. Özdemir, 3-9 Kasım Organ Bağış Haftası’nın, organ bağışı ve naklinin hayati önemine dikkat çekmek için önemli bir fırsat olduğunu söyledi. Ülkemizde her yıl binlerce hastanın, özellikle kronik böbrek yetmezliği nedeniyle organ nakli beklediğine dikkat çeken Uzm. Dr. Özdemir, böbrek naklinin, son dönem böbrek yetmezliği tedavisinde yaşam süresini uzatan ve yaşam kalitesini belirgin biçimde artıran en etkin tedavi seçeneği olduğunu kaydetti. Günümüzde böbrek nakillerinin hem canlı vericilerden hem de kadavra donörlerden başarıyla gerçekleştirilebildiğini ifade eden Uzm. Dr. Özdemir, "Canlı vericili nakillerde donör ve alıcı arasındaki doku uyumu, tıbbi değerlendirme ve etik ilkeler doğrultusunda titizlikle incelenmektedir. Kadavra donör sayısının artması ise toplumun organ bağışı bilincinin yükselmesiyle mümkündür. Bu nedenle organ bağışı konusunda farkındalık oluşturmak, sağlık profesyonelleri kadar toplumun her bireyinin sorumluluğudur. Böbrek nakli yapılan hastalarda uygun immünsüpresif (Bağışıklık sistemini baskılayan) tedaviler sayesinde uzun dönem greft ve hasta sağkalımı her geçen yıl daha da iyileşmektedir. Cerrahi tekniklerdeki ilerlemeler, deneyimli transplantasyon ekipleri ve düzenli takip programları nakil başarısını artıran temel unsurlardır" dedi. Uzm. Dr. Özdemir, "Her bir bağış, bekleme listesinde yer alan bir hastaya yeniden hayat verebilir. Unutmayalım ki, her organ bağışı, filizlenen yeni bir yaşamdır" diyerek sözlerini tamamladı.
05 Kasım 2025 Çarşamba - 10:30
Dr. Demirçubuk, "İnek sütü masum değil"
Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Gümüş Demirçubuk, inek sütünün erken yaşta tüketilmesinin çocuk sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. Dr. Ayşe Gümüş Demirçubuk, bebeklerin ilk 12 ay boyunca yalnızca anne sütü veya uygun formül mamalarla beslenmesi gerektiğini vurgulayarak, "İnek sütü, bebeklerin sindirim sistemine uygun değildir. İçeriğindeki yüksek protein ve mineral oranı, böbrekleri zorlayabilir ve bağırsaklarda mikroskobik kanamalara neden olabilir. Bu durum, demir eksikliği anemisine yol açabilir" dedi. "Alerji ve laktoz duyarlılığına dikkat" Dr. Demirçubuk, bazı çocuklarda inek sütü proteinine karşı alerjik reaksiyonlar gelişebileceğini belirterek, "İnek sütü alerjisi, özellikle yaşamın ilk aylarında sık görülür. Bu durum cilt döküntüleri, kusma, ishal, karın ağrısı veya solunum problemleriyle kendini gösterebilir. Aileler, bu belirtileri fark ettiklerinde mutlaka bir uzmana başvurmalıdır. Bir yaşını dolduran çocuklarda, günlük süt alımı 200 ml’yi sınırılı kalmasını tercih ediyoruz. Aşırı süt tüketimi iştahsızlığa, demir eksikliğine ve dengesiz beslenmeye yol açabilir. Çocuğun yaşına uygun dengeli bir beslenme programı çok önemlidir" şeklinde konuştu. Anne Sütü Her Zaman İlk Tercih Dr. Ayşe Gümüş Demirçubuk, anne sütünün bebekler için en değerli besin olduğunu hatırlatarak, "Anne sütü, bebeğin ihtiyacı olan tüm besin öğelerini ve bağışıklık destekleyici maddeleri içerir. Her anne, ilk 6 ay sadece anne sütü vermeye gayret etmeli; 6. aydan sonra uygun ek gıdalarla birlikte emzirmeye devam etmelidir. 1 yaşından önce inek sütü verilmemeli. Süt alerjisi belirtileri gözlemlenirse doktora başvurulmalı. 1 yaşından sonra süt, ölçülü ve dengeli biçimde verilmelidir. Alternatif kalsiyum kaynakları (yoğurt, peynir, yeşil sebzeler) dengeli şekilde tüketilmelidir" diye konuştu.
05 Kasım 2025 Çarşamba - 09:58
Dr. Öcük: "Yanlış dolgu uygulamaları kalıcı hasar ve ölüme neden olabilir"
Gaziantep Özel Hatem Hastanesi Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Özcan Öcük, burun, dudak ve yüz hatlarına yapılan dolgu işlemleri hakkında önemli uyarılarda bulundu. Dr. Öcük, son yıllarda artan merdiven altı estetik uygulamalara dikkat çekerek, bu tür işlemlerin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti. "Dolgu ve benzeri medikal estetik uygulamaları mutlaka uzman hekimler tarafından, uygun şartlarda ve Sağlık Bakanlığı onaylı ürünlerle yapılmalıdır" diyen Öcük, yanlış uygulamaların doku kaybı, kalıcı hasar hatta ölüm gibi ciddi sonuçlara neden olabileceğini vurguladı. "Merdiven altı yapılan işlemlerde sakatlık, doku kaybı, kalıcı hasarlar hatta ölümle sonuçlanabilecek ciddi komplikasyonlar ortaya çıkabilir" Dolgu botoks gibi işlemlerin uzmanlar tarafından yapılmasının önemine dikkat çeken Dr. Öcük, "Dolgu, botoks ve mezoterapi gibi işlemler mutlaka uzman hekimler tarafından yapılmalıdır. Bu tür uygulamaların sertifikalı ve yetkin kişilerce gerçekleştirilmesi son derece önemlidir. Aksi takdirde, sakatlık, doku kaybı, kalıcı hasarlar hatta ölümle sonuçlanabilecek ciddi komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle, işlemlerin uygun şartlarda, uzman kişiler tarafından ve Sağlık Bakanlığı onaylı ürünlerle yapılması büyük önem taşır. Ayrıca danışanlarımızın sosyal yaşamda görünüm ve yaşam kalitesi beklentileri de bizim için çok değerlidir. Bu sebeple, medikal estetik uygulamaların tamamı hijyenik şartlarda, güvenilir ve onaylı ürünlerle gerçekleştirilmelidir" şeklinde konuştu. "Hastane ortamında, son derece hijyenik şartlarda gerçekleştirilmesinden emin olabilirler" Dr. Öcük, "Hatem Hastanesi bünyesindeki Estetik Merkezi’mizde; dolgu, botoks, lazer, fraksiyonel lazer, altın iğne ve mezoterapi gibi birçok medikal estetik işlem bizzat uzman doktorlarımız tarafından yapılmaktadır. Bu sayede hastalarımız, hem kullanılan ürünlerin Sağlık Bakanlığı onaylı olmasından hem de işlemlerin hastane ortamında, son derece hijyenik şartlarda gerçekleştirilmesinden emin olabilirler. Komplikasyon riskimiz oldukça düşüktür ve hastalarımızın güvenliği bizim için her zaman en öncelikli konudur" diye konuştu.
05 Kasım 2025 Çarşamba - 09:58
Ablasından karaciğer nakli alan vatandaş tüm organlarını bağışladı
Siirt’te daha önce ablasından karaciğer nakli alan bir vatandaş, Organ Bağış Haftasında uğradığı stantta tüm organlarını bağışladı. Siirt İl Sağlık Müdürlüğü organ bağış birimi ekipleri, Güres Caddesi’nde 3-9 Organ Bağış Haftası kapsamında stant açtı. Ekipler, vatandaşları organ bağışı konusunda bilgilendirdi. Bir dönem organ bekleyen 37 yaşındaki Ömer Özüm, stantta uğrayarak tüm organlarını bağışladı. Evli ve 2 kız çocuk babası Ömer Özüm 2015 yılında karaciğer nakli olduğunu söyledi. Ablasından karaciğer nakli aldığını söyleyen Özüm şimdi de bağışçı olduğunu belirterek, "Hepatit B’den dolayı karaciğerim hasar gördü. Buradan geçerken organ bağışçısı olmak istedim ve tüm organlarımı bağışlamak istedim. Benim gibi organ bekleyenlere rabbimden şifa diliyorum. Tez zamanda inşallah sağlıklarına kavuşurlar" dedi. Özüm, organ beklemenin çok zor bir süreç olduğunu ifade ederek, "Gerçekten herkes için aile için hasta için çok zor bir süreç ama umutlarını kaybetmesinler. En kısa zamanda organlar bulunur inşallah, sağlıklarına kavuştular. Ben de empati yaparak organ bağışçısı olmak istedim" ifadelerinde bulundu. İl Sağlık Müdürlüğü organ bağış biriminden Paramedik Çağla Çüvgün, arkadaşıyla beraber bu sene 40 olan organ bağış sayısını 374’e çıkardıklarını kaydetti. Organ bağış farkındalığını arttırmak için 161 tane kurum ziyareti gerçekleştirdiklerini aktaran Çüvgün, "Binlerce insana ulaştık, binlerce kalplere dokunduk. Siz de organ bağışçı olursanız bir kişinin hayatını kurtarabilirsiniz. Standımıza bekliyoruz. İl Sağlık Müdürlüğü ve hastanenin organ bağış birimine başvurarak organ bağışçısı olabilirsiniz. E-nabız ve e-devletten kolayca organ bağışçısı olabilirsiniz" diye konuştu.
05 Kasım 2025 Çarşamba - 09:51
Doğuştan 200 binde bir görülen hastalıkla 2 yıl boyunca yaşayan çocuk sağlığına kavuştu
Diyarbakır’da yaşayan 2 yaşındaki Tevab Aram Zengin, doğuştan bağırsaklarının göğüs boşluğuna çıkmasıyla akciğerini sıkıştırdı. 200 binde bir görülen diyafram fıtığının en nadir tipiyle 2 yıl boyunca yaşayan Aram, 1 saatlik ameliyatla sağlığına kavuştu. 2 yaşındaki Tevab Aram Zengin, sık sık akciğer enfeksiyonu geçirip ve zatürre nedeniyle tedavi görmeye başladı. Birçok hastaneye götürülen Aram, daha sonra öneri üzerine Memorial Dicle Hastanesi Çocuk Cerrahı Op. Dr. Taner Kamacı’ya yönlendirildi. Kamacı, 200 binde bir görülen diyafram fıtığının en nadir tipini tespit ederek ameliyat kararı aldı. 2 yaşındaki Aram, 1 saatlik ameliyatın ardından göğüs boşluğuna çıkan bağırsaklarının yerine yerleştirilmesiyle sağlığına kavuştu. Op. Dr. Taner Kamacı, hastanın diyafram hernesi dedikleri bir rahatsızlıkla kendilerine başvurulduğu söyledi. Hastanın sık sık akciğer enfeksiyonu geçirip ve zatürre nedeniyle tedavi gören bir hasta olduğunu belirten Kamacı, bunları araştırırken çocuğun diyaframında doğuştan gelen bir yırtık olduğu ve bu yırtıktan bağırsaklarının karın içinde olması gerekirken göğüs boşluğuna doğru çıktığı ve akciğeri sıkıştırdığını tespit ettiklerini ifade etti. Kamacı, doğuştan itibaren böyle diyafram yırtıkları olduğuna değinerek, "Bu hastamızın özelliği diyafram fıtıklarının en nadir görülen tipi. Morgagni hernisi dediğimiz özel bir tip. Yaklaşık 200 bin doğumda bir görünen nadir vaka. Türkiye’de geçen sene 937 bin bebek doğmuş. Düşünün bu şekilde Türkiye’de sadece 5 hasta doğuyor bir yıl içinde. Akciğer filmleri ve tomografisiyle teşhisini koyduk" dedi. "Bundan sonra akciğer enfeksiyonu geçirmeden tamamen normal hayatına dönecek" Kapalı laparoskopik yöntemle ameliyatı yaptıklarını kaydeden Kamacı, "Ameliyatta göğüs boşluğuna çıkan bağırsakları karnın içine geri indirdik. Diyaframda olan yırtığı ya da fıtık kısmını dikerek kapalı yöntemle kapatıyoruz. Yaklaşık 1 saat süren bir ameliyatla hastamızı tedavi ettik. Bir sonraki gün de hastamızı taburcu ederek evine gönderdik. Bugün hastamızın kontrolünü yapıyoruz. Kontrolünde de her şey yolunda görünüyor. Fıtığında her hangi bir sıkıntı yok. Bundan sonra akciğer enfeksiyonu geçirmeden tamamen normal hayatına dönecek" şeklinde konuştu. Anne Ruhcan Zengin ise Tevab Aram Zengin’in 2 yaşında olduğunu, 2 yıldır hep rahatsızlığı olduğunu söyledi. Karaciğer enzimlerinin yükseldiğini dile getiren Zengin, "Onunla uğraşıyorduk, bu hastalıktan bir bilgimiz yoktu. Hastane hastane gezdiriyorduk. Tabii karaciğer üstünde durmuştuk. Başka bir hastanede hocamız onu görünce bizi Tamer hocaya yönlendirdi. Taner hoca da çok ilgilendi. Çok teşekkür ediyoruz. Şu an çok şükür, çok iyi" ifadelerinde bulundu.
05 Kasım 2025 Çarşamba - 09:51
Dr. Öcük: "Yanlış dolgu uygulamaları kalıcı hasar ve ölüme neden olabilir"
Gaziantep Özel Hatem Hastanesi Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Özcan Öcük, burun, dudak ve yüz hatlarına yapılan dolgu işlemleri hakkında önemli uyarılarda bulundu. Dr. Öcük, son yıllarda artan merdiven altı estetik uygulamalara dikkat çekerek, bu tür işlemlerin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti. "Dolgu ve benzeri medikal estetik uygulamaları mutlaka uzman hekimler tarafından, uygun şartlarda ve Sağlık Bakanlığı onaylı ürünlerle yapılmalıdır" diyen Öcük, yanlış uygulamaların doku kaybı, kalıcı hasar hatta ölüm gibi ciddi sonuçlara neden olabileceğini vurguladı. "Merdiven altı yapılan işlemlerde sakatlık, doku kaybı, kalıcı hasarlar hatta ölümle sonuçlanabilecek ciddi komplikasyonlar ortaya çıkabilir" Dolgu botoks gibi işlemlerin uzmanlar tarafından yapılmasının önemine dikkat çeken Dr. Öcük, "Bugün sizlere medikal estetik uygulamalardan bahsetmek istiyorum. Dolgu, botoks ve mezoterapi gibi işlemler mutlaka uzman hekimler tarafından yapılmalıdır. Bu tür uygulamaların sertifikalı ve yetkin kişilerce gerçekleştirilmesi son derece önemlidir. Aksi takdirde, sakatlık, doku kaybı, kalıcı hasarlar hatta ölümle sonuçlanabilecek ciddi komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle, işlemlerin uygun şartlarda, uzman kişiler tarafından ve Sağlık Bakanlığı onaylı ürünlerle yapılması büyük önem taşır. Ayrıca danışanlarımızın sosyal yaşamda görünüm ve yaşam kalitesi beklentileri de bizim için çok değerlidir. Bu sebeple, medikal estetik uygulamaların tamamı hijyenik şartlarda, güvenilir ve onaylı ürünlerle gerçekleştirilmelidir" şeklinde konuştu. "Hastane ortamında, son derece hijyenik şartlarda gerçekleştirilmesinden emin olabilirler" Dr. Öcük, "Hatem Hastanesi bünyesindeki Estetik Merkezimizde; dolgu, botoks, lazer, fraksiyonel lazer, altın iğne ve mezoterapi gibi birçok medikal estetik işlem bizzat uzman doktorlarımız tarafından yapılmaktadır. Bu sayede hastalarımız, hem kullanılan ürünlerin Sağlık Bakanlığı onaylı olmasından hem de işlemlerin hastane ortamında, son derece hijyenik şartlarda gerçekleştirilmesinden emin olabilirler. Komplikasyon riskimiz oldukça düşüktür ve hastalarımızın güvenliği bizim için her zaman en öncelikli konudur" diye konuştu. (FA-LO-Y
05 Kasım 2025 Çarşamba - 09:36
Kış geldi, virüsler geri döndü
Kış mevsiminin gelmesiyle birlikte, kapalı ortamlarda geçirilen sürenin artması ve temasın yoğunlaşması, solunum yolu hastalıklarında artışa sebep oldu. Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reşit Mıstık, özellikle grip, nezle, Covid-19 ve RSV vakalarında yükseliş görüldüğünü belirterek vatandaşları dikkatli olmaya çağırdı. Kış aylarında sık görülen virüslerin benzer belirtilerle başladığını ancak hastalıkların seyir ve risk düzeylerinin farklı olduğunu vurgulayan Medicana Bursa Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mıstık, "Grip, nezle, Covid-19 ve RSV hastalıkları çoğu zaman benzer şekilde başlar. Ancak hastalıkların ciddiyeti, bulaşma süresi ve risk grupları farklıdır. Özellikle yaşlılar, kronik kalp-akciğer hastaları ve diyabeti olanlar daha dikkatli olmalıdır. Gribin kuluçka süresi 1-4 gündür. Hastalık ani başlayan ateş, baş ve kas ağrısı, halsizlik, kuru öksürük gibi belirtilerle kendini gösterir. Gribin ölüm oranı sağlıklı bireylerde düşük olsa da, kalp veya akciğer hastalığı olanlarda risk 100 kat artıyor" dedi. Soğuk algınlığı ve nezle genellikle hafif seyirli enfeksiyonlar olduğunu belirten Mıstık, "Ateş nadir görülür, burun akıntısı ve halsizlik ön plandadır. Bu hastalıkların genellikle kısa sürede iyileşmektedir. Zatürre veya ağır komplikasyon beklenmez. Aşısı yoktur" diye konuştu. Covid-19’un kuluçka süresi 3-10 gün olduğunu belirten Mıstık, "Ateş, boğaz ağrısı, kas ağrısı, tat ve koku kaybı, kırgınlık ve bazen ishal gibi belirtilerle seyreder. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre Eylül 2025’te 75 ülkeden 53 bin 670 örneğin yüzde 6,8’i pozitif bulunmuştur. Avrupa, dünya genelinde en yüksek vaka oranına sahip bölge konumundadır (yüzde 23). En yaygın varyant XFG (yüzde 61-68) olup, halk sağlığı açısından ek risk taşımadığı bildirilmiştir" dedi. RSV (respiratuvar sinsityal virüs) kuluçka süresi 2-8 gün olarak görüldüğünü belirten Mıstık, "Özellikle bebeklerde bronşit ve zatürreye sebep olabilirken, erişkinlerde genellikle hafif seyreder. RSV enfeksiyonları kış ve ilkbahar aylarında artış gösterir. Bu virüslerin ayırt edilmesinde laboratuvar testlerinin önemine dikkat edilmesi gerekiyor. Artık nezle, grip, COVID-19 ve RSV’yi birbirinden ayıran hızlı testler mevcut. Özellikle risk grubundaki kişilerin test yaptırması ve erken teşhisi alması çok önemli" şeklinde konuştu. Kışa girerken yapılması gereken önlemleri ise Mıstık şu şekilde sıraladı; "Kapalı alanlarda uzun süre kalmaktan kaçının. El hijyenine özen gösterin. Öksürürken ve hapşırırken ağız ve burnunuzu kapatın. Kalabalık ortamlarda maske kullanımı koruyucu olabilir. Aşı zamanı gelmişse grip ve Covid-19 aşılarını mutlaka yaptırın. Kış aylarında gribi hafife almamak, hem kendimizi hem çevremizdekileri korumak açısından çok önemli."
05 Kasım 2025 Çarşamba - 09:36
Alman turistler medikal termale hayran kaldı
Dünyada sağlık turizminin önemi giderek artarken, yeşili ve termalin medikal sağlıkla buluştuğu Bursa, turistlerin ilgi odağı oldu. Sağlık turizminin önemli dallarından biri olan kaplıcalar da sıkça ziyaret edilen yerlerin başında geliyor. Türkiye, coğrafi yapısı ve iklimi dolayısıyla çok sayıda kaplıca bulundururken, dünyada ise ilk 7 ülke arasında yer alıyor. Sağlık yatırımlarının termal suyla buluşması birlikte Bursa, turistlerin en çok tedavi için geldiği bölgelerden biri oldu. Bursa’da çok sayıda kaplıca yer alırken, sağlık yatırımlarıyla bir araya getirilen hastanelerdeki termal su tedavileri yurt dışından gelen vatandaşların takdirini kazandı. Bursa, Roma, Bizans ve Osmanlı medeniyetlerine ev sahipliği yapan termal potansiyeli, termal ve medikal sağlığın birleşmesiyle Avrupa ve Orta Doğu başta olmak üzere dünya ülkelerinde yeniden ses getirmeye devam ediyor. Bursa’ya bir dizi ziyaret için gelen Alman turistler, termalin sağlıkla buluştuğu merkez olan Doruk Nilüfer Hastanesi’ndeki termal tesislerde uygulanan tedavi yöntemlerini gördüklerinde hayranlıklarını gizleyemedi. Bursa’nın kültür varlığı kadar, sağlık yatırımlarının da çok güzel olduğunu dile getiren Alman turistler, "Bursa’ya daha çok zaman ayrılmalı ve daha çok yer gezilmeli. Termal su, her yerde bulunmaması, Bursa’yı bu konuda ön plana çıkarıyor. Burada böyle bir imkan olmasından dolayı Bursa çok şanslısıdır. Bu hastanede değerlendirilip kullanılması hastalar için, iyileştirici yanının fazla olmasından dolayı çok önemli. Bu zamana kadar böyle bir hastane görmedim, öncelikle dikkatimi çeken şey hasta burada odak noktası ve önemseniyor. Bunun ön plana çıkartılması çok güzel bir durum. Her şey çok mükemmel kurgulanmış ve yapılıyor. Burada sağlık ve tedavi çok güzel bir şekilde bir araya getiriliyor, bu yapı çok güzel" dedi. Bursa’nın Nilüfer ilçesinde 370 yatak kapasitesine çıkabilen yatak dizaynı, 13 ameliyathane, 100 uzman hekim, 400 araçlık kapalı, 300 araçlık açık otoparkı ve Güney Marmara’da tek tescilli heliport pisti gibi birçok donanım ile Doruk Hastanesi ön plana çıkıyor. 2 yarı olimpik termal havuz, 2 refleksoloji havuzu, 4 hidroterapi havuzu, 4 çamur banyosu, 2 doktor balık havuzu, 3 medikal masaj salonu, 3 aile tedavi havuzu ve 6 ambiyans duşu yer alan hidroterapi bölümü ile farkını ortaya koyuyor.
05 Kasım 2025 Çarşamba - 09:32
Kök hücre bağışı hayat kurtarıyor
Medipol Mega Üniversite Hastanesi ve Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezi iş birliğiyle düzenlenen ‘Hayat Seninle Güzel’ başlıklı panelde, kök hücre bağışının hayat kurtarıcı rolü ele alındı. Etkinliğin ikinci gününde ise bağış organizasyonu düzenlendi. Medipol Sağlık Grubu farkındalık çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. 29 Ekim-4 Kasım Kızılay Haftası kapsamında Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nde ‘Hayat Seninle Güzel’ başlıklı panel düzenlendi. Toplumda kök hücre bağışı bilincini artırmayı amaçlayan düzenlenen panelin moderatörlüğünü Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Leylagül Kaynar üstlendi. Panelde, Doç. Dr. Senem Maral, Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Saffet Beköz, Dr. Öğr. Üyesi Süreyya Yiğit Kaya, Dr. Öğr. Üyesi Olgu Erkin Çınar ve İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Amır Hosseın Abedı, kök hücre bağışının klinik uygulamalardaki yeri, donör eşleşme süreçleri ve tedavi başarısına katkılarını anlattı. "Nakil, yeniden hayata uyanış gibi" Miyelofibrozis lösemi tanısıyla yaklaşık iki yıl önce tedavisinin başladığını belirten İsmail Hekim, "38 yaşındayım, şu anda çok daha iyiyim. Öncesi zorlu bir süreçti ancak nakil bulunduğu andan itibaren her şey değişti. O haberi almak bambaşka bir mutluluktuk. İki yıl önce kök hücre nakli oldum. Bugün burada karşınızdaysam bunu hocalarıma ve vericime borçluyum. Artık hasta değilim, hepiniz benim için çok değerlisiniz" dedi. Allojenik (donörden) nakil aldığını anlatan Hekim, sürecin kendisinde oluşturduğu duygusal etkiyi şu sözlerle aktardı: "Birinin size umut olması anlatılmaz bir his. Nakil sürecinde adeta yeniden doğuyorsunuz. Hayata yeniden uyanmak gibi O değerlerin kademe kademe yükseldiğini görmek mükemmel bir şey. Hayat kurtarmak tarif edilemez bir duygu." Bağışçılara da teşekkür eden Hekim, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: "Bir insanın yaşama tutunmasına vesile olmak, sorgulamaya bile gerek olmayan bir iyiliktir. Belki de birinin yeniden doğmasına sebep oluyorsunuz. Bu duygunun tarifi yok." Kök hücre bağışı hayat kurtarıyor Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Leylagül Kaynar, kök hücre bağışının lösemi ve lenfoma gibi hastalıkların tedavisinde hayati rol oynadığını vurguladı. Prof. Dr. Kaynar, "Kök hücre veya kemik iliği nakli, birçok hastamız için yaşam şansını yeniden kazandıran bir tedavi yöntemidir. Aile içinde uygun verici bulunamadığında, gönüllü bağışçılardan alınan kök hücreler bir başka hastanın hayatını kurtarabiliyor" dedi. Bağış sürecinin oldukça güvenli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Kaynar, "Vericiler beş gün boyunca hazırlık iğneleriyle değerlendirilir ve ardından kan bağışına benzer bir yöntemle kök hücreler toplanır. Bu işlem, vericiye hiçbir sağlık riski oluşturmaz" ifadelerini kullandı. "Kök hücre toplama kan bağışına benzer" Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Senem Maral, kök hücre toplama sürecinin güvenli ve basit bir yöntemle gerçekleştirildiğini belirtti. "Kök hücre toplama işlemini iki farklı yolla yapıyoruz. Kök hücreyi kemik iliğinden çıkartarak hazırlayabiliyoruz ancak genellikle dolaşan kandan kök hücre toplamayı tercih ediyoruz" diyen Doç. Dr. Maral, bu yöntemin kan bağışına benzer bir süreç olduğuna dikkat çekti. Sağlık açısından riski yok Hematoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Saffet Beköz, kök hücre bağışının güvenli bir süreç olduğunu vurgulayarak, "Donör olmanız için öncelikle kapsamlı bir sağlık muayenesinden geçmeniz gerekiyor. Bu aşamada uygunluk belirlendikten sonra süreç güvenli şekilde devam ediyor" dedi. Dr. Beköz, "Kök hücre bağışı sonrasında kısa veya uzun vadede herhangi bir rahatsızlık yaşanmamaktadır. Sağlık kaybı söz konusu değildir. Bu nedenle gönül rahatlığıyla bağış yapılabilir" şeklinde konuştu. Genç yaşlarda bağış daha etkili Hematoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Süreyya Yiğit Kaya, kök hücre bağışında gönüllülüğün önemine dikkat çekerek, bağış sürecine dair bilgi verdi. Dr. Kaya, "Kök hücre bağışında en temel kriter, kişinin genel sağlık durumunun uygun olmasıdır. Sağlıklı bir birey olarak bağışçı olduğunuzda, bir başkasının hayatına dokunabilirsiniz" ifadelerini kullandı. Her bir bağış yeni bir hayat Hematoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Olgu Erkin Çınar, kök hücre bağışının hayati önemine dikkat çekerek, "Kök hücre naklinin bir alternatifi yoktur. Bu nakiller çok kısıtlı bir süre içinde yapılmalıdır. Bu nedenle hızlı hareket etmemiz gerekiyor. Doku uygunluğunu belirleyen yapılar kişiden kişiye değişiklik gösterdiği için tam eşleşmeyi yakalamak zorlaşıyor. Ancak çok sayıda verici adayı olduğunda uygun eşleşmeyi başarıyla bulabiliriz" dedi. "Nakil, hastalar için yeniden hayata dönüş anlamına geliyor" İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Amır Hosseın Abedı, "Uzun yıllar yoğun ağrılar çeken hastalarımız, nakil sonrasında sağlığına kavuşuyor. ‘Artık hasta değilsiniz’ demek, onlar için yeni bir hayatın başlangıcı oluyor," diyen Dr. Abedı, nakil sürecinin hastaların yaşam kalitesini belirgin şekilde artırdığını belirtti. Bağışta bilinçlenme artıyor Avrupa Bölge Kan Merkezi Kök Hücre Birim Sorumlusu Biyolog Nesrin Gürsul Akdağ, Türkiye’de 10 yıl önce Sağlık Bakanlığı-Kızılay iş birliğiyle kurulan Kemik İliği Bankası hakkında bilgi verdi. Akdağ, "Amacımız, bilgilendirilmiş kök hücre bağışçısı kazanımını sağlamak. Eşleşme gerçekleştiğinde süreci yürütüp nakil aşamasına getiriyor, bağışçıdan alınan kök hücrelerin hastaya ulaştırılmasını sağlıyoruz" dedi. Akdağ, "Öne Çık, Hayat Kurtar’ sloganıyla herkesi Kızılay’ın mobil ekiplerine ve sabit noktalarına davet ediyoruz. Şu anda bankamızda 1 milyon 200 bini aşkın bağışçı bulunuyor ve bu sayıyı artırmak için çalışmalarımız devam ediyor" diye konuştu.
05 Kasım 2025 Çarşamba - 09:24
Erzurum’da 221 işletmeye denetim
Erzurum’da yem, gıda ve gıda ile temas eden madde malzeme üreten işletmelere yönelik denetimler sürüyor. 24 Ekim-31 Ekim 2025 tarihleri arasında; 221 denetim yapılırken, denetimlerde olumsuzluk tespit edilen bir durum bulunmadı. Analize dayalı yapılan çalışmalarda 3 adet numune alındı. Tüketicilerin her an ulaşabilecekleri Alo 174 Gıda hattı ile gelen 11 başvuru değerlendirildi.
05 Kasım 2025 Çarşamba - 09:17
Doç. Dr. Topaloğlu’ndan "obezite iğnesi" uyarısı: "Tetkiksiz kullanım riskli olabilir"
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Obezite-Diyabet Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Ömercan Topaloğlu, son dönemde sıkça kullanılan obezite iğnelerinin doktor kontrolü olmadan kullanılmasının ciddi riskler taşıdığını söyledi. Topaloğlu, bu ilaçların doktor kontrolü olmadan kullanılmasının ciddi sağlık riskleri oluşturabileceğini belirterek, "Tahlil ve tetkik yapılmadan bu ilaçları kullanmak tehlikeli sonuçlara yol açabilir" dedi. "Diyet ve egzersiz ilk sırada olmalı" Doç. Dr. Topaloğlu, obezite ve diyabet tedavisinde ilk basamak yaklaşımın her zaman diyet ve egzersiz olduğunu vurguladı: "Öncelikle biz obezite ve diyabet tedavisinde her zaman diyet ve egzersizi ön planda tutuyoruz. Özellikle obezite tedavisinde diyet ve egzersize rağmen kilo veremeyen hastalarda farmakolojik tedavi uyguladığımız oluyor. Yani ilaç kullanımımız oluyor. Bu ilaçların başında son dönemlerde kullanılan çeşitli enjeksiyon tedavileri, yani halk arasında ’obezite iğnesi’ olarak bilinen uygulamalar geliyor." "Doktor kontrolü şart" Bu ilaçların mutlaka hekim gözetiminde kullanılması gerektiğini vurgulayan Topaloğlu, yanlış ve bilinçsiz kullanımın tehlikeli olabileceğini belirtti: "Bu ilaçları doktor kontrolünde kullanmak çok önemli. Özellikle obezite tedavisinde kullandığımız iğneleri kullanmadan önce belli başlı tetkiklerin yapılması lazım. Hastalar tarafımıza başvurduktan sonra hem kan tahlillerinin hem de çeşitli ultrasonografik incelemelerin yapılması gerekiyor. Hastanın hikayesinde ve muayenesinde bu ilaçların kullanımına engel bir durum olup olmadığının sorgulanması gerekmektedir." Topaloğlu, gerekli tetkiklerden geçmeden bu ilaçları kullanan kişilerin risk altında olduğunu ifade etti: "Bazı hastalar bu ilaçları doktor kontrolünde olmadan eczaneden alıp kullanabiliyorlar. Bu, tahlil ve tetkik yaptırmadan kullanıldığında riskli olabilir. Özellikle ailesinde tiroid kanseri öyküsü bulunan, safra kesesi, pankreas veya safra yolları hastalıkları olan kişilerde bu ilaçlar ciddi risk oluşturabilir." "İştah merkezine etki ediyor, tokluk hissi oluşturuyor" Obezite ilaçlarının etki mekanizmasına da değinen Doç. Dr. Topaloğlu, bu tedavilerin iki ana yoldan etki ettiğini belirtti: "Bu ilaçların birkaç farklı mekanizması var ama özellikle iki ana mekanizma üzerinden etki ediyor. Birincisi beyindeki iştah merkezine etki ediyor ve tokluk hissi sağlıyor. Beyindeki belli başlı reseptörlere bağlanarak tokluk hissi oluşturuyor. Bu sayede uzamış açlıklar, duygusal yeme atakları, gece yeme atakları azalıyor. İkinci etki mekanizması da midede şişkinlik ve tokluk hissi oluşturması. Böylece kişi daha az yiyor, daha az kalori alıyor ve bu da kilo kaybına yol açıyor." "Obezite giderek artıyor, tedaviye ilgi büyük" Dünyada ve Türkiye’de olduğu gibi Batı Karadeniz Bölgesi’nde de obezitenin giderek arttığını söyleyen Topaloğlu, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Obezite ve Diyabet Araştırma Merkezi’ne başvuruların yoğun olduğunu belirtti: "Merkezimize başvuran çok sayıda hastamız var. Bir kısmı obeziteli, bir kısmı fazla kilolu hastalar. Bu hastalarda da diyet ve egzersiz tedavisi uygulandıktan sonra yeterli kilo kaybı sağlayamadığımızda bu tarz farmakolojik tedavilere başvurabiliyoruz. Bölgemizde bu ilaçları kullandığımız çok sayıda hastamız var. Hastalarda olumlu sonuçlar görüyoruz. Kilo verdikçe uyku problemleri, menstrual düzensizlikler, kan şekeri sorunları düzelebiliyor." Doç. Dr. Topaloğlu, "Bu ilaçları eczaneden direkt alıp kullanmak riskli olabilir. Mutlaka doktor kontrolünde kullanılmalıdır. İlaç kullanılmadan önce kan tetkiklerinin ve sonografik incelemelerin yapılması şart. Bu tetkikler yapılmadığında riskler bilinmediği için çeşitli olumsuz sonuçlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle hem Zonguldak’taki hem Batı Karadeniz’deki hastalarımızı merkezimize bekliyoruz."
05 Kasım 2025 Çarşamba - 09:15
Doç. Dr. Topaloğlu’ndan "obezite iğnesi" uyarısı: "Tetkiksiz kullanım riskli olabilir"
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Obezite-Diyabet Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Ömercan Topaloğlu, son dönemde sıkça kullanılan obezite iğnelerinin doktor kontrolü olmadan kullanılmasının ciddi riskler taşıdığını söyledi. Topaloğlu, bu ilaçların doktor kontrolü olmadan kullanılmasının ciddi sağlık riskleri oluşturabileceğini belirterek, "Tahlil ve tetkik yapılmadan bu ilaçları kullanmak tehlikeli sonuçlara yol açabilir" dedi. "Diyet ve egzersiz ilk sırada olmalı" Doç. Dr. Topaloğlu, obezite ve diyabet tedavisinde ilk basamak yaklaşımın her zaman diyet ve egzersiz olduğunu vurguladı: "Öncelikle biz obezite ve diyabet tedavisinde her zaman diyet ve egzersizi ön planda tutuyoruz. Özellikle obezite tedavisinde diyet ve egzersize rağmen kilo veremeyen hastalarda farmakolojik tedavi uyguladığımız oluyor. Yani ilaç kullanımımız oluyor. Bu ilaçların başında son dönemlerde kullanılan çeşitli enjeksiyon tedavileri, yani halk arasında ‘obezite iğnesi’ olarak bilinen uygulamalar geliyor." "Doktor kontrolü şart" Bu ilaçların mutlaka hekim gözetiminde kullanılması gerektiğini vurgulayan Topaloğlu, yanlış ve bilinçsiz kullanımın tehlikeli olabileceğini belirtti: "Bu ilaçları doktor kontrolünde kullanmak çok önemli. Özellikle obezite tedavisinde kullandığımız iğneleri kullanmadan önce belli başlı tetkiklerin yapılması lazım. Hastalar tarafımıza başvurduktan sonra hem kan tahlillerinin hem de çeşitli ultrasonografik incelemelerin yapılması gerekiyor. Hastanın hikayesinde ve muayenesinde bu ilaçların kullanımına engel bir durum olup olmadığının sorgulanması gerekmektedir." Topaloğlu, gerekli tetkiklerden geçmeden bu ilaçları kullanan kişilerin risk altında olduğunu ifade etti: "Bazı hastalar bu ilaçları doktor kontrolünde olmadan eczaneden alıp kullanabiliyorlar. Bu, tahlil ve tetkik yaptırmadan kullanıldığında riskli olabilir. Özellikle ailesinde tiroid kanseri öyküsü bulunan, safra kesesi, pankreas veya safra yolları hastalıkları olan kişilerde bu ilaçlar ciddi risk oluşturabilir." "İştah merkezine etki ediyor, tokluk hissi oluşturuyor" Obezite ilaçlarının etki mekanizmasına da değinen Doç. Dr. Topaloğlu, bu tedavilerin iki ana yoldan etki ettiğini belirtti: "Bu ilaçların birkaç farklı mekanizması var ama özellikle iki ana mekanizma üzerinden etki ediyor. Birincisi beyindeki iştah merkezine etki ediyor ve tokluk hissi sağlıyor. Beyindeki belli başlı reseptörlere bağlanarak tokluk hissi oluşturuyor. Bu sayede uzamış açlıklar, duygusal yeme atakları, gece yeme atakları azalıyor. İkinci etki mekanizması da midede şişkinlik ve tokluk hissi oluşturması. Böylece kişi daha az yiyor, daha az kalori alıyor ve bu da kilo kaybına yol açıyor." "Obezite giderek artıyor, tedaviye ilgi büyük" Dünyada ve Türkiye’de olduğu gibi Batı Karadeniz Bölgesi’nde de obezitenin giderek arttığını söyleyen Topaloğlu, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Obezite ve Diyabet Araştırma Merkezi’ne başvuruların yoğun olduğunu belirtti: "Merkezimize başvuran çok sayıda hastamız var. Bir kısmı obeziteli, bir kısmı fazla kilolu hastalar. Bu hastalarda da diyet ve egzersiz tedavisi uygulandıktan sonra yeterli kilo kaybı sağlayamadığımızda bu tarz farmakolojik tedavilere başvurabiliyoruz. Bölgemizde bu ilaçları kullandığımız çok sayıda hastamız var. Hastalarda olumlu sonuçlar görüyoruz. Kilo verdikçe uyku problemleri, menstrual düzensizlikler, kan şekeri sorunları düzelebiliyor." Doç. Dr. Topaloğlu, "Bu ilaçları eczaneden direkt alıp kullanmak riskli olabilir. Mutlaka doktor kontrolünde kullanılmalıdır. İlaç kullanılmadan önce kan tetkiklerinin ve sonografik incelemelerin yapılması şart. Bu tetkikler yapılmadığında riskler bilinmediği için çeşitli olumsuz sonuçlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle hem Zonguldak’taki hem Batı Karadeniz’deki hastalarımızı merkezimize bekliyoruz." (OA-
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder