SAĞLIK
04 Nisan 2026 Cumartesi - 12:36 Bu proje ile doğada ruhsal ve psikolojik iyileşmeye katkı sağlanacak Kastamonu Üniversitesi’nin yürütücülüğünde hayata geçirilen proje ile genç yetişkinlerin fiziksel ve psikolojik iyi oluşları doğa temelli eğitim programı aracılığıyla desteklenecek. Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi yürütücülüğünde hazırlanan "EcoBalance - Doğa Yoluyla Fiziksel ve Ruhsal Sağlık" başlıklı proje, Avrupa Birliği Erasmus+ Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Proje, Türkiye Ulusal Ajansı tarafından yürütülen KA154-YOU Gençlik Katılımı Etkinlikleri çerçevesinde 21 bin 633 avro hibe almaya layık görüldü. Projenin yürütücülüğünü Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. E. Nihal Lindberg üstlenirken, proje ekibinde Orman Fakültesi’nden Prof. Dr. Önder Tor, Eğitim Fakültesi’nden Doç. Dr. Ahmet Rıfat Kayış ve Dr. Öğretim Üyesi Murat Konuk ile Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi’nden Doç. Dr. Senem Yetgin yer alıyor. Projede İrlanda’dan Munster Technological University, Slovakya’dan Technical University in Zvolen ve Türkiye’den Orman Genel Müdürlüğü, Kastamonu Dağcılık ve Doğa Sporları İhtisas Spor Kulübü Derneği ise ortak kurumlar olarak yer alıyor. 10 ay sürecek EcoBalance Projesi, genç yetişkinlerin fiziksel ve psikolojik iyi oluşlarını doğa temelli ve yapılandırılmış bir eğitim programı aracılığıyla desteklemeyi amaçlıyor. Proje kapsamında katılımcıların doğayla sürdürülebilir bağlar kurmaları teşvik edilirken bireysel dayanıklılıklarının artırılması hedefleniyor. Katılımcılar ekosistemler, biyolojik çeşitlilik ve sürdürülebilir yaşam pratiklerine ilişkin bilgi edinmenin yanı sıra, insan ve doğa etkileşiminin bireysel ve toplumsal iyi oluş üzerindeki etkilerine dair farkındalık kazanacak. Program süresince katılımcılara doğada güvenli yaşam, ilk yardım, takım çalışması, liderlik ve problem çözme gibi uygulamalı eğitimler verilecek. Ayrıca orman banyosu, mindfulness ve doğa temelli terapi uygulamalarıyla katılımcıların zihinsel ve fiziksel sağlıklarının güçlendirilmesi planlanıyor. EcoBalance Projesi, Kastamonu Üniversitesi’nin "ormancılık ihtisas" alanı doğrultusunda nitelikli birey yetiştirme, disiplinlerarası iş birliklerini güçlendirme ve ulusal ile uluslararası düzeyde sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlamayı hedefliyor. Kastamonu Üniversitesi, kamu kurumları ve uluslararası paydaşlar arasında güçlü bir iş birliği zemini oluşturan proje, bilimsel ve toplumsal açıdan önemli çıktılar üretmeyi amaçlıyor. Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, projenin kabul edilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Kastamonu Üniversitesi’nin doğa ve ormancılık alanındaki akademik birikiminin uluslararası projelerle daha da güçlendiğini belirterek, "Üniversitemizin ormancılık ihtisaslaşma vizyonu doğrultusunda geliştirilen EcoBalance Projesi, gençlerin doğayla yeniden bağ kurmasını sağlayan önemli bir girişimdir. Disiplinlerarası iş birliklerini artıran bu tür projeler hem öğrencilerimizin gelişimine katkı sunmakta hem de sürdürülebilir kalkınma hedeflerine üniversitemizin güçlü bir akademik destek vermesini sağlamaktadır" ifadelerini kullandı.
MUSKİ’den Bodrum Cevat Şakir Mahallesinin su temini açıklaması
05 Kasım 2025 Çarşamba - 17:37 MUSKİ’den Bodrum Cevat Şakir Mahallesinin su temini açıklaması Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (MUSKİ), Geyik Barajından Bodrum’un su teminini sağlayan su isale hatlarındaki arızanın giderildiği açıklanırken, Bodrum Cevat Şakir Mahallesinin kot farkı nedeniyle suyun Perşembe saat saatlerinde bölgeye ulaşmasının beklendiği açıklandı. Yapılan açıklamada, "Bodrum İlçemizin Cevat Şakir Mahallesin ve diğer bölgelerde yaşanan su kesintileri hakkında açıklama yapılması gereği doğmuştur. Bodrum İlçemizi besleyen iki ana su kaynağı vardır. Bunlar Mumcular ve Geyik Barajlarıdır. Barajlardaki suyun temin edilmesi DSİ, bu suyun dağıtımı ise kurumumuza aittir. Barajlar dışında Bodrum’a MUSKİ Genel Müdürlüğümüze ait yeraltı ve yerüstü su kaynakları da ilave edilerek su sağlanmaktadır. Bilindiği üzere Bodrum’un ana su kaynaklarından biri olan Mumcular Barajı DSİ tarafından Eylül ayı başında kapatılarak tarımsal sulamaya yönlendirilmiş, Geyik Barajından verilen su ise geçtiğimiz yıllara oranla yüzde 50 oranında azaltılmıştır. Hali hazırda Bodrum’a 1000-1100 litre /saniyeye yakın su sağlanmaktadır. Sağlanan suyun daha önceki yıllarda 600-650 lt/saniyesi Geyik Barajından karşılanırken, bu rakam 2025 yılında 300-400 litre/ düşürülmüştür. Geri kalan kısmı ise Çamköy, Karaova Mumcular ve Bodrum yeraltı sularınındın karşılanmaktadır. Ayrıca 2012 yılında yapılan ve günümüze kadar 3 binin üzerinde arıza yaşanan, binlerce m3 su ve maddi kayıplara neden olan arızalı CTP hatların yenilenme çalışmalarını da sürdürüyoruz. Torba-Turgutreis-Müskebi-Yahşi ve Gümbet güzergahında devam eden ana isale hat yenileme projemizle artık arıza kaynaklı kesintilerin önüne geçeceğiz. Ayrıca Göltürkbükü-Yalıkavak ve Gündoğan güzergahını kapsyan Kuzey isale hattının yenilenmesi içinde ihale çalışmalarımız tamamlanmak üzere" denildi. Geyik Barajından Bodrum’a gelen su isale hattında yaşanman arızanın giderildiği açıklanırken, Cevat Şakir Mahallesinin alt kotlarda kalması nedeniyle suyun ulaşımında gecikme yaşandığı belirtilen açıklamada, "Geyik Barajından Bodrum’a su sağlayan ana isale hattındaki 6 arıza sabah 05.30’a kadar süren çalışmalarla ile giderildi. Tüm bunların yanı sıra Geyik Barajından Güvercinlik içme Suyu Arıtma Tesisine gelen oradan da Bodrum’a aktarılan suyu taşıyan hatlarda arızalar tespit edilmiştir. 6 adet ana isale hat arızasına Geyik Barajından gelen su kesilerek müdahale edilmiş ve sabah 05.30’a kadar tamirat çalışmaları sürmüştür. Sabah saatlerinde tamamlanan arıza tamiratları ile hatlar sorunsuz olarak devreye alınmıştır. Ancak hatların boşaltılması, tamirat işlemler, hattın tekrar dolması, boşalan depolara suyu ulaşarak dolması ve son olarak evlere ulaşması zaman almaktadır. Bodrum’un merkez mahallelerine su dün itibariyle kesintisiz olarak verilmiş ancak belirtilen süreçler doğrultusunda evlere ulaşması farklılık göstermektedir. Cevat Şakir Mahallemizin alt kotlarına su ulaşmaya başlamış olsa da bölgenin tamamına su yarın (06 Perşembe 2025) sabah saatlerinde ulaşacaktır" denildi.
Türkiye’nin 21. Şehir Hastanesi ayda 450 bin hastaya hizmet verecek
05 Kasım 2025 Çarşamba - 17:08 Türkiye’nin 21. Şehir Hastanesi ayda 450 bin hastaya hizmet verecek Sağlık Bakanlığı’nın 2020 yatırım programına alınarak 2021 yılı Kasım ayında merkez ilçe Efeler’de inşaatına başlanan Aydın Şehir Hastanesi, açılış için gün saymaya başladı. Tefrişat çalışmalarına başlanana hastanede incelemelerde bulunan Aydın Valisi Yakup Canbolat hastanenin ayda ortalama 450 bin hastaya hizmet verecek kapasitede olduğunu belirtti. Türkiye’nin 21. Şehir Hastanesi Aydın’da yükselmeye devam ederken, sağlık hizmetlerinin daha nitelikli sunulması amacıyla merkez ilçe Efeler’de inşaatına başlanan hastanede sona gelindi. Aydın ve Ege Bölgesi’nin uluslararası kalitede bir sağlık kampüsü haline gelmesi beklenen Şehir Hastanesi’nde çalışmalar 24 saat esasına göre tüm hızıyla devam ederken Aydın Valisi Yakup Canbolat, hastanede incelemelerde bulundu. Hastanedeki cihazların testlerinin yapıldığını ve tefrişat çalışmalarının da Kasım sonuna kadar tamamlanacağını ifade eden Vali Canbolat, Aydın Şehir Hastanesi’nin Aralık ayı itibariyle hizmete girmeye hazır hale geleceğini belirtti. "Aydın için güzel bir eser oldu" Basın mensupları ile hastaneyi gezen Vali Canbolat, yaptığı açıklamada "İlimiz ve ülkemiz açısında gurur verici bir eseri gezdik. Artık projede sona doğru geliyoruz. İnşallah Aralık ayı başı itibariyle buradaki her türlü donanımı, tefrişi yapmış olacağız ve hizmete açılmasına hazır hale getirmiş olacağız. Hakikaten Aydın için güzel bir eser oldu. Sağlık kalitesini yükseltecek, vatandaşımıza sunulan sağlık hizmetinin standardını olabildiğince yükseltecek bir esere kavuşmuş oluyoruz" dedi. "Ayda 450 bin hastaya hizmet verecek" Açıklamasında hastane hakkında da bilgiler veren Vali Canbolat; "Bu arazi 140 dönüm üzerine kurulu. 270 bin metrekare kapalı alanı mevcut. Toplamda yatak kapasitesi de bin 300 ama Allah korusun acil bir durumda bu kapasiteyi bin 500’e kadar çıkarma imkanımız var. Burası açıldığı zaman 4 bin 695 personelle burada hizmet vermeye başlayacağız. Ortalama 18 bin ile 20 bin arasında günlük hastaya bakılmış olacak. Acil serviste de 4 bin kişinin müracaat etmesi ve tedavi görmesi bekleniyor. Aylık burada toplamda 450 bin vatandaşımıza da sağlık hizmeti sunulması hedefleniyor. Spect Tomografi, İyotlu Tedavi, Hiperbarik Tedavi Merkezi ve Hematoloji Laboratuvarı gibi yeni alanları da ilk defa Aydın’da sağlık hizmetine katmış olacağız" şeklinde konuştu. "Mekanik cihazların ve diğer tesisatın şu an testleri yapılıyor" Hastanenin kurucu ekibi ve İl Sağlık Müdürü Eser Şenkul ile birlikte hastanede incelemelerde bulunan Vali Yakup Canbolat, "Kapasite artışlarına baktığımız zaman şu anki mevcut hastanelerimizle kıyaslandığında 221 olan poliklinik sayısı 365’e çıkacak. Yoğun bakım ünitemiz 156’dan 250’ye, ameliyathane sayımız da 25’den 34’e çıkacak. Kemoterapi yatak sayısı 20’den 54’e, fizik tedavi ünitesi 20’den 45’e, palyatif bakım yatak sayısı 21’den 60’a çıkmış olacak. Geçici kabul aşamasından itibaren Aydın Devlet Hastanesi, Atatürk Devlet Hastanesi, Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi bu kampüse taşınmış olacak. Mekanik cihazların ve diğer tesisatın şu an testleri yapılıyor. 1 Aralık tarihine kadar bunların tamamı da inşallah bitirilmiş olacak. Bütün tefriş malzemelerimiz hazır. Onları her gün taşıyarak artık burada montajlarını yapıyoruz. Bu montaj işini de Kasım ayı sonuna kadar bitirmiş olacağız. İnşallah Aydınımıza çok hayırlı bir hizmeti hep birlikte açma şerefine hepimiz nail olacağız. Ben Aydınımıza, ülkemize ve vatandaşımıza hayırlı olmasını temenni ediyorum" dedi.
İvrindi’de kanser farkındalığı panelde konuşuldu
05 Kasım 2025 Çarşamba - 15:52 İvrindi’de kanser farkındalığı panelde konuşuldu İvrindi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu ve İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından, erken tanı ve farkındalığın önemine dikkat çekmek amacıyla "Kanser Farkındalığı Paneli-Bir Adım Erken, Bir Hayat Fazla!" başlıklı etkinlik düzenlendi. İvrindi Belediyesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen panelin açılış konuşmalarını Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Pelin Palas Karaca ve İvrindi İlçe Sağlık Müdürü Dr. Berdalcan Yılmaz Özbek yaptı. Konuşmalarda, kanserde erken tanının hayat kurtardığı ve toplum farkındalığının artırılmasının önemine vurgu yapıldı. Panelin moderatörlüğünü Öğr. Gör. Buket Doğan Aktaş üstlendi. Etkinlikte; Balıkesir Sağlık Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Arzu Tuna "Kanser Farkındalığı ve Uzun Yaşam", Balıkesir Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nden Öğr. Gör. Arda Aktaş "Kanserden Korunmada Fiziksel Aktivitenin Önemi" ve İvrindi İlçe Sağlık Müdürlüğü’nden Dr. Aslı Kaya "Kanserde Erken Tanı ve Tarama Programları" başlıklı sunumlarıyla katılımcılara değerli bilgiler aktardı. Etkinliğe İvrindi Kaymakamı’nın eşi Elif Atar, Belediye Başkanı Önder Lapanta ve eşi Cemile Lapanta, protokol üyeleri, öğretim elemanları, öğrenciler ve İvrindi halkı katıldı. Katılımcılar, alanında uzman isimlerden edindikleri bilgilerle erken tanı, tarama ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları konusunda farkındalık kazandı. Panel sonunda konuşmacılara teşekkür belgeleri takdim edildi.
Uzman Doç. Dr. Dişli: "Nakillerle birçok hasta hayata tutunmaktadır"
05 Kasım 2025 Çarşamba - 15:44 Uzman Doç. Dr. Dişli: "Nakillerle birçok hasta hayata tutunmaktadır" Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Yandal Uzmanı Doç. Dr. Zeliha Korkmaz Dişli organ naklinin önemine değinerek, " Nakillerle birçok hasta yeniden sağlığına kavuşmakta hayata tutunmaktadır" dedi. Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Organ Bağışı Haftası kapsamında düzenlenen etkinlikte konuşan Anesteziyoloji ve Reanimasyon Yandal Uzmanı Doç. Dr. Zeliha Korkmaz Dişli organ naklinin insan hayatındaki önemine dikkat çekerek, "Organ nakli beyin ölümü gerçekleştikten sonra, hasta yakınlarının izniyle bir insanın organlarının başka bir insana tedavi amacıyla nakledilmesi işlemidir. Bu sayede birçok hasta yeniden sağlığına kavuşmakta, hayata tutunmaktadır" dedi. Organ bağışının kimlerden yapılabildiğine ilişkin de bilgi veren Dişli, "Organ bağışı canlı donörlerden ya da beyin ölümü gerçekleşmiş bireylerden yapılabilir. Canlı donörlerde 18 yaşını doldurmuş ve kendi rızasıyla bağış yapan kişilerden nakil yapılabilir. Beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerde ise yakınlarının onayıyla organ bağışı gerçekleştirilebilir" ifadelerini kullandı. Kalp, akciğer, karaciğer, böbrek, pankreas, ince bağırsak gibi birçok organın yanı sıra kornea, kalp kapakçığı, kemik, deri ve tendon gibi dokuların da bağışlanabildiğine dikkat çeken Dişli, organ bağışının toplumsal sorumluluk olduğunu belirtti. Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ ve Doku Nakli Koordinatörü Engin Yılmaz ise Türkiye genelinde 32 binin üzerinde hastanın organ beklediğini ifade ederek, "Özellikle beyin ölümü gerçekleşmiş kadavralardan yapılan bağışlar yeterli değil. Bu nedenle her yıl yüzlerce hasta organ beklerken hayatını kaybediyor. Organ bağışı haftası boyunca farkındalık artırıcı eğitim faaliyetlerimiz devam ediyor" diye konuştu. Hastane konferans salonu yanında kurulan organ bağışı standının hafta boyunca açık olacağını belirten Yılmaz, vatandaşların e-Nabız üzerinden de organ bağışı yapabileceğini kaydetti. Organ ve Doku Nakli Koordinatörü Engin Yılmaz, sürece destek veren Başhekim Doç. Dr. Fatih Gönültaş ve hastane yönetimine teşekkür ederek tüm vatandaşları organ bağışı standına davet etti.
Milas’ta 40 yıllık içme suyu hattı yenileniyor
05 Kasım 2025 Çarşamba - 14:04 Milas’ta 40 yıllık içme suyu hattı yenileniyor MUSKİ Genel Müdürlüğü, Milas ilçesi Söğütcük Mahallesi’nde sık sık arızalara neden olan içme suyu hattını yenileme çalışmalarına başladı. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın büyük önem gösterdiği kanalizasyon ve içme suyu altyapısının güçlendirilmesi konusunda yatırımlarını sürdüren MUSKİ Genel Müdürlüğü ekipleri son olarak Milas’ın Söğütcük Mahallesi’nde çalışma başlattı. Bu kapsamda mahallede 40 yıldır kullanılan ve kullanım ömrünü tamamlamış içme suyu hatları yenileniyor. Toplam 800 metre uzunluğundaki yeni hat çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte vatandaşlar bir daha su kesintisi yaşamayacak. Sık sık patlayan hatlar yenileniyor Milas Söğütçük Mahallesini besleyen hatların kullanım ömürlerini doldurması nedeniyle bölgede sık sık hat arızaları meydana geliyordu. Bu nedenle su kesintileri yaşanıyor ve vatandaşların günlük hayatları bu kesintiler nedeniyle olumsuz etkileniyordu. Sürekli arıza tamirat çalışmaları su kaybının yanı sıra maddi ve iş gücü kaybına da sebep olması nedeniyle MUSKİ ekipleri hattın yenilenmesine karar verdi. Hat üzerinde yapılan inceleme ve proje çalışmaları ile birlikte 800 metrelik kısmın tamamen değiştirilmesi için çalışmalar başladı. Bölge halkının yaşamış su kesintisi sorunlarının, yapılacak yenileme işlemleriyle son bulacağını belirten MUSKİ Milas 1. Bölge 5. İşletme Ekipler Sorumlusu Mevlüt Kara, "Söğütcük Mahallemizde sık sık arıza yapan boruları yenileme çalışması yapmaktayız. Devamlı arıza olduğu için vatandaşlar su kesintisi yaşama. Bundan sonraki bölümde inşallah hatlarımızı yenilediğimizde su kesintisi yaşamayacaktır vatandaşlarımız. Rahat bir su kullanımı sağlayacaktır" dedi.
Başkan Seçer: "Lösemi toplumsal bir sorun"
05 Kasım 2025 Çarşamba - 13:54 Başkan Seçer: "Lösemi toplumsal bir sorun" Mersin’de ‘Lösemili Çocuklar Haftası’ kapsamında çocuklar ve aileleriyle buluşan Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, löseminin yalnızca sağlık değil toplumsal bir sorun olduğunu belirterek, tedavi sürecindeki çocuklara ve ailelerine hem kurumların hem de bireylerin destek olması gerektiğini vurguladı. Türkiye Belediyeler Birliği Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Lösemili Çocuklar Haftası kapsamında lösemi hastası çocuklar ve aileleriyle bir araya geldi. Başkan Seçer, hastalığın son aşamasında olan ve son dozunu alacakları ilacın ardından sağlığına kavuşacak çocuklarla sohbet ederek, moral ve motivasyon verdi. Lösemi hastası çocuklar ve ailelerine herkesin destek olması gerektiğini belirten Seçer, "Lösemi toplumsal bir sorun. Bu hastalıkla mücadele eden çocuklarımıza ve ailelerine destek olmak başta devletin kurumlarının görevi ama kamu, özel, vakıf ya da bireysel olarak da onlara katkı sağlayabilirsiniz" dedi. "Çocuklarımızın tedavi sürecinde ailelerin yaşadığı sorunlarda, hepimize görev düşüyor" Lösemi hastası çocuklar ve ailelerine herkesin destek olması gerektiğini belirten Seçer, "Özellikle çocuklarımızın tedavi sürecinde ailelerin yaşadığı maddi ve manevi sorunlar var. Maddi sorunların yanı sıra, psikolojik sorunlar da yaşıyorlar. Orada sizlere de bizlere de bizler gibi kurumlara da görev düşüyor. Bu toplumsal soruna kamu, özel, vakıf ya da bireysel olarak onlara herkes katkı sağlayabilir" ifadelerine yer verdi. LÖSEV Adana İl Koordinatörü Betül Özgüven tarafından Başkan Seçer’e ‘farkındalık rozeti’ takdim edilen ziyaretin sonunda Başkan Seçer de çocuklara içinde oyuncaklar ve boyama kitaplarının olduğu hediye paketi verdi.
Grip ve soğuk algınlığı belirtileri ve tedavi yolları
05 Kasım 2025 Çarşamba - 13:22 Grip ve soğuk algınlığı belirtileri ve tedavi yolları Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Funda Karaduman Yalçın, "Grip ve soğuk algınlığı, birbirine benzeyen ancak iki ayrı hastalıktır. İki hastalıkta da burun akıntısı, öksürük ve halsizlik belirtileri baş göstermektedir. Bu belirtileri ağır yaşayanların mutlaka bir hekime görünmesi yaşam kalitesi açısından önem taşımaktadır" dedi. Grip ve soğuk algınlığı hakkında bilgi veren Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Funda Karaduman Yalçın, bu hastalıklarının tanımı, belirtileri ve korunmanın yolları hakkında bilgiler vererek uyarılarda bulundu. Uzm. Dr. Yalçın, "Grip ve soğuk algınlığı halk arasında sıkça karıştırılsa da farklı virüslerin neden olduğu iki ayrı solunum yolu enfeksiyonudur. Grip, influenza virüsü kaynaklıdır ve ani başlayan, daha ağır seyreden bir hastalıktır. Soğuk algınlığı ise genellikle rinovirüs gibi daha hafif seyirli virüslerle ortaya çıkar. Her iki hastalıkta da burun akıntısı, öksürük ve halsizlik görülebilir. Ancak gripte tablo daha şiddetlidir: Grip belirtileri; yüksek ateş, titreme, kas ağrıları, baş ağrısı, yoğun halsizlik, kuru öksürük. Soğuk algınlığı belirtileri ise, Hafif ateş, burun tıkanıklığı, boğaz ağrısı, hapşırma, hafif öksürüktür. Gripte hastanın günlük yaşamını sekteye uğratacak düzeyde yorgunluk yaşadığını, soğuk algınlığında ise semptomların daha hafif seyretmektedir. Her iki hastalıkta da antibiyotik kullanımı genellikle gereksizdir çünkü nedenleri viraldir. Bu anlamda tedavide şu noktalara dikkat çekersek; gripte antiviral ilaçlar, özellikle ilk 48 saatte başlanırsa etkili olabilir. Soğuk algınlığında semptomları hafifletici destekleyici tedaviler (burun spreyi, ağrı kesici, bol sıvı tüketimi) yeterlidir. Her iki durumda da istirahat, hijyen kurallarına dikkat ve bağışıklık sistemini destekleyici beslenme önemlidir. Grip ve soğuk algınlığından korunmak için de şunlara dikkat etmeliyiz. Grip aşısı: Özellikle risk grubundakiler (65 yaş üstü, kronik hastalığı olanlar) için her yıl önerilir. El hijyeni: Virüslerin yayılmasını önlemenin en etkili yollarından biridir. Kapalı alanlarda maske kullanımı: Özellikle salgın dönemlerinde toplu alanlarda maske takmak bulaş riskini azaltır. Beslenme ve uyku düzeni: Bağışıklık sistemini güçlü tutmak için dengeli beslenme ve yeterli uyku şarttır. Grip ve soğuk algınlığı, basit gibi görünse de özellikle risk gruplarında ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Belirtileri ciddiye almak, erken dönemde hekime başvurmak ve koruyucu önlemleri ihmal etmemek toplum sağlığı açısından büyük önem taşır" diye konuştu.
Bakan Memişoğlu: "Hem sigara konusunda hem şekerli gıdalar konusunda toleransımız olmayacak"
05 Kasım 2025 Çarşamba - 13:11 Bakan Memişoğlu: "Hem sigara konusunda hem şekerli gıdalar konusunda toleransımız olmayacak" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, toplumda sağlıklı yaşamanın bilincini artırmak adına eylem planı hazırladıklarını belirterek, "Hem sigara konusunda hem şekerli gıdalar konusunda da bizim açıkçası toleransımız olmayacak" dedi. Sağlık Bakanı Memişoğlu, Sağlık Bakanlığı tarafından 4-5 Kasım tarihlerinde düzenlenen ’Sağlıklı Türkiye Yüzyılı Sağlıklı Yaşam Planı Çalıştayı’na katıldı. Türkiye’nin sağlık ve refah düzeyini 10 yıl içinde dönüştürmek adına kapsamlı bir yol haritası oluşturmayı amaçlayan programda konuşan Memişoğlu, ’Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’ hedeflerini gerçekleştirmek için çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, "Koruyan, geliştiren ve üreten sağlık modeli diyoruz. Burada koruyan çok önemli bir kelime esasında. O da şu; sağlığımızı kaybetmeden sağlıklı kalmayı öğrenmemiz gerekir. Özellikle toplum artık şehirde ve her türlü imkana ulaşılabilir halde. Öyle olunca da yaşam tarzı değişmiş durumda. Onun için sağlık politikalarını da buna göre oluşturmamız lazım ve topluma sağlıklı kalmayı, sağlığını kaybetmeden bedenine bakmayı ve onu nasıl yöneteceğini öğretmemiz ve bilinçli hale getirmemiz gerekir" ifadelerini kullandı. Kurumlarla ortak hareket edecekleri bir eylem planı oluşturmanın gerekliliğini vurgulayan Bakan Memişoğlu, "Toplumun sağlığını koruyacak bir politikayı bütün kurumlarımızla, bütün paydaşlarımızla beraber bir plan dahiline bir 10 yıllık eylem planı oluşturmamız gerekiyor. Yani herkesin ayrı çalışacağı değil, bu sistemde sadece Sağlık Bakanlığı değil, toplumun ve kurumların hepsinin ortak hareket edeceği bir eylem planını hazırlamamız lazım. Eğer beslenmeniz sağlıklı değilse, yaşadığınız ortam sağlıklı değilse, stres yükünüz fazlaysa, hareketsizliğiniz varsa, hareket alanlarınızı oluşturmamışsa sağlıklı kalma şansınız yok. Öncelikle bunu toplumun kendisinin talep etmesi ve onu politika haline getirmemiz gerekiyor" açıklamasında bulundu. "Eylem planını hem kurumlarıyla hem toplumlarıyla yol haritası oluşturmaya çalışıyoruz" Toplumun her türlü riski bilmesi gerektiği için sahaya çıktıklarını anlatan Memişoğlu, "Biz neden sahaya çıktık, kilo ölçtük, boy ölçtük? Toplum bunun farkında olsun ve talep etsin diye. Çünkü toplumun da kilolu olduğu zaman hastalanacağını, eklem hastalıklarından, kalp hastalıklarına, her türlü hastalığa karşı riskli olduğunu bilmesi lazım. Sigara içen insanın akciğer kanserine yakalanacağını, nefes darlığını, KOAH dediğimiz akciğer hastalıklarına yakalanacağını, uyku kalitesinin, yaşam kalitesinin düşeceğini bilmesi lazım. Bugün biz niye sahaya çıktık? Proaktif sağlık, koruyucu sağlıkla ilgili bir politika oluşturuyoruz. Neden? Toplum farkında olsun. Bu eylem planını hem kurumlarıyla hem toplumlarıyla yol haritası oluşturmaya çalışıyoruz" değerlendirmesinde bulundu. "Toplumun kültürünü bilincini arttırmak için bir eylem planı hazırlıyoruz" Toplumda bilinci artırmak adına eylem planı hazırladıklarını dile getiren Memişoğlu, "Biz, baktığınız zaman şeker oranında yüksek olan gıdayı, biz yasaklamaktan çok toplumun şekeri az olan gıdaya talep etmesini arzu ediyoruz. Ben diyecek, bakacak, benim sağlığıma bu, evet şekeri yüksek diyecek. Biz bununla da ilgili esasında kural, mevzuatsal çalışmalar da yapıyoruz. Ama şu da var, bunu endüstriyle beraber de yapmak lazım. Yani bunu talep ettiğiniz zaman toplum olarak endüstri veya bunu üreticiler de buna yönelik hareket edeceklerdir. Onun için toplumun kültürünü bilincini öncelikle arttırmak için bir eylem planı hazırlıyoruz" diye konuştu. "Hem sigara konusunda hem şekerli gıdalar konusunda da bizim açıkçası toleransımız olmayacak" Türkiye’nin neredeyse sağlıkta bir numara olduğunu ifade eden Memişoğlu, şu ifadeleri kullandı: "Açık ve net söylüyorum. Bundan sonra Türkiye’nin önceliği tedavi değil, sağlıklı kalmaktır bizim politikamız. Tedavi, dünyanın en iyi tedavisini yapıyoruz. Bugün dünyada Türkiye sağlıkta bir numara neredeyse. Hem hizmet anlamında hem kalite anlamında hem ulaşılabilirlik anlamında. Ama biz hastalığı tedavi ediyoruz. Biz hastalanmış insanlara bakmak istemiyoruz. Bir daha söylüyorum. Biz hastalanmış insanlara bakmak istemiyoruz. Hastalık olmadan topluma sağlıklı kalma bilincini oluşturmak için bu toplantıları yapıyorlar. Burada her türlü paydaş var, üniversiteler var, Türkiye’nin her bir yerinden insanlar gelmişler. Bilim ışığı altında bizim politikalarımızı, on yıllık sağlıklı kalma ve eylem planını ve geleceğimiz stratejik planı hazırlamak için bir çalıştay bu. Diğer kurumlarla da konuşup artık Türkiye’nin sağlıklı yol haritasını çizeceğiz ve çok net söylüyorum, hem sigara konusunda hem şekerli gıdalar konusunda da bizim açıkçası toleransımız olmayacak."
Van’da 10 Aile Sağlığı Merkezi yenilenen yüzüyle hizmete başladı
05 Kasım 2025 Çarşamba - 12:42 Van’da 10 Aile Sağlığı Merkezi yenilenen yüzüyle hizmete başladı Sağlık Bakanlığı kurumsal kimlik dönüşümü kapsamında, Van’da 10 Aile Sağlığı Merkezi (ASM) yeni kimliğiyle hizmet vermeye başladı. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun talimatları doğrultusunda, ülke genelinde Aile Sağlığı Merkezlerinin (ASM) kurumsal kimlik standartlarına uygun hale getirilmesi çalışmaları sürüyor. Bu çerçevede Van’da da Aile Sağlığı Merkezleri, Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen kurumsal kimlik rehberine uygun şekilde yenileniyor. İl genelinde yürütülen çalışmalarla, mevcut fiziki yapılar, tabela düzenleri, iç ve dış mekan tasarımları ile bilgilendirme materyalleri kurumsal kimlik standartlarına göre revize ediliyor. Çalışmaların amacı, birinci basamak sağlık hizmetlerinin sunulduğu merkezlerde vatandaşlara daha düzenli, erişilebilir ve kurumsal bir hizmet ortamı sağlamak, ayrıca Türkiye genelinde görünürlük ve hizmet standardizasyonu oluşturmak olarak açıklandı. Bu kapsamda kentteki 10 ASM, kurumsal kimlik rehberine uygun hale getirildi. Yenilenen merkezlerden biri olan İpekyolu 18 Nolu Aile Sağlığı Merkezi, Karpuzalan Mahallesi’nde modern yüzüyle hizmet vermeye başladı. Konuya ilişkin konuşan İpekyolu 18 Nolu Aile Sağlığı Merkezi Aile Hekimi Dr. Mazhar Yalçın, Sağlık Bakanlığı’nın 2025 yılında ASM’lerin standardizasyonuna yönelik kapsamlı bir çalışma başlattığını belirtti. Dr. Yalçın, "Bu kapsamda, Şubat ayında tüm ASM’lere ilçe sağlık müdürlükleri aracılığıyla anketler gönderilerek öneri ve talepler toplandı. Ardından Temmuz ayında Bakanlığımız tarafından, Aile Sağlığı Merkezlerinin standardizasyonuna ilişkin bir kılavuz yayınlandı. Bu kılavuzda, ASM’lerin en küçük detayına kadar nasıl olması gerektiği; kapıların rengi, iç duvarların boyası, dış tabelaların tasarımı gibi tüm unsurlar ayrıntılı bir şekilde açıklandı. İl Sağlık Müdürlüğümüz de bu kılavuz doğrultusunda il genelinde bir çalışma başlattı" dedi. "Fiziki düzenlemeler kılavuza uygun hale getirildi" Kentte ilk etapta 10 ASM’nin seçildiğini ve bu merkezlerden birinin de İpekyolu 18 Nolu Aile Sağlığı Merkezi olduğunu dile getiren Yalçın, "ASM’mizde yaklaşık 15-20 gün süren yoğun bir çalışma yürütüldü. İç duvarlar boyandı, dış tabelalar yenilendi, fiziki düzenlemeler kılavuza uygun hale getirildi. Özellikle iş tabelalarımız yenilenerek kurumsal kimliğe uygun bir görünüme kavuştu. Bu yenileme çalışmaları, hem bizim çalışma şartlarımızı önemli ölçüde iyileştirdi hem de vatandaşlarımızın ASM’ye bakışını olumlu yönde etkiledi. Gelen hastalar, yeni renklerin ve düzenlemelerin ASM’ye ferah ve modern bir hava kattığını ifade etti. Sonuç olarak, Aile Sağlığı Merkezleri artık çok daha kurumsal, düzenli ve vatandaş memnuniyetini önceleyen bir yapıya kavuştu" diye konuştu. ASM’nin yeni fiziki yapısını ve kurumsal kimliğini gören hastalar ise çalışmada emeği geçenlere teşekkür etti.
Hollywood gülüşü ilgi topluyor
05 Kasım 2025 Çarşamba - 12:20 Hollywood gülüşü ilgi topluyor Son yıllarda görselliğe yönelik estetik işlemler tüm dünyada giderek daha fazla ilgi toplarken, özellikle ünlü isimler arasında "Hollywood gülüşü" olarak adlandırılan diş hekimliği uygulamasına olan talep de hızla artıyor. Dişlerin şekli, rengi ve dizilimini düzenleyerek doğal, simetrik ve etkileyici bir gülüş elde etmeyi amaçlayan bu estetik diş hekimliği uygulaması; diş beyazlatma, porselen kaplamalar (veneer), diş eti şekillendirme, gerekirse implant ve restoratif işlemleri kapsıyor. Her hastaya özel planlanan tedavi süreci, kişinin ihtiyaçlarına göre değişiklik gösteriyor. Türkiye, son dönemde hem gelişmiş diş hekimliği altyapısı hem de deneyimli uzmanlarıyla bu alanda dünyanın önde gelen destinasyonlarından biri haline geldi. İstanbul’daki Dr. Cinik Tıp Merkezi de bu merkezler arasında öne çıkıyor. Kurum bünyesinde görev yapan Dr. Eda Tınaş, hem yerli hem de yurt dışından gelen hastalara modern teknoloji ve uzman ekip desteğiyle hizmet verdiklerini belirterek, "Hollywood gülüşü, yalnızca estetik değil, kişinin özgüvenini de artıran bir uygulama. Her bireyin yüz hatlarına uygun olarak planlandığında son derece doğal sonuçlar elde edilebiliyor" dedi. Dr. Cinik Tıp Merkezi’nde uygulanan bu estetik gülüş tasarımı, pek çok tanınmış ismin de tercihi oldu. Fransa ve Arjantin kökenli eski futbol yıldızı David Trézéguet, klinikte yapılan zirkonyum kaplama işlemiyle daha beyaz ve simetrik bir gülüşe kavuştu. Bir dönem Türkiye’de de forma giyen Brezilyalı golcü Mario Jardel de aynı merkezde benzer bir estetik diş tedavisinden geçti. Dr. Cinik ekibi, bu örneklerin uluslararası arenada Türkiye’nin diş estetiği alanındaki başarısını göstermesi açısından önemli olduğunu vurgularken, son yıllarda ünlü isimlerin tercihiyle "Hollywood gülüşü"nün dünya genelinde adeta bir trend haline geldiğini belirtiyor.
Organ bağışında lider bölgenin yöneticileri bir araya geldi
05 Kasım 2025 Çarşamba - 11:59 Organ bağışında lider bölgenin yöneticileri bir araya geldi Organ bağışında Balıkesir, Bilecik, Çanakkale, Yalova illerini de kapsayan Bursa bölgesinin il sağlık müdürleri, organ nakil koordinatörleri ve hastane yöneticileri Bursa Şehir Hastanesi’nde düzenlenen koordinasyon toplantısında bir araya geldi. Son 14 yılda 12’nci kez Türkiye lideri olan Bursa bölgesinin, bu başarısında emeği geçenlerin onurlandırıldığı toplantıda; vefat eden yakınlarının organlarını bağışlayan vatandaşların konuşmaları da duygu dolu anlar yaşattı. 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası kapsamında düzenlenen toplantıya Bursa Vali Yardımcısı Hulusi Doğan, Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin, Balıkesir İl Sağlık Müdürü Dr. Miraç Çavdar, Bilecik İl Sağlık Müdürü Dr. Ferhat Damkacı, Yalova İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Halim Ömer Kaşıkcı’nın yanı sıra bölgenin organ nakil koordinatörleri, kamu ve özel hastanelerinin yöneticileri de katıldı. Organ bağışı ile ilgili uluslararası sanatçıların eserlerinin yer aldığı serginin kurdele kesimi ile başlayan toplantıda Bursa Bölge Organ ve Doku Nakli Koordinatörü Doç. Dr. Gülbahar Çalışkan, bölgede yürütülen çalışmalarla ilgili sunum gerçekleştirdi. Bursa yeniden zirvede Doç. Dr. Çalışkan’dan sonra kürsüye çıkan Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Çetin ise, Sağlık Bakanlığı’nın organ bağışı konusuna oldukça hassasiyet yaklaştığını belirtti. Organ bağışının zor bir konu olduğunu ancak dışarıdan bakıldığında bu zorluğun anlaşılamadığına dikkat çeken Çetin, "Bu stresli ortamda kişi eğer sağken organ bağışına yönelik beyan bırakmadıysa mevzuatımız gereği aileden izin almadan organlarını alamazsınız. Gerçekten zor bir ortam. Bir taraftan aileler yaslarını yaşıyor, bir taraftan 7-8 kişiye umut olma imkânı var. Bu kritik zamanı yönetemezseniz işler yürümüyor. Balıkesir Şehir Hastanesi ve Bursa Şehir Hastanesi öncülüğünde ve diğer illerimizin katkılarıyla geçtiğimiz yıl Antalya’ya devrettiğimiz organ bağışı birinciliğini bu yıl geri aldık. Hepinize çok teşekkür ediyorum" dedi. "Kızımın vasiyetini yerine getirdik" Toplantı, vefat eden yakınlarının organlarını bağışlayan kişilerin konuşmaları ile devam etti. Geçtiğimiz yıl geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybeden ve organlarıyla birçok hastaya umut olan Rabia Seyhan’ın annesi Selma Seyhan’ın yaptığı konuşma, katılımcılara duygu dolu anlar yaşattı. Kızının vasiyetini yerine getirdiklerini dile getiren anne Seyhan, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Merhume Rabia Seyhan’ın annesiyim. Bundan tam 16 ay öncesi trafik kazası geçirdi. Kazadan 2 gün önce kendisiyle bir konuşma yapmıştık. Ben organlarımı bağışlayacağım demişti. Pazar günü de kaza geçirdi. 11 gün yoğun bakımda kaldı. Sonrasında vefat etti organlarını bağışladık. Kızımızın vasiyetini yerine getirdik. Hem üzücü hem de gurur verici bir şey. Kızımın vasiyeti yerine geldi. Nice canlara can oldu. Kalbini verdiğimiz kişi de vefat ettiğini duydum. Allah rahmet eylesin. İnşallah öbür dünyada buluşmuşlardır. Organları herkes bağışlasın. Nice genç yaşta organ bekleyen hastalarımız var. Bir insana can olmak bütün insanlara can olmaktır. Ben buna inanarak kızımın organlarını verdim." Program, nakil sayesinde hayata tutunan bireylerin görüşleriyle devam etti. Daha sonra Bursa bölgesinin Türkiye’nin zirvesinde yer almasında emeği geçen kişilere teşekkür belgeleri takdim edildi.