SAĞLIK
02 Nisan 2026 Perşembe - 16:30 Otizmde kritik uyarı: "6 aylık bebeklerde bile görülebilir" Sivas Devlet Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıklarından Uzm. Dr. Beyza Karataş Bozok, otizmin yalnızca 3 yaşından sonra anlaşılabileceği yönündeki yaygın inanışın gerçeği yansıtmadığını söyledi. Uzm. Dr. Beyza Karataş Bozok, otizm spektrum bozukluğuna ilişkin önemli açıklamalarda bulunarak toplumda doğru bilinen yanlışlara dikkat çekti. Otizm belirtilerinin çok daha erken dönemlerde ortaya çıkabileceğini vurgulayan Bozok, "Bazı bebekler 6. aydan itibaren akranlarından farklı gelişim gösterebilir. Bu nedenle erken belirtilerin gözden kaçırılmaması büyük önem taşıyor" dedi. Tanı sürecine ilişkin de bilgi veren Bozok, "Otizm tanısı herhangi bir kan, idrar tetkiki ya da görüntüleme yöntemi ile konulmaz. Tanı, çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanı tarafından yapılan ayrıntılı klinik değerlendirme ile konulur" diye konuştu. Ailelere erken dönem belirtiler konusunda ayrıntılı uyarılarda bulunan Bozok, "Erken dönemde bazı gelişimsel işaretlerin dikkatle izlenmesi gerekir. Örneğin 6 ay civarında sosyal gülümsemenin ya da duygusal yüz ifadelerinin olmaması, 9 ayda ses çıkarma, gülücük ve mimiklerin sınırlı kalması önemli bir uyarı olabilir. 12 ayda ismi söylendiğinde tepki vermeme dikkat edilmesi gereken hususlardır. Bunun yanı sıra işaret etme, gösterme, el sallama gibi jestlerin gelişmemesi de erken belirtiler arasında yer alır. 24 ay civarında çocuğun iki kelimeli spontan cümleler kuramaması ya da gelişimin herhangi bir döneminde konuşma ve sosyal becerilerde gerileme görülmesi mutlaka değerlendirilmelidir. Bu belirtilerden herhangi biri varsa zaman kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır" ifadelerine yer verdi. Erken tanının hayati önem taşıdığını vurgulayan Bozok, "Erken tanı ve erken müdahale, çocuğun gelişimsel kazanımları açısından belirleyicidir. Özellikle 2,5 yaş öncesinde başlanan özel eğitim ve destek programlarının çok daha etkili olduğu bilinmektedir" dedi.
02 Nisan 2026 Perşembe - 15:57 Sağlık ve ekonomide güçlü sistem hedefi bu görüşmede ele alındı MHP Genel Başkan Yardımcılığı görevine atanan Özgür Bayraktar ile bir araya gelen AL-KON Konfederasyonu ve Hekimsen heyeti, Türkiye’nin sağlık ve ekonomik yapısında ihtiyaç duyulan dönüşümlere ilişkin değerlendirmede bulundu. AL-KON Konfederasyonu ve Hekimsen Sendikası Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban öncülüğündeki heyet, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcılığı görevine atanan Özgür Bayraktar’a hayırlı olsun ziyaretinde bulunarak, Türkiye’nin sağlık ve iktisadi geleceğine yönelik kritik başlıklarda değerlendirmelerde bulundu. Gerçekleştirilen görüşmede; Hekimlik Meslek Kanunu başta olmak üzere sağlık sisteminde köklü dönüşüm ihtiyacı, hekim haklarının güçlendirilmesi ve kamu yararını esas alan sürdürülebilir politikaların hayata geçirilmesi konuları ele alındı. Aynı zamanda iktisadi yapılanma süreçleri ve çalışan odaklı projelerin ülke ekonomisine sağlayacağı katkılar stratejik bir perspektifle değerlendirildi. "Sağlıkta ve ekonomide adil ve güçlü bir sistem için kararlılıkla çalışıyoruz" AL-KON Konfederasyonu ve Hekimsen Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, "Attığımız her adım; yalnızca bugünü değil, yarının güçlü Türkiye’sini inşa etme hedefinin bir parçasıdır. Sağlıkta ve ekonomide sürdürülebilir, adil ve güçlü bir sistem için kararlılıkla çalışıyoruz. Bayraktar’ın üstlendiği bu önemli görevin, milletimizin refahına ve devletimizin bekasına önemli katkılar sunacağına inanıyoruz" dedi.
Yanık tedavisinde güncel gelişmeler ele alındı
10 Kasım 2025 Pazartesi - 11:39 Yanık tedavisinde güncel gelişmeler ele alındı Bursa İl Sağlık Müdürlüğü, kamu hastanelerinde görevli hekim ve sağlık personellerini yanık tedavisindeki güncel gelişmeler hakkında bilgilendirmek amacıyla Bursa Şehir Hastanesi’nde eğitim düzenledi. Bursa’daki kamu hastanelerinden toplam 120 hekim ve sağlık personelinin katıldığı eğitimde Bursa Şehir Hastanesi Yanık Merkezi’nde görevli Doç. Dr. Sabriye Dayı ve Op. Dr. Selma Beyeç konuşmacı olarak yer aldı. Yanık tedavisine ilişkin genel bilgilerin ve güncellemelerin paylaşıldığı eğitimde; erişkin ve çocuk hastalarda uygunsuz sevklerin önlenmesi, ilk başvuru merkezlerinde doğru müdahalenin yapılması, endikasyonu olan hastaların üst merkezlere uygun şekilde sevki ve 112 Acil Çağrı Merkezi’nin ihtiyacı olan hastalar için kullanılması gibi konular da ele alındı. Programla ilgili açıklamalarda bulunan Bursa Şehir Hastanesi Erişkin Yanık Merkezi Sorumlu Hekimi Op. Dr. Selma Beyeç, acil servis ve yoğun bakım görevlileri başta olmak üzere tüm hekim ve hemşirelere açık bir eğitim düzenlediklerini belirtti. Beyeç, "Özellikle sahada çalışan sağlık profesyonellerinin yanık durumlarında ilk etapta ne yapmaları gerektiği, gerekiyorsa nakil sırasında uygulanacak yöntemler veya basit yaralanmalarda izlenecek yol hakkında her yıl bilgi verici eğitimler düzenliyoruz" şeklinde konuştu. Yanık tedavisinde güncel bilgi önemli Bursa Şehir Hastanesi Çocuk Yanık Merkezi Sorumlu Hekimi Doç. Dr. Sabriye Dayı ise, "Yanık vakalarında hastalar ve yakınları olduğu kadar vakayla karşılaşacak ilk sağlık personelinin de eğitimi çok önemlidir. Bu nedenle en azından basit, bilinmesi gereken ama üstünde durmadığımız bilgileri tekrardan tazelemek bu konuda hepimizi daha yüksek hizmet kalitesine noktaya ulaştıracağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Karalezli: "Soğuk hava, klima ve kapalı ortamlar göz enfeksiyonlarını artırıyor"
10 Kasım 2025 Pazartesi - 11:34 Prof. Dr. Karalezli: "Soğuk hava, klima ve kapalı ortamlar göz enfeksiyonlarını artırıyor" Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aylin Karalezli, kış aylarında soğuk hava ve kapalı ortamların artışıyla birlikte göz enfeksiyonlarının da yaygınlaştığını belirterek, "Özellikle viral ve bakteriyel konjonktivitler bu dönemde sık görülür" dedi. Muğla’nın Menteşe ilçesinde kliniği bulunan Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aylin Karalezli, kış aylarında göz enfeksiyonlarının artış gösterdiğini belirterek önemli uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Karalezli, "Kış aylarında soğuk hava, kapalı ortamlar ve viral enfeksiyonların artışı sebebiyle bazı göz enfeksiyonları daha sık görülür. Özellikle bunlardan en yaygın olanı adenovirüslere bağlı viral konjonktivitlerdir. Nezle ve grip sonrası ortaya çıkar. Kızarıklık, sulanma, yanma, şişlik ve ışık hassasiyeti sık görülür. Oldukça bulaşıcıdır. Aile ve iş ortamlarında hızlıca yayılabilir" dedi. "Kışın bir diğer sık gördüğümüz, özellikle çocuklarda ve kapalı okul ortamlarında bakteriyel konjonktivitlerdir. Bunlarda da gözlerde yoğun çapaklanma, kızarıklık, göz kapaklarında şişme ve ağrı şikayetleri olur" diyen Karalezli, soğuk havaların artmasıyla cilt bariyerinin kurumasının kapak kenarındaki yağ bezelerinde tıkanıklıklara neden olduğunu ve bunun kirpik dibi iltihaplarını artırdığını belirtti. Prof. Dr. Karalezli, "Bu kirpik dini iltihapları genellikle kroniktir. Uygun bakım yapılmazsa sıklıkla nükseder. Ayrıca göz kuruluğuna bağlı enfeksiyonlar da soğuk hava, klima ve ısıtıcı kullanımının artmasıyla daha sık görülür" dedi. Nelere dikkat edilmelidir? Prof. Dr. Karalezli, göz sağlığını korumak için dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı: "En önemli korunma yöntemi, göze temas etmeden önce ellerimizin çok temiz olmasıdır. Gözlerimizi ovalamaktan kaçınmalıyız. Ortak eşya kullanımında havlu, yastık kılıfı, göz makyaj ürünleri, lens solüsyonları ve lens kaplarını oldukça temiz tutmamız gerekir. Lens ile asla uyumamalı, lensi suyla temas ettirmemeliyiz. Lens kabı içindeki Solüsyonları hergün tazeleyerek kullanmalıyız. Makyajımızı temizlemeye özen göstermeliyiz" Karalezli, "Grip ve nezlede viral konjonktivit sık görüldüğü için göz sulanması ve kızarıklık başladıysa el temasından kaçınmalıyız. Ortam ısıtmasında kullanılan klima ve ısıtıcılar göz yüzeyini kuruttuğu için bu dönemlerde yapay gözyaşını daha sık kullanmalıyız" dedi. Evde yapılan yanlış uygulamalara dikkat! Karalezli, sıcak kompresin her durumda doğru olmadığını vurgulayarak, "Sıcak kompres bazı durumlarda faydalı olabilir. Kirpik dibi iltihabına bağlı arpacık gibi vakalarda sıcak kompresin olumlu etkisi vardır. Çünkü çayın içeriğindeki teofilin maddesi ödemi giderir, sıcaklık da kirpik dibindeki yağ bezlerinin uçlarını açar. Ancak her enfeksiyonda sıcak kompres doğru bir tedavi yöntemi değildir. Mutlaka hekime danışarak uygulanmalıdır" ifadelerini kullandı. Hekime danışmadan ilaç kullanılmamasına dikkat çeken Karalezli, "Bazı viral enfeksiyonlarda soğuk kompres uyguluyoruz. Mutlaka hekim kontrolü dışında ilaç kullanımını asla önermiyoruz. Çünkü bazı kortizonlu ilaçlar enfeksiyonların daha da ilerlemesine sebep olabilir. Antibiyotik kullanımında da direnç geliştirmemek için doğru antibiyotiği doğru miktarda göze uygulamak gerekir. O yüzden mutlaka hekim kontrolünde yapılmalıdır" dedi.
Prof. Dr. Alihan Gürkan: "Sigara ve obezite pankreas kanseri riskini artırıyor"
09 Kasım 2025 Pazar - 13:40 Prof. Dr. Alihan Gürkan: "Sigara ve obezite pankreas kanseri riskini artırıyor" Genel Cerrahi uzmanı Prof. Dr. Alihan Gürkan, pankreas kanserinin en ölümcül kanser türlerinden biri olduğunu belirterek, sigara ve obezite gibi risk faktörlerinin hastalığın görülme sıklığını her geçen gün artırdığını söyledi. Modern tıbbın en zorlu hastalıklarından biri olarak kabul edilen pankreas kanseri, geç belirti vermesi ve düşük erken teşhis oranı nedeniyle "sessiz katil" olarak adlandırılıyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, 2022 yılında dünya genelinde yaklaşık 500 bin yeni vaka teşhis edilirken, Türkiye’de yıllık yeni vaka sayısının 5 bini aştığı bildirildi. Uzmanlar, özellikle sigara kullanımı ve obezitenin hastalığın en önemli nedenleri arasında yer aldığını vurguluyor. Memorial Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alihan Gürkan, "1-30 Kasım Pankreas Kanseri Farkındalık Ayı" kapsamında pankreas kanseri hakkında önemli bilgiler verdi. "İleri evrede belirti veriyor" Pankreasın midenin arkasında yer alan, sindirim enzimleri ve insülin gibi hormonlar salgılayan bir organ olduğunu belirten Prof. Dr. Gürkan, pankreas kanserinin genellikle bezin hücrelerinde başlayan kontrolsüz bir büyüme sonucu geliştiğini söyledi. Gürkan, "Hastalık erken evrede belirti vermez. İlerlediğinde karın ağrısı, sarılık, iştahsızlık, ani kilo kaybı ve sindirim sorunları gibi şikayetlerle ortaya çıkar. Ne yazık ki çoğu zaman teşhis edildiğinde hastalık ileri evrededir" dedi. "Sigara ve obezite riski katlıyor" Pankreas kanserinde bazı grupların daha yüksek risk altında olduğunu ifade eden Prof. Dr. Gürkan, "Sigara içenlerde risk 2-3 kat artıyor. Türkiye’de sigara, tüm kanser ölümlerinin yaklaşık yüzde 30’undan sorumludur. Obezite ve tip 2 diyabet hastalarında da risk iki katına çıkıyor" diye konuştu. Gürkan, yaş, genetik faktörler, kronik pankreatit ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarının da riski artırdığını belirtti. "Basit önlemlerle risk azaltılabilir" Pankreas kanserlerinin yaklaşık yüzde 30-50’sinin önlenebilir nedenlere bağlı olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Gürkan, "En etkili adım sigarayı bırakmaktır. Sigarayı bıraktıktan 10 yıl içinde risk yarı yarıya azalır. Ayrıca Akdeniz diyetini benimsemek, ideal kiloyu korumak, alkolü sınırlamak ve diyabeti kontrol altında tutmak hastalığın önlenmesinde büyük rol oynar" ifadelerini kullandı. "Erken teşhis hayat kurtarır" Erken teşhisin pankreas kanserinde yaşam süresini uzattığını belirten Gürkan, "50 yaş üstü bireylerin düzenli check-up yaptırmaları, karın ağrısı, sarılık, ani kilo kaybı gibi belirtileri ciddiye almaları gerekir. Şüpheli durumlarda BT, MR veya endoskopik ultrasonografi gibi yöntemlerle tarama yapılmalıdır" dedi. "Cerrahi başarı oranı erken evrede yüzde 50’ye ulaşabiliyor" Pankreas kanserinde cerrahinin hastalığın erken evrelerinde en etkili tedavi yöntemi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Gürkan, "Whipple prosedürü adı verilen cerrahiyle tümörlü dokuların tamamen çıkarılması hedeflenir. Deneyimli merkezlerde uygulanan bu yöntemle 5 yıllık sağkalım oranı yüzde 20-30’a kadar çıkabiliyor" diye konuştu. Gürkan, ameliyat sonrası dönemde pankreas yetmezliği, diyabet ve beslenme sorunlarının görülebileceğini belirterek, "Bu nedenle multidisipliner bir yaklaşımla hastaların takibi çok önemlidir" ifadelerini kullandı.
Sağlık Bakanlığından Uşak Üniversitesine ‘Beslenme Dostu İş Yeri’ belgesi
09 Kasım 2025 Pazar - 12:54 Sağlık Bakanlığından Uşak Üniversitesine ‘Beslenme Dostu İş Yeri’ belgesi Uşak Üniversitesi Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından verilen "Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İş Yeri Belgesi"ni Almaya hak kazan ilk kurum oldu. Uşak Üniversitesi, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından tüm Türkiye genelinde yürütülen "Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İş Yeri Programı" kapsamında yapılan değerlendirmeler sonucunda "Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İş Yeri Belgesi" almaya hak kazandı. Program, iş yerlerinde sağlıklı beslenme alışkanlıklarının geliştirilmesi, obezitenin önlenmesi, fiziksel aktivitenin artırılması ve çalışanların sağlıklı yaşam biçimlerinin desteklenmesi amacıyla Türkiye genelinde uygulanıyor. Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Savaş, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, üniversite olarak çalışan sağlığını, iyi yaşam alışkanlıklarını ve hareketli yaşamı önceliklendirdiklerini vurguladı: "Uşak Üniversitesi, çalışanların sağlıklı yaşamını destekleyen uygulamaları ve fiziksel aktiviteyi teşvik eden faaliyetleriyle ‘Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İş Yeri Programı’nın kriterlerini başarıyla yerine getirerek bu belgeyi almaya hak kazandı. Kaliteyi bir çalışma biçimi haline getirmiş bir kurum olarak, sağlıklı ve hareketli yaşamı destekleyen örnek kurumlar arasında yerimizi aldık." dedi. Program kapsamında yapılan değerlendirmelerde, iş yerlerinin beslenme ortamlarının uygunluğu, fiziksel aktiviteyi teşvik eden uygulamaları, çalışanlara yönelik sağlık farkındalığı faaliyetleri ve sağlıklı yaşamı destekleyen kurumsal politikaları dikkate alındı. Rektör Savaş, belgeye ilişkin değerlendirmesinde şunları da söyledi:"Sağlıklı beslenme alışkanlıklarını yaygınlaştırmayı ve fiziksel aktiviteyi destekleyen işyeri ortamlarını teşvik etmeyi amaçlayan bu ulusal program, belirli sağlık, beslenme ve fiziksel aktivite kriterlerini yerine getiren kurumlara veriliyor. Üniversitemiz Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı’nca oluşturulan ekibin titiz çalışmaları sonucunda belgeyi almaya hak kazandık. Belgemiz, Uşak Üniversitesi Bir Eylül Kampüsünü kapsamakta olup, 3 yıl süreyle geçerli olacaktır." dedi. Rektör Savaş, "Üniversitemizde, çalışanlarının fiziksel aktiviteye katılımını artırmak amacıyla kampüs içerisinde bisiklet yolları, yürüyüş alanları ve spor salonları var. Bu çalışmalarla birlikte Uşak Üniversitesi, sadece eğitimde değil, çalışan sağlığı ve yaşam kalitesini artırmaya yönelik uygulamalarıyla da öncü bir yükseköğretim kurumu olmayı sürdürüyor." dedi.
Yangın tahliyesinde hasta ve yakını rolündeki hastane çalışanlarından ’Oscar’lık performans
09 Kasım 2025 Pazar - 12:53 Yangın tahliyesinde hasta ve yakını rolündeki hastane çalışanlarından ’Oscar’lık performans Manavgat Devlet Hastanesi’nde, muhtemel afet ve acil durumlara hazırlık amacıyla Hastane Afet Planı (HAP) kapsamında bir tatbikat gerçekleştirildi. Tatbikatta, senaryo gereği çıkan yangından etkilenen yoğun bakım ünitesindeki hastaların tahliyesinde 2 hastane çalışanının Oscarlık performansları dikkat çekti. Hasta ve hasta yakını rolündeki çalışanlar güvenlik görevlilerine zor anlar yaşatırken güçlükle sakinleştirilebildiler. Manavgat Devlet Hastanesi’nde 2025 yılı Hastane Afet Planı (HAP) çerçevesinde afet ve acil durum uygulama tatbikatı gerçekleştirildi. Gerçeğini aratmayan tatbikatta, senaryo gereği yoğun bakım ünitesinin bulunduğu katta çıkan yangın sırasında hastane personeli, UMKE ve itfaiye ekipleri koordineli bir şekilde çalıştı. Senaryo gereği yoğun bakım ünitesinin de bulunduğu ikinci katta yangın çıktı. Yangın alarmıyla birlikte yangına ilk müdahaleyi hastane personeli yaparken, olay yerine gelen itfaiye ekipleri yangına müdahalede bulunarak kısa sürede diğer ünitelere yayılmadan söndürdü. Hastaneye gelen Manavgat Emniyet Müdürlüğüne bağlı ekipler de çevre güvenliği önlemi aldı. Senaryo gereği ikinci katta çıkan yangında, dumandan etkilenen yoğun bakım ünitesinde bulunan hastalar acil koduyla güvenli şekilde tahliye edildi. Tahliye sırasında fenalaşan hasta ve hasta yakını hastane çalışanları ve güvenlik güçlerine zor anlar yaşattı. Rolünün hakkını veren hasta ve hasta yakını rolündeki 2 hastane çalışanı oscarlık bir performans sergilerken yoğun bakım ünitesi önünde bekleyen hasta yakınlarının tatbikatı gerçek zannetmelerini sağladılar. Manavgat Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Mehmet Deniz, "Gerçeği aratmayan tatbikatta görev alan arkadaşlarımıza, UMKE ve itfaiye ekiplerine çok teşekkür ediyorum. Yapılan tatbikat ile muhtemel afet durumlarına karşı hazırlık seviyemizi artırarak hastane çalışanlarımızın afetlere karşı koordinasyon ve müdahale yeteneğini geliştirmiş olduk" dedi.
Böbrek nakli olan hastalar buluştu
09 Kasım 2025 Pazar - 11:37 Böbrek nakli olan hastalar buluştu Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde böbrek nakli olup, sağlığına kavuşan vatandaşlar hastanede düzenlenen etkinlikte hekimleriyle bir araya geldi. Organ Bağışı Haftası kapsamında gerçekleştirilen etkinliğe Organ Nakli Sorumlu Cerrahı Prof. Dr. Murat Demirbaş, İç Hastalıkları A.B.D. Başkanı Prof. Dr. Serdar Kahvecioğlu, Nefroloji Uzmanı Dr. Okan Akacı, Radyoloji Uzmanı Dr. Nurcan Kat, sağlık çalışanları ve hem kadavradan hem de canlıdan nakil sayesinde hayat tutunan vatandaşlar katıldı. Etkinlikte konuşan Prof. Dr. Murat Demirbaş, Türkiye’de ilk böbrek naklinin yapıldığı 3 Kasım 1975 tarihinden sonra her yıl 3-9 Kasım tarihlerinin Organ Bağışı Haftası kapsamında kutlandığının bilgisini verdi. Organ bağışına yönelik farkındalığı arttırmak amacıyla bu etkinliği gerçekleştirdiklerini belirten Prof. Dr. Demirbaş, "Böbrek nakli olan hastalarımızı buraya davet ettik. Hepsinin ne kadar keyifli olduğunu gördük. Bu vesile ile tekrar hatırlatmak istiyorum. Lütfen organlarınızı bağışlayın" dedi. "Kana kana su içiyorum" Böbrek nakli olup sağlığına kavuşan 15 yaşındaki Medine Taş ise, "Organ naklinden önce 1,5 ay diyalize girdim ve diyaliz biraz zor sürecim geçti. Sonra nakil oldum. Nakil olduktan sonra hayatım daha güzel olmaya başladı. Ayrıca kana kana su içmeye başladım. 1,5 sene oldu hayatımdan aşırı mutluyum. Organ nakli için çok teşekkür ederim. Herkese de böbrek nakli için bağışta bulunması için rica ederim" şeklinde konuştu. Yakın süreçte babasının bağışladığı böbrek sayesinde hayata tutunan 13 yaşındaki Ubeydullah Fehmi Toğay ise, "Nakil öncesinde hastaneye girip, diyaliz görüyordum. Birkaç ay öyle devam ettim. Sonra nakil oldum. Şimdi kendimi biraz daha iyi hissediyorum. Çok şükür başarılı bir ameliyat geçirdim" diye konuştu.