SAĞLIK
Prof. Dr. Hatice Kumcağız’dan sosyal medya uyarısı: "Sosyal medya bıçak gibidir" 31 Mart 2026 Salı - 20:21:58 Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hatice Kumcağız, sosyal medyanın evliliğe etkisi hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Hatice Kumcağız, sosyal medyanın çiftler arasında kıskançlık oluşturduğunu, bu nedenle evliliklerin zedelendiğini vurguladı. Kumcağız, boşanmalarda sosyal medyanın da bir nebze etkisi olduğunu ancak sosyal medyanın çiftler arasında iletişim sağladığını da söyledi. "Evliliklerin yıpranmasına neden oluyor" Sosyal medyadaki pırıltılı yaşamın çiftlerin evliliklerinin yıpranmasına neden olduğunu belirten Prof. Dr. Hatice Kumcağız, "Araştırmalar, Türkiye’de bireylerin 3 ila 5 saatini sosyal medyada geçirdiklerini göstermektedir. Bu durumda çiftler aynı evde, aynı odada, aynı koltukta oturdukları halde uzun süre birlikte olmalarına rağmen fiziksel olarak birlikte, ancak ruhsal olarak birlikte değillerdir. Bu da ilişkilerin zamanla kopmasına vesile olmaktadır. Evlilik birliğinin zedelenmesine, evlilikteki eşlerin birbirlerinden uzaklaşmasına neden oluyor. Sosyal medyadaki o pırıltılı yaşamı zamanla kendi evlilikleriyle kıyaslamaktalar ve gerçekte kendi evliliklerinde böyle bir durum olmadığını gördüklerinde bu, zamanla ilişkilerin yıpranmasına neden olmaktadır" diye konuştu. "Sosyal medya kıskançlık duygusu oluşturuyor" Sosyal medyanın eşlerin birbirini kıyaslamasına neden olduğunu vurgulayan Kumcağız, "Eşler arasında sosyal medyada paylaşılan içerikler zamanla kıskançlık duygularının yaşanmasına neden oluyor. Burada başkalarından gelen beğeniler, hikayelerde bırakılan notlar, başkalarının yorumları vesaire, eşlerin birbirine karşı olumsuz düşünceler içerisinde olmalarına yol açıyor. Çünkü eşlerin birbirleriyle kıyaslama yapmaları, ister istemez zamanla evlilik birliğinin çatırdamasına ve sonlanmasına doğru giden bir sürece çiftleri götürebilir" ifadelerini kullandı. "Sosyal medyanın evlilikleri bitirme noktasında etkileri var" Prof. Dr. Hatice Kumcağız, "TÜİK verilerine göre 2025 yılında boşanma oranı binde 2,26 oranında artış gösterdi. Bu, son 25 yıl değerlendirildiğinde yüksek bir oran olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu boşanmalarda tabii ki sosyal medyanın doğrudan etkisi yoktur ancak dolaylı olarak sosyal medyanın evlilikleri bitirme noktasında etkileri vardır" dedi. "Sosyal medyanın iyi yanları da var" Sosyal medyanın olumlu yanlarına da vurgu yapan Hatice Kumcağız, "Sosyal medya hep kötü ve olumsuz bir şey olarak ifade edilmemelidir, böyle bir algı oluşmasını istemem. Örneğin uzun süre birbirinden ayrı kalan ya da farklı şehirlerde çalışan çiftler, birbirlerine gönderdikleri mesajlar ve videolarla ‘seni düşünüyorum, seni önemsiyorum, seni seviyorum’ mesajını iletmektedirler. Bu da çiftler arasındaki iletişime önemli katkı sunmaktadır." diye ifade etti. "Sosyal medya bir bıçak gibidir" Sosyal medyanın dikkatli kullanılması gerektiğini söyleyen Kumcağız, "Burada en temel kural, dijital dünya ile gerçek dünya arasında bir sınır çizmektir. Bunun için belirli zamanlarda sosyal medya detoksu yapılabilir. Aile üyelerinin bir arada olduğu zamanlarda, özellikle akşam yemeklerinde ve yatak odalarında sosyal medya kullanılmamalıdır. Kısacası şunu söylemek isterim: Sosyal medya bir bıçak gibidir; onunla bir ekmek de kesebilirsiniz, elinizi de kesebilirsiniz." dedi.
31 Mart 2026 Salı - 16:24 Akseki’de kan bağışı kampanyası düzenlenecek Türk Kızılay, Antalya’nın Akseki ilçesinde kan bağışı kampanyası düzenleyecek. Türk Kızılayı Antalya Kan Bağış Merkezi Müdürü Dr. Okan Erdoğan, kan toplama çalışmalarının kurumlarda, ilçelerde ve farklı alanlarda aralıksız sürdüğünü belirterek, 2 Nisan Perşembe günü Akseki’de belediye önünde kurulacak kan bağış noktasında vatandaşlardan bağış kabul edileceğini söyledi. "Bir ünite kan 3 hastaya umut oluyor" Bağışlanan her bir ünite kanın laboratuvar ortamında eritrosit, plazma ve trombosit bileşenlerine ayrıldığını ifade eden Erdoğan, bu sayede üç farklı hastaya umut olunabildiğini vurguladı. Düzenli kan bağışının hayati önem taşıdığına dikkat çekilen Kızılay yetkilileri, kanın yapay olarak üretilemeyen ve tek kaynağı insan olan bir ihtiyaç olduğuna işaret ederek vatandaşları kampanyaya destek vermeye çağırdı. "Birbirimize Candan Bağlıyız" sloganıyla düzenlenen etkinlikte, toplumda kan bağışı bilincinin artırılması hedefleniyor. Hastanelerin kan ihtiyacının yüzde 100’ünü karşılamayı amaçladıklarını belirten Erdoğan, çalışmaların Antalya genelinde sürdüğünü ifade etti. Erdoğan, "Kan herkesin her zaman ihtiyacı. Düzenli kan bağışı yapalım. Zor anlarda ihtiyaç sahiplerinin yanında olalım" dedi. 2 Nisan Perşembe günü 09.30-18.30 saatleri arasında Akseki Belediyesi önünde konuşlandırılacak kan alma otobüsünde bağışların kabul edileceğini belirten Erdoğan, tüm Aksekilileri kan bağışında bulunmaya davet etti.
Kuşadası Belediyesi halk sağlığıyla oynayanları affetmiyor
18 Kasım 2025 Salı - 09:38 Kuşadası Belediyesi halk sağlığıyla oynayanları affetmiyor Kuşadası Belediyesi, Başkan Ömer Günel’in talimatı doğrultusunda, kent genelinde sokak lezzetleri satışı yapan işletmelere yönelik denetimlerine devam ediyor. Zabıta Müdürlüğü ekipleri, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile birlikte yaptıkları son denetimde hijyen ve saklama kurallarına uygun olmayan 28 kilogram gıda ürününü imha etti. Ekipler ayrıca 6 işletmeye de toplam 58 bin 351 lira para cezası kesti. Kent sakinlerinin sağlıklı ve güvenli gıdaya ulaşabilmeleri için çalışmalarını aralıksız sürdüren Kuşadası Belediyesi, İstanbul’da gurbetçi bir ailenin gıda zehirlenmesi sonucu hayatını kaybetmesinin ardından sokak lezzetleri satışı yapan işletmelere yönelik denetimlerini sıklaştırdı. Bu kapsamda Kuşadası Belediyesi Zabıta Müdürlüğü Güvenli Gıda ve İş Yeri Hijyeni Denetim ekibi son olarak İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile birlikte kent merkezinde denetim yaptı. Kurallara uymayan işletmelere para cezası kesildi Denetimde, işletmelerin imalathane ve mutfak bölümlerinin hijyen kurallarına uygun olup olmadığına bakıldı. Ayrıca derin dondurucu ve soğuk hava depolarında bulunan hazır gıdaların son tüketim tarihleri ile paketlenme şekilleri kontrol edildi. Şartlara uygun bir biçimde saklanmayan 28,778 kilogram gıda ürünü imha edildi. Ekipler ayrıca Zabıta Müdürlüğü Yönetmeliği’nin 49 / M Fıkrası uyarınca da 6 işletmeye toplam 58 bin 351 lira para cezası kesti. Kuşadası Belediyesi yetkilileri denetimlerin artarak devam edeceğini belirtti.
Ciltte beliren kırmızı benlere dikkat
18 Kasım 2025 Salı - 09:37 Ciltte beliren kırmızı benlere dikkat Ciltte sonradan ortaya çıkan küçük, parlak kırmızı noktalar birçok kişiyi endişelendirebiliyor. Halk arasında ‘kırmızı ben’ ya da ‘kan beni’ olarak bilinen oluşumların, tıpta anjiyom olarak adlandırıldığını belirten Medicana Sağlık Grubu Dermatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Nursel Dilek, kırmızı benlerin genellikle iyi huylu damar genişlemeleri olduğunu ancak nadiren de olsa farklı patolojik süreçlerin göstergesi olabileceğini vurguladı. Ciltte zamanla ortaya çıkan küçük kırmızı noktalar, görünüm açısından rahatsızlık oluşturabildiği gibi bazı kişilerde kaygıya da yol açabiliyor. Bu oluşumların tıpta ‘cherry anjiom’ (kiraz anjiomu) olarak tanımlandığını ifade eden Medicana Konya Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Nursel Dilek, kırmızı benlerin çoğu zaman zararsız oluşumlar olduğunu belirterek, "Ancak bazı durumlarda bu benlerin dikkatle incelenmesi gerekir’’ uyarısında bulundu. "Damar tümörleri veya cilt kanserleriyle karışabilir" Prof. Dr. Nursel Dilek, kırmızı benlerin cilt yüzeyindeki küçük damarların genişlemesiyle oluşan iyi huylu damar yapıları olduğunu ifade ederek, "Genellikle birkaç milimetre çapında, parlak kırmızı veya mor renkte, hafif kabarık görünüme sahiptirler. Çoğu zaman sağlık açısından tehdit oluşturmazlar. Bu lezyonlar en sık 30 yaş sonrasında görülür. Yaşla birlikte sayıları artabilir. Genetik yatkınlık, güneş ışığına uzun süre maruz kalma, hormonal değişiklikler ve bazı kimyasallarla temas kırmızı ben oluşumunu tetikleyebilir" dedi. Kırmızı benlerin büyük çoğunluğunun iyi huylu olduğunu ancak bazı uyarıcı değişikliklerin dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Nursel Dilek, "Ani büyüme, kanama, renk değişikliği veya şekil bozukluğu gözlenirse mutlaka dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır. Nadir de olsa bazı damar tümörleri veya cilt kanserleriyle karışabilir" şeklinde konuştu. Tedavi gerektirmeyen bu benlerin, estetik kaygı veya tahriş riski nedeniyle alınabileceğini belirten Prof. Dr. Dilek, "Lazer, elektrokoter veya cerrahi olarak kısa sürede tedavi mümkündür. İşlem sonrası özel bir bakım gerektirmez" ifadelerini kullandı. Düzenli cilt muayenesinin önemine değinen Prof. Dr. Nursel Dilek, güneşten korunmanın ve kimyasal irritanlardan kaçınmanın cilt sağlığını korumada temel önlem olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Nursel Dilek, "Yeni çıkan veya değişim gösteren her ben, bir dermatoloji uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Her cilt lekesi aynı değildir; erken tanı ve doğru değerlendirme hem sağlığınızı hem de estetik görünümünüzü korumanın en güvenli yoludur" dedi.
Her beş kadından biri bu nedenle ameliyat oluyor
18 Kasım 2025 Salı - 09:27 Her beş kadından biri bu nedenle ameliyat oluyor Prof. Dr. İsmail Mete İtil, rahim sarkması ve buna bağlı gelişen idrar kaçırma, dışkılama zorluğu, aşağı doğru basınç hissi, idrar yapmada güçlük gibi sorunların hem dünyada hem de Türkiye’de artış gösterdiğine dikkat çekti. 80 yaşına kadar her beş kadından birinin bu tür sorunlar nedeniyle ameliyat geçirdiğini belirten Prof. Dr. İtil, "Bu ameliyatlarda anatomik düzelme sağlanıyor, yaşam kalitesi artıyor, tekrar operasyon gereksinimi azalıyor." dedi. Acıbadem Kent Hastanesi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölüm Başkanı olarak göreve başlayan Prof. Dr. İtil, kadınların en önemli jinekolojik sorunlarından biri olan rahim sarkması ve tedavisi konusunda bilgi verdi. Rahim sarkmasının, pelvik taban kaslarının zayıflamasıyla rahmin vajinaya doğru kaymasından kaynaklandığını belirten Prof. Dr. İtil, bu duruma hamilelik, doğum, yaşlanma, hormonal değişiklikler ve kronik zorlanmaların yol açabileceğini söyledi. Rahim sarkması ve buna bağlı olarak idrar kaçırmadan dışkılama zorluğuna, idrar yapmada güçlüğe kadar çeşitli sorunların gelişebileceğini vurgulayan İtil, bu sorunlarda artış görüldüğünü ifade etti. Her 5 kadından birinin 80 yaşına gelinceye kadar bu tür sorunlar nedeniyle ameliyat masasına yattığını belirten İtil, hafif sarkmaların ameliyatsız düzelebileceğine dikkat çekti. Prof. Dr. İtil, hafif sarkmalarda egzersizler ve yaşam tarzı değişikliklerinin yeterli olabileceğini, ileri dereceli sarkmaların cerrahi müdahale gerektirebileceğini kaydetti. İtil, rahim sarkması tedavisinde vajinal yolla yapılan ameliyatların son yıllarda ön plana çıktığını vurgulayarak, bu yöntemin hem yüksek başarı oranı hem de hasta konforu açısından önemli avantajlar sunduğunu söyledi. Yaşam Kalitesini artırıyor Vajinal yolla yapılan ameliyatların anatomik düzelme sağladığını belirten Prof. Dr.İtil, "Bu ameliyatlarda anatomik düzelme sağlanıyor, yaşam kalitesi artıyor, tekrar operasyon gereksinimi azalıyor. Ayrıca sarkmaya bağlı idrar, barsak ve cinsel fonksiyon bozuklukları da düzeliyor" diye konuştu. Bu ameliyatlarda cerrahi zorluğun ve komplikasyon olasılığının da düşük olduğunu ifade eden Prof. Dr. İtil sözlerini şöyle tamamladı: "Vajinal yolla yapılan bu ameliyatlarda karın bölgesine herhangi bir kesi yapılmadığını belirten Prof. Dr. İtil, "Operasyon tamamen vajinal yoldan gerçekleştiriliyor. Hastalar genellikle bir gün içinde taburcu ediliyor. Ağrının azlığı, karında iz olmaması ve kısa sürede normal hayata dönüş bu yöntemin en önemli avantajları arasında. Ayrıca rahmin alınmasını gerektiren durumlarda da vajinal yoldan ameliyat yapılabiliyor. İdrar kaçırma şikayeti bulunan hastalarda, aynı seansta askı ameliyatları da uygulanabiliyor."
ESOGÜ Hastanesi’nde 17 Kasım Dünya Prematüre Günü kutlandı
17 Kasım 2025 Pazartesi - 16:49 ESOGÜ Hastanesi’nde 17 Kasım Dünya Prematüre Günü kutlandı Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde "Dünya Prematüre Günü" dolayısıyla bir etkinlik düzenlendi. Etkinlikte konuşan Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Neonatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özge Aydemir, Dünya Prematüre Günü’nün her yıl 17 Kasım’da erken doğumun neden olduğu zorluklara dikkat çekmek ve ailelere destek olmak amacıyla kutlandığını ifade etti. Bu özel günün sembolü olan mor rengin prematüre doğumların yaygınlığını ve önemini simgelediğini ifade eden Prof. Dr. Aydemir, mor rengin gücü simgelediğini belirterek, prematüre bebeklerin hayatta kalma ve gelişim yolculuğunun zorluğunu vurguladı. Prematüre doğan bebeklerin sağlıklı bir geleceğe adım atmaları için Neonatoloji Yoğun Bakım Ünitesi ekibinin ailelerle el ele çalışmaya devam edeceğini belirten Prof. Dr. Aydemir, ESOGÜ Hastanesi Neonatoloji Yoğun Bakım Ünitesi’nin 2., 3. ve 4. düzey donanımıyla bölgenin referans merkezi olarak hizmet vermekte olduğunu ve burada Neonatoloji uzmanları, yan dal uzmanları ve deneyimli hemşirelerin yanında destek ekipleriyle prematüre bebeklerin sağlıklı bir şekilde hayata tutunmaları için büyük çaba sarf edildiğini ifade etti. Prof. Dr. Özge Aydemir, Neonatoloji uzmanları ve özelleşmiş yenidoğan hemşirelerinin, prematüre bebeklerin izlenmesi ve tedavisinde kritik bir role sahip olduğunu vurguladı. Etkinlikte, günün anlam ve önemine dikkat çekmek için mor süslemelerle hazırlanan bir pasta da kesildi. Etkinliğe Hastane Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Yıldız, Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Koray Harmancı, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. Neslihan Tekin, Prof. Dr. Coşkun Yarar, Prof. Dr. Özge Aydemir, Prof. Dr. Özge Sürmeli Onay, Doç. Dr. Zeren Barış, Doç. Dr. Yusuf Aydemir, Doç. Dr. Gürkan Bozan, Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Barsan Kaya, Dr. Öğr. Üyesi Emre Güngör ve Hastane Başmüdürü Ayşe KIRCI ile ESOGÜ Hastanesi’nde prematüre olarak dünyaya gelerek mezuniyet belgesiyle uğurlanan bebekler ve aileleri katıldı.
Diyarbakır’da Dünya Prematüre Günü etkinliği
17 Kasım 2025 Pazartesi - 16:33 Diyarbakır’da Dünya Prematüre Günü etkinliği Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 17 Kasım Dünya Prematüre Günü kapsamında anlamlı bir programa ev sahipliği yaptı. Etkinliğe Bağlar Kaymakamı Necdet Özdemir, Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, Diyarbakır Orman İşletme Müdürü Davut Ayzit, Gazi Yaşargil EAH Başhekimi Doç. Dr. Öner Avınca ve çok sayıda sağlık çalışanı katıldı. Programda Diyarbakır Personel Hizmetleri Başkanı Dr. Sıdıka Birgül Tezcan, prematüre bebeklere ve ailelerine ithafen şiir okudu. Ardından Doç. Dr. Nilüfer Okur, prematüre doğumla ilgili farkındalığın artırılması ve toplumsal bilincin güçlenmesi amacıyla bilgilendirme sunumu gerçekleştirdi. Etkinlik kapsamında, prematüre olarak dünyaya gelip verilen tedavilerle sağlığına kavuşan bebeklerin hastanedeki mücadele süreçlerini anlatan kısa bir video gösterildi. Aileler duygu dolu anlar yaşadı. Yakın zamanda taburcu olan ve büyüme süreçlerini sağlıklı şekilde sürdüren prematüre bebekler etkinliğe davet edildi. Minik misafirlere günün anısına çeşitli hediyeler verildi. İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, programda yaptığı konuşmada prematüre bakım hizmetlerinin bölgedeki önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: ‘’Diyarbakır’da dünyaya gelen her iki çocuktan biri Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanemizde takip ediliyor. Alanında yetkin, çok değerli hocalarımızın özverisiyle bölgemize güçlü ve nitelikli bir yenidoğan hizmeti sunuyoruz. Dünya Prematüre Günü, erken doğan bebeklerimizin hayata tutunma mücadelesini görünür kılmak, ailelerimizin yanında olduğumuzu göstermek ve toplumda bu konuda farkındalık oluşturmak için çok kıymetli bir gündür. Prematüre bebeklerimizin her bir adımı, hem sağlık çalışanlarımızın emeğini hem de ailelerimizin büyük sabrını temsil ediyor." Etkinliğin sonunda Diyarbakır Orman İşletme Müdürlüğü ile yapılan iş birliği kapsamında hastane bahçesinde oluşturulan ‘Prematüre Hatıra Ormanı’ için fidanlar dikildi. Aileler ve sağlık çalışanlarının hep birlikte diktiği her fidan, prematüre bebeklerin yaşam mücadelesinin simgesi olarak toprakla buluştu. Program, Dünya Prematüre Gününün rengi olan mor balonların hep birlikte gökyüzüne bırakılmasıyla son buldu. Mor balonlar, prematüre bebeklerin hayata tutunma umudunu ve ailelerin dayanışmasını simgeleyerek gökyüzüne yükseldi. Duygusal ve farkındalık dolu etkinlik, prematüre bebeklerin mücadelesine dikkat çekmenin yanı sıra kurumlar arası işbirliği ile de Diyarbakır’da güçlü bir dayanışma mesajı verdi.
Mardin’de 112’nin telefonla yönlendirmesiyle bir baba doğumu gerçekleştirdi
17 Kasım 2025 Pazartesi - 16:29 Mardin’de 112’nin telefonla yönlendirmesiyle bir baba doğumu gerçekleştirdi Mardin’de, sağlık personelinin telefonla yönlendirmesiyle doğum sancısı başlayan kadına, eşi tarafından doğum yaptırıldı. İl Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, Mardin’in Artuklu ilçesinde doğum sancısı başlayan bir kadın için yakınları tarafından 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulunuldu. Çağrıyı karşılayan sağlık personeli, bir yandan bölgeye ambulans sevk ederken diğer yandan baba ile iletişim kurarak sakin kalmasını sağladı ve doğum adımlarını anlattı. Baba, sağlık personelinin yönlendirmeleriyle doğumu gerçekleştirdi. Kısa süre sonra adrese giden sağlık ekipleri anne ve bebeğin ilk kontrollerini yaptıktan sonra ikisini de ambulansla hastaneye nakletti. Anne ve bebeğin durumlarının iyi olduğu bildirildi. Sağlık personelini tebrik eden Mardin İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Saffet Yavuz, şöyle konuştu: ’’112 Acil Çağrı Merkezi’miz yalnızca acil durumlara yanıt veren bir hat değil, aynı zamanda insan hayatına dokunan bir güven köprüsüdür. Olay anında gösterilen soğukkanlılık, mesleki donanım ve ekip ruhu, sağlık çalışanlarımızın görevlerini ne denli özveriyle yerine getirdiklerini bir kez daha ortaya koymuştur." Acil tıp teknisyeni Elif Köseni ise yaşanan olayı şu sözlerle anlattı: ’’Komuta kontrol merkezine gelen ihbar üzerine aileye telefon ile rehberlik ettim. O an önceliğim annenin de bebeğin de doğumunu gerçekleştirmekti. Ekip olarak hızlıca organize olduk. Ambulans ekibim olay yerine ulaştığında anne de bebek de gayet sağlıklıydı. Bu tür anlarda ekip ruhu ile hareket etmenin ve hayata dokunabilmenin gururunu yaşıyorum.’’ Konuya ilişkin açıklama yapan Mardin İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Saffet Yavuz, 112 personelini tebrik ederek teşekkür belgesi takdim etti.
MCBÜ Hafsa Sultan Hastanesi’nde Dünya Prematüre Günü kutlandı
17 Kasım 2025 Pazartesi - 16:03 MCBÜ Hafsa Sultan Hastanesi’nde Dünya Prematüre Günü kutlandı Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi tarafından 17 Kasım Dünya Prematüre Günü, "Prematüre doğsan da yalnız değilsin" sloganıyla prematüre bebekler ve ailelerinin katılımıyla kutlandı. Prematüre bebeklerin yaşadığı zorluklara dikkat çekmek ve toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla 2011 yılından bu yana tüm dünyada kutlanan Dünya Prematüre Günü kapsamında, hastanede 40’a yakın aile bir araya geldi. Etkinliğe MCBÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oktay Üçer, MCBÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Artuner Deveci, başhekim Prof. Dr. İsmet Topçu, dekan yardımcıları, yenidoğan personeli ile prematüre bebekler ve aileleri katıldı. Etkinlikte hastanenin ilk prematüre doğan bebeğinden yalnızca 10 gün önce taburcu edilen en yeni prematüre bebeğe kadar birçok aile birbirleriyle kaynaşma imkânı buldu. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oktay Üçer, prematüre ailelerinin birbirini tanımasının önemine vurgu yaparak, "Aynı sağlık problemlerini yaşayan ailelerin fikir alışverişi yapması açısından bu etkinlikleri çok önemsiyoruz, devamını sağlamaya gayret ediyoruz." dedi. Yenidoğan Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Sema Tanrıverdi, 2024 yılında hastanede doğan 1028 bebeğin 322’sinin prematüre olduğunu belirterek, son 6 yılda 3 bini aşkın prematüre doğum gerçekleştiğini ifade etti. Tanrıverdi, "Ülkemizde her 10 bebekten biri prematüre doğmakta. Bu bebeklerin yaşam kalitesi, erken dönemde sunulan sağlık hizmetinin kalitesi ile yakından ilişkilidir. Donanımlı ve deneyimli ekibimizle ileri düzey prematüre bebekleri sağlığına kavuşturmaya devam ediyoruz." diye konuştu. Prematürelerin simgesi olan mor rengin hâkim olduğu etkinlikte sunumlar yapıldı, aileler ile sağlık personeli pasta kesti. Tanrıverdi ayrıca dünya prematüre günü kapsamında bebeklere birer fidan hediye ettiklerini belirterek, "Fidanlarımız, bebeklerimizin geleceğine nefes olacaktır." dedi. Etkinlik, "Her nefeste birlikte" yazılı pastanın kesilmesi ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nde "Prematüre Bebeklerin Yaşam Yolculuğu" paneli düzenlendi
17 Kasım 2025 Pazartesi - 15:22 Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nde "Prematüre Bebeklerin Yaşam Yolculuğu" paneli düzenlendi Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ), 17 Kasım Dünya Prematüre Günü kapsamında "Prematüre Bebeklerin Yaşam Yolculuğu: Farkındalık ve Destek Yaklaşımları" başlıklı önemli bir panel düzenledi. Panel, MSKÜ Atatürk Kültür Merkezi C Salonu’nda gerçekleştirildi. Etkinliğe, prematüre bebeklerin zorlu yaşam mücadelesine dikkat çekmek, ailelere destek olmak ve sağlık çalışanlarının özverili çalışmalarını onurlandırmak amacıyla çok sayıda katılımcı iştirak etti. Panelde konuşma yapan Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ethem Acar, açılış konuşmasında prematüre bebeklerin mücadelesine vurgu yaparak, "Bugün burada, hayat mücadelesine biraz daha erken başlamış ancak gerçekten güçlü bir mücadele veren çocuklarımızı; onların bu çetin yolunda hem stres ve sıkıntılarıyla, hem de onlara bakmakla zorlanan ailelerimizi ve aslında bu işin görünmez kahramanları olan sağlık çalışanlarımızı, eğitimcilerimizi ve hemşirelerimizi onurlandırmak için bir araya geldik" dedi. Prof. Dr. Acar, prematüre bebek bakımının sadece teknik bir hastane işi olmadığını, aynı zamanda "tüm sağlık sisteminin insana ve insanlığa vereceği değerlerle alakalı" olduğunu belirtti. Hastanenin yenidoğan ünitesi ve prematüre bebek bakımını güçlendirme çabalarına değinen Başhekim Acar, bu süreçteki en büyük emeğin sağlık çalışanlarına ait olduğunu ifade etti. Sağlık çalışanlarının "birer sessiz kahraman" olduğunu, gecelerini gündüzlerine katarak çalıştıklarını, prematüre çocukların aldıkları her bir nefesi bir zafer olarak değerlendirdiklerini söyledi. Prof. Dr. Acar, tüm sağlık çalışanlarına şükranlarını sunarak, bu panelin hem farkındalığı artırmasını hem de çocukların geleceği için daha güzel adımlar atılmasına vesile olmasını temenni etti. Konuşmaların arkasından Doç. Dr. Özkan İlhan, Uzm. Dr. İpek Kocaoğlu, Prof. Dr. Gonca Karayağız Muslu tarafından sunum gerçekleştirildi.