SAĞLIK
Manisa’da diyabet hastalarının şeker ölçüm sensörleri Büyükşehir’den 26 Mart 2026 Perşembe - 18:31:21 Manisa Büyükşehir Belediyesi, diyabetle mücadele eden vatandaşların yaşam kalitesini artırmak için anlamlı bir projeyi hayata geçirdi. Sosyal belediyecilik anlayışıyla başlatılan çalışma kapsamında, Manisa’da ikamet eden ihtiyaç sahibi Tip-1 diyabet hastalarına şeker ölçüm sensörü desteği verilecek. Özellikle 18 yaşını dolduran bireylerde devlet desteğinin sona ermesiyle oluşan mağduriyeti gidermeyi hedefleyen Manisa Büyükşehir Belediyesi, yüksek maliyeti nedeniyle temin edilmekte zorlanılan bu cihazları hak sahibi vatandaşlara ücretsiz ulaştıracak. Destekten yararlanmak için Manisa il sınırlarında ikamet etmek, diyabet tanısı almış olmak ve sosyal yardım kriterlerine uygunluk şartı aranacak. Başvurular dijital ortamda alınacak 18 yaş altı hastaların başvuruları devlet desteği kapsamında oldukları için kabul edilmeyecek. Proje yalnızca 18 yaş üzeri ihtiyaç sahiplerini kapsayacak. Adaylar, Manisa Büyükşehir Belediyesinin resmi internet sitesindeki başvuru linki üzerinden form doldurarak taleplerini iletebilecek. Başvuru sırasında sağlık raporunun sisteme yüklenmesi zorunlu tutulurken, raporu eksik olan başvurular geçersiz sayılacak. "Bu cihazlar lüks değil, hayati bir ihtiyaçtır" Hizmetin önemine dikkat çeken Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, vatandaşların sağlığa erişimini kolaylaştırmaya devam edeceklerini belirterek şunları söyledi: "Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak en öncelikli görevimiz, hemşehrilerimizin yaşam kalitesini artırmak ve halk sağlığını korumak adına her türlü imkanı seferber etmektir. Şeker ölçüm sensörleri, diyabet hastalarımız için bir tercih değil, hayati bir zorunluluktur. 18 yaşından sonra bu desteğin kesilmesi hemşerilerimizi hem sağlık hem de ekonomik açıdan zor bir durumda bırakıyordu. Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak bu yükü devralıyor ve sensörleri ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza biz sağlıyoruz. Kimsenin imkansızlık nedeniyle sağlığından ödün vermesine izin vermeyeceğiz. Her zaman yanınızdayız"
26 Mart 2026 Perşembe - 16:58 Tıpta nadir vaka: Eğri göğüs kafesi ve skolyoza rağmen kalbi saatlerce durdurularak hayata döndürüldü Doğuştan göğüs deformitesi ve ileri düzey skolyozun kalp ve damar yerleşimini değiştirdiği 69 yaşındaki hasta, Samsun Şehir Hastanesi’nde gerçekleştirilen yüksek riskli ve nadir ameliyatla hayata tutundu. Samsun’un Ayvacık ilçesinde yaşayan Ali Akan, ileri derecede nefes darlığı ve halsizlik şikayetleriyle hastaneye başvurdu. Hastada yapılan tetkiklerde, kalpten çıkan ana damar olan aortta hayati risk taşıyan ciddi genişleme ve ileri kapak yetmezliği tespit edildi. Ayrıca "dolikoaorta" olarak adlandırılan, aortun normalden uzun ve kıvrımlı olduğu nadir bir damar yapısına sahip olduğu belirlendi. Göğüs deformitesi ve omurga eğriliği nedeniyle kalp ve büyük damarların yerleşiminin tamamen değiştiği hastada, aortun göğüs kemiği altında derin ve ulaşılması güç bir konumda bulunması ameliyatı zorlaştırdı. Yüksek risk taşıyan vaka için Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Samsun Şehir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı’ndan Doktor Öğretim Üyeleri Dr. Emrah Ereren ve Dr. İlker Hasan Karal, Göğüs Cerrahisi Dr. Öğretim Üyesi Gül Temel, Anestezi Uzmanı Doç. Dr. Şenay Canikli Adıgüzel ve Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Hüseyin Ağırbaş’tan oluşan ekip standart yöntemlerin dışına çıkarak özel bir operasyon planı hazırladı. Ameliyatta klasik tam göğüs açılması yerine "inferior parsiyel sternotomi" yöntemi tercih edilirken, operasyonun başlangıcında kasık damarları üzerinden kalp-akciğer makinesine bağlanarak güvenli dolaşım sağlandı. 3 saat boyunca kalbini durdurdular Yaklaşık 3 saat boyunca kalbin durdurulduğu ameliyatta, genişlemiş ve uzamış aort tamamen çıkarılarak yerine biyolojik kapak içeren yapay damar yerleştirildi. Kalbi besleyen damarlardan birinin uygun pozisyonda olmaması nedeniyle ileri cerrahi tekniklerden "cabrol yöntemi" kullanılarak damar ile yeni aort arasında bağlantı kuruldu. Aortun üst bölümündeki yapısal farklılıklar da özel greftlerle yeniden oluşturularak ana damarla birleştirildi. Kalp-akciğer makinesi desteğiyle gerçekleştirilen operasyon sırasında hastanın beyin ve organ dolaşımı stabil şekilde korundu. Ameliyat sonrası kalp ritminin kendiliğinden normale döndüğü, hastanın herhangi bir destek tedavisine ihtiyaç duyulmadan cihazdan ayrıldığı ve genel sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Yapılan işlem hakkında bilgi veren Kalp ve Damar Cerrahisi Doktor Öğretim Üyesi Dr. Emrah Ereren, "Normal ameliyatlarda biz kalp, akciğer pompasına girdiğimiz için kalp ameliyatlarında bir miktar kalp duruyor. Vücut ısısı 30 dereceye kadar düşürülüyor. Yine ameliyat esnasında ameliyatın yerleşiminden ve kemikle olan ilişkisinden dolayı hastayı kasık damarlarında kalp ve akciğer pompasına bağladık. Bu standart yaklaşımlarından dolayı bu hastaya özel uygulamalar yapmak zorunda kaldık. Özellikle göğüs kafesinin kalbe bası yaptığı nokta vardı. Şah damarları da göğüs kemiği ile ilişki içindeydi. Bu ilişkinin olmadığı kısımları açarak ameliyatı yaptık. Yandan yapmak mümkün değildi. Kaburga aralıkları çok daralmıştı. Buradaki en büyük problem aorta ulaşmaktı. Göğüs ön arka çapı çok arttığı için aort çok derinde ve serbest diyebileceğimiz bir pozisyonda değildi. Koroner damarlarını yeni koyduğumuz grefte bağlayarak çözdük" dedi. "Bir sıkıntı yaşamadık" Anestezi Uzmanı Doç. Dr. Şenay Canikli Adıgüzel, "Bu tür hastalar özellik içerirler. Bu özellik nedeniyle bizim farklı hazırlıklarımızın olması gerekiyor. Hastayı öncenden bildiğimiz için özellikle hava yolu sağlama gereçlerimizi temin ederek hazırlamıştık. Sıkıntı yaşamadan cerrahi için anestezi şartlarını sağlayabildik. Solunum makinesinden ayrılma aşamasında da bir sıkıntı yaşamadık" diye konuştu. Göğüs Cerrahisi Uzm. Dr. Öğretim Üyesi Necmiye Gül Temel, "Kalp damar cerrahisi açısında sıkıntılı bir cerrahiydi. Bizim tecrübeli olduğumuz bir bölüm. Çok şükür bir sıkıntı yaşamadan hastamız toparladı" şeklinde konuştu. Hasta Ali Akan ise çok iyi durumda olduğunu yeniden hayata döndüğünü söyledi.
26 Mart 2026 Perşembe - 15:56 Medline Adana Hastanesi’nde radyasyon onkolojisi bölümü hizmete girdi Modern tıbbın önemli tedavi alanlarından biri olan radyasyon onkolojisi bölümü Medline Adana Hastanesi’nde düzenlenen açılış ile bölge halkının hizmetine girdi. Medline Adana Hastanesi’nde hizmete giren radyasyon onkolojisi bölümü, ileri teknoloji cihaz altyapısının yanı sıra alanında deneyimli ve uzman hekim kadrosu ile de dikkat çekiyor. Hastane yönetimi, bölümün açılması ile beraber kanser tedavisinde önemli bir yere sahip olan radyoterapi uygulamalarını yüksek hassasiyet ve hasta odaklı bir yaklaşımla sunmayı hedefliyor. Hizmete alınan radyasyon onkolojisi bölümü için hastanede düzenlenen açılış etkinliği oldukça geniş bir katılımla gerçekleşti. Etkinliğe hastanenin yönetim kurulu başkanı, yönetim kurulu üyeleri, Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. Fatma Akdoğan, farklı branşlardan çok sayıda hekim, sağlık çalışanları, personeller ve misafirler katıldı. Dr. Attila: "Hastalarımıza güncel tedavi yöntemlerini sunuyoruz" Etkinlikte kısa bir konuşma yapan Medline Adana Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Kemal Attila, büyük emekler ve uzun bir sürecin sonunda gerçekleştirdikleri yatırımın, sundukları sağlık hizmetlerinin kalitesini daha da artırmaya yönelik önemli bir adım olduğunu söyledi. Radyasyon onkolojisinin, kanser tedavisinde cerrahi ve kemoterapi ile birlikte en temel üç yaklaşımdan biri olarak kabul edildiğini ifade eden Dr. Attila, "Günümüzde gelişen teknoloji ile birlikte radyoterapi uygulamaları çok daha hassas, güvenli ve etkili hale gelmiş, hastalara daha konforlu bir tedavi süreci sunulmaya başlanmıştır. Radyasyon onkolojisinin önemi, yalnızca tedavi edici rolüyle sınırlı değildir; aynı zamanda kanser hastalarının yaşam kalitesini artırmada da kritik bir yere sahiptir. Bu yönüyle radyasyon onkolojisi, modern onkolojik tedavi yaklaşımlarının vazgeçilmez bir parçasıdır. Buradaki amacımız, hastalarımıza güncel tedavi imkanlarını sunarak onların bu süreçlerini en etkin ve başarılı şekilde yönetmektir" dedi. Radyasyon onkolojisi bölümünün sadece Adana’ya değil, bölgenin sağlık altyapısına da ciddi katkılar sağlaması bekleniyor.
Gaziantep’te kanseri yenen Melih Tuğra için gökyüzüne balonlar bırakıldı
06 Aralık 2025 Cumartesi - 15:35 Gaziantep’te kanseri yenen Melih Tuğra için gökyüzüne balonlar bırakıldı Kemik kanseri tedavisini başarıyla tamamlayan 7 yaşındaki Melih Tuğra Yaprak için Liv Hospital Gaziantep’te anlamlı bir kutlama etkinliği düzenlendi. Geçtiğimiz yıl aralık ayında kemik kanseri teşhisi konulan Melih Tuğra, yaklaşık bir yıllık yoğun tedavi sürecinin ardından ameliyat ve fizik tedaviyi de başarıyla tamamlayarak sağlığına kavuştu. Zorlu süreç boyunca oğullarının yanında olan Havva Merve ve Abdullah Yaprak çifti, çocuklarının yeniden hayata tutunmasının mutluluğunu yaşadı. Özel bir etkinlik düzenlendi, balonlar gökyüzüne bırakıldı Melih Tuğra’nın bu önemli başarısını kutlamak üzere Liv Hospital Gaziantep yönetimi tarafından özel bir etkinlik düzenlendi. Etkinlik kapsamında minik Melih’e madalya takdim edildi, pasta kesildi ve tedavi sürecinin tamamlanmasının sembolü olarak balonlar gökyüzüne bırakıldı. "Balonlarımızı göğe, umutlarımızı da yüreklerimize gönderiyoruz" Düzenlenen etkinlikte balonları gökyüzüne bırakarak zor günlerin, korkuların ve acıların gökyüzüne uğurlandığını belirten Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Şefika Nur Arı, "Bugün burada bir araya gelmemizin çok önemli bir sebebi var. Bugün Melih Buğra Tuğra Yaprak’ın iyileşme yolculuğunu, umudunu ve gücünü kutluyoruz. Küçücük bir yüreğin büyük bir mücadeleyi nasıl kocaman bir cesaretle geride bıraktığına hep birlikte tanıklık ediyoruz. Azminden dolayı Melih’imizi kutlayacağız. Bu yolculukta yanında olan ailesine, doktorlarına, fizik tedavi ekibine ve tüm sağlık çalışanlarına canı gönülden teşekkür ediyoruz. Şimdi gökyüzüne bırakacağımız balonlar geride kalan zor günlerin, korkuların ve acıların gökyüzüne uğurlanışıdır. Aynı zamanda önümüzdeki güzel günlerin, hayallerin ve neşenin de simgesi olacaktır. Balonlarımızı göğe, umutlarımızı da yüreklerimize gönderiyoruz" dedi. "Kemik tümörü olan hastalara, çocuklara umut olarak karşımıza çıktı" Melih Tuğra’nın diğer hasta çocuklara umut olacağını aktaran Liv Hospital Gaziantep Genel Müdürü Cemal Çaparuşağı , "Bugün sevgili Melih, kemik tümörü tespit ettiğimiz hastamız, öncelikle ameliyat sürecini sonra da fizik tedavi sürecini başarıyla tamamladı. Tüm kemik tümörü olan hastalara, çocuklara bir öncü ve umut olarak karşımıza çıktı. Biz onun büyük kutlamasını hem çalışanlarımız adına hem bu hastalığı geçirenler adına burada coşkuyla yapıp umudumuzu göğe yükseltmeyi diliyoruz" şeklinde konuştu. "Oğlum kanseri yendi, çok mutluyuz" Düzenlenen etkinlikten dolayı çok mutlu olduklarını söyleyen Melih Tuğra’nın babası Abdullah Yaprak, "2024 Aralık ayında başladığımız zorlu bir mücadeleden sonra çok şükür oğlum Melih Tuğra bu yıl tedavide kanseri yendi. Şu anda gerçekten çok duygulu ve çok güzel şeyler hissediyoruz. Bu etkinliğe eşlik eden başta başhekimimiz, yönetim ekibi ve tüm arkadaşlara çok teşekkür ediyorum. Her şey için sağ olun" diye konuştu. Duygu dolu anlara sahne olan programa Liv Hospital Gaziantep Genel Müdürü Cemal Çaparuşağı, Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Şefika Nur Arı, hastane çalışanları ve çok sayıda vatandaş katıldı. (UD-SVY-Y)
"RSV vakakarında artış başladı"
06 Aralık 2025 Cumartesi - 14:50 "RSV vakakarında artış başladı" Dünyada her yıl 33 milyon çocuğu hasta eden, 100 bin bebeğin ölümüne sebep olan RSV vakalarında artış başladı. Uzmanlar, bu virüsle mücadele için, hayatlarının ilk kışını yaşayan bütün bebeklere antikor verilerek bağışıklık kazandırılmasını tavsiye ediyor. Kış ayları yaklaşırken uzmanlar, özellikle bebekler için ciddi risk oluşturan bulaşıcı solunum yolu hastalığı RSV(respiratuvar sinsityal virüs)konusunda aileleri uyarıyor. Her yıl dünya genelinde milyonlarca çocuğu etkileyen RSV, bebeklerde bronşiolitin en sık sebebi olarak kabul ediliyor ve özellikle 0-6 ay arasındaki bebeklerde ölümcül seyredebiliyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Hamidiye Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Vefik Arıca, "RSV sıradan bir nezle değildir; bebeklerin bronşlarına yerleşip nefes darlığı yapan en tehlikeli solunum virüsüdür"diyerek dikkat çekiyor. "33 milyon çocuğu hasta ediyor" Prof. Dr. Arıca, "The Lancet dergisinde yayımlanan kapsamlı analizlere göre, her yıl 5 yaş altı 33 milyon çocuk RSV enfeksiyonu geçiriyor. Bu çocukların yaklaşık 3,6 milyonu hastaneye yatarken, 100 binden fazlası hayatını kaybediyor.Ölümlerin 45 bini ise henüz altı ayını doldurmamış bebeklerde meydana geliyor. RSV, çocuklarda özellikle bronşiolit ve zatürre yapan, son derece bulaşıcı bir solunum yolu virüsüdür. 0-5 yaş ölümlerinin her 50’sinden biri, 1-6 ay arası bebek ölümlerinin her 28’inden biri RSV kaynaklıdır" diyerek enfeksiyonun ciddiyetine vurgu yaptı. "İlk kışını geçiren bebekler riskte" Bebeklerde ilk kış mevsine dikkat çeken Prof. Dr. Arıca, "Türkiye’de de durum farklı değil. Yapılan çok merkezli araştırmalar, alt solunum yolu enfeksiyonu nedeniyle hastaneye yatan 2 yaş altı çocukların yüzde 38’inde RSV tespit edildiğini gösteriyor. Kış aylarında görülen bronşiolit vakalarının ise yüzde 60-80’inden RSV sorumlu. Ekim-nisan döneminde çocuk servislerini dolduran bronşiolit tablolarının başrolünde RSV vardır. Özellikle ilk kışını geçiren bebekler yüksek risk altındadır" diye konuştu. "Önce kandırır sonra nefesi keser" Prof. Dr. Arıca, sözlerine şöyle devam etti: "RSV, daha büyük çocuklarda hafif burun akıntısı ve öksürükle geçse de, bebeklerde ağır nefes darlığı, hızlı solunum, göğüste çekilmeler, beslenememe, oksijen düşüklüğü ve hatta morarmaya yol açabiliyor. Özellikle 3 ay altı bebekler, prematüre doğanlar, doğuştan kalp hastalığı veya kronik akciğer hastalığı olanlar ile bağışıklığı baskılanmış çocuklar en yüksek risk grubunu oluşturuyor. Aileler çoğu zaman‘ateşi yok, nezle gibi’diyerek geçiştiriyor. Oysa RSV önce kandırır, sonra nefesi keser. Ağır RSV bronşioliti geçiren bebeklerin yüzde 30-40’ında sonraki yıllarda tekrarlayan hışıltı ve astım benzeri tablo gelişebiliyor. RSV astımın sebebi değildir ama tetikleyicisi olabilir " "Anne ve Babadan da bulaşır" Virüsün yetişkinlerden bulaşabileciğini belirten Prof. Dr. Arıca, "RSV’nin en dikkat çeken özelliklerinden biri ise erişkinlerde hafif soğuk algınlığına benzeyen bir tabloya neden olurken, bebeklerde ağır bir klinik tabloya dönüşebilmesi. Bu sebeple yetişkinlerin farkında olmadan bebeklere virüsü taşıması oldukça kolay" şeklinde konuştu. Korunma yolları Prof. Dr. Arıca, virüsten korunma yollarını şöyle açıkladı: "Ailelerin RSV’den korunmak için alabileceği çeşitli tedbirler de bulunuyor. Eller sık yıkanmalı, hasta kişiler bebekten uzak tutulmalı, sigara dumanından uzak durulmalı, kalabalık ve kapalı alanlardan kaçınılmalı ve kreşe giden çocuklar semptomluyken bebekle temas ettirilmemeli. Yenidoğan, 1-6 aylık, 6-12 aylık bebeklerin çoğu bu korumadan yararlanabilir. Ek olarak bilimsel çalışmalar prematüre bebekler, doğuştan kalp hastalığı olanlar, kronik akciğer hastalığı olanlar, bağışıklığı baskılanmış bebekler ve yoğun bakımda uzun süre kalmış yüksek riskli bebeklere de öneriliyor."
Diyarbakır’da trafikte fermuar sistemi uygulamalı anlatıldı
06 Aralık 2025 Cumartesi - 14:05 Diyarbakır’da trafikte fermuar sistemi uygulamalı anlatıldı Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğü, Acil Sağlık Haftası’nda fermuar sisteminin önemini trafikte uygulamalı anlattı. 1-7 Aralık Acil Sağlık Hizmetleri Haftası kapsamında Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğü, ambulansların trafikte yaşadığı sorunları değerlendirmek amacıyla 112 Acil Sağlık personeliyle sahada incelemelerde bulundu. İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, ekiplerle birlikte yoğun güzergâhlarda ambulansların karşılaştığı trafik sıkışıklığını yerinde gözlemledi. Acil sağlık hizmetlerinde saniyelerin hayat kurtardığını ifade eden Asiltürk, sürücülerin trafik kurallarına özellikle ambulans geçişlerinde daha duyarlı davranması gerektiğini vurguladı. Sağlık Bakanlığınca uygulamaya alınan fermuar sisteminin, ambulans geçişini kolaylaştıran önemli bir yöntem olduğunu belirten Asiltürk, "Fermuar sistemi; siren duyulduğunda sürücülerin şeridin sağına ve soluna düzenli şekilde açılması, ambulansın ise tam ortadan ilerlemesi esasına dayanır. Araçlar iki yana açıldığında, tıpkı bir fermuar gibi güvenli bir koridor oluşur ve bu da acil müdahale için hayati dakikalar kazandırır. Toplum olarak bu kurala uymak zorundayız" dedi. Acil Sağlık Hizmetleri Haftası boyunca ambulans geçiş önceliği ve fermuar sisteminin doğru uygulanmasıyla ilgili farkındalık çalışmalarının artırılacağı belirtildi. İl Sağlık Müdürlüğü, 112 ekiplerinin sahadaki ihtiyaçlarını düzenli olarak değerlendirerek hizmet etkinliğini artırmayı sürdüreceğini bildirdi.
Geleceğin acil servisleri Kayseri’de konuşuldu
06 Aralık 2025 Cumartesi - 12:25 Geleceğin acil servisleri Kayseri’de konuşuldu Kayseri Devlet Hastanesi; acil tıp alanındaki güncel yaklaşımları değerlendirmek, klinik standartları geliştirmek ve hekimler arası bilimsel etkileşimi artırmak amacıyla bu yıl ’8. Kayseri Acil Tıp Eğitim Günleri’ etkinliğini düzenledi. Pratisyen ve uzman hekimlere yönelik hazırlanan etkinlik, 6 Aralık 2025 tarihinde hastanenin 5. Blok Konferans Salonu’nda, Hastane Başhekimi Doç. Dr. İsmail Altıntop’un ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Bilimsel program kapsamında, acil tıbbın en kritik başlıkları ele alınırken; kırmızı alan yönetimi, semptomdan tanıya ve tedaviye hasta yaklaşımı, özel acil durumların yönetimi, branşlara özgü acil hastalıklar ve güncel tedavi algoritmaları, alanında uzman akademisyenlerin katılımıyla olarak değerlendirildi. Program hakkında bilgiler veren Kayseri Devlet Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. İsmail Altıntop; "Kayseri’mizde geleneksel olan 8. Acil Günleri’nde; her yıl yaptığımız gibi bu yıl da bölgemizden tüm acil serviste çalışan pratisyen hekimleri, uzman hekimleri ve mesleğine yeni başlayan hekimleri burada buluşturuyoruz. Birçok kliniğimizden asistanlarımız mevcut. Özellikle Niğde’den, Nevşehir’den Kahramanmaraş’tan, Yozgat’tan ve Kayseri’deki üniversitelerimizden gelen akademisyenlerle beraber burada bir eğitimi veriyoruz. Bu yıl geleceğin acillerini tartışıyoruz. Geleceğin acillerinde; son dönemlerde olan toksikolojik vakalar var, metil alkol zehirlenmelerini vurguluyoruz. Uyuşturucu en önemli konularımızdan bir tanesi; uyuşturucuyla mücadelede hekimlerimize eğitim veriyoruz ki ilk müdahalelerini iyi yapabilsinler. Ayrıca acil servislerdeki kaliteyi artırabilmek için de sütür pansuman atölyesi, alçı atel atölyesi, resüsitasyon atölyeleri yapıyoruz. Dünya çapında standart tedavileri ve en son kılavuzlarda güncellenen bilgileri hekimlerimizle paylaşıyoruz. Buraya gelen katılımcılarla da online yaptığımız yarışmalarla da geri dönüşüm alıyoruz" ifadelerini kullandı.
Demanstan korunmak için Akdeniz tipi beslenme
06 Aralık 2025 Cumartesi - 12:08 Demanstan korunmak için Akdeniz tipi beslenme Demans, yalnızca hafıza kaybı değil, düşünme, karar verme, iletişim ve günlük yaşam becerilerini etkileyen ilerleyici bir beyin hastalığı. Doğru yaşam tarzı ve erken farkındalık demans riskini ciddi ölçüde azaltabiliyor. Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Çabalar, demansın, alzheimer, vasküler demans, Lewy cisimcikli demans gibi birçok alt tipi olan, beynin zaman içinde yıpranmasıyla ortaya çıkan bir bilişsel bozukluklar grubu olduğunu söyledi. Çabalar, demansın, erken fark edilirse hastalığın ilerleyişini yavaşlatacağı erken belirtilerini şu şekilde sıraladı: "Günlük hafıza kayıpları; Anahtarları, cüzdanı sürekli kaybetme, aynı soruyu tekrar tekrar sorma, yakın tarihli olayları hatırlayamama. Zihinsel karışıklık; tarih, yer ve zaman karıştırma ayrıca rutin işleri organize edememe Dil ve iletişim sorunları; kelime bulmakta zorlanma, cümle kurarken takılma. Problem çözmede zorlanma; fatura ödeme, alışveriş listesi hazırlama gibi görevlerde güçlük çekme. Kişilik ve davranış değişiklikleri; ani sinirlilik, sosyal geri çekilme, karar verme güçlüğü". Çabalar, demanstan korunmak için beyin sağlığını destekleyen beslenme tavsiyesinde bulunarak, "Akdeniz tipi beslenme önerilir. Zeytinyağı, balık (omega-3 açısından zengin), yeşil yapraklı sebzeler, kuruyemiş (ceviz, badem), meyve - özellikle yaban mersini gibi antioksidan kaynaklı ve tam tahıllar. Aşırı şeker tüketimi, paketli gıdalar, kızartmalar, aşırı tuz, trans yağlardan kaçınmak gerekir" dedi. Çabalar, yaşam tarzında değişikliklerin de altını çizerek, "Düzenli fiziksel aktivite; haftada 150 dakika yürüyüş bile demans riskini yüzde 35’e kadar azaltabiliyor. Sosyal aktivite; arkadaşlarla iletişim, sohbet, grup etkinlikleri - zihni en güçlü koruyan alışkanlıklardan biri. Zihinsel egzersiz; bulmaca çözmek, yeni bir dil öğrenmek, kitap okumak, müzik aleti çalmak beyin bağlantılarını güçlendiriyor. Uyku düzeni; gecede 7-8 saat kaliteli uyku, beyin toksinlerinin temizlenmesi için kritik önemdedir. Tansiyon, şeker ve kolesterol kontrolü; bu üçlü kontrol edilmezse demans riski büyük ölçüde artıyor" dedi. Çabalar, demansın tamamen durdurulamayacağını, ancak erken tanı, yaşam tarzı düzenlemeleri, düzenli nörolojik takip, uygun tedavi ile ilerlemenin yavaşlatılabileceğini belirterek, "Hafıza tamamen geri dönmez, fakat doğru yaklaşımlar ile düşüş hızı yavaşlatılabilir, günlük yaşam kalitesi belirgin artırılabilir, bazı bilişsel fonksiyonlar güçlendirilebilir. İlaç tedavisi ile belirtiler hafifler, ilerleme yavaşlatılır. Yaşam tarzı terapileri ile bilişsel rehabilitasyon, hafıza egzersizleri, hobi terapileri, beslenme takviyeleri (doktor önerisiyle) Omega-3, B12, Folat, D vitamini, günlük yaşam destekleri ise güvenli ev düzenlemeleri, hafıza hatırlatıcılar, yakın çevrenin eğitimi önemlidir. Demans önlenebilir ve yönetilebilir bir süreçtir. Sağlıklı yaşam alışkanlıkları, düzenli kontroller ve erken tanı ile hastaların yaşam kalitesi yıllarca korunabilir" diye konuştu.
Yürüyemiyordum dedi, şimdi ayağa kalktı: Dirençli tüberkülozda yüz güldüren sonuç
06 Aralık 2025 Cumartesi - 11:53 Yürüyemiyordum dedi, şimdi ayağa kalktı: Dirençli tüberkülozda yüz güldüren sonuç Tüberküloz hastası 15 yaşındaki Miskine Erkmen, aylar süren tedavisinin ardından evine dönmenin mutluluğunu yaşıyor. İlaca dirençli tüberküloz hastalığı kilo kaybı, halsizlik, uzun süreli öksürük gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Yetişkinlerde bulaşıcılığı daha da fazla olan bu hastalık tedavi edilmezse insan hayatını olumsuz etkileyebiliyor. Uzmanlar, hem doktorları hem de hastaları bu hastalığın sinsi bir hastalık olduğu konusunda uyarıyor. Sağlık Bakanlığı tarafından çok ilaç dirençli tüberküloz merkezlerinden biri olan Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde tedavi olan 15 yaşındaki Miskine Erkmen taburcu olup evine dönmenin mutluluğunu yaşıyor. Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı, Prof. Dr. Aslınur Özkaya Parlakay, hastanın 15 yaşında olduğu ve ilk şikayetlerinin 2024’te başladığını aktararak, "Şikayetleri takiben başvurduğu sağlık kuruluşları tarafından tüberküloz tanıtısı alıyor, tedavisine başlanıyor. Ama tedaviye rağmen semptomlarında, bulgularında artış gözlüyoruz. Bu nedenle de bakanlığımızın bize belirlediği çok ilaç dirençli tüberküloz merkezlerimizden biri olduğumuz için bize sevk oluyor hastamız" dedi. "İlaca dirençli tüberküloz daha da uzun ve karmaşık, kompleks bir süreci içeriyor" Tüberküloz tedavisinin uzun bir süreç olduğuna dikkati çeken Parlakay, "Özellikle ilaca dirençli tüberküloz daha da uzun ve karmaşık, kompleks bir süreci içeriyor. Dolayısıyla iki ileri bir geri, bir ileri iki geri gittiğimiz dönemler oluyor. Artık Miskine’nin tedavisinin sonuna yaklaştığımızı ümit ediyoruz. Ama tabii takip etmeye devam edeceğiz. Merkezimizde takiplere devam edecek. Ama şu anda yüz güldürücü bir yere ulaştığımızı ümit ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Buraya geldiğimde kilo almaya başladım" 15 yaşındaki hasta Miskine Erkmen, aşırı kilo kaybı ve halsizlik nedeniyle hastaneye başvurduğunu belirtti. Önce Diyarbakır’da 4 ay tedavi görüp taburcu olduğunu sonrasında Ankara’ya geldiğini anlatan Erkmen, "Uçak, acil ve ambulans ayarladılar. Sonra Ankara’ya geldim. Buraya geldiğimde kilo almaya başladım. Kendimi daha iyi hissettim. Şu an iyiyim. Çok kötüydüm. Yürüyemiyordum. Yemek yiyemiyordum. Baya halsizdim" diye konuştu.
MEAH’ta karbonmonoksit uyarısı
06 Aralık 2025 Cumartesi - 11:18 MEAH’ta karbonmonoksit uyarısı Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesinde, kış aylarında artan karbonmonoksit zehirlenmelerine dikkat çekmek amacıyla kapsamlı bir farkındalık programı düzenlendi. "Sessiz Tehlike-Karbonmonoksit Zehirlenmesi" başlığıyla gerçekleştirilen etkinlik, hastane personeli ve vatandaşlar tarafından yoğun ilgi gördü. Hastanenin Çevre ve Atık Yönetimi Birimi çalışanları Aleyna Alper ve Furkan Teber ile Eğitim Birimi tarafından ortaklaşa yürütülen çalışma kapsamında, karbonmonoksit gazının özellikleri, zehirlenme anında ortaya çıkan hayati belirtiler ve alınması gereken önleyici tedbirler detaylı biçimde anlatıldı. Etkinlik çerçevesinde, hastane girişleri, poliklinik alanları ve diğer yoğun kullanım bölgelerine dikkat çekici bilgilendirme afişleri yerleştirildi. Bu afişlerle hem hastane çalışanlarının hem de sağlık hizmeti almak için gelen vatandaşların konuya ilişkin farkındalığının artırılması hedeflendi. Hastane yönetimi tarafından yapılan açıklamada, özellikle soba, şofben ve doğalgaz kaynaklı karbonmonoksit zehirlenmelerinin kış döneminde ciddi risk oluşturduğuna dikkat çekilerek, toplumun bu görünmez ve ölümcül tehlikeye karşı bilinçlendirilmesinin büyük önem taşıdığı vurgulandı. Yönetim, halk sağlığını koruma amacıyla benzer bilgilendirme faaliyetlerinin yıl boyunca kesintisiz sürdürüleceğini ifade etti.
Şehit yakınları ve gazilere özel poliklinik açıldı, tüm hizmetler ücretsiz sunuldu
06 Aralık 2025 Cumartesi - 11:07 Şehit yakınları ve gazilere özel poliklinik açıldı, tüm hizmetler ücretsiz sunuldu Sivas’ta şehit aileleri ve gazilere yönelik özel poliklinik hizmeti devam ediyor. İmzalanan protokol ile birlikte Diş Hekimliği Fakültesi’ne giden şehit aileleri ve gaziler, tüm hizmetlerden ücretsiz yararlanıyor. Sivas Şehit Aileleri ve Gaziler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ile Sivas Cumhuriyet Üniversitesi arasında işbirliği protokolü imzalandı. Protokol çerçevesinde Diş Hekimliği Fakültesine başvuran şehit yakınları ve gazilere, haftada bir gün özel poliklinik hizmeti sunuluyor. Her cuma günü fakülteye giden aileler, öğretim üyeleri ve uzman personel tarafından öncelikli olarak kabul ediliyor. Detaylı diş taramaları yapılan ailelerin tedavi masrafları ücretsiz karşılanıyor. Normal şartlarda yaklaşık 3 ay süren tedavi süreci, özel poliklinik uygulamasıyla birlikte 2 haftada sonuçlandırılıyor. "Gurur verici bir program" Uygulama ile birlikte 65 kişiye hizmet verdiklerini ifade eden Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Şengönül, "Bugün üniversitemiz için anlamlı ve gurur verici program vesilesiyle bir arada bulunmaktayız. Bildiğiniz üzere vatanımız için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi, kıymetli emanetleri olan ailelerini ve toprakların bekası uğruna fedakarlıklar göstermiş olan kahraman gazilerimizi ve ailelerine yönelik tüm diş tedavi hizmetlerinin karşılanmasını amaçlayan bir protokol imzaladık. 31 Temmuz 2025 tarihinde Sivas Şehit Aileler ve Gaziler Derneği üniversitemiz ve Diş Hekimliği Fakültemiz arasında imzalanan bu protokol sonucunda bugüne kadar 4 aylık süreçte 25 şehit yakınımız, 40 gazi ve gazi yakını olmak üzere toplam da 65 hastanın tedavilerini başarıyla ve sağlıkla tamamlamış bulunmaktayız. Burada önemli olan husus bütün şehit yakınları, gazilerimiz ve gazi yakınlarımızın tüm tedavi talepleri yüzde yüz oranında tamamlanmıştır. Aynı zamanda bu tedaviler gerek uzman hekimlerimiz ve uzman asistanlarımız tarafından itinayla yürütülmektedir" dedi. "Teşekkürlerimi sunuyorum" Projenin dernek üyelerince olumlu karşılandığını kaydeden Sivas Şehit Aileleri ve Gaziler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Fatih Deveci, "Sivas Diş Hekimliği ile yapmış olduğumuz protokol vardı. 31 Temmuz itibariyle yaklaşık olarak 65 şehit ve gazi ailemize hizmet verdiler. Buradan ailelerim adına ve şahsım adına sayın rektör hocama ve sayın dekana sonsuz teşekkür ediyoruz. Rektör hocamın dediği gibi özel bir proje oldu 2025 ve bundan sonra ki 10 yıl süre içerisinde aile yılı olması sebebi ile ‘aile yılı’ çalışma gibi de oldu bir taraftan. Bu süre içerisinde aziz şehitlerimizin emaneti olan anneleri, babaları, eşleri, çocukları ve kahraman gazilerimizin kendileri çocukları, eşiyle birlikte aile olarak ya da bireysel olarak geliyorlar. Bu anlamda üniversitemizin bize yaklaşımlarından dolayı sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum" diye konuştu. "Güzel bir imkan oldu" Diş Hekimliği Fakültesi’nde tedavi gören terörle mücadele gazisi Hakan Kaya ise, "Biz dernek yönetiminde derneği aldıktan sonra rektör hocanın da değişmesi ile beraber, rektör hocamızı ziyarete geldik. Rektör hocanın bu durumu olumlu karşılamasından memnun kaldık. Daha sonra başkanımızın girişimi ile Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Recai hocamızla da görüştük. Şehit ailelerinden ve gazi aileleri yakınlarından diş ile ilgili sorunları olanlar var nasıl bir proje yapabiliriz dedik. Daha sonra fakülte ile derneğimiz arasında bir protokol imzalandı. Onun üzerine sağ olsun fakülte dekanı Recai hoca burada özel bir bölüm açtı. Bu bölümde hastalarımız geliyor, sıra beklemeden randevularını alıyorlar ve ona göre diş tedavisi oluyorlar. Bugün yaptığımız programda sayın rektör hocamız kontrol etmek üzere, hem anlaşma devam ediyor mu hem de şehit ve gazi ailelerimiz memnun mu bunu öğrenmek için geldi. Diğer hastane birimlerimizde de gerçekten şehit aileleri ve gazilerimize çok imkan sağlanıyor. Hem sonuçları hocalara gösteremiyorlardı hem de kolay ulaşamıyorlardı. Rektör hocamızın gelmesi ile beraberde o engel de önümüzden kalkmış oldu. Sağ olsun yeni hastanemizin faaliyete girmesi ile birlikte rektör hocamızın, o hastanenin bir bölümünün şehit aileler ve gazilerimiz için olacağını söyledi. Buradan rektör hocama dekan hocama ve dernek başkanımıza teşekkür ediyorum. Bizim için çok güzel bir imkan oldu" şeklinde konuştu.
FHGC ile Medilines Hospital sağlık protokolünü yeniledi
06 Aralık 2025 Cumartesi - 10:17 FHGC ile Medilines Hospital sağlık protokolünü yeniledi Elazığ Midilines Hospital ile Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti (FHGC) arasında geçen yıl başlatılan iş birliği bu yıl da sürdürülerek üyelerin hastane hizmetlerinde indirim avantajı devam ettirildi. FHGC, üyelerine yönelik sosyal ve sağlık desteklerini sürdürmeye devam ediyor. Cemiyet bu kapsamda, Özel Elazığ Medilines Hospital ile geçen yıl uygulamaya alınan sağlık indirim protokolünü bu yıl da yenileyerek tekrar imzaladı. Protokol töreni Medilines Hospital’de gerçekleştirildi. İmza töreninde FHGC Başkanı Serkan Gürtürk ile Hastane Yönetim Kurulu Başkanı Muhittin Siğergök protokolün önemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Protokolün hem cemiyet üyeleri hem de yakınları için önemli bir destek olduğunu belirten FHGC Başkanı Gürtürk," Bugün Medilines Hospital’da, bir yıl önce yapmış olduğumuz cemiyet üyelerimize yönelik indirim protokolünün devamı için bir araya geldik. Bir yıl boyunca üyelerimiz ve birinci derece yakınları burada tedavi gördü, ameliyat süreçleri yaşandı ve çok iyi geri dönüşler aldık. Bu süreçte sunulan hizmetlerden dolayı teşekkür ediyorum. Medilines Hospital, ilimizin gelişimi, kalkınması ve istihdam açısından önemli bir kurumdur. Bizler basın mensupları olarak bu değeri önemsiyoruz. Ayrıca sağlık turizmi anlamında da hastanemizin ciddi katkıları var. Hem il dışından hem yurt dışından birçok hasta Medilines Hospital’ı tercih ediyor. Bu bizim için kıymetli. Basına verilen değer ve sağlanan hizmetler için teşekkür ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum" dedi. Hastane Yönetim Kurulu Başkanı Muhittin Siğergök gazeteciliğin toplum açısından önemine vurgu yaparak, "Başkanımız çok güzel ifade etti. Gazetecilik ateşten gömlek gibidir; doğrular bazen can acıtır ama toplum için gereklidir. Bir kitapta okumuştum biri size ‘koynunda akrep var’ dediğinde ilk başta eleştiri gibi görünür ama aslında o akrebi görüp uzaklaştırmanı sağlar. Gerçek gazetecilik de böyledir. Biz de doğru çizgide ilerlemeye gayret ediyoruz. En genç hastanelerden biri olmamıza rağmen kısa sürede güvenilir bir konuma geldik. Geçen yıl başlattığımız protokolü bu yıl da sürdürmekten memnuniyet duyuyoruz. İnşallah Elazığ için birlikte güzel çalışmalar yapmaya devam edeceğiz. FHGC’ye ve Serkan Başkanımıza katkıları için teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
Profesör açıkladı: "Antioksidan ve vitamin takviyeleri ömrü kısaltıyor"
06 Aralık 2025 Cumartesi - 09:38 Profesör açıkladı: "Antioksidan ve vitamin takviyeleri ömrü kısaltıyor" Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, son yıllarda yaygın şekilde kullanılan antioksidan ve vitamin takviyeleriyle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Özkaya, sağlıklı yaşam ve yaşlanmayı geciktirme amacıyla kullanılan bu takviyelerin tam tersine, yaşam süresini kısalttığının bilimsel olarak kanıtlandığını söyledi. Antioksidanların A vitamini, E vitamini, koenzim Q10, beta-karoten ve asetil-sistein gibi maddeler içerdiğini belirten Prof. Dr. Özkaya, uzun yıllardır bu maddelerin serbest radikalleri yok ederek yaşlanmayı geciktirdiği yönünde yaygın bir inanış olduğunu, ancak bunun bilimsel çalışmalarla çürütüldüğünü ifade etti. "Ömrü uzatmıyor, hatta bazıları ömrü kısaltıyor" Özkaya, son 20 yılda yapılan büyük ölçekli araştırmaların, antioksidanların yaşlanmayı yavaşlatmadığını ve ölüm oranını düşürmediğini net şekilde ortaya koyduğunu söyledi. The Journal of the American Medical Association (JAMA) dergisinde yayımlanan kapsamlı meta-analize dikkat çeken Özkaya, şu bilgileri paylaştı: "Araştırmada beta-karoten, A, C ve E vitaminleri ile selenyum gibi en sık kullanılan antioksidan takviyeleri incelendi. Antioksidan takviyesi alan kişilerde ölüm riskinin, plasebo alanlara göre yüzde 4 daha yüksek olduğu tespit edildi. Beta karoten, E vitamini ve yüksek doz A vitamini alanlarda ölüm riski daha da artıyor. C vitamini ve selenyum için ise herhangi bir yarar gösterilemedi." "Bazı takviyeler kanser riskini artırıyor" Prof. Dr. Özkaya, özellikle E vitamini takviyesinin erkeklerde prostat kanseri riskini artırdığına, A vitamini takviyelerinin ise kemik kırığı riskini yükselttiğine dair bilimsel bulgular olduğunu hatırlattı. Antioksidanların bazı durumlarda tehlikeli olabileceğine vurgu yapan Özkaya, özellikle kanser hücrelerinin metabolizmaları gereği fazla serbest radikal ürettiğini belirterek, "Antioksidanlar bu serbest radikalleri etkisiz hale getirince kanser hücrelerinin yararına çalışabiliyor. Bu nedenle kanser hastalarına genellikle antioksidan takviyeleri önerilmez" diye konuştu. "Yaşlanma çok daha karmaşık bir süreç" Antioksidanların yaşlanmayı yavaşlattığı inancının basitleştirilmiş bir yaklaşım olduğunu söyleyen Özkaya, yaşlanmanın sadece oksidatif hasardan ibaret olmadığını, birçok farklı biyolojik mekanizmanın sürece dahil olduğunu ifade etti. "Sağlıklı bireylerin takviye alması için bir neden yok" Prof. Dr. Özkaya, antioksidan eksikliği olan kişilerin hekim kontrolünde bu maddeleri almasının faydalı olabileceğini ancak sağlıklı bireylerin yüksek doz takviye kullanmasının hiçbir yarar sağlamadığını vurguladı Özkaya, "Beta karoten, A vitamini ve E vitamini tek başına veya diğer antioksidanlarla birlikte kullanıldığında ölüm oranını artırıyor. C vitamininin ömrü uzattığına dair hiçbir kanıt yok. Dünya genelinde milyonlarca kişinin kalp-damar hastalıklarını ve kanseri önleme amacıyla bu ürünleri kullandığı düşünülürse, bulgular halk sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Antioksidan takviyeleri ne hayat kurtarıyor ne de insanları daha sağlıklı yapıyor" şeklinde konuştu. "Sağlıklı Hayat Merkezleri ücretsiz hizmet veriyor" Vatandaşların sağlıklı yaşamı desteklemek için kontrolsüz takviyelere yönelmek yerine Sağlık Bakanlığı’nın sunduğu ücretsiz hizmetlerden yararlanması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Özkaya şunları söyledi: "Sağlık Bakanlığı’nın Sağlıklı Hayat Merkezleri artık hemen hemen her ilçede bulunuyor. Vatandaşlar bu merkezlere giderek diyetisyen, psikolog, fizyoterapist gibi uzmanlardan ücretsiz destek alabiliyor. Bu merkezlerde sağlığı güçlendirecek, hastalıklardan korunmayı sağlayacak tedbirleri almak mümkün."