Son Dakika
|
İBB soruşturmasında Muhittin Böcek’in 2 şoförü gözaltına alındı
UEFA’dan Atilla Karaoğlan’a görev
İran Meclis Başkanı Galibaf'tan ABD'ye: "Tüm hareketlerinizi izliyoruz"
Trump'ın İran'a sunduğu 15 maddelik planın detayları ortaya çıktı
Galatasaraylı futbolcu Metehan Baltacı tahliye edildi
AK Parti Sözcüsü Çelik’ten Özel’e tepki
Yenidoğan Çetesi davasında yeni gelişme!
Türkiye - Romanya maçını François Letexier yönetecek
MSB duyurdu: Ağrı’daki kazada 1 asker şehit oldu
Eyüpsultan’da camdan düşen yaşlı kadın hayatını kaybetti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Arda Güler: "Hepimizin tek hayali Dünya Kupası’na gitmek"
UEFA’dan Atilla Karaoğlan’a görev
Yalova’da servis midibüsü kaza yaptı: 1 ölü, 20 yaralı
Kuveyt Uluslararası Havalimanı’na İHA saldırısı
A Milli Futbol Takımı’nın, FIFA Dünya Kupası yolundaki ilk rakibi Romanya
Katar Emiri Al-Thani’den Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür
İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Uluslararası hukuk pratikte ölmüştür"
SAĞLIK
"İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa" kampanyasında Van öne çıktı
25 Mart 2026 Çarşamba - 16:48:33
Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen "İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa" kampanyası kapsamında Türkiye genelinde milyonlarca vatandaşın boy ve kilo ölçümü yapılırken, Van elde ettiği sonuçlarla öne çıkan iller arasında yer aldı. Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen "İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa" kampanyası kapsamında Türkiye genelinde milyonlarca vatandaşın boy ve kilo ölçümü yapılırken, fazla kilolu olduğu belirlenen vatandaşlar ise sağlıklı hayat merkezlerine yönlendirilerek ücretsiz danışmanlık hizmeti almaya başladı. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun öncülüğünde yürütülen kampanya kapsamında Türkiye genelinde 10 milyon vatandaşın boy ve kilo ölçümü yapılırken, sağlıklı hayat merkezlerinde takip edilen danışanlar sayesinde 10 ayda toplam 513 bin kilo verildi. Kampanya kapsamında elde edilen verilerde Van, hem verilen toplam kilo miktarı hem de danışanların takiplerine devam etmesi açısından Türkiye’de öne çıkan iller arasında yer aldı. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Van İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Muhammed Tosun, kampanyanın Van’da önemli sonuçlar verdiğini belirtti. Tosun, "Sağlık Bakanlığımız tarafından yürütülen ‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyası kapsamında ilimizde vatandaşlarımız sağlıklı hayat merkezlerimize yoğun ilgi göstermiştir. Son bir yıl içerisinde merkezlerimize başvuran yaklaşık 9 bin vatandaşımız, uzman diyetisyenlerimizin hazırladığı kişiye özel beslenme programları ve düzenli takiplerle toplamda 28 bin kilo vererek önemli bir başarı elde etmiştir. Van, bu sonuçlarla Türkiye genelinde en fazla kilo verilen iller olan İstanbul ve Denizli ile birlikte öne çıkan iller arasında yer almıştır" ifadelerini kullandı. Sağlıklı hayat merkezlerinde vatandaşlara ücretsiz beslenme danışmanlığı, fiziksel aktivite danışmanlığı ve psikolojik danışmanlık hizmetleri sunulduğunu belirten Tosun, sağlıklı bir yaşam için destek almak isteyen tüm vatandaşları sağlıklı hayat merkezlerine başvurmaya davet etti.
25 Mart 2026 Çarşamba - 16:27
"İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyasıyla 513 bin kilo verildi
Sağlık Bakanlığı’nın geçen yılın mayıs ayında başlattığı ’İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa’ kampanyasıyla vatandaşlar, 10 ayda 513 bin kilo verdi. Sağlık Bakanlığı, geçen yılın mayıs ayında ’İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyasını başlatmış, boy-kilo ölçümlerinde fazla kilolu çıkanlar Sağlıklı Hayat Merkezlerine (SHM) yönlendirilmişti. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, kampanyaya katılan vatandaşların SHM’lerde sunulan beslenme danışmanlığı ile 10 ayda yaklaşık 513 bin kilo verdiğini açıkladı. Bakan Memişoğlu, Türkiye’de ’İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa’ kampanyasıyla 10 milyon kişinin kilosunu ölçtüklerini, bu kampanyaya katılıp SHM’lerde takip ettikleri 211 bin vatandaşın ideal kilosuna ulaştığını belirtti. Beslenme alışkanlığı iyi olmayan kişilerin özellikle SHM’de hizmet aldığında kilolarını verdiklerini ve sağlıklı yaşama geçtiklerini belirten Memişoğlu, şimdiye kadar Türkiye’de bu kampanyayla 513 bin kilo verildiğini sözlerine ekledi. Türkiye genelinde 10 milyon vatandaşın boy-kilo ölçümleri yapılmıştı 10 Mayıs-10 Temmuz 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilen kampanyada 10 milyon vatandaşa ulaşılmış, boy ve kilo ölçümleri yapılarak beden kitle indeksleri tespit edilmişti. Ölçümler sonucunda ’fazla kilolu’ çıkanlar ücretsiz beslenme danışmanlığı için SHM’ye davet edilmişti. Kampanya sonrası vatandaşlara verilen beslenme danışmanlığının SHM’deki ilk çıktıları toplandı. Verilere göre, SHM’deki takiplerine devam eden yaklaşık 211 bin kişinin yaklaşık 513 bin kilo verdiği açıklandı. En fazla danışan sayısı 13 bin 75 kişi ile İstanbul’da kaydedildi Kampanyaya en fazla danışan sayısı 13 bin 75 kişi ile İstanbul’da kaydedildiği belirtilirken, İstanbul’u 10 bin 901 danışan ile Antalya, 8 bin 738 danışan ile Van’ın izlediği ifade edildi. Ayrıca SHM’lerde kişiye özel düzenlenen beslenme programları ve rutin kontroller neticesinde en çok kilo verilen iller toplamda 51 bin 81 kg ile İstanbul, 35 bin 113 kg ile Denizli, 27 bin 634 kg ile Van oldu.
25 Mart 2026 Çarşamba - 16:10
Ankara’da ‘Dünya Tüberküloz Günü’ sempozyumu düzenlendi
Ankara’da Dünya Tüberküloz Günü kapsamında düzenlenen sempozyumda, dirençli tüberkülozda kısa süreli ilaç tedavisine geçiş süreci ele alındı. Dünya Tüberküloz Günü kapsamında, Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi ev sahipliğinde, ‘Dirençli Tüberkülozda Kısa Süreli İlaç Tedavisine Geçiş’ konulu sempozyum düzenlendi. Programda konuşan, Ankara İl Sağlık Müdürü Ali Yılmaz, teknolojik imkanlardan yararlandıklarını belirterek, "2024 yılında toplam kaydedilen vaka sayısı yeni hastalarla beraber 387 olgu hızları da 2017’de 100 binde 13.8 iken 2024’te 100 binde 6.6’lara kadar düşmüş durumda açıkçası. Çoklu ilaca dirençli hasta sayılarımız da azalıyor. Bununla birlikte tabii ki tedavi başarımız da yüzde 80 ve üzerinde" ifadesini kullandı. "Korunma hastalığı tedavi etmekten çok daha önce geliyor" Kişinin sağlığının öncelikli olarak korunması gerektiğini belirten Yılmaz, "Birçok gelişmiş büyük şehir hastanelerimiz, eğitim hastanelerimiz, birçok imkanımız, donanımımız ve çok kıymetli sağlık çalışanlarımız, hocalarımız mevcut ve o konuda sıkıntı yaşamıyoruz. Ama biz ne kadar hastane yaparsak yapalım, içini ne kadar donatırsak donatalım, sizler orada çalışın hizmet verin ama önemli olan birinci planda, her zaman aslında bizim yıllardan beri dile getirdiğimiz, birinci basamak sağlık hizmetleri kişinin sağlığını öncelik olarak koruması. Tüberküloz da aynı şekilde, korunma hastalığı tedavi etmekten çok daha önce geliyor. O yüzden biz bu hastaları izole ediyoruz, o yüzden diğer hastalara bulaşmasını engellemeye çalışıyoruz ve bu risk ortamlarını azaltmaya çalışıyoruz" şeklinde konuştu. "Tüberküloz bulaşıcı bir hastalıktır" Tüberkülozun bulaşıcı bir hastalık olduğunu belirten Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Aydın Yılmaz, "Tüberküloz bulaşıcı bir hastalıktır. Hızlı tanı koymak, her şeyden önce hızlı tedavi edilmesi gerekiyor. Bazen toplumda ve sağlık çalışanlarımızın arasında damgalama gibi bir takım yanlış hareketler olabiliyor. Bizim idare olarak sıkıntı yaşadığımız konulardan biri bu" ifadelerini kullandı. "Yılda 10,7 milyon yeni vaka çıkıyor" Asya ve Afrika’da Türkiye’deki gibi güçlü bir sağlık altyapısının bulunmadığına dikkati çeken Yılmaz, "Türkiye’nin neresinde olursa olsun arayan hekim arkadaşlarımıza mesajla ya da telefonla olsun gerekli bilgi ve donanımlarını bu arkadaşlara sunuyorlar. Dünyada tüberküloza bakıldığı zaman nedir? Yılda 10,7 milyon yeni vaka çıkıyor. Bunların 1,25 milyonu maalesef kaybediliyor. Asya ve Afrika’da Türkiye’deki gibi güçlü bir sağlık altyapısı yok. Oradan da gelen hastalarımız oluyor. Oradan gelen hastalarımızı da ücretsiz bir şekilde, yine güvencesi olmayan Türkiye’deki vatandaşlarımıza da hiçbir ücret almadan bu hastalığın tedavisini sağlıyoruz" dedi.
25 Mart 2026 Çarşamba - 15:59
Patnos Devlet Hastahanesi’nde modern cerrahi operasyonu
Ağrı’nın Patnos ilçesinde sağlık alanında önemli bir gelişme daha yaşandı. Patnos Devlet Hastanesi, gerçekleştirdiği başarılı operasyonlarla bölge halkına kaliteli sağlık hizmeti sunmayı sürdürüyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Op. Dr. Can Berk Karabudak ile Op. Dr. Gülcan Karataş Gezen tarafından Total Laparoskopik Histerektomi (TLH) yöntemi başarıyla uygulandı. Kapalı ameliyat tekniğiyle gerçekleştirilen operasyon, hastaya daha hızlı ve konforlu bir iyileşme süreci sağladı. Alanında uzman hekimlerin özenli çalışmasıyla tamamlanan operasyon sonrası hastanın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilirken, modern cerrahi yöntemlerin ilçede başarıyla uygulanması dikkat çekti. Gerçekleştirilen bu operasyon, Patnos’ta sağlık hizmetlerinin her geçen gün daha da geliştiğini bir kez daha ortaya koydu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
24 Mart 2026 Salı- 09:41
Mersin’de biyopsi sonrası ölümde ihmal iddiası
2
24 Mart 2026 Salı- 14:37
Kirli çizmelerini çıkarıp galoşla aile sağlığı merkezine girdi
3
24 Mart 2026 Salı- 10:38
Dokuz Eylül Üniversitesi Diş Sağlığı Merkezi yeşil kartlı hasta kabulüne başladı
4
24 Mart 2026 Salı- 09:29
Emet Devlet Hastanesinde Endoskopi ve Kolonoskopi Ünitesi hizmet vermeye başladı
5
25 Mart 2026 Çarşamba- 08:59
"Her az yiyen çocuk iştahsız değil"
11 Aralık 2025 Perşembe - 21:22
Aydın’da ilk kez ağız içinden alınan doku ile yeni idrar yolu oluşturuldu
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi’nde, Üroloji Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Çağatay Özsoy tarafından ağız içinden alınan doku kullanılarak gerçekleştirilen üretra darlığı ameliyatı, Aydın’da ilk kez yapılmasıyla tıp camiasında dikkat çekti. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Hastanesi’nde, Üroloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Çağatay Özsoy tarafından Aydın’da ilk kez ağız içinden alınan doku kullanılarak bir üretra darlığı ameliyatı (Bukkal Mukozal Greft Üretroplasti) başarıyla gerçekleştirildi. Yapılan değerlendirmelerde, tekrarlayan idrar yapma güçlüğü nedeniyle başvuran 55 yaşındaki hastada üretra darlığı tespit edildi. Daha önce birçok kez kapalı darlık açma operasyonu geçiren hastanın artık kalıcı bir tedaviye ihtiyaç duyduğu belirlenerek üretroplasti ameliyatına karar verildi. Ameliyatta ağız içinden alınan 4-5 cm’lik doku (bukkal mukozal greft) üretraya yama olarak uygulandı ve daralan bölge başarıyla yeniden yapılandırıldı. Ameliyatı gerçekleştiren Dr. Özsoy, bukkal mukozal greft üretroplastinin tekrarlayan üretra darlıklarında günümüzde altın standart tedavi olduğunu belirterek, yöntemin yüksek başarı oranına, düşük nüks riskine ve uzun vadeli kalıcı sonuçlarına dikkat çekti. Ağız içinden alınan greftlerin hızlı iyileşmesi sayesinde hastaların kısa sürede günlük yaşamlarına dönebildiğini ifade etti. Üroloji Anabilim Dalı öğretim üyesi ve Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Erhan Ateş ise, ADÜ Üroloji Kliniği’nin uzun yıllardır Aydın’da birçok ilke imza atan, çağdaş tedavi yöntemlerini yakından takip eden ve başarıyla uygulayan öncü bir klinik olduğunu vurguladı. Türkiye’de sınırlı sayıda merkezde gerçekleştirilen bu ileri rekonstrüktif cerrahinin ADÜ Hastanesi’nde başarıyla uygulanmasının gurur verici olduğunu dile getirdi. Her iki hekim de başarının güçlü bir ekip çalışmasının ürünü olduğunu belirterek, kendilerine destek veren Hastane Başhekimliği’ne, Tıp Fakültesi Dekanlığı’na ve sürece katkı sağlayan tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etti.
11 Aralık 2025 Perşembe - 16:25
Elazığ’da mikro-TESE yönteminde büyük başarı : İlk gebelik elde edildi
Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi Tüp Bebek Merkezi’nde Mikro-TESE Ile elde edilen spermlerle uygulanan Tüp Bebek (ICSI) tedavisi sonucunda ilk gebelik elde edildi. Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi, erkek infertilitesinin en zorlu tedavi alanlarından biri olan non-obstrüktif azoospermi (NOA) hastalarında uyguladığı mikroskopik testiküler sperm ekstraksiyonu (mikro-TESE) yönteminde önemli bir başarıya imza attı. Merkezde tedavi gören bir çiftte mikro-TESE ile elde edilen spermlerle uygulanan tüp bebek (ICSI) tedavisi sonucunda ilk gebelik elde edildi. Bu başarı, hastanenin güçlü bilimsel altyapısının, deneyimli ekibinin ve multidisipliner çalışma yaklaşımının önemli bir göstergesi olarak öne çıktı. Testiküler sperm ekstraksiyonu (mikro-TESE) işlemlerinde önemli bir başarı elde ettiklerini ifade eden Üroloji Uzmanı Doç.Dr. Sezai Oğraş, "Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi olarak erkek infertilitesinin en zor tedavi edilen formlarından biri olan non-obstrüktif azoospermi (NOA) hastalarında uyguladığımız mikroskopik testiküler sperm ekstraksiyonu (mikro-TESE) işlemlerinde önemli bir başarı elde etmiş bulunuyoruz. Merkezimizde tedavi gören bir çiftimizde mikro-TESE ile elde edilen spermlerle uygulanan tüp bebek (ICSI) tedavisi sonucunda ilk gebelik elde edilmiştir" dedi. Doç.DR. Oğraş "Mikro-TESE, menisinde hiç sperm bulunmayan azoospermik erkeklerde, özellikle de üretim bozukluğuna bağlı non-obstrüktif azoospermi olgularında, cerrahi mikroskop altında testis dokusundan seçici şekilde sperm aranan ileri bir cerrahi yöntemdir. Klasik biyopsi yöntemlerine göre daha hassas olması, testis dokusunu daha fazla koruması ve sperm bulma oranlarının daha yüksek olması nedeniyle günümüzde en etkili yöntemlerden biri kabul edilmektedir. Bu işlem; Sertoli cell only, matürasyon arresti, hipospermatogenez gibi sperm üretim bozuklukları bulunan erkeklerde, Klinefelter sendromu gibi genetik nedenlere bağlı infertilite olgularında, hormon düzensizlikleri veya geçirilmiş tedavilere bağlı testis hasarı olan bireylerde ve daha önce biyopsi ile sperm bulunamayan hastalarda uygulanabilmektedir. Mikro-TESE’nin başarı oranları hastanın patolojisine göre değişmekle birlikte dünya genelinde sperm bulma oranı yüze 30-60 arasında seyretmekte, elde edilen spermle uygulanan tüp bebek (ICSI) sonrası gebelik oranı ise kadın yaşı ve embriyo laboratuvarı koşullarına bağlı olarak yüzde 30-50’ye ulaşabilmektedir. Hastanemizde elde edilen ilk gebelik, merkezimizin uluslararası standartlarda hizmet sunduğunu göstermesi açısından büyük önem taşımaktadır" diye konuştu. Multidisipliner bir yaklaşımla yüz güldürücü sonuçlar aldıklarını vurgulayan Kadın Doğum Uzmanı Ve IVF Klinik Sorumlusu Uzm. Dr. Gülcan Kahraman "Kliniğimizde mikro-TESE ile elde edilen spermlerle uygulanan tüp bebek (ICSI) tedavilerinde elde ettiğimiz gebelik sonuçları, üroloji ekibimizin cerrahi başarısı ile embriyoloji ve IVF ekibimizin deneyiminin güçlü bir birleşimidir. Non-obstrüktif azoospermi gibi en zor infertilite tablolarında dahi, multidisipliner yaklaşım sayesinde hastalarımıza uluslararası standartlarda, yüz güldürücü sonuçlar sunabiliyoruz. Mikro-TESE sonrası elde edilen her bir sperm, laboratuvarımızda titizlikle işlenmekte; ileri embriyoloji teknikleri, kaliteli laboratuvar koşulları ve kişiye özel IVF protokollerimiz sayesinde yüksek fertilizasyon, kaliteli embriyo gelişimi ve başarılı gebelik oranları hedeflenmektedir. Bu süreçte emeği geçen üroloji uzmanımıza, embriyologlarımıza, hemşirelerimize ve tüm IVF ekibimize teşekkür eder; merkezimize güvenerek başvuran tüm hastalarımıza en güncel ve bilimsel tedavi seçeneklerini sunmaya devam edeceğimizi belirtmek isterim" ifadelerini kullandı. . Bu işlemin özellikle erkek faktör infertilitesinde büyük öneme sahip olduğunu ifade eden Histoloji ve Embriyoloji Uzmanı Dr. Merve Kavak Balgetir ise "Özellikle erkek faktör infertilitesinde büyük öneme sahip mikroTESE işlemlerimiz; deneyimli üroloji ekibimizin cerrahi uzmanlığı ile embriyoloji laboratuvarımızın hassas ve eş zamanlı çalışmasının birleşimi sayesinde başarıyla gerçekleştirilmektedir. Bu güçlü multidisipliner iş birliği, hem cerrahi süreçlerin hem de elde edilen spermlerin laboratuvar değerlendirmesinin en uygun koşullarda yapılmasına imkân sağlamaktadır" diye kaydetti.
11 Aralık 2025 Perşembe - 15:04
Muradiye Devlet Hastanesi "Anne Dostu Hastane" unvanı aldı
VAN (İHA) – Van’ın Muradiye Devlet Hastanesi, "Anne Dostu Hastane" unvanı almaya hak kazandı. Van İl Sağlık Müdürlüğü, Muradiye Devlet Hastanesinin "Anne Dostu Hastane" unvanı almaya hak kazandığını duyurdu. Yapılan açıklamada, bu önemli unvanın anne adaylarının gebelik, doğum ve doğum sonrası süreçlerinde güvenli, saygılı, mahremiyeti gözeten ve bilimsel rehberlere uygun bir bakım alma hakkını güçlendirdiği belirtildi. Açıklamada, Muradiye Devlet Hastanesinin anne ve bebeğin sağlık hizmetlerinden en üst düzeyde faydalanabilmesi için doğum öncesi hazırlık programlarından doğum anı uygulamalarına, doğum sonrası destek hizmetlerine kadar tüm süreçlerde kaliteli ve bütüncül bir yaklaşım benimsediği vurgulandı. Van İl Sağlık Müdürlüğü, başarıda emeği geçen tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ederek, annelerin ve bebeklerin yanında olmaya devam edeceklerini duyurdu.
11 Aralık 2025 Perşembe - 14:39
İlkokul öğrencilerine işitme testi yapıldı
DÜZCE(İHA) – Düzce’nin Çilimli ilçesinde, okul çağı çocuklarında sık görülebilen işitme kayıplarının erken tanısını amaçlayan kapsamlı bir tarama programı gerçekleştirildi. Düzce İl Sağlık Müdürlüğü Çilimli İlçe Devlet Hastanesi ile İlçe Toplum Sağlığı Merkezinde görev yapan sağlık ekipleri, ilçe genelindeki ilkokul 1. sınıf öğrencilerinin işitme sağlığını değerlendirmek üzere Okul Çağı İşitme Taramalarını başarıyla tamamladı. Program kapsamında öğrencilerin işitme fonksiyonları detaylı olarak incelendi ve erken teşhisle müdahale edilebilecek işitme kayıplarının belirlenmesi hedeflendi. Yetkililer, taramaların çocukların eğitim hayatını ve sosyal gelişimlerini olumsuz etkileyebilecek işitme sorunlarının zamanında fark edilmesi açısından büyük önem taşıdığını bildirildi. Sağlık ekipleri, öğrencilerin sağlıklı bir eğitim süreci geçirmesi için çalışmaların devam edeceğini söyledi.
11 Aralık 2025 Perşembe - 14:01
Uzmanı açıkladı! "Bir anda öldürebilir!"
Uzman Dr. İsa Çatalkaya, kokusuz ve renksiz olması nedeniyle fark edilmesi imkânsıza yakın olan karbonmonoksitin kısa sürede ölümcül sonuçlar doğurabileceğini belirterek, soba ve doğal gaz kullanılan ortamlarda vatandaşları sıkı tedbir almaya çağırdı. Sivas Devlet Hastanesi Anestezi Uzmanı Dr. İsa Çatalkaya, kış aylarında artış gösteren karbonmonoksit zehirlenmeleri konusunda önemli uyarılarda bulundu. Karbon kaynağı içeren yakıtların tam olarak yanmamasıyla ortaya çıkan karbonmonoksitin kokusuz, renksiz ve tatsız olması nedeniyle fark edilmesinin oldukça güç olduğunu belirten Dr. Çatalkaya, bu nedenle gazın kısa sürede ölümcül sonuçlara yol açabildiğini ifade etti. Karbonmonoksit zehirlenmesinin başlangıçta baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı ve kusma gibi hafif belirtilerle ortaya çıktığını söyleyen Çatalkaya, ilerleyen süreçte çarpıntı, göğüs ağrısı, bilinç bulanıklığı ve bayılma gibi ağır tabloların gelişebileceğini aktardı. Gazın kandaki oksijen taşıyan hücrelere bağlanarak dokulara oksijen ulaşmasını engellediğini vurgulayan Çatalkaya, özellikle beyin ve kalbin bu durumdan hızla etkilendiğini belirtti. Tedavide hastalara yüzde yüz oksijen verildiğini, bu yöntemle karbonmonoksitin kandaki taşıyıcılardan uzaklaştırıldığını dile getirdi. Çatalkaya, soba, doğal gaz ve tüp gazıyla çalışan tüm cihazların bakımının düzenli olarak yapılması gerektiğini söyledi. Lodoslu havalarda soba yakılan odalarda kesinlikle uyunmaması gerektiğini vurgulayan uzman, yakıt kullanımı sonrası ortamın mutlaka havalandırılması gerektiğini ifade etti. Her türlü yakıtın tam yanmaması hâlinde karbonmonoksit oluşabileceğini hatırlatan Çatalkaya, özellikle kış aylarında vatandaşların daha dikkatli olması gerektiğini belirtti. Dr. Çatalkaya, karbonmonoksitin fark edilmesi zor bir gaz olduğunu, belirtiler ortaya çıktığında ise çoğu zaman geç kalınabildiğini belirterek, "Tedaviden önce korunmak en etkili yöntemdir" ifadelerini kullandı.
11 Aralık 2025 Perşembe - 13:56
Artvin’de hedef en az 500 kişiyi sigarayı bıraktırmak
Artvin’de sigarayı bırakan 15 vatandaşa, dumansız yaşamı teşvik eden kampanya kapsamında Vali Turan Ergün tarafından teşekkür belgesi verildi. Vali Ergün, kısa sürede sigarayı bırakanların sayısını 500’lere çıkarmayı hedeflediklerini kaydetti. Artvin’de kendi iradeleriyle ya da sigara bırakma polikliniklerinden destek alarak tütün ürünlerini bırakmayı başaran 15 kişiye teşekkür belgesi verildi. İl Sağlık Müdürlüğünce Sağlık Kompleksi’nde düzenlenen programda belgeler Vali Dr. Turan Ergün tarafından takdim edildi. Vali Ergün, Artvin’in "Artvin’in Dumanı Artvin’e Yeter" sloganıyla Türkiye’nin pilot ili seçildiğini hatırlatarak, bağımlılıkla mücadelenin kararlılık gerektiren uzun soluklu bir süreç olduğunu söyledi. İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda her hafta farkındalık çalışmalarının sürdüğünü belirten Ergün, "Bugün 15 vatandaşımızla bir araya geldik ancak toplamda 51 kişi sigarayı bırakmayı başardı. Bu sayılar yeterli değil. Bırakanların deneyimlerini paylaşarak daha geniş bir kitleye ulaşmayı hedefliyoruz" dedi. Hazırlıkları süren 3-5 yıllık eylem planıyla kampanyanın daha sistemli şekilde yürütüleceğini ifade eden Ergün, kısa sürede sigarayı bırakanların sayısını 500’lere çıkarmayı hedeflediklerini kaydetti.
11 Aralık 2025 Perşembe - 13:50
İmperial ailesi geleneksel yıl sonu yemeğinde buluştu
Özel İmperial Hastanesi tarafından geleneksel olarak düzenlenen yılsonu yemeğinde bir araya gelen doktorlar, hastane ortakları ve personelleri yoğun iş temposunun yorgunluğunu atmanın ve hep bir arada olmanın mutluluğunu yaşadılar. Hastane yönetimi tarafından organize edilen moral motivasyon gecesine Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Koç, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları, Op. Dr. Ekrem Sağlam, Mehmet Çelebi, Yönetim Kurulu Üyesi Uzm. Dr. Tahsin Yayla, Başhekim Uzm. Dr. Cemil Bayarslan, Genel Müdür Cihan Başoğlu, hekimler, hastane ortakları ve hastane personelleri katıldı. Gecede bir konuşma yapan Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Koç, 2007 yılında hizmete giren hastanenin hedefleri doğrultusunda büyümeye devam ettiğini kaydederek "Özel İmperial Hastanesi olarak hizmete girdiğimiz 2007 yılından bugüne kadar hedeflerimiz doğrultusunda büyüyerek bölgemiz insanlarına olduğu gibi yurt içi yurt dışına en iyi şekilde sağlık hizmeti vermeye devam ediyoruz. Bugüne kadar hedeflediğimiz ve gerçekleştirdiğimiz her başarıda sizlerin payı var. Ekip çalışmasına olan inancımız, sizlerin de bu inancı yanıltmadan yanımızda yer almanız bizi bu günlere getirdi. Tüm yönetim kadrosuna, hekimlerimize ve tüm çalışanlarımıza, yönetim kurulu adına özverili çalışmaları için teşekkürlerimi sunuyorum" dedi. Daha sonra Hastane Genel Müdürü Cihan Başoğlu’nun sunumunun ardından, hekimler ve hastane çalışanları canlı müzik eşliğinde doyasıya eğlenme imkânı da buldu.
11 Aralık 2025 Perşembe - 13:43
Böbrek taşı vakalarında kişiye özel tedavi
Türkiye’de görülme sıklığı giderek artan böbrek taşı hastalığında; yetersiz sıvı tüketimi, bazı beslenme alışkanlıkları ve genetik faktörlerin etkili olabileceğini belirten Üroloji Uzmanı Op. Dr. Osman Metin, tedavi sürecinin hastanın anatomik durumu ve taşın yapısına göre kişiye özel planlanması gerektiğini bildirdi. Özel Adatıp Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Osman Metin, yaptığı açıklamada, Türkiye’de görülme sıklığı artan böbrek taşı hastalığında yetersiz sıvı tüketimi, beslenme alışkanlıkları ve genetik faktörlerin etkili olabildiğini belirtti. Hastalığın belirtilerine değinen Metin, belin yan tarafı veya sırt bölgesinde ağrı, idrarda renk değişimi, yanma, zorlanma ve sık idrara çıkma ihtiyacının taş oluşumuna işaret edebileceğini aktardı. Op. Dr. Metin, tedavi yöntemlerine ilişkin şunları söyledi: "Kapalı girişimler, büyük bir kesi açılmadan endoskopik cihazlarla taşın bulunduğu alana ulaşılan yöntemlerdir. Taşın boyutu, konumu ve yapısı, hangi yaklaşımın daha uygun olacağını belirlemede önemlidir. Taş oluşumunda yetersiz sıvı tüketimi, bazı beslenme alışkanlıkları ve genetik faktörlerin etkili olabilir. Her bireyin taş yapısı, şikayeti ve anatomik durumu farklıdır. Bu sebeple süreç, kişisel değerlendirmeyle ve uygun görülen yöntemlerle planlanır. Şikayetlerinizle ilgili kişisel sağlık değerlendirmesi için uzman görüşü alabilirsiniz."
11 Aralık 2025 Perşembe - 13:24
Ankara’da yerli mobil dijital röntgen cihazı hizmete sunuldu
ASELSAN tarafından yerli ve milli imkanlarla geliştirilen mobil dijital röntgen cihazı, Dr. Abdurrahman Yurtaslan Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hizmete sunuldu. ASELSAN tarafından yerli ve milli imkanlarla geliştirilen mobil dijital röntgen cihazının hastanelere dağıtımına başlandı. Düşük radyasyon seviyesi ve yapay zeka destekli yapısıyla öne çıkan cihaz, kullanıcıya tıbbi ve teknik alanlarda destek sunan uygulamalarla birlikte hizmete girdi. Yurt genelinde dağıtımına bugün başlanan röntgen cihazının Ankara’daki teslimatı Dr. Abdurrahman Yurtaslan Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne yapıldı. Cihazın teslim törenine Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Dr. Hakan Usta, Ankara İl Sağlık Müdürü Dr. Ali Niyazi Kurtcebe ve ilgili kurum ile kuruluş yetkilileri katıldı. "Üretilen cihaz şu an kullanılabilen cihazların üst versiyonunda bir cihaz" ASELSAN tarafından üretilen yerli ve milli röntgen cihazının yurt genelinde hastanelerin ihtiyaçlarına göre dağıtımının yapılacağını belirten Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Dr. Hakan Usta, "Üretilen cihaz dünya standartlarında bir kısım özellikleriyle şu an kullanılabilen cihazların üst versiyonunda bir cihaz. Tamamen dijital bir cihaz ve vatandaşın daha az radyasyon almasını sağlayan, tüm teknolojik donanımlara da sahip bir cihaz olarak hizmete bugün itibarıyla sunulmuş oldu. Bugünden itibaren dağıtımlara başladık. İlk teslimatı burada yapmış olduk. ASELSAN bu yıl için kapasite olarak 30 tane cihaz üretebildi. Bir sonraki yıl bunu 120-130 şeklinde alımlarımıza devam edeceğiz. Şimdilik hesaplamamız 330 civarında bir cihazı ASELSAN üreterek bizim hizmetimize sunmuş olacak. Biz de hastanelerimizin ihtiyaçlarına göre dağıtımlarını yapmış olacağız ama bu ilk 30 cihaz bu hafta içerisinde bütün planlı hastanelerimize gitmiş olacak" dedi. "Cihazın radyasyonun az olması ve yapay zeka destekli olması bizim için çok önemli" Yerli röntgen cihazının diğer röntgen cihazlarına göre daha az radyasyon yaydığını ifade eden Usta, "Cihazın özellikle dijital olması, radyasyonun az olması ve yapay zeka destekli olması bizim için çok önemli. Cihaz kullanıcıya tıbbi ve teknik konularda destek veren uygulamaları da barındırıyor. Artık yapay zekanın birçok konuda devreye girdiği durumda bizim tıbbi cihazlarımızın da bundan eksik kalmaması adına güzel bir örnek. Bu cihazın Türkiye’de yerli bir sermayeyle ve yerli bir mühendisle üretiliyor olması, bizleri derinden mutlu etmesi gerekiyor. Çocuklarımıza da, gençlerimize de bu anlamda ışık tutulması gerekiyor. Bu bundan sonraki üretimler için de ışık olacak bir durum. İnşallah üretimler ASELSAN ve diğer şirketlerle birlikte devam edecek. Hem sağlık camiamız teknolojiyi üst düzeyde kullanarak daha doğru teşhis koyabilme adına bu cihazlardan istifade edecek, hem vatandaşımız daha az radyasyona maruz kalacak hem de hizmetin daha hızlı sağlanması durumunda sağlık anlamında verimli bir duruma geçmiş olacak" diye konuştu.
11 Aralık 2025 Perşembe - 13:05
Karapınar’da kan bağışı kampanyası
Konya’nın Karapınar ilçesinde Kızılay tarafından düzenlenen kan bağışı kampanyasında 5 günde 233 kişi kan bağışında bulundu. Cumhuriyet Meydanında düzenlenen kan bağışı kampanyasında 5 günde 233 kişi kan bağışı yaptı. Eğitim camiası, din görevlileri, sivil toplum kuruluşları başkanları ve vatandaşların yoğun katılım gösterdiği kan bağışı kampanyasına katılan vatandaşlar kan vererek ihtiyaç sahiplerine umut olmanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti. Yetkililer tüm bağışçılara teşekkür etti.
11 Aralık 2025 Perşembe - 12:46
Uzmanından anne adaylarına kış enfeksiyonlarına karşı korunma önerileri
Gebelik döneminde bağışıklık sisteminin doğal olarak baskılanmış olduğu için anne adaylarının enfeksiyonlara daha açık olduğunu vurgulayan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Hilal Bulut Aydemir, "Gebelerin kışın dışarı çıkarken hava durumuna uygun, kat kat giyinmesi, ısı kaybını önleyen kaliteli bir mont tercih etmesi ve baş–boyun bölgelerini korumaları önemlidir. Ayrıca grip sezonunda özellikle kalabalık ve havalandırması yetersiz ortamlardan kaçınmaları enfeksiyon riskini ciddi şekilde azaltır" dedi. Gebelikte bağışıklığın doğal olarak baskılanması nedeniyle enfeksiyonların daha kolay gelişebileceğini söyleyen Liv Hospital Samsun Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Hilal Bulut Aydemir, kış aylarında gebeler için uyarılarda bulundu. Opr. Dr. Aydemir, gebelerin hem fiziksel hem de bağışıklık sistemi açısından bazı ek riskler taşıdığını belirtti. "Hamileler enfeksiyona daha yatkın olabilir" Soğuk hava ve kapalı alanlarda daha fazla vakit geçirilmesinin, grip ve soğuk algınlığı gibi enfeksiyonların daha hızlı yayılmasına neden olduğunu söyleyen Opr. Dr. Aydemir, "Gebelik döneminde bağışıklık sistemi doğal olarak baskılanmış olduğu için anne adayları enfeksiyonlara daha açıktır. Bu nedenle dışarı çıkarken hava durumuna uygun, kat kat giyinmek, ısı kaybını önleyen kaliteli bir mont tercih etmek ve baş-boyun bölgesini korumak önemlidir. Ayrıca grip sezonunda özellikle kalabalık ve havalandırması yetersiz ortamlardan kaçınmak enfeksiyon riskini ciddi şekilde azaltır" diye konuştu. "D vitamini takibi yapılabilir" Kış aylarında en sık karşılaşılan sorunlardan birinin de D vitamini eksikliği olduğunu dile getiren Opr. Dr. Aydemir, "Güneş ışığından daha az yararlanıldığında hem anne hem de bebeğin kemik gelişimi olumsuz etkilenebilir. Gebeler bu dönemde düzenli D vitamini takibi yaptırmalı ve hekim önerisi doğrultusunda takviye kullanmalıdır. Aynı zamanda ev ortamlarının sıcak olması kadar nem dengesinin korunması da önemlidir, fazla kuru hava hem burun tıkanıklığına hem de uyku kalitesinin bozulmasına yol açabilir. Ortalama yüzde 40-50 nem seviyesinin korunması, odaların düzenli havalandırılması ve mümkünse hava temizleyici cihazlar kullanılması anne adayının daha rahat bir kış dönemi geçirmesine yardımcı olur" şeklinde konuştu. "Düşme riskine karşı dikkatli olunmalı" Kış gebeliklerinde düşme ve kayma riskine karşı alınacak önlemlerin de hayati önem taşıdığını belirten Opr. Dr. Aydemir, "Özellikle buzlanmanın olduğu bölgelerde dışarı çıkan anne adaylarının tabanı kaymaz ayakkabılar tercih etmeleri, merdivenlerde tırabzan kullanmaları ve ani hareketlerden kaçınmaları gerekir" dedi. "Sıvı tüketimi ihmal edilmemeli" Sıvı tüketimi ve beslenme konusunda uyarılarda bulunan Opr. Dr. Aydemir, "Soğuk havalarda sıvı tüketimi de genellikle azalır, oysa yeterli su tüketimi hem amniyon sıvısının dengede kalması hem de ödemin azaltılması için kritiktir. Hamileler günde en az 2 litre su içmeyi hedeflemelidir. Beslenmelerinde mevsim sebzelerine, protein kaynaklarına ve bağışıklığı güçlendiren gıdalara (zencefil, bal, limon, yeşil yapraklı sebzeler) yer vermelidirler. Bu basit fakat etkili önlemlerle kış ayları, anne adayları için sağlıklı ve keyifli bir hamilelik süreci olarak geçirilebilir" ifadelerini kullandı.
11 Aralık 2025 Perşembe - 12:33
Kolorektal kanser, dünyada en yaygın üçüncü kanserdir
SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Ersin Borazan, kolorektal kanserin, tüm kanser vakalarının yaklaşık yüzde 10’unu oluşturan dünya çapında en yaygın üçüncü kanser olduğunu söyledi. "Dünyada kansere bağlı yaşam kayıplarında ikinci sırada yer alan kolorektal kanserin erken evrede ilk tedavisi cerrahidir" diyen Doç. Dr. Borazan, "Erken evre kolon ve rektum (Kalın bağırsak) kanseri bitişik organların, lenf düğümlerinin veya uzak organ tutulumu olmaksızın tamamen cerrahi olarak çıkarılabilen kolon kanseri olarak tanımlanabilir. Kolon ve rektum, kalın bağırsağın bütünüdür. Rektum, kalın bağırsağın anüse kadar olan son 15 cm’sidir" dedi. Kolon kanseri belirtileri Doç. Dr. Borazan kolon kanserinde en yaygın belirtileri bağırsak alışkanlıklarında değişiklik (Kabızlık vb.), karın ağrısı, bulantı, anemiye bağlı yorgunluk-halsizlik, siyah renkli veya kanlı dışkılama, kilo kaybı olarak sıraladı. Erken evrede görülebilecek şikayetler Erken evrede genel olarak belirgin bir şikayetin olmadığını belirten Doç. Dr. Borazan, bazen dışkıda gizli kan pozitifliği olabileceğini belirterek, "Bir kişide kolon kanseri risk faktörleri yoksa, 50 yaşından sonra tarama amaçlı kolonoskopi önerilmektedir" dedi. Kolon kanseri tanısı Kolon kanserinden şüphelendiğinde genellikle kolonoskopi ile anüsten girilerek tüm kalın bağırsağın içinin görüntülendiğini kaydeden Doç. Dr. Borazan, "Bu işlem anestezi altında güvenle uygulanmaktadır. Bir kanser dokusu görüldüğünde bunu doğrulamak için biyopsi yapılır. Kolon kanseri teşhis edildiğinde, bir sonraki adım evreleme yapmaktır. Evrelemenin amacı bir kanserin saldırganlığını ve yaygınlığını tanımlamak ve tedavi şeklini belirlemektir. Fiziksel muayenede kanser yayılımı belirtileri olabilir. Bilgisayarlı Tomografi (BT) taraması veya Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI) yapılması, PET görüntüleme, çevre ve uzak organlara yayılımı gösterebilir. Ameliyat sonrası patolojinin mikroskop altında incelenmesi ile yaygınlığı netlik kazanır" dedi. Kolon kanseri ameliyatları Erken evre kolon kanserinin ilk tedavisinin cerrahi olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Borazan, "Ameliyat sırasında kolon ve çevresindeki dokuların kanserli kısmı çıkarılır. Bu çevre doku içindeki lenf bezi düğümleri, kanserin kolonun ötesine yayılıp yayılmadığını belirlemek için patolojiye incelemeye gönderilir. Çoğu insanda, kolonun iki ucu, kanserli dokular çıkarıldıktan hemen sonra yeniden birbirine bağlanabilir. Bu yapılabilirse makat aracılığıyla normal dışkılamaya devam edilir. Diğer durumlarda, kolon ilk ameliyat sırasında yeniden birbirine bağlanamaz. Bu, cerrahın yeniden bağlantının başarısız olma ihtimalinin yüksek olduğunu düşündüğü veya iyileşmek için zamana ihtiyaç duyulduğu durumunda yapılır. Eğer bu gerçekleşirse, cerrah kolonu (ve bazen ince bağırsağı) karın duvarına ağızlaştırır (Ostomi). Bağırsak içeriğini toplamak için ostominin üzerine bir torba takılır. Ostomi genellikle geçicidir. Kolonun iki ucu genellikle kemoterapi tamamlandıktan sonra veya birkaç ay sonra yeniden bağlanabilir. Diğer durumlarda, kolostomiye kalıcı olarak ihtiyaç olacaktır" şeklinde konuştu. Sağlıklı bireylerde kolon kanseri taraması Rutin taramada dışkıda gizli kanın ve anemi durumlarında sebebin araştırılmasının önemli olduğunu belirten Doç. Dr. Borazan, "Makattan kan gelmesi de üzerinde durulması gereken bir belirtidir. Bu tip şikayetlerde muhakkak hekime başvurmak gereklidir" ifadelerini kullandı. Kolon kanserinde genetik - Ailesel yatkınlık Kolon kanseri olan kişilerin ailelerinin de kolorektal kanser riski açısından bilinçli olması gerektiğine vurgu yapan Doç. Dr. Borazan, "60 yaşından önce kolorektal kanser veya polipler olan bir ebeveyne, kardeş ya da çocuğa sahipseniz ya da herhangi bir yaşta tanı konulan iki akrabanız varsa, kolon kanseri için daha erken taramaya (Ortalama 40 yaşından itibaren) başlamalısınız. Bazı genetik rahatsızlıklar kolon kanseri riskini artırır. En yaygın durumlar arasında Lynch Sendromu (Kalıtsal nonpolipoliz kolon kanseri) ile ailesel Adenomatöz Polipozis (FAP) sayılabilir. Kolon kanseriyle ilgili güçlü bir aile öyküsü varsa (İki veya daha yakın akraba), genetik danışmanlık ve ihtimal genetik test ihtiyacı doğabilir. Genetik test sonuçları sizin ve ailenizin tedaviye veya daha yakın gözetime ihtiyaç duyup duymadığınızı belirlemenize yardımcı olacaktır" diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder