Son Dakika
|
Kurban Bayramı tatilinde köprü ve otoyollar ücretsiz olacak
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan EFES-2026’da önemli mesaj
Ünlülere yönelik uyuşturucu operasyonunda gözaltı sayısı 17’ye yükseldi, operasyonun detaylarına ulaşıldı
Dorukhan Büyükışık davasında 21 gözaltı
Tokat’ta 34 yıldır izini kaybettiren terör örgütü üyesi yakalandı
İBB iştirak şirketine operasyonda gözaltına alınan 60 şüpheli adliyeye sevk edildi
Önder Özen, Beşiktaş Futbol Direktörü oldu
Malatya’da deprem sonrası 74 kişi hastanelere başvurdu
Karabük’te korkutan yangın : 2 ev ve samanlık kül oldu
Deprem anı iş yerinin kamerasına yansıdı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
The Quiet Elegance of Taipei Confucius Temple
Köpeğini gezdirirken kanalizasyona düştü
Hull City, Premier Lig için sahaya çıkacak
Kargo aracı otomobilin üzerine devrildi
Euroleague’de Final Four zamanı
Tokat’ta 34 yıldır izini kaybettiren terör örgütü üyesi yakalandı
Silahı ateş almayınca panikledi, sonra yeniden ateş açtı... O anlar kamerada
Düzce’de huzurevinde yangın: 54 kişi tahliye edildi
SAĞLIK
Sağlıklı Hayat Merkezi’nde sağlıklı yaşam eğitimi
21 Mayıs 2026 Perşembe - 16:29:19
Erzincan İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı Sağlıklı Hayat Merkezi’nde, Erzincan Meslek Edindirme Kursu (ERMEK) kursiyerlerine yönelik bilgilendirme programı düzenlendi. Toplumu sağlığa yönelik risklerden korumak, sağlıklı yaşam tarzını teşvik etmek ve sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırmak amacıyla faaliyet gösteren merkezde gerçekleştirilen programda, kursiyerlere sunulan hizmetler hakkında bilgi verildi. Program kapsamında Sağlıklı Hayat Merkezi’nin tanıtımı yapılırken, sağlıklı yaşam alışkanlıkları, koruyucu sağlık hizmetleri ve merkez bünyesinde verilen danışmanlık hizmetleri hakkında katılımcılar bilgilendirildi. Yetkililer, toplumda sağlıklı yaşam bilincinin artırılmasına yönelik eğitim ve farkındalık çalışmalarının sürdürüleceğini belirtti.
21 Mayıs 2026 Perşembe - 16:11
"Sağlam Kafa Sağlam Vücutta Bulunur" temalı seminer
Samsun’da Büyük Anadolu Hastaneleri tarafından düzenlenen "Geleceğimizin Teminatı Çocuklar İçin Sağlık Semineri"nde çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimine ilişkin velilere yönelik bilgilendirme yapıldı. Büyük Anadolu Hastaneleri ile özel bir kolej iş birliğinde gerçekleştirilen seminerde, çocuk sağlığı, beslenme, hijyen alışkanlıkları ve psikolojik gelişim konuları ele alındı. "Sağlam Kafa Sağlam Vücutta Bulunur" temasıyla düzenlenen etkinlikte, anne ve babalara çocuk gelişimine ilişkin çeşitli başlıklarda bilgi verildi. İnteraktif sunum eşliğinde gerçekleştirilen programda; Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Serenay Sağıroğlu Kaya, Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Akif Taşdemir ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Alev Cansu Certel tarafından sunum yapıldı. Seminerde çocukların uyku düzeni, sağlıklı beslenme, kişisel hijyen, ruhsal gelişim ve aile içi iletişim konularına değinildi. Ayrıca çocuk gelişiminde güvenlik, bağlanma, özgüven, özerklik, kendini ifade edebilme ve gerçekçi sınırlar gibi başlıklarda velilere çeşitli bilgiler aktarıldı. Soru-cevap şeklinde devam eden program, katılımcıların toplu hatıra fotoğrafı çektirmesiyle sona erdi. Büyük Anadolu Hastaneleri yetkilileri, çocukların sağlıklı gelişimine katkı sağlamak amacıyla eğitim kurumlarıyla ortak çalışmaların sürdürüleceğini belirtti.
21 Mayıs 2026 Perşembe - 15:45
İstanbul’dan Muş’a robotik operasyon
Türkiye’de sağlık teknolojileri alanında ilk defa İstanbul ile Muş arasında 5G teknolojisi kullanılarak gerçekleştirilen uzaktan robotik böbrek taşı ameliyatı başarıyla tamamlandı. Muş Devlet Hastanesi’nde tedavi gören Emrullah Sülün’ün böbrek taşı operasyonu, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı ile Muş Devlet Hastanesi’nin koordinasyonunda gerçekleştirildi. Yaklaşık 1300 kilometrelik mesafeye rağmen Turkcell’in sağladığı 5G altyapısı sayesinde operasyon gerçek zamanlı olarak yapıldı. Operasyonda, yerli teknoloji firması ELMED tarafından geliştirilen "İbn-i Sina" isimli robotik cerrahi sistemi kullanıldı. Böylece Türkiye’de ilk kez 5G destekli robotik tele-cerrahi yöntemiyle böbrek taşı ameliyatı gerçekleştirilmiş oldu. Yetkililer, operasyonun dünya çapında da böbrek taşı alanındaki ilk robotik tele-cerrahi uygulamalarından biri olduğunu belirtti. Operasyonun ardından bugün Muş Devlet Hastanesi’ne gelen İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Tzevat Tefik, hastanın sağlık durumunun iyi olduğunu söyledi. Prof. Dr. Tefik, "Dün Emrullah Bey’e böbrek taşı nedeniyle uzaktan robotik tele-cerrahi işlemi gerçekleştirmiştik. İşlem başarılı geçmişti. Bugün de Muş Devlet Hastanesi’nde hastamızı ziyaret ettik. Dün geceyi rahat geçirmiş, ağrıları azalmış. Kontrollerinde herhangi bir sorun görülmedi. Bugün çok mutluyuz. İstanbul ile Muş arasında yaklaşık 1300 kilometrelik bir mesafe olmasına rağmen Turkcell’in 5G altyapısı sayesinde işlemleri gecikme yaşamadan gerçekleştirebildik. Robotik komutlar, video ve ses aktarımında hiçbir teknik sorun yaşanmadı. Bu çalışma Türkiye’de tele-cerrahi alanında bir ilk oldu. Dünyada da böbrek taşı alanındaki ilk robotik tele-cerrahi uygulamalarından birini gerçekleştirmiş olduk" dedi. Muş Devlet Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Rıfat Burak Ergül ise hastanın sağlık durumunun iyi olduğunu belirterek, "Bugün yaptığımız kan değerlendirmelerinde herhangi bir enfeksiyon bulgusuna rastlamadık. Görüntülemelerde yerleştirilen stentin yerinde olduğunu gördük. Yaklaşık iki hafta sonra stenti almayı planlıyoruz. Hastamız daha sonra günlük yaşamına dönebilecek" ifadelerini kullandı. Muş Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Yalçın Güzelel de, Türkiye’nin sağlık teknolojilerindeki önemli bir başarıya imza attığını belirterek, "Türkiye’nin 5G altyapısının kesintisiz şekilde çalıştığını ve çok düşük gecikmeyle başarılı bir operasyon gerçekleştirildiğini gördük. Cumhurbaşkanlığımızın öncülüğünde yürütülen milli teknoloji hamlesinin sağlık alanındaki somut örneklerinden birine tanıklık ettik. Yerli üretim robotik cerrahi sistemiyle gerçekleştirilen bu operasyon öncü bir adım oldu" diye konuştu. Ameliyat olan Emrullah Sülün ise yaşadığı süreci anlatarak, "Yaklaşık iki üç haftadır böbreğimde şiddetli ağrı vardı. Hastaneye başvurduktan sonra taş olduğu tespit edildi. Bana uzaktan teknolojiyle Türkiye’de bir ilk olacak operasyonun yapılacağı anlatıldı. Doktorlarıma güvendim ve ameliyat gerçekleştirildi. Şu an gayet iyiyim. Böyle ileri bir teknolojinin sağlık alanında kullanılması ve bunun bir parçası olmak bana gurur verdi" şeklinde konuştu.
21 Mayıs 2026 Perşembe - 15:44
Van’da ağız ve diş sağlığı yatırımları güçlenerek devam ediyor
Van Sağlık Müdürü Dr. Muhammed Tosun, kent genelinde yürütülen yatırımların sağlık altyapısını güçlendireceğini söyledi. Van İl Sağlık Müdürü Dr. Muhammed Tosun, ağız ve diş sağlığı alanında önemli projelerin hayata geçirildiğini belirterek, vatandaşların daha modern ve kaliteli sağlık hizmeti alabilmesi için çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü ifade etti. Erciş Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nin 34 ünit kapasitesiyle hizmet vermeye başladığını kaydeden Tosun, Van Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nin kapasitesinin ise 68 üniteden 92 üniteye çıkarıldığını söyledi. Mevcut Van Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nin hastane statüsüne dönüştürülmesi amacıyla ameliyathane ve ilgili birimlerin yapım çalışmalarına başlanacağını belirten Tosun, Edremit ilçesinde yapımı süren 50 ünit kapasiteli ağız ve diş sağlığı hastanesi inşaatının da hızla devam ettiğini dile getirdi. Özalp Devlet Hastanesi ek hizmet binası kapsamında Özalp ve Saray ilçelerine hizmet verecek 17 ünitlik ağız ve diş sağlığı merkezi yatırımının da başlatıldığını ifade eden Tosun, yapılan yatırımların bölge halkına önemli katkılar sunacağını kaydetti.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
20 Mayıs 2026 Çarşamba- 12:02
"Böbrek taşını tedavi etmek her zaman yeterli olmayabilir"
2
21 Mayıs 2026 Perşembe- 10:41
Polen alerjisine dikkat: "Başvurular arttı, çoğu zaman griple karışıyor"
3
20 Mayıs 2026 Çarşamba- 08:52
20 yıllık tütün bağımlılığını 3 ayda yendi: Hemşire Sevda dumansız hayata ’merhaba’ dedi
4
20 Mayıs 2026 Çarşamba- 10:14
Bacağını kaybeden 15 yaşındaki çocuk, hayırseverler sayesinde özgürlüğüne kavuştu
5
20 Mayıs 2026 Çarşamba- 12:10
Uzmanından uyarı: "Göz yorgunluğu, çift görme, bulanık görme gibi şikayetlerin altında yatan neden beyincik sarkması olabilir"
21 Mayıs 2026 Perşembe - 09:48
Genç kadın 7 saatlik kritik operasyonla hayata tutundu
Manisa CBÜ Hafsa Sultan Hastanesi’nde ilk kez gerçekleştirilen zorlu trakea ameliyatıyla nefes borusu 2 milimetreye kadar daralan 37 yaşındaki kadın hasta sağlığına kavuştu. Manisa ve İzmir’de üç ayrı hastaneye başvurmasına rağmen tedavi edilemeyen 37 yaşındaki Gülizar Koç, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi’nde ilk kez gerçekleştirilen yaklaşık 7 saatlik kritik operasyonla yeniden sağlıklı nefes almaya başladı. Nefes borusundaki ciddi daralma nedeniyle uzun süredir yaşam mücadelesi veren genç kadın, MCBÜ Hafsa Sultan Hastanesi Göğüs Cerrahisi Kliniği’nde gerçekleştirilen zorlu ameliyat sonrası sağlığına kavuştu. MCBÜ Hafsa Sultan Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İsmet Topçu, hastanın daha önce birçok merkeze başvurduğunu ancak sonuç alamadığını belirterek, "Hastamız nefes borusundaki yapışıklık ve daralma nedeniyle ciddi solunum sıkıntısı yaşıyordu. Kliniğimizde çok nadir yapılan yaklaşık 7 saat süren başarılı bir ameliyatla bu daralma giderildi. Trakea cerrahisi oldukça özellikli bir cerrahidir. Operasyonu gerçekleştiren başta Doç. Dr. Demet Yaldız olmak üzere tüm ekibimizi kutluyorum" dedi. "Hastanemizde neredeyse yapılamayan hiçbir işlem kalmadı" Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hastanesi’nin bölgenin önemli sağlık merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Topçu, "750 yatak kapasitesi ve yılda 1 milyon 200 binden fazla poliklinik hizmetiyle bölgenin üçüncü basamak sağlık ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Robotik cerrahi de artık hastanemizde uygulanıyor. Manisa’da hastanemizde yapılamayan neredeyse hiçbir işlem kalmamıştır" ifadelerini kullandı. "Ege Bölgesi’nde ender yapılan ameliyatlardan" Ameliyatı gerçekleştiren MCBÜ Hafsa Sultan Hastanesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Demet Yaldız ise operasyonun hastanede ilk kez gerçekleştirildiğini belirterek, "Bu ameliyat yaklaşım şekli açısından Ege Bölgesi’nde de ender yapılan operasyonlardan biri. Genellikle boyun bölgesinden yapılan bu ameliyatı, hastamızdaki darlığın aşağı bölgede olması nedeniyle göğüs kafesinden açık ameliyat yöntemiyle gerçekleştirdik" diye konuştu. Kasım 2025’te girişimsel pulmonoloji birimini kurduklarını belirten Yaldız, "Uzun süre solunum cihazına bağlı kalan hastalarda oluşan nefes borusu darlıkları gibi ciddi vakalarda ameliyat ve bronkoskopik işlemler yapıyoruz. Hastalarımızın İzmir’e sevk edilmeden Manisa’da tedavi olabilmesi için çalışıyoruz" dedi. "Daralma 2 milimetreye kadar düşmüştü" Hastanın nefes borusundaki daralmanın yaklaşık 3,5 santimetrelik bir bölümü kapsadığını ifade eden Doç. Dr. Yaldız, "Büyük damarlara çok yakın dar bir alanda çalıştık. Daralan kısmı çıkarıp kalan iki ucu tekrar birleştirdik. Teknik açıdan oldukça zor bir ameliyattı. Hastamızın kalp pili bulunması da ameliyatın riskini artırıyordu" dedi. Yaldız, ameliyat öncesi hastaya üç kez genişletme işlemi uygulandığını belirterek, "Darlık 2 milimetreye kadar düşmüştü. Hasta nefes almakta ciddi güçlük çekiyordu. Tüm riskleri aileyle birlikte değerlendirerek ameliyat kararı aldık" ifadelerini kullandı. "Nefes almakta ve yürümekte zorlanıyordu" Tedavi sürecini anlatan Gülizar Koç, çocuğunu dünyaya getirdikten sonra rahatsızlandığını ve yaklaşık 1 ay yoğun bakımda kaldığını söyledi. Koç, "Nefes almakta çok zorlanıyordum. Manisa ve İzmir’de birçok hastaneye gittik ama sonuç alamadık. Manisa CBÜ’de sağlığıma kavuştum" dedi. Eşi İsa Koç ise eşinin günlük ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlandığını belirterek, "Lavaboya gitmekte bile zorlanıyordu. Şimdi çok şükür rahat nefes alabiliyor. Başta Doç. Dr. Demet Yaldız olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz" diye konuştu.
21 Mayıs 2026 Perşembe - 09:47
ANKA’da kritik üroloji operasyonu başarıyla gerçekleştirildi
Depremzede hastanın üretra darlığı Özel Anka Hastanesi’nde kalıcı olarak tedavi edildi. Deprem sonrası yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle uzun süredir tedavi gören bir hastanın üretra darlığı, Gaziantep Özel ANKA Hastanesi’nde gerçekleştirilen operasyonla kalıcı olarak tedavi edildi. Daha önce farklı sağlık merkezlerinde yaklaşık 7 kez endoskopik üretrotomi operasyonu geçiren hastada kalıcı sonuç alınamadı. Sürekli tekrarlayan şikayetler üzerine hasta, Özel ANKA Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Hilmi Çelik tarafından yeniden değerlendirildi. Yapılan incelemelerin ardından hastaya açık cerrahi yöntem olan "bukkal mukozal greft üretroplasti" uygulanmasına karar verildi. Operasyonda, hastanın yanak içinden alınan sağlıklı doku kullanılarak daralan idrar kanalı yeniden yapılandırıldı. Özellikle tekrarlayan ve uzun segmentli üretra darlıklarında uygulanan yöntemin, kalıcı tedavi sağlaması nedeniyle önemli bir cerrahi seçenek olduğu belirtildi. Operasyonu gerçekleştiren Op. Dr. Hilmi Çelik, hastanın uzun süredir devam eden idrar yapma problemlerinin operasyon sonrası tamamen düzeldiğini, genel sağlık durumunun iyi olduğunu ve günlük yaşamına sağlıklı şekilde döndüğünü ifade etti. Gaziantep Özel ANKA Hastanesi yetkilileri, ileri cerrahi yöntemler ve uzman hekim kadrosuyla bölge halkına nitelikli sağlık hizmeti sunmaya devam ettiklerini belirtti.
21 Mayıs 2026 Perşembe - 09:43
Moleküler tanı yöntemleri kursu SANKO Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirildi
SANKO Üniversitesi ile Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği Tanı Moleküler Mikrobiyoloji Çalışma Grubu (TMM ÇG) iş birliğinde düzenlenen "Klinik Mikrobiyoloji Moleküler Tanı Yöntemleri Kursu", SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı ev sahipliğinde gerçekleştirildi. SANKO Üniversitesi Hastanesi Zeugma Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen kursta moleküler testlerin temel prensipleri, güncel kullanım alanları, elektronik rehberler, pratik uygulamalar ve web tabanlı kaynaklar aracılığıyla bilgiye erişim konuları ele alındı. SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı, moleküler tanı yöntemlerinin modern tıbbın vazgeçilmez unsurlarından biri haline geldiğini belirterek, özellikle erken tanı, doğru tedavi planlaması ve enfeksiyon hastalıklarının etkin yönetiminde bu yöntemlerin kritik bir rol üstlendiğini ifade etti. Bilimsel ve teknolojik gelişmeler doğrultusunda düzenlenen bu tür eğitim programlarının sağlık profesyonellerinin mesleki bilgi ve becerilerini güncel tutmasına önemli katkı sağladığını vurgulayan Prof. Dr. Dağlı, üniversite olarak nitelikli bilimsel etkinliklere ev sahipliği yapmaya devam edeceklerini söyledi. SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğr. Üyesi Doç. Dr. İpek Koçer ise moleküler tanı alanında güncel bilgi ve deneyimin paylaşılmasının, ülke genelinde laboratuvar uygulamalarında standardizasyonun sağlanması açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Düzenlenen kursun yalnızca teorik bilgi aktarımıyla sınırlı kalmadığını belirten Doç. Dr. Koçer, katılımcıların uygulamalı eğitimlerle moleküler tanı süreçlerini yakından deneyimleme fırsatı bulduğunu ifade ederek, farklı kurumlarda görev yapan uzmanların bir araya gelmesinin mesleki iş birliği ve bilgi paylaşımı açısından da değerli olduğunu kaydetti. Türkiye’nin farklı illerinden kursa katılan klinik mikrobiyoloji uzmanları ve asistanlarının yoğun ilgi gösterdiği program, bilgi paylaşımı ve mesleki deneyim aktarımının ön plana çıktığı oturumların ardından tamamlandı.
21 Mayıs 2026 Perşembe - 09:42
SANKO Üniversitesi öğrencilerinden uluslararası dergilerde önemli başarı
SANKO Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Tezli Yüksek Lisans Programı öğrencileri Fzt. Metehan Öğüt ve Fzt. Kübra Aktaş, yüksek lisans tez çalışmalarıyla önemli bir akademik başarı elde etti. Çalışmaları uluslararası bilimsel dergilerde yayımlandı. Çalışmaların danışmanlığını Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Hakan Polat yürüttü. Fzt. Metehan Öğüt’ün "Effects of Lower Extremity Proprioceptive Neuromuscular Facilitation Exercises Versus Resistance Training on Gait, Balance, and Fatigue in Patients with Multiple Sclerosis: A Randomized Controlled Study" başlıklı çalışması, SCI-Q2 indeksli Multiple Sclerosis and Related Disorders Dergisi’nde yayımlandı. Araştırmada, multipl skleroz hastalarında alt ekstremite proprioseptif nöromüsküler fasilitasyon egzersizleri ile direnç antrenmanının yürüme, denge ve yorgunluk üzerindeki etkileri karşılaştırıldı. Fzt. Kübra Aktaş’ın "Comparison of the Effects of Different Manual Therapy Techniques on Mandibular Mobility, Cervical Joint Position Sense, Jaw Function, and Anxiety Levels in Individuals with Rheumatoid Arthritis and Temporomandibular Disorders: A Randomized Controlled Trial" başlıklı çalışması ise SCI-Q1 kategorisindeki Journal of Oral Rehabilitation Dergisi’nde yayımlandı. Çalışmada, romatoid artrit ve temporomandibular bozukluğu bulunan bireylerde uygulanan farklı manuel terapi tekniklerinin mandibular mobilite, servikal eklem pozisyon hissi, çene fonksiyonu ve anksiyete düzeyleri üzerindeki etkileri incelendi. Yayımlanan araştırmaların, bilimsel literatüre katkı sağlaması ve klinik uygulamalara yol göstermesi bekleniyor.
21 Mayıs 2026 Perşembe - 09:07
Geçmeyen baş ağrısını hafife almayın: "Beyin tümöründe geç kalmak ağır sonuçlar doğurabilir"
Beyin tümörlerinde erken teşhisin hayati önem taşıdığını belirten Op. Dr. Selçuk Gözcü, "Belirtileri hafife almamak gerekir. Doğru tanı ve zamanında yapılan müdahale, hastanın yaşam kalitesini doğrudan etkiler" dedi. Geçmeyen baş ağrısı, denge kaybı ve görme problemleri gibi belirtilerin basit nedenlere bağlanarak göz ardı edilmesi, bazı durumlarda ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Beyin Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Selçuk Gözcü, beyin tümörlerinde erken teşhisin hayati önem taşıdığını belirterek, "Bazı belirtiler sıradan sanılsa da altta yatan neden ciddi olabilir. Gecikme, tedavi sürecini zorlaştırabilir" diye konuştu. Günümüzde beyin tümörlerinin farklı yaş gruplarında görülebildiğini ifade eden Gözcü, hastaların çoğu zaman belirtileri önemsemeden süreci ertelediğine dikkat çekti. Beyin tümörlerinin bazı hastalarda yavaş ve fark edilmeden ilerleyebildiğini belirten Op. Dr. Selçuk Gözcü, "Geçmeyen baş ağrısı, mide bulantısı, denge kaybı, konuşma bozukluğu ve görme problemleri gibi belirtilerin dikkatle değerlendirilmesi gerekir. Bu tür şikâyetlerin devam etmesi halinde mutlaka ileri tetkik yapılmalı" şeklinde konuştu. "Tedavide yaklaşım hastaya göre belirlenir" Beyin tümörü tedavisinde standart bir yaklaşımın yeterli olmadığını belirten Gözcü, tümörün yapısı, yerleşimi ve hastanın genel durumuna göre tedavi planının kişiye özel olarak oluşturulduğunu ifade etti. Amaçlarının en doğru zamanda en uygun müdahaleyi gerçekleştirmek olduğunu dile getirdi. Modern cerrahi ve ileri teknolojinin rolü Endoskopik ve mikrocerrahi tekniklerin uygun hastalarda önemli avantajlar sağlayabildiğini belirten Op. Dr. Selçuk Gözcü, bu yöntemlerin daha hassas müdahale imkânı sunduğunu söyledi. Ancak her yöntemin her hasta için uygun olmadığını, doğru hasta seçiminin tedavi başarısında belirleyici olduğunu vurguladı. Beyin tümörlerinin primer (beynin kendisinden kaynaklanan) ve sekonder (vücudun başka bir bölgesinden yayılan) olarak iki gruba ayrıldığını belirten Gözcü, belirtilerin tümörün yerleşimine göre değişebileceğini ifade etti. Baş ağrısı, kol ve bacaklarda güçsüzlük, nöbet, konuşma bozukluğu, görme problemleri, denge kaybı, bulantı ve kusmanın en sık görülen bulgular arasında yer aldığını söyledi. Tanı sürecinde tomografi ve MR gibi görüntüleme yöntemlerinin kullanıldığını belirten Gözcü, cerrahi planlanan hastalarda tedavinin her zaman hastaya özel olarak belirlendiğini ifade etti. Hibrit ameliyathane ve yeni nesil sistemler Beyin cerrahisinde ameliyathane donanımının büyük önem taşıdığını belirten Op. Dr. Selçuk Gözcü, hibrit ameliyathanelerde ameliyat sırasında MR ve tomografi çekilebildiğini söyledi. Bu sayede cerrahinin daha kontrollü ilerlediğini ve sonuçların olumlu yönde etkilendiğini ifade etti. Ayrıca navigasyon sistemleri (tümör haritalama), ultrasonik aspiratörler ve floresan mikroskop gibi ileri teknolojilerin kullanıldığını belirten Gözcü, bu sistemlerin tümör dokusunun daha net ayırt edilmesini sağladığını ve sağlıklı dokuların korunmasına yardımcı olduğunu dile getirdi. Tedavi sürecinde farklı branşlarla birlikte hareket ettiklerini belirten Gözcü, hastaların onkolojik durumlarına göre multidisipliner şekilde takip edildiğini ve tedavi planlarının buna göre oluşturulduğunu söyledi. "Gecikmek tabloyu ağırlaştırabilir" Belirtilerin ertelenmesinin risk oluşturabileceğine dikkat çeken Op. Dr. Selçuk Gözcü, hastaların şikâyetleri görmezden gelmemesi gerektiğini vurguladı. Gecikmenin sinir sistemi üzerinde daha fazla hasara yol açabileceğini ve tedavi sürecini zorlaştırabileceğini ifade etti. Tecrübe, ekip ve teknoloji Beyin cerrahisinin yüksek hassasiyet gerektirdiğini belirten Gözcü, güçlü ekip, ileri teknoloji ve detaylı değerlendirmenin tedavi başarısında önemli rol oynadığını söyledi. Hastalara hem tıbbi hem de konfor açısından kapsamlı bir yaklaşım sunduklarını ifade etti. "Erken tanı, doğru tedavinin anahtarıdır" Beyin tümörlerinde erken teşhisin hayati önem taşıdığını belirten Op. Dr. Selçuk Gözcü, "Belirtileri hafife almamak gerekir. Doğru tanı ve zamanında yapılan müdahale, hastanın yaşam kalitesini doğrudan etkiler" diyerek sözlerini tamamladı.
20 Mayıs 2026 Çarşamba - 19:36
Kastamonu’da sağlık hizmetlerinde dikkat çeken yükseliş: Sevkler azaldı, kapasite arttı
Kastamonu’da sağlık alanında son bir yılda gerçekleştirilen yatırımlar, yeni sağlık tesisleri, personel artışları ve hizmet kapasitesindeki gelişmeler düzenlenen toplantıyla kamuoyuna açıklandı. İl Sağlık Müdürü Dr. Fevzi Yavuzyılmaz, kentte 2 ilçe sağlık müdürlüğü, 18 toplum sağlığı merkezi, 54 aile sağlığı merkezi, halk sağlığı laboratuvarı, sağlıklı hayat merkezi ve yabancı uyruklu polikliniği bulunduğunu belirtti. Kastamonu İl Sağlık Müdürü Dr. Fevzi Yavuzyılmaz başkanlığında yapılan toplantıda, 2025-2026 döneminde özellikle birinci basamak sağlık hizmetleri, hastane kapasitesi, kanser taramaları ve acil sağlık hizmetlerinde önemli ilerlemeler sağlandığı bildirildi. Aile hekimliği sisteminde yapılan düzenlemelerle birim sayısının 127’den 131’e çıkarıldığını ifade eden Yavuzyılmaz, bir aile hekimine düşen nüfusun 2 bin 820’den 2 bin 745’e gerilediğini söyledi. Kuzeykent ve Salı Pazarı bölgelerinde yeni aile sağlığı merkezlerinin hizmete açıldığını, İnebolu Özlüce’de de mevcut yapının dönüştürülerek yeni bir merkez oluşturulduğunu kaydetti. Sağlıklı Hayat Merkezlerinde psikolog, diyetisyen, fizyoterapist, diş hekimi ve çocuk gelişimcisi gibi uzmanların ücretsiz hizmet verdiğini vurgulayan Yavuzyılmaz, vatandaşların bu hizmetlerden daha fazla yararlanmasını istediklerini ifade etti. Birinci basamak sağlık hizmetlerinde son bir yılda yaklaşık 3 milyon 300 bin muayene yapıldığını aktaran Yavuzyılmaz, bu rakamın ilin nüfusu dikkate alındığında sağlık hizmetlerine yoğun başvuru olduğunu gösterdiğini belirtti. Kanser taramalarında ortalama yüzde 28 artış sağlandığını söyleyen Yavuzyılmaz, erken teşhisin önemine dikkat çekti. HPV tarama numunelerinin artık Kastamonu’da değerlendirilmeye başlandığını belirten Yavuzyılmaz, yaklaşık 2 milyon liralık yatırımla laboratuvar altyapısının güçlendirildiğini ve Çankırı ile Karabük’ten gelen numunelerin de ilde işlendiğini ifade etti. Cide ve Taşköprü’ye yeni mamografi cihazları kazandırıldığını aktaran Yavuzyılmaz, tütün bağımlılığıyla mücadele kapsamında poliklinik sayısının 16’ya çıkarıldığını kaydetti. Hastanelerde yatak kapasitesinin artırıldığını belirten Yavuzyılmaz, Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 545 yatağa, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesinin ise 305 yatağa çıkarıldığını, il genelinde toplam yatak kapasitesinin 1215’e ulaştığını söyledi. Yoğun bakım kapasitesindeki artışın sevk oranlarına olumlu yansıdığını ifade eden Yavuzyılmaz, il dışına sevklerde yüzde 37, yoğun bakım gerekçeli sevklerde ise yüzde 43 azalma sağlandığını belirtti. 112 Acil Sağlık Hizmetlerinde istasyon sayısının 43’e, ambulans sayısının ise 70’e yükseltildiğini söyleyen Yavuzyılmaz, son bir yılda 8 yeni ambulansın hizmete alındığını açıkladı. Ayrıca sağlık personeli sayısının 432 kişi arttığını, son kurada 18 uzman hekimin daha göreve başlayacağını ifade etti. Kadıdağı bölgesindeki binanın 30 yataklı AMATEM olarak hizmet vereceğini açıklayan Yavuzyılmaz, eski devlet hastanesi alanında yapılacak yeni sağlık tesisinin ihale sürecinin tamamlandığını bildirdi. Eğitim ve Araştırma Hastanesine 128 kesitli tomografi cihazı kazandırıldığını belirten Yavuzyavuzyılmaz, PET-CT cihazı için de ihale sürecinin başlatıldığını söyledi. Toplantıda ayrıca il genelinde muayene sayısının yaklaşık 6 milyona ulaştığı, ameliyat sayısının 33 bin 800 olduğu ve diyaliz hizmetlerinde kapasitenin artırıldığı ifade edildi. Yavuzyılmaz, sağlık yatırımlarının vatandaşların hizmete daha hızlı ve kaliteli erişimini sağlamak amacıyla sürdüğünü vurguladı.
20 Mayıs 2026 Çarşamba - 17:34
Nilüfer’de çifte açılış
Nilüfer Belediyesi, Ertuğrul Mahallesi’nde aile sağlığı merkezi ve muhtarlık binasını hizmete açtı. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, "Mahalle sakinlerimiz hem sağlık hem de muhtarlık hizmetlerine aynı noktadan, çok daha rahat ulaşabilecek" dedi. Bursa Uludağ Üniversitesi Ertuğrul Eğitim Aile Sağlığı Merkezi ve Ertuğrul Mahallesi Muhtarlığı açılışı düzenlenen törenle gerçekleştirildi. Törene Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, CHP İl Başkan Yardımcısı İlhan Çetin, Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, Bursa Muhtarlar Derneği Başkanı Erol Yılmazer, Nilüfer Muhtarlar Derneği Başkanı Recep Bayraktar, mahalle muhtarları, belediye meclis üyeleri, belediye başkan yardımcıları ve sağlık çalışanları katıldı. Konuşmasına, 19 Mayıs Dünya Aile Hekimleri Birliği’ni kutlayarak başlayan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, merkezin 2 bin 75 metrekarelik alanda hizmet verdiğini ifade ederek, "5 doktor odası, gebe izlem ve aşı odası, acil müdahale odası, laboratuvar ve 112 acil servis birimi burada bir arada. 30 araçlık otoparkı ile erişimi de kolaylaştırıyor. Tabelasında ‘eğitim’ yazıyor. Çünkü burası aynı zamanda Bursa Uludağ Üniversitesi’nin bir eğitim merkezi. Yarının aile hekimleri, sağlıkçıları burada yetişecek" dedi. Sağlık ve muhtarlık hizmetleri bir arada Aynı alanda Ertuğrul Mahallesi Muhtarlığı ve Mahalle İletişim Merkezi’nin de yer aldığını açıklayan Başkan Şadi Özdemir, "Böylece mahalle sakinlerimiz hem sağlık hem de muhtarlık hizmetlerine aynı noktadan, çok daha rahat ulaşabilecek" diye konuştu. Başkan Şadi Özdemir, Aile Sağlığı Merkezi’nin üst katında belediyenin dikiş, el örgüsü ve resim gibi kadınlara yönelik sanat ve beceri atölyeleri yer alacağını da sözlerine ekledi. "İyi bir hekim yetiştirmek asm’de başlar" Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Funda Coşkun da toplumla iç içe hareket ettiklerini anlattı. Coşkun, "Buradaki ekip hem hizmet üretiyor hem eğitim veriyor hem de araştırma yapıyor. Bu gerçek bir modeldir. İyi bir hekim yetiştirmek sadece laboratuvarda veya hastanede olmaz, bunun temeli aile sağlığı merkezlerinde başlar" dedi. Bursa Uludağ Üniversitesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı, Eğitim Aile Sağlığı Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Yeşim Uncu, merkezin yapımında emeği geçenlere teşekkür etti. Uncu, eğitim merkezinin kamunun, üniversitenin ve toplumun ortak katkısıyla hayata geçirildiğini vurgulayarak, "Burada sunulan sağlık hizmeti klasik bir hizmet değil; araştırma, eğitim ve hizmetin bir arada yürütüldüğü, bilimsel ve güncel yaklaşımın sergilendiği bir modeldir" diye konuştu. Nilüfer İlçe Sağlık Müdürü Uzm. Dr. İsmail Kaba, birinci basamak sağlık hizmetleri konusunda çok güçlü bir altyapıya sahip olduklarını belirtirken, Ertuğrul Mahalle Muhtarı Naciye Akyemiş de emeği geçenlere teşekkür etti. Konuşmaların ardından açılış kurdeleleri kesildi.
20 Mayıs 2026 Çarşamba - 14:28
Bahar aylarında astım şikayetleri artabiliyor
Göğüs Hastalıkları Uzm. Dr. Seher Göktaş, nefes darlığı, öksürük ve hırıltılı solunum gibi belirtilerle ortaya çıkan astımın, sigara dumanı, polen, hava kirliliği ve stres gibi birçok faktörle tetiklenebildiğini belirterek, düzenli tedavi ve doğru yaşam alışkanlıklarıyla hastalığın kontrol altına alınabileceğini söyledi. Astımın, hava yollarının daralmasıyla oluşan alevlenmelerle seyreden kronik bir hastalık olduğunu belirten Nev Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Uzm. Dr. Seher Göktaş, hastalığın genellikle alerjik nedenlerle ortaya çıktığını ancak alerjik olmayan astım türlerinin de bulunduğunu söyledi. Astımın en sık belirtilerinin nefes darlığı, öksürük, hırıltılı nefes alma ve göğüste sıkışma hissi olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Seher Göktaş, "Bazen hastalık sadece öksürük ile ortaya çıkabilir. Kriz şeklinde seyredebilir. Öksürük genellikle kurudur yani balgamsızdır. Şikayetler gün içinde olabildiği gibi özellikle gece artar. Sabaha karşı olan öksürük veya nefes darlığı tipiktir. Bu belirtiler tekrarlayıcıdır" dedi. "Sigara ve alerjenler riski artırıyor" Astımda risk faktörlerine değinen Uzm. Dr. Göktaş, anne karnında bebeğin yetersiz beslenmesi ve düşük doğum ağırlığının risk oluşturduğunu belirtti. Anne ve babanın sigara içmesinin, özellikle gebelik döneminde annenin sigara kullanmasının astım gelişiminde önemli rol oynadığını vurgulayan Göktaş, ailede astım öyküsü bulunmasının da riski artırdığını söyledi. Bazı meslek gruplarında astımın daha sık görülebildiğini ifade eden Uzm. Dr. Seher Göktaş, fırıncılık, marangozluk, mobilyacılık, dökümcülük, kaynakçılık, plastik ve kimya sanayi, ilaç endüstrisi, demiryolu işçiliği, çay ve tütün üretimi, itfaiyecilik, kuru temizleme, temizlik ve tekstil işçiliği gibi alanlarda çalışan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini dile getirdi. "Polen, parfüm ve sigara dumanı astımı tetikleyebiliyor" Astımı tetikleyen en önemli faktörlerin başında alerjen maddelere maruz kalmanın geldiğini belirten Uzm. Dr. Göktaş, "Polen, ev tozu, evcil hayvanlar, küf mantarı, gribal enfeksiyonlar, stres, sigara dumanı, egzersiz, temizlik malzemeleri ve parfüm gibi yoğun kokular astımı tetikleyebilir. Ayrıca astım hastalarında reflü sıklığı da yüksektir" ifadelerinde bulundu. Mevsim geçişlerinin de astım hastaları için risk oluşturduğunu belirten Göktaş, özellikle bahar aylarında polen ve çimenlerin hastalığı alevlendirebildiğini söyledi. Hava kirliliği, soğuk hava ve mevsimsel gribal enfeksiyonların da astım şikayetlerini artırabileceğini kaydetti. "Astım krizinde erken müdahale önemli" Astım krizinin ani gelişen öksürük nöbetleri, nefes darlığı ve hırıltı ile kendini gösterdiğini belirten Uzm. Dr. Seher Göktaş, daha önce astım tanısı alan hastaların öncelikle nefes açıcı ilaçlarını kullanmaları gerektiğini söyledi. Göktaş, "Düzelme olmazsa şiddetine göre Göğüs Hastalıkları Polikliniği’ne veya acil servise başvurulmalıdır" dedi. "Astım tamamen geçmez ancak kontrol altına alınabilir" Astım tanısının; hasta öyküsü, fizik muayene, akciğer grafisi, kan tahlilleri, solunum fonksiyon testi ve alerji testleri ile konulduğunu ifade eden Uzm. Dr. Göktaş, hastalığın diyabet ve hipertansiyon gibi kronik bir hastalık olduğunu ancak ilaçlarla kontrol altına alınabildiğini söyledi. Astım ilaçlarının bağımlılık yaptığı yönündeki yanlış inanışlara da değinen Göktaş, "Bu ilaçlar ağızdan kullanılan ilaçlara göre daha güvenlidir. Direkt akciğerlere etki eder. Dolaşıma katılımı çok azdır. Bağımlılık yapmaz. Hasta ihtiyacı olduğu için kullanılır" diye konuştu. "Ev ortamı ve günlük yaşam aüzenlenmeli" Astım hastalarının yaşam alanlarına dikkat etmesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Seher Göktaş, evde kedi, köpek ve kuş gibi evcil hayvanların beslenmesinin önerilmediğini söyledi. Halı, kitap ve toz tutabilecek eşyaların azaltılması gerektiğini ifade eden Göktaş, evin düzenli havalandırılmasının önemine dikkat çekti. Ayrıca parfümlü ve yoğun kokulu temizlik malzemelerinden uzak durulması gerektiğini vurguladı. Spor yapan astım hastalarının egzersiz öncesinde doktor önerisiyle nefes açıcı sprey kullanabileceğini belirten Göktaş, gerektiğinde egzersiz sonrasında da bu ilaçların kullanılabileceğini ifade etti. "Astım hastanın ömrünü azaltmaz" Astım hastalarının ilaçlarını düzenli kullanmasının büyük önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Seher Göktaş, fiziksel yaşam alanlarının kişiye göre düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Hastalığın şiddetine göre tedavi planının değişebileceğini kaydeden Göktaş, bazı hastaların sürekli ilaç kullanması gerektiğini ifade etti. İlaçların bırakılmasının ciddi sonuçlara yol açabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Göktaş, "Ara verdiklerinde bazen hafif astımı olan hastalar bile acile astım kriziyle gelebilmektedir. Bu durum ölümcül sonuçlar doğurabilir. Astım kontrol altına alınabilecek bir hastalıktır, hastanın ömrünü azaltmaz. Genel olarak ilerlemez ancak hasta kendine dikkat etmez ve sigara içerse ilerleyebilir" dedi.
20 Mayıs 2026 Çarşamba - 14:24
Muğla EAH’ta ‘Çölyak Günü’ farkındalık standı
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi ana hizmet binası giriş alanında, Çölyak Farkındalık Günü kapsamında Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Özşeker öncülüğünde bilgilendirme standı kuruldu. Çölyak hastalığına yönelik toplumsal farkındalığın artırılması amacıyla düzenlenen stantta İl Sağlık Müdürlüğü, İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri görev aldı. Standı Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Ercan Saruhan ve Çölyak Derneği temsilcileri de ziyaret ederek yürütülen farkındalık çalışmalarına destek verdi. Prof. Dr. Burak Özşeker, Çölyak Farkındalık Günü kapsamında yaptığı açıklamada; çölyak hastalığının buğday, arpa ve çavdarda bulunan gluten proteinine karşı gelişen otoimmün bir hastalık olduğunu belirtti. Gluten tüketimi sonucunda ince bağırsakta hasar oluşabileceğini ve buna bağlı olarak besin emiliminde bozulmalar görülebileceğini ifade etti. Hastalığın; karın ağrısı, şişkinlik, ishal, kilo kaybı, kansızlık, halsizlik ve çocuklarda büyüme-gelişme geriliği gibi belirtilerle ortaya çıkabileceğini, bazı bireylerde ise uzun süre belirti vermeden seyredebildiğini vurgulayan Özşeker, çölyak hastalığında en etkili tedavinin ömür boyu sürdürülen sıkı glutensiz diyet olduğunu kaydetti. Erken tanı, doğru beslenme alışkanlıkları ve toplumsal farkındalığın önemine dikkat çekilen etkinlikte, çölyak hastalarının yaşam kalitesinin artırılmasında bilinçlendirme çalışmalarının büyük önem taşıdığı ifade edildi. Çölyak Farkındalık Günü vesilesiyle, glutensiz yaşam konusunda duyarlılığın artırılması ve çölyak hastalarına destek olunmasının önemine dikkat çekildi.
20 Mayıs 2026 Çarşamba - 12:26
Milas Günlük ve Sakarkaya Mahallelerinin taşıma su derdine son
MUSKİ Genel Müdürlüğü, Milas ilçesine bağlı Günlük ve Sakarkaya mahallelerinde 2016 yılından bu yana taşıma yöntemi ile karşılanan içme suyu ihtiyacına kalıcı çözüm getirmek için çalışmalarını başlattı. Yürütülen çalışma kapsamında 12 bin metre uzunluğunda içme suyu terfi hattı imalatı gerçekleştiriliyor. Projenin Temmuz ayı sonuna kadar tamamlanması planlanıyor. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın, Muğla’nın her noktasındaki vatandaşlara kesintisiz içme suyu sağlanarak altyapının güçlendirilmesi yönündeki talimatları doğrultusunda yatırımlarını sürdüren Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü çalışmalarına ediyor. Son olarak, Milas’ın Günlük ve Sakarkaya mahallelerinde, 2016 yılından bu yana tankerlerle sağlanan içme suyu ihtiyacına kalıcı çözüm getirmek amacıyla 12 bin metre uzunluğunda içme suyu terfi hattı imalatı çalışmaları yürütülüyor. Bölgenin su ihtiyacına kalıcı çözüm İl genelinde vatandaşların kesintisiz içme suyuna erişimini sağlamak amacıyla projelerini sürdüren MUSKİ Genel Müdürlüğü, içme suyu altyapı ağını güçlendirmeye devam ediyor. Bu kapsamda, daha önce içme suyu şebekesi bulunmayan, su ihtiyacını yıllardır tankerler ve çeşitli taşıma yöntemleriyle karşılayan Milas ilçesine bağlı Günlük ve Sakarkaya mahalleleri için 12 bin metre uzunluğunda içme suyu terfi hattı imalatı çalışmalarına başlandı. Bölgenin uzun yıllardır yaşadığı içme suyu sorununa kalıcı çözüm üretmek amacıyla, Derince ve Karşıyaka bölgelerindeki mevcut kuyuların yanında yeni bir kuyu açılacak ve buradan içme suyu sağlanacak. Çalışmaların Temmuz ayı sonunda tamamlanmasıyla birlikte, modern ve uzun yıllar sorunsuz hizmet verecek içme suyu hattı devreye alınacak ve bölgenin su ihtiyacına kalıcı çözüm sağlanmış olacak. Günlük Mahalle Muhtarı Mehmet Şimşek, yapılan çalışmanın mahalleleri için çok önemli bir yatırım olduğunu vurgulayarak, "Köyümüzde çok susuzluk yaşandı. MUSKİ tarafından 2016’dan beri taşıma suyundan tankerden su dökülmekte. Ahmet Başkanımız sayesinde köyümüze su geliyor. MUSKİ’nin çalışmalarından memnunuz" dedi. 12 bin metrelik terfi hattı çalışmasının tamamlanmasıyla dertlerinin son bulacağını söyleyen Sakarkaya Mahalle Muhtarı Neccar Sarı, "Allah’ın izniyle gideriyoruz, suyumuz geliyor. MUSKİ Müdürümüz, Ahmet Başkan hepsinden Allah razı olsun. Hepsi yardımcı oldu. Hepsine çok teşekkür ediyorum minnettarım" dedi. MUSKİ 1. Bölge İşletmeler Daire Başkanlığı Milas Şube Müdürü Çetin Korkut, "Günlük ve sakarkaya mahallemizin yıllardır süre gelen susuzluk sorunu ile alakalı 12 bin metrelik terfi hattı imalatımız devam etmekte şu anda. Tahminimiz Temmuz ayının sonlarına doğru sakarkaya ve günlük mahallelerimizde tamamen su sorununu ortadan kaldırmış olacağız" dedi. Muğla genelinde içme suyu hattı bulunmayan noktalara modern altyapı kazandırarak vatandaşlara kesintisiz içme suyu ulaştırmak için çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Muğla’nın her noktasında yaşayan vatandaşlara kesintisiz içme suyu ulaştırmanın kendileri için en önemli sorumluluklardan olduğunu, bu anlayışla il genelinde projeleri aralıksız hayata geçirdiklerini açıkladı. Başkan Aras, Milas’ın Günlük ve Sakarkaya mahallelerinde olduğu gibi, içme suyu hattı bulunmayan birçok mahalleye yeni içme suyu hatları kazandırarak sorunları kalıcı olarak çözdüklerini belirtti.
20 Mayıs 2026 Çarşamba - 12:15
MEAH’ta yüksek tansiyona dikkat çekildi
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi, toplum sağlığını tehdit eden en önemli unsurlardan biri olan yüksek tansiyona karşı anlamlı bir farkındalık etkinliğine imza attı. "Dünya Hipertansiyon Günü" ve "Dünya Tuza Dikkat Haftası" kapsamında hastane bünyesinde özel bir bilgilendirme standı kuruldu. Hasta ve hasta yakınlarının yoğun ilgi gösterdiği stantta vatandaşların tansiyon ölçümleri gerçekleştirilirken, gizli tehlike hipertansiyon ve aşırı tuz tüketimine karşı hayati uyarılarda bulunuldu. Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Huddam ile Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özcan Başaran’ın iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinlikte, vatandaşlara yüksek tansiyonun yol açabileceği ciddi sağlık sorunları anlatıldı. Uzmanlar; hipertansiyonun çoğu zaman hiçbir belirti vermeden sinsice ilerlediğine dikkat çekerek, aşırı tuz tüketiminin yüksek tansiyonun başlıca nedenleri arasında yer aldığını vurguladı. Hastane yönetimi tarafından da ziyaret edilen stantta; tuz tüketiminin azaltılması, düzenli egzersiz yapılması ve dengeli beslenme gibi sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kalp ve damar sağlığını korumanın en etkili yolları olduğu ifade edildi. Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden yapılan açıklamada, etkinliğin amacının toplum bilincini artırmak olduğu belirtilerek şu ifadelere yer verildi:"Dünya Hipertansiyon Günü ve Dünya Tuza Dikkat Haftası; sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemini hatırlatmak açısından son derece önemli bir fırsat sunmaktadır. Bu kapsamda hastanemize başvuran hasta ve hasta yakınlarımızın tansiyon ölçümlerini yaparak kendilerini bilgilendirdik. Unutulmamalıdır ki küçük yaşam değişiklikleri, büyük sağlık kazanımlarının anahtarıdır" Hastalıkların kapıyı çalmadan önce önlenmesi gerektiğine vurgu yapan etkinlik, broşür dağıtımı ve vatandaşların sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.
20 Mayıs 2026 Çarşamba - 12:10
Uzmanından uyarı: "Göz yorgunluğu, çift görme, bulanık görme gibi şikayetlerin altında yatan neden beyincik sarkması olabilir"
Medicana Sağlık Grubu Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Göksal Günerhan, beyincik sarkması hakkında, "Hastalarda göz yorgunluğu, çift görme, bulanık görme gibi şikayetlerin altında yatan neden beyincik sarkması olabilir. Bu durum beyin sapı ve omurilik üzerinde baskı oluşturarak beyin omurilik sıvısının dolaşımını bozabiliyor" dedi. Medicana Sağlık Grubu Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Göksal Günerhan, beyincik sarkması hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu. Basit bir göz yorgunluğu ya da sıradan bir baş ağrısı sanılarak göz ardı edilen belirtilerin ciddi bir hastalığın işareti olabileceğine dikkat çeken Günerhan, erken teşhis edilmeyen beyincik sarkmasının yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebileceğini söyledi. Halk arasında beyincik sarkması olarak bilinen "chiari malformasyonu"nun beyinciğin alt kısmının kafatası tabanındaki açıklıktan omurilik kanalına doğru sarkmasıyla ortaya çıktığını belirten Günerhan, belirtilerinin çoğu zaman göz yorgunluğu, çift görme, bulanık görme gibi rahatsızlıklarla karıştırılabileceğini söyledi. "Göz yorgunluğu, çift görme, bulanık görme gibi şikayetlerin altında yatan neden beyincik sarkması olabilir" Beyincik sarkmasının ciddi bir hastalık olduğunu dile getiren Günerhan, "Hastalarda göz yorgunluğu, çift görme, bulanık görme gibi şikayetlerin altında yatan neden beyincik sarkması olabilir. Bu durum beyin sapı ve omurilik üzerinde baskı oluşturarak, beyin omurilik sıvısının dolaşımını bozabiliyor. Tedavi edilmediğinde optik sinirlerde kalıcı hasar, nadiren de görme kaybı gelişebilir. Chiari malformasyonunda görülen baş ağrısı genellikle migren veya gerilim tipi baş ağrısıyla karıştırılıyor. Ancak burada önemli fark, ağrının öksürme, hapşırma, ıkınma ya da ağır kaldırma gibi kafa içi basıncını artıran durumlarda şiddetlenmesidir. Bazı hastalar uzun süre psikolojik kaynaklı olduğu düşünülerek farklı tedavilere yönlendirilebiliyor. Bu durum hem zaman kaybına hem de hastalığın ilerleyerek omurilikte kalıcı hasarlara neden olmasına yol açabiliyor" ifadelerini kullandı. "Kişi güldüğünde ya da ıkındığında bıçak saplanır gibi bir ağrı hissediyorsa mutlaka tetkik yapılmalıdır" Hastalığın ilerlemesiyle birlikte denge kaybı, ellerde uyuşma, hissizlik ve yutma güçlüğü gibi belirtilerin de görülebileceğini ifade eden Günerhan, "Eğer ağrı enseden yukarı doğru yayılıyorsa, kişi güldüğünde ya da ıkındığında bıçak saplanır gibi bir ağrı hissediyorsa, buna dengesizlik veya ellerde uyuşma eşlik ediyorsa mutlaka ileri tetkik yapılmalıdır. Beyincik sarkmasının tanısında altın standart yöntem Beyin ve Servikal MR görüntülemesidir. MR sayesinde beyincik dokusunun omurilik kanalına ne kadar sarktığını net olarak görebiliyoruz. Günümüzde uygun hastalarda uygulanan kapalı cerrahi yöntemlerle başarılı sonuçlar alabiliyoruz. Kısa sürede iyileşme sağlanırken, hastalar günlük yaşamlarına daha hızlı dönebiliyor" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder