Son Dakika
|
ASAYİŞ
Fatih’te bitişik halde bulunan 2 gecekondu çöktü: Yaralılar var!
Katar’da askeri helikopter kazası: 3 Türk personel şehit
Trump, Hürmüz Boğazı’nı açması için İran’a 48 saat süre verdi
Ordu’da kıyıya insansız deniz aracı vurdu
MHP ve DEM Parti bayramlaştı: "Terörsüz Türkiye" süreci öne çıktı
Arakçi: "Hürmüz Boğazı açık, temas halinde güvenli geçiş sağlamaya hazırız"
Bağcılar TEM’de yolcu otobüsü alevlere teslim oldu
ABD, İran petrolünün satışına 30 gün süreyle izin verdi
Bayram günü mahalle savaş alanına döndü: 3 ölü, 22 yaralı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
İran’dan ABD’ye Hürmüz uyarısı: "Enerji tesislerine saldırı olursa Hürmüz tamamen kapatılacak"
Bayram bitiyor, tatilciler mega kentlere akın ediyor: 43 ilin geçiş noktasında yoğun trafik
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rize’de komşularıyla bayramlaştı
Azerbaycan’dan Türkiye ve Katar’a başsağlığı
Isparta-Antalya kara yolunda feci kaza: 2 ölü, 4 yaralı
Vali Gül ve İl Emniyet Müdürü Yıldız’dan enkazdan kurtarılan yaralılara hastane ziyareti
Sadettin Saran: "İnşallah çok daha fazla kupalar alacağız"
SAĞLIK
Anmal: "Eşit işe eşit ücret olmadığı sürece bayram eksik kalır"
22 Mart 2026 Pazar - 15:02:32
Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Sabğatullah Anmal, sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının yaşadığı sorunlara dikkat çekerek, adil ücret vurgusu yaptı. Anmal, aynı kurumda aynı işi yapan çalışanlar arasında ücret farklılıklarının kabul edilemez olduğunu belirterek, "Aynı kurumda aynı işi yaparak farklı ücrete tabi tutulmadığı gün bizlerin bayramı olur" dedi. Sağlık çalışanlarının büyük bir özveriyle görev yaptığını ifade eden Anmal, "Ülkemizin sağlık alanında ortaya koyduğu başarıda sizlerin emeği, fedakârlığı ve insanlara şifa olma gayreti büyük rol oynamaktadır. Bu kararlı duruş ve dayanışma, sadece ülkemizde değil dünyada da takdir toplamaktadır" ifadelerini kullandı. Sendikal mücadelede temel hedeflerinin adaletli bir ücret politikası ve çalışanlar arasında eşitliğin sağlanması olduğunu vurgulayan Anmal, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Ne zaman ki adaletsizliklerin yok edildiği ve çalışanlar arasında iş barışının sağlandığı gün, işte o gün bizim bayramımız olacaktır. Aynı kurumda aynı işi yaparak farklı ücrete tabi tutulmadığımız gün bizler için gerçek bayram olacaktır. Örgütlü mücadelenin verdiği güçle, hak ettiğimiz saygınlığı ve adil ücret düzenini hep birlikte sağlayacağımıza inanıyoruz." Anmal, tüm sağlık çalışanlarının Ramazan Bayramını kutlayarak, "Değerli meslektaşlarımın ve çalışma arkadaşlarımızın bayramını en içten dileklerimle kutluyor, sağlıklı ve huzurlu günler diliyorum" şeklinde konuştu.
22 Mart 2026 Pazar - 14:38
Siirt EAH Endokrinoloji Polikliniğinde tanı ve tedavi süreçleri titizlikle yürütülüyor
Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Polikliniğinde, hormon sistemi ile ilişkili hastalıkların tanı, tedavi ve takip süreçleri titizlikle sürdürülüyor. İç hastalıkları uzmanlığı üzerine yapılan bir yan dal olan endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları tiroid ve paratiroid hastalıkları, diyabet, kolesterol yüksekliği, obezite, kemik metabolizma hastalıkları ile hipofiz ve böbrek üstü bezi hastalıklarının tanı ve tedavisini kapsıyor. Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanı Dr. Hülya Kaynak Balkış, poliklinikte hormon hastalıklarının değerlendirilmesine yönelik gerekli tetkiklerin büyük bir kısmının yapılabildiğini belirtti. Obezitenin günümüzde önemli bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Balkış, bu alanda kullanılan ilaçların mutlaka hekim kontrolünde başlanması ve düzenli takip edilmesi gerektiğini söyledi. Uygun görülen hastalarda tiroid ultrasonografisi ve ince iğne aspirasyon biyopsisinin uygulanarak tanı sürecinin desteklendiğini ifade eden Uzm. Dr. Balkış, muayeneye gelen hastaların kullandıkları ilaçları yanlarında getirmelerinin, yanlış veya eksik ilaç kullanımının önüne geçilmesine katkı sağladığını kaydetti. Şikayeti olan hastaların öncelikle iç hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirilmesi ve hekimin gerekli görmesi halinde endokrinoloji polikliniğine başvurmasının, etkin ve planlı hasta yönetimi açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Uzm. Dr. Balkış, "Hastalarımız bizim için çok değerlidir. Her hastamızla tek tek ilgilenerek gerekli değerlendirmeleri yapıyor, tanı ve tedavi süreçlerini en doğru ve bilimsel yöntemlerle planlıyoruz" dedi.
22 Mart 2026 Pazar - 11:35
Dünyada şu ana kadar 60 kişide olan bu vakanın sonuncusu Diyarbakır’da görüldü
Diyarbakır’da yaşayan 38 yaşındaki hasta, kolon kanseri tedavisi görürken, ileri evre sonucu penisinde oluşan kitle nedeni ile uzuv kaybı yaşadı. Literatürde dünyada şu ana kadar hastalığın bu aşamasında 60 kişide uzuv kaybıyla sonuçlanırken, bunun 10’u Türkiye’de yaşandı. Diyarbakır’da yaşayan 38 yaşındaki hastaya, 3 yıl önce kolon kanseri teşhisi konuldu. Hasta, ileri evre kanser olduğu için kemoterapi almaya başladı. Kolon ameliyatı olan hasta, daha sonra radyoterapi ve kemoterapi almaya devam etti. Tedavi sürecinde hastanın penisinde kitle tespit edilip tedaviler bu yönde devam etti. 10 ay kesintisiz 2 saat uyuyamayacak hale gelen hasta, doktorlarla yapılan istişare sonucu penisin alınması kararı alındı. Tıp literatüründe dünyada şu ana kadar 60 vaka kayıtlara geçerken, bunun 10’u Türkiye’de ve en sonuncusu Diyarbakır’da yaşandı. Memorial Diyarbakır Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Muhammet Fatih Kılınç, İHA muhabirine, vakanın dünyada çok nadir olan, literatürde şu ana kadar bildirilmiş 60. vaka olduğunu açıkladı. Bunlardan birinin de hastanelerinde karşılarına çıktığını belirten Doç. Dr. Kılınç, 38 yaşında bir erkek hastasının peniste ağrı, peniste ele gelen kitle ile kendilerine başvurduğunu ifade etti. "Ağrıları yatarak uyumasını önlüyor, ağrı kesiciler fayda etmiyordu" Doç. Dr. Kılınç, hastaya baktıklarında yaklaşık 3 yıl önce kolon kanseri tespit edildiğini kaydederek, "Bu hastamızda biraz ileri evre olduğu için hastamız ilk önce kemoterapi alıyor. Daha sonra hastaya kolon ameliyatı yapılıyor. Ameliyattan sonra hasta radyoterapi ve kemoterapiye devam ediyor. Ama ilerleyen süreçlerde hastanın penisinde ele gelen bir kitle tespit ediliyor. Daha sonra hastanın aldığı kemoterapi rejimleri bu kitleyi yok etmek için yapılıyor. Buna rağmen kitle büyümeye devam ediyor" dedi. "Hastada penisinde ağrı başlıyor ve hasta ilerleyen süreçte idrar yapamamaya kadar bir duruma geliyor" diyen Doç Dr. Kılınç, konuşmasına şöyle devam etti: "Biz, bu hastanın tedavi değişikliğine gitmemizi ilk başta organ korumaya yönünde bir stratejimiz oldu. Daha sonra hastada kemoterapi değişikliği yapılsa da bir çare bulunamıyor. Hastanın yaklaşık 10 aydır şiddetli ağrıları devam ediyor ve idrar yapamamaya başlıyor. Belirli aralıklarla hastaya sonda takılsa da kitle büyümeye devam ediyor. Hasta bize geldiğinde psikolojisi bozulmuştu. 10 aydır yatarak uyuyamıyordu. Kesintisiz 2 saat uyku uyuyamadığını ifade ediyordu. Ne kadar ağrı kesici alsa da ağrıları devam ediyordu. Aile hayatı bozulmuştu, iş hayatı bozulmuştu, çocuklara ilgilenemiyordu." "Hasta, uzuv kaybı yaşamış olmasına rağmen hayat kalitesi yükseldi" Artık yaptıkları bütün tedavilerin fayda etmediğini tespit ettiklerini aktaran Doç. Dr. Kılınç, "Hastayla ortak bir karar verip hastanın penisini alma yoluna gittik. Yani şu an hastanın bir organ kaybı, uzuv kaybı yaşamış olmasına rağmen hayat kalitesi yükseldi. ’Hocam artık uyuyabiliyorum, uzanabiliyorum, psikolojim daha da iyi oldu’ dedi. Uzuv kaybı yaşamasına rağmen hayat kalitesi yükseldi. Bizim burada değinmek istediğimiz şey kolan kanserinin farkındalığı. Kolon kanseri artık genç yaşlarda görülmeye başladı. Erken tanı bizim için önemli. Erken tanı olmazsa bu hastalığın nerelere gittiğini, ne gibi sonuçlar olduğunu ve organ kaybı, uzuv kaybına kadar gidebileceğini gördük. Bizim değinmek istediğimiz, kolan kanserinin farkındalığı, erken yaşta, erken tedavi, erken tanı bizim için önemli olduğunu, halkı bilinçlendirme yoluna gitmek istedik" diye konuştu. "10’u Türkiye’de tüm dünyada 60 hasta var" Vakaların 10 tanesinin Türkiye’de olduğuna değinen Doç. Dr. Kılınç, "Diğer kesimi tüm dünyada. Yaklaşık 50 tanesi dünya literatüründe bildirilmiş. Yeme alışkanlığımız özellikle bizim ülkemizde fazla. Çünkü bizde daha çok et tüketimi, yanmış ve kızartılmış et tüketimi olduğu için, yani işlenmiş et tüketimi fazla olduğu için özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesinde kolan kanseri çok fazla görünmeye başladı. Yeme alışkanlığımız ve sağlıklı beslenme alışkanlığımızla dikkat etmemiz gerektiğini gösteren bir durum. Korkulması gereken bir durum. Uzuv kaybına kadar gidebiliyor. Halkın bilinçlenmesi için önemli olduğunu düşünüyoruz. Özellikle yaşadığımız coğrafyada çok sık görüldüğünü ifade ettik. Bu coğrafyada insanlar için eğer aile öykümüz var ve 40 yaşını geçmişse mutlaka yılda bir sefer kolan kanseri tarama testine girmemiz gerekiyor. İlk önce bu dahiliye bölümleri ve gastroenteroloji bölümlerimize başvurmamız gerekiyor. Tarama yapılması çok önemli, özellikle aile öykümüz varsa" ifadelerini kullandı.
22 Mart 2026 Pazar - 11:01
Çocuğunuzu bahar alerjisinden korumanın yolları
Bahar ayları çocuklar için özgürce doğanın keyfini çıkartmak anlamına gelse de, hapşırma krizleri, burun akıntısı ve kaşıntısına yol açan "alerjik nezle (rinit)" ya da bilinen diğer adıyla "saman nezlesi" oldukça rahatsız edici bir sağlık sorunu olarak yaşanabiliyor. Alerjik nezlenin 2 gruba ayrıldığını belirten Medicana Bursa Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Mesut Arslan, "Bahar nezlesi, çimen, ağaç ve ot polenlerine bağlı gelişmekte iken, perennial alerjik nezle ise ev tozu akarı, hamamböceği, küf ve evcil hayvanlara bağlı gelişmektedir. Özellikle bahar aylarında burun akıntısı, burun tıkanıklığı sorunu yaşayan hastaların yaklaşık yarısı bahar nezlesidir. Bahar nezlesi yıl boyu sürer ya da mevsimseldir" dedi. Uzm. Dr. Mesut Arslan, alerji belirtilerini şöyle sıraladı: "Sık tekrarlayan burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve aksırık nöbetleri ile kendini gösterir. Aksırıklar arka arkaya 10-20 atak halinde, burun akıntısı ise su gibi olup çok bol miktarda ve devamlıdır. Akıntı olmadığı durumlarda çocuk burun tıkanıklığından şikâyet edebilir. Burun tıkanıklığı burun içini kaplayan mukozanın şişmesinden olur. Alerjik nezle, göz sulanması ve kaşıntısı gibi göz alerjileri ile birlikte de görülebilir. Bazen damakta ve genizde akıntı veya kaşıntı hissedilebilir." "Alerjik nezle genellikle soğuk algınlığıyla karıştırılabilen bir hastalıktır" diyen Uzm. Dr. Mesut Arslan, "Eğer nezle, ilkbahar ve yaz aylarında başlayıp, üç haftadan uzun sürüyorsa ve iyileşme eğilimi göstermiyorsa, alerjik nezle şüphesi kuvvetli hale gelir. Böyle durumlarda mutlaka doktora danışılması gerekir. Bahar alerjisi çocuklukta 2 yaşından önce nadir görülür. Özellikle okul çağında sık görülür. Alerjik nezlesi olan çocuklarda astım da görülmesi sık karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle aileler çocukta öksürük ve hırıltı belirtilerine karşı dikkatli olmalıdır. Çocukluk yaşlarında ilk belirtilerini veren hastalık yetişkin döneminde de devam edebilir" şeklinde konuştu. Çocukta alerjik nezleden şüphelenildiği durumlarda, alerjiye neden olan maddeyi tespit etmek için cilt veya kan testleri yapılabileceğine değinen Uzm. Dr. Mesut Arslan, "Testlerin sonucunda, çocuğun belli bir alerjene karşı duyarlı olduğu tespit edildiği takdirde, buna karşı tedbirler alınabilir ya da bu alerjiye yönelik tedaviye başlanabilir. Alerjik nezle tedavisinin ilk adımı alerjiye sebep olan alerjenlerden kaçınmaktır. Eğer çocuktaki alerjik nezle polenlere karşı gelişiyorsa, tozlaşmanın sıkça görüldüğü aylarda, çocuğu yeşil alanlardan mümkün olduğunca uzak tutmak gerekebilir ya da temas kaçınılmazsa tedavi altında tutulması sağlanmalıdır" dedi. Çevresel korunma yöntemlerinin yetersiz kaldığı durumlarda, ilaç tedavisinin etkili bir yöntem olacağına değinen Uzm. Dr. Mesut Arslan, "Bu ilaçlar sadece belirtilerin görüldüğü günlerde kullanıldıklarında bile, çocuğun şikâyetlerini gidermeye yardımcı olabilir. İlaç tedavisi de yetersiz kaldığında çocuklarda aşı tedavisi, "immünoterapi" uygulanmaktadır. Çocuğun duyarlı olduğu alerjenlerin artan dozlarda çocuğa verilmesiyle bağışıklık sistemini düzenlemeyi amaçlayan aşı tedavisi, bir süre sonra vücudun bu alerjenleri doğal karşılayabilmesini sağlamaktadır" ifadelerini kullandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
21 Mart 2026 Cumartesi- 11:52
Uzmanı açıkladı: "Bayramda kurulan ilişkiler ruh sağlığını güçlendiriyor"
2
17 Ocak 2026 Cumartesi- 11:32
Türkiye’nin en büyük şehir hastanesi Sancaktepe’de yükseliyor
3
17 Aralık 2025 Çarşamba- 10:11
Uzmanından H3N2 uyarısı: "2026 yılı Mart ayına dikkat"
4
14 Mart 2026 Cumartesi- 13:54
Maçta kaleciyle çarpışan genç futbolcunun böbreği parçalandı, ameliyatla hayatı kurtuldu
5
10 Ağustos 2007 Cuma- 16:04
Cinsel gücü arttıran 'Kudret Narı'
23 Aralık 2025 Salı - 11:34
Burundan rahat nefes alamamak uykudan sosyal hayata her şeyi etkiliyor
Burundan rahat nefes alamamak, çoğu zaman basit bir şikâyet gibi görülse de uyku kalitesinden günlük performansa kadar birçok alanı olumsuz etkileyen ciddi bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor. Kulak Burun Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Davut Tepe, bu problemin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı. Samsun Büyük Anadolu Hastaneleri KBB Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Davut Tepe, burundan rahat nefes alamamanın sadece anlık bir rahatsızlık olmadığını belirterek, sorunun uzun vadede yaşam kalitesini düşürdüğüne dikkat çekti. Burun tıkanıklığının gece uykularını bölebileceğini, gün içinde halsizlik, konsantrasyon bozukluğu ve verim kaybına yol açabileceğini ifade eden Tepe, bu durumun sosyal ve iş hayatını da doğrudan etkilediğini söyledi. Burun tıkanıklığının altta yatan farklı nedenlere bağlı gelişebileceğini aktaran Opr. Dr. Tepe, doğru tanı ve tedaviyle hastaların nefes alma konforunun artırılmasının mümkün olduğunu belirtti. Uzun süredir burundan rahat nefes alamayan kişilerin mutlaka bir kulak burun boğaz uzmanına başvurması gerektiğini vurgulayan Tepe, erken müdahalenin yaşam kalitesini belirgin şekilde yükselttiğini kaydetti. Üç kişiden birinde var Opr. Dr. Davut Tepe, "Burundan rahat nefes alamamak; sadece anlık bir rahatsızlık değil, yaşam kalitesini etkileyen önemli bir sağlık problemidir. Bu durum kimi zaman geçici iltihabi süreçlerden kaynaklanırken, kimi zaman da burun içinde kemik eğriliği, burun eti büyümesi, geniz eti veya sinüs sorunları gibi yapısal nedenlere bağlı olabiliyor. Araştırmalar, toplumda her üç kişiden birinde burun içerisinde yapısal bir problem bulunduğunu ortaya koyuyor. İltihabi sorunlar ilaçla tedavi edilebilirken, yapısal bozukluklarda cerrahi müdahale gerekebiliyor. Burundan nefes almanın uyku kalitesi açısından kritik önem taşır. Uyku apnesinin cerrahi tedavisinde burun hava yolunun açık olması, tedavinin başarısı için en önemli kriterlerden biridir. Burun sağlığının doğru şekilde değerlendirilmesi için yapılacak basit bir endoskopik muayene, tanı ve tedavi sürecinde en hızlı yoldur. Sağlıklı nefesin sağlıklı yaşamın anahtarı olduğunu unutmamak gerekir" dedi.
23 Aralık 2025 Salı - 11:06
Uzmanlardan ‘sahte alkol’ uyarısı: "Bir defadan bir şey olmaz denmemeli, öldürücü"
Yılbaşı öncesi sahte alkol kullanımına karşı uyarılarda bulunan uzmanlar, "Erken aşamada sarhoşluk olduğu için insanlar normal alkol zehirlenmesiyle çok ayırt edemiyor, körlükle başlayan böbrek yetmezliği ve ölümle giden aşamalarda daha çok başvuruları oluyor. ‘Görmüyorum' diye gelip metil alkol çıkıp tedavi ettiğimiz vakalar var. Şuur değişikliği, tansiyon düşüklüğü, koma gibi ölümcül semptomlarla gelebiliyorlar. Bir defadan bir şey olmaz dememeleri lazım, sahte alkol öldürücü. En önemli şey; hastadan aldığımız öykü, yılbaşı yaklaşıyor, dikkatli olmakta fayda var" dedi.
23 Aralık 2025 Salı - 11:03
Hastayken kana ihtiyaç duydu, 3 ayda bir kan vermeye başladı
Diyarbakır’da yaşayan 51 yaşındaki kamu işçisi Mutlu Demirci, geçirdiği bir rahatsızlık nedeni ile kana ihtiyaç duydu. Kan bağışının önemini hastalığı ile anlayan Demirci, 3 ayda bir kan bağışında bulunmaya başladı. Diyarbakırlı Demirci, düzenli olarak kan bağışında bulunuyor. Yıllar önce ilk kanını bağışlayan Demirci, 45’inci kez kan verdi. Demirci, ’’Bundan 13 yıl önce hastalandım. Hastalığımın tedavisi için ameliyat olmam gerekti. Hastane yetkilileri ameliyat tedavisinde kana ihtiyaç olabileceğini bundan dolayı yakınlarımdan kan bağışımda bulunmamı istediler. Ben de yakınlarıma durumu izah ettim, onlarda hastaneye gelerek kan bağışında bulundular. Tedavi aşamamda kanın ne kadar önemli olduğunu anladım. Bende, inşallah iyileşirsem bundan sonra bende kan bağışında bulunacağıma söz verdim. Allah’a çok şükür iyileştim ve o günden sonra her üç ayda bir Kızılay’a kan bağışında bulunmaya başladım. Kan bağışını kendime bir insanlık görevi olarak görmeye başladım. Çünkü kan sürekli olan bir ihtiyaçtır. Hastanelerde tedavi gören, trafik kazalarında yaralanıp kana ihtiyaç duyan yüz binlerce insan var. Bir, iki, üç, beş diye sayarken bugün 44. kan bağışında bulundum. Allah kısmet ederse, ömrüm yettiği kadar, kan bağışında bulunup, sosyal sorumluluğumu yerine getireceğim. Buradan sizler aracılığıyla herkese sesleniyorum, lütfen sizler de kan bağışında bulunun. Her geçen dakika, saat ve gün her an kana ihtiyaç var. Kendiniz için , aileniz için ve tüm sevdikleriniz için kan bağışında bulunun’’ dedi . Kızılay kan bağışçılarını 10. bağışta bronz madalya, 25. kan bağışında gümüş madalya, 35. bağışta altın madalya, 45. bağışta plaketle ödüllendiriyor.
23 Aralık 2025 Salı - 10:33
112 Acil Çağrı Merkezinde yıl sonu değerlendirmesi
Şırnak 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürlüğü, vatandaşlara sunulan acil hizmetlerin kalitesini artırmak amacıyla yıl sonu koordinasyon ve değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi. Müdür Erhan Tatar başkanlığında düzenlenen toplantıya tüm birimler ile vardiya amirleri katıldı. Toplantıda, yıl boyunca yürütülen çalışmalar ele alınırken, acil çağrı süreçlerinde hız, etkinlik ve koordinasyonun artırılmasına yönelik uygulamalar değerlendirildi. Sahadan gelen geri bildirimler doğrultusunda mevcut sistemin güçlü yönleri ve geliştirilmesi gereken alanlar masaya yatırıldı. Müdür Erhan Tatar, 112 Acil Çağrı Merkezinin vatandaşların en kritik anlarında ilk nokta olduğuna dikkat çekerek, çağrılara en kısa sürede yanıt verilmesi ve doğru birimlerin hızlı şekilde yönlendirilmesinin temel hedef olduğunu vurguladı. Toplantıda ayrıca yeni dönem hedefleri belirlendi. Eğitim faaliyetlerinin artırılması, birimler arası iletişimin güçlendirilmesi ve teknolojik altyapının daha etkin kullanılması yönünde atılacak adımlar planlandı. 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürlüğü, vatandaşlara daha hızlı, etkin ve güvenilir acil yardım sunmak amacıyla çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceğini bildirdi.
23 Aralık 2025 Salı - 10:26
Prof. Dr. Özercan, "Her doku örneği kanser anlamına gelmiyor"
Patolojiye başvuran birçok hastanın ’kanser miyim’ endişesi yaşadığını aktaran Prof. Dr. İbrahim Hanifi Özercan, "Her doku örneği kanser anlamına gelmiyor. Patoloji sadece kanser tanısı koymaz. Tüberküloz gibi enfeksiyon hastalıkları, lupus gibi bağışıklık sistemi hastalıkları ve deride oluşan lezyonlar da doku incelemesiyle teşhis edilebilir" dedi. Fırat Üniversitesi Hastanesi Patoloji Anabilim Dalı, 7 öğretim üyesi, 10 asistan ve yaklaşık 17 teknisyen ile bölgeye hizmet veriyor. Yılda yaklaşık 28 bin biyopsi değerlendirildiği patoloji birimi bölgeye umut oluyor. Patoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Hanifi Özercan, patoloji biriminin çalışmaları hakkında bilgi verdi. Fırat Üniversitesi Hastanesi Patoloji Anabilim Dalı’nın 1987 yılında kurulduğunu belirten Prof. Dr. Özercan, "Birimin kurulduğu günden bu yana bölgeye hizmet sunuyoruz. Tüm doku, sıvı ve biyopsi örnekleri rutin şekilde inceleniyor ve raporlanıyor. Patoloji, hastalık tanısında kritik öneme sahip. Patolojiye gönderilen doku örnekleri önce kayıt işlemlerinden geçiyor, ardından laboratuvarda uygun şekilde işleniyor. Doku örnekleri önce formalin ile tespit ediliyor, daha sonra çeşitli sıvılardan geçirilerek parafine gömülüyor. Hazırlanan dokulardan 4 mikron kalınlığında kesitler alınarak camlara yerleştiriliyor, boyama işlemlerinin ardından mikroskop altında inceleniyor" dedi. Anabilim dalında yılda 27-28 bin arasında biyopsi değerlendirildiğini aktaran Özercan, "Bu sayı bölgenin sağlık yükünün önemli bir kısmını temsil ediyor. Patolojiye başvuran birçok hasta, ‘kanser miyim’ endişesi yaşıyor. Her doku örneği kanser anlamına gelmiyor. Patoloji sadece kanser tanısı koymaz. Tüberküloz gibi enfeksiyon hastalıkları, lupus gibi bağışıklık sistemi hastalıkları ve deride oluşan lezyonlar da doku incelemesiyle teşhis edilebilir. Laboratuvarda işlenen tüm örneklerin tanısı mikroskop altında netleştirilmektedir. Laboratuvarda kanser tanısı doğruluğunu artıran birçok ileri yöntem kullanıyoruz. İmmünohistokimya, histokimya ve insitu hibridizasyon gibi tekniklerin tanıda önemli katkı sunuyor. Anabilim dalında 7 öğretim üyesi, 10 asistan ve yaklaşık 17 teknisyen/sekreter ile hizmet veriyoruz. Ekip tüm süreci titizlikle yürütüyor. Bölgede özellikle gastrointestinal sistem kanserleri, meme kanserleri ve akciğer kanserleri daha sık görülüyor. Erken tanı tedavi başarısını büyük ölçüde artırıyor. Vatandaşları bu konuda duyarlı olmaya çağırıyorum. Şüpheli bir durumda mutlaka sağlık merkezimize başvurarak biyopsi örneğinin değerlendirilmesini sağlamak büyük önem taşıyor" diye konuştu.
23 Aralık 2025 Salı - 10:23
Prof. Dr. Özercan: "Her doku örneği kanser anlamına gelmiyor"
Patolojiye başvuran birçok hastanın kanser miyim endişesi yaşadığını aktaran Prof. Dr. İbrahim Hanifi Özercan, "Her doku örneği kanser anlamına gelmiyor. Patoloji sadece kanser tanısı koymaz. Tüberküloz gibi enfeksiyon hastalıkları, lupus gibi bağışıklık sistemi hastalıkları ve deride oluşan lezyonlar da doku incelemesiyle teşhis edilebilir" dedi. Fırat Üniversitesi Hastanesi Patoloji Anabilim Dalı, 7 öğretim üyesi, 10 asistan ve yaklaşık 17 teknisyen ile bölgeye hizmet veriyor. Yılda yaklaşık 28 bin biyopsi değerlendirildiği patoloji birimi bölgeye umut oluyor. Patoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Hanifi Özercan, patoloji biriminin çalışmaları hakkında bilgi verdi. Fırat Üniversitesi Hastanesi Patoloji Anabilim Dalı’nın 1987 yılında kurulduğunu belirten Prof. Dr. Özercan, "Birimin kurulduğu günden bu yana bölgeye hizmet sunuyoruz. Tüm doku, sıvı ve biyopsi örnekleri rutin şekilde inceleniyor ve raporlanıyor. Patoloji, hastalık tanısında kritik öneme sahip. Patolojiye gönderilen doku örnekleri önce kayıt işlemlerinden geçiyor, ardından laboratuvarda uygun şekilde işleniyor. Doku örnekleri önce formalin ile tespit ediliyor, daha sonra çeşitli sıvılardan geçirilerek parafine gömülüyor. Hazırlanan dokulardan 4 mikron kalınlığında kesitler alınarak camlara yerleştiriliyor, boyama işlemlerinin ardından mikroskop altında inceleniyor" dedi. Anabilim dalında yılda 27-28 bin arasında biyopsi değerlendirildiğini aktaran Özercan, "Bu sayı bölgenin sağlık yükünün önemli bir kısmını temsil ediyor. Patolojiye başvuran birçok hasta, ‘kanser miyim’ endişesi yaşıyor. Her doku örneği kanser anlamına gelmiyor. Patoloji sadece kanser tanısı koymaz. Tüberküloz gibi enfeksiyon hastalıkları, lupus gibi bağışıklık sistemi hastalıkları ve deride oluşan lezyonlar da doku incelemesiyle teşhis edilebilir. Laboratuvarda işlenen tüm örneklerin tanısı mikroskop altında netleştirilmektedir. Laboratuvarda kanser tanısı doğruluğunu artıran birçok ileri yöntem kullanıyoruz. İmmünohistokimya, histokimya ve insitu hibridizasyon gibi tekniklerin tanıda önemli katkı sunuyor. Anabilim dalında 7 öğretim üyesi, 10 asistan ve yaklaşık 17 teknisyen/sekreter ile hizmet veriyoruz. Ekip tüm süreci titizlikle yürütüyor. Bölgede özellikle gastrointestinal sistem kanserleri, meme kanserleri ve akciğer kanserleri daha sık görülüyor. Erken tanı tedavi başarısını büyük ölçüde artırıyor. Vatandaşları bu konuda duyarlı olmaya çağırıyorum. Şüpheli bir durumda mutlaka sağlık merkezimize başvurarak biyopsi örneğinin değerlendirilmesini sağlamak büyük önem taşıyor" diye konuştu.
23 Aralık 2025 Salı - 10:21
Genetik testler kalp hastalıklarında erken teşhisin anahtarı
Kalp hastalıkları, dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Prof. Dr. İlhan Sezgin, genetik testlerin kalp hastalıklarının erken teşhisi, önlenmesinde giderek daha kritik bir rol üstlendiğini vurguladı. Medicana Bursa Hastanesi Genetik Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İlhan Sezgin, kalp hastalıklarının yalnızca hayat tarzı ve çevresel faktörlerle değil, aynı zamanda genetik yatkınlıkla da yakından ilişkili olduğunu belirterek şunları söyledi; "Kalp hastalıkları; genetik, çevresel etkenler ve yaşam biçiminin bir araya gelmesiyle ortaya çıkar. Ancak bazı bireylerde genetik faktörler, kalp hastalıkları riskini belirgin şekilde artırabilmektedir." Ailevi hiperkolesterolemi, koroner arter hastalığı, kardiyomiyopatiler ve kalp ritim bozukluklarının genetik temelli olabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. İlhan Sezgin, genetik testler sayesinde bu hastalıkların erken dönemde tespit edilebildiğini ifade etti. Sezgin, "Özellikle LDLR, APOB, PCSK9, MYH7, MYBPC3 ve SCN5A gibi genlerdeki mutasyonlar, kalp hastalıklarının gelişiminde önemli rol oynayabiliyor. Bu mutasyonların tespit edilmesi, hastaların erken yaşta önlem almasını ve tedaviye zamanında başlamasını sağlıyor" dedi. Genetik kökenli kardiyomiyopatiler ve aritmilerin, ani kalp durması riskini artırabileceğini belirten Prof. Dr. İlhan Sezgin, özellikle Long QT ve Brugada sendromu gibi kalıtsal ritim bozukluklarında genetik testlerin hayati önem taşıdığını vurguladı. Segin, "Bu testler yalnızca hastayı değil, aile bireylerini de koruyucu sağlık hizmetleri açısından değerlendirme imkânı sunuyor" diye konuştu. Marfan, Noonan, DiGeorge ve Ehlers-Danlos gibi bazı genetik sendromlarda kalp hastalıklarının önemli bir bileşen olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sezgin, bu hastalarda multidisipliner yaklaşımın önemini vurguladı. Sezgin, "Her sendromda kalp tutulumunun tipi ve şiddeti farklı olabilir. Bu nedenle genetik danışmanlık ve düzenli takip büyük önem taşır" şeklinde konuştu. Genetik testlerin, kişiye özel tedavi ve izlem planlarının oluşturulmasına imkan sağladığını belirten Prof. Dr. İlhan Sezgin, sözlerini şöyle tamamladı; "Genetik test sonuçları mutlaka klinik keşifler ve aile öyküsü ile birlikte değerlendirilmelidir. Medicana Bursa Hastanesi olarak, kalp hastalıklarına yönelik genetik çalışmaları başarıyla yürütüyor ve hastalarımıza bilimsel temelli, kişiselleştirilmiş sağlık hizmeti sunuyoruz."
23 Aralık 2025 Salı - 10:16
Uzmanından kış hastalıklarına karşı "vücut direncini yüksek tutun" uyarısı
Düzce’de hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyrederken aniden düşmesiyle birlikte kış hastalıkları kapıyı çaldı. Mevsim geçişine hazırlıksız yakalanan ve vücut direnci düşen vatandaşlar hastane acil servislerinde yoğunluk oluştururken, uzmanlar hastalıklara davetiye çıkaran "sıcak-soğuk dengesizliğine" karşı uyarılarda bulundu. Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Acil Tıp Uzmanı Dr. Sinan Özdemir, havaların soğumasıyla acil servislerde yoğunluk yaşandığını belirterek, vatandaşları vücut direncini korumaları konusunda uyardı. Özdemir, mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıklarının aniden düşmesiyle üst solunum yolu enfeksiyonlarında artış gözlendiğini söyledi. Okulların açılması ve toplu taşıma kullanımının, virüslerin damlacık yoluyla bulaşmasını kolaylaştırdığına dikkati çeken Özdemir, mevsimsel grip, influenza, sinüzit ve rinit vakalarının hastaneye başvuru sıklığını artırdığını kaydetti. Dr. Özdemir, halk arasında "koronavirüsün tekrar arttığı" yönündeki söylemlere ilişkin, klinik olarak solunum yolu hastalıklarında artış gözlemlediklerini ancak kesin tanının PCR testleriyle konulabileceğini, bu nedenle vakaların kaynağının covid-19, influenza veya diğer virüsler olup olmadığı konusunda genelleme yapmanın doğru olmayacağını ifade etti. "Sıcak-soğuk dengesine dikkat edilmeli" Hastalıklardan korunmak için vücut direncinin yüksek tutulması gerektiğini vurgulayan Özdemir, şunları kaydetti: "Kişilerin direncini yüksek tutması gerekiyor. Hava soğuduysa kalın giyinip, kendimizi koruyacağız. Tabii kişi toplu taşıma kullandığında zaman zaman çok dikkat edemiyor. Vatandaş, sıcak-soğuk dengesini tam yapamadığında direncin kırılmasına sebebiyet veriyor. Sabah çok soğukta çıkıp fark edilmediği zamanlar olabiliyor. Genel vücut direncini korumak için meyve ve lifli gıda tüketmek faydalı olunacaktır." Hafif semptomlarda evde istirahat ve vitamin takviyesi öneren Özdemir, "Burun akıntısı, öksürük ve hapşırma gibi durumlarda vatandaşlarımız evde basit destekleyici tedaviler uygulayabilir. Ancak dirençli ateş ve ciddi solunum güçlüğü varsa vakit kaybetmeden en yakın acil servise başvurulmalı" uyarısında bulundu.
23 Aralık 2025 Salı - 10:07
Aort damarı yırtılan Libyalı hasta, İzmir’de kapalı yöntemle tedavi edildi
Libya’nın Mısrata şehrinde yaşayan, emekli ve 5 çocuk babası Alhussein Ahmed Mohamed Abdulkafi, hayati risk taşıyan aort damarı yırtılması nedeniyle yatırıldığı Acıbadem Kent Hastanesi’nde kapalı yöntemle gerçekleştirilen "stentli yapay damar" uygulamasıyla şifa buldu. Doç. Dr. Cüneyt Narin, hastada hayatı tehdit eden Tip III aort diseksiyonu (yırtılması) olduğunu belirterek, "Yırtığın ilerleyerek beyin damarlarını etkileme riski vardı. Girişimsel yöntemle yırtığı kontrol altına aldık ve hastanın şikâyetlerinde belirgin düzelme sağladık. Sağlıkla ülkesine uğurladık" dedi. Uzun süredir yüksek tansiyon hastası olan ve daha önce kalp damarlarındaki darlıklar nedeniyle stent takılan Libyalı hastada, ani gelişen karın, sırt ve bel ağrıları üzerine yapılan tetkiklerde hayati risk taşıyan Tip 3 aort diseksiyonu tespit edildi. Yapılan tetkiklerde, aort damarının sol kol damarının çıktığı bölgeden başlayarak sol bacak damarına kadar uzanan ciddi bir yırtık olduğu belirlendi. "Tip III aort diseksiyonu" olarak adlandırılan bu hayati tablo, böbrek damarlarına giden kan akımını da azaltarak böbrek yetmezliğine yol açtı. Hasta bu süreçte diyalize alınmak zorunda kaldı. Tedavi amacıyla bir dönem Tunus’ta da izlenen hasta, daha sonra Türkiye’ye getirilerek farklı merkezlerde takip edildi. Şikâyetlerinin medikal tedaviyle gerilememesi üzerine 21 Ekim 2025 tarihinde Acıbadem Kent Hastanesi’ne sevk edilen Abdulkafi, Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Cüneyt Narin ve Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Parıldar tarafından multidisipliner olarak değerlendirildi. Stentli yapay damar uygulandı Hastaya, yırtılan damarın stabilize edilmesi ve yırtığın beyin damarları gibi hayati bölgelere ilerlemesinin önlenmesi amacıyla kapalı (anjiyografik) yöntemle operasyon planladıklarını belirten Doç. Dr. Narin, şu bilgileri verdi: "Hastamızda hayatı tehdit eden Tip III aort diseksiyonu mevcuttu. Çok şanslıymış. Yırtığın ilerleyerek beyin damarlarını etkileme riski vardı. Geçtiğimiz 23 Ekim’de Prof. Dr. Parıldar ile birlikte girişimsel yöntemle hem yırtığın başladığı bölgeye hem de yırtık nedeniyle kapanan sol böbrek atar damarına stentli yapay damar yerleştirdik. Uygulanan tedaviyle, aort damarındaki anormal kan akışı engellenerek kanın olması gereken damar boşluğundan akması sağlandı. Operasyon öncesinde sırt üstü yatmakta zorlanan, şiddetli karın ve bel ağrıları nedeniyle sürekli eğilmek zorunda kalan hastanın, işlem sonrası ağrıları geçerken, rahatça yürüyebilir ve günlük aktivitelerini sorunsuz şekilde yapabilir hale geldi. Tedavi sürecinde diyetisyen eşliğinde beslenmesi düzenlenen hastamız, haftada üç gün diyaliz programına alındı ve kalp ritim bozukluğu nedeniyle pıhtı önleyici tedavisi planlandı. Genel durumunun düzelmesi üzerine taburcu ettik ve ülkesine uğurladık." 2022 yılında sağlığının bozulduğunu, kalp damarlarından birine stent takıldığını, kalp kasında zayıflık, kol ve bacaklarında ödem olduğunu belirten Abdulkafi ise ülkesine yeniden doğmuş olarak döneceğini belirterek, "Ne oturabiliyor, ne yürüyebiliyordum. Sadece sağ tarafıma sabit yatıyordum. Aorttaki yırtık yaşamımı tehdit ediyordu. Yani her an ölümle burun burunaydım. Öldürmeyen Allah öldürmüyor, çok şanslıymışım. Libya’da bu tedaviler yapılmıyor, keza Tunus’ta da öyle. Ben de tedavi olmak için İzmir’e geldim. Çok çektim ama Acıbadem Kent Hastanesi’nde gördüğüm başarılı tedaviyle şikayetlerimden kurtuldum. Emeği geçen tüm doktorlarıma çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
23 Aralık 2025 Salı - 09:54
Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bilimsel ve akademik buluşma
Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Türk Nöroşirurji Derneği Spinal & Periferik Sinir Cerrahisi Grubu tarafından düzenlenen önemli bir bilimsel etkinliğe ev sahipliği yaptı. Program kapsamında hastanede Canlı Endoskopik Diskektomi Ameliyatı gerçekleştirildi. Etkinliğe Türkiye’nin farklı illerinden 139 Beyin ve Sinir Cerrahisi uzmanı katılım sağladı. Canlı ameliyat, aynı zamanda online olarak yayınlanarak çok sayıda hekim ve akademisyen tarafından eş zamanlı takip edildi. Programda güncel cerrahi yaklaşımlar, minimal invaziv teknikler ve klinik uygulamalara ilişkin deneyimler paylaşıldı. Başhekim Dr. Öğr. Üyesi Mesut Saka, etkinliğe ilişkin yaptığı açıklamada, "Bilimsel eğitime ve nitelikli sağlık hizmetine katkı sunan bu değerli organizasyonda emeği geçen tüm meslektaşlarımıza teşekkür ediyor, bilgi ve deneyim paylaşımının artarak devam etmesini temenni ediyoruz." ifadelerini kullandı. Başhekim Dr. Öğr. Üyesi Mesut Saka ayrıca, bu bilimsel ve akademik çalışmada emeği geçen Hastanemiz Beyin ve Sinir Cerrahisi ABD Başkanı Doç. Dr. İsmail Kaya ile Uzm. Dr. Sinan Sağıroğlu’na teşekkür ederek, başarılarının devamını diledi.
23 Aralık 2025 Salı - 09:53
KSBÜ DİLKOM’dan ’Bilim Kafe Etkinliği’
Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi (KSBÜ) Dil ve Konuşma Bozuklukları Uygulama ve Araştırma Merkezi (DİLKOM), Bilim Kafe Etkinlikleri kapsamında Kütahya’da farkındalık oluşturmaya yönelik önemli bir çalışma gerçekleştirdi. Vatandaşları dil ve konuşma bozuklukları konusunda bilgilendirmek amacıyla düzenlenen etkinlikte, DİLKOM ekibi Sevgi Yolu girişinde stant kurarak halkla bir araya geldi. Etkinlikte DİLKOM öğrencileri, bitirme projesi dersleri kapsamında aktif görev aldı. Stantta, öğrenciler tarafından hazırlanan bilgilendirici broşürler vatandaşlara dağıtılarak; dil ve konuşma bozukluklarının belirtileri, nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında sade ve anlaşılır bilgiler paylaşıldı. DİLKOM ekibi, Aralık ayı boyunca sürecek çalışmalarla toplumda farkındalık oluşturmayı, erken teşhisin önemine dikkat çekmeyi ve ihtiyaç duyan bireyleri doğru şekilde yönlendirmeyi hedefliyor. KSBÜ’nün topluma hizmet misyonu doğrultusunda gerçekleştirilen Bilim Kafe etkinliklerinin, üniversite ile toplum arasındaki iş birliğini güçlendirmeye devam edeceği ifade edildi.
23 Aralık 2025 Salı - 09:51
Kütahya’ya 2 yeni 112 Acil Sağlık Ambulansı tahsis edildi
Kütahya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ensar Durmuş, Sağlık Bakanlığı tarafından Kütahya’ya 2 adet 112 Acil Sağlık Ambulansının tahsis edildiğini açıkladı. Doç. Dr. Durmuş, gerekli işlemlerin tamamlanmasının ardından ambulansların Altıntaş ve Hisarcık 112 Acil Yardım İstasyonlarında hizmet vermeye başlayacağını belirtti. Yeni ambulansların, acil sağlık hizmetlerinin etkinliğini artırarak vatandaşlara daha hızlı ve kaliteli sağlık hizmeti sunulmasına katkı sağlaması hedefleniyor.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder