SAĞLIK
Milas Kemikler Mahallesi içme suyu hattı kamusal alana taşınıyor 23 Mart 2026 Pazartesi - 13:51:57 MUSKİ Genel Müdürlüğü, Milas ilçesi Kemikler Mahallesi’nde vatandaşların parsellerinden geçen içme suyu hatlarını, vatandaşların mülkiyetinden geçtiği için arızalara müdahalenin zorlaşması sorununu ortadan kaldırmak ve su kesintilerini en aza indirmek amacıyla toplam 2 bin 500 metrelik hattı kamusal alana taşıyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın il genelinde içme suyu hatlarının güçlendirilerek yaşanabilecek kesinti sürelerinin en aza indirilmesi yönündeki talimatları doğrultusunda, yatırımlarına devam eden Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü çalışmalarına Milas ilçesinin Kemikler Mahallesi’nde devam ediyor. Hatları kamusal alana taşınmasıyla müdahaleler kolaylaşıyor MUSKİ Genel Müdürlüğü ekipleri, Milas ilçesi Kemikler Mahallesi’nde içme suyu hatlarını modernize ederek daha güvenilir ve sürdürülebilir bir altyapı oluşturmak için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Mahallede uzun yıllardır vatandaşların özel mülklerinden geçen hatlar, özellikle yaz aylarında ve su talebinin arttığı dönemlerde kireçlenmeye bağlı tıkanmalar nedeniyle sık arızalanıyor; müdahale sırasında ekili tarım alanlarına zarar verme riski bulunuyor, bu sebeple arızalar uzun süre giderilemiyordu. Bu kapsamda MUSKİ ekipleri, 2 bin 500 metrelik terfi ve şebeke hattını kamusal sınıra taşıyarak yeniliyor. Hatların yol kamusal sınıra alınmasıyla, arızalara daha hızlı ve sağlıklı müdahale edilerek kesinti sürelerinin kısaltıldığı bir altyapı sistemi oluşturuluyor ve kireç kaynaklı tıkanmaların önüne geçiliyor. Çalışmaların yaklaşık 10 gün içinde tamamlanması planlanıyor. Kemikler Mahallesi Muhtarı Mehmet Kızıldağ, "Bir patlak olduğunda, ekili alanlara zarar veriyordu" Yürütülen şebeke hattı yenileme çalışmaları sayesinde, daha önce ekili ve biçili tarım alanlarından geçen hatlara müdahalede yaşanan zorlukların ortadan kaldırılacağına yönelik memnuniyetini belirten Kemikler Mahallesi Muhtarı Mehmet Kızıldağ, " Uzun yıllardır mahallemizde içme suyu hatları özel mülklerin içinden geçtiği için birçok zorluk yaşıyorduk. Özellikle bir patlak olduğunda, mısır ve buğday gibi ekili alanlara zarar veriyordu. Bu da hem vatandaşlarla zaman zaman sorun yaşamamıza neden oluyordu hem de MUSKİ ekiplerinin müdahale etmesini güçleştiriyordu. Üstelik hatlar çok eski olduğu için sık sık arızalar ve tıkanıklıklar yaşanıyordu. Bu nedenle hatların yenilenmesi artık şarttı. MUSKİ Genel Müdürlüğü’ne yaptığımız görüşmeler sonucunda bu durumu kendilerine ilettik. Bölge müdürlüğümüz ve ekiplerle sürekli iletişim halindeydik. Taleplerimiz değerlendirildi, sağ olsunlar hızlı bir şekilde proje hazırlandı ve çalışmalar başlatıldı. Şu anda da ekiplerimiz çalışmalarını titizlikle sürdürüyor. Başta Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Aras olmak üzere, MUSKİ Genel Müdürümüz Yılmaz Şengül’e ve sahada görev yapan tüm ekiplerimize şahsım ve mahalle halkım adına teşekkür ediyorum. Bu çalışmalar sayesinde artık hem altyapımız güvenli hale geliyor hem de vatandaşlarımızın günlük yaşamı kesintisiz suya erişimle daha rahat oluyor" dedi.
23 Mart 2026 Pazartesi - 12:39 Aile hekiminin ısrarı hayat kurtardı: "İhmal ettiğim test sayesinde kanserden kurtuldum" Yalova’da yaşayan İlçe Özel İdare Müdürü Burhan Özsoy, aile hekiminin yoğun ısrarı ve yakın takibi sayesinde, ihmal ettiği tarama testiyle erken evrede yakaladığı kanseri yenmeyi başardı. Özsoy, "Eğer doktorumun ısrarını dinlemeseydim, belki de bugün hayatta olmayacaktım" dedi. Yalova İlçe Özel İdare Müdürü Burhan Özsoy, yaklaşık dört ay önce rutin bir kontrol için aile hekimine başvurdu. Özsoy, daha önceki ziyaretlerinde kendisine defalarca önerilmesine rağmen iş yoğunluğu ve çeşitli sebeplerle ihmal ettiği ’gaitada gizli kan’ (GGK) testini bu kez yaptırmaya karar verdi. Yapılan ilk testin pozitif çıkması üzerine, tedbir amaçlı uygulanan ikinci test de aynı sonucu verince süreç hızlandı. Korkup vazgeçecekken doktoru devreye girdi Teşhis sürecinin en kritik noktası ise sevk aşamasında yaşandı. Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne yönlendirilen Özsoy, kolonoskopi ve endoskopi işlemlerinden çekinerek aldığı randevuyu iptal etmek istedi. Ancak Aile Hekimi Dr. Haşim Kabanka, hastasının durumunu yakından takip ederek randevunun iptal edilmesine izin vermedi ve bizzat süreci yöneterek Özsoy’un hastaneye gitmesini sağladı. Hastanede yapılan kolonoskopi sırasında bağırsakta tespit edilen polipler operasyonla alındı. Patoloji incelemesinde poliplerden birinde kanser hücresine rastlanması üzerine, ileri tetkikler için İstanbul Çapa Tıp Fakültesi’nde ameliyat kararı alındı. Yaklaşık 15-20 santimlik bir bölümü alınan Özsoy’un ameliyat sonrası patoloji sonuçları temiz çıktı ve erken teşhis sayesinde kemoterapiye gerek kalmadan sağlığına kavuştu. "Ücretsiz tarama testlerini ihmal etmeyin" Yaşadığı süreci anlatan Burhan Özsoy, aile hekimine minnettar olduğunu belirterek şunları söyledi: "Aile hekimim Dr. Haşim Kabanka’ya çok teşekkür ediyorum. Sadece testi yapmamı istemedi, hastane randevumu bizzat takip etti ve gitmem için ısrarcı oldu. Eğer onun bu kararlı tutumu olmasaydı hastalık ilerleyecekti. Bu basit ve ücretsiz testle kanser önlenebilir. Lütfen kimse ’bana bir şey olmaz’ demesin, düzenli taramalarını yaptırsın." Uzmanlar, 50-70 yaş aralığındaki tüm vatandaşların Aile Sağlığı Merkezleri ve KETEM’lerde ücretsiz olarak sunulan tarama testlerini düzenli olarak yaptırmasının hayati önem taşıdığını hatırlatıyor.
23 Mart 2026 Pazartesi - 11:39 Büyükşehir hizmete açtı, iki haftada bin 500 hasta tedavi edildi Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu tarafından Aydın’a kazandırılan Aydın Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği ücretsiz olarak hizmet vermeye başlarken, vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaşan poliklinikte iki hafta bin 500 hasta tedavi edildi. Aydın Büyükşehir Belediyesi tarafından tamamen ücretsiz olarak hizmete açılan Aydın Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği, modern yapısı, çağdaş tıbbi donanımı ve uzman kadrosu ile kent merkezinde hizmet vermeye başladı. Nazilli’nin ardından 4 Mart tarihinde Efeler ilçesinde açılan polikliniğe vatandaşlar yoğun ilgi gösterirken, açıldığı iki haftalık süre içerisinde poliklinikte bin 500 hasta sağlığına kavuştu. Sabahın erken saatlerinden itibaren randevu oluşturan ve başvuruda bulunan vatandaşlar, sunulan hizmetten memnuniyet duyduklarını dile getirirken, ‘hizmetin kötüsü olmaz’ diyerek ücretsiz diş sağlığı hizmeti için Başkan Özlem Çerçioğlu’na teşekkür etti. "Günde yaklaşık 120 hastaya bakıyoruz" Günlük yaklaşık 120 hastaya baktıklarını ifade eden Aydın Büyükşehir Belediyesi Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği Mesul Müdürü Dt. Oktay Ege Mülhim; "Burası Aydın Büyükşehir Belediye Başkanımız Özlem Çerçioğlu’nun sosyal belediyecilik anlayışıyla sağlık alanında yapmış olduğu yatırımlardan birisi olan Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği. 4 Mart’tan bu yana hastalarımıza hizmet veriyoruz ve bugüne kadar yaklaşık bin 500’e yakın hastamız başvurdu, tedavilerini oldular. Tedavi olmak için randevu alan hastalarımız da sırada bekliyor. Burada diş taşı temizliği, dolgu tedavisi, kanal tedavisi, diş çekimi işlemlerini uyguluyoruz. Çocuk ve yetişkin hastalarımıza bakıyoruz. On muayene odamız ve 10 diş hekimimiz ile vatandaşlarımıza hizmet veriyoruz. Günlük yaklaşık 120 tane hastamızı kabul ediyoruz. Hastalarımız bize başvurduğunda muayene odamıza alıp ağız içi muayenelerini yapıyoruz, şikayetlerini dinliyoruz. Sonra son teknoloji panoramik röntgen cihazımızla hastalarımızdan filmlerini alıp, tekrardan muayene odamıza getiriyoruz. Burada gerekli işlemleri uyguladıktan sonra hastalarımızı şifa ile uğurluyoruz. Randevu almak için hastalarımız telefon hattıyla 08.30’dan akşam 18.00’a kadar tedavilerini randevu alarak olabilirler. Randevu sırası bulamayan hastalarımız, buraya başvurarak çok yakın bir tarihte randevusunu alarak tedaviye başlıyorlar. İşlemleri bittikten sonra hastalarımız memnuniyetlerini dile getiriyor ve buradan başkanımıza çok teşekkürlerini iletiyorlar. Kırsal bölgelerden gelen vatandaşlarımız özellikle bu hizmetten çok memnun. Ücretsiz bir şekilde verdiğimiz tedaviler halkımız açısından büyük bir memnuniyetle karşılanıyor. Polikliniğimiz açılalı iki hafta oldu. Bu süreçte vatandaşlarımızdan gelen yoğun taleple, iki haftada yaklaşık bin 500 hasta muayene ettik, tedavilerini yaptık. Başkanımız Özlem Çerçioğlu‘nun desteğiyle vatandaşlarımıza şifa dağıtmaya devam edeceğiz" dedi. "Hizmetin iyisi kötüsü olmaz" Diş sağlığının önemli olduğunu ve anlamlı bir hizmet olduğunu ifade eden vatandaşlardan Reyhan Aydın; "Kontrol için gelmiştim aynı zamanda kardeşimin diş tedavisi vardı. Onları hallettireyim dedim. Uzun süredir zaten başka yerlerde sıra bekliyorduk ama burası bizim kolayımıza geldi. Bir ihtiyaçtı. Diş tedavisi aslında günümüzde lüks gibi görünüyor ama çok büyük ihtiyaçlardan bir tanesi. Zaten sıra beklemekten de çok sıkılmıştık. Çoğu zaman diş tedavilerimizi başka yerde yaptırmak için üç ay, beş ay gibi tarihlerden bahsediliyordu. O da tabii ki hastalığımızın ilerlemesine sebep oluyordu ama burada işimiz kolaylaştırıldı. Bir telefon kadar yakın. Randevularımız hemen zaten gerçekleştiriliyor, haftanın içerisinde memnun kaldık. İnşallah bu şekilde devam eder diye düşünüyorum" şeklinde konuştu. Verilen hizmetten memnun kaldığını ifade eden vatandaşlardan Sacit Bellek ise "Bir hafta önce gelmiştim şimdi de torunumu getirdim. Çok memnun kaldık. Hizmetin iyisi kötüsü olmaz, herkese de tavsiye ederim. Ne kadar çok vatandaşa hizmet gelirse iyi olur" dedi.
23 Mart 2026 Pazartesi - 11:18 Çocuk Hastalıkları Hastanesinde bayramda örnek uygulama Ramazan Bayramının üç günü boyunca Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesinde hayata geçirilen mesai dışı poliklinik hizmeti, sağlık hizmetlerinde örnek bir uygulama olarak dikkat çekti. Bayramın 1., 2. ve 3. gününde, acil servis yoğunluğunu azaltmak amacıyla mesai dışı saatlerde 4 çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı tarafından poliklinik hizmeti sunuldu. Bu kapsamda günlük ortalama 300 çocuk hastaya sağlık hizmeti verildi. Hastanenin acil servisinde ise sağlık hizmetlerinin etkinliğini artırmaya yönelik uygulama kapsamında çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanları tarafından hizmet sunumu gerçekleştirildi. Mesai dışı poliklinik desteği ile birlikte hizmet kapasitesi güçlendirilerek, yoğunluk etkin şekilde yönetildi. Bu model sayesinde, acil servise başvuran elektif hasta yoğunluğu etkin şekilde ayrıştırıldı. Böylece gerçek acil vakalara daha hızlı ve kaliteli müdahale imkânı sağlanırken, vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştı ve hasta memnuniyeti önemli ölçüde artırıldı. Diyarbakır İl Sağlık Müdürümüz Uzm. Dr. Emre Asiltürk, uygulamaya ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: ’’Bayram süresince mesai dışı poliklinik hizmetimizi sürdürerek çocuk hastalarımızın sağlık hizmetine erişimini kolaylaştırdık. Bu uygulama ile acil servis yoğunluğunu azalttık ve vatandaşlarımıza daha hızlı, nitelikli hizmet sunduk. Sağlık hizmetlerinde vatandaş odaklı yaklaşımımızı sürdürmeye devam edeceğiz.’’ Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesinde uygulanan bu model, bayram süresince sağlık hizmetlerinin etkin ve hasta odaklı sunumuna önemli katkı sağladı.
Hastayken kana ihtiyaç duydu, 3 ayda bir kan vermeye başladı
23 Aralık 2025 Salı - 11:03 Hastayken kana ihtiyaç duydu, 3 ayda bir kan vermeye başladı Diyarbakır’da yaşayan 51 yaşındaki kamu işçisi Mutlu Demirci, geçirdiği bir rahatsızlık nedeni ile kana ihtiyaç duydu. Kan bağışının önemini hastalığı ile anlayan Demirci, 3 ayda bir kan bağışında bulunmaya başladı. Diyarbakırlı Demirci, düzenli olarak kan bağışında bulunuyor. Yıllar önce ilk kanını bağışlayan Demirci, 45’inci kez kan verdi. Demirci, ’’Bundan 13 yıl önce hastalandım. Hastalığımın tedavisi için ameliyat olmam gerekti. Hastane yetkilileri ameliyat tedavisinde kana ihtiyaç olabileceğini bundan dolayı yakınlarımdan kan bağışımda bulunmamı istediler. Ben de yakınlarıma durumu izah ettim, onlarda hastaneye gelerek kan bağışında bulundular. Tedavi aşamamda kanın ne kadar önemli olduğunu anladım. Bende, inşallah iyileşirsem bundan sonra bende kan bağışında bulunacağıma söz verdim. Allah’a çok şükür iyileştim ve o günden sonra her üç ayda bir Kızılay’a kan bağışında bulunmaya başladım. Kan bağışını kendime bir insanlık görevi olarak görmeye başladım. Çünkü kan sürekli olan bir ihtiyaçtır. Hastanelerde tedavi gören, trafik kazalarında yaralanıp kana ihtiyaç duyan yüz binlerce insan var. Bir, iki, üç, beş diye sayarken bugün 44. kan bağışında bulundum. Allah kısmet ederse, ömrüm yettiği kadar, kan bağışında bulunup, sosyal sorumluluğumu yerine getireceğim. Buradan sizler aracılığıyla herkese sesleniyorum, lütfen sizler de kan bağışında bulunun. Her geçen dakika, saat ve gün her an kana ihtiyaç var. Kendiniz için , aileniz için ve tüm sevdikleriniz için kan bağışında bulunun’’ dedi . Kızılay kan bağışçılarını 10. bağışta bronz madalya, 25. kan bağışında gümüş madalya, 35. bağışta altın madalya, 45. bağışta plaketle ödüllendiriyor.
Prof. Dr. Özercan, "Her doku örneği kanser anlamına gelmiyor"
23 Aralık 2025 Salı - 10:26 Prof. Dr. Özercan, "Her doku örneği kanser anlamına gelmiyor" Patolojiye başvuran birçok hastanın ’kanser miyim’ endişesi yaşadığını aktaran Prof. Dr. İbrahim Hanifi Özercan, "Her doku örneği kanser anlamına gelmiyor. Patoloji sadece kanser tanısı koymaz. Tüberküloz gibi enfeksiyon hastalıkları, lupus gibi bağışıklık sistemi hastalıkları ve deride oluşan lezyonlar da doku incelemesiyle teşhis edilebilir" dedi. Fırat Üniversitesi Hastanesi Patoloji Anabilim Dalı, 7 öğretim üyesi, 10 asistan ve yaklaşık 17 teknisyen ile bölgeye hizmet veriyor. Yılda yaklaşık 28 bin biyopsi değerlendirildiği patoloji birimi bölgeye umut oluyor. Patoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Hanifi Özercan, patoloji biriminin çalışmaları hakkında bilgi verdi. Fırat Üniversitesi Hastanesi Patoloji Anabilim Dalı’nın 1987 yılında kurulduğunu belirten Prof. Dr. Özercan, "Birimin kurulduğu günden bu yana bölgeye hizmet sunuyoruz. Tüm doku, sıvı ve biyopsi örnekleri rutin şekilde inceleniyor ve raporlanıyor. Patoloji, hastalık tanısında kritik öneme sahip. Patolojiye gönderilen doku örnekleri önce kayıt işlemlerinden geçiyor, ardından laboratuvarda uygun şekilde işleniyor. Doku örnekleri önce formalin ile tespit ediliyor, daha sonra çeşitli sıvılardan geçirilerek parafine gömülüyor. Hazırlanan dokulardan 4 mikron kalınlığında kesitler alınarak camlara yerleştiriliyor, boyama işlemlerinin ardından mikroskop altında inceleniyor" dedi. Anabilim dalında yılda 27-28 bin arasında biyopsi değerlendirildiğini aktaran Özercan, "Bu sayı bölgenin sağlık yükünün önemli bir kısmını temsil ediyor. Patolojiye başvuran birçok hasta, ‘kanser miyim’ endişesi yaşıyor. Her doku örneği kanser anlamına gelmiyor. Patoloji sadece kanser tanısı koymaz. Tüberküloz gibi enfeksiyon hastalıkları, lupus gibi bağışıklık sistemi hastalıkları ve deride oluşan lezyonlar da doku incelemesiyle teşhis edilebilir. Laboratuvarda işlenen tüm örneklerin tanısı mikroskop altında netleştirilmektedir. Laboratuvarda kanser tanısı doğruluğunu artıran birçok ileri yöntem kullanıyoruz. İmmünohistokimya, histokimya ve insitu hibridizasyon gibi tekniklerin tanıda önemli katkı sunuyor. Anabilim dalında 7 öğretim üyesi, 10 asistan ve yaklaşık 17 teknisyen/sekreter ile hizmet veriyoruz. Ekip tüm süreci titizlikle yürütüyor. Bölgede özellikle gastrointestinal sistem kanserleri, meme kanserleri ve akciğer kanserleri daha sık görülüyor. Erken tanı tedavi başarısını büyük ölçüde artırıyor. Vatandaşları bu konuda duyarlı olmaya çağırıyorum. Şüpheli bir durumda mutlaka sağlık merkezimize başvurarak biyopsi örneğinin değerlendirilmesini sağlamak büyük önem taşıyor" diye konuştu.
Prof. Dr. Özercan: "Her doku örneği kanser anlamına gelmiyor"
23 Aralık 2025 Salı - 10:23 Prof. Dr. Özercan: "Her doku örneği kanser anlamına gelmiyor" Patolojiye başvuran birçok hastanın kanser miyim endişesi yaşadığını aktaran Prof. Dr. İbrahim Hanifi Özercan, "Her doku örneği kanser anlamına gelmiyor. Patoloji sadece kanser tanısı koymaz. Tüberküloz gibi enfeksiyon hastalıkları, lupus gibi bağışıklık sistemi hastalıkları ve deride oluşan lezyonlar da doku incelemesiyle teşhis edilebilir" dedi. Fırat Üniversitesi Hastanesi Patoloji Anabilim Dalı, 7 öğretim üyesi, 10 asistan ve yaklaşık 17 teknisyen ile bölgeye hizmet veriyor. Yılda yaklaşık 28 bin biyopsi değerlendirildiği patoloji birimi bölgeye umut oluyor. Patoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Hanifi Özercan, patoloji biriminin çalışmaları hakkında bilgi verdi. Fırat Üniversitesi Hastanesi Patoloji Anabilim Dalı’nın 1987 yılında kurulduğunu belirten Prof. Dr. Özercan, "Birimin kurulduğu günden bu yana bölgeye hizmet sunuyoruz. Tüm doku, sıvı ve biyopsi örnekleri rutin şekilde inceleniyor ve raporlanıyor. Patoloji, hastalık tanısında kritik öneme sahip. Patolojiye gönderilen doku örnekleri önce kayıt işlemlerinden geçiyor, ardından laboratuvarda uygun şekilde işleniyor. Doku örnekleri önce formalin ile tespit ediliyor, daha sonra çeşitli sıvılardan geçirilerek parafine gömülüyor. Hazırlanan dokulardan 4 mikron kalınlığında kesitler alınarak camlara yerleştiriliyor, boyama işlemlerinin ardından mikroskop altında inceleniyor" dedi. Anabilim dalında yılda 27-28 bin arasında biyopsi değerlendirildiğini aktaran Özercan, "Bu sayı bölgenin sağlık yükünün önemli bir kısmını temsil ediyor. Patolojiye başvuran birçok hasta, ‘kanser miyim’ endişesi yaşıyor. Her doku örneği kanser anlamına gelmiyor. Patoloji sadece kanser tanısı koymaz. Tüberküloz gibi enfeksiyon hastalıkları, lupus gibi bağışıklık sistemi hastalıkları ve deride oluşan lezyonlar da doku incelemesiyle teşhis edilebilir. Laboratuvarda işlenen tüm örneklerin tanısı mikroskop altında netleştirilmektedir. Laboratuvarda kanser tanısı doğruluğunu artıran birçok ileri yöntem kullanıyoruz. İmmünohistokimya, histokimya ve insitu hibridizasyon gibi tekniklerin tanıda önemli katkı sunuyor. Anabilim dalında 7 öğretim üyesi, 10 asistan ve yaklaşık 17 teknisyen/sekreter ile hizmet veriyoruz. Ekip tüm süreci titizlikle yürütüyor. Bölgede özellikle gastrointestinal sistem kanserleri, meme kanserleri ve akciğer kanserleri daha sık görülüyor. Erken tanı tedavi başarısını büyük ölçüde artırıyor. Vatandaşları bu konuda duyarlı olmaya çağırıyorum. Şüpheli bir durumda mutlaka sağlık merkezimize başvurarak biyopsi örneğinin değerlendirilmesini sağlamak büyük önem taşıyor" diye konuştu.
Genetik testler kalp hastalıklarında erken teşhisin anahtarı
23 Aralık 2025 Salı - 10:21 Genetik testler kalp hastalıklarında erken teşhisin anahtarı Kalp hastalıkları, dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Prof. Dr. İlhan Sezgin, genetik testlerin kalp hastalıklarının erken teşhisi, önlenmesinde giderek daha kritik bir rol üstlendiğini vurguladı. Medicana Bursa Hastanesi Genetik Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İlhan Sezgin, kalp hastalıklarının yalnızca hayat tarzı ve çevresel faktörlerle değil, aynı zamanda genetik yatkınlıkla da yakından ilişkili olduğunu belirterek şunları söyledi; "Kalp hastalıkları; genetik, çevresel etkenler ve yaşam biçiminin bir araya gelmesiyle ortaya çıkar. Ancak bazı bireylerde genetik faktörler, kalp hastalıkları riskini belirgin şekilde artırabilmektedir." Ailevi hiperkolesterolemi, koroner arter hastalığı, kardiyomiyopatiler ve kalp ritim bozukluklarının genetik temelli olabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. İlhan Sezgin, genetik testler sayesinde bu hastalıkların erken dönemde tespit edilebildiğini ifade etti. Sezgin, "Özellikle LDLR, APOB, PCSK9, MYH7, MYBPC3 ve SCN5A gibi genlerdeki mutasyonlar, kalp hastalıklarının gelişiminde önemli rol oynayabiliyor. Bu mutasyonların tespit edilmesi, hastaların erken yaşta önlem almasını ve tedaviye zamanında başlamasını sağlıyor" dedi. Genetik kökenli kardiyomiyopatiler ve aritmilerin, ani kalp durması riskini artırabileceğini belirten Prof. Dr. İlhan Sezgin, özellikle Long QT ve Brugada sendromu gibi kalıtsal ritim bozukluklarında genetik testlerin hayati önem taşıdığını vurguladı. Segin, "Bu testler yalnızca hastayı değil, aile bireylerini de koruyucu sağlık hizmetleri açısından değerlendirme imkânı sunuyor" diye konuştu. Marfan, Noonan, DiGeorge ve Ehlers-Danlos gibi bazı genetik sendromlarda kalp hastalıklarının önemli bir bileşen olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sezgin, bu hastalarda multidisipliner yaklaşımın önemini vurguladı. Sezgin, "Her sendromda kalp tutulumunun tipi ve şiddeti farklı olabilir. Bu nedenle genetik danışmanlık ve düzenli takip büyük önem taşır" şeklinde konuştu. Genetik testlerin, kişiye özel tedavi ve izlem planlarının oluşturulmasına imkan sağladığını belirten Prof. Dr. İlhan Sezgin, sözlerini şöyle tamamladı; "Genetik test sonuçları mutlaka klinik keşifler ve aile öyküsü ile birlikte değerlendirilmelidir. Medicana Bursa Hastanesi olarak, kalp hastalıklarına yönelik genetik çalışmaları başarıyla yürütüyor ve hastalarımıza bilimsel temelli, kişiselleştirilmiş sağlık hizmeti sunuyoruz."
Uzmanından kış hastalıklarına karşı "vücut direncini yüksek tutun" uyarısı
23 Aralık 2025 Salı - 10:16 Uzmanından kış hastalıklarına karşı "vücut direncini yüksek tutun" uyarısı Düzce’de hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyrederken aniden düşmesiyle birlikte kış hastalıkları kapıyı çaldı. Mevsim geçişine hazırlıksız yakalanan ve vücut direnci düşen vatandaşlar hastane acil servislerinde yoğunluk oluştururken, uzmanlar hastalıklara davetiye çıkaran "sıcak-soğuk dengesizliğine" karşı uyarılarda bulundu. Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Acil Tıp Uzmanı Dr. Sinan Özdemir, havaların soğumasıyla acil servislerde yoğunluk yaşandığını belirterek, vatandaşları vücut direncini korumaları konusunda uyardı. Özdemir, mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıklarının aniden düşmesiyle üst solunum yolu enfeksiyonlarında artış gözlendiğini söyledi. Okulların açılması ve toplu taşıma kullanımının, virüslerin damlacık yoluyla bulaşmasını kolaylaştırdığına dikkati çeken Özdemir, mevsimsel grip, influenza, sinüzit ve rinit vakalarının hastaneye başvuru sıklığını artırdığını kaydetti. Dr. Özdemir, halk arasında "koronavirüsün tekrar arttığı" yönündeki söylemlere ilişkin, klinik olarak solunum yolu hastalıklarında artış gözlemlediklerini ancak kesin tanının PCR testleriyle konulabileceğini, bu nedenle vakaların kaynağının covid-19, influenza veya diğer virüsler olup olmadığı konusunda genelleme yapmanın doğru olmayacağını ifade etti. "Sıcak-soğuk dengesine dikkat edilmeli" Hastalıklardan korunmak için vücut direncinin yüksek tutulması gerektiğini vurgulayan Özdemir, şunları kaydetti: "Kişilerin direncini yüksek tutması gerekiyor. Hava soğuduysa kalın giyinip, kendimizi koruyacağız. Tabii kişi toplu taşıma kullandığında zaman zaman çok dikkat edemiyor. Vatandaş, sıcak-soğuk dengesini tam yapamadığında direncin kırılmasına sebebiyet veriyor. Sabah çok soğukta çıkıp fark edilmediği zamanlar olabiliyor. Genel vücut direncini korumak için meyve ve lifli gıda tüketmek faydalı olunacaktır." Hafif semptomlarda evde istirahat ve vitamin takviyesi öneren Özdemir, "Burun akıntısı, öksürük ve hapşırma gibi durumlarda vatandaşlarımız evde basit destekleyici tedaviler uygulayabilir. Ancak dirençli ateş ve ciddi solunum güçlüğü varsa vakit kaybetmeden en yakın acil servise başvurulmalı" uyarısında bulundu.
Aort damarı yırtılan Libyalı hasta, İzmir’de kapalı yöntemle tedavi edildi
23 Aralık 2025 Salı - 10:07 Aort damarı yırtılan Libyalı hasta, İzmir’de kapalı yöntemle tedavi edildi Libya’nın Mısrata şehrinde yaşayan, emekli ve 5 çocuk babası Alhussein Ahmed Mohamed Abdulkafi, hayati risk taşıyan aort damarı yırtılması nedeniyle yatırıldığı Acıbadem Kent Hastanesi’nde kapalı yöntemle gerçekleştirilen "stentli yapay damar" uygulamasıyla şifa buldu. Doç. Dr. Cüneyt Narin, hastada hayatı tehdit eden Tip III aort diseksiyonu (yırtılması) olduğunu belirterek, "Yırtığın ilerleyerek beyin damarlarını etkileme riski vardı. Girişimsel yöntemle yırtığı kontrol altına aldık ve hastanın şikâyetlerinde belirgin düzelme sağladık. Sağlıkla ülkesine uğurladık" dedi. Uzun süredir yüksek tansiyon hastası olan ve daha önce kalp damarlarındaki darlıklar nedeniyle stent takılan Libyalı hastada, ani gelişen karın, sırt ve bel ağrıları üzerine yapılan tetkiklerde hayati risk taşıyan Tip 3 aort diseksiyonu tespit edildi. Yapılan tetkiklerde, aort damarının sol kol damarının çıktığı bölgeden başlayarak sol bacak damarına kadar uzanan ciddi bir yırtık olduğu belirlendi. "Tip III aort diseksiyonu" olarak adlandırılan bu hayati tablo, böbrek damarlarına giden kan akımını da azaltarak böbrek yetmezliğine yol açtı. Hasta bu süreçte diyalize alınmak zorunda kaldı. Tedavi amacıyla bir dönem Tunus’ta da izlenen hasta, daha sonra Türkiye’ye getirilerek farklı merkezlerde takip edildi. Şikâyetlerinin medikal tedaviyle gerilememesi üzerine 21 Ekim 2025 tarihinde Acıbadem Kent Hastanesi’ne sevk edilen Abdulkafi, Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Cüneyt Narin ve Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Parıldar tarafından multidisipliner olarak değerlendirildi. Stentli yapay damar uygulandı Hastaya, yırtılan damarın stabilize edilmesi ve yırtığın beyin damarları gibi hayati bölgelere ilerlemesinin önlenmesi amacıyla kapalı (anjiyografik) yöntemle operasyon planladıklarını belirten Doç. Dr. Narin, şu bilgileri verdi: "Hastamızda hayatı tehdit eden Tip III aort diseksiyonu mevcuttu. Çok şanslıymış. Yırtığın ilerleyerek beyin damarlarını etkileme riski vardı. Geçtiğimiz 23 Ekim’de Prof. Dr. Parıldar ile birlikte girişimsel yöntemle hem yırtığın başladığı bölgeye hem de yırtık nedeniyle kapanan sol böbrek atar damarına stentli yapay damar yerleştirdik. Uygulanan tedaviyle, aort damarındaki anormal kan akışı engellenerek kanın olması gereken damar boşluğundan akması sağlandı. Operasyon öncesinde sırt üstü yatmakta zorlanan, şiddetli karın ve bel ağrıları nedeniyle sürekli eğilmek zorunda kalan hastanın, işlem sonrası ağrıları geçerken, rahatça yürüyebilir ve günlük aktivitelerini sorunsuz şekilde yapabilir hale geldi. Tedavi sürecinde diyetisyen eşliğinde beslenmesi düzenlenen hastamız, haftada üç gün diyaliz programına alındı ve kalp ritim bozukluğu nedeniyle pıhtı önleyici tedavisi planlandı. Genel durumunun düzelmesi üzerine taburcu ettik ve ülkesine uğurladık." 2022 yılında sağlığının bozulduğunu, kalp damarlarından birine stent takıldığını, kalp kasında zayıflık, kol ve bacaklarında ödem olduğunu belirten Abdulkafi ise ülkesine yeniden doğmuş olarak döneceğini belirterek, "Ne oturabiliyor, ne yürüyebiliyordum. Sadece sağ tarafıma sabit yatıyordum. Aorttaki yırtık yaşamımı tehdit ediyordu. Yani her an ölümle burun burunaydım. Öldürmeyen Allah öldürmüyor, çok şanslıymışım. Libya’da bu tedaviler yapılmıyor, keza Tunus’ta da öyle. Ben de tedavi olmak için İzmir’e geldim. Çok çektim ama Acıbadem Kent Hastanesi’nde gördüğüm başarılı tedaviyle şikayetlerimden kurtuldum. Emeği geçen tüm doktorlarıma çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
Yılbaşı öncesi sahte alkol uyarısı
23 Aralık 2025 Salı - 09:32 Yılbaşı öncesi sahte alkol uyarısı Tadı, kokusu ve rengi etil alkolle birebir aynı olan metil alkol, vücuda girdiği andan itibaren sessizce öldürüyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Selim Kocabora, Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Vedat Göral ve Acil Tıp Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Erkan Temizkan, sahte alkole karşı yılbaşı öncesi hayati uyarılarda bulundu. Yılbaşı döneminde alkol tüketiminin artmasıyla birlikte, piyasaya sürülen sahte içkiler yeniden gündeme geldi. Özellikle metil alkol içeren ürünler, ilk saatlerde belirti vermeden ilerleyip kalıcı körlük ve ölüme kadar uzanan ağır tablolara neden olabiliyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nden Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Selim Kocabora, Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Vedat Göral ve Medipol Üniversitesi Esenler Hastanesi’nden Acil Tıp Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Erkan Temizkan, vatandaşları hayati risklere karşı uyardı. İlk belirti gözlerde ortaya çıkıyor Sahte alkol olarak bilinen metil alkolün, halk arasında tüketilen etil alkolden tamamen farklı ve son derece tehlikeli bir madde olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Kocabora, metil alkolün vücutta metabolize edilemediğini belirtti. Prof. Dr. Kocabora, bu nedenle vücutta formik asit adı verilen toksik bir maddenin biriktiğini söyledi. Bu maddenin özellikle sinir hücrelerinin enerji üretimini bozduğunu ifade eden Prof. Dr. Kocabora, "Metil alkol zehirlenmesinde ilk bulgular genellikle gözlerde ortaya çıkar. Kişiler, alkolü tükettikten sonra kendilerini bir süre iyi hissedebilir ancak yaklaşık 12 ila 24 saat içinde görme bulanıklığı, görmede sislenme ve ışık hassasiyeti gibi şikâyetler başlar" dedi. Bu belirtilere dikkat Görme şikayetlerinin ilerleyen süreçte merkezi sinir sistemini de etkileyebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Kocabora, yürüme bozukluğu, konuşma güçlüğü ve bilinç bulanıklığı gibi ciddi nörolojik tabloların da gelişebileceğini belirtti. Erken müdahale edilmediği takdirde görme kaybının kalıcı körlüğe kadar ilerleyebileceğini söyleyen Prof. Dr. Kocabora, bu nedenle şüpheli alkol tüketimi sonrası ortaya çıkan en ufak görme değişikliğinde bile vakit kaybetmeden acil sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiğini vurguladı. "Katil alkol" tüm organlarda hasara yol açıyor Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Göral, alkolün başlı başına sağlık açısından önerilmediğini vurgulayarak, özellikle yılbaşı dönemlerinde piyasaya sürülen sahte alkolün çok daha büyük bir tehdit oluşturduğuna dikkat çekti. Metil alkolün, halk arasında "katil alkol" olarak anıldığını belirten Prof. Dr. Göral, bu maddenin sanayide kullanılan, insan sağlığı açısından hiçbir faydası olmayan son derece toksik bir kimyasal olduğunu söyledi. Metil alkolün vücuda alındıktan sonra formaldehit ve formik aside dönüştüğünü ifade eden Göral, bu maddelerin hücresel düzeyde yaygın hasara yol açtığını ve neredeyse tüm organları etkilediğini dile getirdi. Ayırt edilemiyor Metil alkolün etil alkolden görünüş, koku ve tat açısından ayırt edilemediğini vurgulayan Prof. Dr. Göral, bu durumun insanların kolayca kandırılmasına neden olduğunu söyledi. Ucuz olması nedeniyle piyasaya sürülen sahte alkolün, birçok insanın hayatını kaybetmesine yol açtığını belirten Prof. Dr. Göral, "Bu durum sadece bir sağlık sorunu değil, açıkça insan hayatıyla oynanan bir cinayettir" dedi. Metil alkol zehirlenmesinde belirtilerin hemen ortaya çıkmayabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Göral, kişilerin ilk saatlerde kendilerini iyi hissedebileceğini ancak 6-8 saat sonra ya da ertesi gün gün bulantı, kusma, karın ağrısı, karaciğer iltihabı, sarılık, pankreas yetmezliği ve solunum yetmezliği gibi hayati risk taşıyan tabloların gelişebileceğini söyledi. Prof. Dr. Göral, bu nedenle özellikle sahte alkol riskinin olduğu dönemlerde alkol tüketiminden kesinlikle kaçınılması gerektiğini vurguladı. Tüm vücudu zehirliyor Metil alkolün, etil alkol yerine kullanılan ancak temizlik maddeleri ve antifriz üretiminde yer alan son derece zehirli bir madde olduğuna dikkat çeken Acil Tıp Uzmanı Dr. Temizkan, bu maddenin vücutta toksik etki gösterdiğini ve ölümcül sonuçlara yol açabildiğini söyledi. Metil alkol zehirlenmesinin en tehlikeli yönlerinden birinin, belirtilerin geç ortaya çıkması olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Temizkan, sahte alkolden korunmanın tek yolunun alkolün yalnızca bilinen, güvenilir ve denetimli satış noktalarından temin edilmesi olduğunu vurguladı. Temizkan, kaçak ve kaynağı bilinmeyen alkol tüketiminin her zaman bu tür zehirlenme risklerini barındırdığına dikkati çekti.
Ağrı’da gezici kanser tarama aracı köy köy dolaşarak kadınlara ücretsiz hizmet sunuyor
23 Aralık 2025 Salı - 09:11 Ağrı’da gezici kanser tarama aracı köy köy dolaşarak kadınlara ücretsiz hizmet sunuyor Ağrı Valiliği himayelerinde, İl Sağlık Müdürlüğü ile İbrahim Çeçen Vakfı iş birliğinde ve Serhat Kalkınma Ajansı’nın desteğiyle hayata geçirilen gezici kanser tarama aracı, erken tanının yaygınlaştırılması doğrultusunda kırsal yerleşimlere ulaşarak kadınlara ücretsiz sağlık hizmeti veriyor. İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Esra Beşer’in koordinasyonunda hizmet vermeye başlayan gezici kanser tarama aracı, özellikle nüfus yoğunluğu fazla olan köylerden başlamak üzere belirlenen program kapsamında köy köy ziyaret gerçekleştiriyor. Alanında uzman sağlık ekipleri, ziyaret edilen köylerde kadınlarla bir araya gelerek hem bilgilendirme hem de tarama faaliyetleri yürütüyor. Ekipler tarafından kadınlara, kanser türleri, erken tanının önemi ve düzenli sağlık kontrollerinin gerekliliği konularında eğitim veriliyor. Ücretsiz olarak yapılan taramalarda risk grubunda olduğu değerlendirilen kişiler tespit edilerek ileri tetkik ve tedavi süreçleri için ilgili sağlık kuruluşlarına yönlendiriliyor. Böylece, sağlık hizmetlerine erişimde güçlük yaşayan kırsal kesimdeki kadınların tarama hizmetlerinden yararlanması sağlanıyor. İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Esra Beşer, yaptığı açıklamada, "Kanser, dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli bir halk sağlığı sorunudur. Ancak erken evrede tespit edilen kanser vakalarında tedavi süreci çok daha başarılı ilerlemekte, yaşam kalitesi belirgin şekilde yükselmektedir. Gezici kanser tarama aracımızla, merkezden uzak bölgelerde yaşayan kadınlarımıza ulaşarak bu hizmeti yerinde sunuyoruz." dedi. Çalışmanın geniş bir iş birliğiyle yürütüldüğünü vurgulayan Beşer, "Valiliğimizin himayelerinde, İl Sağlık Müdürlüğümüzün koordinasyonunda, İbrahim Çeçen Vakfı’nın katkıları ve Serhat Kalkınma Ajansı’nın desteğiyle önemli bir hizmeti hayata geçirdik. Bu sayede kırsal bölgelerde yaşayan kadınlarımızın kanser taramalarına katılımı artıyor ve sağlık okuryazarlığı güçleniyor." ifadelerini kullandı. Beşer, "Sağlık ekiplerimiz, kadınlarımızla birebir iletişim kurarak kanser belirtileri, risk faktörleri, korunma yolları ve düzenli kontrollerin önemi hakkında ayrıntılı bilgilendirme yapıyor. Tarama sonuçlarına göre risk grubunda yer alan vatandaşlarımızı gecikmeden sağlık kuruluşlarımıza yönlendiriyoruz. Bu süreç, erken tanı ve tedavi açısından büyük önem taşıyor." diye konuştu. Gezici tarama aracının il genelindeki çalışmalarının planlı şekilde devam edeceğini belirten Beşer, "Bu hizmetle erken teşhis bilincinin yaygınlaşmasına katkı sunuyor, toplum sağlığını güçlendirmeye yönelik önemli bir adım atıyoruz. Kadınlarımızın kendi sağlıklarını korumaları ve düzenli taramalara katılmaları son derece kıymetlidir."dedi. Gezici kanser tarama aracıyla yürütülen çalışmalar kapsamında, il genelindeki köylerde kadınlara ücretsiz tarama hizmeti sunulmaya ve kanser konusunda farkındalık oluşturulmaya devam ediliyor.