SAĞLIK
Anmal: "Eşit işe eşit ücret olmadığı sürece bayram eksik kalır" 22 Mart 2026 Pazar - 15:02:32 Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Sabğatullah Anmal, sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının yaşadığı sorunlara dikkat çekerek, adil ücret vurgusu yaptı. Anmal, aynı kurumda aynı işi yapan çalışanlar arasında ücret farklılıklarının kabul edilemez olduğunu belirterek, "Aynı kurumda aynı işi yaparak farklı ücrete tabi tutulmadığı gün bizlerin bayramı olur" dedi. Sağlık çalışanlarının büyük bir özveriyle görev yaptığını ifade eden Anmal, "Ülkemizin sağlık alanında ortaya koyduğu başarıda sizlerin emeği, fedakârlığı ve insanlara şifa olma gayreti büyük rol oynamaktadır. Bu kararlı duruş ve dayanışma, sadece ülkemizde değil dünyada da takdir toplamaktadır" ifadelerini kullandı. Sendikal mücadelede temel hedeflerinin adaletli bir ücret politikası ve çalışanlar arasında eşitliğin sağlanması olduğunu vurgulayan Anmal, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Ne zaman ki adaletsizliklerin yok edildiği ve çalışanlar arasında iş barışının sağlandığı gün, işte o gün bizim bayramımız olacaktır. Aynı kurumda aynı işi yaparak farklı ücrete tabi tutulmadığımız gün bizler için gerçek bayram olacaktır. Örgütlü mücadelenin verdiği güçle, hak ettiğimiz saygınlığı ve adil ücret düzenini hep birlikte sağlayacağımıza inanıyoruz." Anmal, tüm sağlık çalışanlarının Ramazan Bayramını kutlayarak, "Değerli meslektaşlarımın ve çalışma arkadaşlarımızın bayramını en içten dileklerimle kutluyor, sağlıklı ve huzurlu günler diliyorum" şeklinde konuştu.
22 Mart 2026 Pazar - 14:38 Siirt EAH Endokrinoloji Polikliniğinde tanı ve tedavi süreçleri titizlikle yürütülüyor Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Polikliniğinde, hormon sistemi ile ilişkili hastalıkların tanı, tedavi ve takip süreçleri titizlikle sürdürülüyor. İç hastalıkları uzmanlığı üzerine yapılan bir yan dal olan endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları tiroid ve paratiroid hastalıkları, diyabet, kolesterol yüksekliği, obezite, kemik metabolizma hastalıkları ile hipofiz ve böbrek üstü bezi hastalıklarının tanı ve tedavisini kapsıyor. Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanı Dr. Hülya Kaynak Balkış, poliklinikte hormon hastalıklarının değerlendirilmesine yönelik gerekli tetkiklerin büyük bir kısmının yapılabildiğini belirtti. Obezitenin günümüzde önemli bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Balkış, bu alanda kullanılan ilaçların mutlaka hekim kontrolünde başlanması ve düzenli takip edilmesi gerektiğini söyledi. Uygun görülen hastalarda tiroid ultrasonografisi ve ince iğne aspirasyon biyopsisinin uygulanarak tanı sürecinin desteklendiğini ifade eden Uzm. Dr. Balkış, muayeneye gelen hastaların kullandıkları ilaçları yanlarında getirmelerinin, yanlış veya eksik ilaç kullanımının önüne geçilmesine katkı sağladığını kaydetti. Şikayeti olan hastaların öncelikle iç hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirilmesi ve hekimin gerekli görmesi halinde endokrinoloji polikliniğine başvurmasının, etkin ve planlı hasta yönetimi açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Uzm. Dr. Balkış, "Hastalarımız bizim için çok değerlidir. Her hastamızla tek tek ilgilenerek gerekli değerlendirmeleri yapıyor, tanı ve tedavi süreçlerini en doğru ve bilimsel yöntemlerle planlıyoruz" dedi.
22 Mart 2026 Pazar - 11:35 Dünyada şu ana kadar 60 kişide olan bu vakanın sonuncusu Diyarbakır’da görüldü Diyarbakır’da yaşayan 38 yaşındaki hasta, kolon kanseri tedavisi görürken, ileri evre sonucu penisinde oluşan kitle nedeni ile uzuv kaybı yaşadı. Literatürde dünyada şu ana kadar hastalığın bu aşamasında 60 kişide uzuv kaybıyla sonuçlanırken, bunun 10’u Türkiye’de yaşandı. Diyarbakır’da yaşayan 38 yaşındaki hastaya, 3 yıl önce kolon kanseri teşhisi konuldu. Hasta, ileri evre kanser olduğu için kemoterapi almaya başladı. Kolon ameliyatı olan hasta, daha sonra radyoterapi ve kemoterapi almaya devam etti. Tedavi sürecinde hastanın penisinde kitle tespit edilip tedaviler bu yönde devam etti. 10 ay kesintisiz 2 saat uyuyamayacak hale gelen hasta, doktorlarla yapılan istişare sonucu penisin alınması kararı alındı. Tıp literatüründe dünyada şu ana kadar 60 vaka kayıtlara geçerken, bunun 10’u Türkiye’de ve en sonuncusu Diyarbakır’da yaşandı. Memorial Diyarbakır Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Muhammet Fatih Kılınç, İHA muhabirine, vakanın dünyada çok nadir olan, literatürde şu ana kadar bildirilmiş 60. vaka olduğunu açıkladı. Bunlardan birinin de hastanelerinde karşılarına çıktığını belirten Doç. Dr. Kılınç, 38 yaşında bir erkek hastasının peniste ağrı, peniste ele gelen kitle ile kendilerine başvurduğunu ifade etti. "Ağrıları yatarak uyumasını önlüyor, ağrı kesiciler fayda etmiyordu" Doç. Dr. Kılınç, hastaya baktıklarında yaklaşık 3 yıl önce kolon kanseri tespit edildiğini kaydederek, "Bu hastamızda biraz ileri evre olduğu için hastamız ilk önce kemoterapi alıyor. Daha sonra hastaya kolon ameliyatı yapılıyor. Ameliyattan sonra hasta radyoterapi ve kemoterapiye devam ediyor. Ama ilerleyen süreçlerde hastanın penisinde ele gelen bir kitle tespit ediliyor. Daha sonra hastanın aldığı kemoterapi rejimleri bu kitleyi yok etmek için yapılıyor. Buna rağmen kitle büyümeye devam ediyor" dedi. "Hastada penisinde ağrı başlıyor ve hasta ilerleyen süreçte idrar yapamamaya kadar bir duruma geliyor" diyen Doç Dr. Kılınç, konuşmasına şöyle devam etti: "Biz, bu hastanın tedavi değişikliğine gitmemizi ilk başta organ korumaya yönünde bir stratejimiz oldu. Daha sonra hastada kemoterapi değişikliği yapılsa da bir çare bulunamıyor. Hastanın yaklaşık 10 aydır şiddetli ağrıları devam ediyor ve idrar yapamamaya başlıyor. Belirli aralıklarla hastaya sonda takılsa da kitle büyümeye devam ediyor. Hasta bize geldiğinde psikolojisi bozulmuştu. 10 aydır yatarak uyuyamıyordu. Kesintisiz 2 saat uyku uyuyamadığını ifade ediyordu. Ne kadar ağrı kesici alsa da ağrıları devam ediyordu. Aile hayatı bozulmuştu, iş hayatı bozulmuştu, çocuklara ilgilenemiyordu." "Hasta, uzuv kaybı yaşamış olmasına rağmen hayat kalitesi yükseldi" Artık yaptıkları bütün tedavilerin fayda etmediğini tespit ettiklerini aktaran Doç. Dr. Kılınç, "Hastayla ortak bir karar verip hastanın penisini alma yoluna gittik. Yani şu an hastanın bir organ kaybı, uzuv kaybı yaşamış olmasına rağmen hayat kalitesi yükseldi. ’Hocam artık uyuyabiliyorum, uzanabiliyorum, psikolojim daha da iyi oldu’ dedi. Uzuv kaybı yaşamasına rağmen hayat kalitesi yükseldi. Bizim burada değinmek istediğimiz şey kolan kanserinin farkındalığı. Kolon kanseri artık genç yaşlarda görülmeye başladı. Erken tanı bizim için önemli. Erken tanı olmazsa bu hastalığın nerelere gittiğini, ne gibi sonuçlar olduğunu ve organ kaybı, uzuv kaybına kadar gidebileceğini gördük. Bizim değinmek istediğimiz, kolan kanserinin farkındalığı, erken yaşta, erken tedavi, erken tanı bizim için önemli olduğunu, halkı bilinçlendirme yoluna gitmek istedik" diye konuştu. "10’u Türkiye’de tüm dünyada 60 hasta var" Vakaların 10 tanesinin Türkiye’de olduğuna değinen Doç. Dr. Kılınç, "Diğer kesimi tüm dünyada. Yaklaşık 50 tanesi dünya literatüründe bildirilmiş. Yeme alışkanlığımız özellikle bizim ülkemizde fazla. Çünkü bizde daha çok et tüketimi, yanmış ve kızartılmış et tüketimi olduğu için, yani işlenmiş et tüketimi fazla olduğu için özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesinde kolan kanseri çok fazla görünmeye başladı. Yeme alışkanlığımız ve sağlıklı beslenme alışkanlığımızla dikkat etmemiz gerektiğini gösteren bir durum. Korkulması gereken bir durum. Uzuv kaybına kadar gidebiliyor. Halkın bilinçlenmesi için önemli olduğunu düşünüyoruz. Özellikle yaşadığımız coğrafyada çok sık görüldüğünü ifade ettik. Bu coğrafyada insanlar için eğer aile öykümüz var ve 40 yaşını geçmişse mutlaka yılda bir sefer kolan kanseri tarama testine girmemiz gerekiyor. İlk önce bu dahiliye bölümleri ve gastroenteroloji bölümlerimize başvurmamız gerekiyor. Tarama yapılması çok önemli, özellikle aile öykümüz varsa" ifadelerini kullandı.
22 Mart 2026 Pazar - 11:01 Çocuğunuzu bahar alerjisinden korumanın yolları Bahar ayları çocuklar için özgürce doğanın keyfini çıkartmak anlamına gelse de, hapşırma krizleri, burun akıntısı ve kaşıntısına yol açan "alerjik nezle (rinit)" ya da bilinen diğer adıyla "saman nezlesi" oldukça rahatsız edici bir sağlık sorunu olarak yaşanabiliyor. Alerjik nezlenin 2 gruba ayrıldığını belirten Medicana Bursa Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Mesut Arslan, "Bahar nezlesi, çimen, ağaç ve ot polenlerine bağlı gelişmekte iken, perennial alerjik nezle ise ev tozu akarı, hamamböceği, küf ve evcil hayvanlara bağlı gelişmektedir. Özellikle bahar aylarında burun akıntısı, burun tıkanıklığı sorunu yaşayan hastaların yaklaşık yarısı bahar nezlesidir. Bahar nezlesi yıl boyu sürer ya da mevsimseldir" dedi. Uzm. Dr. Mesut Arslan, alerji belirtilerini şöyle sıraladı: "Sık tekrarlayan burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve aksırık nöbetleri ile kendini gösterir. Aksırıklar arka arkaya 10-20 atak halinde, burun akıntısı ise su gibi olup çok bol miktarda ve devamlıdır. Akıntı olmadığı durumlarda çocuk burun tıkanıklığından şikâyet edebilir. Burun tıkanıklığı burun içini kaplayan mukozanın şişmesinden olur. Alerjik nezle, göz sulanması ve kaşıntısı gibi göz alerjileri ile birlikte de görülebilir. Bazen damakta ve genizde akıntı veya kaşıntı hissedilebilir." "Alerjik nezle genellikle soğuk algınlığıyla karıştırılabilen bir hastalıktır" diyen Uzm. Dr. Mesut Arslan, "Eğer nezle, ilkbahar ve yaz aylarında başlayıp, üç haftadan uzun sürüyorsa ve iyileşme eğilimi göstermiyorsa, alerjik nezle şüphesi kuvvetli hale gelir. Böyle durumlarda mutlaka doktora danışılması gerekir. Bahar alerjisi çocuklukta 2 yaşından önce nadir görülür. Özellikle okul çağında sık görülür. Alerjik nezlesi olan çocuklarda astım da görülmesi sık karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle aileler çocukta öksürük ve hırıltı belirtilerine karşı dikkatli olmalıdır. Çocukluk yaşlarında ilk belirtilerini veren hastalık yetişkin döneminde de devam edebilir" şeklinde konuştu. Çocukta alerjik nezleden şüphelenildiği durumlarda, alerjiye neden olan maddeyi tespit etmek için cilt veya kan testleri yapılabileceğine değinen Uzm. Dr. Mesut Arslan, "Testlerin sonucunda, çocuğun belli bir alerjene karşı duyarlı olduğu tespit edildiği takdirde, buna karşı tedbirler alınabilir ya da bu alerjiye yönelik tedaviye başlanabilir. Alerjik nezle tedavisinin ilk adımı alerjiye sebep olan alerjenlerden kaçınmaktır. Eğer çocuktaki alerjik nezle polenlere karşı gelişiyorsa, tozlaşmanın sıkça görüldüğü aylarda, çocuğu yeşil alanlardan mümkün olduğunca uzak tutmak gerekebilir ya da temas kaçınılmazsa tedavi altında tutulması sağlanmalıdır" dedi. Çevresel korunma yöntemlerinin yetersiz kaldığı durumlarda, ilaç tedavisinin etkili bir yöntem olacağına değinen Uzm. Dr. Mesut Arslan, "Bu ilaçlar sadece belirtilerin görüldüğü günlerde kullanıldıklarında bile, çocuğun şikâyetlerini gidermeye yardımcı olabilir. İlaç tedavisi de yetersiz kaldığında çocuklarda aşı tedavisi, "immünoterapi" uygulanmaktadır. Çocuğun duyarlı olduğu alerjenlerin artan dozlarda çocuğa verilmesiyle bağışıklık sistemini düzenlemeyi amaçlayan aşı tedavisi, bir süre sonra vücudun bu alerjenleri doğal karşılayabilmesini sağlamaktadır" ifadelerini kullandı.
Kahta Devlet Hastanesi’nde kadın hastalıkları ve doğum alanında bir ilk
24 Aralık 2025 Çarşamba - 10:23 Kahta Devlet Hastanesi’nde kadın hastalıkları ve doğum alanında bir ilk Adıyaman Kahta Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum alanında önemli bir ilke imza atıldı. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Büşra Gümrükçüoğlu tarafından ilk kez V-NOTES (Vajinal Laparoskopik İzsiz Cerrahi) yöntemiyle ileri cerrahi bir ameliyat başarıyla gerçekleştirildi. Uygulanan bu modern yöntemle hastaya sağ overyan kistektomi işlemi tamamen kapalı teknikle yapıldı. Karında herhangi bir kesi olmadan gerçekleştirilen operasyon sayesinde dikiş ve iz oluşmazken, hasta konforu artırıldı ve iyileşme süreci önemli ölçüde hızlandı. V-NOTES yöntemiyle histerektomi, myomektomi, overyan kistektomi (yumurtalık kistinin çıkarılması) ve tüplerin bağlanması gibi birçok kadın hastalıkları ve doğum ameliyatı, karında kesi yapılmadan, tamamen kapalı şekilde güvenle uygulanabiliyor. Konuya ilişkin açıklama yapan Kahta Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Mustafa Akel, "Hastanemizde Kadın Hastalıkları ve Doğum alanında ilk kez uygulanan V-NOTES yöntemi, sağlık hizmetlerimizin geliştiğini ve modern cerrahi teknikleri yakından takip ettiğimizi göstermektedir. Hastalarımıza daha konforlu ve güvenli tedavi seçenekleri sunmayı amaçlıyoruz. Bu başarılı operasyonu gerçekleştiren Op. Dr. Büşra Gümrükçüoğlu başta olmak üzere emeği geçen tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum" dedi. Başhekim Akel, Kahta Devlet Hastanesi’nde ileri cerrahi ve yenilikçi uygulamaların artarak devam edeceğini sözlerine ekledi.
"Tek kulakta çınlama, hastalık işareti olabilir"
24 Aralık 2025 Çarşamba - 10:14 "Tek kulakta çınlama, hastalık işareti olabilir" Toplumda sık görülen kulak çınlamasının çoğu zaman geçici olabildiğini ancak bazı durumlarda ciddi hastalıkların habercisi olabileceğini belirten Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Recep Haydar Koç, "İki kulakta birden olan çınlamalar genellikle yaşa bağlı işitme kaybı veya uzun süreli gürültüye maruziyetle ilişkilidir. Tek kulakta görülen çınlamalar ise daha dikkatli değerlendirilmelidir. Bu durum bazen kulakla ya da sinir sistemiyle ilgili özel bir sorunu işaret edebilir" dedi. İstinye Üniversitesi Liv Hospital Topkapı’dan Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Recep Haydar Koç, kulak çınlaması hakkında açıklamalarda bulundu. Kulak çınlamasının, dışarıdan herhangi bir ses kaynağı olmadan kişinin kulağında ya da başının içinde ses duyması olduğunu söyleyen Op. Dr. Koç, "Bu ses uğultu, vızıltı, ıslık ya da zil sesi şeklinde hissedilebilir. Toplumda oldukça yaygındır ve erişkinlerin yaklaşık yüzde 10-15’inde hayatlarının bir döneminde görülür" diye konuştu. "Her çınlama bir hastalık belirtisi değildir" Kısa süreli ve hafif çınlamaların çoğu zaman ciddi bir soruna işaret etmediğini ifade eden Op. Dr. Koç, "Ancak çınlama uzun sürüyorsa, şiddetliyse ya da başka şikâyetlerle birlikte görülüyorsa altta yatan bir sağlık probleminin habercisi olabilir" dedi. "Tek kulak çınlamasına dikkat" Kulak çınlamasının tek ya da iki kulakta görülebileceğini belirten Op. Dr. Koç, "İki kulakta birden olan çınlamalar genellikle yaşa bağlı işitme kaybı veya uzun süreli gürültüye maruziyetle ilişkilidir. Tek kulakta görülen çınlamalar ise daha dikkatli değerlendirilmelidir. Bu durum bazen kulakla ya da sinir sistemiyle ilgili özel bir sorunu işaret edebilir" ifadelerini kullandı. "En sık nedenler arasında işitme kaybı ve gürültü var" Kulak çınlamasının en yaygın nedenleri hakkında bilgi veren Op. Dr. Koç, "İşitme kaybı, yüksek sese maruz kalma, kulak kiri, orta kulak hastalıkları, stres, anksiyete ve bazı ilaçlar çınlamaya yol açabilir" dedi. "Yüksek ses iç kulaktaki hücrelere zarar veriyor" Yüksek sese maruz kalmanın çınlamaya nasıl neden olduğuna değinen Op. Dr. Koç, "Yüksek ses, iç kulaktaki hassas işitme hücrelerine zarar verir. Bu hücreler hasar gördüğünde beyin, eksik kalan sesleri telafi etmeye çalışır ve bu durum çınlama olarak algılanır. Uzun süreli ve tekrarlayan gürültü maruziyeti riski artırır" şeklinde konuştu. "Bu durumlarda mutlaka doktora başvurun" Kulak çınlamasının bazı durumlarda ciddiye alınması gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Koç, şu uyarılarda bulundu: "Çınlama ani başladıysa, tek kulaktaysa, giderek artıyorsa ya da uyku ve günlük yaşamı olumsuz etkiliyorsa mutlaka kulak burun boğaz uzmanı tarafından değerlendirilmelidir." "Baş dönmesi ve işitme kaybı eşlik ediyorsa gecikmeyin" Kulak çınlamasına baş dönmesi veya işitme kaybının eşlik etmesinin iç kulak hastalıklarını düşündürdüğünü kaydeden Op. Dr. Koç, "Özellikle baş dönmesi varsa denge sistemini etkileyen sorunlar söz konusu olabilir ve gecikmeden değerlendirme yapılmalıdır" dedi. "Tedavi kişiye özel planlanıyor" Kulak çınlamasının tek bir tedavisinin olmadığını belirten Op. Dr. Koç, "Tedavi; çınlamanın nedenine, süresine, şiddetine ve kişinin yaşam kalitesine etkisine göre planlanır. Gerekli durumlarda ilaç tedavisi, işitme cihazları, ses terapileri ve yaşam tarzı düzenlemeleri birlikte uygulanabilir" ifadelerini kullandı. "Gürültülü ortamlardan kaçınılmalı" Kulak çınlaması olan kişilere önerilerde bulunan Op. Dr. Koç, "Gürültülü ortamlardan kaçınılmalı, stres azaltılmalı, uyku düzenine dikkat edilmeli, kafein ve sigara tüketimi sınırlandırılmalı, kulak sağlığı ihmal edilmemelidir" dedi. "Kulaklık kullanımında ses seviyesi önemli" Kulaklık kullanımının çınlamayı artırabileceğine dikkat çeken Op. Dr. Koç, "Yüksek sesle ve uzun süre kulaklık kullanımı çınlamayı artırabilir. Kulaklıkla müzik dinlerken ses seviyesi düşük tutulmalı, uzun süreli kullanımdan kaçınılmalı ve mümkünse gürültü engelleyici kulaklıklar tercih edilmelidir" dedi.
Samsun’da 112’ye gelen her 10 çağrının 6’sı asılsız çıktı
24 Aralık 2025 Çarşamba - 10:05 Samsun’da 112’ye gelen her 10 çağrının 6’sı asılsız çıktı Samsun’da 2025 yılı boyunca 112 Acil Çağrı Hattı’nı arayanların büyük bölümü gerçek bir acil durum bildirmedi. Yıl içinde hatta toplam 1 milyon 319 bin 327 çağrı ulaşırken, bu çağrıların 817 bin 618’i herhangi bir vakaya dönüşmedi. Yetkililerden alınan bilgilere göre, 112 Acil Çağrı Hattı’na gelen çağrıların yüzde 38’i vakaya dönüşürken, yüzde 62’si ise asılsız ya da gereksiz aramalardan oluştu. 2025 yılında, bir önceki yıl 112 Acil Çağrı Hattı’nı asılsız ve gereksiz aramalarla meşgul ettiği tespit edilen 24 kişiye toplam 55 bin 440 TL idari para cezası uygulandığı belirtildi. Bu yıl da asılsız ve gereksiz aramalarla hattı meşgul eden kişiler hakkında gerekli inceleme ve değerlendirmelerin ardından idari para cezası uygulanacağı ifade edildi. Öte yandan, vakaya dönüşen çağrıların kurumlara göre dağılımı da paylaşıldı. Buna göre en fazla çağrı 370 bin 847 ile sağlık birimlerine yapılırken, emniyet birimleri 346 bin 117 çağrı ile ikinci sırada yer aldı. Dağılım şu şekilde gerçekleşti: Sağlık: 370 bin 847, emniyet: 346 bin 117, itfaiye: 33 bin 238, jandarma: 29 bin 459, AFAD: 881, orman: 7 bin 56, sahil güvenlik, 3 bin 268. Asılsız ve gereksiz çağrıların, ambulans, polis ve itfaiye ekiplerinin gerçek acil durumlara ulaşmasını geciktirebildiğine işaret eden yetkililer, vatandaşlara 112 hattını yalnızca hayati ve acil durumlarda aramaları çağrısında bulundu. Özellikle bilinçsiz aramaların hem kamu kaynaklarını meşgul ettiği hem de acil yardıma ihtiyacı olan kişilerin risk altında kalmasına neden olabildiği vurgulandı.
Kütahya Şehir Hastanesi’nde 1 yılda 2 milyon 345 bin kişiye poliklinik hizmeti verildi
24 Aralık 2025 Çarşamba - 09:37 Kütahya Şehir Hastanesi’nde 1 yılda 2 milyon 345 bin kişiye poliklinik hizmeti verildi Kütahya Şehir Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Halil İbrahim Şişman, hastanenin açılışından bugüne kadar geçen sürede sunulan sağlık hizmetleri, gerçekleştirilen önemli ameliyatlar ve yeni dönem hedefleriyle ilgili İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. Şişman, Kütahya Şehir Hastanesi’nin kısa sürede bölge halkına ve çevre illere hizmet veren, dünya literatürüne girmiş tıbbi başarılara imza atan önemli bir sağlık merkezi haline geldiğini söyledi. Kütahya Şehir Hastanesi’nin hizmet verileri hakkında bilgi veren Şişman, 2025 yılı rakamlarını paylaşarak, "Hastanemiz 2025 yılı itibariyle yaklaşık olarak 2 milyon 345 bin poliklinik hizmeti vermiştir. Bunlardan 512 bini acil servis hizmeti olmaktadır. Yaklaşık olarak 67 bin hastamızın ameliyatı gerçekleştirilmiştir. 76 bin hastamızın ise yataklı servislerimizde tedavisi yapılmış ve taburculuğu gerçekleştirilmiştir" dedi. "110 bin tomografi, 93 bin ultrason çekildi" Tanı ve görüntüleme hizmetlerine de değinen Şişman,"Bunlardan bize müracaat eden hastalarımızda 110 bin tomografi çekilmiş, 76 bin grafi çekilmiş, 93 bin ise ultrason çekimi yapılmıştır. Öncelikli olarak 2025 yılında hem A grubu, B grubu, C grubu, D grubu ve E grubu olmak üzere birçok ameliyat yapılmıştır" ifadelerini kullandı. Gerçekleştirilen önemli ameliyatlardan örnekler veren Başhekim Şişman, dünya literatürüne giren vakalara dikkat çekerek şöyle konuştu: "Söylediğimiz ameliyatlardan en önemlilerinden iki tanesine örnek verecek olursak Nurullah Türe Hocamız tarafından tip 1 troplasti yani ses teli felci ameliyatı yapılmış olup literatüre girmiştir." "32 santimetrelik boyun teratomu olan bebeğin doğumu hastanemizde yapıldı" Bir diğer önemli vakanın da yine literatüre girdiğini belirten Şişman, konuşmasına şu sözlerle devam etti: "Sonrasında hem kadın doğum açısından takibi burada yapılmış olup sonrasında doğumu hastanemizde gerçekleştirilen, kulak burun boğaz hocalarımız, çocuk cerrahi hocalarımız, kadın doğum hocalarımızla birlikte ameliyatı gerçekleştirilen yaklaşık 32 santimetre boyun teratomu olan bir bebeğimizin doğumu gerçekleştirilmiştir. Bu da literatüre girmiştir. Bebeğimiz şu an 6 aylık olup takipleri yapılmakta, annesinin yanında sağlıcakla hayatını yaşamaktadır." Hastanedeki sağlık kadrosu hakkında da bilgi veren Şişman,"Yaklaşık polikliniklerimizde 152 adet hekimimiz poliklinik hizmeti vermektedir. Bunlar içerisinde uzman hekimlerimiz bulunmaktadır. Öğretim üyelerimizden hem öğretim görevlisi, hem doçent hem de profesör olmak üzere yaklaşık 320 adet araştırma görevlimiz hekim olarak hizmet vermektedir" dedi. "Hastalarımızın yüzde 98,4’ü il içinde tedavi oluyor" Kütahya Şehir Hastanesi’nin çevre illere de hizmet verdiğini vurgulayan Şişman, "Hastanemizde tüm ana dal hizmetleri verilmekte olup yan dal hizmetlerinin çoğu da verilmektedir. İlimizde hastanemize giren hastalarımızın yaklaşık yüzde 98,4’ü ilimiz içerisinde tedavi olmaktadır. Özellikle kalp damar cerrahisi, çocuk cerrahisi, perinatoloji, çocuk kardiyoloji, çocuk alerji, çocuk nöroloji gibi branşlarda hekimlerimizin hastanemizde bulunması sebebiyle çevre illerimizden sevk yoluyla ya da ayaktan başvurular olmaktadır" şeklinde konuştu. "Hedefimiz tüp bebek ve hiperbarik merkezini açmak" Yeni dönem hedeflerine de değinen Başhekim Uzm. Dr. Halil İbrahim Şişman, sözlerini şu şekilde tamamladı: "Bizden önceki hocalarımız Kütahya ilimiz için, vatandaşlarımız için, milletimiz için, devletimiz için elinden geleni yaptılar. Öncelikle onlara çok teşekkür ediyorum. Bundan sonrasındaki bizim hedefimiz de hastanemizde özellikle tüp bebek merkezimizin açılması için çalışmak, hiperbarik merkezimizin açılması için çalışmak ve hastalarımıza daha iyi memnuniyet oranı verecek şekilde onların tedavilerini gerçekleştirebilmek" sözlerini kullandı.
İnegöl Belediyesi’nin tahsis ettiği arsa üzerine hayırsever Ali İpek’in yaptırdığı Aile Sağlığı Merkezinde sona gelindi
23 Aralık 2025 Salı - 16:20 İnegöl Belediyesi’nin tahsis ettiği arsa üzerine hayırsever Ali İpek’in yaptırdığı Aile Sağlığı Merkezinde sona gelindi Mesudiye Mahallesinde İnegöl Belediyesi’nin tahsis ettiği arsa üzerinde hayırsever Ali İpek tarafından yapımı gerçekleştirilen Aile Sağlığı Merkezinde sona gelindi. Kısa sürede hekim atamaları yapılıp hizmete girmesi planlanan Aile Sağlığı Merkezi yaklaşık 15 bin kişiye hizmet verecek. İnegöl’de sağlıkta devlet, belediye ve hayırsever iş birliği ile hayata geçirilen Aile Sağlığı Merkezlerine bir yenisi daha ekleniyor. Mesudiye Mahallesi Hekim Sokak üzerinde Bakanlık organizasyonuyla İnegöl Belediyesi’nin arsa tahsisini gerçekleştirdiği alan üzerinde hayırsever Ali İpek tarafından yapımı üstlenen Aile Sağlığı Merkezi inşaatında sona gelindi. Protokolü 2024 yılı Aralık ayında Bursa Valiliğinde imzalanan ve 240 m2 arsa üzerinde 210 m2 kapalı alana sahip şekilde projelendirilen Ali İpek Aile Sağlığı Merkezi Sağlık Bakanlığı tarafından onaylandı. Ocak ayında kura çekimi yapılarak hekim görevlendirmesi yapılacak merkezde 5 hekim görev alacak. Yaklaşık 15 bin kişi bu merkezden hizmet alacak. Aile sağlığı merkezlerini büyük projeler kadar önemsiyoruz İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, bugün beraberindeki İlçe Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Kavak, hayırsever Ali İpek, meclis üyeleri, AK Partili yöneticiler, Mesudiye Mahalle Muhtarı Necmettin Sevim ve müteahhit firma yetkilileri ile birlikte Aile Sağlığı Merkezini yerinde inceledi. İnceleme sırasında açıklamalarda bulunan Başkan Taban, "Mesudiye Mahallemizde Ali İpek Aile Sağlığı Merkezi büyük oranda tamamlamış durumda. Geçtiğimiz günlerde benzer şekilde Sinanbey ve Süleymaniye Mahallelerimizde Aile Sağlığı Merkezlerini incelemiştik. Bugün de burada yapımı tamamlanan yapıyı yerinde görelim istedik. Daha sağlıklı bir toplum için Sayın Cumhurbaşkanımız öncülüğünde ülkemizde sağlık politikaları işletiliyor. Vatandaşın sağlık hizmetlerine erişimiyle ilgili tabi ki çok devasa yatırımlar da yapılıyor ancak biz bu Aile Sağlığı Merkezlerini de o büyük yatırımlar kadar önemsiyoruz. Mahallelerimize bir mütehassıs hekimin gelmesi, ona çok yakın mesafede olmamız bizlere sağlıkta ne kadar erişilebilir olduğumuzu da hissettiriyor. Her an burada doktorlarımızın, hekimlerimizin hizmet veriyor olması insanlara huzur ve güvence veriyor" dedi. Sağlıkta çok güzel bir birliktelik var Bir yandan nüfusun arttığını, bununla beraber İnegöl’de Aile Sağlık Merkezi yapımlarının da arttırıldığını kaydeden Başkan Taban, şöyle devam etti, "Tüm sağlık ocaklarının tamamlandığını düşündüğümüzde, inşallah bizler bu noktada ülkemize göre en iyi noktalardan birisi olacağız. Bu bizim için çok güzel bir hedef. Sağlık politikaları noktasında İlçe Sağlık Müdürümüze teşekkür ediyorum. Bu konuda bizlere neler yapabileceğimizi anlatmışlardı. Yine Sağlık Müdürlüğümüz ve Kaymakamlığımız koordinesinde hayırseverler bulunarak bunlarla ilgili hayırseverlerin destek ve katkılarıyla bu yapılar hayata geçiriliyor. Bizler de nerede ihtiyaç varsa sağlık ocaklarına, o bölgede yer üreterek uygun alanları hazırlamış oluyoruz. Burada çok güzel bir imece usulü, birlikte çalışma durumu var."
MSKÜ’de bir ilk: Gastronomi öğrencilerine aşçı ceketi giydirildi
23 Aralık 2025 Salı - 16:12 MSKÜ’de bir ilk: Gastronomi öğrencilerine aşçı ceketi giydirildi Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü bir ilke imza atarak, 2025-2026 Eğitim Öğretim Yılı Aşçı Ceketi Giydirme Töreni gerçekleştirdi. Akademik ve sektörel paydaşların katılımıyla Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen tören, öğrencilerinin mesleki gelişim süreçlerini desteklemek ve sektörle etkileşimlerini güçlendirmek amacıyla yapıldı. Açılış konuşmalarıyla başlayan programda, gastronomi eğitiminin uygulama temelli yapısına ve mesleki disiplinin önemine vurgu yapıldı. Daha sonra gerçekleştirilen oturumlarda, mutfak sanatları alanında profesyonelleşme sürecine ilişkin temel konular ele alındı. Etkinlik kapsamında Pirge Akademi Eğitmeni Fırat Erbil tarafından "Mutfakta Profesyonel Bıçak Eğitimi" başlıklı uygulamalı bir sunum gerçekleştirildi. Bu oturumda mutfak güvenliği, mutfakta bıçak türleri ve kullanım teknikleri konularında öğrenciler ile interaktif bir oturum yapıldı. Programın devamında ‘Aile İşletmelerinde Nesiller Arası Girişimcilik Kültürü’ adlı oturum Doç. Dr. V. Hazal Özyurt ile Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümü öğrencisi İsmet Dural’ın moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Oturumda işletme sahibi Mehtap Şeniz Çahan ile Muğla Ticaret ve Sanayi Odası (MUTSO) Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Çahan gastronomi sektöründe sürdürülebilirlik, girişimcilik ve kurumsallaşma süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. ‘Geleceğin şeflerine öneriler: Kariyer planlamasında dikkat edilmesi gereken unsurlar’ başlıklı oturum ise Doç. Dr. Nur Çelik İlal ve Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümü öğrencisi Elif Erdem’in moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Konuşmacılar gastronomi alanında kariyer gelişimi ve sektörel beklentilere ilişkin görüş ve önerilerini öğrencilerle paylaşırlarken, etkinliğin bir diğer bölümünde ‘Marka oluşturma stratejileri: Sıfırdan marka nasıl kurulur?’ adlı oturum Doç. Dr. Şaban Kargiglioğlu ve Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümü öğrencisi Sinem Palabıyık’ın moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Oturumda, marka oluşturma süreçleri ve işletmecilik deneyimleri paylaşıldı. Programın son bölümünde, mezuniyet aşamasındaki öğrenciler için pasta kesim töreni gerçekleştirildi. Son olarak aşçı ceketleri giydirilen birinci sınıf öğrencileri, mesleki yolculuklarına başlamanın sevincini yaşadı.
Van’da sigara bırakma polikliniklerinde 800 kişi sigarayı bıraktı
23 Aralık 2025 Salı - 15:27 Van’da sigara bırakma polikliniklerinde 800 kişi sigarayı bıraktı Van İl Sağlık Müdürlüğü sağlıklı hayat merkezlerindeki sigara bırakma polikliniklerinde, 2025 yılında yaklaşık 800 kişi sigarayı bıraktı. Kent genelinde hizmet veren 17 sigara bırakma polikliniği aracılığıyla vatandaşlara ücretsiz danışmanlık ve tedavi desteği sunulurken, tütün kullanımının azaltılması ve toplum sağlığının korunması hedefleniyor. Sağlık personelince yürütülen çalışmalar kapsamında, sigarayı bırakmak isteyen bireyler düzenli olarak takip edilerek tedavi süreçleri destekleniyor. Yapılan değerlendirmelerde, 2025 yılı içerisinde sigara bırakma polikliniklerine toplam 2 bin 614 kişinin ayaktan başvurduğu, bu kişilerden bin 800’üne sigara bırakma ilacı başlandığı ve tedaviye uyumu yüksek olan grubun yaklaşık yüzde 40’ının sigarayı tamamen bıraktığı kaydedildi. "Van’ın 13 ilçesinin 11’inde sigara bırakma polikliniğimiz bulunuyor" Konuya ilişkin konuşan İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Muhammed Tosun, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun destekleriyle koruyucu sağlık hizmetlerinde önemli bir noktaya gelindiğini belirtti. İl Sağlık Müdürü Tosun, "İnsanları hastalanmadan önce; gerek kronik hastalıklara gerekse akut hastalıklara yakalanmadan önce, koruyucu sağlık hizmetlerimizle bilinçlendiriyor, hastaneye gitmeye gerek kalmadan, hastalık aşamasına gelmeden tedavi imkânları sunuyoruz. Bu hizmetlerden biri de sağlıklı hayat merkezlerimiz ve ilçe sağlık müdürlüklerimiz bünyesinde başlayan, daha sonra sokaktaki her caddeye ve ara sokağa kadar yayılan sigara bırakma timleri ve polikliniklerimizdir. Hâlihazırda 17 noktada sigara bırakma polikliniği hizmeti veriyoruz" dedi. "Yüzde 40’ı sigarayı tamamen bıraktı" Sigara bırakma polikliniklerine sigaraya başlamış, bırakmayı düşünen ya da bu süreçte desteğe ihtiyaç duyan vatandaşların başvurduğunu dile getiren Tosun, "Bunun yanında yerinde sigara bırakma polikliniklerimiz ile sahada aktif görev yapan mobil timlerimiz de bulunuyor. Mobil timlerimiz, dükkân dükkân gezerek sigaranın zararlarını anlatıyor, sigarayı bırakmak isteyenlere yol gösteriyor. Ayrıca sigara bırakma mobil aracımız da şehrin kalabalık noktalarında, meydanlarda ve caddelerde hizmet vererek, sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlarımıza hem bilgilendirme yapıyor hem de işlemlerini yerinde gerçekleştiriyor. 2025 yılı içerisinde il genelinde hizmet veren 17 sigara bırakma polikliniğine toplam 2 bin 614 kişi ayaktan başvurdu. Bu vatandaşlarımızdan bin 800’üne sigara bırakma ilacı başlandı. Tedaviye uyumu yüksek olan bu grubun yaklaşık yüzde 40’ı sigarayı tamamen bıraktı. Bu veriler doğrultusunda, ilimizde 2025 yılı içerisinde yaklaşık 800 vatandaşımız sigaraya veda etti" diye konuştu. Vatandaşın daha sağlıklı bir yaşama kavuşması için çalışmalarının devam edeceğini ifade eden Tosun, sigaranın; KOAH, kalp krizi ve benzeri pek çok kronik hastalığın en önemli tetikleyicilerinden biri olduğu düşünüldüğünde, bu başarının toplum sağlığı açısından ne kadar önemli olduğunun bir kez daha ortaya çıktığını kaydetti.
Van’da sigara bırakma polikliniklerinde 800 kişi sigarayı bıraktı
23 Aralık 2025 Salı - 15:14 Van’da sigara bırakma polikliniklerinde 800 kişi sigarayı bıraktı Van İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Sağlıklı Hayat Merkezlerindeki sigara bırakma polikliniklerinde, 2025 yılı içerisinde yaklaşık 800 kişinin sigarayı bıraktı. Kent genelinde hizmet veren 17 sigara bırakma polikliniği aracılığıyla vatandaşlara ücretsiz danışmanlık ve tedavi desteği sunulurken, tütün kullanımının azaltılması ve toplum sağlığının korunması hedefleniyor. Sağlık personeli tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, sigarayı bırakmak isteyen bireyler düzenli olarak takip edilerek tedavi süreçleri destekleniyor. Yapılan değerlendirmelerde, 2025 yılı içerisinde sigara bırakma polikliniklerine toplam 2 bin 614 kişinin ayaktan başvurduğu, bu kişilerden bin 800’üne sigara bırakma ilacı başlandığı ve tedaviye uyumu yüksek olan grubun yaklaşık yüzde 40’ının sigarayı tamamen bıraktığı kaydedildi. "Van’ın 13 ilçesinin 11’inde sigara bırakma polikliniğimiz bulunuyor" Konuya ilişkin konuşan İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Muhammed Tosun, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun destekleriyle koruyucu sağlık hizmetlerinde önemli bir noktaya gelindiğini belirtti. İl Sağlık Müdürü Tosun, "İnsanları hastalanmadan önce; gerek kronik hastalıklara gerekse akut hastalıklara yakalanmadan önce, koruyucu sağlık hizmetlerimizle bilinçlendiriyor, hastaneye gitmeye gerek kalmadan, hastalık aşamasına gelmeden tedavi imkânları sunuyoruz. Bu hizmetlerden biri de Sağlıklı Hayat Merkezlerimiz ve ilçe sağlık müdürlüklerimiz bünyesinde başlayan, daha sonra sokaktaki her caddeye ve ara sokağa kadar yayılan sigara bırakma timleri ve polikliniklerimizdir. Hâlihazırda 17 noktada sigara bırakma polikliniği hizmeti veriyoruz" dedi. "Yüzde 40’ı sigarayı tamamen bıraktı" Sigara bırakma polikliniklerine sigaraya başlamış, bırakmayı düşünen ya da bu süreçte desteğe ihtiyaç duyan vatandaşların başvurduğunu dile getiren Tosun, "Bunun yanında yerinde sigara bırakma polikliniklerimiz ile sahada aktif görev yapan mobil timlerimiz de bulunuyor. Mobil timlerimiz, dükkân dükkân gezerek sigaranın zararlarını anlatıyor, sigarayı bırakmak isteyenlere yol gösteriyor. Ayrıca sigara bırakma mobil aracımız da şehrin kalabalık noktalarında, meydanlarda ve caddelerde hizmet vererek, sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlarımıza hem bilgilendirme yapıyor hem de işlemlerini yerinde gerçekleştiriyor. 2025 yılı içerisinde il genelinde hizmet veren 17 sigara bırakma polikliniğine toplam 2 bin 614 kişi ayaktan başvurdu. Bu vatandaşlarımızdan bin 800’üne sigara bırakma ilacı başlandı. Tedaviye uyumu yüksek olan bu grubun yaklaşık yüzde 40’ı sigarayı tamamen bıraktı. Bu veriler doğrultusunda, ilimizde 2025 yılı içerisinde yaklaşık 800 vatandaşımız sigaraya veda etti" diye konuştu. Vatandaşın daha sağlıklı bir yaşama kavuşması için çalışmalarının devam edeceğini ifade eden Tosun, sigaranın; KOAH, kalp krizi ve benzeri pek çok kronik hastalığın en önemli tetikleyicilerinden biri olduğu düşünüldüğünde, bu başarının toplum sağlığı açısından ne kadar önemli olduğunun bir kez daha ortaya çıktığını kaydetti. (YLM-MSA-Y)
Ünlü bilim insanı Kocaeli’ne geliyor
23 Aralık 2025 Salı - 15:10 Ünlü bilim insanı Kocaeli’ne geliyor Cumhurbaşkanlığı himayelerinde yürütülen ve Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) tarafından verilen 2025 TÜBA Uluslararası Akademi Ödülleri kapsamında Sağlık ve Yaşam Bilimleri kategorisinde ödüle layık görülen Prof. Dr. Dr. h.c. mult. Mutlu Özcan, PhD, Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi’ne geliyor. Hâlen Zürih Üniversitesi Diş Hekimliği Merkezi Direktörü olarak görev yapan Prof. Dr. Dr. h.c. mult. Mutlu Özcan, PhD, ödüle layık görülen bilimsel çalışmalarının ardından Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi ev sahipliğinde konferans gerçekleştirecek. Profesör Doktor ve Fahri Doktora unvanlarına sahip Mutlu Özcan, dental estetik ve restoratif diş hekimliği başta olmak üzere pek çok öncü çalışmaya imza atmış bilim insanı olarak öne çıkıyor. Akademik kariyeri boyunca uluslararası platformlarda önemli başarılara sahip olan ünlü bilim insanının aynı zamanda Diş Hekimliği Fakültesi bulunan Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi’nde akademisyenlerle ve öğrencilerle buluşması, üniversiteyi ön plana çıkarıyor. "Yeni Teknolojiler ve Diş Hekimliğinde Minimal İnvaziv Rekonstrüksiyonlar" Prof. Dr. Mutlu Özcan, 24 Aralık 2025 Çarşamba günü saat 15.00’te, Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi’nin konferans salonunda düzenlenecek etkinlikte "Yeni Teknolojiler ve Diş Hekimliğinde Minimal İnvaziv Rekonstrüksiyonlar" başlıklı sunumuyla akademisyenler ve öğrencilerle bir araya gelecek. Konferansta, dijital teknolojilerin klinik uygulamalara entegrasyonu, hasta konforunu artıran minimal invaziv yaklaşımlar ve bu tekniklerin uzun dönem başarısına dair güncel bilimsel veriler ele alınacak. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Ödül Töreni Ünlü bilim insanına layık görülen TÜBA Uluslararası Akademi Ödülü, 23 Aralık 2025 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenecek TÜBA–TÜBİTAK Bilim Ödülleri Töreninde Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından takdim edilecek.