Son Dakika
|
Ordu’da kıyıya insansız deniz aracı vurdu
MHP ve DEM Parti bayramlaştı: "Terörsüz Türkiye" süreci öne çıktı
Arakçi: "Hürmüz Boğazı açık, temas halinde güvenli geçiş sağlamaya hazırız"
Bağcılar TEM’de yolcu otobüsü alevlere teslim oldu
ABD, İran petrolünün satışına 30 gün süreyle izin verdi
Bayram günü mahalle savaş alanına döndü: 3 ölü, 22 yaralı
Otomobilin çarptığı motosikletli tıp fakültesi öğrencisi hayatını kaybetti
Erzurum’da şüpheli ölüm!
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’dan dünyaya uyarı
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Siyonist İsrail malum yüzlerce, binlerce insanı katletti; İnşallah bunun bedelini de ödeyeceğinden hiç şüphem yok"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Çekya'da İsrailli silah şirketiyle bağlantılı fabrika ateşe verildi
Putin: "Moskova, Tahran'ın sadık bir dostu ve güvenilir ortağı olmaya devam ediyor"
Ordu’da kıyıya insansız deniz aracı vurdu
Afyonkarahisar’da kar yağışı
Tayland’da Müslümanlar bayram namazını eda etti
İstanbul bayram sabahına sisle uyandı
5’i çocuk 6 kişinin öldüğü yangında sera sahibi tutuklandı
SAĞLIK
Uzmanı açıkladı: "Bayramda kurulan ilişkiler ruh sağlığını güçlendiriyor"
21 Mart 2026 Cumartesi - 11:52:31
Sivas Medicana Hastanesi Uzman Psikolog Kerime Begüm Özkaya, bayram sonrası işe dönüşte yaşanan isteksizliklerin oldukça normal olduğunu söyleyerek, "Psikolojik olarak en sağlıklı bayram, kişinin kendini zorlamadan ama mümkün olduğunca bağ kurduğu, paylaştığı ve anlam bulduğu bayramlardır" dedi. Bayramlarda insanlar günlük hayatın yoğun temposundan uzaklaşarak daha çok sosyal ilişkilerine yöneliyor. Aile ziyaretleri, akraba buluşmaları ve toplu kutlamalar bu dönemlerde artış gösteriyor. İnsanlar bayram süresince paylaşma, yardımlaşma ve birlikte vakit geçirme gibi davranışlara daha fazla önem veriyor. Yeni kıyafetler, hazırlanan ikramlar ve yapılan ziyaretler bayram coşkusunu artırıyor. Bayramlar, toplumda birlik ve beraberlik duygusunun güçlendiği özel zamanlar olarak dikkat çekiyor. Bayramların bireylerin psikolojisi üzerinde genellikle olumlu etkiler oluştururken, bu dönemlerde artan sosyal etkileşim, kişilerin kendilerini bir gruba ait hissetmelerini sağlarken yalnızlık duygusunu azaltıyor. Aynı zamanda paylaşma ve empati gibi duyguların güçlenmesi, bireylerin kendilerini daha anlamlı ve değerli hissetmesine katkı sunuyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Medicana Sivas Hastanesi’nde görevli Uzman Psikolog Kerime Begüm Özkaya, bayram sonrası uyum sürecine dikkat çekerek, "Bu süreçte bireyin kendini birkaç gün uyum süresi tanıması iş yükünü parçalar haline bölmesi ve günlük rutinini yeniden oluşturmayı adaptasyonu kişide kolaylaştırır. Bu yüzden bu yaşadığımız olumsuzluklarda bayram sonrasında gayet normaldir" dedi. "Pozitif duyguları artırır" Kerime Begüm Özkaya, bayramlarda kişinin aidiyet duygusunun arttığını belirterek, "Bayramlarda insanlar günlük hayatın yoğun temposundan uzaklaşarak daha çok sosyal ilişkilerine yöneliyor. Aile ziyaretleri, akraba buluşmaları ve toplu kutlamalar bu dönemlerde artış gösteriyor. İnsanlar bayram süresince paylaşma, yardımlaşma ve birlikte vakit geçirme gibi davranışlara daha fazla önem veriyor. Yeni kıyafetler, hazırlanan ikramlar ve yapılan ziyaretler bayram coşkusunu artırıyor. Bu süreçte bireyler hem duygusal hem de sosyal açıdan daha yoğun bir dönemden geçiyor. Bayramlar, toplumda birlik ve beraberlik duygusunun güçlendiği özel zamanlar olarak dikkat çekiyor. Bayramlar, ruh sağlığını güçlendiren sosyal köprülerdir. Bayramlar sadece kültürel ve dini günler değil aynı zamanda insanların duygusal dünyasını güçlü şekilde etkileyen sosyal dönemlerdir. Bayramlar insanların psikolojisi üzerine genellikle olumlu ve güçlendirici etkileri oluşturur. Bayram psikolojisi bireylerin aidiyet, paylaşma, mutluluk, özlem ve hüzün gibi yoğun duygularını aynı anda yaşayabildiği bir süreçtir. Psikolojik açıdan değerlendirecek olursak, bayramlar kişilere aidiyet ve bağlılık duygusunu arttırır. Bayramlarda aile ziyaretleri, akraba buluşmaları ve toplu kutlamalar olur. Bu durum kişi de bir yere ait olduğunu ve yalnız değilim duygusunu güçlendirir. Sosyal bağların güçlenmesi psikolojik dayanıklılığı ve pozitif duyguları arttırır" dedi. "Kısa sürelide olsa iş stersiden uzaklaştırır" Özkaya, bayramda insanların geçmişi ile bağ kurduğunu söyleyerek, "Bayramlar günlük hayatın rutininden çıkmayı sağlar. Yeni kıyafetler, ikramlar, ziyaretler ve hediyeler gibi gelenekler dopamin ve serotonin gibi mutluluk hormonlarının artmasına yardımcı olur. Stres ve yorgunluğu azaltır. Bayram tatilleri ve sosyal ortamlar insanların iş ve hayat stresinden kısa süreli de olsa uzaklaşmanızı sağlar. Ruhsal rahatlama ve yenilenme hissini oluşturur. Paylaşma ve empatiyi güçlendirir. Bayramda ihtiyaç sahiplerine yardım etmek, büyükleri ziyaret etmek gibi davranışlar işin empati ve merhamet duygusunu arttırır. Yardım etmek kişinin kendini daha değerli ve anlamlı hissetmesini sağlar. Kişide geçmişi ve hatırlarla bağ kurmayı sağlar. Bayramlar çoğu insanlar için çocukluğunu hatırlatan zamanlardır. Bu da kişide nostaljik ve sıcak duyguların yaşanmasını sağlar. Bayramlar bazı insanlar için de zorlayıcı olabilir. Her zaman herkes için aynı derecede mutlu geçmeyebilir. Yalnız yaşayan kişiler, yakınını kaybetmiş olanlar, aile ilişkileri zor olan kişiler, bayramlarda yalnızlık veya hüzün hissedebilir. Bu da gayet normaldir. Bu nedenle bayramlarda çevremizdeki insanları hatırlamak, bir telefon etmek ya da kısa bir ziyaret gerçekleştirmek bile kişinin kendini daha iyi hissetmesine yardımcı olabilir" diye konuştu. "Bayram dönüşü işte yaşanan isteksizlik normaldir" Bayram sonrası adaptasyon sürecinden bahseden Özkaya, "Psikolojik olarak en sağlıklı bayram kişinin kendini zorlamadan ama mümkün olduğunca bağ kurduğu, paylaştığı ve anlam bulduğu bayramlardır. Ayrıca bahsetmek gerekirse bayram sonrası işe dönüşü yaşama isteksizlik oldukça normaldir. İnsan zihnin dinlenme ve sosyal bağların yoğun olduğu bir dönemden tekrar sorumlulukların olduğu bir ortama geçer. Bu da tabi ki zorlayıcıdır. Bu süreçte bireyin kendini birkaç gün uyum süresi tanıması iş yükünü parçalar haline bölmesi ve günlük rutinini yeniden oluşturmayı adaptasyonu kişide kolaylaştırır. Bu yüzden bu yaşadığımız olumsuzluklarda bayram sonrasında gayet normaldir. Herkese huzurlu, sağlıklı ve mutlu bayramlar diliyorum" şeklinde konuştu.
21 Mart 2026 Cumartesi - 10:58
Hemşirelikten bağışçılığa: Bu kez kendi hücreleriyle hayat kurtardı
Tunceli Ovacık Devlet Hastanesi’nde görev yapan hemşire Mavi Altay, yıllar önce verdiği kök hücre örneğinin eşleşmesiyle bu kez kendi hücrelerini bağışlayarak bir hastaya umut oldu. Ovacık Devlet Hastanesi’nde görev yapan hemşire Mavi Altay, 6 yıl önce verdiği kök hücre örneğinin bir hastayla eşleşmesi üzerine bağış sürecine dahil oldu. Sağlık çalışanı olarak mesleği gereği her gün hastaların tedavisine katkı sunan Altay, bu kez farklı bir sorumluluk üstlenerek doğrudan bağışçı oldu. Yapılan tetkik ve hazırlıkların ardından süreci tamamlayan Altay, kendi hücrelerini bağışlayarak bir hastanın yaşam mücadelesine destek verdi. "Vereceğimiz bir miktar kanla bir kişinin hayatına dokunabiliriz" Bağış sürecinde ve sonrasında yaşadıklarını anlatan Mavi Altay, bir hemşire olarak hastaların hayatına dokunduğunu ancak kendi canından bir parça vererek hayat kurtarmış olmanın çok daha güzel bir duygu olduğunu ifade etti. Altay, "Kızılay’a 6 sene önce kök hücre için örnek vermiştim. Aralık ayında geri dönüş oldu. Örnekler bir hastayla uyuşmuş. Açıkçası bu beni biraz heyecanlandırdı, tedirgin etti, süreçle ilgili bilmediklerim vardı. Sonra Kızılay’daki arkadaşlarla görüştüm. Sağ olsunlar sorularımın hepsini sağlıklı bir şekilde cevapladılar. Sonraki süreçte ilk önce chek up yapıldı. İstanbul’daki chek up sürecinden sonra dokular hastayla uyuştuğu için yaklaşık 15 gün sonra kök hücre tüp toplama işlemi olacaktı. Onun öncesinde bir ilaç verip kanımdaki kök hücreyi artırdılar. İlaç 5 gün sürdü. Hafif kemik ağrısı, grip gibi hafif semptomları oldu. Onun dışında bir sıkıntı yaşamadım. Bu işlemlerden sonra kök hücre toplama işlemine geçtik. Bu süreçte arkadaşlar yine yardımcı oldular. Yaklaşık 3 saat sedyede uzanmak zorundaydım. Bu işlemler esnasında hareket edemiyordum. Ama gayet uyumlu, hoş sohbet insanlarla tatlı bir iletişim halinde olduk. Çekindiğim, korktuğum yerlerde benimle ilgilendiler. İşlem gayet güzel geçti. Sonraki süreçte öğrenebildiğim kadarıyla kök hücre bağışında bulunduğum arkadaşın da iyileşmiş olduğunu duydum. Gayet mutluyum. Bir hemşire olarak zaten insanların hayatına dokunuyorduk ama özellikle kan bağışı yaptıktan sonra kendimden bir parça verdikten sonra birinin hayatını kurtarmış olmak çok güzel. Söyleyebileceğim en önemli şey, bunu sadece bir hastanın hayatını kurtarmak olarak görmesinler. Hastanın yakınları, çevresindeki insanlar, hastayla birlikte her gün hastaneye giden, hasta için uğraşan insanlar için de yapsınlar. Hepimizin başına gelebilecek bir hastalık, hepimizin yaşayabileceği bir sorun. Vereceğimiz bir miktar kanla bir kişinin hayatına dokunabiliriz" diye konuştu. "Yaptığım şeyden dolayı kendimle gurur duyuyorum" Altay, "Etrafımdaki insanlardan çok olumlu tepkiler aldım. Herkes yaptığımın ne kadar gururlu, güzel bir şey olduğundan bahsetti. Ben de çok mutlu oldum. Sonrasında unu çok düşündüm; eğer o bağışı yapmasaydım ne kadar üzüleceğimi, bir insanın hayatına dokunamayacağımı ya da o kişinin bu hastalıktan iyileşemeyeceğini düşündüm ve gerçekten yaptığım şeyden dolayı kendimle gurur duyuyorum. Herkesin canı gönülden yapabileceği bir şeyi yaptım belki ama bence çok önemli bir şey, herkesin de yapması lazım. Buradan söyleyebileceğim en önemli şey herkesin kemik iliği örneği vermesi ve hastalara ulaşması. Bir çocuk, belki bir yetişkin, belki bir anne, belki dede, hala. Yani birine yardım edebiliriz. Onların hayatlarını güzelleştirebiliriz. Bu süreç benim için sadece 20 günden ibaretti. Yani 20 gün içerisinde sadece 5 gün ilaç aldım ama diğer tarafta o hasta belki bir sene daha benim kök hücremi alacak. İyileşecek olsa bile 1 sene hastanede kalacak. Onun için daha yıpratıcı, daha uzun bir süreç" dedi.
21 Mart 2026 Cumartesi - 10:27
Normal doğum Gümüşova’da anlatıldı
Düzce’nin Gümüşova ilçesinde anne ve anne adaylarına yönelik düzenlenen eğitim programında, normal doğumun önemi ve süreci detaylı şekilde anlatıldı. Normal Doğum Eylem Planı kapsamında Gümüşova İlçe Devlet Hastanesi bünyesinde gerçekleştirilen "Doğal Olan Normal Doğum" konulu eğitim programında, katılımcılara doğum sürecine ilişkin kapsamlı bilgiler verildi. Gebe Okulu Koordinatörü Mükerrem Bayrak tarafından verilen eğitimde, anne ve anne adaylarına normal doğumun önemi, süreci ve sağladığı avantajlar hakkında kapsamlı bilgiler aktarıldı. Programda, normal doğumun anne ve bebek sağlığı üzerindeki olumlu etkilerine dikkat çekilerek, doğum sürecine ilişkin doğru bilinen yanlışlar ele alındı. Eğitim süresince katılımcıların soruları yanıtlanırken, doğuma hazırlık süreci, gebelik döneminde dikkat edilmesi gereken hususlar ve sağlıklı bir doğum için öneriler paylaşıldı. Yetkililer, Normal Doğum Eylem Planı kapsamında benzer bilgilendirme çalışmalarının devam edeceğini belirterek, anne ve anne adaylarının bilinçlendirilmesine yönelik faaliyetlerin sürdürüleceğini ifade etti.
21 Mart 2026 Cumartesi - 09:29
Bayramda çocukları şekerden uzak tutun
Diyetisyen Gamze Söylemez, bayramlarda çocuklara çok fazla çikolata ikramlarında bulunulduğunu dikkat çekerek, "Çocuklarınıza daha çok şekeri olmayan, daha doğal şekerli meyve suları ikram edebilirisiniz" dedi. Ramazan Bayramı’ndaki tatlı tüketiminin en çok karşılaştıkları sorulardan birisi olduğunu söyleyen Diyetisyen Gamze Söylemez, sözlerine şöyle devam etti, "Burada dikkat edilmesi gereken kurallardan birisi daha çok sütlü tatlılar tercih edilmeli. Şerbetli tatlılar kan şekerini hızlı yükselttiği için hızlı da düşürebilir. Bu yüzden özellikle kronik hastalığı olan şeker, diyabet tarzı, tip bir tip iki diyabet hastaları, kolesterol problemi olanlar, özellikle gebe danışanlarıma da çok özellikle bu konuda uyarılarda bulunuyorum. Daha çok sütlü ve meyveli tatlılar tercih edebilirsiniz. Yemeklerden en azından iki saat sonra sindirim tamamlandıktan sonra tatlı tüketirseniz metabolizma anlamında sizin için daha kolay olacaktır. Kronik hastalığı olanları burada özellikle uyarmak istiyorum. Lütfen yemeklerden hemen sonra ya da çok fazla porsiyonlarda tatlı tüketmeyin. Birkaç eve davete gidiyorsanız en azından bir iki tanesini seçip bunları da güne bölerek tatlı tüketimini bu şekilde tamamlayabilirsiniz. Her tatlı tüketiminden sonra bol bol su içme ve egzersiz yaparak en azından sindirimini kolaylaştırmaya yardımcı olabilirsiniz." "Sofranızda koyu yeşil yapraklı sebzeler olsun" Diyetisyen Gamze Söylemez, "Çay, kahve içilecekse, daha açık tüketilmemeli, demli tüketilmemeli ve yemeklerden yarım saat sonra tüketilmelidir. Bu kısma da önem veriyorum. Her sofrada mutlaka koyu yeşil yapraklı sebzeleri bulundurmalısınız. Zeytinyağlı sebzelere önem vermelisiniz. Havalar ısınıyor. Bahar aylarının, mevsim sebzeleri çok çok yoğunlukta. Bu yüzden bunları da sofralarda mutlaka bulundurmalısınız. Ramazanda özellikle kahvaltı, iki ara öğün ve bir ana öğün demiştik. Kahvaltımızı konuştuk. Ara öğün olarak daha çok bitkisel proteinlerden koyu, yeşil yapraklı sebzeleri bulundurabilir. Süt, ayran tüketebilir. Fındık, badem, ceviz gibi yağ tohumları da ara öğünlere de dahil edebilirsiniz. Yine cilt elastikiyeti için cildin parlaklığı için de meyveleri kullanabilirsiniz. Özellikle koyu renkli meyvelerin, antioksidan kapasiteleri çok yüksek olduğu için meyvelerde mutlaka ara öğünlerde tüketilmelidir. Akşam yemeğinden sonraki tüketilen ara öğün olarak da genelde bizim toplumunuzda tatlı tüketimi çok fazla oluyor. Daha çok kuru meyvelere yönelebilir bireyler. Kuru kayısı, kuru hurma, kuru incir tarzı, kuru meyvelerde tatlı ihtiyacımızı önemli ölçüde azaltacaktır." Dedi. "Çocukların gelişimi için önemli detay" Ramazan Bayramı’nda özellikle çocuklara çok fazla çikolata ikramlarında bulunulduğuna dikkat çeken Söylemez, "Buradan da uyarmış olalım. Çocuklarınıza daha çok şekeri olmayan, daha doğal şekerli meyve suları ikram edebilirisiniz. İçerisinde rafine şeker eklenmeyen meyve suları çocuklarınızın büyüme gelişiminde ve beyin gelişiminde de önemli ölçüde farklılık gösterecektir. Daha çok şekerlerden ziyade kendi ev yapımı sütlü tatlılarınızı ikram edebilirsiniz. Burada da böyle birazcık daha tabuları yıkmış olabiliriz diye düşünüyorum. Daha dikkatli olursak çünkü beslenme temelinde çocuklarla devam eden bir şey. Çocukları nasıl yetiştirirseniz ilerleyen dönemlerde yetişkinlerde bu noktada daha bilinçli ilerleyeceğini düşünüyorum" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
20 Mart 2026 Cuma- 11:04
Diyetisyen Ünal: "Bayramda günlük ortalama 3 ana, 3 ara öğün olarak beslenme planlanabilir"
2
19 Mart 2026 Perşembe- 11:00
Uzmanından bayramda beslenme uyarısı: "Ani yüklenme sağlığı tehdit ediyor"
3
20 Mart 2026 Cuma- 11:19
Uzmanından Ramazan sonrası beslenmeye kademeli geçiş uyarısı
4
20 Mart 2026 Cuma- 09:40
Bayramda tatlıya denge uyarısı: Uzmanından kritik beslenme önerileri
5
19 Mart 2026 Perşembe- 12:45
Uzmandan bayramda porsiyon kontrolü ve sağlıklı beslenme uyarısı
31 Aralık 2025 Çarşamba - 13:21
Mersin Şehir Hastanesinde 9 yılda 21 milyonun üzerinde muayene
Türkiye’nin ilk şehir hastanesi olma özelliğini taşıyan Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi, hizmete açıldığı günden bu yana yalnızca Mersin’in değil, çevre illerin de sağlık yükünü üstlenen önemli sağlık merkezlerinden biri haline geldi. Hastane, açılışının üzerinden geçen 9 yılda toplam 21 milyon 507 bin 157 muayene gerçekleştirerek bölgedeki artan sağlık ihtiyacına kesintisiz yanıt verdi. Güçlü altyapısı ve planlı hizmet anlayışıyla dikkat çeken hastanede, artan başvuru sayılarına rağmen sağlık hizmetlerinde herhangi bir aksama yaşanmaması için altyapı ve hizmet kapasitesi sürekli olarak güçlendirildi. Elde edilen veriler, hastanenin erişilebilir, sürdürülebilir ve nitelikli sağlık hizmeti sunma kapasitesini ortaya koydu. 2025’te 3,2 milyon başvuru Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesine 2025 yılı boyunca acil servise 910 bin 316, polikliniklere ise 2 milyon 370 bin 054 olmak üzere toplam 3 milyon 280 bin 370 başvuru yapıldı. 2025 yılı içerisinde sağlık hizmetlerinin niteliğini artırmaya yönelik önemli yatırımlar da hayata geçirildi. Çocuk ve gençlerin ruh sağlığını desteklemek amacıyla Çocuk ve Genç Ruh Sağlığı Merkezi (ÇÖZGEM) hizmete açıldı. Görüntüleme hizmetlerinde kapasiteyi artırmak amacıyla 3. Manyetik Rezonans (MR) cihazı vatandaşların kullanımına sunuldu. Ayrıca İnfertilite Polikliniği, Üroonkoloji Polikliniği ve Androloji Polikliniği hizmete alınarak üreme sağlığı ve erkek sağlığı alanlarında sunulan hizmet çeşitliliği artırıldı. Kronik Yara ve Diyabetik Ayak Ünitesi ile uzun süreli tedavi gerektiren hastalara yönelik hizmetler güçlendirilirken, şehit ve gazi yakınlarının sağlık hizmetlerine daha hızlı erişimini sağlamak amacıyla Şehit ve Gazi Yakınları İçin Başvuru Noktası oluşturuldu. 2025’te 75 binin üzerinde ameliyat, 7 bin 802 canlı doğum Hastanede 2025 yılı Ocak-Kasım döneminde toplam 78 bin 255 ameliyat başarıyla gerçekleştirildi. Aynı dönemde 7 bin 802 canlı doğum, güvenli doğum hizmetleri kapsamında hastanede gerçekleşti. Bu veriler, hastanenin bölgenin sağlık ihtiyacını karşılayan güçlü bir merkez olduğunu bir kez daha ortaya koydu. "Önceliğimiz nitelikli ve zamanında hizmet" Hastane Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Ballı, muayene ve başvuru sayılarının tek başına bir başarı ölçütü olmadığını vurgulayarak, "Önceliğimiz vatandaşlarımızın sağlık hizmetine güvenli, zamanında ve nitelikli şekilde ulaşabilmesidir. Artan sağlık ihtiyacına karşı hizmetin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla altyapımızı, teknolojik donanımımızı ve insan kaynağımızı sürekli güçlendiriyoruz" dedi. Sağlık Bilimleri Üniversitesi iş birliğiyle eğitim ve araştırma faaliyetlerinin sürdüğünü belirten Prof. Dr. Ballı, hastanede 14 branşta aktif eğitim kliniği bulunduğunu söyledi. Akademik kadroya ilişkin bilgi veren Ballı, "Sağlık Bilimleri Üniversitesi kadrosunda görev yapan 4 profesör, 12 doçent ve 3 doktor öğretim üyesi ile Sağlık Bakanlığı kadrosunda görev yapan 22 doçent ve 5 başasistan olmak üzere toplam 46 eğiticimiz bulunuyor. Hastanemizde 166 uzmanlık öğrencisi eğitim almaktadır" ifadelerini kullandı. Açılan kadroların tamamının dolu olduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Ballı, "Bu durum hastanemizin eğitim açısından da tercih edildiğini göstermektedir. Biz hem sağlık hizmeti sunan hem de geleceğin uzman hekimlerini yetiştiren bir eğitim hastanesiyiz. Bu iki görevi başarıyla yürütmeye devam ediyoruz" dedi.
31 Aralık 2025 Çarşamba - 13:16
BUÜ Hastanesi’nin ikinci ortopedi kliniği hizmete açıldı
Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Hastanesi, hayırseverlerin desteğiyle tüm altyapı çalışmaları tamamlanan ve modern imkanlarla donatılan ikinci Ortopedi ve Travmatoloji kliniğini törenle hizmete açtı. Daha önce depo olarak kullanılan alanın dönüştürülmesiyle oluşturulan klinik, bu alandaki yatak kapasitesi sayısının da artmasını sağlayacak. Düzenlenen açılış törenine BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. İrfan Kırıştıoğlu, Prof. Dr. Zekeriyya Arı, Dekan Prof. Dr. Funda Coşkun, Başhekim Prof. Dr. Halil Sağlam, Prof. Dr. Kemal Durak, Prof. Dr. Şahin Aslan ile akademik ve idari personel katılım gösterdi. Törende konuşan BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, projenin hayata geçmesinde emeği geçen tüm akademik kadroya ve idari birimlere teşekkürlerini sundu. Üniversite kaynaklarını en etkin şekilde kullanmaya gayret ettiklerini belirten Yılmaz, hastanenin geniş bir bölgeye hizmet veren köklü bir yapı olduğunu ve zamanla yaşlanan binanın altyapı ihtiyaçlarının arttığını ifade etti. Bu noktada bağışçı desteğinin kritik önemine değinen Rektör Yılmaz, hocaların hayırseverlerle kurduğu köprünün üniversiteye büyük bir değer kattığını vurguladı. Atıl durumdaki bir alanın yeniden şifa merkezine dönüşmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Yılmaz, yeni birimin hem klinik hizmetlerde hem de bilimsel araştırmalarda çıtayı yükselteceğini belirtti. Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Funda Coşkun ise konuşmasında, bu açılışın bir domino taşı etkisi oluşturduğunu ve fakülte bünyesinde yoğun bir icraat dönemine girildiğini belirtti. Depo alanlarının tasnif edilip boşaltılmasının ardından modern bir kliniğin inşa edilmesinin büyük bir özveri gerektirdiğine dikkat çeken Coşkun, kısıtlı bütçelerle yapılması zor olan bu tarz projelerin bağışçılar sayesinde gerçeğe dönüştüğünün altını çizdi. Başhekim Prof. Dr. Halil Sağlam, açılışı yapılan alanın 2018 yılından bu yana depo ihtiyacı nedeniyle hasta kabulüne kapalı olduğunu hatırlattı. Yapılan planlamalarla depo sorununun çözüldüğünü ve bu sayede Ortopedi Anabilim Dalı için ikinci bir klinik açma imkanı doğduğunu belirten Sağlam, hastanede en çok yatağa ihtiyaç duyulan birimin ortopedi olduğunu kaydetti. Yaklaşık iki yıllık bir hazırlık sürecinin ardından ulaşılan bu hedefin, hasta sirkülasyonunu ve müdahale kapasitesini ciddi oranda artıracağını ifade eden Başhekim, özellikle projenin mutfağında büyük özveri gösteren öğretim üyelerine teşekkür etti. Kliniğin açılış kurdelesi; Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Kırıştıoğlu, Dekan Prof. Dr. Funda Coşkun, Başhekim Prof. Dr. Halil Sağlam, projeye büyük emek veren Prof. Dr. Kemal Durak ve Prof. Dr. Şahin Aslan ile bağışçılar tarafından kesildi.
31 Aralık 2025 Çarşamba - 12:52
Çorbacıda fenalaşan vatandaşa ilk müdahale hayat kurtardı
Balıkesir’in Bandırma ilçesinde çorba içmek isteyen bir vatandaş aniden yere yığıldı. O esnada yemeğini yiyen, ilk yardım belgeli Adem Akkoca tarafından fenalaşan adama müdahale edildi. Bandırma’da Meşhur Çorbacı isimli işletmede çorba içtiği sırada aniden rahatsızlanan 50’li yaşlardaki bir vatandaşa, olay yerinde bulunan ilk yardım belgeli Adem Akkoca tarafından müdahale edildi. Edinilen bilgilere göre, çorba içerken aniden fenalaşarak yere yığılan Şemistan isimli vatandaşın dilini yuttuğunu düşünen Adem Akkoca, hızlı ve bilinçli bir şekilde müdahalede bulunarak eliyle dilini çıkardı. Yapılan ilk müdahale sayesinde vatandaşın yeniden nefes alması sağlandı. Olayın hemen ardından 112 Acil Sağlık ekiplerine haber verildi. Yaklaşık 5 dakika içinde olay yerine ulaşan sağlık ekipleri tarafından yapılan kontrollerin ardından Şemistan isimli vatandaş ambulansla Bandırma Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Hastanede tedavi altına alınan vatandaşın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
31 Aralık 2025 Çarşamba - 11:24
Diz ağrısı her yaşta hayatı zorlaştırıyor
Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Murat Köken, diz ağrılarının, çocukluktan ileri yaşa kadar her yaş grubunda görülebilen ve günlük yaşamı ciddi şekilde etkileyen yaygın bir ortopedik sorun olduğunu belirterek, "Dizdeki ağrının basit bir zorlanmaya bağlı olabileceği gibi, altta yatan ciddi eklem hastalıklarının ilk işareti olabiliyor" dedi. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Murat Köken, diz ağrısı sebepleri tanı ve tedavisi hakkında bilgi verdi. Doç. Dr. Murat Köken, ileri yaş grubunda kireçlenme nedeniyle, genç ve aktif bireylerde, ani dönme hareketleri, spor yaralanmaları ve menisküs yırtıkları sık görülebileceğini belirterek, şöyle konuştu: "Kadınlarda hormonal değişiklikler ve özellikle diz kapağı problemleri nedeniyle bazı diz sorunları daha sık karşılaşırken, aşırı kilolu veya hareketsiz yaşam sürenlerde eklem yükünün artması ve kas desteğinin zayıf olması ağrı riskini yükseltmektedir. Özellikle spor yapan çocuk ve gençlerde dizlerini korumak için doğru ısınma ve egzersiz yapması önerilmektedir. Her diz ağrısının ameliyat gerektirmediğini vurguluyor. Çoğu hasta, ilaç tedavisi, egzersiz ve fizik tedavi programları, kilo kontrolü ve diz içi enjeksiyonlar gibi cerrahi dışı yöntemlerle başarılı şekilde tedavi edilebiliyor. Ancak bazı durumlarda cerrahi müdahale kaçınılmaz olabilir. Menisküs yırtıkları, bağ kopmaları veya diz kapağı sorunları ileri seviyeye ulaştığında, eklemde kilitlenme, boşalma hissi veya sürekli ağrı oluşabilir. Ayrıca ileri evre kireçlenme ve eklem hasarları, günlük yaşamı ciddi şekilde kısıtladığında diz protezi ameliyatı gündeme gelir. Uzmanlar, bu tür durumlarda kapalı (artroskopik) yöntemlerle veya protez ameliyatlarıyla dizin işlevini korumanın ve ağrıyı azaltmanın mümkün olduğunu belirtiyor." Dikkat edilmesi gereken işaretler Köken, iki haftadan uzun süren ağrı, istirahatle geçmeyen ağrı, şişlik, kilitlenme veya dizde boşalma hissi ön önemli belirtiler arasında yer aldığını ifade ederek, şöyle devam etti: "Erken dönemde doğru müdahale hem cerrahi ihtiyacını azaltıyor hem de hareket özgürlüğünü koruyor. Diz sağlığı için düzenli egzersiz ve kas güçlendirme hareketleri yapın, aşırı kilolardan kaçının, ani hareketlerden ve aşırı yüklenmeden kaçının, spor yaparken uygun ayakkabı ve koruyucu ekipman kullanın ve şüpheli ağrılarda erken dönemde ortopedi uzmanına başvurun."
31 Aralık 2025 Çarşamba - 11:02
İleri yaş grubuna uygulamalı spor aktivitesi
Yakın Doğu Üniversitesi ile Yaşlı Hakları ve Ruh Sağlığı Derneği iş birliğiyle düzenlenen etkinlikte, egzersizin sağlıklı yaş alma sürecindeki kritik rolü bilimsel veriler ve uygulamalı çalışmalarla ele alındı. Sağlıklı yaş alma sürecine bütüncül bir bakış sunmak amacıyla düzenlenen "Sağlıklı Yaş Alma Yolculuğunda Egzersiz" etkinliği, Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi ile Yaşlı Hakları ve Ruh Sağlığı Derneği iş birliğinde, Lefkoşa Türk Belediyesi ev sahipliğinde Merkez Lefkoşa’da gerçekleştirildi. Akademisyenler ve uzmanların katılımıyla düzenlenen etkinlikte, egzersizin yaşlanma sürecindeki önemi teorik bilgiler ve uygulamalı çalışmalar eşliğinde ele alındı. Egzersiz yaşlanma sürecini yavaşlatıyor Etkinlik, Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adile Öniz Özgören ile Yaşlı Hakları ve Ruh Sağlığı Derneği Başkanı Prof. Dr. Hatice Jenkins’in açılış konuşmalarıyla başladı. Konuşmalarda, artan yaşlı nüfusla birlikte sağlıklı yaş alma kavramının giderek daha fazla önem kazandığı vurgulandı. Prof. Dr. Adile Öniz Özgören, sağlıklı yaş almanın yalnızca fiziksel değil, zihinsel ve sosyal boyutları da kapsadığını belirterek "Sağlıklı yaş almak; bedeni, zihni ve ruhu birlikte koruyabilmekten geçer. Doğru yaklaşımlar benimsendiğinde ileri yaşlar daha üretken ve anlamlı bir yaşam dönemine dönüşebilir" dedi. Beslenmenin sağlıklı yaş alma sürecindeki rolüne de değinen Prof. Dr. Özgören, dengeli ve bilinçli beslenmenin kronik hastalık riskini azaltmada belirleyici olduğunu vurguladı. Akdeniz diyetinin yaşlılık döneminde en uygun beslenme modellerinden biri olduğunu ifade eden Özgören, düzenli ve basit egzersizlerin kas-iskelet sistemi sağlığını koruduğunu ve yaşam kalitesini artırdığını söyledi. Kas gücü bağımsız yaşamın anahtarı İnsan ömrünün uzadığını ancak bu uzamanın büyük ölçüde yaşlılık döneminde gerçekleştiğini belirten Prof. Dr. Hatice Jenkins, bu sürecin sağlıklı geçirilmesinin bilinçli tercihlere bağlı olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Hatice Jenkins, "Ne kadar yaşadığımızdan çok, uzayan bu yılları nasıl yaşadığımız önemlidir. Yaş aldıkça kaslarımızı nasıl çalıştıracağımızı bilmek hayati önem taşıyor. Kas gücünün korunması, bireyin bağımsızlığını ve yaşam kalitesini doğrudan etkiler" diye konuştu. Son 30 yılda insan ömrünün ortalama 10 yıl uzadığına dikkat çeken Jenkins, gerçekleştirilen etkinliğin temel amacının, bireylerin yaşlanma sürecini daha sağlıklı ve aktif geçirebilmeleri konusunda farkındalık oluşturmak olduğunu belirtti. Teorik bilgiler uygulamayla desteklendi Etkinlik kapsamında, Kıbrıs Türk Fizyoterapistler Derneği Genel Sekreteri ve Yakın Doğu Üniversitesi öğretim üyesi Uzm. Fzt. Yelda Kıngır, "Kas-iskelet sistemi yaşa bağlı emekli olur mu?" başlıklı sunumunda, yaşlanmayla birlikte kas ve iskelet sisteminde meydana gelen fizyolojik değişimleri bilimsel veriler ışığında değerlendirdi. Kıngır, düzenli ve doğru egzersizin hareketsizliğin olumsuz etkilerini azalttığını ve fonksiyonel bağımsızlığın korunmasında kritik rol oynadığını vurguladı. Etkinliğin uygulamalı bölümünde ise Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Üyesi Fzt. Nima Jabri, "Aktif Yaş Almada Egzersiz" başlığı altında katılımcılarla birlikte grup egzersizleri gerçekleştirdi. Jabri, ileri yaş bireyler için güvenli ve etkili egzersizlerin nasıl planlanması gerektiğini uygulamalı olarak gösterdi.
31 Aralık 2025 Çarşamba - 10:36
Kayak sezonu açıldı: Burkulma ve kırıklara karşı uzmanlar uyarıyor
Kış turizminin hareketlenmeye başlamasıyla birlikte kayak merkezlerinde yaralanma vakalarının arttığını belirten uzmanlar, burkulma ve kırıkların çoğunlukla basit önlemlerle önlenebileceğine dikkat çekiyor. Kış mevsiminin gelmesi ve yılbaşı haftasının tatil fırsatına dönüşmesiyle birlikte Türkiye genelindeki kayak merkezlerinde yoğunluk hızla artıyor. Uludağ, Kartalkaya, Palandöken, Erciyes ve Sarıkamış gibi merkezlerde sezonun açılmasıyla hem amatör hem de profesyonel kayakçılar pistlere çıkmaya başladı. İstanbul Arel Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Said Erkam Baykan, keyifli bir kış tatilinin sağlık sorunlarıyla gölgelenmemesi için özellikle burkulma, bağ yaralanmaları ve kırıklara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı. Baykan "Bu dönemde en sık diz burkulmaları, ön çapraz bağ ve menisküs yaralanmaları, ayak bileği burkulmaları ve kırıklarıyla karşılaşıyoruz. Bunun yanında el bileği, omuz ve köprücük kemiği kırıkları da özellikle düşmeler sonrası sık görülen yaralanmalar arasında yer alıyor. En yüksek risk altındaki bölgeler diz ve ayak bileğidir. Kayak sırasında diz, ani dönme ve zorlanmalara çok açık olduğu için bağ yaralanmaları sık görülür. Ayak bileği ise özellikle dengesiz düşmelerde burkulma ve kırıklara yatkındır. Ayrıca düşme anında refleks olarak yere uzanan eller nedeniyle el bileği kırıkları da yaygındır" dedi. İlk ve doğru müdahale önerileri Kayak ve snowboard sırasında en sık ön çapraz bağ yaralanmaları, menisküs yırtıkları, ayak bileği bağ zedelenmeleri ve distal radius olarak adlandırılan el bileği kırıklarıyla karşılaşıldığını belirten Dr. Said Erkam Baykan; bu yaralanmaların çoğunlukla kontrolsüz hızlanma, ani dönüşler ve düşmeler sonucu meydana geldiğini belirtti. Baykan, burkulma ve benzeri travmalarda ilk yapılması gerekenin aktiviteyi derhal durdurmak, yaralı bölgeyi sabitlemek, buz uygulamak ve vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmak olduğunu söyledi. Ekipman seçimi çok önemli "Kayak keyifli ama riskli bir spordur" diyen Dr. Öğretim Üyesi Said Baykan ısınmadan piste çıkılmaması gerektiğinin altını çizerek, "Doğru ekipman seçimi ile kazaların sonuçlarını hafifletebilirsiniz. Doğru ekipman seçimi son derece önemlidir. Ayağa uygun kayak ayakkabısı, doğru ayarlanmış bağlamalar ve gerektiğinde dizlik kullanımı ciddi yaralanmaların önüne geçebilir" dedi.
31 Aralık 2025 Çarşamba - 10:27
Bozyazı’da sağlık altyapısı güçleniyor
Mersin’in Bozyazı ilçesinde sağlık hizmetlerinin kapasitesini artıracak önemli bir yatırım hayata geçiriliyor. TBMM Başkanlık Divanı Katip Üyesi ve AK Parti Mersin Milletvekili Havva Sibel Söylemez, AK Parti Bozyazı İlçe Başkanı Gökhan Zor ve ilçe teşkilatı üyeleriyle birlikte Bozyazı Devlet Hastanesi Ek Hizmet Binası inşaatında incelemelerde bulundu. Yetkililerden yürütülen çalışmalar hakkında detaylı bilgi alan Milletvekili Söylemez, inşaatın planlanan takvim doğrultusunda ilerlediğini belirterek, tamamlandığında ilçenin sağlık altyapısına önemli katkı sunacağını ifade etti. Söylemez, modern donanımı ve geniş kapasitesiyle ek hizmet binasının Bozyazı ve bölgede yaşayan vatandaşlara daha hızlı, etkin ve nitelikli sağlık hizmeti sunacağını vurguladı. Toplam 4 bin 200 metrekare kapalı alana sahip olacak şekilde inşa edilen ve 20 yatak kapasiteli olarak planlanan Bozyazı Devlet Hastanesi Ek Hizmet Binası, birçok kritik birimi bünyesinde barındıracak. Yeni binada; 12 müşahede yataklı acil servis, 1 acil röntgen ünitesi, 11 poliklinik odası, 5 yataklı 1. basamak erişkin yoğun bakım ünitesi, 3 ameliyat salonu, 2 sancı, doğum ve lohusa (SDL) odası, 1 sterilizasyon ünitesi, 20 yataklı servis ile 1 yemekhane yer alacak. Milletvekili Söylemez, sağlık yatırımlarının vatandaşların yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini belirterek, "Bozyazı’mızda hayata geçirilen bu proje ile hem hastanemizin yükü hafifleyecek hem de vatandaşlarımız daha donanımlı ve kapsamlı sağlık hizmetlerine kavuşacak" dedi. İnşaat çalışmalarının tamamlanmasının ardından Bozyazı Devlet Hastanesi Ek Hizmet Binasının hizmete girmesiyle birlikte, ilçe merkezi ve çevre mahallelerde sağlık hizmetlerinde önemli bir rahatlama sağlanması bekleniyor.
31 Aralık 2025 Çarşamba - 10:23
Yeni yılda 10 adımda kendinizi yenileyin
Klinik Psikolog Fulda Karaçiçek, yeni yılda kişinin kendi yaşam yolculuğuna odaklanmasının ruhsal dayanıklılığı güçlendiren önemli bir adım olduğunu söyledi.
31 Aralık 2025 Çarşamba - 10:21
Hatem Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Aytaç’tan yeni yıl mesajı
Gaziantep Özel Hatem Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Okan Aytaç, 2026 yılı dolayısıyla bir yeni yıl mesajı yayımladı. Yeni bir yıla girmenin umutları tazelediğini ve toplumsal dayanışma duygularını güçlendirdiğini ifade eden Aytaç, 2026 yılının başta sağlık olmak üzere barış, huzur ve kardeşlik duygularının ön plana çıktığı bir yıl olmasını temenni etti. 2026 yılında da modern tıbbi imkanlar, güçlü hekim kadrosu ve hasta odaklı yaklaşım ile sağlık hizmetlerinin kalitesini daha da yukarı taşımayı hedeflediklerini belirten Okan Aytaç, "Gaziantep Özel Hatem Hastanesi olarak yeni yılda da hasta memnuniyetini esas alan, kaliteli ve güvenilir sağlık hizmeti sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz" dedi. Yeni yıl mesajında hastanede tedavileri devam eden hastalara da özel olarak değinen Aytaç, yeni yıla hastanede girecek olan tüm hastaların en kısa sürede sağlıklarına kavuşmalarını diledi. Aytaç açıklamasının devamında, "Başta yeni yıla görevleri başında girecek olan, hastalarımızın sağlığına kavuşması için gece gündüz fedakârca çalışan sağlık çalışanları olmak üzere tüm vatandaşlarımızın yeni yılını kutluyor, 2026 yılının sağlık, huzur ve mutluluk getirmesini diliyorum" ifadelerini kullandı.
31 Aralık 2025 Çarşamba - 10:04
Nazilli’deki sağlık hizmetleri yerinde incelendi
Aydın İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul, saha çalışmaları kapsamında Nazilli ilçesinde bulunan sağlık tesislerinde incelemelerde bulundu. Aydın İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul program kapsamında ilk olarak Nazilli Devlet Hastanesi bünyesinde hizmet veren Semt Polikliniği’ni ziyaret ederek, polikliniğin fiziki yapısı, hasta kabul alanları ve sunulan sağlık hizmetlerini yerinde inceledi. Poliklinikte yürütülen çalışmalar hakkında yetkililerden detaylı bilgi alan Şenkul, vatandaşlara sunulan sağlık hizmetlerinin işleyişi üzerine değerlendirmelerde bulundu. Nazilli 5 No’lu Aile Sağlığı Merkezi’ni ziyaret eden Şenkul, yürütülen birinci basamak sağlık hizmetlerini yerinde inceledi. Nazilli Devlet Hastanesi’nde de incelemelerde bulunan İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul, hastanenin çeşitli birimlerini gezerek Hastane Başhekimi ve hastane yönetimi ile bir araya geldi.
31 Aralık 2025 Çarşamba - 09:49
Yüksekova’da mevsimsel grip artışı
Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde mevsim geçişiyle birlikte artan gribal enfeksiyon vakaları nedeniyle hastanelerin acil servislerinde yoğunluk yaşanıyor. İlçe genelinde etkili olan soğuk hava dalgasıyla birlikte üst solunum yolu enfeksiyonu şikayetlerinde artış gözlendi. Hastanelerdeki yoğunluğu azaltmak ve tedavi sürecini hızlandırmak amacıyla açıklamalarda bulunan Uzman Dr. Nurdan Özlü, gribal semptomlar gösteren hastaların acil servisleri meşgul etmemesi gerektiğini vurguladı. Dr. Özlü; ateş, burun akıntısı ve öksürük gibi belirtilerle karşılaşıldığında ilk adresin aile hekimleri olması gerektiğini belirterek, "Mevsim geçişiyle beraber gribal hastalıklarda ciddi bir artış mevcut. Bu durum gerek acil servislerde gerekse polikliniklerde yoğunluğa neden oluyor. Ancak gribal enfeksiyon durumunda ilk başvurulacak yer aile sağlığı merkezleri olmalıdır. Aile hekimleri, hastaların kronik geçmişini en iyi bilen hekimlerdir. Acil servislerdeki yoğunluk, durumu gerçekten kritik olan hastaların müdahale sürecini aksatabiliyor" dedi. Hastalığın yayılmasını önlemek için özellikle okul ve kalabalık ortamlara dikkat çeken Özlü, "Semptom gösteren çocukların ya maske takarak okula gönderilmesi ya da tam iyileşme sağlanana kadar evde istirahat etmesi gerekiyor. 65 yaş üstü vatandaşlar ve kronik hastalığı olanlar kalabalık ortamlardan uzak durmalı" diye konuştu. Acil serviste yapılan anlık müdahalelerin geçici rahatlama sağladığını hatırlatan Özlü, asıl tedavinin evde istirahat, bol sıvı tüketimi, C vitamini takviyesi ve ortamın havalandırılması olduğunu belirtti. Uzmanlar, ASM’lerin sabah 08.00 ile akşam 17.00 saatleri arasında hizmet verdiğini hatırlatarak, vatandaşların sağlık hizmetlerine daha hızlı ulaşabilmesi için bu saat dilimlerini değerlendirmelerini tavsiye etti.
31 Aralık 2025 Çarşamba - 09:46
Bayburt’ta SAHA eğitimleri devam ediyor
Bayburt’ta Sağlıklı Hayat Akademisi (SAHA) eğitimleri devam ediyor. Her yaşa yönelik sağlık eğitimi anlayışıyla düzenlenen programda, İl Sağlık Müdürlüğü personellerine sağlıklı yaşam konusunda bilgilendirmeler yapıldı. Eğitimde; ilaçların zamanında ve doğru kullanımı başta olmak üzere sağlıklı beslenme, hareketli yaşam, obeziteyle mücadele, bağımlılıklardan uzak durma ve ruh sağlığının korunması gibi konular ele alındı. Eğitime katılanlara günlük yaşamda sağlığı korumaya yönelik temel bilgiler aktarıldı. SAHA kapsamında verilen eğitimlerin ücretsiz olduğunu bildiren İl Sağlık Müdürlüğü tarafından eğitim hizmetlerinden faydalanmak isteyen vatandaşların Sağlıklı Hayat Merkezleri ile iletişime geçerek detaylı bilgi alabilecekleri kaydedildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder