SAĞLIK
Bayramda çocukları şekerden uzak tutun 21 Mart 2026 Cumartesi - 09:29:10 Diyetisyen Gamze Söylemez, bayramlarda çocuklara çok fazla çikolata ikramlarında bulunulduğunu dikkat çekerek, "Çocuklarınıza daha çok şekeri olmayan, daha doğal şekerli meyve suları ikram edebilirisiniz" dedi. Ramazan Bayramı’ndaki tatlı tüketiminin en çok karşılaştıkları sorulardan birisi olduğunu söyleyen Diyetisyen Gamze Söylemez, sözlerine şöyle devam etti, "Burada dikkat edilmesi gereken kurallardan birisi daha çok sütlü tatlılar tercih edilmeli. Şerbetli tatlılar kan şekerini hızlı yükselttiği için hızlı da düşürebilir. Bu yüzden özellikle kronik hastalığı olan şeker, diyabet tarzı, tip bir tip iki diyabet hastaları, kolesterol problemi olanlar, özellikle gebe danışanlarıma da çok özellikle bu konuda uyarılarda bulunuyorum. Daha çok sütlü ve meyveli tatlılar tercih edebilirsiniz. Yemeklerden en azından iki saat sonra sindirim tamamlandıktan sonra tatlı tüketirseniz metabolizma anlamında sizin için daha kolay olacaktır. Kronik hastalığı olanları burada özellikle uyarmak istiyorum. Lütfen yemeklerden hemen sonra ya da çok fazla porsiyonlarda tatlı tüketmeyin. Birkaç eve davete gidiyorsanız en azından bir iki tanesini seçip bunları da güne bölerek tatlı tüketimini bu şekilde tamamlayabilirsiniz. Her tatlı tüketiminden sonra bol bol su içme ve egzersiz yaparak en azından sindirimini kolaylaştırmaya yardımcı olabilirsiniz." "Sofranızda koyu yeşil yapraklı sebzeler olsun" Diyetisyen Gamze Söylemez, "Çay, kahve içilecekse, daha açık tüketilmemeli, demli tüketilmemeli ve yemeklerden yarım saat sonra tüketilmelidir. Bu kısma da önem veriyorum. Her sofrada mutlaka koyu yeşil yapraklı sebzeleri bulundurmalısınız. Zeytinyağlı sebzelere önem vermelisiniz. Havalar ısınıyor. Bahar aylarının, mevsim sebzeleri çok çok yoğunlukta. Bu yüzden bunları da sofralarda mutlaka bulundurmalısınız. Ramazanda özellikle kahvaltı, iki ara öğün ve bir ana öğün demiştik. Kahvaltımızı konuştuk. Ara öğün olarak daha çok bitkisel proteinlerden koyu, yeşil yapraklı sebzeleri bulundurabilir. Süt, ayran tüketebilir. Fındık, badem, ceviz gibi yağ tohumları da ara öğünlere de dahil edebilirsiniz. Yine cilt elastikiyeti için cildin parlaklığı için de meyveleri kullanabilirsiniz. Özellikle koyu renkli meyvelerin, antioksidan kapasiteleri çok yüksek olduğu için meyvelerde mutlaka ara öğünlerde tüketilmelidir. Akşam yemeğinden sonraki tüketilen ara öğün olarak da genelde bizim toplumunuzda tatlı tüketimi çok fazla oluyor. Daha çok kuru meyvelere yönelebilir bireyler. Kuru kayısı, kuru hurma, kuru incir tarzı, kuru meyvelerde tatlı ihtiyacımızı önemli ölçüde azaltacaktır." Dedi. "Çocukların gelişimi için önemli detay" Ramazan Bayramı’nda özellikle çocuklara çok fazla çikolata ikramlarında bulunulduğuna dikkat çeken Söylemez, "Buradan da uyarmış olalım. Çocuklarınıza daha çok şekeri olmayan, daha doğal şekerli meyve suları ikram edebilirisiniz. İçerisinde rafine şeker eklenmeyen meyve suları çocuklarınızın büyüme gelişiminde ve beyin gelişiminde de önemli ölçüde farklılık gösterecektir. Daha çok şekerlerden ziyade kendi ev yapımı sütlü tatlılarınızı ikram edebilirsiniz. Burada da böyle birazcık daha tabuları yıkmış olabiliriz diye düşünüyorum. Daha dikkatli olursak çünkü beslenme temelinde çocuklarla devam eden bir şey. Çocukları nasıl yetiştirirseniz ilerleyen dönemlerde yetişkinlerde bu noktada daha bilinçli ilerleyeceğini düşünüyorum" dedi.
20 Mart 2026 Cuma - 11:19 Uzmanından Ramazan sonrası beslenmeye kademeli geçiş uyarısı Ramazan sonrası ani ve ağır beslenmenin sindirim sistemini zorlayabileceğini belirten Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Alpaslan Tanoğlu, "Ramazan ayı boyunca uzun süreli açlığa ve iki öğünlü beslenmeye alışan sindirim sistemini bayramla birlikte aniden eski düzenine döndürmek, mide ve bağırsak sisteminde bir yük oluşturabileceği için geçiş sürecini kademeli yönetmek büyük önem taşımaktadır" dedi. Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Alpaslan Tanoğlu, Ramazan ayı sonrası beslenme düzenine geçişte dikkat edilmesi gerekenler hakkında uyarılarda bulundu. Uzun süreli açlık sonrası bayramda birdenbire eski beslenme alışkanlıklarına dönmenin sindirim sistemi üzerinde ciddi yük oluşturabileceğini ifade eden Prof. Dr. Tanoğlu, bu sürecin kontrollü ve kademeli şekilde yönetilmesi gerektiğini söyledi. "Uzun açlık sonrası ağır yemek risk oluşturur" Ramazan ayında değişen beslenme alışkanlıklarının sindirim sistemi üzerinde belirgin etkiler oluşturduğunu dile getiren Prof. Dr. Tanoğlu, "Ramazan ayı normal günlük yaşantımıza göre beslenme düzenimizin ve saatlerinin değişmesi nedeniyle hayatımızda farklı bir zaman dilimini yansıtıyor. Bu ay boyunca uzun süreli açlığa ve iki öğünlü beslenmeye alışan sindirim sistemini bayramla birlikte aniden eski düzenine döndürmek, mide ve bağırsak sisteminde bir yük oluşturabileceği için geçiş sürecini kademeli yönetmek büyük önem taşımaktadır" diye konuştu. "Bayram sabahına hafif bir kahvaltıyla başlayın" Bayram sabahı yapılacak kahvaltının günün geri kalanını doğrudan etkilediğini vurgulayan Prof. Dr. Tanoğlu, "Bayram sabahına ağır, yağlı ve kızartmalı yiyecekler yerine peynir, zeytin, yumurta ve bol yeşillik gibi hafif bir kahvaltıyla başlamak, gün boyu porsiyon kontrolüne dikkat ederek mide kapasitesini zorlamamak en sağlıklı yaklaşım olacaktır" dedi. Gece yeme alışkanlığına da dikkat çeken Prof. Dr. Tanoğlu, "Sahur alışkanlığından kalan gece yeme isteğini dizginlemek için yatmadan en az 2-3 saat önce beslenmeyi kesmek ve akşam yemeğinde hafif yemekleri tercih etmek sindirim sisteminin normal ritmine daha rahat dönmesini sağlar" diye konuştu. "Aşırı ve hızlı yemek ciddi sorunlara yol açabilir" Bayramda en sık yapılan hatalardan birinin hızlı ve aşırı yemek tüketimi olduğunu belirten Prof. Dr. Tanoğlu, "Ramazan boyunca uzun süreli açlığa ve yavaşlayan metabolizmaya uyum sağlayan mide-bağırsak sistemi, bayramda çok miktarda ve hızlı yemekle karşılaşırsa, ciddi bir mekanik ve kimyasal stres altına girer. Mide kapasitesinin üzerinde hızla dolduğunda mide duvarındaki gerilme reseptörleri aşırı uyarılır, mide asit üretimi artar ve bu durum gastriti tetikleyebilir. Aynı zamanda mide asidinin yemek borusuna kaçmasıyla reflü atakları görülebilir" ifadelerini kullandı. "Şerbetli tatlılar mideyi ve bağırsakları zorlar" Bayramda aşırı tatlı tüketiminin sindirim sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu dile getiren Prof. Dr. Tanoğlu, "Şerbetli tatlıların ve şekerli gıdaların kontrolsüz tüketimi midede şişkinlik, dolgunluk hissi, kramp ve yanma gibi şikâyetlere yol açabilir. Yüksek şeker içeriği mide boşalmasını geciktirerek gaz oluşumuna neden olurken, bağırsaklarda fermente olarak aşırı gaz ve ishal gibi sorunlara yol açabilir" ifadelerini kullandı. "Reflü ve gastriti olanlar dikkat etmeli" Reflü, gastrit ve mide hassasiyeti olan bireylerin bayramda daha özenli beslenmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Tanoğlu, "Ağır, yağlı ve kızartma yiyecekler mide boşalmasını geciktirerek şikâyetleri artırır. Bu yüzden sütlü tatlılar tercih edilmeli ve porsiyonlar sınırlı tutulmalıdır. Yemek sonrası davranışlar da önemlidir. Yemekten hemen sonra uzanmak yerine hafif hareket etmek, mümkünse kısa yürüyüşler yapmak sindirimi kolaylaştırır" diye konuştu. "Çay ve kahve tüketimi sınırlandırılmalı" Bayram ziyaretlerinde sunulan ikramlara dikkat edilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tanoğlu, "Ağır tatlılar, hamur işleri ve yağlı yiyecekler mide asidini artırarak reflü ve gastrit şikâyetlerini tetikleyebilir. Bu yüzden bu tür gıdalar mümkün olduğunca sınırlı tüketilmelidir. Çay ve kahve tüketiminde sınırların aşılması, özellikle mide hassasiyeti olanlar için risk taşır. Kafein, mide kapakçığını gevşeterek mide asidinin yemek borusuna kaçmasına neden olur ve reflüyü tetikler. Bu yüzden çayı açık ve limonsuz tüketmek, kahveyi ise mümkünse tok karnına ve günde 1-2 fincanla sınırlandırmak en doğrusudur. Alternatif olarak bitki çayları (rezene, papatya gibi) veya sade maden suyu (oda sıcaklığında) gibi mideyi yormayan alternatiflere yönelmek daha uygun olacaktır" dedi. "Günde 2.5 litre su içmek ve lifli besinlere yer vermek önemli" Bayram boyunca su tüketiminin de ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Tanoğlu, şu bilgileri paylaştı: "Günde ortalama 2-2,5 litre su tüketmek sindirim sisteminin düzenli çalışmasına katkı sağlar. Tam tahıllı ürünler, sebze ve meyveler gibi lifli besinler bağırsak hareketlerini artırır. Ayrıca fiziksel aktivite de bağırsakların düzenli çalışmasına destek olur." "Bazı belirtiler ciddiye alınmalı" Bazı şikâyetlerin ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Tanoğlu, "Özellikle dinlenmekle geçmeyen, göğse, sırta veya çeneye doğru yayılan şiddetli mide ağrıları; bazen tipik bir sindirim sorunu gibi görünse de kalp krizinin veya ciddi bir safra kesesi iltihabının habercisi olabilir. Bunun dışında yutma güçlüğü, ağızdan kan gelmesi veya dışkının siyah renkte olması gibi durumlar, sindirim sisteminde acil müdahale gerektiren bir kanamanın veya hasarın belirtisi olabileceği için vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Ayrıca, uzun süren açlık sonrası tüketilen ağır öğünlerin ardından gelişen şiddetli ve kuşak tarzında yayılan karın ağrıları, özellikle safra kesesi ve safra yollarında taşı olanlarda pankreas iltihabı (pankreatit) açısından uyarıcı olabilir. Diğer bir deyişle, vücudunuzun alışık olmadığı kadar şiddetli veya farklı hissettiren sağlık belirtilerini asla ihmal etmemek gerekir ve bu durumlarda en yakın acil servise başvurmak uygun olacaktır" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.
20 Mart 2026 Cuma - 11:04 Diyetisyen Ünal: "Bayramda günlük ortalama 3 ana, 3 ara öğün olarak beslenme planlanabilir" Diyetisyeni Nurseli Ertekin Ünal, Ramazan Bayramı sürecinin normal beslenmeye geçmek için uyum süreci olarak görülmesinin sağlık açısından önemli olduğunu belirterek, "Bayramda günlük ortalama 3 ana, 3 ara öğün olarak beslenme planlanabilir" dedi. Yozgat Şehir Hastanesi’nde görevli Diyetisyen Nurseli Ertekin Ünal, bayramda doğru ve dengeli beslenmekle ilgili ipuçları vererek, "Beslenmeye yönelik rahatsızlıkların önlenmesi ve metabolizmanın eski haline dönebilmesi için az az, sık sık beslenme öneriyoruz. Günlük ortalama 3 ana ve 3 ara öğün şeklinde beslenme planlanabilir. Bayramda hafif bir kahvaltı ile güne başlamak uzun zamandır o saatlerde çalışmayan mideyi yormayacaktır. Kahvaltıda tam tahıllı ekmeklerden tercih etmek, sağlıklı protein kaynakları olan yumurta ve peynir tüketmek, domates, salatalık, yeşillik gibi liften zengin çiğ sebze tüketmek, kahvaltıda kavurma ve kızartmalardan uzak durmak gün içerisinde bize fayda sağlayacaktır" dedi. "Protein kaynaklarını ve süt ürünlerini masamızda bulundurmalıyız" Protein ve süt ürünlerinin iştah konusunda dengeleyici unsur olduğunu söyleyen Ünal, "Öğle ve akşam yemeklerinde öğünlere çorbayla başlamak,. ardından zeytinyağlı bir sebze yemeği tüketmek, daha sonra günlük toplamda 3-4 köfte kadar olacak şekilde et, tavuk, balık gibi protein kaynaklarını tüketmek, yine masamızda yoğurt, ayran, cacık gibi süt ve süt ürünlerinden bulundurmak gün içerisinde bize iştah kontrolünde yardımcı olacaktır" ifadelerini kullandı. "Bayram ikramlıklarında porsiyonları küçük tutmalıyız" Yüksek yağ ve şeker içeriği olan şerbetli tatlılardan, hamur işlerinden uzak durmak gerektiğini belirten Ünal, "Sütlü tatlılar, taze ve kuru meyveler, kuru yemişler tercih etmek kan şekerimizde oluşabilecek ani dalgalanmaların da önüne geçer. Çikolata ve şeker tüketiminde dikkatli davranmak, ölçülü tüketmek önemlidir. Yine bayram ikramlıklarında porsiyonları mümkün olduğunca küçük tutmalıyız. Sıvı tüketiminin artması mide ve bağırsaklarımızın düzenli çalışması için oldukça önemli. Günlük ortalama 2-2 buçuk litre kadar sıvı tüketmeyi öneriyoruz. Su, ayran, sade maden suları, az şekerli limonata, komposto, hoşaf gibi ürünler günlük sıvı tüketimimizi arttırmamıza yardımcı olur" dedi. "Fazla kalorileri yakmak için tempolu yürüyüşler yapılabilir" Bayramda tüm bireylerin, özellikle yaşlı ve tansiyon hastası kişilerin kafein içeriği yüksek olan çay ve kahve tüketiminde dikkat etmesi gerektiğini söyleyen Ünal, "Bunların fazla tüketimi çarpıntı, kalp ritim bozuklukları, mide problemlerine sebebiyet verebilir. Bayramda alınan fazla kalorileri yakmak için orta tempolu yürüyüşler yapmak, bayram dönemindeki kilo kontrolünüzde yardımcı olacaktır" şeklinde konuştu.
Aydın’da bir yılda 6 milyon 975 bin hasta muayenesi gerçekleştirildi
01 Ocak 2026 Perşembe - 13:06 Aydın’da bir yılda 6 milyon 975 bin hasta muayenesi gerçekleştirildi Her geçen gün büyüyen sağlık imkanları ile sevk eden değil sevk alan bir il olma konuma yaklaşan Aydın’daki kamu hastanelerinde 6 milyon 975 bin 48 hasta muayenesi gerçekleştirildi. Son 5 yılda sağlık imkanlarındaki başarısı ile yaklaşık yüzde 60 büyüme kaydeden Aydın, son teknoloji cihazları ve büyüyen sağlık birimleri ile de vatandaşlara umut olmaya devam ediyor. Bu çerçevede Aydın İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 2025 verileri açıklandı. Yapılan açıklamaya göre Aydın genelinde 2025 yılında toplam 6 milyon 975 bin 48 hasta muayene edildi. Aynı dönemde 1 milyon 911 bin 239 acil muayene ve tedavi, 129 bin 254 hasta yatışı, 192 bin 973 ameliyat ve 5 bin 915 doğum yapıldı. Ağız ve Diş Sağlığı Merkezlerinde ise 716 bin 677 diş muayenesi gerçekleştirildi. Yeni sağlık tesisleri hizmete açıldı Yıl boyunca tamamlanan yatırımlar kapsamında Didim Devlet Hastanesi 75 yataklı ek binası, Çine İlçe Devlet Hastanesi, Kuşadası Toplum Sağlığı Merkezi, Sağlıklı Hayat Merkezi, Aile Sağlığı Merkezi ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu ile Umurlu Aile Sağlığı Merkezi ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu hizmete alındı. Ambulans sayısı 81’e yükseldi Aydın’ın ambulans filosu, yıl içerisinde hizmete alınan yeni araçlarla güçlendirildi. İl genelinde 76 kara ambulansı, 1 obez ambulansı, 1 kuvöz ambulansı ve 3 motor ambulans olmak üzere toplam 81 acil ambulans ile hizmet verilmeye başlandı. Evde Sağlık hizmetleriyle 110 bini aşkın müdahale Evde sağlık ve mobil hizmet ekipleri tarafından 33 bin 717 vatandaşa, yıl boyunca 110 bin 133 yerinde sağlık hizmeti sunuldu. Bu hizmetlerle özellikle yaşlı ve yatağa bağımlı hastalara daha hızlı ve etkin sağlık desteği sağlandı. Aydın’da koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında yürütülen çalışmalarla bin 540 çocuğa sağlık eğitimi verildi, 146 bin 505 kişiye obeziteyle mücadele kapsamında boy-kilo ölçümü yapıldı. Sigara ile mücadele çalışmaları çerçevesinde 28 kamu kurumunda eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunulurken, 260 kişiye sigara bırakma danışmanlığı, 43 kişiye ise ilaç tedavisi başlandı. Meme Kanseri Farkındalık Ayı’nda Mobil KETEM Tırı ile yapılan taramalarda Aydın, Türkiye genelinde en fazla tarama yapılan ilk iller arasında yer aldı.
Kışla birlikte gelen göz enfeksiyonlarına dikkat
01 Ocak 2026 Perşembe - 12:55 Kışla birlikte gelen göz enfeksiyonlarına dikkat Kış aylarında gribal enfeksiyonların artmasına paralel olarak göz hastalıklarında da artış görülürken, uzmanlar vatandaşları bu konuda dikkatli olma konusunda uyardı. Kış aylarında sık karşılaşılan göz problemleri konusunda bilgi veren Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Hastalarımıza kış aylarında rahatsızlık veren sorunlardan biri de göz kuruluğudur. Kışın havalar yağışlı ve karlı geçmesine rağmen nem oranı düşük olduğundan hava oldukça kurudur. Ayrıca kış boyunca yanan kaloriferler, çalışan klimalar yeterince havalandırılmayan kapalı ortamlar bu etkilerin daha da artmasına yol açar. Özellikle uzun süre bilgisayar karşısında çalışan meslek grupları kuru göz rahatsızlığı açısından risk altındadırlar. Çünkü uzun süreli konsantrasyon gerektiren durumlarda insanlardaki mevcut göz kırpma sayısı azalmakta ve gözler daha çabuk kurumaktadır. Gözlerde batma, sulanma ve kızarıklık şeklinde kendini gösteren göz kuruluğunda, hastalara önerilerimiz, çalışılan ortamın nemlendirilmesi, bilgisayar karşısında daha sık göz kırpma ve göz hekiminin önereceği gözyaşı damlalarının kullanılması şeklindedir" dedi. Bir diğer problemin de gözde sulanma, kızarıklık, çapaklanma ile başlayan konjonktivitler olarak adlandırılan sorun olduğunu ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Kış aylarında virüslere bağlı hastalıkların artmasına paralel olarak özellikle gribal enfeksiyonların artış gösterdiği dönemlerde viralkonjonktivitin görülme sıklığı artmaktadır. Toplu yaşam alanları bu açıdan risk altındadır. Hastalık gözde kızarıklık, sulanma, çapaklanma ve ışığa karşı hassasiyet artışı şeklinde şikayetlere neden olur. Genellikle tek gözde başlayıp daha sonra diğer gözde de şikayetler ortaya çıkar. Gözün kornea dediğimiz saydam tabakasını tutarak görme azalması yapabileceğinden en kısa zamanda bir göz hekimine başvurmak gerekir. Hastalıktan korunmak için özellikle gözlerin çok ovulup kaşınmamasına, başkasına ait havlu, makyaj malzemesi ve benzeri şahsi eşyaların kullanılmamasına, bu tür hastalık belirtileri olan kişilerle yakın temastan kaçınılmasına ve el hijyenine dikkat edilmesi gerekir" diye konuştu. Ultraviyole ışınlarının da göz açısından riskleri olduğunu belirten İpçioğlu, "Kış aylarında sıcaklığın az olması, ultraviyole ışınlarının zararlı etkilerinin de daha az olduğu anlamına gelmiyor. Kışın karların oluşturduğu parlama ve yansımalar bu etkileri daha da arttırmaktadır. Bu nedenle dışarıda uzun süre vakit harcama eğiliminde olan çocuklar, açık havada çalışan işçiler ve kar sporu yapanlar risk altındadır. Yaşa bağlı katarakt, yaşa bağlı makula dejeneresansı, pterjium, ve göz çevresi cilt kanserleri güneş ışığına bağlı göz hastalıklarından bazılarıdır" şeklinde konuştu.
OMÜ Hayvan Hastanesi 2025’te 30 bin 842 hastaya hizmet verdi
01 Ocak 2026 Perşembe - 12:47 OMÜ Hayvan Hastanesi 2025’te 30 bin 842 hastaya hizmet verdi Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Veteriner Fakültesi Eğitim, Araştırma ve Uygulama Hastanesi, 2025 yılında toplam 30 bin 842 hayvana sağlık hizmeti verdi. OMÜ Veteriner Fakültesi bünyesinde faaliyet gösteren hastane, 2025 yılı boyunca evcil hayvanlardan işletme hayvanlarına, egzotik türlerden yabanî hayvanlara kadar geniş bir yelpazede veteriner sağlık hizmeti verdi. Hastanenin, sunduğu modern tıbbi imkânlar ve uzman kadrosuyla Türkiye genelinde öncü konumunu sürdürdüğü belirtildi. Hastanede 2025 yılı içinde 20 bin 26 kedi, 8 bin 202 köpek, 1 bin 94 egzotik hayvan, 375 kanatlı hayvan, 127 koyun-keçi, 705 buzağı, 203 sığır ve manda, 55 at ile 55 yabanî hayvanın tedavi edildiği bildirildi. OMÜ Veteriner Fakültesi Başhekimi Prof. Dr. Didem Pekmezci, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Ondokuz Mayıs Üniversitesi Veteriner Araştırma ve Uygulama Hastanesi, 2025 yılında toplamda 30 bin 842 hastayı başarıyla tedavi etmiştir. Bu rakam, yalnızca sayısal değil, aynı zamanda niteliksel açıdan da hastanemizin Türkiye’deki veteriner hizmet sunumunda önemli bir yere sahip olduğunu göstermektedir. Her bir hastaya gösterdiğimiz özen ve sunduğumuz modern tıbbi hizmetler, hayvanlara olan bağlılığımızın bir göstergesidir" dedi. Veteriner Fakültesi’nin akademik başarısına da değinen Prof. Dr. Pekmezci, "Bu başarılar aynı zamanda fakültemizin eğitim kalitesinin de bir yansımasıdır. 2025 YKS yerleştirme sonuçlarına göre Veteriner Programımız, Türkiye’deki emsalleri arasında en yüksek taban puana sahip dördüncü program olmuştur. Bu durum, mezunlarımıza olan güvenin ve fakültemizin akademik başarısının bir kanıtıdır. Ülkemizin öncü üniversite hastanelerinden biri olarak, modern teknoloji, deneyimli ekip ve hayvan refahı anlayışıyla çalışmalarımıza devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Yüksekova’da 2026’nın ilk bebeği "Rojevin" oldu
01 Ocak 2026 Perşembe - 12:37 Yüksekova’da 2026’nın ilk bebeği "Rojevin" oldu Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde 2026 yılının ilk bebeği dünyaya geldi. Aykut ailesinin "Rojevin" ismini verdikleri kız çocuğu, ilçede yeni yılın ilk bebeği olarak kayıtlara geçti. Yüksekova Devlet Hastanesinde saatler 00.00’ı gösterdiğinde Şehriban Aykut, bir kız bebek dünyaya getirdi. Yeni yılın ilk dakikalarında gerçekleşen doğumla büyük mutluluk yaşayan Aykut ailesi, 2026 yılını bebek heyecanıyla karşıladı. Hastanede sağlık çalışanlarının yakından ilgilendiği anne Şehriban Aykut, doğum sonrası yaptığı açıklamada, bebeğinin dünyaya gelişiyle büyük bir heyecan yaşadığını belirtti. Bölgedeki barış sürecine atıfta bulunarak bebeğine Kürtçe "gün doğumu/güneşin hayatı" anlamına gelen "Rojevin" ismini verdiğini ifade eden Aykut, "Çok mutluyum, çok değişik bir duygu içindeyim. Bebeğim tam 00.00’da dünyaya geldi. İlk başlarda cinsiyetini bilmediğimiz için isim belirlememiştik. Kız olduğunu öğrendikten sonra ve özellikle mevcut barış sürecinden dolayı Kürtçe bir isim olan ’Rojevin’ adında karar kıldık. Umarım bu bebek barış getirir, adıyla ve güzelliklerle büyür. Çok heyecanlıyım. Bizimle yakından ilgilenen tüm hastane personeline canı gönülden teşekkür ediyorum" dedi. Doğum sırasında görevli hemşirelerin bebeğe olan ilgisi dikkat çekerken, hastane yönetimi de yılın ilk bebeği ve ailesini tebrik etti. Bebeğin ilk anlarında yanında bulunan hemşirelerin gösterdiği özen ailenin takdirini topladı. Sağlık durumu iyi olduğu öğrenilen Rojevin bebek ve annesinin, kontrollerin ardından taburcu edilmesi bekleniyor.
Sağlık Bakanı Memişoğlu, İstanbul’da yeni yılın ilk bebeklerini ziyaret etti
01 Ocak 2026 Perşembe - 01:03 Sağlık Bakanı Memişoğlu, İstanbul’da yeni yılın ilk bebeklerini ziyaret etti Sarıyer’de bulunan Şişli Etfal Hastanesi’nde 2026 yılının ilk bebekleri dünyaya geldi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile İstanbul Valisi Davut Gül, aileleri ziyaret ederek, anne ve babaları tebrik etti. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile İstanbul Valisi Davut Gül, Sarıyer’de bulunan Şişli Etfal Hastanesi Çayırbaşı Ek Hizmet Binası’nda 2026 yılının ilk bebekleri dünyaya geldi. Aileleri ziyaret öncesi Memişoğlu, hastane personelleriyle tek tek selamlaştı, yeni yılını kutladı, yenidoğan bebekler hakkında da doktorlardan bilgi aldı. Sonrasında, aileleri ziyaret eden Memişoğlu, bebekleri kucağına aldı, anneleri tebrik etti. "Milletimize huzurlar, mutluluklar diliyorum" Doğan bebekler arasında yer alan Arya isimli bebek, 3 kilo 895 gram olarak doğdu. Anne Aysel Kızıltaş, bebeğini yeni yılın ilk dakikalarında kucağına aldı. Aileyi, ziyaret eden Bakan Memişoğlu, bebeğin sağlık durumuyla da ilgili bilgi aldı. Memişoğlu, "Ne güzel isim koymuşsunuz, Allah iyi nesillerle karşılaştırsın. Tebrik ediyorum sizi" dedi. Ardından bebeği kucağına alan Memişoğlu, "Allah seni iyilerle karşılaştırsın. Hayatı hep iyi olsun, mutlu olsun. Güzel kız maşallah, sanatçı olur muhtemelen. 2026’nın ilk prensesi" diye konuştu. Anneye hediye taktim eden Memişoğlu, "Normal doğumla 4’ünücü doğum. Annesi sağlıklı, baba da huzurlu mutlu. Allah bağışlasın. Vatanımıza, milletimize huzurlar, mutluluklar diliyorum. 2026 daha iyi olsun inşallah. Ebelerimizle, doktorlarımızla, bütün Hamidiye Etfal ekibine, Sarıyer’deki hastanemizde ki tüm ekibimize teşekkür ediyoruz, mutlu seneler" şeklinde konuştu. "Tüm doktorlara da teşekkür ediyorum" Bebeğini kucağına almanın heyecanını yaşayan Aysel Kızıltaş da, "Çok mutluyum, şaşkınım da. Tüm doktorlara da teşekkür ediyorum. Çok yardımcı oldular bana. Sevinçliyim" dedi. Hümeyra isimli bebeği de ziyaret etti Bakan Memişoğlu, aynı hastanede, yeni yılın ilk bebeklerinden olan Hümeyra isimli bebeği ve ailesini de ziyaret etti. Bebeği kucağına alan Bakan, bebek için aileye sağlık başta olmak üzere iyi dileklerini iletti. Annenin sağlık durumu hakkında da bilgi alan Memişoğlu, aile ile sohbet etti. Bakan Kemal Memişoğlu, ziyaretler sonrası hastane personelleriyle hatıra fotoğrafı çektirmesinin ardından, hastaneden ayrıldı.