SAĞLIK
20 Mart 2026 Cuma - 11:19 Uzmanından Ramazan sonrası beslenmeye kademeli geçiş uyarısı Ramazan sonrası ani ve ağır beslenmenin sindirim sistemini zorlayabileceğini belirten Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Alpaslan Tanoğlu, "Ramazan ayı boyunca uzun süreli açlığa ve iki öğünlü beslenmeye alışan sindirim sistemini bayramla birlikte aniden eski düzenine döndürmek, mide ve bağırsak sisteminde bir yük oluşturabileceği için geçiş sürecini kademeli yönetmek büyük önem taşımaktadır" dedi. Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Alpaslan Tanoğlu, Ramazan ayı sonrası beslenme düzenine geçişte dikkat edilmesi gerekenler hakkında uyarılarda bulundu. Uzun süreli açlık sonrası bayramda birdenbire eski beslenme alışkanlıklarına dönmenin sindirim sistemi üzerinde ciddi yük oluşturabileceğini ifade eden Prof. Dr. Tanoğlu, bu sürecin kontrollü ve kademeli şekilde yönetilmesi gerektiğini söyledi. "Uzun açlık sonrası ağır yemek risk oluşturur" Ramazan ayında değişen beslenme alışkanlıklarının sindirim sistemi üzerinde belirgin etkiler oluşturduğunu dile getiren Prof. Dr. Tanoğlu, "Ramazan ayı normal günlük yaşantımıza göre beslenme düzenimizin ve saatlerinin değişmesi nedeniyle hayatımızda farklı bir zaman dilimini yansıtıyor. Bu ay boyunca uzun süreli açlığa ve iki öğünlü beslenmeye alışan sindirim sistemini bayramla birlikte aniden eski düzenine döndürmek, mide ve bağırsak sisteminde bir yük oluşturabileceği için geçiş sürecini kademeli yönetmek büyük önem taşımaktadır" diye konuştu. "Bayram sabahına hafif bir kahvaltıyla başlayın" Bayram sabahı yapılacak kahvaltının günün geri kalanını doğrudan etkilediğini vurgulayan Prof. Dr. Tanoğlu, "Bayram sabahına ağır, yağlı ve kızartmalı yiyecekler yerine peynir, zeytin, yumurta ve bol yeşillik gibi hafif bir kahvaltıyla başlamak, gün boyu porsiyon kontrolüne dikkat ederek mide kapasitesini zorlamamak en sağlıklı yaklaşım olacaktır" dedi. Gece yeme alışkanlığına da dikkat çeken Prof. Dr. Tanoğlu, "Sahur alışkanlığından kalan gece yeme isteğini dizginlemek için yatmadan en az 2-3 saat önce beslenmeyi kesmek ve akşam yemeğinde hafif yemekleri tercih etmek sindirim sisteminin normal ritmine daha rahat dönmesini sağlar" diye konuştu. "Aşırı ve hızlı yemek ciddi sorunlara yol açabilir" Bayramda en sık yapılan hatalardan birinin hızlı ve aşırı yemek tüketimi olduğunu belirten Prof. Dr. Tanoğlu, "Ramazan boyunca uzun süreli açlığa ve yavaşlayan metabolizmaya uyum sağlayan mide-bağırsak sistemi, bayramda çok miktarda ve hızlı yemekle karşılaşırsa, ciddi bir mekanik ve kimyasal stres altına girer. Mide kapasitesinin üzerinde hızla dolduğunda mide duvarındaki gerilme reseptörleri aşırı uyarılır, mide asit üretimi artar ve bu durum gastriti tetikleyebilir. Aynı zamanda mide asidinin yemek borusuna kaçmasıyla reflü atakları görülebilir" ifadelerini kullandı. "Şerbetli tatlılar mideyi ve bağırsakları zorlar" Bayramda aşırı tatlı tüketiminin sindirim sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu dile getiren Prof. Dr. Tanoğlu, "Şerbetli tatlıların ve şekerli gıdaların kontrolsüz tüketimi midede şişkinlik, dolgunluk hissi, kramp ve yanma gibi şikâyetlere yol açabilir. Yüksek şeker içeriği mide boşalmasını geciktirerek gaz oluşumuna neden olurken, bağırsaklarda fermente olarak aşırı gaz ve ishal gibi sorunlara yol açabilir" ifadelerini kullandı. "Reflü ve gastriti olanlar dikkat etmeli" Reflü, gastrit ve mide hassasiyeti olan bireylerin bayramda daha özenli beslenmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Tanoğlu, "Ağır, yağlı ve kızartma yiyecekler mide boşalmasını geciktirerek şikâyetleri artırır. Bu yüzden sütlü tatlılar tercih edilmeli ve porsiyonlar sınırlı tutulmalıdır. Yemek sonrası davranışlar da önemlidir. Yemekten hemen sonra uzanmak yerine hafif hareket etmek, mümkünse kısa yürüyüşler yapmak sindirimi kolaylaştırır" diye konuştu. "Çay ve kahve tüketimi sınırlandırılmalı" Bayram ziyaretlerinde sunulan ikramlara dikkat edilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tanoğlu, "Ağır tatlılar, hamur işleri ve yağlı yiyecekler mide asidini artırarak reflü ve gastrit şikâyetlerini tetikleyebilir. Bu yüzden bu tür gıdalar mümkün olduğunca sınırlı tüketilmelidir. Çay ve kahve tüketiminde sınırların aşılması, özellikle mide hassasiyeti olanlar için risk taşır. Kafein, mide kapakçığını gevşeterek mide asidinin yemek borusuna kaçmasına neden olur ve reflüyü tetikler. Bu yüzden çayı açık ve limonsuz tüketmek, kahveyi ise mümkünse tok karnına ve günde 1-2 fincanla sınırlandırmak en doğrusudur. Alternatif olarak bitki çayları (rezene, papatya gibi) veya sade maden suyu (oda sıcaklığında) gibi mideyi yormayan alternatiflere yönelmek daha uygun olacaktır" dedi. "Günde 2.5 litre su içmek ve lifli besinlere yer vermek önemli" Bayram boyunca su tüketiminin de ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Tanoğlu, şu bilgileri paylaştı: "Günde ortalama 2-2,5 litre su tüketmek sindirim sisteminin düzenli çalışmasına katkı sağlar. Tam tahıllı ürünler, sebze ve meyveler gibi lifli besinler bağırsak hareketlerini artırır. Ayrıca fiziksel aktivite de bağırsakların düzenli çalışmasına destek olur." "Bazı belirtiler ciddiye alınmalı" Bazı şikâyetlerin ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Tanoğlu, "Özellikle dinlenmekle geçmeyen, göğse, sırta veya çeneye doğru yayılan şiddetli mide ağrıları; bazen tipik bir sindirim sorunu gibi görünse de kalp krizinin veya ciddi bir safra kesesi iltihabının habercisi olabilir. Bunun dışında yutma güçlüğü, ağızdan kan gelmesi veya dışkının siyah renkte olması gibi durumlar, sindirim sisteminde acil müdahale gerektiren bir kanamanın veya hasarın belirtisi olabileceği için vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Ayrıca, uzun süren açlık sonrası tüketilen ağır öğünlerin ardından gelişen şiddetli ve kuşak tarzında yayılan karın ağrıları, özellikle safra kesesi ve safra yollarında taşı olanlarda pankreas iltihabı (pankreatit) açısından uyarıcı olabilir. Diğer bir deyişle, vücudunuzun alışık olmadığı kadar şiddetli veya farklı hissettiren sağlık belirtilerini asla ihmal etmemek gerekir ve bu durumlarda en yakın acil servise başvurmak uygun olacaktır" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.
20 Mart 2026 Cuma - 11:04 Diyetisyen Ünal: "Bayramda günlük ortalama 3 ana, 3 ara öğün olarak beslenme planlanabilir" Diyetisyeni Nurseli Ertekin Ünal, Ramazan Bayramı sürecinin normal beslenmeye geçmek için uyum süreci olarak görülmesinin sağlık açısından önemli olduğunu belirterek, "Bayramda günlük ortalama 3 ana, 3 ara öğün olarak beslenme planlanabilir" dedi. Yozgat Şehir Hastanesi’nde görevli Diyetisyen Nurseli Ertekin Ünal, bayramda doğru ve dengeli beslenmekle ilgili ipuçları vererek, "Beslenmeye yönelik rahatsızlıkların önlenmesi ve metabolizmanın eski haline dönebilmesi için az az, sık sık beslenme öneriyoruz. Günlük ortalama 3 ana ve 3 ara öğün şeklinde beslenme planlanabilir. Bayramda hafif bir kahvaltı ile güne başlamak uzun zamandır o saatlerde çalışmayan mideyi yormayacaktır. Kahvaltıda tam tahıllı ekmeklerden tercih etmek, sağlıklı protein kaynakları olan yumurta ve peynir tüketmek, domates, salatalık, yeşillik gibi liften zengin çiğ sebze tüketmek, kahvaltıda kavurma ve kızartmalardan uzak durmak gün içerisinde bize fayda sağlayacaktır" dedi. "Protein kaynaklarını ve süt ürünlerini masamızda bulundurmalıyız" Protein ve süt ürünlerinin iştah konusunda dengeleyici unsur olduğunu söyleyen Ünal, "Öğle ve akşam yemeklerinde öğünlere çorbayla başlamak,. ardından zeytinyağlı bir sebze yemeği tüketmek, daha sonra günlük toplamda 3-4 köfte kadar olacak şekilde et, tavuk, balık gibi protein kaynaklarını tüketmek, yine masamızda yoğurt, ayran, cacık gibi süt ve süt ürünlerinden bulundurmak gün içerisinde bize iştah kontrolünde yardımcı olacaktır" ifadelerini kullandı. "Bayram ikramlıklarında porsiyonları küçük tutmalıyız" Yüksek yağ ve şeker içeriği olan şerbetli tatlılardan, hamur işlerinden uzak durmak gerektiğini belirten Ünal, "Sütlü tatlılar, taze ve kuru meyveler, kuru yemişler tercih etmek kan şekerimizde oluşabilecek ani dalgalanmaların da önüne geçer. Çikolata ve şeker tüketiminde dikkatli davranmak, ölçülü tüketmek önemlidir. Yine bayram ikramlıklarında porsiyonları mümkün olduğunca küçük tutmalıyız. Sıvı tüketiminin artması mide ve bağırsaklarımızın düzenli çalışması için oldukça önemli. Günlük ortalama 2-2 buçuk litre kadar sıvı tüketmeyi öneriyoruz. Su, ayran, sade maden suları, az şekerli limonata, komposto, hoşaf gibi ürünler günlük sıvı tüketimimizi arttırmamıza yardımcı olur" dedi. "Fazla kalorileri yakmak için tempolu yürüyüşler yapılabilir" Bayramda tüm bireylerin, özellikle yaşlı ve tansiyon hastası kişilerin kafein içeriği yüksek olan çay ve kahve tüketiminde dikkat etmesi gerektiğini söyleyen Ünal, "Bunların fazla tüketimi çarpıntı, kalp ritim bozuklukları, mide problemlerine sebebiyet verebilir. Bayramda alınan fazla kalorileri yakmak için orta tempolu yürüyüşler yapmak, bayram dönemindeki kilo kontrolünüzde yardımcı olacaktır" şeklinde konuştu.
20 Mart 2026 Cuma - 09:40 Bayramda tatlıya denge uyarısı: Uzmanından kritik beslenme önerileri Ramazan Bayramı’nda beslenme düzeninin ani değişimine dikkat çeken Diyetisyen Hasan Tuncay, özellikle tatlı tüketiminin kontrollü yapılması gerektiğini vurguladı. Ramazan ayı boyunca değişen beslenme alışkanlıklarının ardından bayramda eski düzene dönüş süreci, vücut açısından kritik bir geçiş dönemi oluşturuyor. Tunceli İl Sağlık Müdürlüğü Sağlıklı Hayat Merkezinde görev yapan Diyetisyen Hasan Tuncay, uzun süreli açlık sonrası birden yoğun besin tüketiminin sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekti. Özellikle bayramda artan tatlı tüketiminin dengelenmesi gerektiğini belirten Tuncay, kahvaltıdan gün içi öğün planlamasına kadar önemli uyarılarda bulundu. Ramazan Bayramında kahvaltıdan itibaren öğünlere dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Diyetisyen Hasan Tuncay, "Ramazan ayıda uzun süreli bir açlık dönemi oluyor. Gün boyunca hiçbir şey yemeyip akşamları belirli kısıtlı saatlerde beslenmek zorunda kalıyoruz. Ondan sonra sahura kalkıp, bir şeyler yiyip ondan sonra uyuyoruz. Bu bizim vücudumuzun ritmini değiştiriyor. Doğal olarak hormonlarımız da bu süreçten etkileniyor. 30 gün boyunca hormonlarımız bu süreçten etkilendiği için bayram süreci de biraz daha geçiş dönemi olacağı için birden yüklenmemek adına uymamız gereken bazı kurallar var. Öncelikle bayram günü, sabah kalktığımızda çok ağır olmayacak şekilde kahvaltımızı yapacağız. Peynirimizi, yumurtamızı, bol sebzemizi tüketeceğiz. Yanında mutlaka ekmeğimiz de olacak. Kan şekerimizi belirli bir seviyeye kadar yükselteceğiz ki direkt tatlı isteğimiz olmasın. Sonuçta 30 gün boyunca sadece sahur yapıldı ve iftar açıldı. Bu süreçte vücudu kahvaltıya hazırlamamız gerekiyor. Onun dışında yüksek miktarda şeker içeren, bal, reçel, pekmez gibi tatlılar tüketmeyeceğiz. Çünkü zaten gün içerisinde şekerlemeler ve şeker tatlıları tüketeceğimiz için kahvaltıda bunları tercih etmesek daha sağlıklı olur" dedi. Diyetisyen Tuncay, "Normalde bizim diyetimizde, sağlıklı proteinlere yer verdiğinizde, peynir yumurta ve etimizi düzenli bir şekilde yediğimizde, ekmek grubu ve sebzeleri düzenli bir şekilde yediğimizde kan şekerimiz sağlıklı seyrediyor. Kahvaltıyı bu şekilde yaptıktan sonra gün içerisinde ekstra ürün öğün koymadan ya da kullandığımız öğünlerden ekmeği, makarnayı, çorbayı ve pilavı çıkararak şerbet ve tatlılardan aldığımız en azından şekeri biraz olsun dengeleyebiliriz. Tabi normal günlerde önerdiğimiz bir beslenme şekli değil, bayrama özel. 30 gün boyunca beslenme kısıtıyla yaşadığımız için bayram sürecini ‘tatlı yemeyin’ diyerek geçiştiremeyiz. Mutlaka tatlılar yenilecek. Ama bunu nasıl dengelememiz gerektiğini bilmemiz gerekiyor. Mümkünse öğlen vakitlerinde şeker, şerbet tatlılarını tüketelim. Akşam vakitlerine kalmasın. Bazen metabolik hızımız yavaşladığı için akşam saatlerinde yediğimiz tatlının bize zarar verme ihtimali daha yüksek, karaciğerde yağa dönüşme ihtimali daha yüksek. Sonraki gün yine şekerli şerbetli tatlılar yiyeceksek eğer bu kurallara uyarak, gün içerisinde tükettiğimiz özellikle basit karbonhidratlardan uzak durarak, ekmeği, pilavı, makarnayı, çorbayı ve meyveyi kısarak, sebze ve proteinle beslenerek bu süreci geçirebiliriz" diye konuştu.
Diyetisyenden öneriler: "2026’da sağlıklı beslenmeyi yaşam stili haline getirin"
03 Ocak 2026 Cumartesi - 12:58 Diyetisyenden öneriler: "2026’da sağlıklı beslenmeyi yaşam stili haline getirin" Yeni yılda sağlıklı beslenme alışkanlığı kazanmak için yapılabilecekler hakkında önerilerde bulunan Diyetisyen Tuba Yıldırım, "Yemek pişirirken yağda kızartma-kavurma yerine haşlama, fırında ızgara veya sulu pişirme yöntemlerini kullanabilirsiniz. Kurabiye ve keklerde şeker yerine kuru meyve veya pekmez deneyin. Yemek pişirmeye zamanınız yoksa, sebzeyi haşlayıp salataya karıştırın veya yoğurt ile deneyin" dedi. Liv Sağlıklı Yaşam Danışma Merkezi’nden Diyetisyen Tuba Yıldırım, yeni yılda sağlıklı beslenme alışkanlığı için yapılması gerekenler konusunda açıklamalarda bulundu. Sağlıklı yaşamın, sadece sağlıklı beslenmekle olmadığını, hayatı tüm yönleriyle ele alan bedensel ve ruhsal iyilik hali anlamına geldiğini dile getiren Diyetisyen Yıldırım, "Hepimiz yeni bir yılın başlamasıyla hayatımızda bazı yeni kararlar alırız. Hayata bakış açımızı değiştirmek, duygularımızın kontrolünü sağlamak, çok gezmek, çok eğlenmek, hobilerimizi artırmak onlara hayatımıza daha çok alan açmak, fiziksel veya ruhsal olarak değişime girmek vs. gibi " diye konuştu. "Pişirme yöntemlerinize dikkat edin" Yeni yılda sağlıklı beslenme alışkanlığı kazanmak için neler yapabileceğimize değinen Diyetisyen Yıldırım, şu bilgileri paylaştı: "Araştırmalar tükettikleri besinleri kaydeden kişilerin daha dikkatli ve sağlıklı beslendiklerini gösteriyor. Kalıcı davranış değişikliği yapmak istiyorsanız, bunun için önce mevcut durumu ölçmek, sorunları tespit etmek ve farkına varıp daha sonra strateji belirleyip küçük ve yavaş adımlarla ilerlemek önemlidir. Sebze yemeği yapılırken, 1 kg sebzeye 2-3 yemek kaşığı zeytinyağı koyun. Etli sebze yemeklerinde ise dışardan yağ ilavesi yapmanıza gerek yoktur. Pişirirken yağda kızartma kavurma yerine haşlama, fırında ızgara veya sulu pişirme yöntemlerini kullanabilirsiniz. Kurabiye ve keklerde şeker yerine kuru meyve veya pekmez deneyin. Yemek pişirmeye zamanınız yoksa sebzeyi haşlayıp salataya karıştırın veya yoğurt ile deneyin. Izgaranızı sadece et ve balık için değil, sebzeler için de kullanın. Domates, biber, kabak, mantar, soğan ve diğer tüm sebzeler için deneyebilirsiniz. Katı meyve veya sebze sıkacağından çıkan posayı keklerin içine koyarak posa tüketiminizi artırabilirsiniz." "Esmer un tercih edin" Pirinç yerine bulgur, beyaz un yerine esmer un tercih edebileceğimizi söyleyen Diyetisyen Yıldırım, "Domates ve soğanı yemeklerde bol kullanın, kalori değeri düşük su oranı yüksek olduğu için doyurucudur ve antioksidan kapasitesi yüksektir. Yulaf, kepek unu kuru meyveler ve fındık badem ceviz ile kendi müslinizi hazırlayabilirsiniz. Tarçın şeker ihtiyacını azaltır; meyve salatası, bitki çayları ve sütünüzün içine eklemeyi deneyin. Hayatınıza sporu bir şekilde ekleyin. Yürüyün, koşun, pilates yapın, yüzün, dans edin ama mutlaka hareket edin. Bu alışkanlıkları başlayıp bırakmaya yönelik değil, sürdürülebilir olarak kazanın. Sabredin ve vazgeçmeyin" diye konuştu.
Profesör açıkladı: "Metamfetamin ve kokain gençler arasında tehlikeli boyutlara ulaştı"
03 Ocak 2026 Cumartesi - 12:07 Profesör açıkladı: "Metamfetamin ve kokain gençler arasında tehlikeli boyutlara ulaştı" Göğüs Hastalıkları Uzm. Prof. Dr. Şevket Özkaya, tüm dünyada çocuk ve gençleri etkileyen iki önemli bağımlılığın metamfetamin ve kokain olduğunu belirterek, her iki uyuşturucunun ciddi sağlık sorunlarına ve ölümlere yol açtığını açıkladı. Prof. Dr. Şevket Özkaya, çocukları ve gençleri etkileyen bağımlılıklar hakkında açıklamalarda bulundu. Metamfetaminin sentetik bir uyuşturucu olduğunu ve kullanımının ölümcül sonuçlar doğurduğunu ifade eden Özkaya, "Tüm dünyada çocukları ve gençleri etkileyen iki önemli bağımlılıktan bahsetmek istiyorum. Bunlar metamfetamin ve kokain bağımlılığıdır. Metamfetamin en ölümcül, en çok bağımlılık yapan, okul çağında en kolay ulaşılabilen bir sentetik uyuşturucudur. Kullanıma bağlı ciddi akciğer ve karaciğer sorunları ortaya çıkıyor. Çok küçük dozlarda bile anında bağımlılık yapabiliyor ve tedaviyle bırakılması çok zor bir bağımlılıktır" dedi. Özkaya, gençler arasında ölümcül etkileri olan diğer bir uyuşturucunun da kokain olduğunu belirterek, "Kokain, gençler arasında ölüme neden olan uyuşturucu maddelerden birisidir. Toplumda aile kontrolü dışında kalan gençler bu maddelere çok kolay yöneliyor" diye konuştu. Açıklamalarında, her iki uyuşturucunun beyin hasarı oluşturduğunu ve nöro sinir hücrelerini harap ederek solunum ve kalbin durmasına sebep olduğunu vurgulayan Özkaya, "Metamfetamin tüm dünyada bir sorun olmanın ötesinde, ülkemizde de gençlerimizi etkileyen toplumsal bir sorun olarak görülmelidir" ifadelerini kullandı.
Hekime 77 milyon lira tazminat
03 Ocak 2026 Cumartesi - 11:11 Hekime 77 milyon lira tazminat Gebelikte ikili ve üçlü tarama testlerini yazılı olarak reddeden hastanın, down sendromlu doğan bebek sonrası açtığı davada hekimin 77 milyon lira tazminata mahkum edilmesi tepkiye yol açtı. Adli Tıp Kurumu’nun "hekim hatası yok" raporuna rağmen bu kararın alındığını söyleyen HEKİMSEN Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, "Bu kabul edilemeyen bir mesele" dedi. HEKİMSEN Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, hekime verilen cezayı eleştirdi. Kurban, "Bir insanın 77 milyon lirayı ödeyip ödeyemeyeceği meselesi bir kenara, bu kadar ceza nasıl haklı görülebilir? Adli tıp kurumunun olumsuz raporuna rağmen nasıl malpraktis (hatalı tıbbi uygulama) yapmış olarak kabul edilir ve buna ceza kesilir, bunları konuşmak istiyoruz" dedi. Olayın detaylarına ilişkin bilgi veren Kurban, 35 yaşındaki bir hastanın gebeliğinin 14. ve 17. haftalarında yapılması gereken ikili ve üçlü tarama testlerini reddettiğini ancak doğumun ardından bebeğin down sendromlu olması üzerine ailenin tazminat davası açtığını ifade etti. Adli tıp kurumu raporunun hekim lehine olmasına rağmen verilen kararı hukuka aykırı bulduklarını vurgulayan Kurban, "İşin garip tarafı şu, adli tıp kurumunun verdiği rapora rağmen, ’burada hekim hatası yoktur’ demesine rağmen hekime ceza kesiliyor. Bu kabul edilemeyen bir mesele" değerlendirmesinde bulundu. "Bir hekim, istenmeyen bir şeyi yaptıramaz" Kurban, hekimin hastanın istemediği hiçbir işlemi zorla yaptıramayacağının altını çizerek, "Biz her ne kadar hekimler olarak buna katılmasak da, aşı da, kişinin vereceği tahlillerde tamamen kişinin talep etmesiyle uygulanabiliyor. Bunun dışında hastaya hiçbir test ya da herhangi bir girişim yapılamaz. Dolayısıyla da bu konuda bir hekim sorumlu tutulamaz. Bir hekim, istenmeyen bir şeyi yaptıramaz" dedi. "Hekimimizi savunacağız" Kararın istinaf sürecinde olduğunu ve HEKİMSEN olarak davayı üstlendiklerini bildiren Uzm. Dr. Kurban, "HEKİMSEN olarak bu davayı üstlendik ve hekimimizi savunacağız. Üyemiz olmamasına rağmen, hekim arkadaşımız olduğu için bunu yapıyoruz. Yargıtay aşaması da var. Yargıtay’a rağmen bu ceza kalırsa bilemiyorum hekim arkadaşımız bu cezayı nasıl ödeyecek" diye konuştu. Tıbbi hataların görmezden gelinmesini istemediklerini ancak cezaların ölçülü olması gerektiğini vurgulayan Kurban, malpraktis davalarında hükmedilen tazminatların ödenemez boyutlara ulaştığını belirtti. Tıbbi hatalardaki tazminat yükünü ölümlü trafik kazalarındaki yaptırımlarla kıyaslayan Kurban, istenmeyen sonuçların her zaman hekimden kaynaklanmadığını, teknik aksaklıklar veya diğer personelden kaynaklı sorunların da yaşanabileceğini ifade etti. "Özel sektördeki hekimlerin koruma mekanizması yok" Kamuda çalışan hekimlerin yönetmelikle kısmen korunduğunu, üniversite personelinin ise soruşturma izninin üniversite komisyonlarına bağlı olduğunu söyleyen Kurban, şunları kaydetti: "Malpraktis davaları kamuda biraz tatmin edilmiş durumda. Yönetmelikle devlet tarafından kısmen ödenirken, özel sektörde bir koruma mekanizması yok. Özel sektördekiler tamamen bu parayı ceplerinden ödemek zorundalar. Malpraktis davaları, üniversitede çalışan personele karşı açılamıyor. İlgili savcılık öyle bir davayı üniversitenin ilgili komisyonlarına sevk ediyor ve orada takip ediliyor. Üniversitelerin, kamunun ve özel sektörün malpraktis uygulamaları farklı". "Yasa tasarımızla bu sorunları ortadan kaldırmayı hedefliyoruz" Kurban, sendika olarak hazırladıkları ve Sağlık Bakanlığına sundukları "Hekimlik Meslek Kanunu Tasarısı" ile malpraktis davaları, deontoloji ve özlük hakları konusunda adaletli bir standart getirmeyi hedeflediklerini sözlerine ekleyerek, "Bunu Bakanlığımıza da kısmen tanıttık, onlar da olumlu buldular. İnşallah bundan sonraki süreçte daha da geliştirerek milletimiz için kullanıma sunacağız. Hekime uygulanacak bütün uygulamaları da adaletli ve düzgün bir şekilde, tecrübemizle olaya kümülatif bakarak çözdüğümüzü düşünüyoruz. Malpraktisi de deontolojiyi de tabip odalarını sorunlarını da bunun gibi cezaları da özlük haklarıyla ilgili bütün bilgi ve verileri de en ideal, en adaletli şekilde hazırlayarak devletimizin onayına ilettik. İnşallah onaylanır ve bir daha böyle problemler yaşanmaz" ifadelerini kullandı.
Samsun’da kamu hastanelerinde 2025’te 10,3 milyon muayene
03 Ocak 2026 Cumartesi - 11:04 Samsun’da kamu hastanelerinde 2025’te 10,3 milyon muayene Samsun İl Sağlık Müdürlüğü’nün 2025 yılı verilerine göre, il genelindeki kamu hastanelerinde 10 milyonun üzerinde hasta muayene edilirken, muayenelerin 3 milyonu Samsun Şehir Hastanesi Eğitim Araştırma Ek Hizmet Binası’nda yapıldı. Samsun İl Sağlık Müdürlüğü’nden alınan bilgilere göre, 2025 yılında Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı kamu hastanelerinde toplam 10 milyon 300 bin hasta muayenesi gerçekleştirildi. Bu muayenelerin 3 milyonu Samsun Şehir Hastanesi Eğitim Araştırma Ek Hizmet Binası’nda, 1 milyon 300 bini Gazi Devlet Hastanesi’nde yapıldı. Çarşamba Devlet Hastanesi ve Bafra Devlet Hastanesi ise ayrı ayrı 1 milyon 200 bin muayene rakamlarına ulaştı. Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) kapsamında yürütülen çalışmalarla randevu kapasitesi 3 milyondan 5 milyona çıkarıldı. MHRS randevusu bekleyen hastalara yönelik oluşturulan ekipler aracılığıyla randevu bekleyen hasta sayısında yüzde 72 oranında azalma sağlandı. Yatırımlar 2025 yılında Samsun’da sağlık yatırımları kapsamında 350 yataklı İlkadım Devlet Hastanesi için proje süreci başlatıldı. Proje ihalesinin 2026 yılı Ocak ayında yapılması planlandı. 250 yataklı Tekkeköy Devlet Hastanesi ile 50 yataklı Alaçam/Yakakent Devlet Hastanesinin revizyon ihale süreçleri tamamlandı. Aralık ayı itibarıyla Tekkeköy Devlet Hastanesi’nde ilerleme oranı yüzde 36, Alaçam/Yakakent Devlet Hastanesi’nde ise yüzde 73 olarak bildirildi. 350 yataklı Atakum Devlet Hastanesinin inşaatı başladı. 2025 Aralık ayı itibarıyla inşaatın yüzde 40 seviyesinde olduğu açıklandı. 2025 yılında Samsun’a Sağlık Bakanlığı tarafından bin 46 yeni sağlık personeli ataması yapıldı. Bu personelin 656’sının hekim, 390’ının ise hemşire, ebe, eczacı, psikolog, diyetisyen ve diğer sağlık çalışanlarından oluştuğu bildirildi. 5 bin 782 bebek dünyaya geldi Kamu hastanelerinde 2025 5 bin 782 bebek dünyaya geldi. Ayrıca yeni Halk Sağlığı Laboratuvarı ile İl Sağlık Müdürlüğü hizmet binasının yer teslimlerinin yapıldığı, projelerin 599 milyon TL yatırım bedeliyle tamamlanacağı bildirildi. Halk sağlığı hizmetleri kapsamında 12 yeni sigara bırakma polikliniği hizmete açıldı. Bu kapsamda 100 hekim ve sağlık personeline tütün bağımlılığı ve tedavisi eğitimi verildi. İl genelinde 34 Tütünle Mücadele Timi oluşturuldu. 2025 yılında Samsun genelinde 62 bin meme, 65 bin kolorektal ve 37 bin serviks kanser taraması olmak üzere toplam 164 bin kanser taraması gerçekleştirildi. 2025 yılında Samsun genelinde 62 bin meme, 65 bin kolorektal ve 37 bin serviks kanser taraması olmak üzere toplam 164 bin kanser taraması gerçekleştirildi. 105 ambulansla hizmet Acil sağlık hizmetleri kapsamında Bafra, Ayvacık, Vezirköprü, Yakakent ve Havza ilçelerinde 5 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu hizmete açıldı. İl genelinde 100 yeni ambulans hizmete alındı. Ambulans filosunun 100 acil yardım ve 5 özellikli ambulans olmak üzere toplam 105 ambulans ile hizmet verdiği belirtildi. İl Ambulans Servisi Başhekimliği bünyesinde görev yapan 80 ambulans ve 819 personel ile 141 bin vakaya müdahale edildi. Ambulansların 4 milyon kilometrenin üzerinde yol yaptığı bildirildi. Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Doku, Organ Nakli ve Diyaliz Hizmetleri Daire Başkanlığı tarafından yayımlanan 2024 yılı verilerine göre, Samsun Bölge Koordinasyon Merkezi organ bağışında büyük bir başarıya imza attı. 9 bölge arasında yapılan değerlendirmede, Samsun Bölge Koordinasyon Merkezi, kadaverik organ bağışı oranlarında (pmp) Türkiye birincisi oldu.
2025’te 7 bin vatandaşa ilk yardım eğitimi
03 Ocak 2026 Cumartesi - 10:21 2025’te 7 bin vatandaşa ilk yardım eğitimi Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, 2025 yılı boyunca alanında uzman isimlerin katkısıyla gerçekleştirilen teorik ve uygulamalı çalışmalarla 6 bin 840 vatandaşa genel ilk yardım, beslenme ve diyabet konularında eğitim verdi. Yıl genelinde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından genel ilk yardım ve sertifikalı temel ilk yardım kapsamında toplam 805 kişiye 2 gün süren eğitim ile birlikte hayati öneme sahip otomatik kalp şok cihazı (OED) eğitimi verildi. Eğitimler, alanında uzman eğitmenler tarafından hem teorik hem de uygulamalı olarak gerçekleştirildi. Ayrıca yıl içinde belirli aralıklarla düzenlenen halk sağlığı eğitimleriyle 6 bin 840 vatandaş, genel ilk yardım, beslenme ve diyabet gibi konularda bilgilendirildi. Sertifikalı ilk yardımcı eğitimleri tamamlandı Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Sağlık İşleri Şube Müdürlüğü’ne bağlı hemşireler tarafından verilen sertifikalı eğitimlerde; "temel yaşam desteği", "tam tıkanmalar" (solunumum tamamen durması-heimlich manevrası), "yaralanmalar", "hayvan ısırmaları", "kırık-çıkık-burkulma", "sıcak çarpması", "kanamalar", "ilk yardım", "kalp krizinde ilk yardım", "zehirlenmeler ve "taşıma teknikleri" gibi konular uygulamalı olarak anlatıldı. Eğitimin sonunda İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan sınavda başarılı olan katılımcılara 3 yıl geçerliliği olan "İlk Yardımcı Sertifikası" ve "İlk Yardımcı Kimlik Kartı" verildi. Halk sağlığına yönelik uygulamalı eğitimler Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, sadece kurum personeline değil, vatandaşlara yönelik ilk yardım bilincini artırmaya yönelik eğitimler de düzenledi. Sağlık İşleri Şube Müdürlüğü toplu taşıma çalışanları başta olmak üzere birçok mahalle ve kuruma sertifikasız halk sağlığı eğitimleri verdi. Bu eğitimler "eğitim hemşireleri" tarafından teorik ve uygulamalı olarak gerçekleştirildi.
Eskişehir Şehir Hastanesi Davranışsal Bağımlılıklar Polikliniği hizmete başladı
03 Ocak 2026 Cumartesi - 10:11 Eskişehir Şehir Hastanesi Davranışsal Bağımlılıklar Polikliniği hizmete başladı Eskişehir Şehir Hastanesi’nde yeni açılan Davranışsal Bağımlılıklar Polikliniği’nde görevli Psikiyatri Uzmanı Dr. Nihal Türkel, ’davranışsal bağımlılık’ kategorisinde yer alan kumar ve oyun bağımlılığı gibi hastalıklarla ilgili bilgilendirmede bulundu. Eskişehir Şehir Hastanesi Davranışsal Bağımlılıklar Polikliniği, 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla hizmete başladı. Poliklinikte görevli Psikiyatri Uzmanı Dr. Nihal Türkel, uzun süreli takiplerle hastalara psikoterapi hizmeti sunmayı planladıklarını belirterek davranışsal bağımlılıklarla ilgili detaylara değindi. Dr. Türkel, "Kumar, internet, sosyal medya, oyun, alışveriş ve sürekli yeme ’davranışsal bağımlılık’ kategorisinde yeni yeni değerlendirilmeye başlanmış bir alan. Aynı zamanda, önümüzdeki yıllarda psikiyatri literatüründe daha fazla araştırmaya açık bir alan. Ancak bu yeni olmasına karşın toplumda sıklığı da o derecede artmış bir durumda" dedi. "Uzun süreli takiplerle hastalarımıza psikoterapi hizmeti sunmayı planlıyoruz" Kumar bağımlılığının ’davranışsal bağımlılık’ kategorisinde yer aldığını söyleyen Dr. Türkel, "Yakın dönemde psikiyatrik bir hastalık sınıfına girmeye başladı. İnsanların mesleki ve sosyal hayatını bozacak derecede kumar oynama/arama davranışı bir bağımlılık sınıfına girer. Kumar bağımlılığının ana mekanizması dopamin sistemi üzerinden çalışan ödül haz mekanizmasına dayalıdır. Bu konuda belirgin bir farmakolojik tedavi bulunmamakla birlikte, psikoterapinin etkili olduğu gözlenmiştir. Zaten biz de Davranışsal Bağımlılık Polikliniğimizde uzun süreli takiplerle hastalarımıza psikoterapi hizmeti sunmayı planlıyoruz" ifadelerini kullandı. "Oyun oynamak tek başına zararlı bir alışkanlık değil, hatta faydaları var" Sözlerinin devamında oyun oynama bağımlılığına da değinen Dr. Türkel, şöyle konuştu: "Aslında oyun oynama 1960’lardan beri bilgisayarların gelişmesiyle başlamakla birlikte, son yıllarda konsol oyunlarındaki yükselişle arttı. Oyun oynamak tek başına zararlı bir alışkanlık değil, hatta pek çok açıdan kişinin dikkat süresinin gelişimi ve strateji geliştirme adına faydaları da olan bir şey. Ancak oyun oynama davranışı ve buna yönelik arayış süresi kişinin işlevselliğini bozacak noktaya geldiyse diyoruz ki, artık bu bir bağımlılık."
Van’da hasta ve mahsur kalanlar belediyenin çabasıyla kurtarıldı
03 Ocak 2026 Cumartesi - 00:18 Van’da hasta ve mahsur kalanlar belediyenin çabasıyla kurtarıldı Van’ın farklı noktalarında kar yağışı, fırtına ve tipi nedeniyle mahsur kalan vatandaşların yardımına belediye ekipleri koştu. Ekipler bir tarafta hasta ve ambulansları kurtarılırken, bir yandan da yollarda mahsur kalan vatandaşların imdadına yetişti. Kentte etkisini sürdüren kar yağışı, tipi ve fırtına nedeniyle yoğun bir mesai harcanıyor. 7-24 esasına göre yollarda olan karla mücadele ekipleri, Yukarı Darıca Mahallesi Aşağı Darıca Mezrası’nda akşam saatlerinde rahatsızlanan Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) hastası Habip Kara’nın (83) yakınları 112 sağlık ekiplerinden yardım istedi. Yolların kapalı olmasından dolayı 112 sağlık ekipleri Başkale Şantiye Şefliğinden yardım istedi. Bunun üzerine harekete geçen ekipler, Başkale ilçe merkezine yaklaşık 66 kilometre uzaklıktaki mahalleye ulaşmak için çalışma başlattı. Yaklaşık 3 buçuk saat süren çalışma ile hastaya ambulansın ulaşmasını sağlayan ekipler mahalle ve mezra yolunu da ulaşıma açtı. Ayrıca ekipler, Tuşba ilçesi Yeşilköy Mahallesi, Özalp ilçesi Kırkçalı Mahallesi ile Gevaş ilçesi Aydınocak Mahallerinde yolda kalan ambulanslar da kurtarılarak, hastaya ulaşmaları sağlandı. "Onlarca araç kurtarıldı" Belediye karla mücadele ekipleri, Başkale ilçesi Ömerova Mahallesi, Edremit ilçesi Doğanlar ve Ayazpınar Mahalleleri, İpekyolu ilçesi Arıtoprak- Karakoç mahalleleri arası, Saray ilçesi Tamer Aydın Karakolu ve Karakaş Üs Bölgesi, Özalp ilçesi Gültepe Mahallesi, Gürpınar ilçesi Sevindik Mahallesi ile Bahçesaray ilçesi başta olmak üzere onlarca noktada yoğun tipi ve fırtına nedeniyle yollarda mahsur kalan vatandaş ve araçları kurtardı. Kurtarma çalışmaları 112 Acil Servis ve ilçe şantiye şefliklerine gelen ihbarlar doğrultusunda gerçekleştirildi. Ayrıca kent merkezi ve kırsalda etkili olan kar yağışı ve tipi sonrası 319 mahalle ve 306 mezra yolunun açılması için başlatılan çalışmalar yoğun bir şekilde sürüyor.
Yolu kapalı köyde rahatsızlanan anne ve bebeği ambulans helikopterle kurtarıldı
02 Ocak 2026 Cuma - 20:54 Yolu kapalı köyde rahatsızlanan anne ve bebeği ambulans helikopterle kurtarıldı Bitlis’te yoğun kar nedeniyle yolu kapanan Akçalı köyü Tabanözü Mezrası’nda rahatsızlanan anne ve yeni doğan bebeği, helikopter ambulansla hastaneye yetiştirildi. Kar nedeniyle yolu kapanan Akçalı köyü Tabanözü Mezrası’nda rahatsızlanan anne ve bebeğinin sağlık durumunda risk oluşması üzerine Sağlık Bakanlığı’na bağlı helikopter ambulans devreye alındı. Bitlis Valiliği ile İl Sağlık Müdürlüğü koordinesinde yürütülen başarılı bir hava operasyonuyla anne ve bebeği, güvenli bir şekilde alınarak Bitlis-Tatvan Devlet Hastanesine sevk edildi. Hastanede tedavi altına alınan anne ve bebeğin sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi. İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ergene, yaptığı açıklamada "Tüm olumsuz hava ve yol şartlarına rağmen, ’İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ anlayışıyla yürütülen bu başarılı kurtarma operasyonunda; başta Sayın Valimiz Ahmet Karakaya olmak üzere İl Özel İdaresi ekiplerine, AFAD’a, paydaş kurumlarımıza, büyük bir özveriyle görev yapan sağlık personelimize, hava ekibimize ve koordinasyonda emeği geçen tüm personele teşekkür ediyor, fedakar çalışmalarından dolayı şükranlarımızı sunuyoruz" dedi. Ergene, anne ve bebeğin sağlık durumlarının iyi olduğunu, Bitlis Tatvan Devlet Hastanesi’nde uzman hekimler tarafından tedavi ve takiplerinin sürdürüldüğünü ifade etti.