Son Dakika
|
Beşiktaş, Kasımpaşa’ya karşı galibiyet hasretini bitirdi
Suudi Arabistan'dan İran'a: "Sabrımız sınırsız değil"
Okan Buruk: "Böyle bir mağlubiyet aldığımız için üzgünüm"
Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan atama kararları Resmi Gazete’de
UEFA Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finalistler belli oldu
Galatasaray'dan Avrupa'ya buruk veda
Cinayete kurban giden taksicinin acılı kardeşi konuştu!
İran’da dünyanın en büyük doğal gaz sahasındaki rafinerilere saldırı
İstanbul Havalimanı’nda Ramazan Bayramı yoğunluğu
İsrail'in Lübnan saldırısında can kaybı 12'ye yükseldi
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
İspanya, Irak’taki askerlerini Türkiye’ye tahliye etti
Kastamonu’da 8 asırlık "tekke çorbası" geleneği bu yıl da yaşatıldı
Sergen Yalçın, Emre Belözoğlu’na karşı ilk galibiyetini aldı
İran Devrim Muhafızları Ordusu: "ABD'ye ait F-35 vuruldu, ciddi hasar aldı"
Çatalca’da kıyıya vuran füze başlığı imha edildi
Büyükçekmece’de işçi servisi devrildi: 1 ölü, 9 yaralı
Pentagon'un İran savaşı için 200 milyar dolar ek bütçe talep edeceğini doğrulandı
SAĞLIK
Usta sanatçı Orhan Gencebay tedavisinin ardından taburcu edildi
19 Mart 2026 Perşembe - 16:57:01
Geçtiğimiz günlerde yüksek ateş şikayetiyle hastaneye başvuran usta sanatçı Orhan Gencebay tedavisinin ardından taburcu edildi.
19 Mart 2026 Perşembe - 16:05
Antalya’da kadavradan organ bağışı emekli öğretmene bayram sevinci yaşattı
Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde kadavradan böbrek nakli yapılan emekli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Muharrem Yeğenoğlu, 10 yıl süren bekleyişin ardından sağlığına kavuştu. Yeğenoğlu, "Bu Allah’ın bir lütfu. Herkese organ bağışında bulunmalarını tavsiye ediyorum" diyerek yaşadığı mutluluğu paylaştı. Afyonkarahisar’ın Şuhut ilçesinde yaşayan 67 yaşındaki emekli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Muharrem Yeğenoğlu, 10 yıldır mücadele ettiği böbrek yetmezliği hastalığından Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Merkezi’nde gerçekleştirilen nakil ile kurtuldu. Yaklaşık 9 yıldır organ nakli bekleme listesinde bulunan Yeğenoğlu’na Ramazan Bayramı öncesinde uygun kadavradan böbrek bulundu. Başarılı geçen operasyonun ardından sağlığına kavuşan Yeğenoğlu, Ramazan Bayramı öncesi gelen nakille bayram sevincini ikiye katladı. "10 yıldır nakil bekliyordum" Organ nakli sürecini paylaşan Yeğenoğlu, "Kadavradan nakil oldum ve şu anda taburcu oldum. Sıhhat, sağlığım iyi. Bu sıhhat sağlığımın iyiliğinde emeği geçen bütün hocalarıma teşekkür ediyorum. Ben 10 yıldır nakil bekliyordum, diyalize giriyordum. Diyaliz kolay bir şey değil. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeniyim. Şimdi ben önce böbreğini bana veren kardeşimin ahirete intikal ettiğini biliyorum. O aileye büyük bir sabır diliyorum. İnşallah böbreğini veren kardeşim de ahirette bunun sevabını bol bol alacak. Çünkü bir cana can kattı. Hayatta en güzel şey bu" dedi. "Organ nakli caiz" Organ naklinin caiz olduğunun altını çizen Yeğenoğlu, "Organ nakli yapılıyor, caiz. Çünkü insan vefat ettiği zaman ruh Allah’a gidiyor. Beden çürüyor toprakta. Onun için insanlarımız biraz korku içerisindeler. Hiç korkuya gerek yok. Rahat rahat organlarını bağışlayabilirler. Vatandaş zannediyor ki organlarımı ölmeden alıyorlar. Hayır, öyle bir şey yok. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra bütün doktorlarımız bunun üzerinde duruyorlar. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra artık organ nakli yapılıyor. Kadavra bu şekilde yapılıyor. Onun için korkuya gerek yok" diye konuştu. "Yeniden doğdum" Nakil sonrası adeta yeniden doğduğuna vurgu yapan Yeğenoğlu, "Bir cana can katmak kadar hayatta en sevimli olan nedir ki acaba? Değil mi? Bir insana en büyük iyiliklerin iyiliği yani. Ben bundan dolayı kardeşlerime, ülkemizdeki bütün vatandaşlara hiç çekinmeden, rahatlıkla sıkıntıda olan kardeşlerine yardım edebilmeleri için organ bağışında bulunmalarını tavsiye ediyorum. Çünkü biz 10 yıldır böbrek bekliyorduk. Şimdi ben yeniden doğdum. Yeniden bir hayata kavuştum. Dünyada en büyük iyilik bu. Çekinmeden kardeşlerimiz rahatlıkla organ nakli yapabilirler. Zaten hocalarımız bunu televizyonlarda anlatıyorlar. Diyanet İşleri Başkanlığı hutbelerinde, vaazlarında organ bağışının caiz olduğunu ve iyi bir şey olduğunu, cana can kattığını, yeniden bir hayata kavuşturduklarını kürsülerde söylüyorlar. Vatandaşımızı bilgilendirmeye çalışıyorlar" dedi. "Yaşantım sınırlıydı" Organ nakli öncesinde yaşantısının sınırlı olduğunu söyleyen Yeğenoğlu, "Yaşantımız sınırlıydı. Ama şimdi biraz daha rahatlayacağız. Çok diyet yapıyordum, yemem içmem azdı. Tuzsuz yiyorduk. Şimdi daha rahat hareket edeceğim. İnsanlarla daha iyi bir diyalog kuracağım. İç içe olacağız. Bu şekilde dediğim gibi ikinci bir hayatım olmaya başladı. Çok memnunum, çok huzurluyum. Allah razı olsun hepinizden" şeklinde konuştu. "Büyük bir bayram hediyesi oldu" Bağışlanan böbreğin kendisi için büyük bir bayram hediyesi olduğuna değinen Yeğenoğlu, "Ben diyorum ki bu Allah’ın bir lütfu. Allah’ın bana verdiği bir lütuf, bereket. Onun için bütün kardeşlerime organ naklinde bulunmalarını tavsiye ediyorum. Bundan büyük mutluluk olmaz diyorum. Korkmasınlar. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra hocalarımız karar veriyor. Öyle halkın anlattığı efsanelere bakmayalım. Gerçekten bu benim için büyük bir bayram hediyesi oldu. Şimdi böbreği bana nasip olan kardeşimi bilmiyorum, görmedim, tanımadım ama bana bir hayat verdi. Bundan daha büyük sevap olur mu? Onun için insanlarımız dünyada sevap kazanmak istiyorsa, kendisinden sonraki insanlara faydalı olmak ve onun da sevabını kazanmak istiyorlarsa lütfen organlarını bağışlasınlar" ifadelerini kullandı.
19 Mart 2026 Perşembe - 15:31
MUSKİ, Kötekli 261. sokaktaki su basınç sorununu giderdi
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nin yer içinde yer alan Menteşe Kötekli Mahallesi 261 sokaktaki dairelerin üst katlarında yaşanan su sıkıntısı Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü ekiplerinin çalışması ile giderildiği açıklandı. MUSKİ Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamada, "Menteşe ilçemizin Kötekli Mahallesi 261. sokakta başlattığımız çalışma ile bölgedeki basınç problemini giderdik. Vatandaşların sorunsuz bir Bayram tatili geçirmeleri için başlattığımız bu çalışma kapsamında özellikle üst katlarda yaşanan su basıncı problemini ortadan kaldırarak bölge halkı için kalıcı bir çözüm ürettik. Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’ın özellikle üzerinde durduğu gibi Ramazan Bayramı boyunca vatandaşlarımıza kesintisiz su ulaştırmak amacıyla 7 gün 24 saat esasına göre sahada görevimizin başında olacağız" denildi.
19 Mart 2026 Perşembe - 14:50
Özel İmperial Hastanesi’nde bayramlaşma
Ramazan Bayramı dolayısıyla Özel İmperial Hastanesi’nde bayramlaşma töreni gerçekleştirildi. Hastane yönetimi, hekimler ve sağlık çalışanlarının katıldığı törende bayram coşkusu birlikte yaşandı. Gerçekleştirilen törende konuşan Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Mesul Müdür Op. Dr. Ekrem Sağlam, başta hastaneden hizmet alan hastalar olmak üzere tüm sağlık çalışanlarının ve vatandaşların Ramazan Bayramı’nı kutladı. Özel İmperial Hastanesi Yönetim Kurulu Üyesi Hamdi Doğan ise yaptığı konuşmada, tüm İslam âleminin bayramını tebrik ederek, sağlıklı, huzurlu ve mutlu nice bayramlar temennisinde bulundu. Bayramlaşma töreni, toplu fotoğraf çekimi ile birlik ve beraberlik mesajlarının verilmesinin ardından sona erdi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
19 Mart 2026 Perşembe- 11:00
Uzmanından bayramda beslenme uyarısı: "Ani yüklenme sağlığı tehdit ediyor"
2
18 Mart 2026 Çarşamba- 18:43
Giresun’da trafikte ambulans duyarlılığı
3
19 Mart 2026 Perşembe- 16:57
Usta sanatçı Orhan Gencebay tedavisinin ardından taburcu edildi
4
19 Mart 2026 Perşembe- 12:45
Uzmandan bayramda porsiyon kontrolü ve sağlıklı beslenme uyarısı
5
19 Mart 2026 Perşembe- 11:06
Ramazan sonrası beslenme düzenine geçişte metabolik şok uyarısı
08 Ocak 2026 Perşembe - 14:24
Uzmanında Serviks Kanseri uyarısı
Manisa Şehir Hastanesi Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzman Hekimi Op. Dr. Rıfat Şener, Serviks Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla açıklamalarda bulunurken, serviks kanserinin önlenebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekerek düzenli taramaların önemine dikkat çekti. Manisa Şehir Hastanesi Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzman Hekimi Op. Dr. Rıfat Şener, ocak ayının Serviks Kanseri Farkındalık Ayı olması dolayısıyla yaptığı açıklamada, serviks kanserinin önlenebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekerek düzenli taramaların önemini vurguladı. Serviks kanserinin kadınlarda sık görülen kanser türlerinden biri olmasına rağmen erken tanı ile önlenebilir olduğunu belirten Op. Dr. Şener, Sağlık Bakanlığı tarafından ülke genelinde HPV tarama programlarının yürütüldüğünü ifade etti. Şener, "Tarama testleri aile sağlığı merkezlerinde, sağlık ocaklarında ve Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM)’lerde yapılmaktadır. Gerekli görülen durumlarda ise kadın hastalıkları ve doğum uzmanları ile jinekolojik onkoloji cerrahisi uzmanlarına yönlendirme sağlanmaktadır" dedi. Yapılan taramalar sayesinde hastalığın kanser evresine ulaşmadan önce tespit edilebildiğini kaydeden Şener, erken tanının tedavi başarısını önemli ölçüde artırdığını söyledi. Şener, "Bu taramalar sayesinde hastalık erken dönemde yakalanmakta ve daha kapsamlı tedavi ya da cerrahi müdahalelere gerek kalmadan sağlıkla sonuçlanabilmektedir" diye konuştu. Ocak ayının Serviks Kanseri Farkındalık Ayı olmasının önemine değinen Op. Dr. Rıfat Şener, amaçlarının kadınlarda bu konuda bilinç ve farkındalık oluşturmak olduğunu ifade ederek, "Tüm kadınlara kanser tarama testlerini yaptırmalarını, aile sağlığı merkezleri, KETEM’ler ya da kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarına başvurmalarını önemle tavsiye ediyoruz" şeklinde konuştu.
08 Ocak 2026 Perşembe - 13:54
Artuklu İlçe Sağlık Müdürlüğüne Kurtay atandı
Mardin’in Artuklu İlçe Sağlık Müdürlüğü görevine Dr. Nurullah Kurtay atandı. Mardin’in Kızıltepe ilçe nüfusuna kayıtlı olan Dr. Nurullah Kurtay, ilk ve ortaöğrenimini Mardin Artuklu ilçesinde tamamladı. Tıp eğitimini İstanbul Okan Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde başarıyla tamamlayan Dr. Kurtay, 2023–2026 yılları arasında Mardin Kızıltepe İlçe Hastanesi Acil Servisi’nde pratisyen hekim olarak görev yaptı. Sağlık hizmetlerindeki saha tecrübesi ve yönetsel vizyonu doğrultusunda Ocak 2026 itibarıyla Mardin Artuklu İlçe Sağlık Müdürü olarak atanan Dr. Nurullah Kurtay, görevine başladı. Evli ve bir erkek çocuk babası olan Dr. Kurtay, iyi derecede İngilizce biliyor.
08 Ocak 2026 Perşembe - 13:49
Erzurum Şehir Hastanesi çocuk kalbine "ritim" verdi
Erzurum Şehir Hastanesi Çocuk Kardiyoloji Hekimi Uzm. Dr. Hazer Erçan Bozyer, çocuklardaki ritim bozukluğunun 3 boyutlu haritalama yöntemi ablasyon (yakma işlemi) yaparak bölgemizde bir ilki başarıyla gerçekleştirdi. Geçtiğimiz günlerde Erzurum Şehir Hastanesi kardiyoloji servisinde erişkin hastalar için ilk kez geçekleştirilen ablasyon işlemi, şimdi ise çocuk hastalarda uygulanarak Erzurum Şehir Hastanesi bölgesel olarak bir başarının daha altına imza attı. Yapılan operasyonla ilgili bilgi veren çocuk kardiyoloji hekimi Uzm.Dr. Hazer Erçan Bozyer; "Hastanemiz çocuk kardiyoloji bölümüne çarpıntı, nefes darlığı şikayetiyle başvuran Erzincan ve Iğdır illerinden 2, Erzurum ilimizden 4 hasta olmak üzere toplam 6 çocuk hastalarımızda yaptığımız tetkiklerde kalp ritminde bozukluk tespit ettik. Yaptığımız durum değerlendirmesinin ardından ablasyon yani yakma adını verdiğimiz daha önceleri Doğu Anadolu bölgesin de sadece Malatya da yapılan işlemi yapma kararı aldık. Erzurum Şehir Hastanesi Çocuk Kardiyoloji Kliniği olarak operasyon için her türlü altyapı mevcut olan hastanemizde bu işlemi "İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Çocuk Kardiyoloji Kliniğinden Prof. Dr. Cem Karadeniz"in destekleri ile 6 hastamıza başarı ile gerçekleştirdik. Hastalarımızın durumuna bağlı olarak yaptığımız operasyon süresi 1-2 saat arasında gerçekleştirilmiş olup 1 gün yatış sürelerinin ardından hastalarımızı sıhhatlerine kavuşmuş olarak taburcu ettik. Öncelikle ablasyon işlemi nedir onu belirtelim; genellikle kan damarı içerisine yerleştirilen kateter adlı, ince esnek tüpler kullanılarak cerrahi gerektirmeden yapılan bir müdahaledir. Yapılan ablasyon tedavisi ile kalbin çok hızlı atması ya da düzensiz bir ritim ile atması engellenerek kalp atış ritminin düzene konulmasıdır. Oldukça konforlu ve hastanede yatış süresi 1 gün süren bir müdahale şeklidir" dedi. Yapılan operasyonla ilgili Hastane Başhekimi Doç. Dr. İbrahim Hakkı Tör ise; "Erzurum Şehir Hastanesi olarak, uzman ve deneyimli sağlık kadromuzla sadece ilimize değil, Doğu ve Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanından gelen hastalarımıza hizmet sunuyoruz. Çocuk kardiyolojisi alanında uyguladığımız bu ileri tedavi yöntemi, hastanemizin teknoloji ve insan kaynağı gücünü bir kez daha ortaya koymuştur. Bölge halkının sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak ve nitelikli sağlık hizmetini yerinde sunmak en temel hedefimizdir. Ben çocuk kardiyoloji hekimimiz Uzm. Dr. Hazer Erçan Boyer’i ve kıymetli destekleri için İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Çocuk Kardiyoloji Kliniğinden Prof. Dr. Cem Karadeniz’i tebrik ediyor teşekkür ediyorum" dedi. Müdahaleleri gerçekleştirilen çocuk hastalar; Erzincan’dan gelen 16 yaşında Sude Kara ve Iğdır dan gelen 2 yaşında Ayşe Yıldırım’ın velileri yaklaşık 1 yıldır çocuklarının kalbinde çarpıntı olduğunu söyleyerek Erzurum Şehir Hastanesinde yapılan bu operasyonla çocuklarının sağlıklarını kavuştuğunu söyleyerek Sağlık Bakanlığına, Erzurum Şehir hastanesine ve müdahaleyi gerçekleştirerek kendilerini sağlıklarına kavuşturan İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Çocuk Kardiyoloji Kliniğinden Prof. Dr. Cem Karadeniz ve Erzurum Şehir Hastanesi çocuk Kardiyoloji Hekimi Uzm. Dr. Hazer Erçan Bozyer’e teşekkür ettiler.
08 Ocak 2026 Perşembe - 13:48
Önlenebilen tek kanser: Serviks kanserinde erken tanı hayat kurtarıyor
Serviks (Rahim Ağzı) Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Şakir Volkan Erdoğan, rahim ağzı kanserinin düzenli kontroller ve HPV aşısı ile tamamen önlenebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekti. Dünya genelinde kadınlarda en sık görülen jinekolojik kanserler arasında yer alan serviks (rahim ağzı) kanseri, düzenli sağlık kontrolleri ve aşılama programlarının etkin şekilde uygulanmasıyla kontrol altına alınabilen kanser türleri arasında bulunuyor. Ancak tarama bilincinin yeterince yaygın olmaması nedeniyle birçok kadının hastalıkla ileri evrelerde karşılaştığı belirtiliyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Türkiye Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Şakir Volkan Erdoğan, erken tanının hayati önem taşıdığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Rahim ağzı kanseri, kanserleşme gerçekleşmeden önce saptanabilen hücresel değişikliklerle kendini gösterir. Smear ve HPV testleri sayesinde bu değişiklikleri yıllar öncesinden tespit ederek hastalığın gelişimini durdurmak mümkündür." HPV enfeksiyonu en önemli risk faktörü Serviks kanserinin temel nedeninin Human Papilloma Virüsü (HPV) enfeksiyonu olduğunu belirten Dr. Erdoğan, HPV’nin çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini ve yıllar içerisinde rahim ağzı hücrelerinde kansere yol açabilecek değişikliklere neden olabildiğini ifade etti. Bu nedenle herhangi bir şikâyeti olmayan kadınların dahi düzenli tarama programlarına katılmasının büyük önem taşıdığını söyledi. Düzenli sağlık kontrolleri hayat kurtarıyor Türkiye’de 30 yaş üzerindeki kadınlara en az beş yılda bir HPV taraması ve smear testi yapılmasının önerildiğini hatırlatan Dr.Erdoğan, düzenli kontroller sayesinde kanser öncüsü lezyonların erken evrede saptanabildiğini ve basit tedavilerle tamamen ortadan kaldırılabildiğini belirtti. HPV aşılarının, serviks kanserine yol açan yüksek riskli HPV tiplerine karşı yüksek koruma sağladığını dile getiren Dr.Erdoğan, aşılama programlarının hem bireysel hem de toplumsal sağlık açısından önemli bir yatırım olduğunun altını çizdi. Kolposkopi ile erken müdahale mümkün Smear veya HPV testlerinde anormal sonuç saptanan hastalarda uygulanan kolposkopi işlemi sayesinde rahim ağzının ayrıntılı olarak değerlendirilebildiğini belirten Dr. Erdoğan, gerekli görülen durumlarda biyopsi alınarak erken tanı ve tedavi sürecinin hızla başlatılabildiğini ifade etti. Ocak ayı Serviks Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla tüm kadınlara çağrıda bulunan Op. Dr. Şakir Volkan Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: "Düzenli tarama, HPV aşısı ve erken tanı ile bu hastalık tamamen önlenebilir. Sağlıklı bir gelecek için tüm kadınlarımızı düzenli yapılan sağlık kontrollerine katılmaya davet ediyorum."
08 Ocak 2026 Perşembe - 13:44
Yüksekova’da sağlık ordusu zorlu coğrafyaya meydan okuyor: 1,5 metrelik karı aşarak vatandaşlara şifa dağıttılar
Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde kar kalınlığının 1,5 metreyi bulduğu köye giden mobil sağlık ekipleri, dondurucu soğuklara rağmen vatandaşlara evlerinde şifa dağıtıyor. 2024 yılında 3 bin 623 kişiye ulaşan ekipler, 2025 yılında bu sayıyı 6 bin 157’ye çıkararak hizmet ağını genişletti. Yüksekova ilçesinde İlçe Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı mobil ekipler, zorlu kış şartlarına ve geçit vermeyen yollara meydan okuyarak kırsaldaki vatandaşların imdadına yetişiyor. Yaz kış demeden ilçenin her noktasına sağlık hizmeti taşıyan ekiplerin bu haftaki durağı, karın esir aldığı Beşatlı köyü oldu. Hastaneye ulaşmakta güçlük çeken yaşlı, çocuk, hamile ve yatağa bağımlı hastalar için oluşturulan mobil ekipte; doktor, diyetisyen ve fizyoterapistlerin yanı sıra Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) birimi de yer alıyor. Kar kalınlığının yer yer 1,5 metreyi aştığı mezralara kimi zaman yürüyerek ulaşan ekipler, ev ev gezerek vatandaşların tansiyon ve şeker ölçümlerini yapıyor, kronik rahatsızlıklarını titizlikle takip ediyor. "Amacımız hiçbir vatandaşın geride kalmaması" Hizmetin sürekliliğine vurgu yapan Dr. Uğur Barut, kış aylarının zorluklarına rağmen sahada olduklarını belirterek, "Özellikle kış aylarında merkeze ulaşmakta güçlük çeken vatandaşlarımız için mobil hizmetlerimizi kesintisiz sürdürüyoruz. Sadece muayene etmiyor, aynı zamanda koruyucu sağlık hizmetleri ve kanser taramaları konusunda bilgilendirme yapıyoruz. KETEM birimimizle ücretsiz tarama testlerimizi yaygınlaştırıyoruz. Çoğu zaman 1,5 metrelik karı yararak hastalarımıza ulaşıyoruz; tek amacımız hiçbir vatandaşımızın tedavisinin aksamamasıdır. Ulaşımın güçlükle sağlandığı yerleşim yerlerine öncelik veriyoruz" dedi. Verilerin sahadaki özverili çalışmanın meyvelerini verdiğini gösterdiğini söyleyen Dr. Bulut, 2024 yılında 3 bin 623 kişiye yerinde sağlık hizmeti sunulurken, bu sayı 2025 yılı itibarıyla 6 bin 157’ye yükselerek rekor bir artış kaydetti. Sağlık ekiplerini köylerinde ağırlamaktan duydukları memnuniyeti dile getiren Beşatlı Köyü Muhtarı Fethi Erci, "Köyümüzde 1,5 metreyi geçen kar var. Talebimiz üzerine ekipler hemen yola çıktı. Tansiyon ve şeker hastalarımızı evlerinde muayene ettiler. Bu zor şartlarda yanımızda oldukları için hepsine tek tek teşekkür ediyorum" dedi.
08 Ocak 2026 Perşembe - 12:33
Psikolog uyardı: "Akran zorbalığına karşı toplumsal iş birliği şart"
Akran zorbalığının yalnızca çocuklar arasındaki basit bir tartışma değil, kalıcı psikolojik ve sosyal sonuçlara yol açabilen ciddi bir sorun olduğunu belirten Psikolog Anıl Özcan, "Akran zorbalığı sadece okul sınırları içinde yaşanan bir problem değildir. Toplumu ilgilendiren, birçok aktörün birlikte çözüm geliştirmesi gereken bir konudur. Sorunu erken fark etmek ve birlikte doğru adımlar atmak, çocuklarımızı korumanın en etkili yoludur" dedi. Akran zorbalığının, bir çocuğun kendisinden fiziksel veya sosyal olarak daha güçsüz gördüğü bir akranına kasıtlı, sürekli zarar verme, tehdit etme ya da dışlama davranışlarıyla ortaya çıktığını belirten VM Medical Park Samsun Hastanesi’nden Psikolog Anıl Özcan, son yıllarda özellikle okullarda vakaların arttığını söyledi. Psk. Özcan, akran zorbalığının "çocukların kendi aralarında çözeceği bir mesele" olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayarak, bunun çok boyutlu bir sorun olduğuna dikkat çekti. "Zorbalık yaş grubuna göre farklı şekillerde görülüyor" Erken çocukluk döneminde (3-6 yaş) zorbalığın daha çok fiziksel davranışlarla ortaya çıktığını dile getiren Özcan, "Bu dönemde itme, vurma gibi davranışlar sık görülür. Sosyal becerileri henüz gelişmediği için zorbalığa maruz kalan çocuklarda güven kaybı yaşanabilir. İsim takma, dışlama ve alay etme gibi davranışlar yaygınlaşır. Bu durum çocukların özgüvenini zedeler, akademik başarılarını olumsuz etkiler" diye konuştu. Ortaokul döneminde (12–15 yaş) zorbalığın daha karmaşık bir hâl aldığını kaydeden Özcan, "Bu yaşlarda sosyal medyanın etkisi artar, siber zorbalık sıklaşır. Çocuklarda anksiyete, depresyon ve sosyal izolasyon gibi psikolojik sonuçlar görülebilir. Bu dönemde maruz kalınan zorbalık, düşük özsaygı, ilişkilerde bozulmalar ve hatta intihar düşüncelerine kadar uzanan uzun vadeli etkiler bırakabilir" şeklinde konuştu. "Aile içi iletişim ve okul ortamı belirleyici rol oynuyor" Ailelerin çocuklara model olduğuna değinen Psk. Özcan, "Evde kullanılan iletişim dili çocukların dış dünyadaki davranışlarını şekillendirir. Bağırma, cezalandırıcı tutum ya da aşırı serbestlik dışa yansıyan davranışları belirler. Yetişkinlerin problem çözme biçimi çocuk tarafından taklit edilir. Okullardaki koşullar da zorbalık üzerinde etkilidir. Kalabalık sınıflar, öğretmenlerin her öğrenciyle yeterince ilgilenememesi ve disiplin kurallarının net olmaması zorbalığı artırır. Ayrıca sosyal medya nedeniyle çocuklar okul dışında da baskı altında kalabilir" ifadelerini kullandı. "Zorbalığı önlemede aile ve okulların iş birliği şart" Akran zorbalığının psikolojik, sosyal ve akademik açıdan kalıcı etkiler bırakabildiğini hatırlatan Özcan, ailelere şu önerilerde bulundu: "Çocuklarınızla düzenli ve açık iletişim kurun. Onları yargılamadan dinleyin. Empati gelişimini destekleyin. Sosyal medya kullanımını yakından takip edin." Psk. Özcan, okullar için ise rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi, öğretmenlere zorbalık farkındalık eğitimleri verilmesi ve net okul kuralları oluşturulması gerektiğini belirterek, "Akran zorbalığı sadece okul sınırları içinde yaşanan bir problem değildir. Toplumu ilgilendiren, birçok aktörün birlikte çözüm geliştirmesi gereken bir konudur. Sorunu erken fark etmek ve birlikte doğru adımlar atmak, çocuklarımızı korumanın en etkili yoludur" açıklamasında bulundu.
08 Ocak 2026 Perşembe - 12:31
Kış depresyonu ile baş etmenin 10 etkili yolu
Güneş ışığının vücudun serotonin seviyesini artırarak ruh halini iyileştirdiğini belirten Klinik Psikolog Fulda Karaçiçek, "Sabah veya öğlen saatlerinde, hava bulutlu olsa bile dışarı çıkmaya özen gösterin" dedi. Mevsimsel duygudurum bozukluğu ya da halk arasındaki adı ile "Kış depresyonu" günlerin kısalması ve güneş ışığının azalmasıyla ortaya çıkan ruh hali değişimi olarak tanımlanıyor. Yorgunluk, isteksizlik, halsizlik, iştahsızlık, keyifsizlik gibi belirtilerle kendini gösteren bu sorun genellikle kadınlar ve aile öyküsünde duygudurum bozukluğu olanlarda daha sık görülüyor. Fiziki sağlık ile ruh sağlığının birbirinden ayrılmaz bir bütün olduğunu aktaran Medline Adana Hastanesi’nden Klinik Psikolog Fulda Karaçiçek, sorunları çözmedeki anahtarın, bireyin ruh halindeki değişiklikleri fark ederek kendisine ilgi ve özen göstermeye öncelik vermesi olduğunu belirterek kış depresyonundan korunmak için önerilerde bulundu. Klinik Psikolog Karaçiçek, kış depresyonu ile baş etmenin 10 etkili yolunu şöyle sıraladı: "1. Gün ışığından faydalanın Güneş ışığı, vücudun serotonin seviyesini artırarak ruh halinizi iyileştirir. Sabah veya öğlen saatlerinde, hava bulutlu olsa bile dışarı çıkmaya özen gösterin. Perdeleri açarak ve mümkünse cam kenarında vakit geçirerek daha fazla doğal ışık alabilirsiniz. 2. Düzenli egzersiz yapın Egzersiz yapmak mutluluk hormonu (endorfin) salgılanmasını artırır ve depresyon belirtilerini hafifletir. Haftada en az 3-4 gün, tempolu yürüyüş, yoga veya evde yapabileceğiniz basit egzersiz hareketleri gibi aktivitelerle kendinizi daha enerjik hissedebilirsiniz. 3. Beslenmenize dikkat edin Kış aylarında sağlıklı ve dengeli beslenmek ruh haliniz üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Omega-3 yağ asitleri içeren balık, ceviz ve keten tohumu gibi gıdalar tüketerek serotonin seviyenizi artırabilirsiniz. Ayrıca, B ve D vitamini açısından zengin gıdalar (yumurta, süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler) tüketmek de önemlidir. 4. Uyku düzeninizi koruyun Mevsim değişiklikleri uyku düzenini etkileyebilir. Her gün aynı saatlerde yatıp kalkmaya özen gösterin. Uyku hijyeninizi sağlamak için yatmadan önce telefon ve bilgisayar kullanımını sınırlayın, kafeinli içeceklerden kaçının ve loş bir ortamda uyumaya çalışın. 5. Sosyal hayatınızı canlı tutun Soğuk ve yağışlı havalar nedeniyle eve kapanmak yerine sosyal aktivitelerinize devam edin. Aile ve arkadaşlarla vakit geçirmek, sevdiğiniz insanlarla sohbet etmek moralinizi yükseltir. Kalabalık ve eğlenceli ortamlar, yalnızlık hissini azaltarak depresyon riskini düşürür. 6. Hobiler edinerek üretken kalın Kış aylarında keyif alacağınız uğraşlar bulmak, zihninizi meşgul ederek olumsuz düşüncelerden uzaklaşmanıza yardımcı olur. Resim yapmak, yazı yazmak, müzikle ilgilenmek, yeni bir dil öğrenmek gibi aktiviteler hem eğlenceli hem de faydalıdır. 7. D vitamini takviyesi almayı düşünün Kış aylarında güneş ışığının azalmasıyla vücudun D vitamini üretimi düşer. D vitamini eksikliği ise depresyon riskini artıran bir faktördür. Doktorunuza danışarak D vitamini takviyesi alıp almayacağınızı belirleyin. 8. Meditasyon ve nefes egzersizleri yapın Stresi azaltmak ve zihinsel sakinlik sağlamak için meditasyon veya nefes egzersizleri yapabilirsiniz. Her gün 5-10 dakika bile olsa derin nefes almak, farkındalık egzersizleri yapmak stres seviyenizi düşürerek ruh halinizi iyileştirecektir. 9. Rutinlerinizi değiştirin ve kendinizi yenileyin Kış depresyonunun getirdiği monotonluğu kırmak için günlük rutininize küçük değişiklikler ekleyebilirsiniz. Hafta sonu eve kapanmak yerine kısa bir tatile çıkmak, kamp kurmak, farklı rotalarda yürüyüşler yapmak veya yeni bir kitap okumak sizi motive edebilir. 10. Profesyonel destek almaktan çekinmeyin Eğer depresyon belirtileri günlük yaşamınızı artık ciddi şekilde etkiliyorsa, konunun uzmanından destek almak gündeme gelebilir. Psikoterapi veya danışmanlık, kış depresyonu ile başa çıkmada oldukça etkili yöntemler sunarak size yardımcı olabilir."
08 Ocak 2026 Perşembe - 12:13
Salihli’de kan bağışı farkındalığı
Manisa’nın Salihli ilçesinde 29 Ekim-4 Kasım Kızılay Haftası etkinlikleri kapsamında düzenlenen "Salihli Sana Kanım Feda" kan bağışı kampanyasında dereceye giren öğrenciler, Salihli Kaymakamı Ali Güldoğan’ı makamında ziyaret etti. 31 Ekim 2025 tarihinde Salihli Kaymakamlığı koordinesinde; İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile Türk Kızılayı iş birliğinde gerçekleştirilen kan bağışı etkinliği, okullarda kan bağışının önemi konusunda farkındalık oluşturmayı amaçladı. Etkinlik kapsamında en fazla bağışçı temin ederek dereceye giren üç öğrenci, gösterdikleri duyarlılık nedeniyle Kaymakam Güldoğan tarafından kabul edildi. Ziyarette konuşan Kaymakam Ali Güldoğan, kan bağışının hayati bir sorumluluk olduğuna dikkat çekerek, bu anlamlı etkinliğe katkı sunan tüm öğrencilere, öğretmenlere ve gönüllülere teşekkür etti. Kaymakam Güldoğan, dereceye giren öğrencilere plaket takdim ederek başarılarının devamını diledi. Gerçekleştirilen ziyarete İlçe Milli Eğitim Müdürü Mahmut Yenen, Kızılay Salihli Şubesi Başkanı Cüneyt Musal ile Türk Kızılay Ege Kan Merkezi Müdürlüğü ve Salihli Şube Başkanlığı yetkilileri de katıldı.
08 Ocak 2026 Perşembe - 11:52
TOGÜ’den çölyak hastalarına sürdürülebilir glütensiz destek
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi tarafından üretilen glütensiz ürünler düzenlenen programda çölyak hastalarına ücretsiz dağıtıldı. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi tarafından toplumsal katkı misyonu doğrultusunda hayata geçirilen etkinlik, yoğun ilgi gördü. Gök Medrese’de düzenlenen programa Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Rektörü Fatih Yılmaz, Toplumsal Katkı ve Sosyal İnovasyon Koordinatörü Prof. Dr. Mihriban Coşkun Arslan, Çölyak Derneği temsilcileri ile çok sayıda çölyak hastası ve vatandaş katıldı. Etkinlik kapsamında üniversitenin kendi imkânlarıyla ürettiği glütensiz ürünler, çölyak hastalarına ücretsiz olarak ulaştırıldı. TOGÜ’den çölyak hastalarına sürdürülebilir destek Programda konuşan Rektör Prof. Dr. Fatih Yılmaz, üniversitelerin yalnızca eğitim ve araştırma faaliyetleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, topluma doğrudan dokunan projelere önem verdiklerini söyledi. Yılmaz, "Çölyak hastalarımızın glütensiz ürünlere erişimi bir tercih değil, zorunluluktur. Üniversite olarak bilgi birikimimizi ve üretim gücümüzü toplum yararına kullanmayı görev biliyoruz. Bu çalışmayı sürdürülebilir hale getirmeyi hedefliyoruz" dedi. Glütensiz ürün dağıtımının ilk kez gerçekleştirildiğini ifade eden Yılmaz, etkinliğin ayda iki kez düzenli olarak yapılacağını ve böylece çölyak hastalarının güvenilir gıdaya erişimine sürekli destek sağlanacağını kaydetti.
08 Ocak 2026 Perşembe - 11:50
Fibromiyalji hayat kalitesini düşürüyor
Fibromiyalji, vücudun birçok yerinde uzun süre devam eden yaygın ağrı ve hassasiyet ile kendini gösteren kronik bir hastalık olduğunu belirten uzmanlar, bu hastalığın, kaslarda, eklemlerde ya da kemiklerde yapısal bir hasar olmadan, kişinin sürekli ağrı hissetmesine yol açtığını söyledi. Fibromiyalji, sadece fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal olarak da kişiyi etkileyebileceğini belirten Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Büşra Yeşil, "Fibromiyalji, toplumda sık görülmesine rağmen çoğu zaman teşhis konulması geciken, hastaların hayat kalitesini ciddi şekilde etkileyen bir hastalıktır. Hastalar genellikle ’her yerim ağrıyor’ diyerek başvurur. Özellikle boyun, sırt, omuz ve kalça bölgesinde yoğunlaşan bu ağrılar, günlük yaşamı zorlaştırır. Yorgunluk, sabah dinlenmemiş uyanma, uyku sorunları ve zihinsel bulanıklık gibi şikayetler de tabloya eşlik eder" ifadelerini kullandı. Kadınlarda daha sık görülüyor Hastalığın kadınlarda daha yaygın görüldüğüne dikkat çeken Medicana Bursa Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Büşra Yeşil, "Fibromiyalji genellikle 30-50 yaş arası kadınlarda daha sık teşhis edilir. Ancak bu, erkeklerde veya gençlerde görülmeyeceği anlamına gelmez. Fibromiyalji teşhisinin laboratuvar testleriyle değil, detaylı hasta hikayesi ve fizik muayene ile konmaktadır. Fibromiyalji, diğer hastalıkları dışlayarak tanı konulan bir hastalıktır. Yani elimizde onu direkt gösteren bir kan testi ya da röntgen yok. Ancak doğru hekim değerlendirmesiyle teşhis mümkündür" dedi. Tedavi sürecinin bireye özel planlanması gerektiğini vurgulayan Dr. Yeşil, şu önerilerde bulundu; "İlaç tedavisi ile ağrı ve uyku sorunları kontrol altına alınabilir. Egzersiz, fibromiyalji tedavisinde temel yaklaşımlardan biridir. Yüzme, yürüyüş ve germe hareketleri çok faydalıdır. Stresin azaltılması, uyku düzeninin sağlanması ve sağlıklı beslenme de tedavinin vazgeçilmez parçalarıdır. Fibromiyaljiyle Yaşamak Mümkün."
08 Ocak 2026 Perşembe - 11:31
Üç haftayı geçen öksürük veremin habercisi olabilir
Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü, Halk Sağlığı Doktoru Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, Veremle Savaş Haftası nedeniyle yaptığı açıklamada üç haftayı geçen öksürüklerin ciddiye alınması gerektiğinin altını çizdi. Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Verem genetik değil, bulaşıcıdır. Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre tüberküloz küresel ölçekte hala ciddi bir halk sağlığı sorunu olup, dünya nüfusunun yaklaşık üçte biri aktif hastalık gelişmemiş olsa da gizli (latent) verem enfeksiyonu taşımaktadır. Bu nedenle verem hastalığını iyi tanımakta fayda var" mesajını verdi. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de önemli bir halk sağlığı sorunu olan verem (tüberküloz), erken tanı ve düzenli tedavi ile tamamen iyileşebilen bir hastalık olmasına rağmen, geç başvuru ve yanlış bilgiler nedeniyle toplum açısından hala risk oluşturuyor. Veremle Savaş Haftası kapsamında hastalığa yönelik farkındalık çalışmalarının önemini vurgulayan Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü, Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, tüberküloz üzerine detaylı bilgi vererek uyarıda bulundu. Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Tüberküloz; etkeni ‘mycobacterium tuberculosis’ olan ve solunum yoluyla bulaşan bir enfeksiyon hastalığıdır. Bu hastalık genetik değildir; yani aileden kalıtsal olarak geçmez. Ancak tedavi edilmediğinde ciddi ve yaşamı tehdit eden sonuçlara neden olabilir. Hasta kişilerin öksürmesi, hapşırması ya da konuşması sırasında ortaya çıkan damlacıklar aracılığıyla havaya yayılır. Bu damlacıkların solunmasıyla sağlıklı bireyler enfekte olabilir. Burada önemli bir noktanın altını çizmek gerekir: Enfekte olan her kişide hastalık gelişmez. Alınan basiller vücutta uyur halde kalabilir ve bağışıklık sisteminin zayıfladığı bir dönemde hastalığa yol açabilir. Hastalık gelişme riskinin en yüksek olduğu dönem, enfeksiyondan sonraki ilk iki yıldır" dedi. En riskli grup; hasta ile uzun süre aynı ortamı paylaşanlar Hastalığın bulaşma açısından en riskli grubun, verem hastalığına yakalanmış biriyle uzun süre aynı ortamı paylaşan kişiler olduğunu dile getiren Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Bunların başında aile bireyleri ve yakın çalışma arkadaşları gelir. Tüberküloz: kaşık, çatal, bardak; giysi, çarşaf gibi eşyalar aracılığıyla bulaşmaz. Ancak mikrop, güneş görmeyen, havalandırması yetersiz ortamlarda havada uzun süre canlı kalabilir. Güneş ışığındaki ultraviyole ışınlar verem mikrobunu kısa sürede etkisiz hale getirir. Bu nedenle kalabalık, kapalı ve havalandırması yetersiz alanlar bulaşma açısından en riskli ortamlardır" diye konuştu. Öte yandan tüberkülozun en sık, toplumun en üretken yaş grubundaki yetişkinleri etkilediğini aktaran Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Ancak tüm yaş grupları risk altındadır. Vakaların ve ölümlerin yüzde 80’inden fazlası düşük ve orta gelirli ülkelerde görülmektedir. DSÖ’nün 2024 yılı verilerine göre; yeni verem vakalarının yüzde 34’ü Güney Doğu Asya Bölgesi’nde, yüzde 27’si Batı Pasifik Bölgesi’nde yüzde 25’i Afrika Bölgesi’nde görülmüştür. Yeni vakaların yaklaşık yüzde 87’si, Tüberküloz yükünün yüksek olduğu 30 ülkede toplanmıştır. Küresel toplamın üçte ikisi; Hindistan (yüzde 25), Endonezya (yüzde 10), Filipinler (yüzde 6.8), Çin (yüzde 6.5), Pakistan (yüzde 6.3), Nijerya (yüzde 4.8), Demokratik Kongo Cumhuriyeti (yüzde 3.9) ve Bangladeş’te (yüzde 3.6) kaydedilmiştir. İlk beş ülke tek başına küresel yükün yüzde 55’ini oluşturmaktadır" sözlerini kaydetti. Sadece bir halk sağlığı sorunu değil Tüberkülozun sadece bir halk sağlığı sorunu olmadığını, aynı zamanda ciddi bir sosyal ve ekonomik yüke neden olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Küresel ölçekte, tüberküloz tedavisi gören kişilerin ve ailelerinin yaklaşık yüzde 50’si, hane gelirinin yüzde 20’sini aşan, felaket düzeyinde maliyetlerle karşı karşıya kalmaktadır. Bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde hastalık riski daha yüksektir. DSÖ’nün 2024 yılı verilerine göre yeni Tüberküloz vakalarının: 0.97 milyonu yetersiz beslenme, 0.93 milyonu diyabet, 0.74 milyonu alkol kullanım bozuklukları, 0.70 milyonu sigara, 0.57 milyonu HIV enfeksiyonu ile ilişkilidir. Hastalık en sık akciğerleri tuttuğu için belirtiler çoğunlukla solunum sistemine aittir. 2-3 haftadan uzun süren, tedaviye yanıt vermeyen öksürük, balgam çıkarma, balgamda kan görülmesi, ateş, gece terlemesi, halsizlik, yorgunluk, kilo kaybı, iştahsızlık, nefes darlığı, göğüs ve sırt ağrısı gibi şikayetler hastalığın belirtileri arasında yer almaktadır. Belirtiler genellikle hafif başlar ve yavaş ilerler. Bu nedenle pek çok hasta doktora geç başvurur. Oysa 2-3 haftadan uzun süren öksürük, mutlaka göğüs hastalıkları polikliniğinde ya da verem savaşı dispanserinde değerlendirilmelidir." Tüberküloz tanısının nasıl konulduğuna ilişkin de detayları paylaşan Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Tüberküloz tanısı, balgamda verem mikrobunun gösterilmesiyle konur. Hastanın yakınmaları ve akciğer filmi bulguları hastalıktan şüphelenmeyi sağlar. Ancak kesin tanı için mikrobiyolojik inceleme şarttır. Balgam ya da diğer örneklerde mikrobun görülmesi, kültürde basil üremesi tanıyı kesinleştirir" açıklamasını yaptı. En etkili yöntem doğrudan gözetimli tedavi Tüberküloz tedavisinde ilaçların düzensiz kullanılmasının mikrobun ilaca dirençli olmasına ve de bu durumun tedavi sürecini 18-24 ay kadar uzamasına neden olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, vereme karşı en etkili tedavinin doğrudan gözetimli tedavi olduğunu söyledi. Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Dünya Sağlık Örgütü, her doz ilacın sağlık çalışanı ya da eğitilmiş bir kişi tarafından içirilmesini önermektedir. Türkiye’de bu uygulama başarıyla sürdürülmektedir" dedi. Türkiye’de tüberküloz ilaçlarının Sağlık Bakanlığı tarafından karşılandığını, Verem Savaşı dispanserleri aracılığıyla bu ilaçların ücretsiz verildiğini ve hastalık takibinin de dispanserler aracılığıyla yapıldığını hatırlatan Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Türk Toraks Derneği’nin açıklamalarına göre; özel diyetler, iklim koşulları ya da istirahat, tedavinin temel unsuru değildir. En önemli faktör; ilaçların doğru, düzenli ve yeterli süre kullanılmasıdır. Tüberkülozdan korunmanın en etkili yolu, bulaştırıcı hastaların erken tanı alıp hızla tedaviye başlamasıdır. Uygun tedavi ile 2-3 haftada bulaştırıcılık büyük ölçüde ortadan kalkar. BCG aşısı, erişkinde hastalığı tamamen önlemez ancak özellikle çocuklarda ölümcül ve ağır formlara karşı koruma sağlar. Türkiye’de BCG aşısı, doğumdan sonra ikinci ayını dolduran bebeklere hayatta bir kez uygulanmaktadır" ifadelerini kullandı. Tüberküloz hastasıyla temaslı olan kişilerin de mutlaka muayene edilmesi gerektiğini ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Buna temaslı muayenesi denir. Risk taşıyan ancak hasta olmayan kişilere genellikle 6 ay süreyle koruyucu tedavi uygulanır. Düzenli kullanıldığında hastalık gelişme riskini yüzde 90’a varan oranda azaltır. Özellikle çocuklar için hayati önemdedir" açıklamasını yaptı.
08 Ocak 2026 Perşembe - 11:29
Şanlıurfa’da 10 santimetrelik böbrek kisti kapalı yöntemle alındı
Şanlıurfa Viranşehir Devlet Hastanesi’nde, 18 yaşındaki bir hastanın sol böbreğinde tespit edilen yaklaşık 10 santimetre çapındaki kist, laparoskopik (kapalı) yöntemle başarıyla çıkarıldı. Uzun süredir sol yan ağrısı şikâyeti bulunan kadın hasta, dış merkezde yapılan tetkiklerde sol böbrekten kaynaklanan, böbrek ve dalağı iterek komşu organlara yapışıklık gösteren büyük bir kist tespit edilmesi üzerine Viranşehir Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Hastanede yapılan değerlendirmelerin ardından kistin cerrahi yöntemle alınmasına karar verildi. Üroloji kliniğinde gerçekleştirilen operasyonda, 10 santimetre boyutundaki böbrek kisti laparoskopik yöntemle, 2 adet 5 milimetre ve 1 adet 10 milimetrelik kesi kullanılarak çıkarıldı. Böylece hasta, açık cerrahiye gerek kalmadan tedavi edildi. Ameliyat sonrası takiplerinde herhangi bir komplikasyon gelişmeyen hasta, sağlığına kavuşarak taburcu edildi. Operasyon, Anestezi Uzmanı Uzm. Dr. Erdi Karahan başkanlığındaki anestezi ekibi eşliğinde, Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Burak Sevinç’in desteğiyle, Üroloji Uzmanları Op. Dr. Özlem Başgut ve Op. Dr. Ahmet Furkan Sarıkaya tarafından gerçekleştirildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder