SAĞLIK
16 Mart 2026 Pazartesi - 15:33 Kavaklıdere Çamlıyurt Mahallesi’nde içme suyu iletim hattı yenilendi MUSKİ Genel Müdürlüğü, Kavaklıdere ilçesi Çamlıyurt Mahallesi’nde iki içme suyu deposu arasında bulunan 800 metre uzunluğundaki iletim hattını yenileyerek mahallede daha sağlıklı ve kesintisiz içme suyu iletimini sağladı. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın, il genelinde vatandaşların kesintisiz içme suyuna ulaşabilmesi amacıyla eskimiş ve sık arıza veren su iletim hatlarının yenilenmesi yönündeki talimatları doğrultusunda, Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü, Kavaklıdere ilçesi Çamlıyurt Mahallesi’ndeki içme suyu iletim hattını yeniledi. Aynı zamanda bölgeye ek su kaynağı sağlanabilmesi için 25 ton kapasiteli yeni içme suyu deposu da yapılacak. Eski hattın yenilenmesiyle altyapı güçlendirildi Kavaklıdere ilçesi Çamlıyurt Mahallesi’nde uzun yıllardır kullanılan çelik içme suyu hattı, zamanla eskidiği ve kullanım ömrünü tamamladığı için sık sık arızalanıyor, özellikle yaz aylarında vatandaşların suya erişimini güçleştiriyordu. Bu kapsamda hat üzerinde başlatılan yenileme çalışması tamamlandı ve eskimiş hat devre dışı bırakılarak yerine daha dayanıklı ve uzun ömürlü modern bir iletim hattı kuruldu. Böylece mahallenin içme suyu altyapısı önemli ölçüde güçlendirildi. Ayrıca mahallede, evsel, endüstriyel atıksuların arıtılması için gerekli tüm ekipmanları tek bir yapı üzerinde toplayacak ve tam otomatik olarak çalışacak modern bir paket arıtma tesisi kurulacak. Kısa süre içinde 25 tonluk paslanmaz yapıya sahip yeni bir içme suyu deposu da bölgeye getirilecek. Böylece muhtemel kesintilerde vatandaşların mağduriyet yaşaması önlenecek ve mahalleye ilave su sağlanmış olacak. Mahallede yürütülen çalışmalarla ilgili memnuniyetini dile getiren Çamlıyurt Mahallesi Muhtar Azası Hüseyin Cesur, "Biz yazın su bulamıyorduk. Duş almada falan suyumuz yoktu. Sağolsunlar. Emeği geçen herkese, Genel Müdürüm sağolsun. Şu anda işte ek depomuz gelecek bir tane de. İşte çalışmalarımızı yapıyoruz bu şekilde. Ahmet Aras başkanımıza buradan çok çok teşekkür ederiz bu hizmetlerinden dolayı. Daha önce gittik, tamam dedi. Ne isterseniz yapacağım bu Çamlıyurt’ta dedi. Onun için ona da çok teşekkür ediyoruz" dedi. MUSKİ Genel Müdürü Yılmaz Şengül, İl genelinde eskimiş hatların değişimine devam ettiklerini, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın Muğla’nın her noktasında kesintilere neden olan, sık sık arızalanan ve özellikle kayıp-kaçak oranlarını artıran eski hatların yenilenmesi yönündeki talimatları doğrultusunda çalışmaların aralıksız devam ettiğini açıkladı. Şengül, Kavaklıdere Çamlıyurt Mahallesi’ndeki içme suyu hattını modern ve dayanıklı bir iletim hattıyla yenilediklerin belirterek, bölgeye mobil bir arıtma tesisi kurmayı planladıklarını söyledi.
16 Mart 2026 Pazartesi - 15:07 Türkiye-Afrika iş birliği SATKOF ve USTKON ile güçleniyor Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) ve Uluslararası Sanayi ve Ticaret Konfederasyonu (USTKON) tarafından yürütülen Afrika yapılanması kapsamında SATKOF Nijerya Temsilcisi Hemşire Nelson Daodu, Türkiye’de ağırlandı. SATKOF ve USTKON Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, yaklaşık 4 yıldır sürdürülen Afrika yapılanmasının önemli bir sonucu olarak sağlık alanındaki tecrübesi ile öne çıkan Hemşire Nelson Daodu’nun SATKOF Nijerya Temsilcisi olarak görevini sürdürdüğünü belirtti. SATKOF ve USTKON Genel Merkezi’nde gerçekleşen görüşmede Türkiye ile Afrika arasında sağlık turizmi, ticaret, girişimcilik ve uluslararası iş birlikleri üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Ziyarette Daodu’nun eşi Abimbola Elizabeth Oluwafemi’nin de sağlık alanındaki eğitimi ve girişimcilik çalışmalarıyla dikkat çektiği ifade edildi. Türkiye’de aldığı eğitimlerin ardından kurucusu olduğu Bimbleez markası ile Türkiye ve Afrika arasında kültürel ürünler, tasarım ve üretim alanlarında faaliyet gösterdiği ve iki ülke arasındaki ticari ve kültürel bağların gelişmesine katkı sunduğu kaydedildi. Ziyaret kapsamında ailenin çocukları Çınar Daodu’nun da SATKOF ve USTKON Genel Merkezi’nde ağırlandığı belirtilirken, bu buluşmanın kurumların uluslararası iş birliklerini aynı zamanda bir dostluk ve gönül köprüsüne dönüştüren vizyonunu ortaya koyduğu ifade edildi. SATKOF ve USTKON olarak hedeflerinin Türkiye ile Afrika arasında sağlık turizmi, ticaret, yatırım ve sosyal projeler alanında kalıcı ve sürdürülebilir iş birlikleri geliştirmek olduğu bildirildi. SATKOF ve USTKON Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, nazik ziyaretleri için Nelson Daodu ve ailesine teşekkür ederek Afrika yapılanmasına sağlayacakları katkılar için başarılar diledi.
Çarpıntı şikâyetini hafife almayın; ihmali felce sürükleyebilir
20 Ocak 2026 Salı - 10:00 Çarpıntı şikâyetini hafife almayın; ihmali felce sürükleyebilir Günlük pratikte kendisine sıklıkla çarpıntı şikayetiyle başvurulduğunu belirten Medicana Sağlık Grubu Kardiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay, bu şikayetlerin hafife alınmaması gerektiğini vurgulayarak uyarılarda bulundu. Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay, "En sık karşılaşılan kalp ritim bozukluklarından biri atrial fibrilasyondur. Pek çok kişi bu durumu yalnızca çarpıntı olarak algılıyor. Oysa atrial fibrilasyon tedavi edilmediğinde ciddi sonuçlara yol açabilen önemli bir kalp hastalığıdır" dedi. Çarpıntı şikâyeti toplumda çoğu zaman geçici bir stres ya da yorgunluk belirtisi olarak görülse de bu durum aslında ciddi bir hastalığın habercisi olabilir. Kalp ritim düzensizlikleriyle ilgili önemli açıklamalarda bulunan Medicana International İzmir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay, özellikle atrial fibrilasyonun erken dönemde tespit edilmediğinde pıhtı oluşumuna ve buna bağlı gelişebilecek felç riskine dikkat çekti. Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay, "Atrial fibrilasyon, tedavi edilmediğinde ciddi sonuçlara yol açabilen önemli bir kalp hastalığıdır. Kalbin kulakçıkları düzensiz çalıştığında kan akımı yavaşlar, bu da kalp içinde pıhtı oluşma riskini artırır. Oluşan pıhtının beyne gitmesi ani felçle sonuçlanabilir. Bu nedenle atrial fibrilasyonu olan hastalarda inme riski, olmayanlara göre belirgin şekilde daha yüksektir ve hastalığın mutlaka ciddiyetle ele alınması gerekir" mesajını verdi. Herkes için aynı riski taşımıyor Atrial fibrilasyon hastalığının her insanda aynı riski doğurmadığını aktaran Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay, "Özellikle 65 yaş üzerindeki bireyler, yüksek tansiyonu olanlar, kalp kapak hastalığı veya kalp yetmezliği bulunanlar, şeker hastalığı ve obezitesi olanlar, tiroid bezinin fazla çalıştığı durumlar, uyku apnesi yaşayanlar ve düzenli olarak fazla alkol tüketen kişiler bu ritim bozukluğu açısından daha yüksek risk altındadır. Ayrıca ailesinde atrial fibrilasyon öyküsü bulunan bireylerde genetik yatkınlık da önemli bir rol oynar. Bu nedenle risk grubundaki kişilerin, ‘arada sırada çarpıntım oluyor’ diyerek durumu hafife almaması ve mutlaka kardiyolojik değerlendirmeden geçmesi gerekir" diye konuştu. Kontrol altına alınmayan atrial fibrilasyonun sadece inme riskini artırmakla kalmadığını dile getiren Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay, "Uzun vadede kalbin pompa gücünü azaltarak kalp yetmezliğine de zemin hazırlar" dedi. Doğru yaklaşımla kontrol altına alınabiliyor Sürekli çarpıntı hissi, çabuk yorulma ve nefes darlığı hastaların yaşam kalitesini belirgin biçimde düşürdüğünü söyleyen Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay, "Pek çok hasta sosyal hayatından uzaklaşır, iş verimi azalır ve sık acil başvuruları nedeniyle hem kendisi hem de sağlık sistemi için ciddi bir yük oluşur. Oysa günümüzde atrial fibrilasyon, doğru yaklaşımla büyük ölçüde kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Tedavide ilk basamak çoğu zaman ilaçlardır; ancak bazı hastalarda ilaçlara rağmen şikâyetler devam edebilir ya da ilaçların yan etkileri tolere edilemeyebilir. İşte bu noktada ablasyon tedavisi önemli bir seçenek olarak çıkar. Ablasyon, açık ameliyat değil; kasık damarından girilerek yapılan kapalı bir girişimdir. Kalbin içine ilerletilen ince kateterler yardımıyla, ritim bozukluğuna yol açan anormal elektriksel odaklar etkisiz hale getirilir. Günümüzde bu işlem üç temel teknikle uygulanmaktadır ve her birinin kendine özgü avantajları vardır" sözlerini kaydetti. Atrial fibrilasyon tedavisinde kullanılan yöntemler hakkında bilgi veren Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay, son yıllarda daha da gelişen ve giderek yaygınlaşan pulsed field ablasyon tekniğine dikkat çekti. Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay, sözlerine şöyle devam etti: "Bu yeni nesil teknikte ısı ya da soğuk yerine kısa süreli elektrik alanları kullanılır. Bu alanlar yalnızca kalp kası hücrelerini etkiler; yemek borusu, sinirler ve damarlar gibi çevre dokulara zarar verme riski son derece düşüktür. Bu nedenle pulsed field ablasyon, hem güvenliği hem de işlem süresinin kısalığıyla geleceğin en umut verici teknolojilerinden biri olarak kabul edilmektedir. Bu yöntemlerin hepsinde, günümüzde kalbin içyapısını milimetrik hassasiyetle gösteren üç boyutlu haritalama sistemleri eşliğinde uygulanmaktadır. Böylece hangi bölgenin tedavi edileceği net biçimde belirlenir, gereksiz dokuya müdahale edilmez ve hem başarı oranı artar hem de işlem güvenliği en üst düzeye çıkarılır." Kişiye özgü uygulamalarla tedavi mümkün Ablasyonun her atrial fibrilasyon hastasına doğrudan uygulanamayacağının da altını çizen Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay, sözlerini şöyle tamamladı: "En iyi sonuç, doğru hasta seçimiyle elde edilir. Özellikle ilaçlara rağmen çarpıntısı devam edenler, ataklar halinde gelen atrial fibrilasyonu olanlar, ilaç yan etkileri yaşayan hastalar ve genç, aktif yaşam süren bireyler ablasyondan en fazla fayda gören gruplardır. Uygun değerlendirme sonrası bazı kalıcı atrial fibrilasyon hastalarında ve ritim bozukluğu nedeniyle kalp yetmezliği bulguları artan kişilerde de ablasyon, yaşam kalitesini belirgin şekilde artırabilmektedir. Ancak ileri yaşta olup çok sayıda ek hastalığı bulunanlar, sol kulakçığı aşırı büyümüş olanlar ya da kalpte aktif pıhtı saptanan hastalarda karar mutlaka kişiye özel verilmelidir. Bugün geldiğimiz noktada atrial fibrilasyon, kader olarak kabul edilmesi gereken bir durum değildir. Erken tanı, düzenli takip ve kişiye uygun tedaviyle hem inme gibi ağır komplikasyonların önüne geçmek hem de hastaların daha kaliteli bir yaşam sürmesini sağlamak mümkündür. Önemli olan, çarpıntıyı basit bir şikâyet olarak görmeyip, bu ritim bozukluğunun ardında yatan riskleri zamanında fark edebilmektir."
Rahim ağzı kanseri farkındalık ayında uzmanlardan kansere karşı uyarı
20 Ocak 2026 Salı - 09:53 Rahim ağzı kanseri farkındalık ayında uzmanlardan kansere karşı uyarı Ocak ayı, rahim ağzı kanserine karşı farkındalığın artırılması ve koruyucu sağlık uygulamalarının hatırlatılması açısından önemli bir dönem olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, rahim ağzı kanserinin büyük ölçüde önlenebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekiyor. Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla Medicana Konya Hastanesinde etkinlik düzenlendi. Etkinlikte farkındalık oluşturmak amacıyla hastane çalışanları ve tedavi gören hastalar hastane önünde birlikte balon bıraktı. Medicana Konya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. S. Nihal Gökmen, rahim ağzı kanserinin en büyük sebebinin, Human Papilloma Virüs (HPV) denilen bir DNA virüsü olduğunu belirterek, "200’den fazla alt tipi var ve oldukça yaygın görülen bir virüs. Öyle ki insanlar arasında belki de bu virüse yakalanmayan kişi yoktur da diyebiliriz aslında. Her tipi kanser yapmıyor; belli tipleri kansere yol açıp, çoğu tipi de siğil olarak gelip geçiyor. En büyük sıkıntı, bulgu vermemesi, erken evrede hasta kendinde bir hastalık olduğunu fark edemeyebilir. Bulgu verdiğinde de genelde ilerlemiş dönemde oluyor. Bu dönemdeki bulgulardan en sık karşılaştığımız, cinsel ilişki sonucu kanama, kaşıntı ağrısı, adet dönemlerinin uzaması ya da ara kanamalar ve kötü kokulu akıntı şeklinde" dedi. "Aşı yapıldıktan sonra bir daha tekrar doza gerek yok" Erken teşhisin önemine değinen Op. Dr. S. Nihal Gökmen, "Özellikle bununla ilgili tüm dünyada ve ülkemizde tarama testleri uygulanmakta. PAP smear ve HPV DNA testi bunlar. HPV DNA testi, bildiğiniz gibi çok fazla tipi var, bu serviks kanserine yol açan tipleri teşhis etmek üzerine geliştirilmiş. Pap smear testinde bir sürüntü alıyoruz bunu mikroskop altında inceliyoruz ve kanserin öncü lezyonları var mı, o inceleniyor. HPV aşısı da, serviks kanserine yol açan tiplere karşı geliştirilen bir aşı; koruyuculuk sağlıyor, yani kişi bu virüsle karşılaştığında bir nevi onu koruyor aslında. Bu yüzden çok önemli. Özellikle 9-45 yaş arası tüm kadınlara ve erkeklere yapılabilen bir aşı. Aşı yapıldıktan sonra da bir daha tekrar doza gerek yok; üç doz halinde yapılıyor. Aşı koruyuculuğu oldukça yüksek, o yüzden herkese tavsiye ediyoruz" şeklinde konuştu. "Aşı olanlar da taramalarını ihmal etmesinler" Op. Dr. S. Nihal Gökmen, "Aşı olanlar da tabii tarama yaptırmalı. Çünkü aşı, belli tiplere karşı geliştirilmiş bir aşı; ancak sup tiplerde de hücresel değişiklikler olabiliyor, o yüzden taramalarına devam etmeleri gerekir. Serviks kanseri, sonuçta erken teşhis edilebilen bir kanser ve tarama testleri olduğu için teşhis edildiğinde de erkenden tedavisi yapılabilen bir kanser. Aşılarıyla da insanlar taramalarını ihmal etmesinler" diye konuştu.
Uzmanından uyarı: "PRP yöntemi KOAH tedavisinde umut değil"
20 Ocak 2026 Salı - 09:48 Uzmanından uyarı: "PRP yöntemi KOAH tedavisinde umut değil" Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Alev Gürgün, PRP yönteminin KOAH tedavisinde etkinliğinin bilimsel olarak kanıtlanmadığını belirterek, hastaların bilimsel dayanağı olmayan uygulamalara karşı dikkatli olması gerektiğini söyledi. Acıbadem Kent Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Alev Gürgün, son yıllarda sıkça gündeme gelen PRP (Platelet Rich Plasma) yönteminin KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) tedavisindeki yeri hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Gürgün, PRP’nin KOAH tedavisinde etkinliği ve güvenilirliğinin henüz yeterli klinik çalışmalarla kanıtlanmadığını vurguladı. KOAH’ın dünya genelinde ölüme yol açan hastalıklar arasında üçüncü sırada yer aldığını belirten Prof. Dr. Gürgün, hastalığın hava yolları ve alveollerdeki yapısal bozukluklar sonucu ortaya çıktığını ifade etti. Gürgün, "KOAH; nefes darlığı, kronik öksürük ve balgam çıkarma gibi şikâyetlerle kendini gösteriyor ve genellikle ilerleyici seyrediyor. Tanı ne kadar erken konursa, hastalığın kontrol altına alınması da o kadar mümkün oluyor" dedi. KOAH’ın kronik ve ölümcül bir hastalık olması nedeniyle yeni tedavi arayışlarının sürdüğünü belirten Gürgün, PRP yönteminin de hastalar tarafından sıkça gündeme getirildiğini söyledi. PRP’nin, kişinin kendi kanından elde edilen ve iyileşmeyi destekleyen hücrelerden zengin serumun kullanıldığı bir yöntem olduğunu belirten Gürgün, "Kan alındıktan sonra özel işlemlerle ayrıştırılan bu sıvı, doku onarımını destekleyen maddeler içeriyor. Ancak PRP’nin akciğer hastalıklarındaki etkisini inceleyen çalışmalar halen araştırma aşamasındadır. Akciğer fonksiyonlarını iyileştirip iyileştirmediği, semptomlar ve alevlenmeler üzerindeki etkisi konusunda henüz net bir bilimsel veri bulunmamaktadır" ifadelerini kullandı. PRP’nin KOAH tedavisinde kullanılabilmesi için geniş katılımlı ve uzun süreli klinik çalışmalara ihtiyaç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Gürgün, hastaların bilimsel temeli olmayan uygulamalara karşı temkinli olması gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Gürgün, KOAH tedavisinde halen en etkili yöntemlerin bilimsel olarak kanıtlanmış uygulamaları şöyle sıraladı: " Sigara, elektronik sigara ve tüm tütün ürünlerinin bırakılması, nefes açıcı ilaç tedavileri, solunum yetmezliği olan hastalarda uzun süreli oksijen tedavisi, pulmoner rehabilitasyon (solunum rehabilitasyonu) programları."
Kar yağışı nedeniyle kapanan yollarda mahsur kalan hastalar hastaneye ulaştırıldı
19 Ocak 2026 Pazartesi - 19:59 Kar yağışı nedeniyle kapanan yollarda mahsur kalan hastalar hastaneye ulaştırıldı Siirt’te rahatsızlanan hastalar, kar yağışı nedeniyle kapalı yollar açılarak hastaneye ulaştırıldı. Siirt genelinde etkili olan yoğun kar yağışı, ilçe ve köylerde hayatı olumsuz etkilemeye devam ediyor. Eruh, Pervari ve Şirvan ilçelerine bağlı köy yollarında yaşanan olumsuzluklara karşı Siirt İl Özel İdaresi karla mücadele ekipleri çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Yürütülen çalışmalar kapsamında, köy yollarında mahsur kalan araçlar kurtarılırken, rahatsızlanan vatandaşlar 112 acil servis ekiplerine ulaştırıldı. Eruh ilçesine bağlı Gümüşören köyünde, kalp rahatsızlığı, tansiyon ve şeker yüksekliği şikayeti bulunan 56 yaşındaki Süheyla Öktem, ekiplerin yol açma çalışmasıyla hastaneye sevk edildi. Pervari ilçesine bağlı Gözlükuyu köyü ve Karşıyaka yolu üzerinde mahsur kalan vatandaşlar güvenli şekilde kurtarılırken, Karşıyaka yoluna düşen çığ ekiplerin müdahalesiyle temizlenerek yol yeniden ulaşıma açıldı. Şirvan ilçesine bağlı Nallıkaya köyünde ise yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle ekipler teyakkuz halinde bekleyişini sürdürüyor. Aynı bölgede rahatsızlanan 6 yaşındaki Elif Ayık yüksek ateş ile 70 yaşındaki Zahide Ayık kemik erimesi ve kemik ağrıları için gerekli müdahalelerin yapılması amacıyla çalışmalar devam ediyor. Siirt İl Özel İdaresi ekipleri, zorlu kış şartlarına rağmen vatandaşların can ve sağlık güvenliğini sağlamak amacıyla il genelinde çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor.
Uzmanından rahim ağzı kanseri uyarısı
19 Ocak 2026 Pazartesi - 15:37 Uzmanından rahim ağzı kanseri uyarısı Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Engin Yıldırım, rahim ağzı kanserinin erken tanı, tarama ve aşılama ile büyük oranda önlenebileceğini belirterek, toplumun bilinçlenmesi gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Yıldırım, rahim ağzı kanserinin dünya genelinde kadınlarda en sık görülen dördüncü kanser türü olduğunu ifade ederek, Türkiye’de görülme sıklığının yaklaşık yüzde 4,5 olduğunu kaydetti. Hastalığın çoğunlukla Human Papilloma Virüsü (HPV) ile ilişkili olduğunu belirten Yıldırım, HPV’nin rahim ağzı kanserinin temel nedeni olduğunu ve tarama ile aşının hayati öneme sahip olduğunu kaydetti. Türkiye genelinde Kanser Erken Teşhis Tarama Merkezleri (KETEM), Sağlıklı Hayat Merkezleri ve sağlık kuruluşlarında HPV taramalarının ücretsiz yapıldığını aktaran Yıldırım, HPV aşısının hem kız hem de erkek çocuklarına önerildiğini ve üç doz uygulandığında koruyuculuğunun yüzde 90’ın üzerinde olduğunu belirtti. Prof. Dr. Yıldırım, rahim ağzı kanserinde erken tanının önemine dikkat çekerek, 30-60 yaş arasındaki kadınlara 5 yılda bir ücretsiz HPV taraması yapıldığını söyledi. Ayrıca anormal vajinal kanama, cinsel ilişki sonrası kanama ve kötü kokulu vajinal akıntı gibi belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiğini aktardı. Dünya Sağlık Örgütü’nün rahim ağzı kanserini aşılama ve erken tanı sayesinde ortadan kaldırılabilecek kanser türleri arasında tanımladığını hatırlatan Yıldırım, "Rahim ağzı kanserinden korunmak aşı, erken teşhis ve doğru tarama ile mümkündür. Sağlıklı bir ömür ve sağlıklı nesiller için herkesi tarama ve aşı konusunda duyarlı olmaya davet ediyorum" diye konuştu
Yarıyıl tatilinde kapalı oyun alanlarına dikkat
19 Ocak 2026 Pazartesi - 15:23 Yarıyıl tatilinde kapalı oyun alanlarına dikkat Havaların soğuk olduğu dönemde hastalıkların da arttığına dikkat çeken Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Nazlı Karakullukçu Çebi, "Tatil dönemi, bulaşın azalması için bir avantaj ama aileler kapalı oyun alanlarına yoğun ilgi gösterince durum dezavantaja dönüyor. Şu anda kapalı oyun alanları riskli" dedi. Soğuk havalarda hastalıklardan korunmak için dikkat edilmesi gereken noktalara değinen Liv Hospital Samsun Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazlı Karakullukçu Çebi, yarıyıl tatilinde kapalı oyun alanlarına gösterilen yoğun ilgiden ötürü uyarıda bulundu. "El yıkama ve aşılama önemli" Soğuk havalarda hastalıklardan korunmak için dikkat edilmesi gereken noktalara değinen Uzm. Dr. Çebi, "Kış mevsimi tüm anne babaların çocukları için korkulu rüya, okul döneminde birçoğumuz hastanelerin yolunu tuttu. Tatil dönemi bulaş azalması için avantajlı dönem fakat aileler alışveriş merkezlerinde kapalı oyun alanlarına yoğun ilgi gösterince daha kötü bir durumla karşı karşıya kalıyoruz. Şu an tatil boyunca kapalı oyun alanlarından uzak durmakta fayda var. Açık alanlarda doğa yürüyüşleri daha sağlıklı. Ayrıca çocuklarımıza mutlaka el yıkama alışkanlığı kazandırmalıyız. En önemlisi, doğru el yıkamayı öğretmeliyiz. El yıkama alışkanlığı biz büyüklerde de çoğu hastalığı önlemekte, mikroplardan bizleri uzak tutmaktadır. Okula gitsin veya gitmesin her yaştan çocuğumuz mutlaka sıkça el yıkamalıdır" diye konuştu. "Doğal ve mevsimine göre beslenilmeli" Uzm. Dr. Nazlı Karakullukçu Çebi, çocukların düzenli, dengeli, doğal ve mevsimine göre beslenmesinin bağışıklık sistemi için çok önemli olduğuna değinerek, "Sebze ve meyveleri mevsimine göre tüketirsek, hormonlu gıdalardan uzak durmuş oluruz. Bazı ilaçlar hakikaten sihirli dokunuşlar yapabilir. Doktor kontrolü ve önerisiyle alınan takviye vitaminler önerilerimiz arasındadır. Örneğin, beta glukan içeren ilaçlar soğuk algınlığına karşı direnci arttırabilir ve artık her eczanede kolayca ulaşılabilirdir. Bağışıklık sistemini güçlendiren vitamin destekleri ve çeşitli ilaçlardan fayda görebilirsiniz. İdeali bu ilaçları 2 yaş ve üzerine kullanmaktır. Özel durumu olan, örneğin alerjik çocuklar için koruyucu ilaçlar dediğimiz birtakım ilaçlar astım ya da solunum sıkıntısı ataklarını azaltacaktır. Doktorunuzun düzenlediği şekilde bunları kullanırsanız, acile taşınmalarınız azalacaktır" şeklinde konuştu. Öksürüğe iyi gelecek öneriler Öksürük konusunda da uyarılarda bulunan Uzm. Dr. Çebi, şunları söyledi: "Öksürüğe karşı kış boyunca ayva yaprağı ve ıhlamurları hazır tutalım. Zararı yok, faydası çoktur. Karıştırıp demlersek içimi hoştur. Yine doğal öksürük şurubumuz; bir turp, tane karabiber ve balı içeren tariftir. Turp sebzesini oyup dibine tane karabiberi koyalım, içine balı döküp bir geniş kaba koyalım. Sabah kalktığımızda doğal öksürük şurubumuz hazırdır. Çocuğunuza günde 3 - 4 tatlı kaşığı verebilirsiniz. Tabi 1 yaşın altına vermiyoruz çünkü içeriğini bal ile hazırlıyoruz. Bir de burnundan akıntı eksik olmayan, gece burun tıkanıklığından uyuyamayan çocuklar için önerimiz var. Bir soğanı soyun ve 4’e bölün. Yatağın başucuna asın, bir nebze akıntıyı hafifletir. İçinize sinmeyen her durumda, uykuyu bölen öksürük, 1 haftayı geçen grip nezle halinde mutlaka doktora başvurun. İlerlemeden hastalığın tedbirini alalım. Tedbirimizi aldığımız takdirde kıştan korkmamıza gerek yok. Çocuklarımıza sağlıklı bir kış dönemi dilerim."
Kars’ta kar esareti: Karda mahsur kalan ambulansların imdadına özel idare yetişti
19 Ocak 2026 Pazartesi - 14:52 Kars’ta kar esareti: Karda mahsur kalan ambulansların imdadına özel idare yetişti Kars’ta yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle köy yollarında mahsur kalan ambulanslar, İl Özel İdaresi ekiplerinin hummalı çalışmasıyla kurtarıldı. Sağlık ekiplerinin ulaşamadığı hastalara ise Özel İdare ekipleri ulaşarak ambulanslara taşıdı. hastalar, daha sonra güvenli bir şekilde hastanelere sevk edildi. "Yollar kapandı, sağlık ekipleri mahsur kaldı" Kars genelinde etkili olan olumsuz hava şartları, özellikle yüksek kesimlerde ulaşımı durma noktasına getirdi. Merkeze bağlı Tekneli köyü, Kağızman Yağlıca köyü ve Digor Türkmeşen köyünde rahatsızlanan vatandaşlar için yola çıkan ambulanslar, yoğun kar birikintileri ve tipi nedeniyle ilerleyemeyerek kara saplandı. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen 112 Acil Sağlık ekipleri, görüş mesafesinin düştüğü ve kar kalınlığının yer yer 1 metreyi bulduğu yollarda mahsur kalınca, durum İl Özel İdaresi Yol ve Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü ekiplerine bildirildi. "Zamana karşı yarış başladı" Kısa sürede olay yerine ulaşan karla mücadele ekipleri, iş makineleri eşliğinde ambulansların önünü açmak için çalışma başlattı. Tipi nedeniyle kapanan yollar tek tek temizlenerek ambulansların geçişi sağlandı. Ekiplerin yaklaşık 2 saat süren yoğun çalışması sonucu kurtarılan sağlık araçları, hastalara zamanında müdahale edebilmek için ilerleyişini sürdürdü. "Hastalar hastaneye ulaştırıldı" Kar esaretinden kurtulan ambulanslar, köylerdeki hastalara ulaşarak ilk müdahaleleri yerinde yaptı. Ardından hastalar sedyelerle ambulanslara taşındı. Digor Türkmeşen köyünde rahatsızlanan Aydın Abay isimli hastaya giden ambulans ise kara saplandı. Bunun üzerine Özel İdare şantiye aracı hasta vatandaşı köyden alarak ambulansa kadar getirdi. Hastalar daha sonra Özel İdare ekiplerinin açtığı yollardan geçirilerek Kars Harakani Devlet Hastanesi ve Kafkas Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi’ne sevk edildi. Tedavi altına alınan hastaların sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi. Kars’ta kar yağışı ve yoğun tipi devam ediyor. İl Özel İdaresi ekipleri, bölgede kar yağışı ve tipinin devam ettiğini belirterek, zorunlu olmadıkça trafiğe çıkılmaması ve araçlarda mutlaka zincir, çekme halatı bulundurulması konusunda vatandaşları uyardı.
Miniklere ağız ve diş sağlığı eğitimi
19 Ocak 2026 Pazartesi - 14:32 Miniklere ağız ve diş sağlığı eğitimi Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Muğla Diş Hekimleri Odası işbirliğiyle Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde hizmet veren Emin Eller Gündüz Bakımevinde çocuklara ağız ve diş sağlığı eğitimi verildi. 0-6 yaş grubundaki çocukların diş sağlığı konusunda bilinçlenmesi amacıyla, Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde hizmet veren Emin Eller Gündüz Bakımevinde Muğla Diş Hekimleri Odası tarafından eğitim verildi. Eğitim kapsamında çocuklara doğru diş fırçalama yöntemleri ile diş fırçalamanın ve ağız sağlığının önemi anlatıldı. Eğitimle, çocukların küçük yaşlardan itibaren ağız ve diş sağlığı bilinci kazanması ve doğru alışkanlıklar edinmesi hedefleniyor. Muğla Büyükşehir Belediyesi ile Muğla Diş Hekimleri Odası iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinlikte, ağız ve diş sağlığının günlük yaşamda taşıdığı önem eğlenceli ve öğretici yöntemlerle aktarıldı. Eğitim kapsamında, çocuklara ağız hijyenine ilişkin farkındalık kazandırmak amacıyla diş sağlığı temalı kitaplar okundu. Yanpeş: "Etkinlik bizler için de çocuklar için de çok önemli" Menteşe Emin Eller Gündüz Bakımevi Kurum Müdürü Serap Yanpeş, "Ağız ve diş sağlığıyla ilgili çocuklarımızı bilgilendirdiğimiz bu etkinlik, bizler için de çocuklar için de çok önemliydi. Etkinlik kapsamında çocuklara slayt gösterileri yapıldı ve hikâye kitabı okundu. Gerçekleştirdiğimiz etkinlik için başta Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Aras olmak üzere Muğla Diş Hekimleri Odası’na teşekkür ediyoruz" dedi. Başkan Aras: "Sağlıklı nesiller için erken yaşta eğitim çok önemli" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras ise yaptığı değerlendirmede, "Çocuklarımızın sağlıklı bireyler olarak yetişmesi için erken yaşta verilen eğitimler büyük önem taşıyor. Ağız ve diş sağlığı, yaşam boyu süren sağlıklı alışkanlıkların temelini oluşturuyor. Bu kapsamda Muğla Diş Hekimleri Odası ile iş birliği içinde çocuklarımıza yönelik gerçekleştirilen bu anlamlı eğitimi çok kıymetli buluyorum. Emeği geçen tüm paydaşlara teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
Gaziantep’te 112’ye 2025 yılında gelen çağrıların yüzde 72’si asılsız çıktı
19 Ocak 2026 Pazartesi - 14:25 Gaziantep’te 112’ye 2025 yılında gelen çağrıların yüzde 72’si asılsız çıktı Gaziantep’te 2025 yılında 112 Acil Çağrı hattına 3 milyon 277 bin 133 çağrı gelirken bu çağrıların yüzde 28’e tekabül eden 910 bin 333’ü vakaya dönüştü. Geri kalan yüzde 72’lik 2 milyon 366 bin 890 adet çağrı ise asılsız çağrıya dönüşürken, 44 şahsa asılsız çağrıdan ve ihbardan idari para cezası uygulandı. İçişleri Bakanlığı’nın 81 ilde hayata geçirdiği proje kapsamında kurulan 112 Acil Çağrı Merkezi, sağlık, jandarma, itfaiye, emniyet, orman ve AFAD ile ilgili çağrılara tek bir numara üzerinden hizmet veriyor. Bu kapsamada tek acil çağrı numarası olarak 112 numarasını arayanlara cevap veren çağrı karşılayıcılar, asılsız aramaları süzerek gerçek ihbarları ilgili birimlere yönlendiriyor. Gaziantep’te 112’ye 2025 yılında gelen çağrıların yüzde 72’si asılsız çıktı Gaziantep’te de yaşanan acil durumlara en kısa sürede müdahale edilmesini sağlayan 112 Acil Çağrı merkezine 2025 yılında toplam 3 milyon 277 bin 133 çağrı geldi. Gelen 3 milyon 277 bin 133 çağrının yüzde 28’e tekabül eden 910 bin 333’ü vakaya dönüşürken geriye kalan yüzde 72’lik 2 milyon 366 bin 890 adet çağrı ise asılsız çağrı olarak kayda geçti. 42 şahsa asılsız çağrıdan, 2 şahsa asılsız ihbardan ceza Yıl boyunca toplam 42 şahsa, 112’ye asılsız çağrı kapsamında kişi başı en az 1.500 TL idari para cezası uygulanırken, asılsız ihbarda bulunan 2 şahsa ise kişi başı 15 bin TL idari para cezası uygulandı. Yıl içerisinde 112 Acil Çağrı Merkezi’ne gelen 346 adet ses kaydı, bilgi ve belge de emniyet müdürlüğüne ve adli makamlara yönlendirildi. 2026 yılında ceza miktarları arttırıldı 2026 yılında ise asılsız çağrılara bin 882 TL, asılsız ihbarlara ise 18 bin 823 TL idari para cezası uygulanacağı açıklandı. Asılsız çağrı ve ihbarın tekrarı halinde cezanın iki katına çıkacağı, süreklilik oluşturulması halinde ise yasal işlem başlatılacağı belirtildi.
Battalgazi Belediyesi ekipleri, sağlık çalışanlarını iş makinesiyle hastaya ulaştırdı
19 Ocak 2026 Pazartesi - 14:22 Battalgazi Belediyesi ekipleri, sağlık çalışanlarını iş makinesiyle hastaya ulaştırdı Battalgazi Belediyesi karla mücadelesine devam ederken ilçe halkının yardımına da yetişiyor. Battalgazi Belediyesi ekipleri, yoğun karla mücadele ederek hayat kurtaran bir operasyona imza attı. 112 sağlık ekiplerinin bir hastaya yetişememesi üzerine Battalgazi Belediyesi ekipleri yolları açarken ambulansın gidemediği noktadan sağlık ekipleri iş makinesiyle hastanın bulunduğu eve götürdü. Malatya’da etkili olan kar yağışı sonrasında Battalgazi Belediyesi teyakkuza geçerek olumsuzluklara mahal vermiyor. İlçe merkezinde ve kırsalda yoğun bir şekilde mücadele eden karla mücadele ekipleri 112 sağlık ekiplerinin taleplerine de yetişiyor. Ambulans çıkamayınca iş makinesi devreye girdi Yaygın Mahallesi Seyrekler mezrasında kalp hastası 75 yaşındaki Burhan Polat’ın rahatsızlanması üzerine yola çıkan sağlık ekipleri karla kaplı yollarda yola devam edemeyince Battalgazi Belediyesi ekiplerinden yardım istedi. İş makinesiyle yollar açılırken, ambulansın yola devam edebilmesi için de Battalgazi Belediyesi ekipleri araca zincir takarak yardımcı oldu. Verilen mücadeleye rağmen ambulans çıkamayınca sağlık ekipleri iş makinesine bindirilerek hastaya ulaştırıldı. 15 kilometre yolu açan ekipler hastayı aldıktan sonra ambulansa ulaştırdı. Zamanla yarış sonrasında hasta hastaneye ulaştırıldı Battalgazi Belediyesi karla mücadele ekiplerinin yoğun mücadelesiyle yaşlı adam hastaneye kaldırılırken mahalle sakinleri çağrı üzerine olay yerine anında ulaşan Battalgazi Belediyesi ekiplerine teşekkür ettiler.
Cilt yenilemede fraksiyonel karbondioksit lazer yöntemi
19 Ocak 2026 Pazartesi - 14:16 Cilt yenilemede fraksiyonel karbondioksit lazer yöntemi SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Ömer Faruk Solak, cildin zamanla güneş, yaş alma, akne izleri ve çevresel faktörler nedeniyle yıpranabildiğini, fraksiyonel karbondioksit lazerin, bu yıpranmayı azaltarak, cildin kendini yenilemesini desteklemek amacıyla uygulanan etkili bir lazer tedavisi olduğunu söyledi. "Bu yöntemde lazer ışını cildin tamamına değil, cilt üzerinde çok küçük ve kontrollü alanlara uygulanır" diyen Dr. Öğr. Üyesi Solak, "Lazerin oluşturduğu bu mikro alanlar sayesinde cilt kendini onarmaya başlar. Bu iyileşme sürecinde kolajen üretimi artar ve cilt zamanla daha canlı, daha pürüzsüz ve daha toparlanmış bir görünüm kazanır. Tedavinin amacı cildi yormadan, kontrollü şekilde yenilenmesini sağlamaktır" dedi. Hangi durumlarda tercih edilir Dr. Öğr. Üyesi Solak, fraksiyonel karbondioksit lazerin tercih edildiği durumları şu şekilde sıralayarak, "Sivilce izleri, Skar (Yara ve iz) tedavisi, İnce çizgiler ve kırışıklıklar. Güneşin ciltte oluşturduğu yıpranma. Cilt tonu ve doku düzensizlikleri. Cildin genel kalitesini artırmak amacıyla güvenle uygulanabilir" ifadelerini kullandı. Kaç seans uygulanır "Tedavi genellikle ayda bir seans olacak şekilde planlanır. Çoğu kişide 1-3 seans yeterlidir" diyen Dr. Öğr. Üyesi Solak, "Fakat cildin yapısına, lezyonun derinliğine ve hedeflenen sonuca göre seans sayısı kişiye özel olarak belirlenir. Bazı kişilerde ilk seansın sonrasında dahi gözle görülür bir iyileşme fark edilebilir" ifadelerine yer verdi. Uygulama nasıl yapılır, ağrılı mıdır İşlem öncesinde uygulama yapılacak bölgeye ağrıyı azaltmak amacıyla lokal anestezik krem sürülerek, 15-30 dakika bekletildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Solak, "Bu sayede işlem sırasında hissedilen rahatsızlık büyük oranda azalır. Uygulama genellikle kısa sürer ve çoğu kişi tarafından rahatlıkla tolere edilir. İşlem sonrası günlük hayata dönüş mümkündür" dedi. Kimlere uygulanmaz Dr. Öğr. Üyesi Solak, fraksiyonel karbondioksit lazer tedavisinin uygulanamayacağı kişileri şu şekilde anlatarak, "Aktif enfeksiyonu olan kişiler, açık yarası bulunanlar, aktif uçuk lezyonu olanlar, gebelik dönemindeki kişiler" şeklinde konuştu. İşlem sonrası nelere dikkat edilmelidir "İşlem sonrasında ciltte kızarıklık, hassasiyet ve hafif kabuklanma görülebilir. Bu normal bir durum olup birkaç gün içinde azalır" diyen Dr. Öğr. Üyesi Solak, "Kabukların koparılmaması çok önemlidir. Bu dönemde cilt güneşe karşı daha hassas olacağından dışarı çıkarken mutlaka 50 faktör güneş koruyucu kullanılmalıdır. İlk günlerde makyaj yapılmamalı, hamam, sauna ve sıcak duşlardan kaçınılmalıdır. Doktorun önerdiği nemlendirici ve onarıcı ürünlerin düzenli kullanımı iyileşme sürecini hızlandırır" diye konuştu.