Son Dakika
|
Sultangazi’de kuyumcu soygunu girişimi kamerada
Ümraniye’de araca çarpan beton mikseri devrildi: 1 yaralı
İran, İsrail'in merkezini balistik füze ile vurdu
Usta sanatçı Orhan Gencebay, hastaneye kaldırıldı
Antalya Kepez Kaymakamlığında silah sesleri duyuldu
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten İsrail'e Mescid-i Aksa tepkisi!
Liverpool - Galatasaray maçını Szymon Marciniak yönetecek
İsrail’den Lübnan’a "hedefli kara operasyonu"
İsrail ordusu: "Son 24 saatte İran’daki 200’ü aşkın hedef vuruldu"
Son sözü Arda Güler söyledi, Real Madrid farklı kazandı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
İstanbul’da oynanacak UEFA Avrupa Ligi final maçı bilet satışı başladı
Starmer: "Piyasada istikrarı sağlamak için Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmamız gerekiyor"
Netanyahu yaşadığını kanıtlamak için bir video daha paylaştı
Fatih’te gelinlikçide yangın: Ekmek teknesini görünce gözyaşlarına boğuldu
İsrail, Lübnan’da Hizbullah’a ait silah deposunu vurdu: 2 ölü
Ümraniye’de araca çarpan beton mikseri devrildi: 1 yaralı
Antalya Kepez Kaymakamlığında silah sesleri duyuldu
SAĞLIK
Kavaklıdere Çamlıyurt Mahallesi’nde içme suyu iletim hattı yenilendi
16 Mart 2026 Pazartesi - 15:33:05
MUSKİ Genel Müdürlüğü, Kavaklıdere ilçesi Çamlıyurt Mahallesi’nde iki içme suyu deposu arasında bulunan 800 metre uzunluğundaki iletim hattını yenileyerek mahallede daha sağlıklı ve kesintisiz içme suyu iletimini sağladı. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın, il genelinde vatandaşların kesintisiz içme suyuna ulaşabilmesi amacıyla eskimiş ve sık arıza veren su iletim hatlarının yenilenmesi yönündeki talimatları doğrultusunda, Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü, Kavaklıdere ilçesi Çamlıyurt Mahallesi’ndeki içme suyu iletim hattını yeniledi. Aynı zamanda bölgeye ek su kaynağı sağlanabilmesi için 25 ton kapasiteli yeni içme suyu deposu da yapılacak. Eski hattın yenilenmesiyle altyapı güçlendirildi Kavaklıdere ilçesi Çamlıyurt Mahallesi’nde uzun yıllardır kullanılan çelik içme suyu hattı, zamanla eskidiği ve kullanım ömrünü tamamladığı için sık sık arızalanıyor, özellikle yaz aylarında vatandaşların suya erişimini güçleştiriyordu. Bu kapsamda hat üzerinde başlatılan yenileme çalışması tamamlandı ve eskimiş hat devre dışı bırakılarak yerine daha dayanıklı ve uzun ömürlü modern bir iletim hattı kuruldu. Böylece mahallenin içme suyu altyapısı önemli ölçüde güçlendirildi. Ayrıca mahallede, evsel, endüstriyel atıksuların arıtılması için gerekli tüm ekipmanları tek bir yapı üzerinde toplayacak ve tam otomatik olarak çalışacak modern bir paket arıtma tesisi kurulacak. Kısa süre içinde 25 tonluk paslanmaz yapıya sahip yeni bir içme suyu deposu da bölgeye getirilecek. Böylece muhtemel kesintilerde vatandaşların mağduriyet yaşaması önlenecek ve mahalleye ilave su sağlanmış olacak. Mahallede yürütülen çalışmalarla ilgili memnuniyetini dile getiren Çamlıyurt Mahallesi Muhtar Azası Hüseyin Cesur, "Biz yazın su bulamıyorduk. Duş almada falan suyumuz yoktu. Sağolsunlar. Emeği geçen herkese, Genel Müdürüm sağolsun. Şu anda işte ek depomuz gelecek bir tane de. İşte çalışmalarımızı yapıyoruz bu şekilde. Ahmet Aras başkanımıza buradan çok çok teşekkür ederiz bu hizmetlerinden dolayı. Daha önce gittik, tamam dedi. Ne isterseniz yapacağım bu Çamlıyurt’ta dedi. Onun için ona da çok teşekkür ediyoruz" dedi. MUSKİ Genel Müdürü Yılmaz Şengül, İl genelinde eskimiş hatların değişimine devam ettiklerini, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın Muğla’nın her noktasında kesintilere neden olan, sık sık arızalanan ve özellikle kayıp-kaçak oranlarını artıran eski hatların yenilenmesi yönündeki talimatları doğrultusunda çalışmaların aralıksız devam ettiğini açıkladı. Şengül, Kavaklıdere Çamlıyurt Mahallesi’ndeki içme suyu hattını modern ve dayanıklı bir iletim hattıyla yenilediklerin belirterek, bölgeye mobil bir arıtma tesisi kurmayı planladıklarını söyledi.
16 Mart 2026 Pazartesi - 15:07
Türkiye-Afrika iş birliği SATKOF ve USTKON ile güçleniyor
Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) ve Uluslararası Sanayi ve Ticaret Konfederasyonu (USTKON) tarafından yürütülen Afrika yapılanması kapsamında SATKOF Nijerya Temsilcisi Hemşire Nelson Daodu, Türkiye’de ağırlandı. SATKOF ve USTKON Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, yaklaşık 4 yıldır sürdürülen Afrika yapılanmasının önemli bir sonucu olarak sağlık alanındaki tecrübesi ile öne çıkan Hemşire Nelson Daodu’nun SATKOF Nijerya Temsilcisi olarak görevini sürdürdüğünü belirtti. SATKOF ve USTKON Genel Merkezi’nde gerçekleşen görüşmede Türkiye ile Afrika arasında sağlık turizmi, ticaret, girişimcilik ve uluslararası iş birlikleri üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Ziyarette Daodu’nun eşi Abimbola Elizabeth Oluwafemi’nin de sağlık alanındaki eğitimi ve girişimcilik çalışmalarıyla dikkat çektiği ifade edildi. Türkiye’de aldığı eğitimlerin ardından kurucusu olduğu Bimbleez markası ile Türkiye ve Afrika arasında kültürel ürünler, tasarım ve üretim alanlarında faaliyet gösterdiği ve iki ülke arasındaki ticari ve kültürel bağların gelişmesine katkı sunduğu kaydedildi. Ziyaret kapsamında ailenin çocukları Çınar Daodu’nun da SATKOF ve USTKON Genel Merkezi’nde ağırlandığı belirtilirken, bu buluşmanın kurumların uluslararası iş birliklerini aynı zamanda bir dostluk ve gönül köprüsüne dönüştüren vizyonunu ortaya koyduğu ifade edildi. SATKOF ve USTKON olarak hedeflerinin Türkiye ile Afrika arasında sağlık turizmi, ticaret, yatırım ve sosyal projeler alanında kalıcı ve sürdürülebilir iş birlikleri geliştirmek olduğu bildirildi. SATKOF ve USTKON Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, nazik ziyaretleri için Nelson Daodu ve ailesine teşekkür ederek Afrika yapılanmasına sağlayacakları katkılar için başarılar diledi.
16 Mart 2026 Pazartesi - 15:05
Kazada hayatını kaybeden sağlıkçı için anma etkinliği
Hakkari’nin Çukurca ilçesinde meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybeden sağlık çalışanı Esmer Yiğit için mesai arkadaşları tarafından anma etkinliği düzenlendi. Çukurca Devlet Hastanesi’nde görev yapan Esmer Yiğit’in çalışma masası, mesai arkadaşları tarafından karanfillerle donatıldı. Arkadaşları, Yiğit’in fotoğrafını da masasına bırakarak duydukları üzüntüyü dile getirdi. Dün Çukurca ilçesine bağlı Gündeş köyü Ormanlı mezrası yakınlarında meydana gelen kazada, Esmer Yiğit’in idaresindeki otomobil kontrolden çıkarak yaklaşık 200 metrelik şarampole yuvarlanmıştı. Kazada sağlık çalışanı Esmer Yiğit hayatını kaybetmişti. Yiğit’in ani vefatı, görev yaptığı hastanede ve sağlık camiasında büyük üzüntüye neden oldu. Mesai arkadaşları, karanfiller bıraktıkları masası başında Yiğit’i anarak taziyelerini dile getirdi.
16 Mart 2026 Pazartesi - 14:15
Mersin’de Ramazan’a özel sağlık bilgilendirmesi
Mersin İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri, Ramazan ayı kapsamında vatandaşların sağlık bilincini artırmak amacıyla Ulu Cami yerleşkesinde sağlık stantları kurarak bilgilendirme etkinliği gerçekleştirdi. Ramazan ayının manevi atmosferinde düzenlenen etkinlikte, İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde görev yapan sağlık personelleri vatandaşlarla bir araya gelerek çeşitli konularda bilgilendirmede bulundu. Kurulan stantlarda diyetisyen ve psikologlar tarafından sahurdan iftara sağlıklı beslenme alışkanlıkları ile ruh sağlığının korunmasına yönelik danışmanlık hizmeti verildi. Etkinlikte ayrıca Sigara Bırakma Polikliniği ekipleri tütün bağımlılığıyla mücadele konusunda bilgilendirme yaparken, 112 Acil Sağlık Hizmetleri ve Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) personeli yürüttükleri çalışmalar ve acil durum hizmetleri hakkında vatandaşlara bilgi aktardı. Evde Sağlık Hizmetleri birimi de hastaneye gidemeyen, bakıma muhtaç ve yaşlı vatandaşlara sunulan yerinde sağlık hizmetleri ile başvuru süreçleri hakkında vatandaşları bilgilendirdi. Organ Bağışı Birimi ise ’Yaşatmak senin elinde’ sloganıyla organ bağışının önemine dikkat çekerek farkındalık oluşturdu. Etkinlik alanında kurulan mobil sağlık noktalarında vatandaşların boy ve kilo ölçümleri yapılarak genel sağlık durumları hakkında bilgilendirme ve yönlendirmelerde bulunuldu. Mersin İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, sağlıklı yaşam kültürünü toplumun her kesimine ulaştırmak amacıyla saha çalışmalarının devam edeceğini belirtti.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
14 Mart 2026 Cumartesi- 13:54
Maçta kaleciyle çarpışan genç futbolcunun böbreği parçalandı, ameliyatla hayatı kurtuldu
2
16 Mart 2026 Pazartesi- 12:32
Usta sanatçı Orhan Gencebay, hastanede tedavi altında
3
13 Mart 2026 Cuma- 16:10
Kronik solunum hastalıkları tedavisinde rehabilitasyon programlarıyla nefes kontrolünde olumlu etki
4
15 Mart 2026 Pazar- 10:19
Sağlıklı pişirme yöntemleri besin değerlerini koruyor
5
15 Mart 2026 Pazar- 12:17
Uzmanından sınav kaygısıyla ilgili önemli uyarılar
21 Ocak 2026 Çarşamba - 11:04
Manisa’da rahim ağzı kanseri tarama aracı hizmete girdi
Manisa İl Sağlık Müdürlüğü tarafından temin edilen Mobil Rahim Ağzı Kanseri Tarama Aracı, düzenlenen törenle hizmete alındı. Araçla özellikle kırsal ve ulaşımı zor bölgelerde yaşayan kadınlara ücretsiz tarama hizmeti sunulacak. Ulusal Kanser Tarama Programı kapsamında, toplumda serviks (rahim ağzı) kanseri sıklığını azaltmak ve tarama hizmetlerini daha geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla Manisa İl Sağlık Müdürlüğü’ne ait Mobil Kanser Tarama Aracı hizmete girdi. İl Sağlık Müdürlüğü bahçesinde düzenlenen hizmete alım törenine, Manisa Valisi Vahdettin Özkan’ın eşi Dr. Ruhan Özkan da katıldı. Özel olarak dizayn edilen mobil tarama aracıyla, Manisa genelinde özellikle ulaşımı zor olan köy ve kırsal alanlarda erken teşhis amacıyla tarama yapılacak. "Erken tanı ile ölüm oranları ciddi şekilde azaltılabiliyor" Mobil tarama aracına ilişkin bilgi veren Manisa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mehmet Fatih Zeren, serviks kanserinin kadınlarda dünya genelinde en sık görülen dördüncü kanser türü olduğunu belirtti. Türkiye’de de en sık görülen ilk 10 kanser arasında yer aldığını ifade eden Zeren, tarama yöntemleri sayesinde erken tanı konulduğunda hastalığa bağlı ölüm oranlarının büyük ölçüde azaltılabildiğinin bilimsel olarak kanıtlandığını vurguladı. "30-65 yaş arası kadınlara ücretsiz tarama" Ulusal Kanser Tarama Programı kapsamında serviks kanseri taramasının, 30-65 yaş arasındaki kadınlara 5 yılda bir HPV-DNA testi ile yapıldığını hatırlatan Zeren, bu hizmetin Aile Sağlığı Merkezleri, KETEM’ler, Sağlıklı Hayat Merkezleri ve mobil tarama araçlarında ücretsiz olarak sunulduğunu söyledi. "Manisa taramada Türkiye’nin en başarılı illerinden" Manisa’nın rahim ağzı kanseri taramalarında Türkiye genelinde başarılı bir konumda olduğunu ifade eden Zeren, "2025 yılında hedef nüfusumuzun yüzde 98’ine ulaşarak 76 bin 577 kadının taramasını gerçekleştirdik. Bu rakamla büyükşehirler arasında en fazla, Türkiye genelinde ise üçüncü en fazla tarama yapan il olduk" dedi. "Kırsal ve dezavantajlı gruplara ulaşılacak" Mobil HPV tarama aracının, kanser taramalarında hizmet ağını genişletmek ve özellikle kırsal bölgelerde yaşayan, sağlık hizmetlerine erişimde zorluk yaşayan vatandaşlara ulaşmak amacıyla Manisa’ya kazandırıldığını belirten Zeren, araçta vatandaşların diğer kanser taramaları hakkında da bilgilendirileceğini ve gerekli yönlendirmelerin yapılacağını söyledi. Serviks kanseri farkındalık ayında hizmete başladı Serviks Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında hizmet vermeye başlayan mobil tarama aracının Manisa’ya hayırlı olmasını dileyen Zeren, erken teşhisin hayat kurtardığını bir kez daha hatırlattı.
21 Ocak 2026 Çarşamba - 10:45
İzmirli gazeteci Hasan Yıldırım, organ nakli için donör bekliyor
Bir süredir yakalandığı siroz hastalığı ile mücadele eden gazeteci Hasan Yıldırım, karaciğer nakli için donör bekliyor. Ulusal bir televizyon kanalının İzmir temsilciliği görevini yapan 58 yaşındaki Hasan Yıldırım, yaklaşık bir sene önce rahatsızlanınca hastaneye başvurdu. Yapılan tetkiklerde siroza yakalandığı ortaya çıktı. Yüksek moralle mesleğini sürdürmeye devam eden, diğer yandan tedavisini de aksatmayan Yıldırım, geçtiğimiz ay Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde cerrahi operasyon geçirdi. Taburcu olan olan Yıldırım, sahadaki görevine geri döndü. Bir süre önce fenalaşan Yıldırım, yeniden hastaneye kaldırılarak yoğun bakıma alındı. Doktorları, Yıldırım’ın organ nakli olması yönünde karar aldı. Karaciğer nakli gerekiyor Yoğun bakımda üç gün geçiren Hasan Yıldırım, ikamet ettiği Buca’daki evinde artık nakil için gelecek sevindirici haberi beklemeye başladı. Ne alkol ne sigara hiçbir kötü alışkanlığı olmadığını belirten Yıldırım, siroz olduğunu duyduğunda çok şaşırdığını ancak moralini yüksek tutarak, doktorlarının da tavsiyelerini dinleyerek mesleğini sürdürmeye devam ettiğini aktardı. Hastalığının ilerlemesi üzerine doktorlarının organ nakline karar verdiğini belirten Yıldırım, tekrar sağlığına kavuşabilmek için karaciğer bağışlayacak donör beklediğini söyledi. Meslek hayatı boyunca organ bağışının önemi ile ilgili çokça haberler yaptığını, farkındalık için yapılan etkinliklere destek verdiğini anlatan Yıldırım, maalesef ailesinden kimsenin nakil için gerekli şartları taşımadığını belirtti. Hem İstanbul’dan hem bir süre bulunduğu Manisa’dan, İzmirli dostlarından yoğun telefon aldığını ifade eden Yıldırım, geçmiş olsun dileğinde bulunan, dualarıyla kendisine destek olan ve moral veren herkese teşekkür etti. Gazetecilikte 36 yılı geride bıraktı Meslek hayatına İstanbul’da bir haber ajansında başlayan Hasan Yıldırım, uzun yıllar polis muhabirliği yaptı. Ailevi sebeplerden ötürü daha sonra Manisa’nın Akhisar ilçesine taşındı. Manisa’da mesleğine devam eden Yıldırım, yaklaşık 10 yıl önce de İzmir’e yerleşti. Yıldırım, halen bir televizyon kanalının İzmir temsilciliği görevine devam ediyor.
21 Ocak 2026 Çarşamba - 10:13
Prof. Dr. Pekdemir: "Gençlerde ani ölümlerin yüzde 90’ı genetik nedenlerden kaynaklanıyor"
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Pekdemir, genç yaşta meydana gelen ani ölümlerin ve kalp krizlerinin büyük çoğunluğunun genetik nedenlere bağlı olduğunu söyledi. Son dönemlerde genç yaştaki bireylerde kalp krizi sonucu hayatını kaybetme vakalarındaki artışı değerlendiren İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Pekdemir, "Özellikle 15-20 yaş altı grupta meydana gelen ani ölümler çoğu zaman yanlış şekilde kalp krizi olarak değerlendiriliyor. Bu yaş grubunda ani ölümlerin yüzde 90’ı genetik nedenlere bağlıdır" dedi. Koroner arter hastalığının dünya genelinde ölümlerin en önemli nedenlerinden biri olduğunu belirten Prof. Dr. Hasan Pekdemir, "Koroner arter hastalığı kalp damarlarının yaşlanmasına ve kireçlenmesine bağlı gelişiyor. Ancak gençlerdeki ani ölümlerin büyük kısmı genetik faktörlerden kaynaklanıyor. Gençlerde görülen ani ölümlerin nedenleri arasında koroner arter anomalileri, doğuştan kalp kası hastalıkları, hipertrofik kardiyomiyopati, uzun QT sendromu, Brugada sendromu, geçirilmiş viral enfeksiyonlar ve bazı ilaç ya da uyuşturucu kullanımları bulunuyor" ifadelerini kullandı. Yirmili yaş altındaki ani ölümlerin, erişkin yaşta görülen kalp damar tıkanıklığıyla ilişkili olmadığını ve genetik nedenlerle ortaya çıkan bu rahatsızlıkların önceden tespit edilebileceğini kaydeden Prof. Dr. Pekdemir, "Ailelerinde 40-45 yaş altında ani ölüm öyküsü olan gençler, ağır spor ve atletik faaliyetlere başlamadan önce mutlaka kardiyolojik taramadan geçmeli. Basit EKG, fizik muayene ve ekokardiyografi ile risk önceden tespit edilebilir. Böylece genetik bir hastalık varsa önlemler alınabilir ve gerekli tedavi erkenden başlanabilir" diye konuştu.
21 Ocak 2026 Çarşamba - 10:02
Dyt. Hilal Şahin Güneşsu, bağışıklık sistemini güçlendirmenin yollarını açıkladı
Diyetsen Hilal Şahin Güneşsu, bağışıklık sistemini güçlendirmenin yollarını açıkladı. Güneşsu, vücuda besin alımının, doğumla başlayıp ölümle son bulan ve insan vücudunun gelişimi ile hastalıkların tedavisinde rol oynayan fizyolojik bir süreç olduğunu söyledi. Diyetsen Hilal Şahin Güneşsu, "Uygulanan çeşitli diyetler arasında; Akdeniz tipi diyet, Batı tipi diyet, vejetaryen diyet, Japon diyet, çok düşük kalorili diyet sayılabilir. Bu tarz diyetler, bağırsak florası üzerindeki etkileri ile bağışıklık sistemini de etkileyebilmektedir. Akdeniz tipi diyet olumlu yönde etki ederken, Batı tipi diyet ise olumsuz yönde etki ekmektedir" dedi. Güneşsu, "Vitaminlerden; A vitamini, C vitamini, B grubu vitaminler, E vitamini, D vitamini yine bağışıklık güçlendirici özellikte olup, minerallerden olan çinko, selenyum, demir ve bakır da yine bağışıklığı güçlendirmeye yardımcıdır. Omega 3 ve omega 6, probiyotikler flavonoidler, beta glukarn, ginseng, zerdeçal gibi takviyelerden yararlanmak da yine olumlu etkiler sağlayacaktır. Anlaşılacağı gibi, beslenme ile bağışıklık sistemi etkileşim içerisinde olup, besin öğelerinin uygun dozlarda ve doğru zamanlarda alınması bağışıklığı doğrudan olumlu yönde etkileyecektir" diye konuştu.
21 Ocak 2026 Çarşamba - 09:49
"Soğuk hava, kas ve eklem ağrılarını tetikliyor"
Soğuk havaların kas ve eklem ağrılarını artırabildiğine dikkat çeken Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Tuğba Baysak Tunçay, "Soğuk havalarda vücut ısısını korumak için yüzeye yakın kan damarları daralır. Bu durum kaslara giden kan akışını azaltır ve kaslarda sertlik ile ağrıya yol açabilir. Soğuk havalarda kas ağrılarını önlemek için ortam ısısına uygun giyinmek ve soğuk hava akımlarından korunmak önemlidir. Hafif günlük hareketler, esneme ve yürüyüşler kan dolaşımını artırarak kas gerginliğini azaltır" dedi. Soğuk havalarda artan kas ve eklem ağrıları yaşam kalitesini düşürebiliyor. VM Medical Park Pendik Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Uzm. Dr. Tuğba Baysak Tunçay, kış aylarında kas ağrılarının neden arttığını ve alınması gereken önlemleri anlattı. Sıcaklıkların düşmesiyle birlikte kasların daha gergin ve sert hale geldiğini belirten Uzm. Dr. Tunçay, "Soğuk havalarda vücut ısısını korumak için yüzeye yakın kan damarları daralır. Bu durum kaslara giden kan akışını azaltır ve kaslarda sertlik ile ağrıya yol açabilir. Soğuk kasların daha fazla kasılmasına neden olur. Esnekliği ve hareket kabiliyetini kısıtlayarak, özellikle boyun, omuz, bel ve bacak bölgelerinde ağrılar daha sık görülebilir. Artrit ve fibromiyalji gibi kronik rahatsızlığı olan bireylerde ise soğuk hava ağrıları daha da şiddetlendirebilir" şeklinde konuştu. "Risk altında olan bireyler" Soğuk havaların herkesi etkileyebileceğini ancak bazı gruplarda riskin daha yüksek olduğunu belirten Uzm. Dr. Tunçay, yaşlı bireylerde dolaşım ve kas kütlesinin azalmasının soğuğa karşı hassasiyeti artırdığını ifade ederek şu bilgileri paylaştı: "Uzun süre hareketsiz kalan ofis çalışanları sırt ve kalça bölgelerinde gerginlik yaşayabilir. Spor yapan bireylerde ise yeterli ısınma yapılmadan gerçekleştirilen egzersizler sakatlanmalara yol açabilir. Raynaud sendromu ve otoimmün hastalığı olan kişilerde de soğuk havayla birlikte şikâyetler artabilir." "Isınmadan egzersiz yapmayın" Soğuk havada gergin kasların zorlanmaya daha yatkın olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Tunçay, "Kaslar yeterince ısınmadan yapılan ani hareketler burkulma ve kas yırtılmalarına neden olabilir. Günlük hayatta hızlı yürüyüş veya ağır yük kaldırmak bile risk oluşturabilir" dedi. "Esneme ve kas güçlendirme egzersizleri önemli" Kas ağrılarından korunmada esneme ve güçlendirme egzersizlerinin büyük rol oynadığını belirten Uzm. Dr. Tunçay, "Dinamik esneme hareketleri kasları aktiviteye hazırlar. Hızlı yürüyüş gibi akıcı ve tekrarlayan hareketler kaslara kan, ısı ve oksijen taşıyarak sakatlanma riskini azaltır. Kış aylarında bu egzersizlerin kapalı alanlarda yapılması daha faydalıdır" ifadelerini kullandı. "Günlük önlemlerle kas ağrıları azaltılabilir" Kas ağrılarını önleyebilecek günlük rutinlerden bahseden Uzm. Dr. Tunçay, "Soğuk havalarda kas ağrılarını önlemek için ortam ısısına uygun giyinmek ve soğuk hava akımlarından korunmak önemlidir. Hafif günlük hareketler, esneme ve yürüyüşler kan dolaşımını artırarak kas gerginliğini azaltır. Sıcak banyo ve ısıtma pedleri de rahatlama sağlayabilir" açıklamasında bulundu. Ne zaman uzman hekime danışılmalı? Kas ağrılarının birkaç günden uzun sürmesi, hareket kabiliyetini kısıtlaması veya giderek artması durumunda doktora başvurulması gerektiğine değinen Uzm. Dr. Tunçay, "Altta yatan bir sorun olup olmadığı değerlendirilmelidir. Özellikle tekrarlayan yaralanmaları veya kronik rahatsızlıkları olan bireyler kış aylarında düzenli kontrollerini ihmal etmemelidir" dedi. "Beslenme ve yaşam tarzı önemli rol oynuyor" Kas sağlığının korunmasında beslenme ve yaşam tarzının da etkili olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Tunçay, "Yeterli su tüketiminin kas kramplarını önlemeye yardımcı olur. D vitamini eksikliği ise kas ağrılarına yol açabilir. Takviye kullanımı için mutlaka doktora danışılması gerekir. Ayrıca fast food gibi işlenmiş gıdalar vücutta iltihaplanmayı artırarak kas rahatsızlıklarını tetikleyebilir" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.
21 Ocak 2026 Çarşamba - 09:46
İki hafta Gölyaka’da sağlık taraması yapacak
DÜZCE(İHA) – Düzce Sağlık Müdürlüğü tarafından kanser taramalarını yaygınlaştırmak ve daha fazla kişiye ulaşmak için ilçe ilçe, köy köy gezen ekipler ücretsiz sağlık taraması yapılıyor. Düzce Sağlık Müdürlüğü tarafından kanser taramalarını yaygınlaştırmak ve daha fazla kişiye ulaşmak amacıyla; Merkez Toplum Sağlığı Merkezi ekiplerimizce Gölyaka İlçe Devlet Hastanesi önünde konuşlandırılan sağlık tırında tarama gerçekleştiriliyor. İlçede yaşayan 40-69 yaş arası kadınlara meme kanseri, 30-65 yaş arası kadınlara rahim ağzı kanseri, 50-70 yaş arası kadın ve erkekler de bağırsak kanseri taramalarını ücretsiz olarak yaptırabilecek. Kanserin, erken teşhis edildiğinde önlenebilir bir hastalık olduğunu hatırlatarak ekipler Mobil Kanser Tarama tırının 2 hafta boyunca Gölyaka İlçe Devlet Hastanesi bahçesinde bulanacak olan Mobil Kanser Tarama tırına tüm vatandaşlar bekliyor.
21 Ocak 2026 Çarşamba - 09:40
Uzmanından uyarı: "Üveit tedavi edilmezse körlüğe yol açar"
Acıbadem Adana Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Sızmaz, üveitin uzun süreli takip ve tedavi gerektirdiğine dikkat çekerek, "Uygun şartlarda tedavi edilmemesi durumunda körlük ile sonuçlanabilir" uyarısında bulundu. Üveit, göz içi iltihaplanması olarak tanımlanır ve ciddi bir göz hastalığıdır. Konuyla ilgili Acıbadem Adana Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Sızmaz, açıklamalarda bulundu. "Vakaların yarısında altta yatan sebep bilinmiyor" Üveitin gözün damarsal tabakasında ortaya çıkan iltihap olduğunu belirten Sızmaz, "Damarsal tabaka gözün katmanları içinde en ortada olan tabakadır ve çok yoğun damarlanmaya sahiptir. Üveitin bu kadar önemli olmasının nedeni vakaların yarısında altta yatan sebebin bilinmemesinden kaynaklanır. Üveit tanısı zor konulan, tekrarlayıcı ve uzun süreli takip ve tedavi gerektiren bir hastalıktır" ifadelerini kullandı. "Üveit atağı ardından Behçet hastalığı tanınmış hastaların sayısı hiç de az değildir" Üveitin gözün ön, orta ya da arka kısmını tutabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Sızmaz, "Üveit enfeksiyon nedeniyle olabilir ya da enfeksiyondan bağımsız olarak da ortaya çıkabilir. Altta yatan sebep ya da hastalık etkeni tespit edildiğinde öncelik bu etken hastalığa verilerek üveit tedavi edilebilir. En sık üveit etkenleri enfeksiyonlara bağlı olarak tüberküloz, frengi, uçuk virüsü ve çiğ et tüketimi ile bulaşabilen bir parazit olan toksoplazma enfeksiyona bağlı olmaksızın ortaya çıkabilen Behçet hastalığı, omurga iltihabi, romatizmal hastalıklar, sarkoidoz, sistemik damar iltihapları sayılabilir. Örneğin o güne kadar bilinmeyen ancak üveit atağı ardından Behçet hastalığı tanınmış hastaların sayısı hiç de az değildir" dedi. "Tedavinin yetersiz olması durumunda gözde kalıcı hasar bırakabilir" Üveitin bazen tek bazen ise iki gözü de etkileyebildiğini belirten Prof. Dr. Selçuk Sızmaz, "Hastalar, üveitin tutulum bölgesi ve klinik şiddetine göre değişmekle beraber gözlerde kızarıklık, görme azlığı, bulanık görme, uçuşmalar, ışık hassasiyeti ve ağrıdan şikayetçi olurlar. Hastalık genellikle ataklarla seyreder. Tedavinin yetersiz olması durumunda gözde kalıcı hasar bırakabilir" ifadelerini kullandı. "Üveit dikkatle izlenmelidir" Üveit tedavisinde öncelikle etkene yönelik tedavinin başlanması gerektiğine dikkat çeken Acıbadem Adana Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Sızmaz, "Medikal ilaç tedavileri, damla, enjeksiyon veya sistemik tedavi uygulanabilir. Üveit tedavisinde amaç atağı hızla baskılamak ve hastalığın tekrarlama ihtimalini ortadan kaldırmak, tekrar durumunda da atağın şiddetini hafifletmektir. Üveit dikkatle izlenmelidir ve multidisipliner bir yaklaşım gerektirir" dedi.
21 Ocak 2026 Çarşamba - 09:37
Giresun’dan sağlıkta dünya çapında bilimsel başarı
Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji Anabilim Dalı (ABD), çölyak ve inflamatuar bağırsak hastalıklarına yönelik bilim dünyasında ses getiren bir çalışmaya imza attı. Dünyada ilk kez çölyak hastalığına bağlı Arnold-Chiari malformasyonu vakası Giresun’da tanımlandı. Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çölyak hastalığına bağlı Arnold-Chiari malformasyonu vakası tanımlandı. İlk kez tanımlanan vaka dünya literatürüne girerken, Gastroenteroloji Anabilim Dalı tarafından yapılan çalışmalar sonucu hazırlanan "İnflamatuar Bağırsak Hastalıklarında Beslenme" kitapçığının Giresun İl Sağlık Müdürlüğü’nün katkıları ile Türkiye genelinde hastaneler ve ilgili kurumlar aracılığıyla hastalara ulaştırılması planlanıyor. Hastane personeline tanıtımı yapılan kitapçığın başta çölyak, ülseratif kolit ve Crohn hastaları olmak üzere beslenme konusunda doğru ve sade bilgiye ulaşmayı hedefleyen bir hasta kılavuzu olduğu belirtildi. Görsellerle desteklenen kitapçıkta, hastaların anlayabileceği bir dil tercih edildi. Çölyak Karadeniz’de Türkiye ortalamasının üzerinde Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji ABD Başkanı Prof. Dr. Ahmet Cumhur Dülger, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde inflamatuar bağırsak hastalıklarının Türkiye ortalamasının oldukça üzerinde görüldüğüne dikkat çekti. Prof. Dr. Dülger, "Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı bölgemizde Anadolu’nun diğer kesimlerine kıyasla katbekat fazla. Çölyak hastalığının Karadeniz Bölgesi’nde sık görülmesi tarihsel beslenme alışkanlıklarıyla ilişkili bir tespittir. Yüz yıl öncesine kadar bölgemizde mısır ağırlıklı beslenme hakimdi. Daha sonra buğday ekmeğine geçişle birlikte çölyak hastalığında belirgin bir artış yaşandı. Bu durum, bölgemiz için adeta bir ‘mısırdan buğdaya geçiş fenomeni’dir. Hastalarımızın en çok ihtiyaç duyduğu konuların başında beslenme geliyor. Bu ihtiyacı bilimsel ve pratik bir rehberle karşılamak istedik" dedi. Giresun’da tanımlanan ilk vaka literatüre geçti Prof. Dr. Dülger, çölyak hastalığına ilişkin yürüttükleri bilimsel çalışmaların uluslararası alanda yankı uyandırdığını belirterek, dünyada ilk kez çölyak hastalığına bağlı Arnold-Chiari malformasyonu vakasını tanımladıklarını açıkladı. Dülger, "Çölyak hastalığına bağlı olarak beyin sapındaki kemik dokunun erimesi ve beynin omurilik kanalına doğru yer değiştirmesiyle ortaya çıkan Arnold-Chiari malformasyonunu dünyada ilk kez Giresun’da saptadık. Bu vaka, Uluslararası Beyin Cerrahisi Dergisi’nde bu ay yayımlandı ve dünya literatürüne ‘ilk’ olarak girdi" diye konuştu. Erken tanı ile ciddi sağlık sorunları önlenebilir Çölyak hastalığının yalnızca sindirim sistemiyle sınırlı olmadığını belirten Prof. Dr. Dülger, erken tanının hayati önem taşıdığına dikkat çekerek, "Tedavisi tamamen diyetle mümkündür. Ancak erken tanı şarttır. Çölyak, boy kısalığı, nedeni bilinmeyen kansızlık, D vitamini eksikliği ve erken yaşta kemik erimesine yol açabilir. Çocukluk çağında yapılacak taramalarla, çocukların boyu 10-12 santimetreye kadar daha fazla uzayabilir" şeklinde konuştu. Anadolu’nun buğdayın anavatanı olduğuna da işaret eden Dülger, "Çölyak hastalığı bir anlamda Anadolu’nun hastalığıdır. Bu alanda ne kadar çok bilimsel çalışma yapılırsa o kadar faydalıdır. Türkiye’de, hatta dünya çapında ses getirecek bir Çölyak Enstitüsü’nün kurulması en büyük temennimizdir" ifadelerini kullandı.
21 Ocak 2026 Çarşamba - 09:32
Sağlık deposu olarak bilinen ıspanak, biber ve çilek gibi sebze ve meyveler ciddi risk barındırıyor
Sağlık deposu olarak bilinen ıspanak, biber ve çilek gibi sebze ve meyvelerin, maruz kaldıkları pestisitler nedeniyle ciddi sağlık riskleri barındırdığını belirten Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Uzmanı Sena Nur Doğan, pestisitlerin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekerek, bu riskleri azaltmak için alınabilecek önlemleri paylaştı. Sağlıklı beslenme denince akla ilk olarak antioksidan, lif, vitaminler ve fitokimyasallar açısından zengin meyve ve sebzeler gelirken, bu besinlerin üretim sürecinde maruz kaldıkları kimyasallar nedeniyle beklenmedik sağlık riskleri taşıyabileceğine vurgu yapan Medicana International Ankara Hastanesi Feel Well Beslenme ve Yaşam Tasarımı Bölümü’nden Diyetisyen Sena Nur Doğan, bu risklerin başında gelen pestisit tehlikesine dikkat çekti. Doğan, uluslararası hazırlanan raporlarda Türkiye’de tespit edilen kirli besinlerin başında ıspanak, lahana, elma, patates, biber, üzüm, şeftali, armut, çilek, kiraz ve yaban mersini olduğunu belirtti. "Doğal ya da köy ürünü olarak tanımlanan her besin organik değildir" Ispanak, biber ve çilek gibi besinlerin üretim sürecinde maruz kaldıkları kimyasallar nedeniyle beklenmedik sağlık riskleri taşıyabileceğini belirten Doğan, "Kalp-damar hastalıklarından kansere kadar birçok kronik hastalığa karşı koruyucu kabul edilen bu besinlerin, son yıllarda yapılan analizlerde üretim sürecinde maruz kaldıkları kimyasallar nedeniyle sağlığımızı tehdit eden riskler haline geldiği kanıtlanmış durumda. Bunun önemli bir sebebi bu sebze ve meyvelerin özellikle yapraklı, pürüzlü, gözenekli ya da kabuğu ince olması gibi yapısal özellikleri. Bazı örneklerde tek bir gıdada 20’den fazla farklı pestisit türü tespit edilmiştir. Tüm bu veriler, meyve ve sebzelerden uzak durulması gerektiği anlamına gelmez. Pestisit maruziyetini azaltmak için ürünleri akan su altında iyice yıkamak, kabuğu soyulabilen gıdalarda kabukları ayırmak, dış yaprakları temizlemek ve mümkünse bu listedeki ürünlerin organik alternatiflerini tercih etmek önemlidir. Organik besinler üretim sürecinde sentetik pestisitler, kimyasal gübreler ve hormonlar kullanılmadan, belirli kurallar ve denetimler altında yetiştirilen gıdaları ifade eder. Doğal ya da köy ürünü olarak tanımlanan her besin organik değildir, ürün ambalajlarında organik sertifikası yer alan ürünleri tercih edilebilir" ifadelerini kullandı.
21 Ocak 2026 Çarşamba - 09:32
Giresun’dan çölyak hastalığı ile ilgili dünya çapında bilimsel başarı
Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji Anabilim Dalı (ABD), çölyak ve inflamatuar bağırsak hastalıklarına yönelik bilim dünyasında ses getiren bir çalışmaya imza attı. Dünyada ilk kez çölyak hastalığına bağlı Arnold-Chiari malformasyonu vakası Giresun’da tanımlandı. Gastroenteroloji ABD tarafından yapılan çalışmalar sonrasında hazırlanan "İnflamatuar Bağırsak Hastalıklarında Beslenme" kitapçığının Giresun İl Sağlık Müdürlüğü’nün katkıları ile Türkiye genelinde hastaneler ve ilgili kurumlar aracılığıyla hastalara ulaştırılması planlanıyor. Hastane personeline tanıtımı yapılan kitapçığın, başta çölyak, ülseratif kolit ve Crohn hastaları olmak üzere, beslenme konusunda doğru ve sade bilgiye ulaşmayı hedefleyen bir hasta kılavuzu olduğu belirtildi. Görsellerle desteklenen kitapçıkta, hastaların anlayabileceği bir dil tercih edildiği belirtildi. Çölyak Karadeniz’de Türkiye ortalamasının üzerinde Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji ABD Başkanı Prof. Dr. Ahmet Cumhur Dülger, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde inflamatuar bağırsak hastalıklarının Türkiye ortalamasının oldukça üzerinde görüldüğüne dikkat çekti. Prof. Dr. Ahmet Cumhur Dülger "Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı bölgemizde, Anadolu’nun diğer kesimlerine kıyasla kat be kat fazla. Çölyak hastalığının Karadeniz Bölgesi’nde sık görülmesinin tarihsel beslenme alışkanlıklarıyla ilişkili bir tespittir. Yüz yıl öncesine kadar bölgemizde mısır ağırlıklı beslenme hakimdi. Daha sonra buğday ekmeğine geçişle birlikte çölyak hastalığında belirgin bir artış yaşandı. Bu durum, bölgemiz için adeta bir ‘mısırdan buğdaya geçiş fenomeni’dir. Hastalarımızın en çok ihtiyaç duyduğu konuların başında beslenme geliyor. Bu ihtiyacı bilimsel ve pratik bir rehberle karşılamak istedik" dedi. Giresun’da tanımlanan ilk vaka literatüre geçti Prof. Dr. Dülger, çölyak hastalığına ilişkin yürüttükleri bilimsel çalışmaların ise uluslararası alanda yankı uyandırdığını belirterek dünyada ilk kez çölyak hastalığına bağlı Arnold-Chiari malformasyonu vakasını tanımladıklarını açıkladı. Dülger, "Çölyak hastalığına bağlı olarak beyin sapındaki kemik dokunun erimesi ve beynin omurilik kanalına doğru yer değiştirmesiyle ortaya çıkan Arnold-Chiari malformasyonunu dünyada ilk kez Giresun’da saptadık. Bu vaka, Uluslararası Beyin Cerrahisi Dergisi’nde bu ay yayımlandı ve dünya literatürüne ‘ilk’ olarak girdi" diye konuştu. Erken tanı ile ciddi sağlık sorunları önlenebilir Çölyak hastalığının yalnızca sindirim sistemiyle sınırlı olmadığını belirten Prof. Dr. Dülger, erken tanının hayati önem taşıdığına dikkat çekerek "Tedavisi tamamen diyetle mümkündür. Ancak erken tanı şarttır. Çölyak, boy kısalığı, nedeni bilinmeyen kansızlık, D vitamini eksikliği ve erken yaşta kemik erimesine yol açabilir. Çocukluk çağında yapılacak taramalarla, çocukların boyu 10-12 santimetreye kadar daha fazla uzayabilir" şeklinde konuştu. Anadolu’nun buğdayın anavatanı olduğuna da işaret eden Dülger, "Çölyak hastalığı bir anlamda Anadolu’nun hastalığıdır. Bu alanda ne kadar çok bilimsel çalışma yapılırsa o kadar faydalıdır. Türkiye’de, hatta dünya çapında ses getirecek bir Çölyak Enstitüsü’nün kurulması en büyük temennimizdir" ifadelerini kullandı. (AB-ÖS-Y)
21 Ocak 2026 Çarşamba - 09:31
Uzmanından uyarı: "Yüksek ateş, şiddetli halsizlik, nefes darlığı gibi bulgular varsa ’geçer’ demeden hekime başvurulmalı"
Güven Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Yaşar Bayındır, artan grip vakalarına ilişkin, "Yüksek ateş, şiddetli halsizlik, nefes darlığı gibi bulgular varsa ’geçer’ demeden hekime başvurulmalı. Erken tanı ve uygun tedavi, hastalığın süresini kısaltırken ciddi komplikasyonların da önüne geçiyor" dedi. Güven Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Yaşar, grip hastalığında alışılmışın dışında bir tabloyla karşı karşıya kalındığını belirtti. Influenza A vakalarındaki belirgin artışa dikkat çeken Bayındır, bu yıl özellikle H3N2 (influenza A olarak bilinen mevsimsel grip virüsünün daha ağır seyreden türü) suşunun öne çıktığını, halk arasında domuz gribi olarak bilinen H1N1’e kıyasla daha sık görüldüğünü, daha bulaşıcı olduğunu ve daha ağır klinik tabloya yol açtığını ifade etti. Yaşar, erken tanının önemine dikkat çekerken, hastalarda ani belirginleşen yüksek ateş ve halsizliğin en önemli bulgular olduğunu açıkladı. "Hastayı yatağa düşüren bir tabloyla karşılaşıyoruz" Influenza A’nın bu yıl daha ağır seyrettiğini vurgulayan Bayındır, "Bu sezon özellikle H3N2 suşu (Influenza A) ön planda. H1N1’e kıyasla daha bulaşıcı ve daha ağır enfeksiyonlara yol açabiliyor. Hastalarda ani başlayan yüksek ateş, şiddetli kas ve eklem ağrıları ve belirgin halsizlikle seyreden, günlük yaşamı durdurabilen klinik bir tablo görüyoruz. Önceki yıllarda burun akıntısı, boğaz ağrısı gibi üst solunum yolu belirtileri daha baskınken, bu sezon yüksek ateşin eşlik ettiği yoğun bitkinlik ve kas ağrıları ön planda. Hastalar çoğu zaman günlerce yataktan kalkamayacak hale geliyor. Bu gruplarda zatürre başta olmak üzere komplikasyon riski ve hastaneye yatış oranları belirgin şekilde artıyor" diye konuştu. "Erken tanı ve uygun tedavi, ciddi komplikasyonların da önüne geçiyor" Grip belirtilerinin hafife alınmaması gerektiğini vurgulayan Bayındır, "Yüksek ateş, şiddetli halsizlik, nefes darlığı gibi bulgular varsa ’geçer’ demeden hekime başvurulmalı. Erken tanı ve uygun tedavi, hastalığın süresini kısaltırken ciddi komplikasyonların da önüne geçiyor. Grip aşısı, Influenza A’ya karşı en etkili korunma yöntemidir. Aşı, hastalığa yakalanma riskini azaltır, yakalanılsa bile daha hafif geçirilmesini sağlar. Özellikle risk gruplarında aşılama hayati önem taşır" ifadelerini kullandı.
21 Ocak 2026 Çarşamba - 09:22
Dr. Kaplan, ilaçlı koroner balon tedavisi hakkında bilgi verdi
Medical Point Gaziantep Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Kaplan, ilaçlı koroner balon tedavisi hakkında bilgi verdi. Dr. Kaplan, Kalp ve damar hastalıkları, dünyada ve ülkemizde en sık görülen ölüm nedenleri arasında yer alırken, tedavi yöntemlerinde yaşanan teknolojik gelişmeler hastalara daha konforlu ve güvenli seçenekler sunuyor. Bu yöntemlerden biri olan ilaçlı koroner balonlar, uygun hastalarda stent kullanılmadan damar tıkanıklıklarının tedavi edilmesine imkan sağlıyor" dedi. "Stent olmadan damar açmak mümkün" Medical Point Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Kaplan, ilaçlı koroner balon tedavisinin son yıllarda önemli bir alternatif haline geldiğini belirterek, "Geleneksel yöntemlerde daralan veya tıkanan kalp damarları genellikle stent ile açılıyordu. Ancak her hasta için stent en ideal çözüm olmayabiliyor. İlaçlı koroner balonlar, damarı açarken aynı zamanda damar duvarına özel bir ilacı kısa sürede ve etkili şekilde vererek yeniden daralma riskini azaltıyor. İlaçlı koroner balonlar, klasik balon anjiyoplastiye ek olarak damar duvarına ilaç salınımı yapan özel bir teknolojiye sahip. Bu sayede damar içinde kalıcı bir metal yapı bırakılmadan tedavi gerçekleştirilebiliyor. Özellikle daha önce stent takılmış ve tekrar daralma gelişmiş hastalarda, küçük çaplı damarlarda veya stent yerleştirilmesinin riskli olduğu durumlarda önemli avantajlar sağlıyor" ifadelerini kullandı. Medical Point Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Kaplan, "Damar içinde yabancı bir cisim bırakılmaması, uzun dönem komplikasyon risklerini azaltabiliyor. Ayrıca bazı hastalarda daha kısa süreli kan sulandırıcı tedavi yeterli olabiliyor. Bu da özellikle kanama riski yüksek hastalar için önemli bir avantaj. Hastanın damar yapısı, darlığın yeri ve özellikleri, ek hastalıkları gibi birçok faktör tedavi seçimini etkiliyor. Bu nedenle doğru yöntemin belirlenmesi için ayrıntılı kardiyolojik değerlendirme büyük önem taşıyor" diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder