SAĞLIK
15 Mart 2026 Pazar - 12:17 Uzmanından sınav kaygısıyla ilgili önemli uyarılar Uzman Klinik Psikolog Gonca Malkoç Arı, sınav kaygısının belirli bir düzeyde normal olduğunu ancak yoğunlaştığında öğrencilerin başarısını olumsuz etkileyebileceğini belirterek, doğru destek ve yöntemlerle bu kaygının yönetilebileceğini söyledi. Psikolog Gonca Malkoç Arı, sınav öncesi belirli düzeyde kaygının performansı artırabileceğini ancak yoğun ve kontrol edilemeyen kaygının öğrencilerin hem akademik başarısını hem de psikolojik sağlığını olumsuz etkileyebileceğini ifade etti. Kaygının insan yaşamının doğal bir parçası olduğunu ancak özellikle sınav dönemlerinde yoğunlaşan kaygının kontrol edilememesi durumunda bir kaygı bozukluğuna dönüşebileceğini belirten Arı, "Sınav öncesi hissedilen belirli düzeyde kaygı performansı artırabilir. Ancak bu duygu yoğun, sürekli ve kontrol edilemez hale gelirse hem akademik başarıyı hem de psikolojik sağlığı olumsuz etkiler" dedi. Sınav kaygısı nedir? Öğrencinin performansını gerçek potansiyelinin altında göstermesine neden olan yoğun endişe hali olduğunu belirten Arı, özellikle ergenlik dönemindeki öğrencilerde bu durumun daha sık görüldüğünü ifade etti. Psikolog Arı, "Sürekli, ’Ya başaramazsam’, ’Ya rezil olursam’ gibi düşünceler öğrencinin zihnini meşgul eder. Bu durum dikkat ve konsantrasyonu düşürür, bilgiyi hatırlamayı zorlaştırır" diye konuştu. Ne zaman sorun haline gelir? Sınav kaygısının bazı durumlarda profesyonel destek gerektirebileceğini söyleyen Arı, şu belirtilere dikkat çekti: "Günler hatta haftalar önce başlayan yoğun endişe, uykusuzluk, mide bulantısı ve karın ağrısı gibi fiziksel belirtiler, ders çalışmayı sürekli erteleme ya da tamamen kaçınma, sınav anında zihnin boşalması. Sınav kaygısı kısa süreli ve durumsal olabilir ancak bu kaygı hayatın diğer alanlarına da yayılıyorsa ve kişi sürekli bir başarısızlık beklentisi içindeyse, burada kaygı bozukluğundan söz edebiliriz." Ailelere önemli uyarı Klinik uygulamalarda en sık karşılaşılan kaygı sorunlarının yaygın kaygı bozukluğu, panik atak, sosyal kaygı ve obsesif kompulsif belirtiler olduğunu belirten Uzm. Klinik Psikolog Gonca Malkoç Arı, sınav dönemlerinin bu rahatsızlıkları tetikleyebildiğini ifade etti. Aile tutumlarının sınav kaygısı üzerinde belirleyici olduğuna dikkat çeken Arı, "Sürekli başarı odaklı ve kıyaslayıcı bir yaklaşım çocuğun kaygısını artırır. Destekleyici, anlayışlı ve süreç odaklı bir yaklaşım ise kaygıyı azaltır" ifadelerini kullanarak kaygı bozukluklarının tedavi edilebilir olduğunu vurguladı.
Çözünebilir lifler kolesterolü düşürebilir
22 Ocak 2026 Perşembe - 15:27 Çözünebilir lifler kolesterolü düşürebilir Kalp sağlığı için beslenme önerilerinde bulunan Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Yunus Amasyalı, çözünebilir liflerin kolestrolü düşürebileceğini söyledi. Kalp sağlığı için sağlıklı bir beslenme alışkanlığının edinilmesi gerektiğinin altını çizen Liv Hospital Samsun Kardiyoloji Kliniği’nden Dr. Öğr. Üyesi Amasyalı, "Kalp hastalıkları için risk oluşturan yüksek kan basıncı (hipertansiyon), fazla kilo ve yüksek kolesterol durumlarına karşı sağlıklı beslenme alışkanlığı ile mücadele edilebilir. Kan dolaşımındaki kolesterolün yüzde 75’i karaciğerde, yüzde 25’i ise aldığımız gıdalardan emilir. Gıdalarla aldığımız yağın miktarı ve türü, kan kolesterol düzeyine önemli ölçüde etki eder. Dolaşımdaki fazla kolesterol, kalbi besleyen damarların iç yüzeylerinde ’plak’ adı verilen birikimler yapar. Bu plaklar da büyüyerek kan dolaşımını engeller. Ancak kalp hastalığına yol açan asıl etken yağın miktarından ziyade yağın türüdür. Ayrıca günde 6 gramdan fazla tuz tüketilmemelidir" dedi. "Doymuş ve trans yağlar tüketmeyin" Yapılması gerekenin günlük kalorinin en fazla yüzde 30’unu yağlardan almak ve ’kötü’ yağları ’iyi’ yağlarla değiştirmek olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Amasyalı, "Doymuş ve trans yağların tüketimi ’kötü kolesterol’ olarak bilinen LDL kolesterol düzeyini, dolayısıyla kalp hastalığı riskini artırır. Bu tip yağlardan alınan kalorinin, günlük toplam kalorinin yüzde 10’nunu aşmaması gerekiyor. LDL kolesterolü yüksek ya da kalp hastası olanlarda ise bu oran yüzde 7’nin altına, kolesterol alımı ise günde 200 miligramın atına inmelidir. Margarin, kırmızı et, yumurta sarısı, tam yağlı süt ve ürünleri, kızarmış gıdalar, hamburger ve benzerleri, ticari unlu mamuller bu tür ’kötü’ yağların başlıca kaynaklarıdır. Doymamış yağlar ise LDL kolesterol düzeyini düşürürken, ’iyi kolesterol’ olarak adlandırılan HDL kolesterolü artırır. Zeytinyağı, fındık yağı, mısırözü yağı, balık, ceviz, soya fasulyesi bu ’iyi’ yağların kaynaklarıdır ve günlük kalorinin en fazla yüzde 30’u olması gereken yağ tüketiminde bunlara ağırlık verilmelidir" diye konuştu. "Haftada 4 yumurtayı aşmayın, kırmızı et yerine balık tercih edin" Kalp sağlığını korumak için yapılması gerekenlerden de bahseden Amasyalı, "Orta derecede karbonhidratlar, proteinler ve az miktarda ancak sağlıklı yağlardan oluşan dengeli öğünlerle beslenin. Tam yağlı süt ve ürünleri yerine yağı azaltılmış olanları tercih edin. Haftada 4 yumurtadan fazlasını yemeyin. LDL kolesterolü yüksek kişiler yumurta sarısı bakımından daha da dikkatli olmalıdırlar. Kırmızı et yerine balık, derisi hariç kümes hayvanları ve az yağlı etleri tercih edin. Günde en az 5 kez sebze ve meyve tüketin. Bunlarda önemli vitamin ve mineraller mevcuttur. Günde en az 8-10 bardak su içmelisiniz. Liften zengin tahıl, kepek, fasulye, meyve ve sebzeleri düzenli tüketin. Çözünebilir lifler kan kolesterolünü yüzde 15 kadar düşürebilmektedir" şeklinde konuştu.
Kaza sonrası hayatını kaybeden vatandaş, bağışlanan organlarıyla 7 hastaya umut oldu
22 Ocak 2026 Perşembe - 14:53 Kaza sonrası hayatını kaybeden vatandaş, bağışlanan organlarıyla 7 hastaya umut oldu Denizli’de geçirdiği trafik kazası sonucu hastanede sürdürdüğü yaşam mücadelesini kaybeden 49 yaşındaki Ali Körnes’in ailesi tarafından bağışlanan organları, Denizli Devlet Hastanesi’nde alınarak İzmir ve Muğla’da organ bekleyen yedi hastaya umut oldu. 13 Ocak’ta geçirdiği trafik kazası sonrası Denizli Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Ali Körnes, yapılan tahlil ve tetkiklerin ardından Erişkin Yoğun Bakım Ünitesi’nde tedavi altına alındı. Yoğun bakımdaki tüm müdahalelere rağmen Körnes’in 9 gün sonra beyin ölümü gerçekleşti. Denizli Devlet Hastanesi Organ Nakli Birimi tarafından ailesiyle yapılan görüşmeler sonucunda Ali Körnes’in organları bağışlandı. Bunun üzerine İzmir ve Muğla’dan gelen ekipler tarafından 2 kornea, 2 böbrek, kalp, ince bağırsak ve karaciğeri alınarak İzmir’de ve Muğla’da organ bekleyen hastalara nakledilmek üzere gönderildi. "Organ bağışı ile organ bekleyen hastalara yeni bir yaşam imkanı verebiliriz" Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, Ali Körnes’in ailesine başsağlığı dileyerek organ bağışında bulundukları ve bu konudaki duyarlılıkları için teşekkür etti. Öztürk, organ bağışının hayati önemine dikkat çekerek, "Sağlık Bakanlığımızın güncel verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 33 bin hasta organ beklemekte olup her organ bağışı bu hastalara yeni bir hayat olmaktadır. Bazı hastalıkların tedavisi sadece organ nakli ile mümkün olup ne yazık ki her gün 3 ila 4 vatandaşımız organ bulunamadığı için hayatını kaybediyor. Bu nedenle her bağış, kelimenin tam anlamıyla yeni bir hayat demektir. Denizli’de 2025 yılında tespit edilen 27 beyin ölümüne karşılık 13 kişinin organları bağışlandı. 2026 yılının ilk bağışı da bu yapılan bağışla bugün gerçekleşti ve 7 hastaya umut oldu. Organ bağışında en önemli eksiklik kadavradan bağış olduğunu görüyoruz. Müdürlük olarak yürüttüğümüz ‘Her Bağış Yeni Bir Hayat Projesi’ kapsamında sağlık ekiplerimizin gayreti ile her alanda organ bağışının önemini anlatmaya çalışıyoruz. Bu doğrultuda buradan bütün vatandaşlarımıza bir kez daha sesleniyorum. Organ bağışıyla birlikte özellikle kadavradan nakilleri arttırabilir, organ bekleyen hastalara yeni bir yaşam imkanı verebiliriz. Öldükten sonra bir insanın canına can katabileceğimizi düşünerek hayattayken organlarımızı bağışlayabiliriz. Organ bağışı artık e-devlet üzerinden de kolaylıkla yapılabilmektedir. Organ bağışı bireysel bir karardır, bu karar kişinin vasiyeti niteliğindedir. Yeni sistemde bağışçıların birinci derece yakınları da öncelikli konumda olacak, organları nakil için kullanılan kişilerin yakınları, acil organ bekleyenler hariç, listede öncelikli olacaktır. Ben buradan vefatı sonrası organ bekleyen hastalara umut olan Ali Körnes’e Allah’tan rahmet, organ bağışında bulunarak örnek olan yüce gönüllü ve kederli ailesine duyarlılıklarından dolayı şükranlarımı sunuyor, baş sağlığı diliyorum" diye konuştu.
PAÜ Hastanesindeki tehdit ve taciz iddiaları yargıya taşındı
22 Ocak 2026 Perşembe - 14:37 PAÜ Hastanesindeki tehdit ve taciz iddiaları yargıya taşındı Denizli Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastanesinde görevli erkek hemşire mobbing, tehdit ve sözlü tacize maruz kaldığını iddia ettiği ses kayıtlarıyla birlikte suç duyurusunda bulundu. Pamukkale Üniversitesi Hastane Müdürlüğü makamında yaşandığı ileri sürülen ve hastanede görevli bir erkek hemşire K.D.’ye yönelik mobbing, tehdit ve ağır sözlü taciz iddiaları yargıya taşındı. Görev yaptığı birimde gördüğü aksaklıklarla ilgili olarak verdiği dilekçe hakkında görüşmek için çağrıldığı makamda hak etmediği bir tavırla karşılaştığını savunan K.D., yaşadıklarının katını olan ses kayıtları birlikte Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. Ayrıca Pamukkale Üniversitesi Rektörlüğüne de müracaat eden K.D., baskı gördüğünü ileri sürdüğü yönetici ve kişiler hakkında idari soruşturma başlatılması talep etti. Sağlık çalışanı K.D.’nin aksaklıklarla ilgili dilekçe vermesi sonrası yapılan görüşmede kayda alındığı belirtilen konuşmalar kamuoyunda büyük tepki topladı. Yaşadıklarının ardından yasal mücadele başlatan erkek hemşire K.D., görüşme sırasında baskı ve tehdit göreceğini öngördüğü için konuşmayı kayıt altına aldığını ve ses kayıtlarını savcılığa delil olarak sunduğunu ifade etti. Yaşananları savcılığa verdiği şikayet dilekçesinde anlatan K.D.’nin dilekçesinde şu ifadeler yer aldı: "Çalıştığım birimdeki sorunların çözülmesi için resmi dilekçe verdim. Görüşmeye çağrıldım. Hastane Müdürünün odasına girdiğimde yönetici, aynı zamanda bir sendikanın başkan yardımcısı olan A.A. ve sendika temsilcisi vardı. Sorunlarımı konuşmak yerine sendikam sorgulandı. Ardından bana açıkça ‘Sana tecavüz ederlerse ses çıkaracaksın’ denildi. Bu sözleri duyduğumda donup kaldım. Kendimi değersiz, çaresiz ve tehdit altında hissettim. Bana ‘Hangi sendikaya üyesin?’ diye soruldu. İstedikleri sendikada olmadığımı söylediğimde, ‘O zaman sana yardımcı olamayız’ dediler. Nöbetlerim, çalışma koşullarım ve hatta işimle tehdit edildim. Hak aramanın bedelinin bu kadar ağır olacağını düşünmemiştim"
Temas virüsleri yayıyor
22 Ocak 2026 Perşembe - 13:53 Temas virüsleri yayıyor Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Samet Özer, virüslerin kış aylarında kopya şeklinde çoğalabildiklerini söyleyerek, "El yıkama ve temas izolasyonu virüslerden korunmanın en etkili yollarından biri" dedi. Sadece influenza değil RSV ve Covid gibi vakalarda da artış olduğunu söyleyen Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Samet Özer, "Havaların soğuması ile beraber çocuklarda, hatta erişkinlerde de hemofilus influenza dediğimiz virüs mikrobu çok ciddi artış gösterdi ve birbirine temasta çok hızlı yayılabilen bir virüs. Bu virüs genellikle soğuk havada yaşamayı ve burada replika olup çoğalmayı seven bir virüs. İnsanların genellikle birbirine teması ve solunum yoluyla bulaşan bir virüs. Şu anda sadece aslında influenza artışı değil, onun yanında RSV gibi, Covid gibi vakalarda da artış görüyoruz. Özellikle RSV dediğimiz virüs de çok şiddetli ve akciğer tutulumu yapabiliyor. Çocuklarda hastaneye yatışlar yoğun bakım yatışlarına sebep olabiliyor. Bu açıdan temas noktasında çok dikkat edilmesi gerekir. El yıkama ve temas izolasyonu virüslerden korunmakta en etkili yollardan bir tanesi" dedi. Özer, aşılanmanın önemli olduğunu söyleyerek, "Okullarda hasta çocukların mümkün olduğunca devam etmemesini sağlamak gerekiyor. Bunun dışında da dediğim gibi el yıkama temas kısmına çok dikkat edilmesi gerekiyor. Hemofiluz influenza virüsü soğuk havayı sevdiği için çok hızlı çoğalabiliyor soğuk havada. Muhtemelen havaların ısınmasıyla beraber bir miktar azaldığını göreceğiz. Burada en önemli şey semptomların başladığı anda hekime başvurmak çok değerli. Çünkü influenzada kullanabildiğimiz ilaçlar sadece ilk 48 saat içerisinde başlarsak ciddi bir etkinlik gösteriyor. Yine influenzadan korunmak için yapabileceğimiz şeylerden bir tanesi aşı. Hala grip aşısı yapılabilir. Grip aşısı sezon boyunca uygulanabilir. O yüzden tüm çocukların mutlaka aşılanmasını, yaşlı ve risk grubunda olan kişilerin, kronik hastalığı olan kişilerin, diyabeti, kalp hastalığı olan kişilerin mutlaka aşılanmasını tavsiye ediyorum" ifadelerini kullandı.
Temas virüsleri yayıyor
22 Ocak 2026 Perşembe - 13:41 Temas virüsleri yayıyor Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Samet Özer, virüslerin kış aylarında kopya şeklinde çoğalabildiklerini söyleyerek; "El yıkama ve temas izolasyonu virüslerden korunmanın en etkili yollarından biri" dedi. Sadece influenza değil RSV ve kovid gibi vakalarda da artış olduğunu söyleyen Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Samet Özer, "Havaların soğuması ile beraber çocuklarda hatta erişkinlerde de hemofilus influenza dediğimiz virüs mikrobu çok ciddi artış gösterdi ve birbirine temasta çok hızlı yayılabilen bir virüs. Bu virüs genellikle soğuk havada yaşamayı ve burada replika olup çoğalmayı seven bir virüs. İnsanların genellikle birbirine teması ve solunum yoluyla bulaşan bir virüs. Şu anda sadece aslında influenza artışı değil onun yanında RSV gibi kovid gibi vakalarda da artış görüyoruz. Özellikle RSV dediğimiz virüs de çok şiddetli ve akciğer tutulumu yapabiliyor ve çocuklarda hastaneye yatışları yoğun bakım yatışlarına sebep olabiliyor. Bu açıdan temas noktasında çok dikkat edilmesi gerekir. El yıkama ve temas izolasyonu virüslerden korunmakta en etkili yollardan bir tanesi" dedi. Özer, aşılanmanın önemli olduğunu söyleyerek; "Okullarda hasta çocukların mümkün olduğunca devam etmemesini sağlamak gerekiyor. Bunun dışında da dediğim gibi el yıkama temas kısmına çok dikkat edilmesi gerekiyor. Hemofiluz İnfluenza virüsü soğuk havayı sevdiği için çok hızlı çoğalabiliyor soğuk havada. Muhtemelen havaların ısınmasıyla beraber bir miktar azaldığını göreceğiz. Burada en önemli şey semptomların başladığı anda hekime başvurmak çok değerli. Çünkü influenza da kullanabildiğimiz ilaçlar sadece ilk 48 saat içerisinde başlarsak ciddi bir etkinlik gösteriyor. Yine influenzadan korunmak için yapabileceğimiz şeylerden bir tanesi hala grip aşısı yapılabilir. Grip aşı sezon boyunca uygulanabilir. O yüzden tüm çocukların mutlaka aşılanmasını, yaşlı ve risk grubunda olan kişilerin, kronik hastalığı olan kişilerin, diyabeti, kalp hastalığı olan kişilerin mutlaka aşılanmasını tavsiye ediyorum" ifadelerini kullandı.
Muğla UMKE’ye tam donanımlı lojistik araç
22 Ocak 2026 Perşembe - 13:19 Muğla UMKE’ye tam donanımlı lojistik araç Sağlık Bakanlığı tarafından Muğla’ya tahsis edilen UMKE Lojistik Aracı, afet ve acil durumlarda tıbbi ekipmanların olay bölgesine hızla ulaştırılmasını sağlayarak operasyonel kabiliyeti en üst seviyeye çıkaracak. Sağlık Bakanlığı, afetler ve olağandışı durumlarda Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi’nin (UMKE) müdahale hızını ve etkinliğini artırmak amacıyla Muğla’ya 1 adet tam donanımlı UMKE Lojistik Aracı tahsis etti. Muğla İl Sağlık Müdürlüğü’nün talebi doğrultusunda kente kazandırılan araç, bölgedeki acil sağlık hizmetlerinin kalitesini bir üst basamağa taşıyacak. Yeni tahsis edilen araç; afet ve acil durumlarda ihtiyaç duyulan kritik tıbbi malzemelerin, teknik ekipmanların ve lojistik destek unsurlarının olay yerine güvenli ve zamanında ulaştırılmasında kilit rol oynayacak. Bu sayede UMKE ekiplerinin sahadaki organizasyon yeteneği güçlenirken, medikal kurtarma hizmetlerinin hiçbir aksama yaşanmadan, kesintisiz bir şekilde sunulması hedefleniyor. Muğla’nın zorlu coğrafi yapısı, yüksek turizm potansiyeli ve mevsimsel nüfus artışından kaynaklanan ihtiyaçlar, bu yatırımı daha da önemli kılıyor. İl genelindeki afet hazırlık kapasitesini güçlendiren bu lojistik takviye ile Hızlı Müdahale, Koordinasyon, Hizmet Kalitesi oluşturuluyor. Konuyla ilgili yapılan değerlendirmede, yeni lojistik aracın UMKE ekiplerinin operasyonel gücüne büyük katkı sağlayacağı vurgulandı. Özellikle doğal afetlerde ve büyük çaplı kazalarda, sahadaki sağlık neferlerinin ihtiyaç duyduğu her türlü materyalin bu araç vasıtasıyla hızla mobilize edilmesi, hayat kurtarma sürecinde zaman kazandıracak.