SAĞLIK
15 Mart 2026 Pazar - 12:17 Uzmanından sınav kaygısıyla ilgili önemli uyarılar Uzman Klinik Psikolog Gonca Malkoç Arı, sınav kaygısının belirli bir düzeyde normal olduğunu ancak yoğunlaştığında öğrencilerin başarısını olumsuz etkileyebileceğini belirterek, doğru destek ve yöntemlerle bu kaygının yönetilebileceğini söyledi. Psikolog Gonca Malkoç Arı, sınav öncesi belirli düzeyde kaygının performansı artırabileceğini ancak yoğun ve kontrol edilemeyen kaygının öğrencilerin hem akademik başarısını hem de psikolojik sağlığını olumsuz etkileyebileceğini ifade etti. Kaygının insan yaşamının doğal bir parçası olduğunu ancak özellikle sınav dönemlerinde yoğunlaşan kaygının kontrol edilememesi durumunda bir kaygı bozukluğuna dönüşebileceğini belirten Arı, "Sınav öncesi hissedilen belirli düzeyde kaygı performansı artırabilir. Ancak bu duygu yoğun, sürekli ve kontrol edilemez hale gelirse hem akademik başarıyı hem de psikolojik sağlığı olumsuz etkiler" dedi. Sınav kaygısı nedir? Öğrencinin performansını gerçek potansiyelinin altında göstermesine neden olan yoğun endişe hali olduğunu belirten Arı, özellikle ergenlik dönemindeki öğrencilerde bu durumun daha sık görüldüğünü ifade etti. Psikolog Arı, "Sürekli, ’Ya başaramazsam’, ’Ya rezil olursam’ gibi düşünceler öğrencinin zihnini meşgul eder. Bu durum dikkat ve konsantrasyonu düşürür, bilgiyi hatırlamayı zorlaştırır" diye konuştu. Ne zaman sorun haline gelir? Sınav kaygısının bazı durumlarda profesyonel destek gerektirebileceğini söyleyen Arı, şu belirtilere dikkat çekti: "Günler hatta haftalar önce başlayan yoğun endişe, uykusuzluk, mide bulantısı ve karın ağrısı gibi fiziksel belirtiler, ders çalışmayı sürekli erteleme ya da tamamen kaçınma, sınav anında zihnin boşalması. Sınav kaygısı kısa süreli ve durumsal olabilir ancak bu kaygı hayatın diğer alanlarına da yayılıyorsa ve kişi sürekli bir başarısızlık beklentisi içindeyse, burada kaygı bozukluğundan söz edebiliriz." Ailelere önemli uyarı Klinik uygulamalarda en sık karşılaşılan kaygı sorunlarının yaygın kaygı bozukluğu, panik atak, sosyal kaygı ve obsesif kompulsif belirtiler olduğunu belirten Uzm. Klinik Psikolog Gonca Malkoç Arı, sınav dönemlerinin bu rahatsızlıkları tetikleyebildiğini ifade etti. Aile tutumlarının sınav kaygısı üzerinde belirleyici olduğuna dikkat çeken Arı, "Sürekli başarı odaklı ve kıyaslayıcı bir yaklaşım çocuğun kaygısını artırır. Destekleyici, anlayışlı ve süreç odaklı bir yaklaşım ise kaygıyı azaltır" ifadelerini kullanarak kaygı bozukluklarının tedavi edilebilir olduğunu vurguladı.
Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden 2025 yılında 112 ülkeden 21 bin 102 yabancı hastaya sağlık hizmeti
23 Ocak 2026 Cuma - 12:50 Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden 2025 yılında 112 ülkeden 21 bin 102 yabancı hastaya sağlık hizmeti Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 2025 yılında 112 ülkeden 21 bin 102 yabancı hastaya sağlık hizmeti sundu. Hastane, sunduğu nitelikli ve güvenilir sağlık hizmetleriyle yabancı hastaların tercih ettiği merkezler arasında yer aldı. Doğal, kültürel ve tarihi zenginlikleriyle Türkiye’nin önemli turizm merkezlerinden biri olan Alanya, sağlık alanında da öne çıkıyor. Sağlık Bakanlığı bünyesinde, üniversite iş birliğiyle hizmet veren Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, yabancı hastalara sunduğu kapsamlı sağlık hizmetleriyle dikkat çekiyor. Konuya ilişkin açıklama yapan Başhekim Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, "2025 yılı içerisinde 112 ülkeden 21 bin 102 yabancı hastamızın sağlık hizmeti almasını sağladık. Hastanemizi en fazla 4 bin 449 kişiyle Rusya Federasyonu vatandaşları tercih etti. Rusya’yı sırasıyla Ukrayna, Almanya, İran ve Kazakistan takip etti" dedi. Prof. Dr. Karakuş Yılmaz, yabancı hastaların en çok başvurduğu birimlerin ise İç Hastalıkları, Kardiyoloji, Enfeksiyon Hastalıkları, Genel Cerrahi Klinikleri olduğunu açıkladı. Ayrıca 2025 yılında 297 yabancı hastanın ameliyatının başarılı bir şekilde gerçekleştirildiğini ifade etti. "En iyi sağlık hizmetini vermek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz" Uluslararası Sağlık Turizmi Yetki Belgesi almaya hak kazanan hastaneler arasında yer aldıklarını vurgulayan Prof. Dr. Karakuş Yılmaz, "Dört farklı dili konuşabilen tercümanlarımızla yabancı hastalarımıza kaliteli, güvenilir ve anlaşılır sağlık hizmeti sunmaya devam ediyoruz" diye konuştu. Hastanenin Anamur, Akseki, Gündoğmuş ve Gazipaşa ilçelerini kapsayan geniş bir bölgeye hizmet verdiğini de belirten Prof. Dr. Karakuş Yılmaz, "420 yatak kapasiteli hastanemizde, günlük binin üzerinde Türk vatandaşı hastamıza da poliklinik hizmeti sunuyor, hem yerli hem de yabancı hastalarımıza en iyi sağlık hizmetini vermek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz" dedi.
Batman’da ameliyat edilen hastanın bel kemikleri çıkarılıp tekrar takıldı
23 Ocak 2026 Cuma - 12:32 Batman’da ameliyat edilen hastanın bel kemikleri çıkarılıp tekrar takıldı Doğuştan meningomyelosel hastalığıyla dünyaya gelen 11 yaşındaki Bünyamin Çiçek, omurilikte sinirlere baskı yapan kitle lezyonu nedeniyle felç riskiyle karşı karşıya kaldı. Bünyamin, Batman’da ilk defa yapılan ameliyat ile sağlığına kavuştu. Yüksek riskli ameliyat, beyin ve sinir cerrahisi uzmanı Op. Dr. Hüseyin Ömer Semiz tarafından başarıyla gerçekleştirildi. Ameliyatla ilgili bilgi veren Op. Dr. Semiz, "Bu tür vakalarda en küçük bir sinir hasarı bile kalıcı felce yol açabilir. Amacımız sadece mevcut sorunu çözmek değil, çocuğun geleceğini de korumaktı. Şükürler olsun ki hastamızda hiçbir nörolojik kayıp gelişmedi" dedi. Batman’da ilk kez uygulanan laminoplasti tekniğiyle omurgaya vida veya platin yerleştirilmeden operasyonun tamamlandığını belirten Op. Dr. Semiz, "Bu yöntemle omurganın doğal yapısını koruduk. Böylece çocuğumuzun ilerleyen yıllardaki büyüme ve gelişimi de güvence altına alınmış oldu’’ ifadelerini kullandı. Ameliyat sonrası konuşan aile ise "Çok zor bir süreçti. Felç olma ihtimali bizi çok korkutuyordu. Doktorumuza ve sağlık ekibine güvenimiz boşa çıkmadı. Oğlumuzun sağlığına kavuşması bizim için önemli’’ diyerek doktor ve ekibine teşekkür etti. Başarılı operasyonun ardından Bünyamin Çiçek’in genel durumunun iyi olduğu ve takiplerinin sürdüğü bildirildi. Kamu hastanesinde gerçekleştirilen bu ileri düzey cerrahi, benzer risk taşıyan çocuk hastalar için umut oldu.
Başkan Subaşı, "Her açıdan çağa ayak uydurmak istiyoruz"
23 Ocak 2026 Cuma - 12:12 Başkan Subaşı, "Her açıdan çağa ayak uydurmak istiyoruz" Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı yaptığı açıklamada, "Her açıdan çağa ayak uydurmak istiyoruz. Seçim döneminde söz vermiş olduğumuz bir hizmeti daha gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz’’ dedi. Başkan Subaşı, Bilecik Belediyesi tarafından Haziran 2025 tarihi itibariyle hizmete sunulan Bilkart Ulaşım Sistemi hakkında kamuoyunu bilgilendirici açıklamalarda bulundu. Bilecik Belediyesi Zabıta Müdürlüğü Ulaşım Hizmetleri Birimi’ni ziyaret eden Başkan Subaşı, ilgili birim çalışanlarından sistemin işleyişi hakkında bilgi aldı.Dolmuş hatları, güzergah bilgileri ve sistemdeki veriler hakkında bilgiler alan Başkan Subaşı, "Bilkart Sistemi ile şehir içi ulaşımda modern, güvenli ve temassız ödeme dönemini başlatarak, seçim sürecinde verdiğimiz sözlerden birini daha hayata geçirmenin mutluluğunu sizlerle paylaşıyoruz’’ dedi. "Her açıdan çağa ayak uydurmak istiyoruz’’ Açıklamasında "Her açıdan çağa ayak uydurmak istiyoruz" diyen Başkan Subaşı, "İlimizde daha önce halk dolmuşlarında akıllı ulaşım sistemi yoktu. Bu yüzden 65 yaş üstü vatandaşlarımız, engelli bireylerimiz ya da öğrencilerimiz zorluklar yaşıyordu. Bizler çağa ayak uydurmak istiyoruz. Artık sistem için oluşturulan kartlarla ulaşımda rahatlık ve kolaylığı yakalamamız gerekiyordu" ifadelerini kullandı. "Her araçta bulunan kameralarla güvenli ve sağlıklı ulaşım imkanı sağlıyoruz" Her araçta bulunan kameralarla güvenli ve sağlıklı ulaşımın elde edildiğini hatırlatan Başkan Subaşı, "Araçlarımızın nerede olduğu, ne zaman durağa geleceği, hızı ve benzeri birçok konuda vatandaşlarımız uygulama sayesinde bilgi sahibi olabiliyor. Aynı zamanda Ulaşım Hizmetleri Birimindeki arkadaşlarımız da her bir aracı takip edebiliyor. Sistem kapsamında şu ana kadar ilimizde 20 bini aşkın dört ayrı kalemde kartı vatandaşımızla buluşturduk. Bir Haziran’da başlayan sistem kapsamında yıl sonuna kadar 2 milyona yakın biniş gerçekleşmiş olduğunu arkadaşlarımızın verdiği bilgiyle öğrendik. Bu binişlerin yüzde 7.5’ini kapsayan yaklaşık 252 bin adet binişi ücretsiz olarak belediyemizin destekleriyle halkımızla buluşturduk" dedi. Başkan Subaşı, telefonlara yüklenebilen ‘Bilecik Ulaşım’ uygulamasıyla vatandaşlarımızın araçları takip, geliş ve geçiş zamanları gibi birçok konuyu yakından takip edebileceği bilgisini de verdi.
Aydın Atatürk Devlet Hastanesi’nde sağlık kadrosuna uyum eğitimi
23 Ocak 2026 Cuma - 11:47 Aydın Atatürk Devlet Hastanesi’nde sağlık kadrosuna uyum eğitimi Aydın Atatürk Devlet Hastanesi’nde göreve yeni başlayan sağlık personeline yönelik genel oryantasyon eğitimleri, hastane yönetiminin katılımıyla başarıyla tamamlandı. Hizmet içi eğitim faaliyetleri kapsamında düzenlenen programda, hastaneye yeni atanan hemşireler, sağlık teknikerleri ve diğer çalışan hizmetler sınıfı mensubu personelin kuruma uyum sürecini hızlandırmak ve kurum kültürünü benimsemelerini sağlamak amaçlandı. Eğitimlerde genel hastane tanıtımı ve eğitim faaliyetlerinin işleyişi başta olmak üzere; renkli kodlar, hasta güvenliği, iş sağlığı ve güvenliği, çalışan ve hasta hakları birimi işleyişi, enfeksiyon kontrol önlemleri, güvenli kan transfüzyonu uygulamaları ele alındı. Ayrıca afet durumları yönetimi, yangın söndürücülerin kullanımı ile temel ve ileri yaşam desteği konularında da bilgilendirmeler yapıldı. Aydın Atatürk Devlet Hastanesi’nden yapılan açıklamada "Hizmet içi eğitim faaliyetleri kapsamında hastanemize yeni atanan hemşire, sağlık teknikeri ve diğer çalışan hizmetler sınıfı mensubu tüm personellerimize uyum süreçlerini hızlandırmak ve kurum kültürünü yansıtmak amacıyla, hastane yönetimimizin katılımlarıyla genel hastane tanıtımı, eğitim faaliyetleri işleyişi, renkli kodlar, hasta güvenliği, iş sağlığı ve güvenliği konuları, çalışan ve hasta hakları birimi işleyişi, enfeksiyon kontrol önlemleri, güvenli kan transfüzyonu uygulamaları, afet durumları yönetimi ve yangın söndürücülerinin kullanımı, temel ve ileri yaşam desteği konularında bilgilendirmeler yapıldı. Yeni atanan personellerimizi tebrik eder, eğitmenlerimize katkılarından dolayı teşekkür ederiz" ifadeleri yer aldı.
Bursa’ya 17 yeni 112 acil ambulansı
23 Ocak 2026 Cuma - 11:10 Bursa’ya 17 yeni 112 acil ambulansı Bursa’da acil sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmak ve müdahale kapasitesini en üst seviyeye çıkarmak amacıyla Sağlık Bakanlığı tarafından tahsis edilen 17 yeni ambulans, Bursa İl Sağlık Müdürlüğü filosuna dâhil edildi. Şehrin sağlık altyapısını modernize etme hedefi doğrultusunda gerçekleştirilen bu teslimatla birlikte, acil durumlarda vatandaşlara sunulan hizmetin etkinliği bir üst seviyeye taşınmış oldu. Bursa 112 filosuna katılmaları için Ankara’dan Bursa’ya getirilen ambulanslar, İl Sağlık Müdürlüğü’nde gerçekleşen törenle hizmete girdi. Törene Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin, Acil Sağlık Hizmetleri Başkanı Doç. Dr. Hüseyin Aygün, İl Sağlık Müdürlüğü yöneticileri, Bursa 112 Başhekimliği yöneticileri ve sağlık çalışanları katıldı. Ambulans sayısı 158’e yükseldi Törende konuşan İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin, "Acil sağlık hizmetlerinin, ihtiyacı olan hastalara, 7 gün 24 saat kesintisiz bir şekilde ulaşmak, ilk müdahaleyi yapmak ve en uygun hastaneye nakletmek üzerine kurulu olduğunu belirtti. Bu sürecin insan gücü, araç ve ekipmanla yürütüldüğünü dile getiren Çetin, "Bu ihtiyaçları karşılamak amacıyla Bakanlığımızdan ilimize 17 adet ambulans gönderildi. İki tanesi 4X4 olmak üzere toplam 17 tam donanımlı ambulans ile filomuzu güçlendirdik ve ambulans sayımız 158’e çıktı." şeklinde konuştu. "Vakaya ulaşma süresinde başarılıyız" Bursa’da 100 noktada bulunan Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu ile il geneline acil sağlık hizmeti sunduklarını dile getiren Çetin, "Kentsel alanda vakaya erişme vaktimiz ortalama 7 dakikadır. Kırsal alanda ise 15 dakikadır. Bakanlık kriterlerine göre kentsel alanda vakaya erişme süresi 10 dakikanın altında olması gerekir. Kırsal alanlarda ise 30 dakikanın altında olması gerekir. Biz bunu çoktan başarmış durumdayız. Ekiplerimizle gurur duyuyoruz." dedi. "Çeşitlilik kaliteyi arttırıyor" İl Sağlık Müdürlüğü envanterinde bulunan obez ambulansı, 4 sedyeli ambulans, kar paletli ambulans ve yenidoğan ambulansı çeşitleriyle verilen hizmetin kalitesinin ve hızının arttığına dikkat çeken Çetin, "Bugün 1.466 personel ile verdiğimiz hizmetin kalitesini arttırmak için bize destek olan bakanlığımıza çok müteşekkiriz. Bakanlığımızın desteği ile Bursalı hemşerilerimize kaliteli hizmet vermek için çalışmaya devam edeceğiz." diye konuştu.
Kadınlarda tıraşsız saç ekimi mümkün: DHI tekniği öne çıkıyor
23 Ocak 2026 Cuma - 11:01 Kadınlarda tıraşsız saç ekimi mümkün: DHI tekniği öne çıkıyor Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş, son yıllarda gelişen DHI (Direct hair implantation) tekniği sayesinde kadınlarda hiç tıraş etmeden saç ekiminin mümkün hale geldiğini söyledi. Akbaş, Türkiye’nin saç ekimi alanında dünyada önemli bir merkez konumunda olduğunu vurguladı. Saç ekiminin Türkiye’de en sık yapılan estetik uygulamalardan biri haline geldiğini belirten Prof. Dr. Akbaş, dünyanın dört bir yanından hastaların Türk doktorları ve hastaneleri tercih ettiğini ifade etti. Kadınlardan en sık gelen sorunun "Saç ekimi kadınlarda olur mu" olduğunu dile getiren Akbaş, bu noktada DHI tekniğinin önemli bir avantaj sağladığını kaydetti. "Tıraşsız saç ekimi kadınlar için büyük kolaylık" Kadınlar için saçın kesilmesinin ciddi bir handikap olduğunu söyleyen Akbaş, "DHI tekniğinin gelişmesiyle saçlarını kestirmeden, ekime ihtiyaç duyan kadınlarda rahatlıkla saç ekimi yapabiliyoruz. Bu da kadınların sosyal hayatlarından kopmamalarını sağlıyor" dedi. Saç dökülmesi, şakak açılması ve saç seyrekliğinin kadınlarda ciddi bir özgüven kaybına yol açtığını belirten Akbaş, "Saçın arka kısmındaki donör alan yeterliyse, uygun kadın hastalarda saç ekimi sorunsuz şekilde yapılabiliyor. Tıraş olmadığı için hastalar işlemden kısa süre sonra günlük yaşamlarına dönebiliyor" ifadelerini kullandı. "Doğallık ön planda, iyileşme süresi kısa" DHI tekniğinin hızlı bir işlem olduğuna dikkat çeken Akbaş, "Bu yöntemde doğallık ön plandadır. Mevcut saçlara zarar verilmez, iyileşme süresi oldukça kısadır ve hastalar kısa sürede sosyal hayatlarına geri dönebilir" diye konuştu. "Türkiye saç ekiminde dünya markası" Saç ekimindeki teknolojik gelişmelere de değinen Prof. Dr. Akbaş, "35 yıl önce ilk saç ekimlerini yaptığımızda kadınlarda saç ekimi neredeyse hiç düşünülmüyordu. O dönemde genel anesteziyle, 8 saatte yalnızca 270 greft ekilebiliyordu. Bugün ise gelişen tekniklerle 3 bin ila 6 bin greft arasında saç transferi rahatlıkla yapılabiliyor. Türkiye bu alanda dünyanın en iyileri arasında. Saç ekimi denildiğinde dünyada ilk akla gelen ülkelerden biri Türkiye" dedi.
Kepez’den bir yılda 6 bin 577 kişiye ücretsiz kanser taraması
23 Ocak 2026 Cuma - 11:01 Kepez’den bir yılda 6 bin 577 kişiye ücretsiz kanser taraması Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi’nin mobil sağlık tırı, 2025 yılında mahalle mahalle, ilçe ilçe dolaşarak gerçekleştirdiği kanser taramalarıyla 6 bin 577 kişiye HPV, mamografi(MG) ve kolorektal(KL) tarama hizmeti ulaştırdı. Antalya Kepez Belediyesi , ‘Kanserde erken tanı hayat kurtarır’ anlayışıyla sosyal belediyecilik hizmetlerini sağlık alanında da vatandaşların ayağına taşıyor. Bu kapsamda Belediye Sağlık Merkezi’ne bağlı mobil sağlık tırı, 2025 yılı boyunca il genelinde yürütülen kanser taramalarıyla binlerce vatandaşa ulaştı. Sağlık merkezleri önü, mahalleler, ilçeler ve kamu kurumlarında gerçekleştirilen çalışmalar sayesinde HPV, mamografi ve kolorektal kanser taramalarında önemli başarı elde edildi. Kepez ilçe sınırları ve komşu ilçeleri kapsayan taramalara toplam 6 bin 577 kişi katıldı. Bin 953 kişiye HPV taraması, 2 bin 969 kişiye mamografi ve bin 655 kişiye kolorektal kanser taraması yapıldı. Farkındalık çalışmaları Yıl boyunca en fazla yapılan tarama mamografi oldu. Kadınlara yönelik farkındalık çalışmalarının etkisiyle mamografi taramaları toplam taramaların neredeyse yarısını oluşturdu. HPV taramaları özellikle merkez ilçeler ve kadın nüfusun yoğun olduğu bölgelerde öne çıkarken, kolorektal taramalar kırsal ilçelerde ve ileri yaş grubunda yüksek katılım gördü. Antalya’nın her ilçesine ulaştırılan mobil kanser taramalarına en çok katılım Elmalı ilçesinden oldu. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği taramaları Muratpaşa ve Korkuteli ilçeleri takip etti. Ayrıca Akseki, Gündoğmuş ve Kumluca gibi ilçelerde nüfusa oranla yüksek katılım dikkat çekti. Kanserle mücadelede farkındalığı artırmak Sosyal belediyecilik anlayışıyla hizmet çalışmalarını yürüttüklerini belirten Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, "Kanserde erken tanı hayat kurtarır. Mobil sağlık tırımızla 2025 yılı boyunca mahalle mahalle, ilçe ilçe dolaşarak HPV, mamografi ve kolorektal kanser taramaları yaptık. Toplamda 6 bin 577 vatandaşımız taramalara katılarak kendi sağlığı için önemli bir adım attı. Amacımız, her vatandaşımıza erken teşhis imkanını sunmak ve kanserle mücadelede farkındalığı artırmaktır" dedi.
’Hemen iyi olsun’ derken influenzaya karşı yenik düşmeyin
23 Ocak 2026 Cuma - 11:00 ’Hemen iyi olsun’ derken influenzaya karşı yenik düşmeyin Kış aylarında çocuklarda artan enfeksiyon hastalıklarına dikkat çeken uzmanlar özellikle grip, nezle ve beta enfeksiyonlarına karşı sarı seruma karşı uyarıda bulunurken, önleyici tedbirler ve tedavi yöntemleri hakkında tavsiyelerde bulunuyor. Kış aylarında özellikle çocuklarda artan enfeksiyon hastalıklarıyla çocuk acil servisleri ve polikliniklere en sık başvuru nedenlerinden oluyor. Aileler, ise önlem amaçlı antibiyotik ve sarı seruma yöneldiğini anlatan Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özge Metin Akcan, çocukların ilk olarak el temizliğine dikkat etmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Aslında, eve gelince ellerinin yıkanması gerekiyor ama çocuklarımıza bu alışkanlığı okulda da vermemiz gerekiyor. Sık sık ellerini yıkanmalarını, yine açık havaya gitmelerini, hasta olan arkadaşı varsa birazcık daha dikkat etmelerini, hasta bir çocuk varsa evde yine eğitim verip, mesela hapşırıyorsa ellerine değil de kollarını kullanarak hapşırmasını ve mümkünse de hasta çocukların bir müddet izole edilmesini öneriyoruz" dedi. "Bir aşımız varken de her sene bunun yapılmasını öneriyoruz" İnfluenza ağır seyredebilen, komplikasyonları yüksek olan bir virüs olduğuna dikkat çeken Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Şimdi poliklinik ve başvurumuz arttı ateşi var, nezle, grip gibi şikayetlerle. Bu ne oluyor, çocuk bir ortamda hasta olduğu zaman, arkadaşını ikisini etkiliyor, ikisi dördüne etkiliyor. Bu sefer tekrardan toplamaya başladığı zaman, diğer çocuktan aynı çocuğa enfeksiyon tekrardan geliyor. Ve aile diyor ki, ’çocukluğumuz bir türlü iyileşmiyor’ aslında bir türlü iyileşmiyor değil, bir çok virüs var, farklı farklı virüsle enfekte oluyor. Bu aşamada da elimizde ilaçlarımız, enfeksiyonlar konusuna sınırlı. Sadece şu anda gündemde olduğu için, influenza gibi bir enfeksiyonu korumak için her sene yapılan rutin aşımız var. Bunu da eylül sonu, ekim gibi yapılmasını öneriyoruz. Çünkü influenza gerçekten ağır seyredebilen, komplikasyonları yüksek olan bir virüs. Sadece tabii el yıkamaya gelen önlemleri almak önemli, ama bu aşamada korunabileceğimiz bir aşımız varken de her sene bunun yapılmasını öneriyoruz" şeklinde konuştu. "Çok ciddi alerjik reaksiyonları var" Sarı serumun zararlarına değinen Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Sarı serum, kesinlikle çocuklarda önermiyoruz. Ayrıca, çok ciddi alerjik reaksiyonları var. Bunları çocuklara, hatta kişiye de yapılmasını önermiyoruz. Bunlar çok geçici çözümler. Çocuğun istirahati, dinlenmesi, uykusunu alması, bunlar aslında daha önemli. Halk arasında ya da bizim dediğimiz şu vardır: ’Bir viral enfeksiyon iyileşirse, iyileşmesi 1 hafta sürer’ siz bir şey verseniz de, yani sonuç yine aynı olur. Antibiyotikler ne yapıyor, herkes diyor, ’bir antibiyotik vereyim, rahatlatayım, iyileşsin’ gözüyle bakıyor. Antibiyotikler aslında vücudumuzdaki bakteri öldürürken, iyi huylu bakteri de öldürüyor. Bu yüzden de bizim iç çevremizi bozuyor ve aslında bundan sonraki aşamada antibiyotik ihtiyacımız olduğunda, daha dirençli mikroplarla karşılaşabiliyoruz. O yüzden de gereksiz antibiyotik kullanmak, kesinlikle vücuda zarar" şeklinde konuştu. Antibiyotik kullanımının zamanında yapılmasına değinen Akcan, "Kış aylarında da artan BETA enfeksiyonlarını görüyoruz ve enfeksiyonların kesinlikle antibiyotik tedavi edilmesi gerekiyor. Bunun için de kişi hastalandığı zaman, bir boğaz kültürü gibi bir tetkiki almamız gerekiyor. Çünkü tedavi edilmezse, kalbi bulup, akut romatizma ateşlediğimiz kap romatizmasına neden olabiliyor. Bunun dışında enfeksiyonlar bir şekli başlayıp, arkasından kulak enfeksiyonu dönüyor. Bu durumlarda da antibiyotik kullanmamız gerekiyor" diye konuştu.
‘Hemen iyi olsun’ derken influenzaya karşı yenik düşmeyin
23 Ocak 2026 Cuma - 10:57 ‘Hemen iyi olsun’ derken influenzaya karşı yenik düşmeyin Kış aylarında çocuklarda artan enfeksiyon hastalıklarına dikkat çeken uzmanlar özellikle grip, nezle ve beta enfeksiyonlarına karşı sarı seruma karşı uyarıda bulunurken, önleyici tedbirler ve tedavi yöntemleri hakkında tavsiyelerde bulunuyor. Kış aylarında özellikle çocuklarda artan enfeksiyon hastalıklarıyla çocuk acil servisleri ve polikliniklere en sık başvuru nedenlerinden oluyor. Aileler, ise önlem amaçlı antibiyotik ve sarı seruma yöneldiğini anlatan Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özge Metin Akcan, çocukların ilk olarak el temizliğine dikkat etmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Aslında, eve gelince ellerinin yıkanması gerekiyor; ama çocuklarımıza bu alışkanlığı okulda da vermemiz gerekiyor. Sık sık ellerini yıkanmalarını, yine açık havaya gitmelerini, hasta olan arkadaşı varsa birazcık daha dikkat etmelerini, hasta bir çocuk varsa evde yine eğitim verip, mesela hapşırıyorsa ellerine değil de kollarını kullanarak hapşırmasını ve mümkünse de hasta çocukların bir müddet izole edilmesini öneriyoruz" dedi. "Bir aşımız varken de her sene bunun yapılmasını öneriyoruz" İnfluenza ağır seyredebilen, komplikasyonları yüksek olan bir virüs olduğuna dikkat çeken Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Şimdi poliklinik ve başvurumuz arttı ateşi var, nezle, grip gibi şikayetlerle. Bu ne oluyor, çocuk bir ortamda hasta olduğu zaman, arkadaşını ikisini etkiliyor, ikisi dördüne etkiliyor. Bu sefer tekrardan toplamaya başladığı zaman, diğer çocuktan aynı çocuğa enfeksiyon tekrardan geliyor. Ve aile diyor ki, ‘çocukluğumuz bir türlü iyileşmiyor’ aslında bir türlü iyileşmiyor değil, bir çok virüs var, farklı farklı virüsle enfekte oluyor. Bu aşamada da elimizde ilaçlarımız, enfeksiyonlar konusuna sınırlı. Sadece şu anda gündemde olduğu için, influenza gibi bir enfeksiyonu korumak için her sene yapılan rutin aşımız var. Bunu da Eylül’ün sonu, Ekim gibi yapılmasını öneriyoruz. Çünkü influenza gerçekten ağır seyredebilen, komplikasyonları yüksek olan bir virüs. Sadece tabii el yıkamaya gelen önlemleri almak önemli, ama bu aşamada korunabileceğimiz bir aşımız varken de her sene bunun yapılmasını öneriyoruz" şeklinde konuştu. "Çok ciddi alerjik reaksiyonları var" Sarı serumun zararlarına değinen Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Sarı serum, kesinlikle çocuklarda önermiyoruz. Ayrıca, çok ciddi alerjik reaksiyonları var. Bunları çocuklara, hatta kişiye de yapılmasını önermiyoruz. Bunlar çok geçici çözümler. Çocuğun istirahati, dinlenmesi, uykusunu alması, bunlar aslında daha önemli. Halk arasında ya da bizim dediğimiz şu vardır: ‘Bir viral enfeksiyon iyileşirse, iyileşmesi 1 hafta sürer’ siz bir şey verseniz de, yani sonuç yine aynı olur. Antibiyotikler ne yapıyor, herkes diyor, ‘bir antibiyotik vereyim, rahatlatayım, iyileşsin’ gözüyle bakıyor. Antibiyotikler aslında vücudumuzdaki bakteri öldürürken, iyi huylu bakteri de öldürüyor. Bu yüzden de bizim iç çevremizi bozuyor ve aslında bundan sonraki aşamada antibiyotik ihtiyacımız olduğunda, daha dirençli mikroplarla karşılaşabiliyoruz. O yüzden de gereksiz antibiyotik kullanmak, kesinlikle vücuda zarar" şeklinde konuştu. Antibiyotik kullanımının zamanında yapılmasına değinen Akcan, "Kış aylarında da artan BETA enfeksiyonlarını görüyoruz ve enfeksiyonların kesinlikle antibiyotik tedavi edilmesi gerekiyor. Bunun için de kişi hastalandığı zaman, bir boğaz kültürü gibi bir tetkiki almamız gerekiyor. Çünkü tedavi edilmezse, kalbi bulup, akut romatizma ateşlediğimiz kap romatizmasına neden olabiliyor. Bunun dışında enfeksiyonlar bir şekli başlayıp, arkasından kulak enfeksiyonu dönüyor. Bu durumlarda da antibiyotik kullanmamız gerekiyor" diye konuştu. (İY-