KÜLTÜR SANAT - 21 Nisan 2026 Salı 11:01

Rize’nin en küçük kültür mirasçısı

A
A
A
Rize’nin en küçük kültür mirasçısı

Rize kültürünün bir zamanlar vazgeçilmezi olan ancak sonradan unutulmaya yüz tutan armonik kültürü 8 yaşındaki Kuzey Yılmaz ile yeni nesillere aktarılmaya hazırlanıyor.


Karadeniz müziğinin önemli geleneklerinden horon, geçmişte armonik ile çalınır ve insanlar armonik ezgileriyle horon oynardı. Teknolojinin gelişmesi ve çalan müzisyenlerinin yaşının ilerlemesiyle bir armonikler de rafa kalkmaya başladı. Şimdilerde ise geriye hızlı bir dönüş başladı ve raflarda tozlanan armonikler yeniden çıkmaya başladı. Öyle ki 7’den 77’ye herkesin özlediği armonik ezgileri artık düğünlerde orglarla değil armoniklerle çalınmaya başladı.


Rize merkeze bağlı Taşlık köyünde yaşayan 8 yaşındaki Kuzey Yılmaz da, iyi bir piyanist olan amcası 39 yaşındaki Zelkif Yılmaz’ın armonik çalışını önce dinledi, sonra izledi ve şimdi çalmaya başladı. Videolardan yola çıkarak heveslendiğini dile getiren minik müzisyen şimdi ise iyi bir armonik ustası oldu ve dinleyenleri kendisine hayran bırakmaya başladı.


Geçmişte Rize düğünlerinde saatlerce armonik çalındığını ancak bir dönem unutulduğunu dile getiren Zelkif Yılmaz, "Rize’de hangi düğüne hangi eğlenceye giderseniz armonik duyarsınız. Eskiden daha fazlaydı. Biz de büyüklerden duyduğumuz kadar çalarak bugüne taşımaya çalıştık. Bu zamanlara getirdik. Ben armonik çalmayı kendim öğrendim. Duyduklarımı kulağıma kazıyarak öğrendim. Bir tane armonik aldım ve işi tuşlara döktüm. Zaten piyanistim. Ben de düşündüm, ’Geçmişten gelen armonik kültürünü günümüze nasıl taşırız?’ dedim. Şimdi de yeğenim, daha küçük yaştaki çocuklar aşık oldu buna" dedi.



"Geçmişten gelen böyle bir kültürü geleceğe taşımak beni çok mutlu etti"


Şehrine ait geçmişten gelen bir kültürü geleceğe taşımanın kendisini mutlu ettiğini sözlerine ekleyen Yılmaz, "Belli yaş aralığındaki büyüklerimiz artık bunu çalmamaya başladılar. Öyle olunca da bir süre unutuldu. Biz bunu yeniden canlandırdık işte. İnanıyorum ki bizden sonraki nesiller bu kültürü en güzel şekilde devam ettirecekler. Geçmişten gelen böyle bir kültürü geleceğe taşımak beni çok mutlu etti. Zaten armonik aşığı bir insanım ve şimdi görüyorum ki epey bir yol kat etmişiz" ifadelerini kullandı.



"Her geçen gün üzerine kattı"


8 yaşındaki yeğeni Kuzey’in de kendisinden etkilenerek armonik merakının başladığını ve bu durumunda kendisini fazlasıyla mutlu ettiğini kaydeden Yılmaz, "Yeğenim Kuzey de beni dinleyerek hoşuna gitti. Müzik kulağı zaten vardı. Bir tane armonik de ona aldık. 2 günde duyduklarını çıkarmaya başladı. Biz de o ışığı görünce bir şeyler daha öğrettik. Her geçen gün üzerine kattı. Ama her zaman kendi müzik kulağında ilham aldı" şeklinde konuştu.



"Öğret bile diyen var"


Amcasından görerek çalmaya başladığı ve kendisinden gören arkadaşlarının da bu kültür için heveslendiğini dile getiren minik müzisyen Kuzey Yılmaz, "Amcamın videolarını gördüm ve heveslendim. Sonra bana da aldılar. Amcamın videolarını izleye izleye çıkarmaya çalıştım. Önce bir şarkıyı çıkardım sonrasında bir tane daha ve böyle oldu. Okula ilk armonik getirdiğimde sordular ne olduğunu ve ben de anlattım. Çalmaya başlayınca ilk önce tebrik ettiler sonra onlarda oynamaya başladılar. Bir tane arkadaşım da benden görünce armonik aldı ve şimdi o da çalmaya çalışıyor. Öğret bile diyen var. Çok güzel hissettim" dedi.



Rize’nin en küçük kültür mirasçısı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Gökyüzünden turizme: Astronomi herkes için bir keşif alanı Evrenin sonsuz derinliği, insanlığın en eski merak alanlarından biri olmayı sürdürüyor. Gökyüzüne yönelen bu ilgi, bilimsel keşiflerin yanı sıra eğitimden turizme kadar pek çok alanda yeni kapılar aralıyor. Bu kapsamda her yıl 21 Nisan’da kutlanan Dünya Astronomi Günü, uzayı daha geniş kitlelere tanıtmayı ve farkındalık oluşturmayı amaçlıyor. Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Barış Seyhan da bu özel gün kapsamında astronominin toplumsal, akademik ve sektörel yansımalarını kapsamlı bir şekilde değerlendirdi. "Astronomi, uzaya olan ilgiyi topluma yayma amacını taşıyor" Dünya Astronomi Günü’nün ortaya çıkışına değinen Dr. Öğr. Üyesi Seyhan, bugünün temel amacının gökyüzünü ve uzay gözlemciliğini geniş kitlelere sevdirmek olduğunu belirtti. 1970’li yıllardan itibaren kutlanmaya başlanan bu özel günün, özellikle uzay yarışının etkisiyle önem kazandığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Barış Seyhan, "1969’da Ay’a yapılan ilk insanlı iniş, insanlığın uzaya bakışını kökten değiştirdi. Sonrasında bu ilgiyi canlı tutmak ve topluma yaymak adına çeşitli programlar ve farkındalık günleri oluşturuldu." dedi. Bu sürecin yalnızca bilimsel bir gelişme olmadığını, aynı zamanda toplumsal bir dönüşüm oluşturduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Seyhan, astronominin popülerleşmesinin uzay çalışmalarına olan ilgiyi de artırdığını dile getirdi. "Geleceği anlamak için uzaya bakmalıyız" Astronomi biliminin toplumda daha fazla yer bulması gerektiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Seyhan, bu alanın yalnızca bilimsel değil, aynı zamanda stratejik bir öneme sahip olduğunu ifade etti. "Nasıl ki arkeoloji geçmişi anlamamıza yardımcı oluyorsa, astronomi de geleceği anlamamızı sağlar." diyen Dr. Öğr. Üyesi Seyhan, bu bilimin eğitim sisteminin her kademesine entegre edilmesi gerektiğini vurguladı. Uzay alanındaki gelişmelerin artık farklı disiplinleri doğrudan etkilediğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Seyhan; uzay turizmi, uzay hukuku ve savunma alanındaki yapılanmalar gibi birçok yeni çalışma alanının ortaya çıktığını ifade etti. Bu durumun tüm meslek gruplarını geleceğe hazırlanmaya zorladığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Barış Seyhan, toplumsal farkındalığın bu dönüşümün temelini oluşturduğunu söyledi. "Astronomi turizmi, deneyim odaklı bir alan" Astronomi ile turizm arasındaki güçlü ilişkiye dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Barış Seyhan, astroturizmin deneyim temelli bir turizm türü olduğunu ifade etti. Gökyüzü gözlemciliği, astrofotoğrafçılık ve kuzey ışıkları gibi doğa ve uzay temelli deneyimlerin insanları seyahate yönlendirdiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Seyhan, bu faaliyetlerin genellikle ışık kirliliğinden uzak alanlarda gerçekleştirildiğini söyledi. "Astronomiyle ilgilenen bireyler aslında aynı zamanda turisttir." diyen Dr. Öğr. Üyesi Barış Seyhan, bu kapsamda doğa içinde konumlanan konaklama tesislerinin, cam tavanlı yapılar ve özel gözlem alanlarıyla bu deneyimi desteklediğini ifade etti. Astronomi turizminin yalnızca gökyüzüyle sınırlı olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Seyhan, meteor kalıntılarına yapılan dalışlardan, yer çekimsiz ortamı simüle eden deneyimlere kadar geniş bir yelpazeye yayıldığını söyledi. Özellikle parabolik uçuşlarla kısa süreli yer çekimsiz ortam deneyimlerinin, uzay turizminin yeryüzündeki yansımaları arasında yer aldığını vurguladı. "Uzay turizmi dersi öğrencilerin bakış açısını değiştiriyor" Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi’nde yürütülen uzay turizmi dersinin öğrenciler üzerindeki etkisine değinen Dr. Öğr. Üyesi Barış Seyhan, bu dersin sosyal bilimler öğrencileri için yeni bir perspektif sunduğunu belirtti. Daha önce uzay ve mühendislik konularına uzak duran öğrencilerin, bu ders sayesinde konuya daha yakın hissettiklerini ifade etti. Dr. Öğr. Üyesi Seyhan, öğrencilerin ders kapsamında içerik üretmeleri, araştırmalar yapmaları ve kendi disiplinleriyle uzay konularını ilişkilendirmelerinin öğrenme sürecini güçlendirdiğini belirterek, bu yaklaşımın öğrencilerin hem motivasyonunu hem de yenilikçiliğini artırdığını söyledi. "Deneyimleyerek öğrenme ilgiyi artırıyor" Ders kapsamında uygulamalı öğrenme yöntemlerine de yer verildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Seyhan, öğrencilerin uzayı deneyimleyerek öğrenmelerinin büyük bir fark oluşturduğunu ifade etti. Bu kapsamda gerçekleştirilen teknik geziler ve gözlem etkinliklerinin, teorik bilgiyi somut deneyimlerle desteklediğini söyledi. Öğrencilerin kendi içeriklerini üretmeye teşvik edildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Seyhan, bu süreçte dijital araçlar ve yeni teknolojilerin etkin bir şekilde kullanıldığını, bunun da öğrencilerin üretkenliğini artırdığını vurguladı. "Farkındalık etkinlikleri daha kapsayıcı olmalı" Öğrencilerin Dünya Astronomi Günü gibi özel günlere yönelik farkındalığının sınırlı olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Seyhan, bu durumun daha geniş katılımlı etkinliklerle aşılabileceğini belirtti. Kampüs genelinde düzenlenecek etkinliklerin yalnızca belirli bölümlerle sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Barış Seyhan, daha kapsayıcı organizasyonların önemine dikkat çekti. "Üniversiteler bu alanda öncü rol üstlenmeli" Türkiye’de astroturizm ve uzay turizminin gelişimi için üniversitelerin lokomotif rol üstlenmesi gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Seyhan, bu sürecin çok paydaşlı bir iş birliği gerektirdiğini ifade etti. Üniversitelerin yanı sıra yerel yönetimler, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının birlikte hareket etmesinin önemine değindi. Özellikle çocuklar ve gençlerin bu alana yönlendirilmesinin gelecekteki uzay çalışmalarının temelini oluşturacağını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Barış Seyhan, "Bir neslin hayali, diğer neslin teknolojisidir." sözleriyle açıklamalarını tamamladı.
İstanbul Yeni nesil bilgisayarlar, hızlı işlem gücüyle zaman kazandırıyor Teknolojik kullanım ömrünü tamamlayan cihazların performans kaybı, kurumsal ve bireysel verimlilikte doğrudan bir düşüşü de beraberinde getiriyor. Yeni nesil bilgisayarlar ise daha hızlı işlem gücü, gelişmiş donanım ve kesintisiz kullanım deneyimiyle günlük işlerden profesyonel süreçlere kadar her alanda verimliliği artırıyor. Bahar ayları, kullanıcı alışkanlıklarında yenilenmenin hız kazandığı dönemler arasında yer alıyor. Teknolojik kullanım ömrünü tamamlayan bilgisayarlar ise performans kaybı nedeniyle hem bireysel hem kurumsal verimliliği doğrudan etkiliyor. Yeni nesil cihazlar, gelişmiş donanım ve hız avantajıyla bu kaybı ortadan kaldırarak kullanıcı deneyimini yeniden şekillendiriyor. Yeni nesil bilgisayarlar hız ve akıcılığı yeniden tanımlıyor Uzun süre kullanılan bilgisayarlar; donanımsal eskime, dolu depolama alanı ve güncel yazılımlarla uyumsuzluk nedeniyle performans kaybı yaşayabiliyor. Açılış sürelerinin uzaması ve uygulama gecikmeleri, zaman kaybına dönüşüyor. Yeni nesil bilgisayarlar ise; güçlü işlemci, yüksek RAM kapasitesi ve hızlı depolama çözümleriyle çoklu görevlerde kesintisiz performans sunuyor. Bu sayede kullanıcılar daha kısa sürede daha fazla iş tamamlayabiliyor. Eski ve yeni cihaz arasındaki fark belirginleşiyor Eski bilgisayarlar temel ihtiyaçları karşılamakta zorlanırken, yeni nesil cihazlar kullanıcı beklentilerini aşan bir performans sunuyor. Uzaktan çalışma, online eğitim ve içerik üretiminin yaygınlaşmasıyla birlikte güçlü donanıma olan ihtiyaç artıyor. Bu noktada cihaz seçimi, yalnızca konfor değil aynı zamanda verimlilik ve zaman yönetimi açısından kritik hale geliyor. Excalibur ile yüksek performanslı deneyim Excalibur, yüksek performansı ince ve taşınabilir formda sunarak kullanıcıların hız ve verimlilik beklentilerine yanıt veriyor. Yeni nesil işlemci ve ekran kartı kombinasyonu, yoğun iş yüklerinde akıcı bir deneyim sağlarken; gelişmiş soğutma sistemi ve hızlı depolama çözümleri kesintisiz kullanım imkânı sunuyor.