KÜLTÜR SANAT - 30 Nisan 2026 Perşembe 09:23

Rize kültürü seramikte hayat buluyor

A
A
A
Rize kültürü seramikte hayat buluyor

Rize’nin Çayeli ilçesinde kurulan seramik atölyesinde çamur sanata dönüşüyor. Seramik ve cam sanatçısı Demet Keskin öncülüğünde yöre kültürüne özgü semboller seramiğe işlenerek, yerelden evrensele uzanan bir başarıya dönüşüyor.


Geleneksel el sanatlarını modern dokunuşlarla buluşturan Demet Keskin, Rize’nin Çayeli ilçesinde kurduğu Mühredem Sanat Atölyesi’nde çamuru sanata dönüştürüyor. Karadeniz’in zengin kültürel mirasını seramikle harmanlayan bu üretim süreci, sadece estetik bir değer üretmekle kalmıyor, aynı zamanda kadın emeğini güçlendiren, yerel değerleri yaşatan ve bölgeden dünyaya uzanan güçlü bir hikaye ortaya koyuyor. Geleneksel değerleri modern tasarımla harmanlayan Keskin, seramiği bölgeye sevdirmekle kalmadı, aynı zamanda kadınların üretime katıldığı güçlü bir dayanışma alanı oluşturdu. Atölyenin en dikkat çeken yönlerinden biri, Karadeniz kültürünü doğrudan ürünlere yansıtması oldu. Horon, tulum, keşan gibi simgelerin yanı sıra çay çiçeği, komar ve lahana çiçeği gibi birçok yerel unsur tasarımlarda kendine yer buldu.




Küçük bir hayalden büyük bir atölyeye


Çayeli Halk Eğitim Merkezi’nde cam ve seramik teknolojileri üzerine eğitim veren Demet Keskin, yaklaşık beş yıl önce kendi atölyesini kurdu. Başlangıçta yalnızca kendi tasarımlarını üretmek isteyen Keskin, gördüğü ilgiyle birlikte bu işi büyüttü. Atölyeyi kurma sürecini anlatan Keskin, "Aslında bu işe başlarken büyük bir planım yoktu. Sadece kendi tasarımlarımı yapmak istiyordum. Ama yaptığımız işler bölgede çok ilgi gördü. Çünkü burada daha önce yapılmayan bir şey yaptık. Çayeli’nde bu alanda ilkiz" diye konuştu.


Yöreye özgü sembolleri işlerken hikayeleri de araştırdığını söyleyen Keskin, "Bu coğrafya çok zengin bir kültüre sahip. Müziğiyle, horonuyla, çayıyla, yayla çiçekleriyle hepsi bize ilham verdi. İnsanlarla birebir iletişim kurdum, sözlerini not aldım, bir arşiv oluşturdum. Sonra bunları seramikle buluşturduk" şeklinde konuştu.



"Ben değil, biz başardık"


Atölyenin başarısında ekip ruhunun önemli olduğunu vurgulayan Keskin, "Bu işi hiçbir zaman tek başıma yapmadım. Çok güçlü bir ekibim var. Ben her zaman ‘ben’ değil ‘biz’ diyorum. Bu atölyede herkesin emeği var. Hatta maddi karşılık beklemeden destek olanlar oldu. Bu dayanışma sayesinde bu noktaya geldik" şeklinde konuştu.



Hedef e-ticaret ve dünya pazarı


Atölyenin bir sonraki hedefinin e-ticaret olduğunu belirten Keskin, önce Türkiye genelinde, ardından yurt dışında satış yapmayı planladıklarını dile getirdi. Keskin, "Karadeniz kültürünün dünyada ilgi göreceğine inanıyorum. Bu emeği daha geniş kitlelere ulaştırmak istiyoruz" diye konuştu.



Kadınlar için bir umut kapısı


Keskin’in en önemli hedeflerinden biri de kadınların üretime katılımını artırmak. Atölyede birçok kadının meslek öğrenerek kendi yolunu çizdiğini belirten Keskin, bu sürecin kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti. Keskin, "Aynı zamanda bu atölye ile kadınlara dokunmak istiyorum. Kadınların kendi ayakları üzerinde durması benim için çok önemli" dedi.


Atölyede üretilen seramik ürünler sadece görsel tasarımlarla değil, üzerlerine işlenen yerel sözlerle de dikkat çekiyor. Bölgeye ait duyguları, aşkı, özlemi ve hatıraları yansıtan bu ifadeler, bardak ve fincanlara birer hikaye kazandırıyor.



Rize kültürü seramikte hayat buluyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Rektör Özölçer, Teoman Duralı’nın Çocukluk Evinde İncelemelerde Bulundu Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Türk düşünce dünyasının isimlerinden Prof. Dr. Teoman Duralı’nın çocukluk yıllarını geçirdiği evi ziyaret etti. Ziyaret, Cumhurbaşkanlığı kararıyla üniversiteye tahsis edilen ve "Teoman Duralı Felsefe-Bilim Evi ve Müze Projesi" kapsamında hayata geçirilmesi planlanan çalışmalar çerçevesinde gerçekleştirildi. Zonguldak’ın Kilimli ilçesi Kuzyaka Mahallesi’nde bulunan ve Duralı’nın hatırasını barındıran evde incelemelerde bulunan Rektör Özölçer, projenin uygulanma sürecine ilişkin yerinde değerlendirmelerde bulundu. Rektör Prof. Dr. Özölçer’e, Çatalağzı Belediye Başkanı Yavuz Palabaş da eşlik etti. Ziyarette, söz konusu yapının yalnızca fiziksel bir dönüşüm değil; aynı zamanda ilim, düşünce ve kültür hayatına yön verecek bir merkez hâline getirilmesi hedefi bir kez daha vurgulandı. Teoman Duralı’nın doğup büyüdüğü evin, onun düşünce dünyasını yansıtan yaşayan bir merkeze dönüştürülmesi amacıyla yürütülen çalışmaların, Zonguldak’ın kültürel ve entelektüel kimliğine önemli katkılar sunması bekleniyor. Proje kapsamında evin; hafıza mekânı, dijital arşiv alanları ve bilimsel etkinliklerin gerçekleştirileceği çok yönlü bir yapıya kavuşturulması planlanıyor. Teoman Duralı Felsefe-Bilim Evi ve Müze Projesi’nin hayata geçirilmesiyle birlikte Çatalağzı, Kilimli ve tüm Zonguldak için önemli bir gelişim sürecinin başlayacağı ve projenin bölgenin kültürel ve entelektüel hayatına güçlü katkılar sunacağı vurguladı. Rektör Özölçer: "Bu kıymetli mirası aslına uygun şekilde yaşatacağız" Ziyarete ilişkin değerlendirmelerde bulunan Rektör Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Prof. Dr. Teoman Duralı’nın yalnızca akademik bir şahsiyet değil, aynı zamanda bir düşünce ekolü olduğuna dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle üniversitemize tahsis edilen bu kıymetli mekânda incelemelerde bulunmak üzere bugün buradayız. Merhum hocamız Prof. Dr. Ş. Teoman Duralı’nın çocukluk yıllarını geçirdiği bu ev, yalnızca bir hatıranın değil; aynı zamanda derin bir düşünce mirasının taşıyıcısıdır. Üniversite olarak hedefimiz, bu kıymetli emaneti aslına uygun şekilde koruyarak, hocamızın fikir dünyasını gelecek nesillere aktaracak yaşayan bir ilim ve düşünce merkezine dönüştürmektir." Özölçer, yürütülen çalışmaların sadece bir restorasyon süreci olmadığını, aynı zamanda Türkiye’nin düşünce hayatına kalıcı katkılar sunacak bir vizyonun parçası olduğunu ifade etti. Zonguldak’ın Kültürel Hafızasına Değer Katacak Gerçekleştirilen ziyaretin, projenin sahadaki ilerleyişine ivme kazandırması beklenirken; Teoman Duralı Felsefe-Bilim Evi ve Müze Projesi’nin tamamlanmasıyla birlikte Zonguldak’ın, bilim ve felsefe alanında da ön plana çıkan bir şehir kimliği kazanması hedefleniyor. Bu yönüyle proje, yalnızca bir vefa örneği değil; aynı zamanda geçmişten geleceğe uzanan güçlü bir kültürel köprü olma niteliği taşıyor.
Kırşehir Yaz mevsimi öncesi diyet uyarısı: Yanlış yöntemler sağlığı tehdit ediyor KIRŞEHİR (İHA) – Kırşehir’de Beslenme ve Diyet Uzmanı Batuhan Dokumacı; yaz mevsimi öncesinde hızlı kilo vermek isteyen vatandaşlara yönelik uyarılarda bulundu. Dokumacı; doktor ve uzman kontrolü olmadan zayıflamanın sağlığı tehdit edebileceğini söyledi. Yaz mevsiminin yaklaşılmasıyla birlikte hızlı kilo verme çabasının arttığını belirten Dokumacı; "Yaz mevsimine girişte hızlı kilo kaybetmek için doğru bilinen yanlışlar uygulanabiliyor. Bu listenin başında yetersiz protein alımı geliyor. Kalori alımını kesmek uğruna çok kısıtlı diyetler uygulanıyor" dedi. Aktarlarda satılan bitki çayları ve ürünlerin her metabolizmaya uygun olmadığını ifade eden Dokumacı, bu tür ürünlerin bilinçsiz kullanımının sağlık sorunlarına yol açabileceğini kaydetti. Sağlıklı kilo vermenin temelinin dengeli beslenmeden geçtiğini vurgulayan Dokumacı, "Doğru zayıflamak için yapılacak en önemli şey yeterli protein alımıdır. Aynı zamanda karbonhidrat alımlarına dikkat etmek, su tüketimini artırmak ve hareketli bir yaşam tarzı benimsemek gerekmektedir" diye konuştu. Zayıflama sürecinin mutlaka uzman kontrolünde yürütülmesi gerektiğini aktaran Dokumacı; "Bizim için önemli olan diyet uzmanı ve doktor kontrolü, düzenli kan sonuçlarının takip edilmesidir. Hızlı kilo kayıpları normal değildir. Hızlı verilen kilolar, aynı şekilde hızlı bir şekilde geri alınır" ifadelerini kullandı.
İstanbul Sıcaklar keneyi erken uyandırdı: "Belirtilerin ortaya çıkmasını beklemeyin" Mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıkları, doğadaki kene popülasyonunun beklenenden erken hareketlenmesine neden oldu. Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel, özellikle piknik alanları, tarım arazileri ve hayvancılık bölgelerinde artan riske karşı vatandaşları uyararak; kene tehlikesine karşı alınması gereken önlemleri anlattı. İstanbul Arel Üniversitesi Tıbbi Mikrobiyoloji Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel, mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklar nedeniyle kene popülasyonunun erken uyanmaya başladığını belirterek Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) riskine karşı hayati uyarılarda bulundu. Mevsim geçişiyle birlikte kene vakalarındaki artış, özellikle İç Anadolu’nun kuzeyi, Orta ve Doğu Karadeniz ile Doğu Anadolu bölgelerinde "hiperendemik" seviyede seyrediyor. Uzmanlar, doğa aktivitelerinde fiziksel korunmanın ve doğru müdahalenin önemine dikkat çekiyor. Türkiye’de en tehlikeli tür Hyalomma Türkiye genelinde kene kaynaklı hastalıkların ana taşıyıcısının Hyalomma cinsi keneler olduğunu anlatan Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel, "Özellikle Hyalomma marginatum, ülkemizde ölümcül seyredebilen KKKA virüsünün en yaygın ve etkili vektörü olarak bilinmektedir. Bunun yanı sıra Dermacentor ve Rhipicephalus gibi türler de bölgesel olarak farklı patojenleri taşıma riski barındırmaktadır" dedi. Aylin Güzel Dağ açıklamasına şöyle devam etti: "Ülkemizde ilk kez 2002 yılında Tokat, Sivas ve Çorum çevresinde dikkat çeken KKKA, günümüzde İç Anadolu ve Karadeniz’in kesiştiği yaklaşık 30 ili kapsayan coğrafi alanda yoğun olarak görülmektedir. Hastalık, virüsü taşıyan kenelerin yaşam alanlarıyla doğrudan bağlantılıdır." Bu belirtilerle ortaya çıkıyor Kene tutunmasını takiben kuluçka süresi genellikle 1 ile 3 gün arasındadır; ancak bu süre 9 güne kadar uzayabilir. Eğer virüs enfekte kan veya doku temasıyla bulaşmışsa, kuluçka süresi 13 günü bulabilmektedir. Dağ, ani başlayan yüksek ateş (38 derece), şiddetli baş ağrısı ve halsizlik, yaygın vücut, eklem ve kas ağrıları, bulantı ve kusma, ciltte görülen kırmızı döküntüler (peteşi) görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmasını gerektiğini belirtti. Dağ, kene çıkarırken yapılan hatalara dikkat çekti Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel, "Toplumda yaygın olan üzerine alkol, kolonya dökmek veya sigara basmak gibi yöntemler, hastalığın bulaşma riskini dramatik şekilde artırır. Bu maddeler kenenin strese girip mide içeriğini (ve virüsü) doğrudan kana kusmasına neden olur" diyerek doğru müdahale adımlarını şöyle sıraladı: "Kene, vakum etkisi oluşturmadan ince uçlu bir cımbızla baş kısmından tutulmalıdır. Ezilmeden, dik bir şekilde yukarı doğru çekilerek çıkarılmalıdır. Eğer kişi kendine güvenmiyorsa, hiç müdahale etmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Kene ne kadar erken çıkarılırsa, virüs bulaşma riski o kadar azalır." "Eve dönüldüğünde vücut taraması yapın" Kenelerin vücudun sıcak ve nemli bölgelerini tercih ettiğini belirten Dağ, doğadan döndükten sonra koltuk altları, kasıklar, diz arkaları, göbek deliği çevresi ile en kritik nokta olan kulak arkası ve saç diplerinin kontrol edilmesi gerektiğini belirtti. "Kene ısırığı, belirti bekleyecek bir durum değildir; zaman en kritik faktördür" diyen Güzel, vatandaşları hayati bir hata konusunda uyardı. Kene ile temas sonrası ateş veya halsizlik gibi belirtilerin ortaya çıkmasını beklemenin geri dönülemez sonuçlar doğurabileceğini vurgulayan Güzel, "Vücutta kene fark edildiği anda panik yapmadan ama saniyelerle yarıştığımızı bilerek en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" dedi. "Kenelerin kendiliğinden düşmesini beklemeyin" Aylin Dağ Güzel, kenelerin hafife alınmaması gereken ciddi bir tehdit olduğunu belirterek şu hayati uyarıda bulundu: "Kenelerin kendiliğinden düşmesini beklemek ya da durumu basit bir böcek ısırığı olarak değerlendirmek geri dönüşü olmayan, ölümcül sonuçlara yol açabilir. KKKA ile mücadelede en güçlü silahımız; bireysel korunma yöntemlerini tavizsiz uygulamak ve bir belirti fark edildiği anda vakit kaybetmeden profesyonel tıbbi yardım almaktır."