POLİTİKA
Bakan Göktaş, yeni doğan bebekler ve ailelerini ziyaret etti 01 Ocak 2026 Perşembe - 00:10:25 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Her doğan bebek bizler için bir berekettir ve nüfus odaklı çalışmalarımızı biz kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz" dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, yeni yıl dolayısıyla Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde yeni doğan bebekler ve ailelerini ziyaret etti. Göktaş, ilk olarak Kurt ailesinin 3’üncü çocuğu olan İpek bebeği ziyaret etti. Anne ve babayla sohbet eden Göktaş, ayrıca bebek ve aileye hediye takdiminde bulundu. Ardından Ulutaş ailesinin ilk bebeği olan Alya Ulutaş’ı ziyaret eden Göktaş, burada da aileyle sohbet ederek, hediye takdiminde bulundu. Göktaş, iki ailenin de yeni yılını kutladıktan sonra basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. "Aile ve nüfus odaklı çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz" Ailelerin heyecanını paylaştıklarını aktaran Göktaş, "Bu kapsamda yeni doğan bebeklerimizin ve ailelerin yanında olduğumuzu her vesileyle vurguluyoruz. Bu yıl da biliyorsunuz Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle aile yılı olarak ilan ettik. Aile Yılında ailelere çok önemli destekler sunduk. Özellikle geçtiğimiz yıl itibarıyla doğan her bebeğin yanında olduk. İlk bebeğe 5 bin liralık tek seferlik bir destek, 2’nci bebeğe bin 500 lira 3’üncü ve sonraki çocuklara için her ay 5 bin lira annelerimizin hesabına 5 yıl boyunca yatırdığımız bir desteği başlatmış olduk. Biz aile ve nüfus odaklı çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz" diye konuştu. "Nüfus odaklı çalışmalarımızı biz kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz" Bundan sonraki dönemde de aile ve nüfus 10 yılına doğru ilerlediklerini belirten Göktaş, "Malumunuz nüfusumuz hem yaşlanıyor, aynı zamanda doğurganlık hızımız da azalıyor. Bu kapsamda 1 Ocak 2025 itibarıyla başlattığımız doğum yardımlarında 2025 yılında 721 bin çocuk için 8,7 milyar liralık destek sağlamış olduk. Bu desteklerimiz bu yıl da tabii ki devam edecek. 5 yıl boyunca bu doğan bebeklerimizin de ailelerimizin de yanında olmayı sürdüreceğiz. Aile ve nüfus odaklı çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. Çünkü geleceğimiz çocuklarımızla beraber daha da umutlu olacak ve her doğan bebek bizler için bir berekettir ve nüfus odaklı çalışmalarımızı biz kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
31 Aralık 2025 Çarşamba - 23:31 Bakan Uraloğlu Bolu Dağı’ndan açıkladı: "13 bin 600 personelimizle her türlü hazırlığımızı yaptık" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, yeni yıl öncesi Bolu Dağı Tüneli Kontrol Merkezi’nde incelemelerde bulundu. 2025 yılında 190 milyar liralık 44 projenin açılışını yaptıklarını belirten Bakan Uraloğlu, kış tedbirlerine ilişkin, "457 karla mücadele merkezi, 12 bin 866 makine ve yaklaşık 13 bin 600 personelimizle her türlü hazırlığımızı yaptık" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, İstanbul ile Ankara arasındaki en kritik geçiş noktalarından biri olan TEM Otoyolu Bolu Dağı geçişindeki Tünel Kontrol Merkezi’ni ziyaret etti. Yılbaşı gecesi görevi başında olan personelin yeni yılını kutlayan Bakan Uraloğlu, yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. Bakan Uraloğlu, 2026 yılına saatler kala yaptığı açıklamada, son 23 yılda ulaştırma ve haberleşme alanında 300 milyar doların üzerinde yatırım yapıldığını vurguladı. "190 milyar liralık 44 projede açılış yaptık" Son 23 yılda ulaştırma alanında yapılan dev yatırımlara dikkat çeken Bakan Uraloğlu, "2025 yılını tamamlayıp 2026 yılına saatler kaldı. Ben bu vesileyle bütün çalışma arkadaşlarımın, bütün vatandaşlarımızın yeni yılını tebrik ediyorum. Allah Teala inşallah bereketli bir yıl nasip etsin. Biz elbette 2025 yılında olduğu gibi 2026 yılında Hem bakanlık olarak hem de hükümet olarak daha güzel işler yapmaya gayret edeceğiz. Son 23 yılda özellikle ulaştırma alanında çok büyük projeleri hayata geçirdiğimizi ifade etmek isterim. 300 milyar doların üzerinde bir ulaştırma haberleşme yatırımını ülkemize kazandırdık. Sadece 2025 yılında tamamlamak üzere olduğumuz yılda 190 milyar liralık 44 projede açılış yaptık. 44 projeyi illerimizde açılış yaptık. Tabii yaptığımız bu açılışlarla biz dağları aşan yollarda, tünellerde, hat boylarında, istasyonlarda, uçuş kulelerinde, pistlerde, deniz fenerlerinde, limanlarda, yeni haberleşme kulelerinde projelerimizi bir bir hayata geçirdik ve oralarda arkadaşlarımızla Çalışma arkadaşlarımızla beraber olmaya devam ettik. 2025 yılında havacılıkta, yine demir yollarında, kara yollarında, ulaştırmada ve deniz deniz denizcilik alanında birçok başarıyla tarihe geçtiğimizi söyleyebilirim. 2026 yılında birçok alanda iddialı hedefler ve yenilikçi projeleri inşallah hayata geçirmiş olacağız" dedi. "Yol uzunluğumuzu da yaklaşık 33 bin 500 km’ye inşallah çıkarmayı hedefliyoruz" Türkiye genelinde bölünmüş yol ağının 30 bin kilometre hedefini aştığını belirten ve 2026 yılı için 280 kilometre yeni bölünmüş yol ile 735 kilometre sıcak karışım kaplamalı yol hedefini açıklayan Bakan Uraloğlu, "Şöyle karayolları Biz tabii şu an için Bolu’da tünel işletme merkezinde bulunuyoruz. Bu civarın işletilmesinden ve kar mücadelesinden sorumlu olan birimde bulunuyoruz. Onun için müsaadenizle biraz karayollarından bahsetmek istiyorum. İnşallah önümüzdeki yıl 2026 yılında ülke genelinde 280 kilometre bölünmüş yol ve 735 kilometre bütünlü sıcak karışım kaplamalı yol yaparak biz Biz bölünmüş yol uzunluğumuzu an itibarıyla 30 bin 49 kilometreye çıkarmış durumdayız. Hedefimiz 30 bin kilometreyi aşmaktı. Çok şükür onu aştık. Önümüzdeki yıl sonu yaklaşık 30 bin 330 kilometrelere varmış olacağız. Yine bütünlü sıcak karışım kaplamalı yol uzunluğumuzu da yaklaşık 33 bin 500 km’ye inşallah çıkarmayı hedefliyoruz" diye konuştu. "13 bin 600 personelimizle her türlü hazırlığımızı yaptık" Kış şartlarında yolların açık kalması için 457 karla mücadele merkezinde, 12 bin 866 makine ve yaklaşık 13 bin 600 personelle sahada teyakkuzda olduğunu bildiren Uraloğlu, "Karayolları Genel Müdürlüğümüz özellikle seyahat eden vatandaşlarımızın sağ salim yerlerine ulaşmaları için 7/24 aralıksız çalışmalarına devam ediyorlar. Elbette bu aralıksız çalışma önceden yapılan hazırlıklarla ancak mümkün olabilir. Bakın 68 bin 519 km uzunluğunda kara yollarımızda 457 karla mücadele merkezimiz, 12 bin 866 makine ve ekipmanla ve yaklaşık 13 bin 600 personelimizle her türlü hazırlığımızı yaptık. Yine bu ekiplerimizin kar ve buzla mücadelede kullanacağı yaklaşık 757 bin ton tuz, 453 bin metreküp tuz agregası ve kritik kesimlerde kullanılmak üzere de yaklaşık 12 bin ton tuz çözeltisini merkezlerimize depolamış durumdayız. Yine bu kar mücadelesini kolaylaştırmak için de bin kilometreye yakın kar siperi özellikle tipi anında kritik kesimlerin kapanmaması için 930 km’lik kar siperini de hayata geçirmiş olduk. Biz bir taraftan bunları hem akıllı ulaşım merkezimizden, kriz yönetim merkezimizden ve karla mücadele merkezlerimizden bunları 7/24 biz takip ediyoruz. Kapanan ve açılan yollarla ilgili güzergah analizleri yapıyoruz" ifadelerine yer verdi. "Biz sahada jandarmamızla polisimizle, karayollarımızla, bütün ekiplerimizle sahadayız" Vatandaşlardan gelen "ekipleri göremiyoruz" eleştirilerine yanıt veren Bakan Uraloğlu, "Karla mücadeledeki anlık trafiği monitörlerle biz takip ediyoruz. Şunu özellikle söylemek isterim. Bazen vatandaşlarımız, ‘İşte bir şu yolda geçtik, kaldık, karayollarının ekiplerini görmedik. Oradaki kolluk kuvvetleri ile ilgili güvenlik güçlerimizi görmedik’ şeklinde bazı şikayetler gündeme getiriyorlar. Özellikle şunu söylemek isterim. Biz sahada jandarmamızla polisimizle, karayollarımızla, bütün ekiplerimizle sahadayız. Bütün bizim araçlarımız araç takip sistemi ile birçoğu görüntülü kameralı olmak üzere anlık takip ediliyor ve harita üzerindeki belli bir geriye dönük zaman dilimindeki izlerini de görebiliyoruz. O arkadaşlarımızın seyahat eden vatandaşımızın görmemesi muhtemelen ekiplerimizin yoğunluğu noktadadır. Ama biz sadece oradaki bir ekip arkadaşlarımızın inisiyatifiyle değil ki onlara biz güveniyoruz elbette ama silsile usulüyle genel müdürlüğe kadar ben dahil olmak üzere valiliğimiz dahil olmak üzere süreci yakından takip ettiğimizi özellikle ben belirtmek istiyorum" diye konuştu. "Mutlaka kış lastiğiyle yola çıksınlar" Özellikle Bolu Dağı geçişindeki Cankurtaran ve Kargasekmez mevkileri için ekstra önlemler alındığının altını çizen Uraloğlu, "Ankara-İstanbul yolunda biz özellikle Bolu Dağı mevkiinde Cankurtaran mevkiinde ve Kargasekmez noktaları kritik kesimler olduğu için oralarda biraz daha önlem almış durumdayız. Peki biz bu önlemleri aldık karayolları olarak. O zaman vatandaşlarımızdan da bizim hem yeni yılda onların bir taraftan yeni yılını kutlarken bir taraftan da onların mutlaka hazırlıklı olarak yola çıkmasını biz bekliyoruz. Mutlaka kış lastiğiyle yola çıksınlar. Yani özel araçlarda zorunlu değil ama mutlaka kış lastikleri olsun. Eğer kar yağışı yoğunsa lütfen seyahatlerini ertelesinler ya da alternatif güzergahları tercih etsinler. Biz valiliklerimizin koordinasyonunda bu yönlendirmeyi yapıyoruz. Gerek olduğunda büyük araç taşıtlarını da bekleterek uygun yerlerde misafir ederek bu trafik akışını sağlamaya gayret ediyoruz" şeklinde konuştu.
31 Aralık 2025 Çarşamba - 23:27 Bakan Bayraktar: "2026 yılı bir taraftan üretimi arttırdığımız bir yıl olacak" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Bugün yaklaşık 9-9,5 milyon metreküplük bir gazı artık evlerimizde kullanır hale geldik. Önümüzde yeni hedefler var. Yine çok iddialı şekilde çalışıyoruz. İnanıyoruz ki bu hedefleri sizlerle beraber başaracağız. 2026 yılı bir taraftan üretimi arttırdığımız bir yıl olacak" dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Yavuz Sondaj Gemisi’nin kaptan köşkünden "Mavi Vatan"ın farklı noktalarında görev yapan enerji filosuna görüntülü bağlantı gerçekleştirdi. Bayraktar, Karadeniz’de görev yapan Fatih, Abdülhamid Han ve Kanuni sondaj gemileri ile Oruç Reis ve Barbaros Hayreddin Paşa sismik araştırma gemilerinin kaptanlarından sahadaki son durum hakkında bilgi aldı. Ardından Akdeniz’e bağlanan Bakan Bayraktar, Mersin Taşucu NATO Limanı’nda bakımda bulunan Çağrı Bey ve Yıldırım sondaj gemilerinin personeliyle de görüşerek yeni yıllarını kutladı. Görüşmeler, BOTAŞ’a ait Ertuğrul Gazi FSRU ve Saros FSRU gemileriyle bağlantı yapan Bakan Bayraktar, şunları kaydetti: "Şu anda Yavuz Sondaj Gemimizin köprü üstündeyiz. Ekranda sondaj gemilerimiz ve filomuza yeni katılan Yıldırım ve Çağrı Bey gemilerimizdeki arkadaşlarımızı, ülkemizin arz güvenliği için iki tane yüzer depolama gazlaştırma platformumuz Saros ve Ertuğrul Gazi FSRU gemilerimiz var. İki sismik araştırma gemilerimiz Oruç Reis ve Barbaros Hayrettin Paşa gemilerinde de arkadaşlarımız karşılarımızda. Sizlere hem çalışmalarınızda başarılar dilemek hem de yeni yılınızı tebrik etmek için bu bağlantıyı gerçekleştiriyoruz. Biz burada arkadaşlarımızla yeni yıla birlikte giriyoruz. Filyos’tayız, sizler de her biriniz görev yerinizde Türkiye’nin arz güvenliği için gayret içerisindesiniz. Bu yeni yıla son birkaç saat kala oradasınız, sizlerle de bir selamlaşmak istedik. Ülkemizin arz güvenliği için hakikaten çok önemli vazifeler icra ediyorsunuz. Oruç Reis Gemimiz aslında 2025 yılını büyük oranda yurt dışında geçirmiş oldu. Somali’deki çalışmalarını başarıyla tamamladı. İnşallah şimdi bayrağı filomuza yeni katılan Çağrı Bey, derin deniz sondaj gemimize bırakıyor. Sayın Cumhurbaşkanımız ilan ettiler. Somali görevi sizlere gözüküyor. Şubat ayından itibaren sizleri Somali’ye göndereceğiz. 2026 yılı içerisinde hem Somali halkı için hem de Türkiye için çok önemli bu sondaj faaliyetini gerçekleştireceksiniz. Oradan alacağınız bir müjdeyi de hakikaten bizler takip ediyor olacağız. Biz her yıl olduğu gibi yeni yıla bir tesisimizde giriyoruz. Bu sefer Yavuz Sondaj Gemisindeyiz. Sizler de görev başındasınız. Ben tekrar hepinize yaptığınız çalışmalarda başarılar diliyorum." Yavuz Sondaj Gemisi’nde personelle akşam yemeğinde bir araya gelen Bakan Bayraktar, "Bizim enerji çalışanlarımızla bir arada geçirme geleneğimizi bu yıl da devam ettiriyoruz. Şu anda Yavuz Sondaj Gemisindeyiz. En önemli yaptığımız devri ‘Petrol, doğalgaz yok’ inanış varken biz bunu reddettik. Farklı yöntemlerle; kendi sondaj gemilerimizle, kendi personellerimizle aradık" dedi. "Bugün 9,5 milyon metreküplük gazı evlerimizde kullanır hale geldik" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Karadeniz Gazı’nın yakıldığını hatırlatan Bakan Bayraktar, "Bugün yaklaşık 9-9,5 milyon metreküplük bir gazı artık evlerimizde kullanır hale geldik. Önümüzde yeni hedefler var. Yine çok iddialı şekilde çalışıyoruz. İnanıyoruz ki bu hedefleri sizlerle beraber başaracağız. 2026 yılı bir taraftan üretimi arttırdığımız bir yıl olacak. Belki bir tanesi Yavuz’a nasip olur ama 6 tane yeni keşif kuyusu sondajı yapacağız Karadeniz’de. Yeni filomuza katılan gemi ile beraber de bir tane de Somali’de sondaj yapacağız. Dolayısıyla yeni keşiflerin olduğu yeni müjdelerin olduğu Türkiye’yi enerjide bağımsız kılana kadar bu mücadeleye hep birlikte devam edeceğiz" şeklinde konuştu. "Bizi eleştiriyorsunuz eyvallah, gerekeni söylüyoruz. Milli projeleri 86 milyonun sahiplenmesi lazım" Siyaseten farklı eleştirilerle sürekli karşılaştıklarını söyleyen Bakan Bayraktar, "Bu tarz milli projeleri artık ideolojinin üzerinde tutmamız lazım. Bu tarz milli projelere 86 milyonun sahiplenmesi lazım. Çünkü öyle sahiplenildiği zaman aslında netice almak mümkün. Bizi eleştiriyorsunuz Eyvallah gerekeni söylüyoruz. Burada çalışan insanlar var. Diğer gemilerimiz, karada çalışanlar var. 7/24 insanımıza elektrik ve doğalgazı götürmek için dışarıda çalışan insanımız var. On binlerce enerji emekçisi var. Onların emeğine hürmet edelim. Onların emeğine saygı gösterelim. Bu kadar insan ailelerinden uzakta günlerce haftalarca kalıyorlar" şeklinde konuştu.
31 Aralık 2025 Çarşamba - 23:06 Vali Bakan: "Temel hedefimiz Amasya’yı daha güçlü hale getirebilmek" Amasya Valisi Önder Bakan, "2026 yılına girerken temel hedefimiz Amasya’yı ekonomik, sosyal ve kültürel yönleriyle daha güçlü bir il haline getirebilmektir" dedi. Kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversite ve sivil toplum kuruluşlarıyla eşgüdüm içerisinde gayret göstererek 2025 yılı boyunca eğitimin her kademesinde fiziki altyapının iyileştirilmesi, eğitim kalitesinin artırılması ile sağlık hizmetlerine erişimin güçlendirilmesi ve vatandaş memnuniyetinin yükseltilmesi için çalışmalarının yanı sıra Amasya ekonomisinin bel kemiğini oluşturan sektörlerde üretimi ve verimliliği artırmaya yönelik projelerin desteklenmesine gayret edildiğine değinen Vali Bakan, "Turizmde ilimizin tanıtımı, alternatif destinasyonlar ve kültürel mirası koruma ve güzelleştirmeye yönelik çalışmalar, sosyal devlet anlayışıyla toplumumuzun tüm kesimlerine yönelik destek hizmetlerinin yaygınlaştırılması, ‘Amasya’nın huzuru Türkiye’nin huzurudur’ anlayışıyla güvenlik ve asayişin sağlanması adına yürütülen kararlı çalışmalar daima önceliklerimiz arasında yer almıştır" diye konuştu. 2026 yılına girerken temel hedefin şehri ekonomik, sosyal ve kültürel yönleriyle daha güçlü bir il haline getirebilmek olduğunu vurgulayan Bakan, "2026 yılında da kamu hizmetlerinde şeffaflık, katılımcılık ve vatandaş odaklılık ilkeleri doğrultusunda çalışmaya gayret edeceğiz. Bu vesileyle 2025 yılı boyunca Amasya’nın gelişmesi ve huzuru için özveriyle çalışan tüm kamu görevlilerimize, yerel yönetimlerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza ve her şartta birlik ve beraberlik içinde hareket eden kıymetli Amasyalı hemşerilerimize teşekkür ediyorum. 2026 yılının Amasya’mıza, ülkemize, İslam alemine ve tüm insanlığa barış, huzur ve hayırlar getirmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyorum" ifadelerini kullandı. Vali Bakan, yeni yıl dolayısıyla Suluova’daki huzurevine ziyarette bulundu.
CHP Genel Başkanı Özel: "Adil vergi sistemi olan bir Türkiye müjdeliyor, ona doğru ilerliyoruz"
20 Kasım 2025 Perşembe - 21:59 CHP Genel Başkanı Özel: "Adil vergi sistemi olan bir Türkiye müjdeliyor, ona doğru ilerliyoruz" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Prime değil, vergiye dayalı, kiranın da katılım payının da primin de alınacaksa gelire göre alındığı ya da sistemin doğrudan bir adil vergi sistemiyle beslendiği bir Türkiye’yi umut ediyoruz, müjdeliyoruz, ona doğru ilerliyoruz" dedi. CHP Genel Başkanı Özel, Ankara’da Türk Eczacıları Birliği 45. Olağan Büyük Kongresi’ne katıldı. Yarın kurultaya yönelik tanıtım toplantısı olacağını belirten Özel, "Ben yarın bir tanıtım, bir lansman toplantısında olacağım. Bir hafta sonra başlayacak partimizin kurultayına yönelik. Orada kurultayın ilk gününde yapılacak olan program değişikliğine yönelik bir tanıtım toplantısı. O programla birlikte biz ülkede gördüğümüz sorunları tespit etmeyi değil, nasıl çözeceğimizi ve iktidar olduğumuzda ne noktaya hangi alandaki sorunu çözerek geleceğimizi anlattığımız bir süreç olacak" açıklamasında bulundu. "Adil vergi sistemiyle beslendiği bir Türkiye’yi umut ediyoruz, müjdeliyoruz, ona doğru ilerliyoruz" Yoksullukta mücadele etmeden sağlık, ilaç ve eczacılık sisteminin sunulamayacağını anlatan Özel, "Bir temel vatandaşlık gelirini Türkiye’nin artık tartışması falan değil, uygulaması lazım. 25 yıl önceki orta direk, ben bakıyorum bugün eczaneme. Şimdi yoksul olmuş. 25 yıl öncenin zenginleri, ortalama gelire gelmiş. Orta direk yoksullaşmış, derin yoksulluğun pençesinde perişan durumda. Prime değil, vergiye dayalı, kiranın da katılım payının da primin de alınacaksa gelire göre alındığı ya da sistemin doğrudan bir adil vergi sistemiyle beslendiği bir Türkiye’yi umut ediyoruz, müjdeliyoruz, ona doğru ilerliyoruz" diye konuştu.
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Türkiye’nin her yerinde sadece kardeşlik türküleri söylenecektir"
20 Kasım 2025 Perşembe - 21:22 TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Türkiye’nin her yerinde sadece kardeşlik türküleri söylenecektir" TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "İnşallah 100 yılın 50 yılını esir almış terörden kurtularak, terörsüz bir Türkiye’yi inşa edecek ve Türkiye’nin her yerinde sadece kardeşlik türküleri söylenecektir" dedi. Bir dizi açılış ve programlar için Aksaray’a gelen TBMM Başkanı TBMM Numan Kurtulmuş, ilk olarak Aksaray Valisi Mehmet Ali Kumbuzoğlu’nu ziyaret etti. Ardından Aksaray Üniversitesi 2025-2026 Akademik Yılı açılışı dolayısıyla üniversitenin konferans salonunda düzenlenen programa katılan Kurtulmuş, Aksaray’ın Anadolu’nun kalbi olduğunu, böylesi güzel bir şehirde ve üniversitede öğrencilerle birlikte olmanın ayrıcalığını yaşadığını söyledi. Kurtulmuş, bu topraklarda yaşayan her gencin, üzerinden 102 yıl geçen milli mücadeleden bu yana iki temel duyguyu bugüne kadar birlikte taşıdıklarını dile getirdi. Bunlardan ilkinin milli ruhun esasını oluşturan özgürlük, diğerinin ise adalet duygusu olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Aksaray’daki böylesine önemli bir üniversitenin öğrencilerin de 100 yıl geçmiş olmasına rağmen aynı duyguya sahip olduklarını ve bu duygu içerisinde de aynı milli mücadele içerisindeymiş gibi önümüzdeki dönemin yoğun ve devasa sorunlarıyla da mücadele etme azim ve kararlılığı içerisinde olduğunu gayet iyi biliyorum. İnşallah bu anlamda kendinizi yetiştirerek, ilimi hikmetle ve irfanla buluşturarak dünyaya, dünyanın bütün sorunlarına karşı meydan okuyabilecek bir yetkinliğe sahip olacaksınız. Gençlerimizi hangi alanda yetişiyor olursa olsun bu ana çerçevede bu bilinçle yetiştirmek mecburiyetindeyiz" dedi. "Bugün devasa sorunlarla karşı karşıyayız" Kurtulmuş, küresel adalet arayışının bugünün dünyasının en önemli meselelerinin başında geldiğini bildirdi. Büyük kazanımlar elde edilen bir dönemde, teknolojinin en üst seviyede olduğu dönemlerden geçtiklerine değinen Kurtulmuş, "İnsanoğlunun hemen her şeye sahip olduğu ama birçok konuda da yoksunluk içerisinde olduğu bir dönemdeyiz. Yoksunlukların en başında gelen ise adalet yoksunluğu. Dolayısıyla hiç şüphesiz ki insan yitik olan şeyin peşinde koşar ve o yitik olanın peşinde mücadele eder. Bugün devasa sorunlarla karşı karşıyayız. İklim krizlerinden bölgesel çatışmalara, iç savaşlara, silahlanma yarışına ve iklim krizlerine bağlı olarak ortaya çıkan küresel kuraklık ve su krizlerine kadar çok büyük problemlerle boğuşuyoruz. Bunların hemen hemen her gün bizim gündemimizde etki ettiğini, artık hiçbir sorunun tek başına bir ülkenin, bir bölgenin ya da bir kıtanın sorunu değil, bütün insanlığın ortak sorunları olduğunu gayet iyi biliyoruz. Bu çerçevede bu sorunların en temelinde bu bütün sorunların kaynağında yatan hususun da küresel ölçekte bir adaletsizlik olduğunu gayet iyi şekilde biliyoruz" şeklinde konuştu. Kurtulmuş, dünyada adaleti tesis etmek üzerine kurulmuş olan bütün uluslararası kurum ve kuruluşlarının da neredeyse tamamen fonksiyonsuz hale geldiği bir sürecin içerisinde olduklarını söyledi. Başta dünyada savaşları ortadan kaldırmak için kurulmuş olan barışı ve yeryüzünde adaleti sağlamak için kurumsal varlığı ortada bulunan BM başta olmak üzere hemen hemen küresel kurumların tamamının fonksiyonsuz hale geldiğini belirten Kurtulmuş, "Bu kurumların tamamını ya sadece kağıt üzerinde bir güçten ibaret olduğunu ya da bir takım binalardan ibaret olduğunu gayet iyi biliyoruz. Dünya kendisi için çözümleri bulması gereken kurumların dahi artık sorun kaynağı haline geldiği bir noktadan geçiyor. En başta Birleşmişler Milletler Güvenlik Konseyi bugünkü yapısıyla dünyada savaşları durdurmak barışı sağlamak şöyle dursun kendisi çatışmaların tarafı haline gelmeye çalışıyor. Çünkü artık veto diplomasisi diyebileceğimiz uluslararası alanda yeni bir alan açılmıştır. BM’de dünya üzerinde söz sahibi olduğu iddiasıyla 2. Dünya Savaşı sonrası dengeleri sürdürmek isteyen 5 ülke sahip olduğu veto gücüyle birlikte dünyadaki herhangi bir sorunu çözümsüz hale gelmesini sağlayabilmektedir. Örnek mi istersiniz, Ukrayna krizi. Örnek mi istersiniz, iki seneyi aşkın süredir devam eden Gazze’deki insanlık suçları ve soykırımı. Maalesef bu veto diploması yoluyla dünyada veto gücünü kullanarak istediği etki alanını oluşturabilen ülkelerden birisi hangi konuyu veto ediyorsa o ne kadar büyük insanlık suçu olursa olsun, ne kadar büyük ortak sorun olursa olsun ne yazık ki çözülemiyor, çözümsüz halde bırakılıyor. En başta küresel adalet arayışında yeni bir küresel siyasi ve ekonomik mimariye ihtiyacımız olduğu ortadadır" diye konuştu. İklim kriziyle boğuşulduğuna değinen Kurtulmuş, "Niçin iklim krizlerinin yükünü minimal etkileri olan ülkeler ödeyecekte, dünyayı bu hale getiren, kirleten, iklimi perişan eden, bozan, büyük güçler niye bunun bedelini ödemeyecek. Böylesi çifte standartlı bir dünya düzeni nasıl ve ne kadar daha devam edebilecek. Onun için diyoruz ki bu sorunları çözebilmek için cesur ve güçlü sözlerle yolumuzu açmak, yolumuza devam etmek durumundayız" ifadelerini kullandı. "Tarih doğru tarafta duranları yazacaktır" Kurtulmuş, Filistin ve Gazze meselesinin özellikle büyük güçlerin ikiyüzlülüğünü de ayan beyan ortaya koyduğunu söyledi. Gazze’de yaşananların binde birinin dünyanın başka bir yerinde olsa, dünyada kıyamet koparacak olan ülkelerin insani kriz karşısında 100 bini aşkın insanın öldüğü bu soykırım karşısında bir kelime bile söylememiş olmalarının dikkat çekici olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Bu ikiyüzlülük hükümetler tarafından ne kadar sürdürülürse sürdürülsün küresel adalet talebine sahip olan ve bunu dile getiren yeryüzünün insan ve vicdan sahibi özellikle gençleri meydanlara çıkmakta, sokaklarda toplanmakta ve siyonizmin insanlık dışı suçlarını avazı çıktığı kadar protesto ederek önlemeye gayret ediyorlar. Filistin davası, ikiyüzlülüğü de ortaya konulduğu bir yer. Aynı zamanda Filistin ve Gazze meselesi küresel adalet anlayışı içerisinde küresel vicdanın da test edildiği bir alandır. Tarih doğru tarafta duranları yazacaktır. Burada onurla ifade etmek isterim ki yeryüzünde millet ve devlet olarak hep beraber Filistin halkının yanında duran en önemli devlet Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. Türkiye sadece masum ve mazlum durmakta kalmadı her uluslararası platformda Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere güç merkezli değil, hak ve adalet merkezli yeni bir dünya sistemin kurulması için avazımız çıktığı kadar bağırdık. Sözün en kuvvetlisini en zor platformlarda dile getirerek üzerimize düşenin bir kısmını hiç olmazsa yerine getirmeye gayret ettik" dedi. Türkiye’nin küresel adalet arayışının üç temel halkası olduğunu, bunlardan birincisinin mekan olarak Anadolu ve çevresi olduğuna işaret eden Kurtulmuş, "Anadolu ve geniş gönül coğrafyalarda kim haksızlığa, kim zulme uğramışsa onun elinden tutmak, imdadına yetişmek bizim vazifemizdir. Çünkü bugünün dünyasının bize yüklediği bir borç olmanın ötesinde ecdadın bize bıraktığı tarihi bir mirasın gereğidir" diye konuştu. "Adaletin tesis edilmesi için gayret sarf edeceğiz" Anadolu ve gönül coğrafyasında yaşayanların hakkaniyet ve adalet terazisinde hakkını alması için mücadeleyi sürdürdüklerini vurgulayan Kurtulmuş, "Bu çerçevede her şeyden evvel böylesine geniş bir coğrafyaya bakabilmemiz için kendi iç cephemizi tahkim etme, evimizi tanzim etmemiz, hak ve özgürlükler çerçevesinde bu ülkenin 86 milyonunun eşit ve özgür yurttaş olduğu bir Türkiye’yi kurmamız mecburiyettir. Bunun için barışı, kardeşliği sağlayacağız, demokrasinin standartlarını yükselteceğiz. Bunun için adaleti bu ülkenin en ücra köşesine kadar yaygınlaştırarak, bu geniş coğrafyamızda da hakkaniyetin ve adaletin tesis edilmesi için gayret sarf edeceğiz" şeklinde konuştu. Kurtulmuş, küresel adalet arayışının ikinci halkasının sistem olarak devlet ve demokrasi olduğuna değinerek, "Bu toprakların kapısı milletimize açıldığından bu yana hep devleti, devlet-i aliye ve devletin güçlü olması fikrini, ’devlet ebed müddet’ fikrini esas almış bir milletiz. Asıl olan milletin devletle birlikte güçlü olması ve millet-devlet ayrışması olmaksızın hep beraber kenetlenerek yoluna devam etmesidir" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin her yerinde sadece kardeşlik türküleri söylenecektir" Kurtulmuş, milli dayanışmayı artırma, birliği ve beraberliği pekiştirme mecburiyetinde olduklarını belirterek, "Yunus Emre’nin hepimizin bildiği sözünü bir kere daha hatırlatıyorum. ’Bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz’. Asırların tecrübesini özetleyen bir cümledir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde de yürüttüğümüz çalışmalar bunun bir parçası. İnşallah 100 yılın 50 yılını esir almış terörden kurtularak, terörsüz bir Türkiye’yi inşa edecek ve Türkiye’nin her yerinde sadece kardeşlik türküleri söylenecektir. Demokratik olgunluğumuz birliği, beraberliği, huzuru ve barışı sağlamaya yeter de artar bile. Yurt dışındaki bazı emperyalist odakların başımıza bela ettiği, vekalet unsuru olarak kullandığı bu terör örgütlerinin tamamını bir kenara bırakarak, bu ülkede yaşayanların bir ve beraber olduğunu bilerek yolumuza devam edeceğiz" dedi. "Adil bir dünyanın kurulduğunu mutlaka göreceksiniz" Kurtulmuş, adalet arayışının cesaret gerektirdiğini vurgulayarak, "Belki biz görmeyeceğiz ama bu salonda bulunan gençler, çok kısa bir süre içinde Birleşmiş Milletler başta olmak üzere dünyanın bu gayrı adil sisteminin dağıldığını ve yerine yepyeni adil bir dünyanın kurulduğunu mutlaka görecek. Bu, sizlere nasip olacaktır" dedi. Dünyanın zor bir dönemden geçtiğine değinen Kurtulmuş, sözlerini şöyle tamamladı: "Türkiye’ye büyük sorumluluklar düşüyor. Kaybedecek vaktimiz, bir tek günümüz ve insanımız olmadığını, ihmal edeceğimiz tek bir imkanımızın bulunmadığını paylaşmak istiyorum. Dışlamak, ötekileştirmek, yok saymak ve eyyamcılık kolaydır. Zor olan, bir fikre odaklanarak, o fikrin gerçekleşmesi için sonuna kadar mücadele etmek. Bu mücadelenin kapıları sonuna kadar açıktır. Türkiye’nin önünde bu bölgede güçlü ve lider ülke olmaktan başka hiçbir şans yoktur. Bu ülkede eyyamcılık yapan, gününü gün eden, bir takım iç ihtilaflarını esas meseleymiş gibi öne koyan bir Türkiye’nin inanın ki esamesi okunmaz. Birlik, beraberlik içerisinde bütün imkanlarımızı seferber ederek yolumuza devam edeceğiz. İnşallah 21. yüzyılı, güçlü Türkiye’nin yüzyılı yapacağız. Sözü güçlü, gücü tesirli Türkiye’nin yüzyılı yapacağız. Bunun için gayret sarf edeceğiz." TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, çeşitli programlara katılmak üzere geldiği Aksaray’da, Hazreti Ali Şifa Camii ve Külliyesi’nin açılışını gerçekleştirdi. Başkan Kurtulmuş, ikindi namazının ardından camideki vatandaşlarla selamlaştı ve cami hakkında bilgi aldı. TBMM Başkanı Kurtulmuş, açılışının ardından bilim merkezinde sivil toplum örgütü başkanlarıyla bir araya geldi. Başkan Kurtulmuş burada da STK başkanlarıyla ekonomi ve çalışmaları değerlendirdi. Kurtulmuş son olarak Aksaray Spor Salonunda düzelenen Somuncu Baba Hazretlerini Anma 613. Vuslat Yıl Dönümü Programına katıldı.
MHP Milletvekili Aydın, Akdeniz Forumu’nda, Gazze’deki insanlık dramını ve kalıcı barış çağrısını dile getirdi
20 Kasım 2025 Perşembe - 16:04 MHP Milletvekili Aydın, Akdeniz Forumu’nda, Gazze’deki insanlık dramını ve kalıcı barış çağrısını dile getirdi MHP Erzurum Milletvekili Prof. Dr. Kamil Aydın, Türkiye’nin ev sahipliğinde İstanbul’da düzenlenen Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Parlamenter Asamblesi (AGİT PA) 23. Sonbahar Genel Kurul Toplantısında çalışmalarına devam ediyor. Prof. Dr. Kamil Aydın, toplantı kapsamında düzenlenen Akdeniz Forumu’nda Gazze’deki insanlık dramını ve kalıcı barış çağrısını dile getirdi Akdeniz Forumu kapsamında düzenlenen "Ortadoğu’daki Durum (Gazze, Bugünü ve Geleceği)" başlıklı oturumda, Türkiye adına söz alan Erzurum milletvekili Kamil Aydın, İsrail’in Gazze’de insanlık dışı uygulamalarını ve yaşanan insani krizi uluslararası kamuoyuna bir kez daha taşıdı. Konuşmasına, İsrail’in son iki yıldır Gazze’de sürdürdüğü saldırıların insanlık vicdanını ve uluslararası normları hiçe saydığını vurgulayarak başlayan Aydın, "İsrail’in eylemleri sonucunda yaklaşık 70 bin Filistinli hayatını kaybetti, 170 bine yakını ise yaralandı. Bu saldırılar, Gazze’nin sivil altyapısını yok etmiş ve insanları derin bir insani felaketin içine sürüklemiştir" ifadelerini kullandı. Filistinli sivillerin barınak, gıda, temiz su ve sağlık hizmetlerine erişimden büyük oranda mahrum kaldığını belirten Aydın, "Nüfusun tamamı açlık, susuzluk ve bulaşıcı hastalık riskiyle karşı karşıya. Koşullar her geçen gün daha da kötüleşmektedir" uyarısında bulundu. Aydın, İsrail’in eylemlerinin soykırım boyutunun Birleşmiş Milletler Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu tarafından da teyit edildiğini hatırlattı. Sivil hayatın korunması ve insani yardımların ulaştırılabilmesi için ateşkes anlaşmasının gecikmeksizin, şartsız ve tam olarak uygulanmasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Aydın, "Türkiye olarak, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu anlaşmanın sağlanabilmesi için her türlü diplomatik çabayı gösterdik. Ayrıca, Gazze’ye kapsamlı insani yardım ulaştırma taahhüdümüzü sürdürüyor ve bu yöndeki faaliyetlerimize aktif olarak devam ediyoruz" dedi. Ortadoğu’da kalıcı ve adil bir barışın ancak Filistinlilerin ve İsraillilerin güvenliğini, varlığını ve onurunu güvence altına alan, adil ve eşitlikçi iki devletli çözümle mümkün olabileceğinin altını çizen Aydın, "Uluslararası toplum olarak, Filistin meselesi hakkaniyetli ve kalıcı bir şekilde çözülene kadar siyasi ve diplomatik çabalarımızı sürdürmeliyiz" çağrısında bulunarak sözlerini tamamladı. Öte yandan AGİTPA’nın 3. Oturumu’nda AGİTPA Terörle Mücadele Özel Komisyonu başkanı olarak konuşan Aydın, temel değerlere vurgu yaparak "insanlık onuru tüm politik değerlerin üstünde olmalı" dedi. "İnsan Onuru Öncelikli: Yaşamları Korumak, Hakları Gözetmek ve Aileleri Toplulukları Desteklemek" temalı oturumda konuşan Kamil Aydın, dünyanın içinden geçtiği zorlu dönemde insan onuru ilkesinin sadece siyasi tartışmalara değil, tüm günlük eylemlere rehberlik etmesi gerektiğini vurguladı. Aydın, yaptığı konuşmada, insan onurunun AGİT’in en temel değeri olduğunu belirterek, "Her politikamızın, her yasamızın, her uluslararası çabamızın, her şeyden önce yaşamı koruması ve her bireyin milliyeti, etnik kökeni veya inancı ne olursa olsun sahip olduğu içsel değeri gözetmesi gerektiğini bize hatırlatır" ifadelerini kullandı. Bölgenin birçok yerinde bu onurun ağır tehdit altında olduğuna dikkat çeken Aydın, "Milyonlarca insan, özellikle kadınlar ve çocuklar, çatışmalar nedeniyle yerlerinden edilmiş; sömürü, insan ticareti ve sosyal dışlanma ile karşı karşıya kalmıştır. Gazze’deki trajik insani durum, sivilleri korumanın ve temel haklarını güvence altına almanın bir seçenek değil, uluslararası hukuk kapsamında bir zorunluluk olduğunun acı bir hatırlatıcısıdır" şeklinde konuştu. Onurun sadece güvenlik ve haklarla değil, aynı zamanda ailelerin ve toplulukların gücüyle de ayakta durduğunun altını çizerek, aileleri güçlendirmeye, eğitimi desteklemeye, zihinsel sağlığı teşvik etmeye ve insana yakışır yaşam koşullarına erişimi sağlamaya odaklanılması gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin inancını, "Kalıcı barış ve istikrara, ancak güvenliği şefkat, adalet ve sosyal sorumlulukla birleştiren, insanı merkeze alan bir yaklaşımla ulaşılabileceği" şeklinde dile getiren Aydın, sözlerini şöyle tamamladı: "Bugün, onurun birkaç kişi için ayrıcalık değil, herkes için birlikte yaşamanın temeli olduğu bir geleceğe olan ortak taahhüdümüzü bir kez daha teyit edelim." Aydın’ın konuşması katılımcılar tarafından ilgiyle dinlendi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Evlenecek gençlerimize inşallah yılbaşından itibaren daha yüksek tutarda destekler vereceğiz"
20 Kasım 2025 Perşembe - 15:48 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Evlenecek gençlerimize inşallah yılbaşından itibaren daha yüksek tutarda destekler vereceğiz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Dünya evine girecek gençlerimize destek tutarını, 150 bin liradan 200-250 bin lira seviyesine yükselttik. Evlenecek gençlerimize inşallah yılbaşından itibaren daha yüksek tutarda destekler vereceğiz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kütüphanesi’nde "Aile ve Kültür-Sanat Sempozyumu"na katılarak konuşma yaptı. Programa, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve diğer davetliler katıldı. Hem Kültür ve Sanat Kurulu’nun hem de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın kendi alanlarında başarılı ve ufuk açıcı işlere imza attığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki gün süren ve altı oturumda akademisyenlerin, bağımsız araştırmacıların, uzmanların ve daha pek çok katılımcı bildirilerini tebliğ ederek dijital kültürden sanat ve medyaya, aile içi iletişimden nüfus politikalarına, kentleşmeden aile sağlığına geniş bir kapsamda birçok konunun enine boyuna tartışıldığını kaydetti "Aileye baktığımızda milleti millete baktığımızda da onu meydana getiren büyük medeniyeti görürüz" Aile kurumunun bir milletin özünü teşkil etmekle kalmadığını, milli bir çekirdek olarak geçmişte aldığı müktesebatı geleceğe taşıdığını ve istikbale yön verdiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İçtimai bünyemizin en küçük fakat en sağlam hücresi olan aile, işte bu müesseselerden biridir. Aileye baktığımızda milleti millete baktığımızda da onu meydana getiren büyük medeniyeti görürüz. Bu yönüyle aile kimlik ve kültürün yaşatıldığı milli ve manevi değerlerin muhafaza altına alındığı ve bu kıymetlerin nesilden nesle aktarıldığı bir okul hükmündedir. "Bireyi güçlendirmeden aileyi, aileyi güçlendirmeden de milleti ve devleti yaşatamazsınız" Aile mektebinden yetişen bireylerin ne kadar bilgili, ne kadar şuurlu olursa toplumun da o derece güçlü olacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bireyi güçlendirmeden aileyi, aileyi güçlendirmeden de milleti ve devleti yaşatamazsınız. Bunun için her fırsatta kamil insan, huzurlu aile, güçlü millet diyoruz. Zübde-i alem olan insandan başlayarak aileye oradan da topluma, millete giden bir silsileden bahsediyoruz. Eğer müreffeh bir ülke olarak geleceğe emin adımlarla yürümek çağa ve dünyaya yön vermek istiyorsak bu silsileyi özenle korumamız gerekiyor. Hepimize bu anlamda çok önemli vazifeler düştüğü kanaatindeyim. Öğretmenlerimizden anne babalarımıza, sivil toplum kuruluşlarımızdan merkezi ve yerel yönetimlere bu konuda hepimiz elimizi taşın altına koymakla mükellefiz. Aksi takdirde arzu ettiğimiz nesilleri yetiştiremez, bu konuda hiçbir mesafe kat edemeyiz" ifadelerine yer verdi. Aile gibi kültür ve sanatın da milleti ve değerlerini yansıttığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Kuşaklar ve insanlar arasında bağ kuran bu yönüyle devamlılığı sağlayan alanların en başında hiç şüphesiz kültür-sanat gelir. Hamdolsun, bu noktada dünyanın imrenerek baktığı bir birikimin sahibiyiz. Edebiyatta, müzikte, mimaride, el sanatlarında ve hatta kısacası kültür ve sanatın her şubesinde yüksek bir estetiğin fevkalade bir müktesebatın temsilcileriyiz. Ecdadımız bir yandan üç kıtayı imar ve ihya edip gönüllere girerken diğer yandan askeri, siyasi ve idari kabiliyetlerini kültürle, irfanla, sanatla birleştirmiştir. Rahmetli Semiha Ayverdi bu noktada milletimizin karakteristik özelliğini şu cümlelerle anlatıyor, ‘Kılıç tutan elleri icabında sanat şaheserleri ortaya koyar. Maddi ve bedeni bünyelerini hazırlayıp terbiye ederken manevi yapılarını da ıslah etmekten geri kalmazlar.’ İşte bunun için de fütuhat ve yükseliş asırları Türk coğrafyasını bir refah medeniyet ve adalet zemini halinde çiçeklendirmiştir." "Cinsiyetsizleştirime gibi dayatmaları ve LGBT gibi sapkın akımlara karşı en küçük bir tavize, ihmale rehavete mahal vermiyoruz" Geçmişten gelen ilhamla aileye dönük çalışmaları kültür ve sanatla beslemeye, ‘Türkiye Yüzyılına’ giden yolun kilit taşlarını döşemeye devam ettiklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gerek bakanlıklarımız gerekse ilgili kurum ve kuruluşlarımız risk önleyici ve çok boyutlu bir yaklaşımla hareket ediyor. Küresel kapitalizmin yeni cepheler açtığı kültürel emperyalizm ve dijital kuşatmanın dünya genelinde şiddetini artırdığı bir dönemde aile kurumunun adeta üzerinde titriyoruz. Cinsiyetsizleştirime gibi dayatmaları ve LGBT gibi sapkın akımlara karşı gerekli tüm önlemleri alıyor, bu noktada en küçük bir tavize, ihmale rehavete mahal vermiyoruz. Sosyal medya ve dijital mecralarda insanla birlikte aileyi, toplum yapımızı ve mukaddes değerlerimizi hedef alan içeriklerle etkin şekilde mücadele ediyoruz. Daha önce çeşitli vesilelerle ifade ettiğim şu noktaya tekrar dikkatinizi çekmek istiyorum. Nüfusumuz artıyor. Fakat nüfus artış hızımız azalıyor. Toplam doğurganlık oranı nüfusun kendisini yenileme seviyesinin altında gerçekleşiyor. TÜİK’in açıkladığı verilere göre geçtiğimiz yıl ölçülen toplam doğurganlık hızı 1,48. Şu anda bir felaketi yaşıyoruz. Bu oran nüfusun kendisini yenileme düzeyi olan 2,10 bandının çok altında. Geleceğimiz açısından alarm zilleri hem de çok yüksek sesle çalıyor. Bu ülkenin istikbalini düşünen hiç kimse buna kayıtsız kalamaz" şeklinde konuştu. "Kadınlar çocuk yetiştirme noktasında çoğu zaman eşlerinden gerekli desteği göremiyor" 2022 yılı verilerine bakıldığında istihdamda olan kadınların toplam doğurganlık hızının 1,38, istihdam sürecinde yer almayan kadınların toplam doğurganlık hızının ise 1,72 olduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çalışma hayatının doğurganlık hızı üzerinde sınırlı bir etkisi olduğu istihdamda olmayan kadınların da çocuk sayısının düştüğü ortaya çıkıyor. Bundaki temel etken hiç şüphesiz şehirde kadınların giderek daha fazla yalnızlaşmasıdır. Şunu bir defa burada açık açık söylemek durumundayım. Beyler alınmasın, kusura da bakmasın. Ama kadınlar çocuk yetiştirme noktasında çoğu zaman eşlerinden gerekli desteği göremiyor. Yükün büyük bir bölümü maalesef kadınların omuzlarına yükleniyor. Oysa aile hayatıyla da bizlere en güzel örnek olan Peygamber Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam şöyle buyuruyor, ‘Kadınlar, erkeklerle birlikte bir bütünü tamamlayan diğer yarılarıdır.’ Evet tam olarak mesele budur. Bizim zihniyetimizin bizim toplum ve aile yapımızın omurgası işte budur. İnancımızın bize emrettiği budur. Bizim hem yaşayacağımız hem sonraki nesillere aşılayacağımız en güzel haslet de bu olmak zorundadır. Çocukların kendisiyle birlikte ailesine, topluma ve insanlığa faydalı birer fert olarak yetişmesinde anneler kadar babalara da sorumluluk düşüyor" ifadelerini kullandı. "Toplum olarak giderek daha fazla bireyselleşiyor, bunun bir sonucu olarak da yalnızlaşıyoruz" Veriler göre, gençlerin artık daha geç yaşlarda evlenmeyi tercih ettiğini gösterdiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "2024’te evlenme yaşı kadınlar için 25,82’e, erkekler için 28,3’e yükseldi. Boşanmaların üçte biri evliliğin ilk 5 yılı içerisinde meydana geliyor. Toplum olarak giderek daha fazla bireyselleşiyor, bunun bir sonucu olarak da yalnızlaşıyoruz. 2008’de 4 kişi olan ortalama hane halkı büyüklüğü 2024 senesinde 3,11 kişiye geriledi. Aynı şekilde yalnız yaşayan fertlerden oluşan tek kişilik hane halkı oranı son 8 yılda 5 puan artarak yüzde 20’ye çıktı. TÜİK verilerine göre tek kişilik hane oranlarımız yıldan yıla artıyor. Bu tabloyla sadece metropollerde değil nüfusu nispeten daha az Anadolu illerimizde de karşılaşıyoruz. Kırdan kente göçün yanı sıra neoliberal kültür ile teknolojinin de etkisiyle hayatımızın her alanında köklü değişimler meydana geliyor. Aile mahremiyeti ve aile birlikteliği daha önce olmadığı kadar günümüzde zemin kaybediyor" dedi. "Evlenecek gençlerimize inşallah yılbaşından itibaren daha yüksek tutarda destekler vereceğiz" Bütün bu sınamalar karşısında gerek demografik yapının iyileştirilmesi gerekse aile kurumunun güçlendirilmesine yönelik çalışmalara hız verildiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadelere yer verdi: "2025 senesini aile yılı ilan ettik. Evlilik öncesi eğitim, aile eğitimi ve aile danışmanlık hizmetlerini devreye aldık. 81 ilimizi kapsayan aile ve gençlik fonunu hayata geçirdik ve dünya evine girecek gençlerimize faizsiz kredi desteği sunduk. Şu ana kadar bu krediyi almaya hak kazanan çiftlerimizin sayısı 62 bini geçti. Gelir kriterinde yeni ve kolaylaştırıcı düzenlemeler yaptık. Destek tutarını ise 150 bin liradan 200-250 bin lira seviyesine yükselttik. Evlenecek gençlerimize inşallah yılbaşından itibaren daha yüksek tutarda destekler vereceğiz. Doğum yardımlarımıza da aynı şekilde ivme kazandırdık. Çocuk için tek seferlik 5 bin lira, ikinci çocuk için 5 yaşını tamamlayıncaya kadar aylık bin 500 lira üçüncü ve sonraki çocuklar için de 5 yaşını dolduruncaya kadar aylık 5 bin lira doğum yardımı yapıyoruz. 2026-2035 yılları arasını kapsayan dönemi, önümüzdeki on seneyi ‘Aile ve Nüfus On Yılı’ olarak ilan ettik. ‘Türkiye Yüzyılı’ hedeflerimiz doğrultusunda tüm bu çalışmaları inşallah daha da etkin ve kararlı bir şekilde sürdüreceğiz. Engelli kardeşlerimizden yaşlılarımıza, çocuklarımızdan ebeveynlerimize, aile ve toplum hizmetlerimize çok daha yüksek bir şuurla faaliyetlerimize devam edeceğiz." Türkiye olarak çocukların yaşam, eğitim, sağlık ve korunma hakkı ile ifade özgürlüğünü teminat altına almak için çalışmaların ivmelendiğine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çocuklarımız artık yalnızca sokakta, mahallede, okulda değil, dijital dünyada da büyüyor, öğreniyor, vakit geçiriyor, oyun oynuyor, yani arkadaşlıklar kuruyor. Teknoloji alanındaki bu dönüşüm evlatlarımız için bilgiye erişim, üretkenlik ve iletişim gibi alanlarda önemli kolaylıklar sunarken aynı zamanda onları yeni tehlikelerle de yüz yüze getiriyor. Siber zorbalık, dijital bağımlılık, mahremiyet ihlali, şiddet içerikli oyunlar gibi pek çok riske karşı evlatlarımızı korumak zorundayız. Bu amaçla önce ‘2023- 2028 Türkiye Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planı’ ile detaylı bir yol haritası oluşturdu. Ardından 2025-2029 dönemini kapsayan ‘Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesi Eylem Planı’nı hayata geçirdik. Dijital okur yazarlığı artırıyor, güvenli dijital uygulamaları destekliyor, çocuklar ve ailelerimize yönelik eğitim programlarını yaygınlaştırıyoruz" diye konuştu. Yalnızca çocukların geleceğini korumakla kalmayıp aynı zamanda dünyaya çocuk dostu dijital dönüşüm çağrısı da yaptıklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye öncülüğünde hazırlanan ve uluslararası alanda imzaya açılan "Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi" ile taçlandırıldığını söyledi.