POLİTİKA
Eski Adalet Bakanı Tunç, ’’Maalesef soykırımı önleyecek, kadınların , çocukların katledilmesini engelleyecek bir sistem dünyada kurulamadı’’ 14 Mart 2026 Cumartesi - 07:06:58 Eski Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, memleketi Bartın’da katıldığı sahur programında yaptığı konuşmasında uluslararası kuruluş, mahkeme ve sözleşmelerin Filistin’deki soykırımı engelleyemediğini belirterek, ’’Maalesef soykırımı önleyecek, kadınların, çocukların katledilmesini engelleyecek bir sistem dünyada kurulamadı’’ dedi Önceki Dönem Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Bartın İli Dernekler Federasyonu (BİDEF) tarafından bir kafede düzenlenen sahur programına katıldı. Sahur yemeği öncesinde konuşan Yılmaz Tunç, ’’Gerçekten şu son çeyrek asırda ülkemizin başına gelmeyen kalmadı. Darbeler, muhtıralar, parti kapatma davaları, türlü türlü senaryolar. Bütün bu engelleri hep milletimiz sayesinde aşmayı başardık ve milletimize o nedenle biz borçluyuz. Milletimizden biz alacaklı değiliz, milletimiz bizden alacaklı. Dolayısıyla biz onlara ne kadar hizmet etsek azdır. Milletin hissiyatını anlayıp, yönetimde onları temsil edebiliyorsak, onların düşüncelerini icraata dönüştürebiliyorsak, iradesine uygun davranabiliyorsak, taleplerini yerine getirebiliyorsak, o zaman biz görevimizi yapmış oluruz’’ dedi. ’’Soykırımı önleyecek sistem dünyada kurulamadı’’ İsrail tarafından 2.5 yıldır Filistin’de gerçekleştirilen katliamları da hatırlatan Eski Adalet Bakanı Tunç, uluslararası kuruluş, mahkeme ile sözleşmelerin Filistin’deki kadın ve çocukların katledilmesini engelleyemediğini ifade etti. İsrail ve gerçekleştirdiği soykırımlara karşı uluslararası mekanizmaların çalışmadığını ifade eden Tunç, ’’Etrafımız bir ateş çemberi. Dünya önemli bir sınavdan geçiyor. Maalesef iki buçuk yılı aşkın bir zamandır, Filistin’deki soykırım devam ediyor. Ateşkese rağmen oradaki sıkıntılar devam ediyor. Maalesef oradaki soykırım önleyecek, çocukların katledilmesini, kadınlara katledilmesini önleyecek bir sistem dünyada kurulamadı. Uluslararası hukuk yok sayılıyoruz. Uluslararası sözleşmeler kağıt üstünde kalıyor. Uluslararası mahkemeler kuruluyor, kararlar alıyor ama uygulayan yok. Birleşmiş Milletler, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi gibi mekanizmalar zaten hiç çalışmıyor’’ ifadelerini kullandı. ’’Hukukun gücü değil, gücün hukukunun geçerli olduğu devri yaşıyoruz’’ Tunç, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran ile Lübnan’a yönelik saldırıları ile ilgili ise ’’Hukukun gücü değil de, gücün hukukunun geçerli olduğu bir dönemi, devri yaşıyoruz maalesef. Bu anlamda Türkiye olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde her türlü adaletin yanında, barışın, hakkaniyetin yanındayız. Diplomasiyle sorunların çözülmesi taraftarıyız. O anlamda dengeli bir dış politika, güçlü bir irade ortaya koyan bir Cumhurbaşkanımız var’’ şeklinde konuştu. ’’Teröre zemin teşkil eden tüm unsurları ortadan kaldırdık’’ Yılmaz Tunç, 41 yıldır Türkiye’de devam eden terör sorununa karşı son 23 yılda teröre karşı zemin, mazeret teşkil eden tüm unsurların birer birer ortadan kaldırıldığını vurgulayarak, ’’Yaklaşık yarım asırdan bu yana terör belasıyla meşgul olan bir ülkeyiz. Trilyonlarca lira kaybımız oldu. Teröre harcadı. Eğer harcamasaydık, bugün Türkiye her alanda, çok daha farklı, çok daha ileri bir noktada olurdu. Sadece maddi kayıplar değil, milletimizi huzursuz eden, acılara boğan, şehitler vermemize, gazilerimize neden olan terör belasından kurtulmanın mücadelesini yaptık. Bu mücadele kırk bir yıldan beri sürdü. Son 23 yılda da özellikle teröre zemin teşkil eden, mazeret teşkil eden bütün unsurları ortadan kaldırdı. Ayrımcılık yapmadık. Etnik ayrımcılık yapmadık, dini milliyetçilik yapmadık. Türkiye’de seksen bir vilayetine yatırım götürdük. Teröre zemin teşkil edecek her şeyi ortadan kaldırarak, işte son bir buçuk yıldır terörsüz Türkiye sürecini konuşuyoruz. Olağanüstü Hali 2002’de bir kaldırdık, ondan sonraki süreçte adım adım bugünlere kadar geldik ve terör örgütünün kendini feshiyle sonuçlanan bir noktaya geldik. Sadece Türkiye içerisinde değil, bölgede silahları bırakması ve terörün kendini feshetmesi süreci başarıya ulaştığında, Türkiye çok daha hızlı bir şekilde kalkınmasını, gelişmesini sürdürecek’’ ifadelerine yer verdi. ’’Savaşan tarafların ikisiyle de konuşabilen tek lider; Recep Tayyip Erdoğan’’ Eski bakan Tunç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dünya genelinde dengeli politika yürüttüğünü vurgulayarak, ’’Daha adil bir dünya için daha güçlü bir Türkiye gerekir. İşte bu güçlü Türkiye için de, birlik beraberliğimizi daha da kuvvetlendirmek gerekir. Bütün ülkelerle konuşabilen, savaşan tarafların her ikisiyle de konuşabilen, dünyada ikinci bir lider yok. O lider Recep Tayyip Erdoğan. O nedenle Sayın Cumhurbaşkanımız inşallah, bu dengeli politikasıyla hem ülkemizin güvenliğini, milletimizin güvenliğini koruyarak, hem de dünyadaki bu çatışmaların sona erdirilmesi, barışın hakim olabilmesiyle ilgili çabalarını sürdürmeye inşallah devam edecek’’ diye konuştu. Konuşmalardan sonra okunan Kur-an-ı Kerim ve edilen duaların ardından ise sahur yapıldı. Programın son bölümündeki soru, öneri ve temenniler kısmında Tunç, sivil toplum kuruluşlarının dilek ve taleplerini dinledi. Program günün anısına çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.
14 Mart 2026 Cumartesi - 04:24 AK Parti Bursa Milletvekili Varank ve MİT Başkanı Kalın, sahurda vatandaşlarla bir araya geldi Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın ve AK Parti Bursa Milletvekili, Türkiye Büyük Millet Meclisi Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank Ankara’nın Çankaya ilçesinde sahurda vatandaşlarla bir araya geldi. MİT Başkanı Kalın ve AK Parti Bursa Milletvekili Varank Ankara’nın Çankaya ilçesinde sahurda vatandaşlarla bir araya geldi. Programda konuşan Varank, "Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem azabından kurtuluş olan bir Ramazan-ı Şerif ayının daha sonlarına yaklaşıyoruz. Rabbim tuttuğunuz oruçları yaptığınız ibadetleri kabul eylesin. İnşallah en güzel şekilde Ramazan bayramına kavuşmayı tabii ki Kadir Gecesi’ni idrak edeceğiz. En güzel şekilde Kadir Gecesi’ni idrak etmeyi de bizlere nasip eylesin. Her sene Ramazan-ı Şerif ayında bir güzellik olarak vatandaşlarımıza çağrıda bulunuyoruz. Ben bir Bursa’da bir de Ankara’da bunu yapmaya çalışıyorum. Hemşerilerimizi sahura davet ediyoruz. Sağ olsun hemşerilerimiz de bizleri yalnız bırakmıyorlar. Bu güzel ortamı oluşturmak için, bizlerle beraber olmak için bizimle buluşuyorlar. Ben gelen her bir kardeşimize çok teşekkür ediyorum. Gerçekten Ramazan-ı Şerif demek, birlik demek, beraberlik demek. Aslında aynı değerler etrafında buluşabilmek demek. İşte sahur sofraları da sahur birliktelikleri de aslında bu toplumun en güzel değerlerinden bir tanesi. İşte bu güzellikle de biz sizlerle beraber buluşmuş olduk. Rabbim inşallah bu güzellikleri yaşamaya devam etmeyi bizlere nasip eylesin" dedi. Coğrafyanın içinde bulunduğu zor şartlara değinen Varank, şunları kaydetti: "Tabii zor bir coğrafyada yaşıyoruz değerli kardeşlerim. Etrafımız adeta bir ateş çemberi ve bu ateş çemberi içerisinde Türkiye’yi salimen rotasında tutabilmek büyük mücadeleler büyük fedakarlıklar gerektiriyor. Hamdolsun Sayın Cumhurbaşkanımız da aslında Türkiye Cumhuriyeti’ni o rotada tutabilmek, tam bağımsız büyük Türkiye’yi inşa edebilmek için büyük bir mücadele içerisinde inşallah bizler de bir olursak, beraber olursak, hep birlikte birbirimize tutunursak işte Sayın Cumhurbaşkanımıza en büyük desteği vermiş oluruz. Biz öyle inanıyoruz ve biz bir olduğumuzda da Türkiye’nin üstesinden gelemeyeceği hiçbir şey olmaz. Biz yeter ki beraber olabileceğimiz fırsatları çoğaltalım. İşte kendi değerlerimize sahip çıkalım. Bu Ramazan-ı Şerif’i çok farklı bir şekilde yaşıyoruz. Hepiniz etrafınızda görüyorsunuzdur. 7’den 77’ye adeta herkes bu Ramazan-ı Şerif’in havasını yaşamaya devam ediyor. İnşallah önümüzdeki Ramazanlar da böyle olsun diyoruz. Rabbim birlik beraberliğimizi daim etsin diyor. Geldiğiniz için tekrar teşekkür ediyor sizlere." Varank’ın konuşmasının ardından, MİT Başkanı Kalın ve vatandaşlar hep beraber sahur yaptı.
13 Mart 2026 Cuma - 23:31 TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Bu coğrafyada Türkiye, bir istikrar adası, bölgede önemli bir teminat olarak ortadadır" TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Gücü elinde bulunduranların, istediklerini istedikleri şekilde yapmaya çalıştıkları, güçsüzleri de ezmeye çalıştıkları, bu anlamda bu dönemin yeni kuralı olarak ortaya koyduğu bir dönemin başlangıcındayız. Ne zaman biteceğini, ne şekilde ilerleyeceğini şimdiden kestirmenin çok zor olduğu bir dönemdeyiz. Bütün bu çatışmaların, güç mücadelelerinin merkezinde olan bölge, Türkiye’nin amiral gemisi olduğu bu bölgedir. Bu coğrafyada Türkiye, Allah’a çok şükür, Cumhurbaşkanlığımız liderliğinde, bir istikrar adası olarak bu bölgede önemli bir teminat olarak ortadadır" dedi. İlim Yayma Cemiyeti Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, 10’uncu Milli İrade Platformunun düzenlediği iftar programına katıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanı sıra TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başta olmak üzer çok sayıda davetlinin katıldığı iftar programında konuşan Erdoğan, Milli İrade Platformunun yüzlerce sivil toplum kuruluşunun bir araya gelerek güçlü bir zemin oluşturduğuna vurgu yaptı. "Toplumsal vicdanın, ahlaki refleksin ve ortak aklın filizlendiği yer çoğu zaman sivil toplum alanıdır" Bilal Erdoğan, "Bu platformun, ülkemizin gündemi, dünyanın gidişatıyla hakkında söyleyecek bir sözü olması gerektiğine inanıyoruz. Sivil toplum kuruluşlarının fikirlerini ifade edebildiği, bu zeminin oluşmasına vesile olan Cumhurbaşkanımıza özellikle teşekkür etmek isterim. Sivil toplum faaliyetlerimizde, hakikatin bilincinde olarak, hareket etmeye özen gösteriyoruz. Bir milletin kaderi, devlet kurumlarının gayretiyle toplumun içinden doğan dinamizmle şekillendirilir. Toplumların gücü, dayanışma kültüründen, ortak sorumluluk bilincinden ve elini taşın altına koyabilme iradesinden doğar. Toplumsal vicdanın, ahlaki refleksin ve ortak aklın filizlendiği yer çoğu zaman sivil toplum alanıdır. Sivil toplum kuruluşları, toplumun nabzını en yakından tutan yapılardır. Toplumdaki yapıları görünür kılar, yeni fikirlerin ortaya çıkmasına vesile olur ve toplumsal enerjiyi doğru istikamete yönlendirir. Bugün burada bulunan kuruluşların büyük bir kısmı, eğitimden insani yardıma, gençlik çalışmalarından, kültürel faaliyetlere kadar, geniş bir alanda çok kıymetli çalışmalar yürütmektedir. Bu çalışmalar, toplumun kendi kendini yenileme faaliyetini ortaya koyan önemli örneklerdir" şeklinde konuştu. "Türkiye, Cumhurbaşkanlığımız liderliğinde bir istikrar adası olarak, bu bölgede önemli bir teminat olarak ortadadır" TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ise, "Milli İrade Platformu zaten milletin iradesini, Türkiye’nin medeniyet değerlerine sahip çıkmak üzere kurulmuş olan fevkalade kurulmuş olan bir sivil toplum kuruluşudur. Bu iftarın konusu ‘milli birlik’. Özellikle içinden geçmekte olduğumuz, son dönemlerde yaşadığımız büyük türbülansların yaşandığı dönemde belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz husus, milli birlik ve beraberliktir. Özellikle dünyanın yeni bir döneme girdiği, artık hiçbir uluslararası kuralın, kurumun ortada kalmadığı, hatta uluslararası ilişkilerin terminolojisinin bile altüst olduğu bir döneme doğru giriyoruz. Gücü elinde bulunduranların, istediklerini istedikleri şekilde yapmaya çalıştıkları, güçsüzleri de ezmeye çalıştıkları, bu anlamda bu dönemin yeni kuralı olarak ortaya koyduğu bir dönemin başlangıcındayız. Ne zaman biteceğini, ne şekilde ilerleyeceğini şimdiden kestirmenin çok zor olduğu bir dönemdeyiz. Bütün bu çatışmaların, güç mücadelelerinin merkezinde olan bölge, Türkiye’nin amiral gemisi olduğu bu bölgedir. Bu coğrafyada Türkiye, Allah’a çok şükür, Cumhurbaşkanlığımız liderliğinde, bir istikrar adası olarak, bu bölgede önemli bir teminat olarak ortadadır. Bu bölgede, bu şartlar altında, daha dirayetli daha güçlü, daha sağlam bir şekilde yere basmak zorundayız. Bunu, güçlü Türkiye olarak ortaya koyduğumuz bu dönemden esas muradımız ise tam manasıyla üstünlüğünü sağlamıştır. Dışarıdan ortaya koyulacak hiçbir oyuna fırsat vermeyecek kadar birbirine kenetlenmiş olan bir toplumun yeniden güçlü bir şekilde inşasıdır" dedi. "Terörsüz Türkiye sürecinin aslında terörsüz bölgenin de kilidi olduğu, kapısı olduğunu biliyoruz" Kurtulmuş, konuşmasının devamında, Terörsüz Türkiye hedefine değinerek, "Tamda bu dönemde ‘Terörsüz Türkiye’, önemli bir mesafe kat etmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımız öncülüğünde bir devlet politikası olarak ortaya konulan Terörsüz Türkiye projesinde, TBMM’de, bütün partiler bir araya gelerek, ortak bir rapor hazırlamış ve Türkiye’de, milli birliğin, kardeşliğin, dayanışmanın ve demokrasinin geliştirilmesi için neler yapılabileceğini ortak bir yol haritası olarak deklare etmiştir. Bu memleketteki 86 milyon yurttaşımızın tamamının arasında hiçbir farklılık göz etmeksizin ve hiçbir farklılığı ortaya çıkarmaya müsaade etmeksizin birliği, beraberliği, ezeli olan kardeşliğimizi ebedi hale getirmek için el birliği ile gayret edeceğiz. Terörsüz Türkiye sürecinin aslında terörsüz bölgenin de kilidi olduğu, kapısı olduğunu biliyoruz. Bu bölgede bütün farklı unsurlarıyla etnik ve mezhebi farklılıklarıyla bölge halklarının aradığı tek şey birlik, beraberlik ve kardeşlik ve dayanışmadır. Bu çerçevede kazanmış olduğumuz yeni ivmenin sadece Türkiye’nin 1’inci asrının en önemli sorunu olan terörü ortadan kaldırmak değil, aynı zamanda Türkiye’nin ve bölgenin ihtiyacı olan kardeşliği, birliği, beraberliği, dayanışmayı da çok güçlü bir şekilde kuvvetlendireceğini inanıyorum" diye konuştu.
13 Mart 2026 Cuma - 23:27 Bakan Güler: "Çevremizdeki bu ateş çemberine rağmen ülkemiz istikrar adası olma vasfını sürdürüyor" Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Çevremizdeki bu ateş çemberine rağmen ülkemiz istikrar adası ve güvenlik merkezi olma vasfını sürdürmekte bu konumunu korumak ve daha da güçlendirmek için Sayın Cumhurbaşkanımızın riyasetinde yoğun bir gayret göstermektedir" dedi. "En büyük Harbiyeli" Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Kara Harp Okulu’na (KHO) girişinin 127. yıl dönümü, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) komuta kademesinin katıldığı törenle kutlandı. Törene, Bakan Güler’in yanı sıra Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu da katıldı. Tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından, KHO öğrencileri tarafından "Geleneksel Yoklama" yapıldı. Harbiyeliler tarafından hazırlanan müzik dinletisi, Seymen ve Zeybek oyunu sahnelendi. Kara Harp Okulu’nun komutanların, devlet adamlarının ve fikir insanlarının yetiştiği, Türkiye’nin köklü eğitim kurumlarından biri olduğunu aktaran Bakan Güler, "İşte Mustafa Kemal’in de bu şanlı yuvanın kapısından içeri girdiği gün sadece bir askeri öğrencinin eğitim hayatı başlamamış aynı zamanda bir milletin kaderine etki edecek büyük bir liderin yolculuğu da başlamıştır. Harbiye’de kazandığı disiplin düşünce derinliği ve sorumluluk bilinci; onu Milli Mücadele’yi zafere taşıyan ve Cumhuriyetimizi kuran bir önder haline getirmiştir. Bugün, aynı kutlu mirasın taşıyıcıları olan sizlerin de Harbiye’de kazandığınız bilgi ve birikim hem bir meslek yolculuğunun hem de asil milletimizin güvenliğini ve devletimizin istikbalini omuzlayacak bir komutanın yetişme sürecidir" ifadelerini kullandı. Bakan Güler, kendisinin de 52 yıl önce teğmen rütbesi ile Harp Okulu’ndan mezun olduğunu hatırlatarak, "İnanıyorum ki tarih boyunca buradan yetişen her Harbiyeli de aynı duygu ve düşüncelerle ülkemize ve şanlı ordumuza hizmet etmiştir ve etmeye devam etmektedir" dedi. "İran’ın misilleme saldırılarıyla şiddetlenen çatışmalar bölgemizi yeni bir kriz sarmalının içine sürüklemiştir" Dünyanın yeni bir jeopolitik kırılma döneminden geçtiğinin altını çizen Bakan Güler, şu ifadeleri kullandı: "Güçlü olanın kendi çıkarlarını dayattığı bu ortamda uluslararası hukuk ihlal edilmekte küresel nizamı sağlamak için oluşturulan kurumlar etkisini kaybetmekte diplomasi ise giderek daha kırılgan bir zeminde yol almaktadır. Orta Doğu’dan Karadeniz’e Doğu Akdeniz’den Kafkasya’ya uzanan geniş bir hatta savaşlar vekalet çatışmaları enerji rekabeti ve jeopolitik hesaplaşmalar aynı anda yaşanmaktadır. Özellikle yakın coğrafyamızdaki gelişmeler bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır. Nitekim 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan ve İran’ın misilleme saldırılarıyla şiddetlenen çatışmalar bölgemizi yeni bir kriz sarmalının içine sürüklemiştir." "Çevremizdeki bu ateş çemberine rağmen ülkemiz istikrar adası olma vasfını sürdürmekte" Türkiye’nin ilk günden itibaren tüm gelişmeleri büyük bir dikkatle takip edildiğini dile getiren Bakan Güler, "Diplomasiyi önceleyerek çatışmaların sona erdirilmesi için çaba sarf ederken bekamıza yönelebilecek ihlallere karşı koymakta son derece muktedir olduğumuzu da her fırsatta ifade ediyoruz. Çevremizdeki bu ateş çemberine rağmen ülkemiz istikrar adası ve güvenlik merkezi olma vasfını sürdürmekte bu konumunu korumak ve daha da güçlendirmek için Sayın Cumhurbaşkanımızın riyasetinde yoğun bir gayret göstermektedir" şeklinde konuştu. Türkiye’nin en zorlu jeopolitik kuşaklardan birinde yer aldığının altını çizen Bakan Güler, "Binlerce yıllık köklü geleneğiyle Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; disiplinli yapısı, yüksek kabiliyetleri ve sahip olduğu saygın konumuyla ülkemizin ve milletimizin güvenliğinin en güçlü teminatıdır. Öte yandan devam eden sıcak çatışmalar dahil yaşanan kriz ve savaşlar askeri doktrini savunma ve güvenlik tedbirlerini ve stratejik aklı sürekli geliştirmemiz gerektiğini de ortaya koymaktadır" dedi. "Tarihi süreç yürütülebiliyorsa kahraman ordumuzun yıllardır sürdürdüğü emsalsiz mücadeleler sayesinde olmuştur" Bölgesel ve küresel gerilimlere işaret eden Bakan Güler, "Terörsüz Türkiye" hedefinin gerekli ve stratejik olduğunu belirterek, "Bugün tarihi süreç yürütülebiliyorsa bu, en başta kahraman ordumuzun yıllardır sürdürdüğü emsalsiz mücadeleler sayesinde olmuştur. Dolayısıyla gazi ve muzaffer ordumuz kendisine tevdi edilen tüm görevleri başarıyla yerine getirdiği gibi bu mücadelede de üzerine düşeni yapmıştır ve yapmaya da azim ve kararlılıkla devam etmektedir. Binlerce yıllık engin devlet tecrübesiyle yürütülen süreç; bütün kirli hesapları altüst ederek, asırlık oyunları bozacak, kalıcı güvenlik, huzur ve refah ortamı oluşturacak ve ‘Türkiye Yüzyılı’ hedeflerimize daha emin adımlarla ilerlememize imkan tanıyacaktır" ifadelerine yer verdi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye Yüzyılı’nda teröre yer yok"
13 Şubat 2026 Cuma - 19:32 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye Yüzyılı’nda teröre yer yok" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye Yüzyılı’nda teröre yer olmadığını belirterek, "Terörsüz Türkiye’nin başarılı olmasıyla birlikte, demokraside ve kalkınmada yeni bir döneme geçeceğiz. 2 trilyon doların üzerinde bir kaynak, bu terör yüzünden heba edildi. Şimdi o kaynaklar ülkemizin kalkınması için kullanılacak. Demokrasimizin gücü artacak" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Mersin programı kapsamında AK Parti Mersin İl Danışma Meclisi Toplantısına katıldı. Yılmaz, burada yaptığı konuşmada 28 Şubat sürecine, AK Parti’nin icraatlarına, ekonomiye ve ’Terörsüz Türkiye’ hedeflerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yılmaz, 28 Şubat sürecine değinerek, "Bazıları hala içine sindiremiyor. O 28 Şubat zihniyeti fırsat bulduğundan hemen hortluyor. Bunu bir kez daha gördük. Allah böyle zihniyetlere fırsat vermesin inşallah. Milletimiz de basiretiyle, ferasetiyle bu 28 Şubat zihniyetine bir daha asla geçit vermeyecektir. 28 Şubat’ta ne demişlerdi? Bin yıl sürecek demişlerdi. Çok şükür 5 sene bile sürmedi. Ve asla Türkiye artık o günlere geri dönmeyecek, bu aziz millet o zihniyetleri tarihin çöp tenekesine atmıştır. Bir daha oradan geri çıkmayacaklar inşallah" ifadelerini kullandı. "AK Parti özgürlük demektir" 23 yıldır iktidarda olduklarını ve bu süreçte binlerce, on binlerce kilometre duble yol yaptıklarını, hava limanları inşa ettiklerini, üniversiteler yaptıklarını, kentlere, köylere hizmetler götürdüklerini ve garip, gurabaya sahip çıktıklarını söyleyen Yılmaz, "Hizmetler anlatmakla bitmez. Fakat bütün bunların ötesinde, ‘AK Parti ne demektir’ derseniz. AK Parti özgürlük demektir, başörtüsüne özgürlük demektir, insanların ana diline özgürlük demektir, fikir hürriyeti demektir. AK Parti, bu milletin kendi değerleri ile savaşmaması, tam tersine tarihten getirdiği, medeniyetinden getirdiği değerleri ile bütünleşmesi, geleceğe yürümesi demektir" diye konuştu. "Devlet ile millet aynı yöne bakıyor" Geçmişte devlet ile milletin farklı yönlere baktığını ve bunun kalkınmayı engellediğini belirten Yılmaz, "Bir toplumda devlet farklı bir yöne, millet farklı bir yöne bakıyorsa, o toplum kalkınamaz. Enerjisini boş yere harcar. Yıllarca bizi o durumda tuttular. Devlet ile milleti bir birinden ayırdılar. Şimdi AK Parti döneminde neyi başardık derseniz? Artık devlet ile millet aynı yöne bakıyor. Aynı değerlere sahip. Dolayısıyla Türkiye Yüzyılı’nı, devletimizle, milletimizle birlik, beraberlik içerisinde başaracağız. Bir daha devlet ile milletin karşıya getirilmesine izin vermeyeceğiz Allah’ın izni ile. AK Parti, aynı zamanda geçmiş ile geleceği bütünleştiren bir siyasi harekettir. Uzun yıllar, geçmiş değerlerimizi, kalkınmanın, modern bir toplum, modern bir devlet olmanın önünde bir engel gibi göstermeye kalktılar. Biz buna inanmıyoruz. Bir toplum, geçmişine, tarihine, medeniyetine ne kadar çok sahip çıkarsa o kadar sağlam bir zemin üzerinde geleceğe yürür. Modern bir toplum olur, gelişmiş bir toplum olur. Bizim geçmiş değerlerimiz, kalkınmanın, gelişmenin önünde bir engel değil, tam aksine gelişme, modernleşme adı altında bu toplumda özgürlükleri yok edenler, bu ülkenin gelişmesine engel oldular" şeklinde konuştu. AK Parti’nin, ’Ben diyenlerin değil, biz diyenlerin partisi’ olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Bir kesimin, bir grubun menfaatini veya bir şahsın menfaatini ön plana koyup hareket eden bir parti değildir AK Parti. AK Parti, ‘Neyi başardıysak, hep birlikte başardık’ diyenlerin partisidir. AK Parti ve Cumhur İttifakı, bu toplumun ana damarıdır. Konjöktüre göre farklı havalar oluşabilir ama bu toplumun, ‘milletin adamları’ diyoruz ya, kim var geçmişe baktığınızda, rahmetli Menderes var, taş üstüne taş koyan. ‘Milletin adamı’ sıfatını yakıştırdığımız rahmetli Menderes var ve onun çizgisinde siyaset yapan önemli siyasetçiler var. Rahmetli Özal var. Şimdi milletin adamı kim? Recep Tayyip Erdoğan. Adam gibi adam" dedi. "Liderimizin kıymetini bilmemiz lazım" Liderlerin özellikle zor dönemlerde daha da önemli olduğunu ifade eden Yılmaz, "Ama özellikle fırtınalı zamanlarda, dünyanın, bölgemizin karışık olduğu dönemlerde, sağlam, güçlü bir iradeye milletin ihtiyaç duyduğu anlarda, liderler bir kat daha önemli. Bu çerçevede, Türkiye Cumhuriyeti olarak şanslıyız. Bazı şeyler varken insan değerini yeterince bilmiyor. Güçlü lideri olmayan toplumlar, şimdi ne haldeler görüyoruz. Tecrübeli, dirayetli, milletin seven, gece gündüz çalışan bir liderimiz var. Allah’a şükrediyoruz ve bu liderimizin kıymetini bilmemiz lazım. Büyük bir afet yaşadık. Böyle bir lider olmasa, bu siyasi istikrar olmasa, Cumhur İttifakı olmasa, 3 yılda bunun altından kalkabilir miydik? En gelişmiş dediğimiz ülkeler bile kalmazdı. 90 milyar dolardan fazla kaynak aktarıldı bu bölgelere. Geçtiğimiz günlerde 455 bininci konutumuzu hak sahibine teslim ettik. Ne derlerse desinler. Gölgelemek için ne yaparlarsa yapsınlar. Halep orada ise arşın burada" dedi. "Türkiye artık farklı bir ligde" Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, şöyle devam etti: "AK Parti iktidara geldiğinde bütün ekonomisi 238 milyar dolardı. Türkiye’nin 1 yılda ürettiği tüm malların, hizmetlerin değeri bu kadardı. Geçen yıl ilk defa 1,5 milyon doları aştı ekonomik büyüklüğümüz. Dünyanın 21. büyük ekonomisiydik 2022’de, bugün 16. büyük ekonomisiyiz. Satın alma gücüne göre ise dünyanın 11. büyük ekonomisiyiz. Geçen sene 270 milyar doları aşan ihracat yaptık. 2022’de sadece 36 milyar dolardı. Toplam mal ve hizmet ihracatımız ise 396 milyar doları aştı. Gelecek yıl inşallah 400 milyar doların üzerinde olacak. Türkiye artık farklı bir ligde. Sorunlarımız yok mu? Hangi ülkenin sorunu yok. Son yıllarda dünya üst üste büyük sıkıntılar yaşadı. Finansal krizlerin etkileri hala devam ediyor, üstüne bir de pandemi geldi. O bitti üstüne deprem geldi. O bitti savaşlar çıktı. Bölgemiz ateş çemberi. Ama bunun içinde Türkiye, istikrarlı ve güçlü bir şekilde yoluna devam ediyor." "Amacımız bu yıl sonunda enflasyonu yüzde 20’nin altına düşürmek" Hayat pahalılığıyla mücadele programını kararlılıkla uyguladıklarını belirten Yılmaz, "2024 Mayıs ayında yüzde 75,5 çıkmıştı enflasyon. O tarihten bugüne 45 puana yakın düşüş sağladık. Yıl sonunu 30’un biraz üzerinde tamamladık. Bizim hesabımız aslında 30’un altındaydı. Fakat geçen yıl tarımda hem kuraklık hem de don yaşadık. Bu nedenle büyümemiz olumsuz etkilendi, gıda enflasyonu etkilendi. Ama bu sene inşallah çok bereketli olacak. İnşallah amacımız bu yıl sonunda enflasyonu yüzde 20’nin altına düşürmek. Vatandaşımıza kalıcı sosyal refah üreteceğiz" ifadelerini kullandı. "Türkiye Yüzyılı’nda teröre yer yok" Suriye’deki gelişmelere ve terörle mücadeleye de değinen Yılmaz, "Şimdi Suriye yeniden imar ediliyor. Suriye’nin istikrarı, Türkiye’nin istikrarıdır. Biz kapsayıcı bir milliyetçilik anlayışına sahibiz. Türk de bizim, Kürt de bizim. Alevisi de bizim, Sunnisi de bizim. Arabı da bizim, Çerkez de bizim, Laz da bizim. Hep birlikte biz Türkiye’yiz. Bu çerçevede ‘Terörsüz Türkiye’ konusu çok önemli. Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu ‘Türkiye Yüzyılı, huzurun ve kardeşliğin yüzyılı olacaktır’ anlayışı, bunun temelini oluşturuyor. ‘Türkiye Yüzyılı’nda teröre yer yok’ diyoruz. Birlik, beraberlik içinde gideceğiz diyoruz" dedi. Yılmaz, "Mecliste bir komisyon kuruldu. Komisyonun çalışmaları son aşamaya gelmiş durumda. Yakında inşallah komisyon raporunu yayınlayacak, ondan sonra inşallah terörün kalıcı bir şekilde sona ermesi, bir daha bu ülkenin bu belalarla uğraşmaması için ne adımlar atılması gerekiyorsa, meclisimiz bunu ortak bir irade ile belirleyecek. Bizim buna ihtiyacımız var. Türkiye’nin kavgalara ihtiyacı yok. Kavganın kimseye faydası yok" şeklinde konuştu. "Terörsüz Türkiye ile demokrasimizin gücü artacak" Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı: "Terörsüz Türkiye’nin başarılı olmasıyla birlikte, demokraside ve kalkınmada yeni bir döneme geçeceğiz. 2 trilyon doların üzerinde bir kaynak, bu terör yüzünden heba edildi. Şimdi o kaynaklar ülkemizin kalkınması için kullanılacak. Terörün ortadan kalktığı bir ortamda, demokratik standartlarımız daha da yükselecek. Demokratik bir yarış olacak, kimse silahların gölgesine sığınmadan, kimin ne söyleyeceği varsa söyleyecek, kim milleti ikna ederse, milli irade nasıl şekillenirse o yönde politikalar izlenecek. Dolayısıyla demokrasimizin gücü artacak."
Dışişleri Bakanlığı: "Avrupa Parlamentosu dahil hiçbir yabancı kurum ülkemizdeki adli süreçlere müdahale edemez"
13 Şubat 2026 Cuma - 19:24 Dışişleri Bakanlığı: "Avrupa Parlamentosu dahil hiçbir yabancı kurum ülkemizdeki adli süreçlere müdahale edemez" Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, "Avrupa Parlamentosu dahil, hiçbir yabancı kurum, ülkemizde yürütülen adli süreçlere müdahale edemez" denildi. Dışişleri Bakanlığından, Avrupa Parlamentosu tarafından kabul edilen kararlarla ilgili açıklama yapıldı. Açıklamada, "’Kuzeydoğu Suriye’deki durum’ konulu karar, Suriye’nin yeniden kendi ayakları üzerinde durmasında ve istikrarının tesisinde Türkiye’nin rolünü göz ardı etmektedir. Avrupa Parlamentosu’na, yanlış ve art niyetli kararlar almak yerine, sahadaki gerçekler ile Suriye’nin ve Suriyelilerin beklentilerini anlayabilmek için daha fazla gayret sarf etmesi tavsiyesinde bulunuyoruz" ifadelerine yer verildi. Avrupa Parlamentosu’na Türkiye aleyhindeki çabalara alet olmama çağrısı yapılan açıklamada, "’Türkiye’de yabancı gazetecilerin ve yabancı Hristiyanların hedefli şekilde sınır dışı edilmesi’ konulu kararda, ülkemizdeki ifade ve din özgürlüğüne yönelik olarak öne sürülen iddialar gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Avrupa Parlamentosu dahil, hiçbir yabancı kurum, ülkemizde yürütülen adli süreçlere müdahale edemez. Söz konusu kararlar, Türkiye-AB ilişkilerini geliştirme çabalarının ruhuna da ters düşmektedir. Avrupa Parlamentosu’nu, ülkemiz aleyhindeki çabalara alet olmak ve iç işlerimize müdahaleye yeltenmek yerine, Türkiye-AB ilişkileri için yapıcı adımlar atmaya çağırıyoruz" denildi.
Savunma Sanayii Başkanı Görgün: "KAAN, kalkınma ve teknoloji hamlesi niteliği taşıyan stratejik bir projedir"
13 Şubat 2026 Cuma - 18:25 Savunma Sanayii Başkanı Görgün: "KAAN, kalkınma ve teknoloji hamlesi niteliği taşıyan stratejik bir projedir" Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, KAAN hangarını ziyaretinde, "KAAN, altyapımızı, insan kaynağımızı ve teknoloji birikimimizi aynı anda güçlendiren bir katalizör görevi de görmektedir. Bu çerçevede KAAN, kalkınma ve teknoloji hamlesi niteliği taşıyan stratejik bir projedir" dedi. Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, KAAN hangarını ziyaret ederek gelişmeler hakkında bilgi aldı. Görgün, "Bugün, Milli Muharip Uçak KAAN Projesinde çok kıymetli bir adıma daha hep birlikte şahitlik ediyoruz. Tam Boy Statik testlerde kullanılacak uçağımızın hangardan çıkışı ile ilk uçuşlarını yapan prototipimizin, bundan sonraki uçuşunu yapacak olan ikinci prototipimizle birlikte aynı karede yer alacak olmaları, hem önemli bir teknik aşamayı ifade etmekte hem de binlerce insanın emeğinin somut bir göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır. KAAN, bir uçağın ötesinde, Türkiye’nin mühendislik gücünün ve bağımsız savunma iradesinin simgesidir. Bu projede hedefimiz; Türk Hava Kuvvetlerimizin envanterinde uzun yıllar görev yapacak yeni nesil muharip bir uçağı özgün olarak geliştirmek ve ülkemizin kabiliyetlerini daha da ileri taşımaktır" dedi. "Savaş uçaklarının operasyonel kabiliyet geliştirme çalışmalarını yapıyoruz" KAAN’ın teknik detaylarından bahseden Görgün, "KAAN’ımızın teknik kabiliyetlerine baktığınızda; ulaşacağı hızdan görünmezlik teknolojisine, elektronik harp yeteneğinden çoklu görev kabiliyetlerine kadar, dünyada sayısı bir elin parmakları kadar olan seçkin muharip uçak sınıfının bir üyesi olacağını söylemek mümkündür. Düşük görünürlük, dahili silah yuvaları, gelişmiş aviyonik mimari, artırılmış durumsal farkındalık ve sensör füzyonu gibi kabiliyetlerle hem hava-hava hem hava-yer görevlerinde üstün performans elde edilecektir. Bugün geldiğimiz noktada, geliştirme, test ve üretim adımlarını eş zamanlı olarak yürütüyoruz. 2024’te ilk uçuşunu yapan hızlı prototipimiz sonrasında geliştirme ve üretim süreçleri aralıksız şekilde ilerlemiştir. Bununla birlikte eş zamanlı olarak insanlı-insansız savaş uçaklarının operasyonel kabiliyet geliştirme çalışmalarını yapıyoruz" ifadelerini kullandı. "KAAN, kalkınma ve teknoloji hamlesi niteliği taşıyan stratejik bir projedir" KAAN’ın, kalkınma ve teknoloji hamlesi niteliği taşıyan stratejik bir proje olduğuna dikkati çeken Görgün, şunları kaydetti: "Statik test prototipimizin üretiminin tamamlanmasıyla birlikte; tasarımdan üretime, üretimden doğrulamaya uzanan sürecin olgunlaşma yolunda nasıl ilerlediğini hep birlikte görmekteyiz. Yerli motorumuzun geliştirilmesi başta olmak üzere kabiliyet artırımlarıyla fazlı olarak geliştirdiğimiz KAAN, her geçen gün kabiliyetlerine ve ülkemiz savunma ve havacılık sanayi altyapısına yenilerini ekleyerek ülkemizi dünyada sayılı ülkeler ligine taşımaktadır. KAAN, uzun soluklu bir teknoloji programında bir ürün olmanın yanında; tasarım, üretim, test altyapısı ve insan kaynağını eşgüdümlü biçimde birlikte yürüten; altyapımızı, insan kaynağımızı ve teknoloji birikimimizi aynı anda güçlendiren bir katalizör görevi de görmektedir. Bu çerçevede KAAN, kalkınma ve teknoloji hamlesi niteliği taşıyan stratejik bir projedir." "KAAN’ın, geniş bir ekosistemin başarısı olduğunu özellikle vurgulamak isterim" KAAN’ın, geniş bir ekosistem başarısı olduğunu vurgulayan Görgün, "Bu hamlenin en kritik aşamalarından biri olan seri üretim faaliyetlerine dönük olarak da paralelde tüm hızıyla çalışmaktayız. KAAN’ın, geniş bir ekosistemin başarısı olduğunu özellikle vurgulamak isterim. KAAN’ın yerli tedarik zinciri bugün 20’den fazla şehirde, 300’den fazla firmayla, 5 binden fazla çalışandan oluşmaktadır. Bu vesileyle emeği geçen tüm mühendislerimize, teknisyenlerimize ve paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. Rabbim emeklerini bereketlendirsin. Önümüzdeki dönemde de test, kalifikasyon ve üretim hazırlıklarını aynı kararlılıkla sürdürecek; KAAN’ı adım adım daha ileri kabiliyetlerle gök vatanımızla buluşturacağız. Allah’ın izniyle, Türkiye Yüzyılı’nda savunma sanayiinde tam bağımsızlık hedefimize kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz" dedi.
Özdağ: "TR83’te yüzde 26,2’lik yoksulluk riski"
13 Şubat 2026 Cuma - 17:56 Özdağ: "TR83’te yüzde 26,2’lik yoksulluk riski" CHP Samsun İl Başkanı Mehmet Özdağ, Türkiye İstatistik Kurumu’nun(TÜİK) "2025 Yaşam Koşulları Araştırması" sonuçlarına ilişkin yaptığı açıklamada, TR83 Bölgesi’nde her dört kişiden birinin yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında yaşadığını belirterek, açıklanan verilerin bölgedeki ekonomik kırılganlığı net biçimde ortaya koyduğunu söyledi. Özdağ, TÜİK verilerine göre Samsun, Tokat, Çorum ve Amasya illerini kapsayan TR83 Bölgesi’nde nüfusun yüzde 26,2’sinin yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunduğunu ifade etti. Bu oranın bölgede her dört kişiden birinin ciddi ekonomik risk altında yaşadığı anlamına geldiğini vurgulayan Özdağ, oranlardaki değişimin halkın alım gücünün arttığı şeklinde yorumlanamayacağını dile getirdi. Samsun’un Bafra, Çarşamba, Vezirköprü ve Ladik Ovaları gibi Büyük Ova Koruma Alanı statüsünde dört büyük ovaya ve verimli tarım arazilerine sahip olduğunu hatırlatan Özdağ, üretim potansiyeline rağmen yurttaşların giderek yoksullaştığını savundu. Yaklaşık 1 milyon 390 bin nüfusa sahip Samsun’da 360 ila 400 bin emeklinin yaşadığını belirten Özdağ, kentte her üç haneden birinde ortalama 24 bin ile 26 bin TL bandındaki emekli maaşının temel geçim kaynağı haline geldiğini kaydetti. Son iki yılda kira bedellerinin özellikle Atakum ve İlkadım ilçelerinde yüzde 100’ün üzerinde arttığını, temel sebze ve meyve fiyatlarının ise son bir yılda yüzde 60-80 bandında yükseldiğini ifade eden Özdağ, artan hayat pahalılığı karşısında emeklilerin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını sözlerine ekledi.
Binali Yıldırım Erzincan’da konuştu: "Türkiye havacılıkta dünyada ilk 10 içerisinde"
13 Şubat 2026 Cuma - 17:30 Binali Yıldırım Erzincan’da konuştu: "Türkiye havacılıkta dünyada ilk 10 içerisinde" Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Ali Cavit Çelebioğlu Sivil Havacılık Yüksekokulu’nun ek binası, Aksakallılar Heyeti Başkanı Binali Yıldırım’ın katılımıyla düzenlenen törenle hizmete girdi. Erzincan’daki yükseköğretim yatırımlarına bir yenisinin daha eklendiği törende konuşan Binali Yıldırım, Türkiye’de havacılık alanında son 20 yılda yaşanan dönüşüme dikkat çekti. "Havayolunu halkın yolu yapacağız dediğimizde buna inanmayanlar vardı" diyen Yıldırım, bugün gelinen noktada iç ve dış hatlarda yolcu sayısının 30 milyonlardan 250 milyonlara ulaştığını ifade etti. Türkiye’nin sadece iç pazarda değil, uluslararası arenada da önemli bir konuma yükseldiğini belirten Yıldırım, milli bayrak taşıyıcının Avrupa’da ilk sıralarda, dünyada ise ilk 10 içinde yer aldığını vurguladı. Havacılıktaki başarının ortak akıl ve güçlü iş birliğiyle sağlandığını dile getiren Yıldırım, sektörün küresel ölçekte marka haline gelmesinde kamu ve özel sektörün birlikte hareket ettiğini söyledi. Konuşmaların ardından dualar eşliğinde ek hizmet binasının açılışı yapıldı. Protokol üyeleri açılışı gerçekleştirilen binayı dolaşarak sınıflar, laboratuvarlar ve uygulama alanları hakkında yetkililerden bilgi aldı. Yeni binanın, öğrencilere daha modern ve donanımlı bir eğitim ortamı sunarak Erzincan’ın akademik kapasitesine önemli katkı sağlaması bekleniyor. Açılışa, Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, AK Parti Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman, Rektör Prof. Dr. Akın Levent, Erzincan Belediye Başkanı Bekir Aksun, Çelebioğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Canan Çelebioğlu ile Can Çelebioğlu, Aksakallılar Heyeti Başkanı Binali Yıldırım, il protokolü, üniversite yönetimi, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Bakan Ersoy: "Batman’da kültür altyapısında büyük dönüşüm sağladık"
13 Şubat 2026 Cuma - 16:36 Bakan Ersoy: "Batman’da kültür altyapısında büyük dönüşüm sağladık" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Batman’ın Sason ilçesinde kütüphane açılışına katıldı. Batman’da kütüphane yatırımlarını planlı, istikrarlı ve ihtiyaç odaklı bir anlayışla sürdürdüklerini belirten Ersoy, "Son beş yılda kültür altyapısında gözle görülür bir dönüşüm gerçekleştirdik" dedi. Bir dizi programa katılmak üzere Batman’a gelen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Sason Halk Kütüphanesi açılışına katıldı. Burada konuşan Bakan Ersoy, kültürel mirasın korunmasının yanı sıra toplumsal gelişimi ve sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen projelere öncelik verdiklerini söyledi. Batman’da kütüphane yatırımlarını planlı, istikrarlı ve ihtiyaç odaklı bir anlayışla sürdürdüklerini belirten Ersoy, son beş yılda kültür altyapısında gözle görülür bir dönüşüm gerçekleştirdiklerini ifade etti. Ersoy, 2020 yılında Şehit Şenay Aybüke Yalçın İl Halk Kütüphanesi’nin modern hizmet binasına taşındığını, 2021’de Petrolkent Halk Kütüphanesi’nin, 2024’te ise Leyla Nasıroğlu Halk Kütüphanesi’nin hizmete açıldığını hatırlattı. Beşiri ilçesindeki yeni kütüphane binasının da tamamlandığını aktaran Bakan Ersoy, 2025 yılı itibarıyla Batman Valiliği ve yerel yönetimlerle iş birliği içinde yeni projelerin de hayata geçirildiğini kaydetti. Açılışı yapılan Sason Halk Kütüphanesi’nin 5 bin 500 metrekare alan üzerine inşa edildiğini ve 3 bin 125 metrekare kapalı alana sahip olduğunu ifade eden Ersoy, "930 kişilik kapasiteye sahip kütüphanede çocuk, ihtisas ve yetişkin bölümleri, 286 kişilik konferans salonu, resim, müzik ve sanat atölyeleri, okuma ve araştırma salonu, açık hava sinema alanı, amfi oturma alanı ve kafeterya bulunuyor" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Boğaziçi Üniversitesi’ne 2 yeni yatırım müjdesi
13 Şubat 2026 Cuma - 16:22 Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Boğaziçi Üniversitesi’ne 2 yeni yatırım müjdesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Boğaziçi Üniversitesi Erkek ve Kız Yurtları açılış töreninde yaptığı konuşmada, "Geçen yıl depreme dayanıksız olduğu için yıkılan Boğaziçi Üniversitesi Kütüphanesini çok yakın bir zamanda yeniden inşa ediyoruz. 2 milyar lira yatırım değeri olan yeni kütüphanemiz hayırlı olsun. Önümüzdeki sene ise 3 milyar liralık bir yatırımla Boğaziçi Üniversitesine tam teşekküllü ve modern bir laboratuvar binası kazandıracağız" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’da "Boğaziçi Üniversitesi Erkek ve Kız Yurtları Açılış Töreni"ne katıldı. Burada bir konuşma yapan Cumhurbaşkaı Erdoğan, yarım asrı bulan siyaset ve devlet hayatında gençlerle yol yürüdüğünü, onların önünü açtığını dile getirdi.Gençlerle sık sık bir araya gelmeye çalıştığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün de aynı heyecanı, sevincinin yaşadığımı bilinmesini isterim. Gençlerimizin çehresindeki şu aydınlığı gözlerindeki şu ışık ve kararlığı gördükçe bizler de her seferinde güç ve enerji topluyoruz. Geleceğe olan inancımızı büyük ve güçlü Türkiye’ye olan sevdamızı Türkiye Yüzyılı tutkumuzu gençlere baktıkça daha da perçinliyoruz. Birazdan 210 kişi kapasiteli erkek öğrenci yurdumuz ile 706 kişilik kız öğrenci yurdumuzun resmi açılışını yapacağız. Öğrenci sosyal alanlarıyla kapalı otoparkıyla ve diğer imkanlarıyla bu iki eseri üniversitemizin resmen hizmetine vereceğiz. Toplam 1 milyar 150 milyon lira değerindeki bu yatırımları hayata geçirenleri yürekten tebrik ediyorum. Araştırma faaliyetlerinden inavosyan teşviklerine, uluslararası işbirliklerinden akademik destek programlarına oldukça geniş bir yelpazede Boğaziçi Üniversitesi Geliştirme Vakfı’nın kuruluşundan itibaren 3 yıllık süreçte aldığı mesafe takdire şayandır. 916 öğrencinin barınacağı 2 öğrenci yurdunun bu kadar kısa sürede nihayete erdirmek kolay bir iş değildir" dedi."Sözde özgürlükçü, fakat özde baskıcı bu zihniyete rağmen hedeflerimize doğru yürüyoruz"Bizim için ilim hikmet ve hakikate giden yolun altın anahtarıdır. Bizim için üniversite bilginin üretim ve işleme merkezidir" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:"Bizim için öğrenci, yani talebe ise ilmi talep ettiği için bilgiye talip olduğu için talebedir. Bu topraklar asırlar boyu dünyanın dört bir yanından öğrencileri, hocaları ilim ve kültür erbabının ağırladı. Bilim insanlarımız cebirden tıbba, astronomiden coğrafyaya, mimariden şiire edebiyata kadar ilmin ve sanatın her başlığında dünyaya kıymetli katkılar yaptı. İnsanlığın yolunu aydınlatan ışık uzun yıllar Doğu’dan yükseldi. Özellikle İstanbul, ilim, bilimin yuvası oldu. Her alanda bir merkez bir ışık kaynağı oldu. Cumhuriyet dönemiyle birlikte bu kazanımlar muhafaza edilmeye daha da güçlendirilmeye çalışıldı. Yani geçmişle gelecek arasındaki bağ aksayan yönleri olsa da bir şekilde sağlandı. Şimdi bu birikimi daha da güçlendirmemiz, aksayan tarafları giderip eksiklerini tamamlayarak daha da iyi -hale getirmemiz gerekiyor. Özellikle üniversitelerimizi asli misyonlarını uygun şekilde araştırmaya özgün ve nitelikli bilgi üretmeye Türkiye’nin yolunu ve ufkunu açan projeler geliştirmeye odaklanmasının şart olduğuna inanıyorum. 208 yüksek öğretim kurumumuzun Türkiye’nin vizyon merkezi olmasını canı gönülden istiyoruz. Dünya hızla değişirken, Türkiye’de toplum, özel sektör, iş çevrelerimiz bu değişime ayak uydururken tüm bunların üzerine küresel ölçekte yıldızı giderek parlayan bir Türkiye gerçeği varken, üniversitelerimiz de buna adapte olmalı kendilerini yenilemeli ve güncellemelidir. Değişim ve dönüşümden asla korkmamalıyız. Unutulmasın ki eğer bir yerde hareket varsa orada bereket ve başarı olur. Tersi durumda ise gerileme kaçınılmaz hale gelir. Duran, pas tutar. Bir müddet sonra da denklem dışı kalır. Biz Boğaziçi dahil tüm üniversitelere böyle bakıyoruz. Üniversitelerin bu atmosfere kavuşması amacıyla var gücümüzle çalışıyoruz. Elbette bu süreçte önümüzü kesenler engel çıkaranlar oluyor. Özellikle üniversiteleri ideolojilerinin arka bahçesi olarak görenler, üniversitelerde keyiflerince işlettikleri bir derebeylik kuranlar doğrusunu söylemek gerekirse imtiyazlarını kaybetmek istemiyor. Türkiye’nin normalleşmesi bilim, kültür ve sanat hayatımızın çeşitlenmesi bu kesimlerin işine gelmiyor. Üniversiteleri özgür birer bilim yuvası değil ideolojilerin harp meydanında kontrol edilmesi gereken birer mevzi olarak gören sözde özgürlükçü, fakat özde baskıcı bu zihniyete rağmen hedeflerimize doğru yürüyoruz. İnşallah menzile varana kadar da durmadan ilerlemeye kararlıkla devam edeceğiz.""Üniversitelerimizin özellikle uluslararası başarı listelerinde daha yüksek sıralara tırmanması için tüm imkanlarımızı seferber ettik"Üniversite ve hocaların bir yandan evrensel işler yaparken diğer yandan yerlileşme hamlelerini devam ettirmelerinin önemsediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Boğaziçi Üniversitesi’mizin son dönemde bu yönde önemli adımlar atmasını memnuniyetle karşılıyorum. Boğaziçi Üniversitesi’mizin dünyayın önde gelen eğitim kurumlarında öğrenim görmüş genç akademisyenleri kadrosuna katarak tersine beyin göçüne liderlik etmesi ayrıca kayda değerdir. Türkiye’nin en seçkin yüksek öğretim kurumlarından biri olan Boğaziçi Üniversitemiz inanıyorum ki Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek bilgili, şuurlu ve özgüvenli bir gençliğin yetişmesine çok anlamlı katkılar sunacaktır. Üniversitelerimizin özellikle uluslararası başarı listelerinde daha yüksek sıralara tırmanması için tüm imkanlarımızı seferber ettik. 23 yıl önce eğitime ayrılan bütçe yalnızca 7,5 milyar liraydı. 2026’da bu rakam yüksek öğretim dahi 3 trilyon lirayı buldu. Üniversite sayımızı 76’dan 208’e, akademik personel sayımızı 70 binden 180 bine ulaştırdık. Üniversitelerimizde 6 milyon 830 bin öğrenci eğitim alıyor. Dünyanın 198 ülkesinden gelen 350 bini aşkın misafir öğrenci aynı şekilde üniversitelerimizde yüksek standartlarda öğrenim görüyor. Ülkemizin kanayan yarası olan yurt sorununu yürttüğümüz projelerle çözüme kavuşturduk. 2022’de 190 olan yurt sayımızı bugün 880’e çıkardık. Yatak kapasitemizi 182 binden aldık 1 milyona getirdik. Başvuran her öğrencimize burs veya kredi imkanı sağlıyoruz. Geçen ay müjdesini verdiğimiz Gençliğin üretim çağı programıyla genç arkadaşlarımızın iş hayatına katılmasında da yanlarına oluyoruz. Boğaziçi Üniversitesi 2021 yılında kurduğumuz Hukuk Fakültesi bu yıl ilk mezunlarını verecek" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan 2 müjdeyi açıkladıKonuşmasında 2 müjdeyi paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Geçen yıl depreme dayanıksız olduğu için yıkılan Boğaziçi Üniversitesi Kütüphanesini çok yakın bir zamanda yeniden inşa ediyoruz. 2 milyar lira yatırım değeri olan yeni kütüphanemiz hayırlı olsun. Önümüzdeki sene ise 3 milyar liralık bir yatırımla Boğaziçi Üniversitesine tam teşekküllü ve modern bir laboratuvar binası kazandıracağız. Üniversitelerimiz için çalışmaya gençlerimiz için üretmeye devam edeceğiz" diye konuştu.