POLİTİKA
23 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:25 Bakan Göktaş: "Türkiye’de 486 kamu ve özel huzurevinde 30 bin 279 yaşlımız yatılı bakım ve rehabilitasyon hizmetinden faydalanıyor" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Gemerek Huzur Evi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürlüğü açılışında yaptığı konuşmada Türkiye’de 486 kamu ve özel huzurevinde 30 bin 279 yaşlının yatılı bakım ve rehabilitasyon hizmetinden faydalandığını açıkladı. Sivas’ın Gemerek ilçesinde yapımı tamamlanan 50 kişi kapasiteli Gemerek Huzur Evi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürlüğü açılışı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın katılımı ile gerçekleştirildi. Açılış törenine Göktaş, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, milletvekilleri diğer yetkililer katıldı. Açılış töreninde konuşan Göktaş, yaşlılara yapılan yatırımı Türkiye’nin geleceğine yapılan yatırım olarak gördüklerini belirterek, "Bizim için yaşlılarımıza sahip çıkmak, sadece bir hizmet başlığı değil. Bir millet olarak, kim olduğumuzun da göstergesi. Nasıl ki gençlerimizi geleceğe tohum olarak görüyorsak, büyüklerimizi de tecrübeleriyle yolumuzu aydınlatan kılavuzlar olarak görüyoruz. Çünkü biz, büyükleriyle bereket bulan, onların hayır duasına tutunan, aileyi ve dayanışmayı güçlü tutan bir milletiz. Devlet dediğimiz yapı da tam olarak bunun için var. Vatandaşının zor gününde yanında olmak, yaşlısına güvenli bir hayat sunmak, ailelerine destek sağlamak ve kimseyi yalnız bırakmamak için var. Bizim sosyal devlet anlayışımızın özünde de bu var. Bu doğrultuda, büyüklerimiz için hayata geçirdiğimiz her bir hizmeti, Türkiye’nin geleceğine yapılan bir yatırım olarak görüyoruz." Dedi. "Büyüklerimizin eşsiz mirasına sahip çıkıyoruz" Göktaş, Köklerimizi de, özümüzü de unutmayarak; büyüklerin eşsiz mirasına sahip çıktıklarını ifade ederek, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, büyüklerimizin huzuru, ailelerimizin refahı ve milletimizin esenliği için çalışıyoruz. Bu kapsamda, büyüklerimize sunduğumuz hizmetleri; aktif ve sağlıklı yaşlanmayı esas alan, sosyal katılımı ve güvenli yaşamı destekleyen bütüncül bir yaklaşımla ele alıyoruz. Hedefimiz net. Her daim yanlarında olmaya, her bir öğüdünden faydalanmaya gayret ettiğimiz çınarlarımıza daha konforlu imkanlar sunmak, refah içinde yaşamalarını sağlamak. 2002’de böyleydi, bugün de böyle. Aradan geçen uzun yıllara, edinilen köklü kazanımlara aldırmadan ilk günkü heyecanla çalışıyoruz. Kökümüzü de, özümüzü de unutmuyor; büyüklerimizin eşsiz mirasına sahip çıkıyoruz. Bu anlayışla yürüttüğümüz Ulusal Vefa Programıyla 81 ilimizde, yaşlılarımıza kendi evlerinde, gündelik ihtiyaçları için destek oluyoruz. Bu kapsamda, Sivas’ta 1.480 vatandaşımıza vefa hizmeti sunuyoruz. Diğer yandan, evde bakım yardımlarıyla bakıma ihtiyaç duyan vatandaşlarımızı ailelerinin yanında destekliyoruz" dedi. "Sivas’a 632 milyon TL kaynak" Göktaş, geçtiğimiz yıl evde bakım yardımı için sadece Sivas’a 632 milyon lira kaynak aktarıldığını vurgulayarak, "Geçtiğimiz yıl, Evde Bakım Yardımı için sadece Sivas’a 632 milyon lira kaynak aktardık. Evde Bakım Yardımıyla Sivas’ta bu ay, 4.615 vatandaşımıza toplam 63 milyon lira ödeme gerçekleştirdik. Diğer yandan, gündüzlü bakım ve aktif yaşam merkezleriyle, büyüklerimize gün içinde güvenle vakit geçirebilecekleri bir ortam sunuyoruz" dedi. "486 huzur evinde 30 bin 279 yaşlı bakım görüyor" Göktaş, Türkiye’de 486 kamu ve özel huzurevinde 30 bin 279 yaşlının yatılı bakım ve rehabilitasyon hizmetinden faydalandığının altını çizerek, "Bugün, Türkiye’de 486 kamu ve özel huzurevinde 30.279 yaşlımız yatılı bakım ve rehabilitasyon hizmetinden faydalanıyor. Sivas’ta ise halihazırda 3 huzurevi ile yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezinde 132 yaşlımıza sıcak bir yuva sunuyoruz. Açılışını gerçekleştirdiğimiz yeni huzurevimiz ile, bu güzel şehirdeki hizmet zincirimize bir halka daha ekliyoruz. Bu huzurevi, büyüklerimizin kendilerini güvende, huzurlu ve değerli hissedecekleri bir yaşam alanı olacak. Yaşlı dostu mimarisiyle ve güler yüzlü çalışanlarıyla, büyüklerimize sıcak bir yuva olacak. Ayrıca büyüklerimiz, ihtiyaç duydukları sağlık ve bakım hizmetlerinden de yararlanacak. Sosyal ve kültürel etkinliklerle hayatla bağlarını daha da güçlendirecekler" şeklinde konuştu. "Büyüklerimizin hayır duasını kazanç biliyoruz" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, büyüklerin hayır duasını kazanç bildiklerini hatırlatarak sözlerini şu şekilde tamamladı. "Hepimiz, yaş aldıkça yanımızda güveneceğimiz bir el, kapımızı çalan bir dost, halimizi hatırımızı soran bir ses olsun isteriz. Bizim görevimiz de büyüklerimize bu güven duygusunu hissettirmek. Bugün Gemerek’te açtığımız bu huzurevi, tam da bu anlayışla hizmet verecek. Büyüklerimiz, her ihtiyaçlarında; devletimizin desteğini, çalışanlarımızın ilgisini ve milletimizin vefasını yanlarında hissedecek. Biz, dün olduğu gibi bugün de büyüklerimizin hayır duasını en büyük kazanç biliyoruz. Onların huzuru, sağlığı ve mutluluğu için çalışmayı sürdürüyoruz. Bu duygularla sözlerime son verirken, kıymetli çınarlarımıza bir şey söylemek istiyorum. Yürüdüğümüz yolları sizler açtınız; bizleri bugünlere sizler taşıdınız. Türkiye Yüzyılı’nın pusulası da yarınlarımızın ilham kaynağı da sizler olacaksınız. Bu anlamlı hizmetin şehrimize kazandırılmasında emeği geçen herkese tekrar teşekkür ediyorum"
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya Hakkari’de
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 20:05 İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya Hakkari’de İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, "Artık ülkemiz, ’Terörsüz Türkiye’ hedefiyle yeni bir dönemin eşiğindedir. Terörsüz Türkiye hedefi bir hayal değil, kardeşlik çağrısıdır. Ve bu çağrı, 86 milyonun omuz omuza yazdığı bir zaferin adı olacaktır" dedi. "Huzur ve Güvenlik Toplantısı"na katılmak üzere Hakkari’ye gelen İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve beraberindekiler, Hakkari Valisi Ali Çelik ve kurum amirleri tarafından karşılandı. Hakkari Öğretmenevi’nde düzenlenen programda konuşan Bakan Yerlikaya, "Sizleri; Kudüs sokaklarına adını veren, kadim serhat şehrimiz Hakkari’de düzenlediğimiz Huzur ve Güvenlik Toplantısı’nda, sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Biraz önce, Valimizle, mülki idare amirlerimizle, güvenlik güçlerimizle bir araya geldik. Hakkari’deki genel güvenlik ve asayiş hizmetleri kapsamında yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldık, değerlendirmelerde bulunduk. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde; vatan toprağımızın her köşesinde; aynı kalkınma ruhu, aynı hizmet azmiyle ilerliyoruz. Bu yolda şehir ayrımı yok. Doğusu, batısı, kuzeyi, güneyi yok. Tek bir istikamet var. O da büyük ve güçlü Türkiye. İşte bu hedeflerin gerçekleşmesinde en büyük gücümüz kardeşliğimizdir, birlik ve beraberliğimizdir. Aynı toprağın sinesinde, aynı bayrağın gölgesinde millet olma irademizdir. Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettikleri gibi; ’Türkiye Cumhuriyeti, Alevi’nin de Sünni’nin de Cumhuriyetidir. Türk’ün olduğu kadar Kürt’ün de Cumhuriyetidir.’ Bu ülkenin ruh köprüleri sağlamdır. Sözü de birdir, duası da birdir. Derdi de birdir, devası da birdir. Ve her bir vatandaşımızın hakkının, hukukunun, huzur ve güvenliğinin teminatı devletimizdir. Bin yıldır birlikte yürüdüğümüz bu yolu, ebediyen yürüyeceğimizden hiç kimsenin şüphesi olmasın" dedi. "Hedefimiz Terörsüz Türkiye" Terörle mücadelede adımları büyük bir kararlılıkla attıklarını, atmaya da devam ettiklerini ifade eden Bakan Yerlikaya, "Bu başarı; başta şehitlerimizin ve gazilerimizin emanetidir. Annelerimizin duası, milletimizin sarsılmaz iradesidir. Her bir şehidimizin adı, bu toprakların harcına yazıldı. Onların aziz hatırasına ve şehit ailelerimize minnet borcumuz var. O borcun gereği, bu vatanı asla sahipsiz bırakmadık, bırakmayacağız. Artık ülkemiz, ’Terörsüz Türkiye’ hedefiyle, yeni bir dönemin eşiğindedir. ’Terörsüz Türkiye’ hedefi bir hayal değil, kardeşlik çağrısıdır. Ve bu çağrı, 86 milyonun omuz omuza yazdığı bir zaferin adı olacaktır. ’Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’ ile bu süreç; inşallah TBMM çatısı altında, milletimizin ortak iradesiyle pekişecektir" diye konuştu. Komisyon çalışmalarına da değinen Yerlikaya, "Komisyon çalışmaları, sadece bugünün değil, milletimizin güven içinde yaşadığı bir geleceğin temellerini atacak, vicdani bir sorumluluk taşımaktadır. Terörün gölgesi kalktıkça, Hakkari’nin sümbül kokan dağları, Cilo-Satlar’ın eşsiz rotaları, Berçelan Yaylası’nın serin nefesi, tüm dünyanın hayranlıkla baktığı yerler olacaktır" dedi. "Toplam 211 ton uyuşturucu, 213 milyon adet uyuşturucu hap ele geçirildi, 313 milyon kök kenevir imha edildi" İçişleri Bakanlığı olarak, 675 bin personelle "Türkiye’nin Huzuru" için gece gündüz demeden görevde olduklarının altını çizen Bakan Yerlikaya, "Kara vatanın her sokağında, mavi vatanın her dalgasında, siber vatanın her noktasında nöbetteyiz. Terörle mücadele, asayiş, organize suçlar, göç ve afet yönetimi, trafik güvenliği. Her alanda stratejimiz var, planımız var, uygulamalarımız var. Bugün Hakkari’de özellikle bir başlığa özel vurgu yapmak istiyorum: Uyuşturucuyla mücadele. Uyuşturucu; gençliğimize pusu kuran, suç ekonomisini besleyen çok katmanlı bir tehdittir. İnsanlığın en büyük düşmanıdır. Zehir tacirleriyle ülkemiz ve insanlık adına mücadele etmeye kararlılıkla devam edeceğiz. Bu kabine döneminde, ülkemiz genelinde uyuşturucuya yönelik düzenlediğimiz operasyonlar sonucu 81 bin 467 şahıs tutuklandı. 39 bin 590 şahıs hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Bu kararlılığın en görünür çıktısı, ele geçirilen madde miktarındaki tarihi seviyelerdir. Toplam 211 ton uyuşturucu, 213 milyon adet uyuşturucu hap ele geçirildi. 313 milyon kök kenevir imha edildi. Bu mücadelenin ihbar ve dijital takip boyutunu da güçlendirdik. Bu çerçevede Narkotik Vaka Analizi Sistemi, yani NARVAS Projesini geliştirdik. Nedir NARVAS? Konum bazlı vaka analiz sistemi olan NARVAS; halkımızın 112 ve UYUMA Mobil uygulaması üzerinden yaptığı uyuşturucu ihbarlarının analizini sağlıyor. Bu sistemle; suç haritaları çıkarılıyor, riskli bölgeler belirleniyor. Böylece ekiplerimiz önleyici müdahaleler yapabiliyor. NARVAS üzerinden, 267 bin 64 vatandaş ihbarı işleme alındı; bu ihbarlardan gelişen 35 bin 669 operasyon yapıldı. NARVAS kapsamında uyuşturucudan 41 bin 756 şüpheli ile diğer bağlantılı suçlardan 3 bin 249 şüpheli tespit edilerek adalete teslim edildi" şeklinde konuştu. Hakkari değerlendirmesi Konuşmasının devamında Bakan Yerlikaya, "Şimdi sizlerle; huzurun ve güvenin idamesi noktasında Hakkari’de geldiğimiz noktayı, her türlü suçla mücadelede kararlılığımızı yansıtan rakamları paylaşacağım. Hakkari’de kabine dönemimizde; mal varlığına karşı işlenen suçları yüzde 47 azalttık. (Türkiye geneli: Yüzde 56,4) 2 yıl önce 198 suç işlenmişken bu sayı 105’e indirildi. Daha da inecek inşallah. Aydınlatma oranımız da yüzde 88,6’ya yükseldi. (Türkiye: Yüzde 84,4). Evden hırsızlık 2 yıl önce 93’ken bu sayı 39’a düştü. Yani olay sayısı yüzde 58 azaldı. Aydınlatma oranı ise yüzde 79,5’in üzerinde. İş yerinden ve kurumdan hırsızlık 2 yıl önce 71 iken, 2024’te 42’ye geriledi. Yani olay sayısında yüzde 41 düşüş yaşandı. Bu alandaki aydınlatma oranımız yüzde 93. Hakkari’de bu kabine dönemimizde yapılan operasyonlarla 12 organize suç örgütü çökertildi. 57 şahıs tutuklandı, 24 şahıs hakkında adli kontrol kararı verildi. Yine bu kabine döneminde Hakkari’de; 5 ton 278 kilo uyuşturucu madde ele geçirildi, 128 şahıs tutuklandı. Hakkari’de düzensiz göç ile mücadelede bu kabine döneminde, 118 operasyon yapıldı. 26 göçmen kaçakçılığı organizatörü tutuklandı, 17’sine adli kontrol hükümleri uygulandı. 893 düzensiz göçmen yakalandı ve ülkelerine geri gönderildi. Biz; sokaklarımızın, mahallelerimizin, ilçe ve şehirlerimizin huzur ve güvenliği için varız. Huzur varsa her şey mümkündür. Yatırım da, üretim de ve Hakkari’nin huzuru, Türkiye’nin huzurudur. Bu duygularla, başta Valimiz olmak üzere, Hakkari’de görev yapan kaymakamlarımıza, güvenlik güçlerimize, yürekten teşekkür ediyor, sizleri saygıyla selamlıyorum" şeklinde sözlerini tamamladı.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmalarını sürdürdü
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 19:12 Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmalarını sürdürdü "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, çalışmalarına devam etti. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu toplandı. Komisyon dernekleri dinlemeye devam etti. İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Hüseyin Küçükbalaban, PKK’nın silah yakmasının kritik bir tarih olduğunu belirterek, "Halen sivil toplum örgütlerinin bu komisyonla nasıl bir ilişki kuracağına ilişkin yasal bir düzenlemenin olmamış olmasını da komisyonun eksikliği olarak gördüğümüzü ifade etmek istiyorum. Ayrıca komisyonun altı aylık bir süreyle çalışacak olması, her ne kadar süreler ikişer aylık aralarla komisyon çalışması uzatılacak olsa da ilk etapta altı ayla yüz yıllık bu meselenin çözülmesinin sıkıntı olduğunu ifade etmek istiyoruz. Komisyonun halen çatışmanın taraflarını dinleyecek bir programa sahip olmamasında ayrıca bir eksiklik olarak görüyoruz. Şüphesiz komisyon 5 Ağustos, 18 Ağustos, 12 Ağustos ve dün ve bugün de beşinci oturumunu gerçekleştiriyor. Ama halen çatışmanın şiddete sona etmesi konusunda ciddi bir çabanın sahibi olan Abdullah Öcalan’la görüşme konusunun komisyonun gündeminde olmadığını ne yazık ki biliyoruz. Basına yansıyan bilgilere göre ikinci toplantıda güvenlik bürokrasi dinlenmiş oldu" ifadelerini kullandı. İnsan Hakları ve Mazlumlar için Dayanışma Derneği Genel Başkanı Kaya Kartal ise sürecin başarısının bazı ezberlerin bir tarafa bırakmaktan geçtiğini, samimi bir cesaretten geçtiğini söyleyerek, "Kanun tasdik etkileri sunmak bakımından çözüm yönünde atılan adamları sonuna kadar desteklemesi gerekiyor. Tekrar silaha dönülmesini ya da kan akmasını engelleyecek mekanizmalar ve fikirler üretmek, yapıcı tavır içerisinde olmak. Hepimizin bu topraklara, bu ülkenin insanlarına karşı temel bir sorumluluğudur" dedi. Tahir Elçi İnsan Hakları Vakfı Başkanı Mahsun Batı ise, Tahir Elçi’nin öldüğü günü hatırlatarak, "26 polis olmak üzere 35’e yakın kişinin bulunduğu sokakta vurulan tek kişi Tahir Elçi oluyor bu olayın sonucunda. Olay yeri incelemesi yapılmadan deliller sokakta bırakılıyor. Cinayetten yaklaşık beş ay sonra savcılık bir keşif hemen akabinde bir gün sonra hazırlanan bir bilirkişi raporu söz konusu. Raporda Tahir Elçi’nin ölümüne neden olan atışın tıbben ve fiziken bilinemeyeceği şekilde bir rapor düzenlendi. Aslında bu rapor o dönemde ne yapılmak istendiğini açıkça ortaya koymuştu" şeklinde konuştu.
Milli Eğitim Bakanı Tekin: "Terörsüz Türkiye önümüzdeki engelleri kaldıracak"
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 17:34 Milli Eğitim Bakanı Tekin: "Terörsüz Türkiye önümüzdeki engelleri kaldıracak" Afyonkarahisar’da açıklamalarda bulunan Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, şehitleri rencide edecek hiçbir sürecin içinde bulunmadıklarını ve bulunmayacaklarını vurgulayarak, "Terörsüz Türkiye, ekonomiden turizme, eğitimden demokratik siyasal yaşama kadar her alanda önümüzdeki engellerin birçoğunu ortadan kaldırmamıza vesile olacaktır" dedi. Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, bir dizi temasta bulunmak için Afyonkarahisar’a geldi. Bakan Tekin ilk olarak, AK Parti İl Başkanlığı tarafından Afyonkarahisar Öğretmenevi’nde düzenlenen Türkiye Yüzyılı Buluşmaları programı çerçevesinde ’Hep Birlikte Güçlü Türkiye’ toplantısına katıldı. AK Parti Afyonkarahisar İl Başkanı Av. Turgay Şahin, AK Parti Milletvekilleri ve çok sayıda partili katıldığı programda konuşma yapan Bakan Tekin, ’Terörsüz Türkiye’ sürecine ilişkin önemli mesajlar verdi. "Terörsüz Türkiye önümüzdeki engelleri kaldıracak" AK Parti’nin Türk siyasal hayatında yaptıklarını ve yapacaklarını çok geniş toplumsal istişarelerle gerçekleştirdiğini belirten Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, "AK Parti gücünü toplumdan alan bir siyasi gelenek oluşturdu. AK Parti, Türkiye’deki egemen siyasal kültürün jakoben anlayışı yerine toplumdan beslenen toplumla entegre bir biçimde politikalar üreten, devlet politikaları hayata geçiren bir siyasi gelenek başlattı. Afyon’da bulunmamızın ana gerekçesi bu bahsettiğim geleneğin doğal bir parçası olarak buradayız. Biz Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarları döneminde hep bu süreci yürüttük. Yaz aylarında yoğun bir biçimde toplumla hem hal olan yaptıklarını ya da yıl içerisinde planladıklarını toplumla paylaşan bir anlamda demokrasilerin en temel denetim mekanizması olan kamuoyu denetimine kendisini gönüllü olarak açan bir siyasi gelenek bugün bizim burada bulunmamızın gerekçesidir. Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Cumhur İttifakı ortağımız MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin açıklamalarıyla destek olduğu bir süreci kamuoyunda hep beraber konuşmak üzere bugün buradayız. ’Terörsüz Türkiye’ adını verdiğimiz bu süreç önümüzdeki dönem Türk siyasetin ana gündem maddelerinden bir tanesi olacak. Bu süreç sağlıklı bir şekilde sonuçlanırsa önümüzdeki yüz yıl Türkiye yüzyılı olarak planlanıp bunu hayata geçirmek isteyen Türk milletine devlete önemli bir imkân sunmuş olacak. Eğer bu proje hayata geçerse, ’Terörsüz Türkiye’ ideali hayata geçerse bizlerin önümüzdeki 100 yılı ’Türkiye Yüzyılı’ yapmak için elimiz ciddi şekilde rahatlatacaktır. Ekonomiden turizme, eğitimden demokratik siyasal yaşama kadar her alanda ’Terörsüz Türkiye’ önümüzdeki engellerin birçoğunu ortadan kaldırmamıza vesile olacaktır. O yüzden bu politikanın toplumsal meşruiyetinin maksimize edilebilmesi ve önümüzdeki sürecin yol haritasının oluşturulması açısından kamuoyundan elde edeceğimiz geri dönüşümler çok önemlidir. İşte o yüzden bu yılki Türkiye buluşmalarının ana teması olarak ’Terörsüz Türkiye’ sürecini planladık bu planlama çerçevesinde genel merkezimizin organize ettiği bir heyetle bugün Afyon’dayız" şeklinde konuştu. "AK Parti öncesi vesayetçi mekanizmalar egemendi" Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi harekete başlarken neleri murat ettiğini hatırlatmak istediğini söyleyen Bakan Tekin, "Sayın Cumhurbaşkanımız bu harekete başlatırken nelerden rahatsızdı? Bunu hatırlamak açısından birkaç tane örnek sunmak istiyorum. Türkiye’nin o günkü şartlarda en temel rahatsızlık duyulan konuları malumdur. Biz Türkiye’nin önünde terör olaylarının yoğun bir biçimde yaşandığı bir 10 yılı gördük. AK Parti’nin kurumsallaşma emarelerinin başlangıçların olduğu 2001 öncesi 10 yıl içerisinde Türkiye’de yaşanan bazı olaylar ve siyaset üzerinde vesayetçi mekanizmalar vardı. Hatırlamakta zorlanıyoruz ama birkaç husus var. Mesela 1995 seçimleri öncesinde diğer partiler seçimi hazırlanıp, seçim sürecini yürürken Anayasa Mahkemesi seçim barajını iptal etti ve tüm siyasi partiler bütün hazırlıklarını bir anlamda yeniden gözden geçirmek durumunda kaldı. Aynı kararında Anayasa Mahkemesi milletvekilliği iptal etti. Bu karar üzerinde yürüyen vesayet mekanizmalarından bir tanesi yine Anayasa Mahkemesi’nin 1996 yılında kurulan Refah-Yol hükümeti ile bu hükümetin kurulduğu dönemle ilgili Anayasa Mahkemesi’nin verdiği bir güven oylaması iptali var" ifadelerine yer verdi. "OHAL’i kaldırmak vatana ihanet olarak yorumlanmıştı" AK Parti’nin 2002 yılındaki seçimlerde iktidara geldiğini belirten Bakan Tekin, sözlerine şöyle devam etti: "Siyaset üzerinde vesayetin kol gezdiği yurt dışına çıktığımızda Türkiye’deki demokratik süreçle ilgili olarak anlatırken insanların bize tebessümle baktığı gülümsemeyle baktığı bir Türkiye’yi yaşıyorduk. Demokratik ilkeler açısından Türkiye dünyada yarı şaka yarı ciddi dalga geçilen bir ülkeydi. Ben yıllar önce 190’lı yılların sonunda bir manzara ile karşılaşmış, bir Türk olarak çok utanmıştım. Bir ülkede Türk Lirasının üzerindeki sıfırları sayarak gülen bir grup insanı gördüğünde kahrolmuştum. Demokrasi üzerinde siyasi vesayetler bunlarla sınırlı değildi. 28 Şubat sürecini hepiniz biliyorsunuz. 28 Şubat‘ta hazırlanan askeri yapı, eğitimden, ekonomiye kadar demokratik siyasetten, hukuk düzenine kadar birçok konuya müdahale etti. Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde bu müdahalenin demokrasiyle evrensel hukukun ilkeleri ile evrensel anayasal ilkelerle bağdaştırılması mümkün olmayan adımlardır. Türkiye maalesef o yıllarda bunları yaşıyordu. 2001 yılda AK Parti kurulurken Sayın Cumhurbaşkanımız nasıl bir Türkiye hayal ediyordu? Sayın Cumhurbaşkanımızın öngörüleri; Demokratik hukuk devleti ilkelerinin egemen olduğu bir ülke hayal ediyordu. Bu hayallerin büyük çoğunluğu bugün gerçekleşti. Geriye kalanı da belki Terörsüz Türkiye ile ilgili bugün yürüttüğümüz süreç o süreçle ilgili de Sayın Cumhurbaşkanımızın, Başbakan olduğu tarihten itibaren neler yapıldığına dair bir yol çizmenin ahlaki bir zorunluluk olduğuna inanıyorum." Bakan Tekin, konuşmasının ardından partililerle kısa süren bir toplantı yaptı ve ardından Afyonkarahisar Valiliği’ni ziyaret etti. Valilik Şeref Defterine imza atan Bakan Tekin, il protokolüyle hatıra fotoğrafı çektirdi.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, ‘Cumartesi Anneleri’ ve ‘Barış Anneleri’ni dinledi
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 16:40 Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, ‘Cumartesi Anneleri’ ve ‘Barış Anneleri’ni dinledi TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu; ‘Cumartesi Anneleri’, ‘Barış Anneleri’ ve İnsan Hakları Derneği temsilcilerini dinledi. TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, beşinci toplantısını yaptı. Komisyonun dinlediği Cumartesi Annelerinden İkbal Eren Yarıcı, ağabeyinin 1980 yılında gözaltına alındığını ve ortadan kaybolduğunu söyleyerek, ailesinin defalarca dilekçe verdiğini ifade etti. Yarıcı, "Hayretin Eren eğer bir suç işlediyse görevleri aldıktan sonra adalete teslim etmekti ve yargılanmasını sağlamaktı. Böyle olsaydı yasalar çerçevesinde yargılanır, eğer ceza gerektiriyorsa cezasını çeker, yoksa aramıza dönerdi. Hayretin Eren ve tüm kayıplar faili meçhul değildirler. Ağabeyim 20 Kasım 1980’de gözaltına alındığında Şükrü Balçı dmniyet müdürüydü. Mehmet Ağar, Terörle Mücadele Şube müdür yardımcısıydı. Tayyar Sever, Fikret Işık Aralar görevliydi. Dolayısıyla Hayretin Eren’in kaybedilmesinin sorumluları bellidir. Hayretin Eren’in faili olarak yargılanmalarını ve ağabeyimin akıbetini açıklamalarını istiyorum. Aynı dönemde Nurettin Yedigöz, Süleyman Cihan ve Mustafa Asım Hayrullahoğlu da kaybedildi" dedi. "Tanıklar da zaten ağabeyimi gözaltında gördüklerini söylüyordu" Cumartesi Annelerinden Maside Ocak Kışlakçı da, ağabeyinin 21 Mart 1995 tarihinde gözaltına alındığını söyleyerek, "Emniyet, savcılık, valilik, Meclis, İçişleri Bakanlığı başta olmak üzere tüm bakanlıklara, ilgili tüm mercilere başvuru yaptık. Emniyet, valilik ağabeyimin aranan bir şahıs olmadığını söyledi. Kısacası ağabeyimin varlığı ağız birliği edilerek inkar edildi. 58 gün sonra Adli Tıp Kurumu’nda ağabeyimin işkence izleri apaçık görülen cansız bedenine ait fotoğraflara ulaştık. Hasan ağabeyimin işkenceden geçirilmiş cansız bedeni, gözaltına alındıktan 5 gün sonra 26 Mart 1995’te Beykoz Buzhane köyü yakınlarında ormanlık alanda bulunmuş köylüler tarafından. Köylüler jandarmaya haber vermişler ve jandarma olay yeri tutanağına göre bulunduğunda ağabeyimin ayakkabılarının bağcıkları, kimliği, kemeri, saati üzerinde yokmuş. Ellerinde parmak izi alınırken kullanılan mürekkep kalıntıları varmış. Olay yeri tutanağı, gözaltına alınan herkese uygulanan rutin uygulamalardan ağabeyimin de geçirildiğinin kanıtıydı. Ve tanıklar da zaten ağabeyimi gözaltında gördüklerini söylüyordu" şeklinde konuştu. Kışlakçı, Kasım 2023 sonrasında Galatasaray Meydanı’nda 10 kişilik sayı sınırlamasıyla demir bariyerlerin önünde bir araya geldiklerini belirterek, "10 kişi sınırlaması demek sadece 10 kişinin, 10 kayıp yakınının kendi kaybını araması ve diğer insanların kendi hakları olan sevdiğine ulaşmanın yollarını ya da onunla ilgili açıklama yapmasının yollarını kapatmak. Kayıp yakınları olarak her hafta katılacak 10 kişiyi kararlaştırmak ve birilerini dışarıda bırakmak gibi ağır bir manevi yükle karşı karşıya kaldık" diye konuştu. Kışlakçı, sözlerini ağlayarak sürdürdü. "Bütün hayatımız elimizden alındı" Besna Tosun ise, babası Fehmi Tosun’un 19 Ekim 1995 tarihinde 34 UD 597 plakalı araçla gözaltına alındığını ve babasından haber alamadıklarını kaydetti. Konuşurken gözyaşlarına hakim olamayan Tosun, babasının oturdukları evin bahçesinden götürüldüğünü belirterek, "Aracın yanına yaklaştığımda önce bahçeye baktım ve babamı görmeye çalıştım ama ışık olmadığı için bahçedekileri ve babamı göremedim. Dönüp aracın yanında duran kişiye baktım, babamın arkadaşı zannettim. Birbirimize baktık, ben onu babamın arkadaşı zannettim gülümsedim, o da bana gülümsedi. Ve ben 30 yıldır hayatımızı cehenneme çeviren bu gülüşle yaşıyorum. Aracın önünde duran kişi aracın bahçe tarafındaki kapılarını açık tutmuş, arka bagajını açık tutmuş ve oyalanıyordu. Birbirimize gülümsedikten sonra koşarak eve çıktığımda annem misafirlerimizin geldiğini, babamın yanında üç tane arkadaşı olduğunu ve birlikte bahçeye indiklerini söyledi. Annem balkona koştu, aşağıya baktı ve aşağıya baktığı sırada iki kişinin babamın koluna girerek zorla beyaz bir Toros’a bindirmeye çalıştığını görmüş. Babam direnirken kafasını kaldırıp balkonumuza bakmış ve annemin balkondan baktığını gördüğü anda ’İmdat beni götürüp öldürecekler’ diye bağırdı. Aynı anda annemin ve babamın çığlıklarını duyduk. Annemin ’Koşun babanızı götürüyorlar’ dedi ve biz beş kardeşiz, en büyüğümüz 14 yaşında, ben 11 yaşındaydım, en küçüğümüz 5 yaşındaydı. Hepimiz çığlık çığlığa aşağıya koştuk. Aşağıya indiğimizde bir kişi direksiyona geçmiş, iki kişi de babamı zorla araca bindirmeye çalışıyordu ve babamı araca bindirmeye çalışanların elinde silah ve telsiz vardı. İlk aşağıya inen kişi 14 yaşındaki ağabeyimdi. Biz araca dokunamadık, çığlık çığlığa sadece bağırıyorduk" ifadelerini kullandı. Tosun, Diyarbakır Lice’de köylerinin basıldığını söyleyerek, "1993 yılında Diyarbakır’ın Lice’ye bağlı köyümüz basıldı. Evimiz yakıldı ve göçe zorlandık. Bütün hayatımız elimizden alındı. Köyümüz yakılırken köyün imamı olan dedem, annemin babası, evinin yakılmasına itiraz edip evine girip namaz kıldığı sırada seccadesi üzerinde kurşuna dizildi. Ben 9 yaşında büyük çocuk olarak dedemin katledilmesine tanık oldum. Saatlerce seccadenin üzerinde kanlar içinde can çekişti ve kimsenin ona yardım etmesine izin verilmedi. Köyümüzden sürüldük, evsiz kaldık. Yeni bir yaşam kurabilmenin umuduyla İstanbul’a sığındık. Bir yıl sonra evinde katledilen dedemden sonra bu kez babamı evimizin önünde gözaltında kaybettim" diye konuştu. "Demokratik devletin mekanizmaları güçlendirilmelidir" Bazı taleplerini de sıralayan Tosun şöyle konuştu: "Hakikat açığa çıkartılmalı, gözaltında kaybedilen yüzlerce insanın akıbeti açıklanmalıdır. Devletin resmi kurumları, geçmişin karanlık sayfalarıyla yüzleşmekle yükümlüdür. Gözaltında kaybetmeler başta olmak üzere insanlığa karşı suçlar zaman aşımına uğratılamaz. Failler yargının önüne çıkarılmalı. Bu yalnızca mağdurların adalet talebini karşılamakla kalmaz, aynı zamanda toplumsal güveni yeniden tesis eder. Geride kalanlar için adil onarım. Yaşanan kayıplar ve travmalar için onarıcı politikalar hayata geçirilmelidir. Kamusal özür, anma alanları, hatırlama mekanları bu sürecin diğer parçası olmalıdır. Galatasaray Meydanı gibi. Kurumsal reform, hak ihlallerine zemin hazırlayan ve suistimallere göz yuman güvenlik, yargı ve idari yapılar yeniden yapılandırılmalıdır. Demokratik devletin mekanizmaları güçlendirilmelidir." Barış Annelerinden Rebia Kıran ise, Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılarak Meclise gelmesini talep etti.
Bakan Güler, "Şehir Buluşmaları" buluşmaları kapsamında Şırnak’ta STK ve belediye başkanlarıyla bir araya geldi
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 16:10 Bakan Güler, "Şehir Buluşmaları" buluşmaları kapsamında Şırnak’ta STK ve belediye başkanlarıyla bir araya geldi Şırnak’a gelen Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Şehir Buluşmaları" buluşmaları kapsamında belediye başkanları ve sivil topum kuruluşu temsilcilerin katılımıyla basın toplantısı düzenledi. Temasları kapsamında kentte gelen Bakan Güler, Öğretmenevi Lobi Salonunda düzenlenen basın toplantısında yaptığı konuşmada, "Şehir Buluşmaları" vesilesiyle Şırnak’ı ziyaret etmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu söyledi. Şırnak’ın Cudi’den Gabar’a uzanan engin dağlarıyla, verimli ovalarıyla, tarihi derinliği ve kültürel zenginliğiyle ülkenin en müstesna şehirlerinden biri olduğunu dile getiren Güler, bu kadim ve güzel şehrin yıllarca terörün etkisiyle potansiyelini ortaya koymakta zorlandığını, sahip olduğu imkanları kullanamadığını ifade etti. Terörün yalnızca güvenliğe değil, pek çok alana ket vurduğunu belirten Bakan Güler, "Şırnaklı kardeşlerimin hayatını olumsuz etkilemiştir. Bugün ise tablo artık çok ama çok farklıdır. Kahraman Mehmetçiğimizin fedakar, Jandarmamızın özverili, emniyet teşkilatımızın ve yürekli güvenlik korucularımızla birlikte en önemlisi çok değerli Şırnaklı kardeşlerimizin ve elbette ki tüm milletimizin kararlı duruşu sayesinde, huzur ve güven ortamı yeniden tesis edilmiştir. Çok şükür terörden uzaklaşıp tehditlerin bertaraf edildiği bir ortama kavuştuk. Artık kalkınma ve refahın ivme kazandığı bir dönemin içerisindeyiz" dedi. Nitekim devletin tüm kurum ve kuruluşlarıyla bu eşsiz toprakları çatışmalarla değil, aksine zengin petrol üretim kabiliyetiyle, yenilenebilir enerji kaynakları ve yatırımlarıyla modern ulaşım projeleriyle verimli tarımsal kalkınma hamleleriyle anılır kılmak için var gücüyle çalışmakta olduğunu kaydeden Bakan Güler, şöyle konuştu: "Tüm bu alanlarda Şırnak son yıllarda hem merkezi hükümetimizin büyük gayretleri hem de Şırnak Belediyemizin verimli çalışmalarıyla muazzam ilerlemeler kaydetmiş şehir bölgedeki yatırımların merkez üslerinden biri olmuştur. Yapılan her yeni yatırım, atılan her adım Şırnak’ımızın bugünlerini geliştirirken geleceğine dair umutlarını da yeşertmektedir. Ne mutlu bizlere ki Şırnak artık enerji üretiminde Türkiye’nin gururu tarımda ve seracılıkta bölgesel marka sporda ve kültürde yükselen bir değerdir. Şehrin her bir köşesinde heyecan ve üretim coşkusu hissedilmektedir. Bugün terör bitme noktasına getirilmişse örgüt fesih kararı alarak silahlarını teslim etme aşamasına gelmişse bu toplumumuzun el birliği ile yürüttüğü kararlı mücadele ile mümkün olmuştur." Bin yıllık kardeşliği daha da güçlendirecek "Terörsüz Türkiye" vizyonunun bu güvenli ortamı sürekli kılmaya yönelik hedefin en somut yansıması olduğunu aktaran Güler, "Bu çerçevede devletimizin tüm ilgili kurum ve kuruluşları sürecin etkin bir şekilde işlemesi için büyük bir titizlikle çalışmalarını sürdürüyor. Gazi Meclisimizin çatısı altında teşekkül eden "Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyon"u da kendi alanında önemli kararlara öncülük etme misyonuyla çalışmalarına başladı. Şurası muhakkaktır ki, sürecin başarısı oldukça önemlidir. Zira elde edilecek somut sonuçlar güvenlik barış ve huzur iklimini pekiştirirken Şırnak’ı ve tüm bölgeyi kalkınmanın ve refahın da en güçlü merkezlerinden biri yapacaktır. Bunun için de PKK ve iltisaklı tüm grupları yapılan çağrı ve fesih kararına uygun derhal tüm terör faaliyetlerine son vermeli farklı coğrafyalarda ve isimler altında faaliyet gösteren tüm uzantıları nerede olduklarından bağımsız olarak, bir an önce şartsız ve en hızlı şekilde silahlarını teslim etmelidir" diye konuştu. "Özellikle vurgulamak isterim ki, terörün ülkemizin ve bölgemizin gündeminden tamamıyla çıkmasıyla kaynaklarımız artık daha çok şehirlerimizin ve insanımızın hizmetinde olacak" diyen Güler, "Bu çerçevede Şırnak’ı son zamanlarda olduğu gibi bundan sonra daha da güçlü bir şekilde; dağlarında ve yaylalarında festivallerin heyecanının yankılandığı, sahalarında spor müsabakalarının coşkusunun yaşandığı, ova ve bahçelerinde bereketin çoğalıp tarımsal üretimin arttığı, çarşılarında ve sınır kapılarında ticaretin canlı ve bereketli şekilde yürütüldüğü, enerji projeleriyle üretimin ve istihdamın en üst seviyelere yükseldiği, tüm bu katma değer özellikleriyle ülkemize güç kattığı bir şehir olarak anacağız. Elbette ki tüm bu kazanımların kalıcı hâle gelmesi ve daha da artarak devam etmesi için tüm vatandaşlarımıza ve özellikle de bölge insanımıza düşen en önemli görev tesis edilen güvenlik barış ve huzur iklimini titizlikle korumak ona sahip çıkmaktır. Zira barışa ulaşmak emek huzurun sürekliliği de fedakârlık ister" ifadelerinde bulundu. Toplantıya Bakan Yardımcısı Şuay Alpay, AK Parti Şırnak Milletvekili Arslan Tatar, Belediye Başkanı Mehmet Yarka, AK Parti belde, ilçe başkanları ve STK temsilcileri katıldı.
Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Başkanı Işık’tan Bakan Göktaş’ın ’Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu sunumuna yönelik eleştirilere yanıt
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 15:25 Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Başkanı Işık’tan Bakan Göktaş’ın ’Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu sunumuna yönelik eleştirilere yanıt Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Başkanı Mustafa Işık, sosyal medya hesabı üzerinden Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın ’Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda yaptığı sunuma ilişkin bir gazetede yer alan eleştiriyi yalanladı. Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Başkanı Mustafa Işık, sosyal medya platformu ‘X’ üzerinden bir gazetede yer alan ‘TBMM’de, ‘Kürt sorununun çözümü’ için kurulan komisyona katılan Aile Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, konuşmasının tamamını şehit yakınları ve gazilere yapılan sosyal yardımlara ayırdı’ iddialarına ilişkin gazetenin paylaşımının altına yorumda bulundu. Başkan Işık, gönderinin altına yaptığı yorumda şu ifadelere yer verdi: "Söyledikleriniz gerçeği yansıtmıyor. Orada dernekler olarak biz de vardık. Sayın Bakan kapsamlı sunumunun sadece belirli bir bölümünde şehit ve gazi ailelerine yönelik mevcut haklara komisyon üyelerini bilgilendirmek amacıyla yer verdi. Sunumun geneli, bakanlığın şehit yakınları ve gazilere yönelik mevzuat çalışmaları ile Terörsüz Türkiye sürecine yönelik çalışmaları kapsıyordu. Bu tür algı operasyonları ile böylesi önemli bir süreci gölgelemeyin lütfen."