POLİTİKA
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 23:39 10 ülkenin dışişleri bakanlarından İsrail’in Sumud Filosu’na müdahalesi hakkında ortak açıklama Türkiye, Bangladeş, Brezilya, Endonezya, İspanya, Kolombiya, Libya, Maldivler, Pakistan ve Ürdün dışişleri bakanları tarafından İsrail’in Küresel Sumud Filosu’na yönelik saldırılarına ilişkin ortak açıklama yapıldı. 10 ülkenin dışişleri bakanları tarafından yapılan ortak açıklamada, "Türkiye Cumhuriyeti, Bangladeş Halk Cumhuriyeti, Brezilya Federal Cumhuriyeti, Endonezya Cumhuriyeti, İspanya Krallığı, Kolombiya Cumhuriyeti, Libya Devleti, Maldivler Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Ürdün Haşimi Krallığı Dışişleri Bakanları, Filistin halkının maruz kaldığı insani felakete uluslararası toplumun dikkatini çekmeyi amaçlayan barışçıl sivil bir insani girişim olan Küresel Sumud Filosu’na yönelik İsrail’in mükerrer saldırılarını en güçlü şekilde kınamaktadır" denildi. Bakanların filoda bulunanların can güvenliğinden endişe ettiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi: "Bakanlar, uluslararası sularda önceki filolara yönelik İsrail müdahalelerini derin endişeyle hatırlamakta ve sivil gemiler ile insani yardım aktivistlerini hedef alan düşmanca eylemlerin sürdürülmesini kınamaktadır. Gemilere yönelik saldırılar ve aktivistlerin keyfi şekilde alıkonulması da dahil olmak üzere söz konusu saldırılar, uluslararası hukuk ve uluslararası insancıl hukukun açık ihlalini teşkil etmektedir. Bakanlar, filoda yer alan sivillerin emniyet ve güvenliğine ilişkin ciddi endişelerini ifade etmekte ve alıkonulan tüm aktivistlerin derhal serbest bırakılması ile haklarına ve onurlarına tam anlamıyla saygı gösterilmesi çağrısında bulunmaktadır." Açıklamada, "Bakanlar ayrıca barışçıl insani girişimlere yönelik mükerrer saldırıların uluslararası hukuk ile seyrüsefer serbestisine yönelik süregelen kayıtsızlığın yansıması olduğunu vurgulamaktadır. Bakanlar, uluslararası topluma hukuki ve ahlaki sorumluluklarını yerine getirme, sivillerin ve insani misyonların korunmasını sağlama ve cezasızlığın sona erdirilmesi ile söz konusu ihlaller bakımından hesap verebilirliğin temini amacıyla somut adımlar atma çağrısında bulunmaktadır" denildi.
TBMM Genel Kurulu "Gazze" gündemiyle olağanüstü toplandı
29 Ağustos 2025 Cuma - 19:22 TBMM Genel Kurulu "Gazze" gündemiyle olağanüstü toplandı TBMM Genel Kurulu, İsrail’in Gazze saldırıları ve bölgedeki insani kriz nedeniyle Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un başkanlığında olağanüstü toplandı. TBMM Genel Kurulu, İsrail’in Gazze saldırıları ve bölgedeki insani kriz nedeniyle Meclis Başkanı Kurtulmuş’un başkanlığında olağanüstü toplandı. Kurtulmuş, konuşmalarını yapmak üzere siyasi partilerin temsilcilerine söz verdi. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisi adına konuştu. Gazze’deki drama karşı sesi en çok çıkanın Cumhur koalisyonu olduğunu söyleyen Dervişoğlu, "Bu açıdan da bir tebriği hak ediyorlar. Ama aynı koalisyonun başındaki kişi, Büyük Ortadoğu Projesi’nin eşbaşkanlığıyla övündüğü geçmişini unutmamızı bekliyor. Aynı eş başkanın yaklaşık çeyrek asırdır yönettiği Türkiye’nin dış politikası da ortadadır. 2011 yılından beri Suriye’de Nazi hayat sahası misali gün be gün genişleyen İsrail’dir. Bugün Suriye’nin başkenti Şam’ı, basit bir topun menzilinden tehdit eden İsrail’dir. Canı istediği gibi nokta operasyonları düzenleyen yine İsrail’dir. Bu yaşananlar, başka bir hükumet zamanında olmadı arkadaşlar, 25 yıldır devam eden Erdoğan hükümetleri zamanında, 8 yıldır devam eden Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi ve cumhur koalisyonu zamanında oldu" dedi. Genel kurulda konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Filistin davasını hep savunduğunu belirterek "8 Ekim 2023’ten bu yana tam 691 gün geçti. İsrail 691 gündür Filistin’de katliam yapıyor, soykırım yapıyor. Bugüne kadar yarıdan fazlası kadın ve çocuk olmak üzere 70 bin masum insan öldürüldü. Filistin’deki sorunun tarihi, 20’nci asrın başlarına uzanmaktadır. Yıllar içinde on binlerce Filistinli yurdundan edilmiştir. İsrail devleti 1948’de kurulduktan sonra da Filistin topraklarında kan ve gözyaşı durmuştır. İsrail, Birleşmiş Milletler’in 1967 kararına uymamış, iki devletli çözüm umudunu soykırıma varan bir gaddarlıkla çıkmaza sürüklemiştir. Cumhuriyet Halk Partisi, tarihsel bir tutarlılık içinde Filistin davasını savunmuştur" ifadelerini kullandı. "Erdoğan’dan Trump’a bir kınama duydunuz mu?" İsrail’i eleştirdiği için ABD’de 45 gün gözaltında tutulan Rümeysa Öztürk’ü hatırlatan Özel, "Erdoğan’ın Rumeysa’yı savunup, Trump yönetimini eleştirdiğini duydunuz mu? Aynı zamanda ABD vatandaşı olan Ayşenur Ezgi Eygi kızımız Filistin’de İsrailli askerler tarafından öldürüldü. Biz Sayın Başkan ile beraber Didim’de cenazesindeydik. Bu konuda Erdoğan’dan Trump’a, Amerika’ya, İsrail’e bir kınama duydunuz mu? Yetmedi, Gazze’ye insani yardım götüren Madleen gemisine müdahale edildi. Mavi Marmara zamanında ‘Giderken bana mı sordunuz?’ diyen Erdoğan, Madleen gemisi için de tek bir cümle kurdu mu? Sayın Erdoğan tüm bunlardan sonra çıkıyor, ‘Özgür Özel benim Filistin hassasiyetimi sorgulayamaz’ diyor. Ben de kendisine diyorum ki ‘Zaten olmayan şey sorgulanamaz. Maalesef sizin Filistin hassasiyetiniz konjonktürelmiş. Konjonktör icap ettirdiğinde hassasiyet varmış.’ Şimdi bir Filistin hassasiyeti değil, bir Trump hassasiyetinden, bir Trump korkusundan söz etmek mümkün" dedi. AK Parti adına ilk olarak konuşan İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, Gazze’de 7 Ekim 2023’ten itibaren dünya tarihinin en karanlık dönemlerinden birine tanıklık edildiğini söyledi. Yüksel, "21. yüzyılda tüm dünya Gazze’de kan donduran soykırıma şahitlik etmektedir. Siz Hamas’a terör örgütü demiştiniz. Bunu ne zaman demezseniz Netenyahu’nun uykusu o zaman kaçacaktır. Bakın Gazze’de yaşananlar yalnızca 7 Ekim 2023 sonrasındaki gelişmelerin bir sonucu değildir. Aynı zamanda İsrail’in Filistin’e karşı 75 yıllık politikalarının, 56 yıllık işgalinin ve 16 yıllık ablukasının bir ürünüdür. 7 Ekim sonrasındaki İsrail şiddetini 1948’ten bu yana sergilediği tutum çerçevesinde değerlendirmek gerekmektedir. Yıllar süren saldırganlığından hesap sorulmaması, İsrail’i bu konuda daha cesaretlendirerek şiddete, katliama, soykırıma sevk etmiştir. Aslında İsrail kurulduğundan beri soykırım suçu işlemektedir. İsrail savunmasız Filistin halkını katletmektedir. Gazze’de yaşanan trajedi sadece silahlarla yürütülmemektedir. Açlık ve kıtlık da silah olarak kullanılmaktadır" şeklinde konuştu. Yüksel’in ardından söz alan TBMM İdare Amiri ve AK Parti İstanbul Milletvekili Hasan Turan, Filistin konusunun milli bir mesele olduğunu dile getirerek, "Türkiye Filistin’dir, Filistin de Türkiye’dir. İktidarıyla muhalefetiyle konuya hassasiyet gösteren, bu konuyu ucuz siyasi polemiklerin uzağında değerlendirerek, insani, ahlaki ve vicdani olarak Filistin davasına destek veren bütün partilerimize ve milletvekillerimize şükranlarımı arz ediyorum. Değerli arkadaşlarım bugün üzerinde konuşmak üzere toplandığımız Filistin konusu yeni bir konu değildir. 1897’de Basel’de tohumları atılan, siyonist terör devletinin kurulduğu 1948’den bu yana bir halk, bir millet dünyanın gözünün önünde doğranıyor. Sürgüne yollanıyor, evlerine, yurtlarına, mülklerine el konuluyor. Her gün onlarca masum katlediliyor ve sistematik bir soykırıma tabi tutuluyor. Bu halk ne yazık ki her defasında yalnız kalıyor. Ne Birleşmiş Milletler ne uluslararası toplum ne de üzülerek ifade ediyorum ki İslam ülkeleri bu hayasız ve alçak saldırıları durduramıyor. Durduramadığı gibi başta ABD ve kuyruğuna takılan ülkelerin çoğu maalesef destek veriyor" dedi.
Bakan Göktaş, Aile ve Gençlik Fonu kullanan çiftin mutluluğuna ortak oldu
29 Ağustos 2025 Cuma - 19:15 Bakan Göktaş, Aile ve Gençlik Fonu kullanan çiftin mutluluğuna ortak oldu DENİZLİ (İHA) – Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Denizli’de Aile ve Gençlik Fonu’na başvuran çiftin nikah şahidi oldu. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Denizli ziyareti çerçevesinde Aile ve Gençlik Fonu’ndan evlilik kredisi kulllanan Ayşe Hanım Mutafoğlu ile Mehmet Güçlü çiftinin nikah törenine katıldı. Çiftin nikah şahidi olan ve nikah cüzdanını teslim eden Bakan Göktaş, "Çiftlerimizi ve ailelerimizi tebrik ediyorum. Bugün Denizli ziyareti çerçevesinde çiftimizin mutluluğuna şahitlik etmek bizler için büyük bir gurur. Sizin mutluluğunuza şahitlik etmek, gençlerimizin evlilik yolunda yanında olmak bizleri çok mutlu ediyor. 81 ilde olduğu gibi Aile ve Gençlik Fonu’na başvurdunuz. Bizler bu yolda sizlerin yanında olduk. İnşallah ilk gündeki gibi birbirinize sevgiyle, saygıyla, sabırla evliliğiniz geçer. Bizler bu mutlu gününüzde şahitlik ettik. İnşallah hep mutlu günleriniz olsun. İkinizi de tebrik ediyorum, darısı bekarların başına inşallah" şeklinde konuştu. Bakan Göktaş, ardından çifte ve ailelerine mutluluklar diledi. "Dünya evine giriyoruz, çok mutluyuz" Genç çift ise nikaha gelen misafirlere teşekkür ederek, "Bu mutlu günümüzde Mahinur Özdemir Göktaş bakanımıza nikahımıza şahitlik ettiği için çok teşekkür ediyoruz. Bizim yanımızda olduğu için gurur duyduk. Her şey için teşekkür ederiz. Dünyaevine giriyoruz, çok mutluyuz" şeklinde konuştular. Törene Bakan Göktaş, Denizli Valisi Ömer Faruk Coşkun, Denizli İl Emniyet Müdürü Yavuz Sağdıç, AK Parti Denizli İl Başkanı Muhammet Subaşıoğlu ve çiftin yakınları katıldı.
Başkan Saygılı: "Nerede bir afet yaşanırsa yaşansın devletimiz ve hükümetimiz oradadır, milletimizin yanındadır"
29 Ağustos 2025 Cuma - 18:25 Başkan Saygılı: "Nerede bir afet yaşanırsa yaşansın devletimiz ve hükümetimiz oradadır, milletimizin yanındadır" Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un katılımıyla Ödemiş’te meydana gelen yangının ardından yanan evlerin yapılması için düzenlenen eş zamanlı temel atma töreni sonrası değerlendirmelerde bulunan AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, "Ödemiş’te 138, Seferihisar’da 143 olmak üzere toplam 281 konut inşa edilecek. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, yangını ilk andan itibaren yakından takip etti ve hemşehrilerimizin evlerinin yapılması için derhal talimat verdi. Bakanımız Murat Kurum’un katılımıyla temel atma törenimizi gerçekleştirmenin mutluluğu içerisindeyiz. Nerede bir afet yaşanırsa yaşansın devletimiz ve hükümetimiz oradadır, milletimizin yanındadır." dedi. İzmir’in Ödemiş ilçesinde Temmuz ayı başında çıkan yangında zarar gören köylerde, yeni evlerin temellerinin atıldığı törene; Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, AK Parti MKYK Üyesi Hamza Dağ, AK Parti İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya, MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin, İzmir Valisi Süleyman Elban, Belediye başkanları ve vatandaşlar katıldı. Temel atma töreni sonrası değerlendirmelerde bulunan AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, "Temmuz ayının başında yaşanan büyük yangında köylerimizde birçok ev yandı. En büyük tesellimiz can kaybı yaşanmamış olmasıydı. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, yangını ilk andan itibaren yakından takip etti ve Ödemişli hemşehrilerimizin evlerinin yapılması için hemen talimat verdi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum, yangının hemen ardından bölgeye gelerek yerinde incelemelerde bulundu ve kısa sürede kalıcı konutların yapım süreci başlatıldı." "Vatandaşlarımız modern, güvenli ve yaşanabilir yeni yuvalarına kavuşacak" Başkan Saygılı, sözlerini şu şekilde sürdürdü, ‘’Ödemiş Karadoğan’da 55, Tosunlar’da 64, Suçıktı’da 14, Üzümlü’de 5 olmak üzere toplamda 138 köy evi, 21 ahır, 1 cami ve 1 köy konağı inşa edilecek. Yaklaşık 1 milyar TL’lik yatırımla yapılacak bu projeler, en geç 10 ay içinde tamamlanarak vatandaşlarımıza teslim edilecek. Yine Seferihisar’da da 143 adet konut yapılacak. Ödemiş ve Seferihisar’da toplam 281 adet konutun ihaleleri yapıldı ve Bakanımız Murat Kurum’un katılımıyla törenle eş zamanlı temelleri attık. Vatandaşlarımız modern, güvenli ve yaşanabilir yeni yuvalarına kavuşacak. Ödemiş ile yakından ilgilenen başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Bakanımız Murat Kurum’a, Genel Sekreterimiz ve İzmir Milletvekilimiz Eyyüp Kadir İnan’a, İzmir Milletvekillerimize teşekkür ediyorum. " ifadelerini kullandı "Nerede bir afet yaşanırsa yaşansın, devletimiz ve hükümetimiz oradadır" Başkan Saygılı, AK Parti hükümetlerinin her zaman milletin yanında olduğuna dikkat çekerek şunları dile getirdi: "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde; İzmir depreminde nasıl sözümüzü tutup konutları hızla inşa ederek hak sahiplerine teslim ettiysek; 6 Şubat’ta 11 ilimizi vuran asrın felaketinde de depremzedelerimizin yanında olduk, olmaya devam ediyorsak; Antalya’daki yangında, Kastamonu’daki sel felaketinde de vatandaşlarımızın evlerini yapıp teslim ettiysek; Nerede bir afet yaşanırsa yaşansın, devletimiz ve hükümetimiz oradadır, milletimizin yanındadır. Ödemişli ve Seferihisarlı hemşehrilerimiz de en kısa sürede yeni yuvalarına kavuşacak." dedi.
İzmir’de yangın yaraları sarılıyor: 281 yeni konutun temeli atıldı
29 Ağustos 2025 Cuma - 18:24 İzmir’de yangın yaraları sarılıyor: 281 yeni konutun temeli atıldı İzmir’in Ödemiş ilçesinde orman yangınları sonrası yeniden inşa edilecek konutların temel atma töreninde konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "En geç 1 yıl içinde teslim edeceğimiz bu yeni yuvalarda aileler çocuklarıyla yeni hatıralar biriktirecek. İzmir’in bereketi yeniden canlanacak" dedi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Kurum, İzmir Ödemiş’te orman yangınları sonrası yeniden inşa edilecek konutların temel atma törenine katıldı. Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından yürütülecek proje kapsamında Ödemiş’in Tosunlar, Karadağon, Suçıktı ve Üzümlü mahallelerinde 138 köy evi, 21 ahır, 1 cami ve 1 köy konağı olmak üzere toplam 161 bağımsız bölüm yapılacak. Seferihisar’ın Camikebir Mahallesi’nde ise 143 afet konutu inşa edilecek. Böylece İzmir’de yangından etkilenen bölgelerde toplam 281 konut yükselmiş olacak. "Devlet milletini yalnız bırakmadı" Törende konuşan Bakan Kurum, yangınların izlerini silmek için yoğun bir çalışma yürütüldüğünü belirterek, şunları söyledi: "Ödemiş’te 138 köy evi, 21 ahır ve cami ile köy konağının ilk harcını dökeceğiz. Afetten etkilenen Seferihisar’daki 143 konutun yapımını da başlatacağız. Orman yangınlarında hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Yeşil vatanımız için canı pahasına mücadele eden kahramanlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Yangının ilk anından itibaren AFAD, Kızılay, jandarma, itfaiye ve tüm kurumlarımızla vatandaşlarımızın yanındaydık. Devletimiz güçlüdür, milletimiz büyüktür. Devlet milletini yalnız bırakmamıştır, bundan sonra da bırakmayacaktır." "Yeni bir gelecek inşa ediyoruz" Bakan Kurum, sadece konut değil yeni bir yaşam alanı kurulduğunu ifade ederek, "Evi yanan Cavit amcamızın gözyaşlarını unutamıyorum. Her evin yerine daha sağlamını yapacağız. İzmirli kardeşlerimize verdiğimiz sözü yerine getirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Çiftçilerimize ahırları, depoları ile köy hayatına uyumlu yaşam alanları kuruyoruz. En geç 1 yıl içinde teslim edeceğimiz bu evlerde ailelerimiz huzurla yaşayacak. İzmir’in bereketi yeniden canlanacak" diye konuştu. Eleştirilere de yanıt veren Bakan Kurum, "Ormanlık alanlar ranta açılmadı, açılmayacak. Afetzede vatandaşlarımız söz verdiğimiz gibi yeni evlerine kavuşacak. İzmir’deki temelleri atılan bu evler, Ödemişli kardeşlerimize aittir ve öyle kalacaktır" dedi. Vali Elban: "Sözler bir bir yerine getiriliyor" İzmir Valisi Süleyman Elban ise, 2 Temmuz’da başlayan Ödemiş yangınını hatırlatarak, "Yangın sırasında rüzgâr ve alevlere rağmen havadan ve karadan müdahale edildi. Maalesef kayıplarımız oldu. Bakanımız daha yangın sönmeden bölgemize geldi, en geç 1 yıl içinde konutların teslim edileceğini açıkladı. Bugün o sözlerin tutulduğunu görüyoruz. Hayırlı olsun" ifadelerini kullandı. Başkan Tugay’dan iş birliği çağrısı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay da afetlere karşı ortak çalışma vurgusu yaparak, "Ülkemiz ve şehrimiz son yıllarda birçok afete maruz kaldı. Küçük Menderes Havzası tarım ve hayvancılığın en yoğun yapıldığı bölge. Ormana komşu köylerde risk devam ediyor. Bu nedenle iş birliği içinde daha çok çalışmalıyız" dedi. "Ödemiş’e 7 milyarlık yatırım" AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan ise Ödemiş’e yapılan yatırımları anlatarak, "Ödemiş’in küllere dönen mahallelerini yeniden ayağa kaldırıyoruz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 6 Şubat depreminde nasıl sahadaysak bugün de buradayız. Ödemiş’e bugüne kadar toplamda 7 milyar liralık yatırım yapıldı. Torbalı-Ödemiş-Kiraz yolunun 80 kilometresini tamamladık" ifadelerine yer verdi. "Doğayla buluşan evler" TOKİ Başkanı Levent Sungur, inşa edilecek evlerin modern ve köy yaşamına uyumlu olacağını söyleyerek, "Bacalar yeniden tütecek, köy emarelerimiz hayat bulacak. Tosunlar’da cami ve köy konağı yapılacak. Bu evler vatandaşlarımızın huzurla yaşayabileceği doğayla buluşan yapılar olacak. Analarımızın duası, kardeşlerimizin alın teriyle bu topraklarda hayat yeniden yeşerecek" dedi. 305 vatandaşa 50 milyon TL destek AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan ise yangınlardan etkilenen vatandaşlara sağlanan yardımları anlatarak, "25 Haziran ile 7 Temmuz arasında İzmir’de yoğun yangınlar yaşandı. Hasar tespit çalışmalarının ardından 305 vatandaşımıza toplamda 50 milyona yakın destek sağladık. Valilik ve AFAD olarak İzmir’e 60 milyon TL ödenek aktardık. Bugün temel atma aşamasına gelmiş olmaktan mutluluk duyuyoruz" şeklinde konuştu. Dualarla temel atıldı Konuşmaların ardından Bakan Murat Kurum, protokol üyeleriyle birlikte butona basarak, dualar eşliğinde konutların temelini attı. Törene İzmir Valisi Süleyman Elban, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Ödemiş Belediye Başkanı Mustafa Turan, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan, AK Parti İl Başkanı Bilal Saygılı, MHP İl Başkanı Veysel Şahir, TOKİ Başkanı Levent Sungur, AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Milli Eğitim Bakanı Tekin’de CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e şarkılı gönderme
29 Ağustos 2025 Cuma - 17:08 Milli Eğitim Bakanı Tekin’de CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e şarkılı gönderme Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik müzikli göndermesini sürdürdü.Daha önce CHP lideri Özel’i Aşık Mahsuni Şerif’in Abur Cubur Adam" türküsüyle benzeştirdiğini söyleyen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Söylediği şeylerin hiçbir karşılığı yok. Yalandan ibaret. Başka bir ortamda da ideolojik anlamda bir siyasi karakter olarak tutarsızlıklarını ortaya koymak için Fikret Kızılok’un Alaturka Liberal diye bir şarkısı var. "Gözlerin keman çalardı, dudakların darbuka diye" Ne söylediği anlaşılmıyor" dedi.Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, AK Parti Erzurum İl Başkanlığını ziyaret ederek partililerle bir araya geldi.Parti il binası önünde İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu ve partililerce karşılanan Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Tekin’e, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, ilçe belediye ve ilçe başkanları ile parti yöneticileri eşlik etti.AK Parti öncesi TürkiyeAK Parti öncesi Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu anlatan Bakan Tekin, "Türkiye’de 3 Kasım 2002’den önceki Türkiye nasıl bir Türkiye idi? Şöyle bir hayal etmenizi istiyorum. O Türkiye’de her gün ülkenin bir bölgesinden terör olayları hemen hemen her ay 1990 yılından itibaren özellikle toplumu infiale sevk eden bir siyasetçinin, bir bürokratın, bir askerin ya da bir entelektüelin öldürüldüğü şehit edildiği bir Türkiye’yi yaşıyorduk. Bazen topluca toplumun tamamının sayıca fazla gerek asker gerek sivilin şehit edildiği toplumsal olaylarla karşı karşıya kalıyorduk. Bu güvenlikle ilgili boyutu. Demokrasi açısından, demokratik siyaset açısından baktığınızda 1990’lı yılları hatırlayın. Milli Güvenlik Kurulu ne zaman toplanacak? Toplumun tamamı neredeyse takip ederdi, bilirdi. Yüksek Askeri Şura’yı hepimiz takip ederdik. Neden? Çünkü demokratik siyasetin üzerinde demokrasinin kılıcı gibi duran vesayetçi mekanizmaları vardı. Bu ülkede parlamentoda güvenoyu almış bir hükümetin güven oylaması anayasa mahkemesi tarafından iptal edildi. Sadece askerler değil, yargı bürokratlarının da demokratik siyasete müdahale ettiği bir Türkiye’yi yaşadık. 1995 seçimlerinden önce Anayasa Mahkemesi’nin aldığı gerek Türkiye Milletvekilliği gerek seçim çevresi barajıyla ilgili aldığı kararların seçim sonuçlarını doğrudan etkilediğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu ülkede hükümetler bir yıl bile sürmüyordu neredeyse. Hükümet bunalımlarıyla karşı karşıyaydık. Hükümeti oluşturan koalisyon partilerinin birbirlerine yaptıkları restlerin faturasını toplum olarak millet olarak biz ödüyorduk. Bunun karşılığında toplum olarak biz hem ekonomik faturasını ödüyorduk hem de uluslararası arenada Türkiye ile ilgili imaj probleminin faturasını ödüyorduk" dedi.Terörsüz Türkiye süreci"Bir akademisyen olarak bulunduğum bir ülkede eline tüp parasını alıp sıfırları sayan bir kişiyi görüp bu sıfırlardan dolayı kahkahalarla güldüğü bir Türkiye’yi biz yaşadık" diyen Bakan Tekin, "Bunları niye anlatıyorum? Bunları bu yaz Türkiye buluşmalarının ana konusu olan terörsüz Türkiye söylemine Türkiye nasıl geldi? Hangi ortamdan geldik? Bunu görebilmek adına bunları anlattım. Sayın Cumhurbaşkanımız Türkiye’de yolsuzluklarla, yoksullarla, yoksulluklarla ve yasaklarla mücadele etmek için siyaset sahnesinde bulundu. Ve bu döneminde hem yolsuzluklarla hem yoksullukla hem de yasaklarla. Bu yasaklar neydi? Bu yasaklar şunlardı. Siyasi otorite, kamu otoritesi, asker ya da sivil, insanların dini inançlarına yasaklar getiriyordu. İnsanların etlik kimliklerini tanımlamasına yasaklar getiriyordu. Bu ülkede insanlar Müslümanım demekten korkar hale gelmişlerdi. Bu ülkede insanlar Kürdüm demekten, Aleviyim demekten ya da Kürtçe konuşmaktan imtina eder hale gelmiştim. Adalet ve Kalkınma Partisi 3 Kasım 2002’de böyle bir Türkiye’de iktidar oldu. Ve öyle bir tablo vardı ki bunlar, bu bahsettiğim şeyler tabu halini almıştı. Onlara dokunmak, onlarla ilgili bir politika geliştirmek Türkiye’de hükümetleri alaşağı edecek mayınlı araziler idi. Bu alanlara girmekten herkes imtina ediyordu. Bu alanlar da söz söylemekten imtina ediyorlardı. Hatırlayın bu ülkenin herkes tarafından dinlenen bir sanatçısı Kürtçe bir şarkı söylediği için bir gece ansızın kamuoyu tarafından linç edilmişti. Böyle bir Türkiye yaşadık. Böyle bir Türkiye’de Adalet ve Kalkınma Partisi 3 Kasım’da iktidara geldi. Ve bu Türkiye’de bu güvenlik risklerinin olduğu Türkiye’de olağanüstü hal diye bir rejim vardı. O hal rejimi, o rejimde insanların hiçbir güvencelerinin olmadığı bir Türkiye yaşadık. O Türkiye’de iki yüze yakın köyümüz boşaltılmıştı hatırlayın. Devlet ben sizin güvenliğinizi temin edemiyorum, güvenliğinizi temin edemediğim için buraları boşaltacaksınız. Dolayısıyla sizi yerinizden, yurdunuzdan ediyorum demek durumunda kalmıştı. Ve bu vatandaşlarımız da bizi uluslararası harekete ahime şikayet ediyordu ve biz ülke olarak tazminatlarla karşı karşıya kalıyorduk. Adalet ve Kalkınma Partisi böyle bir dönemde iktidara geldi. Bu ortamda köyleri boşaltılan köyleri tekrar köylülere yerleşimini açacağız demek mayınlı bir araziydi. Böyle güvenliksiz bir ortamda o hal rejimini kaldıracağız demek mayınlı bir söylemdi ve bunu söylemek cesaret isterdi" diye konuştu.Terörsüz Türkiye ile neyi murad ettiğimizi sizlerle paylaşmak için buradayızAdalet ve Kalkınma Partisinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde 3 Kasım 2002’de seçimleri kazandığını ve 18 Kasım’da hükümetin kurulduğunu hatırlatan Bakan Tekin, "İlk AK Parti hükümeti kuruldu. Ve 30 Kasım 2002’de OHAL uygulamasını kaldırdık. Bugün terörsüz Türkiye’yi konuştuğumuz sürecin aslında başlangıcı olarak oraya almamız lazım. Ondan sonra bu ülkede Kürtçe konuşmak artık suç olmaktan çıktı. Tam tersine Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda Kürtçe seçmeli dersler konuldu. İnsanlar çocuklarına Kürtçe öğretmek istiyorlarsa özel öğretim kursları açıldı. Yaygın eğitim kapsamında Kürtçe kursları açıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kürtçe eserler basmaya başladı. Yani Adalet ve Kalkınma Partisi Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde Türkiye’de yasak olarak tanımlanan bir tabuyu daha bir problemi daha çözmek için karşısına bütün vesayetçilik işleri alarak yola çıkmıştı. Bugün Terörsüz Türkiye’yi konuşuyorsak eğer 2002’den bugüne kadar Sayın Cumhurbaşkanımızın attığı bizi bugün terörsüz Türkiye’ye taşıyan politikaların uygulamaların etkisini bu uygulamaların Türkiye’yi taşıdığı noktayı unutmamak gerekir. Tabii bu süreçte Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin geçtiğimiz yıl yaptığı açıklamayı apayrı bir yere oturtmak gerekiyor. Cumhur ittifakı perspektifiyle başlayan bu süreç Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bütün bu icraatlarıyla birleştiğinde biz bugün Türkiye’de terörsüz Türkiye diye bir söylemi hep beraber dile getiriyoruz. Peki biz niye sahadayız? Biz de şunun için sahadayız. En başta konuşmamı başlarken söylediğim biz siyasi öyle bir siyasi geleneğiyiz ki attığımız her adımı niçin yaptığımızı, ne yapmamız gerektiğini sahamda, vatandaşlarımızla, toplumla, milletimizle konuşarak istişare ederek hareket etmeyi kendimize bir gelenek olarak aldığımız için bugün buradayız. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla terörsüz Türkiye ile neyi murad ettiğimizi terörsüz Türkiye’den nasıl bir sonuç elde etmek istediğimizi ve bu süreçte kimlerin rahatsız olacağını sizlerle paylaşmak için buradayız. Ve bizler kimleri rahatsız etmeden bu işleri yapacağımızı, mesela şehitlerimizi, onların manevi miraslarını, ailelerini, gazilerimizi asla rahatsız etmeyeceğimizi, tam tersine onların uğruna şehit oldukları ya da gazi oldukları değerleri Yani bu ülkede terörün olmadığı hiçbir çocuğumuzun şehit olmak durumunda kalmayacağı bir Türkiye hep beraber inşa edeceğimizi deklare etmek için buradayız. Bunları paylaşıyoruz. Bu kapsamda ben de bugün il başkanımızın bize yaptığı programı hayata geçirmek için buradayız. İnşallah güzel şeyler yapacağız" şeklinde konuştu.Gelin bu süreci beraber yürütelimBu süreçte bütün siyasi partilerin bütün siyasi aktörlerin verecekleri desteği, sivil toplumun bütün kesimlerinin verecekleri desteği önemsediklerini kaydeden Bakan Tekin, "Ve herkese kapımız açık. Gelin bu süreci beraber yürütelim. Bu anlamda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan komisyonu ben çok önemsiyorum. İnşallah hep beraber Türkiye’yi terörsüz bir Türkiye’ye taşıyacağız. Bu esnada siyasetin gündemini meşgul eden çok farklı tartışmalar var. Gönül arzu ederdi ki hep beraber bütün siyasi partiler Anadolu’da il il bunu konuşalım. Ama mesela ana muhalefet partisinin pek gündeminde yok bu. Sadece parlamentoda bunu konuşuyor ama toplumun huzurunda çıktığı zaman aklı hayale gelmedik yalanları zikretmeye devam ediyor. Bu kadar önemli bir mevzu varken Türkiye’yi bütün toplumu Herkes hatta bölgeyi bu kadar yakından ilgilendiren bir mevzu varken toplumun karşısına çıkıp halkın karşısına çıkıp akla ziyan yalanlarla farklı gündemlerle toplumun kamuoyunun gündemini meşgul etmek kuşkusuz çok doğru bir söylem değil. Onları da anlıyorum. Onların da içinden geçtikleri zor bir durum var. Şöyle bir hayal edin. kendi içinden birileri şunu diyor diyor ki bizden bir belediye başkanı İstanbul’un İstanbul halkının İstanbul için harcanması gereken paraları yolsuzlukla çarçur etti. Kendi şikayetleri. Ve yolsuzlukla elde ettiği bu gelirin bir kısmını da iki bin yirmi üç yılında partinin kurultayında delege satın almak için kullandı. Şimdi bunlar kendi ifadeleri, biz karışmıyoruz. Şimdi böyle bir gündemin içerisinde oldukları zaman kuşkusuz bu gündemi değiştirecek spekülatif manipülatif konulara ihtiyaç duyacaklar" dedi.CHP Genel Başkanına şarkılı göndermeCumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’in bazı ifadelerini Aşık Mahsuni Şerif’in Abur Cubur Adam" türküsüyle benzeştirdiğini söyleyen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, konuşmasını şöyle sürdürdü; "Yani söylediği şeylerin hiçbir karşılığı yok. Yalandan ibaret. Başka bir ortamda da ideolojik anlamda bir siyasi karakter olarak tutarsızlıklarını ortaya koymak için Fikret Kızılok’un Alaturka Liberal diye bir şarkısı var. "Gözlerin keman çalardı, dudakların darbuka diye" Ne söylediği anlaşılmıyor. Bir başka dilden konuşuyor, sonra başka bir şey söylüyor. İkisini yan yana getirdiğimizde ortaya hiçbir şey çıkmıyor. Şimdi de Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde bulunduğu durumu görünce nakaratlarını söylemeyeceğim bir Tanju Okan şarkısı geliyor aklıma. Hatırlayın şarkı şöyle diyor, "Her şey bir rüya olsa, unutarak uyansam" Ben şöyle benzetiyorum. Gerçekten her şey bir rüya olsa da iki bin yirmi üç kurultayını unutsak, bir an seni unutsam, unutsam bugünleri, ben aynen oraya benzetiyorum. Öyle düşünüyor herhalde. Unutarak uyansam, seni gördüğüm günü sevdiğimi unutsam, Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde bulunduğu durum bu. Şunu hayal ediyorlar. Bütün Cumhuriyet Halk Partililer koskoca bir Cumhuriyet Halk Partisi geleneğine iki bin yirmi üçte yaşadığımız biraz önce söylediğim delege oylarının rüşvetle satın alındığı Bunu ben söylemiyorum. Kendi üyeleri söylüyorum. Bir siyasi partiye mensup olmak Cumhuriyet Halk Partililer tarafından bu kadar büyük bir geçmişe sahip bir Cumhuriyet Halk Partisi seçmeni tarafından kuşkusuz çok daha tasvip edilmiyordur. Onlar muhtemelen bu söylediğim şekilde düşünüyorlar. Her şeyi unutacakları bir rüya olsa keşke bu. Ama öyle değil maalesef. Şimdi başka bir şey daha eleştiriyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi’nden kaçan siyasetçiler var. Cumhuriyet Halk Partisi’nden kaçan belediye başkanlar var. Onu da eleştiriyorlar. Şarkının son mısrasında onunla ilgili bir şey var. Her şey bir rüya olsa diye devam ediyor. Bir başka dünya bulsam içinde sen olmasan Ben aynen buna benzetiyorum. O yüzden de hak veriyorum. Bu kadar kendileri açısından tartışmalı bir gündem varsa bu gündemi mutlaka kamuoyundan uzaklaştırmak için böyle spekülatif manipülatif bir dil kullanacaklar. Ama Cumhuriyet Halk Partisi’ne Kurtuluş Savaşı’nı yürüten, cumhuriyetin kurucusu olan bir siyasi partiye yakışan ülke için, bölge için bu kadar önemli olan terörsüz Türkiye sürecini kamuoyunda toplumda sahiplenmek ve bunun için iktidarı hükümeti doğru adımlar atmaya sevk edecek politika önerilerini dile getirmelerini beklerdik. Ama maalesef Böyle bir durum söz konusu değil. Dediğim gibi onların da içinde bulunduğu durumda Allah yardımcıları olsun. Zor bir durum. Yani herkes acaba kimler rüşvetle satın alınmış diye etrafında birbirlerine bakıyorlar. Bir siyasi parti için gerçekten içinden çıkılması zor bir durum. Kendilerine kolaylıklar diliyorum ama biz Türkiye Cumhuriyeti’ni seven Türk milletini seven, Türk milletinin önündeki problemleri aşmak isteyen bir siyasi hareket olarak, bir siyasi kadro olarak sahadayız, toplumun içerisindeyiz. Yapmak istediğimiz şeyleri yapacaklarımızı sizlerle istişare ediyoruz. Toplumla istişare ediyoruz. Görüşlerini ve önerilerini alıyoruz. Sonrasında da bunları ilgili karar mercileriyle paylaşacağız. Sayın Cumhurbaşkanımızla paylaşacağız. Ve süreci sağlıklı bir şekilde bölgemiz açısından ülkemiz açısından en faydalı nasıl sonuçlanacaksa o şekilde sonuçlanacak politikaları inşallah hep beraber hayata geçireceğiz."