POLİTİKA
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 23:39 10 ülkenin dışişleri bakanlarından İsrail’in Sumud Filosu’na müdahalesi hakkında ortak açıklama Türkiye, Bangladeş, Brezilya, Endonezya, İspanya, Kolombiya, Libya, Maldivler, Pakistan ve Ürdün dışişleri bakanları tarafından İsrail’in Küresel Sumud Filosu’na yönelik saldırılarına ilişkin ortak açıklama yapıldı. 10 ülkenin dışişleri bakanları tarafından yapılan ortak açıklamada, "Türkiye Cumhuriyeti, Bangladeş Halk Cumhuriyeti, Brezilya Federal Cumhuriyeti, Endonezya Cumhuriyeti, İspanya Krallığı, Kolombiya Cumhuriyeti, Libya Devleti, Maldivler Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Ürdün Haşimi Krallığı Dışişleri Bakanları, Filistin halkının maruz kaldığı insani felakete uluslararası toplumun dikkatini çekmeyi amaçlayan barışçıl sivil bir insani girişim olan Küresel Sumud Filosu’na yönelik İsrail’in mükerrer saldırılarını en güçlü şekilde kınamaktadır" denildi. Bakanların filoda bulunanların can güvenliğinden endişe ettiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi: "Bakanlar, uluslararası sularda önceki filolara yönelik İsrail müdahalelerini derin endişeyle hatırlamakta ve sivil gemiler ile insani yardım aktivistlerini hedef alan düşmanca eylemlerin sürdürülmesini kınamaktadır. Gemilere yönelik saldırılar ve aktivistlerin keyfi şekilde alıkonulması da dahil olmak üzere söz konusu saldırılar, uluslararası hukuk ve uluslararası insancıl hukukun açık ihlalini teşkil etmektedir. Bakanlar, filoda yer alan sivillerin emniyet ve güvenliğine ilişkin ciddi endişelerini ifade etmekte ve alıkonulan tüm aktivistlerin derhal serbest bırakılması ile haklarına ve onurlarına tam anlamıyla saygı gösterilmesi çağrısında bulunmaktadır." Açıklamada, "Bakanlar ayrıca barışçıl insani girişimlere yönelik mükerrer saldırıların uluslararası hukuk ile seyrüsefer serbestisine yönelik süregelen kayıtsızlığın yansıması olduğunu vurgulamaktadır. Bakanlar, uluslararası topluma hukuki ve ahlaki sorumluluklarını yerine getirme, sivillerin ve insani misyonların korunmasını sağlama ve cezasızlığın sona erdirilmesi ile söz konusu ihlaller bakımından hesap verebilirliğin temini amacıyla somut adımlar atma çağrısında bulunmaktadır" denildi.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, Denizli’nin 2002-2025 verilerini paylaştı
29 Ağustos 2025 Cuma - 17:03 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, Denizli’nin 2002-2025 verilerini paylaştı 2025 sosyal hizmet verilerini açıkladı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Denizli ziyaretleri programı çerçevesinde Denizli Valisi Ömer Faruk Coşkun’u ziyaret etti. Valiliğe gelen Bakan Göktaş, minik Denizlililerin çiçek takdimi ile karşılandı. Göktaş, Denizli Valiliği Hatıra Defterini imzaladı. Ardından Vali Coşkun tarafından Denizli’deki vatandaşların talepleri, dinamikleri ve sosyal hizmetlerdeki güncel bilgileri alan Bakan Göktaş, görüşme sonrasında basın açıklamasında bulundu. Açıklamasında, Denizli’de 2002 ile 2025 yılları arasında yapılan hizmetler hakkında bilgiler veren Bakan Göktaş, "Denizli’nin güzel insanlarıyla, medeniyetin, çalışkanlığın, bereketin şehrinde bugün sahada olacağız. Denizli Valisi Ömer Faruk Coşkun’dan bilgilerimizi aldık. Şehrimizin ihtiyaçlarına yönelik çalışmalarımızı yürüttük. Bu ziyaretler bizler için çok kıymetli, çünkü ziyaret ettiğimiz iller noktasında bakanlığımız çalışmalarını yerinde inceliyoruz. Hem sahanın hem de vatandaşlarımızın taleplerini, şehrin dinamiklerine göre, sosyal hizmetlerimizi yapılandırmaya yönelikte çalışmalarımızı tekrardan şekillendirebiliyoruz. Cumhurbaşkanımızın vizyonuyla insanı merkeze alan bir anlayışla hareket ediyoruz. Kadın, çocuk, engelli, yaşlı, şehit ve gazi yakınlarını ayrıca ihtiyaç sahibi tüm vatandaşlarımıza yönelik hizmetlerimizi yürütüyoruz. Aileyi güçlendirmeye yönelik politikalar da yürütüyoruz. Çünkü güçlü aile, güçlü toplum demektir. Güçlü toplumda özellikle ülkemizin en büyük teminatıdır. Denizli’de de bu anlayışla çalışmalarımızı sürdürüyoruz" dedi. "Son 23 yılda Denizli’de 110.4 milyar TL’lik yatırım yapıldı" Denizli verilerini açıklayan Bakan Göktaş, "Son 23 yılda Denizli’de 110.4 milyar TL’lik yatırım yapıldı. Bakanlık yatırım desteklerimiz ise 9.4 milyar TL’dir. Denizli’de toplam 48 kuruluşumuzla kadınlara, yaşlılarımıza, engellilerimize yönelik çeşitli çalışmalar yürütüyoruz. 6 sosyal hizmet merkezlerimizle vatandaşlarımıza hizmet sunuyoruz. Bugün de yeni sosyal hizmet merkezi açma yönünde de görüşmelerimizi gerçekleştirdik. Arkadaşlarımız sahada incelemelerini yapacak. Aile ve Sosyal Destek Personeli Derneği (ASDEP-DER) personelimizle beraber 2017 yılından bu yana Denizli’de 168 bin 891 haneye ziyaret gerçekleştirdik. Ayrıca kadınlara mesleki eğitim, girişimcilik ve danışmanlık hizmeti sunuyoruz. Bu kapsamda Denizli’de 4 ayrı destek merkezlerimizde kadınlarımızı güçlendiriyoruz. Ayrıca 15 kooperatifimize de danışmanlık ve rehberlik hizmetleri sunuyoruz. Sosyo-ekonomik desteklerimizle 837 çocuğumuza ailelerinin yanında destek olmaya devam ediyoruz. Kuruluşlarımıza 211 çocuğumuza bakım, eğitim ve rehberlik hizmeti sunuyoruz. Engelli ve yaşlılarımıza hayata aktif katılım çalışması yönünde çalışmalarımız var. Bir bakım ve rehabilitasyon merkezinde 53 engelli bireyimiz var. 4 huzurevi ve yaşlı bakım rehabilitasyon merkezinde 243 yaşlımız var. Evde bakım yardımıyla engelli ve bakıma ihtiyacı olan vatandaşlarımıza çok önemli bir destek sunuyoruz. Bu kapsamda Denizli’de bu hizmetten faydalanan aile sayımız 4 bin 639’dur. Denizli’de 2006 yılından bu yana evde bakım yardımı olarak aktarılan kaynak 1.82 milyar TL’dir. Kimseyi geride bırakmayan bir anlayışla hareket ediyoruz. Denizli’de 20 sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarımızla ihtiyaç sahibi olan her vatandaşımızın yanındayız. 2003-2025 yılları çerçevesinde sosyal yardımlara 7.36 milyar TL kaynak aktarıldı. 2002-2025 yıllarında 7 yatırım projemizi tamamladık. Halihazırda Denizli’de bir huzurevi, yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezimiz devam ediyor bunu da yakında Denizli’ye kazandıracağız" şeklinde konuştu. "Aileleri daha da bilinçlendirmeye yönelik çalışmalar yapıyoruz" Konuşmalarının devamında "Aile Yılı" çerçevesinde bilgiler veren Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, "Bu yıl Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle ’Aile Yılı’ olarak ilan edildi. Bu tüm toplumu kapsayan bir seferberlik hareketi. Bu çalışma ile aileyi güçlendiren, dijital bağımlılıktan uzaklaştıran, yaşlılık, bireysellik ve aileyi tehdit eden tüm risklere karşı çalışmalar yürütüyoruz. Denizli’de de aileyi daha da güçlendirecek çalışmalar başlattık. Küreselleşen dünya risklerine karşı aileleri daha da bilinçlendirmeye yönelik çalışmalar yapıyoruz. Özel sektör, yerel yönetimler ve üniversitelerimizle birlikte aileyi güçlendirmeye yönelik çeşitli çalışmalarımız sürüyor" diye konuştu. "Doğum desteği ödemelerimiz hesaplara yatırılmaya başlandı" Bakan Göktaş, açıklamalarını şöyle tamamladı: "81 ilde düzenlediğimiz programlar içerisinde ailenin önemini vurgulayan çalışmalarımız sürüyor. 43 tanesi Denizli’de olmak üzere Türkiye genelinde 9 bin 367 etkinlik ve farkındalık çalışmaları yürüttük. Aile ve sosyal hizmet fonunu 81 ilde yaygınlaştırdık. Denizli’de bin 631 çiftimiz de bu desteğe başvuruda bulundu. Bugüne kadar Türkiye geneli aile ve sosyal hizmet fonuna başvuruda bulunan kişi sayımız ise 150 bin 86 kişi. Eğitim ve danışmanlık hizmetleri ile gençlere destek oluyoruz. Aile ve Nüfus Yılı kapsamında uzun vadeli politikalar üretmeye devam edeceğiz. Ülkemizin demografik yapısını ve genç nüfusunu korumak amacıyla da önemli çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz. ’2025 Aile Yılı’nda başka çok önemli bir çalışmaya imza atık. Doğum yardımları miktarlarını da güncelledik. Bu kapsamda ilk çocuğa 5 bin TL’lik tek seferlik destek, ikinci çocukta aylık bin 500 TL’lik destek, üç ve üzeri çocuklarda aylık 5 bin TL’lik desteği hayata geçirdik. Bu yardımları da çocuk 5 yaşına gelinceye kadar sürdürüyoruz. Ağustos ayında bu doğum desteği ödemelerimiz hesaplara yatırılmaya başlandı. Bu kapsamda 3 buçuk milyar TL’lik destek gerçekleştirmiş olduk. Böylelikle 383 bin 691 annemizin desteğinden faydalanmasını sağladık. Denizli’de ise bu sayı 4 bin 99 anneye 32 milyon 900 bin TL’lik ödemelerimizi gerçekleştirdik. Bakanlık olarak genellikle sürdürülebilir projeler ile ailelere, gençlere ve çocuklara destek olmaya devam edeceğiz. Doğum destekleri başvurularının devam ettiğini de belirtmek isterim."
Bakan Yardımcısı Gümen: "Şap aşılaması yüzde 85’i geçen illerdeki hayvan pazarları faaliyete geçecek"
29 Ağustos 2025 Cuma - 16:45 Bakan Yardımcısı Gümen: "Şap aşılaması yüzde 85’i geçen illerdeki hayvan pazarları faaliyete geçecek" Şap hastalığına karşı ülke genelinde hayvan pazarlarının kapatılıp hareketliliğin kısıtlanması sonrasında uygulanan tedbirler sonuç verdi. Aşılamada yüzde 85’in üzerine çıkan illerde hayvan pazarlarının açılacağını belirten Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ahmet Gümen, "Amasya’nın da içinde bulunduğu 24 ilimizde hayvan pazarları ve hayvan hareketliliği açık. Her haftada buna yeni iller eklenerek devam edecek" dedi. Şap hastalığı riskinin uygulanan aşılama faaliyetleri ve tedbirler sonrası azaldığı 24 ildeki hayvan pazarlarının tekrar açılmasının ardından aşılamada yüzde 85’i geçen illerdeki pazarlarda faaliyete geçecek. Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ahmet Gümen, AK Parti Amasya İl Başkanlığına yaptığı ziyarette şap hastalığına karşı önemli tedbirler uygulandığını belirtti. İstanbul ve Amasya’nın da aralarında olduğu 24 ildeki hayvan pazarlarının yeniden aktif hale geldiğini, aşılamada yüzde 85’in üzerine çıkan illerde hayvan pazarlarının açılacağını belirten Gümen, "Amasya’nın da içinde bulunduğu 24 ilimizde hayvan pazarları ve hayvan hareketliliği açık. Her haftada buna yeni iller eklenerek devam edecek" dedi. "13,5 milyona yakın sayıda aşıyı sahaya gönderdik" Şap hastalığına karşı sahadaki çalışmaları anlatan Bakan Yardımcısı Gümen, "13,5 milyona yakın sayıda aşıyı sahaya gönderdik. Yarın da bir dolumumuz var. Her dolumdan sonra aşıyı sahaya gönderip iller yüzde 85’in üzerine çıktıkça ve hastalık mihrakları söndükçe daha rahat hareket edeceğiz" diye konuştu. Orman yangını kontrol altında Amasya’nın merkez ilçesine bağlı Kızılkışlacık köyü Başyurt Yaylası’nda çıkan orman yangınında 35 hektarlık alan etkilendiğini hatırlatan Gümen, "Orman yangını kontrol altında. Soğutma çalışmaları devam ediyor. Yaklaşık 35 hektar alan etkilenmiş durumda" şeklinde konuştu. AK Parti Amasya İl Başkanı Galip Uzun da, Bakan Yardımcısı Gümen’e ziyareti dolayısıyla teşekkür etti.
Milli Eğitim Bakanı Tekin’de CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e şarkılı gönderme;
29 Ağustos 2025 Cuma - 16:21 Milli Eğitim Bakanı Tekin’de CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e şarkılı gönderme; Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik müzikli göndermesini sürdürdü. Daha önce CHP lideri Özel’i Aşık Mahsuni Şerif’in Abur Cubur Adam" türküsüyle benzeştirdiğini söyleyen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Söylediği şeylerin hiçbir karşılığı yok. Yalandan ibaret. Başka bir ortamda da ideolojik anlamda bir siyasi karakter olarak tutarsızlıklarını ortaya koymak için Fikret Kızılok’un Alaturka Liberal diye bir şarkısı var. "Gözlerin keman çalardı, dudakların darbuka diye" Ne söylediği anlaşılmıyor" dedi. Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, AK Parti Erzurum İl Başkanlığını ziyaret ederek partililerle bir araya geldi. Parti il binası önünde İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu ve partililerce karşılanan Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Tekin’e, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, ilçe belediye ve ilçe başkanları ile parti yöneticileri eşlik etti. AK Parti öncesi Türkiye AK Parti öncesi Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu anlatan Bakan Tekin, "Türkiye’de 3 Kasım 2002’den önceki Türkiye nasıl bir Türkiye idi? Şöyle bir hayal etmenizi istiyorum. O Türkiye’de her gün ülkenin bir bölgesinden terör olayları hemen hemen her ay 1990 yılından itibaren özellikle toplumu infiale sevk eden bir siyasetçinin, bir bürokratın, bir askerin ya da bir entelektüelin öldürüldüğü şehit edildiği bir Türkiye’yi yaşıyorduk. Bazen topluca toplumun tamamının sayıca fazla gerek asker gerek sivilin şehit edildiği toplumsal olaylarla karşı karşıya kalıyorduk. Bu güvenlikle ilgili boyutu. Demokrasi açısından, demokratik siyaset açısından baktığınızda 1990’lı yılları hatırlayın. Milli Güvenlik Kurulu ne zaman toplanacak? Toplumun tamamı neredeyse takip ederdi, bilirdi. Yüksek Askeri Şura’yı hepimiz takip ederdik. Neden? Çünkü demokratik siyasetin üzerinde demokrasinin kılıcı gibi duran vesayetçi mekanizmaları vardı. Bu ülkede parlamentoda güvenoyu almış bir hükümetin güven oylaması anayasa mahkemesi tarafından iptal edildi. Sadece askerler değil, yargı bürokratlarının da demokratik siyasete müdahale ettiği bir Türkiye’yi yaşadık. 1995 seçimlerinden önce Anayasa Mahkemesi’nin aldığı gerek Türkiye Milletvekilliği gerek seçim çevresi barajıyla ilgili aldığı kararların seçim sonuçlarını doğrudan etkilediğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu ülkede hükümetler bir yıl bile sürmüyordu neredeyse. Hükümet bunalımlarıyla karşı karşıyaydık. Hükümeti oluşturan koalisyon partilerinin birbirlerine yaptıkları restlerin faturasını toplum olarak millet olarak biz ödüyorduk. Bunun karşılığında toplum olarak biz hem ekonomik faturasını ödüyorduk hem de uluslararası arenada Türkiye ile ilgili imaj probleminin faturasını ödüyorduk" dedi. Terörsüz Türkiye süreci "Bir akademisyen olarak bulunduğum bir ülkede eline tüp parasını alıp sıfırları sayan bir kişiyi görüp bu sıfırlardan dolayı kahkahalarla güldüğü bir Türkiye’yi biz yaşadık" diyen Bakan Tekin, "Bunları niye anlatıyorum? Bunları bu yaz Türkiye buluşmalarının ana konusu olan terörsüz Türkiye söylemine Türkiye nasıl geldi? Hangi ortamdan geldik? Bunu görebilmek adına bunları anlattım. Sayın Cumhurbaşkanımız Türkiye’de yolsuzluklarla, yoksullarla, yoksulluklarla ve yasaklarla mücadele etmek için siyaset sahnesinde bulundu. Ve bu döneminde hem yolsuzluklarla hem yoksullukla hem de yasaklarla. Bu yasaklar neydi? Bu yasaklar şunlardı. Siyasi otorite, kamu otoritesi, asker ya da sivil, insanların dini inançlarına yasaklar getiriyordu. İnsanların etlik kimliklerini tanımlamasına yasaklar getiriyordu. Bu ülkede insanlar Müslümanım demekten korkar hale gelmişlerdi. Bu ülkede insanlar Kürdüm demekten, Aleviyim demekten ya da Kürtçe konuşmaktan imtina eder hale gelmiştim. Adalet ve Kalkınma Partisi 3 Kasım 2002’de böyle bir Türkiye’de iktidar oldu. Ve öyle bir tablo vardı ki bunlar, bu bahsettiğim şeyler tabu halini almıştı. Onlara dokunmak, onlarla ilgili bir politika geliştirmek Türkiye’de hükümetleri alaşağı edecek mayınlı araziler idi. Bu alanlara girmekten herkes imtina ediyordu. Bu alanlar da söz söylemekten imtina ediyorlardı. Hatırlayın bu ülkenin herkes tarafından dinlenen bir sanatçısı Kürtçe bir şarkı söylediği için bir gece ansızın kamuoyu tarafından linç edilmişti. Böyle bir Türkiye yaşadık. Böyle bir Türkiye’de Adalet ve Kalkınma Partisi 3 Kasım’da iktidara geldi. Ve bu Türkiye’de bu güvenlik risklerinin olduğu Türkiye’de olağanüstü hal diye bir rejim vardı. O hal rejimi, o rejimde insanların hiçbir güvencelerinin olmadığı bir Türkiye yaşadık. O Türkiye’de iki yüze yakın köyümüz boşaltılmıştı hatırlayın. Devlet ben sizin güvenliğinizi temin edemiyorum, güvenliğinizi temin edemediğim için buraları boşaltacaksınız. Dolayısıyla sizi yerinizden, yurdunuzdan ediyorum demek durumunda kalmıştı. Ve bu vatandaşlarımız da bizi uluslararası harekete ahime şikayet ediyordu ve biz ülke olarak tazminatlarla karşı karşıya kalıyorduk. Adalet ve Kalkınma Partisi böyle bir dönemde iktidara geldi. Bu ortamda köyleri boşaltılan köyleri tekrar köylülere yerleşimini açacağız demek mayınlı bir araziydi. Böyle güvenliksiz bir ortamda o hal rejimini kaldıracağız demek mayınlı bir söylemdi ve bunu söylemek cesaret isterdi" diye konuştu. Terörsüz Türkiye ile neyi murad ettiğimizi sizlerle paylaşmak için buradayız Adalet ve Kalkınma Partisinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde 3 Kasım 2002’de seçimleri kazandığını ve 18 Kasım’da hükümetin kurulduğunu hatırlatan Bakan Tekin, "İlk AK Parti hükümeti kuruldu. Ve 30 Kasım 2002’de OHAL uygulamasını kaldırdık. Bugün terörsüz Türkiye’yi konuştuğumuz sürecin aslında başlangıcı olarak oraya almamız lazım. Ondan sonra bu ülkede Kürtçe konuşmak artık suç olmaktan çıktı. Tam tersine Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda Kürtçe seçmeli dersler konuldu. İnsanlar çocuklarına Kürtçe öğretmek istiyorlarsa özel öğretim kursları açıldı. Yaygın eğitim kapsamında Kürtçe kursları açıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kürtçe eserler basmaya başladı. Yani Adalet ve Kalkınma Partisi Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde Türkiye’de yasak olarak tanımlanan bir tabuyu daha bir problemi daha çözmek için karşısına bütün vesayetçilik işleri alarak yola çıkmıştı. Bugün Terörsüz Türkiye’yi konuşuyorsak eğer 2002’den bugüne kadar Sayın Cumhurbaşkanımızın attığı bizi bugün terörsüz Türkiye’ye taşıyan politikaların uygulamaların etkisini bu uygulamaların Türkiye’yi taşıdığı noktayı unutmamak gerekir. Tabii bu süreçte Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin geçtiğimiz yıl yaptığı açıklamayı apayrı bir yere oturtmak gerekiyor. Cumhur ittifakı perspektifiyle başlayan bu süreç Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bütün bu icraatlarıyla birleştiğinde biz bugün Türkiye’de terörsüz Türkiye diye bir söylemi hep beraber dile getiriyoruz. Peki biz niye sahadayız? Biz de şunun için sahadayız. En başta konuşmamı başlarken söylediğim biz siyasi öyle bir siyasi geleneğiyiz ki attığımız her adımı niçin yaptığımızı, ne yapmamız gerektiğini sahamda, vatandaşlarımızla, toplumla, milletimizle konuşarak istişare ederek hareket etmeyi kendimize bir gelenek olarak aldığımız için bugün buradayız. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla terörsüz Türkiye ile neyi murad ettiğimizi terörsüz Türkiye’den nasıl bir sonuç elde etmek istediğimizi ve bu süreçte kimlerin rahatsız olacağını sizlerle paylaşmak için buradayız. Ve bizler kimleri rahatsız etmeden bu işleri yapacağımızı, mesela şehitlerimizi, onların manevi miraslarını, ailelerini, gazilerimizi asla rahatsız etmeyeceğimizi, tam tersine onların uğruna şehit oldukları ya da gazi oldukları değerleri Yani bu ülkede terörün olmadığı hiçbir çocuğumuzun şehit olmak durumunda kalmayacağı bir Türkiye hep beraber inşa edeceğimizi deklare etmek için buradayız. Bunları paylaşıyoruz. Bu kapsamda ben de bugün il başkanımızın bize yaptığı programı hayata geçirmek için buradayız. İnşallah güzel şeyler yapacağız" şeklinde konuştu. Gelin bu süreci beraber yürütelim Bu süreçte bütün siyasi partilerin bütün siyasi aktörlerin verecekleri desteği, sivil toplumun bütün kesimlerinin verecekleri desteği önemsediklerini kaydeden Bakan Tekin, "Ve herkese kapımız açık. Gelin bu süreci beraber yürütelim. Bu anlamda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan komisyonu ben çok önemsiyorum. İnşallah hep beraber Türkiye’yi terörsüz bir Türkiye’ye taşıyacağız. Bu esnada siyasetin gündemini meşgul eden çok farklı tartışmalar var. Gönül arzu ederdi ki hep beraber bütün siyasi partiler Anadolu’da il il bunu konuşalım. Ama mesela ana muhalefet partisinin pek gündeminde yok bu. Sadece parlamentoda bunu konuşuyor ama toplumun huzurunda çıktığı zaman aklı hayale gelmedik yalanları zikretmeye devam ediyor. Bu kadar önemli bir mevzu varken Türkiye’yi bütün toplumu Herkes hatta bölgeyi bu kadar yakından ilgilendiren bir mevzu varken toplumun karşısına çıkıp halkın karşısına çıkıp akla ziyan yalanlarla farklı gündemlerle toplumun kamuoyunun gündemini meşgul etmek kuşkusuz çok doğru bir söylem değil. Onları da anlıyorum. Onların da içinden geçtikleri zor bir durum var. Şöyle bir hayal edin. kendi içinden birileri şunu diyor diyor ki bizden bir belediye başkanı İstanbul’un İstanbul halkının İstanbul için harcanması gereken paraları yolsuzlukla çarçur etti. Kendi şikayetleri. Ve yolsuzlukla elde ettiği bu gelirin bir kısmını da iki bin yirmi üç yılında partinin kurultayında delege satın almak için kullandı. Şimdi bunlar kendi ifadeleri, biz karışmıyoruz. Şimdi böyle bir gündemin içerisinde oldukları zaman kuşkusuz bu gündemi değiştirecek spekülatif manipülatif konulara ihtiyaç duyacaklar" dedi. CHP Genel Başkanına şarkılı gönderme Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’in bazı ifadelerini Aşık Mahsuni Şerif’in Abur Cubur Adam" türküsüyle benzeştirdiğini söyleyen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, konuşmasını şöyle sürdürdü; "Yani söylediği şeylerin hiçbir karşılığı yok. Yalandan ibaret. Başka bir ortamda da ideolojik anlamda bir siyasi karakter olarak tutarsızlıklarını ortaya koymak için Fikret Kızılok’un Alaturka Liberal diye bir şarkısı var. "Gözlerin keman çalardı, dudakların darbuka diye" Ne söylediği anlaşılmıyor. Bir başka dilden konuşuyor, sonra başka bir şey söylüyor. İkisini yan yana getirdiğimizde ortaya hiçbir şey çıkmıyor. Şimdi de Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde bulunduğu durumu görünce nakaratlarını söylemeyeceğim bir Tanju Okan şarkısı geliyor aklıma. Hatırlayın şarkı şöyle diyor, "Her şey bir rüya olsa, unutarak uyansam" Ben şöyle benzetiyorum. Gerçekten her şey bir rüya olsa da iki bin yirmi üç kurultayını unutsak, bir an seni unutsam, unutsam bugünleri, ben aynen oraya benzetiyorum. Öyle düşünüyor herhalde. Unutarak uyansam, seni gördüğüm günü sevdiğimi unutsam, Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde bulunduğu durum bu. Şunu hayal ediyorlar. Bütün Cumhuriyet Halk Partililer koskoca bir Cumhuriyet Halk Partisi geleneğine iki bin yirmi üçte yaşadığımız biraz önce söylediğim delege oylarının rüşvetle satın alındığı Bunu ben söylemiyorum. Kendi üyeleri söylüyorum. Bir siyasi partiye mensup olmak Cumhuriyet Halk Partililer tarafından bu kadar büyük bir geçmişe sahip bir Cumhuriyet Halk Partisi seçmeni tarafından kuşkusuz çok daha tasvip edilmiyordur. Onlar muhtemelen bu söylediğim şekilde düşünüyorlar. Her şeyi unutacakları bir rüya olsa keşke bu. Ama öyle değil maalesef. Şimdi başka bir şey daha eleştiriyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi’nden kaçan siyasetçiler var. Cumhuriyet Halk Partisi’nden kaçan belediye başkanlar var. Onu da eleştiriyorlar. Şarkının son mısrasında onunla ilgili bir şey var. Her şey bir rüya olsa diye devam ediyor. Bir başka dünya bulsam içinde sen olmasan Ben aynen buna benzetiyorum. O yüzden de hak veriyorum. Bu kadar kendileri açısından tartışmalı bir gündem varsa bu gündemi mutlaka kamuoyundan uzaklaştırmak için böyle spekülatif manipülatif bir dil kullanacaklar. Ama Cumhuriyet Halk Partisi’ne Kurtuluş Savaşı’nı yürüten, cumhuriyetin kurucusu olan bir siyasi partiye yakışan ülke için, bölge için bu kadar önemli olan terörsüz Türkiye sürecini kamuoyunda toplumda sahiplenmek ve bunun için iktidarı hükümeti doğru adımlar atmaya sevk edecek politika önerilerini dile getirmelerini beklerdik. Ama maalesef Böyle bir durum söz konusu değil. Dediğim gibi onların da içinde bulunduğu durumda Allah yardımcıları olsun. Zor bir durum. Yani herkes acaba kimler rüşvetle satın alınmış diye etrafında birbirlerine bakıyorlar. Bir siyasi parti için gerçekten içinden çıkılması zor bir durum. Kendilerine kolaylıklar diliyorum ama biz Türkiye Cumhuriyeti’ni seven Türk milletini seven, Türk milletinin önündeki problemleri aşmak isteyen bir siyasi hareket olarak, bir siyasi kadro olarak sahadayız, toplumun içerisindeyiz. Yapmak istediğimiz şeyleri yapacaklarımızı sizlerle istişare ediyoruz. Toplumla istişare ediyoruz. Görüşlerini ve önerilerini alıyoruz. Sonrasında da bunları ilgili karar mercileriyle paylaşacağız. Sayın Cumhurbaşkanımızla paylaşacağız. Ve süreci sağlıklı bir şekilde bölgemiz açısından ülkemiz açısından en faydalı nasıl sonuçlanacaksa o şekilde sonuçlanacak politikaları inşallah hep beraber hayata geçireceğiz."
CHP’li başkandan MASKİ’ye tepki
29 Ağustos 2025 Cuma - 15:59 CHP’li başkandan MASKİ’ye tepki MANİSA (İHA) – Manisa’nın CHP’li Kula ilçe Belediye Başkanı Hikmet Dönmez, CHP’li Manisa Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi’ne (MASKİ) sosyal medya üzerinden sert tepki gösterdi. Dönmez, bir gün önceden uyarıda bulunmasına rağmen MASKİ ekiplerinin talimatlarını dikkate almadığını ve Kula’yı sabah saatlerinde susuz bıraktığını ifade etti. Başkan Dönmez, cuma günü mesaiye gidecek vatandaşların mağdur olmaması için MASKİ yetkililerini aradığını ve suyun saat 06.00’da açılmasını talep ettiğini belirtti. Dönmez, "Boruların dolması, kot farklarının dengelenmesi ve suyun tazyik kazanması için bu saat çok önemliydi. Saat 07.00’de su verilirse Kula’nın geneline ulaşması zaten 08.00’i bulacaktı. Buna rağmen ısrarla 06.00’da suyun açılması gerektiğini söyledim. Ancak sabah 07.00 itibarıyla ilçemizin merkezinde bile bir damla su yoktu. Yüksek mahallelerde yaşayan hemşehrilerimiz ise daha geç suya kavuştu" dedi. "Depolarımızda su var ama halk susuz" Dönmez, depolarda yeterli su olmasına rağmen vatandaşlara ulaşmadığını vurgulayarak, "Depolarımızda su olmasına rağmen halkımın duş alabileceği tazyikte suyu verdiremediğim için üzgünüm. Bu benim değil, MASKİ’nin ayıbıdır. Talimat veriyorum, dinlenmiyor. Kula halkının sabah işe ve okula susuz gitmesini kabul edemem" ifadelerini kullandı. "Sorumluluk benim üzerimde ama suç benim değil" Kula halkından özür dileyen Dönmez, açıklamasında, "Başkanınız olarak, ilçemde yaşayan herkesin derdini, sıkıntısını kendi sorumluluğum kabul ederim. Ama bu yaşananların suçlusu ben değilim. Ben bir gün önceden, halkımın bir gün sonrasını düşünerek suyun saat 06.00’da açılmasını talimat olarak verdim. Buna rağmen dinletemedim. Halkımı duş almadan, yüzünü yıkamadan işe göndermek zorunda kaldığım için özür diliyorum. Bu benim vicdanıma ağır geliyor" dedi. "Haksızlık karşısında susmayacağım" Dönmez açıklamasını, "Ben seçimden önce halkıma yemin ettim; haksızlık karşısında susarsam dilsiz şeytan olayım. Ben susmam, susmayacağım. Halkımın mağduriyetinin devam etmesine göz yummam. MASKİ yetkililerini daha duyarlı, daha sorumlu ve daha çözüm odaklı olmaya davet ediyorum" sözleriyle sürdürdü. Başkan Dönmez’in, "MASKİ’ye söz geçiremiyorum" ifadeleri ise sosyal medyada en çok tartışılan konu oldu. Vatandaşların büyük kısmı sosyal medyada Başkan Dönmez’e destek verirken, bazı kullanıcılar da "CHP’li bir ilçe belediye başkanı kendi partisinin yönettiği büyükşehirdeki MASKİ’ye neden söz geçiremiyor?" sorusunu gündeme taşıdı.
AK Parti İl Başkanı Yıldırım: "Biz her zaman sahadayız"
29 Ağustos 2025 Cuma - 15:34 AK Parti İl Başkanı Yıldırım: "Biz her zaman sahadayız" Sadece seçimden seçime çalışan bir siyasi kadro olmadıklarını dile getiren AK Parti Elazığ İl Başkanı Şerafettin Yıldırım, "Biz her zaman sahadayız. Gücümüz yettiğince her yere ulaşmaya çalışıyoruz" dedi. AK Parti İl Başkanı Şerafettin Yıldırım, vatandaşlarla bir araya gelmeye devam ediyor. Bu çerçevede Cuma namazının ardından Mustafapaşa Mahallesi’nde bulunan esnafları ziyaret eden Başkan Yıldırım, sorun ve taleplerini dinledikten sonra vatandaşlarla bir araya gelerek sohbet etti. Her zamana sahada olduklarını vurgulayan Başkan Yıldırım, "Cumhurbaşkanımızın yol arkadaşlığını ancak bu şekilde yapabiliriz" ifadelerini kullandı. "Elimizden gelen gayreti gösteriyoruz" Esnaf ve vatandaşları ziyaret ettiklerini belirten AK Parti Elazığ İl Başkanı Şerafettin Yıldırım, "Çok önemli sorunlar olmamakla beraber TOKİ’den kalan eksiklikler var. Onlarla ilgili şikayet ve sorunları not alıyoruz gerekli yerlere ileteceğiz. Bizim takip etmemiz ve yapmamız gereken şeyleri gerekli yerlere ulaştırmaya çalışıyoruz. Elbette çok büyük mesafeler kat edildi. Şehrimizde 39 bin TOKİ konutu yapıldı. Bunların 33 bine yakını teslim edildi. Onlar da yakın zamanda teslim edilecek. Buradaki konutlarda ilk yapılan konutlardandır. Bu konutlarda o zamanlardan kalan ya da sonradan oluşan bazı sorunlar var. Muhtarımız sorunları yakın olarak takip ediyor bizlere hatırlatıyor bizlerde gerekli yerlere ulaştırmaya çalışıyoruz. Vatandaşımız ufak tefek problemlere yoğunlaşmasın ve problemi olmasın diye elimizden gelen gayreti gösteriyoruz" diye konuştu. "Sadece seçimden seçime çalışan bir siyasi kadro değiliz" Başkan Yıldırım, "Şu anda 29 Ağustos yaz sıcağındayız. Biz sadece seçimden seçime çalışan bir siyasi kadro değiliz. Biz her zaman sahadayız. Gücümüz yettiğince her yere ulaşmaya çalışıyoruz. Bunu belirli aralıklarla yapan bir ekip de değiliz. Her zaman için olmazsa olmazımızdır. Bulunduğumuz siyasi kadrolar bunu gerektiriyor. Cumhurbaşkanımızın yol arkadaşlığını ancak bu şekilde yapabiliriz" ifadelerini kullandı.
Filistin özel oturumu
29 Ağustos 2025 Cuma - 15:17 Filistin özel oturumu TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Tam anlamıyla özgür ve egemen Filistin devletinin kurulmasını sağlayana kadar bu mücadeleyi Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak destek olacağımıza, öncülük yapacağımıza bir kere daha buradan söz veriyorum Kurtulmuş, Filistin konulu özel oturumda konuştu. Kurtulmuş, İsrail’in saldırganlığını arttırması ve Gazze’de bir imha silahı olarak kullanması suretiyle soykırımda yeni bir boyuta geçtiğini söyleyerek, "İsrail’in on yıllardır Filistin halkına karşı sürdürdüğü işgal, imha politikalarının son iki yıldır soykırım boyutlarını çoktan aştığı görülmektedir. Esasında artık kelimelerin yetersiz kaldığı bir noktadayız. Siyonist İsrail’in yaptıklarının ne zulüm, ne vahşet, ne barbarlık, ne katliam, ne de soykırım sözcükleri tanımlamaya yeterli değildir. Şimdiye kadar büyük çoğunluğu kadın ve çocuk olan yetmiş bine yakın insan katledilmiştir. Sivil altyapı kasıtlı şekilde tahrip olunmuş okullar, ibadethaneler ve hastaneler alçakça bombalanmıştır. Daha birkaç gün önce Gazze’nin Nasır Hastanesi’ne ölen insanları da hastalar, sağlık çalışanları ve polisler arası basın mensupları dahil olmak üzere onlarca masum insan dünyanın gözü önünde katledilmiştir. Gazze’deki 36 hastaneden 33’ü ya tamamen yıkılmış ya çok ağır hasar almıştır. Gazze’de sağlık hizmetleri verilemez bir noktaya gelinmiştir. Açlık ve kıtlık aylardan beri masum insanlara karşı bir yok etme yöntemi olarak kullanılmak üzere. Öyle ki gıda yardım konvoylarını bile siyonist barbarlarca ölüm tuzaklarından dönüştürülmüştür" ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, şöyle konuştu: "Hatta geçtiğimiz günlerde, illerde çok İrlanda Cumhurbaşkanı’nın da ifade ettiği şekilde Gazze’de insani yardım şartlarının sağlanması amacıyla Birleşmiş Milletler tarafından bir güç gönderilmesi öncelikle sağlanmalıdır. İsrail’in barbarlığı bildiğiniz gibi sadece Gazze’yi de sıfırda değil, Kudüs’ü de Batı Şeria’da da silahlı güçleri ve gaspçı yerleşimcileri vasıtasıyla Filistinlilere uyguladığı şiddet fütursuzca arttırılmış toprak işgali, yasa dışı yıkım ve yerleşim inşasını hızlandırmışlardır. Son olarak oldukça hassas bir bölge olan, ergin bölgesi olarak tanımlanan topraklarda da Kudüs’ün doğusunu Batı Şeria’dan ayırmayı amaçlayan yeni bir yasa dışı yerleşim yeri oluşturulma kararı uluslararası camiada büyük bir infiale yol açmıştır. Diğer yandan İsrail Parlamentosu da uluslararası hukuka aykırı bir şekilde Birleşmiş Milletler Filistinli Mülteciler Yardım ve Çalışma Ajansının faaliyetlerini yasaklayan, Gazze ve Batı Şeria’ya insani yardımların ulaşmasını engelleyen, Filistin topraklarına el koyan kanunları kabul etmekte Filistin topraklarının ilhakı çağrısında bulunan kararlar almaktadır. Ezcümle İsrail’in işgal Filistin topraklarındaki her eylemi uluslararası hukukun açık bir ilanıdır, savaş suçudur, soykırım. Soykırımcı Netanyahu cephesinin acımasız eylemlerine karşı dünyanın her köşesinde halkların tepkisi her geçen gün artmakta büyümektedir." Kurtulmuş, Filistin davasını savunmanın kendileri için insani, İslami ve tarihi bir sorumluluk olduğunu belirterek, "Tam anlamıyla özgür ve egemen Filistin devletinin kurulmasını sağlayana kadar bu mücadeleyi Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak destek olacağımıza, öncülük yapacağımıza bir kere daha buradan söz veriyorum" şeklinde konuştu.