POLİTİKA
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Yaklaşık 2,5 yılda bir yıl yaşlanan bir nüfusla karşı karşıyayız" 14 Mayıs 2026 Perşembe - 20:01:12 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’de ortanca yaşın 2025 yılında 34,9’a çıktığını ifade ederek, "Aşağı yukarı 2,5 yılda bir yıl yaşlanan bir nüfusla karşı karşıyayız ve bu hızlı bir yaşlanma" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Çankaya Köşkü’nde gerçekleştirilen Türkiye Yüzyılı Perspektifinde Aile ve Nüfus Politikaları II: Yaşlı Bakım Modelleri Çalıştayı’na katıldı. Yılmaz, Türkiye’de demografik yapının önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini, yaşlı nüfustun toplam nüfus içindeki oranının her geçen yıl arttığını aktararak, "2000 yılında bu oran yüzde 5,7. 2023 yılında ise 65 yaş üstü nüfusun toplam nüfusa oranı yüzde 10’u aştı. Bu da uluslararası bir ölçüt. Bir toplumda 65 yaş üstü nüfus toplam nüfusun yüzde 10’unu aşıyorsa artık o topluma yaşlı bir toplum deniyor. Dolayısıyla Türkiye ilk defa 2023 yılında bu eşiği aşmış oldu. Projeksiyonlara baktığımızda gelecekte bunun daha da artacağını görüyoruz. 2025 yılında bu oran 11,1’e yükselmiş durumda. 2020 yılında 7 milyon 954 bin kişi 65 yaş üstündeyken, 2025 yılında bu sayı 9 milyon 583 bin kişiye ulaşmış durumda" diye konuştu. TÜİK nüfus projeksiyonlarına göre demografik göstergelerdeki mevcut yapının devam etmesi halinde gelecek dönemde yaşlı nüfusunun daha da artacağına dikkati çeken Yılmaz, mevcut eğilimlerin devam ettiği taktirde 2030 yılında yaşlı nüfus oranının 13,5’e, 2040 yılında 17,9’a, 2060’da yüzde 20’ye, 2080’de 33,4’e ve 2100 yılında 33,6’ya yükseleceğini öngördüklerini söyledi. "Aşağı yukarı 2,5 yılda bir yıl yaşlanan bir nüfusla karşı karşıyayız" Nüfusun yaşlanmasıyla ilgili önemli göstergelerden bir tanesinin de ortanca yaş olduğunu dile getiren Yılmaz, 2000 yılında 24,8 olan ortanca yaşın 2025 yılında ise 34,9’a çıktığını söyleyerek, "25 yılda nüfusumuz 10 yıl yaşlanmış. Aşağı yukarı 2,5 yılda bir yıl yaşlanan bir nüfusla karşı karşıyayız. Bu hızlı bir yaşlanma ve bunun altını çizmemiz lazım. TÜİK tahminlerine göre mevcut eğilim devam ederse 2030 yılında bu ortalama 37,1’e, 2040 yılında 41,4’e, 2060 yılında 48’e, 2080 yılında 51,5’ ve 2100 yılında 52,2’ye ulaşacak" ifadelerini kullandı. "Yaklaşık 1 milyon 800 bin yaşlı tek başına yaşıyor" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, TÜİK verilerine göre yaşlıların önemli bir bölümünün ya tek başına ya da sadece eşiyle yaşadığına dikkati çekerek, "En az bir yaşlı fert bulunan yaklaşık 7 milyon 46 bin hanemiz var. Yaklaşık 1 milyon 800 bini tek başına yaşayan yaşlılar. Özellikle tek başına yaşayan yaşlı sayısındaki artış, yerinde yaşlanma yaklaşımını çok önemli hale getirmekte; evde ve toplum temelli bakım hizmetlerinin güçlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Bizim yaşlılığa bakışımız farklı. Biz yaşlıları hiçbir zaman bir yük olarak görmüyoruz. Toplumumuz için bir varlık olarak görüyoruz ve gelecek nesiller için yaşlılarımız bir birikimi temsil ediyor" açıklamasında bulundu. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile TÜİK’in Türkiye’nin yaşlı profiline yönelik gerçekleştirdiği saha araştırmasına da değinen Yılmaz, "Burada bireylerimizin yaşam koşullarına, bakım ihtiyaçlarına ve sosyal hayata katılımlarına ilişkin kapsamlı veriler elde edildi. İleri yaş döneminde yaşam tercihleri 65 yaş ve daha yukarı yaştakiler için incelendiğinde; bu kişilerin yaklaşık yüzde 52’si evde bakım hizmeti görmek istiyor. Yaklaşık yüzde 30’u da oğlunun, kızının yanında kalmak istiyor. Sadece yüzde 5,1’i huzurevine gitmek istiyor. Yaşlı nüfusumuzun tercihini esas alacaksak tercih çok net, huzurevi son çare" diye konuştu. "Kamu ve özel sektör dahil yaklaşık 30 bin yaşlı vatandaşımıza kurumsal hizmet sunulmaktadır" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2019 yılını ‘Yaşlılar Yılı’ ilan etmesiyle beraber yaşlılık politikalarına yönelik çalışmaların kapsamlı bir dönüşün sürecine girdiğini söyleyen Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: "Aynı dönemde gerçekleştirilen I. Yaşlılık Şûrası ile birlikte yaşlılık meselesi; bakım hizmetlerinden aktif yaşlanmaya, sosyal destek mekanizmalarından yaşlı haklarına kadar geniş bir çerçevede ele alınmaya başlanmıştır. 2025 yılının ‘Aile Yılı’, 2026-2035 döneminin ise ‘Aile ve Nüfus 10 Yılı’ ilan edilmesiyle birlikte, yaşlılık politikaları da nüfus ve aile yapısı, demografik dönüşüm ve toplumsal dayanışma perspektifiyle gündemimizde ön sıralardadır. AK Parti Hükümetimizin iktidara geldiği 2002 yılından itibaren yaşlılık politikaları farklı yaşlı gruplarının ihtiyaçlarını dikkate alan, hak temelli ve bütüncül bir yaklaşımla geliştirilmiş; hizmet modelleri çeşitlendirilerek yaygınlaştırılmıştır. Bu doğrultuda yaşlı bireylere yönelik yürütülen çalışmalar; yaşlılarımızın aileleriyle birlikte, kendi yaşam çevrelerinde ve aktif yaşlanma anlayışı doğrultusunda hayatlarını sürdürmelerini esas almaktadır. Kurumsal bakım hizmetleri alanında son yıllarda önemli kapasite artışları sağlanmış olup, bugün kamu ve özel sektör dahil yaklaşık 30 bin yaşlı vatandaşımıza kurumsal hizmet sunulmaktadır." "2026 yılı itibarıyla 42 merkezde yaşlı bireylere hizmet sunulmaktadır" Evde bakım yardımıyla 100 bini aşkın yaşlı bireye destek sağlandığını kaydeden Yılmaz, "Gündüzlü Bakım ve Aktif Yaşam Merkezleri aracılığıyla yaşlı vatandaşımızın sosyal hayata katılımını destekleyen çalışmalar yürütüyoruz. 2026 yılı itibarıyla 42 merkezde yaşlı bireylere hizmet sunulmaktadır. 2016 yılında başlatılan Yaşlı Destek Programı (YADES) kapsamında ise yerel yönetimlerin yaşlılara yönelik hizmet kapasitesi güçlendirilmiş; evde bakım, psiko-sosyal destek ve kültürel faaliyetler bütüncül bir yapıda sunulmuştur. Bu program kapsamında 105 milyon lirayı aşan finansman desteği yerel yönetimlere proje bazlı olarak sunulmuş, 123 proje uygulanmış ve yaklaşık 165 bin yaşlı vatandaşımız istifade etmiştir" dedi.
14 Mayıs 2026 Perşembe - 18:38 Bakan Işıkhan: "Türkiye dünyanın en kapsayıcı Genel Sağlık Sigortası sistemlerinden birine sahiptir" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "2002 yılında sosyal güvenlik kapsamı yaklaşık yüzde 70 seviyesindeyken bugün nüfusumuzun tamamı sosyal güvenlik şemsiyesi kapsamındadır. Bugün Türkiye dünyanın en kapsayıcı Genel Sağlık Sigortası sistemlerinden birine sahiptir" dedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan, Sosyal Güvenlik Kurumu’nda düzenlenen Sosyal Güvenlik Haftası Programı’na katıldı. Programda konuşan Bakan Işıkhan, sosyal güvenlik sisteminin güçlenmesi, vatandaşların huzur ve güven içerisinde geleceğe bakabilmesi için büyük bir özveriyle çalışan tüm SGK personeline ve emek veren tüm paydaşlara teşekkür etti. Sosyal Güvenlik Haftası’nın idrak edildiği bu haftaya ilişkin Işıkhan, "Bu özel gün ve haftaların ortak bir noktası var o da ‘İnsanı merkeze alan bir anlayış.’ Çünkü sosyal güvenlik insanı koruyan, aileyi ayakta tutan, çalışanı güvence altına alan, hastaya umut olan, engelli vatandaşlarımıza destek olan büyük bir dayanışma sistemidir. Bu seneki sosyal güvenlik haftasının teması ‘Kayıtdışılık ile Mücadele’ sloganımız ise ‘Sigorta ile iş güvende, işçi güvende gelecek güvende.’ Gerçekten de sosyal güvenlik güçlü bir devlet ile güçlü millet arasındaki en önemli güven köprüsüdür. Sosyal güvenlik sosyal devletin en somut tezahürüdür. Sosyal güvenlik bir ülkenin vicdanıdır" ifadelerini kullandı. Bakan Işıkhan, insanlık tarihi boyunca güvenlik ihtiyacının, en temel ihtiyaçlardan biri olduğuna değinerek, şöyle devam etti: "Dünyada, sosyal güvenlik anlayışı sanayi devrimi sonrası hızla gelişmiş zamanla sağlık sigortası, emeklilik, iş kazası, işsizlik ve sosyal yardımlar gibi alanları kapsayan büyük bir sisteme dönüşmüştür. Türkiye’de ise sosyal güvenlik sistemi uzun yıllar parçalı ve dağınık bir yapı içerisinde ilerlemiştir. SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı şeklindeki bu dağınık yapı farklı standartlar, farklı uygulamalar ve ciddi mağduriyetler üretmiştir. O yılları hepimiz çok iyi hatırlıyoruz. Hastane kuyrukları, ilaç kuyrukları, sosyal güvencesi olmadığı için tedavi olamayan vatandaşlarımız, hastaneye para ödemediği için rehin kalan vatandaşlarımızı. İşte bu vaziyetten bir dönüm noktası olarak, Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın güçlü iradesi ve liderliğiyle Cumhuriyet tarihimizin en büyük sosyal devlet reformlarından birini hayata geçirmiştik." "Bugün Türkiye dünyanın en kapsayıcı genel sağlık sigortası sistemlerinden birine sahiptir" 2006 yılında gerçekleştirilen sosyal güvenlik reformu ile SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı’nın tek çatı altında birleştirildiğini, norm ve standart birliği sağlandığını, Genel Sağlık Sigortası sisteminin kurulduğunu, sosyal güvenlik kapsamının tüm vatandaşları içine alacak şekilde genişletildiğini hatırlatan Işıkhan, "2002 yılında sosyal güvenlik kapsamı yaklaşık yüzde 70 seviyesindeyken bugün nüfusumuzun tamamı sosyal güvenlik şemsiyesi kapsamındadır. Bugün Türkiye dünyanın en kapsayıcı Genel Sağlık Sigortası sistemlerinden birine sahiptir. Vatandaşlarımız kamu, üniversite ve özel hastanelerden eşit şekilde yararlanabilmektedir. Bugün artık Türkiye’de sağlık hizmetine erişemediği için mağdur olan bir vatandaş profili değil dünyanın gıpta ile takip ettiği örnek alınan bir sosyal güvenlik sistemi bulunmaktadır" diye konuştu. "Sosyal güvenlik sistemi popülizme teslim edilemeyecek kadar stratejik bir meseledir" Bakan Işıkhan, sosyal güvenlik sisteminin, bugünün yanında geleceği de korumak zorunda olduğuna dikkati çekerek, "Bu nedenle sosyal güvenlik sistemi, popülizme teslim edilemeyecek kadar stratejik bir meseledir. Biz sosyal güvenliği sadece bir ekonomi başlığı olarak da görmüyoruz. Biz sosyal güvenliği aynı zamanda bir milli güvenlik meselesi olarak değerlendiriyoruz. Çünkü güçlü sosyal güvenlik sistemi güçlü toplum demektir. Güçlü toplum ise güçlü devlet demektir. Bu anlayışla, son 24 yılda sosyal güvenlik alanında çok önemli reformları ve icraatları sizlerle birlikte hayata geçirdik" dedi. "Sadece 2025 yılında sağlık ödemeleri için; 1 trilyon 353 milyar lirayı aşan ödeme gerçekleştirdik" Bakan Işıkhan, sosyal güvenliğin aynı zamanda sağlık güvencesi de olduğunu belirterek, "Bugün SGK olarak 2 bin 500’e yakın hastane, 30 bin eczane, 8 bin optik merkezi, 5 bin medikal market üzerinden vatandaşlarımıza sağlık hizmeti sunuyoruz. MEDULA sistemimiz sayesinde günlük 2,5 milyon provizyon, 12 milyon tedavi işlemi, 2,2 milyon e-reçete işlemini kesintisiz bir şekilde gerçekleştirmekteyiz. Sadece 2025 yılında sağlık ödemeleri için 1 trilyon 353 milyar lirayı aşan bir ödeme gerçekleştirdik. Geri ödeme kapsamına alınan ilaç sayımızı sürekli artırıyoruz. Kanser ilaçlarından SMA tedavilerine kadar çok sayıda kritik ilacı, SGK tarihinde ilk kez vatandaşlarımızın erişimine sunduk" şeklinde konuştu. Dijital dönüşüm alanında da tarihi bir değişim gerçekleştirdiklerine işaret eden Işıkhan, "Türkiye Yüzyılı vizyonuyla, sosyal güvenlik hizmetlerini dijital yapının altyapısıyla yeniden şekillendiriyoruz. Bugün SGK, e-Devlet üzerinde en çok kullanılan kamu kurumlarından birisidir. 2025 yılı içerisinde SGK uygulamaları e-Devlet’e toplam 1,5 milyardan fazla görüntü sağlamıştır. Şu anda e-Devlet üzerinden 183 farklı uygulamayla vatandaşlarımıza hizmet sunuyoruz. ALO 170 hattımıza yalnızca 2025 yılında 17 milyon 700 bin çağrı gelmiştir. 2025 yılı içerisinde vatandaşlarımıza 647 milyonun üzerinde SMS bilgilendirmesi gerçekleştirdik. Şimdi ise yapay zeka destekli yeni sistemlerimizi devreye alıyoruz. Kayıp-kaçakla mücadelede, sahte sigortalılık tespitinde, risk analizlerinde ve sağlık harcamalarının daha etkin yönetilmesinde yapay zeka tabanlı sistemleri kullanıyoruz. Amacımız, vatandaşımızın işini kolaylaştıran, bürokrasiyi azaltan, hızlı ve kaliteli hizmet sunan güçlü bir sosyal güvenlik sistemini oluşturmaktır" şeklinde konuştu. "Çalışan annelerimizi desteklemek amacıyla analık izin süresini artırdık" Bakan Işıkhan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilan ettiği "Aile Yılı" vizyonu kapsamında aileyi güçlendiren sosyal güvenlik politikalarını da kararlılıkla sürdürdüklerine vurgu yaparak, "Çalışan annelerimizi desteklemek amacıyla analık izin süresini uzattık. Yeni düzenlemeyle birlikte Tekil gebelikte analık izin süresi bildiğiniz gibi; 16 haftadan 24 haftaya, Çoğul gebelikte ise 18 haftadan 26 haftaya çıkarılmıştı. 2026 yılının ilk çeyreğinde annelerimize 3 milyar 742 milyon lira analık ödeneği, yaklaşık 140 milyon lira da emzirme ödeneği sağladık" ifadelerini kullandı. "Sosyal güvenlik sistemimizi gençlerimiz için daha güçlü hale getireceğiz" "Önümüzdeki dönemde hedefimiz daha kapsayıcı, daha sürdürülebilir, daha dijital ve daha insan odaklı bir sosyal güvenlik sistemini oluşturmaktır" diyen Işıkhan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Biz kayıt dışı istihdamı azaltmayı, aktif sigortalı sayısını artırmayı, sosyal güvenlik sistemimizin mali sürdürülebilirliğini güçlendirmeyi, sağlık hizmetlerinde kaliteyi yükseltmeyi, dijitalleşmeyi daha ileri seviyeye taşımayı, yapay zeka destek hizmet modellerini yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Aynı zamanda sosyal güvenlik sistemimizi, gençlerimiz için daha güçlü hale getirmek istiyoruz. Çünkü bugün attığımız her adım değerli çalışma arkadaşlarım sadece bugünün değil, gelecekte çocuklarımızın ve torunlarımızın sosyal güvenlik hakkını koruyacaktır. Türkiye Yüzyılı’nın güçlü ekonomisiyle, güçlü üretimiyle, güçlü istihdamıyla ve güçlü sosyal devlet yapısıyla inşallah hep birlikte inşa edeceğiz. Ben bu anlamlı hafta vesilesiyle SGK Personelimize, emeklilerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza, doktorlarımıza, eczacılarımıza, hemşirelerimize ve diğer sağlık personelimize, kısaca sosyal güvenlik sistemimize katkı sunan tüm paydaşlarımıza emekleri için teşekkür ediyorum. Sosyal güvenlik sistemimizin bugünlere ulaşmasında büyük emeği ve vizyonu bulunan Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere emeği geçen herkese huzurlarınızda teşekkür ediyorum."
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye Yüzyılı huzurun ve kardeşliğin yüzyılı olacaktır"
25 Eylül 2025 Perşembe - 18:33 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye Yüzyılı huzurun ve kardeşliğin yüzyılı olacaktır" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Türkiye Yüzyılı Buluşmaları" çerçevesinde Bahçelievler’de esnaf ziyareti yaptıktan sonra Doğu ve Güneydoğu Anadolu STK Başkanları Toplantısı’na katıldı. Yılmaz, "Cumhurbaşkanımız hep şunun altını çiziyor; Türkiye yüzyılı huzurun ve kardeşliğin yüzyılı olacaktır. Birbirimizle kavga ettiğimiz sürece Türkiye yüzyılını istediğimiz gibi inşa edemeyiz" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye Yüzyılı Buluşmaları çerçevesinde Bahçelievler’de bir dizi ziyaret gerçekleştirdi. Yılmaz’a Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır eşlik etti. Esnaflar ile bir araya gelip sohbet eden Yılmaz ile Bahadır, vatandaşlar tarafından ilgiyle karşılandı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ardından Bahçelievler’de bulunan sosyal tesisi ve Engelsiz Yaşam Merkezi’ni ziyaret edip vatandaşlarla sohbet etti. Yılmaz, daha sonra Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır ile birlikte Doğu ve Güneydoğu Anadolu STK Başkanları Toplantısı’na katıldı. "Türkiye yüzyılında artık ülkemizi daha etkili bir güç haline getirmek için uğraşıyoruz" Toplantıda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "İstihdamla ilgili istatistiklere göre 2005’te tüm Türkiye’de 19 küsur milyon çalışanımız varmış. Bugün 32 milyona geldik. Kapsayıcı dediğimiz büyüme anlayışımız var. Herkesi içine alan bir kalkınmadan bahsediyoruz. Sadece belli kesimler, belli gruplar üzerinden bir kalkınma değil, 81 vilayetimizin tamamının katkı sunduğu bir katkıda süreci. Büyük şirketleriyle, kobileriyle, esnafıyla bütün ölçekteki şirketlerin katkı sunduğu bir kalkınma süreci. 86 milyon birlik beraberlik içinde bu mücadeleyi sürdürüyoruz. Türkiye yüzyılı diyoruz, bir yüzyılı geride bıraktık. Türkiye Yüzyılı’nda artık ülkemizi tarihteki konumuna yakışır bir şekilde bölgemizde ve küresel düzeyde çok daha etkili bir güç haline getirmek için uğraşıyoruz. Ekonomisiyle, teknolojisiyle, alt yapısıyla, bütün unsurlarıyla çok daha güçlü bir aktör haline getirmek istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Türkiye Yüzyılı huzurun ve kardeşliğin yüzyılı olacaktır" Konuşmasında Türkiye Yüzyılı vurgusu yapan Yılmaz, "Hiç kimsenin merhametine güvenebileceğimiz bir dünyada değiliz. Gazze başta olmak üzere bir çok olayda görüyoruz. Gücüm varsa her şeyi yapabilirim diyen bir ortamdayız. Biz Türkiye olarak haklılar güçlü olsun diyoruz. Türkiye Cumhuriyeti olarak hem haklı olalım hem de güçlü olalım, çünkü sadece haklı olmak yetmiyor. Türkiye Cumhuriyeti olarak hem haklı olacağız, hem güçlü olacağız. Bununda yolu birlik ve beraberlikten geçiyor. Cumhurbaşkanımız hep şunun altını çiziyor; Türkiye yüzyılı huzurun ve kardeşliğin yüzyılı olacaktır. Birbirimizle kavga ettiğimiz sürece Türkiye yüzyılını istediğimiz gibi inşa edemeyiz. İç cephemizi güçlendireceğiz. Kendi içimizdeki meseleleri kendimiz halledeceğiz. Birliğimizi beraberliğimiz kuvvetlendireceğiz ve bu coğrafyamız üzerinde oynanmaya çalışılan oyunları boşa çıkaracağız. Hem milletimizin irfanıyla, hem devletimizin kudretiyle bütün bu tuzakları bozacağız ve çok daha güçlü bir şekilde bölgemizde yapı oluşturacağız" şeklinde konuştu. "Terör kalkınmanın da demokrasinin de düşmanıdır" Terörsüz Türkiye vurgusu yapan Yılmaz, "Terörsüz Türkiye diyoruz. Bu süreç inşallah başarıyla sonuçlanacak. Terör örgütü bir karar verdi. Kurucusunun çağrısına olumlu cevap verdi ve kendisini fes ettiğini duyurdu. Meclisimizde ki bir komisyon bunun için çalışıyor. Bu çalışma sonucunda komisyonumuz meclis için bir takım öneriler ortaya koyacak. Terör konusunu ülkemizin gündeminden tamamen çıkaracağız. Terörün olmadığı bir ortamda demokraside güçlenecek, kalkınmada güçlenecek. Terör kalkınmanın da demokrasinin de düşmanıdır. Terörün olduğu bir yerde bir de temel hak ve hürriyetlerinizi olgun bir şekilde yaşayabilirsiniz, nede yeterince kalkına bilirsiniz. Terörün tamamen ortadan kalktığı bir ortamda demokrasi güç kazanacak. 86 milyon için demokrasimiz daha güçlü bir hale gelecek. Hep söylüyoruz; demokratik siyasetle terör bir arada olmaz" diye konuştu. "Terörsüz Türkiye bir devlet politikası haline gelmiştir" "Biz bu demokratik ortamı güçlendirici atmosferin Türkiye’de oluşacağına yürekten inanıyoruz" diyen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Terörün iki türlü zararı var bir doğrudan verdiği zarar, bir de ekonomik olarak dolaylı zararlar. Terörden kurtulmuş bir Türkiye aynı zamanda hızla kalkınan bir Türkiye’ye demektir. Ben inanıyorum ki terörsüz Türkiye’nin başarısıyla Doğu ve Güneydoğu Türkiye ortalamasından çok daha hızlı büyümeye başlayacak. Terörsüz Türkiye bir devlet politikası haline gelmiştir. Provokasyonlara ve dezenformasyonlara karşı çok uyanık olmamız lazım" şeklinde konuştu. "Filistin devletini tanıyan ülkelerin sayısının artması da bizim için çok sevindirici" Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler toplantısına gittiğini dile getiren Yılmaz, "Bir kez daha tüm dünyaya sesleniyoruz; Gazze’de daha fazla geç kalmadan mutlaka ateşkes sağlanmalıdır. Gazze halkına yardımlar insani yardımlar kesintisiz ve yeterli şekilde ulaştırılmalıdır. Orada yaşayan insanların yine istikrara, barışa, huzura kavuşması için Filistin devleti mutlaka kurulmalıdır. Son dönemde Filistin devletini tanıyan ülkelerin sayısının artması da bizim için çok sevindirici. Yaşanan soykırım İnşallah uluslararası mahkemelerde karşılığını bulacaktır. Türkiye Cumhuriyeti olarak iki devletli çözüm gerçekleşinceye kadar, Filistin devleti kurulup Filistin halkı bu insanlık dışı şartlardan kurtuluncaya kadar Filistin halkının yanında olmaya devam edeceğimizi ifade etmek istiyorum" dedi.