POLİTİKA
08 Mayıs 2026 Cuma - 22:39 Başkan Ertaş mahalle mahalle vatandaşlarla buluşuyor Balıkesir’in Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş, geçen yıl ilkini gerçekleştirdiği halk buluşmalarının ikincisine Güre ve Kadıköy mahallelerinde başladı. Vatandaşlarla bir araya gelen Başkan Ertaş, iki yıllık faaliyetleri paylaşırken mahalle sakinlerinin görüş, öneri ve taleplerini dinledi. Göreve gelişinin ikinci yılında mahalle toplantılarını sürdüren Başkan Ertaş; ilk olarak Güre Merkez, Güre Cumhuriyet, Tahtakuşlar, Çamlıbel, Kavlaklar ve Yassıçalı mahalle sakinleriyle Güre İskelesi’nde bir araya geldi. Ardından Kadıköy, Eroğlan, Yolören ve Ortaoba Mahalle sakinleri ile buluştu. Toplantılara belediye başkan yardımcıları, belediye meclis üyeleri, daire müdürleri ve mahalle muhtarları da katıldı. Halk buluşmalarında Başkan Ertaş, iki yıllık süreçte gerçekleştirilen çalışmalar ile planlanan projeleri detaylı şekilde vatandaşlarla paylaştı. Mahalle bazlı hizmetleri anlatan Ertaş, vatandaşların sorularını yanıtlayarak talep ve önerilerini dinledi. Başkan Ertaş yaptığı konuşmada, şeffaflık ve hesap verebilirlik anlayışını belediyeciliğin temel ilkeleri arasında gördüklerini belirterek, "Göreve geldiğimiz günden bu yana Edremit’imizi ortak akıl anlayışıyla yönetmeye özen gösteriyoruz. Sadece makamda oturan değil, mahalle mahalle dolaşan, vatandaşını dinleyen bir belediyecilik anlayışıyla çalışıyoruz. Her ay düzenli olarak gerçekleştirdiğimiz muhtar, esnaf odaları ve sivil toplum kuruluşları toplantılarının yanında halk buluşmalarıyla da doğrudan vatandaşlarımızın ayağına gidiyoruz. Yapılan çalışmaları, planlanan yatırımları birinci ağızdan paylaşırken aynı zamanda hemşehrilerimizin taleplerini dinliyoruz" dedi. Edremit Belediyesi olarak göreve geldiklerinde mali anlamda zorlu bir tabloyla karşılaştıklarını ifade eden Ertaş, "Geride kalan süreçte mali disiplini sağladık. Belediyemizi yeniden güçlü bir yapıya kavuşturduk. Artık yatırım dönemine girdik. Alt ve üstyapıdan sosyal projelere kadar birçok yatırımı hayata geçirmeye hazırlanıyoruz" diye konuştu. Doğalgaz çalışmalarına da değinen Başkan Ertaş, doğalgaz hattı döşeme çalışmalarının Güre Mahallesi’ne kadar ulaştığını belirterek, "Doğalgaz başta olmak üzere altyapı çalışmaları sırasında bozulan yolların onarımı için ilgili kurumlarla koordineli şekilde planlı çalışmalar yürütüyoruz. Yaz sezonu öncesinde vatandaşlarımızın yaşadığı sorunları en aza indirmek için ekiplerimiz sahada yoğun şekilde çalışıyor" ifadelerini kullandı. Toplantıların sonunda vatandaşlarla sohbet eden Başkan Ertaş, mahalle sakinlerinin yoğun ilgisiyle karşılandı. Başkan Ertaş, vatandaşların, Anneler Günü’nü, yaklaşan 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı ile Kurban Bayramı’nı da şimdiden kutladı. Başkan Ertaş’ın mahalle buluşmalarının 11 Mayıs Pazartesi günü Altınoluk, Arıtaşı, Şahindere, İskele, Narlı, Avcılar ve Doyran mahallelerinde devam edeceği bildirildi.
08 Mayıs 2026 Cuma - 22:32 AK Parti Genel Sekreteri İnan: "Özel’in vizyon üretmek yerine AK Partimizin değerlerine saldırarak medet ummasını ibretle izliyoruz" AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan, "Bizler Liderimiz Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde gece gündüz demeden memleketimiz için eser üretmenin çabasındayken; Özgür Özel’in vizyon üretmek yerine AK Partimizin kurumsal tüm değerlerine saldırarak sahte sitelerden medet ummasını ibretle izliyoruz" dedi. AK Parti Genel Sekreteri İnan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Bizler Liderimiz Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde gece gündüz demeden memleketimiz için eser üretmenin çabasındayken; ana muhalefetin ve Sayın Özgür Özel’in vizyon üretmek yerine AK Partimizin kurumsal tüm değerlerine saldırarak sahte sitelerden medet ummasını ibretle izliyoruz. Bizler, parti ismimizi veya materyallerimizi kullanarak kendine haksız imtiyaz oluşturmaya çalışanlara, milletten ayrışanlara nasıl tavizsiz bir şekilde karşı duruyorsak; ana muhalefetin kurumsal kimliğimizi gasbederek yaptığı bu siyasi hırsızlığa ve değerlerimize yönelik saldırılarına da aynı dik duruşla karşıyız" ifadelerine yer verdi. Her türlü eleştirinin başlarının tacı olduğunu belirten İnan, "Ancak ‘Milletin Partisi’ AK Parti’nin kurumsal kimliğini haksızca kullanarak, bizim arkamıza saklanıp halkı yanıltmaya çalışmak ifade özgürlüğü değil; düpedüz bir algı operasyonu ve partimizin tüzel kişiliğine yapılmış topyekun bir saldırıdır. Şimdi de kendi sahteciliklerini gizlemek için bazı medya organları üzerinden ‘sansür’ kılıfıyla mağdur edebiyatı yapıyorlar. Bizim kimsenin sesini kısmak, yasakçılık yapmak gibi bir derdimiz asla olamaz. Yargının ‘dur’ dediği şey sizin fikirleriniz değil; kurumsal kimliğimizi hedef alan bu kimlik hırsızlığıdır. Nitekim yargı mercileri de bu manipülasyona haklı olarak geçit vermemiş, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymaya çalışan bu girişime karşı hukukun gereğini yapmıştır. Siyasi rekabet sahtecilikle, kumpasla değil; akılla, projeyle ve millete hizmetle olur. Onlar bu ucuz oyunlarla vakit kaybededursun; biz kalbimizde millet sevgisiyle işimize bakacak, memleketimiz için durmadan üretecek ve partimizin haklarını hukuk zemininde kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz" dedi.
CHP Lideri Özel: "Biz bu haksız ve namussuz düzeni değiştirmeye talibiz"
14 Ekim 2025 Salı - 16:09 CHP Lideri Özel: "Biz bu haksız ve namussuz düzeni değiştirmeye talibiz" Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Biz bu haksız ve namussuz düzeni değiştirmeye talibiz" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Cumhuriyet Halk Partisi’nin milletiyle birlikte ayakta ve hakkını aramakta olduğunu dile getiren Özel, "Bakın Türkiye’nin 6,5 milyon oy almış bir siyasi partisiyle Meclis’te merhabalaşıyoruz diye bizi terörist ilan ediyordunuz. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye’de nasıl bir sürecin içindesiniz? Yıllarca bebek katili dediğiniz kişiye ‘kurucu önder’ diyorsunuz. Bunların hepsi milletin gözünün önünde oluyor. Cumhuriyet Halk Partisi, tarihsel bir tutarlılık içinde geçmişte ne dediyse bugün aynı şeyi söyleyen, demokrasi, barış, kardeşlik isteyen, herkes eşit olsun isteyen, kimsenin hakkını yemeyen ama kimseye de hakkını yedirmeyen bir siyaseti takip ederken; şimdi ‘Ben zulmedeyim, siz susun, pısın, sessiz olun’ istiyorsunuz. Bu kişisel bir şey olsa neyse de şunu biliyor musunuz? Biz bir kelime eksik söylersek, siz bu milleti susturacaksınız. Biz bir adım geri atarsak, siz bu ülkeyi 50 yıl geriye götüreceksiniz. Biz bir santim eğilirsek, siz bu millete diz çöktüreceksiniz. O yüzden ne bir kelime eksik konuşacağız, ne bir adım geri atacağız, ne bir santim eğileceğiz" şeklinde konuştu. "Trump Erdoğan’a ‘Aptal olma’ diye mektup yazdı" Büyük bir özgüvenle Türkiye’nin menfaatlerini savunmaya devam edeceklerini dile getiren Özel, "İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği söz konusu oldu. Biz dedik ki ‘NATO’da açık kapı politikası var. NATO’nun o kanadının da güçlenmesi lazım.’ ‘Vay Finlandiya, İsveç. Vaktiyle PKK’lılar iki tur döndüler, orada eylem yaptılar. Siz nasıl PKK’nın hamisi ülkeyi NATO’ya sokarsınız?’ dedi. Dört ay sonra günü geldi, ilk imzayı kendi attı. Kalemi Avrupalıların elinden kaptı, ilk imzayı kendi attı. Ama omurgalı bir duruş sergiledi Erdoğan batıya karşı. Birleşik Arap Emirlikleri’ne 15 Temmuz’dan sonra ‘Darbenin finansörü’ dediler. Yeni Şafak gazetesinden emirin fotoğrafını basıp, ‘darbenin finansörü’, altına kocaman puntolarla ‘şerefsizler’ diye manşet attılar. Daha sonra gidip Birleşik Arap Emirlikleri’nde kardeşine sarılmaz insan o kadar, emire öyle sarıldı ve para istedi yaklaşan seçimler için. Cemal Kaşıkçı cinayeti, bu ülkenin topraklarında işlenen bir cinayetten Suudi Arabistan’ı doğrudan sorumlu tutup, katil ilan edip, daha sonra doların yeşilinin ucunu gösterdiklerinde dosyayı iadeli taahhütlü bile değil, karşı tarafa ön ödemeli olarak Erdoğan aldı, yolladı, yetiştirdi. Trump Erdoğan’a ‘Aptal olma’ diye mektup yazdı. ‘O mektubu katlarım, cebime koyarım’ dedi, hala orada duruyor" dedi. "Beklentimiz katliamların tamamen durması, bağımsız bir Filistin devletinin tanınması" Gazze’de iki yıldır İsrail’in soykırımı ve katliamının olduğunun altını çizen Özel, "Mısır’da bir ateşkes mutabakatı imzalandı. Biz ilk baştan beri bu sürece hep şöyle yaklaşıyoruz: Bu adil bir barış değil ama Aliya İzzetbegoviç’in söylediği gibi ‘Kötü bir barış, süren bir savaştan iyidir.’ 67 bin Filistinli ölmüş, yarısı kadın ve çocuk. Ölümler durdurulamıyordu, Gazze tamamen sürülüp gidiyordu ve Trump’ın oradaki hayalleri ortadaydı. Hiç olmazsa kan akmamasına, çocukların açlıktan ölmemesine, kadınların ölmemesine, ekmek kuyruğundakilerin taranmamasına dair bir umut varsa ‘peki’ dedi bütün dünya. Mahmut Abbas bile ‘peki’ dedi Biz de ‘peki’ dedik, takip ediyoruz. Beklentimiz; katliamların tamamen durması, insani yardımların ve sağlık hizmetlerinin eksiksiz sağlanması, bağımsız bir Filistin devletinin tanınması ve Gazze’nin Filistin toprağı olarak muhafaza edilmesi. Bunun dışında bir şey istemek; zaten Filistin davasını terk etmek, Filistin’i yalnızlaştırmak ve İsrail’in kayığına binmektir. İki yıldır kararlı şekilde savunduğumuz bu meselede Erdoğan iktidarının ikircikli tutumunu her seferinde eleştirdik. Gazze’yi İsrail işgalinden kurtarılıp, Trump’ın ilhakına açma hevesine de uyanık ve temkinli bir şekilde yaklaşıyoruz. İçinde bulunduğumuz tüm uluslararası örgütlerde de bu tehlikeye dikkat çekiyoruz" diye konuştu. "Türkiye’de emekli aylığı ile 19 kilo dana kıyma alabiliyorsun. Belçika’daki 108 kilo dana kıyma alabiliyor" Türkiye’nin menfaatlerini korumak için taviz verenlerden olmadıklarını dile getiren Özel, "Milletin huzurunu ve refahını savunmak da böyle olmaz zaten. Bakın Belçika’daydık. Dünya kadar soydaşımızla birlikteydik. Avrupa’dan gelenlerle. Ama onlarla konuştuk, üç gün öncesinden giden arkadaşlarımız dolaştı, not aldılar. Bana orada getirdiler. Orada söyledim, doğru mu? Doğru. Bir de burada bakalım. Biz söylüyoruz, bir tarafta hukukun üstünlüğü olan ülkelerde demokrasi iyi. Demokrasi olduğu için ekonomi iyi. Ekonomi iyi olduğu için ücretler iyi. Fiyatlar düşük. Bir yandan da iktidarın borazanları ‘Efendim enflasyon bütün dünyada var.’ Avrupa ortalaması yüzde 2, Türkiye’de eylül ayı yüzde 3,5. ‘Efendim enflasyon her yerde sorun. Satın alma gücü her yerde düşük.’ Ki Belçika, asgari ücrette en iyi ülkelerden değil, ortalarda bir yerde. Belçika’da emekli aylığı, bin 619 Euro. Avrupa’da 3 bin - 3 bin 500 Euro olan ülkeler var. Bin 619 Euro. Türkiye’de emekli aylığı 348 Euro. Bin 619, 348. Satın alma gücüne bakalım. Bir emekli aylığı ile gittiğinde Türkiye’de 19 kilo dana kıyma alabiliyorsun. Belçika’daki emekli 108 kilo dana kıyma alabiliyor" ifadelerini kullandı. "Biz bu haksız ve namussuz düzeni değiştirmeye talibiz" OECD ülkelerinde dolaylı verginin yüzde 20’lerde olduğunu belirten Özel, "Dolaylı vergi, dünyanın en alçak vergisidir. En haksız vergisidir. Niye? Çok para kazanan bir fabrikatörle, o fabrikanın kapısındaki bekçi aynı vergiyi verir. Neye? Elektriğe, suya, cep telefonu görüşmesine, süte, zeytinyağına, yumurtaya, çocuğunun okul servisine aynı parayı, aynı vergiyi verir. Bu dolaylı verginin oranı Türkiye’de yüzde 66. Yani fakir - zengin ayırmadan herkesten alınan vergi yüzde 66. Sonra bir de yüzde 23’lük bir vergi var. Maaşlardan kesilen vergi. Yani bütün çalışanların aldıkları maaştan, sadece asgari ücret kadarki payı muaf. Türkiye’de ödenen bütün maaşlardan para çekilmeden kesilen vergi var ya. Eline değmeden, cebe, çantaya girmeden bordroda kesilen vergi yüzde 23. Etti mi yüzde 89? Geriye ne kalıyor yüzde 11. Bu ne? Kurumlar Vergisi. Türkiye’nin dört bir yanında çalışılan, üretilen, ticaret yapılan, hizmet sektörü, bütün alanlarda şirketlerin kazandıklarından ödediği vergi toplam verginin yüzde 11’i. Yüzde 89, bu salonda oturanlardan; yüzde 11, başımızda parayı kazanıp göbeğini kaşıyanlardan alınan vergi var. Eğer bu ülkede iktidar değişip de Tayyip Erdoğan’ın yerine emeklinin, çalışanın, işçinin, memurun, çiftçinin ve esnafın dostu bir iktidar gelmezse, bu vergi düzenini alaşağı, tepetaklak değiştirmezse bu ülkede kimsenin sorunu çözülmez. Biz bu haksız ve namussuz düzeni değiştirmeye talibiz. Başka bir şeye değil" dedi. Türk Milli Futbol Takımı’nı çalıştıran Vincenzo Montella’nın bir zaman Adana’nın vergi rekortmeni olduğunu ifade eden Özel, " Bir de insanın en çok çıldırdığı da ne? Vergi rekortmenlerine açıkladılar bu hafta. Adana’da, Konya’da, Samsun’da vergi rekortmenlerini gördünüz mü? Futbolcular, teknik direktörler. Adana vergi rekortmeni şimdi milli takımı yönetiyor. Vaktiyle 2001’de herhalde Adana Demirspor’un hocasıydı; Montella. Adana’da vergi rekortmeni olmuş adam. Sivasımızın vergi rekortmeni; Yunan futbolcu Karelis. Konyamızın vergi rekortmen listesindeki; Guilherme. Ali Mahir Bey bilir bunları, çok yakından takip ediyor futbolcuları. Türkiye’de, Konya’da o kadar firma var. Çalışıyorlar, üretiyorlar. Anadolu Kaplanları. Anonim şirketler, limited şirketler, holdingler. Ama futbolcular vergi rekortmeni oluyor. Neredeyse Türkiye’nin dört bir yanında gerçek anlamda vergi vermesi gerekenlerin bir şekilde yolunu bulduğu, hiç elini cebine atmadığı ama bu salonlarda ya da çağırdığımızda karda - kışta meydanlara koşanların cebinden devletin elinin çıkmadığı bir düzendeyiz. Yoksulun cebine atılan o eli oradan çekeceğiz, kırıp atacağız. O şefkatli eli, milletin sırtına dayayacağız" şeklinde konuştu. "Gökçek’in 97 yolsuzluk dosyası savcılığın önünde duruyor" Dün Ankara’nın başkent oluşunun 102’nci yılını kutladıklarını hatırlatan Özel, "Ankara 6,5 yıldır Mansur Başkan’a emanet. Bundan rahatsızlar. Nasıl İstanbul’da Ekrem İmamoğlu, yıllar sonra hiç seçim kaybetmeyen Erdoğan’a biri Beylikdüzü’nde, üçü İstanbul Büyükşehir‘de seçim kaybettirdiyse; Mansur Yavaş da burada, hem de artık Ankara’yı parsel parsel sattıklarını kendi Başbakan Yardımcıları, Meclis Başkanları, AKP’nin kurucu kadroları kabul etmişken; Ankara’yı onlardan alan, temiz yöneten, ‘Az laf, çok iş’ diyen, yavaş yavaş ama büyük bir azimle Ankara’yı içinde bulunduğu rezaletten kurtaran birisine, şimdi tek bir kuruşa el uzatmadığını bildikleri halde bayram kutlamaları ve konserlerden yolsuzluk çıkarmaya çalıştılar. Mansur Başkan iç denetim yaptırmıştı, sorumluluğunu yerine getirmişti. Oradan bir şey çıkmadı. Sayıştay geldi, denetledi. Tertemiz. Mülkiye müfettişleri aylarca araştırdı, hiçbir şey yok. Çıkan iddianamede Mansur Başkan’ın adı yok, ne sanık, ne tanık. Ama başsavcılık bakanlıktan soruşturma izni istiyor. Neden? Devlet memurluğu kanunu. Acaba etkili soruşturma yürüttü mü diye soracak. Ama bunun üzerinde tepinen bir anlayış, bir algı yönetimi oluşturmaya çalışıyorlar. Yolsuzlukları öyle tuğla gibi, briket gibi kitap olmuş Melih Gökçek, iki tane briket gibi kitap var. 97 yolsuzluk dosyası savcılığın önünde duruyor. Ankara’yı parsel parsel satana soruşturma yok" dedi.
DEM Parti Grup toplantısı
14 Ekim 2025 Salı - 15:38 DEM Parti Grup toplantısı DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Öcalan’ın da dinlemesi gerekiyor. Öcalan konuştukça çözümün zeminini güçlendiriyor. Hepimiz şahidiz son kırk yılda ne zaman Öcalan konuştuysa Türkiye’de çözüm barış gündeme geldi" dedi. Bakırhan partisinin grup toplantısında konuştu. Bakırhan Hakan Tosun adlı gazeteciyi anarak konuşmasına başladı. Bakırhan, "Hakan Tosun’a da Allah’tan rahmet ediyorum. Bir an önce Hakan Tosun’a dönük saldırıyı yapanların kim oldu ve ne amaçla yapıldığının da aydınlatılması gerektiğini belirtiyorum" ifadelerini kullandı. Rojin Kabaiş’in öldürülmesinin ardından bir yıl geçtiğini belirterek, "Henüz failleri ortaya çıkmadı. Bir dosya oluşturulmadı. Kimse yargılanmıyor. Neredeyse her gün sosyal medyada, kamuoyunda Rojin’in katillerinin bulunması açığa çıkarılmasıyla ilgili açıklamalar yapıyor. Biz de Rojin Kabaiş ile ilgili durumun açıklığa kavuşturulmasını ve gerçeklerinin açığa çıkarılması için bir an önce yetkililerin harekete geçmesi gerektiğini belirtiyoruz" şeklinde konuştu. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun eski Meclis Başkanları’nı dinlediğini hatırlatan Bakırhan, "Eski Meclis Başkanları umut hakkı ve eşit yurttaşlığın şart olduğunu vurgularken, akademisyenler bu meselede kök nedenlere inilmesi gerektiğini ve zihniyetin değişmesi gerektiğinin altını çizdiler. Ekonomik kuruluşları mevcut eşitsizliğin bitirilmesi gerektiği belirtirken hukukçular ise bu dönemin yeni bir toplumsal sözleşmesi sözleşme için vesile olması gerektiğini nitelendirdiler. Tüm bu taleplerin en net ve acı ifadesi ise yüreği yanan ailelerden geldi. Hemen hemen katılan bütün aileler artık yeter, çözüm gelsin, barış olsun dediler. Biz de canı yüreği yanan bu ailelerin bu beklentilerine uygun bir çalışma içerisinde olacağımızı belirtmek istiyorum. Komisyon hemen hemen bu yaşanan son kırk elli yıllık süreçte etkilenen işçi işveren yaşamını yitiren kardeşlerimizin aileleri dahil olmak üzere birçok çevreyle görüştü. Ama komisyonun son bir dinleme daha yapması gerekiyor. Öcalan’ı da dinlemesi gerekiyor. Öcalan konuştukça çözümün zeminini güçlendiriyor. Hepimiz şahidiz son kırk yılda ne zaman Öcalan konuştuysa Türkiye’de çözüm barış gündeme geldi. Diyalog müzakere gündeme geldi. Öcalan sunduğu barış perspektifiyle sürece aydınlattığına hepimiz şahit olduk. Yüzyıllık bir meselenin çözümünü konuşurken ürkek olunmaz. Biraz resul olmalıyız. Önyargılarımızı bir tarafa bırakmalıyız. Şununla görüşülsün, bununla görüşülmesin. Şuna gidilsin, buna gidilmesin yüzyıllık meselenin tartışıldığı bir süreçte önek konulması gereken bir yaklaşım değil. Komisyonun Öcalan’la görüşmesini bir tabuya çevirmemeliyiz. Demokrasiler tabularla değil, demokratik müzakerelerle gelişir. Halk meclisin dertlere deva, yaralara merhem olmasını bekliyor" dedi. DEM Parti’nin taleplerini sıralayan Bakırhan, "DEM Parti’nin somut talepleri de şunlardır. Herkesi aynı nazardan bakan ve herkesi kapsayan anayasal bir yurttaşlık istiyoruz. Keyfilik rejimi değil hukukun üstünlüğünü talep ediyoruz. Kayyumların değil iradenin esas alınması gerektiğini istiyoruz. Sözün basının ve örgütlenmenin özgürce nefes alabildiği kamusal bir alan olsun istiyoruz. Anadilde eğitim hakkını istiyoruz. Yerelin sözünün duyulduğu kararının yerelden filizlendiği bir demokrasi istiyoruz. Terörle Mücadele Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve İnfaz Yasası başta olmak üzere temel yasalarda acilen düzenlemeler yapılsın istiyoruz. Hakikat, adalet ve onarım eksenli bir geçiş dönemi yasasıyla yola revan olalım istiyoruz. Hasta ve siyasi tuzakların bırakılmasını cezaevlerinin rahatlatılmasını istiyoruz. Siyasi sebeplerle sürgünde bulunan yol arkadaşlarımızın bir an önce kendi topraklarına dönmesini istiyoruz" şeklinde konuştu. Gazze’de büyük acıların bittiğini ve barış umudunun geldiğini kaydederek, "Gazze’de uzun ve acı bir kabusun ardından bir ateşkes ilan edildi. On binlerce sivilin, binlerce çocuğun hayatını kaybettiği bu büyük trajedi de insanlık tarihine kara bir leke olarak yazıldı. Ateşkes elbette önemlidir. Her ateşkesle hayatlar kurtuluyor. Ama hepimiz biliyoruz ki ateşkes tek başına barış değildir. Kalıcı barış için adil, kapsamlı bir çözüm şarttır. Barışın kalıcı olabilmesi için de halkın haklı meşru taleplini karşılanmalıdır. Dem Parti olarak Filistin halkının meşru haklarının sonuna kadar savunduk, savunmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Bakırhan, Masum Abdi’nin cuma günü yaptığı açıklamanın son derece önemli olduğunu belirterek şunları kaydetti: "SDG’nin askeri heyeti yakında Şam’a gidecek dedi. Suriye Bakanlığı’yla entegrasyon sürecini görüşecek dedi. Gitti mi gitti? Görüştü mi görüşüyor. Görüşecek mi? Görüşecekler. Henüz oradaki görüşmelerin içeriğini tam olarak bilmiyoruz ama SDG kaynaklarının açıklamasına göre görüşmeler henüz devam ediyor, sürüyor. Görüşmelerin devam etmesi ve sürmesi önemlidir. Umarım bu görüşmeler başta Kürtlerin, Alevlerin, Dürzilerin Suriye’de temel haklarına kavuştukları bir zemine de yardımcı olur. Şimdi bu açıklama Kuzeydoğu Suriye’nin çözüm iradesini yapıcı duruşunu bir kez de ortaya koymuştur. İşte bu sorumluluk dilidir. İşte bu çözüm dilidir. İşte bu siyaset dilidir. Bizim beklentimiz de şudur. Suriye Geçiş Hükümeti Kürtlerin bu yapıcı ve pozitif tutumuna denk düşen bir pozisyonda olmalıdır. Şimdi sıra Şam’dadır. Yapıcı bu yapıcı adımlara bu yapıcı girişimlere artık Şam’da yapıcı yanıtlar vermelidir. Ayrıca Türkiye Kuzeydoğu Suriye yönetimiyle doğrudan siyasi temaslarda bulunmalıdır. Geçiş Hükümeti’yle görüşüyorlar. Bugün buradan bu talebimizi bir kez daha yeniliyoruz. Türkiye yönetimi siyasi olarak Kuzey Doğu Suriye Özerk yapısıyla da görüşmelidir. Sadece bununla kalmamalıdır. Nusaybin sınır kapısını da açarak tarihsel bir adım atabilir. Bu Türkiye’ye olan güveni de pekiştirir. Sadece Türkiye değil komşu ülkeler ve bölgesel aktörlerde Kuzeydoğu Suriye Özerk yönetimiyle Şam arasında müzakerelerde yapıcı bir rol oynamalıdır."
CHP’li Gürdal, Aydın İl Başkanlığı’na adaylığını açıkladı
14 Ekim 2025 Salı - 14:38 CHP’li Gürdal, Aydın İl Başkanlığı’na adaylığını açıkladı Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Aydın İl Başkanlığı adaylığını açıklayan İbrahim Gürdal, değişim zamanının geldiğine inandığı için aday olduğunu ifade ederek "Benim hevesim bir koltuk talebi değildir. Değişim isyanıdır" dedi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İl Teşkilatı’nda seçim heyecanı yaşanırken il başkanlığı için adaylar da belli olmaya başladı. Bu çerçevede İbrahim Gürdal da düzenlediği basın toplantısı ile adaylığını açıkladı. Parti içinde artık değişim zamanının geldiğini ifade eden Gürdal, "Bizler, partimizi büyütmek, demokrasiyi yeniden ayağa kaldırmak, örgütü güçlendirmek zorundayız. Türkiye’nin değişim talebini dikkate almak zorundayız. Yerelden başlayarak ülkenin kaderini değiştirmek için canla başla çalışmalıyız. Partimize küsenleri, uzak duranları, siyasetten, ülkeden umudunu kesenleri tekrar kazanmak zorundayız. Bugün burada il başkan adaylığımı açıklamak için toplandık. Benim hevesim bir koltuk talebi değildir. Değişim isyanıdır. Hikmet Saatçi, Aydın’da İl Başkanlığını en uzun süre yapmış isimdir. Artık değişim zamanı geldiğine inandığım için aday oldum. Parti içi demokrasi, katılımcılık, emek verenlerin söz hakkı, bu partinin olmazsa olmazı olacaktır. Genel başkanımızla, vekillerimizle, belediye başkanlarımızla, ilçe başkanlarımızla uyum içinde çalışacağımızın sözünü buradan veriyorum. Örgütüme buradan ilk sözümü vermek istiyorum. Bu partinin öznesi bundan sonra ön seçim olacaktır. Ön seçim il başkanlığımın ilk sözü olacaktır. Çarşaf liste çağrımı yineliyorum. Pazar günü kongre salonunda görüşmek üzere hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum" dedi.
17. İyilik Gemisi, Bakan Yerlikaya’nın katıldığı törenle Gazze’ye uğurlandı
14 Ekim 2025 Salı - 14:15 17. İyilik Gemisi, Bakan Yerlikaya’nın katıldığı törenle Gazze’ye uğurlandı Mersin limanından ’17. İyilik Gemisi ’Akdeniz’i uğurlayan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya," Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, İsrail’in Gazze’ye yönelik soykırımın son bulması, sivillerin korunması ve insani yardımların kesintisiz olarak ulaştırılması için, yoğun bir diplomasi yürütmüştür, yürütmeye de devam etmektedir. Türkiye olarak biz, işgalin ilk anından itibaren tarihin doğru tarafında yer aldık, Gazzeli kardeşlerimizin yanında dimdik durduk. Bizim devlet geleneğimizde taraf bellidir. Biz, mazlumun yanında, zalimin karşısındayız" dedi. AFAD koordinasyonunda, 17 sivil toplum kuruluşunun desteğiyle hazırlanan insani yardım malzemelerini Gazze’ye ulaştıracak olan 17. İyilik Gemisi, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın katıldığı törenle Mersin Limanı’ndan uğurlandı. Bakan Yerlikaya’nın yanı sıra Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu, AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan, Mersin Valisi Atilla Toros, AK Parti Mersin Milletvekili Ali kıratlı, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda davetlinin katıldığı törende dualar eşliğinde uğurlanan Akdeniz isimli gemide 50 tırlık yaklaşık 900 ton gıda ve hijyen malzemelerinin yer aldığı belirtildi. Yardım malzemelerinin Gazze’ye ulaştıktan sonra AFAD ve Kızılay koordinasyonunda dağıtılacağı bildirildi. "Dünya çoğu zaman sadece izledi " Törende konuşan Bakan Yerlikaya, Gazze’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekerek, Türkiye’nin mazlumların yanında olmaya devam edeceğini söyledi. Mersin Limanı’ndan, merhametin, vicdanın ve insanlığın yükünü taşıyan, ’Akdeniz’ adlı gemiyi uğurladıklarını belirten Bakan Yerlikaya, "900 ton hızlı tüketilebilir gıda malzemesini, Gazze’ye ulaştırılması için Mısır’ın El Ariş Limanı’na götürecek. Filistin halkının çilesi sadece son 2 yıldan ibaret değil.15 Mayıs 1948 Nekbe sabahından bu yana, Filistin’de şehirler yağmalandı, haritalar değişti. Kalpler parçalandı, hayatlar bir gecede yıkıldı. İsrail, zulmüyle Filistin topraklarını açık bir cezaevine çevirdi. Dünya ise çoğu zaman sadece izledi. Ve cezasız kalan her zulüm, yeni bir zulmün kapısını araladı.7 Ekim 2023’ten bu yana ise ne yazık ki, dünya yeni bir utanç çağına sürüklendi. İsrail, tüm cihanın gözleri önünde soykırım yaparak, insanlık suçu işledi. Bebek, çocuk demeden, kadın, yaşlı demeden, sivillerin üzerine yağan bombalar, savaşta bile dokunulmaması gereken ancak yerle bir edilen hastaneler, camiler. Ama tüm bunlara rağmen Filistin direndi. Gazze, ‘sumud’un yani kök salmış sabrın, direncin, kararlılığın adı oldu. Gazze yıkılmadı, teslim olmadı, umut etmeyi hiç bırakmadı" diye konuştu. "Gazze yalnız değildi" Bu süreçte vicdan sahibi insanların durdurulamadığına dikkat çeken Yerlikaya," Madrid’den Dublin’e, Ankara’dan İstanbul’dan Kuala Lumpur’a, Paris’ten Karakas’a kadar. Dünyanın dört bir yanında milyonlar meydanlara aktı ‘Bu zulüm dursun!’ diye haykırdı. ’Gazze yalnız değildir, Nehirden denize özgür Filistin’ dedi. Bu güçlü irade, bugün ateşkes kapılarını aralayan en kıymetli etkenlerden biri oldu. Evet, Gazze yalnız değildi.Dünya halklarının vicdanı Gazze için ayaktaydı. Ablukayı denizde delen iyilik filoları, karanlığı yaran beyaz yelkenler, bugün bu ateşkesi mümkün kılan direncin adı oldu" ifadelerini kullandı. "İşgalin ilk anından itibaren tarihin doğru tarafında yer aldık" Dün, Mısır’da tarihi bir gün yaşandığını da anlatan Yerlikaya, "Dünya liderleri barış için bir araya geldi. Cumhurbaşkanımız,‘Barış için Şarm El-Şeyh Zirvesi’ne katılarak, liderlerle birlikte ’Niyet Beyanı’nı imzaladı. Ülkemiz, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, İsrail’in Gazze’ye yönelik soykırımın son bulması, sivillerin korunması ve insani yardımların kesintisiz olarak ulaştırılması için, yoğun bir diplomasi yürütmüştür, yürütmeye de devam etmektedir. Türkiye olarak biz, işgalin ilk anından itibaren tarihin doğru tarafında yer aldık, Gazzeli kardeşlerimizin yanında dimdik durduk. Bizim devlet geleneğimizde taraf bellidir. Biz, mazlumun yanında, zalimin karşısındayız. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, insanlığın acılar içinde kıvrandığı bu çağda, Hakk’ın ve hakikatin sesi insanlığın vicdanı, mazlumların nefesi oldu. Birleşmiş Milletler Kürsüsünden, ’Biz bugün, bu kürsüde kendi vatandaşlarımızla birlikte, sesi kısılmak istenen Filistin halkının hissiyatına, tercüman olmak için bulunuyoruz’ dedi. Çocukların çocukları büyüttüğü Gazze’ye karşı, insanlık görevinizi yerine getirin’ dedi" diyerek sözlerini sürdürdü. "Filistin için 2 milyar 352 milyon lira bağış toplandı" Türkiye’nin Gazze’ye yönelik insani yardım seferberliğini ilk günden itibaren kararlılıkla sürdürdüğünün altını çizen Bakan Yerlikaya: Devletimizin tüm kurumları, sivil toplum kuruluşlarımız ve aziz milletimiz tek yürek, tek bilek olmuştur.7 Ekim 2023’te başlayan saldırıların hemen ardından ülkemizin yardım yüklü ilk askeri kargo uçağı 13 Ekim’de Mısır’ın El Ariş şehrine ulaştı. O tarihten bugüne, AFAD Başkanlığımızın koordinasyonunda 14 uçak ve 16 gemiyle, gıda, barınma, hijyen ve sağlık malzemelerinden oluşan toplam 102 bin ton insani yardım malzemesi Gazze için gönderildi. 27 Temmuz 2025 itibarıyla, İsrail’in kısmi izinleri sonrasında 333 tır dolusu yaklaşık 4 bin 500 ton gıda malzemesi Refah Sınır Kapısı üzerinden Gazze’ye ulaştırıldı. Hâlen Mısır El Ariş depolarında 427 tırlık , yaklaşık 4 bin 500 tonluk insani yardım malzememiz, geçiş için beklemektedir. Bakanlığımız tarafından 7 Ekim 2023 tarihinden itibaren, Filistin için düzenlenen tüm yardım kampanyalarında, toplam 2 milyar 352 milyon lira bağış toplandı. Bunun 1 milyar 998 milyonu Filistin ve Gazze’ye yardım için kullanıldı, kullanılmaya devam ediyor. Ve bugün, ’İyilik Gemisi Gazze Yolunda’ diyoruz.900 ton gıda, konserve ve bebek maması yüklü Akdeniz gemisi, Gazze için yola çıkıyor. Filistin, zeytin ağaçlarının gölgesinde büyüyen çocukların, ezanların, ilahilerin ve şiirlerin yankılandığı o günlere, inşallah kavuşacaktır. Evet, biz inanıyoruz, O Filistin yeniden dirilecek. Adaletin, kardeşliğin, barışın yurdu olacak" diyerek sözlerini tamamladı. İyilik gemisi konuşmalardan sonra İl Müftüsü Aydın Yığman tarafından edilen duanın ardından yola çıktı. Bakan Yerlikaya ve beraberindekiler gemiyi el sallayarak uğurladı.