POLİTİKA
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aile güçlü olduğunda bireyler de toplum da güçlü olur" 02 Mayıs 2026 Cumartesi - 14:49:37 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Evlilik yaşı yükselmekte, boşanma oranları artmakta, bunların bir sonucu olarak doğurganlık hızımız düşmektedir. Rakamlar hepimiz için tedirgin edicidir" dedi. Erdoğan, "Güçlü ve sağlıklı ailelerde aziz milletimizin mutlu ve müreffeh geleceğinin güvencesi, artan saldırılar karşısında sığınılabilecek en güvenli limandır" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Tanıtım Programı’na katıldı. Programda açılış konuşmasını yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "10 yıllık bir dönemde ailelerimizi güçlendirmek, nüfusumuzu artırmak, sosyal ve ekonomik hayatın her alanında ailenin merkezi rolünü sağlamlaştırmak için güçlü bir irade ortaya koyan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızı gönülden tebrik ediyorum. Aynı şekilde artan tehditler ve tehlikeler karşısında aile müessesesinin asli misyonunu icra etmesine katkı veren sivil toplum kuruluşlarımıza, medyada ve sosyal medyada bu mücadeleye destek olan her bir kardeşime kalpten teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. "Aile güçlü olduğunda bireyler - toplum güçlü olur" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şu bir gerçek ki; bir milletin gücü sadece ordusunun kudreti, ekonomisinin büyüklüğü veya teknolojisinin ileri olmasıyla ölçülemez. Bunların yanı sıra bir milletin gücü; yuvalarında tüten ocakta, beşiklerinde büyüyen evlatlarda, nesilden nesile taşınan değerlerde gizlidir. Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Belgemiz, bunun doğrultusunda atılacak adımların aile kurumuna daha da büyük bir güç katacağına inanıyor; ülkemiz, milletimiz ve tüm ailelerimiz için şimdiden hayırlı olmasını diliyorum. Bugün ayrıca 2025 Aile Yılı kapsamında düzenlenen çeşitli yarışmalarda dereceye giren kardeşlerimize ödüllerini takdim edeceğiz. ’Ailemiz Geleceğimiz’ temalı fotoğraf ve kısa film yarışmaları başta olmak üzere ödüle layık görülen tüm kardeşlerimizi de tebrik ediyorum" dedi. "Aile, insanın hem en korunaklı çatısı hem de ilkokuludur" Aile, insanın hem en korunaklı çatısı hem de ilkokulu olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hepimiz bir annenin, bir babanın evlatlarıyız. Hepimiz varlığımızı ailelerimize borçluyuz. Evlat olmamız da anne baba olmamız da ailelerimiz sayesindedir. Aile, insanın hem en korunaklı çatısı hem de ilkokuludur. Hayata önce ailede hazırlanılır. Merhamet, şefkat, empati kurmak ilkin ailede öğrenilir. Sevgi ve kardeşliğin ilk tohumu ailede atılır. Vatan, millet sevgisinin ilk adresi ailedir. Şahsiyet ailede oluşur ve o çatı altında tekamül eder. İnsan neslinin ayakta durabilmesini sağlayan da yine ailedir. Aile güçlü olduğunda bireyler güçlü olur, dolayısıyla toplum güçlü olur. Aile zayıfladığında, zayıflatıldığında ise birey zayıflar, toplum kan kaybeder. Ailenin huzuru milletin huzurundan, ailenin saadeti milletin saadetinden, ailenin güvenliği milletin güvenliğinden, ailenin birliği milletin birlik ve beraberliğinden ayrı düşünülemez. Anayasamızın 41. maddesinde yer alan ’Aile Türk toplumunun temelidir’ ilkesi hem bir yükümlülüğü hem de milletimizin asli kimliğini ortaya koyan son derece veciz bir ifadedir" ifadelerini kullandı. "Vatanımızın anavatan olması tesadüf değildir" Türk milleti tarih boyunca aile bağlarının güçlülüğü, devamlılığı sayesinde varlığını sürdürmüş, maruz kaldığı tüm tehditleri bertaraf etmiş ve kültürel kodlarını korumayı başardığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Vatanımızın anavatan olması tesadüf değildir. Devletimizin devlet ana olması tesadüf değildir. İnsanımızın gönlünde tüten ocağın aile ocağı, ana ocağı, baba ocağı olması asla ve asla tesadüf değildir. Bu kavramların her birinin temelinde binlerce yıllık hayat tecrübesi, kültür mirası, inanç dünyamızdan neşet eden kadim değerlerimiz vardır. Nasıl güçlü ve sağlıklı bireyler fertleri arasında hak ve ödevlerin dengeli dağıtıldığı, sorun çözme kapasitesi yüksek haneler olarak tarif ettiğimiz güçlü ve sağlıklı ailenin temeli ise, güçlü ve sağlıklı aileler de aziz milletimizin mutlu ve müreffeh geleceğinin güvencesi, artan saldırılar karşısında sığınılabilecek en güvenli limandır. Dijital teknokültür çağında insana ve hayata dair hemen her şey gibi aile de dönüşüyor, form değiştiriyor, elbette ciddi sınamalarla karşılaşıyor. Alışılagelmiş yapıların çözüldüğü, insanın yol ve yön arayışının arttığı bir dönemdeyiz. Böyle bir dönemde 86 milyonun sorumluluğunu taşıyan kadrolar olarak ülkemiz ve milletimiz için en iyisini yapmanın, muhtemel riskleri, tehditleri ve fırsatları öngörerek Türkiye’yi yarınlara hazırlamanın gayretindeyiz" şeklinde konuştu. "Aileyi değersizleştirirken çok çocuklu aileleri cehaletle, taşralılıkla, yobazlıkla suçladılar" Ülkeyi yönetme vazifesini üstlendiğimiz 2002’den beri bunun mücadelesini verdiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hatırlarsanız 2007 yılında en az 3 çocuk diyerek hızla yaklaşan bir tehlikeye dikkat çekmiştik. Bu çağrımız ülkeye dair her konuya ideolojik gözlükle bakanların tepkisini çekmiş, bizi son derece seviyesiz ifadelerle eleştirmişlerdi. Hayat tarzına müdahaleden inanç değerlerimizi hedef alan küstahlıklara kadar nice akıl ve ahlak dışı ithama, iftiraya, edepsizliğe maruz kaldık. Sonuçta ne oldu? Aradan geçen sürede 3 çocuk çağrılarımızın haklılığı ispat edilmiş oldu. O günlerde bizi eleştirenler bugün hakkımızı teslim etmek zorunda kalıyor. Şundan emin olunuz ki yarın tarih tekerrür edecek. Aileye önem ve öncelik verdiğimiz için bizi bireyi önemsizleştirmekle veya kadını zayıflatmakla suçlayanların iddialarının absürtlüğü ortaya çıkacak. Ailenin korunmasına ve güçlendirilmesine yönelik çabalarımızın doğruluğu gelecekte çok daha iyi anlaşılacak. Bakınız bunu özellikle şunun için söylüyorum: Türkiye olarak aile ve nüfus meselesinde sadece dünyada yaşanan hızlı değişimlerin etkilerini hissetmekle kalmıyoruz; aynı zamanda 1960’lardan itibaren devreye konulan yanlış politikaların ve algıların olumsuz sonuçlarıyla da yüzleşiyoruz. Bilhassa yaşı ellinin üzerinde olanlar çok iyi hatırlayacaklar; ülkemizde yıllarca şöyle bir propaganda yağmuruna tutulduk. Bize nüfusla kalkınma arasında birbirine zıt bir ilişkinin olduğu söylendi. Yani nüfus ve doğurganlık arttıkça yoksulluğun artacağı, refahın azalacağı ifade edildi. Nüfus kontrol politikalarını bir tabu haline getirerek en küçük bir aykırı sese, fikre müsaade etmediler. Ayrıca aileyi değersizleştirirken çok çocuklu aileleri cehaletle, taşralılıkla, yobazlıkla suçladılar" açıklamasında bulundu. İstanbul’un göbeğindeki hastanelerde sırf ücret ödenmediği için cenazelerin rehin alındığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İstanbul’un göbeğindeki hastanelerde sırf ücret ödenmediği için cenazeler rehin alınırken sağlık sisteminin iyileştirilmesi için kullanılması gereken kaynaklar, dışarıdan reçete edilen nüfus kontrol politikalarıyla çarçur edildi. Bugün ise çocuğu aileye, nüfusu ülkeye yük gören anlayış tamamen iflas etmiş durumda. Hatta refah toplumu olarak dünyaya örnek gösterilen ülkelerin hemen hepsi nüfus artış hızının azalmasından dert yanıyorlar. Aynı şekilde küresel cinsiyetsizleştirme akımları karşısında aile kurumunun irtifa kaybetmesine mani olamıyorlar. Kimi ülkelerde sorun öyle bir boyuta ulaştı ki eğer göçmenler olmasa ekonomi çökecek, hayat duracak, en temel hizmetler verilemeyecek. Ekonomik, ticari ve beşeri bakımdan dünya ile bütünleşmiş bir ülke olarak bütün bunlardan maalesef bizler de etkileniyoruz. Aile bağlarımız, evlilik yaşı yükselmekte, boşanma oranları artmakta, bunların bir sonucu olarak doğurganlık hızımız düşmektedir. Doğrusunu söylemek gerekirse rakamlar hepimiz için tedirgin edicidir. Mesela doğurganlık hızımız 2017’den itibaren nüfusun yenilenme seviyesi olan 2,1’in altına indi. 2024’te 1,48’e düşen oranın maalesef 2025 yılında daha da geriye gittiğini tahmin ediyoruz. Ülkemizde 2014’te yılda 1 milyon 351 bin bebek dünyaya gelirken 2023’te bu rakam 1 milyonun altına düştü. Oysa bizim kültürümüzde çocuk evin neşesi; bunun yanında kızdan torun bahçe gülü, oğuldan torun ise oğul balı olarak görülür. Ancak 10 yılda sofralarımızdan yarım milyona yakın küçük kaşık eksildi. Şurası da endişe vericidir, ortanca yaşımız 2025’te 34,9’a çıktı. Yani her iki vatandaşımızdan biri artık yaklaşık 35 yaşındadır. Yaşlı nüfus oranımız ise 2025 itibarıyla yüzde 11,1’e yükseldi. Üstelik kırsalda yaşayan yaşlı nüfus çocuk nüfusunu geçmiş durumda. Dikkatinizi çekmek istediğim bir başka oran artık 30,08’e düşen hanehalkı büyüklüğüdür. Tek kişilik hanelerin oranı ise yüzde 20,5’a ulaşmıştır. İlk evlenme yaşı erkeklerde 28,5’a, hanımlarda 26’ya çıkarken 20-24 yaş aralığında hiç evlenmemiş kadın oranı yüzde 79, erkeklerde yüzde 94’tür" dedi. "Aile ve Gençlik Fonunu önce deprem bölgemizde, ardından tüm Türkiye’de hayata geçirdik" Milletçe önümüzde geleceğimiz adına endişelenmemiz, bununla kalmayıp çözümü için harekete geçmemiz gereken bir tablonun bulunduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Burada ifade etmek isterim ki bu endişe verici tablo sadece Türkiye’nin meselesi değildir. Avrupa’dan Uzak Doğu’ya kadar birçok ülke yaşlanan nüfus, azalan doğum oranları ve çözülmeye başlayan aile yapısıyla karşı karşıyadır. Oralarla kıyaslandığında Türkiye hamdolsun çok iyi bir konumdadır. Örneğin bizde 35’e yaklaşan ortanca yaş Avrupa’da 45’tir. Türkiye Avrupa Birliği’nden halen 10 yaş daha gençtir. Ama buna rağmen biz şimdiden gerekli tedbirleri almaya, tıpkı üç çocuk çağrımızda olduğu gibi yarının risklerini şimdiden azaltmaya çalışıyoruz. Hükümet olarak uzun bir süredir güçlü birey, güçlü aile, güçlü toplum şiarıyla oldukça geniş kapsamlı politikalar uyguluyoruz. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın ismindeki aile ifadesine bile tahammül edemeyen marjinal zihniyete rağmen çok önemli adımlar attık. 2025 senesi aile merkezli politikalarımızda bir dönüm noktası teşkil etti. Aile ve Gençlik Fonunu önce deprem bölgemizde, ardından tüm Türkiye’de hayata geçirdik. 2026 yılında kredi tutarını artırdık ve şartları kolaylaştırdık. Yuva kuracak gençlerimize verdiğimiz 150 bin liralık destek tutarını 200-250 bin liraya yükselttik. Genç çiftlerimize 2 yıl geri ödemesiz 48 ay vadeli kredi sağlıyoruz. 1 Ocak 2025 itibarıyla doğum yardımlarımızın tutarını yükselttik, Temmuz 2025’te yarı zamanlı çalışma yönetmeliğini yürürlüğe koyduk. Sosyal konutlardan yararlanmada 3 ve daha fazla çocuklu ailelerimize öncelik tanıdık. En son biliyorsunuz doğum izni sürelerini yeniden düzenledik. Dün yürürlüğe giren kanuna göre çalışan anneler doğum izinlerini artık 24 hafta olarak kullanabilecek. Düzenleme ile özel sektör çalışanlarının babalık iznini kamu çalışanlarında olduğu gibi 10 güne çıkardık. Ayrıca koruyucu aile olacaklara da 10 gün izin hakkı tanıdık. Yeni yasamızın başta annelerimiz olmak üzere tüm ailelerimize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum" diye konuştu. 2025 Aile Yılı ile ülke genelinde bir bilinçlenmeye vesile olduklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Burada şunun da altını çizmekte fayda görüyorum: 2025 Aile Yılı ile ülke genelinde bir bilinçlenmeye vesile olduk. Aile ve nüfus meselesini toplumun ve siyasetin gündemine taşıdık. Şimdi bunu bir üst seviyeye çıkarmak istiyoruz. Bu amaçla 2026-2035 dönemini ’Aile ve Nüfus 10 Yılı’ olarak belirledik. Aile ve Nüfus 10 Yılı; aileyi toplumun temeli, nüfusu ise milletimizin geleceğinin teminatı olarak gören güçlü bir devlet iradesinin tezahürüdür. Vizyon belgemiz ise insanla başlayan, aileyle köklenen, nesillerle büyüyen, nüfusla güçlenen, istikbale yürüyen Türkiye vizyonunun yol haritasıdır. Belgemizi birbirini tamamlayan beş stratejik öncelik üzerine bina ettik. Birinci stratejik önceliğimiz; aile kurumunun ve nesillerin korunmasıdır. İkinci önceliğimiz; evlilik müessesesinin teşvikidir. Üçüncü önceliğimiz; doğurganlık hızının artırılmasıyken; dördüncüsü gençlerin nitelikli yetiştirilmesi ve yaşlı refahıdır. Beşinci ve son stratejik önceliğimiz ise kırsalın yerinde kalkınması ve nüfusun dengeli dağılımıdır. 10 yılın önceliklerini hayata geçirmek için araştırma, kurumsal kapasite, mevzuat, iletişim ve diplomasi cephelerinde de çalışmalar yürüteceğiz. Bundan böyle mayıs ayının son haftasını ’Milli Aile Haftası’ olarak kutlamak toplumsal farkındalığın artırılmasını da sağlayacaktır. Kamu kurum ve kuruluşlarımız stratejik planlarını, bütçelerini, performans hedeflerini aile ve nüfus eksenini ihtiva edecek biçimde geliştirecektir. Biz de bunun en üst düzeyde takipçisi olmaya devam edeceğiz" dedi.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 14:48 BBP Genel Başkanı Destici: "Türkiye tehdit edilemez" Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, ABD ile Benjamin Netanyahu yönetimi arasındaki ilişkilere sert sözlerle tepki göstererek, terörle mücadelede PKK’ya ‘şartsız silah bırakma’ çağrısı yaptı. Destici, çocukların eğitimi konusunda ise ailelere ve okullara büyük sorumluluk düştüğünü vurguladı. Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Sivas’ta basın mensuplarıyla bir araya gelerek gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İl parti binasında düzenlenen toplantıda konuşan Destici önemli mesajlar verdi. Sivas’ta yürütülen yerel çalışmalara değinen Destici, belediye yönetimi, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşların uyum içinde hareket ettiğini belirterek, bu birlikteliğin şehre olumlu yansıdığını ifade etti. Destici, konuşmasının Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail arasındaki ilişkilere değinerek, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu üzerinden sert eleştiriler yöneltti. ABD yönetiminin İsrail’in etkisi altında hareket ettiğini öne süren Destici, bu durumun küresel dengeleri olumsuz etkilediğini savundu. Bölgede süren gerilimlerin özellikle İslam dünyasını etkilediğini belirten Destici, savaşların sona ermesi için diplomatik çabaların artırılması gerektiğini ifade etti. "Devlet bu tür tehditlere boyun eğmez" Terörle mücadele konusuna da değinen Destici, PKK’nın şartsız olarak silah bırakması gerektiğini vurguladı. Terör örgütünün ve uzantılarının Türkiye’ye yönelik tehditkar söylemlerini eleştiren Destici, devletin bu tür tehditlere boyun eğmeyeceğini belirtti. Abdullah Öcalan ve örgüt yöneticilerinin açıklamalarına da değinen Destici, Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünden taviz vermeyeceğini söyledi. Destici, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti tehdit edilemez" dedi. "Eğitim ailede başlıyor" Son yaşanan toplumsal konulara dikkat çeken Destici, çocukların eğitimi ve ailelerin sorumluluğuna vurgu yaptı. Eğitimin ailede başladığını ifade eden Destici, okulların ve rehberlik sisteminin de bu süreçte kritik rol oynadığını belirtti. Türkiye’de eğitim sisteminin henüz istenilen seviyeye ulaşamadığını dile getiren Destici, özellikle ailelerin çocuklarıyla daha yakından ilgilenmesi gerektiğini söyledi. Maraş’ta yaşanan bazı üzücü olayın çocuklara yeterli ilgi gösterilmemesinin sonuçlarını ortaya koyduğunu ifade eden Destici, rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi. "Amerika Birleşik Devletleri’nin Başkanı dengesiz ve haydut bir adam" Mustafa Destici, Amerika Birleşik Devletleri’nin 10 milyonluk bir İsrail’in Terörist ve Soykırımcı bir Netanyahu’nun emrine girdiğini söyleyerek, "Gerçekten Sivas Belediyemiz, Belediye Başkanımız ekibiyle, meclis üyelerimizle, teşkilatımızla, Sivas halkıyla birlikte diğer siyasi partilerimiz, işte sivil toplum örgütlerimiz, muhtarlarımız bunların hepsiyle birlikte tam bir uyum içerisinde çok güçlü faydalı ve güzel çalışmalar gerçekleştiriyor. Kıymetli kardeşlerim Amerika Birleşik Devletleri’nin Başkanı dengesiz ve haydut bir adam ve Soykırımcı Netanyahu’yla birlikte el ele vermişler. Netanyahu daha doğrusu bunların artık hangi sırlarına sahipse bunları istediği gibi kullanıyor ve istediğini yaptırıyor. Epstein dosyalarının baş faktör olduğunu hepimiz biliyoruz. Ama başka herhalde sırlarına da vakıflar ki bu kadar kontrollerini alabilmiş vaziyetteler. Düşünün ki koskoca Amerika koskoca dünya ve 10 milyonluk bir İsrail’in Terörist ve Soykırımcı bir Netanyahu’nun emrine girmiş vaziyette. Onun dediğini yapar hale gelmiş vaziyette. Onun için de her gün farklı bir açıklama yapıyor. Bir gün barıştan bahsediyor, ‘İran’la müzakereler sürüyor, barış sürüyor’ derken bile ‘Savaşı biz kazandık, liderlerini yok ettik, ordularını yok ettik’ gibi karşı tarafı kızdıracak ya da anlaşma masasından kaldıracak açıklamalarına devam ediyor. Ama tabi bizim dileğimiz ve temennimiz, Türkiye’nin de tıpkı kardeş Pakistan gibi bu savaşın bir an önce sona ermesi için uğraşmasıdır. Çünkü bedelini yine bizim bölgemiz ödüyor, bizim insanımız ödüyor. Müslüman kardeşlerimiz, İslam dünyası ödüyor" dedi. "Akıbetlerinin ne olacağını geçmişe bakarak çok net bir şekilde görebilirler" Destici, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne aba altından sopa gösterilemeyeceğini ve tehdit edilemeyeceğini belirterek, "Hem Sayın Cumhurbaşkanımızın hem de devlet yetkililerimizin açıklamaları vardı. PKK baştan şartsız, pazarlıksız ve müzakeresiz olarak içerideki ve dışarıdaki tüm unsurlarıyla silah bırakacak ve tüm uzantıları kendini feshedecek. Ama bugün bakıyoruz ne silah bırakmış vaziyetteler ne de kendilerini feshetmiş durumdalar. Tam tersine Türkiye’ye parmak sallıyorlar. DEM parti eş başkanları ara ara açıklama yapıyor. Öcalan, daha önce bir barış havadisi gibi açıklamalar yaparken artık Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne adeta parmak sallayarak, ‘Şunlar yapılmazsa bu iş farklı noktalara gidebiliriz’ şeklinde aracılarla beyanlarda bulunuyor. Dün en son Kandil’de bulunan karayılanın açıklamaları oldu. Türkiye, onların talep ettiği yasal değişiklikleri yapmazsa, genel af çıkmazsa gibi Türkiye’nin ve Türk milletinin asla kabul edemeyeceği şartlar ileri sürüyorlar ve silah bırakmayacaklarını ifade ediyorlar. Tam tersine, Türkiye’de var olan barış ortamının bozulacağını ya da uluslararası güçlerin burada kastettikleri İsrail ve Amerika Türkiye’ye karşı birtakım yaptırımlarda bulunacağını, hatta terör örgütünü de bu anlamda kullanabileceklerini söylüyorlar. Aslında kendi ağızlarıyla ne kadar kullanışlı aparatlar olduklarını da bu şekilde çok net ifade etmiş oluyorlar. Ama herkes şunu bilsin ki burası Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Bu milletin adı Türk milletidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne aba altından sopa gösterilemez, tehdit edilemez. Hele İsrail ve Amerika üzerinden bunlar hiç yapılamaz. Geçmişte de bunları yaptılar ve derslerini aldılar. Eğer şartsız, pazarlıksız ve müzakeresiz silah bırakmaz ve kendilerini feshetmezlerse, akıbetlerinin ne olacağını geçmişe bakarak çok net bir şekilde görebilirler" diye konuştu. "Ailelere büyük sorumluluk düşüyor" Destici, Maraş’taki yaşanan olaya da değinerek, "Biz elbette her şeyin eğitimle başladığını, öncelikle ailede başladığını ifade etmek istiyoruz. Daha sonra bunun okulla devam ettiğini ve toplumsal hayatın da gençler üzerindeki etkisinden bahsediyoruz. Bu nedenle burada ailelere büyük sorumluluk düşüyor. Çocukların takibi, yetiştirilmesi ve eğitilmesi önemlidir. Okullarımıza da elbette büyük sorumluluklar düşüyor. Maalesef Türkiye’de eğitim sistemimiz, bütün çabalara rağmen istediğimiz noktaya bir türlü gelemedi. Maraş’taki hadisenin acısı hala yüreğimizde. Bakın, baba emniyet müdürü, anne öğretmen ama çocuğa yeterince ilgi göstermemenin, sahip çıkmamanın sonucunun ne olduğunu görüyoruz. Rehberlik öğretmenlerimiz çok önemli. Hem iyi yetiştirilmeleri hem de okullardaki tespit ve raporlarının idare tarafından uygulanması gerekiyor" şeklinde konuştu.
Sayıştay raporu: Sinop Belediyesi’nde usulsüzlük zinciri
07 Kasım 2025 Cuma - 09:59 Sayıştay raporu: Sinop Belediyesi’nde usulsüzlük zinciri Sayıştay’ın 2024 yılı denetim raporuna göre Sinop Belediyesi’nde mali ve idari mevzuata aykırılıklar zinciri tespit edildi. Rapor, ihalesiz kiralamalar, parçalara bölünerek yapılan alımlar, taşınmaz kayıt eksiklikleri ve belediye bütçesinden özel işletmelere ödenen elektrik faturaları gibi birçok usulsüzlüğü ortaya koydu. Kayıt dışı banka hesapları ve yolsuzluğa açık muhasebe sistemi Sayıştay, belediyede yapılan denetimlerde 102 banka hesabı ve 105 döviz hesabı dışında izlenen ancak muhasebeye işlenmeyen mevduat hesapları bulunduğunu belirledi. Bu hesapların değerlemeye tabi tutulmadığı ve banka kayıtlarıyla uyumlu olmadığı tespit edildi. Rapor, yapılan tahsilatların bazı veznelerde gerçeğe aykırı biçimde mahsuplaştırıldığını ve bunun belediyenin mali raporlarını yanıltıcı hale getirdiğini vurguladı. Enflasyon düzeltmesi yapılmadı, mali tablolar gerçeği yansıtmıyor Sayıştay raporuna göre, 2023 yılı sonunda yapılması gereken enflasyon düzeltmesi işlemleri zamanında yapılmadı, 2024 yılına taşındı ve dönemsellik ilkesine aykırı biçimde muhasebeleştirildi. 2024 sonunda da bu işlem hiç yapılmadı. Bu nedenle belediyenin bilanço ve faaliyet sonuçları tabloları, enflasyon kaynaklı değer artışlarını doğru şekilde yansıtmıyor. Başka kurumlar adına yapılan tahakkuklar kayıtlara geçmedi Belediye, kültür varlıklarını koruma katkı payı gibi başka kurumlar adına tahakkuk eden alacakları kendi muhasebe sistemine işlemedi. Bu nedenle, belediyenin bilançosunda diğer idarelere ait tahsil edilmemiş alacaklar görünmüyor. Sayıştay, bu eksikliğin hem şeffaflık hem hesap verebilirlik açısından ciddi sorun oluşturduğunu belirtti. Taşınmaz kayıtları, değerlemeler ve envanter işlemleri eksik Raporun en kapsamlı tespitlerinden biri de belediyeye ait taşınmazlarla ilgili oldu. Belediyenin mülkiyetinde veya yönetiminde bulunan gayrimenkullere ilişkin kayıt, değerleme, numaralandırma ve envanter çalışmalarının yapılmadığı ortaya çıktı. Bu eksiklik nedeniyle belediyenin varlık tablosu ve amortisman kayıtları gerçeğe uygun değil. İhaleler parçalara bölündü, doğrudan temin yöntemi suistimal edildi Sayıştay, bazı mal ve hizmet alımlarının 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 22/d maddesinde öngörülen parasal limitleri aşmamak için parçalara bölündüğünü belirledi. Böylece normalde ihale yoluyla yapılması gereken işlerin doğrudan temin yöntemiyle yapılmasının sağlandığı, bunun da kamu kaynaklarının etkin kullanılmadığı anlamına geldiği ifade edildi. Personel gideri sınırı aşıldı, fazla mesai ve izinlerde ihlaller Belediyenin 2024 yılı toplam personel gideri 231 milyon 979 bin TL olarak gerçekleşti. Şirket personeli hariç gider oranı yüzde 36,69 ile, Belediye Kanunu’nda öngörülen yüzde 30’luk sınırı aştı. Ayrıca, işçilerin yıllık izinlerini kullanmadıkları, fazla çalışma sürelerinin yasal limiti geçtiği ve hizmet alımı kapsamındaki personel hakedişlerinin eksik ödendiği de tespitler arasında yer aldı. İhalesiz ve süresiz ulaşım hatları: 24 otobüs, 35 dolmuş, 61 taksi Belediye sınırları içinde faaliyet gösteren 24 halk otobüsü, 35 dolmuş ve 61 taksi hattının ihalesiz ve süresiz biçimde kullandırıldığı belirlendi. Bu hat tahsislerinin 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’na aykırı şekilde yenilendiği, işletmecilerin "kazanılmış hak" gerekçesiyle süresiz çalıştığı ifade edildi. Sayıştay, bu hatların yeniden ihale edilmesi ve hukuka uygun süreli sözleşmelerle verilmesi gerektiğini vurguladı. Taşınmazların dernek ve kooperatiflere tahsisi, özel işletmelere elektrik ödemesi Rapor, belediyeye ait dört taşınmazın dernek ve kooperatiflere tahsis edildiğini, bunun mevzuata aykırı olduğunu belirtti. Ayrıca Sinop İskelesi çevresindeki özel işletmelerin elektrik faturalarının belediye bütçesinden ödendiği tespit edildi. Sayıştay, bu bedellerin yasal faiziyle birlikte tahsil edilmesi gerektiğini ifade etti. İhalesiz kiralamalar ve tahliye kararlarının uygulanmaması Belediyeye ait bazı taşınmazların encümen kararıyla süresiz olarak kiraya verildiği, kiracılardan geçici ve kesin teminat alınmadığı, bazı tahliye kararlarının da uygulanmadığı belirtildi. Sayıştay, bu kiralama işlemlerinin 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine göre yeniden yapılması gerektiğini kaydetti. İç kontrol sistemi yok: "Hata ve usulsüzlükleri önleme kapasitesi çok düşük" Raporun en dikkat çekici tespitlerinden biri, belediyede iç kontrol sisteminin kurulmaması oldu. Sayıştay, "Belediyenin hata, hile ve usulsüzlükleri önleme kapasitesi çok düşük. İç kontrol ve ön mali kontrol mekanizmaları işletilmemektedir" ifadelerini kullanarak, üst yönetime acil önlem çağrısı yaptı. Genel değerlendirme Denetim sonucunda Sayıştay, Sinop Belediyesinin 2024 yılı mali tablolarının "bazı alanlarda" gerçeği yansıtmadığını, iç kontrol eksikliğinin ciddi risk oluşturduğunu ve birçok işlemin 5018, 5393, 2886 ve 4734 sayılı Kanunlara aykırı biçimde yürütüldüğünü bildirdi. Raporun sonunda, belediyeye ait taşınmazların geri alınması, ihalesiz hat ve kiralamaların yeniden düzenlenmesi ve usulsüz ödemelerin tahsil edilmesi önerildi.
Bakan Kacır: "Şırnak’ta 341 milyon liralık 11 yeni projeyi hayata geçiriyoruz"
06 Kasım 2025 Perşembe - 23:02 Bakan Kacır: "Şırnak’ta 341 milyon liralık 11 yeni projeyi hayata geçiriyoruz" Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Şırnak’ta yatırımların ve kalkınma hamlelerinin hız kazandığını belirterek, "Bugün Şırnak’ta toplam yatırım tutarı 341 milyon lira olan 11 yeni projenin açılışını gerçekleştiriyoruz. Ayrıca 20 milyonun üzerinde yatırım değerine sahip 3 yeni projenin protokolünü imzalayacağız" dedi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, çeşitli temaslarda bulunmak üzere geldiği Şırnak’ta ilk olarak Vali Birol Ekici’yi makamında ziyaret etti. Ziyarette Bakan Kacır’a AK Parti Şırnak Milletvekili Aslan Tatar, Belediye Başkanı Mehmet Yarka, vali yardımcıları, kurum müdürleri ve siyasi parti temsilcileri eşlik etti. Valilikte kentte yürütülen sanayi ve yatırım projelerine ilişkin bilgi alan Bakan Kacır, daha sonra AK Parti İl Başkanlığı ve Şırnak Belediyesi’ni ziyaret etti. Bakan Kacır, ziyaretlerinin ardından Şırnak Öğretmenevi’nde düzenlenen "Şırnak İli 2025 Yılı Projeleri Protokol İmza Töreni"ne katıldı. Yaptığı konuşmada Şırnak’a özel yatırım ve teşvik programları hakkında bilgi veren Kacır, "Bugün şehrimizde toplam yatırım tutarı 341 milyon lira olan 11 yeni projenin açılışını gerçekleştiriyoruz. İnşallah 3 yeni projenin de imzalarını birazdan arkadaşlarımız atacaklar. Bizler de bu imzalara şahit edecek ve imzası atılan projelerin de hızla hayata geçmesinin takipçisi olacağız. Türkiye, son 23 yılda Cumhurbaşkanımız Recep Tayip Erdoğan’ın liderliğinde asırlık kazanımlara, vizyoner projelere kavuşarak, büyük atılımlarla buluşarak adeta çağ atladı. Bu kutlu yürüyüşte kendisine bir zamanlar biçilen rolleri reddederek kendi iradesine, kaderine yön veren, tarihe mührünü güçlü şekilde vuran bir ülke konumuna erişti. İnşa ettiğimiz bu güçlü zemini daim kılacak, üzerine yeni kazanımları bina edecek büyüme ve kalkınma hamlelerini hayata geçirmek bizlerin en önemli hedefi. Bu toprakların bereketi ve ruhu durmayı değil, her daim yeni şeyler söylemeyi, yeni hedeflerle daha da ileriye yürümeyi gerektiriyor. Biz de bu anlayışla Türkiye Yüzyılı’nda daha büyük, daha güçlü ve müreffeh bir Türkiye hedefine topyekûn bir kalkınma seferberliğiyle yürüyoruz. Bilhassa Şırnak’ın kalkınma hamlesini hızlandırmak ve planlı sanayileşmeyi güçlü bir şekilde tesis etmek amacıyla önemli adımlar attık. Bu vesileyle hem saygıdeğer valimize, hem bütün bu adımların günbegün ve anbean takipçisi olan Ankara’daki en yakın çalışma arkadaşlarımızdan birisi değerli milletvekilimize ve 2019’dan bu yana Şırnak’ın çehresini değiştiren, yerel yönetimde gerçekten Şırnak’ta çok yeni bir dönemi inşa eden değerli belediye başkanımıza huzurlarınızda şükranlarımı sunuyorum" dedi. "Şırnak ve Cizre OSB’lerine 227 milyon liralık destek sağladık" Bakan Kacır, Şırnak Organize Sanayi Bölgesi (OSB) ve Cizre OSB altyapı projelerine 227 milyon lira tutarında uygun koşullu finansman sağlandığını belirtti. Cizre OSB’nin 600 dönümlük ek genişleme alanında altyapı çalışmalarının kısa sürede tamamlanacağını ifade eden Kacır, "Şırnak Organize Sanayi Bölgesi ve Cizre Organize Sanayi Bölgesi’nin altyapı projelerine toplam 227 milyon liralık uygun koşullarda finansman sağladık. Ve inşallah buralardaki altyapı işlemlerini artık hızla tamamlıyoruz. Cizre Organize Sanayi Bölgesi 600 dönümlük ek genişleme alanında yol, içme suyu ve enerji altyapı projesini en kısa sürede nihayete erdireceğiz. Yine bu yıl yatırım programına aldığımız Şırnak OSB 1’inci ve 2’inci Etap altyapı projeleri için de önümüzdeki dönemde ihale ve tedarik süreçlerini tamamlayarak kazmayı vuracağız" diye konuştu. Kacır, KOBİ’lere yönelik desteklerin de sürdüğünü kaydederek, "KOBİ’lerimize ölçek ekonomisi, ortak altyapı ve lojistik üstünlük sağlayan sanayi sitelerimizde bin 140 kişiye istihdam sağladık. Şırnak’ın büyüme ve kalkınma yolculuğunun öncüleri olan KOBİ’lerimize can suyu olmayı her daim önceliklendirdik. KOSGEB aracılığıyla son 23 yılda 3 bin 232 işletmemize bugünkü değerlerle 816 milyon lira destek sağladık. İstihdamı, üretimi ve ihracatı daha da güçlendirdik. Şehrimizde gerçekleştirilecek 583 yatırım için düzenlediğimiz teşviklerle 62,6 milyar lira sabit yatırımın ve 26 bin 912 istihdamın önünü açtık" dedi. "Yeni teşvik sistemiyle Şırnak’a cazip imkanlar sunuyoruz" Bakan Kacır, Cumhurbaşkanı kararıyla yürürlüğe giren yeni teşvik sistemiyle yatırımcılara güçlü avantajlar sunduklarını belirterek, "Sayın Cumhurbaşkanımızın kararıyla yürürlüğe giren yeni teşvik sistemiyle Şırnak’ta gerçekleştirilen yatırımlara cazip ve çok kapsamlı teşvikler sunuyoruz. Organize ve Sanayi Bölgelerimizde yapılacak yatırımlarda 14 yıl boyunca sigorta pirimi işveren paylarını, 10 yıl boyunca sigorta pirimi çalışan paylarını bakanlık olarak biz karşılıyoruz. Şehrimizde yapılacak yatırımlarda kullanılacak kredilere 10 puana 24 milyon liraya kadar finansman desteği sağlıyoruz. Yatırım tutarının yüzde 30’una kadar vergi indirimi sağlıyoruz. Yatırım makinelerinde gümrük vergisi, KDV istisnası sağlıyoruz" dedi. "Yerel Kalkınma Hamlesi ile 913 milyon liralık yatırım başvurusu aldık" Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı kapsamında Şırnak’ta mobilya üretimi, asfaltitin gazlaştırılması, yer fıstığı işleme ve kara taşıtları parça üretimi yatırımlarına öncelik verdiklerini söyleyen Kacır, "Yeni teşvik sistemimizin temel sütunlarından biri Yerel Kalkınma Hamlesi Programı’dır. Bu programla yerelin ihtiyacını yerinde karşılamak, bölgelerimizin yetkinlik ve teknoloji üretim kapasitesini en üst seviyeye taşımak üzere adım attık. Şırnak’ta gerçekleştirilecek mobilya üretimi. Önümüzde yeni bir fırsat penceresi var. Biz bir sınır şehriyiz. Hemen yanı başımızda en önemli ticaret ortaklarımızdan biri Irak. Biz Irak’a halihazırda Şırnak’tan toplam 43 milyon dolar mobilya ihracatı yapıyoruz. Bunları inşallah katbekat artırabilmek için önümüzde açılmış olan fırsat penceresini en iyi şekilde değerlendirmeyi hedefliyoruz. Asfaltitin gazlaştırılması tesisi ve yer fıstığı işleme, ki burada da son 10 yılda muazzam bir gelişme kaydettik. 2014’te sadece 2 bin ton olan yer fıstığı üretimini bu yıl 36 bin 500 tona çıkardık. Şırnak’ta, Silopi’de Türkiye’de 3’üncü sıraya yerleşti. Ama hedefimiz ne? Yeni yatırımlar ile yer fıstığını işleyerek Şırnak’tan dünyaya ihraç edebilmek. Muazzam bir tır trafiğinin yaşandığı bir sınır şehri. Yılda 1 milyon 300 bin tır ve 100 bin tanker geçişi var bu bölgede. Dolayısıyla bu araçların aksamlarının, parçalarının üretilmesi ile ilgili sanayimizin önünde bir fırsat penceresi var. Ve bu alanı da kapsayacak şekilde bu dört başlıkta; mobilya, asfaltitin gazlaştırılması, yer fıstığı işleme tesisleri ve kara taşıtları aksam ve parçalarının üretimi başlıklarında ayrıcalıklı teşvik imkanları sağlıyoruz. Her bir yatırıma 240 milyon liraya kadar finansman desteği ve yatırımın yüzde 50’si tutarında vergi indirimi sağlıyoruz. 2025 yılında Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı kapsamında Şırnak’ta belirlenen 4 başlıktan toplam 913 milyon liralık özel sektör yatırım başvuru yaptı. Bu rakamdan anlaşılıyor ki doğru istikamette yola çıkmışız. Ama bu daha başlangıçtır. İnşallah bu Organize Sanayi Bölgeleri alt yapılarını tamamladığımızda, bu teşviklerin de harekete geçmesi ile birlikte önümüzdeki dönemde bu rakamın da katlanarak artacağına ben yürekten inanıyorum" dedi. "11 yeni hizmet hayata geçiriliyor" Şırnak’ta DİKA ve GAP katkıları ile 11 yeni hizmetin hayata geçirileceğini belirten Kacır, "Anadolu’nun bu kadim toprağının bereketine can suyu olmaya, köklü fidanların filizlenmesine vesile olmaya devam edeceğiz. Bu anlayışla Dicle Kalkınma Ajansımız eliyle bugüne dek Şırnak’ta 139 projeye 747 milyon lira destek sunduk. GAP Bölge Kalkınma İdaremiz ile de 98 projeye 537 milyon katkı verdik. Bugün de şehrimizin kalkınmasını hızlandıracak 11 hizmeti hayata geçirmenin heyecanını paylaşıyoruz. Kalkınma Ajansımız Güdümlü Proje Desteği ile kurulan Silopi Tekstilkent’te istihdam edilen 170 çalışana ilave olarak Çalışan ve Üreten Gençler Programı’yla 180 vatandaşımıza istihdam sağlayan örnek bir tekstil fabrikasını da üretime kazandırdık. Cizre Organize Sanayi Bölgesi bünyesinde faaliyet gösteren bu tesis, bugün 25 ülkeye ihracat yapıyor. Şırnak’ın üretimine ve ticaretine doğrudan katkı sağlıyor. Şırnak Merkez OSB’de 3 bin 600 metrekare kapalı alana sahip tekstil fabrikasının yapımını tamamladık. Yatırım tahsis sürecini yakında sonuçlandıracağımız tesisin tam kapasiteyle üretime geçtiğinde 300 istihdam oluşturmasını öngörüyoruz" dedi. "Şırnak balı markalaşıyor, arıcılık gelişiyor" Bakan Kacır, Şırnak Bal Kümesi Geliştirme Merkezi Projesi ile arıcılığın profesyonelleştiğini dile getirerek, "Şırnak balı, şehrimizin eşsiz tabiatının somut bir nişanesi; büyük bir potansiyel ve güçlü bir marka değeridir. Şırnak Bal Kümesi Geliştirme Merkezi Projesi ile arıcılarımıza petek, mum, arı yemi, ana arı ve kovan gibi temel girdilere uygun şartlarda erişim sağlayan; üretimi ve katma değeri yükselten modern bir merkezi hayata geçirdik. Merkezimizi bal paketleme hattı ve arı hastalıkları laboratuvarıyla donatarak, kaliteyi ve izlenebilirliği güvence altına aldık. Verdiğimiz eğitimler ve teknik danışmanlıkla arıcılığı standartlara bağladık, üretimi profesyonelleştirip katma değeri yükselttik. Şırnak Kırsalda Üretim ve İstihdam için Arıcılığın Geliştirilmesi Projesi’yle de arıcılık yapan 200 üreticimize 5 bin arılı kovan, 5 bin boş kovan, 10 bin kilogram temel petek, 5 bin kilogram yem ve koruyucu ekipman teslim ettik. Böylece üretim kapasitesini ve kırsal gelirleri belirgin biçimde yükselttik" dedi. Bakan Kacır, ayrıca Jirki kilimi, bağcılık ve seracılık alanlarında da üretimi artıracak projelerin sürdüğünü vurguladı. "Gabar’daki petrol üretimi Şırnak’ın gelirini artırdı" Şırnak’ın madencilikte öncelikli il olarak belirlendiğini belirten Kacır, "Biliyorsunuz Gabar’da Şehit Esma Çevik ve Şehit Aybüke Yalçın sahalarında petrol üretimi günlük 80 bin varili aştı. Bunun sosyal ve ekonomik yansımalarını da görmeye başladık. Geçtiğimiz yıl kişi başına gelirde bölge illeri içinde en yüksek artışı yüzde 45’le Şırnak kaydetti. Yer altı kaynaklarından bazaltın işlenerek endüstriye kazandırılmasını sağlayacak, katma değer ve ürün çeşitliliğini arttıracağız" dedi. "Şırnak’a bilim merkezi kazandırıyoruz" Kacır, Deneyap Teknoloji Atölyesi ve yeni kurulacak bilim merkezi ile gençlerin Milli Teknoloji Hamlesi’ne katkı sağlayacağını söyledi. "Elbette Şırnak’ın pırıl pırıl çocuklarını, gençlerini unutmuyor, üreten ve düşünen bir nesil olmaları yolunda adımlar atmaya devam ediyoruz" diyen Bakan Kacır, "Türkiye’nin bilim ve teknoloji atılımına, Milli Teknoloji Hamlesi’ne katılacak gençlerimizi ve çocuklarımızı keşfetmek bizim için çok kıymetli. Bu anlayışla Şırnak’ta Deneyap Teknoloji Atölyesi kurduk ve 11 yaşından itibaren Şırnak’ın özel yetenekli çocuklarını Geleceğin Teknoloji Yıldızları Programı’nda geleceğe hazırlıyoruz. Onlara 11 yaşından itibaren robotik öğretiyoruz, yazılım öğretiyoruz, siber güvenlik öğretiyoruz, yapay zeka öğretiyoruz, tasarım düşüncesi öğretiyoruz. İstiyoruz ki onlar bayrağımızı çok daha yükseklere taşısınlar" ifadelerini kullandı. Konuşmasını "Terörsüz Türkiye ile bu topraklar daha da bereketlenecek, kazanan bölgemiz, kazanan Türkiye olacak" sözleriyle tamamlayan Bakan Kacır, yeni yatırımların Şırnak’a hayırlı olmasını diledi.
CHP Genel Başkanı Özel hakkında açılan soruşturma ile ilgili konuştu: "Ben ortaya söylemişim, üstüne alınana bak"
06 Kasım 2025 Perşembe - 20:10 CHP Genel Başkanı Özel hakkında açılan soruşturma ile ilgili konuştu: "Ben ortaya söylemişim, üstüne alınana bak" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Bana Cumhurbaşkanına hakaretten soruşturma açılmış. Ben ortaya söylemişim, üstüne alınana bak" dedi. 9 Haziran 2025 tarihinde elektrik akımına kapılması sonucunda hayatını kaybeden Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in anısına Eskişehir’de yaptırılan Tepebaşı Belediyesi Ferdi Zeyrek Yaşam Merkezi açıldı. Açılışa katılan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, program sonrası basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Özel, "Burada biraz önce kardeşim Ferdi Zeyrek’in vefatından sonra bir vefa örneğini Ahmet başkanımız yaşam merkezine onun adını vererek gösterdi. Yaşam merkezini sizlerle birlikte gezdik. Her biriminde gerçekten sosyal belediyecilik açısından çok çok önemli işler yapılıyor. Buraları ziyaret ettik. Tabii biz bu keyifli birkaç saati yaşarken, Türkiye’de dünya kadar keyifsiz iş olmaya devam ediyor. Büyük bir felaket yaşanmış. Bu, ileride yapılmaya çalışılanın ne olduğunu, eğer mani olunmazsa ne sonuçlar doğuracağını daha iyi anlayacağız. Tayfun Kahraman hakkında Anayasa Mahkemesi’nin yazın verdiği, gerekçesini eylül ayında yazdığı ve mahkemeye yolladığı kararı savcılık neredeyse bir haftadır bekliyordu. Bir yerden talimat bekliyorlar, mütalaa yazmıyorlar. Dün çok kötü bir mütalaa yazdılar ve bugün ilk kez yargı tarihimizde 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi’nin esastan görüşüp karara bağladığı, hem kişinin sağlığı yönünden hem de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki gerekçeli kararına uymayacağını açıkladı" şeklinde konuştu. Kendisine açılan soruşturmayla ilgili de açıklamada bulunan Özel, "Bana Cumhurbaşkanına hakaretten soruşturma açılmış. Ne Cumhurbaşkanına hakaret? Bir de, ’Onu savcılara dedi’ diyor. Ben savcıya ne dediğimi biliyorum. Diyecek olsam derim. Ben ortaya söylemişim, üstüne alınana bak. Haysiyetsizce saldıranlar için söylüyorum, Dilek Hanım’a o lafları yazanlar için söylüyorum, çocuklara o hakaretleri edenler için, Hasan amcaya onları söyleyenler için söylüyorum. ’Bize söyledi’ diyor. Ben ortaya söyledim" dedi. "Tüm gazeteci arkadaşlarımızın özgürlüklerine kavuşmasını bekliyoruz" Bugün sabah saatlerinde 6 gazetecinin gözaltına alınması hakkında da konuşan Özel, "Bir tanesi daha önce bizim de çalıştığımız basın danışmanımız olan, daha önceki tarihlerde görev yapan, şimdi Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nde Ekrem Başkan’ın ekibinde çalışan arkadaşımız olmak üzere çok sayıda kıymetli gazeteci arkadaşlarımızı gözaltına aldılar. Sonra ’Gözaltı değil, ifadeye çağırdık, ifadeye götürme işlemi’ dediler. Sonrasında ifade verince serbest bırakma tutanağı vardı, şimdi yine tutuyorlar. Yani artık memlekette nizam bozulduğu için insanın aklına her türlü şey geliyor. Böyle bir rezil durumla da karşı karşıyayız. Biz en kısa sürede tüm arkadaşların özgürlüklerine kavuşmasını bekliyoruz. Süreci yakından takip ediyoruz. Hukuk Komisyonumuz, Çağlayan Adliyesi’nde izliyor" diye konuştu.
Özgür Özel, hakkında açılan soruşturma ile ilgili konuştu
06 Kasım 2025 Perşembe - 20:03 Özgür Özel, hakkında açılan soruşturma ile ilgili konuştu Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Eskişehir’de Ferdi Zeyrek Yaşam Merkezi açılış töreni sonrası gazetecilere yaptığı açıklamada, "Bana Cumhurbaşkanına hakaretten soruşturma açılmış. Ben ortaya söylemişim, üstüne alınana bak" dedi. 9 Haziran 2025 tarihinde elektrik akımına kapılması sonucunda hayatını kaybeden Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in anısına yaptırılan Tepebaşı Belediyesi Ferdi Zeyrek Yaşam Merkezi açıldı. Açılışa katılan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, programın çıkışında basın mensuplarına açıklamalarda bulunarak gündeme ilişkin önemli konulara değindi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Burada biraz önce kardeşim Ferdi Zeyrek’in vefatından sonra bir vefa örneğini Ahmet başkanımız yaşam merkezine onun adını vererek gösterdi. Yaşam merkezini sizlerle birlikte gezdik. Her biriminde gerçekten sosyal belediyecilik açısından çok çok önemli işler yapılıyor. Buraları ziyaret ettik. Tabii biz bu keyifli birkaç saati yaşarken, Türkiye’de dünya kadar keyifsiz iş olmaya devam ediyor. Büyük bir felaket yaşanmış. Bu, ileride yapılmaya çalışanın ne olduğunu, eğer mani olunmazsa ne sonuçlar doğuracağını daha iyi anlayacağız. Tayfun Kahraman hakkında Anayasa Mahkemesi’nin yazın verdiği, gerekçesini eylül ayında yazdığı ve mahkemeye yolladığı kararı savcılık neredeyse bir haftadır bekliyordu. Bir yerden talimat bekliyorlar, mütalaa yazmıyorlar. Dün çok kötü bir mütalaa yazdılar ve bugün ilk kez yargı tarihimizde 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi’nin esastan görüşüp karara bağladığı, hem kişinin sağlığı yönünden hem de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki gerekçeli kararına uymayacağını açıkladı" şeklinde konuştu. Kendisine açılan soruşturmayla ilgili de açıklamada bulunan Başkan Özel, sözlerine şöyle devam etti: "bana Cumhurbaşkanına hakaretten soruşturma açılmış. Ne Cumhurbaşkanına hakaret? Bir de, ’Onu savcılara dedi’ diyor. Ben savcıya ne dediğimi biliyorum. Diyecek olsam derim, senden mi çekineceğim? Ben ortaya söylemişim, üstüne alınana bak. Haysiyetsizce saldıranlar için söylüyorum, Dilek hanıma o lafları yazanlar için söylüyorum, çocuklara o hakaretleri edenler için, Hasan amcaya onları söyleyenler için söylüyorum. ’Bize söyledi’ diyor. Ben ortaya söyledim, sen kendi üstüne alıyorsan bilmem. Oradaki savcılara ‘AK Toroslar Çetesi’ demişliğim var. ’Bunların hesabını verirsiniz’ demişliğim var. Bununla ilgili aramızda husumet doğmuş olanlar var, ayrı konu. Ne dediğimizi biliyoruz. Lüksemburg’taki pisliği buradaki yalanla örtemezsiniz." "Tüm gazeteci arkadaşlarımızın özgürlüklerine kavuşmasını bekliyoruz" Bugün sabah saatlerinde 6 gazetecinin gözaltına alınması hakkında da konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Bir tanesi daha önce bizim de çalıştığımız basın danışmanımız olan, daha önceki tarihlerde görev yapan, şimdi Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nde Ekrem Başkan’ın ekibinde çalışan arkadaşımız olmak üzere çok sayıda kıymetli gazeteci arkadaşlarımızı gözaltına aldılar. Sonra, ’Gözaltı değil, ifadeye çağırdık, ifadeye götürme işlemi’ dediler. Sonrasında ifade verince serbest bırakma tutanağı vardı, şimdi yine tutuyorlar. Yani artık memlekette nizam bozulduğu için insanın aklına her türlü şey geliyor. Böyle bir rezil durumla da karşı karşıyayız. Biz en kısa sürede tüm arkadaşların özgürlüklerine kavuşmasını bekliyoruz. Süreci yakından takip ediyoruz. Hukuk Komisyonumuz, Çağlayan Adliyesi’nde izliyor" diye belirtti. (EE-BA-Y)
Bakan Kacır: "Türkiye, sanayide ve teknolojide Avrupa’nın üretim merkezi haline geldi"
06 Kasım 2025 Perşembe - 19:41 Bakan Kacır: "Türkiye, sanayide ve teknolojide Avrupa’nın üretim merkezi haline geldi" Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin sanayi ve teknoloji alanında büyük bir dönüşüm yaşadığını belirterek, "Bugün Türkiye, sanayide ve teknolojide Avrupa’nın üretim merkezi haline geldi" dedi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, çeşitli programlara katılmak üzere Şırnak’a geldi. İlk olarak Şırnak Valiliğini ziyaret eden Bakan Kacır, burada Vali Birol Ekici, AK Parti Şırnak Milletvekili Arslan Tatar, Belediye Başkanı Mehmet Yarka, vali yardımcıları, kurum müdürleri ve siyasi parti temsilcileri tarafından karşılandı. Valilikte kentte yürütülen yatırım ve sanayi projeleri hakkında bilgi alan Bakan Kacır, daha sonra AK Parti İl Başkanlığını ziyaret etti. Ziyarette partililere hitap eden Bakan Kacır, Şırnak’ın kalkınma yolculuğunda büyük bir ivme kazandığını ifade ederek, "Tarihin kalbinin attığı, bu güzel şehir de sizlerle birlikte olmaktan büyük bir onur, büyük bir mutluluk duyduğumu ifade etmek istiyorum. Gerçekten Şırnak gördüğüm andan beri büyülendim ve inanıyorum ki ve tahmin ediyorum ki, buraya adımını atacak olacak olan herkes için bu duygular aynı ile geçerli olacaktır. Çünkü ben Şırnak’ı bir başka gördüm. Şırnak’ı kalkınma yolculuğunda ivmelenmiş, hızlanmış bir şehir olarak gördüm. Bu süreçte biliyorum ki, yakın çalışma arkadaşımız, adeta bakanlıkta fiilen birlikte çalıştığımız arkadaşlarımız gibi neredeyse hergün Şırnak için birlikte neler yapabiliriz, hangi adımların atılması lazım, Şırnak neyi bekler, bizimle paylaşan kıymetli milletvekilimiz. 2019’daki muhteşem zaferimizden bu yana Şırnak’ı AK belediyecilik ile hizmet, eser, proje belediyeciliği ile tanıştıran değerli belediye başkanımızın gelişmekte olan ve muhteşem kadroları var. Allah onlardan razı olsun" dedi. Türkiye’nin son 23 yılda her alanda büyük bir dönüşüm yaşadığını vurgulayan Kacır, "AK Parti iktidarları, 23 yılda Türkiye’yi baştan başa eserlerle, hizmetlerle donattığımız bir döneme taşıdık. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde her alanda asırlık eserlere, projelere imza attık. Türkiye’de artık hiçbir şey eskisi gibi olamayacak diye çıktığımız bu yolda, her şey Türkiye için diye çıktığımız bu yolda, Türkiye’nin kuzeyinde ne varsa güneyinde de o olacak, batısında ne varsa doğusunda o olacak diyerek çıktığımız bu yolda eğitimden sağlığa, ulaştırmadan gençliğe, kültürden turizme, sanayiye, teknolojiye, enerjiye her alanda dev işlere ve reformlara imza attık. Hakikaten Türkiye bugün elde ettiğimiz kazanımlarla kendi ayaklarının üzerinde çok daha güçlü durabilen, teknolojide, sanayide, ekonomide tam bağımsızlık yolunda muazzam başarılara imza atmış ve Avrupa’nın üretim merkezi haline gelmiş bir ülke olduk. Bugün Avrupa’da demir-çelik üretiminde Türkiye bir numara. Avrupa’da ticari araç alımında bir numara. Beyaz eşya üretiminde Türkiye bir numara. Güneş paneli üretiminde Türkiye bir numara. Türkiye, Avrupa’nın bölgesinin ve dünyanın en önemli üretim merkezlerinden biri haline geldi. Türkiye’nin sanayisi katlanarak büyüdü. 36 milyar dolar olan ihracatı 270 milyar dolara yükseldi. 8 misline çıkarmış oldu. Düşünebiliyor musunuz? Bizden önce de birçok iktidar vardı, 60’a yakın hükümet kuruldu bizden önce. Ama onlar bir mil ihracat düzeyine gelebilmişlerse, bizden önceki 60 hükümet bir mil ihracat düzeyine gelebilmişlerse biz onun üzerine 7 mil ekledik. Alın teri ile ekledik, akıl teri ile ekledik, emek ve gayretle, inançla, heyecanla, coşkuyla, azimle ekledik. Bütün bunları kurduğumuz altyapılarla yaptık. Organize Sanayi Bölgeleri ile yaptık. Türkiye’nin OSB’lerinde 11 bin fabrika üretim yapıyordu. Şimdi 61 bin fabrika üretim yapıyor. 415 bin kişi çalışıyordu, şimdi 2 milyon 700 bin kardeşimiz çalışıyor" diye konuştu. Bakan Kacır, Türkiye’nin araştırma ve geliştirme alanında da büyük atılımlar yaptığını belirterek, "Türkiye’yi araştırmayla, geliştirmeyle, icatla, inovasyonla, yenilikle biz tanıştırdık. Türkiye’nin dört bir yanında TEKNO parkları biz inşa ettik. Bugün Türkiye’nin TEKNO parklarında 12 bin firma araştırma-geliştirme, inovasyon, icat yapıyor. Türkiye’de Ar-Ge hesap kaynağını 29 binden 311 bine çıkardık. Üniversitelerimizin sayısını 208’e çıkardık. Üniversitemiz olmayan ilimiz kalmayacak dedi Sayın Cumhurbaşkanımız ve Türkiye’nin dört bir yanında gençlerimiz yüksek öğretim imkanları ile buluştu" dedi. Konuşmasında terörle mücadeleye de değinen Bakan Kacır, "Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi bütün bu eserlerin yanında, bütün bu hizmetlerin yanında, bütün bu projelerin yanında şimdi çok daha büyük bir projeyi, en büyük projemizi hayata geçiriyoruz. Oda ‘Terörsüz Türkiye’dir. Allah’ın izniyle kendi imkanlarımızla, kendi evlatlarımızın alın teriyle geliştirdiğimiz sistemler sayesinde huzuru hakim kıldığımız, güven iklimi oluşturduğumuz bu coğrafyada artık terör meselesini tümüyle gündemden çıkarıyoruz. Bu muazzam bir iştir. Sadece Türkiye’nin meselesi değildir. Komşularımızın, bölgemizin huzura, güvene, istikrara kavuşma meselesidir" diye konuştu. Programda AK Parti Şırnak Milletvekili Arslan Tatar ve Şırnak Belediye Başkanı Mehmet Yarka da birer konuşma yaptı. Konuşmaların ardından Bakan Kacır ve beraberindekiler Şırnak Belediyesi’ni ziyaret etmek üzere AK Parti İl Başkanlığı’ndan ayrıldı.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yayman: "Sayın Özgür Özel, deprem bölgesine en son ne zaman gitmiş?"
06 Kasım 2025 Perşembe - 18:56 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yayman: "Sayın Özgür Özel, deprem bölgesine en son ne zaman gitmiş?" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman, "Sayın Özgür Özel, deprem bölgesine en son ne zaman gitmiş? Bir bakın, araştırın. Deprem bölgesindeki CHP’li belediyeleri ne zaman ziyaret etmiş?" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yayman, Ankara’da AK Parti Konferans Salonu’nda bulunan AK Kütüphane’de deprem bölgesinde devam eden çalışmalara ilişkin basın toplantısı düzenledi. Yayman, deprem bölgesindeki 453 bin vatandaşın evlerinin temellerinin atıldığını ve 6 Şubat’ta teslim edileceğini belirtti. Yayman, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in deprem zamanı verdikleri sözleri unuttuğunu, fakat kendilerinin asla unutmadığını ifade etti. "453 bin insanımız için evlerin temelleri atılmıştır ve 6 Şubat’ta teslim edilecektir" Deprem bölgesinde yapılan çalışmalara değinen Yayman, "Bugüne kadar deprem bölgesinde tam 75 milyar dolar bir harcama yapılmıştır. 11 ilimizde 14 milyon insanımızı ilgilendiren bu felakete karşı milletimiz bir ve beraber olarak topyekun mücadele etmektedir. Deprem bölgesinde hak sahibi olan 453 bin insanımız vardır. 453 bin insanımız için evlerin temelleri atılmıştır ve inşallah 6 Şubat’ta bu evler teslim edilecektir. Biz bunu da çok tarihi bir adım olarak görmekteyiz. Cumhurbaşkanımız geçen ay 304 bin konutun teslimini yapmıştı. İnşallah kasım ayı içerisinde de yine bu bölgedeki 351’inci konutun teslimi yapılacaktır. Asrın felaketi asrın dayanışmasına dönüştürülmüş durumdadır. Her 3 kişiden 2 kişinin evleri verilmiştir. Bazı binalarda elektrikle ilgili, altyapıyla ilgili problemler yaşanmaktadır. Bunlar majör problemler değildir ve bunları çözmek için de biz çalışmalarımıza devam ediyoruz. Sadece bölgemizde konutlar yapılmıyor. 11 ilimizde yeniden hayat inşa ediliyor" ifadelerini kullandı. "Sayın Özel eğer bir laf söyleyecekse Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı’na desin" Depremde hasar gören tarihi camilere değinen Yayman, "Depremden hemen sonra Antakya’da tarihi, kültürel mirasımızın ayağa kaldırılması için Bursa Büyükşehir Belediyemiz ve Konya Büyükşehir Belediyemiz 2 tarihi eseri ayağa kaldırmak istedi. Konya Büyükşehir Belediyesi, Antakya Habibi Neccar Camii’ni ayağa kaldırmak istedi. Restorasyon çalışmalarına başladı ve cami yeniden ayağa kaldırıldı. İç dizaynı yapılmakta, yazıları yazılmakta ve cami aslında tamamlanmış durumda. Depremden sonra Bursa Büyükşehir Belediyesi de Antakya Ulu Cami’yi yapacaktı, yerel seçimler oldu. Belediyeyi CHP kazandı. Lütfen gelip iki camiye bakın. Ulu Cami ile ilgili çalışmalar henüz daha başlamamış durumda. Dolayısıyla Sayın Özel eğer bir laf söyleyecekse Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı’na desin ki, ‘Ben böyle konuşuyorum da Antakya Ulu Cami’nin durumu nedir?’ Gelip bunu söylesin. Aslında muhalefetin ne kadar büyük bir anlayış problemi yaşadığını ve deprem üzerinden nasıl bir yanlış siyaset izlediğini, toksik muhalefet yaptığını hep beraber görüyoruz" diye konuştu. "Deprem zamanı verdiğiniz sözleri siz unutmuş olabilirsiniz ama biz asla unutmadık" Yayman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Muhalefet partisi genel başkanı o zaman Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’ydu. Özgür Bey de grup başkan vekiliydi. Deprem bölgesine geldiler ve şu kadar ev yapacağız dediler. CHP’nin belediyeleri var. Pek çok belediye CHP’de. Hatay’da deprem bölgesinde CHP’li belediyelerin yaptığı tek bir iş yoktur artık. Ne bir iş yeri yapmıştır ne bir konut yapmıştır. Sayın Özgür Özel’e bir çağrıda bulunmak istiyorum. Eğer siz hükümetimizin yaptığı çalışmaları yetersiz buluyorsanız buyurun siz yapın. Deprem zamanı verdiğiniz sözleri siz unutmuş olabilirsiniz ama biz asla unutmadık." "Sayın Özgür Özel, deprem bölgesine en son ne zaman gitmiş?" Deprem zamanı CHP’nin "ev yapacağız, belirli hizmetleri getireceğiz" dediğini ifade eden Yayman, "Elinizi tutan mı var? Gelin yapın ama onu dahi maalesef yapmıyorlar. CHP siyaset yapmak ile ucuz polemik yapmayı birbirine karıştırıyor. Sayın Özgür Özel, deprem bölgesine en son ne zaman gitmiş? Bir bakın, araştırın. Deprem bölgesindeki CHP’li belediyeleri ne zaman ziyaret etmiş? Ne zaman bir vatandaşın evinde, deprem zedenin evinde bir bardak çay içmiş? Ne zaman o yeni yapılan şehirleri görmüş ve demiş ki bu yapılanlar tamam ama şurada eksik var demiş. Şimdi görmüyorsunuz, bilmiyorsunuz, öğrenmek istemiyorsunuz ve deprem üzerinden siyaset yapıyorsunuz. Siz deprem bölgesinde yapılan binaları dahi sayamazsınız" şeklinde konuştu.
AK Partili Akgül’den Esnaf Hazine Faiz Destekli Yatırım ve İşletme Kredisi’nde fatura zorunluluğunun kaldırılması talebi
06 Kasım 2025 Perşembe - 18:48 AK Partili Akgül’den Esnaf Hazine Faiz Destekli Yatırım ve İşletme Kredisi’nde fatura zorunluluğunun kaldırılması talebi AK Parti Yozgat Milletvekili Abdulkadir Akgül, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda ‘Esnaf Hazine Faiz Destekli Yatırım ve İşletme Kredisi’nde esnafın fatura zorunluluğunun kaldırılması talebinde bulundu. TBMM Plan Bütçe Komisyonu, AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş’un başkanlığında toplandı. Komisyonda Hazine ve Maliye Bakanlığının 2026 yılı bütçesi ve Sayıştay raporları görüşülüyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in sunumunun ardından Komisyon üyesi milletvekillerinin konuşmasıyla süren toplantıda Komisyon üyesi olmayan milletvekilleri de görüşlerini dile getirdi. Bütçe görüşmelerinde söz alan AK Parti Yozgat Milletvekili Abdulkadir Akgül, geçen dönem Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile yürürlüğe giren ‘Esnaf ve Sanatkarlara Hazine Faiz Destekli Yatırım ve İşletme Kredisi Kullandırılmasına İlişkin Karar’da yer alan madde ile esnaf tarafından alınan kredinin harcamada fatura ile kaynaklandırmasının esnaf ve sanatkarları olumsuz etkilediğini belirterek, Bakan Şimşek’ten konuya ilişkin yeni bir düzenleme yapılmasını talep etti. Akgül, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Bu bir sene içerisinde biz buradaki bazı mevzuları tüm Türkiye’deki esnafla denemeye kalktık, uğraştık, didindik ancak başarı sağlayamadık. Şöyle ki bir kere önümüzdeki ocak ayından itibaren esnaf aldığı kredilerin yüzde 33’ünü faturalandıracak. Önümüzdeki yıl ise yüzde 70’ini faturalandıracak. Bunu sizinle konuşurken söylemiştik. Sayın Bakanım, şimdi, esnaf gerçekten küçük ve şu anda hakikaten çok sıkıntı yaşıyor. Özellikle köylere varana kadar AVM’ler açıldı. Yani esnafın bir tek desteği var, o da sübvansiyonlu kredi ve şu ana kadar Allah razı olsun destek verdiniz, 280 milyar verdiniz ve bankaya bir kuruş borcu yok. Ancak şimdi bu faturayı getirirsek yeni bir sistem geliyor. Esnaf bu faturayı bulamıyor, bulamaz ancak parayla satın alacak. Yeni bir düzen ortaya çıkacak, o da fatura satın alması." Konuşması esnasında muhalefet vekillerinden de alkış alan Akgül, CHP’li ve İYİ Partili vekiller tarafından desteklendi. Akgül, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın şu ana kadar yaptığı düzenlemelerle esnaf olmayanların esnaf kredilerine ulaşamadığının altını çizerek, "Eskiden bir yakını esnaf varken krediyi onunla alıyordu. Ama şu anda hemen anında, Maliye de, Halk Bankası da, biz de bunu önlüyoruz. Kesinlikle bir tane kaçak yok ama biz bu fatura düzenine geçersek bu demektir ki esnafın bir tane umut kapısı olan kredi de verilmeyecek, kesinlikle bunu kimse alamayacak. Kararnamede bir de diyor ki: ‘Esnafın borcu olmaması lazım.’ Borçsuz esnaf olur mu? Onun için bir gözden geçirirseniz çok sevinirim. Bunun değişmesi lazım" açıklamasında bulundu. Esnafın bir diğer talebinin prim eşitlemesi düzenlemesi olduğunu kaydeden Akgül, yeni dönemde 7200 prim günü olan Bağ-Kur’lu esnafın SSK prim günü ile eşitlenerek 5400 prim gününe düşürülmesi için çalışma başlatılmasını da talep etti.