POLİTİKA
AK Partili Vekil Sarıbaş, CHP Lideri Özel’e cevap 26 Nisan 2026 Pazar - 23:22:05 CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu için sarf ettiği "Aydın’da sokağa çıkamıyor" sözlerine, AK Parti Aydın Milletvekili Seda Sarıbaş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile cevap verdi. Sarıbaş konuyla ilgili açıklamasında "Belli ki Başkanımızın topuk sesleri sizleri ürkütmüş. Sizler, yolsuzluğu, kanunsuzluğu ve rant odaklı siyaseti kendinize yol edinenleri savunmaya, gerçeklerden kopuk polemiklerle gündemi işgal etmeye devam edebilirsiniz" ifadelerini kullandı. AK Parti Aydın Milletvekili Seda Sarıbaş, konuyla ilgili açıklamasında "CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanımız Özlem Çerçioğlu hakkında sarf ettiği mesnetsiz beyanlar, siyasi bir hazımsızlığın ve çaresizliğin dışavurumudur. Belli ki Başkanımızın topuk sesleri sizleri ürkütmüş. Sayın Özel şunu iyi bilmelidir: Özlem Başkanımız, sizin hayal ürünü iddialarınızın aksine; yaşlılarımızın hayır duasında, gençlerimizin samimi gönlünde ve Aydın halkının sarsılmaz güveninde görevini icra etmektedir. AK Parti kadroları olarak; birlik ve beraberliğimizden aldığımız güçle, gece gündüz demeden sokak sokak gezmeye, kapı kapı dolaşarak Aydınlı hemşehrilerimizin her anında yanlarında olmaya devam ediyoruz. Sizler, yolsuzluğu, kanunsuzluğu ve rant odaklı siyaseti kendinize yol edinenleri savunmaya, gerçeklerden kopuk polemiklerle gündemi işgal etmeye devam edebilirsiniz. Ancak hakikat sokağın ta kendisidir ve Aydın halkı, kimin gerçek bir hizmet sevdalısı olduğunu gayet iyi bilmektedir. Dün olduğu gibi bugün de milletin gönlünde yeri olmayanlar, sadece karalama siyasetiyle ayakta kalmaya çalışanlar yine hüsrana uğrayacaktır. Her zamanki gibi yine kaybedeceksiniz! Milletimizin emrinde, Aydın’ın hizmetinde durmaksızın çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi.
26 Nisan 2026 Pazar - 20:55 CHP Genel Başkanı Özel: "Ülkeyi düze çıkartmak için üstümüze ne düşerse yaparız, kendimizden eminiz" CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu ülkeyi düze çıkartmak için üstümüze ne düşerse yaparız. Adım adım kurtuluşa yürüyoruz, kendimizden eminiz" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Sakarya’da 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda düzenlenen "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinginde konuştu. Kentin yeterli yatırım alamadığını savunan Özel, partisinin iktidara gelmesi halinde ülkenin refaha kavuşacağını söyledi. Özel, "Bir ülkede adalet olmazsa hiçbir şey olmaz. Türkiye’de vatandaşların yüzde 82’si yargıya güvenmediğini söylüyor. Ekonomide, demokraside, yargıda kriz var. Bu düzenin adı AK Parti’nin kara düzeni. Millet, bu kara düzenden yaka silkmiş durumda ama AK Parti bunu duymak yerine milletin kararına savaş açmış durumda. İstanbul’u 30 sene yönettiler onlar kazandı, onlar yönetti kimse karışmadı. İlk başta Erdoğan türlü şeylerle suçlandı, tutuksuz yargılandı, ceza aldı, cezaevine bile telefonla çağırıldı, yanındaki koğuş arkadaşını bile kendi seçti, cezaevine balık pişirme partileri verdi, cezaevinde şiir kasetleri doldurdu çıkarttı ve sattı. Kimse engel olmadı. Şimdi öyle bir haldeki seçilmiş belediye başkanını bir iftar sofrasında diplomasını iptal eden o, ertesi sabah sahur sırasında şafak baskını yaptıran o, 4 gün emniyette tutan, sonra tutuklayan o. Bugün 403 gün oldu, rakibini hem de cezası kesinleşmeden asla ve asla suçlu denilebilecek değilken suçluymuş gibi tutan o. Devletin televizyonuna, Atatürk’ün kurduğu ajansa yalan yanlış bilgiler yaydıran, partimize, Ekrem başkanımıza ve belediye başkanlarımıza iftiralar atan, yargı savaşı başlatan o. Bunların sonunda öyle bir noktaya geldik ki ‘terörist’ dediler yalan çıktı, ‘yolsuz’ dediler bütün iddiaları boş çıktı. ‘Ajan’ dediler milletin buna gülmekten canı çıktı ama hala başkana çeşitli iftiralarla atılan bir mahkeme sürüyor" dedi. "Ülkeyi düze çıkartmak için üstümüze ne düşerse yaparız" Özel, "Her gün iddianame satır satır çürüyor, sayfa sayfa dökülüyor. Yol arkadaşlarımız dimdik duruyor. Bu operasyon başladığında ne diyorlardı, ‘Bir ay içinde iddianame çıkar. İnsan içine çıkamayacak, birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar. Hatta eşlerinin bile gözlerinin içine bakamayacak’ diyorlardı. O iddianame 1 ayda değil, 8 ayda çıktı. Dedik ki, ‘İddianame çıksın, yargılama canlı yayında yapılsın. Biz arkadaşlarımıza güveniyoruz’ dedik. Önce canlı yayını kabul ettiler, şimdi canlı yayından vazgeçtiler. Çünkü ilk günden beri atılan o yalanı bir türlü ispatlayamıyorlar. ‘560 milyar’ dediler, 560 kuruş bile yok tamamı yalan çıktı. Kendi evlerinden ayakkabı kutularıyla paralar çıkmıştı, bizden kör kuruş çıkmadı. ‘Bin 200 cep telefonu dağıtıldı’ dediler, birisi bile yok. ‘Parkelerin altında para görüntüsü’ dediler, ‘Başkasından duymuştum, beni de kandırdılar’ diye gazeteciler çıktı. Her söylediklerinin içi boş, içinde para dedikleri valizin içinden jammer çıktı. Bir yıl boyunca anlatılanların hiçbiri gerçek çıkmayacak, iddianame bom boş olacak, sonra canlı yayın sözü verenler bu sözlerinden cayacaklar. Ben diyorum ki kendine güvenen, savcısına güvenen karşımıza çıksın. Silivri’den canlı yayın yapılsın, hodri meydan. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu ülkeyi düze çıkartmak için üstümüze ne düşerse yaparız. Adım adım kurtuluşa yürüyoruz, kendimizden eminiz. Arkadaşlarımız 12 metrekarelik hücrelerinde yerin 7 kat üstündeler, birileri bin 500 odalı sarayda yerin 7 kat dibindeler" diye konuştu.
26 Nisan 2026 Pazar - 18:52 BBP Genel Başkanı Destici, Kocaeli’deki kongrede İsmail Türüt ile sahneye çıkıp türkü söyledi Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, suça sürüklenen çocuklarla ilgili yasal düzenleme yapılması gerektiğini belirterek, "Israrla sonu ölümle biten bu tür cinayetlerde yaş sınırı 15-18 değil, 15 olmalı ve 15 yaşının üstündekiler büyükler gibi ceza almalıdır dedik" dedi. Aynıca Destici, kongrede sanatçı İsmail Türüt ile "Çırpınırdı Karadeniz" türküsünü de seslendirdi. BBP Kocaeli İl Başkanlığı Olağan Kongresi, İzmit Atatürk Kapalı Spor Salonu’nda gerçekleştirildi. Kongrede partililere hitap eden Genel Başkan Mustafa Destici, suç örgütleri ve çetelerin özellikle 15 yaş üstü çocukları istismar edip kullandığına dikkati çekti. Çetelerin çocuklara "kahraman" oldukları hissini vererek istedikleri suçları işlettirdiklerini söyleyen Destici, şunları kaydetti: "Hemen hemen her gün böyle bir hadiseyle karşı karşıyayız. Onun için biz Büyük Birlik Partisi olarak ne dedik? Israrla sonu ölümle biten bu tür cinayetlerde yaş sınırı 15-18 değil, 15 olmalı ve 15 yaşının üstündekiler büyükler gibi ceza almalıdır dedik. Büyükler de bu tür saldırılarda ya da kadına karşı işlenen cinayetlerde, terör suçlarında mutlaka ama mutlaka tahliyesiz müebbet cezasına çarptırılmalı. Tahliyesiz müebbet olmazsa, idamı da kaldırmışsınız o zaman ne olur? 40 bin kişinin katili Apo için bile af gündeme gelebilir. Umut hakkından ya da teröristlere aftan bahsedilmemesi için bu tür suçlara tahliyesiz müebbet verilmelidir. Ama bu millet Büyük Birlik Partisi’ne yetkiyi, iktidarı versin; bakalım o 40 bin kişinin katili Apo’yu sallandırıyor muyuz sallandırmıyor muyuz? Bütün Türkiye ve dünya görecek." "Atina’dan bize parmak sallayamazsınız" Destici, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Yunanistan üzerinden Türkiye’ye mesaj vermesini de eleştirdi. Destici, "Türkiye’ye Yunanistan’dan, Atina’dan parmak sallayan Fransa Cumhurbaşkanı Macron’a da söylüyorum; siz o zaman bizim padişahlarımızın, sultanlarımızın eteğini öpüyordunuz. Sizin kralınız bizim vezir-i azamımızla ancak görüşebiliyordu. Padişahımızla görüşemiyordu. Yalvardınız yakardınız kraliçelerinizi gönderdiniz Osmanlı saraylarına ve Osmanlı sizi düşmanlarınızdan korudu. Bugün Fransa diye bir cumhuriyet varsa bunu önce Osmanlı’ya borçlusunuz. Onun için haddinizi bileceksiniz. 400 yıl bizim bayrağımız dalgalanan Atina’dan bize parmak sallayamazsınız. Gün gelir o şanlı bayrak Atina’da da tekrar dalgalanır, gün gelir siz yine bizim cumhurbaşkanımızın, devlet başkanlarımızın elini eteğini öpmek zorunda kalırsınız. Onun için haddinizi bileceksiniz. Eğer Türkiye, Yunanistan’a saldırmaya ya da Yunanistan’la savaş yapmaya karar verse sen mi kurtaracaksın Yunanistan’ı? Ama bizim böyle bir niyetimiz yok. Biz barış istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Bizdeki soysuzlar dün yine ’Soykırım’ dediler" Ermeni iddialarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Destici, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın "Bunu geride bırakalım" söylemine karşın içerideki bazı kesimlerin tutumunu eleştirdi. "Paşinyan bile soykırım demezken bizdeki soysuzlar dün yine ’Soykırım’ dediler" diyen Destici, "Evet, bizdeki soysuzlar bunu söylemeye devam ediyorlar. Bu soysuzlar asla ve kat’a bizden değil. Bunlar asla iyi niyetli değil. Bunların dillerinde barış var ama gerçek niyetleri, ellerinden gelse bu memlekette kendilerinden başka, kendilerine itaat etmeyen bir Allah’ın kulunu bırakmamaktır. Çünkü ellerine fırsat geçtiğinde neler yaptıklarını gördük" dedi. "Sen hangisinden rahatsız oldun ey CHP il başkanı?" Gaziantep’te 23 Nisan töreninde çocuk mehter takımına sırtını dönen CHP İl Başkanı ve beraberindeki gruba da tepki gösteren Destici, "Çocuğa sırt dönülür mü Allah aşkına? Hata yapan çocuğa bile sırt dönülmez. Mehter bölüğü kurmuşlar, ’Ceddin Deden’i söylüyorlar, ’Çırpınırdı Karadeniz’i söylüyorlar, ’Türkler Geliyor’u söylüyorlar. Sen hangisinden rahatsız oldun ey CHP il başkanı? Çırpınırdı Karadeniz’den mi rahatsız oldun, Ceddin Deden’den mi rahatsız oldun, Türkler Geliyor’dan mı rahatsız oldun, Zafer Marşı’ndan mı rahatsız oldun? Sen hangisinden rahatsız oldun? Ama siz ne kadar rahatsız olursanız olun bu topraklarda ’Ya Allah, Bismillah, Allahuekber’ demeye devam edeceğiz. Bu topraklarda Çırpınırdı Karadeniz’i okumaya devam edeceğiz. Bu topraklarda Ceddin Deden’i söylemeye devam edeceğiz. Siz de engelleyemeyeceksiniz, başkaları da engelleyemez" dedi. "Kentte sıkılmadık el bırakmayacağız" BBP Kocaeli İl Başkanı Metehan Küpçü ise göreve geldikleri günden bu yana 12 ilçe başkanı ve 41 kişilik yönetim kurulu ile sahada olduklarını belirterek, "Biz göreve geldiğimizden bugüne birçok faaliyetimizi gerçekleştirdik. ’Kentte sıkılmadık el, girilmedik gönül bırakmayacağız’ dedik. O sebeple de mücadelemizi sonuna kadar 12 ilçe başkanım, ben dahil 41 kişilik yönetim kurulu üyesi kardeşlerimle beraber önce yüce Türk milletine, sonra Büyük Birlik Partisi’ne ve sonra Cumhur İttifakı’na yakışır icraatları Kocaeli’de sizlerle beraber gerçekleştirdik. Bundan sonraki süreçte kentimizde daha fazla nasıl birlik ve beraberliği sağlayabiliriz, bu salonları dolup taşacak kıvama nasıl getirebiliriz, onun için mücadele edeceğiz" dedi. Destici ve İsmail Türüt Çırpınırdı Karadeniz’i seslendirdi Konuşmasının ardından sahneye davet edilen BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, sanatçı İsmail Türüt ile birlikte "Çırpınırdı Karadeniz" türküsünü seslendirdi. Programda birlik mesajı veren Türüt, "Bir şey sormak istiyorum; samimi duygularımla söylüyorum. Bu memleketin sevdalıları, Türk milliyetçileri, bayrak sevdalıları niye böyle paramparça? Bize yazık olsun be" dedi. Türüt’ün sözleri üzerine Destici, "Büyük birlik olmak zorundayız, büyük birlik olmaktan başka çaremiz yok" ifadelerini kullandı.
Iğdır’daki 25 aşiretten Bahçeli’nin açıklamalarına destek: "Barış süreci tarihi bir fırsat"
27 Kasım 2025 Perşembe - 12:32 Iğdır’daki 25 aşiretten Bahçeli’nin açıklamalarına destek: "Barış süreci tarihi bir fırsat" MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Terörsüz Türkiye Komisyonu’nun İmralı’ya gidişine ilişkin değerlendirmesinde kullandığı, "Yeter ki Türk milleti barış, huzur ve sükûnet bulsun… Bizim sonumuz da varsın dar ağacı olsun." sözleri, bölgedeki kanaat önderlerinden geniş destek gördü. Kadim Aşiretler Federasyonu’na bağlı Iğdır’daki 25 aşiretin liderleri ve yaklaşık 150 kanaat önderi, düzenlenen ortak basın açıklamasıyla Bahçeli’nin sözlerine ve yürütülen barış sürecine destek verdiklerini duyurdu. Açıklama, Kadim Aşiretler Federasyonu Iğdır İl Başkanı Ferhat Armağan tarafından yapıldı. "Ülke güzel bir barış sürecine girdi" Armağan, Iğdır’da bulunan 25 aşiret adına yaptığı konuşmada, Türkiye’de yeni bir barış ikliminin oluştuğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Gerçekten ülkemiz güzel bir barış sürecine girdi. Bu süreci Sayın Cumhurbaşkanımızın, Sayın Devlet Bahçeli’nin ve DEM Parti’nin güçlü bir şekilde sürdürdüğünü görüyoruz. Burada bulunan 25 aşiret ve 150’ye yakın kanaat önderi olarak üç partiyi tebrik ediyor, süreci desteklediğimizi ilan ediyoruz." "Bu birliktelik tarihi bir sınavdır" Armağan, AK Parti, MHP ve DEM Parti’nin sürece verdiği desteğin Türkiye için önemli bir eşik olduğunu belirterek tüm siyasi partilere çağrıda bulundu: "Milletimiz bu barışı istiyor. Diğer siyasi partilerin de bu üç partiye destek vermesini canı gönülden arzu ediyoruz. Bu barış süreci herkes için bir sınavdır. Eğer amaç gerçekten milletin ve devletin menfaatiyse, bu sürece katkı verilmelidir. Tüm siyasi partilerin kuruluş amaçlarına ve bugüne kadar yaptıkları açıklamalara baktığımızda, ülkenin birliği, barışı ve gelişmesi için verdikleri sözleri görüyoruz. Biz, bu barış sürecini onların bu vaatlerinin gerçek bir sınavı olarak değerlendiriyoruz." Armağan, Türkiye’nin küresel baskılar ve bölgesel riskler altında bulunduğunu ifade ederek, birlik ve beraberliğin zorunlu olduğunu vurguladı: "Ülkemiz maalesef küresel güçlerin ciddi sıkıntısı altındadır. Bu yüzden bu birlik beraberliğe mecburuz. Doğu, Güneydoğu ve tüm Türkiye olarak barış sürecine tüm gücümüzle destek veriyoruz." "Bahçeli’ye teşekkür ediyoruz" Armağan, açıklamasında MHP lideri Devlet Bahçeli’ye özel teşekkür de iletti: "Sayın Devlet Bahçeli’ye gerçekten teşekkür etmek istiyoruz. Çok fedakarca ve kahramanca bu barış sürecine destek veriyorlar. Biz de millet olarak bu kahramanca sürecin arkasındayız." "Tarihi fırsatı kaçırmamalıyız" Aşiret liderleri, açıklamanın sonunda barış sürecinin "tarihi bir fırsat" olduğunu ifade ederek tüm siyasi aktörleri sorumluluk almaya davet etti.
Bakan Güler: "Askeri hastanelerin açılması için çok yoğun çalışma var"
27 Kasım 2025 Perşembe - 00:13 Bakan Güler: "Askeri hastanelerin açılması için çok yoğun çalışma var" Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Askeri hastanelerin açılması için çok yoğun çalışma var" dedi. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş’un başkanlığında Milli Savunma Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesi ve kesin hesabının görüşmek üzere toplandı. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, görüşmelerin ardından milletvekillerinin sorularını yanıtlayarak, değerlendirmelerde bulundu. Mağarada şehit olan 12 asker ve İskenderun’da şehit olan 2 asker hakkında konuşan Güler, "Bütün olaylar operasyonel, idari ve teknik boyutlarıyla tek tek incelenmiş, hiçbir ayrıntı görmezden gelinmemiştir. Merkezde Bakanlığımız, sahada komutanlıklarımız ve ilgili tüm kurumlarımız oluşabilecek zafiyet alanlarını tespit etmiş, birlik güvenliğini artırmaya dönük yeni tedbirleri süratle sahaya yansıtmıştır. Nitekim İskenderun Denizli Eğitim Er Alay Komutanlığı’nda iki Mehmetçiğimizin şehit olduğu olaya dair araştırma süreci büyük bir hassasiyetle yürütülmüş, kastı, kusuru veya ihmali tespit edilen alay ve tabur komutanları dahil dört personelin Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişiği kesilmiş, sekiz personeli ise kusur derecelerine göre çeşitli disiplin cezaları da verilmiştir. Adli süreç de İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından yürütülmektedir" ifadelerini kullandı. "Her komutan, şehadet mertebesinin verilmesi için gerekli tüm işlemleri titizlikte kayıt altına almakta ve takip etmektedir" "Şehitlik statüsü ise hem toplumumuzun ortak vicdanında hem de hukuki düzenlemelerimizde çok özel ve titizlikle korunan bir kavramdır" diyen Güler, "İlgili yönetmelikler ve yargı içtihatları çerçevesinde uygulama yapılmakla birlikte personelini görev esnasında kaybeden her komutan, geride kalanlara bir manevi miras olacak şehadet mertebesinin verilmesi için gerekli tüm işlemleri titizlikte kayıt altına almakta ve takip etmektedir" dedi. "Ölüm veya yaralanma ile sonuçlanan her olayda adli ve idari soruşturma açılmaktadır" Güler, "Ölüm veya yaralanma ile sonuçlanan her olayda şehadet, kaza veya intihar adli ve idari soruşturma açılmakta, olay en ince ayrıntısına kadar araştırılmakta ve sorumluluğu tespit edilenler hakkında gerekli işlemler yapılmaktadır. Özellikle bu intihar vakaları ile ilgili Silahlı Kuvvetlerimizde uzun yıllardan beri uygulamakta olduğumuz bir yöntemi de sizlere arz etmek isterim. Bu intihar vakası tespit edildiği andan itibaren derhal ailesine haber veriyoruz. Ailesi ’Gelmek istemiyorum’ dese dahi biz bütün masraflarını karşılayarak aileyi birliğe getiriyoruz. Orada bir salonu kendilerine tahsis ediyoruz. Çocuğun, şehidimizin en samimi bütün arkadaşlarını, erbaş ve erler bunlar, hepsini oraya seçiyorlar kendileri, girmek isteyenlerin hepsi oraya giriyor. Hiçbir subay, astsubay rütbeli olmadan onlar orada kendileriyle oturuyorlar, dertleşiyorlar. En sonunda kapıyı açıyorlar. ’Evet ben buna razı oldum’ ya da ’Hayır ben razı değilim kardeşim, mahkeme devam etsin’. Kendisi zaten demese de mahkeme devam ediyor" dedi. TSK’ya siyasetin müdahil olduğu şeklindeki eleştirilere cevap veren Bakan Güler, "İnanın bana değerli vekillerim, bugüne kadar bir tane siyasetle ilgili bir şey benim önüme gelmemiştir" diyerek, "Şimdi bana bir tane örnek gösterin, ben kabul edeceğim. Gösteremezsiniz" dedi. "Askeri hastanelerin açılması için çok yoğun çalışma var" Askeri hastanelerin yeniden açılıp, açılmayacağı konusunda milletvekillerine bilgi veren Bakan Güler, "Askeri hastanelerle ilgili zaten açılması için çok yoğun çalışma var. Çok yoğun. Bizim askeri hastanelerle ilgili özellikle tabip ihtiyacımızı karşılamak için GATA’daki üniversitede her sene bunları yapıyoruz. Şu anda 744 küsur doktor adayı oradaki üniversitede okuyor. Bu sene 147 tane tabibimiz mezun oldu ve bunların hepsini kıtalarımıza gönderdik" dedi. Azerbaycan-Gürcistan sınırında düşen C-130 askeri kargo uçağı hakkında da konuşan Güler, "Havacılıkta eski uçak yeni uçak diye bir şey yok. Yani siz bugün ben 2025 model parçayı takıyorsan motoru koyuyorsan üstüne, uçak 2025 tarihlidir. Böyle bir şey bu. Çünkü çok ince ve çok zor ve çok ağır bakımlardan geçiyorlar. Yani eski uçak diye bir uçağımız yok bizim. 250 tane F-16’mız var. Siz öyle bakarsanız hepsi eski. Hayır, biz hepsini şu anda tepe tepe kullanıyoruz. Böyle bir risk olsa kabul eder miyiz? Hayatımız geçti onlarla. Bu uçaklarımız üç kademeli bakıma giriyorlar. Bir arıza olduğu zaman buna bakan başka bir yerimiz var, oraya gidiyorlar. Fabrika seviyesi bakım: Her 69 ayda bir full bakıma giriyorlar; her şey sökülüyor, inceleniyor, bakılıyor, değişecekler değişiyor, gerisini atıyor. 1957 yılından itibaren C-130’ları kullanmaya başladık. Bu tarihe kadar bugüne kadar C-130’larımızdan hiçbir kaza olmadı. Bir tane 99’da bir tane uçakta motorunda bir yangın, hafif yangın çıktı. Dünyanın en emniyetli uçakları, toprak yol dahil hepsine inip kalkma özelliği var. İsterseniz bir toprağın üzerine indirip kaldırabilirsiniz. Bunun dışında ilk kazamız bu. 57’den bugüne kadarki ilk kazamız" şeklinde konuştu.
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Ülkemizde haberin akışı dünyadaki haber akışından 5-10 kat daha hızlıdır"
26 Kasım 2025 Çarşamba - 22:51 TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Ülkemizde haberin akışı dünyadaki haber akışından 5-10 kat daha hızlıdır" 10 kat daha hızlıdır" dedi. TBMM’de, Meclis Tören Salonu’nda Anadolu Ajansı tarafından ’Haber Ajansı Ödülleri’ töreni düzenlendi. Törene, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, grup başkan vekilleri, milletvekilleri ve davetliler katıldı. Tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Törende konuşan TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Hem hız, hem güvenilirlik, hem de gerçekten tarafsız bir şekilde haberlerin verilebilmesi, dünya kamuoyu ile paylaşılması her şeyden daha önemli. Dünyanın her yerinde habercilik zor ancak Türkiye’de çok daha zor çünkü ülkemizde haberin akışı herhalde dünyadaki haber akışından 5-10 kat daha hızlıdır. Neredeyse aynı gün içerisinde sadece siyasi olarak söylemiyorum; bir Avrupa ülkesinde yaşanan olayların 3-5 katını ülkemizde yaşıyorsunuz ve hemen değişiyor, 2 saat sonra bambaşka bir gündem ortaya çıkıyor. Bu bakımdan da haberin doğru, düzgün, güvenilir bir şekilde sunulması ve dünya kamuoyu ile paylaşılması fevkalade hassas bir beceri haline geliyor. Bu durumu özellikle Türk medyası açısından altını çizmek istiyorum" diye konuştu. Medya reyting ve dezenformasyon konusunda riskler olduğundan bahseden Kurtulmuş, "Tabii medyada iki önemli riskin de karşımızda durduğunu düşünerek, söylediklerimizin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görebiliriz. Bunlardan birisi reyting hastalığıdır. Reyting almak için doğru veya yanlış haberler servis edilir ve ondan sonra doğru olmayan haberlerin ayıklanabilmesi için ayrı bir çaba ortaya konulur. Bir diğer meselemiz ise dezenformasyondur. Dünyada her zaman bu iki durum olmuştur ama özellikle haberin süratli bir biçimde değiştiği bir ortamda bu iki riskin daha çok arttığını görüyoruz. Bunun içinde güvenilir, ciddi olma meselesinin her şeyden öne çıktığını ifade etmek istiyorum" şeklinde konuştu. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un konuşmasının ardından 8 haber kategorisinde ödüller sahiplerine verildi.
Bakan Kacır: "Türkiye’nin Ar-Ge harcamalarını 1,2 milyar dolardan 19,9 milyar dolara yükselttik"
26 Kasım 2025 Çarşamba - 22:24 Bakan Kacır: "Türkiye’nin Ar-Ge harcamalarını 1,2 milyar dolardan 19,9 milyar dolara yükselttik" Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "2002’den bu yana Türkiye’nin Ar-Ge harcamalarını 1,2 milyar dolardan 19,9 milyar dolara yükselttik. Ar-Ge harcamalarının millî gelirimizdeki payı binde beşten yüzde 1,46’ya yükseldi. Bu oran, İtalya ve İspanya gibi ülkelerdekiyle yakın seviyede" dedi. 7. Ar-Ge ve İnovasyon Zirvesi Esenler Yıldız Teknik Üniversitesi Kongre Merkezi’nde düzenlendi. Programa Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Esenler Kaymakamı Süleyman Özçakıcı, Yıldız Teknopark Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammet Garip, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal, Yıldız Teknik Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Vatan Karakaya, TUSAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Cihad Vardan, Mimar ve Mühendisler Grubu Genel Başkanı Yavuz Sarı ve çok sayıda katılımcı katıldı. Programda ilk olarak Gazi Üniversitesi’nde akademik çalışmalar yürüten Gazzeli Kahalid Lubbad projesinin sunumunu yaptı. Ardından program protokol konuşmaları ile devam etti. Programda Mimar Mühendisler Grubu Genel Başkanı Sarı tarafından Bakan Kacır’a hediye takdim edildi. Program sonunda ise Kacır, protokol eşliğinde fuar alanını gezerek gençlerden projeleri hakkında bilgi edindi. Zirvede konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Dünya koşar adım ilerlerken, biz yerimizde saymaya, kendi içimize kapanmaya mahkûm bırakıldık. 2000’li yılların henüz başında Ar-Ge ve inovasyon; sanayicimiz için bir ‘külfet’, hatta kaçınılması gereken bir ‘macera’ olarak addediliyordu. Üniversitelerimiz ile sanayimiz arasına, adeta görünmez duvarlar örülmüştü. Yetişen mühendislerimizden Ar-Ge ve inovasyon adına çok kısıtlı düzeyde yararlanabiliyorduk. 2000’li yıllar öncesinde, ne Ar-Ge politikaları yeterince hayata geçirilebildi ne kritik araştırma altyapıları kurulabildi ne de özel sektör teknolojide güçlü bir atılım yapabildi. Bu gidişatı Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde değiştirdik" dedi. "İnsansız hava aracı üretiminde dünya lideriyiz" Savunma sanayisinden bahseden Bakan Kacır, "Tesis ettiğimiz güçlü siyasi istikrar ve oluşturduğumuz öngörülebilir yatırım iklimiyle muazzam kazanımlar elde ettik. Bu başarıların en görünür olduğu alan da milli savunma sanayiimiz oldu. Savunma sanayiinin Türkiye’de yüksek teknolojinin öncüsü hâline gelmesi bir tesadüf değil. Uzun vadeli devlet politikalarımızın, millî ve özgün ürünlere öncelik veren tedarik yaklaşımımızın, Ar-Ge ve yatırım süreçlerini tek elden koordine eden yönetim kabiliyetimizin ve en önemlisi de güçlü insan kaynağımızın doğal bir sonucudur. Bir zamanlar savunma ürünlerinde yüzde 80 oranında dışa bağımlıyken, bugün kendi insansız hava araçlarını, kendi mühimmatını, uçaklarını, helikopterlerini, uydularını, radar ve elektronik harp sistemlerini geliştiren ve üreten bir ülkeyiz. İnsansız hava aracı üretiminde dünya lideriyiz. Kendi seyir füzelerimizi kendi jet motorlarımızla üretiyoruz. Hava savunma sistemlerinin radarlarını da, füzelerini de kendi imkanlarımızla geliştiriyoruz. Ürettiğimiz tüm sistemlerin alt sistemlerinde, bileşen düzeyinde dışa bağımlılığı ortadan kaldırıyoruz. Bu tablo; milletimize imkan verildiğinde, önlerindeki engeller kaldırıldığında neleri başarabileceğinin en somut ispatıdır" şeklinde konuştu. "Türkiye’nin Ar-Ge harcamalarını 1,2 milyar dolardan 19,9 milyar dolara yükselttik" Kacır, 2002 yılından itibaren Türkiye’de ki Ar-Ge harcamalarını ise şu şekilde aktardı: "2002’den bu yana Türkiye’nin Ar-Ge harcamalarını 1,2 milyar dolardan 19,9 milyar dolara yükselttik. Ar-Ge harcamalarının milli gelirimizdeki payı binde beşten yüzde 1,46’ya yükseldi. Bu oran, İtalya ve İspanya gibi ülkelerdekiyle yakın seviyede. 2002’de 29 bin olan Tam Zaman Eşdeğer Ar-Ge çalışan sayımız şimdi 310 bini aştı. Özel sektörün Ar-Ge harcamalarındaki payı yüzde 29’dan yüzde 68’e yükseldi. Geçtiğimiz yıl imalat sanayiinde gerçekleştirilen Ar-Ge harcamalarının yüzde 47’si yüksek teknoloji, yüzde 40’ı orta-yüksek teknoloji alanında faaliyet gösteren girişimlerce gerçekleştirildi." "Milletimizin 60 yıllık hasretini dindiren, ‘Devrin’ otomobili olarak yollara çıkan Togg’dur" Togg’un elektrikli otomobil segmentinde liderliği elde ettiğini belirten Bakan Kacır, "Sayıları 113’ü bulan teknoparklarımızda, 12 binden fazla firmamız inovasyon odaklı çalışmalar yürütüyor. İşte inşa ettiğimiz bu muazzam altyapının ve teknoloji ikliminin en somut eserlerinden biri; milletimizin 60 yıllık hasretini dindiren, ‘Devrim’ arabalarının önünü kesenlere inat, ‘Devrin’ otomobili olarak yollara çıkan Togg’dur. 2023’ten bu yana seri üretime hız kesmeden devam eden markamız kalitesiyle elektrikli otomobil segmentinde liderliği elde etti. Teknoloji geliştirme ve üretmede elde ettiğimiz bu başarılar, ülkemizin fikri mülkiyet kapasitesinde de büyük bir sıçramayı beraberinde getirdi. Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü’nün 2025 Dünya Fikri Mülkiyet Göstergeleri Raporu ülkemizin yükselişini açıkça ortaya koyuyor" ifadelerini kullandı. "Teknoloji ihracatımız 2002’de sadece 10 milyar dolar iken, geçtiğimiz yıl 108 milyar doları aştı" Kacır, "Yerli patent başvurularında artık dünyada 10. ülkeyiz. 2002’de 414 olan yerli patent başvuru sayısı geçtiğimiz yıl 10 bini aştı. Yerli patent artış hızında dünyanın en hızlı yükselen ilk üç ülkesi arasındayız. Uluslararası patent başvurularında, kadın buluşçu oranında yüzde 26,1 ile dünya lideriyiz. Son 15 yılda yüksek teknoloji üretim endeksimiz 7,8 katına, orta-yüksek teknoloji üretim endeksimiz 3,4 katına yükseldi. Orta-yüksek ve yüksek teknoloji ihracatımız 2002’de sadece 10 milyar dolar iken, geçtiğimiz yıl 108 milyar doları aştı. Bu tablo; araştırmacılarımızın, mühendislerimizin, girişimcilerimizin ve sanayicilerimizin teknoloji ve inovasyon alanında ortaya koyduğu büyük emeğin bir yansımasıdır" diye konuştu. "Piyasa koşullarının 3’de 1’ine kadar inebilen finansman maliyetiyle kredi imkanı sunuyoruz" Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programı ile ilgili konuşan Bakan Kacır, "Cari dengemizi destekleyecek, kritik ve stratejik sektörlerde üretim kabiliyetimizi genişletecek projelere uygun koşullarda finansman desteği sağlamak üzere Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programı’nı hayata geçirdik. Öncelikli alanlarda belirlediğimiz 284 ürün ve 261 teknoloji başlığına yönelik yatırımlara 2 yıl geri ödemesiz, 10 yıl vadeli, piyasa koşullarının 3’de 1’ine kadar inebilen finansman maliyetiyle kredi imkanı sunuyoruz. Program kapsamında teknolojik değerlendirmesini Bakanlığımızca olumlu yönde tamamladığımız 73 projenin toplam büyüklüğü 397 milyar düzeyinde" dedi. "Tarihimizin en büyük ölçekli teşvik programı olan HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı’dır" Kacır, "Ülkemizi yeni teknoloji yatırımlarının küresel üssü haline getirmek için attığımız en önemli adımlardan biri de tarihimizin en büyük ölçekli teşvik programı olan HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı’dır. İleri teknoloji yatırımlarına kapsamlı teşvik çerçevesi sunan program kapsamında, yalnızca bir yıl gibi kısa bir sürede; elektrikli araç, güneş hücresi ve biyoteknoloji gibi alanlarda 4,5 milyar dolarlık yatırımların ülkemize yönelmesini temin ettik" şeklinde konuşmalarını sürdürdü. "Milli Teknoloji Atölyeleri’mizde yetişen gençlerimiz Türkiye’nin yarınlarını adım adım inşa ediyor" TEKNOFEST’ler de gençlerin ‘milli teknoloji akıncısı" olarak yetiştiğini belirten Bakan Kacır, TEKNOFEST’ler de, Deneyap Teknoloji Atölyeleri’mizde, bilim merkezlerimizde, Milli Teknoloji Atölyeleri’mizde yetişen gençlerimiz; insansız hava araçlarından yapay zekâ projelerine, robotikten biyoteknolojiye teknolojinin farklı sahalarında Türkiye’nin yarınlarını adım adım inşa ediyor. Her biri, geleceğin kritik teknolojilerini geliştirecek bilgi birikimine, vizyon ve kararlılığa sahip birer ’milli teknoloji akıncısı’ olarak yetişiyor. İnsan kaynağımızın bu eşsiz gücü, Türkiye’yi teknoloji odaklı kalkınmada yeni bir sıçrama noktasına hazırlıyor" ifadelerini kullandı.
İletişim Başkanı Duran: "DSÖ Avrupa Ödülü, Cumhurbaşkanı’mızın insani diplomasi anlayışının tescili niteliği taşımaktadır"
26 Kasım 2025 Çarşamba - 19:58 İletişim Başkanı Duran: "DSÖ Avrupa Ödülü, Cumhurbaşkanı’mızın insani diplomasi anlayışının tescili niteliği taşımaktadır" Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a takdim edilen ’Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Ödülü’yle ilgili, "Bu gurur verici ödül aynı zamanda Türkiye’nin Sayın Cumhurbaşkanı’mızın vizyonu doğrultusunda geliştirdiği insani diplomasi anlayışının tescili niteliği taşımaktadır" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, 11. Tıp Kurultayı ve TÜSEB Aziz Sancar Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri Töreni’nde takdim edilen Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Ödülü’ne ilişkin, "Bu son derece anlamlı ödül, Filistin halkına yönelik olağanüstü insani çabaları, destekleri ve Gazze’den gerçekleştirilen tıbbi tahliyelerde sergilediği örnek insanlık ve liderlik sebebiyle, DSÖ Avrupa Direktörü Dr. Hans Kluge tarafından Sayın Cumhurbaşkanımıza takdim edildi. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın küresel insani meselelere karşı sergilediği kararlı liderliğin uluslararası arenada ne derece karşılık bulduğunu bir kez daha gördük" dedi. Duran, Gazze’de yaşanan ağır tabloya rağmen insani yardımın sürmesi, tıbbi tahliyelerin güvenle gerçekleştirilmesi ve mazlumların sesinin duyurulmasının, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kişisel takibi, iradesi ve liderliğiyle mümkün olduğunu vurgulayarak, "Filistin meselesindeki insani hassasiyetini yıllardır istikrarlı biçimde sürdüren yaklaşım, hem bölgede hem de uluslararası platformlarda güçlü bir yankı uyandırmaktadır. Bu gurur verici ödül aynı zamanda Türkiye’nin Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonu doğrultusunda geliştirdiği insani diplomasi anlayışının tescili niteliği taşımaktadır. Sağlık yardımlarından tahliye operasyonlarına, diplomatik girişimlerden uluslararası farkındalık çalışmalarına kadar tüm süreçler, Türkiye’nin mazlumların yanında olma iradesini ve devlet kapasitesini bütün dünyaya göstermiştir. Bu anlayışla, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, mazlumların yanında olmaya, her platformda haklarını savunmaya devam edeceğiz" açıklamasında bulundu.