POLİTİKA
Muhtarlardan birlik beraberlik mesajı 21 Nisan 2026 Salı - 12:46:25 Türkiye’nin dört bir yanından Karabük’te buluşan muhtarlar, yerel yönetimlerin önemini vurgularken, Manisa’yı temsilen katılan İzmir Muhtarlar Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi ve Yunusemre Muhtarlar Derneği Başkanı Bedriye Pehlivan, buluşmayı değerlendirdi. Karadeniz Muhtarlar Federasyonu Başkanı İbrahim Harmanbaşı öncülüğünde Karabük’te düzenlenen geniş katılımlı Muhtarlar Buluşması, Türkiye genelinden gelen federasyon ve dernek temsilcilerinin yoğun ilgisiyle gerçekleştirildi. Toplantıya Manisa’yı temsilen katılan İzmir Muhtarlar Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi ve Yunusemre Muhtarlar Derneği Başkanı Bedriye Pehlivan, yerel yönetimlerde muhtarların rolüne dikkat çekerek, buluşmanın oldukça verimli geçtiğini anlattı. Program kapsamında ilk olarak Karabük Valisi Oktay Çağatay, Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya ve Karabük Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Solmaz makamlarında ziyaret edildi. Ziyaretlerde karşılıklı hediye takdimleri yapılırken, kültürel dayanışma örnekleri sergilendi. Etkinliğin devamında Karabük Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen "Çocuklarda Şiddet, Ekran Zorbalığı ve Madde Bağımlılığı ile Mücadele" konulu konferansa katılan heyet, toplumsal sorunlara karşı ortak mücadele vurgusu yaptı. Konferansın ardından değerlendirmelerde bulunan Bedriye Pehlivan, "Geleceğimiz olan çocuklarımızı korumak hepimizin ortak sorumluluğu. Muhtarlar olarak mahallelerimizde bu bilinci yaymak için daha fazla çalışacağız" dedi. Program çerçevesinde Bulak Mencilis Mağarası, Kristal Cam Teras ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Safranbolu Evleri de ziyaret edildi. Tarihi ve kültürel mirasa hayran kalan katılımcılar, bölgeye büyük ilgi gösterdi. Toplantının bir diğer ayağında CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay ve Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen buluşmada, muhtarların yerel yönetimlerdeki etkin rolü masaya yatırıldı. Burada da söz alan Bedriye Pehlivan, "Muhtarlar, vatandaş ile devlet arasında en güçlü köprüdür. Bu tür organizasyonlar birlik ve beraberliğimizi pekiştiriyor" ifadelerini kullandı. Organizasyona katılan ve İzmir Muhtarlar Federasyonu üyesi olan Yunusemre ve Demirci Muhtarlar Derneği üyeleri, ulaşım desteği sağlayan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’ya ve programın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.
21 Nisan 2026 Salı - 12:36 MHP lideri Bahçeli: "Okul saldırılarının sebepleri ve sonuçlarının arka plandaki gelişmelerle birlikte ele alınması zaruridir" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Okul saldırılarının sebepleri ve sonuçlarının arka plandaki gelişmelerle birlikte ele alınması zaruridir" dedi. MHP lideri Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Sözlerine 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayarak başlayan Bahçeli, "1918’den 1920’ye uzanan dönem, Türk milleti bakımından yalnız askerî mağlubiyetlerin, diplomatik tazyiklerin, işgal dayatmalarının ve coğrafi kuşatmanın devri olarak okunamaz. O yıllar, bütün yıkıntıların arasından devlet fikrinin hangi şartlarda diri kalabileceğini, millet iradesinin hangi eşiklerde yeniden kurucu bir mahiyet kazanabileceğini gösteren derin bir tarih imtihanıdır. 23 Nisan 1920’de tecessüm eden hakikat, tam da bu tarihî eşikte aranmalıdır. Türk milleti, istiklal mücadelesini yalnız cephedeki silah kudretiyle yürütmemiş, temsil fikriyle, hukuk şuuru ile ve Meclis iradesiyle tahkim etmiştir. Bu bakımdan Birinci Meclis, savaş şartlarının zorunlu kıldığı geçici bir teşekkül olarak görülemez. O Meclis, milletin kaderini başkalarının insafına terk etmeyen kurucu bir tarih aklının, devlet iradesine dönüşmüş hâlidir" ifadelerini kullandı. "Bir milletin geleceğe dair iddiası, en berrak şekilde çocuklarına bakışında görünür" 23 Nisan’ın "Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" olarak kutlanmasının Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk nesillerine verdiği önemin en açık tezahürlerinden biri olduğunu dile getiren Bahçeli, "Devlet yalnız bugünün emniyetini sağlamak için kurulmaz; dünün hafızasını, bugünün mesuliyetini ve yarının emanetini aynı süreklilik düzeni içinde taşımak için kurulur. Çocuk ise bu sürekliliğin en saf, en narin ve en belirleyici varlığıdır. Bir milletin geleceğe dair iddiası, en berrak şekilde çocuklarına bakışında görünür; zira çocuk, yalnız korunması gereken bir emanet değil, devlet fikrinin yarına uzanan canlı cevheridir. Çünkü çocuk, ailenin sevinci olduğu kadar milletin devam fikridir. Çocuk, bir okulun öğrencisi olduğu kadar devletin yarınki insan mayasıdır. Çocuk, korunması gereken bir emanet olduğu kadar toplumun ahlakî seviyesini gösteren en berrak aynadır. Bir milletin çocuklarına bakışı, aslında kendi geleceğine bakışıdır. Bir devletin çocukları koruma biçimi ise yalnız bugünkü şefkatini değil, yarına dair tasavvurunu, insan anlayışını ve medeniyet iddiasını da ortaya koyar. Hakimiyet, millet nezdinde egemen kılınırken çocuklarımızın varlığında ebedi kılınmıştır. İşte bu sebeple 23 Nisan, atiye olan ahdimizdir. Evlatlarımız; bu topraklarda sürecek hükümranlığımızın, yazılacak hikayelerimizin, söylenecek sözlerimizin, yazılacak şiirlerimizin, dilden dile dolanacak türkülerimizin beyannamesidir" dedi. "Eğitim, doğrudan doğruya millî beka meselesidir. Eğitim, milletin istikbal meselesidir" Eğitimin günübirlik siyasi çekişmelerin, dar ideolojik hesapların, kısır polemiklerin konusu olmadığının altını çizen Bahçeli, "Eğitim, doğrudan doğruya millî beka meselesidir. Eğitim, milletin istikbal meselesidir. Eğitim, ağacın yaşken eğildiği, karakterin küçük yaşta yoğrulduğu, bir milletin yarınlarda nasıl bir hüviyete kavuşacağının tayin edildiği hayati bir merhaledir. Okullarımız; ilim ve fennin zihinlere kazındığı kadar vatan ve millet sevgisinin minik yüreklere nakşedildiği asli mevzilerdir. Okullarımız; İstiklal Marşı’nın tarihi önemiyle birlikte anlamının kavranıldığı, özgürlüğün kıymetinin öğretildiği, aidiyet duygusunun evlatlarımızın ruhlarında kök saldığı şahsiyet inşa alanıdır. Millî eğitim ile temel hedefimiz, diploma sahibi fakat istikametsiz evlatlar değil; vatan bilen, yurt bilen, milletini seven, devletini sayan; fikri diri, ahlakı metin, iradesi sağlam nesiller yetiştirmektir. Türk gençliği; test ile tost arasına sıkışmış, beş şık arasına hayallerini sığdırmak zorunda kalmış, sınavdan sınava koşup puan biriktiren, sertifika kovalarken hayatı kaçıran bir gençlik olmamalıdır" diye konuştu. "Okul saldırılarının sebepleri ve sonuçlarının arka plandaki gelişmelerle birlikte ele alınması zaruridir" Konuşmasının devamında Şanlıurfa’da ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okullardaki saldırılara ilişkin değerlendirmede bulunan Bahçeli, "Elim hadiselerin; sığ, yüzeysel ve tek boyutlu değerlendirmelerle geçiştirilmeleri mümkün değildir. Bu vahim gelişmeler; vicdanlarda derin yarıklar açmıştır. Sürecin tüm sebepleri, sonuçlarının ve arka plandaki gelişmelerle birlikte; serinkanlı, sağduyulu ve çok yönlü bir bakış açısıyla ele alınması zaruridir. Burada mesele yalnız bir asayiş dosyası olarak ele alınamaz. Karşımızdaki tablo, çağımızın çocuk ruhu üzerinde kurduğu baskılarla, aile bağlarında meydana gelen gevşemeyle, okul ikliminin ihtiyaç duyduğu destekle, dijital dünyanın denetimsiz alanlarıyla ve toplumsal değer aktarımındaki kırılmalarla birlikte değerlendirilmelidir. Bir çocuğun zihninde şiddet, öfke, yalnızlık ve taklit arzusu aynı anda birikiyorsa, orada yalnız ceza hukukunun konusu bulunan bir fiil meydana gelmez; aynı zamanda toplumun dikkatle okuması gereken bir işaret belirir. Modern çağın tehlikeleri çoğu zaman eski çağların tehlikeleri gibi açık, görünür ve sınırları belli biçimde gelmez. Bazen bir ekranın arkasından gelir. Bazen oyun dili içinde gelir. Bazen arkadaş çevresi zannıyla gelir. Bazen yalnızlaşmış bir çocuğun sessizliğine siner. Bazen algoritmaların yön verdiği öfke, sanal kalabalıkların kışkırttığı taklit, aidiyet arayan bir ruhun zayıf anına yerleşir" dedi. "Evlatlarımız, geleceğimiz dijital bir kuşatma altındadır" Dijitalleşmenin her geçen gün daha da yaygınlaştığını dünyada çocukların ekran başında geçirdikleri sürelerin de aynı oranda artmasını ve sosyal medya platformlarında kullanılan saldırgan dile çocukların daha fazla maruz kaldığını belirten Bahçeli, "Akran zorbalığının arkadaş grupları, mesajlaşma ve sohbet uygulamaları ve oyunlar içinde sinsice yaygınlaşması, çocuklarımızın ruh sağlıklarını örselemekte, kimlik gelişimlerine zarar vermekte ve sosyal hayatlarını içten içe aşındırıp onları sanal dünyaya mahkum etmektedir. Evlatlarımız, sosyal medya platformlarında aldıkları beğeni sayılarıyla kendi değerlerini tartmakta; artan takipçi sayılarıyla itibar kazandıklarını zannetmekte, bir parmak hareketi ile verilen anlık tepkiler ile hakiki duyguları ister istemez birbirine karıştırmaktadır. Evlatlarımız, geleceğimiz dijital bir kuşatma altındadır. Teşhiri mahremiyetin önüne geçiren anlık ve geçici zaferler, emek ve sabrın önüne geçmektedir. Akranları arasında sistematik olarak alaya, linçlere, aşağılamalara, dışlamalara maruz kalan bir yavrumuzun tertemiz kalbinde kapanması zor yaralar açmaktadır. Parlak ekranların sunduğu evrenin büyüsüne kapılan yavrularımız; dikkat eksikliği ve uyku problemleri arasında yitip gitmektedir" diye konuştu. "Biz bu meselenin üzerini örtenlerden değil; kökünü kazıyanlardan olacağız" Okuldaki saldırıların çözümünün yalnızca okul kapısında bekleyecek güvenlik görevlisinin varlığı olmadığını dile getiren Bahçeli, "Çözüm yalnızca adım başı duvarlara asılacak kameralar değildir. Hadise vuku bulduktan, canlarımız yuvalarından uçtuktan sonra pansuman tedbirler sıralamak bizim meşgalemiz değildir. Mesele daha derindedir, mesele daha vahimdir, mesele daha geniştir. Biz bu meselenin üzerini örtenlerden değil; kökünü kazıyanlardan olacağız. Ve bu mücadele, günü kurtarmanın değil, geleceği inşa etmenin mücadelesidir. Aileyi tahkim etmeden, mektepleri terbiye ve şahsiyet inşa eden asli mevkiine yeniden kavuşturmadan, rehberlik ve psikososyal destek mekanizmalarını kuvvetlendirmeden bize rahat yoktur. Aile, çocuğun ilk mektebidir. Okul, çocuğun ikinci evidir. Devlet, çocuğun en geniş himaye çatısıdır. Bu üç halka arasında bağ zayıflarsa çocuk yalnızlaşır. Yalnızlaşan çocuk, bazen kendisini sanal kalabalıkların içinde arar. O kalabalıklar ise her zaman masum bir arkadaşlık zemini sunmaz. Orada merhamet yerine alay, sabır yerine öfke, dostluk yerine sürü psikolojisi, hayat sevgisi yerine şiddet merakı bulunabilir. O hâlde yapılması gereken, çocuklarımızı yalnız disiplinle kuşatmakla sınırlı kalamaz. Onları dinlemek, anlamak, yönlendirmek, meşgul etmek, güvenli bir anlam dünyası içinde büyütmek ve şahsiyet sahibi kılmak gerekir. Çocuk yalnız emir isteyen bir varlık değildir; ilgi isteyen, aidiyet isteyen, görülmek isteyen, güven isteyen bir emanettir" dedi. "Hiç kimse evlatlarımızın üzerinden siyaset üretmeye, heves etmemelidir" Bugünkü çağrılarının sağduyu çağrısı olduğunu ifade eden Bahçeli, "Sağduyu, acıyı hafife almak anlamına gelmez. Sağduyu, hakikati öfkeye teslim etmeden söyleme kudretidir. Sağduyu, cezanın hukuk içinde, tedbirin hikmet içinde, merhametin adalet içinde aranmasıdır. Sağduyu, toplumun kendisini kaybetmeden kendisini onarma iradesidir. Çocuğun her şeyden evvel masumiyetin adı olduğu bir dünyada; masumiyeti suçlulukla yan yana getiren her tablo; toplumsal düzenimizi, değerlerimizi ve zihinlerimizi felce uğratmaktadır. Böylesi vahim ve hassas hadiselerde yetkili makamların görevlerini hiçbir baskı, hiçbir yönlendirme, hiçbir siyasi hesap altında kalmadan; sükûnetle, suhuletle ve devlet ciddiyeti içinde yürütmesi hayati önemdedir. Olayların bütün yönleri açıklığa kavuşmadan sarf edilen her peşin hüküm, kurulan her fırsatçı cümle, yapılan her siyasi savrulma; hakikatin üzerini örtmekten, acıyı istismar etmekten, çocuklarımızın hayatlarına bir yara daha açmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Hiç kimse evlatlarımızın canı üzerinden söz devşirmeye, milletin gözyaşı üzerinden siyaset üretmeye, böylesi elim hadiseleri günübirlik polemiklerin harcına katmaya heves etmemelidir. Bizim talebimiz açıktır, bizim beklentimiz nettir, bizim çağrımız gecikmeye tahammülü olmayan bir mecburiyettir: Sebepler sonuna kadar araştırılmalıdır. İhmaller varsa birer birer ortaya çıkarılmalıdır. Sorumluluk zinciri saklanmadan tespit edilmelidir" diye konuştu. "Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir, onun hükmü vakti geldiğinde tecelli edecektir" Cumhur İttifakı’nın krizden medet umanların değil, çözüm arayanların, kaosun kokusunu alınca el ovuşturanların değil, düzeni sağlayanların, varlık cephesi olduğunu belirten Bahçeli, "Cumhur İttifakı’nın omuzlarında yükselen Terörsüz Türkiye süreci; evlatlarımızın can emniyeti, sınırlarımızın dokunulmazlığı, iç cephemizin sağlamlığı, milli birliğimizin muhafazası ve Türkiye Cumhuriyeti’nin önündeki kanlı ve karanlık engel ile emellerin bütünüyle tasfiyesi demektir. Terörsüz Türkiye hedefi, yalnızca bugünün değil, yarınların da meselesidir. Terörün gölgesinin düştüğü bir coğrafyada kalıcı kalkınmadan, güçlü demokrasiden, huzur ve barıştan bahsetmek mümkün değildir. Cumhur İttifakı, terörden arınmış, iç ve dış kuşatmaları yarmış, ekonomik darboğazdan kurtulmuş, lider ülke Türkiye’nin sigortasıdır. Son günlerde hiç durmadan yinelenen vakitsiz seçim çağrısı; basiretsiz muhalefetin ayak oyunlarıdır. Seçim diye tutturanlar, milletin derdiyle değil, kendi telaşlarıyla konuşmaktadır. Yersiz ve vakitsiz özgüven patlamaları yaşayıp ölçüyü kaçıranların Türkiye’nin gündemini tayin etmeye kalkması boş bir gayrettir. Seçim, siyasi cambazlıklarla, yapay kriz çığırtkanlıklarıyla öne sürülecek bir oyuncak değildir. Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir, onun hükmü vakti geldiğinde tecelli edecektir. Ara formüllere, dolambaçlı yollara, keyfi oyunlara mahal verilmeyecektir. Ara veya erken seçim diye tutturanlara diyeceğimiz de budur: Türkiye’nin istikbaliyle oynatmayız, istikrarı tartışmaya açmayız, ikbal hesaplarına huzurumuzu peşkeş çekmeyiz, milli iradeyi istismar siyasetine kurban etmeyiz" şeklinde konuştu.
21 Nisan 2026 Salı - 12:14 Bakan Göktaş: "(Kahramanmaraş’taki okul saldırısı) Bu bir günlük bir süreç değil, biz orada 6 aylık bir eylem planı oluşturduk" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Kahramanmaraş’ta okul saldırısıyla ilgili bakanlık olarak 6 aylık bir eylem planı hazırladıklarını belirterek, "Kayıp yaşayan bütün ailelere yas danışmanı tahsis ettik. Süreçten etkilenen çocuklara yönelik psikososyal destek süreçlerini başlattık" dedi. Bakan Göktaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı’nın ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Kahramanmaraş’ta bir okulda meydana gelen saldırının ardından bakanlık olarak yürüttükleri çalışmalara ilişkin soru üzerine Göktaş, olayın vuku bulduğu andan itibaren sahada olduklarını ve Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile ortak özel bir ekip kurduklarını hatırlattı. Göktaş, "’Olayın vuku bulduğu ilk andan itibaren 102 personelimizle sahadaydık. Okul çevresindeki 216 haneyi ziyaret ederek 146 aileyle doğrudan temas kurduk. Bu görüşmeler neticesinde 12 haneden çocuklarımız için psikososyal destek talebi aldık" diye konuştu. Sürecin sadece kısa süreli bir müdahale olmadığını, uzun vadeli bir çalışma planladıklarını vurgulayan Göktaş, "Bu bir günlük bir süreç değil, biz orada 6 aylık bir eylem planı oluşturduk. Kayıp yaşayan bütün ailelere yas danışmanı tahsis ettik. Hem psikososyal destek süreçleri yürüttük hem de sürece tanık olan mahalle sakinleriyle bireysel görüşmeler yaptık. Olayı görmese bile süreçten etkilenen çocuklara yönelik psikososyal destek süreçleri başlattık" ifadelerini kullandı. "Her okula özel bir birim kurduk" Kahramanmaraş’taki çalışmaların sürekliliğini sağlamak adına Gaziantep’ten de personel görevlendirmesi yapıldığını bildiren Bakan Göktaş, şunları kaydetti: "Bu süreçte destek takviye ekibi ile beraber her okula özel bir ekip, bir birim kurduk. Sadece okul veya mahalle bazlı bir çalışma değil. Çalışan meslek gruplarına dair psikososyal destek süreci, vaka yönetimi ve ardından normalleşme süreci ile ilgili bir çalışma yürütüyoruz. Arkadaşlarımız ilk andan itibaren taziye evlerinde de görev yaptı ancak şu an ailelere yönelik özel çalışmalarımız devam ediyor. Özellikle depremde ebeveyn kaybı yaşamış ve bu son olaydan etkilenmiş çocuklarımızı hassasiyetle tespit ediyoruz." Tedavisi süren yaralı çocukların durumunu da yakından takip ettiklerini, taburcu olanları evlerinde ziyaret ederek ailelerine rehberlik ve danışmanlık hizmeti sunduklarını anlatan Göktaş, "Sadece ailelere değil, olay anında görev yapan kamu çalışanlarımıza ve il müdürlüğü personelimize de destek sağlıyoruz. Bölge halkının hizmetlerimize yaklaşımı oldukça olumlu. Ayrıca, süreci daha yerinden yönetebilmek amacıyla Hayrullah Mahalle Muhtarlığı bünyesinde bir Psikososyal Destek (PSD) Görüşme Ofisi’ kurmayı planlıyoruz. Şu an sadece Kahramanmaraş özelinde ayrı bir çalışma yürütmemiz gerekiyor. Ama 81 ile yönelik de çok daha kapsamlı çalışmalar yürütüyoruz" açıklamasında bulundu.
Başkan Yılmaz, gençleri başkentte karşıladı
04 Aralık 2025 Perşembe - 15:39 Başkan Yılmaz, gençleri başkentte karşıladı Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, "Ankara Çıkarması" projesi kapsamında başkente gelen gençlerle Ankara’da bir araya geldi. Sabah saatlerinde şehre ulaşan öğrencileri karşılayan Başkan Yılmaz, gün boyu süren gezi programına eşlik etti. Şehitkamil Belediyesi tarafından Cumhuriyet’in kurulduğu mekanları gençlere yerinde anlatmayı amaçlayan Ankara Çıkarması projesi kapsamında başkente giden gençleri Başkanı Umut Yılmaz karşıladı. Program kapsamında Başkan Yılmaz ve öğrenciler, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Gaziantep Milletvekili Abdulhamit Gül ve Sermet Atay’ı ziyaret etti. TBMM koridorlarını gezen gençler, Genel Kurul Salonu’nda Meclis’in çalışma yapısı ve Cumhuriyet tarihindeki önemi hakkında detaylı bilgi aldı. "Ankara gezileri devam edecek" Gençler, milletvekillerinin tecrübelerini dinlerken, ülke yönetimine dair merak ettikleri soruları sorma fırsatı buldu. Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, projenin büyük ilgi gördüğünü belirterek "Cumhuriyetimizin kurulduğu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının bağımsızlık mücadelesini yürüttüğü bu önemli mekanları gençlerimize göstermek bizim için büyük bir gurur. Şu ana kadar 20 bin gencimizi Ankara’ya getirdik. Gençlerimizin, özellikle de öğrencilerimizin tarihle, kültürle ve devlet kurumlarıyla iç içe bir deneyim yaşamasını istiyoruz. Kısa süre içerisinde 10 bin kişiyi daha Ankara’ya getirmeyi planlıyoruz" dedi. Hem moral hem milli bilinç Yılmaz, projeye katılan gençlerin hem moral bulduğunu hem de milli bilinç kazandığını ifade ederek, "Bu ziyaretler sayesinde gençlerimiz ülkemizin yönetim merkezini yerinde görme fırsatı buluyor. Onlarla birlikte zaman geçirmek, onların heyecanına ortak olmak bizim için büyük bir mutluluk. Bundan sonra da gençlerimizin eğitimine, gelişimine ve geleceğine dokunan projelere devam edeceğiz" şeklinde konuştu. Gün boyu Ankara gezisi TBMM ziyaretinden sonra program Anıtkabir, Birinci ve İkinci Meclis binaları ile başkentin önemli kültürel merkezlerinin gezilmesiyle sürdü. Gün boyu süren Ankara temasları, gençlerin hafızasında unutulmaz hatıralar bırakırken, Şehitkamil Belediyesi’nin gençlere yönelik sosyal projeleri bir kez daha takdir topladı. Gençlere yönelik sürpriz projeler geliyor Başkan Yılmaz, gençlere yönelik sürpriz çalışmaların yakın zamanda başlayacağını müjdeleyerek, "Biz gençlerimizin enerjisine, vizyonuna ve hayallerine güveniyoruz. Onlara kalıcı bir gelecek perspektifi sunmak istiyoruz. Şehitkamil’de gençlerle ilgili tüm planlamalarımızı onların enerjisi, vizyonu ve beklentileri doğrultusunda yapıyoruz. Onlara daha iyi bir gelecek hazırlamak için yeni projelerimizi tamamlıyoruz. Çok yakında gençlerimizle paylaşacağımız yeni sürpriz projeler olacak. Şehitkamil’de gençlerin söz sahibi olduğu, üretime ve gelişime katkı sunduğu güçlü bir gençlik modeli kuruyoruz" ifadelerini kullandı.
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Herkesin sürecin bundan sonraki en hassas dönemini siyasi pozisyonlarının malzemesi haline getirmemesi lazım"
04 Aralık 2025 Perşembe - 15:24 TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Herkesin sürecin bundan sonraki en hassas dönemini siyasi pozisyonlarının malzemesi haline getirmemesi lazım" TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Yüz düşünüp bir konuşma, hatta bin düşünüp bir konuşmanın gerektiği günlere giriyoruz. Herkesin öncelikle bu sürecin bundan sonraki en hassas dönemini siyasi pozisyonlarının malzemesi haline getirmemesi lazım. Hepimizin siyaset fikirleri farklı, siyasi partileri farklı, anlayışları, kanaatleri farklı ama herhalde ortak olduğumuz nokta artık bu memlekette silahlar sussun, terör sona ersin, analar ağlamasın, ocaklar sönmesin ve bu milletin geleceği bir şekilde karanlık ellere teslim edilmesin" dedi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Milli Dayanışama, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu toplantısı öncesinde koordinatör grup başkanvekilleri ve İmralı’yı ziyaret eden milletvekilleri ile toplantı yaptı. Kurtulmuş, daha sonra yaptığı açıklamada sürecin en hassas, en hızlı, en kritik anlarına girdiklerini belirterek, "Şimdiye kadar hassasiyetle çalışmaları yürüttük, bu noktaya kadar geldik. Devlet politikası olarak sürdürülen bu süreç, devletin bütün ilgili kurumları vasıtasıyla sahada ve bir şekilde örgütle yapılan temaslarla bugüne kadar getirildi. Bu sürecin bir al ver süreci olmadığını, bir pazarlık süreci olmadığını, örgütün kendisini feshetme kararını ortaya koyduktan ve silahları teslim etme sürecine sembolik bir törenle başladıktan sonra bu süreç hızlanmış ve siyaset de üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmek için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bulunan partilerimizden 11’inin ittifakıyla bu komisyonu kurmuş ve bugüne kadar getirmiştir. Bu tarihi süreci, komisyon da tarihi sorumluluklarını yüklenerek yerine getiriyor. Bundan sonraki süreçte çok daha dikkatli olmamız gereken, çok daha hassas davranmamız gereken bir sürece girdiğimiz aşikardır. Bunu başta kendim olmak üzere her birimize önemli bir uyarı olarak ortaya koymak istiyorum. Şimdiye kadar 130 kişi ve kuruluşu dinledik. En son 18. komisyon toplantımızda toplantıya katılanların beşte üç çoğunluğuyla alınan yani nitelikli çoğunlukla alınan karar gereği komisyonumuzda grubu bulunan partileri temsil eden birer temsilcinin adaya gitmesi yönünde bir karar alındı. Üç siyasi parti temsilcisini gönderdi. Komisyonda bulunan partilerle ziyaret 24 Kasım tarihinde bildiğiniz gibi gerçekleştirildi. Bu ziyaretin gerçekleştirilmesiyle birlikte komisyonumuzun dinleme faslı nihayete ermiştir. Böylece komisyon farklı toplumsal kesimleri, bu konunun tarafı olanları ve bu süreçlerde mağdur olanları da dinlemiş ve bu son ziyaretle birlikte süreç dinleme faslı tamamlanmıştır" ifadelerini kullandı. Komisyonun rapor hazırlamasıyla tarihi sürecin önemli bir eşiğinin geçilmiş olacağını belirten Kurtulmuş, komisyonun hassas bir noktaya geldiğini ifade etti. Kurtulmuş, "Yüz düşünüp bir konuşma, hatta bin düşünüp bir konuşmanın gerektiği günlere giriyoruz. Herkesin öncelikle bu sürecin bundan sonraki en hassas dönemini siyasi pozisyonlarının malzemesi haline getirmemesi lazım. Hepimizin siyaset fikirleri farklı, siyasi partileri farklı, anlayışları, kanaatleri farklı ama herhalde ortak olduğumuz nokta artık bu memlekette silahlar sussun, terör sona ersin, analar ağlamasın, ocaklar sönmesin ve bu milletin geleceği bir şekilde karanlık ellere teslim edilmesin. Onun için özellikle bunun siyasi malzeme yapılmaması konusunu her birinizden istirham ediyorum. Bir başka önemli konu, burada basınımızın da üstüne çok büyük sorumluluklar düşüyor. Zaman zaman bu uyarıyı yaptım ama hissediyoruz buna ihtiyaç var. Sürecin aslı kim ne dedi, nereden geldi, nereye gitti, bütün bunlardan daha önemlisi ortaya hangi somut sonuçlar konuldu? Önemli olan bu siyasi süreçte budur. Yani sürecin magazinleştirilmemesi için de olağanüstü bir gayret sarf etmemiz gerektiği kanaatindeyim. Ayrıca dil, uslup ve davranışlarımıza da bazen dikkat etmemiz gerektiği bir süreçteyiz" dedi.
Başkan Hamamcı "İnönü’nün geleceğine değer katacak çalışmaları kararlılıkla sürdüreceğiz"
04 Aralık 2025 Perşembe - 15:13 Başkan Hamamcı "İnönü’nün geleceğine değer katacak çalışmaları kararlılıkla sürdüreceğiz" İnönü Belediye Başkanı Serhat Hamamcı, başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere ilçeye katkı ve destek sağlayanlara teşekkür ederek İnönü’nün geleceğine değer katacak çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı Hamamcı, katıldığını Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) gerçekleştirilen AK Parti Grup Toplantısı’nın ardından bir değerlendirme yaptı. Grup toplantısının ardından bakanlar ve milletvekillerinin katılımıyla düzenlenen değerlendirme toplantısına da iştirak eden Hamamcı, toplantıda İnönü Belediyesi tarafından yürütülen çalışmalar, devam eden projeler ve planlanan yatırımlar hakkında istişarelerde bulundu. "İlçenin geleceğine değer katacak çalışmalar sürecek" İnönü Belediye Başkanı Serhat Hamamcı, ilçeye sağlanan katkı ve desteklerden dolayı başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere; önceki dönem Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ve Milletvekili Fatih Dönmez’e, önceki dönem Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı ve Milletvekili Prof. Dr. Ayşen Gürcan’a, Milletvekili Nebi Hatipoğlu’na ve AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak’a teşekkür etti. Başkan Hamamcı, birlik ve beraberlik içerisinde İnönü’nün geleceğine değer katacak çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu
04 Aralık 2025 Perşembe - 14:59 Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Yüz düşünüp bir konuşma hatta bin düşünüp bir konuşmanın gerektiği günlere giriyoruz. Herkesin öncelikle bu sürecin bundan sonraki en hassas dönemini siyasi pozisyonlarının malzemesi haline getirmemesi lazım. Hepimizin siyaset fikirleri farklı, siyasi partileri farklı, anlayışları, kanaatleri farklı ama herhalde ortak olduğumuz nokta artık bu memlekette silahlar sussun, terör sona ersin, analar ağlamasın, ocaklar sönmesin ve bu milletin geleceği bir şekilde karanlık ellere teslim edilmesin" dedi.Kurtulmuş, Milli Dayanışama, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu öncesinde koordinatör Grup Başkanvekilleri ve İmralı’yı ziyaret eden milletvekilleri ile toplantı yaptı.Kurtulmuş, Türkiye’nin sürecin en hassas, en hızlı, en kritik anlarına girdiklerini belirterek, "Şimdiye kadar hassasiyetle çalışmaları yürüttük. Bu noktaya kadar geldik. Devlet politikası olarak sürdürülen bu süreç devletin bütün ilgili kurumları vasıtasıyla sahada ve bir şekilde örgütle yapılan temaslarla bugüne kadar getirildi. Bu sürecin bir al ver süreci olmadığını, bir pazarlık süreci olmadığını, örgütün kendisini feshetme kararını ortaya koyduktan ve silahları teslim etme sürecine sembolik bir törenle başladıktan sonra, bu süreç hızlanmış ve siyasette üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmek için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bulunan partilerimizden 11’inin ittifakıyla bu komisyonu kurmuş ve bugüne kadar getirmiştir. Bu tarihi süreci komisyonda tarihi sorumluluklarını yüklenerek yerine getiriyor. Bundan sonraki süreçte çok daha dikkatli olmamız gereken, çok daha hassas davranmamız gereken bir sürece girdiğimiz aşikardır. Bunu başta kendim olmak üzere her birimize önemli bir uyarı olarak ortaya koymak istiyorum. Süreç bu anlamda şimdiye kadar 130 kişi ve kuruluşu dinledik. En son 18. komisyon toplantımızda toplantıya katılanların beşte üç çoğunluğuyla alınan yani nitelikli çoğunlukla alınan karar gereği komisyonumuzda grubu bulunan partileri temsil eden birer temsilcinin adaya gitmesi yönünde bir karar alındı. Üç siyasi parti temsilcisini gönderdi. Komisyonda bulunan partilerden ve ziyaret 24 Kasım tarihinde bildiğiniz gibi gerçekleştirildi. Bu ziyaretin gerçekleştirilmesiyle birlikte komisyonumuzun dinleme faslı nihayete ermiştir. Böylece komisyon bu konuyla ilgili farklı toplumsal kesimleri bu konunun tarafı olanları ve bu süreçlerde mağdur olanları da dinlemiş ve bu son ziyaretle birlikte de süreç dinleme faslı tamamlanmıştır" ifadelerini kullandı.Kurtulmuş, komisyonun rapor hazırlamasıyla tarihi sürecin önemli bir eşiği atlatacağını söyleyerek, komisyonun hassas bir noktaya geldiğini ifade etti. Kurtulmuş, "Yüz düşünüp bir konuşma hatta bin düşünüp bir konuşmanın gerektiği günlere giriyoruz. Herkesin öncelikle bu sürecin bundan sonraki en hassas dönemini siyasi pozisyonlarının malzemesi haline getirmemesi lazım. Hepimizin siyaset fikirleri farklı, siyasi partileri farklı, anlayışları, kanaatleri farklı ama herhalde ortak olduğumuz nokta artık bu memlekette silahlar sussun, terör sona ersin, analar ağlamasın, ocaklar sönmesin ve bu milletin geleceği bir şekilde karanlık ellere teslim edilmesin. Onun için özellikle bu siyasi malzeme yapılmaması konusunu her birinizden istirham ediyorum. Bir başka önemli konu, burada basınımızın da üstüne çok büyük sorumluluklar düşüyor. Zaman zaman bu uyarı yaptım ama hissediyoruz. Buna ihtiyaç var. Sürecin aslı kim ne dedi, ne dedi, nereden geldi, nereye gitti, bütün bunlardan daha önemlisi ortaya hangi somut sonuçlar konuldu? Önemli olan bu siyasi süreçte budur. Yani sürecin magazinleştirilmemesi için de olağanüstü bir gayret sarf etmemiz gerektiği kanaatindeyim. Ayrıca dil, uslup ve davranışlarımıza da bazen de dikkat etmemiz gerektiği bir süreçteyiz" dedi.
"Dağ Yöresi, Bursa’nın geleceğine damga vuracak"
04 Aralık 2025 Perşembe - 14:47 "Dağ Yöresi, Bursa’nın geleceğine damga vuracak" Bursa’nın Büyükorhan ilçesindeki 90 yıllık Piribeyler Tren İstasyonu’nu ziyaret ederek, bölgenin turizm potansiyeline dikkat çeken Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, "Dağ yöresi hem doğal yapısıyla hem tarımsal gücüyle hem de turizm fırsatlarıyla Bursa’nın geleceğine damga vuracak" dedi. Bursa’da altyapıdan tarıma, turizmden ulaşım yatırımlarına kadar birçok projeyi hayata geçiren Büyükşehir Belediyesi, dağ bölgesinin ekonomik yapısını güçlendirmek ve kırsaldan kente göçün önüne geçmek için çalışmalarını sürdürüyor. 90 yıllık tren istasyonuna ziyaret Büyükorhan ilçesi Piribeyler Mahallesi’ni ziyaret eden Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, 1935 yılından bu yana hizmet veren tren istasyonunun da bulunduğu bölgenin potansiyeline dikkat çekti. Muhtarlar ve vatandaşlarla samimi bir şekilde sohbet eden Başkan Mustafa Bozbey, hem istasyonun hem de Piribeyler’deki doğal güzelliklerin taşıdığı turizm potansiyeli hakkında fikir alışverişinde bulundu. "Bölgenin konforunu arttıracağız" Yaklaşık 90 yıldır doğanın içinde, sessizce çalışan istasyonun yıllardır bölgenin hafızasında nasıl bir yer tuttuğunu yerinde gördüğünü belirten Başkan Mustafa Bozbey, hattın geçmişte olduğu gibi bugün de bölgeye katkı sunması için çalışmaya devam edeceklerini ifade etti. Piribeyler’in kıymetli mirasını geleceğe taşımayı sürdüreceklerini dile getiren Başkan Mustafa Bozbey, "Yıllardır ilçe sakinleri trene binerek Kütahya, Balıkesir, Eskişehir, Ankara ve İzmir’e gidebiliyor. Bursalıları da bu bölgeyi ziyaret etmeye davet ediyorum. Treni kullanarak doğal güzelliklerin içinde seyahat yapma keyfini yaşayacaklar. Aslında Bursa’dan trenin geçtiğinin bilinmesini, Piribeyler İstasyonu’nun tanınmasını ve Bursalıların kullanmasını istiyoruz. Bölgenin canlanması için çalışıyoruz ve çalışmaya da devam edeceğiz. Hem çiftçimizi destekliyoruz, hem bölgenin sorunlarını en aza indirmeye çalışıyoruz hem de tarihi ve turizm potansiyelini değerlendiriyoruz. Bölgenin konforu artıracağız ve bölge insanın gülümsemesini sağlayacağız" diye konuştu. "Dağ yöremizin insanı da gülümseyecek" Göreve geldikleri günden bu yana dağ ilçelerinde yoğun çalışma yürüttüklerini hatırlatan Başkan Mustafa Bozbey, "Muhtarlarımızın ağırlıklı olarak yol talepleri oluyor. Bugüne kadar 160 kilometreyi geçen soğuk asfalt çalışmamız oldu. 32 bin ton civarında sıcak asfaltı dağ bölgesindeki yollarımızla buluşturduk. Halkımızı konforlu bir ulaşım ağına kavuşturduk. BUSKİ aracılığıyla altyapı projelerini de sürdürüyoruz. Dağ yöremizin insanı da gülümseyecek" dedi. "Dağ yöresinin doğal yapısını korumalıyız" Dağ bölgesinde çiftçilik ve hayvancılık yapan aile işletmelerine de desteklerinin sürdüğünü aktaran Başkan Mustafa Bozbey, "Dağ yöresinin hem doğal yapısını korumak, hem hayvancılığı ve çiftçiliği geliştirmek, hem de doğa turizmini yaygınlaştırmak adına yoğun çalışma yürütüyoruz. Halkımızın topraklarına sahip çıkmasını istiyoruz. Biz destek olmaya devam edeceğiz. Bazı ürünlerde hem ekip yaptırıyoruz hem de satın alma garantisi veriyoruz. Farklı projeleri, dağ yöresinde uygulayacağız" dedi. Başkan Mustafa Bozbey’e dağ ilçelerine verdiği değerden dolayı teşekkür eden vatandaşlar, Bursa’nın sessiz gücü olan dağ yöresinin Büyükşehir Belediyesi’nin yatırım ve destekleriyle canlandığını söyledi.
Adalet Bakanı Tunç: "Terörsüz Türkiye sürecini sabote etmek isteyenlere karşı uyanık olacağız"
04 Aralık 2025 Perşembe - 14:14 Adalet Bakanı Tunç: "Terörsüz Türkiye sürecini sabote etmek isteyenlere karşı uyanık olacağız" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Bayburt ziyaretinde "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin açıklamalarda bulunarak, süreci sabote etmek isteyenlere karşı mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi. Tunç, AK Parti’nin 23 yıldır iktidarda kalmasının sebebinin "eser siyaseti" olduğunu vurguladı. Bayburt’ta temaslarda bulunan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Vali Mustafa Eldivan, Belediye Başkanı Mete Memiş ve il protokolünü ziyaret ederek kentte yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. Şehir merkezinde esnaf ziyareti gerçekleştiren Tunç, daha sonra AK Parti teşkilatıyla bir araya geldi. Kentte önemli yatırımların devam ettiğini belirten Tunç, Erzurum-Bayburt güzergâhındaki Kop Tüneli’nin trafiği rahatlatacağını, yapımı süren Bayburt Havalimanı’nın ise gurbette yaşayan Bayburtlular için büyük kolaylık sağlayacağını söyledi. Tunç ayrıca yeni yapılacak Bayburt Adliye Binası’nın temel atma törenine katılacağını hatırlatarak, binanın 1,5 yıl içinde tamamlanmasının planlandığını ifade etti. "23 yıldır kesintisiz eser siyaseti yürütüyoruz" AK Parti’nin 23 yıldır iktidarda kalmasının nedeninin milletin güveni olduğunu vurgulayan Tunç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın demokrasi tarihinde en uzun süre görev yapan lider olduğunu belirtti. Partinin yıllar boyunca pek çok saldırıyla karşılaştığını dile getiren Tunç, "Gezi olaylarından 17-25 Aralık kumpaslarına, sokak kalkışmalarından parti kapatma davalarına kadar birçok tuzakla karşılaştık ama milletimiz her seferinde bize yol açtı" dedi. "Terörsüz Türkiye sürecinde tarihi bir döneme giriyoruz" Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarıyla başlayan "Terörsüz Türkiye" sürecinin önemine dikkat çeken Tunç, terör örgütünün silah bırakması ve kendini feshetmesi yönünde adımların atıldığını vurguladı. Tunç, süreçle ilgili sabotaj girişimleri olabileceğini belirterek şu değerlendirmelerde bulundu: "Bu süreci sabote etmek isteyenler çıkabilir. Geçmişte olduğu gibi terörün yeniden hortlamasını isteyenler olabilir. Biz bu tuzaklara karşı uyanık olacağız. Şehit ailelerini incitecek hiçbir adımı bugüne kadar atmadık, bundan sonra da atmayacağız." "Bugün yargı bağımsız ve tarafsızdır" Geçmiş dönemlerdeki yargı örneklerini hatırlatan Tunç, 27 Mayıs, 12 Eylül ve 28 Şubat süreçlerinde yargının vesayet altında olduğunu belirtti. 15 Temmuz’da yargının milletle birlikte hareket ederek darbecilere karşı durduğunu ifade eden Tunç, "Bugün yargı milli iradeden yana, hukuk devletinden yana, darbeciden de yolsuzluk yapandan da hesap soran bir yapıya kavuştu" dedi. "Türkiye Yüzyılı’nı birlikte inşa edeceğiz" Pandemi, depremler ve bölgesel savaşların ekonomiyi olumsuz etkilediğini anımsatan Tunç, milletin alım gücünü artırmaya yönelik çalışmaların devam ettiğini söyledi. Türkiye’nin savunma sanayiinden enerji hamlelerine kadar her alanda ilerlediğini belirten Tunç, "2028’e giderken daha güçlü, daha dirayetli, mazlumun hakkını savunan bir Türkiye oluşturacağız" diye konuştu.
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Oktay: "Çatışmaların ülkemizin münhasır ekonomik bölgesine sıçraması asla kabul edilemez"
04 Aralık 2025 Perşembe - 13:47 TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Oktay: "Çatışmaların ülkemizin münhasır ekonomik bölgesine sıçraması asla kabul edilemez" TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, "ABD Başkanı Trump tarafından 28 maddelik bir belge Ukrayna ve Rusya tarafına geçtiğimiz ay iletildi. Detayları kamuoyu tarafından da bilinen söz konusu öneriye Ukrayna ve Avrupa ülkelerinin karşı çıktığı, Ukrayna ve Rusya liderlerinin ABD’li temsilcilerle söz konusu belgeye ilişkin müzakereleri devam ettirdiğini izliyoruz. Bir yandan bu süreç devam ederken, savaşın özellikle Karadeniz’de sivil taşımacılığa sıçraması bir endişe kaynağıdır. Çatışmaların ülkemizin münhasır ekonomik bölgesine sıçraması asla kabul edilemez" dedi. Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, Komisyon toplantısında konuştu. Oktay, Ukrayna-Rusya arasındaki savaşa değinerek, "Ukrayna’daki savaş var gücüyle devam ederken, bazı barış girişimlerinin yapılmakta olduğuna tanık oluyoruz. ABD Başkanı Trump tarafından 28 maddelik bir belge Ukrayna ve Rusya tarafına geçtiğimiz ay iletildi. Detayları kamuoyu tarafından da bilinen söz konusu öneriye Ukrayna ve Avrupa ülkelerinin karşı çıktığını, Ukrayna ve Rusya liderlerinin ABD’li temsilcilerle söz konusu belgeye ilişkin müzakereleri devam ettirdiğini izliyoruz. Bir yandan bu süreç devam ederken, savaşın özellikle Karadeniz’de sivil taşımacılığa sıçraması bir endişe kaynağıdır. Çatışmaların ülkemizin münhasır ekonomik bölgesine sıçraması asla kabul edilemez. Bu tür saldırılar, tüm kıyıdaşlar için deniz trafiği, can ve mal güvenliği açısından son derece tehlikelidir. Bu konuda taraflarla gerekli temaslar yapılmaktadır. Karadeniz’in tüm kıyıdaşlar için bir barış alanı olarak kalması önemlidir. Bu kapsamda Türkiye olarak savaşan iki tarafı masada buluşturarak, her iki ülkenin de kabul edebileceği bir ateşkesin ve barışın sağlanması için çabalarımızı ve katkılarımızı sürdürüyoruz. Ukrayna Devlet Başkanı Zelensky’nin ülkemize yaptığı son ziyaret, bunu takiben Sayın Cumhurbaşkanımızın Rusya Devlet Başkanı Putin ve Avrupalı liderlerle yaptığı telefon görüşmeleri bu açıdan son derece değerlidir. Başta İstanbul sürecini devam ettirmek olmak üzere savaşın sona ermesi için diplomatik çabalarımıza, bu meyanda parlamenter diplomasi faaliyetleriyle de buna destek olmaya devam ediyoruz" dedi. Gazze’de 20 maddelik Barış Planı’nın imzalandığına dikkat çeken Oktay, "Gazze’ye gelecek olursak, 20 maddelik Barış Planı, BM Güvenlik Konseyi tarafından 17 Kasım 2025 tarihinde 2803 sayılı karar ile onaylandı. Bunun ’kalıcı barış’ için bir fırsat penceresi olmasını ümit ediyoruz. Bununla birlikte ateşkesin ilan edilmiş olmasına rağmen İsrail’in buna defaten uymadığını, saldırılarına devam ettiğini, insani yardımların yeterli miktarda girişine izin vermediğini ve Gazze’deki kabul edilemez insani durumun halen devam ettiğini müşahede ediyoruz. İsrail hükümeti ayrıca Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik saldırı ve hak ihlallerini sürdürmektedir. İsrail keza Lübnan’a yönelik uluslararası hukuka aykırı saldırılarına da devam etmektedir. Filistinlilere yönelik soykırım ve baskıyı sonlandırması ve bölge ülkelerine yönelik saldırılarına son vermesi için İsrail üzerindeki uluslararası baskının arttırılması yönünde hükümetimiz yoğun çaba harcamaktadır. Bu doğrultuda Dışişleri Komisyonu olarak biz de parlamenter diplomasiyi yoğun olarak kullanıyor, bu hususu tüm dış temaslarımızda gündeme getiriyoruz" şeklinde konuştu. Oktay, Suriye’de toprak bütünlüğü vurgusu yaparak, "Bölgemizde ülkemizi yakından ilgilendiren diğer bir husus Suriye’deki gelişmelerdir. Her zaman vurguladığımız üzere, Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve birliğini koruması, barış içerisinde istikrarlı ve müreffeh bir komşu olarak varlığını sürdürmesi gerek siyasi gerek insancıl açıdan büyük önem taşımaktadır. Bu doğrultuda çaba gösteren Şam yönetimini desteklemeye devam ediyoruz. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Suriye Devlet Başkanı’nı uluslararası yaptırımlar listesinden çıkartılması yönünde 6 Kasım 2025 tarihinde aldığı karar önemli bir gelişmedir. Öte yandan, Suriye’ye yönelik dış müdahalelere imkân tanınmaması ve SDG’nin Suriye’yle bütünleşmesinin en kısa zamanda gerçekleşmesi kritik önem taşımaya devam etmektedir. Ayrıca İsrail’in Suriye’nin egemenliğini ve uluslararası hukuku ve Birleşmiş Milletler Şartı’nı ihlal ederek sürdürdüğü saldırıları, bölgenin güvenliğine tehdit teşkil etmeye devam etmektedir. İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırıların derhal durdurulması da bölgede güvenliğin temini açısından zarurettir" diye konuştu.
İletişim Başkanı Duran: "Sudan’daki istikrarsızlık, küresel deniz ticareti açısından seyrüsefer güvenliğini ciddi şekilde tehdit ediyor"
04 Aralık 2025 Perşembe - 13:31 İletişim Başkanı Duran: "Sudan’daki istikrarsızlık, küresel deniz ticareti açısından seyrüsefer güvenliğini ciddi şekilde tehdit ediyor" İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Afrika’nın Kalbinde Süregelen Çatışma: Sudan’da Barış Arayışı" panelinin açılışında yaptığı konuşmada, "Kızıldeniz’e kıyısı olan Sudan’daki istikrarsızlık, küresel deniz ticareti açısından hayati öneme sahip bu koridorda seyrüsefer güvenliğini ciddi şekilde tehdit ediyor" dedi. İletişim Başkanlığı’nda düzenlenen "Afrika’nın Kalbinde Süregelen Çatışma: Sudan’da Barış Arayışı" paneline, Sudan’ın Ankara Büyükelçisi Nadir Yousif Eltayeb ile çok sayıda davetli katıldı. Panelde yaptığı konuşmada Türkiye’nin Afrika politikası ve kıtayla gelişen ilişkilerini değerlendiren İletişim Başkanı Duran, Türkiye’nin Afrika’ya yönelik yaklaşımının "salt bağış veya hibe odaklı" bir zemine dayanmadığını vurgulayarak, "Afrika sorunlarına Afrikalı çözümler" ilkesi temelinde kıtanın "daha müreffeh, barış içinde bir gelecek vizyonunu" paylaştıklarını belirtti. Duran, Türkiye burslarından bugüne kadar 15 binden fazla Afrikalı öğrencinin yararlandığını, hâlihazırda 65 bini aşkın Afrikalı öğrencinin Türkiye’de yükseköğretime devam ettiğini bildirdi. Türkiye Maarif Vakfı’nın 27 Afrika ülkesinde yaklaşık 25 bin öğrenciye eğitim verdiğini aktaran Duran, ticaret hacminin son yıllarda katlanarak arttığını ve ticaret hacminin 2024 yılı sonunda 36,6 milyar dolara çıktığını söyledi. Türkiye’nin bu hacmi önümüzdeki dönemde 50 milyar dolara çıkarmayı hedeflediğini vurgulayan Duran, Türkiye’nin kıtanın ekonomik kalkınmasına, kapasite geliştirme çabalarına ve güvenlik alanındaki ihtiyaçlarına destek sağlandığını ifade ederek, savunma sanayii alanındaki ikili işbirliklerinin de giderek güçlendiğini belirtti. Türkiye’nin gerektiğinde kolaylaştırıcı ve arabulucu bir rol üstlendiğine dikkat çeken Duran, "Afrika’nın sorunlarına Afrikalı çözümler" ilkesine bağlı kaldıklarını ve kıtadaki bölgesel örgütlerle işbirliğine önem verdiklerini söyledi. Afrika ülkelerinin Türkiye’yi "güvenilir ortak" olarak görmesinin işbirliklerini daha da geliştirdiğini belirten Duran, "Afrika kendi sorunlarını çözebilecek kapasitededir ancak Afrikalı kardeşlerimizin onları dinleyen ve anlayan uluslararası ortaklara ihtiyacı vardır" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın birçok konuşmasında atıfta bulunduğu Sudan’ın toprak bütünlüğü konusunu hatırlatan Duran, "2023’te başlayan iç çatışmalar acil bir çözümü gerektiren konuma geldi. Dünya belki Sudan’da ne yaşandığına pek dikkat etmiyor ama Sudan’da büyük bir dram yaşanıyor. Çok sayıda insanın yardıma ihtiyaç duyduğu bir süreç yaşanıyor. 2023 Nisan ayında Sudan Silahlı Kuvvetleri ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında başlayan bu çatışma sonucu bugün 31 milyona yakın kişinin insani yardım ihtiyacı içerisinde olduğu, 9 milyona yakın insanın ülke içinde yerinden edildiği ve 3 milyon Sudan’ın komşu ülkelerde mülteci durumunda olduğunu görüyoruz" şeklinde konuştu. "Sudan’daki istikrarsızlık, küresel deniz ticareti açısından seyrüsefer güvenliğini ciddi şekilde tehdit ediyor" Sudan’daki durumun ülke sınırlarını aşarak bölgesel ve küresel ölçekte sorun oluşturduğuna dikkati çeken Duran, "Komşu ülkelerde çeşitli listeler altındalar. Etiyopya, Güney Sudan, Çat ve Orta Afrika Cumhuriyeti gibi ülkeler de bir şekilde bu konuyla alakalanmak durumunda kalıyor. Bütün bunlar hem Sudan’ın kendi çatı iç çatışmasındaki yıkıcılığı hem de büyük bir maliyet üreten ekonomik anlamda da, insanlık kayıpları anlamında da bir çatışmanın artık sona ermesi gerektiğini gösteriyor. Kızıldeniz’e kıyısı olan Sudan’daki istikrarsızlık, küresel deniz ticareti açısından hayati öneme sahip bu koridorda seyrüsefer güvenliğini ciddi şekilde tehdit ediyor. Böyle baktığımızda Sudan’da istikrarı sağlamakla Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu güvenliğinin sağlanamayacağı açıktır. Böyle baktığımızda hem Arap dünyası açısından hem Batı ülkeleri, hem de dünyanın diğer aktörleri açısından burada bir mücadelenin gerçekleştiğini ve bu mücadelenin aslında Sudan halkına zarar veren bir noktaya geldiğini görüyoruz. Bu olaya müdahil olan ülkelerin oturarak bu meselenin çözümünde istikrar sağlayıcı, barış getireceği bir konumda olmaları gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Bakan Göktaş: "Pek çok Avrupa ülkesinde kadınlar, seçme ve seçilme hakkını Türkiye’den sonra elde etti"
04 Aralık 2025 Perşembe - 13:26 Bakan Göktaş: "Pek çok Avrupa ülkesinde kadınlar, seçme ve seçilme hakkını Türkiye’den sonra elde etti" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Fransa, İtalya, İsviçre gibi pek çok Avrupa ülkesinde kadınlar, seçme ve seçilme hakkını Türkiye’den sonra elde etti" TBMM’de Türk kadınının seçme ve seçilme hakkını elde etmesinin 91. yıl dönümü nedeniyle program düzenlendi. Programa Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, kadın milletvekilleri ve çok sayıda davetli katıldı. Ankara Devlet Klasik Türk Müziği Korosu’nun konser verdiği programda konuşan TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı ve AK Parti Sakarya Milletvekili Çiğdem Erdoğan, "Bundan tam 91 yıl önce yine Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde tarihi bir adım atıldı. Teşkilatı Esasiye Kanunu’nda yapılan değişiklikle Türk kadınına seçme ve bir seçilme hakkı tanındı. O gün Meclis’te yükselen alkışlar sadece Ankara’da değil, tüm Türkiye’de ve dünyada yankılandı. O günlerin basınından, Meclis tutanaklarından, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yazılan teşekkür mektuplarından yaşanan büyük sevinci ve neşeyi okuyabiliyoruz. Anlıyoruz ki Türkiye’de kadınlara verilen bu haklardan ötürü Fransız, İtalya ve Belçika kadınları ülkemize gıptayla bakmışlardır. Bilhassa Fransız kadınları bundan çok etkilenmiştir. Zira döneminin Fransa’sında kadınlar milletvekili seçimlerinde oy vermek ve parlamentoya girmek şöyle dursun, belediye meclislerine seçilememişlerdir. Ve belediye seçimlerinde oy vermek uğruna büyük mücadeleler vermişlerdir" ifadelerini kullandı. "Pek çok Avrupa ülkesinde kadınlar seçme ve seçilme hakkını Türkiye’den sonra elde etti" Bakan Göktaş ise, "91 yıl önce Türkiye Büyük Millet Meclisi, tam da bu hakikatin gereğini yerine getirdi. O gün Meclis’te yapılan konuşmalarda tek bir şey vurgulandı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, kadınların millet iradesine katılımını Cumhuriyet’in temel taşı olarak gören öngörüsüyle bu tarihi dönüşüme yön verdi. Kadınların seçme ve seçilme hakkı, oylamaya katılan milletvekillerinin tamamının evet oyuyla kabul edildi. Türkiye o dönemde bu yasayı kabul eden ülkeler arasında öncü konumdaydı. Bu adım, sadece zamanlama bakımından değil, verilen hakkın kapsamı açısından da son derece ilericiydi. Çünkü bu dönemde dünyanın pek çok yerinde kadınlara tanınan siyasi haklar ya oldukça dar kapsamlıydı ya da ciddi şartlara bağlıydı. Örneğin İngiltere’de kadınlar 1928’e kadar yaş ve mülk şartlarıyla oy kullanabiliyordu. Türkiye’de ise kadınlar genel, eşit ve doğrudan seçim hakkına sahipti hiçbir ayrıma, hiçbir ön şarta bağlanmadan. Diğer yandan Fransa, İtalya, İsviçre gibi pek çok Avrupa ülkesinde kadınlar bu hakkı Türkiye’den sonra elde etti" dedi. "2002 yılında 14 kadın büyükelçimiz varken, bugün 297 büyükelçiden 80’i kadın" Son 23 yılda kadının güçlenmesi alanında devrim niteliğinde reformlara imza atıldığını dile getiren Göktaş, "Anayasa değişikliği ile ‘pozitif ayrımcılık’ ilkesini hukuk sistemimize yerleştirerek, kadınların hak ve fırsat eşitliğini devlet güvencesine aldık. Günümüzde kadınlar artık daha görünür, daha etkin ve daha güçlü. Bu kapsamda kadınların eğitim düzeyleri, iş gücüne katılım oranları ve kamusal temsiliyeti en yüksek seviyelere ulaştı. Hayata geçirdiğimiz politikalarla kadın milletvekili oranı 2002’de yüzde 4,4 iken, bu oran yüzde 19,8’e yükseldi. Bunun yanı sıra kadın işgücüne katılım oranı yüzde 27,9’dan yüzde 6,5’e, istihdam oranı yüzde 25,3’ten yüzde 32,4’e çıktı. 2002 yılında 14 kadın büyükelçimiz varken, bugün 297 büyükelçiden 80’i kadın. Bugün hakimlerimizin yüzde 47,3’ü, savcılarımızın yüzde 19,4’ü kadındır. Benzer şekilde 2002 yılında kadın öğretim görevlisi oranı yüzde 36’dan yüzde 53’e yükseldi. 2002 yılında üniversiteye giden kız öğrenci sayısı yüzde 14 iken, bu oran yüzde 53’e çıkt, ve her iki üniversite öğrencisinden biri kadın oldu" şeklinde konuştu.