POLİTİKA
18 Mart 2026 Çarşamba - 15:10 BBP Genel Başkanı Destici: "Unutulmamalıdır ki Kıbrıs Türkiye’nin kalbidir" Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "Unutulmamalıdır ki Kıbrıs; Türkiye’nin kalbidir, üzerinde bir tek Kıbrıslı Türk yaşamasa bile Türkiye için hayati bir kara parçasıdır" dedi. BBP Genel Başkanı Destici, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında Türkiye’nin bütünlüğüne ve bağımsızlığına kast eden her türlü tehdide karşı kararlılıkla duruşlarını sürdüreceklerini ifade ederek, "Bu aziz vatanın korunması, bayrağımızın ilelebet dalgalanması için o büyük mücadeleyi milletçe doğru idrak etmek ve bu şuuru gelecek nesillerimize aktarmak, bizlere düşen en büyük sorumluluktur. Bizlere bu vatanı emanet eden ecdadımıza da olan bir borcumuzdur. Unutulmamalıdır ki bu zaferin şeref payı ne bir kişiye ne de bir zümreye aittir. Bu zafer tümüyle Müslüman Türk milletinin zaferidir. Çanakkale’de hesap yoktur, pazarlık yoktur. Orada bir milletin var olma iradesi vardır. Orada gerektiğinde ölümü göze alarak bağımsızlığı seçen bir ruh vardır, o da necip Türk milletinin iman ruhudur. Dün Çanakkale’de yedi düvele karşı nasıl dimdik durduysa bugün de ülkemizin birliğine, bütünlüğüne ve bağımsızlığına kast eden her türlü tehdide karşı aynı kararlılıkla durmaya devam edeceğiz" açıklamasında bulundu. "Türkiye bölgesel istikrarın korunmasında kritik bir rol üstlenmektedir" İran merkezi gerilimin yalnızca İran’ı hedef almadığını aktaran Destici, "Türkiye açısından ve Türk milleti açısından baktığımızda doğumuzda, güneyimizde ve kuzeyimizde yoğunlaşan jeopolitik risklerin arttığını çok açık bir şekilde görmekteyiz. Bu nedenle Kıbrıs, Ege ve Trakya hattının stratejik önemi her zamankinden daha kritik bir hale gelmiştir. Türkiye böylesine geniş bir risk haritası üzerinde hem oyunu kurmak hem de askeri riskleri yönetmek gibi zorlu bir sorumluluğu üstlenmek zorundadır. İran merkezli gerilim, yalnızca İran’ı hedef almamaktadır. Afganistan-Pakistan hattından başlayarak Körfez üzerinden Kuzey Afrika’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada yeni kırılma hatları ve problem alanları oluşturma potansiyelini de taşımaktadır. Türkiye bu karmaşık tabloda adeta bir denge usulü olarak hareket etmekte, bölgesel istikrarın korunmasında kritik bir rol üstlenmektedir" diye konuştu. "Unutulmamalıdır ki Kıbrıs Türkiye’nin kalbidir" Kıbrıs meselesinin yalnızca dış politikayla sınırlı bir konu olmadığını, aynı zamanda Türkiye’nin geniş jeopolitik güvenlik yapısının temel unsurlarından biri olduğunu belirten Destici, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Tüm dünyanın dikkati İran üzerindeyken Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin deniz yetki alanlarını daraltmaya yönelik hamlelerin hız kazanması ihtimali dikkatli bir şekilde gözlemlenmeli ve değerlendirilmelidir. Olası bir kriz ortamında Kıbrıs çevresinde 12 mil dayatmaları ve buna eşlik edecek enerji hamleleriyle yeni fiili durumlar oluşturulması riski asla göz ardı edilmemelidir. Bu süreçte Kıbrıs ve Trakya’nın fırsatçılıkla şekillenen gelişimlere konu edilmesi ihtimali ciddiyetle ele alınmalıdır. Kıbrıs meselesi artık yalnızca bir dış politika başlığı değildir. Aynı zamanda Türkiye’nin geniş jeopolitik güvenlik mimarisinin temel taşlarından birisidir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlığı Anadolu’dan Balkanlara ve Kafkasya’ya uzanan geniş bir güvenlik halkasının çok önemli bir parçasıdır. Bu nedenle mevcut statünün daha ileri bir stratejik çerçeve ile güçlendirilmesi bir tercih değil, bize göre bir gereklilik, hatta bir zorunluluktur. İran savaşı bahane edilerek Doğu Akdeniz’e dönen sinsi işler ve yapılan askeri yığınaklar, aslında bir çeşit Türkiye’nin geleceğini ipotek altına alma girişimidir. Unutulmamalıdır ki Kıbrıs; Türkiye’nin kalbidir, üzerinde bir tek Kıbrıslı Türk yaşamasa bile Türkiye için hayati bir kara parçasıdır." "Türkiye Cumhuriyeti bir pazarlık masası değildir ve asla olmayacaktır" Terör örgütlerinin Türkiye üzerinden kazanç sağlamak istediklerini vurgulayan Destici, "Terör örgütü ve arkasındaki odaklar, Türkiye’yi sıkıştırarak masadan mümkün olan en büyük tavizi koparma hesabı yapmaktadırlar. Özellikle anayasa gibi hayati meselelerde ne koparırsak kardır anlayışıyla hareket ettikleri ortadadır. Ancak herkes bilmelidir ki Türkiye Cumhuriyeti bir pazarlık masası değildir ve asla olmayacaktır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlığı, ülkesinin ve milletinin birliği hiçbir şart altında asla müzakere konusu yapılamaz" diye konuştu. "Emeklilerimizin yüzünü bir nebze de olsa güldürelim" Destici, emekli aylıkları ve bayram ikramiyelerinde artış yapılmasının gerekli olduğunu söyleyerek, "2023 yılı Ocak ayında en düşük emekli maaşı 7 bin 500, en yüksek memur maaşı da 11 bin liraydı, yani oran üçe ikiymiş. Temmuz 2023’e gelindiğinde bu oran üçe bire düştü. En düşük emekli maaşı 7 bin 500’de kaldı ama en düşük çalışan maaşı 22 bine liraya çıktı. Bugün hala geldiğimiz noktada üç yıldır emekliler bu hak kaybını yaşıyor. Bu yıl içerisinde kademeli olarak emekli maaşlarında artışlar yapılarak, 2027 yılı Ocak ayına geldiğimizde tekrar o üçte ikilik dengenin sağlanması lazım. Buradan hükümetimize ve tüm bu konunun paydaşlarına çağrı yapıyoruz. Yarın arefe günü, emeklilerimizin yüzünü bir nebze de olsa güldürelim ve emeklilerimizin ikramiyelerine hak ettiği artışı açıklayalım ve verelim" şeklinde konuştu.
18 Mart 2026 Çarşamba - 14:58 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Azimle inşa ettiğimiz Türkiye Yüzyılı’nın da en sağlam dayanağı Çanakkale ruhudur" Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü Şehitler Abidesi’nde törenle kutlandı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Bölgemizde ve küresel düzeyde yükselen güç siyaseti, bugün Çanakkale Ruhunu diri tutmamızın çok daha anlamlı olduğunu göstermektedir. Azimle inşa ettiğimiz Türkiye Yüzyılı’nın da en sağlam dayanağı Çanakkale ruhudur. O gün verilen mücadele, milletimizin varlığına yönelen kuşatmaya karşı ortaya konmuş sarsılmaz bir iradenin ifadesi olarak tarihe kazınmıştır. Geleceği kuracak olan da aynı iradedir" dedi.Şehitler Abidesi’ndeki 18 Mart Şehitleri Anma ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü sebebiyle düzenlenen tören saat 12.00’de başladı. Alana iki dev ekran kuruldu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz helikopterle tören alanına geldi. Törene, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel, Donanma Komutanı Oramiral Kadir Yıldız ve 1’inci Ordu Komutanı Orgeneral Bahtiyar Ersay, AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, Çanakkale Valisi Ömer Toraman, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Mustafa Biçen, Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek, Gelibolu 2. Kolordu Komutanı Tümgeneral Mehmet Özeren, Amfibi Kolordu Komutanı Tümamiral Hüseyin Tığlı, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, İl Jandarma Komutanı Jandarma Kıdemli Albay Cemalettin Akyüz, Sahil Güvenlik Çanakkale Grup Komutanı SG. Yarbay Orhan Öğrenci, Avustralya’nın Ankara Büyükelçisi Sally-Anne Vincent, Yeni Zelanda Büyükelçi Yardımcısı Erin Morriss, Avustralya Savunma Ateşesi Albay Timothy Hawley, Birleşik Krallık Savunma Ateşesi Albay Jim Torbet, Avustralya’nın Çanakkale Konsolosu Laura Wauchope​​​​​​​, çok sayıda şehit yakını, gazi ve gazi yakınları katıldı.Tören, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına çelenk sunumuyla başladı. Tören, saygı duruşu, saygı atışı ve İstiklal Marşı eşliğinde Türk bayrağının göndere çekilmesiyle devam etti.Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, yaptığı konuşmada, "Her sahada tarihin akışını değiştiren pek çok eylemin, olayın, çalışmanın, eser ve buluşun banisi olan Türk milleti, istiklal ve istikbali söz konusu olduğunda, vatanına ve bayrağına göz dikildiğinde savaş meydanında da tarihin akışını değiştirmeye; coğrafyaları ve devletleri şekillendirmeye daima muktedir olmuştur. Ordinaryüs Profesör Fritz Neumark bu gerçeği ‘Tarihten Türkleri çıkarırsanız ortada tarih diye bir şey kalmaz’ diyerek dile getirmiştir. Unutanların hafızasına, 20’nci yüzyılda bir kez daha bu gerçeği mıh gibi çaktığımız yerdir Çanakkale. Vatan söz konusu olduğunda yokluğu ve yoksunluğu umursamayan, tereddüt etmeyen, vazgeçmeyenlerin canlarıyla, kanlarıyla, tertemiz imanlarıyla çizdiği geçilemez sınırdır bu topraklar. 18 Mart’ın, Çanakkale Deniz Zaferi olarak anılmasında saklı olan muazzam başarının altını burada özellikle bir kez daha çizmek isterim. Çünkü deniz zaferleri iki donanma arasındaki çarpışmalarda kazanan tarafa atfedilen başarıdır. Hâlbuki Boğazı ve çevresini savunan Türk ordusu; 2. Ağır Topçu Tugayı, Erenköy Ağır Topçu Bölge Komutanlığı ile 9. ve11. Piyade tümenlerinden oluşuyordu. Herhangi bir donanma gücü söz konusu değildi. Buna karşın işgal kuvvetleri ise tarihin o zamana kadar gördüğü en büyük donanma gücüyle Çanakkale’ye hücum ediyordu. Mehmet Akif’in "Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya / Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya." mısralarının ardında, taraflar arasındaki bu muazzam fark yatmaktadır. İşgal kuvvetlerinin 3 tümenden oluşan birleşik filosunda; Queen Elizabeth, Agamemnon, Inflexible, Ocean, Irresistible, Bouvet ve Majestic gibi İngiliz ve Fransız donamalarının en güçlü 18 savaş gemisi yer alıyordu. Sadece bu gemilerdeki toplam top sayısı 279’du. Bunların yanında hafif kruvazörler, denizaltılar, mayın gemileri, kömür ve hastane gemileri ve hatta 6 uçak taşıyan ARK Royal uçak gemisi de Çanakkale’ye gelmiştir. Peki, bizde? Bizde Cevat Paşa vardı saygıdeğer misafirler. Hafız Nazmi ve Tophaneli Hakkı beyler, Üsteğmen Hasan ve Teğmen Mevsuf, Seyit ve Müstecip onbaşılar vardı bizde… Bu adlarda saklı, iman dolu sinesi savaş gemilerinin zırhından daha kalın, daha dayanıklı niceleri vardı Çanakkale’de. Karşılarındaki donamanın inanılmaz büyüklüğüne, kıyamet gibi yağan ateş gücüne aldırmadılar. Üzerine bastıkları, arkalarında uzayıp giden vatan toprağına baktılar ve geri dönmeyi akıllarından çıkarıp yüzlerini denize çevirdiler. Kulağa hayali, efsanevi gibi geliyor ama yaşandı bunlar… Şahidi, Çanakkale sularına gömülen Bouvet, Irresistible ve Ocean gemileridir. Şahit, yenilmez diye anılırken batanlar dışında 4 gemisi de savaş dışı kalan; insan zaiyatı 800’ü aşan ve gücünün üçte birini kaybeden birleşik filodur. Hatırlatmak isterim ki müttefikler Boğazı kolayca geçeceklerini düşünüyordu. Churchill’e göre İngiliz donanması Boğaz’da görününce Türkler topları bırakıp kaçacaktı. Hatta o kadar emindiler ki İngiliz Cook Seyahat Şirketi İstanbul’a tur bile organize etmişti. İşte, gönderdikleri filodan bile büyük bu kibirleri de Çanakkale’nin şehit ve gazi kanlarıyla bereketlenmiş sularında boğulup yitmiştir. O gün birleşik filonun bir deniz yüzbaşısı ‘Doğrudur, yumurta kırılmadan omlet yapılamaz ama yumurtalar kırılır ve omlet yapılmazsa kötü olur. Mesele şudur: Tabyalara üç gemi değerinde hasar verdik mi?’ diyerek meselenin özünü dile getirmiştir. Ecdadımız, kimsenin gücü yetmez denilen bu filoya fazlasıyla yetmiş ve dahi artmışlardır ki sonrasında karadan işgale yeltenenlere; vatana, bayrağa, mukaddesata göz dikip el uzatanlara da hadlerini bildirmişlerdir. O zaman da Bigalı Mehmet Çavuş, Yüzbaşı Yusuf Kenan ve Kemal Beyler, Yarbay Hüseyin Avni Bey gibi cümle şehit ve gazilerimizin yiğitliğini simgeleyen yeni kahramanlar meydanda yerini almıştır. Ve kara savaşlarında bir direniş destanı yazan Anafartalar Kahramanı Yarbay Mustafa Kemal de Türkün istiklal ve istikbal mücadelesinin başkomutanı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olarak tarihe geçmiştir. 111 yıl önce yazdığımız bu destanın zamansız bir zafer, değeri asla azalmayacak bir örnek olduğunu günümüzde tekrar tekrar tecrübe ediyoruz. Bugün uluslararası hukukun hiçe sayıldığı, vicdanların ayaklar altına alındığı, zevk olsun diye bombalama yapılabileceğinin hayasızca dillendirildiği bir dönemdeyiz. Bizler, 111 yıl önce ecdadımızın ispat ve ilan ettiği gibi güçlünün değil haklının galip geleceğini, kibrin değil sabır ve tevazuya sırtını vermiş cesaretin zafere ulaşacağını dünyaya buradan bir kez daha ilan ediyoruz. Konuşmamı bu duygularla noktalarken aziz Türk milletinin Çanakkale sularına yazdığı destanın, şanlı deniz zaferimizin 111’inci yıl dönümünü kutluyorum. Başta Çanakkale şehitlerimiz ve ahirete irtihal etmiş gazilerimiz olmak üzere Türk milletinin varlığı ve mukaddesatı için canını vermiş, kanını dökmüş, ömrünü vakfetmiş cümle geçmişlerimizi; Kurtuluş Savaşımızın Başkomutanı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını rahmetle, minnetle ve saygıyla anıyorum. Bu vesileyle şehit ailelerimizin, gazilerimizin ve aziz milletimizin mübarek Ramazan Bayramı’nı da tebrik ediyor, hepinize saygılar sunuyorum" dedi.Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 18 Mart Deniz Zaferi töreninde yaptığı konuşmada, "Sizleri şahsım ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan adına sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Sonuna yaklaşmış olduğumuz Ramazan-ı Şerifinizi tebrik ediyor, Rabbimden bizleri sağlık ve afiyetle Bayrama kavuşturmasını diliyorum. 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi Töreni vesilesiyle bu şanlı zaferin kazanıldığı topraklarda sizlerle bir arada olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Çanakkale Deniz Zaferimizin 111’inci sene-i devriyesinde vatanımıza, bayrağımıza ve istikbalimize sahip çıkarken şehit düşen tüm kahramanlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Gazilerimize sıhhat ve afiyet temenni ediyorum. İstiklal şairimiz Mehmet Akif’in diliyle bir kez daha sesleniyoruz: ‘Ey şehîd oğlu şehîd, isteme benden makber, Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber’.Bugün Gelibolu Yarımadası’nın her karışına sinmiş fedakârlığın, milletimizin istiklal iradesinin ve tarih boyunca süregelen vatan sevgisinin hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz. Gelibolu Yarımadası’nın her karışına sinmiş bu hatıra, ardına bakmadan yollara düşenlerin, hayatlarının baharında cephelere koşanların, bu vatanın kaderi söz konusu olduğunda kendi kaderini tereddütsüz biçimde ortaya koyanların hatırasıdır. Anadolu’nun dört bir yanından gelen gençler, köylerinden, kasabalarından, şehirlerinden ayrılıp Gelibolu sırtlarında aynı safta buluşmuş; milletimizin istiklal iradesini omuz omuza savunmuştur. Bugün de aynı ruhla iç cephemizi güçlendiriyor, birliğimizi ve kardeşliğimizi yüceltiyoruz. Bölgemizde ve küresel düzeyde yükselen güç siyaseti, bugün Çanakkale Ruhunu diri tutmamızın çok daha anlamlı olduğunu göstermektedir. Azimle inşa ettiğimiz Türkiye Yüzyılı’nın da en sağlam dayanağı Çanakkale ruhudur. O gün verilen mücadele, milletimizin varlığına yönelen kuşatmaya karşı ortaya konmuş sarsılmaz bir iradenin ifadesi olarak tarihe kazınmıştır. Geleceği kuracak olan da aynı iradedir. Dönemin en güçlü donanmalarıyla desteklenen büyük bir saldırı karşısında bu topraklarda yükselen direniş, Türk milletinin bağımsızlık iradesinin hiçbir şart altında teslim alınamayacağını bütün dünyaya göstermiştir. Çanakkale’de ortaya çıkan direniş, milletimizin ilerleyen yıllarda vereceği büyük istiklal mücadelesinin ruhunu da mayalamıştır. Bu cephede sergilenen kararlılık ve fedakârlık, daha sonra Anadolu’nun dört bir yanında yürütülecek Kurtuluş Savaşı’na ilham vererek güçlü bir irade doğurmuştur. Bu bakımdan Çanakkale, milletimizin bağımsızlık yürüyüşünde yeni bir dönemin kapısını aralayan tarihî bir eşik olarak hafızalarımızda yerini almıştır. Burada, aziz şehitlerimizin huzurunda bir kez daha haykırıyoruz: ‘Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklal!’ ‘Çanakkale geçilmez’ ruhu, bu milletin istiklal iradesini ve bağımsız yaşama kararlılığını ifade eden güçlü bir hafıza olarak bugün de yolumuzu aydınlatmaktadır. İçinden geçtiğimiz dönemde bölgemizde gerilimlerin arttığı, savaşların ve çatışmaların geniş bir coğrafyayı etkilediği bir tabloyla karşı karşıyayız. Böyle bir ortamda Türkiye’nin güçlü bir devlet iradesiyle, dirayetli liderlikle hareket etmesi ve savunma kapasitesini sürekli geliştirmesi büyük önem taşımaktadır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen kararlı politikalar ve savunma alanında atılan adımlar sayesinde milletimiz bugün huzur ve güven içinde yaşamaktadır. Etrafımız ateş çemberi iken ülkemiz adeta bir istikrar merkezi olarak temayüz etmektedir. Bu güven ortamının arkasında güçlü bir tarihsel birikim ve köklü bir devlet geleneği bulunmaktadır. Osmanlı döneminde kurulan Tophane-i Âmire’den Cumhuriyet’in ilk yıllarında oluşturulan askerî fabrikalara uzanan üretim geleneği, savunma alanında kendi imkân ve kabiliyetlerimizi geliştirme iradesinin erken örneklerini ortaya koymuştur. Cumhuriyet döneminde Şakir Zümre’nin mühimmat üretimi, Nuri Demirağ’ın havacılık alanındaki girişimleri ve Vecihi Hürkuş’un öncülük ettiği çalışmalar savunma alanında yerli üretim anlayışının tarihimizdeki güçlü adımlarından bazılarıdır. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında karşılaşılan ambargolar ise savunma alanında dışa bağımlılığın ne kadar ciddi riskler doğurabileceğini açık biçimde göstermiştir. Bu tecrübe, Türkiye için yeni bir bilinç oluşturmuş; kendi savunma sanayiini geliştirme kararlılığı daha güçlü bir şekilde ortaya konmuştur. Son yıllarda savunma sanayiinde ortaya koyduğumuz atılımlar, Türkiye’nin güvenlik mimarisinde köklü bir dönüşüm meydana getirmiştir. 2000’li yılların başında yüzde 20 seviyelerinde bulunan savunma sanayiindeki yerlilik oranı bugün yüzde 80’in üzerine çıkmıştır. Türkiye artık savunma alanında ihtiyaç duyduğu pek çok sistemi kendi mühendisliğiyle geliştiren, kendi üretim gücüyle sahaya süren bir kapasiteye ulaşmıştır. Bugün gökyüzünde görev yapan Bayraktar TB2, AKINCI ve ANKA gibi insansız hava araçlarımız ile KAAN ve HÜRJET projeleri hava gücümüzde yeni bir dönemin kapısını aralamaktadır. Denizlerde MİLGEM gemilerimiz ve TCG Anadolu ile mavi vatandaki varlığımız güçlenirken, kara kuvvetlerimize yeni bir kabiliyet kazandıran ALTAY tankı ve modern zırhlı araçlarımız sahadaki gücümüzü artırmaktadır. Hava savunmasında HİSAR ve SİPER sistemleri ile ATMACA, SOM ve TAYFUN gibi yerli füze projeleri ise Türkiye’nin savunma kapasitesini her alanda ileri bir seviyeye taşımaktadır. Savunma sanayiinde elde edilen bu başarılar, milletimizin bağımsızlık iradesinin teknoloji, üretim ve mühendislikle birleşmiş hâlidir. Dün vatan toprağını korumak için cepheye koşanların taşıdığı kararlılık, bugün bilim insanlarımızın, mühendislerimizin ve savunma sanayiinde çalışan binlerce gencimizin emeğiyle yeni bir güce dönüşmektedir. Çanakkale’de ortaya çıkan ruh ile bugün caydırıcı güç olma yolunda ortaya koyduğumuz irade arasında güçlü bir bağ bulunmaktadır. Çanakkale’de yazılan destan, milletimizin birlik içinde hareket ettiğinde karşısında hiçbir gücün duramayacağını gösteren güçlü bir tarihî miras olarak hafızalarımızda ve gönlümüzde yaşamaktadır. Yaşamaya da devam edecektir. Bu topraklarda verilen mücadele milletimizin istiklal ve hürriyet konusundaki kararlılığının en güçlü sembollerinden biri olarak tarihimize kazınmıştır. Bu duygularla Çanakkale Deniz Zaferimizin 111’inci yıl dönümünü bir kez daha tebrik ediyor; başta Anafartalar Komutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere bu büyük destanda imzası bulunan tüm komutanlarımızı ve kahraman Mehmetçiklerimizi, imkansızlıklar için her türlü fedakarlığı yapan aziz milletimizi rahmet ve minnetle anıyorum" diye konuştu.Konuşmaların ardından şehitler için Kur’an-ı Kerim okundu. Şehitler için dualar edildi. Şehitlik Defteri imzalandıktan sonra da temsili şehit mezarlıklarına karanfil bırakıldı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı unsurları Çanakkale Boğazı’nda geçit töreni gerçekleştirdi. Şehitler Abidesindeki tören SOLOTÜRK’ün nefes kesen gösterisiyle sona erdi.
Başkan Sami Er: "En büyük başarı çalışmak ve işini iyi yapmaktır"
04 Şubat 2026 Çarşamba - 15:51 Başkan Sami Er: "En büyük başarı çalışmak ve işini iyi yapmaktır" Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, kentin normalleşmesi adına önemli projeleri hayata geçirdiklerini ifade ederek, "Malatya’yı geleceğe hazırlayacak çalışmalar yapıyoruz. Dirençli bir şehir oluşturma hedefiyle çalışıyoruz" dedi. Okul ve öğrenci ziyaretlerini sürdüren Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, bu kez Barguzu Ortaokulu’nda bulunan öğrenci, öğretmen ve idarecilerle bir araya geldi. Çocuklar tarafından Türk Bayrakları ile karşılanan Başkan Er, ilk olarak anasınıfındaki minik öğrencileri ziyaret etti. Başkan Er öğrencilerin sorunlarını cevapladı Öğrencilerle sohbet eden Başkan Sami Er, ’Gazete Kulübü’nden Berra Ela Yalçın, Yüsra Erva Yalçın, Firdevs Temizkan, Rana Betül Kütükçü ve Eslem Öykü Günaylı’nın sorularını cevapladı. Başkan Er, "Başkan olmaya nasıl karar verdiniz" sorusuna, "Ben yılların belediyecisiyim. 30 yıla yakın belediyecilik hayatım var. Malatya bizim memleketimiz ve bir deprem geçirdi. Bu noktada hizmete talip olduk. İstişare ettik, aday olduk, sizler de bizi seçtiniz. Şimdi buradayız ve sizlere hizmet ediyoruz" cevabını verdi. "Çok çalışmak ve kararlılık önemli" ’İleride topluma liderlik edecek arkadaşlarımıza önerileriniz var mı?’ sorusuna cevap veren Başkan Er, "Herkes işini severek yapmalı. Siz öğrencisiniz ders çalışıp, sosyal yönünüzü geliştirin ve işinize dört elle sarılın. Çok çalışmak ve kararlılık önemli. Becerilerinize göre kendinize yön verin. Mesleği seçtikten sonra işinizi iyi yapın. İşini yapan insan toplumda her zaman saygın olur. Samimiyetle işimizi her zaman iyi yapacağız. O zaman arana insan olursunuz. En büyük başarı çalışmak ve işini iyi yapmaktır" dedi. "Belediyenin dijital dershanesinden faydalanabilirsiniz" Daha sonra özel eğitim gören özel öğrencilerle bir araya gelen Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, sınıfları ziyaret etti. Öğrencilerin sorularını samimi bir şekilde cevaplayan Başkan Er, deprem öncesine göre Malatya’da derslik sayısının yüzde 25 arttığına dikkat çekerek, "Büyükşehir Belediyesi olarak dijital dershanemiz var. Sınava hazırlık dershanemiz bulunuyor. Kendi evinizde dershaneye gidiyormuş gibi eğitim sistemimizden faydalanabilirsiniz. Mutlaka o imkândan faydalanın. Ayrıca, imkânı olmayan öğrencilerimize internet sağlıyoruz. Ücretsiz kitap veriyoruz. Dijital dershanemizde 12 bin öğrenciye 3 deneme sınavı yapacağız" diye konuştu. "Başarı çalışınca gelir" Öğrencilerle uzun uzun sohbet eden Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, tavsiyelerde de bulunarak, "Çalıştığınız zaman başarı gelir. Azmin önünde hiçbir engel kalmaz. Sanat Sokağımızda sanatsal faaliyetlerimizi mutlaka takip edin. Gençlik meclisimiz var. Belediyenin yönetiminde bu meclisimiz önem arz ediyor. Gençlik meclisinde alınan kararları uygulamaya geçiriyoruz. Malatya’yı kütüphaneler ve spor şehri yapmak istiyoruz. 50’ye yakın gençlik ve spor merkezleri yapıyoruz. 5 büyük spor tesisi ile mahallelerde kapalı basketbol, voleybol ve futbol sahaları inşa ediyoruz. Bölgenin en büyük kütüphanesini Büyükşehir Belediye binamız içinde yapıyoruz. 815 kişi kapasiteli kütüphanemiz; 7/24 açık olacak. Ücretsiz çay, su, kahve ve çorba ikramlarımızın olacağı kütüphanemizde her detayı en ince ayrıntısına kadar düşündük. Bunun yanında Spor Köyü yapacağız" şeklinde konuştu. "Bilim merkezi projemizi Malatya’mıza kazandıracağız" Başkan Er, bir öğrencinin ’Tramvay projesi var mı?’ sorusuna, "Çösnük’ten başlayıp, Mehmet Buyruk Caddesi, Kışla-İnönü Caddesi güzergahından devam edip, İstasyon Caddesi’nden MAŞTİ’ye kadar hafif raylı sistem çalışmamız var. İnönü ve Kışla caddelerinin genişliğini 30 metreye çıkaracağız. Cumhurbaşkanımıza da konuyu ilettik, çalışmalar devam ediyor" diye cevap verdi. Öğrencilere hayata geçirecekleri projelerle ilgili de bilgi veren Başkan Er, "Bilim Merkezi projemiz var. Projesi tamamlandı. Yeri hazır, finansmanını bulduk. Bilim Merkezi projemizi Malatya’mıza kazandıracağız" ifadelerini kullandı. "Dirençli bir şehir oluşturma hedefiyle çalışıyoruz" Barguzu Ortaokulu’nda görev yapan öğretmenlerle de bir araya gelen Başkan Er, "Millî Eğitim Bakanlığımız ve İl Milli Eğitim Müdürlüğümüz okullarımızın bütün ihtiyaçlarını karşılıyor. Büyükşehir Belediyesi olarak biz de gelen talepleri imkanlarımız ölçüsünde karşılıyoruz" dedi. Malatya’da yoğun bir çalışma olduğunu dile getiren Başkan Er, "Haziran’a kadar sorunların büyük çoğunluğu çözülecek. Şehir normalleşecek. Şehri normalleştirirken sadece binalar yapmak değil, Malatya’yı geleceğe hazırlayacak çalışmalar yapıyoruz. Dirençli bir şehir oluşturma hedefiyle çalışıyoruz. 35 milyar liralık altyapı yatırımı yapıyoruz. Asbest boruları ve kanalizasyonları değiştiriyoruz. Şehrin kültürel ve sosyal hayatına da yön vermemiz gerekiyor. Bu kapsamda da çalışmalarımız var. Bölgenin en büyük kütüphanesini yapıyoruz. Malatya’ya yakışır güzel bir eser olacak. Çocuk kütüphanesi yapıyoruz. Çocuklarımız ve gençlerimizi çok önemsiyoruz. İki kitap kafe yapacağız. 6-7 ayda hemen hemen her şey bitmiş olacak" diye konuştu.
MHP’li Yıldız: "Çerçeve metni hazırlayacağız"
04 Şubat 2026 Çarşamba - 15:18 MHP’li Yıldız: "Çerçeve metni hazırlayacağız" MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun rapor yazım sürecinin devem ettiğini belirterek, "Çerçeve metni hazırlayacağız. Kanun teklifi haline gelip gelmemesi yüce Meclisin işi. Mecliste gruplar anlaşırsa kanun teklifi haline gelir. Buradan mutabakatla geçtiği için kanunlaşması da çok uzun sürmez" dedi. TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun rapor yazım süreci devam ediyor. MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, konuyla ilgili yaptığı açıklamada ’umut hakkı’ ve Selahattin Demirtaş’ın tahliyesine ilişkin soru üzerine, "Demirtaş’ın tahliyesine mahkemeler karar verir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına, Anayasa Mahkemesi kararlarına uymak lazım. Eğer Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bir ihlal gördüyse, tahliyesi konusunda da bir beyan varsa tahliye edilmesi lazım elbette" ifadelerini kullandı. Yıldız, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin grup toplantısında gerekli açıklamayı yaptığını belirterek, "Hepsini toparladı. Aslında tüm süreci özetleyen bir açıklama yaptı. Bunun üzerine bizim bir açıklama yapmamıza gerek de yok aslında" şeklinde konuştu. Hazırlanacak raporun kanun teklifi haline gelip gelmeyeceğine ilişkin olarak Yıldız, "Çerçeve metni hazırlayacağız. Kanun teklifi haline gelip gelmemesi yüce Meclisin işi. Mecliste gruplar anlaşırsa kanun teklifi haline gelir. Buradan mutabakatla geçtiği için kanunlaşması da çok uzun sürmez" diye konuştu. Rapor yazım takvimi konusunda Yıldız, "Çok uzamaz diye düşünüyorum. Bugünden üç hafta, iki hafta, bir hafta gibi bir kesin süre veremeyiz ama çok uzamaz" ifadelerini kullandı. Yıldız şöyle konuştu: "İyi olacak, yalnız onu söyleyeyim. Her şey daha iyi olacak, Terörsüz Türkiye süreci, terörsüz bölge sürecine evrildi. İnşallah terörsüz dünyaya evrilir. Bakıyoruz, Atlantik’in öbür tarafında bir açıklama yapılıyor, ekonomimiz altüst oluyor. Artık dünya o kadar küçüldü ki yetkililerden herhangi birinin söylediği söz doğrudan mutfağımıza, cebimize, kasamıza yansır hale geldi. Bundan dolayı terör bütün dünyada inşallah biter. İnsanlık da doğru düzgün bir nefes alır. Çünkü vekâlet savaşlarıyla emperyalist savaşları devam ettirmek isteyen bazı devletleri burada açıklamanın imkansızlığı ortada." Yıldız, Terörsüz Türkiye Süreci için yapılan çalışmalara karşılık olmadığı eleştirilerine ilişkin, "Kim söylüyor karşılık bulmadığını? Buldu, sizin sahadan haberiniz yok herhalde. Yurdun dört bir köşesinden, doğudan, batıdan, kuzeyden, güneyden bizi arayanlar. Türk milleti karşılığını verdi. Büyük bir kardeşlik içerisinde de bu işi inşallah neticelendireceğiz. 16 aydır bir şehidimiz gelmedi. Bu ne demek, bunun için izah edilecek kelime yok. Bunun karşılığı da yok. Ne mutlu bizlere çıkılan yolda başarıyla gelindi, başarıyla neticelendirilecek. Artık son bu, bu saatten sonra bu iş geriye döner mi; öyle bir şey yok. Bu iş bitti" diye konuştu. İttifak ortağı MHP ile AK Parti arasında görüş ayrılığı olup olmadığına ilişkin soruya Yıldız, "Cumhur İttifakı’nın bu konularda en ufak bir aykırı düşüncesi yok birbirinden. Tamamen uyum içindeyiz. Her konuda uyum içindeyiz. Bundan emin olun. Raporda da göreceksiniz zaten" cevabını verdi. CHP’li Emir: "Özellikle terörün sonlandırılması ve demokratikleşme ile ilgili çok fazla farklar olmadığını, partilerin birbirine yakın olduğunu söyleyebilirim" CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ise, komisyon çalışmalarının bir an evvel sonuçlanmasında yarar olduğunu söyleyerek, "Gerçekten de bütün siyasi partilerin, komisyondaki partilerin Türkiye’deki hem bu terörün kalıcı bir biçimde sonlandırılması için hem de Türkiye’deki demokratikleşme ve hukuk devleti adına atılması gereken adımlarla ilgili büyük oranda görüş birliği olduğunu söyleyebilirim" ifadelerini kullandı. Emir, bütün partilerin raporları, görüşleri olduğunu belirterek, "Aradaki mesafeler oldukça azalmış durumda. Her bir konu için tek tek ayrıntı vermek çok doğru olmaz ama buradaki uzlaşı bütün hakkında olacak. Yani her biri şu maddelerde anlaşıldı, bunlarda anlaşılmadı gibi değil, o raporun bütün olarak değerlendirilmesi ve bütün olarak oylanması son derece önemli. Biz bu ayrıntıların şu anda paylaşılmasını çok yerinde bulmuyoruz. Özellikle terörün sonlandırılması ve demokratikleşme ile ilgili çok fazla farklar olmadığını, partilerin birbirine yakın olduğunu söyleyebilirim" dedi. Emir, şunları kaydetti: "Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulması, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulması, öteden beri en önce söylediğimiz, ısrarla vurguladığımız, üzerinde durduğumuz hususlar. Ben bunun da bir sorun olmadan gerçekleşeceğini umuyorum. Hukuk devletinde, anayasal devlette Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmaması ya da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulmaması düşünülemez. Sayın Demirtaş’ın çoktan tahliye edilmiş olması, Ahmet Özer’in çoktan görevine iade edilmiş olması, bununla birlikte Can Atalay’ın çoktan gelip Mecliste milletvekili görevine başlamış olması, Tayfun Kahraman’ın çoktan evine dönmüş olması gerekirdi. Dolayısıyla umuyorum ki kısa sürede bu komisyon görevini tamamlar. Çerçeve raporunu hazırlar ve rapor sonucunda Meclis Adalet Komisyonu başta olmak üzere Meclis üstüne düşen görevi yapar ve Türkiye’de atılması gereken adımlar ivedilikle atılabilir."
BBP Genel Başkanı Destici: "Savaş mı var bu ülkede de CHP barış konferansı düzenledi?"
04 Şubat 2026 Çarşamba - 14:54 BBP Genel Başkanı Destici: "Savaş mı var bu ülkede de CHP barış konferansı düzenledi?" CHP’nin düzenlediği ‘Toplumsal Barış ve Demokrasi Konferansı’nı eleştiren Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "Ana muhalefet partisi bir toplumsal barış konferansı düzenledi. Savaş mı var bu ülkede de barış konferansı düzenledi? Kimle kimin arasında savaş var? Türklerle Kürtler ne zaman savaştı da bugün savaşsınlar? Biz kardeşiz" dedi. BBP Genel Başkanı Destici, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında vatandaşlara deprem ve depreme hazırlık konusunda uyarılarda bulunarak, "Evet, yapılan çalışmalar var ama hâlâ yetersiz olduğunu görmekten de büyük bir üzüntü duyuyorum. Hâlâ milletimizin deprem konusunda yeteri kadar bilinçlendirilmediğini müşahede ediyoruz. İhtimal bir depremle karşılaşan vatandaşlarımızın büyük çoğunluğunun hâlâ ne yapacaklarını bilmediğini biz biliyoruz. Buradakiler, biz de dahil olmak üzere. İşin doğrusu bu. Çocuklarımız, gençlerimiz, kadınlarımız, erkeklerimiz bilmiyor, büyük çoğunluğumuz bilmiyor. Maalesef bu eğitim konusunda büyük yetersizlik olduğunu buradan söylemek zorundayım. Bu sebeple depreme hazırlık konusunda vatandaşlarımız daha yoğun, daha etkili bir biçimde bilgilendirilmelidir. Bunun eğitimi yapılmalıdır. Okullarda ders olarak öğretilmelidir ya da bir dersin içerisinde bir bölüm olarak mutlaka bu eğitim verilmelidir. Çünkü her zaman gerçekleşen bir şey değildir" diye konuştu. Destici, afet anında yapılan çalışmaların istenilen seviyede olmadığını ancak sonrasında önemli başarılar sağlandığını belirterek, bu başarının afet öncesi ve afet anına da taşınması gerektiğini söyledi. Anma programları kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte Osmaniye’deki törene katılacaklarını ifade eden Destici, ardından afet bölgelerini teşkilatlarıyla ziyaret ederek, vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileteceklerini kaydetti. Epstein davasının tüm insanlığı ilgilendirdiğini belirten Destici, söz konusu suçların çok sayıda boyutu olduğunu ve onlarca yıla yayılan bir sürecin olduğunu ifade etti. Destici, basına yansıyan iddialara göre Türkiye’den de çocukların götürüldüğünü ve söz konusu olay üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı soruşturmayı önemli bulduklarını vurgulayarak, süreci yakından takip edeceklerini bildirdi. "Öcalan’ın Epstein’den bir farkı yoktur" Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısıyla tanıtılan rapordan cümleler aktaran Destici, "PKK, 1990’da bir askeri hizmet yasası çıkararak, istisnasız 18-25 yaşları arasında her Kürt kardeşimizin PKK’ya katılmaya mecbur olduğunu bildirdi. 1994’ten itibaren çocukları da askere almaya başladılar. 8-12 yaşlarındaki çocuklardan alay kurdular. 1998’de yüzde 10’dan fazlası kız olmak üzere 3 bin çocuk asker, PKK saflarına zorla katıldı. En genci 7 yaşındaydı. 1995’te KDP’ye karşı bir çatışmada çoğu çocuk olmak üzere bin PKK’lı öldürüldü. Çocukların önemli bir bölümü cinsel olarak da istismar edildiler. İntihar eylemlerinde kullanıldılar, örgüt için infazlarda öldürüldüler. Ya intihar ettiler ya da intihara zorlandılar. Bu Birleşmiş Milletler raporu. Bir yönüyle bunun da Epstein çarkından bir farkı yok. Türk basını haklı olarak Epstein’i dünyanın en iğrenç insanı olarak adlandırdı. Biz de altına imzamızı atıyoruz. Bütün bu raporlarda yer alan süreçlerden sonra terörist elebaşı Öcalan’ı nasıl isimlendireceğiz? Bize göre Epstein’den bir farkı yoktur ve bu yönüyle de yargılanmalıdır. İşte bu sebeplerle de PKK’ya, bebek katili elebaşına da, örgüt uzantılarına da saygı duymadık, duymayacağız ve asla el sıkışmayacağız" şeklinde konuştu. "CHP’ye toplumsal barış konferansı düzenlettirenlerin kimler olduğunun ortaya çıkartılması gerek" Destici, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Ana muhalefet partisi bir toplumsal barış konferansı düzenledi. Savaş mı var bu ülkede de barış konferansı düzenledi? Kimle kimin arasında savaş var? Türklerle Kürtler ne zaman savaştı da bugün savaşsınlar? Biz kardeşiz. Bir terör örgütü var. Bu terör örgütüyle de Türkiye Cumhuriyeti Devleti pazarlık masasına oturup barış sağlayamaz. Buradan barış çıkmaz. Cumhuriyet Halk Partisi’ne bu konferansı düzenlettirenlerin de kimler olduğunun ortaya çıkartılması gerekir. Bunların hangi niyeti taşıdıklarının da çok net bir şekilde ortaya çıkartılması gerekmektedir. Biz açıkça söylüyoruz. Devletine bağlı, yasalara uyan, vergisini veren, askerliğini yapan, evlatlarını askere gönderen, şehit olan, şehit veren vatandaşlarımızla Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve Türk milletine karşı ihanet eden insanların aynı haklara sahip olmaları adalete de insanlığa da vatana da millete de hakarettir. Başka millete, başka devlete, başka bayrağa bağlı olanların tümü nereye bağlılarsa oraya gönderilmeli" ifadelerini kullandı.
Yunusemre Belediyesinden vatandaşlara Ramazan desteği
04 Şubat 2026 Çarşamba - 13:44 Yunusemre Belediyesinden vatandaşlara Ramazan desteği Yunusemre Belediyesi, Ramazan ayında dar gelirli ve dezavantajlı vatandaşlara nakdi yardımda bulunacak. Yunusemre Belediyesi’nin şubat ayı meclis toplantısı, Belediye Başkanı Semih Balaban başkanlığında Ferdi Zeyrek Millet Çarşısı İsmail Hakkı Tonguç Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplam 35 maddenin görüşüldüğü toplantıda, Temizlik İşleri Müdürlüğü’ne mali imkânların yetersiz olması nedeniyle temin edilemeyen ekipmanların satın alınabilmesi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın uygun gördüğü miktarda şartlı nakdi yardım talebinde bulunulması gündeme alındı. İlgili madde oy birliğiyle kabul edildi. Toplantıda ayrıca Ramazan ayında dar gelirli, ihtiyaç sahibi ve dezavantajlı vatandaşlara destek sağlamak amacıyla ailelere nakdi yardım yapılması için kampanya düzenlenmesi ve şartlı bağışların kabulü amacıyla oluşturulan komisyonda ilgili müdürlerin görevlendirilmesi de görüşüldü. Maddeye ilişkin meclis üyelerini bilgilendiren Başkan Yardımcısı Efe Yakkan, bir IBAN hesabı oluşturulacağını belirterek, şunları söyledi: "Bir IBAN hesabı oluşturulacak. Akabinde meclisimizden karar geçtikten sonra bu görevli kurulumuz ve bu gerekçeyi sunacak raporumuzla birlikte meclis kararımızı valiliğimize sunacağız. Eğer valilik makamı da bu bağış kampanyasını uygun bulursa, buna istinaden kampanyayı Ramazan öncesinde dezavantajlı gruplar için gerçekleştireceğiz. Bu görevlendirme tamamen kanunun emrettiği ve valilik makamının onay verdiği, onların yol gösterdiği çerçevede gerçekleşmiştir." İlgili madde oy çokluğuyla kabul edildi. Meclis, 2026 yılı içerisinde amatör spor kulüplerine nakdi yardım yapılabilmesi için Belediye Başkanı Semih Balaban’a yetki verilmesini de oy birliğiyle kabul etti. Tarihi kapılar devredilecek Toplantıda ayrıca belediye envanterinde kayıtlı bulunan el oyması ahşap kapı, ahşap pano, ahşap tavan ve ahşap kemer niteliğindeki tarihi eserlerin İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’ne bedelsiz devri görüşüldü. İlgili madde oy birliğiyle kabul edildi. Mart ayı meclis toplantısının ise 3 Mart Salı günü saat 17.30’da Yunus Emre Kültür Parkı İrfan Meclisi’nde yapılması kararlaştırıldı.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kaya: "Yeni bir dünya düzeni kurulurken Türkiye, eskisine göre çok daha güçlü bir şekilde masada"
04 Şubat 2026 Çarşamba - 12:29 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kaya: "Yeni bir dünya düzeni kurulurken Türkiye, eskisine göre çok daha güçlü bir şekilde masada" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, "Yeni bir dünya düzeni kurulurken Türkiye, eskisine göre çok daha güçlü bir şekilde masada. Bu başarıda AK Parti teşkilatlarının, kadınların ve gençlerin payı çok büyük" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, bir dizi programa katılmak üzere geldiği Denizli’de Polis Evi’nde düzenlenen yemekte şehit aileleri ve gazilerle bir araya geldi. Kaya, ayrıca AK Parti İl Başkanı Muhammet Subaşıoğlu’nun ev sahipliğinde gerçekleştirilen AK Parti İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda partililerle bir araya geldi. Yaptığı konuşmada AK Parti Denizli Teşkilatı olarak 2025 yılını dolu dolu geçirdiklerini ifade eden AK Parti İl Başkanı Muhammet Subaşıoğlu, "AK Parti Denizli Teşkilatımız 2025 yılını dolu dolu geçirdi. Denizli siyasi tarihinin, aynı zamanda AK Parti siyasi tarihinin en yüksek üye sayısı olan 131 bin 917 rakamına siz değerli teşkilat mensuplarımızın gayret ve himmetleriyle ulaşmış bulunuyoruz. Sizlere çok teşekkür ediyorum. Denizli’de 2025 yılında 10 binin üstünde hemşehrimiz aramıza katıldı. Yeni dava arkadaşları olarak birlikte yol almak adına aramıza katılan tüm üyelerimize hoş geldiniz diyorum" dedi. "Cumhuriyet Halk Partisi’nin 81 ilde yapmış olduğu üyenin yarısını bu il olarak tek başımıza yapmış bulunduk" Cumhuriyet Halk Partisi’nin 81 ilde 2025 yılı içerisinde kaydettiği üye sayısının yarısını sadece Denizli’nin tek başına yaptığını dile getiren Subaşıoğlu, "Türkiye’de Cumhuriyet Halk Partisi’nin 81 ilde 2025 yılı içerisinde sadece 19 bin yeni üye kaydettiğini hatırlatmak istiyorum. Evet, bizler Denizli olarak 10 binin üstünde yeni hemşehrimizi AK Partimize üye kaydederek, Cumhuriyet Halk Partisi’nin 81 ilde yapmış olduğu üyenin yarısını bu il olarak tek başımıza yapmış bulunduk" diye konuştu. "Belediyecilik denince akla gelen tek parti AK Parti’dir" AK Parti’nin belediyecilikte dünyada örnek gösterilen bir anlayış ortaya koyduğunu dile getiren Kaya, "Recep Tayyip Erdoğan, belediyecilik konusunda dünyada ders verebilecek bir liderdir. AK Parti belediyeleri, dünyanın dört bir yanından gelen heyetler tarafından incelenmiş, birçok projeleri örnek alınmıştır. Belediyecilik denince akla gelen tek parti AK Parti’dir. Maalesef yolsuzluk ve hırsızlıklar almış başını gidiyor. Ancak bu yüce milletin ferasetine yürekten inanıyorum. Milletimiz kimin hizmet yaptığını, kimin milletin parasını çarçur ettiğini çok iyi görüyor. Allah’ın izniyle 2029 seçimlerinde yerelde bu hizmeti kaçıranlar, milletin parasına çökenlere çok güzel bir ders verecek, çok güzel bir hesap soracak. Biz milletimizin ferasetine inanıyoruz, güveniyoruz" ifadelerini kullandı. Dünyanın büyük bir sapkınlıkla karşı karşıya olduğunu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın küresel adaletsizliklere karşı güçlü bir duruş sergilediğini belirten Kaya, "Hep birlikte okuduğumuz Epstein dosyası, korkunç ve iğrenç bir sapkın zihniyetin, Yahudi anlayışının dünyada ülkeleri darbeyle devirmeye kadar gidecek kirli senaryolarını ortaya koyduğunu günlerdir okuyoruz değil mi? Ama ulaşamadıkları bir lider var. O lider kim? Recep Tayyip Erdoğan. Sayfa sayfa yazılan, çocukların ve masum bebeklerin katledildiği, bebeklere tecavüz edilen, küçük kız çocuklarının türlü işkencelere maruz bırakıldığı bu sapkınlıkları insanlık adına utanç duyarak okuyoruz. Tüm bunların dünya devletlerine darbe yapabilecek arşivleri ellerinde tutmak için liderlere karşı şantaj malzemesi olarak kullanıldığını görüyoruz. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ’Dünya beşten büyüktür’ ve ’One minute’ çıkışlarıyla küresel adaletsizliklere karşı güçlü bir duruş sergilendi. Gazze’de yaşananlara karşı dünya kamuoyunda yükselen tepkiler, bu duruşun haklılığını ortaya koydu" diye konuştu. "Biz haktan ve adaletten yana tavrını ortaya koyan bir liderin yol arkadaşlarıyız" Dünyanın neresinde bir zulüm varsa, oradaki zulme karşı sesini yükselten ve mazlumlara el uzatan bir liderin yol arkadaşları olduklarını dile getiren Kaya, "Biz haktan ve adaletten yana tavrını ortaya koyan bir liderin yol arkadaşlarıyız. Dünyanın neresinde bir zulüm varsa, oradaki zulme karşı sesini yükselten ve mazlumlara el uzatan bir liderin yol arkadaşlarıyız. Zulümle abad olunmaz. Artık zalimlerin sesinin çok çıktığı dünya düzeni de yıkılmak zorunda. Yeni bir dünya düzeni kurulurken Türkiye, eskisine göre çok daha güçlü bir şekilde masada. Bu başarıda AK Parti teşkilatlarının, kadınların ve gençlerin payı çok büyük" dedi. "Belediyesinde kadınlara tacizde bulunan belediye başkan yardımcısını derhal görevden uzaklaştırsın" Denizli’de CHP’li belediyelere yönelik eleştirilerde bulunan Kaya, bir belediye başkan yardımcısı hakkında taciz iddiasıyla suç duyurusunda bulunulduğunu hatırlatarak, "Ben buradan Özgür Özel’e bir mesaj vermek istiyorum. Belediyesinde kadınlara tacizde bulunan belediye başkan yardımcısını derhal görevden uzaklaştırsın. Taciz suç duyurusu varken görevden alınmaması kesinlikle kabul edilemez bir olay" dedi. "Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecini de inşallah başarıyla neticelendireceğiz" Terörle mücadelede önemli başarılar elde edildiğini ifade eden Kaya, "Birliğimizi ve beraberliğimizi bozmak isteyenlere asla müsaade etmeyeceğiz. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecini de inşallah başarıyla neticelendireceğiz. Bizim de bu ülkeye, şehit ailelerimize, gazilerimize borcumuz" ifadelerini kullandı. Konuşmasını birlik ve beraberlik vurgusuyla tamamlayan Kaya, AK Parti’nin "kimsesizlerin kimi" anlayışıyla yoluna devam ettiğini, Ramazan ayında da ihtiyaç sahiplerine desteklerin süreceğini sözlerine ekledi. İl binasında düzenlenen toplantıya AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekçi, Denizli AK Parti İl Başkanı Muhammet Subaşıoğlu, MKYK Üyesi ve Sosyal Politikalar Başkan Yardımcısı Mehmet Karabay, MKYK Üyesi ve Sosyal Politikalar Başkan Yardımcısı Fatih Sadullah Selman, Genel Merkez İl Koordinatörü Pınar Turhanoğlu Gücüyener, Sosyal Politikalar Başkan Yardımcısı Furkan Leventoğlu, Sosyal Politikalar Başkan Yardımcısı İsmail Sağlam, teşkilat üyeleri ve partililer katıldı.
Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Ökten: "Türkiye ile Pakistan arasındaki ilişki, derinleşmiş bir kader ortaklığıdır"
04 Şubat 2026 Çarşamba - 12:17 Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Ökten: "Türkiye ile Pakistan arasındaki ilişki, derinleşmiş bir kader ortaklığıdır" Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Celile Eren Ökten, "Türkiye ile Pakistan arasındaki ilişki, diplomasinin resmi kalıplarını aşan, zor zamanlarda gösterilen vefa ile derinleşmiş bir kader ortaklığıdır" dedi. Milli Eğitim Bakanlığı ile Pakistan İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği iş birliğinde 2016 yılından bu yana düzenlenen ‘Cinnah Genç Yazarlar Ödülü’ yarışmasının 8’incisi gerçekleştirildi. İki ülke arasındaki dostane ilişkilerin güçlendirilmesi ve gençlerin edebi yeteneklerinin desteklenmesi amacıyla düzenlenen yarışmanın bu yılki ana başlığı kompozisyon oldu. Türkiye genelinde lise düzeyindeki öğrencilerin katıldığı yarışmada, öğrenciler belirlenen tema doğrultusunda kaleme aldıkları kompozisyonlarla jüri karşısına çıktı. Yarışmada dereceye giren öğrencilere düzenlenen törenle ödülleri verildi. Ödül töreninde konuşan Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Celile Eren Ökten, yarışmanın Türkiye ile Pakistan arasındaki kültürel ve eğitim alanındaki iş birliğine katkı sunduğunu belirterek, gençlerin düşünce dünyalarını yazılı ifade etme becerilerinin gelişmesine önemli katkı sağladığını ifade etti. "Bu yarışmayı iki ülke arasındaki kardeşlik mirasının gerçekleşmesine imkan veren kıymetli bir zemin olarak görüyoruz" Ökten, Türkiye ve Pakistan’ın uzun yıllardır her mecrada birlikte hareket ettiklerini belirterek, "Bu yarışmayı, iki ülke arasındaki kardeşlik mirasının genç kuşakların dünyasında gerçekleşmesine imkan veren kıymetli bir zemin olarak görüyoruz. Hepimiz biliyoruz ki insan önce evinde insan olmayı öğrenir, karakterin, aidiyet duygusunun ve merhamet kültürünün tohumu ailede atılır. Türkiye ile Pakistan arasındaki ilişki, diplomasinin resmi kalıplarını aşan, zor zamanlarda gösterilen vefa ile derinleşmiş bir kader ortaklığıdır. İstiklal Harbimizde Hint kıtasındaki Müslümanların Anadolu’ya ‘nefes olsun’ diyerek gönderdiği yardımlar, bu ortak hafızanın ilk kayıtlarıdır. Yakın geçmişte yaşadığımız Kahramanmaraş merkezli depremlerde Pakistan’ın gösterdiği hassasiyet ve Pakistan’daki sel felaketlerinde Türkiye’nin seferberliği, birlikte sınanan bu kardeşlik şuurunun en somut tezahürüdür. Bu kardeşlik artık hükümetlerin ötesinde iki milletin müşterek iradesi haline gelmiştir" diye konuştu. Bakan Yardımcısı Ökten, gençlerin bu yarışma ile Türkiye-Pakistan ilişkilerine kalıcı bir iz bıraktıklarını da belirterek, gençlerin edebi kalemleri güçlendikçe daha da gelişeceklerini ifade etti. "80 yıla dayanan bir hikayemiz var" Türkiye-Pakistan ilişkilerinin yıllardır kardeşlik ilişkisine dayandığını ifade eden Pakistan’ın Ankara Büyükelçisi Yousaf Junaid ise, "Büyük lider Pakistan’ın vizyoner kurucusu Muhammed Ali Cinnah’dan adını alan bu prestijli kompozisyon yarışması, büyükelçiliğin Türkiye’de yürüttüğü diplomasi faaliyetlerinin bir tanesi. Yaklaşık 80 yıla dayanan bir hikayemiz var ve bu girişimle bu hikayeyi daha da derinleştirdik. Bu yarışmamız, gençlerin fikirlerinin büyümesi ve akademik mükemmeliyete verdiğimiz daimi önemi yansıtan bir girişim" şeklinde konuştu. Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Celile Eren Ökten, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Doç. Dr. Ünal Eryılmaz, Pakistan’ın Ankara Büyükelçisi Yousaf Junaid ve öğrencilerin katıldığı program, fotoğraf çekimiyle son buldu.
AK Partili Kaya: "Yerelde milletin parasına çökenlere milletimiz çok güzel bir ders verecek"
04 Şubat 2026 Çarşamba - 12:09 AK Partili Kaya: "Yerelde milletin parasına çökenlere milletimiz çok güzel bir ders verecek" Denizli’de partilileriyle bir araya gelen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, "Yeni bir dünya düzeni kurulurken Türkiye, eskisine göre çok daha güçlü bir şekilde masada. Bu başarıda AK Parti teşkilatlarının, kadınların ve gençlerin payı çok büyük" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, bir dizi program kapsamında Denizli’ye geldi. Kaya, Denizli’de Polis Evinde düzenlenen yemekte şehit aileleri ve gazilerle bir araya geldi. Genel Başkan Yardımcısı Kaya, AK Parti İl Başkanı Muhammet Subaşıoğlu’nun ev sahipliğinde gerçekleştirilen AK Parti İl Danışma Meclisi Toplantısında partililerle bir araya geldi. İl binasında düzenlenen toplantısına AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekçi, Denizli AK Parti İl Başkanı Muhammet Subaşıoğlu, MKYK Üyesi ve Sosyal Politikalar Başkan Yardımcısı Mehmet Karabay, MKYK Üyesi ve Sosyal Politikalar Başkan Yardımcısı Fatih Sadullah Selman, Genel Merkez İl Koordinatörü Pınar Turhanoğlu Gücüyener, Sosyal Politikalar Başkan Yardımcısı Furkan Leventoğlu, Sosyal Politikalar Başkan Yardımcısı İsmail Sağlam, teşkilat üyeleri ve partililerin yoğun katılımı oldu. "AK Parti Denizli teşkilatımız 2025 yılını dolu dolu geçirdi" AK Parti Denizli teşkilatı olarak 2025 yılını dolu dolu geçirdiklerini ifade eden Denizli AK Parti İl Başkanı Muhammet Subaşıoğlu, "AK Parti Denizli teşkilatımız 2025 yılını dolu dolu geçirdi. Denizli siyasi tarihinin aynı zamanda AK Parti siyasi tarihinin en yüksek üye sayısı olan 131 bin 917 rakamına siz değerli teşkilat mensuplarımızın gayret ve himmetleriyle ulaşmış bulunuyoruz. Sizlere çok teşekkür ediyorum. Denizli’de 2025 yılında 10 binin üstünde hemşehrimiz aramıza katıldı. Yeni dava arkadaşları olarak birlikte yol almak adına aramıza katılan tüm üyelerimize hoş geldiniz diyorum" dedi. "Cumhuriyet Halk Partisi’nin 81 ilde yapmış olduğu üyenin yarısını bu il olarak tek başımıza yapmış bulunduk" Cumhuriyet Halk Partisi’nin 81 ilde 2025 yılı içerisinde kaydettikleri üye sayısının yarısını sadece Denizli tek başına yaptığını dile getiren Başkan Subaşıoğlu; "Türkiye’de Cumhuriyet Halk Partisi’nin 81 ilde 2025 yılı içerisinde sadece 19 bin yeni üye kaydettiğini hatırlatmak istiyorum. Evet, bizler Denizli olarak 10 binin üstünde yeni hemşehrimizi AK Parti’mize üye kaydederek Cumhuriyet Halk Partisi’nin 81 ilde yapmış olduğu üyenin yarısını bu il olarak tek başımıza yapmış bulunduk" diye konuştu. "Belediyecilik denince akla gelen tek parti AK Parti’dir" AK Parti’nin belediyecilikte dünyada örnek gösterilen bir anlayış ortaya koyduğunu dile getiren Kaya, "Recep Tayyip Erdoğan, belediyecilik konusunda dünyada ders verebilecek bir liderdir. AK Parti belediyeleri, dünyanın dört bir yanından gelen heyetler tarafından incelenmiş, birçok projeleri örnek alınmıştır. Belediyecilik denince akla gelen tek parti AK Parti’dir. Maalesef yolsuzluk ve hırsızlıklar almış başını gidiyor. Ancak bu yüce milletin ferasetine yürekten inanıyorum. Milletimiz kimin hizmet yaptığını, kimin milletin parasını çarçur ettiğini çok iyi görüyor. Allah’ın izniyle 2029 seçimlerinde yerelde bu hizmeti kaçıranlar, milletin parasına çökenlere çok güzel bir ders verecek, çok güzel bir hesap soracak. Biz milletimizin ferasetine inanıyoruz, güveniyoruz" ifadelerini kullandı. Dünyanın büyük bir sapkınlıkla karşı karşıya olduğunu öne süren ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın küresel adaletsizliklere karşı güçlü bir duruş sergilediğini belirten Kaya, "Hep birlikte okuduğumuz Epstein dosyası, korkunç ve iğrenç bir sapkın zihniyetin, Yahudi anlayışının dünyada ülkeleri darbeyle devirmeye kadar gidecek kirli senaryolarını ortaya koyduğunu günlerdir okuyoruz değil mi? Ama ulaşamadıkları bir lider var. O lider kim? Recep Tayyip Erdoğan. Sayfa sayfa yazılan, çocukların ve masum bebeklerin katledildiği, bebeklere tecavüz edilen, küçük kız çocuklarının türlü işkencelere maruz bırakıldığı bu sapkınlıkları insanlık adına utanç duyarak okuyoruz. Tüm bunların, dünya devletlerine darbe yapabilecek arşivleri ellerinde tutmak için liderlere karşı şantaj malzemesi olarak kullanıldığını görüyoruz. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "Dünya beşten büyüktür" ve "One minute" çıkışlarıyla küresel adaletsizliklere karşı güçlü bir duruş sergilendi. Gazze’de yaşananlara karşı dünya kamuoyunda yükselen tepkilerin bu duruşun haklılığını ortaya koydu" diye konuştu. "Biz haktan ve adaletten yana tavrını ortaya koyan bir liderin yol arkadaşlarıyız" Dünyanın neresinde bir zulüm varsa, oradaki zulme karşı sesini yükselten ve mazlumlara el uzatan bir liderin yol arkadaşları olduklarını dile getiren Kaya, "Biz haktan ve adaletten yana tavrını ortaya koyan bir liderin yol arkadaşlarıyız. Dünyanın neresinde bir zulüm varsa, oradaki zulme karşı sesini yükselten ve mazlumlara el uzatan bir liderin yol arkadaşlarıyız. Zulümle abad olunmaz. Artık zalimlerin sesinin çok çıktığı dünya düzeni de yıkılmak zorunda. Yeni bir dünya düzeni kurulurken Türkiye, eskisine göre çok daha güçlü bir şekilde masada. Bu başarıda AK Parti teşkilatlarının, kadınların ve gençlerin payı çok büyük." diye konuştu. "Belediyesi’nde kadınlara tacizde bulunan belediye başkan yardımcısını derhal görevden uzaklaştırsın" Denizli’de CHP’li belediyelere yönelik eleştirilerde bulunan Kaya, bir belediye başkan yardımcısı hakkında taciz iddiasıyla suç duyurusunda bulunulduğunu hatırlatarak, "Ben buradan Özgür Özel’e bir mesaj vermek istiyorum. Belediyesi’nde kadınlara tacizde bulunan belediye başkan yardımcısını derhal görevden uzaklaştırsın. Taciz suç duyurusu varken görevden alınmaması kesinlikle kabul edilemez bir olay" dedi. "Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecini de inşallah başarıyla neticelendireceğiz" Terörle mücadelede önemli başarılar elde edildiğini ifade eden Kaya, "Birliğimizi ve beraberliğimizi bozmak isteyenlere asla müsaade etmeyeceğiz. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecini de inşallah başarıyla neticelendireceğiz. Bizim de bu ülkeye, şehit ailelerimize, gazilerimize borcumuz." ifadelerini kullandı. Konuşmasını birlik ve beraberlik vurgusuyla tamamlayan Kaya, AK Parti’nin "kimsesizlerin kimi" anlayışıyla yoluna devam ettiğini, ramazan ayında da ihtiyaç sahiplerine desteklerin süreceğini sözlerine ekledi. Konuşmaların ardından AK Parti İl Başkanlığı’nda İl Danışma Meclisi Toplantısı sona erdi.