POLİTİKA
10 Ocak 2026 Cumartesi - 19:48 AK Parti Yalova İl Başkanı Güçlü: "Yalova’yı bu hale tedbirsizlik getirdi" AK Parti Yalova İl Başkanı Umut Güçlü, yaşanan su krizinin kuraklıktan değil, Yalova Belediyesi’nin ihmali ve yönetim zafiyetinden kaynaklandığını söyledi. AK Parti Yalova İl Başkanı Umut Güçlü, Yalova’da yaşanan su sorunu, DSİ tarafından açılıp Yalova Belediyesi’ne devredilen kuyular, baraj projeleri ve Belediye Başkanı Mehmet Gürel’in açıklamalarıyla ilgili açıklamada bulundu. Belediye Başkanı Gürel’i eleştiren Güçlü, "Mehmet Başkanın durumlardan haberi yok. Belediye başkanlığı yapıyor ama DSİ’nin Yalova Belediyesi’ne devrettiği kuyularla alakalı hiçbir bilgisi yok. Ben o kuyuların nerede olduğunu biliyorum ama şu an Yalova Belediyesi’ne DSİ tarafından 2014 yılında teslim edilmiş kuyuların kendi nerede olduğunu biliyor mu acaba? Ben o kuyuların hangisinin nerede olduğunu çok iyi biliyorum. 2014 yılında hep birlikte bir kuraklık yaşadık. O süreçte DSİ, Yalova genelinde kuyular açmıştı. 2014 yılında yaşadığımız kuraklık ciddi bir kuraklıktı. Şu an dip suyu için kullanılan motorlar da 2014 yılında alınmıştı. Mehmet Başkan genelde her zaman yaptığı gibi bir hizmet yapamadığı zaman ‘Benim önüm mü açık?’ diyerek topu taca atıyor. Hizmet yaparak değil, gündem oluşturarak bir şeyler yapmaya çalışıyor. Biz her zaman şunu söylüyoruz: Yalova’yı ilgilendiren, kentsel dönüşüm dahil kitleyi ilgilendiren her konuda elimizden geleni yaparız. Mehmet Başkan ‘Bu iş için siyaset yapılmasın’ diyor ama her zaman siyaseti yapan taraf kendisi oluyor. 2014 yılında DSİ Yalova’da bu kuyuları açtı. Açtıktan sonra da bir protokolle bu kuyuların tamamını Yalova Belediyesi’ne devretti. Dolayısıyla kuyularla ilgili DSİ’ye soru sormasının da bir anlamı yok. Kendi bünyesinde olan bir şey için neden DSİ’ye soruyor?" dedi. "Hizmetle alakalı bir şey sorulduğunda ‘önüme engel çıkıyor’ diyor. Yalova’da iki yıl genel olarak böyle geçti. Yapılanı da yapılmayanı da vatandaş görüyor" diyen Güçlü, "Ne yazık ki kalan yıllar da böyle geçecek. Yapacak bir şey yok. Mehmet Bey seçimden önce videolar paylaşıyordu. Derenin kenarına geçip burnunu tutuyordu. Bu yaz dere ağzından denize nelerin aktığını hepimiz gördük. ‘İşin ehliyim’ diye ortaya çıktı ama kendi ehli olduğu durumda bile Yalova’ya hiçbir şey yapmadığını gördük. Kalan yılları da izlemek zorundayız. DSİ bu konuyla ilgili de bir açıklama yaptı. Kamuoyunun yanlış yönlendirildiğini söyledi. İddia edildiği gibi ortada 6 yıldır hazır bekleyen bir proje, Ankara’da onaylanmış bir yatırım ya da raflarda tozlanan bir dosya yok. Bir baraj ya da içme suyu tesisi, hazır bir kararla, tek bir proje denilerek yapılamaz. Böyle büyük yatırımlar kanunlarla ve bilimsel kurullarla ilerlemek zorundadır. Bu süreç aşamalardan oluşur. Önce master planlama yapılır. Yalova havzasında ne kadar su var bakılır. Hangi alanların baraj yapımına uygun olduğu tespit edilir. Planlama aşaması yapılır, ÇED süreci yürütülür, zemin etütleri yapılır. Türkiye’de bir barajın yapılma süresi ortalama 12 yıldır. Mehmet Bey barajlarla ilgili konuşuyor ama yanlış konuşuyor. Yalova’da baraj yapımıyla alakalı aşamalardan biri bile eksikse, o projeye ‘hazır’ demek yanlıştır. Şu an Yalova’da Şenköy ve Kurtköy projeleri master plan aşamasındadır. Çağlayan ve Esenköy barajlarında ilk aşamalar tamamlandı, planlama aşamasına geçildi. Kınalı Barajı proje aşamasındadır. Karadere Göleti ise şu an inşaat halindedir. Yalova’da DSİ’nin yaptığı yatırımlar bunlardır. Yalova’da her şeyi bitmiş, Ankara’da bekleyen bir proje yoktur. Altınova’daki barajımız da 2026 yılında yapılması planlanan projelerden biridir. Altınova için de her şey bitmiştir, sadece stratejiden ödenek beklenmektedir" ifadelerine yer verdi. Yalova’da yaşanan kuraklığın tedbirsizlik yüzünden olduğunu söyleyen Güçlü, sözlerini şöyle sürdürdü: "Başkan Bey aylar öncesinden ‘Yağış olacağını biz mi öngörecektik’ gibi açıklamalar yapıyor ve yaşanan süreci doğal bir süreç gibi göstermeye çalışıyor. Gerçek şudur: Bu bir kuraklık meselesi değil, Yalova’yı bu hale getiren tedbirsizliktir. DSİ, 11 Nisan’da bir yazı gönderdi. 27 Mart’ta DSİ’den bilgi istemiştik. Başkan Gürel’in bahsettiği 15 adet kuyu, Yalova’ya ilave su kaynağı olsun diye DSİ tarafından açılmış ve ardından protokol ile Yalova Belediyesi’ne devredilmiştir. Bu kuyuların bakımı, onarımı, çalışır halde tutulması ve gerektiğinde devreye alınması, ayrıca nerede olduklarının bilgisi tamamen Yalova Belediye Başkanı’nın sorumluluğundadır. Yalova Belediyesi, kuyuların akıbetiyle ilgili DSİ’den bilgi talep ediyor. Ama kuyular belediyenin kendi bünyesinde. Bunun mantığı nedir? Bu, başkanın konuya vakıf olmadığını gösteriyor. Kuyularla ilgili DSİ’ye bilgi sorması tamamen bir yönetim zafiyetidir. DSİ zamanında uyarısını yapmıştır. Olası bir kuraklık durumunda kuyuların acilen bakım ve onarımdan geçirilmesi gerektiğini bildirmiştir. Ancak Yalova Belediyesi bu yazıyı ciddiye almamıştır. Yalova Belediye Başkanı, Yeşil Körfez Su Birliği’ne yazı yazıyor. Yeşil Körfez Su Birliği, Yalova Belediyesi’ne yazı yazıyor. Yalova Belediye Başkanı Mehmet Gürel, Yeşil Körfez Su Birliği Başkanı da Mehmet Gürel. Hıdırlar bize, biz Hıdırlar’a." Güçlü, sözlerini şöyle tamamladı: "Yapılması gereken çok açıktı. Kasım-aralık ayları gelmeden, protokolle belediyeye devredilen kuyular çalışır hale getirilecekti. Bu kuyulardan alınan su içme ve sanayi suyuna verilerek, Gökçe Barajı üzerindeki yük azaltılacaktı. ‘Ben o kuyuları Yalova’ya mı aktarayım’ diyor. Teknik olarak işin farkında olmadığı buradan belli. Oradan buraya aktarmaktan bahsetmiyoruz. Kuyuları mevcut şebekeye bağlayacaksın. Şebekeden giden su miktarı azalacak. Suyun bir kısmı kuyulardan karşılandığında barajdaki su daha sakin bir şekilde korunur. Ama her şeyi çarpıtıyor. Bu sağlıklı bir yaklaşım değil. Acil durum önlemi, acil durum gelmeden alınır. Bu kuyulardan alınan su doğrudan şebekeye verilmek zorunda da değildir. Gerekli teknik düzenlemelerle bu sular depolara aktarılabilir, depolardan arıtmalara, oradan da içme suyuna dönüştürülebilir. Mehmet Gürel’in Kurtköy hattında yaşanan bir sabotaj nedeniyle 35 günlük su kaybı olduğu yönündeki açıklaması da gerçeği yansıtmıyor. Yalova’nın günlük su ihtiyacı yaklaşık 100 bin metreküptür. 35 günlük kayıp denildiğinde bu 3 milyon 500 bin metreküp su demektir. Bu kadar büyük bir kayıp için sistemin çok uzun süre devre dışı kalması gerekir. Oysa arıza 2-3 gün içinde giderilmiştir. Bu durumda şu soru ortaya çıkıyor: Kurtköy hattından neden su alınmaya devam edilmedi?" AK Parti İl Başkanı Umut Güçlü, Yalova’da yaşanan su krizinin yanlış yönetim ve ihmal sonucu olduğunu vurgulayarak, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi.
Tır Köyü’ndeki TOKİ Afet Konutlarında Sona Gelindi
24 Kasım 2025 Pazartesi - 15:56 Tır Köyü’ndeki TOKİ Afet Konutlarında Sona Gelindi AK Parti Karabük Milletvekilleri Cem Şahin ve Ali Keskinkılıç ile AK Parti Karabük İl Başkanı Ferhat Salt, Yenice ilçesine bağlı Tır Köyü’nde yapımı devam eden TOKİ Afet Konutları projesinde incelemelerde bulundu. Milletvekilleri ve il başkanına, Yenice Belediye Başkanı Sertaş Karakaş, İl Genel Meclisi Üyeleri Ertan Mısırlı ve Recep Tetik ile AK Parti Yenice İlçe Başkanı Ahmet Mısırlı da eşlik etti. Heyet, sahada yürütülen çalışmalar hakkında yetkililerden detaylı bilgi aldı. Köyde yaşanan sel afetinin ardından vatandaşların güvenli konutlara kavuşması amacıyla başlatılan proje kapsamında, 5 bloktan oluşan 40 konutun inşasında sona gelindi. Milletvekili Cem Şahin, burada yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Sel afetinin ardından vatandaşlarımızın yaşadığı mağduriyeti en hızlı şekilde gidermek için devletimiz tüm imkânlarıyla seferber oldu. Tır Köyü’nde yükselen bu konutlar, hemşehrilerimizin güvenli ve modern yuvalara kavuşması için atılmış önemli bir adımdır. Çalışmaları yakından takip ediyor, sürecin en kısa sürede tamamlanmasını önemsiyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, İçişleri Bakanımız Ali Yerlikaya’ya ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum’a teşekkür ediyorum." Milletvekili Ali Keskinkılıç ise şu ifadeleri kullandı: "Burada yükselen her bir konut, devletimizin vatandaşına uzattığı güçlü bir elin göstergesidir. 40 afet konutunun inşasında ciddi bir ilerleme olduğunu görmek memnuniyet verici. Hemşehrilerimizin huzurla yaşayacağı bu yuvaların en kısa sürede teslim edilmesi için gereken tüm desteği sürdürüyoruz." AK Parti Karabük İl Başkanı Ferhat Salt da değerlendirmesinde şöyle konuştu: "Tır Köyü’nde yürütülen çalışmaların planlandığı şekilde devam ettiğini yerinde görmek bizleri mutlu etti. Selden etkilenen vatandaşlarımız için inşa edilen bu konutlar, devletimizin şefkatinin ve hizmet anlayışının somut bir örneğidir. Süreci hassasiyetle takip etmeye devam edeceğiz."
AK Parti Sinop Kadın Kolları Danışma Meclisi Toplantısı
24 Kasım 2025 Pazartesi - 15:39 AK Parti Sinop Kadın Kolları Danışma Meclisi Toplantısı AK Parti Sinop İl Kadın Kolları Başkanlığı Danışma Meclisi Toplantısı gerçekleştirildi. Program, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Toplantının açılış konuşmasını yapan AK Parti Sinop İl Kadın Kolları Başkanı Remziye Eda Özvin, kadınların siyasetteki rolüne vurgu yaptı. Özvin, "Bugün burada toplanmamız bir program icrası değil; bir milletin sevdasının, bir dava bilincinin, bir kadın emeğinin buluşmasıdır. Bizler büyük davanın sadece neferleri değil, umut kurucuları, Türkiye’nin yarınlarını şekillendiren güçlü kadınlarıyız" dedi. 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü de kutlayan Özvin, kadınların AK Parti hareketinin en önemli güçlerinden biri olduğunu ifade ederek, "Kadınlar merhameti, emeği, adaleti ve kararlılığıyla siyasete yön verenlerin adıdır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Dünya beşten büyüktür’ sözünün altındaki adalet duruşunu ve mazlumların yanında olma kararlılığını Kadın Kolları olarak bizler de sürdüreceğiz. Gazze’deki her mazlumun yanında duracağız" diye konuştu. AK Parti Sinop İl Başkanı Yakup Üçüncüoğlu ise konuşmasında öğretmenlerin anlamlı gününü kutlayarak, "Bugün buraya davamız, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, memleket ve bayrak için geldiniz. Bizim davamız ülkeye hizmet etmek, güzel hizmetler yapmak ve Allah’ın rızasını kazanabilmektir" ifadelerini kullandı. AK Parti Kadın Kolları MKYK Üyesi Havva Sabuncuoğlu da teşkilatın kararlılık içinde çalışmalarını sürdürdüğünü belirterek, "24 yıl boyunca Türkiye Yüzyılı hedefiyle durmadan çalışıyoruz. Her daim milletimizin huzuruna çıkmaya hazır olan bir teşkilatız. Liderimiz Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın izinde, ‘Durmak yok, yola devam’ diyerek toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum" dedi. Konuşmaların ardından gerçekleştirilen oturumda ise teşkilat mensupları ile divan üyeleri, Sinop genelinde Kadın Kolları tarafından sürdürülen çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulunarak yeni dönem için önerilerini paylaştı.
Gürsel Tekin: "40 kişilik bir kurul oluşturacağız"
24 Kasım 2025 Pazartesi - 15:13 Gürsel Tekin: "40 kişilik bir kurul oluşturacağız" Mahkeme kararıyla Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İl Başkanlığı görevine getirilen Gürsel Tekin, "Önümüzdeki günlerde 40 kişilik bir kurul oluşturacağız. Bu 40 kişilik kuruldan 39 ilçe temsilcisi oluşturup ilçe ilçe gezerek parti üyeleriyle birebir görüşmeler yapacağız. Gelen tüm şikayet ve önerileri rapor haline getireceğiz" dedi. Mahkeme kararıyla CHP İl Başkanlığı görevine getirilen Gürsel Tekin, Zeki Şen ve Erkan Narsap İstanbul İl Başkanlığı binasında partililerle toplantı yaptı. Toplantıda son dönemde parti içinde tartışma konusu olan kurultay süreçlerindeki usulsüzlük, şaibe, yolsuzluk iddiaları ele alındı. Parti tabanından gelen çok sayıda üye, toplantıda söz alarak yaşadıkları sorunları, gözlemledikleri eksiklikleri ve çözüm önerilerini aktardı. Burada bir konuşma yapan Gürsel Tekin, "Parti demokrasisinin gereği olarak her üyenin iradesinin sandığa eksiksiz yansıması bizim en temel önceliğimizdir. Geçmişte yaşanan hataların tekrarlanmaması için tüm süreçleri titizlikle takip edeceğiz. Önümüzdeki günlerde 40 kişilik bir kurul oluşturacağız. Bu 40 kişilik kuruldan 39 ilçe temsilcisi oluşturup ilçe ilçe gezerek parti üyeleriyle birebir görüşmeler yapacağız. Gelen tüm şikayet ve önerileri rapor haline getireceğiz" diye konuştu. Yolsuzluk iddiaları üzerine yapılan operasyonlara ilişkin de konuşan Tekin, müteahhit ve şirket sahipleri üzerinden parti yönetimine eleştirilerde bulundu. Tekin, belediyelerin itirafçı ve iftiracı denilenlerle iletişimlerinin kesilmediğini öne sürerek parti yönetimini eleştirdi.
Binali Yıldırım: "Nüfus yenilenme hızı tehlike sınırının altında"
24 Kasım 2025 Pazartesi - 15:04 Binali Yıldırım: "Nüfus yenilenme hızı tehlike sınırının altında" Türkiye’nin son Başbakanı ve Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallılar Heyeti Başkanı Binali Yıldırım, Erzincan’da düzenlenen "Kadim Değerlerden Modern Yaklaşımlara Türk Dünyasında Kadın ve Aile Sempozyumu"nda yaptığı konuşmada, Türkiye ve bölge ülkelerinde düşen doğurganlık hızına dikkat çekti. Yıldırım, konuşmasının girişinde Erzincanlılara hitap ederek şunları söyledi: "Bugün Erzincan’da dolu dolu bir gün geçiriyoruz. Sempozyumun ardından, Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu ile birlikte Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Hastanesi’nin resmi açılışını gerçekleştireceğiz. Hastane yaklaşık bir yıldır hizmet veriyor ancak resmi açılışını bugün yapma fırsatı bulduk." "Aile yapımız daralıyor, nüfus yenilenme hızımız alarm veriyor" Ailenin geçmişten bugüne değişen yapısına değinen Yıldırım, büyük aile kavramının giderek küçüldüğünü belirtti: "Biz ilkokula giderken aile; dede, nine, anne, baba, amca, yenge herkesin içinde olduğu büyük bir yapıydı. Sonra bu aile; anne, baba ve iki çocuktan ibaret gösterilmeye başlandı. Bugün ise anne, baba ve tek çocuk gibi bir tablo resmediliyor." Bu değişimin ciddi bir tehdide işaret ettiğini söyleyen Yıldırım, nüfusun yenilenme hızındaki düşüşün Türk dünyasında kritik seviyelere gerilediğini belirtti: "Türk Devletleri Teşkilatı’nın sekiz üyesinin dördünde doğurganlık oranı 2.1’in çok altında. Macaristan, Türkiye, KKTC ve Azerbaycan’da doğurganlık 1.50’ler seviyesinde. Türkiye’de bu oran 1.48. Bu oldukça vahim bir durumdur." "Tedbir alınmazsa 2075’te nüfus 70 milyona düşecek" Yıldırım, mevcut tablonun devam etmesi hâlinde Türkiye’yi bekleyen tabloyu şöyle özetledi: "Eğer tedbir almazsak nüfusumuz 2075 yılında 70 milyona düşecek. Ortalama yaş ise 45’lere çıkacak. Sadece 4 yılda ortanca yaş 32’den 34’e yükseldi. Her dört yılda bir iki yaş daha artıyor. Bu, nüfusun hızla yaşlandığının açık göstergesidir." Yıldırım, Hazar’ın doğusundaki Türk devletlerinde doğurganlık oranlarının hâlâ 2.5 ve üzerinde olmasının sevindirici olduğunu belirtirken, Türkiye’de ve bazı ülkelerde acil nüfus politikalarına ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Başkan Doğan: "Şehrimizin bugünlerini ve yarınlarını güvence altına alıyoruz"
24 Kasım 2025 Pazartesi - 14:58 Başkan Doğan: "Şehrimizin bugünlerini ve yarınlarını güvence altına alıyoruz" Selahattin Ereren İçme Suyu Arıtma Tesisi 2. Kademe inşaatını meclis üyeleriyle birlikte yerinde inceleyen Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, "Bu dev yatırımla beraber Samsun’umuzun dört bir yanında daha fazla haneye sağlıklı, temiz ve güvenilir içme suyu ulaştıracağız. Amacımız, şehrimizin bugününü güçlendirirken geleceğini de güvence altına almak" dedi. Büyükşehir Belediyesi, kentin içme suyu kalitesini artıracak önemli projeleri de hayata geçirmeye devam ediyor. Bu kapsamda, Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (SASKİ) tarafından şehrin gelecekteki su ihtiyacını karşılamada kritik bir rol üstlenecek olan Selahattin Ereren İçme Suyu Arıtma Tesisi 2. Kademe inşaatında çalışmalar aralıksız sürüyor. Sahadaki son durumu yerinde görmek ve meclis üyelerini bilgilendirmek amacıyla tesiste incelemelerde bulunan Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, projeye ilişkin detayları paylaşarak yatırımların kentin uzun vadeli ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde planlandığını vurguladı. "Samsun’umuz için çok önemli bir proje" Başkan Doğan, "Şehrimiz için hayati öneme sahip bu proje kapsamında günlük 200 bin metreküp kapasiteli yeni bir içme suyu arıtma tesisi inşa ediyoruz. Ayrıca tesis bünyesinde kapsamlı bir içme suyu ve atık su laboratuvarı kurulacak. Böylece suyun kaynağından haneye ulaşana kadar tüm kalite süreçlerini tek merkezden, en modern yöntemlerle takip edebileceğiz. Bunun yanı sıra yapılacak ambar binası sayesinde demirbaş ve stok yönetimi de çok daha verimli şekilde yürütülecek. Mevcut 200 bin metreküp kapasiteli içme suyu arıtma tesisinin rehabilitasyonu ile de sistemin tümü yenilenmiş ve güçlendirilmiş olacak" ifadelerini kullandı. "Şehrimizin bugünlerini ve yarınlarını güvence altına alıyoruz" Tesisin tamamlanmasıyla birlikte Samsun’un içme suyu arıtma kapasitesinin önemli ölçüde artacağını da belirten Başkan Doğan, "Bu dev yatırımla beraber Samsun’umuzun dört bir yanında daha fazla haneye sağlıklı, temiz ve güvenilir içme suyu ulaştıracağız. Hem kapasitemiz artacak hem de suyun kalitesini sürekli kontrol altında tutabileceğimiz modern bir altyapıya kavuşacağız. Amacımız, şehrimizin bugününü güçlendirirken geleceğini de güvence altına almak" şeklinde konuştu.
2026 bütçe görüşmeleri
24 Kasım 2025 Pazartesi - 14:50 2026 bütçe görüşmeleri Tarım ve Orman bakanı İbrahim Yumaklı, "Tarım ve gıda ürünleri ticaretinde net ihracatçıyız. 2024 yılında 32,6 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik. Bir önceki yıla göre dış ticaret fazlasını yüzde 57 artırarak 10,8 milyar dolara ulaştırdık. Son 23 yılda gıda ve tarım ürünlerinde dünya ihracatındaki payımızı iki katına çıkardık. Ürün ve ülke sayısını artırarak, ülkemizden 186 ülkeye 2 bin 218 çeşit ürün ihracatı gerçekleştiriyoruz" dedi.Yumaklı, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı kurumların bütçe görüşmelerine katıldı ve milletvekillerine sunum yaptı.Yumaklı, üreticilere sağlanan destek ve yatırımlarla, Türkiye’nin tarımsal hasılasını, 2002 yılında 24,5 milyar dolardan, 2024 yılında 74 milyar dolara çıkardıklarını belirterek, "Ülkemiz dünyanın 33’üncü büyük tarım alanına sahiptir. Tarımsal hasılada 2002 yılında Avrupa’da dördüncü, dünyada on ikinci sıradayken; bugün Avrupa’da birinci, dünyada yedinciyiz. Tarım ve gıda ürünleri ticaretinde net ihracatçıyız. 2024 yılında 32,6 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik. Bir önceki yıla göre dış ticaret fazlasını yüzde 57 artırarak 10,8 milyar dolara ulaştırdık. Son 23 yılda gıda ve tarım ürünlerinde dünya ihracatındaki payımızı iki katına çıkardık. Ürün ve ülke sayısını artırarak, ülkemizden 186 ülkeye 2 bin 218 çeşit ürün ihracatı gerçekleştiriyoruz" dedi.Yumaklı, bitkisel üretimin artığını işaret ederek, "Bitkisel üretimimizi 2002 yılına göre 2024 yılında; Tarla bitkilerinde yüzde 29 artışla 75 milyon tona, meyvede yüzde 100 artışla 28 milyon tona, sebzede yüzde 30 artışla 34 milyon tona ulaştırdık. Sertifikalı tohum üretimini 9 kat artışla 1 milyon 300 bin tona, sertifikalı fide/fidan üretimini 46 kat artışla 186 milyon adede çıkardık. Ülkemiz, kendi ihtiyacını karşılamanın yanı sıra, 103 ülkeye ihracat yaparak, dünya tohum ticaretinde önemli bir konuma ulaşmıştır. Meyve ve sebze üretiminde Avrupa’da birinci, dünyada dördüncüyüz" ifadelerini kullandı.Hayavansal üretim konusunda bilgi veren Yumaklı, "Hayvansal üretimdeki görünüme bakacak olursak, hayvan varlığımızı 2002 yılına göre 2024 yılında; Büyükbaşta yüzde 71 artışla 17 milyona, küçükbaşta yüzde 72 artışla 55 milyona ulaştırdık. Büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığında Avrupa’da birinciyiz. Bal üretiminde yüzde 28 artışla 96 bin tona ulaşarak, Avrupa’da birinci, dünyada ikinciyiz. Kanatlı hayvan varlığımızı yüzde 53 artışla 384 milyon adede çıkararak, Avrupa’da birinci, dünyada on ikinci sıraya yerleştik. Dünyada olduğu gibi, ülkemizde de su ürünlerinde ihtiyaç duyulan üretim artışı, yetiştiricilik yoluyla sağlanmaktadır. Son 23 yılda 9 kat artışla 577 bin ton su ürünü yetiştirdik, ihracatımızı da 20 kat artışla 2 milyar dolara ulaştırdık. Su ürünleri yetiştiriciliğinde Avrupa’da ikinci, dünyada on yedinci sıradayız" şeklinde konuştu.Tarımsal destekler konusunda Yumaklı şöyle konuştu:"Suyu merkeze alan, öngörülebilir ve katılımcı bir yaklaşımla üretim planlamamızı hayata geçirdik. Hem bugünün ihtiyaçlarını, hem de geleceği gözeten; üç yıllık dönemler halinde güncellenen bir yol haritasını uyguluyoruz. Önümüzdeki yıllarda da üretim planlamasının kapsamını genişleterek, kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz. Hayata geçirdiğimiz bu reform, üreticilerimiz ve sektörümüz tarafından da sahiplenilmiştir. 13 stratejik ürün ve yem bitkilerinde üretim alanımızın yüzde 77’sinde bu planlamayı uygulamaktayız. Yapısal değişimin ilk çıktılarını, kayıtlılıktaki artışta görmekteyiz. 2025 üretim yılında bir önceki yıla göre kayıtlı üretici sayısında yüzde 2, üretim alanında ise yüzde 3 artış gerçekleşmiştir. Üretim planlamasının en önemli aracı olan tarımsal destekleri yönlendirici bir şekilde kullanmaya başladık. 2025 üretim yılı itibarıyla bitkisel üretimde; Mazot, gübre ve tohum gibi temel girdi maliyetlerini dikkate alan destekleme modelini uygulamaya aldık. Üreticilerimize temel, planlama ve üretimi geliştirme destekleri veriyoruz. Bitkisel üretim desteklerini bu yıl da üretim sezonundan önce açıkladık. Üreticilerimiz hangi ürüne ne kadar destek alacağını bilerek, ekecekleri ürüne karar veriyorlar. Birim destekleme tutarını, temel girdilerdeki fiyat artışlarına göre güncelleyerek uyguluyoruz. Üreticilerimize mazot maliyetinin ortalama yüzde 50’si, gübre maliyetinin ise ortalama yüzde 25’i kadar temel destek veriyoruz. Planlama kapsamına alınan ürünlerde, mazot maliyetinin tamamını ve gübre maliyetinin yarısını, su kısıtı olan ilçelerde ise mazot ve gübre maliyetinin tamamını karşılıyoruz. Önümüzdeki üretim sezonu için mısırı su kısıtı havzalarında destekleme kapsamından çıkartırken, diğer havzalara yönlendirmek için desteğini yüzde 30 artırdık. Mısır, patates ve soya üretiminde kamunun yanında, özel sektör tarafından da geliştirilen yerli ve milli tohumu kullanan üreticilere ilave destek veriyoruz. Bitkisel üretim planlamasıyla 3 yıllık dönem sonunda; Hububat üretimini 39,7 milyon tona, baklagil üretimini 1,35 milyon tona, yağlı tohumlu bitkiler üretimini ise 5,2 milyon tona çıkaracağız."Hayvansal üretim planmasıyla da verimli bir yapıya kavuşturacaklarını söyleyen Yumaklı, "Planlama kapsamında 19 ilde besi, 10 ilde süt ve 17 ilde kanatlı yetiştiriciliği bölgelerini belirledik. Bu alanda da desteklerimizi üretim planlamasına entegre bir şekilde kullanmaktayız. Yetiştiricilerimize temel, yönlendirici ve verimlilik destekleri veriyoruz. 2025 yılında yeni destek modelimize göre ödemelerimizi yaptık. Buzağı ve kuzu için ilk 4 aylık girdi maliyetinin yüzde 20’sini karşıladık. Aile işletmeleri ile genç ve kadın yetiştiricilerimize ilk defa toplamda 3,3 milyar lira, verimlilik kriterlerine göre de 2,8 milyar lira destek verdik. Geçen yıla göre, karkas verimini yüzde 2 artışla 292 kilograma, süt verimini yüzde 10 artışla 3 bin 330 litreye çıkardık. 2024 yılında sanayiye giden süt miktarı, bir önceki yıla göre yüzde 10 arttı ve 11,2 milyon tonla en yüksek seviyeye ulaştı. Yetiştiricilerimizin korunması amacıyla bu yıl da süt regülasyon uygulamasına aralıksız devam ediyoruz" şeklinde konuştu.Şap hastalığının 1965’ten bu yana Türkiye’de ilk defa görüldüğünü kaydeden Yumaklı, "Hastalığın yayılımını engellemek ve etkin bir kontrol sağlamak amacıyla, ülke genelinde hayvan hareketlerini kısıtladık. Şap Enstitümüz tarafından 37 gün gibi çok kısa bir sürede SAT-1 içeren aşıyı ürettik. Enstitümüzce üretilen 20,7 milyon doz aşıyı sahaya gönderdik. İlk doz aşılama çalışmaları tamamlanmış ve hastalık riski önemli ölçüde azaltılmıştır. Rapel aşılama çalışmalarına da başladık, en kısa sürede bitireceğiz. Şap hastalığının yanı sıra kuş gribi salgını dünyada iki kat artarak 89 ülkede görülmüştür. Yaşanan kuş gribi salgınından ülkemiz de etkilenmiştir. Hastalığın yayılımını kontrol altına almak ve üretimin devamlılığını sağlamak için yetiştiricilerimize son iki yılda 2,6 milyar lira tazminat ödenmiştir. Ülkemizde şap ve kuş gribi hastalığı nedeniyle hayvansal ürünlerde arz sorunu yaşanmamıştır" diye konuştu.Su ürünleri yetiştiriciliği üretiminin yüzde 98’ini planlama kapsamına aldıklarını ifade eden Yumaklı, "Yeni su ürünleri yetiştiricilik bölgelerinin belirlenmesiyle, yılda 7 bin 500 ton kapasiteli yeni yetiştiricilik alanını üretime kazandırıyoruz. Su ürünlerinde 8 yeni balık türünü yetiştiriciliğe adapte ederek, üreticilerimizin hizmetine sunduk. Yine ülkemize özgü 8 endemik balık türünü enstitülerimizde üretip doğal kaynaklara bıraktık. Gen Bankalarımızda 34 bin su ürünleri genetik materyalini koruyoruz. Akdeniz ülkeleri içinde en büyük ve donanımlı Su Ürünleri Kontrol ve Denetim Merkezi’ni önümüzdeki yıl Yalova’da faaliyete geçireceğiz. Ayrıca, önümüzdeki yıl su ürünlerinde uluslararası standartlarda İstilacı/Yabancı Türler İzleme Merkezi’ni Antalya’da kuracağız. Ülkemizin ilk organize su ürünleri tarım bölgesini Adana’da kuruyoruz" dedi.Gıda güvenliği konusunda Yumaklı şunları kaydetti:"Gıda güvenilirliği bizim kırmızı çizgimizdir. Bu konuda bugüne kadar taviz vermedik, bundan sonra da asla vermeyeceğiz. Gıda işletmelerine yönelik, risk esaslı denetim sistemi uyguluyoruz. 2024 yılında bir milyon 329 bin, 2025 yılı Kasım ayı itibarıyla bir milyon 160 bin denetim gerçekleştirdik. 2025 yılında kurallara uymayan 25 bin 750 işletmeye 2,2 milyar lira idari para cezası uyguladık. Denetim etkinliğinin artırılması amacıyla, yaka kamerası uygulamasına önümüzdeki yıl geçeceğiz. Bakanlık olarak; 41’i kamu olmak üzere, toplam 138 gıda kontrol laboratuvarında, 559 farklı analizle sektöre hizmet veriyoruz."Orman yangınlarının küresel bir tehdit haline geldiğimi aktaran Yumaklı, "Akdeniz iklim kuşağında yer alan ülkemiz, yaz aylarında sıcaklıkların artması, kuraklık, düşük nem oranı ve şiddetli rüzgârların etkisiyle yangın riski en yüksek ülkelerden biridir. Orman yangınlarıyla mücadele programını bu yeni normale göre sürdürüyor ve planlıyoruz. Bu kapsamda yapay zekâ tabanlı karar destek sistemini kullanıyoruz. 184’ü akıllı olmak üzere, 776 gözetleme kulesi ve 14 İHA ile yangın tespiti ve yönetimi yapıyoruz. Karadan; bin 786 arazöz, 2 bin 742 ilk müdahale aracı, 831 iş makinası, havadan; 105 helikopter, 27 uçak ve 438 ton su atma kapasitemizle yangınlarla mücadele ettik. 2026 yılında yangınla mücadele gücümüze; 4 uçak, 12 helikopter, 165 arazöz, 38 iş makinası ve 14 ilk müdahale aracı daha ilave edecek, 462 ton su atma kapasitesine ulaşacağız. Havuz ve gölet sayısını 4 bin 907’ye çıkaracağız. Bugün, orman yangınlarında 7/24 görev yapan 25 bin 894 orman kahramanımız ve 135 bin orman gönüllümüzle büyük mücadele veriyoruz" ifadelerini kullandı.CHP Malatya milletvekili Veli Ağbaba, 1980 yılında 16 milyon milyon sığır varken 2025 yılında 16 milyon sığır olduğunu söyleyerek, "1980’de bir milyon manda varken şu anda 162 bin manda var. 1980’de 49 milyon koyun varken şu anda 44 milyon koyun var. 1980’!de 19 milyon keçi varken şu anda 10 milyon keçi var" ifadelerini kullandı.Tarım desteklerinin Türkiye’nin gayri safi milli hasılasının yüzde biri olduğuna dikkat çeken Ağbaba, "Şimdi tabii devlet sözünde durmuyor. Tarım Kanunu’nun yirmi birinci maddesinde yüz biri çiftçiye vermesi lazım. Bu 770 milyar yapıyor. Ancak bu yıl verilen para 167 milyar. Yani 600 milyar civarında çiftçiye para verilmiyor, çalınıyor" şeklinde konuştu.CHP İlhami Özcan Aygun ise gıda enflasyonunda dördüncü sırada olduğunu söyleyerek, Almanya’da yıllık gıda enflasyonu yüzde iki, Fransa’da yüzde bir durumda olduğunu ifade etti.
2026 bütçe görüşmeleri
24 Kasım 2025 Pazartesi - 14:29 2026 bütçe görüşmeleri Tarım ve Orman bakanı İbrahim Yumaklı, "Tarım ve gıda ürünleri ticaretinde net ihracatçıyız. 2024 yılında 32,6 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik. Bir önceki yıla göre dış ticaret fazlasını yüzde 57 artırarak 10,8 milyar dolara ulaştırdık. Son 23 yılda gıda ve tarım ürünlerinde dünya ihracatındaki payımızı iki katına çıkardık. Ürün ve ülke sayısını artırarak, ülkemizden 186 ülkeye 2 bin 218 çeşit ürün ihracatı gerçekleştiriyoruz" dedi. Yumaklı, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı kurumların bütçe görüşmelerine katıldı ve milletvekillerine sunum yaptı. Yumaklı, üreticilere sağlanan destek ve yatırımlarla, Türkiye’nin tarımsal hasılasını, 2002 yılında 24,5 milyar dolardan, 2024 yılında 74 milyar dolara çıkardıklarını belirterek, "Ülkemiz dünyanın 33’üncü büyük tarım alanına sahiptir. Tarımsal hasılada 2002 yılında Avrupa’da dördüncü, dünyada on ikinci sıradayken; bugün Avrupa’da birinci, dünyada yedinciyiz. Tarım ve gıda ürünleri ticaretinde net ihracatçıyız. 2024 yılında 32,6 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik. Bir önceki yıla göre dış ticaret fazlasını yüzde 57 artırarak 10,8 milyar dolara ulaştırdık. Son 23 yılda gıda ve tarım ürünlerinde dünya ihracatındaki payımızı iki katına çıkardık. Ürün ve ülke sayısını artırarak, ülkemizden 186 ülkeye 2 bin 218 çeşit ürün ihracatı gerçekleştiriyoruz" dedi. Yumaklı, bitkisel üretimin artığını işaret ederek, "Bitkisel üretimimizi 2002 yılına göre 2024 yılında; Tarla bitkilerinde yüzde 29 artışla 75 milyon tona, meyvede yüzde 100 artışla 28 milyon tona, sebzede yüzde 30 artışla 34 milyon tona ulaştırdık. Sertifikalı tohum üretimini 9 kat artışla 1 milyon 300 bin tona, sertifikalı fide/fidan üretimini 46 kat artışla 186 milyon adede çıkardık. Ülkemiz, kendi ihtiyacını karşılamanın yanı sıra, 103 ülkeye ihracat yaparak, dünya tohum ticaretinde önemli bir konuma ulaşmıştır. Meyve ve sebze üretiminde Avrupa’da birinci, dünyada dördüncüyüz" ifadelerini kullandı. Hayavansal üretim konusunda bilgi veren Yumaklı, "Hayvansal üretimdeki görünüme bakacak olursak, hayvan varlığımızı 2002 yılına göre 2024 yılında; Büyükbaşta yüzde 71 artışla 17 milyona, küçükbaşta yüzde 72 artışla 55 milyona ulaştırdık. Büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığında Avrupa’da birinciyiz. Bal üretiminde yüzde 28 artışla 96 bin tona ulaşarak, Avrupa’da birinci, dünyada ikinciyiz. Kanatlı hayvan varlığımızı yüzde 53 artışla 384 milyon adede çıkararak, Avrupa’da birinci, dünyada on ikinci sıraya yerleştik. Dünyada olduğu gibi, ülkemizde de su ürünlerinde ihtiyaç duyulan üretim artışı, yetiştiricilik yoluyla sağlanmaktadır. Son 23 yılda 9 kat artışla 577 bin ton su ürünü yetiştirdik, ihracatımızı da 20 kat artışla 2 milyar dolara ulaştırdık. Su ürünleri yetiştiriciliğinde Avrupa’da ikinci, dünyada on yedinci sıradayız" şeklinde konuştu. Tarımsal destekler konusunda Yumaklı şöyle konuştu: "Suyu merkeze alan, öngörülebilir ve katılımcı bir yaklaşımla üretim planlamamızı hayata geçirdik. Hem bugünün ihtiyaçlarını, hem de geleceği gözeten; üç yıllık dönemler halinde güncellenen bir yol haritasını uyguluyoruz. Önümüzdeki yıllarda da üretim planlamasının kapsamını genişleterek, kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz. Hayata geçirdiğimiz bu reform, üreticilerimiz ve sektörümüz tarafından da sahiplenilmiştir. 13 stratejik ürün ve yem bitkilerinde üretim alanımızın yüzde 77’sinde bu planlamayı uygulamaktayız. Yapısal değişimin ilk çıktılarını, kayıtlılıktaki artışta görmekteyiz. 2025 üretim yılında bir önceki yıla göre kayıtlı üretici sayısında yüzde 2, üretim alanında ise yüzde 3 artış gerçekleşmiştir. Üretim planlamasının en önemli aracı olan tarımsal destekleri yönlendirici bir şekilde kullanmaya başladık. 2025 üretim yılı itibarıyla bitkisel üretimde; Mazot, gübre ve tohum gibi temel girdi maliyetlerini dikkate alan destekleme modelini uygulamaya aldık. Üreticilerimize temel, planlama ve üretimi geliştirme destekleri veriyoruz. Bitkisel üretim desteklerini bu yıl da üretim sezonundan önce açıkladık. Üreticilerimiz hangi ürüne ne kadar destek alacağını bilerek, ekecekleri ürüne karar veriyorlar. Birim destekleme tutarını, temel girdilerdeki fiyat artışlarına göre güncelleyerek uyguluyoruz. Üreticilerimize mazot maliyetinin ortalama yüzde 50’si, gübre maliyetinin ise ortalama yüzde 25’i kadar temel destek veriyoruz. Planlama kapsamına alınan ürünlerde, mazot maliyetinin tamamını ve gübre maliyetinin yarısını, su kısıtı olan ilçelerde ise mazot ve gübre maliyetinin tamamını karşılıyoruz. Önümüzdeki üretim sezonu için mısırı su kısıtı havzalarında destekleme kapsamından çıkartırken, diğer havzalara yönlendirmek için desteğini yüzde 30 artırdık. Mısır, patates ve soya üretiminde kamunun yanında, özel sektör tarafından da geliştirilen yerli ve milli tohumu kullanan üreticilere ilave destek veriyoruz. Bitkisel üretim planlamasıyla 3 yıllık dönem sonunda; Hububat üretimini 39,7 milyon tona, baklagil üretimini 1,35 milyon tona, yağlı tohumlu bitkiler üretimini ise 5,2 milyon tona çıkaracağız." Hayvansal üretim planmasıyla da verimli bir yapıya kavuşturacaklarını söyleyen Yumaklı, "Planlama kapsamında 19 ilde besi, 10 ilde süt ve 17 ilde kanatlı yetiştiriciliği bölgelerini belirledik. Bu alanda da desteklerimizi üretim planlamasına entegre bir şekilde kullanmaktayız. Yetiştiricilerimize temel, yönlendirici ve verimlilik destekleri veriyoruz. 2025 yılında yeni destek modelimize göre ödemelerimizi yaptık. Buzağı ve kuzu için ilk 4 aylık girdi maliyetinin yüzde 20’sini karşıladık. Aile işletmeleri ile genç ve kadın yetiştiricilerimize ilk defa toplamda 3,3 milyar lira, verimlilik kriterlerine göre de 2,8 milyar lira destek verdik. Geçen yıla göre, karkas verimini yüzde 2 artışla 292 kilograma, süt verimini yüzde 10 artışla 3 bin 330 litreye çıkardık. 2024 yılında sanayiye giden süt miktarı, bir önceki yıla göre yüzde 10 arttı ve 11,2 milyon tonla en yüksek seviyeye ulaştı. Yetiştiricilerimizin korunması amacıyla bu yıl da süt regülasyon uygulamasına aralıksız devam ediyoruz" şeklinde konuştu. Şap hastalığının 1965’ten bu yana Türkiye’de ilk defa görüldüğünü kaydeden Yumaklı, "Hastalığın yayılımını engellemek ve etkin bir kontrol sağlamak amacıyla, ülke genelinde hayvan hareketlerini kısıtladık. Şap Enstitümüz tarafından 37 gün gibi çok kısa bir sürede SAT-1 içeren aşıyı ürettik. Enstitümüzce üretilen 20,7 milyon doz aşıyı sahaya gönderdik. İlk doz aşılama çalışmaları tamamlanmış ve hastalık riski önemli ölçüde azaltılmıştır. Rapel aşılama çalışmalarına da başladık, en kısa sürede bitireceğiz. Şap hastalığının yanı sıra kuş gribi salgını dünyada iki kat artarak 89 ülkede görülmüştür. Yaşanan kuş gribi salgınından ülkemiz de etkilenmiştir. Hastalığın yayılımını kontrol altına almak ve üretimin devamlılığını sağlamak için yetiştiricilerimize son iki yılda 2,6 milyar lira tazminat ödenmiştir. Ülkemizde şap ve kuş gribi hastalığı nedeniyle hayvansal ürünlerde arz sorunu yaşanmamıştır" diye konuştu. Su ürünleri yetiştiriciliği üretiminin yüzde 98’ini planlama kapsamına aldıklarını ifade eden Yumaklı, "Yeni su ürünleri yetiştiricilik bölgelerinin belirlenmesiyle, yılda 7 bin 500 ton kapasiteli yeni yetiştiricilik alanını üretime kazandırıyoruz. Su ürünlerinde 8 yeni balık türünü yetiştiriciliğe adapte ederek, üreticilerimizin hizmetine sunduk. Yine ülkemize özgü 8 endemik balık türünü enstitülerimizde üretip doğal kaynaklara bıraktık. Gen Bankalarımızda 34 bin su ürünleri genetik materyalini koruyoruz. Akdeniz ülkeleri içinde en büyük ve donanımlı Su Ürünleri Kontrol ve Denetim Merkezi’ni önümüzdeki yıl Yalova’da faaliyete geçireceğiz. Ayrıca, önümüzdeki yıl su ürünlerinde uluslararası standartlarda İstilacı/Yabancı Türler İzleme Merkezi’ni Antalya’da kuracağız. Ülkemizin ilk organize su ürünleri tarım bölgesini Adana’da kuruyoruz" dedi. Gıda güvenliği konusunda Yumaklı şunları kaydetti: "Gıda güvenilirliği bizim kırmızı çizgimizdir. Bu konuda bugüne kadar taviz vermedik, bundan sonra da asla vermeyeceğiz. Gıda işletmelerine yönelik, risk esaslı denetim sistemi uyguluyoruz. 2024 yılında bir milyon 329 bin, 2025 yılı Kasım ayı itibarıyla bir milyon 160 bin denetim gerçekleştirdik. 2025 yılında kurallara uymayan 25 bin 750 işletmeye 2,2 milyar lira idari para cezası uyguladık. Denetim etkinliğinin artırılması amacıyla, yaka kamerası uygulamasına önümüzdeki yıl geçeceğiz. Bakanlık olarak; 41’i kamu olmak üzere, toplam 138 gıda kontrol laboratuvarında, 559 farklı analizle sektöre hizmet veriyoruz." Orman yangınlarının küresel bir tehdit haline geldiğimi aktaran Yumaklı, "Akdeniz iklim kuşağında yer alan ülkemiz, yaz aylarında sıcaklıkların artması, kuraklık, düşük nem oranı ve şiddetli rüzgârların etkisiyle yangın riski en yüksek ülkelerden biridir. Orman yangınlarıyla mücadele programını bu yeni normale göre sürdürüyor ve planlıyoruz. Bu kapsamda yapay zekâ tabanlı karar destek sistemini kullanıyoruz. 184’ü akıllı olmak üzere, 776 gözetleme kulesi ve 14 İHA ile yangın tespiti ve yönetimi yapıyoruz. Karadan; bin 786 arazöz, 2 bin 742 ilk müdahale aracı, 831 iş makinası, havadan; 105 helikopter, 27 uçak ve 438 ton su atma kapasitemizle yangınlarla mücadele ettik. 2026 yılında yangınla mücadele gücümüze; 4 uçak, 12 helikopter, 165 arazöz, 38 iş makinası ve 14 ilk müdahale aracı daha ilave edecek, 462 ton su atma kapasitesine ulaşacağız. Havuz ve gölet sayısını 4 bin 907’ye çıkaracağız. Bugün, orman yangınlarında 7/24 görev yapan 25 bin 894 orman kahramanımız ve 135 bin orman gönüllümüzle büyük mücadele veriyoruz" ifadelerini kullandı. CHP Malatya milletvekili Veli Ağbaba, 1980 yılında 16 milyon milyon sığır varken 2025 yılında 16 milyon sığır olduğunu söyleyerek, "1980’de bir milyon manda varken şu anda 162 bin manda var. 1980’de 49 milyon koyun varken şu anda 44 milyon koyun var. 1980’!de 19 milyon keçi varken şu anda 10 milyon keçi var" ifadelerini kullandı. Tarım desteklerinin Türkiye’nin gayri safi milli hasılasının yüzde biri olduğuna dikkat çeken Ağbaba, "Şimdi tabii devlet sözünde durmuyor. Tarım Kanunu’nun yirmi birinci maddesinde yüz biri çiftçiye vermesi lazım. Bu 770 milyar yapıyor. Ancak bu yıl verilen para 167 milyar. Yani 600 milyar civarında çiftçiye para verilmiyor, çalınıyor" şeklinde konuştu. CHP İlhami Özcan Aygun ise gıda enflasyonunda dördüncü sırada olduğunu söyleyerek, Almanya’da yıllık gıda enflasyonu yüzde iki, Fransa’da yüzde bir durumda olduğunu ifade etti.