ASAYİŞ - 08 Mart 2026 Pazar 08:02

Kadirli OSB’de tavuk fabrikasında çıkan yangın sabaha karşı söndürüldü

A
A
A
Kadirli OSB’de tavuk fabrikasında çıkan yangın sabaha karşı söndürüldü

Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde bulunan Kadirli Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) faaliyet gösteren tavuk fabrikasında çıkan yangın sabaha karşı söndürülürken, soğutma çalışmalarının sürdüğü bildirildi. Yangında can kaybı yaşanmadı.


Edinilen bilgilere göre, Kadirli OSB içerisinde bulunan Şen Piliç’e ait tavuk fabrikasında gece saatlerinde henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen yangın, rüzgarın da etkisiyle fabrikanın farklı noktalarına yayıldı.Fabrikadan yükselen dumanları fark eden çalışanlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda itfaiye, sağlık ve güvenlik ekibi sevk edildi. Yangına ilk müdahale Kadirli ve Osmaniye Belediyesi itfaiye ekipleri tarafından yapılırken, yangının büyümesi üzerine çevre il ve ilçelerden de takviye itfaiye ekipleri çağrıldı.


Yangın söndürme çalışmalarına Orman İşletme Müdürlüğü’ne ait arazözler de destek verdi. Ekiplerin yoğun müdahalesi sonucu yangın sabaha karşı kontrol altına alınarak söndürülürken, bölgede soğutma çalışmalarının devam ettiği öğrenildi.


Öte yandan Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti ile Kadirli Kaymakamı Erdinç Dolu da yangın bölgesine gelerek yetkililerden söndürme çalışmaları hakkında bilgi aldı.


Olayla ilgili inceleme başlatıldı.



Kadirli OSB’de tavuk fabrikasında çıkan yangın sabaha karşı söndürüldü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Alevlere meydan okuyan bir kadının öyküsü İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı bünyesinde 9 ay önce göreve başlayan İrem Gül Altundaş, çocukluk hayalini gerçeğe dönüştürdü. Küçük yaşta mahallesinde çıkan yangında alevlerle mücadele eden itfaiyecilerden etkilenen Altundaş, bugün aynı üniformayla kentin güvenliği için zorlu görevlerde yer alıyor. Cesareti ve kararlılığıyla dikkat çeken genç nefer, kadınların zorlu mesleklerdeki varlığına da güçlü bir örnek oluşturuyor. İzmir’de yaşayan 24 yaşındaki İrem Gül Altundaş bundan 9 ay önce Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı’nda göreve başlayarak çocukluk hayalini gerçeğe dönüştürdü. Erkeklerin egemen olduğu bir meslekte görev yapan genç itfaiyeci, özverili çalışması ve kararlılığıyla dikkat çekiyor. Küçük yaşta mahallesinde çıkan bir yangında itfaiye ekiplerinin mücadelesine tanık olan Altundaş, o günü dün gibi hatırlıyor. Alevlerle savaşan, insanların yardımına koşan itfaiyecileri gördükten sonra bu mesleğe gönül veren genç kadın, yıllar sonra hayalini kurduğunu üniformayla hayat kurtarmaya başladı. Zorlu sınavları geçerek göreve başladı Hayalinin peşinden giderek lise eğitimini itfaiye bölümünde tamamlayan Altundaş, üç yıllık eğitimin ardından staj yaptı. Dokuz aylık staj sürecinin mesleğe olan bağlılığını pekiştirdiğini belirten Altundaş, itfaiyecilikten vazgeçmeyeceğini o dönemde anladığını ifade etti. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin memur alım ilanını görür görmez başvurduğunu aktaran genç itfaiyeci, girdiği sınavlarda önemli başarılar elde ettikten sonra zorlu eğitimleri tamamlayarak göreve başladı. Altundaş, göreve başladığı günü hayatının en mutlu anlarından biri olarak tanımladı. Halen Narlıdere İtfaiye Grubu’nda görev yapan ve İzmir’de çalışmaktan büyük gurur duyduğunu dile getiren Altundaş, her sabah işine aynı heyecanla başladığını söyledi. "Bu mesleği yapıyorsam güçlü olmak zorundayım" İtfaiyeciliğin yalnızca koruyucu elbiseyi giyip sahaya çıkmaktan ibaret olmadığını vurgulayan Altundaş, mesleğin hem fiziksel hem de psikolojik dayanıklılık gerektirdiğine dikkat çekti. Göreve çıktıkları her olayda farklı ve zorlu şartlarla karşılaşabileceklerini belirten Altundaş, "Gittiğimiz vakalarda her türlü duruma karşı hazırlıklı olmamız gerekiyor. Ekipmanımızı doğru kullanmalı, insanlarla doğru iletişim kurmalıyız. Bu mesleği yapıyorsam güçlü olmak zorundayım" dedi. "İyi ki vazgeçmedim" İtfaiyeciliği seçtiği dönemde çevresinden sık sık "Yapabilir misin" sorusunu duyduğunu anlatan Altundaş, zaman zaman zorlandığını ancak hiçbir zaman pes etmediğini söyledi. İrem Gül Altundaş, "İlk başladığım gün kendime ‘İrem, zor bir meslek, eminsin değil mi?’ diye sordum. Ama bugün ‘İyi ki vazgeçmemişim’ diyorum. Her sabah büyük bir mutlulukla görevime geliyorum" ifadelerini kullandı. Görev yaptığı ekipte tek kadın olduğunu belirten genç itfaiyeci, bugüne kadar herhangi bir ayrımcılıkla karşılaşmadığını da sözlerine ekledi. "Bizi cinsiyetimizle değil, yaptığımız işle değerlendiriyorlar" diyen Altundaş, kadınların her alanda var olabileceğini vurguladı. Altundaş, "Hangi meslek olursa olsun kadınların her şeyin üstesinden gelebileceğine inanıyorum. Tüm kadınlara sesleniyorum; ne olursa olsun yılmayın. Kendimizin en iyi versiyonu için çalışmaya devam edelim" diye konuştu.
Bursa Bursa’da 66 yaşındaki esnaf, oruçlu halde trafiğe takılmamak için iftara koşuyor Bursa’da 66 yaşındaki esnaf Enver Koç, Ramazan ayında hem orucunu tutuyor hem de 10 kilometre uzaklıktaki evine akşam trafiğine yakalanmamak için koşarak gidiyor. Normal zamanlarda da yolunu iki kat uzatarak spor yapan Koç, Ramazan’da iftara yetişebilmek için yaklaşık 45 dakika boyunca aralıksız koşuyor. Bursa’nın merkezindeki tarihi çarşıda esnaflık yapan Enver Koç, 2006 yılında geçirdiği rahatsızlığın ardından hayatında köklü bir değişikliğe gitti. Günde 2 paket sigara içerken sağlık sorunları yaşayan Koç, sigarayı bırakıp fizik tedavi sürecine başladı. Tedavisinin ardından sağlıklı yaşama yönelen Koç, sporu hayatının merkezine aldı. Sabah saat 09.00’da açtığı dükkânında gün boyu çalışan Koç, akşam saatlerinde kepengi kapattıktan sonra spor kıyafetlerini giyip yola koyuluyor. Evi ile iş yeri arası yaklaşık 10 kilometre olmasına rağmen çoğu zaman güzergâhını uzatarak 20 kilometreye kadar çıkaran Koç, özellikle Ramazan ayında ise yoğun akşam trafiğine takılmamak ve iftara zamanında yetişebilmek için mesafeyi koşarak kat ediyor. Yaklaşık 45 dakikalık tempolu koşunun ardından evine ulaşan Koç, iftarını ailesiyle birlikte açıyor. Ramazan ayında oruçlu olmasına rağmen antrenmanlarını aksatmayan 66 yaşındaki esnaf, disiplinli yaşam tarzıyla çevresindekilere örnek oluyor. Koşarak hem trafikten kaçan hem de sağlıklı yaşamını sürdüren Koç, sporu hayatının vazgeçilmez bir parçası olarak görüyor. "Evime koşarak arabalardan daha hızlı gidiyorum" Akşam trafiğine katılmamak için iftara koşarak yetiştiğini söyleyen Enver Koç, "Uzun yıllardan beri sigarayı bıraktıktan sonra antrenmanlara başladım, aşağı yukarı yaklaşık her akşam 15-20 kilometre iş yerimi kapattıktan sonra evime kadar koşuyorum. Oruç tutmakta koşmakta bence mutluluk hormonu sağlıyor ve ben bunların ikisini de yapıyorum. Vücudun bunlara ihtiyacı var, insanlar spor yapmadığı için sağlıksız bir şekilde geziyorlar. Ben her akşam sporu kendime meslek gibi edindim. Buradan iş yerimi kapattıktan sonra koşarak bütün yarışlara katılıyorum. Belgrat’ta, Yunanistan, Bulgaristan, Slovenya, Paris’te, neredeyse dünyanın her yerinde koştum. Evime arabayla gitmeye kalksam arabayla 1 buçuk saatte anca giderim. Şuan oruçlu olduğum için iftara yetişmek istiyorum, 45 dakikada koşarak arabalardan daha hızlı gidiyorum. Oruç olduğumda da zorlanmıyorum, birçok koşuma da oruçlu katıldım. Çevredeki insanlarda benim bu alışkanlığımı çok takdir ediyorlar. Şekerim çıkmıştı daha önce sonrasında spora yapmaya başladığımda şekerimde düştü, sağlığım tekrar yerine geldi" şeklinde konuştu.
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin kadınlara yönelik destekleri istihdama dönüşüyor Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin kadın istihdamını artırmaya yönelik uygulamaları, üretime ve girişimciliğe dönüşen başarı hikâyeleriyle dikkat çekiyor. Belediyenin sağladığı destekler, kadınların yalnızca gelir elde etmesine değil; sosyal hayatta daha güçlü, daha görünür ve daha özgüvenli bireyler olarak yer almalarına da imkân tanıyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin kadınlara yönelik hayata geçirdiği projeler, kent genelinde üretim ve istihdama katkı sağlamaya devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi tarafından kadın kooperatiflerine sağlanan ücretsiz alanlar, üretim ve satış faaliyetlerinin sürdürülebilir şekilde yürütülmesine imkân tanıyor. Bu alanlarda kadınlar gıda üretiminden hizmet sektörüne, el sanatlarından terziliğe kadar farklı alanlarda faaliyet gösteriyor. ATASEM kapsamında verilen ücretsiz eğitimler de kadın istihdamında önemli rol oynuyor. Güzellik ve bakım, tekstil, el sanatları ile çeşitli hizmet alanlarında düzenlenen kurslar, kadınların sertifika alarak iş hayatına katılımını sağlıyor. Kadın kooperatifleri ekonomiye katkı sağlıyor Büyükşehir Belediyesi tarafından kadın kooperatiflerine tahsis edilen ücretsiz üretim ve satış alanları, kadınların kira yükü olmadan üretim yapmasına imkan sağlıyor. Korkuteli ilçesinde Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından ücretsiz olarak tahsis edilen Kadın Kooperatifleri Üretim ve Satış Merkezi’nde üretim yapan kadınlar, sağlanan desteğin hem ekonomik hem de sosyal anlamda önemli olduğunu belirtti. Merkezde üretim yapan Hatice Çetin, "Buraya 7 aydır aileme ve çocuklarıma katkı sağlamak için geliyorum. İş ortamımız, arkadaşlarımız, sosyal hayatımız çok güzel burada. Belediyenin bu desteği bizlere de böyle kazanç kapısı oluyor" dedi. Aynı merkezde üretim yapan Zehra Karagöz ise "Daha önce başka bir yerde çalışmamıştım. Burası ilk iş deneyimim. Çocuklarımı okutuyorum, kendi ihtiyacımı rahat görebiliyorum. Çalışmak güzel bir şey" ifadelerini kullandı. 66 yaşında iş hayatına atıldı Muratpaşa İlçesi’nde bulunan Antalya Büyükşehir Belediyesi Kadın Kooperatifleri Satış Alanı’nda terzilik yapan 66 yaşında Asiye Kutlu ise çalışma hayatının kendisi için önemli bir değişim olduğunu belirterek, "Büyükşehir Belediyesi’nin Kadınlar Kooperatifi’nde bana ayrılan bölümde tadilat işleri yapıyorum. Hem para kazanıyorum, hem sosyalleşiyorum. 66 yaşında iş hayatına atıldım. Hep ev hanımıydım, anneydim, eştim. Şimdi iş hayatındayım. Kendime öz güvenim arttı. Burası bir üretim merkezi. Bayanlar ellerinden ne geliyorsa yapabilirler. Ben yapamam, ben beceremem diye hiçbir şey yok. Buraya tüm kadınların gelip bizlerle çalışmalarını isterim" dedi. "Çalışmak mental olarak iyi geldi" Satış alanında servis hizmeti vererek iş hayatına atılan 50 yaşındaki 3 çocuk annesi Arzu Tay ise "Eğitimli, üniversite okumuş bir insanım ama maalesef yıllarca çocuklarıma bakmak zorunda kaldım. Bundan birkaç yıl önce burada çalışmaya başladım. Burada çalışmak bana mental anlamda çok iyi geldi. Müşterilerimizle bir aile gibi olduk. Buraya çok büyük bir anlam yükledim, çok seviyorum" diye konuştu. Antalya Toptancı Hali içerisinde yine Büyükşehir Belediyesi tarafından tahsis edilen Kadın Kooperatifleri Üretim Merkezi’nde çalışan yazar Gönül Çakır ise "Senelerce yurtdışında kaldım, 5 sene önce geri dönüş yaptım. 2 yıl sadece yazar olarak evde kitabımla uğraştım. 2 yıl önce de burayla tanıştım. Bana çok iyi geldi, yalnızlığıma faydası oldu. Kadınlarla beraber üretim yapıyoruz. Buradan gelen gelirle kendi ev ekonomimiz dışında, kız çocuklarının eğitimine ve yardıma muhtaç kadınlarımıza destek oluyoruz" dedi. ATASEM kursları meslek kazandırıyor Büyükşehir Belediyesi’nin meslek edindirme kursları ATASEM kapsamında verilen ücretsiz eğitimler de kadın istihdamında önemli rol oynuyor. Bu kurslara katılan kadınlardan biri olan Gülşah Gürsoy aldığı eğitim sonrası kendi güzellik salonunu açarak girişimci oldu. Eğitim sürecinde hem mesleki bilgi edindiğini hem de özgüven kazandığını belirten işletme sahibi, kendi iş yerini kurmanın hayatında önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Gürsoy, "Bu sektörde, 29 yaşında ATASEM’den aldığım eğitimler sayesinde bulunuyorum. Bana çok katkısı oldu. Eğitimler gerçekten çok iyiydi. Yıllar boyunca devam ettim. Okula gidiyordum, okul çıkışı direkt ATASEM’e geçiyordum. Kendi ayaklarımın üzerinde durabilen, güçlü bir kadın oldum. Önümdeki süreç için de çok heyecanlıyım ve herkese tavsiye ederim gençlere özellikle. Hiç boş vakit harcamasınlar, direkt ATASEM’e gitsinler, değerlendirsinler" şeklinde konuştu.
Bingöl Enkazdan atölyeye bir hayat mücadelesi: İki çocuk annesi mobilyaya şekil veriyor Asrın felaketi olarak hafızalara kazınan depremlerde, Bingöl’den Gaziantep İslahiye’ye ilk koşan gönüllülerden biri olan Nevin Baysan, bugün hem bir anne hem bir kahraman hem de başarılı bir iş kadını olarak memleketinde iz bırakıyor. 6 Şubat depremlerinin ardından iki çocuğunu geride bırakarak, bir AFAD gönüllüsü olarak Gaziantep İslahiye’ye giden Nevin Baysan, günlerce enkaz başında yaşam mücadelesi veren vatandaşlara el uzattı. Kayıp izi süren ve umudun tükendiği anlarda dahi sahada umut veren Baysan, bir annenin şefkatini arama kurtarma disipliniyle birleştirerek onlarca hayata dokundu. Nevin Baysan’ın hayatındaki tek zorlu sınav afet sahaları değildi. Eşi Ahmet Baysan’ın önce Almanya, ardından İstanbul’daki iş hayatı sürecinde geçirdiği sakatlık, aileyi yeni bir kararın eşiğine getirdi. Nevin Baysan, eşine sunduğu "Kendi toprağımızda, Bingöl’de üretelim" teklifiyle büyük bir risk aldı. İstanbul’un karmaşasından dönüp Bingöl’de mobilya sektörüne girme kararı alan Baysan, eşinin de desteğiyle kolları sıvadı. Gerekli makineleri temin ederek işinin başına geçen Nevin Baysan, bugün mobilya tasarım dükkanında hem imalat hem de yönetim süreçlerini bizzat yürütüyor. Özellikle mobilya gibi erkek egemenliğinin yoğun olduğu bir sektörde bir kadının varlığını ve başarısını kanıtlayan Baysan, Bingöl’deki kadın girişimciler için de büyük bir motivasyon kaynağı oldu. Afet bölgelerinde enkazlara girerek "yaşamlarda derin izler bırakan" Nevin Baysan, şimdi ise atölyesinde ahşaba şekil vererek "mobilyada kendi izini bırakıyor." Kendi memleketinde üretim yapmanın ve istihdam sağlamanın gururunu yaşayan Baysan, disiplini ve azmiyle hem çocuklarına hem de çevresine örnek olmaya devam ediyor. Sabah çocuklarını okula gönderdikten sonra atölyenin yolunu tuttuğunu aktaran Nevin Baysan,"Eşim 33 yıldır bu işi yapıyor. Ona bakınca çok heveslendim ben de yapmak istiyorum diye eşime belirttim. Bir kadın olarak neden yapmayayım ben bu işi sonuçta mobilyayı kullanan kadınlar isteyen kadınlar projesini çizen kadınlar, genellikle hep mobilya üzerinde erkekler çalışıyor. Neden bir kadın olarak neden ben bu işi yapamayayım karar verdim eşim sağ olsun destek verdi. Atölyemi kurdum makineleri öğrenmeye başladım. Hem çocuklarımla ilgilenebiliyorum hem evle ilgilenebiliyorum hem burayı yürütebiliyorum, kadın isterse başaramayacağı şeyler yoktur. Yeter ki bir hedefleri olsun benim de bir hedefim vardı hep benim istediğim bir mobilya dükkanı kurmak. Ölçüme gittiğimiz zaman karşılarında kadın görünce müşterilerimiz daha çok seviniyor çünkü birbirimizin dillerinden anlıyoruz. Aynı zamanda ben bir AFAD gönüllüsüyüm Kahramanmaraş depreminde çok yerde görev aldım. Bir kadın olarak hem evime hem çocuklarıma hem de işime yetişiyorum. AFAD gönüllüsü olarak devletime de faydam olsun diye çok çalışıyorum" dedi.
Zonguldak Rektör Özölçer’den 8 Mart Dünya Kadınlar Günü mesajı Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle bir mesaj yayımladı. Rektör Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, mesajında şu ifadelere yer verdi: "Kadın; insanoğlunu dünyaya getiren, onu üstün emekle yetiştiren ve eğiten; aynı zamanda ülkesinin kalkınmasına ve geleceğin şekillenmesine değer katan, azmi ve aklıyla insanlığın yarınlarına umut ve ilham kaynağı olan en değerli varlıktır. Toplumsal hayatın müstesna bir bireyi olan kadın, bilgi ve üretkenliğiyle dünyayı aydınlatır, gayretiyle geleceği değer katar. Eğitimden bilime, spordan sağlığa kadar hayatın her alanında kazandığı başarılar, toplumun ilerlemesinin dayanç kaynağıdır. Sabrı ve fedakârlığıyla nesillerin yetişmesinde büyük rol üstlenen kadınlar; sevgiyi, nezaketi ve merhameti öğreten, toplumun vicdanını ayakta tutan yegâne güçtür. Türk-İslam geleneğinde kadın, her zaman saygı ve hürmetle yüceltilmiş; kültürümüzde kadına şiddet hiçbir zaman tasvip edilmemiştir. Öyle ki milletimiz, iki cihan serveri Peygamber Efendimizin ‘Kadınlara ancak asalet ve şeref sahibi olan değer verir’ sözünü her daim kendine şiar dinmiştir. Kadim Türk kültüründe kadın, ‘evin temel direği’ olarak anılmış; sevgisi, vefası, adaleti, ilgisi ve cesaretiyle toplumun ve medeniyetimizin taşıyıcı gücü olmuştur. Nitekim tarihimizdeki İlk Türk kadın hekim Safiye Ali’nin insanlığa umut olma azmi, ilk Türk kadın kimyager Remziye Hisar’ın bilime sunduğu katkılar, ilk Türk kadın mühendis Sabiha Gürayman’ın kararlılığı ve ilk Türk kadın savaş fotoğrafçısı Semiha Es’in cesareti, kadınların her alanda ortaya koydukları başarıların ve azmin en güzel örnekleridir. Bugün de gerek ülkemizde gerek dünyanın her bir yerinde kadınlar; hukuk, ekonomi, sanat, siyaset ve sosyal yaşamın her alanında topluma yön veren, geleceği inşa eden güç olmaya devam etmektedir. Bu duygu ve düşüncelerle kadınlara verilen değerin farkındalığında ve ayrımcılığın kati olarak karşısında olma şuuru içinde ülkemizin istiklali ve istikbali için gözünü kırpmadan canlarını feda eden aziz şehit ve kahraman gazilerimizin kıymetli anneleri, eşleri, evlatları ve kardeşleri başta olmak üzere; Üniversitemizin gelişimine mutena katkılar sunan kadın akademisyenlerimiz, personelimiz ve öğrencilerimiz ile ülkemizdeki ve dünyadaki tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü en kalbî duygularımla kutluyor; kendilerine sıhhat, mutluluk ve başarılar diliyorum."