SAĞLIK - 24 Eylül 2025 Çarşamba 09:52

‘Arı alerjisi, tarım işçilerini tehdit ediyor’

A
A
A
‘Arı alerjisi, tarım işçilerini tehdit ediyor’

Tarım alanlarında çalışan işçilerin, alerjik reaksiyonlar açısından en riskli grupların başında geldiğini belirten Göğüs Hastalıkları, İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ali Kutlu, "Arıcılar, çiftçiler, bahçıvanlar, temizlik ve atık sektöründe çalışanlar, açık arazide görev yapan askerler ve özellikle mevsimlik işçiler risk altındadır. Tekrarlayan arı sokmaları alerjik reaksiyon riskini artırır. Kalp ve akciğer hastalığı olanlarda ölümcül reaksiyon riski daha yüksektir" dedi.


Tarımsal alanlarda çalışan işçiler, alerjik reaksiyonlar açısından en riskli grupların başında geliyor. Böcekler, kimyasallar, tarımsal atıklar ve polenler; deri ve solunum yollarında çeşitli alerjik reaksiyonlara yol açabiliyor. Özellikle Karadeniz Bölgesi’nin nemli iklimi ve fındık hasadı dönemi, çiftçiler için tehlikeli olabiliyor.


Medical Park Ordu Hastanesi Göğüs Hastalıkları, İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ali Kutlu, tarım işçilerini ve kırsalda yaşayanları bekleyen en büyük tehlikelerden birinin arı alerjisi olduğuna dikkat çekerek açıklamalarda bulundu.



"Böceklerin yol açtığı alerjik reaksiyonlar"


Prof. Dr. Ali Kutlu, çiftçilerin en sık şikayet ettiği alerjik yakınmaların böceklerin deriye teması sonucu gelişen kaşıntılı egzama ve kızarıklık tabloları olduğunu belirterek, son yıllarda ülkede yaygınlaşan kahverengi kokarca böceği ve rove böceklerinin en sık cilt yakınmalarına yol açtığını ifade etti.



"Hayatı tehdit edebilir"


Alerjik reaksiyonların en tehlikelisinin solunum ve dolaşım sistemini etkileyerek bazen ölüme yol açabilen anafilaksi olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Kutlu, iş yerlerinde gelişen anafilaksilerin büyük bölümünün arı sokmaları ile ilişkili olduğunu vurguladı. Türkiye’de yılda yaklaşık 15 milyon arı sokması meydana geldiğini, bunların 300 bin kadarının ciddi seyrettiğini ve yalnızca 2025 bahar aylarından itibaren Karadeniz kırsalında 11 kişinin arı sokması nedeniyle hayatını kaybettiğini belirten Prof. Dr. Kutlu, hayatını kaybedenlerin büyük bir kısmının arı alerjisi olduğunun farkında bile olmadığını söyledi.



"Risk altındaki bireyler"


Arıcılar, çiftçiler, bahçıvanlar, temizlik ve atık sektöründe çalışanlar, açık arazide görev yapan askerler ve özellikle mevsimlik işçilerin risk altında olduğunu aktaran Prof. Dr. Kutlu, "Tekrarlayan arı sokmaları alerjik reaksiyon riskini artırır. Kalp ve akciğer hastalığı olanlarda ölümcül reaksiyon riski daha yüksektir" dedi.



"Hayat kurtaran enjeksiyon"


Prof. Dr. Kutlu, hayatı tehdit edebilen anafilaksi reaksiyonlarında en önemli noktanın erken müdahale olduğunu, solunum yollarının tıkanmasını ve dolaşım sisteminin çökmesini önlemek için epinefrin adı verilen ilacın en kısa sürede uygulanması gerektiğini vurguladı. Kutlu, kendinden enjektörlü adrenalin formlarının bulunduğunu ve alerjisi bilinen kişilerin bu ilacı mutlaka yanlarında taşımaları gerektiğini söyledi.



Çözüm önerileri


Özellikle arıcılığın yoğun olduğu bölgelerden başlanarak riskli meslek gruplarına taramalar yapılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Kutlu, alerjisi olan bireylerin uygun tedavi merkezlerine yönlendirilmesi gerektiğini ifade ederek şu bilgileri paylaştı:


"Okul, yurt, fabrika ve kışla gibi toplu yaşam alanlarında alerji taramaları yapılmalıdır. İş yeri hekimleri, birinci basamak ve acil servis hekimleri anafilaksiye müdahale ve adrenalin kullanımı konusunda meslek içi eğitime tabi tutulmalıdır. Riskli iş kollarında ve arıcılıkla uğraşan köylerde oto enjektörlü adrenalin bulundurma zorunluluğu getirilmesi hayati önem taşımaktadır."


Toplumun bilinçlendirilmesinin önemine değinen Prof. Dr. Kutlu, "Gelişmiş ülkelerde oto enjektörlü adrenalin kullanımı ülkemizin çok üzerindedir. Bizde ise hem hastalarda hem de sağlık çalışanlarında bu konuda yeterli farkındalık bulunmamaktadır. Önleyici tedbirlerle birçok ölümün önüne geçmek mümkündür" ifadelerine yer verdi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Beykoz’daki orman yangını 9 saatte kontrol alındı İstanbul’un Beykoz ilçesinde ormanlık alanda çıkan yangın, ekiplerin yoğun müdahalesi sonucu yaklaşık 9 saat sonra kontrol altına alındı. Beykoz Kılıçlı Mahallesi’nde saat 15.50 sıralarında başlayan yangın, rüzgarın da etkisiyle kısa sürede geniş bir alana yayıldı. Beykoz-Şile sınırındaki yangına ulaşımın kısıtlı olması, ekiplerin müdahalesini zorlaştırdı. Yangın ilk olarak saat 18.30 sıralarında kontrol altına alınırken, rüzgarın da etkisiyle yeniden alevlendi. Orman Bölge Müdürlüğü, itfaiye ve AFAD ekiplerinin yoğun çalışması sonucu yangın, saat 01.00 sıralarında tekrar kontrol altına alındı. Yangına 3 helikopter, 51 araç ve 146 personel ile müdahale edilirken, yaklaşık 14 hektarlık ağaçlandırma sahası ile makilik alan zarar gördü. Valilikten açıklama Yangının son durumuna ilişkin açıklama yapan İstanbul Valiliği, "Beykoz İlçesi Kılıçlı Mahallesi’nde ormanlık alanda çıkan ve saat 18.30 sıralarında kontrol altına alınan orman yangını, rüzgarın etkisiyle tekrar etkili olmuştur. Orman Bölge Müdürlüğü, İtfaiye ve AFAD ekiplerinin müdahale ettiği yangın, saat 01.00 sıralarında yeniden kontrol altına alınmış olup, bölgede soğutma çalışmaları devam etmektedir. Yangına 3 helikopter, 51 araç ve 146 personel müdahale etmiş olup, yangında 14 hektarlık ağaçlandırma sahası ve makilik alan zarar görmüştür" ifadelerine yer verdi.
Kayseri Köpek saldırısında yaralanan 3 yaşındaki bebek 34 gün sonra evine kavuştu Kayseri’nin Melikgazi ilçesinde bir köpeğin saldırısına uğraması sonucu ağır yaralanan ve Ankara’da tedavi edilen 3 yaşındaki bebek geçirdiği 5 operasyonun ardından 34 gün sonra evine döndü. 34 gün boyunca bebeğinin evine dönmesini bekleyen baba bebeğine kavuşmanın mutluluğunu yaşadı. Öte yandan, köpeğin resmi olmayan sahibinin babaya şikayetini çekmesi için para teklif ettiği öğrenildi. Anbar Mahallesi Beydağ Sokak’ta 20 Mart günü yaşanan olayda, başıboş köpek, sokakta oynayan 3 yaşındaki yabancı uyruklu A.D.’ye saldırdı. Olayda A.D. ağır yaralanırken, ihbar üzerine bölgeye polis, sağlık ve belediye ekipleri sevk edildi. Polis ekipleri çevrede güvenlik önlemi alırken, sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından talihsiz çocuk ambulansla Kayseri Şehir Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Başıboş köpek belediye ekipleri tarafından uyuşturucu iğne ile bayıltılarak barınağa götürüldü. Köpek saldırısı sonucu başından ağır yaralanan çocuk, Kayseri Şehir Hastanesi’ndeki ilk müdahalenin ardından tedavi için Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’ne nakledildi. Köpeğin resmi olmayan sahibi ortaya çıktı Ayrıca, olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında A.D.’ye saldırarak ağır yaralayan köpeğin Ö.Y. tarafından kayıt altına alınmadan sahiplenildiği tespit edildi. Ö.Y.’ye Tarım İl Müdürlüğü ekipleri tarafından ’hayvanın kayıt altına alınmadan beslenmesi’, Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü tarafından da ’önlem alınmadan köpek beslemek’ suçundan ceza yazıldığı öğrenildi. Bebeğine kavuşmanın mutluluğunu yaşadı Köpek saldırısına uğrayan 3 yaşındaki A.D. geçirdiği 5 operasyonun ardından 34 gün sonra evine döndü. Kafasındaki ağır yaranın dışından bacaklarında da yaralanan A.D.’nin tedavisi Kayseri’de devam edecek. Bebeğinin eve dönmesiyle büyük mutluluk yaşadığını dile getiren baba Salih D., "Bebeğim Ankara’da 5 tane operasyon geçirdi. 34 gün sonra evine döndü. Evine dönmesine mutlu oldum. Geldiğine inanamadım. Allah’a şükürler olsun. Çocuğumun hastanede tedavisi sürecek. Çünkü hala yaraları mevcut" diye konuştu. Aileye şikayetçi olmamaları için para teklif etmişler Kendilerine mahalle bakkalı aracılığıyla para teklif edildiğini dile getiren Salih D., "Mahallemizdeki bakkalı aracı tutarak şikayetçi olmamamız için para teklif etmişler. Ben oğlumun hakkını istiyorum. Her yeri yara içerisinde Ben çocuğum için varım. Onun için yaşıyorum. Şikayetçiyim" ifadelerini kullandı.