ÇEVRE - 10 Şubat 2026 Salı 15:01

MUSKİ, Bodrum’un tamamına su sağlayacak kuzey ring hattı çalışmalarına başladı

A
A
A
MUSKİ, Bodrum’un tamamına su sağlayacak kuzey ring hattı çalışmalarına başladı

MUSKİ Genel Müdürlüğü, Bodrum Yarımadası’nın içme suyu ihtiyacını karşılayan ana dağıtım hattında yaşanan patlakları önlemek, bu arızalar sırasında oluşan kayıp-kaçaklar ile su kesintilerini kalıcı olarak ortadan kaldırmak amacıyla, Yalıkavak ve Gümüşlük Mahallelerini kapsayan Kuzey Ring hattı boyunca toplam 7 bin 665 metre uzunluğunda hat yenileme çalışmalarına başladı.


Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın, Bodrum’da su arz güvenliğini artırmak ve yıllardır yaşanan kayıp-kaçak sorunlarını kalıcı olarak çözmek amacıyla verdiği talimatlar doğrultusunda, projelerine devam eden Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, Bodrum’a kesintisiz içme suyu sağlamak için çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Bodrum Yarımadası’nın ana içme suyu iletim güzergâhlarından biri olan Kuzey Ring hattında başlatılan çalışmalarla, ekonomik ömrünü tamamlayan ve sık sık arızalara neden olan hatlar yenileniyor. Yalıkavak ve Gümüşlük mahalleleri güzergâhını kapsayan toplam 7 bin 665 metre uzunluğundaki hattın yenilenmesiyle, Bodrum’un en büyük sorunlarından biri olan su kayıplarının önüne geçilerek su arzının tamamen karşılanması hedefleniyor.


Yalıkavak-Geriş’te sürekli arıza yapan hatlar iptal ediliyor


Bodrum Yarımadası’nın içme suyu altyapısını güçlendirmeye yönelik yürütülen Kuzey Ring hattı çalışmaları kapsamında, Geriş Mahallesi Hacıyeri Caddesi’nde imalat çalışmalarına başlandı. Bölgenin ana içme suyu iletim güzergâhlarından biri olan hatta gerçekleştirilen çalışmalarla, uzun yıllardır kullanılan ve ekonomik ömrünü tamamlayan mevcut hatlar devre dışı bırakılıyor. Proje kapsamında, Yalıkavak ve Gümüşlük güzergâhında yer alan toplam 7 bin 665 metre uzunluğundaki mevcut hatlar iptal edilerek, daha dayanıklı, uzun ömürlü ve yüksek hacimli su iletimine imkan sağlayan modern hatlar döşeniyor. Yapılan bu yenileme sayesinde içme suyunun daha sağlıklı şartlarda iletilmesi sağlanırken, sık sık yaşanan arıza ve patlaklara bağlı su kesintilerinin de önüne geçilmesi planlanıyor. Yenilenen altyapı ile birlikte, Bodrum Yarımadası’na verilen içme suyunun daha güvenli, kesintisiz ve verimli şekilde dağıtılması amaçlanıyor. Özellikle patlaklar nedeniyle oluşan su kayıplarının önemli ölçüde azaltılması, basınç kaynaklı arızaların önlenmesi ve mevcut su kaynaklarının daha etkin kullanılması planlanıyor. Çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte, yaz aylarında artan nüfusun su ihtiyacının daha sağlıklı karşılanması, ani kesintilerin azaltılması ve Bodrum genelinde su arz güvenliğinin güçlendirilmesi sağlanacak.


Çalışmaların 5 ay içerisinde tamamlanması planlanıyor


Başlatılan çalışmaların 150 takvim günü içerisinde tamamlanması planlanırken, projenin 23 Mayıs 2026 tarihinde bitirilmesi hedefleniyor. Bodrum’un en büyük sorunları arasında yer alan su kayıpları ve arıza kaynaklı kesintilerin önüne geçmek amacıyla yürütülen çalışmaların, planlanan takvim doğrultusunda tamamlanmasıyla birlikte kentin içme suyu altyapısı daha güçlü ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşacak. Bodrum Kuzey Ring Hattı’nda yürütülen çalışmaların tamamlanmasıyla, bölgedeki su iletim hattı modern bir yapıya kavuşturulacak. Gerçekleştirilecek proje sayesinde, özellikle turizm sezonu öncesinde Bodrum’un su altyapısı güçlendirilerek kayıp-kaçak oranlarının azaltılması, su kaynaklarının korunması ve yaz aylarında artan su ihtiyacının daha sağlıklı şekilde karşılanması amaçlanıyor.


Bodrum’da yaşanan su sorunlarının en önemli nedenlerinden birinin kayıp-kaçak oranlarının yüksekliği olduğunu belirten ve bu sorunu kalıcı çözümlerle ortadan kaldırmak için yoğun bir çalışma yürüttüklerini söyleyen MUSKİ Genel Müdürü Yılmaz Şengül, eski hatları tamamen devre dışı bırakmak amacıyla Bodrum genelinde hat yenileme çalışmalarını aralıksız sürdüreceklerini açıkladı.


Şengül, "Bodrum’un tamamını doğrudan etkileyecek olan ve Yalıkavak-Gümüşlük güzergâhında yer alan Kuzey Ring hattında yenileme çalışmalarına başlamış bulunuyoruz. Bu hattın tamamlanmasıyla birlikte Bodrum’un genel su arzı güvence altına alınacak. Ayrıca bu çalışmayla eş zamanlı olarak 500 metreküp kapasiteli yeni bir su deposu yapımını da planlıyoruz. Yıllardır Bodrum’un en büyük sorunlarından biri, basınç sınıfı düşük, en ufak dış etki ya da basınç değişiminde deforme olan ve su iletimine uygun olmayan eski borulardı. Biz bu hatları tamamen devre dışı bırakarak, Bodrum halkımızı bu sorunlu altyapıdan kurtarmayı planlıyoruz. Mevcut hatları, en az 50 yıl ekonomik ömre sahip, basınç sınıfı yüksek, modern ve dayanıklı borularla değiştiriyoruz. Bu yeni hatlar paslanmaya karşı dayanıklı, basınç değişimlerinden etkilenmeyen ve güvenli su iletimi sağlayan bir yapıya sahip. Eski hatlarla yüksek basınç vererek üst kotlara su iletmek mümkün değildi; çünkü basınç arttığında hatlar patlıyor ve ciddi arızalar oluşuyordu. Bu nedenle bazı bölgelerde, yüksek kotlarda yaşayan vatandaşlarımıza yeterli hizmet sunamıyorduk. Hat yenileme çalışmalarımız tamamlandığında, Bodrum’un tamamına ve üst kotlara su iletimini sorunsuz bir şekilde sağlayacağız. Altyapıyı yenileyerek yalnızca su iletimini güvence altına almakla kalmıyor, aynı zamanda kayıp-kaçak oranlarını düşürerek sürdürülebilirliği artırıyoruz. Bunun yanında mevcut yerel su kaynaklarımızı da aktif şekilde kullanıyoruz. Bodrum genelinde yaklaşık 180 aktif kuyumuz bulunuyor. Ayrıca eski ve yeni olmak üzere 40 ilave kuyuyu daha sisteme dahil ettik. Kayıp-kaçağın önüne geçmek amacıyla Bodrum genelinde hat revizyonlarını büyük ölçüde tamamladık. Her yıl bir önceki yıla göre daha hazırlıklı ilerliyor, su sorununu kalıcı olarak çözmeye odaklanıyoruz. 2026 yılı itibarıyla Bodrum’daki su sorunlarını tamamen geride bırakmayı hedefliyoruz" dedi.



MUSKİ, Bodrum’un tamamına su sağlayacak kuzey ring hattı çalışmalarına başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara İran Milli Günü Ankara’da kutlandı İran İslam Devrimi’nin 47. yıl dönümü ve İran Milli Günü Ankara’da düzenlenen resepsiyonla kutlandı. İran İslam Devrimi’nin 47. yıl dönümü ve İran Milli Günü dolayısıyla Ankara’da bir otelde resepsiyon verildi. İran’ın Ankara Büyükelçisi Mohammad Hassan Habibollahzadeh’in ev sahipliğinde düzenlenen resepsiyona, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Dışişleri Bakan Yardımcısı Musa Kulaklıkaya, yabancı misyon şefleri ve çok sayıda davetli katıldı. İki ülkenin de milli marşlarının okunmasının ardından Büyükelçi Habibullahzade ve Bakan Yumaklı konuşma yaptı. Habibullahzade, İran İslam Devrimi’nin tarihi önemine işaret ederek, "1979 kışı, İran halkının özgürlük ve bağımsızlık iradesinin ayak seslerinin yankılandığı ve İran-İslam kimliğinin azamet ve ihtişamının tarih sayfalarına yeniden kazındığı bir döneme dönüşmüştü" dedi. Türkiye ile İran arasındaki ilişkilere değinen Habibullahzade, "İran İslam Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki ilişkiler, iki komşu ülke arasında karşılıklı saygıya dayalı, değerli ve kardeşçe ilişkilerin örnek bir göstergesidir" ifadesini kullandı. Bölgesel meselelerde ortak tutuma vurgu yapan Habibullahzade, "İran ve Türkiye, bölgeye yönelik dış müdahaleleri reddetmekte ve sorunların bölge ülkeleri düzeyinde çözülmesi gerektiğine inanmaktadı" diye konuştu. Resepsiyonda konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı da Türkiye ile İran arasındaki ilişkilerin tarihi ve kültürel bağlara dayandığını belirterek, "Türkiye ve İran, tarihi ve kültürel kökleri bulunan dostluk ve iyi komşuluk ilişkileri temelinde, siyasi, ticari, kültürel ve diğer alanlardaki iş birlikleriyle birbirlerine derinden bağlıdır" dedi. İkili ilişkilerin üst düzey ve teknik ziyaretlerle ilerletildiğini ifade eden Yumaklı, "İlişkilerimizi yeni hedefler belirleyerek geliştirmeye devam ediyoruz. İkili ziyaretlerin yanı sıra bölgesel ve uluslararası platformlarda da yakın temas ve iş birliği içerisindeyiz" değerlendirmesinde bulundu. Yumaklı, Türkiye-İran Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyinin ikili ilişkilerdeki rolüne dikkati çekerek, "İkili ilişkilerimizin kurumsallaşmasında ve dinamizm kazanmasında, 2014 yılında ihdas ettiğimiz Türkiye-İran Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyinin önemli etkisi ve katkısı olmuştur" ifadelerini kullandı. Konsey bünyesinde yürütülen çalışmalara değinen Yumaklı, "Siyasi, ekonomik, kültürel, bilimsel ve güvenlik alanlarındaki ilişkilerimizi gözden geçiriyor, iş birliğimizi ilerletmek için atılacak adımları belirliyor, güncel bölgesel konuları da ele alıyoruz" dedi. Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyinin dokuzuncu toplantısına ilişkin bilgi veren Yumaklı, "Konseyin dokuzuncu toplantısını, Sayın Cumhurbaşkanımız ile İran Cumhurbaşkanı Sayın Pezeşkian’ın öncülüklerinde Tahran’da gerçekleştirmeye yönelik hazırlıklarımızı sürdürüyoruz" diye konuştu. Ticari ilişkilere de değinen Yumaklı, "Bölgenin iki büyük gücü ve sınır komşusu olmamız hasebiyle İran’la ticaretimiz ilişkilerimizin önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. 2025 yılında 5 milyar doların üzerinde gerçekleşen ikili ticaret hacmimizi yeterli bulmuyoruz" ifadelerini kullandı. Yumaklı, ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinde Karma Ekonomik Komisyon toplantılarının önemine işaret ederek, "Aralık 2024’te düzenlenen komisyon toplantısında alınan kararların etkin şekilde hayata geçirilmesiyle birlikte iş birliğimizi ve sınır ticaretimizi daha da güçlendireceğimize inanıyoruz" dedi.
İstanbul Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında yargılanan Ahmet Özer savunma yaptı Belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği iddia edilen ve liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen suç örgütüne ilişkin davada daha önce Esenyurt Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuksuz sanık Ahmet Özer yaptığı savunmada, "Kendisi, ben görevden geldikten sonra tebrik amacıyla ziyaretime geldiğini söylemektedir. Ben Aktaş’ı cezaevi sürecinden, dosya kamuoyuna yansıdıktan sonra tanıdım. Daha önce kendisiyle bir ilişkim, ticari bağım veya irtibatım olmamıştır" dedi. Liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen çıkar amaçlı suç örgütü tarafından aralarında tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan sanıklar Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, tahliye edilen Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile tahliye edilip görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’nin de bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında, 200 sanık 27 Ocak Salı günü ilk kez hakim karşısına çıkmıştı. Bu hafta Aziz İhsan Aktaş ilk kez savunma yapacak Yargılama, 3’üncü haftasında da sürerken, dün tutuksuz sanıkların savunmalarına başlanmıştı. Dün görülen duruşmada, 16 sanığın savunması tamamlandı. Bu hafta devam eden duruşmada, iddianamede 187 yıldan 450 yıla hapsi istenen, örgüt lideri olarak aktarılan ve etkin pişmanlık hükümleri kapsamında 4 Haziran 2025 tarihinde tahliye olan tutuksuz sanık Aziz İhsan Aktaş başta olmak üzere toplam 167 tutuksuz sanığın savunmaları alınmaya devam ediliyor. Duruşmada, iddianamede ihaleye fesat karıştırdığı iddia edilen görevinden uzaklaştırılan İETT Muhasebe Müdürü tutuksuz sanık Ali Haydar Topçu savunma yaptı. Topçu savunmasında, "Benim dahil olduğum hiçbir ihalede usulsüzlük bulunmamaktadır. Tüm ihaleler usulüne uygun gerçekleştirilmiştir" ifadelerini kullandı. "Raporlarda açıkça belirtilen husus, herhangi bir ihale fesadı tespiti olmadığıdır" Esenyurt Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan ve 11 Kasım 2025 tarihinde ise tahliye edilen Ahmet Özer savunma yaptı. Özer savunmasında ihaleye fesat karıştırdığı iddialarını kabul etmediğini belirterek, "Tüm Esenyurt benim ihaleye fesat karıştırmayacağımı biliyor. Belediyeye zarar vermedim. Ne ihale bilirim, ne de ihaleye fesat karıştırmayı. Mevkiler geçicidir. Ben iz bırakmak için geldim. Hayatımın en önemli zamanlarını bu tür işlerle geçirmek için gelmedim. Belediye başkanı olmadan önce, mahkeme yüzü görmedim. Ben boş ve mesnetsiz bir dosyadan tutuklandım. Bilimsel inceleme ve denetim raporlarında, hakkımda "ihaleye fesat karıştırma" şüphesi bulunduğu anlatılmaktadır. Hangi bilimsel inceleme raporunda böyle bir tespit vardır? Dosyada iki adet bilirkişi inceleme raporu bulunmaktadır. Bu raporların hiçbirinde ‘ihaleye fesat karıştırma’ suçuna dair tek bir tespit, tek bir değerlendirme yoktur. Buna rağmen bu başlık altında işlem yapılması anlaşılır değildir. İddialara ilişkin hazırlanan raporların tamamında, ihale fesadı iddiasına ilişkin herhangi bir bulguya yer verilmemiştir. Eğer böyle bir şüphe olsaydı, raporların içinde açıkça yer alırdı. Çünkü bilirkişilerin görevi, tespit ettikleri hususları rapora yazmaktır. Yazılmamışsa, yoktur. Aksine, raporlarda açıkça belirtilen husus, herhangi bir ihale fesadı tespiti olmadığıdır. En fazla, denetim görevine ilişkin idari değerlendirmeler yapılmıştır. Bu da ceza hukuku anlamında suç teşkil eden bir durum değildir" ifadelerini kullandı. "Hukukta olmayan bir şey varmış gibi kabul edilemez" Savunmasının devamında, düzenlenen raporlarda bir suç isnadının olmadığını savuman sanık Özer, "Ben hayatım boyunca kamu görevini en üst düzey sorumlulukla yerine getirdim. Müfettişlik ve denetim görevleri üstlendim. Yüzlerce dosyada görev aldım ve hazırladığım raporlar ilgili kurumlara sunuldu. Bugüne kadar görevimle ilgili kesinleşmiş bir suç isnadı olmamıştır. Ayrıca daha önce görev aldığım dosyalarla ilgili açılan davaların tamamı yargı denetiminden geçmiş, hukuki olarak sonuçlanmıştır. Hazırlanan raporlar yargı makamlarınca değerlendirilmiş ve hukuka aykırı bir durum tespit edilmemiştir. Bugün gelinen noktada, alanında uzman, farklı kurumlarda görev yapmış kişilerin hazırladığı raporlarda bulunmayan bir suç, varmış gibi gösterilmeye çalışılması son derece ağır ve haksız bir durumdur. Hukukta olmayan bir şey varmış gibi kabul edilemez. Eğer bir suç tespiti varsa, raporda olur, yoksa yoktur. Dosyada ‘ihaleye fesat karıştırma’ suçuna dair somut, teknik, hukuki hiçbir tespit bulunmamaktadır. Buna rağmen varmış gibi değerlendirilmesi hukuken de vicdanen de kabul edilemez. Burada dinlenen tanıkların hiçbiri, benim ihalelere müdahil olduğumu ya da ihaleye fesat karıştırdığımı söylememiştir. Aksine, burada avukatların huzurunda her birine açık ve net şekilde şu soruyu yönelttim; ‘Belediye Başkanı Ahmet Özer’in ihale sürecinde, ihalenin birilerine verilmesi için size herhangi bir baskısı, telkini veya yönlendirmesi oldu mu?’ dedim. Hepsi tek tek, açık şekilde olmadığını beyan etmiştir. Dosyada yer alan tüm tanık anlatımları, benim herhangi bir baskı, telkin ya da yönlendirmede bulunmadığımı açıkça ortaya koymaktadır. Buna rağmen, böyle bir durum varmış gibi iddia edilmesi tamamen gerçeğe aykırıdır ve tarafımdan kesin şekilde reddedilmektedir. Hakkımda 2015 yılından itibaren çeşitli iddialar ileri sürülmüş, göreve geldikten sonra birlikte çalışacağım kişileri seçmem, suç gibi gösterilerek üzerimde olumsuz bir algı oluşturulmaya çalışılmıştır. Oysa her belediye başkanı, hukuken ve idari olarak birlikte çalışacağı kadroyu seçme yetkisine sahiptir. Bu, suç değil, görevin gereğidir. Bu durumun sanki hukuka aykırıymış gibi sunulması doğru değildir. İddia edilenin aksine, söz konusu ihalelerin planlanmasında şahsıma ait özel bir yönlendirme ya da ayrıcalık söz konusu değildir. Süreç tamamen ihale mevzuatı ve hizmet ihtiyacı çerçevesinde yürütülmüştür" şeklinde konuştu. "Aktaş’ı cezaevi sürecinden, dosya kamuoyuna yansıdıktan sonra tanıdım" Özer savunmasının devamında, "Ne yazık ki dosyada, tüm belediye başkanlarının sanki rüşvet ve usulsüzlük içinde olduğu gibi genelleyici ve ağır bir algı oluşturulmaya çalışılmıştır. Oysa ortada somut bir rüşvet, somut bir menfaat temini veya kanuna aykırı bir işlem yoktur. İhaleye fesat karıştırma ve benzeri suçlamalar ileri sürülmektedir. Dolayısıyla fiilen başlamamış bir ihaleye ilişkin sorumluluğun tarafıma yüklenmesi hukuken mümkün değildir. İddia makamı, iddianamede benim ve birlikte görev yaptığım kamu görevlilerinin rüşvetle bağlantılı olduğuna dair somut bir delil ortaya koyamamıştır. Bu yönde yalnızca varsayıma dayalı değerlendirmeler yapılmıştır. Bugün hakkımdaki iddialar, somut delile değil, varsayıma ve yorumlara dayanmaktadır. Bu nedenle dosyanın; tanık beyanları, bilirkişi raporları ve somut deliller çerçevesinde değerlendirilmesini, hakkımdaki isnatların bu gerçekler ışığında ele alınmasını arz ediyorum. Olmayan deliller varmış gibi yazılarak iddianame hazırlamış ve biz mağdur edilmişizdir. Bir ihale yaptık ama biz başlatmadık. Biz hak ediş yapmadık bir kuruş ödeme yapmadım. İhaleyi yapan kayyum yönetimidir. Para ödeyen de o dur. Madem İhaleye fesat karıştırıldı o halde kayyumun burada olması lazım. İddia makamını iddiaları mesnetsizdir. İddianamede üzerine atılı kısımlar kulaktan dolma bilgidir. Benim hakkımda böyle bir şeyler anlatan kişiler gizli tanıklardır" dedi. Aziz İhsan Aktaş ile aralarında geçen görüşmelere ilişkin de savunma yapan sanık Özer, "Aziz İhsan Aktaş ile ilgili de bir hususu açıklamak isterim. Kendisi, ben göreve geldikten sonra tebrik amacıyla ziyaretime geldiğini söylemektedir. Ben Aktaş’ı, cezaevi sürecinden, dosya kamuoyuna yansıdıktan sonra tanıdım. Daha önce kendisiyle bir ilişkim, ticari bağım veya irtibatım olmamıştır. Yoğun görev temposu içinde yüzlerce kişiyle temas eden bir yönetici olarak, kendisiyle özel bir ilişki kurmam söz konusu değildir. İddia makamı bazı konularda Aziz İhsan Aktaş’ın beyanlarını doğru kabul ederken, benimle ilgili kısmı kabul etmemektedir. Bu durum açık bir çelişkidir" diye konuştu. Duruşmada, Esenyurt Belediye personeli tutuksuz sanık Mustafa Seymen savunma yapıyor.