GÜNDEM - 25 Mayıs 2026 Pazartesi 10:41

Muğlalı öğrenciler tarihe yolculuk yaptı

A
A
A
Muğlalı öğrenciler tarihe yolculuk yaptı

Menteşe Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Uluslararası Gençlik Merkezi, anlamlı bir projeye daha imza attı. "Geçmişin İzinde Tarihi Birlikte Keşfediyoruz" programı kapsamında, Dumlupınar İlkokulu öğrencileri ve gönüllü gençler Bodrum’un tarihi ve kültürel zenginliklerini yerinde keşfetti.



Gençlerin tarih, kültür ve sanat bilincini artırmak amacıyla gerçekleştirilen programda öğrenciler, Bodrum’un dünyaca ünlü tarihi noktalarını yakından tanıma fırsatı buldu. Gün boyunca süren etkinliklerde minik öğrenciler hem eğlendi hem de geçmişten günümüze uzanan kültürel miras hakkında önemli bilgiler edindi.



Program kapsamında ilk olarak, Türk sanat müziğinin unutulmaz isimlerinden Zeki Müren’in yaşamına ve sanat hayatına ışık tutan Zeki Müren Müzesi ziyaret edildi. Öğrenciler, "Sanat Güneşi"nin kişisel eşyalarını, sahne kostümlerini ve ödüllerini büyük bir hayranlıkla inceleyerek Türk müzik tarihine dair keyifli bir yolculuğa çıktı.



Programın devamında Bodrum’un simgelerinden biri olan Bodrum Kalesi ve Sualtı Arkeoloji Müzesi ziyaret edildi. Tarihi yapıları yakından inceleyen öğrenciler, geçmiş medeniyetlere ait sualtı batıkları ve eserleri görme fırsatı bulurken bölgenin tarihi dokusunu yerinde keşfetti. Gençlik çalışanlarının rehberliğinde ve anlatımları eşliğinde gerçekleştirilen ziyarette, öğrenciler Bodrum’un köklü geçmişi ve kültürel değerleri hakkında bilinç kazandı.



Gezinin son bölümünde ise doğal güzellikleri ve manzarasıyla dikkat çeken Gümüşlük Yel Değirmenleri alanı ziyaret edildi. Tarihi değirmenlerin gölgesinde ve doğa ile iç içe olan bu bölgede öğrenciler, günün yorgunluğunu atarak unutulmaz hatıralar biriktirdi ve bol bol hatıra fotoğrafı çektirdi.



Menteşe Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü yetkilileri tarafından yapılan açıklamada; gençlerin sosyal, kültürel ve tarihi gelişimlerine katkı sağlayan bu tür faaliyetlerin önemine dikkat çekildi. Açıklamada, geleceğin teminatı olan çocukların milli ve kültürel değerlerle buluşturulmaya kararlılıkla devam edileceği ifade edildi.



Muğlalı öğrenciler tarihe yolculuk yaptı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara "Sınav kaygısı akademik performansı düşürüyor" Sınav dönemlerinin öğrenciler kadar aileler için de yoğun stres ve beklentilerin yaşandığı süreçler arasında yer aldığını belirten Psikolog İrem Güler, "Özellikle lise ve üniversiteye geçiş sınavları yaklaşırken birçok öğrenci kaygı, baskı ve başarısızlık korkusuyla mücadele ediyor. Aileler çocuklarının belirli düzeyde heyecan yaşamalarının doğal bir durum olduğunu ancak aşırı sınav kaygısının performanslarını ve bilgiyi kullanma becerilerini olumsuz etkileyebileceğini unutmamalıdır" dedi. Medical Park Ankara Hastanesi’nden Psikolog İrem Güler, sınav kaygısının öğrencinin sınav öncesinde veya sınav sırasında yaşadığı yoğun endişe nedeniyle sahip olduğu bilgiyi etkili şekilde kullanmasını zorlaştıran bir durum olduğunu söyledi. Konuyla ilgili dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgiler aktaran Psikolog Güler, "Belirli düzeyde heyecan motive edici olabilir. Ancak kaygı yoğunlaştığında dikkat, öğrenme ve performans üzerinde olumsuz etkiler ortaya çıkabilir. Öğrenci hazırlanmasına rağmen yoğun başarısızlık düşünceleri yaşıyor, sınav anında bildiklerini hatırlamakta zorlanıyor ya da sınavdan kaçınmaya başlıyorsa burada daha yoğun bir sınav kaygısından söz edebiliriz" ifadelerini kullandı. "Fiziksel ve psikolojik belirtiler görülebiliyor" Sınav kaygısının yalnızca zihinsel değil, bedensel belirtilerle de kendini gösterebildiğini ifade eden Güler, öğrencilerde kalp çarpıntısı, hızlı nefes alma, mide bulantısı, terleme, baş ağrısı, uyku düzensizlikleri ve kas gerginliği gibi fiziksel belirtilerin görülebileceğini söyledi. Bunun yanında yoğun endişe, huzursuzluk, başarısızlık korkusu ve çaresizlik hissinin de yaygın olduğunu belirten Güler, "Bazı öğrenciler dikkatini toplamakta zorlanabiliyor, okuduğunu anlamakta güçlük yaşayabiliyor veya ‘kesin başarısız olacağım’ gibi olumsuz düşüncelere kapılabiliyor. Bu durum zamanla erteleme davranışına, okuldan uzaklaşmaya ya da sosyal geri çekilmeye kadar ilerleyebiliyor" diye konuştu. "Kaygı akademik performansı olumsuz etkiliyor" Yoğun kaygının öğrencinin akademik performansını doğrudan etkileyebildiğini vurgulayan Güler, kaygı anında zihnin önemli bir bölümünün olumsuz düşüncelerle meşgul olduğunu belirtti. Öğrenci sınav sırasında ‘ya yapamazsam’, ‘rezil olacağım’ gibi düşüncelerle uğraştığında dikkatinin sınavdan uzaklaşabildiğinin altını çizen Güler, "Bu durum bilgiyi geri çağırmayı, problem çözmeyi ve odaklanmayı zorlaştırabiliyor. Özellikle yüksek kaygı düzeyinin dikkat, öğrenme ve bellek süreçleriyle ters ilişkili olduğu biliniyor" ifadelerini kullandı. "’Bak arkadaşın kaç net yaptı’ yaklaşımı kaygıyı artırıyor" Ailelerin iyi niyetle yaptığı bazı davranışların çocuk üzerindeki baskıyı artırabileceğine dikkat çeken Güler, sürekli başarı vurgusu yapılmasının, çocukların kardeşleri veya arkadaşlarıyla kıyaslanmasının ve sınavın hayatın tek belirleyicisi gibi sunulmasının kaygıyı yükseltebildiğini söyledi. "’Bu sınav hayatını belirleyecek’, ‘bak arkadaşın kaç net yaptı’ ya da ‘bu kadar çalışıp kazanamazsan yazık olur’ gibi ifadeler öğrencide yoğun baskı oluşturabiliyor" diyen Güler, ebeveynlerin süreç odaklı yaklaşmasının önemine vurgu yaparak, "Çocuğun yalnızca sonucuna değil, gösterdiği emeğe odaklanmak daha koruyucu olabilir. ‘Verdiğin emeği görüyorum’ ya da ‘zorlandığını fark ediyorum’ gibi cümleler öğrenciyi daha güvende hissettirebilir" diye konuştu. "Akran kıyaslaması hatalı bir davranış" Özellikle ergenlik döneminde sosyal medyanın sınav kaygısını artırabildiğini belirten Güler, öğrencilerin sürekli başarı hikâyeleriyle karşılaşmasının gerçekçi olmayan bir başarı algısı oluşturabildiğini ifade etti. Güler, "Gençler sosyal medyada yüksek netler, uzun çalışma saatleri ve kazanılan okulları gördükçe kendilerini yetersiz hissedebiliyor. Oysa çoğu kişi yalnızca başarılı olduğu kısmı paylaşıyor; zorlandığı anları paylaşmıyor" dedi. Akran kıyaslamasının da kaygıyı artırdığını söyleyen Güler, "Her öğrencinin öğrenme biçimi, dikkat süresi ve psikolojik dayanıklılığı farklıdır. Sürekli kıyaslama yapmak özgüveni zedeleyebilir ve öğrenciyi tükenmişlik hissine sürükleyebilir" diye konuştu. "Uyku ve beslenme düzeni önemli" Sınav döneminde öğrencilerin yaşam düzeninin tamamen ders çalışmaya göre şekillenmemesi gerektiğini belirten Güler; düzenli uyku, dengeli beslenme ve fiziksel aktivitenin kaygı yönetiminde önemli rol oynadığını söyledi. Özellikle düzensiz uykunun dikkat dağınıklığı ve stres toleransında azalma ile ilişkili olduğunu belirten Güler, yoğun kafein tüketiminin de kaygı belirtilerini artırabileceğini ifade etti. Kısa yürüyüşler, nefes egzersizleri, kas gevşetme çalışmaları ve gerçekçi hedefler belirlemenin kaygıyı azaltmada destekleyici yöntemler arasında yer aldığını belirten Güler, öğrencilerin sosyal yaşamdan tamamen kopmaması gerektiğini söyledi. Ne zaman profesyonel destek alınmalı? Psikolog İrem Güler, kaygının günlük yaşamı belirgin şekilde etkilemeye başladığı durumlarda profesyonel desteğin önemli olduğunu vurguladı. Güler, "Okula gitmek istememe, yoğun kaçınma davranışları, sık fiziksel yakınmalar, uyku ve iştah sorunları, ağlama nöbetleri veya belirgin performans düşüşü varsa uzman desteği değerlendirilmelidir. Özellikle öğrencinin ‘artık baş edemiyorum’ ya da ‘yardım almak istiyorum’ gibi ifadeleri mutlaka ciddiye alınmalıdır" dedi. "Nefes egzersizleri, kas gevşetme çalışmaları, dikkat teknikleri uygulanabilir" Son olarak öğrencilerin sınav öncesi kaygılarını azaltmak için günlük yaşamlarında hangi yöntemleri uygulayabileceğine değinen Psikolog Güler, şu önerilerde bulundu: "Düzenli ve verimli çalışma alışkanlıkları geliştirmek, sınav hakkında yeterli bilgiye sahip olmak ve gerçekçi hedefler koymak kaygıyı azaltmada temel adımlar arasındadır. Nefes egzersizleri, kas gevşetme çalışmaları, dikkat odaklama teknikleri ve olumsuz düşünceleri fark edip alternatif düşünceler geliştirmek de kaygıyı azaltmada kullanılabilir. Bilişsel davranışçı yaklaşımda öğrencinin ‘kesin başarısız olacağım’ gibi otomatik düşüncelerini fark etmesi ve bunları daha gerçekçi düşüncelerle değerlendirmesi önemli görülmektedir. Sosyal yaşamı tamamen kısıtlamak yerine dengede tutmak da kaygıyı yönetmeye katkı sağlayabilir."
Samsun Doğada yağmur bereketi: Salep patladı, mantarlar devleşti Samsun’da son dönemde etkili olan yağışlar doğayı coşturdu. Kentin farklı ilçelerinde yetişen endemik salep bitkileri yoğun şekilde görülmeye başlanırken, halk arasında "içi kızıl mantar" olarak bilinen doğal kültür mantarlarının ise 25 ila 30 santimetre boya ulaşması vatandaşları şaşkına çevirdi. Özellikle kırsal bölgelerde etkisini gösteren yağmur bereketi, doğadaki bitki örtüsünü hareketlendirdi. Bahar yağışlarının ardından ormanlık alanlar ve yüksek kesimlerde endemik salep bitkilerinde dikkat çekici artış yaşandı. Bölge halkı, uzun yıllardır bu kadar yoğun salep çıkışına rastlamadıklarını ifade etti. Doğada görülen bir diğer dikkat çekici gelişme ise "içi kızıl" adıyla bilinen doğal kültür mantarlarında yaşandı. Nemli hava ve uygun iklim şartları nedeniyle hızla büyüyen mantarların bazı bölgelerde 25-30 santimetreye kadar ulaştığı görüldü. Dev boyutlara ulaşan mantarlar, doğaya çıkan vatandaşların da ilgisini çekti. Samsun’un özellikle yüksek rakımlı ve ormanlık ilçelerinde görülen doğal ürünler, hem doğa tutkunlarının hem de bölge halkının dikkatini çekiyor. Vatandaşlar, doğada oluşan görüntülerin adeta görsel şölen sunduğunu belirterek bol yağışın bereketini hissettiklerini söyledi. Uzmanlar ise doğadan toplanan mantarların bilinçsiz şekilde tüketilmemesi gerektiğine dikkat çekerek, yalnızca uzman kontrolünden geçen ürünlerin yenilmesi konusunda uyarıda bulundu.
İstanbul Karsan otonom teknolojisini toplu ulaşımdan sonra havalimanlarına da taşımayı sürdürüyor Yeni nesil toplu ulaşımda dünyanın teknoloji odaklı mobilite markası Karsan, otonom teknolojisini şimdi de hava ulaşımında test etti. Geçtiğimiz aylarda Frankfurt Havalimanı’nda iki haftalık bir demo ile Karsan Otonom e-ATAK’ın operasyonel yetkinliğini gözler önüne seren şirket, şimdi de Türk Hava Yolları ile İGA İstanbul Havalimanı’nda bir demo operasyonu gerçekleştirdi. Demo kapsamında gerçekleştirilen testler, iki farklı operasyon senaryosu üzerinden kurgulandı. "Mobilitenin Geleceğinde Bir Adım Önde" olma vizyonuyla dünyada toplu taşımanın dönüşümünde öncü rol oynayanlardan Karsan, otonom teknolojisinin ulaştığı noktayla öne çıkıyor. Dünyanın ilk Seviye-4 otonom toplu ulaşım aracı olarak 2021’den bu yana gerçek yol şartlarında hizmet veren Karsan Otonom e-ATAK, toplu ulaşımdaki başarısını şimdi de farklı operasyonel kullanım alanlarında da gerçekleştirebileceğini kanıtladı. Bu kapsamda şirket, teknoloji partneri ADASTEC ve Türk Hava Yolları ile İGA İstanbul Havalimanı’nda bir demo operasyonu gerçekleştirdi. Araç, apron sahasında gerçek operasyon koşullarında toplamda 11 km test edildi. Demo sürüşleri iki farklı senaryo üzerinden kurgulandı. İlk senaryoda araç, Türk Hava Yolları Operasyon Merkezi - Ekip Terminali başlangıç noktasından Smart Kargo Sahası’na (SMARTIST Binası önü) ilerledi. İkinci senaryoda ise yine Türk Hava Yolları Operasyon Merkezi - Ekip Terminali başlangıç alınarak 200’lü Açık Park Sahası’na otonom sürüş gerçekleştirildi. Vardiya ekiplerinin çalışma alanlarına ve uçuş ekiplerinin uçak park pozisyonlarına ulaştırılmasını simüle eden bu senaryolar; otonom sürüş performansının gerçek operasyon koşullarında doğrulanması, algılama ve navigasyon sistemlerinin test edilmesi, güvenlik ve acil durum senaryolarının değerlendirilmesi ile operasyonel trafik etkileşiminin analiz edilmesi açısından önemli veriler ortaya koydu. Apron yolunda diğer hizmet araçlarıyla birlikte gerçek operasyon trafiği içerisinde hareket eden araç, üzerindeki LiDAR, radar, kamera ve gelişmiş sensör sistemleriyle rotasını sorunsuz şekilde tamamlayarak, otonom teknolojisinin havayolu lojistiğindeki potansiyelini de gözler önüne serdi. Otonom teknolojisinin potansiyelini açıkça gösterdik Bu önemli testin otonom teknolojinin gerçek operasyon ortamındaki kabiliyetini ve havacılık sektöründeki dijital dönüşüm potansiyelini net şekilde ortaya çıkardığını söyleyen Karsan Yurtiçi Satış ve Dış İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı Muzaffer Arpacıoğlu, "Yakın zamanda Otonom e-ATAK ile, Frankfurt Havalimanı’nda iki haftalık demo operasyonunu başarıyla tamamlamıştık. Şimdi de İGA İstanbul Havalimanı’ndaki bu başarılı demo ile apron operasyonlarında otonom mobilitenin uzun vadeli potansiyelini açık olarak gösterdik" dedi. Apronların yüksek güvenlik gerektiren alanlar olduğunu ifade eden Muzaffer Arpacıoğlu, şöyle devam etti: "Bu kapsamda araç; operasyonel verimlilik, insan hatasının minimize edilmesi, güvenlik standartlarının artırılması, dijitalleşme ve otomasyon ihtiyaçlarına güçlü şekilde cevap verdi. Bu başarılı demoyu, otonom teknolojisinin yalnızca toplu ulaşımda değil, farklı operasyonel kullanım alanlarında da konumlandırabildiğini göstermesi açısından stratejik bir adım olarak nitelendiriyoruz." Yapılan açıklamaya göre şirket, Türk Hava Yolları ve ADASTEC ekiplerinin bir araya geldiği toplantıda, apron içi yolcu taşımacılığı ve güvenlik süreçlerine yönelik değerlendirmelerin ardından, geleceğin mobilite çözümlerine ışık tutan demo sürüşü apron sahasında gerçekleştirildi. Toplantı sonrasında Türk Hava Yolları Genel Müdür Yardımcısı Kerem Kızıltunç, "Türk Hava Yolları olarak, Türkiye’de bir havalimanı apron sahasında gerçekleştirilen ilk otonom otobüs demo çalışmasına imza atarak sektörde yine öncü olduk. Karsan Otomotiv ve ADASTEC iş birliğiyle geliştirilen otonom otobüslerle, havalimanı operasyonlarımız için gerçekleştirdiğimiz bu test sürüşünde Ekip Terminalimizden başlayan yolculuğumuzu, Smartist kargo binamıza ve açık park pozisyonlarına da uğrayarak 11 kilometrelik bir rotada tamamen otonom şekilde tamamladık. Havacılığın kalbinin attığı apronda bu teknolojiyi sahada öncü olarak test etmek ve otonom sürüş deneyimini güvenli şekilde bizzat yaşamak gerçekten heyecan vericiydi. Bu çalışmaya katkı veren herkese teşekkür ediyorum" açıklamalarında bulundu. Atalay Taşkoparan, ADASTEC Kurucu Ortağı ve CCO’su olarak, şirketin Seviye-4 otonom sürüş teknolojisiyle havalimanı operasyonlarında güvenilir, ölçeklenebilir ve sahada karşılığı olan çözümler sunduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "İGA, Avrupa Birliği’nin en yoğun havalimanı. Burada, ADASTEC’in otonom sürüş teknolojisini kullanan Karsan Otonom e-ATAK ile, gerçek trafik koşullarında bir personel taşıma senaryosu uyguladık. Senaryo, terminal binası ile uçak altı arasındaki taşıma ihtiyacına odaklandı. Otonom aracın gerçek trafik ortamındaki performansı, aprondaki ekip taşımacılığında operasyonel verimlilik ve güvenlik beklentilerini karşılayan, uygulanabilir bir çözüm olabileceği öngörüldü. Farklı havalimanı projelerinde edindiğimiz saha deneyimiyle, otonom mobilitenin havacılık operasyonlarında bir dizi sorunu çözeceğine ve büyük ölçüde yer tutacağına inanıyoruz. Şirket olarak, Karsan ile birlikte havalimanlarının güvenlik, verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı dönüşümüne katkı sunmaktan memnuniyet duyuyoruz. Dünyanın farklı havalimanlarını geleceğin operasyonlarını birlikte şekillendirmeye davet ediyoruz." 60 bin yolcu deneyimiyle dünyada ilklerden Açıklamaya göre, otonom teknolojisinin mobilitenin dönüşümünde giderek daha önemli bir rol üstlenmesiyle birlikte araç, Avrupa ve ABD’de hayata geçirilen projelerle gerçek trafik koşullarında yolcu taşıyarak başarılara imza atıyor. ABD’de Michigan State University kampüsünde 1,5 yıl boyunca 5 kilometrelik bir rotada yolcu taşıyan araç, Norveç’in Stavanger şehrinde ise 2022 yılından bu yana biletli yolcu taşımayı sürdürüyor ve tünelden geçen ilk otonom otobüs olarak dikkat çekiyor. Rotterdam’da Avrupa’nın ilk otonom havalimanı shuttle’ını devreye alan Karsan, İsviçre ve İsveç’te açık trafikte yolcu taşıyan ilk otonom otobüs projelerini hayata geçirirken, Hannover’de ise KBA onayıyla kamuya açık yollarda test sürüşü gerçekleştiren ilk otonom otobüs oldu. Frankfurt’ta gerçekleştirilen otonom apron demo çalışması ise şirketin havalimanı operasyonları gibi yüksek güvenlik ve hassasiyet gerektiren alanlarda da otonom mobilite çözümleri sunabilme yetkinliğini ortaya koydu. 2026 yılında Salen ve Paris RATP’de gerçekleştirilen otonom demo projeleriyle birlikte şirket, farklı kullanım senaryolarında otonom teknolojisini geliştirmeyi sürdürecek. 160 bin kilometrenin üzerinde otonom sürüş deneyimine, 60 binden fazla taşınan yolcuya ve yüzde 99,5 başarı oranına ulaşan şirket, bugün 12 ülkede 16 farklı otonom proje ile dünyada açık trafikte yolcu taşıyan Seviye-4 ilk ve tek otonom otobüs olma özelliğini korumaya devam ediyor. Karsan Otonom e-ATAK sürekli hizmete hazır Gelişmiş Sensör Paketi ile donatılan araç, farklı hava koşullarında hassas navigasyon ve durumsal farkındalık sağlamak için birlikte çalışan LiDAR, radar, kameralar, GNSS ve en son teknoloji sensörlerin bir kombinasyonunu kullanıyor. Gece veya gündüz, farklı hava koşullarında 40 km/s hıza otonom sürüşte çıkabilen araç, bir otobüs sürücüsünün yaptığı; rota üzerindeki duraklara yanaşma, inme-binme süreçlerini yönetme, kavşak ve geçitlerle trafik ışıklarındaki sevk ve idareyi sağlama benzeri tüm işlemleri sürücüsüz olarak gerçekleştiriyor. Otobüsün AC ünitelerle 5 saatte, DC ünitelerle ise 3 saatte tam olarak şarj olabilme yeteneği, aracın sürekli hizmete hazır olmasını sağlıyor.
Muğla Fethiye Ölüdeniz-Kayaköy yolları yenilendi Muğla Büyükşehir Belediyesi, Fethiye ilçesinin dünyaca ünlü turizm merkezleri Ölüdeniz ve Kayaköy mahallelerinde başlattığı yol, cadde, bulvar ve meydan düzenleme çalışmalarını yeni turizm sezonu öncesinde tamamladı. 520 milyon TL yatırımla hayata geçirilen projeyle bölge modern, güvenli ve estetik bir görünüme kavuştu. Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından dört etap halinde yürütülen çalışmalar kapsamında bölgede ulaşım güvenliği ve konforunu artıracak çok sayıda imalat tamamlandı. Büyükşehir Belediyesi ekipleri tarafından; 11 kilometre sıcak asfalt, 2,5 kilometre parke yol, 9 kilometre hendek beton imalatı, 2 bin 212 metrekare kaldırım begonit işi, 7 kilometre yağmur suyu hattı, 4,8 kilometre otokorkuluk, 2,1 kilometre motorcu dostu bariyer, 18 bin 63 metrekare kaldırım granit kaplama, 7 bin 391 metrekare kaldırım parke işi, 2,2 kilometre yenilenen düktil boru içme suyu hattı çalışması gerçekleştirildi. Çalışmalar kapsamında bölgede yol üstü cep otoparkları ve harici otopark alanları oluşturularak özellikle yaz sezonunda yaşanan araç yoğunluğunun azaltılması hedeflendi. Düzenlenen yeni otopark alanlarıyla birlikte trafik akışının rahatlatılması ve ziyaretçilerin bölgeye daha konforlu erişim sağlaması amaçlandı. Projede ayrıca Ölüdeniz ve Kayaköy arasında kesintisiz yaya aksı oluşturularak yayaların güvenli ve konforlu ulaşımı ön plana çıkarıldı. Turizm bölgelerinde yürünebilir alanların artırılmasıyla hem kent estetiğinin güçlendirilmesi hem de ziyaretçilerin bölgeyi daha nitelikli deneyimlemesi hedeflendi. Yenilenen içme suyu hatlarıyla birlikte bölgenin altyapısı daha güçlü hale getirilirken, uzun yıllar hizmet verecek modern sistemlerle turizm sezonunda artan nüfusun ihtiyaçlarına da sürdürülebilir çözümler sunuldu. Turizm bölgelerinde güvenli ve modern ulaşım hedefi Özellikle yaz aylarında yoğun araç ve yaya trafiğinin yaşandığı Ölüdeniz ve Kayaköy mahallelerinde ulaşımın daha güvenli, konforlu ve modern hale getirilmesi hedeflendi. Yol, meydan ve altyapı düzenlemeleriyle birlikte bölgenin estetik görünümü güçlendirilirken; yapılan yatırımların bölge turizmine, yerel ekonomiye ve esnafa önemli katkı sağlaması amaçlandı. Turizm sezonu öncesinde tamamlanan proje ile hem bölge esnafının hem de yerli ve yabancı ziyaretçilerin daha rahat, güvenli ve kaliteli bir ulaşım imkânına kavuştuğu belirtildi. Kayaköy Mahalle Muhtarı Şenol Öztürk, "Kayaköy ve Hisarönü arasındaki yolumuz çok dardı, çok bozuktu. Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Aras bu yolu bize tamamladı. Altyapılar yapıldı, yollarımız da şu anda çok güzel oldu. Ahmet Başkanımızdan, hepsinden Allah razı olsun" dedi. Muğla Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi Başkanlığı Harita Teknikeri Umutcan Turgut, "Muğla Büyükşehir Belediyesi olarak Fethiye ilçemizin Ölüdeniz ve Kayaköy mahallelerinde başlattığımız yol, cadde, bulvar, meydan yenilemesi ve düzenleme işi tamamlandı. Dört etaptan oluşan çalışmalar kapsamında 11 kilometre sıcak asfalt, 2,5 kilometre parke yol yapımı, Bin 860 metre beton oluk yapımı, 9 bin metre hendek beton imalatı, 2 bin 212 metre kare kaldırım vegonit işi, 7 bin metre yağmur suyu hattı, 4 bin 800 metre oto korkuluk, 2 bin 100 metre motor bariyer, 18 bin 063 metre kare kaldırım granit kaplama işi, 7 bin 391 metre kare kaldırım parke işi tamamlandı. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Aras’ın güvenli ve konforlu ulaşım vizyonu doğrultusunda çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz" dedi. Vatandaşların yaşam kalitesini yükseltmeye yönelik projelere devam edeceklerini kaydeden Kıyı Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Muğla’nın dünyanın en önemli turizm kentlerinden birisi olduğunu, vatandaşların yaşam kalitesini yükseltmek, kentin altyapısını güçlendirmek ve misafirlere daha modern bir Muğla sunmak için çalışmaların aralıksız sürdürüldüğünü belirtti.