GÜNDEM - 26 Ocak 2026 Pazartesi 15:16

Muğla, Yapay Zeka ve Bilişim Kış Kampı’na ev sahipliği yapıyor

A
A
A
Muğla, Yapay Zeka ve Bilişim Kış Kampı’na ev sahipliği yapıyor

Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık’ın 2026 yılını "Gençlik Yılı" ilan etmesi kapsamında, Gençlik ve Spor Bakanlığı koordinasyonunda gerçekleştirilecek Yapay Zeka ve Bilişim Kış Kampı Açılış Programı düzenlendi. Türkiye’nin dört bir yanından gençleri buluşturan kamp, teknoloji ve yapay zeka odaklı içeriğiyle dikkat çekti.



Muğla Gençlik ve Spor İl Müdürü Musa Kazım Açıkbaş, Gençlik ve Spor Bakanlığı Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü koordinesinde bu yıl 10’uncusu düzenlenen, 14 farklı temada ve 14 ilde gerçekleştirilen Kış Kampları kapsamında yer alan Yapay Zeka ve Bilişim Kış Kampı’na Muğla’nın ev sahipliği yapmasından büyük onur duyduklarını belirtti.



Açıkbaş konuşmasında şunları söyledi: "Türkiye’nin en vizyoner ve en heyecan verici kış kamplarından biri olan Yapay Zeka ve Bilişim Kampı için bir aradayız. Bu kamp yalnızca kod yazmayı ya da bilişim teknolojilerini öğrenmekten ibaret değil, aynı zamanda yenilikçi fikirler üreteceğiniz ve geleceğin dünyasını şekillendirecek bireyler olma yolunda önemli kazanımlar elde edeceğiniz bir gelişim yolculuğudur. Kamp süresince alanında uzman eğitmenlerle bir araya gelerek akademik birikiminizi artıracak, takım çalışmalarıyla projeler geliştirerek sınırlarınızı zorlayacaksınız. Bunun yanında çevre ve gönüllülük faaliyetleri, şehitlik ve şehit aileleri ziyaretleri, geleneksel oyunlar, sportif ve bilgi yarışmaları, konserler, sinema geceleri ile Muğla’nın tarihi, kültürel ve turistik değerlerini yakından tanıma fırsatı bulacaksınız"



Vali Akbıyık: "6 bini aşkın başvuru gurur kaynağı"


Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık, Tematik Kış Kampları kapsamında Yapay Zeka ve Bilişim Kampı’nın Muğla’da düzenlenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, kampa gösterilen yoğun ilgiye dikkat çekerek; "Muğla’mız için yapılan 6 bini aşkın başvuru, ilimize ve kampımıza gösterilen yoğun ilginin en somut göstergesidir. Bu kamp yalnızca akademik eğitimlerle sınırlı değil; sabah sporları, şehitlik ziyareti, çevre farkındalığı etkinlikleri ve kültürel gezilerle desteklenen çok yönlü bir program sunuyor. Gençlerimizin kendilerini ve potansiyellerini keşfetmelerine imkân sunan bu faaliyetler, güçlü bir sosyal çevreyle kalıcı gönül bağlarının oluşmasına da vesile olmaktadır. Yapay zeka, bilişim ve veri bilimi çağımızın ve geleceğin belirleyici alanlarıdır. Bu alanlarda donanımlı gençler yetişmesi, ülkemizin rekabet gücü ve kalkınması açısından büyük önem taşımaktadır"



Bakan Yardımcısı Ersöz: "Yeni dönemin adı yapay zeka"


Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Halis Yunus Ersöz ise yapay zekanın insanlık tarihindeki büyük dönüşüm süreçlerinden biri olduğuna vurgu yaptı. Ersöz konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu: "Bu kamplar kardeşlik ve dostluk iklimi içinde, mesleki gelişimi önceleyen, şehirlerin birbirini tanımasını amaçlayan çok yönlü organizasyonlardır. Bugün burada, çağımızın en önemli konularından biri olan yapay zeka ve bilişimi tartışacaksınız. İçinden geçtiğimiz dönem bir devrim dönemidir. Tarım devrimi, sanayi devrimi ve bilgi toplumundan sonra şimdi yapay zeka çağını yaşıyoruz. Bu süreci yakalamak değil, yönetmek zorundayız. Yapay zeka yalnızca teknolojik değil; düşünme, öğrenme ve toplumsal yaşam biçimlerimizi değiştiren bir dönüşümdür"



Dünyadaki gelişmelere de değinen Ersöz, ülkelerin yapay zeka alanında farklı uzmanlık alanlarına yöneldiğini belirterek Türkiye’nin de bu yarışta geri kalmadığını ifade etti: "Türkiye, 2021 yılında Ulusal Yapay Zeka Stratejisi’ni hazırladı. Bu alanda insan kaynağını artırmaya, kamuda veri altyapısını güçlendirmeye ve üniversitelerde yapay zeka odaklı bölümleri yaygınlaştırmaya çalışıyoruz. Gençlerin projelerini hayata geçirebilecekleri güçlü teknolojik altyapıların oluşturulması da önceliklerimiz arasında"



Gençler için teknoloji ve kültür bir arada


Yapay Zeka ve Bilişim Kış Kampı, teknik eğitimlerin yanı sıra sosyal, kültürel ve gönüllülük faaliyetleriyle gençlere çok yönlü bir deneyim sunuyor. Kamp boyunca gençler hem teknoloji alanında bilgi ve becerilerini geliştirecek hem de Muğla’nın tarihi ve kültürel zenginliklerini yakından tanıma fırsatı bulacak.



Muğla, Yapay Zeka ve Bilişim Kış Kampı’na ev sahipliği yapıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara AK Parti Sözcüsü Çelik: "Aynularab’a 11 tır yardım gönderdik, bu yardımlar kesintisiz bir şekilde devam edecek" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "İnsani durum çerçevesinde Suriye hükümeti ile koordineli bir şekilde onların açtığı insani koridorlardan Aynularab’a 11 tır yardım gönderdik. Bu yardımlar kesintisiz bir şekilde devam edecek" dedi. AK Parti Sözcüsü Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında partisinin Genel Merkez binasında gerçekleştirilen MKYK toplantısın devam ettiği sırada basın açıklamasında bulundu. Çelik, Konya Çumra Belediye Başkanı Mehmet Aydın, Yozgat Kadışehri Belediye Başkanı Davut Karadavut, Şırnak İdil Karalar Belde Belediye Başkanı Hasan Turgut ve Çorum Ortaköy Aştağul Belde Belediye Başkanı Şenol Öncül’ün MKYK toplantısında AK Parti’ye katıldığını ifade etti. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge konularındaki çalışmaları kararlılıkla sürdürdüklerini dile getiren AK Parti Sözcüsü Çelik, "Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge, iç içe ve birbiriyle ayrılmaz bütünlüğe sahip iki kavram. Zaman zaman bu ikisinin ayrı ayrı değerlendirilmeye çalışıldığını, aradaki bağın koparılmaya çalışıldığını görüyoruz. Aradaki bağı koparmaya çalışanların bu bağı kopardığı zaman yerine ne yerleştirmeye çalıştığına baktığımızda da terör örgütlerini meşrulaştırmaya, mazur göstermeye çalışan, terör örgütlerinin kazanımları dedikleri birtakım ifadeleri kazanım gibi sunma şeklinde yaklaşımların bu işlerin arkasında olduğunu görüyoruz. Bütün bu süreç terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge kavramlarının ne kadar zamanlı, doğru ve dünyanın içinden geçtiği bu dönemde ne kadar stratejik bir adım olduğunu bir kere daha gösteriyor. Onun için hem MKYK hem MYK hem de partimizin tüm organları açısından en hassasiyetle takip edilen konuların başında bu geliyor" ifadelerini kullandı. "Suriye’de DEAŞ ile mücadelenin kesintisiz bir şekilde sürmesi gerekiyor" Suriye’de DEAŞ ile mücadelenin kesintisiz bir şekilde sürmesi gerektiğini vurgulayan Çelik, "Aynı şekilde hiçbir terör örgütünün de hiçbir şekilde var olmaması gerektiği temelindedir. Burada önceden beri uyarılarımızı net bir şekilde yapıyoruz. İki konuda net cümleler kurduk ve izahını da net bir şekilde yaptık. Birincisi terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreci kapsamında PKK’nın bütün şube, uzantı ve illegal yapılanmalarıyla kendisini feshetmesi ve silah bırakması gerektiğiydi. Buna Suriye, Irak, İran yapılanmalarının ve Avrupa’daki illegal yapılanmasının dahil olduğunu ifade ettik. Aynı şekilde bunun devamı olarak da değişik yöntemlerinin olabileceğini ifade ettik. Suriye açısından bizim önemsediğimiz, hem kan dökülmemesi, hem Suriye’deki Kürt kardeşlerimizin haklarının garanti altına alınması ve terörün vesayetinden kurtulması hem de Suriye’nin birlik ve bütünlüğüne zarar veren terör ve asimetrik silahlı grupların ortadan kalkması, ancak bunun Suriye’nin bir parçası olarak gerçekleşmesidir. Bu bakımdan 10 Mart Mutabakatı’nın önemini özellikle vurguladık" diye konuştu. "Suriye’de 100 yıl içerisinde ilk defa çoğulculuğu benimseyen bir kararname ortaya çıkmış oldu" Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından yayımlanan ve Suriye’deki Kürtlerin haklarını garanti altına alan kararnamenin son derece sevindirici olduğunu ifade eden Çelik, "Kararnameyi tam olarak okuduğun zaman Suriye Kürtlerinin Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olduğunu, dillerinin ve kültürlerinin garanti altına alındığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Bazıları bu kararnameyi küçümsemeye çalışıyor ama Esad rejiminin özellikle inkar politikası dikkate alındığında Kürt kardeşlerimizin orada nüfus cüzdanı bile yoktu. Şimdi bunun devlet düzeyinde bir kararname ile garanti altına alınmış olmasının ortaya koyduğu irade beyanını hem sevindirici hem de önemli buluyoruz. Ortadoğu’da kimlik kavgaları, mezhep kavgaları son derece acı sonuçlar doğuruyor. Belki de 100 yıl içerisinde ilk defa çoğulculuğu benimseyen böyle bir kararname ortaya çıkmış oldu. Önemli olan eylemlerdir ama Kürt kardeşlerimiz için hukuki bir zemin ortaya çıkmıştır. Bunun takibi gerekir. Bu konuda da biz hassasiyetlerimizi Suriye yönetimi ile paylaşıyoruz. Sayın Şara ve yönetimi de tek bir Suriye ilkesi etrafında bu konularda son derece hassas olduklarını ifade ediyorlar" dedi. "Gerçek kazanım Suriye’de Kürt kardeşlerimizin de, Türkmenlerin de, Arapların da bu terör örgütlerinden kurtulmasıdır" Suriye’de terör örgütleri ortadan kalktığı durumda Suriye Kürtlerinin, Türkmenlerinin, Araplarının ve diğer grupların en çok kazananlar olduğunu belirten Çelik, "Dolayısıyla Suriye’de son ortaya çıkan tabloyu bütün Kürtlerin, Türkmenlerin ve bütün Arapların kazanımı olarak görmek lazım. Eğer birileri herhangi bir yerde terör örgütünün kazanımı, herhangi bir etnik grubun kazanımı olarak görüyorsa burada son derece hastalıklı biz zihniyetin işlediğini ifade etmek lazım. Birileri çıkıp da SDG Kürtleri temsil ediyor gibi hastalıklı bir cümle kuruyorsa, bu hastalıklı cümlenin bir başkasının çıkıp DEAŞ Arapları temsil ediyor gibi hastalıklı bir cümleden farkı yoktur. Terör örgütleri konusunda ilkeli bir tutum ortaya koymak gerekir. Burada gerçek kazanım Suriye’de Kürt kardeşlerimizin de, Türkmenlerin de, Arapların da bu terör örgütlerinden kurtulmasıdır" ifadelerini kullandı. "Avrupa norm koyma kabiliyetini kaybetmiştir" Çelik, İsviçre’nin Davos kasabasında düzenlenen toplantıda son derece ilginç mesajların verildiğini ve neoliberal siyasi düzeni savunanların belki de ilk defa bu düzenin bittiği ya da iflas ettiğini söylemeye başladıklarını kaydederek, "Uzun süre neoliberal ekonomik düzenin temsilcisi olan çevreler, bu düzenin sorunlarını bilmelerine rağmen bunu açıkça ifade edemiyorlardı. Bugün ise kamuya açık toplantılarda bu düzenin elitlerinin, neoliberal sistemin ikiyüzlülüğünü dile getirmeye çalıştıklarını görüyoruz. Bu durum, Cumhurbaşkanımızın yıllar önce dile getirdiği tespitlerin bugün adeta teyit edilmesi anlamına gelen son derece çarpıcı ifadelerin duyulmasına yol açmaktadır. Biz her zaman şunu söyledik; bu düzen adına norm koyma yetkisini kendisinde görenlerin, önce bu normlar eksik olsa bile bu normlara sadakati gerekir. Avrupa için geçerli gördüğünüz bir insan hakları veya hukuk devleti normunu Afrika ya da Asya için geçerli görmezseniz, bu bir gün tsunami etkisiyle gelir sizi vurur ve bununla karşılaşmak durumunda kalırsınız demiştik. Avrupa’daki bazı ülkeler Grönland tartışmaları üzerinden seslerini yükseltiyorlar ama itiraz ettikleri şeylerin aynısını Afrika’daki pek çok ülkeye yaptılar. Bugün itiraz ettikleri birtakım uygulamaların ve söylemlerin benzerlerini hala bir ay evvel Afrika’da bir ülkede darbe teşebbüsüne girişerek yapmaya çalıştılar. Dolayısıyla Avrupa norm koyma kabiliyetini kaybetmiştir" değerlendirmesinde bulundu. İran’da meydana gelen gelişmeleri yakından ve endişe içerisinde takip ettiklerini dile getiren Çelik, İran’a yönelik herhangi bir dış müdahalenin karşısında olduklarını ve bu durumun son derece yanlış olacağını dile getirdi. "Gazze bir emlak değildir, emlak yaklaşımıyla değerlendirilecek bir toprak değildir" Kurulan Gazze Kurulu tarafından yapılacak olan çalışmaların yakından takip edileceğini aktaran Çelik, "Her zaman söylediğimiz gibi yanlış haberler ve aşırı söylemler kullanılıyor. Filistin’i Filistinliler yönetmelidir ve bu iradeyi gölgeleyecek tutumlar içerisine girilmemelidir. Kalıcı barışın tek yolu ateşkesin kalıcı hâle gelmesi ve ardından 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, entegre ve toprak bütünlüğüne sahip bir Filistin devletinin kurulmasıdır. Bu gerçekleşmeden kalıcı barış mümkün değildir. Ayrıca son derece acımasız ve yanlış cümleler kuruluyor. Gazze bir emlak değildir, emlak yaklaşımıyla değerlendirilecek bir toprak değildir. Gazze bir vatandır ve bunu yok sayan yaklaşımlar son derece vahşi ve barbar cümleler kurulması anlamına geliyor" dedi. Çelik, konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "Aynularab’a 11 tır yardım gönderdik, bu yardımlar kesintisiz bir şekilde devam edecek" Bir gazetecinin Türkiye’nin Aynularab’a yaptığı insani yardımların sürüp sürmeyeceğini sorması üzerine Çelik, "İlk aşamada 11 tır gitti. Hangi ideoloji altında olursa olsun Suriye’de ve bölgede bütün terör örgütlerinin karşısındayız. Hiç kimse de terör örgütlerini oradaki kardeşlerimizle eşitlemesin. Şartlar ne olursa olsun, Suriyeli Kürtlerin, Türkmenlerin ve Arapların yanındayız. Orada insani bir durum var. Bu insani durum çerçevesinde Suriye hükümeti ile koordineli bir şekilde onların açtığı insani koridorlardan 11 tır yardım gönderdik. Bu yardımlar kesintisiz bir şekilde devam edecek. Oradaki Suriyeli Kürt kardeşlerimizi o olumsuz koşullarda asla yalnız bırakmayacağız" cevabını verdi. "Kürt sivillerin öldürülmesine göz yumduğumuz iddiası ahlak dışı bir yaklaşımdır" DEM Parti yöneticilerince AK Parti’nin Kürt sivillerin hedef alındığı iddialarına yeterince tepki göstermediğine yönelik ifadelerinin sorulması üzerine Çelik, "Kürt sivillerin öldürülmesine göz yumduğumuz iddiası ahlak dışı bir yaklaşımdır. SDG’nin ve PKK’nın yıllar boyunca ne kadar Kürt sivili öldürdüğü herkesin gözü önünde gerçekleşti. Bugün Suriye’de ister DEAŞ ister PKK ya da başka bir ad altında olsun, herhangi bir terör örgütü sivillere yönelik bir eylem yaptığında ilk karşı çıkan biz oluruz. Dolayısıyla, bunlar ideolojik oyunlardır ve siyasi bir cümle ifade etmemektedir. Doğrusunu söylemek gerekirse, bunca olay yaşanmışken insan daha makul ve siyasi değerlendirme anlamına gelebilecek cümleler bekliyor ama maalesef bu kadar olay olurken sadece ideolojik oyunlar. Adı SDG ya da PKK olan bir örgütten yana destekleyici bir tutum olarak, ‘Kürtlerin iyiliğini düşünüyorum’ denilmesi birbirine taban tabana zıt iki cümle. Bir kere daha görüyoruz ki bu cümleleri kuranların bize dönük söyledikleri cevap verilecek siyasi cümleler değil, sadece ideolojik propaganda cümleleridir" dedi. "Her türlü provokasyona karşı dikkatli olunması lazım" DEM Parti tarafından yapılan eylem çağrılarının ardından Diyarbakır ve Mersin’de meydana gelen güvenlik olayları bağlamında terörsüz Türkiye sürecindeki değerlendirmelerinin sorulması üzerine Çelik, "Bahsedilen provokasyonlar çerçevesinde hayatını kaybeden merhum için son derece üzüntülüyüz. Bu noktaya gelmemesi lazım, güvenlik güçleri gereken hassasiyeti gösteriyorlar. Her türlü provokasyona karşı dikkatli olunması lazım ama aynı zamanda siyasilerin de provokasyona ortam oluşturacak dilden ve üsluptan uzak durması son derece önemlidir" ifadelerine yer verdi. "Mesele İsrail’in kimin ülkeye girip girmeyeceğini yasaklaması değil" İsrail basınında yer alan Bilal Erdoğan dahil 29 Türk vatandaşının ülkeye girişinin yasaklanacağı yönündeki iddiaların sorulması üzerine Çelik, "Zaten Bilal Bey’in ve adı geçen kişilerin Filistin konusundaki hassasiyeti, her yıl yılbaşı sabahı yapılan mitinglerden birtakım siyonist ve soykırımcı çevrelerin duyduğu rahatsızlığı net bir şekilde ifade ediyorlar. Mesele İsrail’in kimin ülkeye girip girmeyeceğini yasaklaması meselesi değil. Hiç kimse girip de o siyonist katillerin elini sıkmak istemez. Şimdiye kadar da koşa koşa giden maalesef bir tek Yunanistan Başbakanı oldu. Esas mesele İsrail halkının düşünmesi gereken kendi ülkelerinin bu Siyonist katillerin isimlerinin altında alınıyor ve değerlendiriliyor olmasıdır" şeklinde konuştu. DEM Parti heyetinin Aynularab’a gerçekleştirdiği ziyaret sonrası siyasi parti liderleriyle görüşme kararı almaları doğrultusunda AK Parti ile bir görüşme talebinin olup olmadığı ve İmralı heyetinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmesine ilişkin takvimin sorulması üzerine Çelik, "Her iki konuda da bir takvim yok. Herhangi bir şey olmadı" cevabını verdi.
Antalya Antalya Büyükşehir Belediyesi soruşturmasında ihbar, bağış ve milyonluk transferler iddianamede Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik "rüşvet" ve "yolsuzluk" iddialarına ilişkin hazırlanan iddianamede, soruşturmanın 112 Acil Çağrı Merkezi’ne yapılan anonim ihbarlar, bağış adı altındaki ödemeler ve milyonlarca liralık para transferleri sonrası derinleştirildiği ortaya çıktı. İddianamede, iskan işlemleri karşılığında rüşvet alındığı, bu paraların bir bölümünün vakıflar ve farklı finansal işlemler üzerinden sisteme sokulduğu yönünde tespitlere yer verildi. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yetkisizlik kararı verilerek Antalya’ya gönderilen 1 Temmuz 2025 tarihli soruşturma dosyası üzerine başlatıldığı belirtildi. Dosyanın Antalya’ya ulaşmasının ardından yürütülen çalışmalar kapsamında çok sayıda mali hareket, ruhsat işlemi ve belediye bağlantılı ödeme mercek altına alındı. 112’ye yapılan anonim ihbar soruşturmayı derinleştirdi İddianamede yer alan bilgilere göre, Muhittin Böcek’in 5 Temmuz 2025’te tutuklanmasının ardından 10 Temmuz 2025 tarihinde 112 Acil Çağrı Merkezi’ne yapılan anonim bir ihbar soruşturmanın seyrini değiştirdi. İhbarda iskan ruhsatı verilmesi karşılığında rüşvet alındığı, bu rüşvet bedellerinin bir bölümünün Konyaaltı Turizm Kültür ve Eğitim Vakfı’na (KONTEV) bağış adı altında aktarıldığı ve söz konusu ödemelerin ardından belediyedeki işlemlerin hızlandığı öne sürüldü. Bu ihbar üzerine savcılık talimatıyla KONTEV’in Muratpaşa ilçesindeki merkezinde arama yapıldığı, bağış makbuzları ve çeşitli evraklara el konulduğu iddianamede yer aldı. Yapılan incelemelerde Altıntaş bölgesinde inşaat yapan bazı kişilerin bağış tarihlerini takiben iskan ruhsatı aldığı tespit edildi. "Boşanma masrafı" iddiası Dosya kapsamında alınan ifadeler ve mali incelemelerde, Mustafa Gökhan Böcek’in Zeynep Kerimoğlu ile yürüttüğü boşanma sürecinde kullanılmak üzere Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden ihale alan iş insanı B.Ç.’den para talep ettiği iddiasına yer verildi. İddianamede, B.Ç.’nin bir döviz bürosu aracılığıyla iki ayrı işlemle toplam 55 milyon 200 bin lira gönderdiğinin belirlendiği ifade edildi. Söz konusu paranın Mustafa Gökhan Böcek’in eşi Zuhal Böcek’e ulaştığı, Mustafa Gökhan Böcek ile Zeynep Kerimoğlu’nun 30 Ekim 2024’te boşandığı, para transferinin ise 26 Aralık 2024 tarihinde gerçekleştirildiği iddianamede yer aldı. Rüşvetin döviz ve altın üzerinden sisteme sokulduğu iddiası İddianamede, Mustafa Gökhan Böcek’in haksız şekilde elde edildiği değerlendirilen paraları çeşitli taşınır ve taşınmaz alımlarıyla sisteme sokmaya çalıştığı, bazı ihaleler karşılığında Muhittin Böcek adına üçüncü şahıslara saat hediye edildiği, yine üçüncü kişiler üzerine araç devri yapıldığı iddialarına yer verildi. Ayrıca, iskan verilmesi karşılığında gayrimenkul devri yoluyla rüşvet alındığı yönünde tespitler bulunduğu kaydedildi. Savcılık, belediyeden ihale alan bazı iş insanlarının hak edişlerini alabilmeleri için Mustafa Gökhan Böcek’in baskı kurduğu, bu süreçte elde edilen paraların döviz firmaları üzerinden altın veya döviz alım-satımı yapılmış gibi gösterilerek sisteme sokulduğunu değerlendirdi. Uyuşturucu kullanımı iddiası ayrı dosyada İddianamede, Zuhal Böcek’e ait el konulan dijital materyallerin incelenmesi ve kimliği belirsiz bir kişi tarafından yapılan e-posta ihbarı üzerine Zuhal Böcek ile Mustafa Gökhan Böcek’ten alınan vücut örneklerinde kokain kullanımına rastlandığı bilgisine de yer verildi. Bu tespitler üzerine "uyuşturucu madde kullanmak" suçuna ilişkin her iki şüpheli yönünden dosyanın ayrılarak, ilgili soruşturma bürosuna gönderildiği belirtildi. Cansel Tuncer’in ifadesi alındı, takipsizlik verildi KONTEV yöneticileri arasında yer alması ve aynı zamanda Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri olarak görev yapması nedeniyle, belediyenin genel işleyişine ilişkin bilgi alınması amacıyla Cansel Tuncer’in ifadesine başvurulduğu iddianamede yer aldı. Yapılan detaylı malvarlığı araştırması ve elde edilen deliller doğrultusunda Tuncer hakkında takipsizlik kararı verildiği kaydedildi. Şirketlere kayyım, soruşturma sürüyor İddianameye yansıyan tespitler kapsamında döviz ve kuyumculuk firmalarına TMSF tarafından kayyım atandığı, bazı işletmelerde yönetim kayyımlığının daha sonra denetim kayyımlığına dönüştürüldüğü ifade edildi. Tutuklu şüpheli Mehmet Okan Kaya’ya ait 8 şirkette yönetim kayyımlığının halen devam ettiği, toplam 15 şirketle ilgili soruşturmanın sürdüğü bilgisine yer verildi. Hazırlanan iddianamede, rüşvet ve yolsuzluk iddialarıyla suçlanan Muhittin Böcek, Mustafa Gökhan Böcek, Zuhal Böcek ve Zeynep Kerimoğlu’nun savunmalarına da ayrıntılı şekilde yer verildi. "Kimseyi menfaat sağlamaya zorlamadım" İddianamede yer alan savunmasında Muhittin Böcek, belediye başkanlığı görevi nedeniyle kendisine isnat edilen suçlamaları kabul etmedi. Böcek ifadesinde, "Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı olarak görev yaptığım süre boyunca hiçbir kişi ya da firmayı maddi menfaat sağlamaya zorlamadım. Belediye işlemleri ilgili birimler tarafından mevzuat çerçevesinde yürütülmüştür" beyanında bulundu. Böcek, malvarlığına ilişkin suçlamalara da değinerek, "Üzerime atılı haksız mal edinme ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması iddialarını kabul etmiyorum. Sahibi olduğum taşınır ve taşınmazlar ile banka hesaplarım yasal gelirlerime dayanmaktadır" ifadelerini kullandı. Savunmasının devamında Böcek, hakkında oluşturulan suçlamaların gerçeği yansıtmadığını ve kamu yararı dışında hareket etmediğini ileri sürdü. "Babam adına herhangi bir işlem yapmadım" Mustafa Gökhan Böcek ise savunmasında babasının görevinden kaynaklanan bir nüfuz kullanımı ya da menfaat temini sürecinde yer almadığını ileri sürdü. İddianamede Gökhan Böcek’in ifadesinde, "Babamın belediye başkanlığı görevinden kaynaklanan herhangi bir yasa dışı faaliyetin içinde olmadım. Para hareketleri bana ait kişisel işlemlerdir" dediği yer aldı. Boşanma sürecine ilişkin para transferleriyle ilgili suçlamalara da değinen Gökhan Böcek, "Boşanma sürecimde tarafıma gönderilen paralar özel hayatımla ilgilidir, belediye ihaleleriyle veya kamu gücüyle bağlantısı yoktur" şeklinde savunma yaptı. "Hesaplarımdaki paralar yasal gelirlerimdir" Zuhal Böcek, iddianamede yer alan savunmasında banka hesapları ve taşınmaza sahip olmaları üzerinden yöneltilen suçlamaları kabul etmedi. Zuhal Böcek ifadesinde, "Banka hesaplarımda bulunan paralar bana aittir ve yasal gelirlerimden oluşmaktadır. Suçtan elde edilen herhangi bir gelirin tarafımca aklanması söz konusu değildir" dedi. Zuhal Böcek, adına yapılan para transferleriyle ilgili olarak ise, "Hakkımda ileri sürülen iddiaların gerçeği yansıtmadığını, üzerime atılı suçlamaları kabul etmediğimi beyan ediyorum" ifadelerini kullandı. "Suç gelirleriyle hiçbir ilgim yok" Dosyada tutuksuz yargılanan Zeynep Kerimoğlu da savunmasında suçlamaları reddetti. Kerimoğlu ifadesinde, "Suçtan elde edildiği iddia edilen herhangi bir para veya malvarlığıyla ilgim yoktur. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum" dedi. Kerimoğlu, dosyada yer alan para hareketleri ve dijital materyallerle ilişkilendirilmesine yönelik iddiaların gerçeği yansıtmadığını savundu. İddianamede, mevcut deliller, mali incelemeler, tanık anlatımları ve teknik tespitler doğrultusunda bu savunmaların suç şüphesini ortadan kaldırmadığı değerlendirilerek, cezalandırılmaları talep edildi. İstenen cezalar Hazırlanan iddianamede, tutuklu bulunan ve Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek’in zincirleme suç hükümleri kapsamında icbar suretiyle irtikap, haksız mal edinme ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması suçlarından hapis cezası ile cezalandırılması talep edildi. Savcılık, bu suçlar kapsamında elde edildiği değerlendirilen para, taşınır ve taşınmaz malvarlıkları yönünden müsadere uygulanmasını da istedi. İddianamede, Muhittin Böcek’in oğlu Mustafa Gökhan Böcek’in bazı eylemlerde yardım eden sıfatıyla hareket ettiği değerlendirilerek yardım eden sıfatıyla icbar suretiyle irtikap, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması, nüfuz ticareti ve yardım eden sıfatıyla haksız mal edinme suçlarından hapis cezası ile cezalandırılması talep edildi. Savcılık ayrıca, Gökhan Böcek’in eylemlerinin süreklilik gösterdiği gerekçesiyle Türk Ceza Kanunu’nun 58/9 maddesi kapsamında "suçu meslek edinen kişi" olarak cezalandırılmasını da talep etti. Tutuksuz yargılanan Zuhal Böcek hakkında hazırlanan iddianamede, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması suçunu işlediği iddiasıyla hapis cezası ve adli para cezası ile cezalandırılması istendi. Savcılık, bu suç kapsamında suçtan elde edildiği değerlendirilen para ve malvarlıklarına yönelik müsadere uygulanmasını da talep etti. Dosyada tutuksuz yargılanan Zeynep Kerimoğlu hakkında da savcılık, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması suçundan hapis cezası ve adli para cezası ile cezalandırılmasını talep etti. İddianamede, bu suç kapsamında elde edildiği değerlendirilen malvarlıkları yönünden de müsadere hükümlerinin uygulanması istendi. Soruşturma geçmişi Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen "rüşvet" ve "yolsuzluk" soruşturması, 5 Temmuz 2025’te başlayan operasyon sürecinin ardından tamamlandı. Soruşturma kapsamında, aralarında tutuklu bulunan ve Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek’in de yer aldığı toplam 41 şüpheli hakkında 702 sayfalık iddianame düzenlenerek Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Dosyada, bu aşamada tespit edilen 26 ayrı eylem hakkında hukuki değerlendirme yapıldığı kaydedilirken, dosya kapsamında halen 5 kişi tutuklu yargılanıyor. Soruşturma süreci 5 Temmuz 2025 tarihinde Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen "rüşvet" soruşturması kapsamında tutuklanmasıyla başladı. Bu tarihten itibaren yürütülen soruşturma kapsamında Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele ekiplerince farklı tarihlerde operasyonlar gerçekleştirildi, çok sayıda kişi gözaltına alındı, tutuklama ve tahliye kararlarıyla süreç dalga dalga genişledi.