GÜNDEM - 17 Mart 2026 Salı 16:41

Bodrum’da 65 yaşındaki teknesine gözü gibi bakıyor

A
A
A
Bodrum’da 65 yaşındaki teknesine gözü gibi bakıyor

Muğla’nın Bodrum ilçesinde süngerci Aksona Mehmet, 65 yıl önce inşa edilen tirhandiline gözü gibi bakıyor.


"Aksona Mehmet" olarak anılan 77 yaşındaki sünger avcısı Mehmet Baş, 65 yıl önce Ziya Güvendiren usta tarafından inşa edilen 8 metre boyundaki tırhandili, 1981 yılında satın aldı. Bodrumlu denizci, teknesine "Aksona" ismini koyduktan sonra kendi ismi de "Aksona" diye anılmaya başlandı. Mehmet Baş, "Mavi Boncuk" da dediği teknesiyle sünger avlarına çıktı, yelken yarışlarına katıldı. Aksona Mehmet, bu yıl 65 yaşına girecek teknesine hala gözü gibi bakıyor. Kış bakımı yapılan tekne, bugün sabah saatlerinde yeniden denize indirildi.


Basın mensuplarına açıklama yapan Aksona Mehmet, teknenin hikayesini şu sözlerle anlattı:


"Bu tekne, ustaların ustası Ziya Güvendiren’in hatırasıdır. Kendine yapmış olduğu bir teknedir, ismi Şafak’tı. 1981 yılında ben alıp onu ismini Aksona koydum ondan sonra da benim adım Aksona Mehmet oldu. Rahmetli Erol Ağan, Erol abi çok anlatırdı bunu bana; ’çok emeğim var derdi, keser salladım bu teknede’ derdi. Ziya ustanın yanında kalfaymış Erol abi, mekanları cennet olsun o büyük ustalarımızın. Bu tarihi değer Mavi Boncuk benim değil hepimizin malı. Bodrum denizciliğinin kültür hafızası. Hafızası olmayan milletlerin geleceği olmaz. Geçmişine sahip çıkmak budur."


Teknesini yaşatırken çeşitli kurum ve kuruluşların kendisine destek olduğunu söyleyen Mehmet Baş, "Bu tekne 16 Nisan 2026’da 65 yaşına giriyor. Bunun üzerinden ne insanlar geldi geçti. Onlarca, yüzlerce denizci yetiştirdi. Tonlarca sünger çıkardı Samandağı’ndan İğneada’ya, Şile’ye kadar Ege, Marmara ve Akdeniz’i dolaştı bu tekne. Çok insanlar geçti çok, dili ağzı olsa da şu an bir konuşsa ne hatıralar var. Kaç kişiyi denizci yaptı, ülkem denizciliğine, Türk denizciliğine kazandırdı denizci olarak. Tonlarca sünger çıkarıp güzel ülkemin ekonomisine katkı koydu ihracat yapılarak süngerler. Bunu hep birlikte yaşıyoruz" dedi.


Teknesine gözü gibi baktığını ifade eden Bodrumlu denizci, "Torba’da balıkçı barınağında Oktay ağabeyin tersanesi vardı, 1981 yılında orada satın aldım. Çocukluk arkadaşım vardı Mustafa Dolu, vurgun yemiş falan, bırakmış denizciliği; ben satın aldım ondan. O günden bu yana gözüm gibi, çocuğum gibi bakıyorum buna. Rengi de aynıdır. Makineleri değişti tabii. O gün bugün yaşatıyorum. Başkalarının elinde olsa bu odun olurdu ama benim vefa borcum var" diye konuştu.



Bodrum’da 65 yaşındaki teknesine gözü gibi bakıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Nebati: "Gazze’yi unutmadık, Filistin’i unutmadık, Mescid-i Aksa’yı unutmadık" Önceki Dönem Hazine ve Maliye Bakanı, Mersin Milletvekili Nureddin Nebati, AK Parti Mersin İl Başkanlığında düzenlenen bayramlaşma programında yaptığı konuşmada, "Gazze’yi unutmadık, Filistin’i unutmadık. 15 gündür kapanan Mescid-i Aksa’yı biliyoruz, unutmadık" diyerek bölgedeki gelişmelere dikkat çekti. AK Parti Mersin İl Başkanlığında düzenlenen bayramlaşma programında protokol üyeleri ile vatandaşlar bir araya gelerek bayramlaştı. Programa, Mersin milletvekilleri Havva Sibel Söylemez, Nureddin Nebati, Ali Kıratlı ve Hasan Ufuk Çakır ile AK Parti Mersin İl Başkanı Adem Aldemir’in yanı sıra parti üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda konuşan Önceki Dönem Hazine ve Maliye Bakanı, Mersin Milletvekili Nureddin Nebati, Ramazan ayının sadece bir ibadet dönemi değil, aynı zamanda toplumsal hafızayı tazeleyen bir süreç olduğunu belirtti. Nebati, "Nitekim Ramazan ayı bir bereket ayı olarak bizlere birçok konuyu da hatırlatan bir ay oldu. Öncelikle Ramazan ayına girerken kendisine ’aydın’ diye tanıtan, lanse eden ve bildiri altına imza atanların bir 28 Şubat kalıntısı düşünceleri ve duruşlarıyla bizi 90’lı yılların o meşum günlerine, ötekileştirildiğimiz günlere götürdü. Ve bunların, Allah muhafaza ellerine bir güç geçtiği zaman bizlere, inananlara, müminlere ve kendisinden olmayan, meşrebi ne olursa olsun insanlara karşı duruşlarını çok net ortaya koydular" dedi. Nebati, konuşmasının devamında bazı konulara ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, "Onlar polemikler yaparlar. Mesela Mersin’e gelmeden, Mersin’e geldiklerini iddia ederler. Onlar çevreci geçinirler ama çevrecilikle ilgili hiçbir iyi yanlarını görmezsiniz. Hepsi hayvansever takılırlar. Tabi onlar çok büyük işler yapıyorlar, çok sevdikleri İngiliz atlarını kesip vatandaşımıza, ihtiyaç sahiplerine yediriyorlar, bir de utanmadan, sıkılmadan çiplerini de etlerin içerisinde unutuyorlar. Siz duydunuz mu Mersin’de, Türkiye’de herhangi bir hayvansever derneğinin ya da kişinin ’Böyle bir şey olabilir mi’ dediğini. Hayır, duymazsınız, çünkü bunlara bayılırlar" ifadelerini kullandı. Nebati, Suriye üzerinden yaşanan gelişmelere de değinerek, "Cumhurbaşkanımız Suriye ile ilgili konuştuğunda ’Suriye’de ne işimiz var’ diyenlere, şimdi İran’a saldıran saldırgan, azgın, sınır tanımayan İsrail’in ve Amerika’nın yapmış olduğu bu katliam ve saldırı, bu savaşta Suriye’nin ne demek olduğunu anladıkları için sus pus olmalarını bekliyorsunuz ama susmuyorlar" diye konuştu. "15 gündür kapanan Mescid-i Aksa’yı biliyoruz, unutmadık" Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyada yaşanan gelişmelere, milli birlik ve beraberliğin önemi ile Filistin ve Gazze’deki duruma dikkat çeken Nebati, "Terörsüz Türkiye başladığı zaman bir tarafa çekiştirip konuşanlar, Türkiye’deki milli birlik ve beraberliğin konsolidasyonunda, pekiştirilmesinde ve bir araya gelişimizle ilgili endişelerini dile getirenler, bugün ortaya konmuş olan dünyadaki bu ateşin ne demek olduğunu artık anlamak zorundalar. Evet, Türkiye’nin etrafında ateş var, Türkiye’nin etrafında katliamlar var. Gazze’yi unutmadık, Filistin’i unutmadık. 15 gündür kapanan Mescid-i Aksa’yı biliyoruz, unutmadık. Çünkü biz bu coğrafyanın sesiyiz, milletin sesiyiz, ümmetin sesiyiz ve insanlığın sesiyiz. Onun için AK Parti olarak duruşlarımızı en iyi şekilde ve her zaman ortaya koymamız gerekir" şeklinde konuştu. Nebati, vatandaşın doğru ile yanlışı ayırt etmesi ve yapılan hizmetleri iyi değerlendirmesi gerektiğini vurgulayarak "Vatandaşımız doğruyu ve gerçeği iyi bilmeli, vatandaşımız doğruyla yanlışı kimlerin yaptığını iyi bilmeli ve vatandaşımız aynı zamanda hizmetin kimler tarafından yapıldığını, hizmetin kimler tarafından yapılmadığını ve yapılan hizmetlerin kimler tarafından engellendiğini de görmüş olsunlar. Onun için bir daha at eti, yani asil bir İngiliz atı da olsa at eti yememek için CHP’li belediyeye bizi mahkum etmemek için teşkilatlarımız bu çalışmalarını ortaya koyarken, inşallah vatandaşlarımız da yapılacak olan seçimlerde gerekli tutumlarını sergiler ve bunu oya, yani AK Parti’ye tahvil ederler diyorum" dedi. AK Parti Mersin İl Başkanı Adem Aldemir de konuşmasında Ramazan ayının anlam ve önemine değinerek, "Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennem azabından kurtuluşun vesilesi olan bu mübarek Ramazan ayının son günlerini yaşıyoruz. İnşallah cuma günü Ramazan Bayramı’na kavuşacağız. Bu bayramın dünyadaki bütün mazlumlara hayırlar getirmesini, barış getirmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum. Ramazan ayının bu ikliminde, bereket ikliminde karşılıklı dayanışmanın, yardımlaşmanın en üst zirveye çıktığı bugünlerde bizler de AK Parti teşkilatları olarak yoğun bir şekilde çok güzel ve verimli programlar gerçekleştirdik" ifadelerine yer verdi. "Mersin’de 40 binin üzerinde program gerçekleştirdik" Aldemir, Ramazan ayı boyunca kent genelinde yoğun bir program gerçekleştirdiklerini belirterek, "Mersin’de 40 binin üzerinde program gerçekleştirdik. Ben Kadın Kollarımıza, Gençlik Kollarımıza, ana kadememize, bütün dava ve yol arkadaşlarıma, milletvekillerimize, Nebati Bakanımıza ayrı ayrı teşekkür etmek istiyorum. Allah hepinizden razı olsun. Nureddin Nebati Bakanımızın ağabeyliğiyle, tecrübeleriyle Mersin’de birlik beraberlik içerisinde kararlı ve emin adımlarla yolumuza devam edeceğiz" diye konuştu. Programda protokol üyelerinin konuşmalarının ardından katılımcılar birbirleriyle tokalaşarak bayramlaştı. Bayramlaşma programı, birlik ve beraberlik mesajlarıyla sona erdi.
İzmir Alaçatı’da "Her Bahçeye Bir Sakız Ağacı" seferberliği Alaçatı Gıda Topluluğu’nun başlattığı kampanya ile Çeşme Yarımadası’nın simgesi sakız ağacı yeniden yaygınlaştırılıyor. Proje, hem doğayı korumayı hem de toplumsal farkındalık oluşturmayı hedefliyor. Alaçatı Gıda Topluluğu, Çeşme Yarımadası’nın yerel bitki varlığını korumak ve yok olmaya yüz tutmuş türleri yeniden kazandırmak amacıyla önemli bir projeyi hayata geçirdi. "Her Bahçeye Bir Sakız Ağacı" kampanyası, kısa sürede bölge halkı ve doğaseverlerden yoğun ilgi gördü. Kampanya, sakız ağacının korunması ve yeniden yaygınlaştırılması için çalışmalar yürüten Sakız Ağacım Çeşme girişimi ile iş birliği içinde gerçekleştirildi. Projeye girişimin kurucularından Hasan Tütüncüoğlu’nun yanı sıra Çeşme Sakız Üreticileri Derneği Başkanı İbrahim Topal ve Çeşmeköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Kazım Beyaz da destek verdi. Kampanya kapsamında Alaçatı Gıda Topluluğu ile Çeşme Erythrai Inner Wheel Kulübü üyeleri, Çeşme Alper Çizgenakat Hastane Gönüllüleri Derneği’ne bağışta bulundu. Sakız Ağacım Çeşme girişimcileri ise bağış yapan katılımcılara sakız fidanı hediye etti. Fidan dağıtımı, 17 Mart Salı günü Alaçatı Sakız Parkı’nda gerçekleştirildi. Etkinlikte katılımcılara sakız ağacının önemi ve yetiştirilme süreci hakkında detaylı bilgiler verildi. Çeşme Yarımadası’nın doğal ve kültürel mirasının önemli bir parçası olan sakız ağacı, geçmişte bölgede yaygın olarak yetişmesine rağmen zamanla sayısı azalan türler arasında yer alıyor. Başlatılan kampanya ile bu değerli ağacın yeniden çoğaltılması ve gelecek nesillere aktarılması hedefleniyor. Proje kapsamında yüzlerce sakız fidanının doğaseverlerle buluşturulması planlanıyor. Alaçatı Gıda Topluluğu yetkilileri, kampanyanın yalnızca fidan dağıtımından ibaret olmadığını vurgulayarak, yerel türlerin korunmasına yönelik farkındalık oluşturmayı amaçladıklarını belirtti. Yapılan açıklamada, "Çeşme Yarımadası’nın doğası, iklimi ve kültürüyle özdeşleşmiş sakız ağacının yeniden çoğalması için hep birlikte sorumluluk alıyoruz. Her dikilen fidan, hem doğaya hem de bölgenin geleceğine bırakılmış bir mirastır" ifadelerine yer verildi. Topluluk, önümüzdeki süreçte de yerel üretimi destekleyen, biyolojik çeşitliliği koruyan ve geleneksel bitki türlerini yaşatan projelere devam etmeyi planlıyor.