ÇEVRE - 17 Mart 2026 Salı 17:51

Alaçatı’da "Her Bahçeye Bir Sakız Ağacı" seferberliği

A
A
A
Alaçatı’da "Her Bahçeye Bir Sakız Ağacı" seferberliği

Alaçatı Gıda Topluluğu’nun başlattığı kampanya ile Çeşme Yarımadası’nın simgesi sakız ağacı yeniden yaygınlaştırılıyor. Proje, hem doğayı korumayı hem de toplumsal farkındalık oluşturmayı hedefliyor.


Alaçatı Gıda Topluluğu, Çeşme Yarımadası’nın yerel bitki varlığını korumak ve yok olmaya yüz tutmuş türleri yeniden kazandırmak amacıyla önemli bir projeyi hayata geçirdi. "Her Bahçeye Bir Sakız Ağacı" kampanyası, kısa sürede bölge halkı ve doğaseverlerden yoğun ilgi gördü.


Kampanya, sakız ağacının korunması ve yeniden yaygınlaştırılması için çalışmalar yürüten Sakız Ağacım Çeşme girişimi ile iş birliği içinde gerçekleştirildi. Projeye girişimin kurucularından Hasan Tütüncüoğlu’nun yanı sıra Çeşme Sakız Üreticileri Derneği Başkanı İbrahim Topal ve Çeşmeköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Kazım Beyaz da destek verdi.


Kampanya kapsamında Alaçatı Gıda Topluluğu ile Çeşme Erythrai Inner Wheel Kulübü üyeleri, Çeşme Alper Çizgenakat Hastane Gönüllüleri Derneği’ne bağışta bulundu. Sakız Ağacım Çeşme girişimcileri ise bağış yapan katılımcılara sakız fidanı hediye etti.


Fidan dağıtımı, 17 Mart Salı günü Alaçatı Sakız Parkı’nda gerçekleştirildi. Etkinlikte katılımcılara sakız ağacının önemi ve yetiştirilme süreci hakkında detaylı bilgiler verildi.


Çeşme Yarımadası’nın doğal ve kültürel mirasının önemli bir parçası olan sakız ağacı, geçmişte bölgede yaygın olarak yetişmesine rağmen zamanla sayısı azalan türler arasında yer alıyor. Başlatılan kampanya ile bu değerli ağacın yeniden çoğaltılması ve gelecek nesillere aktarılması hedefleniyor. Proje kapsamında yüzlerce sakız fidanının doğaseverlerle buluşturulması planlanıyor.


Alaçatı Gıda Topluluğu yetkilileri, kampanyanın yalnızca fidan dağıtımından ibaret olmadığını vurgulayarak, yerel türlerin korunmasına yönelik farkındalık oluşturmayı amaçladıklarını belirtti. Yapılan açıklamada, "Çeşme Yarımadası’nın doğası, iklimi ve kültürüyle özdeşleşmiş sakız ağacının yeniden çoğalması için hep birlikte sorumluluk alıyoruz. Her dikilen fidan, hem doğaya hem de bölgenin geleceğine bırakılmış bir mirastır" ifadelerine yer verildi.


Topluluk, önümüzdeki süreçte de yerel üretimi destekleyen, biyolojik çeşitliliği koruyan ve geleneksel bitki türlerini yaşatan projelere devam etmeyi planlıyor.



Alaçatı’da "Her Bahçeye Bir Sakız Ağacı" seferberliği

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul ’Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ davasının görülmesine yarın devam edilecek ’Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının altıncı oturumu görüldü. Duruşmada Ağaç A.Ş. üzerinden usulsüz ihale alan şahıslardan olduğu ve iş adamları ile örgüt adına görüşmeler yaparak rüşvet temin edilmesinde rol oynadığı iddianamede belirtilen iş adamı Hüsnü Yüksel Tunar yaptığı savunmada, "Kadir Gümüş ’Ali Sukas benden para talep etti. Bu talepler karşısında bir 15 bin dolar, 10 bin dolar ve 12 bin 500 dolar kapalı zarf içerisinde Hüsnü’ye verdim Ali Sukas’a götürdü’ demiş. Ben buna dair nasıl savunma yapacağımı bilmiyorum. Keşke gözlerinin içine bakarak sorsam ’Kadir bey sen neden böyle bir şey söyledin’ diye. Ben bu hikayeye yerleştirilmişim. Ertan Yıldız’ı hayatımda hiç görmedim. Sıfır görüşme, sıfır baz kaydı. Ben iş insanıyım" dedi. ’Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının altıncı oturumu, Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görüldü. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşmada tutuklu sanık iş adamı Hüsnü Yüksel Tunar savunma yaptı. Hüsnü Yüksel Tunar hakkında iddianamede yapılan değerlendirmede Simge Fidancılık Peyzaj Sanayi ve Ticaret Limited ile Yaşam Peyzaj Fidancılık Sanayi ve Ticaret Limited unvanlı firmalarla Ağaç A.Ş.’den çok sayıda yüksek montanlı iş aldığı aktarıldı. Tunar’ın aynı zamanda örgüt üyesi Ali Sukas’ın başka kişilerle yaptığı rüşvet görüşmeleri sonrasında rüşvet parasını teslim aldıktan sonra örgüt yöneticisi Ertan Yıldız’a teslim edilmek üzere Sukas’ın şoförü aracılığı ile örgüt yöneticisinin şoförü Bayram Yıldırım’a teslim ettiği belirtildi. Tunar’ın rüşvet paralarının teslim alınması ve bu paraların örgüt yöneticisine iletilmesinde rolü dikkate alındığında örgütün amaç ve faaliyetleri kapsamında eylemlerini gerçekleştirdiği, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu iddianamede belirtildi. İddianamede Hüsnü Yüksel Tunar’ın örgüt yöneticisi Ertan Yıldız ile birlikte hareket ettiği, Ağaç A.Ş. üzerinden usulsüz ihale alan şahıslardan olduğu, yapılan seçimler için iş insanları ile örgüt adına görüşmeler yaparak rüşvet temin edilmesinde etkin rol oynadığı da aktarıldı. Sanık Tunar iddianamede yer alan suçlamalara karşı savunmasında, "Orman mühendisiyim piyasada serbest olarak çalışıyorum. 12 yıl boyunca fidancılık yaptım, yurt dışından bitki getirdim. Fidanlığı kapatıp daha büyük projelere yöneldim. Büyükşehir ile ilk çalışmalarım 1997-1998 yıllarında oldu. İSTAÇ’a 2-3 iş yaptım. Ağaç A.Ş. daha sonra kuruldu. Benim mesleki hayatım Ağaç A.Ş.’den daha yaşlı. 1 Haziran’da telefon ile çağırıldım ve ifadeye gittim. Emniyet sorgusunda bana para gönderildiğine ilişkin Kadir Gümüş’ün ifadesi soruldu. Ben bunun doğru olmadığını söyledim. Ayrıca ifademde böyle bir şey söz konusu değil dedim ve tutuklandım. Hukuki olarak bunun karşılığı nedir ben bilmiyorum. 3 buçuk ay tutuklu kaldım. Daha sonra ev hapsi kararı ile tahliye oldum. 4 gün sonra polisler ile evden alınarak ifadeye götürüldüm ve tutuklandım. Kadir Gümüş 5 kez ifade vermiş. Son ikisi etkin pişmanlık ifadesi. ‘2024 yılı içerisinde biri 10 bin dolar birisi 15 bin dolar olmak üzere benden para alındı. Bu paraları Hüsnü Yüksel Tunar aldı’ demiş. Bir sonraki ifadesinde ise ‘Ali Sukas benden para talep etti. Bu talepler karşısında bir 15 bin dolar, 10 bin dolar ve 12 bin 500 dolar kapalı zarf içerisinde Hüsnü’ye verdim Ali Sukas’a götürdü’ demiş. Ben buna dair nasıl savunma yapacağımı bilmiyorum. Keşke gözlerinin içine bakarak sorsam ‘Kadir bey sen neden böyle bir şey söyledin’ diye. Ben bu hikayeye yerleştirilmişim. Ertan Yıldız’ı hayatımda hiç görmedim. Sıfır görüşme, sıfır baz kaydı. Ben iş insanıyım. İnsanlarla ticaret yapabilirim. Ben 2020’den sonra Ağaç A.Ş. ile evet yoğun olarak çalıştım. Kendi çapımda yapabileceğim işleri yaptım. Ne için böyle bir şey yapayım ben? Menfaatim ne? Neden böyle bir taşımacılık yapayım? Bir makam beklerim, daha fazla iş beklerim. Hiçbir siyasi partiye üye olmadım, siyasetle hiçbir alakam yok. Bu fiilleri işlemem için hiçbir neden yok. Ağaç A.Ş. de çok tercih edilen bir alan değildir. Çünkü riski yüksektir. Ali Sukas ile aynı fakülteden mezunuz" dedi. Tunar’ın avukatlarının savunmasının ardından mahkeme duruşmayı yarın saat 10.00’a erteledi.
Bursa Bursa Büyükşehir Meclisi’nde ‘su zammı’ tekrar gündeme geldi, tansiyon yükseldi Mustafa Bozbey ile Oktay Yılmaz arasında, Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde görüşülen su zammı konusu nedeniyle tansiyon yükseldi. Sert tartışmaların yaşandığı oturumda, meclis üyeleri de karşı karşıya geldi. Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nin son oturumunda gündemin en önemli maddesi su tarifelerine yapılması planlanan zam oldu. Görüşmeler sırasında Cumhur İttifakı üyeleri söz alarak, vatandaşın ekonomik olarak zor bir dönemden geçtiğini belirterek zam kararının geri çekilmesini talep etti. Talepler üzerine söz alan Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, BUSKİ’nin içinde bulunduğu mali tabloya dikkat çekti. Bozbey, "BUSKİ batmış, paraları çalınmış. BUSKİ’yi batıranlar belli. Bu kurumun sürdürülebilirliği için bazı düzenlemeler yapmak zorundayız" ifadelerini kullandı. Bu sözler üzerine AK Parti grubu tepki gösterdi. AK Parti meclis üyeleri, su zammının geri çekilmesi için meclis başkanlığına önerge sundu. Önergenin okunması sırasında salonda sesler yükselirken, karşılıklı sözlü atışmalar yaşandı. Tartışmaların büyümesi üzerine Başkan Bozbey ile Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz arasında gerilim tırmandı. Bozbey, Yılmaz’a hitaben, "Su faturalarında katı atık bedeline 200 lira isteyen sizlerdiniz" diyerek eleştiride bulundu. Bunun üzerine Oktay Yılmaz, "Şov yapma, konuşmama müsaade et" sözleriyle karşılık verdi. İki başkan arasında yaşanan sert diyalog, kısa sürede meclis üyelerine de yansıdı. Taraflar arasında karşılıklı bağrışmalar yaşanırken, bazı meclis üyelerinin yerlerinden kalkarak birbirlerinin üzerine yürüdüğü görüldü. Zaman zaman fiziki müdahaleye varan gerginlikte, meclis salonunda arbede yaşandı. Oturumu yöneten yetkililer, artan tansiyonun düşürülmesi için sık sık uyarılarda bulunurken, tartışmaların kontrol altına alınamaması üzerine oturuma ara verildi. Aranın ardından görüşmelere devam edilip edilmeyeceği konusunda değerlendirme yapılacağı öğrenildi.
Muş Muş’un ücra köylerindeki bin çocuğa bayram sevinci Hayır Kapısı Derneği tarafından yürütülen yardım çalışmaları kapsamında Muş’un uzak köylerinde yaşayan çocuklara bayram sevinci yaşatıldı. Dernek gönüllüleri, köy köy dolaşarak yaklaşık bin çocuğa bayramlık kıyafet dağıttı. Bingöl merkezli Hayır Kapısı Derneği gönüllüleri, yıl boyunca yürüttükleri yardım çalışmaları kapsamında Türkiye genelinde 10 bin çocuğa ulaşarak bot, mont, kırtasiye, bayramlık kıyafet ve oyuncak dağıttı. Dernek gönüllüleri, Muş’un uzak köylerinde yaşayan yaklaşık bin çocuğa da bayramlık kıyafet, bayram şekeri ve alışveriş kartı ulaştırdı. Yıl boyunca Türkiye genelinde ihtiyaç sahibi çocuklara yönelik yardım faaliyetleri yürüten Hayır Kapısı Derneği, hayata geçirdiği çalışmalar kapsamında 10 bin çocuğa ulaştı. Hayırseverlerin destekleri ile gönüllü ekipler tarafından bot, mont, kırtasiye malzemeleri, bayramlık kıyafet ve binlerce oyuncak çocuklara ulaştırıldı. Bayram öncesinde Muş’un kırsal ve ulaşımı zor köylerine giden dernek gönüllüleri, burada yaşayan yaklaşık bin çocuğa bayramlık kıyafet dağıtırken gönüllüler ayrıca ailelerin bayram ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için alışveriş kartı da dağıttı. Dernek gönüllüsü Birgül Çelik Kıyagan, çocuklara destek olmaya devam edeceklerini belirterek, dayanışma ve paylaşma ruhunu yaşatmak amacıyla çalışmalarını yıl boyunca sürdüreceklerini ifade etti. Kıyagan, özellikle kırsal bölgelerde yaşayan çocuklara ulaşarak onların bayram sevincine ortak olmayı amaçladıklarını ifade ederek, "Almanya’dan geliyorum, Hayır Kapısı Derneği gönüllüsüyüm. Türkiye genelinde çocuklar için bayramlık topladık, 10 bin çocuğa yardım etmek amacıyla. Şu anda da Muş’tayız. Çocukları sevindirmek için bayramlıkları dağıttık. Çocuklar çok sevindi, gerçekten çok mutlu oldular. Biz de onları öyle görünce çok mutlu olduk. Hayır verenlerden Allah razı olsun. Şu anda Muş’tayız, bin çocuğa bayramlık aldık, dağıttık ve onları sevindirdik" dedi. Bayramlığını alan Hayrünisa Erdoğan, çok mutlu olduğunu ifade ederek bayramda bol bol şeker toplayacağını söyledi. Köylerine gelerek kendilerine çeşitli hediyeler veren dernek gönüllülerine teşekkür eden Elif Mendeş de bayramlık elbiseler için çok mutlu olduğunu ifade etti.
Ankara AK Parti Sözcüsü Çelik: "Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor, bu gidişle CHP’yi de tarihten silecek" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor, bu gidişle CHP’yi de tarihten silecek. Bir bakanla, siyasetçi ile ilgili bir iddia ortaya koyduğu zaman varsa bir delili, belgesi yargıya gitsin" dedi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının devam ettiği sırada açıklamalarda bulundu. "BM’nin temsil ettiği kurala dayalı bir düzendir" Çelik, dünyanın çok ciddi tehditlerle karşı karşıya olduğunu ve bütün bu yaşananların içerisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk anısına verilen ’Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nü BM Genel Sekreteri Guterres’e takdim etmesini anlamlı olarak değerlendirdiklerini söyledi. Çelik, "Dünya, kuralların ortadan kalktığı bir düzene doğru gidiyor. Bütün bu kuralsızlığın içerisinde BM düzeni doğrudan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi ülkeler tarafından tahrip ediliyor. Halbuki BM’nin temsil ettiği kurala dayalı bir düzendir. Adaletin ve barışın tesisi için Uluslararası düzenin kurallara dayalı olarak işlemesi gerekir" dedi. "Bu gidişin sonu iyi değil" Uluslararası hukuk açısından değerlendirildiği takdirde İran’ın tamamen gayrimeşru bir saldırıyla karşı karşıya olduğunu belirten Çelik, "Rejimle ilgili sorunlar olduğundan bahsediliyor, güvenlikle ilgili sorunlar olduğundan bahsediliyor, nükleer konudan ve füze sisteminden bahsediliyor. Bütün bunların çözüleceği yer müzakere masasıydı. Tam müzakere masası kurulmuşken ve müzakereler devam ederken bütün bunların yapılmış olması aslında barış iradesinin doğrudan hedef alındığı, müzakerelerin hedef alındığı bir tablonun ortaya çıkmasına yol açtı. Ondan sonrasında da şu anda kaosu toparlamak için yeniden müzakere masasının kurulması, yeniden diplomasinin hayata geçirilmesi gerekirken maalesef yapılan daha fazla ülkeden savaş gemisi talep etmek, daha fazla ülkeden savaş uçağı istemektir. Bu gidişin sonu iyi değil" ifadelerine yer verdi. "Bir an evvel savaş durmalıdır, müzakere masası kurulmalıdır" İsrail’in bir devlet olarak suikast yöntemlerine başvurmasına değinen ve devletleri terör örgütlerinden ayıran en önemli durumun kurallı hareket etmeleri olduğunun altını çizen AK Parti Sözcüsü Çelik, "Devletler, devlet gibi hareket etmelidir. Birtakım saldırılar yapıldığında bunların meşru temelleri olur, gayri meşru temelleri olur. Meşru temeli; BM Güvenlik Konseyi kararı olursa ya da bir ülke saldırıya uğrarsa meşru müdafaa hakkını kullanır. Ama İsrail’in yaptığı bütün saldırılar gayri meşrudur. Haksızdır, hukuksuzdur, hakkaniyetsizdir ve vahşidir. Devlet organizasyonu bir terör örgütü gibi hareket etmeye başlarsa, devletle örgüt arasındaki alan bu suikastler vasıtasıyla muğlaklaşırsa maalesef dünyada çok kötü işlerin kapısı açılmış olur. O sebeple bir an evvel bu savaş durmalıdır, müzakere masası kurulmalıdır" değerlendirmesinde bulundu. Bir ülkenin rejiminin değişmesi amacıyla bombalanmasının çok kötü sonuçlara yol açabileceğine vurgu yapan Çelik, bu sürecin hiç kimse için iyi olmayacağını da sözlerine ekledi. "İsrail net bir biçimde Lübnan’ı Gazzeleştirmeye çalışıyor" Çelik, Batı Şeria’da İsrail’in gayrimeşru yerleşim alanlarını genişletme kararını hiçbir hukuki temeli olmayan işgalci bir politika olarak ifade ettiklerini hatırlatarak, "İşgal altındaki topraklara şimdi silahlı sivilleri sokarak Filistinlilerin malına el koyma gibi bir şeye girmesi Gazze’de yapılanların Batı Şeria’da devam ettirilmesi şeklinde bir tutumu ortaya koyuyor. Dünya İsrail’e karşı net bir tutum almaması ve birtakım ülkelerin de ‘İsrail’in kendini savunma hakkı var’ etiketi altına koyması İsrail’i daha vahşi ve hukuksuz davranmaya teşvik etmiş oluyor. Dolayısıyla bu şekilde davrananların da bunda sorumluluğu vardır. Batı Şeria ile ilgili bu gelişmeler olurken İsrail net bir biçimde Lübnan’ı Gazzeleştirmeye çalışıyor. Gazze’de yaptığı gibi Önce Beyrut’un merkezinde komuta merkezlerini vuruyor, sivil altyapıyı vuruyor. Önce hava gücüyle sistematik olarak zayıflatma sonra karadan işgal etme tutumunu Lübnan’a da uyguluyor ve doğrudan sivillerin yaşadığı yerleşim bölgelerini hedef alıyor. Şimdiye kadar 800 bin kişi göç etti. Büyük bir insani facia söz konusu. Gazze’de Hamas’la mücadele ettiğini söyleyip sivilleri yok ediyordu. Lübnan’da da Hizbullahla mücadele ettiğini söyleyip yine sivilleri yok etmeye devam ediyor" açıklamasında bulundu. "Mezhep tartışması açmak son derece yanlış bir yaklaşımdır, bunun Türkiye’ye bir faydası yoktur" Türkiye’nin çevresinde meydana gelen meselelerin iç kamuoyunda değerlendirilirken mezhep tartışmalarından uzak tutulması gerektiğini aktaran Çelik, "Mezheplerle ilgili tartışma yüz yıllardır var. Birtakım siyasi olaylarda da bazı ülkelerin mezhepçi tartışmaları, mezhepçi yaklaşımları görüldü. Bunlarla ilgili fikirlerimizi, eleştirilerimizi, uyarılarımızı defalarca söyledik. Cumhurbaşkanımız her zaman ‘mesele Sünnilik, Şiilik meselesi değil. Mesele Müslüman olma meselesidir, Müslümanların birliğidir ve insanlığın barışıdır’ yaklaşımını ortaya en güçlü şekilde koydu. Komşumuz İran haksız ve hukuksuz bir saldırıya uğrarken bütün bunların içerisinde durulması gereken yerler şöyledir; Türkiye’nin milli güvenliği konusunda kararlı olmak, bölge barışının korunması konusunda kararlı olmak ve küresel barışı da tehdit eden bütün şer şebekelerine karşı durmaktır. Bütün bunların içerisinde mezhep tartışması açmak, mezhepler ya da öne çıkan aktörlerin mezhepleri ve geçmişteki davranışları üzerinden bugün alınması gereken tavrın bağışıklık sistemini zayıflatmaya çalışmak son derece yanlış bir yaklaşımdır. Bunun Türkiye’ye, komşu halklara ve kardeş ülkelere bir faydası yoktur" diye konuştu. "Türkiye ateşten uzak duracaktır" İran’ın Türkiye’yi ve bölge ülkelerini hedef almaması gerektiğini ifade ettiklerini hatırlatan AK Parti Sözcüsü Çelik, "İran tarafı kendilerinin Türkiye’yi hedef alacak bir füze atmadığını söylüyor. Bizim de gördüğümüz durumlar var, bunu radar sistemlerinden görebiliyoruz. Eğer bu durum ayrıksı bir unsurun kendi kendine yaptığı bir iş ya da yolunu şaşırmış bir yaklaşımsa şimdilik Türkiye burada duruyor. Aynı zamanda da Türkiye, dünya üzerinde milli güvenliği açısından en hassas ülkelerden bir tanesidir. Milli güvenliğimiz erteleme kabul etmez, pazarlık kabul etmez. Biz bugün ateşi söndürmeye çalışırken birilerinin yanlış politikalarına da göz yummak zorunda değiliz. Bunu da herhangi bir şekilde kabul etmeyiz. Özellikle birtakım Siyonist çevrelerde Türkiye’yi bu ateşin içine sokmaya çalışan bir takım yaklaşımlar görüyoruz. Türkiye bu ateşten tabii ki ana iradesi itibarıyla uzak duracaktır. Bugün Türkiye’nin bir barış ülkesi, hakkın yanında duran ve doğru diploması yapan bir ülke olma iradesi Cumhurbaşkanımız ve bütün kurumlarımızca en güçlü şekilde korunmaktadır" dedi. "Türkiye ile can Azerbaycan’ı karşı karşıya getirmeye çalışan kampanyaları elimizin tersiyle itiyoruz" Çeşitli politikalar vesilesiyle Türkiye ile Azerbaycan’ın arasını açmaya çalışanların var olduğunu söyleyen Çelik, "İki ayrı ülkeyiz ve her politikamızın aynı olması gerekmiyor ama Azerbaycan’la ebedi bir kardeşliğimiz var. Bunun adını da ‘iki devlet tek millet’ olarak koymuşuz. Aradaki politika farklarını tartışırız. Kurumlarımız ve Cumhurbaşkanımız ile Cumhurbaşkanı Aliyev arasında düzenli ve kardeşane görüşmeler her zaman devam etmektedir. Türkiye ile can Azerbaycan’ı karşı karşıya getirmeye çalışan kampanyaları elimizin tersiyle bir kenara attığımızı ifade etmek isterim" ifadelerine yer verdi. Çelik, gündeme dair açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor, bu kadar çok silgi kullandığı için bu gidişle CHP’yi de tarihten silecek" Bir gazeteci tarafından CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Adalet Bakanı Akın Gürlek’in mal varlığına ilişkin açıklamalarının sorulması üzerine Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bunların hepsi Özgür Özel tarafından iddia edilen herhangi bir belge, delil koyulmayan ve havada kalan iddialar. Bakanımız ‘yargıya gideceğim’ dedi. Bu söylediklerinin yalan olduğunu ifade etti. Özel, Cumhuriyet tarihinde şu rekora sahiptir; silgisi kaleminden önce biten tek siyasetçi. O kadar çok yanlış yapıyor ki sürekli silgi kullanmak durumunda kalıyor. Bizim rakibimiz CHP ama CHP’ye gönül veren vatandaşlarımıza duyduğumuz saygı gereği CHP’nin kurumsal varlığına da saygı duyuyoruz. Özgür Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor. Bu kadar çok silgi kullandığı için bu gidişle Cumhuriyet Halk Partisi’ni de tarihten silecek. Bir bakanla, siyasetçi ile ilgili bir iddia ortaya koyduğu zaman varsa bir delili, belgesi yargıya gitsin."
Zonguldak BEUN Hastanesinden kalp hastalarına umut; Kriyobalon Ablasyon yöntemi ilk kez Zonguldak’ta Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Hastanesi, güçlü akademik kadrosu ve gelişmiş teknolojik altyapısıyla sağlık alanında önemli başarılara imza atmaya devam ediyor. Bu kapsamda kalp ritim bozukluklarının en yaygın türlerinden biri olan atrial fibrilasyonun tedavisinde kullanılan "Kriyobalon Ablasyon Yöntemi", Zonguldak’ta ilk kez BEUN Hastanesi Kardiyoloji Bölümü doktorları tarafından başarıyla uygulandı. Atrial fibrilasyon, kalbin üst odacıklarında oluşan düzensiz elektriksel aktiviteler sonucu ortaya çıkan ve çarpıntı, nefes darlığı, halsizlik gibi şikâyetlere yol açabilen yaygın bir ritim bozukluğu olarak biliniyor. Tedavi edilmediği durumlarda inme başta olmak üzere ciddi sağlık sorunlarına neden olabilen bu rahatsızlık, modern kardiyoloji yöntemleriyle kontrol altına alınabiliyor. Zonguldak Bülent Ecevit Hastanesi Kardiyoloji Bölümü ve Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı akademisyenleri tarafından gerçekleştirilen Kriyobalon Ablasyon işlemi, minimal invaziv bir yöntem olarak dikkat çekiyor. İşlem sırasında kalpte ritim bozukluğuna neden olan odaklar, soğuk enerji kullanılarak izole ediliyor ve böylece kalbin normal ritmine dönmesi sağlanıyor. Bu yöntem sayesinde hastalarda ritim kontrolü sağlanırken yaşam kalitesinin de önemli ölçüde artırılması hedefleniyor. BEUN Hastanesinde başarıyla gerçekleştirilen bu işlem, Zonguldak’ta ilk kez uygulanması bakımından büyük önem taşıyor. Yüksek başarı oranı ve kısa işlem süresi ile öne çıkan kriyobalon ablasyon yöntemi sayesinde, uygun hastalar, mega şehirlerdeki ileri merkezlere gitmek zorunda kalmadan modern tedavi imkânlarına Zonguldak’ta ulaşabilecek. Bu gelişme, Batı Karadeniz Bölgesi’nde sağlık hizmetlerinin niteliğini artıran önemli bir adım olacak. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Üniversite Hastanesinde ilk kez gerçekleştirilen kriyobalon ablasyon işlemiyle ilgili yaptığı açıklamada şu sözleri dile getirdi: "Üniversite Hastanemiz, güçlü akademik kadrosu, nitelikli sağlık çalışanları ve gelişmiş teknolojik altyapısıyla sağlık alanında yenilikçi uygulamaları hayata geçirmeye devam etmektedir. Atrial fibrilasyon tedavisinde kullanılan kriyobalon ablasyon yönteminin Hastanemizde başarıyla uygulanması, bölgemizde sunulan sağlık hizmetlerinin niteliğini artıran son derece önemli ve gurur verici bir gelişmedir. Bu başarılı uygulamada emeği geçen Kardiyoloji Bölümümüzün kıymetli hekimleri başta olmak üzere tüm sağlık çalışanlarımızı yürekten tebrik ediyorum. Bilimsel bilgi birikimini modern tıbbi teknolojiyle bir araya getirerek hastalarımıza en güncel ve güvenilir tedavi imkânlarını sunan değerli sağlık kadromuz, Üniversite Hastanemizin sağlık alanındaki güçlü konumunu her geçen gün daha da pekiştirmektedir. Üniversite Hastanemizde gerçekleştirilen bu nitelikli girişim sayesinde, yalnızca Zonguldak’taki değil Batı Karadeniz Bölgesi’ndeki hastalarımız da büyük şehirlere gitme zorunluluğu duymadan ileri düzey tedavi hizmetlerine bulundukları bölgede ulaşabilme imkânına kavuşmaktadır. Bu vesileyle tedavi gören hastalarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, sağlık hizmeti almak üzere Hastanemize başvuracak tüm hastalarımıza Yüce Allah’tan acil şifalar diliyorum. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi, bölgenin sağlık üssü olma misyonuyla bilimsel gelişmeleri yakından takip ederek modern tıbbın sunduğu en ileri tedavi yöntemlerini vatandaşlarımızla buluşturmaya kararlılıkla devam edecektir."