POLİTİKA - 28 Şubat 2025 Cuma 12:06

Yasav: "28 Şubat özlemcilerine fırsat vermeyeceğiz"

A
A
A
Yasav: "28 Şubat özlemcilerine fırsat vermeyeceğiz"

Memur Sen Manisa İl Temsilcisi ve Eğitim Bir Sen Manisa 1 Nolu Şube Başkanı Ahmet Yasav, "28 yıl önce, hiçbir zaman demokratik yolla iktidara gelemeyen vesayet odaklarının, kanun, hak, hukuk, teamül, meşruiyet, görgü, nezaket, insaniyet gözetmeksizin, milletin hür iradesiyle seçilmiş hükûmete karşı yaptıkları darbeyi asla unutmadık, unutmayacağız." dedi.


Memur Sen Manisa İl Temsilcisi ve Eğitim Bir Sen Manisa 1 Nolu Şube Başkanı Ahmet Yasav 28 Şubat sürecinin Türkiye’nin geleceğine yapılmış bir darbe olduğunu belirterek, "28 Şubat, küresel sömürü çetesinin, millet düşmanı beynelmilel iş birlikçileriyle müştereken tezgâhladıkları, ‘bin yıllık’ temel değer ve dayanaklarımızı bütünüyle çökertmeyi amaçlayan çok yanlı, çok yönlü bir darbedir. Milletin hür iradesiyle işbaşına getirdiği demokratik yönetimi iktidardan indirmeye odaklanan darbeciler, millî iradeyi gasp, zenginliğimizi talan etmiş, özgürlüklere savaş açmıştır. Ekonomi, finans, eğitim hayatı, yargı, basın tahakküm altına alınmış, özgürlük ve medeniyet değerlerinden yana olan herkes, her kurum zorbaca cezalandırılmıştır. Millî iradenin idareye dönüşmesiyle ekonomide, yönetimde, demokraside, toplumsal barışta, gelir dağılımında iyileşmelerin başladığı bir dönemde, Türkiye’nin yolu kesilmek, yürüyüşü engellenmek istenmiştir. 28 Şubat, siyasi iradeyle birlikte Türkiye’nin ekonomik birikimlerine, yaşama heyecanına, inanç değerlerine, demokrasi irade ve talebine, eğitime, sağlığa, özgür basına, haber alma özgürlüğüne, aşımıza, ekmeğimize, emeğimize; maddi ve manevi varlıkları ile bütün Türkiye’ye, Türkiye’nin geleceğine yapılmış bir darbedir. Milletimiz, sabrı, feraseti ve dirayeti ile bin yıl süreceği söylenen zalim kuşatmanın zincirlerini kısa zamanda kırmıştır. 28 Şubat, ülkemizin insan hakları, düşünce ve demokrasi tarihinde kara bir lekedir. Bunu planlayanlar, uygulayanlar ülkeye ve millete çok büyük bir kötülük etmiş; hayallerimizi, heyecanımızı, umudumuzu, enerjimizi ve elbette kazanımlarımızı, birikimlerimizi gaspetmiştir. Zorbalığın egemen olmak istediği o zor zamanlarda, ‘beşli çete’ diye nam salan ihanet şebekesi içinde bazı sözde sivil toplum yöneticilerinin de olması, millet vicdanında derin yaralar açmıştır. Benzer tezgâhı daha sonraları ‘Ulusal Birlik Hareketi Platformu’ adıyla tertip eden bu vesayet savunucusu anlayış, milletin özgür iradesini ve demokratik haklarını elinden alanlarla doğrudan iş birliği yaparak emek, hak ve özgürlük mücadelesinin yüz karası, utancı olmuştur." dedi.



"O zamanda direndik yine direniriz"


"Eğitim-Bir-Sen, ülkenin ve milletin geleceğinin tehlikeye girdiği o meşum ihanet sürecinde, varlık amacından taviz vermeden baskıya, yasaklara, haksızlığa karşı her türlü riski göğüsleyerek direnmiştir." diyen Yasav, "Bugün de, milletin demokrasi ve refah alanını genişleten gelişmeleri, eskiye özlemle içine sindiremeyen hasmane tutumlara karşı tavrımızda bir değişiklik yoktur. Her türlü özgürlükler yasaklanırken, banka kasalarının hortumlandığı, ülkenin faiz, döviz, enflasyon batağında iflasa sürüklendiği o zor, sıkıntılı zamanlarda, tepki vermek şöyle dursun, bu zorbalıkları destekleyen bazı sivil toplum örgütleri, özellikle de sanayici ve iş adamlıklarını öne çıkaran malum derneğin, bugün demokrasi ve hukuk düzleminde yapılan icraatı eleştirmesini pek masum ve iyi niyetli görmüyoruz. Darbecilerden adalet önünde hesap sorulmuş, yargılanmaları sonrasında rütbeleri sökülen failler hapsi boylamıştır. Darbeleri tarihin karanlığına gömen iradenin ürettiği değerler, bilgide, eğitimde, sanatta, sosyal dayanışmada, demokrasi kültüründe, millî hassasiyetlerde, öz güven artırmada yüksek bir bilinç ve eylem kültürü ile kökleşmeli, kalıcı olmalıdır. Bu meyanda, çalışma hayatında açtığı derin yaralarla bir neslin travmasına dönüşen 28 Şubat’ın yasakçı zihniyeti geride kalmasına rağmen, o karanlık günlerin bir tortusu olarak hâlâ karşımızda duran mağduriyetler var. Bu mağduriyetlerin son bulması için yetkililere her fırsatta çağrıda bulunduk ve çağrıda bulunmaya devam ediyoruz. Adaletin tesisi ve kamu vicdanının rahatlaması için, 28 Şubat sürecinde zarar gören herkesin maddi ve manevi kayıpları tazmin edilmesini, haklarının ve itibarlarının iadesini sağlayacak düzenlemelerin hayata geçirilmesini bekliyoruz." şeklinde konuştu.


Yasav açıklamasını şöyle tamamladı: "Eğitim-Bir-Sen olarak, 28 Şubat cuntasını kınıyor; bu darbeye ve bütün darbelere alkış tutanları, destek verenleri unutmayacağımızı bir defa daha ifade ediyoruz. Bu vesileyle, ‘Savunan Adam’ eski Başbakan Necmettin Erbakan’ı vefatının 14. yılında rahmetle anıyorum."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Köyceğizli kanocu Yıldırım ve Demir’den Bratislava’da üstün performans Muğla’nın Köyceğiz ilçesinde kano sporuyla uğraşan iki sporcu Bratislava’da üstün performans göstererek önemli dereceler elde etti. Slovakya’nın Bratislava kentinde düzenlenen Uluslararası Bratislava Yarışları’nda, üstün performans göstererek, 2 altın, 1 gümüş ve 1 bronz olmak üzere toplam 4 madalya kazanarak Türk bayrağını ve Muğla’yı başarıyla temsil etti. Köyceğizli sporcular Poyraz Yıldırım ve Arda Kaan Demir elde ettikleri derecelerle ilçeyi gururlandırdı. Slovakya’nın Bratislava kentinde düzenlenen Uluslararası Bratislava Yarışları’nda Türkiye’yi başarıyla temsil eden Poyraz Yıldırım, K4 Boys A Final 200 metrede birincilik, K1 Boys A Final 200metrede ikincilik, K1 Boys A Final 500metrede ise üçüncülük ede etti. Arda Kaan Demir ise K1 Junior Men A Final 200 metrede yedincilik, K1 Junior Men A Final 500 metrede dördüncülük, K1 Junior Men B Final 1000 metrede birincilik derecelerini elde etti. Muğla Valiliği’nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada "Uluslararası arenada Muğla’mızın adını kürsüye yazdıran milli sporcularımızı ve onların yetişmesinde büyük emeği olan antrenörlerimizi kutluyor, başarılarının artarak devam etmesini diliyorum" ifadeleri kullanıldı. Muğla Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ise yaptığı açıklamada "Ay-yıldızlı bayrağımızı uluslararası arenada gururla temsil eden sporcularımızı ve antrenörlerimizi tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz" ifadelerine yer verdi.
Diyarbakır Kasaplardan Kurban Bayramı öncesi ’acemilik’ uyarısı Kurban Bayramı yaklaşırken kasaplar, her yıl yaşanan yaralanmalara karşı kesicileri uyardı. Acemi kasapların en çok dikkatsizlik nedeniyle kendilerini kestiğini belirten ustalar, bıçakların keskin olması, hayvana eziyet edilmemesi ve hayvanın ayaklarının sıkıca tutulmasının büyük önem taşıdığını söyledi. Kurban Bayramı öncesi hazırlıklar sürerken, Diyarbakır Yenişehir ilçesindeki hayvan pazarındaki kasaplar önemli uyarılarda bulundu. Her bayram çok sayıda kişinin kurban kesimi sırasında dikkatsizlik nedeniyle yaralandığını belirten kasap ustaları, özellikle acemi kasapların daha dikkatli olması gerektiğini ifade etti. Kasaplar, kurban kesiminde kullanılacak bıçakların mutlaka keskin olması gerektiğini belirterek, kör bıçakların hem hayvana eziyet verdiğini hem de kazalara davetiye çıkardığını söyledi. Hayvanın kontrol altında tutulmasının önemine dikkat çeken ustalar, ayakların sağlam şekilde bağlanması ve kesim sırasında birkaç kişinin destek vermesi gerektiğini ifade etti. Kasaplar ayrıca, kurban kesiminin ehil kişiler tarafından yapılmasının hem dini kurallara hem de güvenlik açısından önemli olduğunu belirterek vatandaşlara dikkatli olmaları çağrısında bulundu. Kasap İslam Kaya, hayvanı yere yatırdıktan sonra tekbir çekilmesi gerektiğini ve hayvanın acı çekmemesi için tek seferde sivri bir bıçak ile hayvana eziyet edilmeden kesilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Meslektaşlarımdan ricam hayvana eziyet etmesinler. Bıçakları her zaman sivri olsun. Ayrıca hayvanı kesim alanına getirirken sürükleyerek getirmesinler, incitmesinler. Kesimden sonra etine dikkat etmesi lazım. Eğer siyah et ise hastalıklı hayvandır. Kurban sahibini uyarması lazım. Kesim yaparken hayvanın ayaklarına dikkat etmeleri lazım çok hareket etmemesi lazım. Kendileri de ellerine ve ayaklarına dikkat etmesi lazım. Kurbanı keserken sürekli odak noktası hayvan olması lazım. Hastaneler bol bol dikiş atıyor bugünlerde. Acemilerin kesim yapmaması lazım" dedi. Bir diğer usta İsmail Ersoy ise hayvanları dinin gerektirdiği usule göre kesmeye çalıştıklarını söyledi. Ersoy, "Bu hayvanlara eziyet etmek günahtır. Tedbirlerimizi alıyoruz ve hayvanımızı kesiyoruz. Parçalayıp, doğrayıp poşetlere koyuyoruz. Meslektaşlarıma önerim helal bir şekilde kessinler. Hayır yapan kadar biz de bu sevaba ortak oluyoruz eğer güzel kesersek. Bir diğer önerim ise bıçaktan mümkün mertebe ellerini ve ayaklarını uzak tutsunlar" ifadelerini kullandı.
Sivas Güler, gündemlerinde af olmadığını açıkladı AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, Sivas’ta yaptığı açıklamada, gündemlerinde af olmadığını, asla af gibi bir düşünceleri olmayacağını söyledi. Sivas’ta basın mensuplarıyla bir araya gelen AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Ceza infaz sistemi içerisinde ‘af’ la ilgili bir çalışmaları olup olmayacağı yönündeki soruya, Güler, keskin ifadelerle kesinlikle af gibi bir düşünceleri olmadığı yanıtını verdi. Güler, affın mağduriyeti ortadan kaldırmayacağını belirtip, ""Bizim gibi toplumlarda temel mesele aftan öte eylem ve suç açısından değerlendirildiğinde, caydırıcı yeterli ceza verilip verilemediğidir. Cezasızlık algısının konuşulması lazımdır aslında. Çünkü biz biliyoruz ki bir kişinin haksız yere öldürülmesi halinde, inancımız gereği tüm insanlığın öldürüldüğü varsayarız. Haksız yere öldürmeyi tüm insanlığa yönelik bir eylem olarak kabul ederiz. Toplumu korumanın, bireyi korumanın, aileyi korumanın yolu da, her hangi bir eylem ortaya konulduğunda bunun adil yargılamasının yapılarak toplumu meşruiyeti ve kamu vicdanı açısından hak ettiği cezaya çarptırılmasıdır. Af olamaz, af dediğimiz hadise uğranan mağduriyeti ortadan kaldıran bir şey değildir" dedi. Rahşan affının işe yaramadığı görüldü Güler, 1999 yılındaki Rahşan affının işe yaramadığını ifade ederek, "Sadece bizim ülkemizde değil, gelişmiş batı toplumlarına da baktığımızda gerçekleştirilen afların bir fayda salamadığı, suçların artış gösterdiğini görüyoruz. En son Türkiye’de teknik olarak olmasa da uygulama olarak 1999 yılındaki merhum Rahşan Ecevit ve Bülent Ecevit döneminde çıkartılan bir infaz düzenlemesi var. Orada tahmile edilen kişilerin 3 yıl içerişimde yüzde 67’sinin geri döndüğünü gördük. Yani af bir işe yaramadı. Usulen toplumun o anki beklentisi karşılanmış toplumsal sonuç üretme yönünde hiçbir işe yaramamıştır" şeklinde konuştu. Rehabilite ile erken tahliyeler çalışılabilir Güler, yeniden suç işlemeyeceği yönünde kanaat getirilen kişilerin erken tahliye edilebileceğinin altını çizerek şunları söyledi. "Biz affı değil bizim insanların pişmanlığı ile birlikte, varsa sağlık sorunları tedavi edilmeleri, psikolojik destekle birlikte bir daha suç işlemeyeceklerine dair bir kanaat oluşturulması ve koşullu saclı verme şartlarının iyileştirilmesi, bizim buna çalışmamız lazım. Öyle bir çalışma yapmamız lazım ki ömrü hayatında bir kez suç işlemiş kişi, işlediği suçun sonradan farkına varmıştır. Pişmanlığına ermiştir, kendisine verilecek destekle birlikte bir daha suç işlemeyeceğine kanaat getirilmişse o kişinin denetimle serbestlikle birlikte, koşullu salıverme şartlarında erken tahliye edilmesi olabilir. Asla af olmaz. Asla af gibi bir düşüncemiz yok. İnfaz kanunun daha sade, daha adil, daha eşitlikçi, suç ayrımı olmaksızın her türlü mahkûmiyet halinin desteklenmesi çalışmalarını önemseriz"
Sivas Güler, gündemlerinde af olmadığını açıkladı AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, Sivas’ta yaptığı açıklamada, gündemlerinde af olmadığını, asla af gibi bir düşünceleri olmayacağını söyledi. Sivas’ta basın mensuplarıyla bir araya gelen AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Ceza infaz sistemi içerisinde ‘af’ la ilgili bir çalışmaları olup olmayacağı yönündeki soruya, Güler, keskin ifadelerle kesinlikle af gibi bir düşünceleri olmadığı yanıtını verdi. Güler, affın mağduriyeti ortadan kaldırmayacağını belirtip, ""Bizim gibi toplumlarda temel mesele aftan öte eylem ve suç açısından değerlendirildiğinde, caydırıcı yeterli ceza verilip verilemediğidir. Cezasızlık algısının konuşulması lazımdır aslında. Çünkü biz biliyoruz ki bir kişinin haksız yere öldürülmesi halinde, inancımız gereği tüm insanlığın öldürüldüğü varsayarız. Haksız yere öldürmeyi tüm insanlığa yönelik bir eylem olarak kabul ederiz. Toplumu korumanın, bireyi korumanın, aileyi korumanın yolu da, her hangi bir eylem ortaya konulduğunda bunun adil yargılamasının yapılarak toplumu meşruiyeti ve kamu vicdanı açısından hak ettiği cezaya çarptırılmasıdır. Af olamaz, af dediğimiz hadise uğranan mağduriyeti ortadan kaldıran bir şey değildir." dedi. Rahşan affının işe yaramadığı görüldü Güler, 1999 yılındaki Rahşan affının işe yaramadığını ifade ederek, "Sadece bizim ülkemizde değil, gelişmiş batı toplumlarına da baktığımızda gerçekleştirilen afların bir fayda salamadığı, suçların artış gösterdiğini görüyoruz. En son Türkiye’de teknik olarak olmasa da uygulama olarak 1999 yılındaki merhum Rahşan Ecevit ve Bülent Ecevit döneminde çıkartılan bir infaz düzenlemesi var. Orada tahmile edilen kişilerin 3 yıl içerişimde yüzde 67’sinin geri döndüğünü gördük. Yani af bir işe yaramadı. Usulen toplumun o anki beklentisi karşılanmış toplumsal sonuç üretme yönünde hiçbir işe yaramamıştır" şeklinde konuştu. Rehabilite ile erken tahliyeler çalışılabilir Güler, yeniden suç işlemeyeceği yönünde kanaat getirilen kişilerin erken tahliye edilebileceğinin altını çizerek şunları söyledi. "Biz affı değil bizim insanların pişmanlığı ile birlikte, varsa sağlık sorunları tedavi edilmeleri, psikolojik destekle birlikte bir daha suç işlemeyeceklerine dair bir kanaat oluşturulması ve koşullu saclı verme şartlarının iyileştirilmesi, bizim buna çalışmamız lazım. Öyle bir çalışma yapmamız lazım ki ömrü hayatında bir kez suç işlemiş kişi, işlediği suçun sonradan farkına varmıştır. Pişmanlığına ermiştir, kendisine verilecek destekle birlikte bir daha suç işlemeyeceğine kanaat getirilmişse o kişinin denetimle serbestlikle birlikte, koşullu salıverme şartlarında erken tahliye edilmesi olabilir. Asla af olmaz. Asla af gibi bir düşüncemiz yok. İnfaz kanunun daha sade, daha adil, daha eşitlikçi, suç ayrımı olmaksızın her türlü mahkûmiyet halinin desteklenmesi çalışmalarını önemseriz" (GF-
Kocaeli Korkunç olayda borç detayı Kocaeli’de arkadaşı Geylani Yenigün’ü evinde öldürdükten sonra intihar eden Uğur Öz’ün, cinayette kullandığı silahı olaydan bir gün önce temin ettiği ortaya çıktı. Piyasaya yaklaşık 300 milyon lira borcu olduğu öne sürülen Öz’ün, kendisine daha önce de borç veren Yenigün’den tekrar para istediği ve ret cevabı alması üzerine olayı gerçekleştirdiği ihtimali üzerinde duruluyor. Yahyakaptan Mahallesi Sağlık Sokak’taki sitede 23 Mayıs’ta meydana gelen cinayet ve intihar olayına ilişkin soruşturmada yeni detaylara ulaşıldı. Olay günü Geylani Yenigün (44), ailesiyle kahvaltıya gitmek üzere hazırlandığı sırada arkadaşı Uğur Öz (41) evine geldi. Yenigün, konuşmak isteyen Öz ile yalnız kalabilmek için ailesini arabaya gönderdi. İddiaya göre, daha önce Yenigün’den 15 milyon lira borç alan Öz, bu görüşmede yeniden borç para talebinde bulundu. Yenigün’ün, eski borcun ödenmemesi nedeniyle bu talebi reddetmesi üzerine tartışma çıktı. Tabancayı bir gün önce temin etmiş Tartışmanın büyümesiyle Uğur Öz, olaydan bir gün önce bir başka arkadaşından emanet aldığı öğrenilen tabancayla Yenigün’e ateş ederek dışarı çıktı. Silah sesleri üzerine eve koşan ailesi, Yenigün’ü kanlar içinde yerde buldu. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, Yenigün’ün hayatını kaybettiğini belirledi. Olayın ardından sitenin bahçesinde Uğur Öz, cinayette kullandığı silahla hayatına son verdi. Polis ekiplerince yapılan incelemede, cebinde cinayeti neden işlediğine dair itirafların yer aldığı bir not bulundu. Yapılan araştırmalarda, Uğur Öz’ün Yenigün’e olan 15 milyon liralık borcunun yanı sıra piyasaya toplam 300 milyon lira borcu bulunduğu, başladığı villa inşaatlarının yarım kaldığı ve ciddi bir borç batağında olduğu iddia edildi. Geylani Yenigün, Öz’ün nikah şahidiydi Kimya, eğlence ve inşaat sektörlerindeki yatırımlarının yanı sıra yerel bir gazetenin de ortağı olan 2 çocuk babası Geylani Yenigün’ün, kendisini hayattan koparan Uğur Öz’ün 2025 yılı aralık ayında kıyılan nikahında şahitlik yaptığı ortaya çıkmıştı. Yenigün, geçtiğimiz mart ayında MHP Kocaeli İl Yönetim Kurulu’na girerek Medya ve İletişimden Sorumlu İl Başkan Yardımcısı olarak görevlendirilmişti. Ticari hayatına 2015’te gayrimenkul ve otomotiv sektörüyle giren, ardından inşaat ile eğlence sektörlerine yönelen Öz’ün ise 28 Mayıs 2023 tarihinde kendisinden ayrılmak isteyen kız arkadaşını tabancayla ateş ederek yaraladığı da biliniyordu. Olayla ilgili soruşturmanın gizli yürütüldüğü de öğrenildi.