EĞİTİM - 13 Şubat 2025 Perşembe 14:33

Üniversite idari personeli yer değişikliği hakkı istiyor

A
A
A
Üniversite idari personeli yer değişikliği hakkı istiyor

Eğitim-Bir Sen Manisa 2 Nolu Şube Başkanı Bilal Elbir ve sendika üyeleri Manisa Celal Bayar Üniversitesi Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Yerleşkesinde bir basın açıklaması düzenleyerek üniversitelerin idari personeline yer değiştirme hakkının verilmesini talep etti.


Eğitim Bir Sen Manisa 2 Nolu Şube tarafından toplu sözleşmede yer alan üniversitelerdeki idari personellerin yer değiştirme haklarının verilmesin istedi. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Yerleşkesinde düzenlenen basın açıklamasına Memur Sen Manisa İl Temsilcisi ve Eğitim Bir Sen Manisa 1 Nolu Şube Başkanı Ahmet Yasav, Eğitim Bir Sen Manisa 2 Nolu Şube Başkanı Bilal Elbir ve sendika üyeleri katıldı.


Devlet Memurları Kanunundaki tüm haklara sahip olan üniversitelerin idari personelinin yer değişikliği hakkının olmadığını ve mağduriyetin giderilmesi için bir araya geldiklerini anlatan Eğitim Bir Sen Manisa 2 Nolu Şube Başkanı Bilal Elbir, "657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi olarak istihdam edilen üniversite idari personeli, kadro ve pozisyon unvanları itibarıyla her bir üniversitede aynı yeterliliğe sahip olarak aynı işi yapmalarına rağmen bakanlık ve taşra teşkilatı bulunan diğer merkezî kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan idari personelin iller arasında/kurumlar arasında yer değişikliğine benzer bir merkezî yer değişikliği hakkında sahip değildir. Üniversite idari personelinin bir diğer üniversiteye yer değişikliği yapabilmesi, kadrosunun bulunduğu üniversitenin muvafakatine bağlıdır. Bu muvafakatin verilmemesi uzun dava süreçlerine neden olmakta; çoğu durumda yer değişikliği yapılmak istenen üniversite, personel ihtiyacı için beklemek zorunda olmadığı için lehe sonuçlanan muvafakat davaları dahi sonuç doğuramamaktadır. Hâlihazırda çoğu üniversite, diğer üniversitelere yer değişikliği yapmak isteyen idari personelinin bu taleplerini yönergeler aracılığıyla düzenlemektedir. Bu yönergelerde, yer değişikliği yapmak isteyen idari personel için asgari görev yapma süresi, kadro unvanı/hizmet sınıfı bazında kontenjan, geçerli mazeret vb. şartlar aranmaktadır. Ancak bu yönergelerin yeknesak olmadığı ve uygulama birliği sağlanamadığı gibi diğer üniversiteleri bağlayıcı hükümler tesis edemediği açıktır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 52. maddesinin (f) bendindeki ‘üniversitelerde görevli memur ve diğer görevlilerin Yükseköğretim Kurulu Başkanı tarafından yükseköğretim üst kuruluşları veya yükseköğretim kurumları arasında atanabilecekleri’ hükmü, üniversite idari personelinin üniversiteler arasında yer değişikliğinin hukuki dayanağının mevcut olduğunu ortaya koymaktadır." dedi.



"Fiili bir düzenleme yapılması gerekiyor"


Sendikalarının gayretleri sonucunda Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmet Kolu 6 ve 7. Dönem Kamu Görevlileri Toplu Sözleşmesi’nde idari personelin yükseköğretim kurumları arasında yer değişikliği konusunda taraflarca çalışma yapılmasının kararlaştırıldığını ve bu kapsamda YÖK ve Cumhurbaşkanlığı nezdinde çalışmalar yürütülse de henüz işleyen bir sistem ortaya konulamadığını kaydeden Elbir, "Bu nedenle, üniversite idari personelinin üniversiteler arası yer değişikliği işlemlerinin, halen bir kısım üniversiteler tarafından yapılan, ancak hâliyle diğer üniversiteleri bağlamayan, münferit yönergeler yerine toplu sözleşme hükmünden hareketle YÖK Başkanlığı eliyle üniversiteler arası merkezî yer değişikliğine imkân tanıyacak şekilde hukuki ve fiilî bir düzenleme yapılması gereklidir." şeklinde konuştu.



"Makam tazminatı hakkı üniversite daire başkanlarına da verilmelidir"


Daire başkanı kadro ünvanlı kamu personeli arasında kadrosunun bulunduğu kamu kurumundan kaynaklı olarak ücrette farklılık getiren söz konusu düzenlemelerin Anayasa’nın 10 ve 55. maddelerine, kamu hizmetinin eşit iş yapılarak verilmesine karşın, aynı ücreti alamayan çalışanların motivasyon ve verimliliğini olumsuz etkilemesi nedeniyle de çalışma barışının sağlanmasını öngören Anayasa’nın 49. maddesine, ayrıca İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 23/2. maddesinde yer alan "eşit işe eşit ücret" ilkesine aykırı olduğunu ifade eden Elbir, "Harcama sorumlusu olarak hukuki ve mali yükümlülük altında bulunan üniversite daire başkanlarının özlük hakları, görev, yetki ve sorumluluklarıyla orantılı değildir. Merkezî idare daire başkanlarına tanınan makam tazminatı hakkı üniversite daire başkanlarına da verilmelidir." dedi.



"Öğretim elemanlarının mali hakları iyileştirilmelidir"


Öğretim elemanları, "eşit işe eşit ücret" uygulaması olarak bilinen 666 sayılı KHK düzenlemesinde en fazla ihmal edilen kesim olduğunu ve ücretlerinde diğer meslek gruplarıyla orantılı bir artış gerçekleşmeyen nadir meslek gruplarından biri olduğunun altını çizen Elbir, "Bu durum, üniversite camiasında ve kamuoyunda çalışma hayatındaki kamu yönetimine ve adalete olan güveni ciddi ölçüde zedelemektedir. Son yıllardaki enflasyonist ortamda mali haklarında reel bir artış gerçekleşmeyen, aksine reel bir kayıp yaşayan öğretim elemanları/akademisyenler, ciddi ölçüde itibar kaybına uğramaktadır. Akademik personelin, hem kendi içinde hem de diğer mesleklerle yapılan kıyaslamalarda maaş düzeyi ekseninde mağduriyet ve mali haklar bakımından da sınırlılık yaşadığını söylemek yanlış olmayacaktır. Üniversitelerde görev yapan akademik personele yönelik bir ücret politikasının oluşturulması elzem olmakla birlikte, bu politikanın oluşturulmasına ilişkin sürecin kısa sürmeyecek olması ve akademik personelin kısa vadede maaş iyileştirme beklentilerinin karşılanmasına ilişkin gereklilik çerçevesinde belirli bir maaş kalemi üzerinden geçmiş dönem kayıplarının telafisi ve kıyaslanabilir meslek grupları ile eşit ve adil bir düzeye yükseltmeye dönük adımların atılması önem arz etmektedir. Bu itibarla öğretim elemanlarının mali haklarında artış sağlanması yönünde bir düzenleme yapılması elzemdir." şeklinde konuştu.



"Araştırma görevlilerine yeşil pasaport alabilme hakkı tanınmalıdır"


Araştırma görevlileri en fazla üçüncü dereceye kadar ilerleyebildikleri için yeşil pasaport alamadıklarını kaydeden Elbir, "Bu durumda araştırma görevlileri, yurt dışı araştırma, çalışma, uluslararası çalıştay, sempozyum ve benzeri bilimsel toplantılara katılmak için yurt dışı çıkışlarında yeşil pasaport alamadıkları için bu pasaportun sağladığı kolaylıklardan faydalanamamakta; bu ise uluslararası nitelikteki bilimsel çalışmalarını sekteye uğratmaktadır. Araştırma görevlilerine yeşil pasaport alabilme hakkı tanınmalıdır." dedi.



"Sorunlara çözüm üretilinceye kadar mücadeleye devam edeceğiz"


Elbir basın açıklamasını şöyle tamamladı: "Öğretim elemanlarının ek ödemelerinde iyileştirme, geliştirme ödeneğinin süresinin uzatılması, üniversite ve YÖK disiplin kurullarına sendika temsilcilerinin katılımının sağlanması, jüri üyeliklerine ücret verilmesinin sağlanması, lojmanda yüzde 15’in idari personele tahsisi, lojman komisyonuna sendika temsilcisinin katılımı, ikinci öğretimde fazla çalışma ücretinde kapsamı genişletme, bazı üniversite çalışanlarının ek tazminatlarında artış, üniversitelerde itfaiyeci kadrolarında bulunanların hizmet sınıfının yardımcı hizmetler sınıfından genel idare hizmetleri sınıfına geçirilmesi, üniversite yurtlarında fazla çalışma ücreti artışı, sözleşmeli üniversite çalışanlarının kadroya kavuşturulması, ek göstergelerin iyileştirilmesi, 50/d’li araştırma görevlilerinin 33/a’ya geçişi gibi önemli adımların atılmasını sağlamış bir Üniversite çalışanlarına yönelik birçok konuda kayda değer adımların atılmasını sağlayan bir teşkilat olan Eğitim-Bir-Sen olarak, akademisyenlerin ücretlerinin iyileştirilmesi, merkezî idare daire başkanlarına tanınan makam tazminatı hakkının üniversite daire başkanlarına da verilmesi, araştırma görevlilerine yeşil pasaport alabilme hakkı tanınması için gayret sarf etmeye; üniversite idari personelinin üniversiteler arası yer değişikliği hakkı mücadelesinin bayraktarlığını yapmaya, somut bir çözüm üretilinceye kadar emek harcamaya, haklı ve yerinde talebi ısrarla dile getirmeye devam edeceğiz."



Üniversite idari personeli yer değişikliği hakkı istiyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Gülhan Ünlü oğlu Atlas’ın mezarı başında gözyaşlarını tutamadı: "Atlas’sız ikinci bayramımız, acımız gün gün katbekat artıyor" Güngören’de bıçaklanarak öldürülen Atlas Çağlayan’ın annesi Gülhan Ünlü, bayramın ilk günü oğlunun mezarını ziyaret etti. Atlas’ın mezarı başında gözyaşlarını tutamayan Gülhan Ünlü, "Atlas’sız ikinci bayramımız. Acımız gün gün katbekat artıyor. En çok istediğimiz katil zanlısının yetişkin gibi yargılanması. Çünkü Atlas’ı katlederken maalesef ki gayet bilinçli, aklı başında. Bunları bilerek, o bıçağı cebine aldığında orada oğlumu katletmek için zaten yola çıkmış. Bunu da gayet bilinçli olarak yapmış. Beklentimiz gerçek bir adalet" dedi. Güngören Mehmet Nesih Özmen Mahallesi’nde 14 Ocak’ta tarihinde 14 yaşındaki E.Ç. tarafından bıçaklanarak öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın annesi Gülhan Ünlü bayramın ilk gününde evladının kabrini ziyaret etti. Oğlunun mezarı başında dua eden acılı anne gözyaşlarını tutamadı. "9 Haziran’da ilk duruşmamız gerçekleşecek" Gözüyaşlı anne Gülhan Ünlü, evladının canına kıyan şüphelinin 9 Haziran’da hakim karşısına çıkacağını belirterek "Atlas’sız ikinci bayramımız. Acımız gün gün, katbekat artıyor zaten. Çok büyük bir özlem içerisindeyiz ona olan sevgimiz zaten çok büyük. Atlas’a karşı artık halkın da sevgisi çok büyük. Çok büyük destekleri oluyor. Bu en zor günlerimizde hep yanımızda oldular. 9 Haziran’da ilk duruşmamız gerçekleşecek. Her zaman şunu söylüyoruz eylemi gerçekleştiren mi sadece katil? Onun yanında diğer dört azmettirici için de şu ana kadar herhangi bir işlem yapılmadı. Bunun için beklentimiz var. Azmettiricilerin de ceza almasını istiyoruz" dedi. "Gerçek bir adalet istiyoruz" Mücadelerinin sonuna kadar devam edeceğini söyleyen anne Gülhan Ünlü, "Maalesef bir de şöyle bir durum var, katilin yaşı. Katilin yaşı maalesef 14 görünüyor. 15 yaşına girmesine 3 ay kaldığı için 9-15 yaştan yargılanıyor. En fazla alabileceği ceza yılı 15 yıl oluyor. 15 yıl cezanın da yatarı maalesef ki 5 yıl. Yani indirimlerle yatarı 5 yılı buluyor. İşte bunun belli bir kısmı kapalıda, belli bir kısmı da açıkta oluyor. Ve bu bizi çok yaralıyor. Gerçek bir adalet istiyoruz. Bunu adalet olarak sayamıyoruz. Maalesef bu katile verilmiş bir ceza değil, bizi cezalandırmak oluyor. Yani ailesini, bizi, annesini, babasını, dedesini, anneannesini, teyzesini cezalandırıyorsunuz eğer ki bu katile 5 yıl ceza verirseniz. Bizim mücadelemiz sonuna kadar devam edecek" şeklinde konuştu. "İddianamede olduğu gibi 21 yıl 7 ay yatmasını istiyoruz" Atlas’ın mezarı başında gözyaşlarını tutamayan anne Ünlü, "En çok istediğimiz de yetişkin gibi yargılanmasını istiyoruz çünkü Atlas’ı katlederken maalesef ki gayet bilinçli, aklı başında. Bunları bilerek, o bıçağı cebine aldığında orada oğlumu katletmek için zaten yola çıkmış. Bunu da gayet bilinçli olarak yapmış. Beklentimiz gerçek bir adalet. İddianame 21 yıl 7 aydan açıldı. Sadece Atlas’ı katletmede 15 yıl, onun dışında suç aleti ve tehditten dolayı da aldığı farklı cezalar da var. İddianamede olduğu gibi 21 yıl 7 ay yatmasını istiyoruz. İşte benim oğlum burada. Kendisi de cezaevinde bir ömür sürünsün istiyorum, çürüsün istiyorum. Kabul etmiyorum, kabul etmeyeceğim. Hiçbir zaman da kabul etmeyeceğim" ifadelerini kullandı.
Edirne Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Edirne sınır hattındaki Mehmetçiğe bayram mesajı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kurban Bayramı’nın ilk gününde Edirne’de Yunanistan sınırında görev yapan Mehmetçiklere telefonla hitap ederek bayramlarını kutladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Peygamber ocağımızın tüm mensuplarının bayramını canıgönülden kutluyorum" dedi. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Türk Silahlı Kuvvetleri komuta kademesi, bayramın ilk gününde 9’uncu Hudut Tugay Komutanlığına bağlı Arda Hudut Bölük Merkezi’ni ziyaret ederek, sınır hattında görev yapan askerlerle bir araya geldi. Bakan Güler, hudut tekmili ile karşılandıktan sonra beraberinde getirdiği Türk bayrağını öperek Arda Bölük Komutanı’na teslim etti. Bakan Güler, bayrağı teslim ederken, "Asil Türk milletinin namus ve şeref timsali şanlı Türk bayrağını öpüyor ve sana teslim ediyorum" ifadelerini kullandı. Bölük Komutanı da aynı sözlerle bayrağı teslim aldı. Selimiye’den hudut hattına bayram programı Bayramlaşma töreninin ardından Bakan Güler ve beraberindeki komutanlar Mehmetçiklerle bir araya geldi. Daha sonra telefonla Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşen Bakan Güler, bayram namazını Selimiye Camii’nde kıldıklarını belirterek, serhat şehri Edirne’den Mehmetçiklerin bayramını kutladıklarını ifade etti. Arda Hudut Bölük Merkezi’nde görev yapan askerlerin sınır güvenliğini kararlı ve etkin şekilde sağladığını vurgulayan Güler, Türk Silahlı Kuvvetleri adına Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kurban Bayramı’nı tebrik etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Mehmetçiğe duygusal mesaj Telefon bağlantısıyla Mehmetçiklere seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin ve ailelerinin Kurban Bayramı’nı kutladı. Erdoğan konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "Milletimizin iftihar kaynağı olan tüm askerlerimizin ve kıymetli ailelerinin mübarek Kurban Bayramı’nı tebrik ediyorum. Sizlerin şahsında ülkemizde, bölgemizde ve dünyanın farklı yerlerinde görev yapan, canımızdan aziz bildiğimiz bu vatan için gecesini gündüzüne katan peygamber ocağımızın tüm mensuplarının bayramını canıgönülden kutluyorum." Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatan uğruna hayatını kaybeden şehitleri rahmetle andığını belirterek gazilere de şükranlarını sundu. Şehit ve gazi ailelerine sağlıklı, huzurlu ve bereketli bir bayram temennisinde bulundu. "Türkiye güven ve istikrar üreten bir ülke" Konuşmasında sınır güvenliğinin önemine dikkat çeken Erdoğan, son dönemde yaşanan savaşlar ve bölgesel krizlerin hudut güvenliğinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gösterdiğini söyledi. Türkiye’nin kara, hava ve deniz sınırlarının korunması konusunda bölgede örnek gösterilen bir ülke olduğunu ifade eden Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu: "Biz hamdolsun hem sınır güvenliği hem de kara, hava ve deniz sahalarımızın emniyetini temin etme noktasında bölgemizde ve dünyada temayüz eden güven ve istikrar üreten bir ülkeyiz." Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca geçtiğimiz hafta düzenlenen Efes-2026 Tatbikatı’na 50 farklı ülkeden personelin katıldığını hatırlatarak, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gücünü ve koordinasyon kabiliyetini tüm dünyaya gösterdiğini ifade etti. "Hudut namustur" Arda Hudut Bölüğü’nün "Hudut namustur" anlayışıyla görev yaptığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sınır hattında görev yapan Mehmetçiklerin bayram günlerinde dahi büyük bir fedakârlıkla görevlerini sürdürdüğünü söyledi. Erdoğan, "Sizler sınırlarımızı her türlü tehdit ve tehlikeden başarıyla koruyor, bayram günlerinde dahi görevlerinizi özveriyle yerine getiriyorsunuz. Bunun için hepinize şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum" dedi. Konuşmasının sonunda Mehmetçiklere dua eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rabb’im sizleri her türlü beladan ve musibetten muhafaza eylesin. Kurban Bayramınızı tebrik ediyor, her birinizin gözlerinden öpüyorum" ifadelerini kullandı.
İstanbul Bayramda İstanbul’da kalanlar sahiller ve parkların tadını çıkardı Kurban Bayramı tatilini fırsat bilen İstanbulluların büyük bir kısmı şehirden ayrılırken, megakentte kalan vatandaş ise güneşli havanın tadını park ile sahillerde çıkardı. 9 günlük Kurban Bayramı tatilini değerlendirmek isteyen İstanbullular, memleketlerine ya da tatil beldelerine akın etti. Şehir dışına çıkmayarak İstanbul’da kalmayı tercih eden vatandaşlar ise bu durumu fırsata çevirdi. Trafikten ve kalabalıktan büyük çoğunlukta arınan şehrin keyfini çıkarmak isteyenler, sabahın erken saatlerinden itibaren park, bahçe ve sahil şeritlerine yöneldi. Emirgan Korusu ve sahili vatandaşların uğrak noktası oldu. Kimileri deniz kenarında yürüyüş yapıp balık tutmayı tercih ederken, kimileri ise ağaç gölgelerinde aileleriyle birlikte piknik yaparak doğanın ve sakinliğin tadını çıkardı. "Gidenler gitti, İstanbul bize kaldı" Sahile yürüyüşe gelen Süleyman Özsepet, İstanbul’un kendilerine kaldığını ifade ederek, "Bayramın ilk gününde İstanbul’un boşluğundan faydalandık. Ailecek sahile boğaz havası almaya geldik. Memlekete gidemedik. Gidenler gitti, İstanbul bize kaldı. İstanbul’un güzelliğini yaşıyoruz. Hava güzel inşallah bayram boyunca böyle devam eder. Herkesin bayramı mübarek olsun" dedi. "Bu bayramı dinlenmek için kendime ayırdım" Sahile balık tutmaya gelen Şenol Şahintürk, bu bayramı kendine ayırdığını söyleyerek, "Güzel havayı fırsat bildik, bayramda Emirgan sahile gidip balık tutalım dedik. Hava çok güzel. Deniz’de turkuaz olmuş. Hem oturalım hem de balık tutalım dedik. Bu bayramı dinlenmek için kendime ayırdım" diye konuştu. "İstanbul bugün boş, yollar da boş" Emirgan Korusu’na gelen Muhsin Yarar, İstanbul’un boş olduğunu ve bu durumun bazı aileler için fırsat olduğuna değinerek, "Bugün etraf boş ve güzel. Burada kalanlar içinde güzel bir gün. En azından ailesiyle burada bayram geçirenler için de büyük bir fırsat oldu. İstanbul bugün boş, yollar da boş" şeklinde konuştu. "İnsan kalabalığı çok az" Emirgan Korusu’na gelen Ufuk Çelik ise insan kalabalığının oldukça az olduğunu ifade ederek, "Bu bayram çok güzel geçiyor. Şuan İstanbul’un boş hali. Birçok insan kendi memleketine gitti. Trafikte yok. Biz bu bayram memlekete gidemedik ama İstanbul’un tadını çıkarıyoruz. Emirgan Korosu’ndayız, insan kalabalığı çok az. Gerçekten bayram güzel geçiyor" ifadelerini kullandı.