GÜNDEM - 28 Ağustos 2025 Perşembe 16:26

Manisa’da Şehit Olcay Arı 30. yılında unutulmadı

A
A
A
Manisa’da Şehit Olcay Arı 30. yılında unutulmadı

Manisa’nın Salihli ilçesinde, 1995 yılında Erzincan’ın Kemaliye ilçesinde bölücü örgüt tarafından şehit edilen Olcay Arı, şehadete erişinin 30. yılında dualarla anıldı.


1995 yılında Erzincan’da şehit olan Salihlili Jandarma Er Olcay Arı’nın şehadetinin sene-i devriyesi sebebiyle Kaymakam Ali Güldoğan, şehidin Kurttutan Mahallesinde ikamet eden annesi Medine Arı’yı ziyaret etti.


Şehit annesi ile yakından ilgilenerek kendisiyle sohbet eden Kaymakam Güldoğan, devletin tüm imkânları ile her daim Şehit yakınlarının yanında olunacağını ifade etti.


Salihli İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Doğukan Karaaslan, Kurttutan Mahalle Muhtarı Süleyman Kaya’nın yer aldığı ziyaret, yapılan dua ile son buldu.



Manisa’da Şehit Olcay Arı 30. yılında unutulmadı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın "Yeşil elmas" Aydın’da üretiliyor, yurdun dört bir yanına gönderiliyor Aydın’ın Efeler ilçesi Gölhisar Mahallesi’nde enginar hasadı tüm hızıyla sürüyor. Verimli topraklarıyla bilinen mahallede tarlalarda sabahın erken saatlerinde başlayan mesai öğlene kadar devam ederken, hasadı yapılan enginarlar işlenerek yurdun dört bir yanına gönderiliyor. Gölhisar Mahallesi’nde yetiştirilen enginar, iç piyasada üreticinin yüzünü güldürüyor. Bölgenin iklimi ve toprak yapısı nedeniyle kaliteli ürün veren Aydın enginarı, lezzeti ve dayanıklılığıyla rağbet görüyor. Tarlalarda özellikle hasat döneminde yoğun insan gücüne ihtiyaç duyulan, kesilmesi, taşınması, ayıklanması ve sevkiyata hazırlanması ciddi emek gerektiren enginarın yılın büyük bölümünde bakım isteyen bir ürün olması nedeniyle üreticiler, diğer birçok sebzeye göre daha fazla işçilik istediğini dile getiriyor. Soyulmuş enginarın toptan adet fiyatı 35 TL’den alıcı bulurken, market raflarında fiyat 50 TL’ye kadar çıkıyor. Kabuklu enginar ise 20 TL’den satılıyor. Tarlada zorlu mesai sürüyor Enginar tarlalarında çalışan işçiler, üretimin emek yoğun bir süreç olduğunu belirterek, ürünlerin başta Ankara, Bursa ve İstanbul olmak üzere yurdun dört bir yanına gönderildiğini söyledi. İşçiler, "Erkeklerin yevmiyesi bin 200 lira, kadınların ise bin lira. Kadınlar kesim işini yapıyor, erkekler de toplanan enginarları traktöre taşıyor. İş ağır oluyor ama bu işi severek yapıyoruz. Çalışmak olmasa ekmek olmaz" dediler. "Enginar çok kıymetli bir ürün" Enginar üreticisi Mücahit Kibar ise sezonun iyi başladığını belirterek, "Enginar sezonu başladı ve hızla ilerliyor. Don vurmasın, herhangi bir doğal afetle karşılaşmayalım diye soyumları biraz geçe bıraktık. Soyumlarımızı kendimiz işliyoruz. Hem soyulmuş olarak satıyoruz, hem taze olarak satıyoruz, hem de soğuk hava depolarımızda istifleyerek konserve yaparak da satışını gerçekleştiriyoruz" dedi. Üreticilerin en büyük sıkıntısının ithal ürünler olduğunu dile getiren Kibar, "Üreticinin tek sorunu Mısır’dan gelen donuk enginarlar. Türkiye’deki enginarların kalitesine asla yakışmayan ve erişemeyen enginarlar bunlar. Piyasada sanki enginar fiyatları düşmüş ya da Türkiye iç piyasasında çok pahalı satılıyormuş gibi bir algı oluşturdu. Ama enginarın gerçek tüketicisi bunlarla bizim ürünümüzü asla kıyaslamaz. Onun haricinde bir sorunumuz yok. Üreticilerimiz şu anda enginardan memnun, herhangi bir sıkıntı yok" diye konuştu. Üretici Kibar, enginar üretiminin kazançlı ancak zahmetli bir iş olduğunu belirterek, "Enginar fiyatları tarlalara ekilen diğer ürünlere göre para ediyor. İşçiliği çok yoğun, 12 ay boyunca neredeyse işçiliği var bu sebzenin. Görünmeyen bir tarafı olsa da getirisi biraz daha iyi. Çok fazla üretim var. Çiftçilerin çoğu enginara dönmeye başladı" ifadelerini kullandı. "Enginar sağlığa faydasıyla da tercih ediliyor" Enginarın tüketiciler tarafından sağlık yönüyle de ilgi gördüğünü belirten Mücahit Kibar, "İç piyasada buna ilişkin açık var. Yurt dışından Türkiye’deki enginarın kalitesine erişemeyecek ürünler gelse de iç piyasada enginarı yiyen, tadını alan ve doktorların tavsiyesiyle karaciğere ve insan sağlığına faydalı olduğunu duyan insanlar bunu tüketiyor. Tıbbi olarak yetki ve bilgimiz olmadığı için bu noktada bilgilendirme yapamıyoruz ama genel kanı insan sağlığına ciddi derecede faydalı olduğu yönünde" dedi. Enginarın üretim sürecinin zorluğuna dikkat çeken Kibar, "Enginar öyle bir maden ki elmas gibi düşünebilirsiniz. En derin yerlerden çıkıyor. Etrafında bir sürü yaprak var. Bu yapraklar zamanla açılıyor sonra kelle türüyor, kelleyi alıyorsunuz. Soyarken de etrafını açıyorsunuz, sonra içini açıyorsunuz ve kılçıklarını alıyorsunuz. Kısacası o madene ulaşmak için bayağı çaba sarf ediyorsunuz. Enginar bu yüzden çok kıymetli" şeklinde konuştu. Üreticilere destek çağrısında da bulunan Kibar, "Şu an enginarda her şey yolunda, memnunuz, mutluyuz. Bir eksiğimiz yok. Ancak üreticinin mazot maliyetleri, tarla maliyetleri, sulama maliyetleri, gübreler ve zirai ilaçlar gibi giderleri için devlet biraz daha destek verebilirse daha da güzel olacağını düşünüyorum. Biliyoruz ki üretmeyen toplumlar tükenmeye muhtaçtır" dedi.
Antalya Antalya’da kaçakçılık operasyonlarında silah ve kaçak ürünler ele geçirildi Antalya’da Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele ekiplerince son bir haftada düzenlenen operasyonlarda çok sayıda silah ve kaçak ürün ele geçirildi. Antalya İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından il genelinde son bir haftada gerçekleştirilen çalışmalarda çok sayıda suç unsuru ele geçirilirken, birçok şüpheli hakkında işlem yapıldı. 6136 Sayılı Kanuna muhalefet (ticaret) suçuna yönelik 1 olayda 4 şüpheli hakkında adli işlem yapılırken, 2 şüpheli tutuklandı. Yapılan aramalarda 2 adet av tüfeği ile ara yakalamalarda 100 adet tabanca ele geçirildi. Aynı kanun kapsamında bulundurma suçuna yönelik 1 olayda 5 şüpheliye işlem yapılırken, 4 şüpheli tutuklandı. Aramalarda 3 adet tabanca, 1 adet av tüfeği ve 16 adet fişek ele geçirildi. İhaleye fesat karıştırma suçuna yönelik 1 olayda 35 şüpheli hakkında adli işlem yapılırken, 14 şüpheli tutuklandı, 2 şüpheli hakkında ise adli kontrol kararı uygulandı. 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında 5 ayrı olayda 9 şüpheli hakkında adli işlem gerçekleştirildi. Kepez, Muratpaşa, Alanya ve Manavgat ilçelerinde iş yeri, depo ve ikametlerde yapılan aramalarda 2 bin 683 adet kaçak sigara, 273 kilogram kaçak tütün, 43 adet kaçak elektronik sigara ile 1 adet kaçak otomobil ele geçirildi. Öte yandan aranan şahıslara yönelik yürütülen çalışmalarda, kesinleşmiş hapis cezası bulunan 3 kişi yakalanarak adli makamlara teslim edildi.
İzmir İzmir’de 15 Temmuz manşetleri bir kez daha atıldı Basın İlan Kurumu (BİK) ile Ege Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen "15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi"nde öğrenciler, toplumsal hafızanın medyadaki yeri ve etik habercilik anlayışı üzerine uygulamalı eğitim aldı. Atölye kapsamında katılımcılar, 15 Temmuz sürecinde atılan manşetleri inceleyerek habercilik dili, kamu sorumluluğu ve medya etiği konularında deneyim kazandı. Basın İlan Kurumu (BİK) ile Ege Üniversitesi (EÜ) iş birliğinde, EÜ İletişim Fakültesi’nde "15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi" etkinliği "Hafızayı Koru, Hakikati Yaz" sloganıyla düzenlendi. Atölyenin açılış programına BİK İzmir Bölge Müdürü Osman Başeğmez, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı İzmir Bölge Müdürü Cengiz Kutlu Yüksel, EÜ İletişim Fakültesi Dekanı Bilgehan Gültekin, gazeteci-yazar Ekrem Kızıltaş ile akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Gün boyunca devam eden oturumlarda öğrenciler, 15 Temmuz sürecinde medyanın rolü, toplumsal hafıza ve etik habercilik konularında uygulamalı eğitim alma fırsatı buldu. Atölye çalışmalarını başarıyla tamamlayan katılımcılara ise program sonunda sertifikaları takdim edilecek. "15 Temmuz, eşsiz bir direnişin adıdır" BİK İzmir Bölge Müdürü Osman Başeğmez, açılış konuşmasına BİK Genel Müdürü Abdülkadir Çay’ın mesajını okuyarak başladı. Gençlerin Türk basınının geleceğini şekillendirecek güçlü kalemler olduğunu vurgulayan Başeğmez, "15 Temmuz; bir milletin çıplak elleriyle tankları durdurduğu, tarihin akışını değiştirdiği eşsiz bir direnişin adıdır. Gazetecilik ise böylesine kritik anlarda toplumun vicdanı ve hafızası olma sorumluluğunu taşır. Kaosun içinden hakikati ayıklamak ve dezenformasyon dalgalarına karşı bir dalgakıran olmak, bu mesleğin en temel vazifelerindendir. Atölye çalışmalarımız; sizlere yalnızca habercilik becerileri kazandırmayı değil, aynı zamanda mesleki duruşu, etik anlayışı ve toplumsal sorumluluk bilincini güçlendirmeyi de hedeflemiştir. ‘O gece siz olsaydınız nasıl bir manşet atardınız?’ sorusu, aslında her birinizin gazetecilik kimliğine tutulmuş bir aynadır. Bizler, sizlerin demokrasiye sahip çıkan, milli iradeyi esas alan ve hakikatten başka rehberi olmayan gazeteciler olarak yetişeceğinize yürekten inanıyoruz." ifadelerini kullandı. BİK bünyesinde İletişim Fakültesi öğrencilerine yönelik kapsamlı bir staj programını hayata geçirdiklerini belirten Başeğmez, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kurumumuzun internet sitesi üzerinden 15 Mayıs 2026 tarihine kadar başvurulabilecek olan bu staj programının, sektör ile akademi arasında güçlü bir köprü kuracağına inanıyoruz. Geleceğin gazetecileri olan siz değerli gençlerin, bu önemli fırsatı mutlaka değerlendirmesini arzu ediyorum." "İnsan, Türk bayrağı için ölür" Bilgehan Gültekin, toplumsal hafızanın büyük önem taşıdığını vurgulayarak, 15 Temmuz’un üzerinden 10 yıl geçtiğini vurgulayarak, "Bunu nesiller geçtikçe anlatmalıyız. Belki bunlar 10-15 yıl sonra yazılacak siyaset ve demokrasi kitaplarında tarihin en büyük demokrasi zaferlerinden biri olarak yer alacak. 15 Temmuz, halkın büyük bir milli irade zaferidir. Bunu gelecek nesillere aktarmak gerekiyor. Toplumsal hafızayı canlı tutmak ise iletişimcilerin görevidir. İnsan, Türk bayrağı için ölür; ben de hiç düşünmeden ölürüm. Dolayısıyla 15 Temmuz’da yaşadıklarımız, tanklara karşı verilen bir demokrasi ve milli irade zaferidir. Bizler de iletişimciler olarak bu milli duruşu göstermeliyiz. Bu nedenle etkinliği son derece kıymetli buluyorum" ifadelerini kullandı. "Gazetelerde birlik ve beraberlik ruhu görüldü" 15 Temmuz gecesi darbe girişiminin netleşmesiyle birlikte Türk medyasının tavrının özellikle internet siteleri ve sosyal medya üzerinden açık şekilde görüldüğünü belirten gazeteci-yazar Ekrem Kızıltaş, o geceyi en iyi anlatan kavramın "kenetlenmek" olduğunu söyledi. Kızıltaş, geçmiş darbelerde medyanın bazı kesimlerinin darbecilere destek verdiğini hatırlatarak, "15 Temmuz’da ise sağından soluna Türkiye’deki medya; yazılı basını, televizyonu, internet medyası ve sosyal medyasıyla büyük ölçüde ortak bir duruş sergiledi. Milletin gösterdiği direnişe medya da eşlik etti. Ertesi gün atılan gazete manşetlerinde de bu birlik ve beraberlik ruhu açıkça görüldü" ifadelerini kullandı.
Kastamonu Prof. Dr. Küçük: "Yapay zeka uygulamalarıyla ormancılık faaliyetlerinde yeni bir dönem başladı" Kastamonu Üniversitesi’nde düzenlenen 5. Uluslararası Orman Entomolojisi ve Patolojisi Sempozyumunda konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük, yapay zeka uygulamaları, dijitalleşme, karar destek sistemleri ve veri temelli yönetim modelleriyle ormancılık çalışmalarında yeni bir dönemin kapısını aralandığını söyledi. Kastamonu Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen "5th International Forest Entomology and Pathology Symposium (IFEPS 2026)", Hoca Ahmet Yesevi Kültür Merkezi’nde başladı. Kastamonu Üniversitesi, TÜBİTAK, Tarım ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü ile Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü destekleriyle gerçekleşen sempozyumda orman sağlığı, biyolojik çeşitlilik ve sürdürülebilir ormancılık alanlarında önemli bilim insanlarını bir araya getirdi. "Yapay zeka ormancılık çalışmalarında yeni bir dönemin kapısını aralamaktadı" Sempozyumun açılışında konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük, orman ekosistemlerini etkileyen biyotik ve abiyotik faktörlerin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini vurgulayarak, "Yapay zeka uygulamaları, dijitalleşme, karar destek sistemleri ve veri temelli yönetim modelleri ormancılık çalışmalarında yeni bir dönemin kapısını aralamaktadır. Önümüzdeki süreçte orman sağlığının korunması ve zararlı organizmaların yönetiminde bu teknolojilerin çok daha etkin kullanılacağına inanıyorum" dedi. Orman Genel Müdürlüğü Orman Zararlılarıyla Mücadele Daire Başkan Yardımcısı Hakan Ragıpoğlu ise küresel iklim krizinin ormancılık faaliyetleri üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Değişen iklim şartları nedeniyle Akdeniz kuşağındaki ülkelerde etkilerin daha yoğun hissedildiğini belirten Ragıpoğlu, artan orman yangınları, kuraklık, sıcaklık değişimleri ve orman ekosistemlerinin kuzeye veya daha yüksek rakımlara doğru kaymasının zararlı organizma popülasyonlarında ciddi artışlara yol açtığını ifade ederek, "ICP Forests kapsamında dünya genelinde çok sayıda seviye 1 ve seviye 2 izleme alanı bulunmaktadır. Türkiye’de de yüzlerce izleme noktası üzerinden önemli miktarda veri toplanmaktadır. Bu veriler, orman sağlığının izlenmesi açısından büyük değer taşımaktadır. Sahada çok büyük miktarda veri üretiyoruz; ancak bu verilerin bilimsel olarak değerlendirilmesi için üniversitelerimizin ve akademisyenlerimizin katkısına ihtiyaç duyuyoruz. Bu alanlarda çalışmak isteyen araştırmacılarımıza kapımız her zaman açıktır" diye konuştu. Orman Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mahmut Gür de orman ekosistemlerinde yaşanan kayıpların yalnızca görünen zararlarla sınırlı olmadığını vurgulayarak, yürütülen mücadele çalışmalarının önemine dikkat çekti. Kastamonu’nun ormancılık alanındaki güçlü akademik birikimine değinen Gür, "Ormancılık biliminde uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi büyük önem taşıyor. Bu sempozyum sayesinde hem bilimsel bilgi paylaşımı sağlanacak hem de yeni araştırma ağlarının kurulmasına katkı sunulacaktır" diye konuştu. Sempozyum Başkanı Prof. Dr. Sabri Ünal ise Türkiye’de kabuk böcekleri nedeniyle her yıl yaklaşık 1,2 milyon metreküplük ağaç servetinin zarar gördüğünü belirterek, ekonomik kayıpların çoğu zaman fark edilmeden ilerleyen ciddi bir durum oluşturduğunu ifade etti. Kabuk böceklerinin yol açtığı zararın orman yangınları kadar önemli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ünal, Avrupa ormanlarının sağlık durumunun uzun yıllardır uluslararası standartlarda izlenmekte olduğunu dile getirerek, "Avrupa ormanlarının sağlık durumunu izlemek, hava kirliliğinin etkilerini değerlendirmek ve iklim değişikliği ile diğer çevresel baskıların orman ekosistemleri üzerindeki sonuçlarını ortaya koymak amacıyla çalışmalar yürütülmektedir. Uzun yıllara dayanan uluslararası uyumlu veri altyapısı sayesinde orman ekosistemlerindeki değişimler bilimsel olarak takip edilebilmekte ve çözüm odaklı yaklaşımlar geliştirilebilmektedir. Günümüzde hava kirliliği, iklim değişikliği ve biyolojik çeşitlilik kaybı gibi küresel sorunlar ormanlarımız üzerinde giderek artan baskılar oluşturmaktadır. Bu nedenle orman sağlığının düzenli izlenmesi, risklerin önceden tespit edilmesi ve gerekli önlemlerin zamanında alınması büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu. Üç gün sürecek sempozyum kapsamında bilimsel sunumların yanı sıra teknik geziler ve akademik değerlendirme toplantıları da gerçekleştirilecek. Sempozyumun, ulusal ve uluslararası düzeyde yeni bilimsel iş birliklerine katkı sağlaması bekleniyor. Sempozyum oturumları ise Teknokent’te gerçekleştirilecek. Sempozyumun açılışının ardından katılımcılara plaket ve teşekkür belgesi takdim edildi. Sempozyuma Vali Yardımcısı Ahmet Atılkan, Belediye Başkan Yardımcısı Eda Büyükdemirci, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük, Orman Genel Müdürlüğü Orman Zararlılarıyla Mücadele Daire Başkan Yardımcısı Hakan Ragıpoğlu, Orman Bölge Müdürü Hakan Yaslıkaya, Orman Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mahmut Gür ile akademisyen ve çok sayıda öğrenci katıldı.
Gaziantep Gaziantep’te Trafik Haftası etkinliği düzenlendi Gaziantep’te "Trafik Haftası" etkinlikleri çerçevesinde Trafik Eğitim Parkı’nda farkındalık programı düzenlendi. Programda konuşan Gaziantep Valisi Kemal Çeber, 2030 yılına kadar trafik kazaları kaynaklı ölümleri yüzde 50 oranında azaltmayı hedeflediklerini söyledi. Gaziantep’te, "Trafik Haftası" etkinlikleri çerçevesinde Şehitkamil ilçesi Belkıs Mahallesi’nde bulunan Trafik Eğitim Parkı’nda farkındalık programı düzenledi. Programda, Gaziantep İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığı ekipleri stant açarak envanterdeki ekip ve ekipmanları tanıttı. Programda konuşan Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, Trafik Eğitim Parkı’nda öğrencilere yoğun şekilde trafik eğitimleri verildiğini ifade etti. Büyükşehir Belediye Başkanvekili Halil Uğur ise ulaşımın rahat ve güvenilir olması için yoğun çalışmalarını sürdürmeye devam edeceklerini belirtti. "Trafik kazaları kaynaklı kayıpları yüzde 50 oranında azaltmaya yönelik bir strateji planımız var" Gaziantep Valisi Kemal Çeber ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde 2030 yılına kadar trafik kazaları kaynaklı ölümleri yüzde 50 oranında azaltmayı hedeflediklerini açıkladı. Çeber, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliği ve talimatlarıyla bir vaadimiz var. 2030 yılına gelindiğinde Türkiye’de trafik kazalarından dolayı meydana gelen kayıpları yüzde 50 oranında azaltmaya yönelik bir strateji planımız var. Bu nedenle desteklerini esirgemeyen büyükşehir belediyemize, Şehitkamil belediyemize, Şahinbey belediyemize teşekkür ediyorum. Kazasız, belasız, Cumhurbaşkanımızın gösterdiği 2030 hedefine emin adımlarla ilerleyecek şekilde bilinçlenmek umuduyla herkese saygılar sunuyorum" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından plaket takdimi ve kask dağıtımı yapıldı. Daha sonrasında ise ilkokul öğrencileri ile birlikte minyatür eğitim araçlarıyla uygulamalı trafik eğitimi yapıldı, protokol tarafından alkol gözlüğü test edildi. Programa, Gaziantep Valisi Kemal Çeber, AK Parti Gaziantep Milletvekilleri Derya Bakbak, Eyüp Özkeçeci, İrfan Çelikaslan, Mesut Bozatlı, Büyükşehir Belediye Başkanvekili Halil Uğur, Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz ile kurum müdürleri, öğrenciler ve öğretmenler katıldı.