EKONOMİ - 07 Mayıs 2026 Perşembe 13:31

"Yeşil elmas" Aydın’da üretiliyor, yurdun dört bir yanına gönderiliyor

A
A
A
"Yeşil elmas" Aydın’da üretiliyor, yurdun dört bir yanına gönderiliyor

Aydın’ın Efeler ilçesi Gölhisar Mahallesi’nde enginar hasadı tüm hızıyla sürüyor. Verimli topraklarıyla bilinen mahallede tarlalarda sabahın erken saatlerinde başlayan mesai öğlene kadar devam ederken, hasadı yapılan enginarlar işlenerek yurdun dört bir yanına gönderiliyor.


Gölhisar Mahallesi’nde yetiştirilen enginar, iç piyasada üreticinin yüzünü güldürüyor. Bölgenin iklimi ve toprak yapısı nedeniyle kaliteli ürün veren Aydın enginarı, lezzeti ve dayanıklılığıyla rağbet görüyor. Tarlalarda özellikle hasat döneminde yoğun insan gücüne ihtiyaç duyulan, kesilmesi, taşınması, ayıklanması ve sevkiyata hazırlanması ciddi emek gerektiren enginarın yılın büyük bölümünde bakım isteyen bir ürün olması nedeniyle üreticiler, diğer birçok sebzeye göre daha fazla işçilik istediğini dile getiriyor. Soyulmuş enginarın toptan adet fiyatı 35 TL’den alıcı bulurken, market raflarında fiyat 50 TL’ye kadar çıkıyor. Kabuklu enginar ise 20 TL’den satılıyor.



Tarlada zorlu mesai sürüyor


Enginar tarlalarında çalışan işçiler, üretimin emek yoğun bir süreç olduğunu belirterek, ürünlerin başta Ankara, Bursa ve İstanbul olmak üzere yurdun dört bir yanına gönderildiğini söyledi. İşçiler, "Erkeklerin yevmiyesi bin 200 lira, kadınların ise bin lira. Kadınlar kesim işini yapıyor, erkekler de toplanan enginarları traktöre taşıyor. İş ağır oluyor ama bu işi severek yapıyoruz. Çalışmak olmasa ekmek olmaz" dediler.



"Enginar çok kıymetli bir ürün"


Enginar üreticisi Mücahit Kibar ise sezonun iyi başladığını belirterek, "Enginar sezonu başladı ve hızla ilerliyor. Don vurmasın, herhangi bir doğal afetle karşılaşmayalım diye soyumları biraz geçe bıraktık. Soyumlarımızı kendimiz işliyoruz. Hem soyulmuş olarak satıyoruz, hem taze olarak satıyoruz, hem de soğuk hava depolarımızda istifleyerek konserve yaparak da satışını gerçekleştiriyoruz" dedi.


Üreticilerin en büyük sıkıntısının ithal ürünler olduğunu dile getiren Kibar, "Üreticinin tek sorunu Mısır’dan gelen donuk enginarlar. Türkiye’deki enginarların kalitesine asla yakışmayan ve erişemeyen enginarlar bunlar. Piyasada sanki enginar fiyatları düşmüş ya da Türkiye iç piyasasında çok pahalı satılıyormuş gibi bir algı oluşturdu. Ama enginarın gerçek tüketicisi bunlarla bizim ürünümüzü asla kıyaslamaz. Onun haricinde bir sorunumuz yok. Üreticilerimiz şu anda enginardan memnun, herhangi bir sıkıntı yok" diye konuştu.


Üretici Kibar, enginar üretiminin kazançlı ancak zahmetli bir iş olduğunu belirterek, "Enginar fiyatları tarlalara ekilen diğer ürünlere göre para ediyor. İşçiliği çok yoğun, 12 ay boyunca neredeyse işçiliği var bu sebzenin. Görünmeyen bir tarafı olsa da getirisi biraz daha iyi. Çok fazla üretim var. Çiftçilerin çoğu enginara dönmeye başladı" ifadelerini kullandı.



"Enginar sağlığa faydasıyla da tercih ediliyor"


Enginarın tüketiciler tarafından sağlık yönüyle de ilgi gördüğünü belirten Mücahit Kibar, "İç piyasada buna ilişkin açık var. Yurt dışından Türkiye’deki enginarın kalitesine erişemeyecek ürünler gelse de iç piyasada enginarı yiyen, tadını alan ve doktorların tavsiyesiyle karaciğere ve insan sağlığına faydalı olduğunu duyan insanlar bunu tüketiyor. Tıbbi olarak yetki ve bilgimiz olmadığı için bu noktada bilgilendirme yapamıyoruz ama genel kanı insan sağlığına ciddi derecede faydalı olduğu yönünde" dedi.


Enginarın üretim sürecinin zorluğuna dikkat çeken Kibar, "Enginar öyle bir maden ki elmas gibi düşünebilirsiniz. En derin yerlerden çıkıyor. Etrafında bir sürü yaprak var. Bu yapraklar zamanla açılıyor sonra kelle türüyor, kelleyi alıyorsunuz. Soyarken de etrafını açıyorsunuz, sonra içini açıyorsunuz ve kılçıklarını alıyorsunuz. Kısacası o madene ulaşmak için bayağı çaba sarf ediyorsunuz. Enginar bu yüzden çok kıymetli" şeklinde konuştu.


Üreticilere destek çağrısında da bulunan Kibar, "Şu an enginarda her şey yolunda, memnunuz, mutluyuz. Bir eksiğimiz yok. Ancak üreticinin mazot maliyetleri, tarla maliyetleri, sulama maliyetleri, gübreler ve zirai ilaçlar gibi giderleri için devlet biraz daha destek verebilirse daha da güzel olacağını düşünüyorum. Biliyoruz ki üretmeyen toplumlar tükenmeye muhtaçtır" dedi.



"Yeşil elmas" Aydın’da üretiliyor, yurdun dört bir yanına gönderiliyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Sakarya’da taşkın sonrası ’Venedik’ manzarası: Evine kayıkla gitti Sakarya’da etkili olan yağışların ardından meydana gelen taşkınlar sebebiyle bazı bölgeler sular altında kalırken, bazı mahallelerde su seviyesi yaklaşık 1 metreye ulaştı. Akrabasını almak için kayıkla eve gitmek zorunda kalan vatandaş ise yaşadığı bölgeyi Venedik’e benzetti. Sakarya’da etkili olan yağışların ardından Tuzla Mahallesi’nde taşkın meydana geldi. Darıçayırı bölgesinde bulunan derenin taşması neticesinde meydana gelen taşkın sonrası mahallede su seviyesi yaklaşık 1 metreye kadar yükseldi. Evlerin büyük kısmının sular altında kaldığı bölgede vatandaşlar zor anlar yaşadı. Akrabasını almak için kayıkla eve gitmek zorunda kalan Ahmet Kahraman ise yaşadığı bölgeyi Venedik’e benzetti. "Taşkın olunca bir Venedik görüntüsü oluştu" Ahmet Kahraman, "Bir taşkın yaşadık yaklaşık 1 metre civarında su vardı. Darıçayır’ı bölgesinde bulunan derenin taşması neticesinde su yükseldi. Kayıkla gelme gayemiz ise akrabamı almaktı. Kendisinin çizmesi yoktu onu evinden aldık. Havalar açıldı ama sular daha çekilmedi. Kayık dışında başka bir araçla gelemedik. Adeta bir Venedik gibiydi buradaki evlerin hemen hemen hepsi sular altındaydı. Taşkın olunca bir Venedik görüntüsü oluştu biz de espri olsun diye söyledik. Darıçayır’ı bölgesinde bu taşkın sorunu her sene aynısı oluyor ve etkileri bizim olduğumuz bölgeye kadar geliyor bir önlem alınması lazım" dedi.
Sivas Sivas’ta geleneksel ’saya gezmesi’ renkli görüntülere sahne oldu Sivas’ın Zara ilçesinde Hıdırellez şenliklerinde geleneksel karakterlerin yer aldığı etkinlik renkli görüntülere sahne oldu. Sivas’ın Zara ilçesinde, Hıdırellez şenlikleri kapsamında ’bereket töreni’ olarak bilinen ’saya gezmesi’ geleneği gerçekleştirildi. İlçe sokaklarında yapılan etkinlikte vatandaşlar, yüzyıllardır süregelen kültürel mirası yeniden yaşama imkanı buldu. Geleneksel yürüyüşte deve temsili de yer alırken, etkinlikte sembolik olarak ’yumurta hırsızı, tilki, bıyıklı gelin ve deveci’ gibi karakterler canlandırıldı. Katılımcılar, bu figürlerle saya oyununu ilçe sokaklarında sergileyerek vatandaşların ilgisini çekti. Renkli görüntülere sahne olan etkinlikte, geleneksel kültürün yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması amaçlandı. "Gelenekler unutulmasın diye çabalıyoruz" Geleneği yaşatmak istediklerini belirten Nilgün Gökkuş Bozalioğlu, "5’inci kez hazırladığımız Hıdırellez şenliğinde saya gezisi yaptık. Bu geleneği yaşatmak istiyoruz. Bundan 60 sene önce bu eğlenceler yapılıyormuş. Biz de gelenekler devam etsin diye bu gezileri düzenliyoruz. Gezide kullanılan deveyi ben kendim diktim. Bunların çeşitli karakterleri oluyor. Yumurta hırsızımız, tilkimiz, bıyıklı gelinimiz ve devecimiz var. Biz bunu, Zara sokaklarında insanların bir kez daha hatırlaması için yaptık. Güzel bir yürüyüş gerçekleştirmiş olduk" dedi.
Samsun Uzmanından uyarı: "3 aydan uzun süren bel ağrısına dikkat" Romatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Yeliz Zahiroğlu, 3 aydan uzun süren, sabah tutukluğu yapan ve hareketle rahatlayan bel ağrısı varsa mutlaka bir romatoloji uzmanına başvurulması gerektiğini, aksi takdirde büyük sorunlarla karşılaşılabileceğini söyledi. Medicana International Samsun Hastanesi Romatoloji Kliniğinden Dr. Öğr. Üyesi Yeliz Zahiroğlu Yeliz Zahiroğlu, "Ankilozan spondilit, özellikle omurga ve leğen kemiği eklemlerini etkileyen kronik iltihaplı bir romatizmal hastalıktır. Halk arasında çoğu zaman ‘bel fıtığı’, ‘mekanik bel ağrısı’ ya da ‘kas tutulması’ ile karıştırılabilir. Oysa bu hastalıkta ağrının temelinde iltihap vardır. Erken tanı konulmazsa omurgada hareket kısıtlılığına, duruş bozukluğuna ve yaşam kalitesinde belirgin azalmaya yol açabilir" dedi. "Her bel ağrısı, ankilozan spondilit anlamına gelmez" Belirtilerin büyük önem taşıdığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Zahiroğlu, "Her bel ağrısı, ankilozan spondilit anlamına gelmez. Ancak bazı özellikler bizim için uyarıcıdır. Özellikle 40 yaşından önce başlayan, 3 aydan uzun süren, sabah tutukluğu ile birlikte olan, hareket ettikçe açılan ama istirahatle geçmeyen bel ağrısı önemlidir. Gece özellikle sabaha karşı uyandıran bel veya kalça ağrısı da iltihaplı bel ağrısını düşündürür. ASAS kriterlerinde de egzersizle düzelme, gece ağrısı, sinsi başlangıç, 40 yaş altı başlangıç ve istirahatle düzelmeme önemli özellikler olarak tanımlanmıştır. En sık bel ve kalça ağrısı, sabah tutukluğu, hareket kısıtlılığı ve yorgunluk görülür. Bazı hastalarda topuk ağrısı, diz veya ayak bileği şişliği, göğüs kafesinde ağrı olabilir. Ankilozan spondilit sadece omurgayı tutmaz, gözde üveit, bağırsak iltihabı ve sedef hastalığı gibi durumlarla da birlikte olabilir. Bu nedenle ‘sadece bel ağrısı’ olarak görülmemelidir" diye konuştu. "3 aydan uzun süren, sabah tutukluğu yapan bel ağrılarına dikkat" Özellikle 3 aydan fazla süren bel ağrılarına dikkat çeken Zahiroğlu, ayrıca şunları söyledi: "Tanıda en önemli adım, hastanın öyküsünü dikkatle dinlemek ve iltihaplı bel ağrısını fark etmektir. Muayene, kan testleri, CRP-sedimantasyon gibi iltihap göstergeleri, HLA-B27 testi ve görüntüleme yöntemleri kullanılır. Özellikle erken dönemde röntgen normal olabilir, bu durumda sakroiliak eklem MR’ı tanıda çok değerlidir. Günümüzde oldukça etkili tedavi seçeneklerimiz var. Tedavide düzenli egzersiz, duruş eğitimi, sigaranın bırakılması ve gerektiğinde ilaç tedavileri birlikte planlanır. Ağrı kesici-antiinflamatuvar ilaçlar, uygun hastalarda biyolojik tedaviler ve hedefe yönelik tedaviler kullanılabilir. NHS gibi hasta bilgilendirme kaynaklarında da egzersiz, fizyoterapi, antiinflamatuvar ilaçlar ve gerekli hastalarda biyolojik tedaviler temel yaklaşımlar arasında sayılır. Erken tanı ile hem ağrıyı kontrol etmek hem hareket kabiliyetini korumak hem de omurgada kalıcı hasarı azaltmak mümkündür. Genç yaşta başlayan bel ağrısının ‘nasıl olsa geçer’ diye ihmal edilmemesi gerekir. 3 aydan uzun süren, sabah tutukluğu yapan ve hareketle rahatlayan bel ağrısı varsa mutlaka bir romatoloji uzmanına başvurulmalıdır."
İstanbul CHP lideri Özgür Özel "Kaan’ın yerli milli motoruyla uçacağı günü dört gözle bekliyoruz" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Kaan’ın yerli milli motoruyla uçacağı günü dört gözle bekliyoruz ve bunu sonuna kadar destekliyoruz. Elbette gecikmelerden rahatsızlık duyulabilir ama biran önce biz Kaan’ın göklerde yerli ve milli motoruyla uçacağını görüyoruz" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nı ziyaret etti. Fuarda stantları gezen Özgür Özel yerli ve milli savunma sanayii ürünlerini inceledi. Altay tankını, YILDIRIMHAN füzesini inceleyen Özel, yetkililerden bilgi aldı. TUSAŞ standında Gökbey helikopterine binen Özel, bir başka stantta havalı tabancayla atış yaptı. Uzay Teknoloji Kulübü standını ziyaret eden Özgür Özel, burada da uzay keşif aracını sürdü. Ziyaretinin ardından gazetecilere açıklamalarda bulunan Özgür Özel, "Bugün SAHA fuarını gezdik. Burası bir fuar değil savunma sanayiinin bütün dünyadaki olası müşterileri ile hem Türkiyed’eki tedarikçileri ile bir araya geldiği, etkileşime girdiği çok önemli bir buluşma. Burada kıymetli bir iki saat geçirdik. Gördüklerimizden büyük memnuniyet duyduk. Mümkün olduğu kadar çok stant ziyaret ettik. Bir yandan Kaan’ı gördük. Bir yandan Akıncı’yı gördük, TB3’ü gördük. Gençlerimizin uzay ile ilgili geliştirmeye yönelik projelerini gördük. Bu anlamda son derece önemli" ifadelerini kullandı. Dünyada yaşanan gerilimlerin hava savunma sistemlerinin önemini bir kez daha gözler önüne serdiğini söyleyen Özel, "Yaşadığımız son birkaç yıl dünyaya birçok şey öğrettim. Hem Rusya - Ukrayna savaşı, Hem İran’da yaşananlar en başta hava savunmasının ne kadar önemli olduğunu hepimize öğretti. İçeride iki yıl önce başlamış olan yeni nesil fırkateynimiz ile ilgili bilgi aldık. Bu Türkiye’nin 20 yıldır geciktiği bir proje. Bugün yeni nesil bir hava savunma fırkateyniniz olduğunda Kıbrıs’ın önüne onu çektiğinizde akşam rahat rahat uyursunuz. İran’dan Türkiye’ye ateşlenen füzelerle ilgili bir çelik kubbeniz varsa rahat uyursunuz. Yoksa NATO’nun devreye girmesini, Amerikan yüzer unsurlarından savunma füzeleri olmasını beklersiniz. O yüzden burada kim ne emek veriyorsa, ama sermaye olarak ama sabahlara kadar çalışarak, gözünün nurunu akıtarak, savunma sanayi için kim ne yapıyorsa hepsine minnettarız. Eksiklerimizi biliyoruz, avantajlarımızı biliyoruz, güçlü kaslarımızı biliyoruz. Bugün burada çok heyecanlı girişimcilerle tanıştık. Özellikle beyin göçü dışarı kayıplar yaşanırken, bazı yerlerde beyin göçü ile gitmiş birçok öğrencinin artan yeni kapasite ile Türkiye’ye geri döndüğüne ilişkin erken ama ümit verici şeyler duyduk. Bundan büyük memnuniyet duyuyoruz. Biz yurt dışına giden gençlere, zihninde valizi toplamış olanlara ’hep bizi biraz bekleyin’ diyoruz. Gençlerin Türkiye’ye dönme noktasında umutlarının artmakta olduğunu ve belli öncü işaretlerin olmasından büyük memnuniyet duyuyoruz" şeklinde konuştu. Kaan projesini sonuna kadar desteklediklerini söyleyen Özel, "Kaan’ın yerli milli motoruyla uçacağı günü dört gözle bekliyoruz ve bunu destekliyoruz sonuna kadar. Bu konuda zaman zaman spekülasyonlar oluyor. Dışişleri Bakanı motorun olmadığını söylemişti ve büyük moral bozukluğu olmuştu. Tabii dışarıdan gelecek her bir Kaan için şimdi iki motora ihtiyaç var ama zaten dünyada kimse hepsini kendisi yaparak muharip uçağı anında uçurma imkanı yok. Önemli olan Kaan’ın o iki motor takıldığında uçabilen durumda olmasıdır. Bir yandan da Kaan’ın motorunun yerli ve milli şekilde üretilmesi lazım. Biz bu hedefin sonuna kadar arkasındayız. Sonuna kadar bu konuda kimsenin de moral bozmasına gerek yok. Elbette gecikmelerden rahatsızlık duyulabilir ama biran önce biz Kaan’ın göklerde yerli ve milli motoruyla uçacağını görüyoruz. İki genç arkadaş Kaan’ın uçma dışındaki enerji ihtiyaçlarını karşılayan yeri ve milli motorunu gösterdiler. Onunla da gurur duyduk. 2030’an itibaren kendi motorumuzla uçacağız. Şu anda motor yurt dışından geliyor diye TUSAŞ’ımızın KAAN’ınını da kimse hor görmesin. Çok önemli başarılar elde ediliyor. Özellikle radar sistemlerine karşı mühimmatı içine aldığında görünmez bir uçak olarak göklerde uçması zaten gazi Mustafa Kemal’in koyduğu hedef ’İstikbal göklerdedir’ diyerek. 1973 rahmetli Bülent Ecevit’in ve o dönemdeki Türkiye Cumhuriyet hükümetlerinin TUSAŞ’ı kurması. O günden bu güne kim bir çivi çaktıysa Allah razı olsun diyoruz"