EĞİTİM - 27 Mart 2026 Cuma 12:05

Manisa’da okul bahçeleri bağa dönüşüyor

A
A
A
Manisa’da okul bahçeleri bağa dönüşüyor

Manisa’da hayata geçirilen "Üzümü Seviyorum" Projesi kapsamında okul bahçelerine ilk kez asma fidanları dikildi. Proje ile öğrencilerin üzümü tanıması, yetiştirilme sürecini öğrenmesi ve üretim kültürünü küçük yaşta benimsemesi hedefleniyor.


Yunusemre Kaymakamlığı AB Proje Ofisi tarafından hazırlanan ve Manisa Bağcılık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, Yunusemre İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Yunusemre İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Manisa Ticaret Borsası’nın paydaş olduğu "Üzümü Seviyorum" Projesi, ilk asma fidanlarının okul bahçesine dikilmesiyle başladı.


Dünyanın alan bakımından 5’inci, üretim miktarı bakımından ise 7’nci büyük üzüm üreticisi olan Türkiye’de Manisa, yaklaşık 850 bin dekar alanda yıllık 1,5 milyon ton üzüm üretimiyle lider konumda bulunuyor.



Öğrencilerin üzümü tanıması amaçlanıyor


Coğrafi işaretli üzümüyle hem ekonomik hem de kültürel bir değere sahip olan Manisa, dünyanın en yaygın yetiştirilen üzüm çeşitlerinden biri olan Sultani Çekirdeksiz üzümün de anavatanı olarak biliniyor. Yaklaşık 50 bin ailenin geçimini bağcılıkla sağladığı kentte başlatılan proje ile öğrencilerin yerel üretimi tanıması ve sahiplenmesi amaçlanıyor.


Yerel üretim, çevre farkındalığı ve yaşam becerileri temelli eğitim modeli olarak tasarlanan proje kapsamında çocukların doğaya, emeğe ve yerel değerlere saygılı bireyler olarak yetişmesi hedefleniyor. Öğrenciler, üzümün yetiştirilme sürecini uygulamalı olarak deneyimleyerek öğrenme imkânı bulacak.



"Topraktan sofraya uzanan yolculuğu gözlemleyecekler"


Manisa Bağcılık Araştırma Enstitüsü Müdür Yardımcısı Dr. Selçuk Karabat, projenin çocukların üzümün topraktan sofraya uzanan yolculuğunu gözlemlemelerini sağlayacağını belirtti.


Karabat, "Üzümü Seviyorum Projesi çocukların üretim süreçlerine katılmalarını ve tarımsal mirasa sahip çıkma bilinci kazanmalarını amaçlayan yerel ve uygulamalı bir eğitim modelidir. Asma fidanı dikiminin amacı öğrencilerimize doğayı sevdirmek, bir şeyleri yetiştirmeyi ve emek vererek neler elde edilebileceğini göstermek. Dikilen her fidan bir öğrencimize emanet ediliyor ve onların sorumluluğunda büyüyor. Aynı zamanda üzümün faydaları hakkında da bilgilendiriyoruz" dedi.



Manisa’da bir ilk


Okul bahçelerine daha önce asma fidanı dikilmediğini belirten Karabat, Türk Hava Kurumu İlkokulu’nda gerçekleştirilen etkinliğin Manisa’da bir ilk olduğunu vurgulayarak, "İki yıl sonra öğrencilerimiz yetişen üzümlerden salkım alabilecek ve emeklerinin karşılığını görecek. Fidanları koruyacaklarına dair söz de verdiler. Biz de düzenli olarak kontrol ederek destek olacağız. Okul bahçelerimizi üzüm asma bahçeleriyle donatmayı hedefliyoruz" diye konuştu.



İlk fidanı Umut dikti


Projenin ilk etkinliği Yunusemre ilçesindeki Türk Hava Kurumu İlkokulu’nda gerçekleştirildi. Okul Müdürü Özcan Özdemir, öğretmenler ve öğrencilerin katıldığı etkinlikte, Manisa Bağcılık Araştırma Enstitüsü mühendislerinin rehberliğinde okul bahçesinde hazırlanan alanlara asma fidanları dikildi. Etkinlikte ilk fidanı Umut isimli öğrenci dikti. Umut ve arkadaşları fidana can suyu vererek ona iyi bakacaklarına söz verdi.


Proje kapsamında 25 sınıfı bulunan Türk Hava Kurumu İlkokulu’nun bahçesine her sınıf adına birer adet olmak üzere Sultaniye, Kardinal, Horozkarası ve İtalya cinsi toplam 25 asma fidanı dikildi.



Manisa’da okul bahçeleri bağa dönüşüyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Rektör Hacımüftüoğlu, YÖK Başkanı Özvar ile tarımda dijital dönüşüm protokolünde buluştu Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ev sahipliğinde, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile Tarım Teknolojileri Kümelenmesi Vakfı (TÜME) arasında yükseköğretim ile tarım sektörünü buluşturan önemli bir iş birliği protokolü imzalandı. Törene, YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın yanı sıra Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu da katılım sağladı. Atatürk Üniversitesi pilot üniversiteler arasında yer aldı YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ile TÜME Yönetim Kurulu Başkanı Abdulkadir Karagöz’ün katılımıyla imzalanan protokol kapsamında belirlenen 10 pilot üniversiteden biri olan Atatürk Üniversitesi, tarım teknolojileri alanındaki çalışmalarını stratejik bir ortaklıkla güçlendirme imkânı elde etti. Bu kapsamda üniversite; sahip olduğu akademik birikim, ileri düzey laboratuvar altyapısı ve uygulama sahalarıyla sürece çok yönlü katkı sunmayı hedefliyor. Dijital tarım ve otonom sistemlerde yeni dönem TEKNOFEST ruhuyla şekillenen iş birliği çerçevesinde, yüksek teknoloji odaklı üretim modelleri ve otonom sistemler tarım ve hayvancılık alanına entegre edilecek. Bu doğrultuda kurulması planlanan "Yapay Zekâ Tabanlı Otonom Eğitim ve Araştırma Çiftliği" ile öğrencilerin doğrudan üretim süreçlerinin içinde yer alacağı yenilikçi bir eğitim modeli hayata geçirilecek. Eğitim, araştırma ve üretim bütünleşiyor Gerçekleştirilen iş birliğiyle birlikte Atatürk Üniversitesi; disiplinlerarası araştırma kapasitesini daha etkin kullanarak eğitim, araştırma ve üretim süreçlerini bütünleşik bir yapıya kavuşturmayı amaçlıyor. Uygulamalı eğitim modelleri ve saha temelli öğrenme alanları sayesinde öğrencilerin teorik bilgilerini pratiğe dönüştürebileceği güçlü bir ekosistem oluşturulacak. Rektör Hacımüftüoğlu: "Bilgi temelli dönüşüme katkı sunacağız" Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, iş birliğine ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: "Yükseköğretim Kurulumuz ile Tarım Teknolojileri Kümelenmesi Vakfı arasında tesis edilen bu stratejik iş birliğinde üniversitemizin pilot kurumlar arasında yer alması bizler için son derece kıymetlidir. Tarım ve hayvancılıkta dijital dönüşüm süreçlerine katkı sunacak bu model ile akademik birikimimizi sahaya yansıtarak bilgi temelli üretimi güçlendireceğiz. Yapay zekâ destekli uygulamalarla verimliliği ve katma değeri artırmayı, nitelikli insan kaynağı yetiştirmeyi ve ülkemizin tarım politikalarına bilimsel katkı sağlamayı hedefliyoruz." Bölgesel kalkınmaya ve gıda güvenliğine katkı Söz konusu iş birliği; tarım ve hayvancılıkta verimlilik artışını desteklemenin yanı sıra gıda arz güvenliği, sürdürülebilir üretim ve toplumsal refah hedeflerine de katkı sunmayı amaçlıyor. Atatürk Üniversitesi, bu kapsamda geliştireceği projelerle hem bölgesel kalkınmaya ivme kazandırmayı hem de ulusal ölçekte tarım politikalarının güçlenmesine destek olmayı sürdürecek. Rektör Hacımüftüoğlu, yükseköğretimde vizyoner yaklaşımlarıyla sürece öncülük eden YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’a, iş birliği ekosisteminin oluşturulmasında emeği geçen TÜME yetkililerine ve ev sahipliği dolayısıyla Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Dalgar’a teşekkür ederek, protokolün üniversite ve ülke adına hayırlı olmasını temenni etti.
Trabzon Trabzonspor’da, Galatasaray maçı öncesi gözler "atan ve tutan" isimlerde Trendyol Süper Lig’de zirve yarışında kritik haftalara girilirken Trabzonspor’da gözler gol krallığında zirvede yer alan golcü oyuncu Paul Onuachu ve istikrarlı performans sergileyen Kamerunlu file bekçisi Andre Onana’ya çevrildi. Trendyol Süper Lig’de 27 hafta geride kalırken Trabzonspor, söz konusu maçlarda 18 galibiyet 6 beraberlik ve 3 yenilgi aldı. Bu maçlarda 53 gol atıp 29 golü kalesinde gören bordo-mavililer 60 puanla 3. sıradaki yerini koruyarak zirve takibini sürdürüyor. Son olarak deplasmanda Eyüpspor’u 1-0 mağlup ederek milli ara öncesi moral bulan Karadeniz ekibinde lider Galatasaray ile oynanacak kritik mücadele öncesi "atan ve tutun" isimlerin performansı da takıma güven veriyor. Hücumda ve savunma denge Bordo-mavili ekipte hücum hattında görev yapan oyuncuların skor katkısı, takımın zirve yarışındaki en önemli kozlarından biri olurken savunma hattı ve kaleci Onana’nın ortaya koyduğu istikrarlı performans da dikkat çekti. Attığı 53 golle ligin en üretken takımları arasında yer alan Trabzonspor, kalesinde gördüğü 29 golle de savunma disiplinini elden bırakmadı. Trabzonspor’da "atan" ve ‘tutan’ oyuncuların form grafiği yükselirken bu durum takımın hanesine yazılan puanlarda belirleyici rol oynadı. Onuachu gol yükünü sırtlıyor Trabzonspor’un en skorer ismi konumundaki Paul Onuachu, attığı 21 gol ve 2 asistle takımın hücumdaki en önemli kozlarından biri oldu. Fizik gücü, hava hakimiyeti ve ceza sahası içindeki etkinliğiyle öne çıkan golcü oyuncu, bordo-mavililerin zirve yarışında en büyük silahı olarak görülüyor. Augusto ve Muçi’de gol ve asist katkılarıyla dikkat çeken isimler oldu. Onana güven verdi Kaleyi devraldığı ilk dönemde zaman zaman inişli çıkışlı bir grafik çizen Andre Onana, son haftalarda ortaya koyduğu performansla takımın en güven veren isimlerinden biri oldu. Kamerunlu file bekçisi, yüzde 70’in üzerindeki kurtarış oranıyla dikkat çekti. Refleksleri, doğru pozisyon alması ve özellikle kritik anlarda yaptığı kurtarışlarla öne çıkan tecrübeli eldiven, Trabzonspor’un hanesine yazılan puanlarda doğrudan pay sahibi oldu. Son iki haftada kalesini gole kapatan Onana, lig genelinde ise 6 maçta kalesini gole kapattı. Sezonun ikinci yarısındaki performansıyla da yükselişini sürdüren Andre Onana, oynadığı 10 maçta kalesinde yalnızca 8 gol gördü.
İstanbul Bakan Yumaklı: "Türkiye’nin hiçbir şekilde herhangi bir gıda arz güvenliği konusu sorunu yoktur" Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Türkiye’nin hiçbir şekilde herhangi bir gıda arz güvenliği konusu sorunu yoktur. Herhangi bir vatandaşımızın, yani biraz daha basitleştirecek olursak, herhangi bir gıda ürününe ulaşmakla ilgili bir problemi yoktur" dedi. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, İstanbul Finans Merkezi’nde Tarım ve Orman Bakanlığı ve Albayrak Medya işbirliği ile düzenlenen "Tarımda Türkiye Yüzyılı Zirvesi"ne katıldı. Zirvede, gündeme dair soruları yanıtlayan Bakan Yumaklı özellikle bölgesel sorunlara vurgu yaparak Türkiye’nin güvenilir liman olduğu değerlendirmesini yaptı. "Türkiye’nin hiçbir şekilde herhangi bir gıda arz güvenliği konusu sorunu yoktur" Bölgesel çatışmaların tarımı, gıdayı, gübreyi ve yem fiyatlarını nasıl etkilediği ile ilgili yöneltilen soruyu yanıtlayan Bakan Yumaklı, " Türkiye’nin bir güvenli liman olması, uluslararası diplomasinin nasıl yapılması gerektiği konusunda ve dünyada bir lider vizyonunun nasıl olması gerektiği hususu tam da bugünlerde tezahür etmiş durumda. O yüzden ülke olarak taraflı tarafsız, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ben bu ülkenin bir evladı olarak şükranlarımı arz ediyorum. Ve altını önemle çiziyorum ki; Türkiye halihazırda devam eden savaşın bir parçası değildir. Türkiye topraklarında herhangi bir savaş unsuru yoktur. Elbette o bölge enerji açısından son derece önemli bir bölge. Hepimiz özellikleri biliyoruz. Dünya petrolünün ve enerjinin yüzde 20’si, gübre hammaddesinin 1/3’ü de o bölgeden taşınıyor dünyadaki bütün ülkelere, ihtiyacı olan yerlere. Elbette bu tarımsal üretimi eğer konuşuyorsak, tabii ki ülkeler için bir gıda arz güvenliği konusu, yani bir gıda ürününe ulaşamama riskini oluşturabilir. Ama kimin için? Bugün için söylüyorum; üretim kabiliyeti olmayan ya da üretim kabiliyeti sınırlı olanlar için geçerli bu. Onun için yine ikinci altını çizeceğim husus, daha ilk günlerden itibaren söyledik. Türkiye’nin hiçbir şekilde herhangi bir gıda arz güvenliği konusu sorunu yoktur. Herhangi bir vatandaşımızın, yani biraz daha basitleştirecek olursak, herhangi bir gıda ürününe ulaşmakla ilgili bir problemi yoktur" dedi. "Herhangi bir çiftçimizin, üreticimizin sıkıntı yaşaması söz konusu değil" Önceden tedbirlerin alındığının altını çizen Yumaklı, "Daha ilk andan itibaren bunun aksiyonunu da aldık hızlıca. Ne yaptık? Zaten stoklarımızı takip ediyoruz. Ancak bunu güçlendirme adına ilk etapta Ticaret Bakanlığımızla birlikte bir karar aldık. Bazı ülkelere biz gümrük vergisi uyguluyorduk gübreler konusunda. Hemen hızlıca onları sıfıra indirdik. Ben buradan özellikle bu noktada hızlı karar alıp hızlı uygulama konusunda destekleri için Sayın Ticaret Bakanımız Ömer Bolat’a teşekkür ediyorum. İkinci konu neydi? İkinci konu özellikle antrepolarda yer alan, farklı ülkelere transit olarak gitmesi mümkün olan gübrelerin de ve gübre hammaddelerinin de yurt içine gelmesini sağladık. Üçüncüsü de 10 yıl önce hepiniz hatırlarsınız işte HSBC önünde o dönemde bir patlama olmuştu ve bir gübre türü yasaklanmıştı yaklaşık 10 yıl var. Onun da artık takip sistemleri, bütün gübrelerin takip sistemleri çok net bir şekilde oturduğu için onun da üretiminin serbest bırakılmasını sağladık. Bunların hepsi mevcudun üzerine arzla ilgili genişlemeyi sağlamak adınaydı, daha rahat hareket edebilme adınaydı. Dolayısıyla bugün özellikle gittiği herhangi bir yerde istediği o gübre türünü bulma konusunda herhangi bir çiftçimizin, üreticimizin sıkıntı yaşaması söz konusu değil. Sadece burada ya biz bir ikinci piyasa oluşturalım, işte bunları alıp sonra da işte farklı fiyatlarla satarız düşüncesinde olanlar hariç, onları zaten bizim konumuz değil" diye konuştu. Bakan Yumaklı, "Bir sektör temsilcisi, bütün bunların hepsi biz yetkili kişiler olarak, ilgili bakanlar ve bakanlıklar olarak; Enerji Bakanımız kendi sorumluluk alanıyla ilgili açıklamaları yapıyor. Kamuoyu bilgilendirmesidir bu. Yani benim de bakanlığım adına yaptığım "Türkiye’de gıdaya ulaşım anlamında herhangi bir problem yoktur" ya da "gübre ile alakalı herhangi bir problem yoktur" açıklamaları bir kamuoyu bilgilendirmesidir. Enerji Bakanımızın da öyle, diğer bakanlarımızın da öyle.Şimdi sanki bunlar yapılmıyormuş gibi, bunlar yokmuş gibi, sanki Türkiye’de o maalesef ki dört tarafımızda, beş tarafımızda devam eden çatışmalar bizim için de geçerliymiş gibi söylemler geliştiriliyor. Bir sektör temsilcisi diyor ki; "Meyve ve sebze fiyatları dört kat artacak, beş kat artacak." Bir başka dernek veya artık ne diyelim başkanı, bir sivil toplum kuruluşu başkanı "Açlık kapıda" diyor. Bakın ben çok özür dileyerek hazirundan, bu müptezellere şunu söylüyorum; cürmünüz kadar yer yakarsınız. Bu ülkenin üreticisine, bu ülkenin insanına bu haksızlığı yapmaya hiç kimsenin ne haddi var ne de hakkı var. Bizim üreticimiz en zor zamanlarında bu ülkede tarlasından, bağından, bahçesinden geri durmamış insanlardır Onların moralini motivasyonunu kıracak bu tür şeyleri söylemenin ne anlamı var yani hiç kimseye faydası olmayan gerçek olmayan bu tür söylemler için de herhalde gerekli işlemleri ilgili birimler yapacaktır" ifadelerine yer verdi. Planlı destek konusuna değinen Yumaklı, "2024 yılının eylül ayında devreye aldığımız üretim planlamasını en önemli başlıklarından bir tanesidir desteklerin yeniden yapılandırılması konusu. Ve mazot ve gübreyi çıta alan bir desteklemesi, o günlerde bizim için öngörülen rakam işte diyelim ki 10 lira ama şimdi bu maliyetler 15 lira arttıysa biz onu elbette ki dikkate alacağız ama bu destek zaten var. Yokmuş gibi söylemenin ne anlamı var. piyasayı regüle eden bizim kadim kurumlarımız var ve bu kurumlarımızın da zaman zaman stratejik ürünler için alım fiyatları açıklaması var bunda da bu maliyetlerin tamamı elbette dikkate alınacak sanki hiçbir şey yapılmıyor muş yani bir taraftan bir felaket tellahlığı bir taraftan. Bizim ülkemiz anlamını izole edecek ya da onu itibarsızlaştıracak bakışların başka yere doğru çevirecek söylemler ve bir taraftan gerçek olmayan olaydan kopup bir şey söylemiş olmak için söylenmemiş konuları hiçbir şekilde itibara alınmamasını ben özellikle buradan sizin aracılığınızla bizi izleyen bütün izleyicilerimize özellikle ifade etmek istiyorum" değerlendirmesinde bulundu. "Tahıl Koridoru Türkiye için değil, gıdaya ulaşması mümkün olmayan, özellikle Afrika ülkeleri başta olmak üzere dezavantajlı ülkeler içindi bu" ’Türkiye’nin Rusya- Ukrayna savaşında ön ayak olduğu tahıl koridoru gibi tekrardan küresel anlamda bir hazırlığı var mı?’ sorusunu yanıtlayan Yumaklı, şunları söyledi: "Tekrar bir hafıza tazeleyelim. Cumhurbaşkanımızın girişimleriyle hayata geçirilen Tahıl Koridoru Türkiye için değil, gıdaya ulaşması mümkün olmayan, özellikle Afrika ülkeleri başta olmak üzere dezavantajlı ülkeler içindi bu. O hamleyle gerçekten bütün dünyada tabiri caizse bunlara ulaşamayan ülkeler için ve bu ülkelerin insanları için bir çok ciddi gıda krizinin önüne geçildi. Bugün için yine aynı konu olursa hem ülkemiz kendi imkanları çerçevesinde hem de benzer çerçevelerde elbette üzerine düşeni yapacaktır. Biliyorsunuz Türkiye uluslararası kuruluşların bir gıda hub’ı, uluslararası bir merkezi olup dağıtımların Türkiye’den olmasıyla ilgili zaten bir karar var. Türkiye buna her zaman için hazır, altyapısı da mümkün. Dolayısıyla böyle bir şey olduğunda elbette biz de üzerimize düşeni yaparız. Bu konular da bizim masamızın üzerinde. Gerektiği zaman aksiyon alabilecek hazırlıktayız."