EKONOMİ - 23 Haziran 2025 Pazartesi 10:57

Kadın kursiyerler ayakkabı sektörünü şekillendirecek

A
A
A
Kadın kursiyerler ayakkabı sektörünü şekillendirecek

Manisa’nın Yunusemre ilçesinde sektörden gelen talep üzerine Halk Eğitim Merkezi bünyesinde kurulan ayakkabı atölyesi, ilk kursiyerlerini ağırlamaya başladı. İlk kursiyerleri Halk Eğitim Merkezi’nin kendi usta öğretici kadınları olan kurs sayesinde ayakkabı sektörünün nefes alması sağlanacak.


Yıllardır farklı alanlarda eğitim veren usta öğretici kadınlar, şimdi yeni bir alanda meslek öğrenmek için sıralara oturdu. Ayakkabı üretiminin tüm inceliklerinin öğretildiği atölyede, kadınlar hem üretimi öğreniyor hem de ayakkabı sektörünün ara eleman ihtiyacına doğrudan çözüm sunmaya hazırlanıyor. Tohumları 2020 yılında atılan ve 2 ay önce açılan kursla yüzde yüz deriden ayakkabı üretimine başlayan Yunusemre Halk Eğitim Merkezinin ürünleri, HEMAY adıyla satışa çıktı.


Kalıp çıkarmadan dikişe, montajdan kalite kontrolüne kadar geniş bir yelpazede eğitim alan kursiyerler, ilerleyen süreçte hem üretim sahasında hem de yeni kurslarda eğitimci olarak yer alacak. Bu yönüyle proje, sektöre nitelikli iş gücü kazandırmakla kalmayacak; kadın istihdamına da doğrudan katkı sağlayacak.


Yunusemre Halk Eğitim Merkezi yetkilileri, ayakkabı sektöründen gelen yoğun talep doğrultusunda projeyi hızla hayata geçirdiklerini belirtti. Kurs sonunda sertifika alacak usta öğreticiler, ihtiyaç duyan işletmelere yönlendirilerek sektörde aktif rol alacak.


2019 yılında kurum müdürü olarak atanan ve 2020 yılından bu yana Sayacılık Kursu için çaba verdiklerini kaydeden Yunusemre Halk Eğitim Merkezi Müdürü Ayşen Oğuz, "En son açtığımız kurslardan bir tanesi sayacılık kursu. Ayakkabıcılık sektörüne destek amacıyla giriştiğimiz bir kurs. Bu hikaye 2020 yılında ortaya çıktı. Dönemin valisi, kaymakamı, İl Milli Eğitim Müdürümüz, İlçe Milli Eğitim Müdürümüz, Ayakkabıcılar Odası’ndan gelen bir taleple bu hayali kurmaya başladık. Halk eğitimlerin sadece dikiş nakıştan ibaret olmadığını bu kurs sayesinde daha da güzel göstereceğiz herkese. Kurs başlayalı 2 ay kadar oldu. İlk etapta terlik üretimi ile başladık. Hayat Boyu Öğrenme Haftasında ilk ürünlerimizi sergiledik. Vatandaşlardan çok olumlu dönüşler aldık. Terlikten sonra sandalet, sandaletten sonra da kışlık çocuk ayakkabıları olarak devam edeceğiz." dedi.



"Amacımız ayakkabı üretecek kişileri yetiştirmek"


"Gelen taleplere göre de kendimize yön vereceğiz." diyen Oğuz, "Şu anda ürettiklerimizin satışını Okul Aile Birliği kanalıyla gerçekleştiriyoruz. Kurum binamızın içerisinde bir sergi alanımız var. İsteyen vatandaşlarımız oradan gelip ürünlerimizi görebilirler, deneyebilirler, satın alabilirler. Bu atölyeyi kurarken ayakkabıcılık sektöründeki eleman sıkıntısına bir nebze olsun can suyu olabilmekti amacımız. Burada asıl amacımız binlerce ayakkabı üretmek değil, o ayakkabıları üretecek kişileri yetiştirmek." diye konuştu. Oğuz ayrıca HEMAY ismi için marka tescili başvurusu yaptıklarını ve onay beklediklerini de sözlerine ekledi.



"Çırak yetişmemesinden dolayı ön ayak oldum"


Sayacı Ustası olan ve halk eğitim merkezi usta öğreticilerine bilgilerini aktaran 47 yaşındaki Halit Borucu, "Ayşen Hocamla Ahmet başkanımızın aracılığıyla tanıştım. Bu işe ön ayak olmamı istediler. Ben de seve seve kabul ettim. Yani mesleğimizde çırak yetişmemesinden dolayı buna ön ayak olmak istedim. Aynı zamanda kendi işimi devam ettiriyorum sanayide. Buraya da gelip bu işleri yapıyorum. Sayacılık bölümünde dikiş tarzında işler yapıyoruz şu anda ama meslekte eski olduğum için birçok iş elimden geliyor. Saraçlarından, kesiminden dikiminden. Bunlara müdahil oluyoruz. Bizim yaptığımız ürünlerin hepsi yüzde 100 deri. Tabak halinde geliyor derilerimiz. Bunların kesim bıçakları var, preslerimiz var. Ön çalışması yapıldıktan sonra bunların kesimleri yapıyorlar. Tıraş dediğimiz olaylar var. Onlar yapılıyor. Deriyi ayakta sabit tutması için içe yapışan takviye bezlerimiz var. Fırında onlar yapışıyor. Tele makinesi diyoruz biz onlara. Onları yapıştırıp ondan sonra latex dediğimiz sürme makinelerimiz var. Latex’ten geçirip ön hazırlığımız bitmiş oluyor burada. Ondan sonra bu sayacıya veriliyor. Sayacı da kendi planına göre numarası 3-2-1 diye numaralarımız var. Boy boy hazırlanıp dikim aşamasına geçiliyor. Dikimden sonra kesim aşaması var. Kesim ve saraç ayakkabının tabanının şilte dediğimiz olaylar var. Bunları hazırlayıp sonra saraca bayanlara gönderiyoruz. Bayanlar saraçlarını yapıp bize tekrar geldiğinde kalıp aşaması var bunun. Önce geldikten sonra bizde kalıplanıyor. Sıcaktan geçip tekrar soğuk makineye giriyoruz. Soğuk şoklama. İçindeki maddeler kendini olgunlaştırıp ayakkabı o şekil kalıyor yani sert anlamında kalıyor. Bir yandan bozulmaması için. Ondan sonra kutu ve ambalaj geçiyoruz." dedi.



"Sektörde nitelikli elemana ihtiyaç var"


"Sektörde nitelikli elemana ihtiyacımız var." diyen Borucu, "Bu iş karşılığını inşallah verecek. Onun için uğraşıyoruz. Emek veriyoruz. Karşılığını da inşallah alacağız. Sektörde çırak, yamak, kalfa ve usta. Çırak bir yıl içinde makas tutmasını ve çekiç kullanmasını öğrenir. Kesmeyi yani makas tutmak dediğimiz kesmeyi, sürmeyi, çekiç tutmayı bir yıl içinde çırağımız öğrenir. Arkasından yamak kısmına geçer. Bunun üstesi olur. Tulum çevirmeleri olur. Yamak da bu kısımları alır. Kalfa bunların hepsini idare eden kısım. Hem keser, hem diker, hem tezgahımızı yönetir. Bunları yapar. Usta da genel olarak başta zaten temel eğitim ve yönetime bakar." şeklinde konuştu.



"Öğrenip öğretmeyi amaçlıyoruz"


El Sanatları Tığ Örücülüğü Kursu Öğretmeni olan kursiyer Hatice Kübra Erdem ise şunları söyledi: "El sanatları öğretmeniyim. Tığ örücülüğü kursu öğretmeniyim. Burada HEMAY olarak terlik ve ayakkabı üretiyoruz. Bu işin ilk üreticilerindeniz. Burada öğreniyoruz bu işi. Öğrenip öğretmeyi amaçlıyoruz. Halit hocamızdan öğrendiklerimiz ile burada daha nice kursiyerler yetiştirmeyi düşünüyoruz. Burada olduğum için mutluyum."



Kadın kursiyerler ayakkabı sektörünü şekillendirecek

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Edirne İmzalı formalar evin en özel köşesinde yer alacak Edirne’de yaşayan Galatasaray taraftarı Nisa Akdağ, sarı-kırmızılı takıma olan bağlılığını unutulmaz bir hatıraya dönüştürdü. Uzun süredir hayalini kurduğu formaları futbolculara imzalatan Akdağ, iki ayrı formayı özel olarak çerçeveleterek evinin en özel köşesine asacağını belirtti. Galatasaray taraftarı Nisa Akdağ, iki formayı Galatasaraylı futbolculara imzalattıktan sonra çerçeveletti. Galatasaray’ın 26’ncı şampiyonluğunu almasının ardından yaklaşık 12 futbolcunun imzasını taşıyan formaların kendisi için büyük anlam ifade ettiğini söyleyen Akdağ, bu fikrin uzun zamandır aklında olduğunu ancak bugüne nasip olduğunu belirtti. Galatasaray’ın son yıllardaki başarılarının kendisini ayrıca motive ettiğini ifade eden genç taraftar, üst üste gelen şampiyonlukların ardından böyle bir hatıra oluşturmak istediğini söyledi. Icardi detayı dikkat çekti Çerçeveletilen formalarda dikkat çeken detaylardan biri ise yıldız futbolcu Mauro Icardi’nin imzası oldu. Bu imzanın kendisi için ayrı bir değeri olduğunu vurgulayan Akdağ, "Hem takımımın başarısını hem de sevdiğim oyuncuların imzalarını bir arada görmek benim için çok özel. Yıllar sonra baktığımda bu anları hatırlamak istiyorum" dedi. "Galatasaray sevgisi benim için çok farklı" Formaları evinin koridoruna asmayı planladığını anlatan genç, uygun bir alan bulduğunda bu özel hatırayı sergileyeceğini ifade etti. Futbola olan ilgisinin küçük yaşlardan beri sürdüğünü söyleyen Akdağ, Galatasaray sevgisinin kendisi için sadece takım tutmanın ötesinde bir anlam taşıdığını dile getirdi.
İstanbul Cari denge Mart ayında 9 milyar 672 milyon dolar açık verdi Mart ayında cari işlemler hesabı 9 milyar 672 milyon dolar açık kaydetti. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Mart ayı Ödemeler Dengesi Gelişmelerine göre, cari işlemler hesabı 9 milyar 672 milyon ABD doları açık kaydetti. Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise 3.886 milyon ABD doları açık verdi. Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 9.515 milyon ABD doları olarak gerçekleşti. Yıllıklandırılmış verilere göre, Mart ayında cari açık yaklaşık 39,7 milyar ABD doları olurken, ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret dengesi de 77,8 milyar ABD doları açık verdi. Aynı dönemde hizmetler dengesi 63,1 milyar ABD doları fazla verirken, birincil ve ikincil gelir dengesi sırasıyla 23,8 milyar ABD doları ve 1,1 milyar ABD doları açık verdi. Hizmetler dengesi kaynaklı net girişler bu ay 2.592 milyon ABD doları seviyesinde gerçekleşmiş olup, bu kalem altında taşımacılık hizmetleri ve seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler sırasıyla 1.627 milyon ABD doları ve 2.246 milyon ABD doları oldu. Finans hesabı 2026 yılı Mart ayı yıllıklandırılmış cari açığın finansmanına net doğrudan yatırımlar 2,1 milyar ABD doları, krediler 38,6 milyar ABD doları ve ticari krediler 3,0 milyar ABD doları katkı verirken; net portföy yatırımları 3,3 milyar ABD doları ve net efektif ve mevduatlar 19,7 milyar ABD doları negatif yönlü etki etmiştir. Merkez Bankası net rezerv azalışı 52,5 milyar ABD doları oldu. Mart ayında doğrudan yatırımlar kaynaklı net çıkışlar 212 milyon ABD doları olarak kaydedildi. Yurt dışı yerleşiklerin Türkiye’ye toplam doğrudan yatırımları 1.015 milyon ABD doları artarken, yurt içi yerleşiklerin yurt dışındaki doğrudan yatırımları 1.227 milyon ABD doları arttı. Gayrimenkul yatırımları incelendiğinde, yurt içi yerleşiklerin yurt dışında 187 milyon ABD doları gayrimenkul alımı ve yurt dışı yerleşiklerin ise Türkiye’de 243 milyon ABD doları net gayrimenkul alımı yaptığı görüldü.
Düzce 375 bin TL ödül dağıtıldı Düzce Üniversitesi, Düzce Teknopark, Düzce TTO ve Kapsül Kuluçka Merkezi iş birliğiyle 2016 yılından bugüne düzenlenen ve iş fikri yarışması olarak bir marka haline gelen 12. Girişimcilik Maratonu’nun kapanış programı gerçekleştirildi. Cumhuriyet Konferans Salonu’nda ki programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Düzce Teknopark Genel Müdürü Prof. Dr. Resul Kara, şu ana kadar 8 bin 500’den fazla girişimcinin başvuruda bulunduğu Girişimcilik Maratonu’nun, 2016 yılından itibaren her yıl gerçekleştirildiğini ifade etti. Bu etkinlikle girişimcilere önemli fırsatlar sunulduğunu belirten Resul Kara, "Girişimcilik Maratonu’nda girişimcilerimiz, fikirlerini 48 saatlik yoğun çalışma temposu ve mentör destekleriyle geliştirerek ticarileştirmede ilk adımlarını atma imkanı elde ediyor. Yenilikçi düşünceler ve ihtiyaçlar geleceğe yön veriyor. Disiplinler arası çalışmanın gücüne inanıyoruz. Farklı alanlardan gelen beyinlerin bir araya gelmesiyle, farklı bakış açılarının birleşmesiyle katma değeri yüksek, çığır açıcı projeler ortaya çıkıyor. Girişimcilik Maratonu tam da bu sinerjiyi ortaya çıkarmak için çok önemli bir platform" şeklinde konuştu. 487 başvurunun yapıldığı girişimcilik maratonu 2026’ya yoğun ilgi Girişimcilik Maratonu 2026’ya 301 iş fikri başvurusu, 186 takımlara katılmak isteyen bireysel başvuru olmak üzere toplam 487 başvuru yapıldığını dile getiren Kara, ülkemizin 50 farklı ilinden, 84 farklı üniversitesinden gelen yoğun ilginin, etkinliğin önemini fazlasıyla gösterdiğine dikkat çekti. Takımların, deneyimli mentörlerin destekleriyle yenilikçi iş fikirlerini geliştirdiklerini söyleyen Kara, ilk 3 takımın ödüle hak kazanacağını ve takımların tamamını Kapsül Kuluçka Merkezi’ne kabul ederek ödüllendireceklerini sözlerine ekledi. "Ülkemiz Adına Çok Umutluyum" Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Öztürk, Girişimcilik Maratonu’nu; fikirlerin iş modeline dönüştüğü, yoğun mentörlük ve network imkanlarının sunulduğu dinamik bir platform şeklinde nitelendirdi. 50’ye indirilen başvuruları tek tek değerlendirdiklerini ve 15 takımın finale kaldığını belirten Öztürk, 48 saatlik yoğun sürecin ardından iş fikirlerinin olgunlaştırılarak ilk 3’ün belirleneceğini dile getirdi. Girişimcilerin sadece iş planı hazırlamadığını, kod yazmaktan sorun çözümüne kadar birçok zorlu aşamadan geçtiğinin altını çizen Prof. Dr. Ali Öztürk, bu tablo karşısında ülkemiz adına çok umutlu olduğunu belirterek programda emeği geçen kişi ve kurumlara teşekkür etti. Açılış konuşmalarının sonrasında finale kalan takımların sunumlarına geçildi. Eğitmenlerce verilen eğitimler ve mentörlerin rehberliğiyle, inovatif fikirlerini iş modeline çeviren ve prototip çalışmaları gerçekleştiren girişimciler ödülleri kazanmak için birbirleriyle yarıştı. Takım sunumlarının sonrasında Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir tarafından etkinliğin sponsor ve paydaş kurumları ile mentörlere plaketleri takdim edildi. Plaket takdiminin ardından ödül töreni gerçekleştirildi. Geleceğin girişimcileri ödüllerin sahibi oldu Jüri değerlendirmesi sonucunda MEDIQUEUE iş fikri 150 bin TL’lik birincilik ödülünün sahibi olurken, BIONOVA fikri 100bin TL’lik ikincilik ödülüne layık görüldü. REBER AI fikri ise 75 bin TL’lik üçüncülük ödülünü almaya hak kazandı. MEDIQUEUE iş fikri, 50 bin TL’lik patent ödülü de kazanarak büyük başarının sahibi oldu. Girişimcilik Maratonu 2026, fikirden şirkete uzanan bir başarı hikayesi yazma olanağı sunarken, ödül kazanan geleceğin girişimcileri, yenilikçi iş fikirleriyle hayallerini gerçeğe dönüştürme noktasında büyük bir adım attı.
Tokat Başkan Yazıcıoğlu: "Bu millet, şehit analarının dualarıyla ayaktadır" Anneler Günü’nde şehit ailelerini yalnız bırakmayan Tokat Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu, "Bu millet şehitlerimizin fedakârlığını asla unutmayacak" dedi. Tokat Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu; Anneler Günü dolayısıyla Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği üyeleri ile şehit anneleri ve aileleriyle bir araya geldi. Tokat Belediyesi Hıdırlık Sosyal Tesisleri’nde düzenlenen programda duygu dolu anlar yaşandı. Tokat Belediyesi tarafından organize edilen programda, vatan uğruna can veren aziz şehitlerin emanetleri olan anneler ve ailelerle yakından ilgilenen Başkan Yazıcıoğlu, Anneler Günü’nü tebrik ederek her zaman şehit ailelerinin yanında olmaya devam edeceklerini ifade etti. "Şehitlerimizin emanetleri başımızın tacıdır" Programda konuşan Başkan Yazıcıoğlu, şehit ailelerinin milletin baş tacı olduğunu belirterek; "Bugün bizlerle birlikte olan tüm annelerimize, ailelerimize teşekkür ediyorum. Bizler sizlerin yüreğindeki sancıyı ancak tahmin edebiliriz. Ama aynı zamanda büyük bir gururdur. Eğer bugün bu ülkede özgürce yaşayabiliyor, ay yıldızlı bayrağımızın gölgesinde huzurla yürüyebiliyorsak; bunu aziz şehitlerimizin fedakârlığına ve sizlerin metanetine borçluyuz. Şehitlerimiz Peygamber Efendimize komşudur. Biz buna yürekten inanıyoruz" dedi. Başkan Yazıcıoğlu: "Şehit analarının duaları bu milletin en büyük gücüdür" Konuşmasında birlik ve beraberlik vurgusu yapan Başkan Yazıcıoğlu, şehit ailelerinin yalnız olmadığını ifade ederek; "Bugün bizlerle birlikte olan tüm annelerimize, ailelerimize teşekkür ediyorum. Bizler sizlerin yüreğindeki sancıyı ancak tahmin edebiliriz. Ama bu aynı zamanda büyük bir gururdur. Bu ülkede özgürce yaşayabiliyor, ay yıldızlı bayrağımızın gölgesinde huzurla nefes alabiliyorsak; bunu aziz şehitlerimizin fedakârlığına ve sizlerin vakur duruşuna borçluyuz. Şehitlerimizin hedefi bu devletin bayrağını yere düşürmemek, bu milleti ilelebet güçlü ve bağımsız yaşatmaktı. Bizler de onların emanetine sahip çıkmaya devam edeceğiz. Hayat devam ediyor; yaralarımızı birlikte saracak, bir ve beraber olmaya devam edeceğiz. Karşılıksız sevginin, fedakârlığın simgesi olan annelerimiz bizim baş tacımızdır. Anneler sevgiyi öğreten ilk sestir, ilk öğretmenimizdir. Yüce gönüllü annelerimizin Anneler Günü’nü kutluyor, Rabbimden şehitlerimize rahmet diliyorum. İnşallah cennette bizleri yeniden bir araya getirir" diye konuştu. Program sonunda şehit anneleri ve aileleriyle sohbet eden Başkan Yazıcıoğlu, katılımcılarla hatıra fotoğrafı çektirdi.
Diyarbakır Ergani’yi ihya edecek hazine, Makam Dağı yatırım bekliyor Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde bulunan Hz. Zülkifl Peygamber (Aleyhisselam)in makamının adını alan ‘Makam Dağı’ndaki sorunlar vatandaşların tepkisine neden oluyor. Vatandaşlar, bölgenin turizme kazandırılması için yapılacak çalışmaların ciddi anlamda turist çekeceğini dile getirdi. 2008 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilen ve öncesine göre bir nebze olsun iyileştirilen Makam Dağı’na, başta yol olmak üzere el atılmasını isteyen vatandaşlar, makam dışında yıkık bir manastır ve kayıp şehri de bünyesinde barındıran bölgeye yapılacak yatırım ile ilçeye ciddi ekonomik katkı sağlanacağını söyledi. Ergani ilçesine 5 kilometre mesafede bulunan, 1.515 metrelik rakımıyla ilçeye adeta tepeden kuş bakışı bakan seyir terası niteliğindeki Makam Dağı, Hz. Zülkifl Peygambere uzun yıllar yurt olmuş bir inanç merkezi. Geçmişte araçla ulaşımın adeta imkansız olduğu Makam Dağı, 18 yıl önce Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edildi. Yoluna yer yer parke yaşı döşenen, tehlikeli kavşaklara beton bariyer konulan Makam Dağı’na ulaşım, zaman içerisinde hava şartlarının etkisi ile yaşanan bozulmalar yüzünden özellikle yaz ve kış aylarında oldukça güç hale geldi. Restorasyondan bir süre sonra Kur’an-ı Kerim’de de adı geçen Hz. Zülkifl Peygamber’in makamının bulunduğu bu yerin, bakılıp korunmasını isteyen çevre halkı, uzun yıllar önce yapılan restorasyon çalışmalarının ardından özellikle yolların yeniden bozulduğunu ve kullanılamaz hale geldiğini ifade etti. "En önemli sorunumuz su olmaması" İşletmeci Kadri Ayık, turizm işletme mezunu olduğunu söyledi. Ayık, Makam Dağı’nın en önemli sorunun su olduğunu belirtti. Suyu tankerlerle getirdiklerini, ancak oldukça dik ve dar olan yollarda zorlandıklarını ifade eden Ayık, "Sorunun yerinde halledilmesi gerekir. Bu işi bilenler, dağda bulunan sarnıçlardan yararlanılarak su sorununun çözülebileceğini söylüyorlar. Belediye destek verirse buraları gül bahçesine çeviririz’’ dedi. "Seyir terası ve teleferik yapılması gerek" Ergani ilçesinin kuş bakışı göründüğü ‘Makam Dağı’na yapılacak bir seyir terasının turizme ciddi katkı sağlayacağını da savunun Ayık, yol sorununa değinerek "Yaz aylarında burası kalabalık oluyor. Ancak yol dar ve çok dik olduğundan arabalar sürekli hararet yapıp arızalanıyor. Bu da ulaşımı aksatıyor. Ulaşım sorununu teleferik ile çözmek mümkün. Böyle bir çözüm vatandaş açısından da çok güzel olur. Yetkililer çok gitti, geldi ama gündeme getirilen teleferik konusunda bir ilerleme maalesef sağlanamadı’’ ifadelerini kullandı. Enbiya ve Sad surelerinde ismi zikredilen Hz. Zülkifl, İslam alimleri tarafından peygamber olarak kabul ediliyor. 1883, 1890 ve 1900 tarihli Diyarbakır salnamelerinde, Hz. Zülkifl’in makamının Ergani’de bulunduğuna yer veriliyor. Hz. Zülkifl’in kabrinin Eğil’de olduğu bilinse de, Makam Dağı’nda olduğu da rivayet ediliyor. Dağın altında kayıp şehir iddiası Söz konusu bu dağ, geçmişte farklı dinlere de yurt olmuş. Kadri Ayık, Makamın hemen altında bulunan ‘Meryem Ana Manastırı’nın ise yıkıldığını ve neredeyse görünmeyecek hale geldiğini de ifade ederken şöyle dedi: "Bildiğimiz, burasının geçmişte dünyanın en büyük manastırlarından biri olduğu yönünde. Şimdilerde yıkıntı halde olan bu manastıra ait eski resimlerde 2 katlı ihtişamlı bir yer olduğu görülüyor zaten. Vatikan’ın elindeki kitaplarda burasının kayıp şehir olduğu bildiriliyor. Dağın altında 160 odalı bir şehir olduğu biliniyor. Daha yüksek olan kesimde Papazın evi olduğu bildirilen yer var, o da yıkılmış vaziyette. Buraların restorasyonunun yapılması turizm açısından ilçemize ve bölgeye çok büyük faydalar sağlayacaktır’’. Makam Dağı’na inanç turizmi kapsamında Hz. Zülkifl Peygamber’in makamını ziyaret etmek için gelenler dışında, uzun yıllardır kanser, sinir hastaları, çocuk sahibi olmak isteyenler ile kekemeliğe çare arayanlar tarafından şifa umuduyla geldiği bildirildi. Halk arasında bu ziyaretlerin en az 3 kez gerçekleşmesi gerektiği belirtiliyor.