POLİTİKA - 13 Mayıs 2026 Çarşamba 16:52

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Soma maden faciasının 12’nci yılı anma programına katıldı

A
A
A
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Soma maden faciasının 12’nci yılı anma programına katıldı

Memleketi Manisa’nın Soma ilçesindeki maden faciasının 12’nci yılı dolayısıyla düzenlenen anma programı ve yürüyüşüne katılan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Bir daha hiçbir madenci 150 yıl öncesinin şartlarında çalışmasın diye mücadele ediyoruz. Türkiye ucuz ölümler ülkesi olmayacak" ifadelerini kullandı.


Soma maden faciasının 12’nci yıl dölnümü dolayısıyla anma programı düzenlendi. Maden Şehitliğinin ardından Soma Ulu Camiindeki mevlit programına katılan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP İlçe Teşkilatını ziyaret ettikten sonra Soma Maden Şehitleri Anma Yürüyüşüne katıldı. Soma Belediyesi önünde başlayan ve Beşyol Kavşağındaki Madenci Heykeli önüne kadar devam eden yürüyüş yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. Madenci Heykeli önünde yapılan anma programında en son konuşmayı yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, faciada yaşamını yitiren 301 madenciyi andı.



"Ailelerin acısı toplumsal mücadeleye dönüştü"


Soma ailelerinin acılarının toplumsal mücadeleye dönüştürdüğünü söyleyen Özel, "Kendi acısından bir toplumsal mücadele, toplumsal farkındalık nasıl oluşturulur? Onu hepimize öğreten tüm ailelere bir kez daha Türkiye’de umudunu kaybetmiş, mücadele etmeye takati kalmamış, güçlüler karşısında kendini yalnız hisseden herkese umut oldukları ve örnek oldukları için teşekkür ediyorum. Olay olduğu gün koştuk buraya geldik. O günden bugüne de 13 Mayıs’ları bir arada geçiriyoruz. Şeklen burada olanlar vardı ilk yıl dönümünde, ikinci yıl dönümünde. Bugün yoklar burada. O zaman yerelde iktidarlardı, büyük şehirde varlardı. Protokol olarak buradaydılar. O gün protokolde yeri olmayan ama burada olan birçok kişi şimdi protokolde onların yerinde. Benim büyük üzüntülerimden biri bugün iki avukat kardeşimizin Silivri zindanlarında olmasıysa bir tesellim de o günden son güne kadar Soma ailelerinin yanında bir avukat olarak mücadele etmiş, Somalı bir avukat olarak onları hiç yalnız bırakmamış olan Sercan Okur’un şimdi bu kentin belediye başkanı olarak onlara omuz veriyor olmasıdır. Soma olayı yaşandıktan hemen sonra seçim gecelerinde linçe uğrardı. Çünkü AKP’nin kara düzenini ilk Somalılar tanıdı. AK Parti’nin kara düzeni patronlar daha çok para kazansın diye yapılacak denetimlerin önceden haber verildiği içeride kullanılmaması gereken yangın çıkarabilecek ekipmanın örneğin elektrikli olması gerekirken mazotlu benzinli olan araçların o yüzden saklandığı gömüldüğü gelen müfettişlerin turistik gezilere çıkarılıp ağırlanıp göstermelik raporlar tuttukları, sermayenin, sendikanın siyasetle oluşturduğu Bermuda Şeytan Üçgeni’nin 301 canımızı nasıl yuttuğunu, AK Parti’nin kurduğu kara düzeni ilk Somalılar biliyordu. Seçim akşamları yine buralardan AK Parti lehine bazı sonuçlar gelince Türkiye Somalılara kızmaya kalkıyordu. Ben de seçim geceleri o kızanlarla kavga ediyordum. Soma öyle bir yer değil. Soma her gün biraz daha değişiyor. Soma bambaşka bir şeye dönüşüyor ama kimse Soma’nın hakkını yemesin diyordu. Soma’nın bugünlere gelmesinde Sosyal Haklar Derneği’nin 301 Madenci Derneği’nin ve Bağımsız Maden İş Sendikası’nın ve bu yapılarda emek veren, gayret gösteren herkesin alın teri vardır. O günlerde bizler muhalefet partisiydik. Bugün Türkiye’nin 1. partisiyiz. Soma’nın belediyesinin ve Manisa Büyükşehir’in, Manisa’daki neredeyse tüm belediyelerin yönetimini almış partiyiz. Ama büyük bir saldırı ve taarruz altındayız. Çünkü sistem, rejim değişikliğe karşı direnmenin ve kara düzeni sürdürmenin niyetinde ve telaşında. O yüzden Selçuk Kozağaçlı’nın içeride olmasının müsebbibi olan Can’ın serbest bırakılması gerekirken, AYM kararına rağmen onun içeride tutulmasına sebep olan Soma davası ilk önce çok iyi bir hakimle giderken hakimi değiştiren gelen hakime kötü bir karar aldıran ancak biraz önce ifade edildiği gibi Yargıtay’da olası kast kararı vermeyeceksen bu davada nerede vereceksin diye düzeltilip ailelerle yine bir karar alındığında kararı buradaki mahkemeye tebliğ etmemek için 5 ay tutan 5-0 karar veren o heyetin 3 üyesinin yerine AK Parti’nin emrinde 3 üye yollayan 5-0’lık kararı 3-2 ile bozan olası kastı kaldırıp, bu bir kaza diyen, sorumlulara ’beşer gün yattınız kişi başı, şehit başı, yeter çıkın hayatınızı yaşayın’ diyen düzen, kara düzen, kendini sürdürmek için faaliyetlerine devam ediyor. O yüzden geçmişimizde ne acı varsa, ne kötü karar varsa, ne adalet yoksunu karar varsa hepsinin bir yerinde olan adalet cellatı bugün rejimin Adalet bakanı olarak görev yapmakta. Ben buradan Soma’dan 12. yılında şunu söylüyorum. Biz nasıl Soma’nın geleceğini değiştirdiysek ve nasıl Soma’nın hep beraber büyük bir birliktelikle inançlı, namuslu, kararlı bir birliktelikle Soma’nın yerelde geleceğine el koyduysak hiç ayrılmadan düşmeden, yapılacak ilk seçimlerde AK Parti’nin kara düzenini değiştirmek üzere, elbette haksız yere tutuklu avukatları, siyasetçileri, aktivistleri, gazetecileri hepsini serbest bırakmak üzere, elbette hangi dava yeniden görülecekse, en başta Soma 301 davası olmak üzere, nerede haksız hukuksuz bir dava varsa, o davalar yeniden görülmek üzere, alın terinin karşılığını vermek üzere, anaların gözyaşını dindirip, o gün anasının karnında olup, bugün 11 yaşındaki evlada, o gün ilkokulda olup, bugün avukat olmuşlara, o gün 14 yaşında olup burada haykıran Berkan’ın haklılığına sonuna kadar sahip çıkmak üzere bu AK Partinin kara düzenini ilk seçimde değiştireceğiz. Bu rejimi yerle bir edeceğiz" dedi.



"Yolumuz iktidar yolu"


Halkın iktidarı için yürüdüklerini kaydeden Özel, "Bunun için ne fedakarlıksa o fedakarlık. İçeride yatan arkadaşlarımız var. 12 metrekarede dimdik duruyorlar. Dimdik. Tehdit ediliyoruz, saldırıya uğruyoruz. Haysiyet suikastlarıyla ve her her türlü kumpasla muhatabız. Niye? Yürüdüğümüz iktidar yolundan ki o yol ne şahsımın ne partimin iktidarı değildir. Yürüdüğümüz yol Türkiye’deki bütün emekçilerin, bütün emeklilerin, bütün mazlumların, bütün mağdurların, gözyaşı akıtan bütün anaların iktidarının yoludur. Değişecekse, önce bu iktidar değişecek, sonra yargının tutumları değişecek. Değişecekse önce bu iktidar değişecek, sonra sarı sendikacılık değişecek. Değişecekse önce bu iktidar değişecek, çiftçinin, işçinin, memurun, esnafın mağduriyeti değişecek. Halkın iktidarını kurmak, halkın düşmanını kovmakla halkın koluna gir mağdurları, mazlumları iktidara getirmekle olur. Bunun peşindeyiz hepimiz. Onun için bir daha hiçbir madenci madenlerde 150 yıl öncenin şartlarında çalışmasın, hayatını kaybetmesin diye, Türkiye ucuz ölümler ülkesi olmasın diye dağın başındaki bir otelde 76 can diri diri yanmasın diye, olmadık yerde biraz daha fazla para kazansınlar diye atılan imzalarla toprağın altında canlar hayatını kaybetmesin diye, kimse, birileri daha çok para kazanacak diye, bedavadan ölmesin diye, emek en yüce değer hakkını alsın diye, emekçi en yüce insan hak ettiği yerde dursun diye Soma’da bir kez daha hep beraber kararlılıkla, sabırla ve dirençle birlikteyiz" şeklinde konuştu.



"Bu kürsüde halkın cumhurbaşkanı olacak"


"Göreceksiniz bir zamanlar verdiğimiz antların, söylediklerimizin bir kısmını yerine getirdik beraber" diye devam eden Özel, "Ama göreceksiniz daha sonraki anmalarda Soma’nın örneğin 14. anmasında, 15. anmasında bu kürsüde elbette bizler olacağız, hepimiz yine olacağız ama bu kürsüde halkın iktidarının cumhurbaşkanları olacak, bakanları olacak. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkan onlar olacak. Bu kürsüler halkın onun seçtiklerinin olacak. AK Partinin kara düzeni tarihe karışacak. Size söz veriyorum. Size söz veriyorum. Biz kazanacağız. Emek kazanacak. Halk kazanacak. O güne kadar yasımızı tutarken mücadelemizi yükseltelim. O güne kadar, ilk günkü acımızla, ilk günkü direncimizle ve her zamanki enerjimizle bir ve birlikte olalım. Hepinizi yürekten selamlıyorum, kucaklıyorum. Çok iyi insanlarsınız. Çok güzel günler gelecek. İntikam da alınacak, hak da yerini bulacak. Hepinizi saygıyla selamlıyorum" ifadelerini kullandı.


Özel konuşmasının ardından beraberindekilerle birlikte madenci heykeline karanfil bırakarak kentten ayrıldı.



CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Soma maden faciasının 12’nci yılı anma programına katıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Uraloğlu: "81 ilimizde kademeli olarak hizmete aldığımız 5G ile ilk günden yaklaşık 21 milyon abone buluştu" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "81 ilimizde kademeli olarak hizmete aldığımız 5G ile daha ilk günden yaklaşık 21 milyon abone, yani neredeyse ülkemizin nüfusunun 4’te biri bu teknolojiyle buluştu" dedi. Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) Küresel Düzenleyiciler Sempozyumu’nun (Global Symposium for Regulators GSR-26), açılış töreni Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nda gerçekleştirildi. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ev sahipliğinde düzenlenen GSR-26 töreninde konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, dijitalleşmeyi teknolojik bir dönüşümün yanı sıra küresel rekabet meselesi olarak gördüklerini belirterek, "Teknoloji artık sadece iletişimi kolaylaştıran bir araç değil; ekonomiyi yönlendiren, toplumu dönüştüren, güvenlik anlayışını değiştiren ve küresel rekabeti yeniden tanımlayan stratejik bir güçtür. Türkiye olarak dijitalleşmeyi teknolojik bir dönüşümün yanı sıra kalkınma, egemenlik ve küresel rekabet meselesi olarak görüyoruz. Bu anlayışla güçlü bir dijital ekosistem inşa etme yolunda kararlılıkla ilerliyoruz. İnanıyoruz ki dijital çağın en güçlü ülkeleri, teknolojiyi sadece tüketenler değil, geliştirenler, yön verenler ve kuralların oluşumuna katkı sağlayanlar olacaktır. Türkiye’nin hedefi de bu sürecin aktif ve güçlü aktörlerinden biri olmaktır" açıklamasında bulundu. "39 Avrupa ülkesi arasında en çok haneye fiber altyapısı ulaştıran ilk 3 ülke arasında yer almaktayız" Türkiye’nin son 25 yılda önemli altyapı hamleleriyle dijital dönüşümde küresel öncü olma yolunda önemli adımlar attığını ifade eden Bakan Uraloğlu, "2002 yılında genişbant internet abonemiz yoktu ve fiber optik kablo uzunluğumuz 81 bin kilometreydi. Bugün fiber optik ağ altyapımız 680 bin kilometreye, yani dünyanın çevresini 17 kez dolaşacak uzunluğa ulaştı. Genişbant internet abone sayımız 98 milyona, mobil abone sayımız ise 100 milyona yaklaştı. Ayrıca, 39 Avrupa ülkesi arasında en çok haneye fiber altyapısı ulaştıran ilk 3 ülke arasında yer almaktayız. Bu yıl sonuna kadar fiber uzunluğumuzu 750 bin kilometreye, mobil abone sayımızı ise 102 milyona çıkarmayı hedefliyoruz. Tüm bunların yanında uydu teknolojileri de bizim için bir bağımsızlık ve sürdürülebilirlik meselesidir. Yüzde 80’in üzerinde yerlilik oranıyla ürettiğimiz ilk yerli ve milli haberleşme uydumuz TÜRKSAT 6A’yı geçtiğimiz yıl hizmete aldık. Şimdi de TÜRKSAT 7A için kolları sıvadık; ihtiyaç analizleri ve fizibilite süreçlerini tamamladık, teknik şartname hazırlığı devam ediyor" diye konuştu. "81 ilimizde kademeli olarak hizmete aldığımız 5G ile ilk günden; yaklaşık 21 milyon abone buluştu" 5G hizmetlerinin kademeli olarak Türkiye’nin her noktasına ulaştırmayı hedeflediklerini vurgulayan Uraloğlu, "Dijital dönüşüm yolculuğumuzda önemli kilometre taşlarını geride bıraktık. 31 Mart 2026’da Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle gerçekleştirdiğimiz ‘5G ile İletişimde Güçlü Türkiye Töreni’ ile 5G’ye geçtik. 81 ilimizde kademeli olarak hizmete aldığımız 5G ile daha ilk günden; yaklaşık 21 milyon abone, yani neredeyse ülkemizin nüfusunun 4’te biri bu teknolojiyle buluştu. Aradan geçen yaklaşık 40 günlük sürede de yaklaşık 12,5 milyon yeni 5G abonesi daha bu teknoloji ile tanışarak yaklaşık 34 milyona yaklaştı. Bu rakam, gerçekten dikkat çekici ve gurur vericidir. Çünkü bu durum, vatandaşlarımızın 5G teknolojisini olağanüstü hızlı ve yüksek bir oranda benimsediğini açıkça göstermektedir. İki yıl içerisinde de 5G hizmetlerini kademeli olarak ülkemizin her noktasına eriştirmeyi hedefliyoruz" şeklinde konuştu. "Tarife Karşılaştırma projemiz, Dünya Bilgi Toplumu Zirvesi ödülleri kapsamında şampiyon seçilmiştir" Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne ulaşma sürecine katkı sunmayı ve bu hedeflere yönelik çalışmaları hızlandırmayı amaçladıklarını aktaran Uraloğlu, şu ifadelere yer verdi: "Dünya Bilgi Toplumu Zirvesi (WSIS) sürecinin önemli bir paydaşı olan Türkiye, yürüttüğü projelerle de sürece katkı sağlamaktadır. Vatandaş odaklı dijital hizmetler geliştiren ve bu başarıları uluslararası ölçekte tescillenen bir ülke olarak, 2025 yılında elektronik haberleşme sektöründeki tarifelerin e-Devlet üzerinden karşılaştırılmasını sağlayan ‘Tarife Karşılaştırma’ projemiz, Dünya Bilgi Toplumu Zirvesi ödülleri kapsamında ‘Bilgiye Erişim’ kategorisinde şampiyon seçilmiştir. Benzer şekilde, abonelik fesih süreçlerinin tamamen elektronik ortamda yürütülmesini sağlayan projemiz de 2022 yılında WSIS ödülüne layık görülmüştür. Bu ödüller, dijital inovasyonun insanlar ve toplumlar için nasıl gerçek, ölçülebilir bir etki oluşturduğunu göstermesi bakımından büyük önem taşımaktadır." "ITU’nun Küresel Siber Güvenlik Endeksi’nde ülkemiz tüm başlıklarda tam puan alarak Seviye 1 ‘Rol Model’ ülkeler arasında yer almıştır" Uraloğlu, Türkiye’nin ITU Bilişim Teknolojileri Düzenleme Takip Sistemi değerlendirmesinde en üst düzey olan Seviye 5 ülkeler arasında yer aldığını belirterek, "Siber güvenlikte uluslararası alanda marka haline gelmek vizyonuyla oluşturduğumuz strateji ve teknik altyapımızla önemli bir olgunluğa erişmiş durumdayız. ITU’nun Küresel Siber Güvenlik Endeksi’nde ülkemiz tüm başlıklarda tam puan alarak Seviye 1 ‘Rol Model’ ülkeler arasında yer almıştır. ITU Bilişim Teknolojileri Düzenleme Takip Sistemi değerlendirmesinde de en üst seviye olan Seviye 5 ülkeler arasında bulunmaktayız. Bu başarılar, düzenleyici kapasitemizin, kurumsal yetkinliğimizin ve dijital yönetişim anlayışımızın uluslararası alandaki güçlü konumunu teyit etmektedir" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin 2027-2030 dönemi için gerçekleştirilecek PP-26 seçimlerinde ITU konseyi üyeliğine adaylığını bir kez daha ifade ediyorum" ITU’nun öncelikleri ile Türkiye’nin dijitalleşme vizyonu arasında güçlü bir uyum olduğunu söyleyen Uraloğlu, "ITU ile uzun yıllara dayanan yapıcı iş birliğimizin bir yansıması olarak; Türkiye’nin 2027-2030 dönemi için gerçekleştirilecek PP-26 seçimlerinde ITU Konseyi üyeliğine yeniden adaylığını bu vesileyle bir kez daha ifade ediyorum. Türkiye olarak, konsey bünyesinde aktif, yapıcı ve sorumluluk sahibi katkılarımızı sürdürme konusundaki güçlü irademizi muhafaza ediyoruz. Bu süreçte tüm ITU üyesi ülkelerin kıymetli desteklerine duyduğumuz güveni de özellikle vurgulamak isterim" dedi. "Dijital çağda en büyük servetimiz çocuklarımızdır" Dijital ekosistemi daha güvenli hale getirmek adına da kararlı adımlar attıklarını ifade eden Uraloğlu, "1 Mayıs 2026 tarihinde yürürlüğe giren ‘Yeni Sosyal Medya ve Oyun Platformları Düzenlemesi’ ile önemli bir milat daha gerçekleştirdik. Bu yasa, dijital dünyada özellikle çocuklarımızı korumayı merkeze alan, koruyucu ve düzenleyici bir vizyonun ürünüdür. Dijital çağda en büyük servetimiz çocuklarımızdır. Türkiye, bu yasayla ITU’nun ‘Güvenli ve Kapsayıcı Dijital Gelecek’ vizyonuna somut bir katkı sunmakta, teknolojik ilerlemeyi etik ve insani değerlerle dengelemenin mümkün olduğunu tüm dünyaya göstermektedir. Bu düzenleme, sosyal medyayı yasaklayan değil, onu daha güvenli ve sorumlu bir mecraya dönüştüren, çocuklarımızı risklerden korurken aileleri de güçlendiren insani bir yaklaşımdır. Bu düzenlemelerle birlikte, Türkiye dijital alanda hem öncü hem de koruyucu bir ülke olma yolunda emin adımlarla ilerlemeye devam edecektir" dedi. Açılış törenine Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Ömer Abdullah Karagözoğlu, ITU Telekomünikasyon Geliştirme Bürosu Direktörü Cosmas Zavazava ile yaklaşık 100 ülkeden yerli ve yabancı temsilci katıldı.
Aydın Anne cinayetindeki ’kanlı mont’ detayı düğümü çözdü Aydın’ın Germencik ilçesinde Meryem Akgün’ün (76) oğlu tarafından öldürülmesiyle ilgili soruşturma kapsamında evde bulunan kanlı montun sahibi tutuklanırken, şüphelinin ifadesinde, "Kanın montuma nasıl bulaştığını bilmiyorum" diyerek kendini savunduğu öğrenildi. Olay, geçtiğimiz 8 Mart günü Germencik ilçesi Çamköy Mahallesi’nde meydana geldi. 76 yaşındaki Meryem Akgün’ün evinde ölü bulunmasının ardından soruşturma başlatıldı. Yaşlı kadının baş kısmındaki darp izleri üzerine olayın cinayet olabileceği değerlendirilirken oğlu İbrahim A. gözaltına alındı. Soruşturma kapsamında 348 saatlik güvenlik kamerası görüntüsü incelenirken, çok sayıda kişinin ifadesine başvuruldu. Yapılan çalışmalar sonucunda şüpheler, yaşlı kadının oğlu İbrahim A. üzerinde yoğunlaştı. Gözaltına alınan İbrahim A. ifadesinde, annesiyle arazi anlaşmazlığı nedeniyle uzun süredir sorun yaşadığını söylediği öğrenildi. Olay günü bir arkadaşıyla Yeniköy civarında define aradığını anlatan İbrahim A.’nın, daha sonra annesinin evine gittiğini ve aralarında çıkan tartışmanın büyümesi üzerine sinirlenerek evde bulunan odunla annesinin başına vurduğunu itiraf ettiği öğrenildi. İtirafın üzerine gerekli işlemleri tamamlanan İbrahim A., 12 Mart’ta sevk edildiği adli makamlarca tutuklanarak cezaevine gönderildi. Kanlı mont olayın seyrini değiştirdi Soruşturmayı derinleştiren Germencik Cumhuriyet Başsavcılığı, olayla bağlantısı olduğu değerlendirilen Fırat B.’yi de gözaltına aldı. Şüphelinin evinde yapılan aramada ise kan lekeleri bulunan bir mont ele geçirildi. Kriminal inceleme sonrasında monttaki kan izlerinin Meryem Akgün’e ait olduğu tespit edildi. Cinayet şüphesiyle gözaltına alınan Fırat B.’nin suçlamaları kabul etmediği, ifadesinde ise, "Olayla bir alakam yok. Olay yerinde hiç bulunmadım. Montuma kan izleri nasıl bulaştı bilmiyorum" diyerek kendini savunduğu öğrenildi. Adliyeye sevk edilen şüpheli, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Ankara Bakan Şimşek: "Nisan’da dış ticaret dengesindeki iyileşmeyle birlikte yıllık cari açığın belirgin şekilde gerilemesini öngörüyoruz" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Martta yıllıklandırılmış cari açık 39,7 milyar dolar gerçekleşti. Nisan ayında dış ticaret dengesindeki iyileşmeyle birlikte yıllık cari açığın belirgin şekilde gerilemesini öngörüyoruz" dedi. Bakan Şimşek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Martta yıllıklandırılmış cari açık 39,7 milyar dolar gerçekleşti. Nisan ayında dış ticaret dengesindeki iyileşmeyle birlikte yıllık cari açığın belirgin şekilde gerilemesini öngörüyoruz. Mayıs ayında ise uzun bayram tatilinin etkisiyle cari dengede geçici bozulma bekliyoruz. Diğer taraftan savaşın turizm gelirleri üzerindeki etkilerinin sınırlı kaldığını görüyoruz. Bu yıl enerji ve enerji dışı emtia fiyatlarındaki yüksek seyir nedeniyle cari açık artacak. Uyguladığımız programla sağladığımız kazanımlar ve güçlenen makroekonomik temeller sayesinde bu artışın yönetilebilir seviyelerde kalacağını ve geçici olacağını değerlendiriyoruz. Mart’taki 1 milyar dolar doğrudan yabancı yatırım girişi ile yıllıklandırılmış giriş 12,6 milyar dolar oldu. Ülkemizin risk primi CDS savaş öncesi döneme yaklaşırken borç çevirme oranlarındaki yüksek seyir devam ediyor. Meclis’te görüşülen Yatırım Teşvik Paketi’nin finansman yapısını desteklemesini bekliyoruz. Enerjide dışa bağımlılığı azaltan, katma değerli üretimi ve yeşil dönüşümü destekleyen politikalarımızı sürdürüyoruz" dedi.
Eskişehir Sivrihisar Belediye Başkan Yardımcısı saldırıya uğradı Eskişehir Sivrihisar Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Taş, belediye binasında çıkan arbede sırasında bir şahsın saldırısı sonucu yaralandı. Sivrihisar Belediyesi tarafından konuya ilişkin yapılan açıklamada, "Bugün Sivrihisar Belediye Başkanımız Sayın Habil Dökmeci’ye yönelik saldırı girişiminde bulunmak amacıyla belediye binasına gelen ve daha önce Belediye Başkanımıza karşı tehdit ve hakaret suçlarından ceza aldığı bilinen H.A. isimli şahıs, belediye binasında yaşanan arbede sırasında Belediye Başkan Yardımcımız Mehmet Taş’ı yaralamıştır. Olayın ardından gerekli sağlık müdahaleleri gerçekleştirilmiş olup, Başkan Yardımcımız Mehmet Taş’ın tedavi süreci devam etmektedir. Yaşanan saldırıya ilişkin hukuki süreç Belediyemiz tarafından ivedilikle başlatılmış; ilgili şahıs hakkında hem Belediyemiz hem de Sayın Mehmet Taş tarafından ayrı ayrı suç duyurusunda bulunulmuştur. Şüpheli şahsın, ifade süreci de Sivrihisar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmektedir" denildi. "Bizler hukuka güveniyoruz" Açıklamada, "Kamu hizmetinin yürütüldüğü belediye binalarında şiddet, tehdit ve saldırı girişimlerinin hiçbir şekilde kabul edilmesi mümkün değildir. Sivrihisar’da bugüne kadar büyük bir hassasiyetle korunan huzur ortamını bozmaya yönelik her türlü hukuka aykırı girişimin karşısında olduğumuzu; hukuka uygun şekilde gerçekleştirdiğimiz tüm işlem ve uygulamaların da sonuna kadar arkasında durduğumuzu kamuoyuna saygıyla bildiririz. Demokratik toplum düzeninde çözüm yolu; tehdit, baskı ve şiddet değil, hukuk ve meşru zemindir. İnsanların can güvenliğini tehlikeye atan, kamu düzenini bozan ve kamu görevlilerine yönelik saldırı gerçekleştiren kişiler hakkında hukuk devletinin gereğinin eksiksiz şekilde yerine getirileceğine olan inancımız tamdır. Bizler hukuka güveniyoruz. Aynı zamanda, hukuk devletinin korunabilmesi adına hukuka güvenmek zorunda olduğumuzu da özellikle ifade ediyoruz" ifadeleri yer aldı.