ÇEVRE - 29 Nisan 2025 Salı 16:52

Çaybaşı Deresi hem temizlendi hem de yeni fidanlar dikildi

A
A
A
Çaybaşı Deresi hem temizlendi hem de yeni fidanlar dikildi

Manisa Büyükşehir Belediyesi, şehrin simge noktalarından Çaybaşı Deresi’nde aylık temizlik çalışmasını gerçekleştirdi. Ayrıca dere yatağında hastalıklı olduğu tespit edilen 12 ağacın yerine çevre dokusunu korumak adına 73 yeni fidan dikildi.


Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in de yakından takip ettiği, tarihi dokuların ve asırlık ağaçların yer aldığı Çaybaşı Deresi’nde aylık temizlik çalışması gerçekleştirildi. Büyükşehir Belediyesi Kent Estetiği Dairesi Başkanlığı, Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı ve Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) Genel Müdürlüğü Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı’na bağlı ekipler, derenin açık kesimindeki çöpleri toplayarak düzenli temizlik ve bakımını yaptı. Ayrıca, dere yatağı 7/24 güvenlik kameraları ile izlenmeye başlandı. Yürütülen çalışmaları Manisa Büyükşehir Belediyesi Kent Estetiği Dairesi Başkanı Müge Türkeli Kuğu ve şube müdürleri de inceledi.


Mahallede yaşayan Talip Sezer, "Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı bu çalışmadan memnunuz. Derenin temizliği düzenli bir şekilde yapılıyor. Dere bayağı kirlenmişti. Bizler de destekliyoruz. Teşekkür ederiz" dedi.



"Aylık temizliklerimiz sürüyor"


Kent Estetiği Dairesi Başkanı Müge Türkeli Kuğu, "Çaybaşı Deresi’nde aylık bakım kapsamında temizlik çalışmalarımızı yapıyoruz. Çevre Koruma, Kent Estetiği ve MASKİ Genel Müdürlüğü olarak ayda bir temizlik işlemlerini tamamlayıp çıkıyoruz. Maalesef halen vatandaşlarımızın çöp atma alışkanlığı bitmedi. İnşallah bundan sonra bu konuyla ilgili hassas davranırlar" dedi.


Müge Türkeli Kuğu, deredeki bazı ağaçların, hastalık ve hastalığın diğer ağaçlara geçme tehdidi nedeniyle kesilmek zorunda kalındığını belirterek, "Bu kesimin kararı sadece Manisa Büyükşehir Belediyesi değil İzmir Katip Çelebi Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi ve uzman kişiler tarafından kontrolü yapıldıktan sonra verildi. Hastalıklı ağaçların tespitinin yapılmasından sonra Büyükşehir Belediyesi’nin ne yapması gerektiğine yönelik bir rapor hazırlandı. Bu rapor doğrultusunda ve İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun onayı ile 12 tane ağacı maalesef kesmek zorunda kaldık. Yeşile, ağaca çok önem veren bir belediye olarak diğer ağaçları korumak adına bu çalışmayı yapmak zorunda kaldık. Onların yerine 73 tane çınar fidanı diktik" diye konuştu.


Çaybaşı Deresi ve çevresinin gün geçtikçe daha da güzelleştiğini vurgulayan Tunca Mahalle Muhtarı Suna Marangoz, ise şunları söyledi: "Büyükşehir Belediye Başkanımız Ferdi Zeyrek’in talimatı ile her ay rutin olarak deremiz temizleniyor. Bu anlamda mahalle sakinleri ve çevre gönüllülerine eskisi kadar çöp atılmadığı için teşekkür ediyorum. Bunun yanında Kumludere’de 12 adet çınar ağacının kesimi gerçekleşmişti. Ağaçlarımız gerçekten hastaydı. Ve hastalıkları çevrelerindeki ağaçlara da zarar veriyordu. Daha fazla ağacımızı kaybetmemek adına bu kesim yapıldı. Deremize 73 adet çınar, 5 adet ceviz ağacı yeniden dikildi. İnşallah 5 yıl sonra çok daha güzel, daha sağlıklı büyük ağaçlarımıza kavuşacağız. Bu anlamda insanlarımızdan bu ağaçları koruma altına almasını istiyoruz. Tarihimizi, doğamızı, kültürümüzü kaybetmeyelim. Manisa’mız eskisi gibi yeşil bir kent olsun."



Çaybaşı Deresi hem temizlendi hem de yeni fidanlar dikildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Selektör yapma nedeniyle çıkan tartışmada öldürülen 3 kişinin cenazeleri teslim alındı Antalya’nın Serik ilçesinde dün gece saatlerinde selektör yapma nedeniyle çıkan tartışmada hayatını kaybeden 3 kişinin cenazeleri Antalya Adli Tıp Kurumu morgundan teslim alınarak toprağa verilmek üzere Serik Akbaş köyüne götürüldü. Polisteki ifadesi tamamlanan Katil Zanlısı Ahmet B., olay anında yanında bulunduğu öğrenilen O.V. isimli arkadaşı ile birlikte adliyeye sevk edildi. Serik ilçesi Kökez Mahallesi Cumhuriyet Caddesi’nde dün gece saat 02.00 sıralarında meydana gelen olayda Ahmet B. (25) ile Bilgin Korkut, Oğuz Avcı ve Emre Savran arasında araçla seyir halindeyken selektör yapma nedeniyle tartışma çıktı. Tartışma kısa sürede kavgaya dönüşürken, Gündoğmuş’ta Orman Muhafaza Memuru olarak görevli olduğu öğrenilen Ahmet B. yanında bulunan tabanca ile Bilgin Korkut, Oğuz Avcı ve Emre Savran’a ateş ederek çeşitli yerlerinden vurdu. 3 kişi hayatını kaybetti Silah seslerini duyan vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edilirken, Bilgin Korkut ve Oğuz Avcı’nın olay yerinde, ağır yaralanan Emre Savran ise kaldırıldığı Serik Devlet Hastanesinde hayatını kaybetti. Şüpheli Ahmet B. ise olayın ardından polis merkezine giderek teslim oldu. Cumhuriyet savcısının ilk incelemesinin ardından cenazeler Antalya Adli Tıp Kurumuna gönderildi. Cenazeler yakınlarına teslim edildi Olayda hayatını kaybeden ve akraba oldukları öğrenilen inşaat mühendisi Bilgin Korkut, güvenlik görevlisi Emre Savran ile inşaat işçisi Oğuz Avcı’nın cenazeleri Antalya Adli Tıp Kurumu’ndaki otopsi işlemlerinin ardından yakınlarına teslim edildi. Hayatını kaybeden 3 akrabanın yakınlarının bir hayli üzgün olduğu görülürken cenazeleri aynı araçla toprağa verilmek üzere Serik Akbaş Köyü’ne götürüldü. Olayın ardından teslim olan Ahmet B. ile olay anında araçta bulunan arkadaşı O.V. polisteki ifadelerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Diyarbakır Geri dönüşümlü ambalajlar tercih edilerek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanıyor Diyarbakırlı iş adamı Volkan Beşenk, ambalaj sektöründe geri dönüşümlü ambalaj üreterek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanmasına vesile oluyor. Dünyanın birçok ülkesine doğa dostu ürünler ile hitap eden Worldpack ambalaj firması, Türkiye’de de farkındalık oluşturmaya devam ediyor. Doğada çözülebilen geri dönüşümlü ürünler ile Türkiye piyasasında kısa sürede doğa dostu ürünleriyle farkındalık oluşturdu. Worldpack Ambalaj Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Beşenk, 2010 yılında ambalaj üreterek başladıklarını, daha sonra odak noktalarını gıda ambalajlarına yönelttiklerini söyledi. Gıdayla temas edebilen ambalajlar üretmeye başladıklarını belirten Beşenk, üretimlerinin şu anda bu alanda devam ettiğini ifade etti. Ayrıca ham madde imalatını da yaptıklarını aktaran Beşenk, "Yurt dışında fabrikalarla anlaşmamız mevcut. Ürettiğimiz ambalajlar yüzde 100 selülozdan imal edilmekte. Bu vesile ile direkt gıda ile temas edebilme özelliğine sahip. Ürünlerimiz tek kullanımlık. Kullanım yapıldıktan sonra geri dönüştürülüp gıda harici farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Örneğin tekstil, taşıma çantaları, elektronik eşya kutuları gibi ürünlerde geri dönüştürülmüş şekilde kullanılabiliyor" dedi. Ürünlerin, doğada birebir çözülebilen ürünler olduğunu kaydeden Beşenk, "Türkiye’de geri dönüşüm fabrikaları kuruldu. Ürünün niteliği değiştirilerek farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Aynı üründen böylece daha fazla katma değer oluşturabiliyoruz. Geri dönüşüm yapan insanların çevre duyarlılığı biraz daha fazla oluyor. Ürünlerimiz ormanlardan elde edilen selülozla elde ediliyor. Geri dönüşüm yaptığınız zaman bu ormanlara dokunmuyorsunuz. Su, ağaç, enerji tasarrufları sağlıyorsunuz. Halkımızın ambalaj konusunda biraz daha bilinçlenmesini istiyorum" diye konuştu.
Kayseri Hipertansiyonda gizli belirtiler önemli Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, hipertansiyonun gizli seyreden bir hastalık olduğunu söyleyerek, "Hipertansiyon; hastalığın önemli bir kısmı sessiz seyretse de hastalar baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkıyor" dedi. Dünyada 1 milyar üzerinde insanın hipertansiyon hastası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, "Hipertansiyon dünyada en sık rastlanan kardiyovasküler risk faktörlerinden birisidir. Dünyada yaklaşık 1 milyar üzerinde hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Ülkemizde de yaklaşık olarak 15 ila 20 milyon arasında hipertansiyon hastası olduğunu varsaymaktayız. Genelde erişkin nüfusun yaklaşık üçte birinde yani her 10 kişiden 3 tanesinde hipertansiyona rastlamaktayız. Hipertansiyon, kanın damar duvarındaki yaptığı basınç olarak tariflenir ve 120’ye 80’in altında kabul edilir. 140/90’ın üzerindeki kan basıncı değerleri ise hipertansiyon olarak kabul edilir. 120 ile 140 milimetre civarı arasındaki kan basıncı değerleri ise artmış kan basıncı olarak kabul edilir. Aslında bunu hipertansiyona aday hastalar olarak da kabul edebiliriz. Hipertansiyon, aslında kolay teşhis konulmasına rağmen maalesef hastalarımızın yaklaşık yarısı hipertansiyon hastası olduğunun farkında bile değil. Bunda en önemli sebeplerden bir tanesi hastalığın sessiz seyretmesi ve kendine özgü bir şikayetinin olmamasıdır. Fakat hastaların önemli bir kısmında hipertansiyon baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkmaktadır. Özellikle hipertansiyon hastalarının %30’unda baş ağrısı bulunmaktadır. Bu baş ağrısı genelde enseden başlayarak başın tepe üstüne kadar ilerleyen baskı tarzında ağrılar şeklinde görülmektedir. Bazen tansiyon ani-hızlı yükseldiğinde ya da stres kökenli olduğunda bu baş ağrısına bulantı, kusma gibi şikayetler de eşlik etmektedir" dedi. Prof. Dr. Seyfeli, tansiyonun düzenli olarak kontrol edilmesi ve doğru şekilde ölçülmesi gerektiğini söyleyerek, "Tansiyonumuza genelde 18 yaşından sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra da yılda bir kez mutlaka bakmamız gerekiyor. Şayet ailesinde genetik olarak tansiyon hastası olan vatandaşlarımız varsa bunların da yine de 18 ile 40 yaş arasında da yılda bir kez de olsa mutlaka kan basıncını ölçtürmesi gerekmektedir. Tansiyon ölçümünde birçok hata yapılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gerekenler, tansiyonu ölçülecek kişinin 20 dakika veya yarım saat öncesinden yemek yememiş olması, çay, kahve, sigara, alkol tüketmemiş olmaması gerekmektedir. Hastanın efor sonrası mutlaka dinlenmesi gerekiyor. Hastanın oturur vaziyette sırtını bir yere yaslaması ve kolundaki sıkı giysilerin çıkarılması gerekiyor. Kol kalp hizasında olmalı ve mutlaka elimizle ya da herhangi bir aparatla kolun desteklenmesi gerekiyor. Yine tansiyon ölçerken manşonun dirsek seviyesinden 2-3 santim yukarıda bağlanması gerekiyor ve stetoskopun yani kulaklığın buradaki atardamara denk gelmesi gerekiyor ki doğru ve düzgün bir tansiyon ölçelim. Yine tansiyon ölçerken ayak ayak üstüne atılması, tansiyon ölçerken konuşulması maalesef tansiyonun yanlış ölçülmesine neden olabilir" ifadelerini kullandı. Hipertansiyon için şikayetlerin beklenmemesi gerektiğini söyleyen Seyfeli, "Tansiyon kronik bir hastalık ve gerçekten toplumda çok sık görülen ve sessiz seyrettiği için de ancak hastalar bize hipertansiyona bağlı problemlerle gelmekte. Bunlar hangi problemler diye baktığımızda ise; özellikle kalp krizi, kalp yetmezliği ya da aort damarında anevrizma dediğimiz genişlemelerin neticesinde oluşan yırtılmalarla karşımıza geliyor. Özellikle bu hastalar sadece kalp ve damar hastalıkları değil felçle, görme bozuklukları ve böbrek yetmezliği ve diyalizle de karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla hipertansif hastaların bu tür komplikasyonlarla karşılaşmadan önce mutlaka tansiyonlarını kontrol ettirmeleri ve etkin tedaviyle hedefte tutulması gerekiyor. Tansiyon hastalarında hedef 120’ye 80’in altında tutulmasıdır, bunun üstündeki her 10 milimetre civalık artışın hipertansiyona bağlı komplikasyonları arttırdığını söyleyebiliriz. Bu hastaların mutlaka yıllık kontrollerini yaptırmaları ve illa şikayet olmasını beklememeleri gerekiyor. Özellikle dijital tansiyon aletleri son derece yaygın, kendi kendimize tansiyonumuzu kolayca ölçebiliriz. Eğer tansiyonumuz 140/90 ve üzerinde seyrederse mutlaka bir sağlık kuruluşuna, bir kardiyoloji uzmanına görünmelerinde fayda vardır" dedi.